Kategori: Beyin ve Sinir Cerrahisi

  • Bel fıtığı ameliyatı sonrası:

    Bel fıtığı ameliyatından sonra belinizdeki yaranıza en az 5 gün mutlaka hiç su değmemesine dikkat etmelisiniz. Günümüzde genellikle yaralar gizli dikişle kapatıldığı için, bu sürenin sonunda pansumanınızı çıkarıp atabilir ve banyonuzu yapabilirsiniz. Ama eğer dikişlerinizi aldırmanız gerektiği söylendiyse, bu takdirde 7. gün dikişlerinizi aldırmanız ama bu süre boyunca yaranızın pansuman ile örtülü olması gerekecektir.

    İlk haftayı daha çok ev içinde ve genellikle yatakta istirahat ederek geçirmeniz uygun olacaktır; ilk haftadan sonra aralıklı olmak kaydıyla evden çıkıp dolaşabilir, hatta uzun süreli olmamak kaydıyla işe bile gidebilirsiniz. Bir ay dolduğunda, işinize veya evinize yakın bir merkezde; 1 ay süreyle olacak şekilde fizik tedaviye başlayacaksınız. Fizik tedavi süresinde size öğretecekleri hareketleri ise bundan sonra hayatınızın bir parçası hale getireceksiniz.

    Fizik Tedavi bittikten sonra, 1 ay boyunca da egzersiz yapıp daha sonra; yani 3 ay sonunda bir spor salonuna üye olup ağır sporlarla uğraşabilir ve ağır işlerinize geri dönebilirsiniz. Ameliyat sonrasında size verilen ağrı kesici, kas gevşetici ve antibiyotiklerinizi, cerrahınızın size önereceği süre boyunca kullanıp sonra bırakacaksınız. Unutmayın ki ameliyatı, ilaçlardan da kurtulup kaliteli bir yaşama ulaşmak için oldunuz.

    Sert bir yatakta yatın, yani yerde veya sert bir tahtanın filan üzerinde değil; sıradan bir hazır yaylı yatağın üzerinde. Kanepede filan yatmayın. Yatağınızı 8 yılda bir değiştirin. Alaturka tuvalet kullanmayın, daima klozete oturun. Eğer alaturka tuvaletten vazgeçmek sizin için olanaksızsa, o zaman yeni tasarlanan alçak oturumlu klozetlerden edinin. Otururken de koltukta değil, sandalyede; yani geriye kaykılmadan oturun.

    Belinizi soğuktan koruyun. Dengesiz ve zorlayıcı hareketler yapmayın; mesela çok ağır nesneleri kaldırmayın ve tek elinizde ağırlık taşımayın. Uygun olmayan şekillerde uzun süre oturmayın. Eğer size belli bir süre korse kullanmanız söylendi ise, bu süre içinde korsenizi otururken ve ayakta iken asla çıkarmayınız ama korsenizi asla size önerilen süreden fazla da kullanmayın.

    Tabii ki tüm bu okuduklarınız, cerrahınız size aksine bir şey söylemedi ise geçerlidir.

  • Hamilelikte bel ve boyun fıtıkları

    Hamilelikte kadın vücudunda pek çok hormon değişikliği ortaya çıkar. Doğaldır ki bu değişikliklerin bir kısmı doğum eylemini kolaylaştırmak üzere vücuttaki bağları gevşetmeye yöneliktir. Tabii ki bu şekilde bağların gevşemesi, bebekle beraber annenin aldığı ekstra kilolar da eklendiğinde, vücudun duruşunu bozarak, omurgalar arasındaki disklerin zarar görmesini kolaylaştırmaktadır.

    Hamilelik sırasında fıtık gelişip te ağrılar başladığında, ne tanı amacıyla röntgen çekilebilir, ne de herhangi bir ilaç kullanılabilir. Bu nedenle en iyisi, eğer herhangi bir ağrı hamilelik öncesinde de varsa, hamile kalmadan bu soruna bir çözüm aranmasıdır. Yoksa hamilelik bittiğinde bebek sütten kesilinceye kadar tedavi ertelenmek durumunda kalınacak, üstelik hamilelik sonrasında annenin üstünde fazla kilo kalacağı için; tedavi iyice zorlaşacaktır.

  • Mikrocerrahi teknikle omurga kanal daralması hastalığı tedavisi

    Mikrocerrahi teknikle omurga kanal daralması hastalığı tedavisi

    İçinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalı, üst üste dizilmiş kemiklerden oluşan, ince, uzun, kıvrımlı bir borudur. Belirli bir çapı olan bu kanalın genişliği azalırsa, daralmış olan kanal, içinden geçmekte olan sinirleri kolayca sıkıştırmaktadır.

