Kategori: Akupunktur

  • Elektro akupunktur tanı yöntemi e.a.v (electro. Accu. Voll) yöntem nedir?

    Sağlığı koruyucu, Hastalık Tedavisi, Hastalık Sonrası Rehabilitasyon ve Acil durumlarda gelişen tıbbi disiplinler dönemin ve toplumların gereksinimlerini karşılamak doğrultusunda binlerce yıldan beri evrimleşmektedir.

    Modern tıp alanında gelişen tanı metotlarından biyomedikal laboratuvar ve görüntüleme yöntemleri akut – acil durumlarda ve klinik seviyedeki hastalıkların teşhisinde başarılı olurken, kronik ilerleyici hastalık süreçleri, hastalık öncesi sağlık bozulmaları ve sağlık durumunun devamlılığı konusunda bireye özel önleyici ve destekleyici tıbbi yaklaşımların oluşturulmasında yetersiz kalmaktadır.

    Özellikle Kuantum Fizik alanındaki son gelişmeler Yaşam, Varlık, Sağlık ve Tıp alanlarında yeni tanımlamaları gündeme getirmiştir. Yeni anlayışa göre Yaşam: madde ve enerjinin fonksiyonel işbirliğidir.

    Hücre + Hücre zarı elektriksel potansiyeli + Hücrenin yaşamsal süreçlerini düzenleyen manyetik alanı.

    Hücre zarı elektriksel potansiyeli fizyolojik fonksiyonlar hakkında ölçüm yapıp bilgi alabildiğimiz süreçlerin olduğu kısımdır. EAV teşhis yöntemi EKG. EMG. EEG gibi hücre zarı elektriksel potansiyelindeki değişiklikleri saptayabilen yeni nesil tanı yöntemidir.

    ELEKTRO AKUPUNKTUR TANI YÖNTEMİ E.A.V.

    E.A.V Dr.Voll tarafından geliştirilen ve organizmanın ilgili test verilerine tepkisinin deri üzerindeki akupunktur noktasından sorgulandığı tanı yöntemidir. Akupunktur gibi Bütünsel Tıp alanlarında, çalışan Hekimlerce 1970 li yıllardan bu yana sürekli olarak geliştirilmekte ve kullanılmaktadır. Bu yöntem binlerce yıllık geleneksel ve tamamlayıcı şifa sanatları ile modern Batı teknolojilerinin bir sentezidir.

    E.A.V YÖNTEMİN AMAÇLARI:

    Akupunktur meridyenlerindeki enerji dengesizlikleri sağlık dinamiklerinden uzaklaşma ve hastalığa kadar giden süreçleri başlatır. Binlerce yıldan beri Akupunktur vücudun temel düzenleme mekanizmalarını dengede tutmak amaçlı uygulanmaktadır.

    E.A.V yöntemi

    1-Bireyin sağlık durumunun değerlendirilmesinde

    2-Hastalık seviyesine ulaşmamış, klinik testler ile saptanamayacak seviyedeki sağlık sorunlarının değerlendirmesinde

    3-Klinikolarak saptanmış hastalıkların nedenleri hakkında detaylı analiz imkanı sağlayarak hızlı bir şekilde anlaşılmasında

    4-Etkintedavi kürlerinin planlanmasında,

    5-Hastanın tedaviye uyumunu optimize etmede

    Akupunktur ve Tamamlayıcı Tıp hekimlerinin tercihi olmuştur

    YÖNTEM:

    EAV (Elektro AccuVoll) test; EKG. EEG. EMG gibi elektrodermal testler arasında olup bir elektriksel devre üzerinde hastanın Bağdokusunun iletkenliği (Biyoimpedans)ve akupunktur noktasının elektriksel potansiyelini ölçme esasına dayanır.

    Potansiyeldeki değişimlerin tespiti ile bireyin sağlık durumu ve tedavi engellerin şiddeti hakkında ayrıntılı bilgi elde edilir. Bireyin sağlık dinamiklerine bağlı olarak ölçüm döngüsünde kullanılan test maddeleri ile ilgili uyaranlara deri direnci ve akupunktur nokta potansiyeli net bir “evet” veya “hayır” olarak cevap verir.

    Bu yöntem Bağ dokusunun, organların sağlık durumu,, Biyolojik yaş,Sağlığı bozucu sebepler , Latent asidoz, ,Alerjiler ,Gıda İntoleransları, Ağır metaller, Akut ve kronik enfeksiyon yükleri, doku ve hücresel seviyedeki hormon, enzim ,vitamin, mineral eksiklikleri hakkında bilgi verir..

    Bütünsel sağlık anlamında bireye özel geleneksel ve tamamlayıcı tıp kürlerinin panlanmasına yardımcı olur.

  • Gıda intoleransı testi nedir, nasıl yapılır?

    İSTER DİYET, İSTER SPOR YAPIN, KİLO SORUNUNDA İNTOLERANSINIZI BİLEREK BESLENMEK ŞART!

    Yediklerinizin uyku, sindirim, şişkinlik ve kilo verme gibi sorunlarda başrolü oynadığını söylersek sanırız, çoğunuz bunun inandırıcılığı konusunda şüphe duyabilirsiniz. Ancak Yediğimiz ve sağlıklı olduğunu düşündüğümüz birçok besin, vücudumuzda olumsuz etkilere yol açıp, kilo verememe, obezite, mide bağırsak şikayetleri, deri ve cilt rahatsızlıkları başta olmak üzere bir çok rahatsızlığa yol açabiliyor. İşte Gıda intolerans testi bu noktada devreye giriyor ve vücudumuzuna zarar veren ve size kilo aldıran gıdaları öğrenmemizi sağlıyor.

    YEME ALIŞKANLIĞINIZDAKİ YENİ ÖĞRETİLERLE, HAYATINIZI DEĞİŞTİRİN!

    Yaşam ve beslenme alışkanlıklarımızda ihtiyacımız olan ve vücudumuzun kolaylıkla absorbe edebildiği besinleri seçerek yaşam kalitenizi yükseltmek, artık hiçte zor değil.

    Yıllardır sahip olduğunuz bir cilt probleminin, verilemeyen kiloların ya da anlayamadığınız fiziksel rahatsızlıkların nedeni aslında çok masum olarak gördüğünüz bir besin olabilir.

    Çoğu zaman sağlımıza dikkat etmeyi işlenmiş veva bol kalorili yiyeceklerden uzak durmak olarak görüyoruz. Elbette ki, bu çok doğru olsa da beslenme planımızı oluştururken kişisel hassasiyetlerimizi de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Gıda intolerans testi, bu açıdan kişiye birebir sonuçlar veriyor. Bize zarar veren gıdaları kendi kendinize anlamanız neredeyse imkansız 200 tane Gıda ve içeceği incelenen bu testte,neye karşı inteleorasın olduğunu öğrene biliyorsunuz .Masum görünen bir meyve, bir sebze bile bazen yaşadığımız rahatsızlıkların kaynağını oluşturabiliyor.

