Kategori: Anestezi ve Reanimasyon

  • Diz ağrısı ve prp

    Diz ağrısı ve prp

    PRP (platelet rich plasma), özellikle diz, omuz ve kalça eklem ağrısında oldukça başarılı sonuçlar alınan bir yöntemdir. Hastanın kendi kanının santrifüj edilmesi ile elde edilen serumun (trombositten zengin plazma) eklem aralığına enjekte edilmesi ile kıkırdak ve doku iyileşmesi hızlanmaktadır. PRP hastanın kendi kanı ile hazırlandığı için yan etkisi yok denecek kadar azdır, ancak mutlaka uzman ellerde yapılması gerekmektedir.

  • Omuz ve kol ağrıları

    Üst ekstremite olarak adlandırılan bu bölgedeki ağrılarda öncelikle mekanik problemler düşünülmektedir.

    Omuz ve kol da travma

    Omuz ve kolda oluşabilecek kırık ya da kaslarda ortopedik problemler

    Donuk omuz (Hareket bozukluğuna bağlı koruma mekanizması ile kolu ve omuzu oynatamama, kemiğe ait kanser ya da bir başka organ kanserinin kemiklere metastazı gibi nedenler)

    Sporcularda görülebilen golfçü ya da tenisçi dirseği

    Karpal Tünel Sendromu (özellikle kadınlarda, şeker hastalarında, diyabet tanısı alan hastalarda ve kilo problemi yaşayan hastalarda)

    Bu bölgeleri içine alan görüntüleme yöntemleri, sinirlerin sıkışıklık durumlarını ortaya çıkaran EMG ve kan tahlilleri ile öntanı ve tanı konulur.

    İlaç tedavisi, bu bölgelere ve eklemlere uygulanan iğne ile yapılan ağrı tedavisi, fizik tedavi, gerekirse ortopedik tedaviler ile hastalar takip edilir.

  • Bel fıtığı ameliyatı sonrası geçmeyen ağrı

    Postlaminektomi Sendromu

    (Başarısız Bel Cerrahisi Sendromu) FBSS

    Cerrahinin hatası ya da cerrahın başarısızlığı değil, ameliyattan sonra gelişen özel bir durumdur. Ameliyat sırasında çıkarılan dokuların yerinde nedbe oluşması, iyileşme şekli, kişilerin hastalıkları (şeker hastalığı gibi) birçok neden ile oluşabilmektedir.
    Ağrı, ameliyata girmeden önceki özelliklerinden farklı olabilir.

    Öncelikle ilgili cerrah ile görüşülüp tekrar cerrahi gerektirip gerektirmediği sorgulanır. Kan testleri ve görüntüleme tetkikleri tekrar edilir.

    Sonrasında ilaçlar ile tedavi başlanır. Duruma göre omirilik içine ya da etrafındaki dokulara özel ilaçlar verilir. Girişimsel Ağrı Tedavisi sıra ile uygulanır. Ameliyat alanına ve etkilenen sinir köklerine Radyofrekanstermoregülasyon cihazı ile işlemler yapılır. Gerekir ise omurilik pili uygulanabilir.

  • Ciddi sorunlarımızdan biri: boyun ağrıları

    Bel ağrılarından sonra ikinci sırada yer alır. Omurgamızın en hareketli bölümü ve baş ile gövdemizin bağlantı yeridir. Bu bölgedeki kaslar, omurlar, sinirler ve damarların yapılarındaki bozukluklar ağrı olarak karşımıza çıkar. Baş ağrılarının, omuz ve kol ağrılarının nedeni boyun bölgesindeki problemlerden kaynaklanabilir. Özellikle kollarda ve ellerde uyuşma, karıncalanma ve elektrik çarpması ile birlikte ağrı var ise “boyun fıtıkları” akla getirilmelidir.

    Görüntüleme yöntemleri ve sinirlerin durumunu test etmek için yapılan tetkiklerden sonra tedaviye başlanır. Hekimlerin önerdiği ilaçlar, önerilen dozda ve sürede kullanılır. Ancak daha hızlı ve hedefe yönelik tedavi için “girişimsel ağrı tedavi yöntemleri” dediğimiz, ameliyathane koşullarında yapılması gereken, yöntemler uygulanabilir.