    Neticede bel ve bacaklarda ağrı, uyuşma, huzursuzluk, karıncalanma, yürüme bozukluğu, yürürken bir süre sonra mecburi oturma, yürüme mesafesinin giderek kısalması, sık idrar yapma, idrar ve büyük abdest kontrolünün bozulması, bacaklarda güçsüzlük, cinsel fonksiyonların olumsuz etkilenmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Boyun bölgesindeki dar kanal ise kolları da etkisi altına almaktadır.

    Dar kanal hastalığı için vidasız (platinsiz) ameliyat yöntemi olarak bilinen bu yöntem çok değerlidir. Ameliyatı öncelikle değerli kılan, dar kanal hastalığı için uygulanan diğer tedavi yöntemlerinde olduğu gibi hastaya enstrüman (vida) veya başka herhangi bir yabancı cisim takılmamasıdır. Buna bağlı olarak da iyileşme süreci daha kısa olmaktadır.

    Mikrocerrahi teknikle ve operasyon mikroskopu kullanılarak omurilik sinirlerini sıkıştıran fıtık, kemik ve bağ dokuları alınarak hastanın sinirleri rahatlatılır. Çoğu merkezde uygulanan diğer yöntemlerde olduğu gibi vida ve benzeri ek materyalleri kullanmak gerekmemektedir. Birden fazla aralıkta kanal daralması olsa da bu yöntemle ameliyat edilebilir.

    Bu ameliyat esnasında dar olan omurilik kanalının iç kısmına girilerek kanal içeriden genişletilmekte, böylece anatomik yapı elden geldiğince korunmaktadır. Stabilizasyonu sağlayan anatomik yapının korunması sonucunda bu hastalara ayrıca vida ve benzeri tarzda enstrümanları takmak gerekmemektedir. Dolayısıyla hastalara yabancı cisim konmamış olması büyük bir avantaj oluşturmaktadır.

    Mikrocerrahi teknikle ameliyat edilen bu hastalar ameliyat oldukları gün yürüyebilecek duruma gelirler. Hastaneden 1-2 gün sonra taburcu olurlar. Yaklaşık 1 ay boyunca ayakta oldukları sürelerde bel korsesi kullanmaları önerilir. Yaklaşık 20 gün sonra da egzersiz programına başlanır. Yaşam kalitesini çok azaltan ve oldukça acı verici olan bir hastalık için bu kadar kısa sürede iyileşme olur.

    Mikrocerrahi teknikle yapılan bu ameliyat belirli merkezlerde ve mikrocerrahi deneyimli cerrahlar tarafından uygulanmaktadır. Bu hastalar da aynen bel fıtığı operasyonlarımızda olduğu gibi felç kalma riskiyle karşılaşmadan aynı gün içinde yürüyebilmekte ve 1-2 günde taburcu olmaktadırlar.

    Bu teknik omurgada skolyoz (eğilme), spondilolistezis (kayma) olmadığı durumlarda uygulanır. Hastalaın omurgalarında kayma ve eğilme varsa bu ameliyat ile birlikte hastalara vida-plak uygulamak gereklidir.

  • C1 atlas kayması, kırığı

    Doktorların C1 veya atlas kemiği adını verdikleri kemik, başla boynun birleştiği bölgede yer alır. Bu bölge insan vücudunun hem en karmaşık yapıda olan kısmı ve hem de travmalara karşı en korunmasız olan bölümüdür.

    Yüksek hızlı araçlarla meydana gelen kazalarda ve spor yaralanmalarında sık sık bu bölgenin yaralanması ile karşılaşıyoruz. C1 veya atlas kemiğinin kırılması veya kayması, yani kafatası ve attaki boyun kemikleri ile olan ilişkisinin bozulması; bu bölgenin en ciddi yaralanmalarından biridir.

    Bu tip ölümcül yaralanmaları olan hastalar, artık ülkemizde de gelişmiş bir düzeye ulaşmakta olan acil sağlık hizmetleri sayesinde; karşımıza canlı olarak çıkmaktalar. Geçmişte aylarca alçı veya çelik korseler içinde yatması gereken bu hastalar, günümüzde deneyimli ellerde yapılan ameliyatlarla; hemen normal yaşamlarına dönebilmektedir.

  • Bel fıtığı başlangıcı

    Doktorlar arasında disk protrüzyonu, black disk, asteriks işareti, disk dejenerasyonu da denen bu hastalardaki ağrılar; korkunç ve dayanılmaz ağrılar değildir. Çünkü disk tümüyle yerinden çıkmamış, sadece pörtlemiştir ve sinire hafifçe dokunmaktadır.

    Bu hastaların tabii ki doğru dürüst muayene edilip, gerekli tüm tetkikleri yapıldıktan sonra; ağrılarının öncelikle istirahat ve ilaç tedavisi ile dindirilmesi, ardından da fizik tedaviye başvurulması gereklidir.