    Gıda İntoleransı Testinin Yapılışı: Şöyle ki, parmak ucunuzdan alınan kan iki hafta süren kapsamlı laboratuvar analizi yapılıyor. Gelen sonuçlar doğrultusunda hastanın hangi besinlere karşı intoleransı olduğu belirleniyor ve bu besinler belli sürelerde hastanın hayatından çıkarılıyor. Özellikle kilo vermekte sorun yaşayan, mide, bağırsak şikayetleri olan kişiler, cilt problemleri yaşayan ve şişkinlik ve ödem sorunlarıyla sıkça karşılaşanlar bu test sizin yaşam kalitenizi arttırdığı gibi kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

  • Akupunktur ile sigara bırakma tedavisi nasıl yapılır

    Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.

    İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, serotonin ve bir yeriniz acıyınca endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin – endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte açıklaması budur.

    Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar. Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar veren kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve uyarıdan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.

    Merkezimizde sigara bırakma tedavisinde iğne kullanılmadan Laser akupunktur,Manyetik Alan tedavisi,Saf Oksijen tedavisi ve Nöral Terapi hepsi birlikte uygulanmaktadır. Kulakta tesbit edilen noktalar laserle uyarılarak bitki tohumları ile bu uyarı sürekli hale getirilerek, iğnesiz, ağrısız, acısız bir yöntem uygulanır.

    Sigara bırakma tedavisinde akupunktur kişinin sigaraya olan isteğini azaltır, sigaranın tadı bozulur ve sigara içilmediği zaman ortaya çıkan, sinirlilik, el ayak titremesi ve yoksunluk belirtilerini ortadan kaldırır. Eğer kişi sigara içmek isterse mide bulantısı ve kokusundan nefret hissini ortaya çıkartarak tek seansta sigarayı bırakması sağlanır.

    Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?

    Toplam 45 dakika süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.

    Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?

    %90-95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.

  • Şişmanlık (obesite) ve akupunkturla tedavisi

    Şişmanlık, vücutta yağ dokusunun normalden fazla olmasıyla karakterize bir hastalıktır.

    Şişman bir kişi ayrıntılı tetkiklerden geçirildiğinde, bazen hiçbir anormalliğe rastlanmayabilir. Bazen fiziksel olarak da bir belirtisi yoktur. Ancak diğer yandan tip II şeker hastalığı tanısı konmuş hastaların %60 ı şişmandır.Yine vücuttaki yağ dokusunun artması ile hormonal-metabolik hastalıkların ve kalp damar hastalıklarının ortaya çıkması ya da ağırlaşması arasında doğrudan bir ilişki olduğu bilinmektedir.

    Peki öyleyse neden gereğinden fazla besin tüketiriz? Şişmanladığımızı görerek neden buna devam ederiz? Bu soruların yanıtları araştırılmış ve obez kişilerin yemek yeme konusunda daha çabuk uyarıldıkları, damak tatlarının daha gelişmiş olduğu daha geç doydukları ve yemek yeme işinin günlük yaşamları içinde kafalarını daha fazla meşgul ettiği gözlemlenmiştir.

    Genetik, metabolik, hormonal ve sinirsel birçok karmaşık sistem şişmanlığın oluşmasında rol oynar. Aile yapısı beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı, psikolojik sorunlar, bazı ilaçlar bu karmaşık sistemin herhangi bir basamağında etkili olarak şişmanlığa giden yolu açar.

    Obezite bir hastalık olduğu için, diyet uygulayıverip bırakmakla ortadan kaldırılamaz.Yeni beslenme alışkanlıkları ve yeni bir yaşam şekli gerekmektedir. Obezitenin de şeker hastalığı yada yüksek tansiyon gibi yaşam boyu tedavi edilmesi gerekir.

    Şişmanlık sıklığı dünyada giderek artmaktadır. Ortalama sıklık %25 olarak verilmektedir. Bu yüzdeye şişman olmayıp da ideal kilosunun üzerinde olanlar da katılınca bı oran %50 ye ulaşmaktadır.

    OBEZİTE SIKLIĞININ ARTMASINI NEDENLERİ:

    Sosyo-kültürel faktörler

    Biyolojik faktörler

    Davranışsal faktörler

    Gıda çeşit ve alımının artması ve kolaylaşması

    Alkol tüketiminin artması

    Teknolojinin ilerlemesi ile günlük enerji tüketiminin azalması

    Özellikle çocukluk çağında bilgisayar ve televizyon karşısında geçirilen zamanın artması ile yağlı ve katkılı yiyecek tüketiminin artması.

    Yenilen besinler, vücudumuzda metabolik olaylar sonucu yakılır ve yanmadan elde edilen ısı ve enerji hayatsal fonksiyonların işlemesi için kullanılır. Metabolizma hızını vücut kendisi ayarlar; yani vücutta az yada çok enerji harcayabilme yeteneğine sahiptir.

    Haftada 1.0-1.5 kg. vermeyi sağlayan diyetler güvenli olduğu kadar, kalıcı sonuçlar da sağlar. Daha hızlı kilo vermek isteyenler, bunu biraz egzersiz yaparak gerçekleştirebilirler.

    AKUPUNKTUR VE ZAYIFLAMA

    Bilindiği gibi akupunktur alışkanlık tedavilerinde kullanılır. Kilo verme de beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesi ile mümkün olduğuna göre bu yeni alışkanlıkların edinilmesi sırasında akupunktur hastaya çok büyük kolaylıklar sağlar.

    1. İştahı düzenler ve yemeklere saldırma güdüsünü ortadan kaldırır.

    2. Mide asidesi kontrol altına alınarak, mide kazınması yanması gibi sorunlar ortadan kaldırılır.

    3. Düşük kalorili beslenmeden dolayı yaşanabilecek halsizlikler önlenir.

    4. Metabolizma hızını düzenler. Akupunkturla tedavi gören hasta kendi kendine yaptığı diyetlerden daha kolay kilo vermeyi başarır.

    5. Akupunktur tedavisi sırasında, vücutta serotonin ve endorfin seviyeleri artmaktadır. Bu hormonlar diyet yapan kişiye huzur verir, sedasyon sağlar. Böylece diyet yapan kişi, eski yemek yeme zevkinin kısıtlanmasından dolayı huzursuzluk ve tedirginlik yaşamaz.

