Kategori: Beyin ve Sinir Cerrahisi

  • Bel ağrılarının nedenleri nelerdir?

    Bel ağrısı hareketleri kısıtlayan, yürümeyi, ayakta durmayı ve hatta oturmayı dahi zorlaştıran oldukça da yaygın olan bir şikâyettir. Bel ağrısında ilk şüphe duyulan durum hemen fıtık olsa da, birçok farklı neden de olabilir. Bunlardan ilki kas kökenli ağrılardır. Bel ağrılarının pek çoğu kas kökenli oluşur. Normalde yapılmayan ve alışık olunmayan aktiviteler yapıldığında, bel bölgesindeki kaslarda gerilme meydana gelebilir. Ağır taşımak, rüzgârda kalmak ve klima çarpması gibi birçok durum bel ağrısına neden olabilir. Stresi bel ağrısında ayrı bir önemi vardır.

    Bel ağrılarının bir başka nedeni de zayıf karın kasları olabilir. Karın kasları zayıf olursa, onların bu tembelliğini örtmek için bel bölgesindeki kaslar devreye girer ve bu kez de bele ekstra yük biner. Doğru duruş şekilleri ve düzenli egzersiz programı ile karın kasları kuvvetlendirilebilir. Karın kaslarını bel kasları ile beraber güçlendirmek bel ağrısından kurtulmak açısından oldukça önemlidir.

    Stres, vücuda farklı şekillerde zarar verir. Bu zararlardan biri de bel ağrısıdır. Stresin salgıladığı hormon nedeniyle gerilen bel kasları, bel ağrısına sebep olur. Özellikle de iş hayatındaki stresle birlikte, gün içerisinde gerilen vücut bu şekilde bir sorunun oluşmasına neden olabilir. Bu durum daha da ileriye giderek bel fıtığına sebep olabilir.

    Kötü duruş pozisyonları da bel ağrısına neden olabilmektedir. Uzun saatler boyunca hareketsiz kalmak bel ağrılarının en önemli nedenlerindendir. Özellikle günümüzde günün tamamını bilgisayar başında geçiren meslek grupları, sık sık bel ağrılarından şikâyetçi olur. Hareketsiz oturmaya kambur oturma duruşu da eklenirse durum daha da kötü bir hal alabilir.

    Ağır kaldırma, zorlayıcı hareketlerde bulunma ya da bir kaza sonucu, omurlar arasındaki disklerin bozulması ya da yırtılması sonucu bel fıtığı meydana gelir. Bel fıtığı, belde oldukça rahatsız edici ağrılara sebep olabilir. Ayrıca fazla kilolar ve bel kayması da belde ağrıya neden olabilir. Önemli olan aşırı kilo değil kilo alımıdır. Kiloları taşıyacak sırt kası gücünüz yok ise bel fıtığı ihtimaliniz yüksektir.

  • El uyuşmasının 6 nedeni

    Sinir Sıkışması

    El uyuşmasının en fazla görülen sebebi sinir sıkışmalarıdır. Karpal tünel sendromu el uyuşmasına neden olan birincil el uyuşması sebeplerindendir. Tanısı sinirlerin EMG testi ile ölçülmesi ile konulur. Gece uykudan uyandıran uyuşmalardan sorumludur. Tedavisi 1cm’lik bir delikten girilerek sinirin serbestleştirilmesinden ibarettir. kısa sürede hasta şikayetlerinden kurtulup normal hayatına dönebilir.

    Diyabet

    Diyabetin de el uyuşması üzerinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Diyabet li kişilerde el ve ayaklarda simetrik şekilde uyuşma ve yanma yakınmalarına sık rastlanır. genel de iki taraflı bulgu verir. Tedavisi, önce şekerin kontrol altında tutulması ve sonra destekleyici ilaçlar ile yapılır.

    Hipotiroidi

    Tiroit bezi tiroit hormonu dengeli şekilde sağlayamazsa saç dökülmesi, halsizlik, kilo sorunları, cilt kuruluğu ve eklem ağrıları gibi birbirinden farklı sorunlara yol açabilmektedir. Tüm bunların yanı sıra ellerde uyuşma da triot dengesizlerinden meydana gelebilmektedir. Hipotiroidi rahatsızlığı zamanında tedavi edilmediğinde ise çok ciddi sorunlara neden olabilmektedir.