  • Fibromiyalji hakkında

    Fibromiyalji hakkında

    Fibromiyalji, yaygın ve inatçı kas ağrıları olmak üzere, özellikle sabahları vücutta tutukluk, yorgunluk gibi yakınmalarla seyreden yumuşak dokunun romatizması olarak tanımlanmaktadır. Kronik başağrısı, depresyon, anksiete, çene eklemi bozuklukları, huzursuz bacak sendromu, kabızlık, uykusuzluk, yorgunluk ve enerjininin olmaması şikayetleri ile farklı branşlardaki birçok doktora başvuru yapılır.

    Bu şikayetler ile başvuran hastalarda, kan tetkikleri ve görüntüleme yöntemleri ile karışabilecek diğer hastalıklar gözden geçirilir.

    Tedavide: Ağrı, Fizik Tedavi, Psikiatri, Romatoloji uzmanları beraber hareket etmelidir. Fibrozit denilen “ağrılı kas noktalarının” gevşetilmesine yönelik ” girişimsel yöntemler ve içinde “antidepresanların” da bulunduğu özel ilaç kombinasyonları kullanılır. Son yöntemlerden Radyofrekans teknikleri ile tek seanslık tedaviler uygulanabilmektedir. Ağrısızlık süreleri 6 aydan 2 yıla kadar devam eddebilir.

  • Bel ağrısı nedenleri ve tedavisi hakkında

    Bel ağrısı nedenleri ve tedavisi hakkında

    Bel bölgesindeki ve kuyruk sokumundaki, kemik, kas ve eklem yapılarının bozulması ile, belde hissedilen ama en çok bacaklardan birisine yansıyan ağrıdır. Sabahları yataktan kalkamama, belde tutukluk, gün içinde açılma ya da sabah rahat uyanıp akşama doğru bacaklardan birinde, künt, elektrik çarpması, kaslarda gerilme, parmaklarda uyuşma ya da karıncalanma niteliğinde ağrı olabilir.

    Bu bölgedeki ağrı nedeni mutlaka ” disk hernisi” denilen bel fıtığı olmayabilir. Uzman doktorlarca ayrıntılı bel-bacak muayenesi yapılıp sonrasında “görüntüleme tetkikleri” istenmelidir. Hastaların tedavilerine film bulgularına göre değil, klinik durumlarına göre karar verilir.

    Nedenleri:

    1. Disk hernisi (Bel fıtığı)

    2. Kemik yapılarda dejenerasyon (bozulma)

    3. Dar kanal (omiriliğin kemik yapılarının, diskin, geçmesi gereken kanalın içinde sıkışması)

    4. Faset eklem sendromu (omur kemiklerinin arasındaki eklemlerin kireçlenmesi, yapısının bozulması)

    5. Travma ya da kemik yapının erimesi ile oluşan kırıklar

    6. Bel cerrahisi ameliyatlarından sonra ortaya çıkan özel ağrılar

    7. Beli çevreleyen ve omurgayı destekleyen kaslardan kaynaklanan ağrılar

    8. Kalça ekleminin kendi içindeki eklem bozukluklarından kaynaklanan ağrılar (sakroiliak eklem hastalıkları)

    9. Siyatalji (siyatik sinirin kas içinde sıkışması ya da omurların arasından köken aldığı sinirin sıkışması)

    Tedavi

    Kronik ağrı tedavisinde temel amaç “nedene yönelik” olmaktadır. Bu neden ile bel ağrısının nedeni araştırılıp diğer branş hekimleri ile de görüşülüp tedavi planlanır. Beyin Cerrahisi, Ortopedi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Psikiatri, Dahiliye branş hekimlerince gerekli hastalar için görüş alınmalıdır.

    Öncelikle “ilaç tedavisi” ile tedaviye başlanır.

    Kullanılan ilaçların üzerinde “ağrı kesici” yazmayabilir. Farklı tedavi amacı ile kullanılan ilaçların, beraber kullanılması ile “ağrı tedavisi” yapılabilmektedir. Belirli aralıklarla hastalar takip edilerek, ilaç tedavisine yanıt değerlendirilir. Hastların “ağrı derecesi” ve “yaşam kalitesi” bir sonraki tedavi aşamasını belirler. Bu tedavi “girişimsel ağrı tedavisi” olarak isimlendirilir.