    6. Kan şekeri düşmesini (Hipoglisemi) önler. Sinirlilik el ayak titremesi olmaz.

    7. Açlık baş ağrısı yaşanmaz.

    8. Tansiyon değişiklikleri (Hipotansiyon-Hipertansiyon) olmaz

    30-40 Kg. Fazlası olan hastaların tabii ki uzun bir zaman diyet yapmaları gerekir. Ancak, çoğu insanda böyle sabır olmadığı için her pazartesi başlanan diyetler her cumartesi sona erer. Böylece sık sık yapılan diyet denemleri sonucu her geçen gün kilo vermek daha da zorlaşır. İşte bu gibi hastalarda akupunktur inanılmaz başarılar sağlar ve hastalar onlarca kilo verebilir. Hastanın uzun süre diyete dayanabilmesini nedeni akupunkturun yarattığı sedatif ve trankilizan etkilerden dolayıdır. Ayrıca hasta Kilolarının eridiğini gördükçe daha çok motive olup bu işe dört elle sarılmaktadır.

    Merkezimizde, zayıflamatedavisinde iğne kullanılmadan kulak akupunkturu uygulanmaktadır. Kulakta tespit edilen noktalar lazerle uyarılarak bitki tohumları ile bu uyarı sürekli hale getirilerek, iğnesiz, ağrısız, acısız bir yöntem uygulanır.

  • Hacamat (hijama = ıslak kupa tedavisi)

    •Hacamat; ilgili bölgelere uygun büyüklükteki kupaların vakumlanarak bir süre bekletildikten sonra, yüzeysel insizyonlar yapılmasını ve takiben; oluşan bu mikro kesilerin üzerinin tekrar kupalarla kapatılarak vakumlanması ve açığa çıkan kanın beden dışına alınması işlemidir.

    •Tedavinin başarılı olabilmesi için kan alınacak noktaların ve bölgelerin doğru seçilmesi önemlidir. Akupunktur; hem noktaların ve bölgelerin seçiminde, hem de doğru kombinasyonların oluşturulmasında en önemli yardımcıdır.

    •Akupunkturun etkisini açıklamakta kullandığımız kuto-visseral refleks, kapı kontrol teorisi gibi bir takım teoriler hacamat için de ileri sürülmüş olmakla birlikte hacamatın etkisini en iyi açıklayan mekanizma; kan alma işlemiyle mikrosirkülasyonun normalize olmaya başlaması; bunun sonucunda da bağ dokusunun detoksifikasyonu ve bedenin ilgili bölgesinin homeostazisinin sağlanmasıdır.

    •Hastalıklara sebep olan faktörlerden bir tanesi de bedende aşırı toksin birikimidir. Hacamat doğru bir şekilde uygulanırsa vücutta biriken toksinlerin bir kısmı kanla birlikte dışarı alınabilmektedir.

    •Hacamat, akupunkturun temel prensiplerine göre uygulandığı takdirde başarılı bir tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Bilindiği üzere;hücreden dışarı atılan atıklar lenfatik kapillerler tarafından alınarak mikrosirkülasyona aktarılırlar.

    Yani lenf sıvısı dediğimiz sıvı aslında , büyük ölçüde bedenin dışına atılması gereken toksinleri içinde barındırır.

    Bu sistem normalde çok düzenli olarak işler. Aşırı toksin birikiminde önce kapiller bileşkede sonra da interstisyel ortamda ve bağ dokusunda staz oluşur. Bu durum vasohumoral disregülasyondur.

    İşte hacamat uygulamasını yaptığımız dermisin orta-üst bölgesi ,tam olarak bu sorunlu bölgedir. Böylece atıklarla dolu lenf sıvısını ve periferik kanı drene etmekteyiz.

    UYGULAMA METODUMUZ

    İşlem yapılacak noktaların ve bölgelerin seçimini akupunktur metodolojisine göre yapmaktayız. Bir kupanın kapsadığı alanda genellikle birden fazla akupunktur noktası bulunmaktadır.

    BAZI BİYOKİMYASAL PARAMETRELER AÇISINDAN , İNTRAVENÖZ KAN ÖRNEKLERİNİN, HACAMAT KAN ÖRNEKLERİYLE KARŞILAŞTIRILMASI

    ÖZET:

    Hacamat geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarından birisi olup, binlerce yıldır hem koruyucu hekimlik hem de sağaltıcı hekimlik alanında başarıyla kullanılmaktadır.

    Hacamat uygulamasında, bedenin değişik bölgelerinden ama daima çok yüzeysel olarak, epidermisin altından, dermis bölgesinden kan alınmaktadır.

    •Bu deneklerden intravenöz yolla kan örnekleri alınmış, akabinde de aynı kişilere hacamat uygulaması yapılarak hacamatla elde edilen kan örnekleri de alınmış ve laboratuarda bazı parametreler incelenmiştir.

    •Biyokimyasal parametreler olarak üre, ürik asit, total kolesterol, trigliserit, ağır metallerden de kurşun, cıva, alüminyum ve arsenik temel alınmıştır.

    HİPOTEZ:

    •İntravenöz olarak alınan kan ile hacamatla alınan kan bir çok açıdan farklılık göstermektedir. Üre, ürik asit, total kolesterol, trigliserit, kurşun, cıva, alüminyum ve arsenik değerleri hacamat kanında, venöz kana göre daha yüksek seviyelerdedir.

    AMAÇ:

    •Venöz kan parametreleri ile hacamat kan parametrelerinin karşılaştırılarak, aralarında bir fark olup olmadığı eğer fark varsa; hangi değerlerde ne kadar fark olduğunun saptanması amaçlanmıştır.

    •GEREÇ VE YÖNTEM:

    •Bu çalışmada 23-75 yaşları arasında 10 erkek, 2 kadın toplam 12 denek seçilmiştir. Deneklerin kliniğimize başvuru nedenleri birbirinden farklı olup teşhis konulmuş olan rahatsızlıkları; Hepatit-B , kronik yorgunluk, gonartroz, hiperlipidemi, panik atak, boyun fıtığı, fibromiyalji, hipertansiyon, tremor ve kronik böbrek yetmezliği idi. Bazı hastalarda bu rahatsızlıklarının yanında başka kronik şikayetleri de mevcut idi.

    •Bulgular karşılaştırıldığında ölçümlenen değerler açısından venöz kan ile hacamatla elde edilen kan arasında farklılık olduğu görülmektedir.İncelenen tüm parametrelerde; hacamat kanındaki değerler daha yüksek bulunmuştur.

    •Biyokimyasal parametreler (üre,ürik asit,total kolesterol ve trigliserit)grubu;ağır metallerle (cıva,kurşun,alüminyum,arsenik) karşılaştırıldığında ağır metallerin,çok daha anlamlı bir şekilde yüksek olduğu ortaya çıkmaktadır.

    •En az değişiklik ürik asitte %2.07 olup,sırasıyla üre (%9.38),total kolesterol %12.95 ve trigliserit (%18.23)şeklindedir.

    •Ağır metallerde ise en az değişiklik arsenik %6.28 , sonra sırasıyla kurşun %26.15, alüminyum %37.54 ve cıva %73.40 tır.