  • Endoskopik hidrosefali ameliyatı

    Hidrosefali adını verdiğimiz hastalıkta beyin omurilik sıvısının yani BOS’un fazlalığı söz konusudur. Hidrosefali genellikle şant denen cihazın takıldığı ameliyatlarla tedavi edilir. Tabii ki söz konusu şant cihazları her ne kadar yüksek teknoloji ürünü olsalar da, maalesef kolaylıkla tıkanıp bozulabilen cihazlardır.

    Hidrosefaliye yol açan, yani bu sıvının fazlalığına yol açan neden eğer sıvının dolaştığı yollardaki akım zorlukları veya tıkanmalar ise; o takdirde seçilmiş hastalarda bu yolları açıp akımı rahatlatmak için endoskopik cerrahi de kullanılabilmektedir. Tabii ki bu yöntemde de kafatasına bir delik açıp beynin içine girilmesi gerekmektedir.

    Çağdaş cerrahideki minimal girişimsel yöntemlerden biri olan endoskopik cerrahi sayesinde şant kullanmadan, tabiri caizse köşelerin arkasına da bakarak BOS akım yolları genişletilebilmektedir.

  • Kafatasında şişlik, çukurluk

    Kafatası kemikleri pütürsüz bir top şeklinde değildir tabii ki. Yani kafatasında bir takım kabarıklıklar veya daha çukur bölgeler olabilir. Hatta saçlı derinin kalınlığındaki değişiklikler bile böyle hissetmenize sebep olabilir. Eğer elinize gelen düzensizlik kafanın sağında ve solunda da aynı şekilde ise, yani paralel ise endişelenmeyin.

    Eğer elinize gelen şişlik veya çukurluk zaman içinde giderek büyüyorsa veya ağrılı ise; özellikle de sağa sola oynatmaya çalıştığınızda deri ile birlikte oynamıyor, yani kemik üzerinde sabit gibi ise veya saçları aralayıp bakıldığında parlak renkli ise ya da o bölgeden bir akıntı geliyorsa tabii ki o zaman acilen bir doktora gitmelisiniz.

  • Faset hipertrofisi

    Doktorların faset adını verdiği yapı, aslında omurga kemikleri arasındaki eklemin adıdır. Bu eklem aynı diz eklemi, kalça eklemi gibi karmaşık yapıda bir eklemdir. Kapsülü, içinde menisküsü, eklem sıvısı da vardır. Kalça ve diz eklemlerinin protezi yapılalı onlarca yıl oldu, bu cihazlar her gün pek çok insana takılıyor; ancak yüksek teknoloji ile hala faset ekleminin protezi yapılamadı, çünkü çok hassas bir yapısı var.

    İşte omurgalar arasındaki disk denen kıkırdak yapı zarar görüp te uygun şekilde tedavi edilmeyince; bütün yük faset eklemlerine biniyor ve yıllar içinde bu faset eklemlerinde halk arasında kireçlenme denen tablo ortaya çıkıyor, eklem giderek büyüyor. Sonuçta hareketlerle artan şiddetli bel ağrıları başlayan bu hastaların maalesef platin ameliyatı olmaktan başka çareleri de kalmıyor.

  • Çocuklarda bel ağrısı

    Çocuklarda bel ağrılarının en sık rastlanan sebebi, sportif zorlanmalar sonucu oluşur ve genellikle 1-2 haftalık istirahat ile geçer. Çocukluk çağındaki bel ağrıları 4 haftayı geçerse daha ciddi olarak incelenmelidir. Çocukluk çağında uzun süren bel ağrılarının daha ciddi ve daha ağır sebepleri olabilir.

    Aşağıdaki durumlarda bel ağrılarının altında ciddi bir sebep aranmalıdır.

    1. 4 haftadan uzun süren ağrılar (dinlenmeye rağmen)
    2. ağrı inatçı ise, çocuğun aktivitelerini kısıtlıyorsa
    3. ateş öksürük idrar ve barsak değişiklikleri, adet düzensizliği varsa
    4. ağrı bir yada her iki bacağa yayılıyorsa
    5. okul öncesi çocukta bel ağrısı varsa
    6. trafik kazası, düşme gibi bir travma olmuşsa
    7. gece ağrısı belirginse

    Bu 7 özellikten biri varsa aşağıdaki tetkiklerr yaptırılmalıdır

    1. Tam kan, sedimantasyon, CRP
    2. Bel ve pelvis röntgeni
    3. enfeksiyon ve tümör şüphesi varsa Sintigrafi
    4. MRI, bilgisayarlı tomografi

    Çocuklarda bel ağrısının en sık rastlanan sebepleri şunlardır;

    1. Travma: 1–2 hafta içinde geçen kas zorlanmaları, ağırlık kaldırma, ters hareketler, spor zorlanmaları; daha ciddi travmalar omurga kırıklarına yol açabilir.