    Girişimsel Tedaviler

    Radyofrekans termokoagülasyon (RFTC)

    Özel bir cihaz ve çok yüksek frekanslı bir akım ile ağrıyı beyine ileten sinirlerin durdurulmasını sağlar. Bu ileti bloğunda; hareket ile ilgili sinirler korunur ve sadece ağrı ileten sinirler yakılır. Halk arasında “Lazer ile Ağrı Tedavisi” olarak adlandırılır. Uygulamalar bu konuda eğitim almış Algoloji uzmanlarınca yapılmaktadır. Ağrısızlık süresi, kişiye, ağrının şiddeti ve bölgesine göre değişmektedir.

  • Prp ve ağrı tedavisi hakkında

    Kök hücre: yeni hücrelerin yedeğidir. Hastalıklar ve yaralanmalarda ölen hücrelerin yerine geçebilmek için kök hücreler aktive olup yeni hücreler oluştururlar.

    yani onarım hücreleridir. Özellikle kas ve kıkırdak harabiyetlerinde etkin ve hızlı sonuçlar alınmaktadır.

    Diz ve kalça eklem ve kıkırdaklarının hasarlı durumlarında ameliyat olamayan hastalarda başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir.

    PRP: trombositten zengin plazma ise kanımızın santrifüj edilerek elde edilen pıhtılaşma hücrelerimiz olan trombositten zengin kanımızdır.

    İkisi farklı uygulama ve tedavi seçeneğidir.

    Ortak özellikleri: kişinin kendi kanı ve hücrelerinin kullanılarak kendisini tamir etmeye yönelik tedavi yöntemlerinin olmasıdır.

    Kök hücre ve PRP (trombositlerden zengin plazma) ayni tedaviler değildir. Amaçları ayni ama uygulama teknikleri, tedavi süreleri çok farklıdır.

    İnternette ve kanıta dayalı tıbbi paylaşımlarım yapılmafığı sitelerde maalesef ikisi ayni tedaviymiş gibi anlatılmaktadır.

    PRP nispeten daha kolay ve daha basit bir işlemdir. Hastanın kanı alınır, santrifüj edilir. Tüpün bir kosmından elde edilen serum hastanın hasarlı bölgesine uygulanır. İyileştirme ve onarma etkisi hızlı başlar. Kök hücreden daha az etkilidir daha sık yapılması gerekebilir.

    Kök hücre vücudun karın yağ dokusundan ya da daha özel biölgelerden alınan dokulardan, daha özel yöntemlerle elde edilen, çok daha özel uygulanan tedavi yöntemidir. Mutlaka ameliyathane şartlarında, çok daha steril koşullarda uygulanır. Daha etkili ve uzun süreli tedavi oluşturur.

    Bu yazılardaki amacım: her kan alınıp dize ya da eklemlere enjekte edilince her hastamız “kök hücre tedavisi” olduğunu zannetmesin ve bu tedavilerin farklı olduğunu öğrenebilsin.

    Ağrı (Algoloji) alanında her iki tedavi yöntemi de ehil ellerde ve tıbbın öngördüğü yöntemler çerçevesinde yapılmaktadır.

  • Baş ağrıları tanı ve tedavisi hakkında

    İnsanlık tarihi var olduğundan beri ve hemen hemen her insanın yaşadığı ağrı baş ağrısıdır. Baş bölgesi, beyin, kulak burun boğaz, gözler, ağız ve dişler, beyinden çıkan sinirler, kaslar ve kemik yapıları ile bir çok sistemin hastalıklarından etkilenen karmaşık ve özel bir alandır.

    Her baş ağrılı hasta bizlere “migrenim var” tanısı ile gelir ancak her baş ağrısı migren değildir. Ayrıntılı ve titiz bir hikaye ile ağrının sıklık, şiddet, tür, süre, yayılım, arttıran azaltan nedenler, eşlik eden diğer şikayetler sorgulanır. Ön tanı ile tetkikler istenir ki tek başına sadece “kranial MR” yeterli değildir.