    Dr. Cemalettin EKMEKCİOĞLU

  • Biorezonans terapisi nedir, hangi durumlarda uygulanır

    Biorezonans metodu frekans kontrollü bilgisayar tarafından yapılan bir tedavi yöntemidir. Bu 1975 yılında icat edilen bir cihaz olmasına rağmen ülkemizde resmi olarak 2007 yılında kullanılmaya başlanmıştır ve cihaz T.C.Sağlık Bakanlığınca onaylanmış bir Tıbbi Cihazdır.

    Biorezonans Terapisi (BRT olarak anılacaktır). Vücuda dokunan-alerji yapan-intolerans gösteren madde ve maddelerin veya canlı organizmaların (virüs, parazit, bakteri ve mantar gibi) vücudumuz içinde yaydıkları hastalık yapıcı frekansların, cihaz tarafından algılanıp ,düzeltilerek, vücuda tekrar verilmesi esasına dayanır.

    İnsan organizması farklı elektromanyetik frekansları yayar. Bunların hepsinin kendine özgü-farklı frekansları vardır. Hep birlikte hastanın genel frekans spektrumunu belirlerler. Bu hastanın bireysel frekansıdır. Hasta ve sağlıklı insanın frekans yapıları birbirinden farklıdır.

    Hastanın frekans örneğinde saklanan yabancı frekanslar (Alerjenler, virüsler, bakteriler, amalgam, mycosis v.s..) normal frekans düzenini bozarlar. Bu frekans düzenini bozan elektromanyetik frekanslar belirlenir ve cihaza transfer edilir. Elektrotlar vücudun belli yerlerine yerleştirilir. Cihazda hastalık yapan frekanslar ters çevrilir ve hastanın vücuduna geri verilir. İYİLEŞME terapi frekanslarıyla gerçekleşir. Biyolojik , fiziksel frekanslar güçlendirilir.

    Biyofiziksel bir teknik olduğu için kimyasal ilaçlar kullanılmaz.Biorezonans cihazından yayılan frekansın gücü bir cep telefonundan yayılanın binde biri kadardır.

    Hiç bir yan etkisi yoktur.

    Vücudumuza zarar veren elektromanyetik frekanslar cihaz aracılığı ile ters çevrilir ve kişiye gönderilir. Birbirinin tam tersi iki manyetik alan karşılaşınca nötrlesir. Bu şekilde bakterilerin, virüslerin, parazitlerin, ağır metallerin vb. tüm zararlı etmenlerin manyetik bilgisi vücudumuzdan temizlenmis olur.

    Ayrıca vücudumuza ait tükürük, idrar gibi sıvılarda bulunan sağlıklı frekanslar da güçlendirilerek kişiye verilir. Böylelikle bağışıklık sistemimiz desteklenmiş olur. Bu da iIaçsız, ağrısız ve kalıcı olarak. iyileşme anlamına gelmektedir.

    Vücudumuzdan yayılan ossilasyon veya frekans denilen titreşimler saptanabilmekte ve kaydedilebilmektedir. Bu frekanslar hücreler arasındaki bilgi alışverişini sağlamakta dolayısı ile tüm biyokimyasal yani maddesel süreçleri yönetmektedirler. Biorezonans cihazı tedavi sürecinde bu bilgi alışverişi düzeyine etki etmektedir.

    Hücreler arasındaki ve vücudun bütünü içindeki iletişimi bozan yabancı frekansların ortadan kaldırılması vücut üzerindeki stresi ortadan kaldırır ve sistemin düzgün biçimde işleyebilmesini sağlar. Düzgün işleyen bir sistemde hastalık oluşmaz ya da oluşan hastalık sistemin üzerindeki stresin ortadan kaldırılması ile geriye döndürülebilir.

    Biorezonans önce vücut üzerinde nasıl bir baskı olduğunun araştırmasını yapar. Bu baskı ağır metaller, alerjiler, zehirli maddeler, enfeksiyonlar, az bilinen parazitler, bulunamayan mantar enfeksiyonları, çevredeki yoğun elektrik alanlar ya da yaşanılan bölgenin coğrafi özelliklerinin kişide yarattığı etkiler olabilir. Biorezonans tüm bu zarar vermesi muhtemel faktörleri test edebilir. Bünye üzerinde saptanan baskılayıcı–zarar verici maddenin- faktörün frekansı ortadan kaldırılır. Bünyenin içindeki enerji akış yolları temizlenir. Sistemin düzgün işlemesi sağlanır.

    Teknolojinin kullanılmaya başlandığından beri edinilmiş tecrübeler sunucu 400 kadar hastalıkta standart tedavi protokolleri belirlenmiştir. Her yıl yapılan kongrelerde dünyanın değişik ülkelerinden gelen biorezonans kullanıcısı doktorların ve biorezonans uygulayıcısı alternatif tıp mensuplarının tecrübelerini paylaşıyoruz. Dünyadan devamlı gelen ve farklı hastalıklar için dökümente edilen başarılı tedavi örnekleri gerçekten çok cesaret vericidir. Biorezonansa “sağlıkta yeni çağın habercisi” denmesinin sebebi de budur.

    Elektromanyetik dalgalar kullanarak alerji testi yapılır. Bu testin bilinen alerji testleri kadar kesin sonuçlar verdiği çalışmalar ile gösterilmiştir. Bu testin esas farkı ise bünye üzerinde esas kötü etkiyi yaratan gizli alerjilerin de ortaya çıkmasının sağlanmasıdır. Diğer testlerde çıkmayan gizli bir alerji bulunduğunda bu alerjileri de hafifletir ve ortadan kaldırır. Bulunan alerji biorezonans kullanılarak ortadan kaldırılabilir. Bu alerji cilt tipi olabilir ya da solunum yollarını tutmuş olabilir.

    Birçok durumda ise geçirilmeyen kronik hastalığın sebebi olarak bir alerji bulunabilir ve alerjinin ortadan kaldırılması kronik hastalığı tedavi eder. Ağrı o bölgedeki problemin vücut tarafından ifade edilme yoludur. Kronik ağrılarda ise ağrının geçirilmesi sistemin bir bütün olarak ele alınmasını ve sistemin üzerindeki yükün temizlenmesini gerektirir.

    Sonuçlar bünyenin ne kadar stres altında/kirlenmiş vs. olduğuna göre değişir. Genel bir kural olarak çocuklardaki etkinlik her zaman daha güçlüdür.

    Bağışıklığın düşmüş olduğu durumlar Sistemin düzgün çalışmaması ve toksinlerin birikmiş olması kendini en sık bağışıklığın düşmesi ile gösterir. Geçirilemeyen enfeksiyon hastalıkları bazen biorezonansı yardımcı olarak kullanarak bazen de sadece biorezonans kullanarak geçirilebilir. Bu işlem enfeksiyon yapan ajana karşı biorezonans uygulamak yanında bağışıklığı bozan sebebin saptanıp ortadan kaldırılması ile yapılır.

