Kategori: Anestezi ve Reanimasyon

  • Bel ve boyun fıtıklarında enjeksiyon tedavisi

    Bel ve boyun fıtıklarında enjeksiyon tedavisi

    Enjeksiyon Tedavisi

    Ameliyatsız bel ve boyun fıtığı tedavileri bağlamında enjeksiyon tedavisi denilen şey epidural kortizon uygulamasından başka bir şey değildir. Türkiye’de çok yeni bir yöntem gibi anlatılmasını hayretle karşılıyorum. Oysa bizim gerek bel gerekse boyun fıtıklarında ilaç tedavilerine yanıt vermeyen ve ağrının ön planda olduğu vakalarda uyguladığımız basit bir girişimsel tedavi metodudur. Kayıtlarımızda 3000 civarında uygulama mevcuttur. Hemen her anestezi hekiminin uygulayabileceği bu yöntemde sadece boyun bölgesi daha ileri bir eğitimi gerektirmektedir. Türkiye’de onlarca yıldır uygulanan bir yöntemdir. Özellikle Algoloji (ağrı bilimi) ile uğraşan anestezi hekimlerinin günlük rutinleri arasındadır.

    Bel ve boyun fıtığı nedir?

    Omurlarımız arasında yer alan bizim disk dediğimiz yastıkçıklarımız vardır. Bunlar ağırlık kaldırma, hareket etme, eğilip doğrulma, atlayıp zıplama gibi hareketlerde vucudun ağırlığını emen amortisör görevi gören oluşumlardır. Herhangi bir nedenden dolayı, örneğin bu bir tarfik kazası, düşme , çarpma gibi travmatik olayların bir sonucu olarak karşımıza çıkabileceği gibi stres yada kronik kabızlık gibi daha basit travmasız olayların sonucunda bu yastıkçıklar elastikiyetini kaybetmekte ve fıtık dediğimiz süreç başlamaktadır.

    Bel yada Boyun fıtığının belirtileri nedir?

    Boyun yada bel tutulmalarının sık olarak tekrarlaması bir şeylerin yolunda gitmemeğe başladığının ön işaretleridir. Yani bel yada boyun tutulmalarımız sık tekrar ediyorsa dikkat etmek gerekir bunlar öncü belirtilerdir. Daha sonra ağrılarımız ortaya çıkmaya başlar ve zaman içersinde ağrı kesicilere dahi yanıt vermemeğe başlar. Hatta o hale gelir ki ağrıdan uykularımız bile kaçar. Neden? Fıtık artık daha belirgin olmuş ve sinir dokusunda enflamasyon dediğimiz hadise oluşmağa başlamıştır. Omurlarımız arasındaki disklerin içersinde jöle kıvamında nükleus vardır işte o diskin dışına taşarak sinirlere bası yapmağa başlamıştır. Baloncuk şeklinde olabilir. Bası altındaki sinirlerin mikrosirkülasyonu engellenir ve sinir şişerek ağrı şeklinde belirti vermeğe başlar. Aynı zamanda disklerimizden ağrıya neden olan maddeler de salınmağa başlar. Birlikte uyuşma ve karıncalanmalar ortaya çıkar, daha sonra her hareket ızdırap verici bir hal alır. Buyun fıtıkları başa, enseye, omuzlara, kürek kemiklerine kollara ve koltuk altlarına ve parmaklara vuran ağrı ve uyuşma, karıncalanmalara neden olurken, bel fıtıkları bele, kalçalara, baldırlara ve ayak parmaklarına vuran ağrı ve uyuşmalara, karıncalanmalara neden olmaktadır. Kuvvet kayıpları, kol yada bacaklardaki incelmeler ilerlemiş fıtıkların belirtileridir. İdrar ve büyük abdesti tutamama ve denge, yürüyüş bozuklukları çok ciddi işaretler olup acil cerrahiyi gerektirir.

    Fıtıklara nasıl tanı konur?

    MR ile. Evet bu kadar basit. Bel yada boyun fıtığının en önemli tanı aracı MR dır. Burada şuna dikkat etmeliyiz. MR da gördüğümüz her fıtık müdahale gerektirmez, diğer bir değişle MR filminde fıtık çıktı diye filme bakılarak tedavi planlaması yapmak son derece yanlıştır. Hastanın şikayetleri ve muayenesi önem taşır. Yoksa siz filmleri ameliyat etmiş olursunuz ama hastalar ağrı ve şikayetlerinden kurtulamaz. Yani çok dikkatli bir muayene tedaviye yol gösterir.

    Bel ve Boyun Fıtıklarında Enjeksiyon tedavisi

    Bel ve boyun fıtıklarında eğer ağrı kesici ve kas gevşeticiler ya da FTR tedavilerine yanıt alınamıyorsa bir algoloji uzmanına müracaat etmenizde fayda vardır.