    Boyun Düzleşmesi

    Boyun düzleşmesi ense ve boyun bölümünde ağrıya sebep olan hastalıktır. boyun düzleşmesi boyundaki kasların zayıflığı ve stress ile fıtık haline gelebilir. Boyun fıtığı ellere giden sinirlerde baskı sonucu hasar oluşturarak asimetrik uyuşmalara sebep verebilir.

    Boyun fıtığı

    Boyun fıtığı da el uyuşmasına üzerinde rol oynayan en önemli hastalıklardandır. Çünkü boyundaki fıtık kollara uzanan sinirler üzerinde baskı gerçekleştirecek potansiyele sahiptir. Bu durumda ellerde ve kollarda güç zayıflaması ve uyuşmalar yaşanmasına neden olabilmektedir. Tedavi zaman kaybetmeden yapılmalıdır. Oluşabilecek sinir hasarlarının geri dönüşümü yoktur.

    B12 Vitamin Eksikliği

    B12 vitaminin birçok faydasından biri de sinir hücreleri üzerinde koruyucu bir etkiye sahip olmasıdır.Parmak uçlarının uyuşması burada bulunan hücrelerin B12 yönünden yeterince beslenememesi ile ilgili olabilir. Mide ve bağırsak hastalıklarının taranması ve B vitamini takviyesi bu sorunu çözecektir.

  • Bel fıtığında tedavi seçenekleri

    Oldukça yaygın bir şekilde, hemen herkeste görülebilecek bir rahatsızlık olan bel fıtığının tedavisinde, yüksek bir oranda medikal ve fizik tedavi yöntemleriyle tercih edilmektedir. Buna karşın düşük bir oranda da olsa bazı bel fıtığı rahatsızlıklarında cerrahi tedavi gerekmektedir. Günümüzde cerrahi tedavi %80 oranda hastanede yatmayı gerektirmeyecek düzeyde kolaylaşmıştır.

    Yatak İstirahati

    Rahatsızlığın ilk evresinde olan hastalar için ilk uygulanacak tedavi yöntemi yatak istirahatidir. Omurgalar arasında yer alan kıkırdak, yırtıldığında yüksek oranda su içerir. İstirahat sayesinde vücut suyu emer ve kıkırdağın hacmi küçülür. Böylece sinire olan baskı da azalır. 4 gün üzeri yatak istirahati bilmsel olarak hastaya ek fayda sağlamaz.

    İlaç Tedavisi

    Yatak istirahatinden sonra ya da yatak istirahatine ek olarak bazı analjezik- antienflamatuar ve adele gevşetici ilaçlar kullanılabilir. Bu ilaçlar hem ağrıyı keserler hem de yırtılan kıkırdağın etrafındaki ödemin çözülmesine yardımcı olurlar. Yatak istirahati biten kişilerin adele gevşetici ilaç kullanımına devam etmesi sakıncalı olabilmektedir. Çünkü gevşeyen adelelerle iş yapmak omurgaya daha fazla yük binmesine yol açar. Bu da fıtığınızın büyümesi anlamına gelir.

    Fizik Tedavi

    Fıtık nedeniyle oluşan ödemi ve spazmı çözmek için fizik tedaviye başvurulur. Fizik tedavide uygulanan egzersizlerin amacı, sırt ve karın kaslarını daha güçlü bir hale getirerek omurganın kemiklere binen yükünü dengelemektir. Egzersizlerin süreleri başlangıçta kısa olup gün geçtikçe artar. Bacak ağrısı çok olan hastalara veya ayağında uyuşma güç kaybı olan hastlara önerilmez.

    Cerrahi Tedavi

    Rahatsızlığı ileri seviyede olan hastalar için cerrahi tedaviler uygulanmaktadır. Kişinin ağrısı günlük hayatını ısrarla olumsuz etkiliyorsa veya ayağında ilerleyici his-güç kaybı varsa cerrahi tedaviler gündeme gelir. Yapılan ameliyatla kıkırdağın omuriliğe ve sinirlere olan baskısı ortadan kaldırılır. Ameliyatlarda diskektomi, mikrodiskektomi ve endoskopik diskektomi teknikleri kullanılır. Cerrahi tedavinin ardından hastalar kısa sürede normal hayatlarına geri dönebilmektedirler. Ayrıca ileriki zamanlarda fıtığın tekrarlama ihtimali de bu tedaviler sayesinde en aza indirilir. Bugün uyguladığımız endoskobik ve mikrocerrahi yöntemlerin beraber kullanılması ile takrar fıtık olma ihtimali neredeyse ortadan kaldırılır.