    Biorezonans bünye üzerinde stres yapan faktörleri tarar. Bu faktörlerden bir kısmı sistem üzerinde yük oluşturan zehirli maddelerdir. Bu maddelerin freakanslarının sıfırlanmaya çalışılması ile detoksfikasyon yaratılır. Bünyenin temizlenmesi genel sağlık durumunu iyileştirir. Biorezonans ile detoksifikasyon yanında bünye üzerinde stres yaratan diğer faktörler de araştırılıp giderilebilir. Bunlar içinde amalgam dolguların yarattığı bozulma, cep telefonlarının yarattığı bozulma, yaşanılan coğrafi alanın yarattığı bozulma, önceden yapılmış aşıların bünye üzerinde yarattığı bozulma sayılabilir. Tüm bu etkiler biorezonans ile ortadan kaldırılabilir.

    Dünyadaki kullanımlarında kronik hastalıkların tedavisinde detoksifikasyonla birlikte lenf ve karaciğerin uyarılması genel bir kural olarak kabul edilebilir. Biorezonans ile kolayca sağlanabilecek bir etkidir. Spor yaralanmalarında kullanıldığı gibi ameliyat sonralarında da kullanılabilir. Düşkün bünyelerde kişinin ameliyata hazırlanması ve direncinin arttırılması için de kullanılabilir.

    Biorezonans bütünsel ve düzenleyici bir terapi metodudur. Klasik tıptaki uygulamara destek verdiği gibi, hastalıkların temelinde yatan etkenleri bulur ve titreşim seviyesinde vücudun bağışıklık ve atılım sistemlerine destek vererek bu hastalıkların giderilmesinde insana destek olur.

    Yaş sınırı yoktur. Besin intoleransları olan küçük bebeklerde bile etkiliği olduğu gibi, ileri yaşta kronikleşmiş hastalıklarda da rahatlıkla kullanılır.

    Ancak gebeliğin ilk 3 ayında ve bazı ilaçların kullanımında terapileri uygulamıyoruz.

    Organ ve doku nakli olanlarda Biorezonans uygulanmaz. Doktorunuz size daha detaylı bilgiler verebilir.

    Biorezonansta akupunkturda bilinen meridyenler yani enerji akım yolları ve akupunktur noktaları üzerinden terapiler uygulamak mümkündür. Akupunktur ile uygulanılan terapi reçetelerini de biorezonansa dahil edilebilirler.

    Tedavi süresi kişiye göre değişir. Zira öncelikle hasta kanını biyofiziksel anlamda test etmek ve hastalığa yol açan etkenleri bulmak gerekir. Örneğin, aynı şikayetleri olan 2 farklı romatizma hastasında çok farklı faktörler tetikleyici olabilir. Bunları tespit edince terapi planı hazırlanır ve uygulamaya geçilir.

    Evinizde veya iş yerinizde size zarar veren etkenler veya zehirlerle (örn. Mantar, asbest gibi) temasta bulunuyorsanız lütfen bildiriniz.

    Size zarar veren veya alerji yapan maddeleri ortaya çıkarmak için kanınız tarafımızdan test edilecektir. Daha sonra yapılacak olan görüşmede doktorumuz size neticeyi bildirecektir.

    Terapi seans aralıkları çoğunlukla haftada bir kez ve yaklaşık 1 saat olmakla beraber test neticesine göre tespit edilir ve size bilgi verilecektir.

    Lütfen terapi öncesi ve sonrası 6 saat boyunca alkol ve kahve tüketmeyiniz.

    BRT tedavisinden sonra.; Nadiren de olsa geçici yorgunluk hissedebilirsiniz, ağızınızda kuruluk oluşabilir, mide bulantısı oluşabilir, kokulara karşı hassasiyet oluşabilir. Tüm bunlar bol su içmekle düzelecektir. Zaten doktounuz sizi bolca su tüketmeniz konusunda uyaracaktır.

  • Elektrolipoliz: bölgesel incelme metodu

    Yapılan tüm diyetlere rağmen hâlâ kurtulamadığınız ve sizi rahatsız eden bölgesel fazlalıklarınız varsa neden bölgesel zayıflama metodlarını denemiyorsunuz?

    Bölgesel zayıflama nedir?

    En başta söylenmesi gereken temelde bir kilo azaltma yöntemi olmadığıdır. Vücudun belli bölgelerinde birikmiş olan yağların azaltılması amacıyla kullanılan yöntemlere verilen genel isimdir.

    Yağ hücreleri nasıl yok edilir?

    ELEKTROLİPOLİZ:BÖLGESEL İNCELME METODU


    Elektrolipoliz inaktif yağ hücrelerini aktif hale geçirerek yağların atılmasına olanak sağlayan bir yöntemdir.Kilo kaybetmeyi sağlamaz ancak birikmiş bölgesel yağların dağıtılmasına ve şekil vermeye yönelik bir işlemdir.
Lenf drenajı ile birleştirilen elektrolipoliz istenmeyen yağlardan kurtulmanın yeni bir yoludur.Karın, kalça, basen, kol gibi birikmiş yağların eritilmesinin nisbeten güç olduğu bölgelerde cilt üzerine yerleştirilen elektrodlar – paletler, veya daha etkilisi, cilt altına, yağ tabakasının üzerine yerleştirilen ince iğneler vasıtasıyla verilen düşük voltajlı elektrik uyarı, yağ hücrelerinde trigliseritlerin yağ asidine dönüşmesini sağlar. Yağ asitleri hücreler arası sıvıya ve lenf dolaşımına geçer. Lenf drenajı ile yağ asitleri bölgeden uzaklaştırılır.

    Kaç seans uygulanmalıdır?

    Haftada bir uygulanır Ancak aşırı yağ dokusuna sahip olanlarda hafta da 2 uygulama yapılabilir.Bu süreç kişinin yağ dokusu miktarına bağlı olarak 10-20 seans arasın da olabilir.

    Sonuçları nelerdir?

    İşlem yapılan alanda işlemden hemen sonra ilk etkiler görülmeye başlar. Ortalama daralma, işlem yapılan alan ve yağ dokusunun kalınlığına göre değişmekle birlikte 2 ila 15 cm. arasında olacaktır.

    Uygulama süresi nedir?

    Her sesans 45 -60 dk sürmektedir.

    Kimlere uygulanabilir?

    Vücutta aşırı veya yaygın yağlanması olanlar dahil bölgesel fazlalığı olanlara uygulanabilir. Kalp pili olanlar ve hamilelere uygulanmaz.

    Emziren annelere de uygulanabilir.

    İşlemde ve sonrasında ne hissedilir?