    İşte Enjeksiyon tedavileri (Epidural steroid yada kortizon) MR görüntülerinde bulging yada protruzyon dediğimiz Fıtıklarda tercih ettiğimiz bir yöntemdir. Yukarıda izah ettiğimiz sinir şişmelerini ortadan kaldırır ve disklerden ağrıya neden olan maddelerin salınımına engel olur. %50-80 arası etkinliği vardır. Tedavi edici bir yöntemdir. Hastalar ağrılarından ve de kol yada ayaklarındaki uyuşmalardan kurtulur. Günlük normal yaşamlarına geri dönerler. Bu enjeksiyondan yaklaşık 3-4 gün sonra yararını görmeye başlarlar. Yılda 3 kez uygulanabilir. Ameliyathane koşullarında ve deneyimli hekimlerin uygulaması gereken bir girişimdir. Skopi kullanarak hedef fıtığın siniri civarına verilme yöntemleri ( transforaminal steroid enjeksiyonları) çok popüler uygulamalardır. Kortizon burada tamamen kapalı bir alana verildiğinden çok az bir kısmı sistemik dolaşıma katılarak vucuda dağılır. Yani kortizon tedavilerinin yan etkileri bu yöntemde pek görülmez. Mide sorunları yaşayan, yüksek tansiyonu olan yada şeker hastası olan hastalar daha dikkatle izlenmelidir. Bu tedavi kan sulandırıcı ilaç alan hastalara uygulanmaz. Kan sulandırıcılar örneğin aspirin bu uygulamadan 1 hafta önce kesilmelidir. Hekimler bu uygulama öncesi bazı tahlilleri yaptırırlar.

    Konuya ilişkin ameliyatsız bel yada boyun fıtığı tedavilerinin diğer uygulamalarından ileride bahsedeceğiz.

    Sağlıcakla kalın.

  • Bel ağrısı / diskojenik ağrı

    Bel ağrısı / diskojenik ağrı

    Siz zannediyormusunuz ki her beli ağrıyan bel fıtığı hastasıdır? Neden doktorlar, bel fıtığını tedavi ediyoruz diye ortaya çıkan , kimi zaman bel çeken kimi zaman farklı, örneğin bele zift yapıştıran yada kafasına göre afedersiniz hamamda masajla bel fıtığı tedavisi yapıyorum diye ortaya çıkan ve hekim olmayan şarlatanlara karşıdır?

    Doktorların kaygısı paramıdır? Bunların uyguladıkları yöntemler külliyen yanlışmıdır ?

    1- Her bel ağrısı bel fıtığı değildir

    2- Çekme veya manuplasyon ( yani elleri kullanarak bele bazı metotların uygulanması)

    3- Bel bölgesine sıcak tatbikatı Bütün bunlar ilgili branş hekimlerinin bizzat yada gözetiminde uygulayacağı tedavi yöntemleri arasında yer alır. Ancak hangi bel ağrısında hangi metodu kullanacağınızın ayırdını yapmak seneler gerektiren uzun bir sürecin meyvesidir. Omurgamız çok karmaşık anatomik yapıları içerir.

    Yoksa , komşu şurada bel çeken birisi var biz iki büklüm gittik” belimi çekti odur budur belimde tık yok” senide götürelim. İyide belde ağrı kaynağı olan bir sürü probleme hep aynı yöntemi yani bel çekmeyi uygularsanız bize gelen hastalardan bildiğimiz için söylüyorum geri dönüşü olamayan sakatlılarla karşılaşabilirsiniz. Uyarması bizden.

    İşte Dejeneratif disk Hastalığı (DDH) da halk arasında az bilinen fakat mutlaka hekimlerin tedavi etmesi gereken ve bel ağrılarının en sık görülen nedenidir. Çok ayakta kalınca, özellikle çok oturunca ve de ayağa kalkma esnasında ya da ağır bir şey kaldırıldığında AĞRI şeklinde karşımıza çıkan bir rahatsızlıktır. Yaşlanmamızın doğal bir sonucu olarak omurgalarımızın arasında bulunan disklerin (yastıkçıkların ) yıpranması, aşınması, esnekliğini kaybetmesi, doğal suyunu kaybetmesi olarak tanımlayabiliriz. Omurgalarımız arasında bulunan yastıkçıklar ağırlık taşırken veya vucudumuzun çok karmaşık hareketlerinde özellikle belimizde bir amortisör görevi görerek bedenimizin dengeli hareket etmesini ve ağrı oluşmaması için destek görevini üstlenirler, Çok farklı nedenlerden dolayı DDH görülebilir,: Bir yaşlılık hastalığı olmasına rağmen genç insanlarda da görülebilir.

    Eğer geçmeyen bel boyun ağrısı varsa sizde DDH olabilir. En çok bel de görülür. Sinsi ilerleyici gittikçe daha fazla rahatsızlık ve ağrı verici, günlük yaşam kalitemizi bozucu hatta ilaçlarla geçmemeye başlayan bir hastalıktır.Tıbbi olarak Spondiloz deyimi ile ifade edilir.