    2. Enfeksiyon: Diskiitis (disk aralığı iltihabı), okul öncesi çocuklarda sık görülür, ani başlar, ateş vardır, ayakta durma ve oturma pozisyonunda ağrı artar. Şayet tedavi edilmezse osteomiyelite sebep olabilir. Sintigrafi, MRI ve röntgenle teşhis edilir.

    3. Spondiloliz ve spondilolistezis (bel omurgalarında kayma); daha çok kız çocuklarında görülür.

    4. Scheurman hastalığı; ileri çocukluk ve delikanlılık dönemlerinde görülür. Sırtta düzleşme ve kamburlaşma vardır. Daha çok erkeklerde görülür.

    5. Jüvenil romatoid artrit ve ankilozan spondilit.

    6. Kemik tümörleri :

    – osteoid osteoma
    – osteoblastoma
    – eozinofilik granüloma
    – anevrizmal kemik kisti
    – lösemi

  • Baş ağrıları hakkında

    Baş ağrılarını: 1-Primer (birincil) baş ağrıları 2-sekonder (ikincil) baş ağrıları olarak ikiye ayırabiliriz.

    PRİMER BAŞ AĞRILARI:Sadece baş ağrısı şeklinde olup, başka bir hastalıkla beraber görülmeyen, sadece beyin ile ilgili olan baş ağrısı tipidir.

    1 Migren
    2 Gerilim tipi baş ağrısı
    3 Küme baş ağrıları olarak ayrılırlar.

    SEKONDER BAŞ AĞRILARI:Toplam baş ağrılarının ancak % 10 unu oluştururlar. Oluşan baş ağrısı başka bir hastalığa bağlıdır. Beyin tümörleri, göz hastalıkları, sinüzit, menenjit gibi hastalık sonucunda ortaya çıkan bir semptomdur.Özellikle sebebe yönelik tedavi ön plandadır.
    BAŞ AĞRISINDA SÜLÜK TEDAVİSİ OZON TEDAVİSİ
    Geçmeyen, tedaviye inatçı baş ağrılarında önemli konulardan birisi de SİNDİRİM SİSTEMİ BOZUKLUKLARIDIR. Normal barsak florasının bozulması veya herhangi bir gıdaya karşı meydana gelmiş olan gıda intoleransı (Allerjisi) varsa bir türlü iyileşmeyen baş ağrılarınızın sebebi olabilir.

    GAPS TEDAVİSİ

    Kronik yani geçmeyen, tedavilere cevap vermeyen migren veya migren olmayan tüm baş ağrılarında her hastaya mutlaka GIDA İNTOLERANS TESTİ yapılmalıdır. Bu test ile hastanın herhangi bir gıdaya karşı bir alerjisinin olup olmadığı tespit edilmektedir. Şayet bir gıdaya karşı allerji varsa, bu gıda hayatınızdan çıkmadığı sürece baş ağrınızı tedavi etmek mümkün olmayacaktır. Ayrıca barsak florasının bozuk olması halinde özel diyetlerle flora normal haline getirilmelidir. Kliniğimizde buun için GAPS doğal tedavi diyeti uygulaması yapılmaktadır.

    Baş ağrısında klasik tıbbi tedavilerin yanı sıra tamamlayıcı tıbbi tedavilere de yer verilmelidir. Özellikle migren hastalarında tıbbi sülük tedavisi ve medikal ozon tedavisi uygulanması halinde çok iyi sonuçlar alınmaktadır.

    TIBBİ SÜLÜK TEDAVİSİ

    Sülüğün salyasında buluna 106 değişik enzim sayesinde migren hastaları yarar sağlamaktadır. Özellikle alın bölgesine, enseye ve kulak arkasına yapılan sülük uygulamalarının sonuçları açıkça görülebilmektedir. Bazı hastaların tamamen ilaçsız olarak hayatlarına devamı söz konusu olabilmektedir.

    MEDİKAL OZON TEDAVİSİ

    Ozon tedavisi ile amaçlanan mikrosirkülasyon dediğimiz kılcal damarların açılması ve kanın oksijen taşıma kapasitesinin arttırılarak beynin beslenmesini arttırmaktır. Ozon aynı zamanda vücutta kan yapımını arttırarak etki yapmaktadır.

    Sülük ve ozon hakkında daha detaylı bilgi almak için ana sayfadan ilgili bölümlere girebilirsiniz.

    NÖROPROLOTERAPİ (NPT)

    Cilt altında bulunan ve ağrıyı ileten sinirlerin %5 Dextroz enjeksiyonları ile bloke edilmesi prensibine dayanır. Seanslar halinde uygulanır.