    İşlem esnasında hasta ağrı, acı hissetmez. Bu sebeple de işlemdeyken TV izleyebilir, Kitap okuyabilir, Az sayıda hastada morluk oluşabilir, ancak o da hiçbir iz bırakmadan yaklaşık 1 hafta içinde düzelecektir.

    En keyifli yanı da işlemden çıkar çıkmaz hastalar günlük hayatlarına hemen dönebilirler.

  • Akupunktur ile tedavi edilen hastalıklar; bilek ağrısı

    Bilek Ağrısı

    El bileği karışık bir anatomik yapıya sahiptir. Parmak ve el hareketlerini sağlayan adele-sinir-damar kompleksi buradan geçerek, dağılır. Median sinir dediğimiz, başparmak ve işaret parmağının hareket ve duyusunu sağlayan bir sinirde bileğin iç yüzünün ortasından geçerek el içinde dallara ayrılır. Bu sinirin üstü, el bileği hizasında ve kısmen de avuç içinde kalın koruyucu özelliği olan bir Tandon ile kaplıdır. Bu tandon , orta yaşlara doğru çeşitli nedenlerden dolayı kalınlaşır ve altında yer alan koruduğu sinirin sıkışmasına neden olur .

    Bilek ağrılarının en sık nedenlerinden biri Karpal Tunel Sendromudur. Karpal Tunel Sendromunun en sık nedeni aşırı kullanmaya bağlı tandon kalınlaşmasıdır. Özellikle parmaklar ve el bileği hareketlerinin sürekli olduğu işlerde mesela ; yoğun olarak bilgisayar kullanlarda, örgü ören kişilerde , yoğun ev işleri yapan ev hanımlarında ve oto tamircilerde daha sık görulmektedir .

    Bu hastalığın risk faktörleri arasında : Obezite , Diabet , Hipotiroidizm ve romatolojik eklem hastalıklarından söz edebiliriz .

    Karpal Tunel Sendromunda ortaya çıkan şikayetler nelerdir ?

    – Bilek ve ellerde ortaya çıkan ve zaman içinde giderek şiddetlenen ağrılar.Rahatsızlık bazen uykudan uyandırcak kadar şiddetli olabilir ve kola, omuza yayılabilir.

    – Ellerde ve parmaklarda hissizlik veya elektrik çarpması hissi.Uyuşmalar baş parmak , işaret ve orta parmaklarda daha yoğun hissedilebilir .
    – Elde güç kaybı, eşyayı tutmakta zorlanma ve tutulan şeyleri düşürme.
    – Eli sallamakla ağrılarda hafifleme hissetmek .

    Nasıl teşhis konulur?

    Tanı, şikayetlerin ayrıntılı öyküsü ve bu duruma yol açacak diğer nedenlerin araştırılmasıyla konulur. Boyun fıtığı ve kireçlenmesi tanısı konan hastaların bir kısmında , el bilek kanalı hastalığı da mevcut olup, bu durumaçift darlık adı verilir. Hem boyunda omurilik ve sinir kökü sıkışmıştır, hem de el bileği kanalı darlığı mevcuttur.

    Boyun MR’ı ve ENMG (sinir elektrosu) tetkikleri yapılarak tanı kesinleşir.

    El-Bilek Kanalı Hastalığının Tedavisi

    Başlangıçta,

    · Aşırı kullanmayı engellemek, el bileğine aşırı yük binmesine neden olacak işlerden kaçınmak

    · Ağrı kesiciler ve antienflamatuvar ilaçlar

    · Bilek egzersizleri

    · El bileği atelleri, gece atelleri

    · Lokal ya da sistemik kortizon enjeksiyonları çoğu kimse için yeterli olmaktadır.

    Ancak zaman içinde şikayetler tekrar başlar ve kalıcı çözüm basit bir cerrahi girişimle sinirin serbestleştirilmesidir. Lokal veya genel anestezi altında, mikroskop kullanılarak el bileğinden avuç içine doğru yapılan 1-2 santimlik bir kesiyle, sinirin üstündeki band kesilerek, sinirin sıkışması ortadan kaldırılır. Bu yöntem kalıcı bir rahatlamaya neden olur. Ameliyat sonrası 3-5 gün el bileği istirahatini takiben, hasta normal yaşantısına döner.

    Önerilerimiz :

    · Daktilo ve bilgisayar kullanırken, zaman zaman ellerinizi istirahat ettiriniz.

    · Ev işlerinde bileğe çok güç binen durumlarda dikkatli olunuz.

    · Gece uykuda bileğinizin üstüne yatmayınız.

    · Özellikle geceleri ellerinizde uyuşmalarla uyanıyorsanız, uykunuz bölünüyorsa el-bileği kanalı hastalığı başlıyor demektir.

    Not : Karpal tunel sendromunda cerrahi girişimi hastalığın son aşamalarındada yani noninvazif yöntemlerden yeterince fayda görülmediği takdirde yapılır . Tamamlayıcı tıbbın sunduğu çeşitli tedavi yöntemlerinden yararlandığında uzun vadeli iyileşme sağlanır ve başarı oranı %80 -90 dır .Bu Tedavi yöntemleri ;onarıcı ,noninvasif ve en önemlisi komplikasiyonsuz oldukları için dünya çapında ameliyatlara nazaren tercih edilmekteler .

  • Akupunktur ile tedavi edilen hastalıklar; dirsek ağrısı

    Dirsek Ağrısı

    Dirsek eklemi , İtme , Çekme ve Önkolu döndürmek gibi hareketlerin yapılmasını sağlayan, karmaşık bir eklemdir.Genelde dirsek ağrıları , dirsek eklemini oluşturan kemiklerin veya eklem çevresindeki kas ve tandoların zedeleme ya da çekişmesinden ortaya çıkabilir. Bazen eklemi saran sinir ağı veya kan damarları ve etrafındaki ligamanlar hasar görüp , ağrıya neden olabilirler.

    Boyun ,Omuz , Üstkol , Önkol ve Bilek problemlerinde ağrı bazen dirsek bölgesine yansıyabilir . Bu alanlardaki patoloji tedavi edildiğinde ,ikincil olarak gelişen dirsek ağrısıda ortadan kalkmış olacak .

    Dirsek ağrıları genelde cidd bir Medikal sorun olarak sayılmaz ise de , konum itibariyle tüm yönlerde hareket eden bir eklem olduğu için belirgin bir şekilde hastanın günlük faaliyetlerini ve sonuçda hayat kalitesini etkileyebilir.

    Dirsek Ağrısının Nedenleri

    Çoğu zaman Dirsek ağrısı,aşırı kullanım sonucu oluşur. Bazı sporlardan sonra , süreklilik gerektiren iş ve ya hobilerde , el , bilek ,ve kolun tekrarlanan hareketlerinden dolayı ortaya çıka bilir.

    Artitler Dirsek ağrılarının çok olası bir nedeni sayılmaz .