    MR çektirdiğinizde Karanlık Disk dediğimiz normalde yastıkçıkların içi jöle kıvamında olduğundan açık renkte görülür DDH olanlarda ise Tüm disk yani yastıkçık siyah görülür. Bu özelliklerini ve suyunu kaybetmiş diskler artık şok emici, ağırlığı dengeleyici ve belimizi koruyucu özelliklerini yitirmiştirler. Sıvısını kaybetmiş diskler susuz toprak gibi çatlar ve vucut onu tamir etmek için normalde orada olmaması geren damar ve sinirleri bölgeye gönderir. Çatlamış disklerin içersine giren bu sinirler zaman içinde örneğin çok ayakta kalınca ya da ağır kaldırınca hemen Ağrı alarmı verirler. Hem direk temas hemde ağrıya neden olan maddeler hasarlı disk dokusundan salınırlar. Aynı yerden fıtık olma ihtimali daha yüksektir. Şunu da belirtmeliyiz ki her karanlık disk ağrı nedeni olmayabilir. Kesin tanı koymak için bizim diskografi dediğimiz bir yöntemi uygulamak gereklidir. Ameliyathane koşullarında uygulanır.

    Tedavi olarak ilaçlara ve FTR ye yanıt vermeyen ilerlemiş vakalarda biz

    1- Epidural kortizon uygulamaları

    2- Morfin bantları

    3- IDET ( yastıkçıkların içersinde normalde olmaması gereken fakat orada oluşan ve ağrıya neden olan sinirlerin radyofrekans yöntemi yada LASER ile yakılması esasına dayanır)

    4- Pahsa cath. Uygulaması . Ağrılı yastıkçıktan kalkan uyarıların omuriliğimize taşınmasına engel olma işlemidir.

    5- Cerrahi girişimler en son düşünülecek seçeneklerdir.

  • Ağrı tedavilerinde yaklaşımlar

    Ağrı tedavilerinde yaklaşımlar

    Ağrı vücudun herhangi bir yerinden kaynaklanan, organik bir nedene bağlı olan veya olmayan insanın geçmişteki tüm deneyimlerini kapsayan, hoş olmayan bir duyudur . Akut (ani başlangıçlı) ya da kronik (uzun süreli) olabilir. En çok şikayetçi olunan ağrılar bel, bacak, diz, boyun ve baş ağrılarıdır. Bunları sırt, omuz-kol ağrıları takip eder. Ayrıca, yüz ağrıları-nevraljiler, damar tıkanıklığına bağlı ağrılar, kanser ağrıları ile nedeni belirlenemeyen ağrılarda sıkça yaşanır.

    Akut ağrı genellikle, bir doku hasarının, vücuttaki bir bozukluğun ya da bir hastalığın belirtisi şeklindedir. Bu tür ağrılar, vücudun alarm sisteminin çok önemli sinyalleri, hastanın hekime başvurmasını sağlayan habercilerdir. Doğru tanı için hastanın hikayesini dinleyip iyi bir muayene gereklidir. Labaratuvar ve radyolojik inceleme akut ağrının kaynağına ulaşmada çok yardımcıdır.

    Kronik ağrı ise bir hastalığın belirtisi olmaktan çıkıp kendisi başlı başına bir hastalık haline gelmiştir. 6 aydan uzun sürer. Kronik ağrıya çoğu zaman eşlik eden depresyonla beraber olay bir kısır bir döngüye döner. Kişinin kendisini ve çevresini yoran, bıktıran bir sürece girilir. Sonuç olarak kişinin iş ve toplumsal yaşamındaki aktivitelerini sınırlayan, sürekli çekilen eziyetin yanı sıra ciddi boyutlarda sosyal ve ekonomik kayıplara yol açabilen bir durumdur.

    Günümüzde ağrı tedavisinde ağrı kesici kullanımı çok yaygındır. Kontrolsüz ve düzensiz bir şekilde kullanılan bu ilaçların bir çok yan etkisi mevcuttur. Mide hasarları, karaciğer ve böbreklere verdikleri zararlar bu yan etkilerden en bilinenleridir. Ağrı kesicilerin yetmediği durumlarda girişimsel tedaviler, fizik tedavi veya cerrahi yöntemler uygulanabilir.

    Kronik ağrı tedavisinde girişimsel yöntemler, anesteziyolojinin çok özel bir alanını oluşturur. Ağrıyı ileten sinir liflerinin blokajı sağlanarak zahmetsiz, kolay ve etkili bir şekilde ağrısızlık sağlanır. Anestezi uzmanları tarafından yapılan, ağrıyı ileten sinirlerin blokajını sağlayan bu yönteme kliniğimizde akupunktur ve ozon tedavileri de eklenmiştir. Biraraya getirilen tüm bu yöntemlerle ağrı daha ilk uygulamada hem de saniyeler içinde tedavi edilebilmektedir. Kalıcı bir tedavi içinse birkaç seans gerekmektedir. Birçok bel ve boyun fıtığı, diz kireçlenmesi, fibromyalji, migren, romatizmal ağrılar, kanser ağrıları gibi bir çok kronik ağrı minimal invazif teknikler, ozon injeksiyonları ve akupunktur ( lazer akupunktur, elektroakupunktur…) ile çok iyi seviyede tedavi edilebilmektedir. Unutmayalım ağrısızlık en estetik yaşam biçimidir.