    Baş ağrılarına, gözden kaçan kronik hastalıklar, “diabet, kansızlık, tiroid hastalıkları” neden olabilir. Bu neden ile ayrıntılı kan tahlilleride gerekir. Ön tanı ve tanı konulması “baş ağrısının asıl nedenin bulunması” ile hastalara tedavi planlanır. Özel “analjezikler” ağrı kesiciler ile hastaların tedavileri başlar eşlik eden zamanlarda “girişimsel yöntemler” ile tedaviye devam edilir. Girişimsel yöntemlerde, baş ağrısının nedenine yönelik “sinir blokları, radyofrekans ile blok tedavileri, botoks uygulamaları” yapılabilir.

    Hastalar ile sık aralıklarla görüşülerek takip ve tedaviye devam edilir.

  • Boyun kaynaklı baş ağrısında tedavi yöntemleri

    Boyun kaynaklı baş ağrıları, bulantı ve kusma gibi belirtileri nedeniyle çoğu zaman migrenle karşılaştırılır. Bu rahatsızlık için uygulanan en etkili tedavi, ağrıyı ileten sinirlerin bloke edilmesidir.

    Boyun kaynaklı baş ağrısı nedir?

    Sanılanın aksine baş ağrıları her zaman beyinden ya da baştaki diğer yapıların rahatsızlıklarından kaynaklanmaz. Baş ağrısının boyundan da kaynaklanabileceği uzun süre düşünülmüş ve 1983 yılında Uluslararası Baş Ağrısı Derneği tarafından “Boyun kaynaklı baş ağrısı” tanımı yapılmıştır. Bu ağrı tipinde, boyunda yer alan çeşitli yapılardaki bozukluklar baş ağrısına neden olurlar.

    Nedir bu yapılar ?

    Boyun bölgesindeki kaslar, boyun omurları, omurlar arasında yer alan disk adlı yastıkçıklar, boynun hareketinde önemli rolü olan faset eklemler; kısacası boyunda yer alan tüm yapılar, boyun kaynaklı baş ağrısının kökeninde yer alabiliyor. Kasların aşırı kasılması, omurlarda ve disklerde oluşan bozulmalar, disklerde oluşan fıtıklaşmalar, yani boyun fıtıkları ve eklem kireçlenmeleri bu ağrılara yol açar.

    Boyun kaynaklı baş ağrısı genellikle kimlerde görülür ?

    Vücudumuzun boyun bölümü, başın ağırlığını taşıyan ve aynı zamanda vücudumuzun en çok hareket eden bölümüdür. Bu nedenle dış etkenlerin zararlı etkilerine çok açık olduğundan boyun kaynaklı baş ağrısı, her yaşta ve her iki cinste de görülebilir. Özellikle daha önce trafik kazası geçirmiş olan hastaları, bu açıdan çok dikkatli bir şekilde değerlendirmek gerekir.

    Trafik kazasından yıllar sonra bile baş ağrısı ortaya çıkabilmektedir. Bu kaza çok büyük boyutta bir trafik kazası olmasa da başın öne ve arkaya doğru kamçı hareketi yapması boyunda mikro travmalar yaratıp zaman içinde ağrı ortaya çıkabilir.

    Ayrıca yaşlanmayla birlikte boyunda yer alan kemik ve eklemlerde ortaya çıkan kireçlenmeler, boyun kaynaklı baş ağrısına davetiye çıkarır. Bunların yanında çeşitli romatolojik hastalıklara bağlı olarak da boyun eklemlerinde sorunlar ortaya çıkıp baş ağrısı şeklinde kendini gösterebilir. Ayrıca bu hastalarımızın bir kısmında geçmişte sert spor yapma öyküsüne de rastlanabilir.

    Boyun kaynaklı baş ağrısının belirtileri nelerdir ?

    Ağrı başın arka tarafından ve enseden başlar, yukarı doğru yayılır. Bazen göz çevresine dek yayıldığı olsa da bu durum nadiren görülür. Genellikle tek taraflıdır. Ancak bazen sağ bazen de solda olmak üzere taraf değiştirebilir. Ağrı sıkıştırma veya zonklama karakterinde olmayıp, genellikle enseden başlayıp yukarı çıkan bir kasılma şeklinde tarif edilir.