    Dirsek Ağrılarının Yaygın Nedenleri

    – Cubital tunnel syndrome ;bu sorun eklemin iç tarafından geçen Unlar sinirinin zedelenmesi sonucu ortaya çıkar.

    – Çıkık

    – Kemik kırılması

    – Golfçu dirseği ( medial epikondilit )

    – Tenisçi dirseği ( lateral epikondilit )

    – Bağ burkulması ve ya kopması

    – Dirsek bursiti(olecranon bursitisi), dirsek ekleminde var olan küçük sıvı kesesinin iltihabı

    – Kireçlenme ( Osteoartrit )

  • Akupunktur ile tedavi edilen hastalıklar; bel ağrısı

    Bel Ağrısı

    Bel ağrısı günümüz toplumunun %60-85 inde hayatın her hangi bir döneminde görülebilen , sebebleri çok çeşitli bir sendromdur .

    Bel ağrısı bütün yaş gruplarında görülmekle beraber yaşın ilerlemesi ile birlikte görülme sıklığı artmaktadır . Bunda da en önemli etken omurganın dejenerasiyonudur . Postür bozuklukları , kilo artışıyla gelen karın ve sırt kaslarında güç azalması onemli risk faktörlerdir.

    Bel Ağrısı Nedenleri

    Kas tutulmaları ; Bel ağrısının nedeni sıklıkla vücudu dik tutan ve sağa sola dönmemizi sağlayan kaslarının tutulmasıdır. Ağrının kaynağı tutulmuş olan kas lifleridir. Hareket ederken ani, bıçak saplanır gibi ağrılar hissedilir. Ağrı bazen kişiyi acil servise gitmeye zorlayacak derecede ciddi olsa bile tedavide sadece ağrı kesiciler ve yatak istirahati yeterli olur.

    Bel Fıtığı (Lomber Disk Hernisi) ; Vücudumuzda her iki omurga kemiğinin arasında “intervertebral disk” adı verilen lastik kıvamında yastıkçıklar bulunur. Bunlar kemiklerin birbirine sürtmesini engeller. Öne ve arkaya eğilmemizde veya olduğumuz yerde vücudumuzu döndürmemiz sırasında bu disklerin esnekliğinden faydalanırız. Vücut ağırlığının üstteki kemikten alttaki kemiğe dengeli bir şekilde aktarılmasını sağlarlar . bazen diskler zaman içinde yıpranırlar. Lastik kıvamları bozulur. Vücut ağırlığı altında iki kemik arasında sıkışan diskler balonlaşır, bombeleşir ve arkasından geçen sinirlere değmeye başlar.bu bölgede sinirlere temas olduğu zaman ağrı bacaklarda ve ayaklarda hissedilir. Hastalar bunu “ağrı bacaklarıma ve ayaklarıma vuruyor” diye tarif eder. Bazen ayak bileği hareketleri zayıflayabilir. Gene sinirlere temas neticesi bacaklarda ve ayaklarda karıncalanma hissi olabilir.

    Vertebra Kırıkları ; Özellikle yaşlılarda kemikler minerallerini kaybettiği kırılmaya meyilli olurlar. Sıradan bir düşme genç bir bireyde herhangi bir kırığa neden olmazken yaşlılarda özellikle çökme kırıkları sık görülür. Vertebra kemikleri kırıldığı zaman kronik bel ağrısına neden olur.

    Spinal Kanal Darlığı (stenosis) ; Spinal kordun içinden geçtiği vertebra kemikleri ve eklemler tarafından sıkıştırılmasıdır. Hastalarda bir süre yürüyünce ağrılar ortaya çıkar. Ancak bu ağrılar öne eğilmekle hafifler. Ameliyat ile spinal kordu sıkıştıran kemik parçası alınır ve spinal kord rahatlatılır.

    Bel Ağrıları Tedavisi

    Ters bir hereket ve ya pozisiyondan dolayı gelişen Akut bir Bel ağrısı istirahat, ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlara ( sadece akut dönemde ) cevab verir. Kronik Bel ağrıları 3 aydan fazla süren ağrılara denir .

    Bilimsel araştırmalar , kronik ağrı ile yaşayan ve bu durumu kabullenmiş olan hastalarda depresiyon belirtileri ve hayata isteksizlik , ağrısız bireylere göre çok daha yoğun yaşanmakta olduğunu gösteriyor .Ağrılı hastalar ister istemez hareket kısıtlamaları yapmak zorundalar , harekette azalma kilo artışının ve uzun zamanda ruhsal dengenin bozulmasına neden olur . İskeletin çeşitli kasları hareketsizlikten dolayı yavaş yavaş erir ve gücünü kaybeder . Bu durum kilo artışıyla bir araya gelince ağrılı bölgeye düşen yük daha da artar ve bölgedeki sorun daha da derinleşir .Seneler içinde : ağrı ,hareketsizlik ve kilo artışı kısır döngüsü hastanın hayat kalitesini tamamen düşürür .

    Modern tıbbın cevabsız kaldığı alanlardan birisi kronik ağrıya yol açan değişik hastalıklar yelpazesidir . Maalesef ülkemizde kronik ağrı tedavisinde hala akut ağrılara yaklaşıldığı gibi , başka alternatifler yok sayılarak ( sadece fizyoterapi önerilmekte ) ,tek çözüm ilaç tedavisi gösterilmektedir . Ayriyetten insanlar artık Ağrı kesici ilaçların uzun vadeli kullanımından gelebilecek yan etkileri az çok bildikleri için bu ilaçları mümkün olduğu kadarıyla az kullanmaya çalışıyorlar . Ortaya çıkan sonuç ise her zaman ağrıyla baş etmek ve bunu yaşlılık belirtileri olarak sineye çekmek olur . Bel ağrılarında çok nadiren cerrahi operasyona ihtiyaç duyulur . Ağrı şiddetli olsa da bel ağrısı olan birçok insana ameliyat gerekmez.

    Tamamlayıcı tıbbın kronik ağrı tedavisinde etkili yöntemleri

    Soft Lazer Tedavisisi;
    Cold lazer veya soft lazer tedavisinde ışık enerjisi hücreler tarafından emilir. Bu enerjinin özelliği fizyolojik dozda olmasıdır yani tedavi uygulandığı andan itibaren onarım işleyişi hücresel bazda başlatılır( photobiotherapy).