  • Pilates ve omurga problemleri

    Omurgaya bağlı oluşan problemler klinik tıp alanında en çok görülen rahatsızlıktır. Yalnızca bel ağrısı problemi nüfüsun yaklaşık olarak %80’ini etkilemektedir. Özellikle bel ağrısı gündelik yaşam kalitesini oldukça kötü yönde etkilemektedir. Omurga problemleri yaşamamak için öncelikle koruyucu egzersizler yapmak oldukça büyük önem taşır. Kişide omurga problemi mevcut ise uygun fiziksel aktiviteler ağrı seviyesini ve fonksiyon kayıpları görülmesi riskini azaltmaktadır.

    Pilates, bel ağrısının en önemli nedenlerinden biri olan adale imbalansı, bel ve karın adalelerinde kuvvetsizlik, pelvik instabilite, duruş bozuklukları, vücudun yanlış kullanımı gibi mekanik sorunların giderilmesi için de oldukça önemlidir.

    Özellikle pilates gibi kontrollü egzersiz teknikleri ile omurga problemlerinin görülme ihtimalini azaltmaktadır. Pilates yardımı ile gövde bölgesindeki omurgaya yakın olan derin kaslar omurgaya zarar vermeyecek şekilde aktive edilir. Güçlü gövde kasları problemli bölgeyi tutar ve üzerine binen yük miktarını önemli ölçüde azaltır.

    Omurga üzerinde birçok sorun oluşabilmektedir. Bu sorunların başlıca nedenleri omurganın doğal pozisyonunun dışına çıktığı durumlarda oluşan mekanik problemler, travmalar ve sakatlanmalar, çeşitli hastalıklardır. Her bir omurga problemi için egzersiz reçetesi de farklılıklar gösterir. Bu nedenle öncelikle omurgada bulunan problemin tespiti ve buna uygun bir egzersizin düzenlenmesi oldukça önemlidir.

    Omurgada görülen başlıca problemler; sinir sıkışması, eklem disfonksiyonu, omurga dejererasyonu görülmesi, faset sendromu oluşumu, spinal stenosis (dar kanal), spondylolysis, spondylolisthesis (bel kayması), spinal instabilite, dejenaratif disk hastalığı ve bel fıtığı şeklindedir.

  • Vertebroplasti işlemi nedir ?

    Omurga kırıkları, omurganın kötü huylu metastatik veya primer tümörlerinde, omurganın ağrılı hemanjiomlarında, multiple myeloma bağlı patolojik kırıklarında, uygun hasta grubunda lokal veya genel anestezi altında, ciltten 1 cm’lik kesi ile girilerek omurga içerisine kemik sement enjekte edilmesi işlemidir.

    En sık kullanıldığı alan omurganın osteoporoza (kemik erimesi) bağlı kırıklarının tedavisidir. Amaç istirhat ve ağrı kesicilere rağmen düzelmeyen ağrıların azaltılmasıdır. İşlemin asıl amacı ağrının azaltılması olmakla birlikte kırık omurgaya sağlamlık kazandırmaktır. Her omurga kırığı vertebroplasti işlemine uygun değildir. Uygun olan hastalarda ciddi anlamda ağrılar azalmakta ve kişiler normal hayatlarına dönebilmektedirler.

    Stabilizasyon cerrahisinin yapılamadığı veya yapılması gerekli olmayan, ortalama 4 haftalık istirahat ve medikal tedaviye rağmen ağrılarda anlamlı azalma olmayan hastalarda uygulanmaktadır.

    Kifoplasti işleminde ise vertebroplasti işlemine ek olarak omurga içerisinde bir balon şişirilerek kırık omurganın yüksekliğinin arttırılması ve sement enjekte edilecek alanın arttırılması amaçlanmaktadır. bu işlem daha çok omurganın belirgin açılanma veya deformasyon yarattığı durumlarda tercih edilmektedir.

    işlem sonrası 2. saatte hastalar ayağa kaldırımaktadır ve aynı gün veya bir sonraki gün taburcu edilmektedir.