    Işığa ve sese hassasiyet genellikle yoktur. Beraberinde bulantı ya da kusma görülebilir. Bulantı veya kusmayla birlikte olduğunda kolaylıkla migrenle karıştırılabilir. Ne yazık ki pek çok baş ağrısı tipinde olduğu gibi, boyun kaynaklı baş ağrısı hastaları da yanlışlıkla migrenli muamelesi görmüş ve kendilerine migren tedavisi uygulanmıştır.

    Tanı nasıl konulur ?

    Boyun kaynaklı baş ağrısının tanısı için tüm baş ağrılarında olduğu gibi, öncelikle hastanın şikayetlerini ayrıntılı bir şekilde dinlemek gerekir. Ağrının yeri, sıklığı, yayılımı, şiddeti ve diğer özellikleri sorgulanır. Fiziki muayene önemli ipuçları verir. Ayrıca boynun radyolojik görüntüleme yöntemleri ile incelenmesi altta yatan rahatsızlığı ortaya çıkarabilir. Boyun MR incelemesi ile boyun fıtığı, boyun omurlarının tomografik incelemesi ile de faset eklemlerdeki bozulmalar, kireçlenmeler görülebilir.

    Tedavi yöntemleri nelerdir ?

    Boyun kaynaklı baş ağrısı hastaları, ağrı polikliniğine başvurduktan sonra genellikle pek çok ağrı kesici ilacı denerler. Ancak bu ağrılar, ağrı kesici ilaçlara iyi yanıt vermediğinden sona ermez. Fizyoterapinin boyun hareketlerinin rahatlamasını sağlayarak ve boyundaki kas kasılmalarını gidererek fayda sağladığı bilinmektedir. En etkili tedavi yöntemi ise boyunda yer alan ve ağrıyı ileten sinirlerin radyofrekans termokoagülasyon yöntemiyle bloke edilmesidir. Bunların içinde en belirgin olanı da boyun hareketlerini sağlayan ve omurganın arka bölümünde her iki yanda üst üste dizilmiş halde, boyun omurları arasında yer alan faset eklemler dediğimiz eklemlerin sinirleridir.

    Bu işlem genellikle kaç seans olarak uygulanıyor ?

    Blokaj işlemi seanslar boyunca uygulanmayıp bir kez yapılan bir işlemdir. İşlem, özel bir bilgisayar destekli görüntüleme yöntemi eşliğinde yapılır. Hasta işlem sırasında herhangi bir ağrı veya rahatsızlık duymaması için hafif uyutulur. Ancak genel anestezi (narkoz) uygulanmasına gerek yoktur. İşlemden sonra hasta birkaç günlük istirahatın ardından normal günlük yaşamına devam edebilir. Ardından verilecek düzenli egzersiz programıyla faset eklemlerdeki kireçlenmeler açılarak ağrıların tekrarlanması önlenir.

    Başka ne gibi yöntemler mevcut ?

    Neden ortaya konulduktan sonra sebebe yönelik çeşitli başka yöntemler de vardır. Örneğin boyun kaslarındaki aşırı kasılmalara bağlı olarak baş ağrısı ortaya çıkıyorsa kasılan bu noktalara tetik nokta enjeksiyonlar yapılarak ağrı ortadan kaldırılabilir. Boyun fıtığına bağlı olarak başa yayılan bir ağrının ortaya çıkması halinde, bu fıtık cerrahi sınırlarda değilse fıtıklaşan disk bölgesine ilaç enjeksiyonları uygulanır.

  • Bel ağrısında uygulanan enjeksiyonlar

    Bel ağrısı tedavisinde kullanılan girişimsel enjeksiyon yöntemleri kırk yıldır tüm dünyada giderek artan sıklıkta uygulanmaktadır.

    Bel ağrısında uygulanan enjeksiyonların tedavideki yeri nedir?

    Bel ağrısında kullanılan çeşitli enjeksiyon yöntemleri, belin pek çok ağrılı hastalığında hızlı ve tam bir düzelme sağlar.

    Bu enjeksiyonlar, tipik olarak bel ağrısı için çeşitli ilaçlar kullanmış ve bundan fayda görmemiş; ayrıca fizik tedavi yöntemleriyle de ağrıda yeterli düzelme sağlanamamış, cerrahi müdahale gerektirmeyen hastalara uygulanır. Bu enjeksiyonlar ağrının ortadan kaldırılması için uygulanmakla birlikte ağrı kaynağını ortaya çıkarmak için de yararlıdır.