    Her nedenden dolayı olursa olsun, zarar görmüş bölgenin hücreleri etkilenir. Hücresel enerji(ATP)üretimi azalır ve ya duraklar neticede,hücre mambranı(hücrelerin bütünlüğünü sağlayan zar)su dengesini kaybeder. Bozulmak üzere olan hügrelerde protein sentezi(üretimi) de duraklar.Hücre bütünlüğü sağlanması için özel proteinlerin sentezi(üretimi)şart.Bu protein üretim mekanizmaları çok hassastırlar ve dış etkenlerden(fiziki travma,stres,oksijen azlığı,kan akışında meydana gelen etkenler)etkilendiklerinde, kısır döngü başlamış olur ve tahribatın boyutu gitgide artar. Ağrı bir uyarıcı ve savunma mekanizması olarak başta gelen belirti olabilir.Tedavi yöntemi ana sorunu çözmek yönünde olursa,mesela damarlardaki oxigenasyonu sağlamak,düzenlemek , bağışıklık sistemini uyarmak gibi ;hastalık derinleşmeden tedaviyle daha kısa zamanda iyileşebilir. Hücre metabolizması dengelenir ,enerji(ATP) üretimi desteklenir,protein sentezi uyarılır buda hücrelerin fonksiyonlarında düzelme demektir. Ağrı kesiciler bu durumlarda ağrıyı bastırdıkları için semptomatik etkiye sahiptirler ve tedavi edici etkileri söz konusu olamaz.

    Elektroakupunktur tedavisi ;
    Elektro Akupunktur ve Akapunktur diz osteoartritlerinde çok etkili bir tedavi yöntemidir.OA olan hastaların hem ağrsını dindirir hem de diz fonksiyonunu büyük bir ölçüde iyileştirir, bu yüzden etkili bir tedavi yöntemi olarak ABD ve Avrupada Modern tıbbın OA standart tedavi protokolünde yer almaktadır.

    Akupunktur iğneleri ile veya iğneden hoşlanmayanlar için elekro bantlar ile yapılmaktadır, ağrı tedavisinde çok etkili, daha hızlı sonuç alabildiğimiz bir Modalitedir. Vücut Akupunktur noktaları ve trigger noktalarına, her hastalığa göre belirli grup noktalar seçilip ve gereken frekans ayarları yapılır, her seansta noktalara15-30 dakikalık elektrostimulasyon verilir. Bu tedavi kulak akupunkturu ile kombine yapılınca daha etkili olmakta ve vücudu sistemik bir halde harekete geçirmekte. Ayrıca elektroakupunktur ve elektrolipoliz karın ve kalça bölgesinde lokal etki yaparak selülit görüntüsünü azaltmakta ve karın bölgesini daha sıkı bir hale getirmektedir.

    Tedavi nasıl yapılır ?

    Tedavi planında yer alan noktalara 30 saniyeden birkaç dakikaya kadar lazer uygulanır.Tedavi seansından sonra hemen normal günlük hayat ve faaliyetlere başlanabilir, herhangi bir kısıtlama ve yan etki yoktur.Genel olarak tedavinin süresini ve kaç seanstan oluşacağını,durumun Akut veya Kronikleşmesi belirler. hastalık belirtilerinden 6-8 aydan az bir zaman geçmişse tedavi maksimum etkiyi sağlar ve çoğu zaman şaşırtıcı bir şekilde şikayetler tamamen ortadan kalkabilir. ( mesela tendonitler ve bursitlerde,spor zedelenmelerinde) 1 seneyi geçen hastalıklarda iyileşme , patolojinin türüne,sistemik bir hastalığın eşlik edip etmediğine, ve tahribatın şiddetine göre ,belli oranlarda sağlanabilir.Kronik diz Osteoartritlerde en az %40-75oranında ağrıda azalma ve %50-60 eklem hareketlerinde rahatlama beklenir.Bu oranlar Romatizmal eklem hastalıklarında(Lazer tedavisinin ödem ve iltihaplarda olan etkisinden dolayı) ,yeni başlamış olan Osteoartritlerde çok daha yüksektir.

    Araştırmalar

    British Medical Journal da 4.kez yayınlanmış olan İSWEÇ Lazer kurumunun yaptığı bilimsel araştırmalar, Soft Lazerin onarıcı etkileri ve bu tedavinin Osteoartrit hastalarının iyileşmesinde,ilaç tedavisine (NSAİDs =Non Steroidal Anti İnflammatory Drugs) üstünlüklerini ortaya çıkardı. Bu araştırmada 10.845 hasta 3 kontrol grubuna ayrılarak yapılmıştır.Ağrı kesicilerin Akut durumlarda,kısa vadeli kullanımda faydalarını göz ardı etmeden, kronik hastalıklarda uzun vadeli kullanımda , ciddi yan etkilere ve organ bozukluklarına yol açmasını da önemsemeliyiz. Sadece İngiltere de senede 2000 kişi ağrı kesicilerin(NSAIDS)yarattığı yan etkileri sonucunda hayatını kaybediyor,çünkü 8.5 milyon osteoartrit hastaların yarısı düzenli olarak ağrı kesici ilaçları kullanıyorlar. (Swedish Laser Medical society) Cold lazer tedavisinde uygulanan lazer düşük şiddetli lazer enerjisidir ve etkileri tanıdığımız yakıcı lazer ile kıyaslanamaz. Soft lazer hedef bölgenin hücrelerini uyarır ve iyileşme ve onarım prosesini başlatır.Foton enerjisi(Lazer işığının enerji zerreleri) uygulana bölgede bölgesel etkilerin yanı sıra ,o bölgenin kan damarlarında kan ve bağışıklık sistemi hücrelerininde bir takım pozitif uyarılar yarattığı için sistemik etkiye de sahıp. Bu fonksiyonlar sayesinde enflamasyon(iltihap)ve ağrı ilk tedaviden itibaren, hafiflemeye başlar.Bu tedavi yönteminde kullanılan lazer özel frekans ve gücünden(intensity)dolayı ağrısız ve tamamen yan etkisizdir.

    National center for complementary&Alternative Medicine ve National İnstitut of Arthritis,NIH gözetimi altında 510 OA hastasında kapsamlı araştırma sonucu OA hastalarının tedavisinde akupunkurun güçlü tedavi edici etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış,bu yüzden Akupunktur Amerika da osteoartritlerin standart tedavi protokolünde önemli bir yer kazanmıştır. (National ınstitutes of health) 20 milyon Amerikalı osteoartrit hastası ve bu hastalık erişkinler içinde fiziksel sakatlığın en önemli nedeni sayılır( Barnes P,Berman BM,May 2004),bunun için osteoartrit belirtilerini kontrol altına almak hayat kalitesini büyük ölçüde yükseltmek demektir.

    Önemli not : eklem tahribatının şiddeti ve kronikleşmesi tedaviye cevap oranlarıyla ters bir ilişkide.Nedene yonelik ,Onarıcı Tedavi başlanmasında geç kalınırsa yaş ilerledikçe hareket onemli ölçüde gitgide kısıtlanır ve hayat kalitesi düşer.Ağrıkesici ilaçlar ile maalesef sadece zaman kaybına uğrayıp bölgedeki ağrıya neden olan patolojinin daha da yerleşmesine yol açılır .