  • Kemoterapi gören beyin kanseri hastalarına 10 öneri

    1-Kemoterapi sırasında özellikle trombosit ve lökosit gibi kan hücrelerinde azalma saptanır. Bu durumda kemoterapi kürlerinde aksama, gecikme, doz azaltması gibi sorunlar yaşanır. Bunu önlemek ve kemoterapi kürlerini zamanında ve tam dozda almak için bu kürleri alan, hastalığı yenen ve halen yaşamakta olan hastalardan da edinilen tecrübelerle ve bilimsel literatürde yayınlanmış bilgilere dayanılarak bazı önerilerim olacaktır.

    2-Özellikle lökositleri desteklemek üzere ısırgan out tohumu + çörekotu tohumu öğütülecek + bala (tercihan karakovan) karıştırılıp tahta tatlı kaşığı ile sabah akşam birer kaşık yenecek.

    3-Kemoterapinin ortaya çıkarabileceği yan etkileri azaltmak üzere keçiboynuzu pekmezi + Ginseng + üzüm çekirdeği öğütülecek ve karışım yapılacak. Tahta tatlı kaşığı ile sabah ve akşam alınacak.

    4-Özellikle trombosit sayısını yükseltmek için kapari turşusu ve/veya reçeli tüketilecek.

    5-Halen kansere çare olan bir bitki türü yoktur. Önerilen bitkisel takviyeler kansızlığı gidermek ve kemoterapi ilaçlarının düzenli olarak verilmesini ve kürlerin aksamamasını sağlamak içindir. Önerilen bitkilerin aşırı dozda tüketilmesi ya da moda olan daha başka bitkisel ürünlerinin birçoğu başta beyin ödemi gibi çok çeşitli aksi tesirleri de olabilir.

    6-Eğer temin edilebilinirse anne sütü (yeni doğum yapmış annenin fazla gelen sütü)nün deneyimlerimiz ve yapılan bilimsel çalışmalarla da yararı gösterilmiştir.

    7-Takviye olarak alınan ve genel olarak “bağışıklığı arttıran” maddeler olarak geçen ürünlerin bağışıklığın ana (kök) hücresi makrofajları da aktive edebilip kanser kök hücrelerini devreye sokabileceği uyarıları son literatürde mevcuttur.

    8-Zaman zaman magazinsel ve global olarak ortaya atılan örneğin “interferon” ya da “Küba mavi akrep serumu” gibi ürünlerin tümörü yok etmek bir yana daha da gelişmesine yol açtığı gerçeğini bilerek daha bilinçli davranılması önerilir. Bu gibi moda ürünleri araştırma yapmadan ve doktorunuza danışmadan denemeniz önerilmez.

    9- Beyin kanserinin diğer kanserler gibi başka organlara yayılması çok çok enderdir. Moral motivasyonu yüksek tutmak ve bu hastalığı az da olsa yenen hastaların olduğunu bilmek ve asla mücadeleyi bırakmamak esas olmalıdır.

    10-Kontrolleri aksatmamak, radyasyon tehlikesi hiç olmayan MR tetkiklerinden sonra değerlendirmelerin mutlaka konusunda uzman olanlarca ve tümör konseylerinde yapılmasını; ileri MR tekniklerinin uygulanmasını sağlamak, relaps ya da rekürrenslerde yeniden cerrahi ya da ışın tedavisi gerekiyorsa uyulması önerilir.

  • Pineal kist

    Pineal Bez; Beynin derininde arka kısmına yakın yaklaşık 5-8 mm x 3-5 mm boyutlarında minicik bir hormonal bezdir. Böbreklerden sonra vücutta kan akımından en zengin 2. organımızdır. 1 gr. pineal doku dakikada 4 mililitre kanla beslenir. Ovalimsi bir şekli olan pineal bez bir sapla beynin 3. ventrikülüne (beyin boşluğu) bağlıdır (4 adet beyin boşluğunda, beyin omurilik sıvısı yapılır ve dinamik yapım-boşaltım sistemiyle beynin ağırlığını hafifletir ve beyni darbelere karşı korur).