    Enjeksiyon teknikleri ağrıyı nasıl azaltır?

    Enjeksiyonlar ağrının ortadan kalkması için ağızdan kullanılan ilaçlardan ya da kalçadan veya damardan yapılan iğnelerden çok daha etkilidir. Çünkü bu yöntemlerle uygulanan ilaçlar vücudun her yerine dağılmayıp direkt olarak ağrıyı oluşturan anatomik bölgelere ulaştırılmaktadır.

    Ağrılı bölgeye uygulanan steroid türü ilaçlar, güçlü yangı giderici etkileriyle ağrının kaynağındaki yangıyı ortadan kaldırır. Ayrıca, örneğin bel fıtığında uygulanan bu tür ilaçlarla fıtığın çevresindeki ödem geriletilerek olay bölgesi rahatlatılır.

    Enjeksiyonlar bel ağrısının tanısında ne şekilde kullanılır?

    Enjeksiyonlar tanısal olarak bel ağrısının kaynağını belirlemek için uygulanabilir. Fiziksel muayene ve görüntüleme yöntemleri ile ağrının nedeni tam olarak ortaya konu lam iyorsa, çeşitli enjeksiyonlarla ağrının belin hangi yapısından köken aldığı belirlenebilir. Bu amaçla belde yer alan çeşitli yapılara lokal anestezi (mevzu uyuşturucu) ilaçları verilir.

    Bel ağrısı tedavisinde kullanılan enjeksiyonlar nelerdir?

    En sık uyguladığımız enjeksiyonlar; * Epidural ve transforaminal enjeksiyonlar * Sinir kökü blokları * Faset eklem enjeksiyonları * Sakroiliak eklem enjeksiyonları, şeklinde sıralanabilir.

    Yöntemler içinde en çok hangisini uyguluyorsunuz ?

    Bel ağrısı tedavisinde en çok uyguladığımız enjeksiyon yöntemi tüm dünyada olduğu gibi epidural ve transforaminal enjeksiyonlardır. Epidural enjeksiyon, güçlü yangı giderici etkileri olan ilaçların omurga kanalı içine uygulanmasıdır. Dünyada 40 yıldan fazla zamandan beri omurga kaynaklı çeşitli ağrıların tedavisinde kullanılan, iyi sonuçlar alınmasını sağlayan ve yan etkileri çok az olan bir işlemdir.

    Epidural ve transforaminal enjeksiyonlar kimlere uygulanabilir ?

    Enjeksiyonlar en çok bel fıtığı hastalarında uygulanmaktadır. Burada amaç fıtık başlangıcı ya da fıtık olan disk bölgesindeki ödemi ortadan kaldırmak, disk çevresindeki yangıyı ve olası bir sinir kökü basısını azaltmaktır. Yöntem, düşük riski ve önemli bir yan etki potansiyeli olmaması nedeniyle yaygın bir yöntemdir.

    Özellikle ilaç tedavisi, egzersiz ve fizik tedavi gibi konservatif yöntemlerle düzelme sağlanamayan disk kaynaklı bel, bacak ağrılarında tercih edilir. Belin yanısıra boyun ve sırt omurlarının fıtıklarında da aynı yöntem uygulanmaktadır. İşlemin uygulandığı hastaların büyük bölümünde ağrı tamamen yok olur. Düzelme sağlanamayan az sayıdaki hastada ise işlem tekrarlanabilir. Genel kabul, işlemin bir kaç ay içinde 3 kez uygulanabileceğidir.

    İşlem nasıl uygulanıyor ?

    İşlemin uygulanacağı hastamız özel girişim odasına alınıyor. Enjeksiyon floroskopi adı verilen özel bir görüntüleme yöntemi eşliğinde, yani işlem bölgesi görülerek uygulanıyor. Enjeksiyondan önce girişim bölgesine lokal anestezi uygulanarak, hastanın işlem sırasında ağrı duymaması sağlanıyor. 30 dakika kadar süren işlemden sonra hastamızı odasına alıyoruz. 3-4 saatlik bir dinlenme süresinin ardından da evine yolluyoruz.