    Beyin zarı 3 katmanlıdır. Bu zarlar arasında beyin boşlukları vardır. Bazen bu boşluklarda normalden aşırı genişlemeler olabilir. Pineal bölge kistleri de bu boşluklarda gelişen genelikle iyi huylu olan kistlerdir. İnsanların yaklaşık %40’ında rastlanabilir.

    Bezden iki önemli hormon salgılanır:

    1-Serotonin : Serotonin, bireyde uyku düzenlenmesinde rol alır, ancak vücut sıcaklığının ayarlanmasında ve damarların cidarlarındaki düz kasların kasılmasında uyarıcı etkisi vardır.
    2-Melatonin : Melatonin hormonu üreme sikluslarının düzenlenmesinde rol oynamaktadır.

    Bu bez üzerinde gelişen Pineal Kistler; çeşitli çaplarda olabilirler. 0,5 cm ye kadar olanlar herhangi bir bulgu vermezler. 0,5 cm den büyük olanları takibe almak gerekir. Başağrısı, nöbet geçirme, görme bozuklukları, ışığa aşırı duyarlılık şikayetler olursa Doktora başvurmak gerekir.

    Kist, beyin sıvısının geçiş yollarını tıkayarak Hidrosefali dediğimiz beyin suyunun artmasına neden olabilir.

    Eğer sıvı toplanmasına (hidrosefali) neden olmamış ise ; tedavisine gerek yoktur. Bu tür pineal kistte cerrahi tedavi ve ilaç tedavisi gereksizdir. Çeşitli aralıklarla Beyin MR kontrolü yapmak yeterli olur.

    Eğer hidrosefaliye neden olmuşsa cerrahi olarak tedavi etmek gerekir.

    Sağlıklı günler…

  • Empty sella sendromu (boş sella sendromu)

    Empty sella sendromu, primer ve sekonder olarak iki farklı durumda meydana gelir.

    Primer empty sella sendromu

    Bu durum sella tursika adı verilen anatomik yapı içerisine beyin zarının taşması sonucu ortaya çıkar. Tekrarlayan beyin omurilik sıvısı (BOS) atımları ya da kitle etkisi buna neden olabilir. Sella denen hipofiz bezinin bulunduğu boşluk genişler ve hipofiz bezi sıkışabilir. Toplumun genelinde görülme oranı % 8–35′ dir . Kadınlarda erkeklere oranla 5 kat daha fazla görülür. Bu tür hastaların çoğu orta yaşlı, kilolu ve hipertansiyonu olan kadınlardır. Hipofiz tümörü olan hastalarda daha sık görülür. Hastalar, en sık baş ağrısından yakınırlar. Daha sonra gelen belirtiler ise baş dönmesi, sara nöbetleri, görme bozuklukları, adet düzensizlikleri, göğüslerden süt gelmesi; nadiren de burundan beyin omurilik sıvısı gelişi gözlenebilir. Tanısı, hipofiz hormon profilinde bozulmaların olmasıyla ve beyin MR ile konabilir.

    Sekonder empty sella sendromu

    Başarılı bir hipofiz tümörü cerrahisi sonrası görme bozukluklarının meydana gelmesidir. Optik kiazmanın (göz sinirinin oluşturduğu anatomik yapı) sella içerisine sarkması nedeniyle meydana gelir.

  • Oksipital nevralji

    Oksipital nevralji

    Oksipital nevralji, genellikle başın bir tarafında başın arkası ve kulak arkasında boynun üst kısmında elektrik çarpması gibi zonklayıcı ve kronik bir ağrı ile karakterize baş ağrısının farklı bir türüdür.

    Nedeni

    Tipik olarak, oksipital nevralji ağrısı boyunda başlar ve daha sonra yukarı doğru yayılır. Bazı bireyler de ağrı kafa derisi, alın bölgesi ve gözlerin arkasında olabilir. Bu hastaların kafa derisi dokunmaya karşı hassas, özellikle gözleri ışığa karşı duyarlı olabilir. Ağrının yeri büyük ve küçük oksipital sinirler tarafından sağlanan alanları ile ilgilidir. Bu alanlar kafa derisi,kafanın arka tarafı ve boyun üst bölgesidir. Ağrı sinirlerin tahriş ya da yaralanmalarının neden olduğu, osteoartrit, aşırı sıkı boyun kasları ile sinirlerin sıkışması, baş arkasına travma sonucu olabilir. Tümörler ya da boynun lezyonları diğer nedenleridir. Lokalize iltihap veya enfeksiyon, gut hastalığı, diyabet, damar iltihabı (vaskülit), ve başını sık uzun sürelerle aşağıya ve öne doğru durumda tutmak (uygunsuz postür) aynı zamanda oksipital nevralji ile ilişkilidir. Pek çok durumda, bununla birlikte, hiçbir neden bulunamayabilir. Bir anestezik sinir bloğundan sonra pozitif tepki (ağrı kesici) teşhisi teyit edecektir.

    Tedavi

    Tedavi genellikle semptomatiktir ve masaj ve dinlenme içerir. Bazı durumlarda, özellikle şiddetli ağrılarda antidepresanlar kullanılabilir. Diğer tedaviler doğrudan etkilenen bölgeye lokal sinir blokları ve steroid enjeksiyonları içerebilir.

    Cerrahi tedavi

    Ağrı kronik hal alırsa veya konservatif tedaviden faydalanmıyor ve çok şiddetli ise yapılması gerekir. Mikrovaskuler dekompresyon ve nörostimülasyon tedavide 2 farklı yöntemdir. Mikrovasküler dekompresyon ile kafa cildi altındaki snirin üzerindeki fasya denen zar tabaka kesilerek sinir baskıdan kurtarılır.

  • Bel fıtığında yeni bir tedavi metodu hidrodiskektomi tedavisi

    Erişkinlerin %60-80 ‘i yaşanlşarı boyunca en azından bir kez bel ağrısından muzdarip olurlar. Akut bel ağrılarının %70-80 i hiç bir tedaviyi gerek kalmaksızın iyileşebilir. Yada basit tedavilerle ile(ftr, masaj, ozonterapi, lazer, proloterapi, akupunktur gibi ) düzelir. %15-20 ‘si tıbbi tedaviye rağmen devam eder ve kronikleşir.

    Bel ağrılarında minimal invazif teknikler günümüzde oldukça populerdir. Mümkün olduğunca artık daha basit ,anestezi gerektirmeyen işlemlerle ve hastayı daha çabuk iyileşltirirp daha çabuk normal yaşama donmesini sağlayan müdaheler tercih edilmektedir. Bunlar arasında populer olan yöntemler son donemlerde girişimsel ağrı enjeksiyonları,lazer nukleoplasti, ozon terapi kök hücre terapisi, radyofrekans, perkutan lazer disk dekompresyonu, gibi işlemler yapılmaktadır.

    En son çıkan ve amerika ve avrupada basarıyla uygulanmaya başlayan yeni yöntem ise hidrodiskektomi yöntemidir. Hidrodiskektomi diğer lazer diskektomiye avantajı ısısya bağlı komplikasyonların olmaması, tuzlu su kullanılarak kopan parçaların aspirasyonla tamamen alınması, görüntümede lazer ucucnun bazen net görülmeemsine rağmen hidrodiskektomide kataterin ucunun çok net görülmesi belli başlı avatajlarıdır.

    KİMLERE UYGULANABILIR

    Bel fıtığı tanısı konmuş prtrude yada taşma dediğimiz bası yapan dşisk,extrüde disk varsa yanı halk arasında patlamış fıtık, bacak ağrısı yapan fıtık varsa rahatlıkla uygulanabılır. Kimlere uygulanmaz dersek, kanma hastalığı olanlar, fıtığı kemik hale gelmiş kirçlenmiş hastalar, omurga kemikleri arası daralmış hastalarda uygulanmaz. Yaş sınırı yoktur.

    NASIL YAPILIR

    En onemli avantajı lokal anesyezi altında yapılamsı. Ameliyathanede steril şartlarda ama görüntüleme altında hastaya disk mesafesine girilir ve patlamış fıtıklar dahil protruze fıtıklarda basınçlı tuzlu sonrası kopan disk parçaları aspiratorle alınır, işlem sonrası hasta 1 saat hastanede kalır ve sonrasında aynı gün işine donebilir normal yaşamını sürdürebilir.