Kategori: Akupunktur

  • Bel, boyun ağrıları tedavi süreçleri

    Hareketsiz yaşam tarzı ve iş hayatı, kilo problemleri, yanlış oturma pozisyonları, stresli yaşam, ağır kaldırmak, ısınmadan spor yapmak bel ve boyun problemlerine yol açar.

    Omurlarda bulunan disklerin çevresindeki koruyucu tabakanın yırtılıp içerideki jelin disk aralığına çıkması sonucu bel veya boyun fıtıkları oluşur.

    Bu jel zamanla sertleşerek çevredeki sinirlere bası oluşturur. Bu sinir basısı bel veya boyunda uyuşukluk, ağrı, kol veya bacaklarda kuvvet azlığı gibi belirtilere neden olur.

    Akupunktur, endorfin, enkefalin gibi maddeleri açığa çıkararak ağrıyı keser, ayrıca kas gevşetici maddeler salgılatarak fıtık bölgesinin etrafındaki kas spazmını çözer,endorfin salgılatarak huzurlu olmamızı ve ödem çözücü etkisiyle fıtık çevresindeki ödemi dağıtır,bunların hepsi o bölgedeki enflamasyonu azaltarak rahatlamanızı sağlar.

  • Akupunktur tanısı

    Akupunktur Latince bir kelimedir.

    Acus ( iğne) ve puncture (delmek ) kelimelerinin birleşmesinden oluşur, iğnelemek anlamına gelir.

    Akupunkturun simgesi ‘ TAİJYİ ‘ denilen ‘ Büyük İkilem’ dir. Bu ‘ yin ‘ ve ‘ yang ‘ ı simgeler. Çin felsefesine göre evrendeki tüm varlıklarda yin ve yang birlikte bulunur. Birbirine karşıt olmayı anlatır ve dengeyi temsil eder.

    Akupunkturu anlamak için ‘çiğ ‘ denilen ve vücuttaki meridyenlerde dolaşan enerjiyiden de bahsetmemiz gerekir. Akupunktur felsefesinde meridyenlerdeki tıkanmalar bu çiğ dediğimiz enerjinin dolaşımını bozar ve hastalıkların oluşmasına neden olur. Akupunktur tedavisi ile bu tıkanıklıklar giderilir.

    Meridyen dediğimiz enerji kanalları 12 çift ve 2 tek meridyen olarak vücudumuzda bulunurlar,ayrıca kulak yoluyla da bu kanallara ulaşabiliyoruz. Çünkü kulak vücudumuzun küçük bir modelidir. Meridyenler üzerinde bulunan akupunktur noktalarını uyararak enerji düzenlemesi yaparız.Yapılan incelemeler bu noktaların uyarılması ile vücudumuzda endorfin, enkefalin, seratonin gibi maddelerin salgılandığı, bu maddelerin de ağrı kesici, stres giderici etkilerinin olduğunu göstermiştir.

    Akupunkturun tarihçesi 5.000 yıl öncesinde Çin’ de Sarı Krallık döneminde yazılan Huang Dy Ney Jyng adlı kitapda akupunktur ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Bazı yayınlarda ve araştırmalarda ise Uygur Türkleri’ ne dayandığı söylenmektedir.

    Günümüzde Fransa, Almanya, Amerika’ da yaygın olarak kullanılmakta, enstitüleri açılmakta, birçok araştırma ve yayınlar yapılmaktadır. Ülkemizde de her geçen gün yaygınlaşmakta önemi anlaşılmaktadır.

    5.000 yıllık bir tedavi yönteminin bugün hala geçerliliğini sürdürmesi dikkat çekicidir.

  • Homeopati tedavisi

    Alman hekim Samuel Hahnemann (1755-1843) tarafından 1796 yılında uygulanmaya başlanmış doğal, bütüncül ve yan etkisiz bir tedavi yöntemidir. Homeos benzer, pathos hastalık anlamına gelir. Klasik tanımı benzerin benzer ile tedavisidir. (Similia similibus curentur)

    Benzerler kuramı homeopatinin temel kuramıdır. Sağlıklı kişide belli semptomları oluşturan bir maddeyi, çok çok düşük dozlarda o semptomları gösteren kişiye verdiğinizde bu semptomları giderirsiniz.

    Homeopati doğal, yan etkisiz ve bütüncül bir tedavi yöntemidir. Doğaldır çünkü tedavide kullanılan remediler doğal maddelerden yapılır. Homeopatik ilaçlar, hayvan dokuları, bitki özleri, mineraller, metaller gibi tamamen doğada bulunan maddelerden belirli oranlarda seyreltilerek elde edilmektedir. Tıpkı akupunktur gibi homeopati de yaşam gücüyle çalışır. Bu nedenle yan etkisizdir. Holistik yani bütüncüldür çünkü bütüne bakar. Kişiyi fiziksel, zihinsel ve duygusal düzlemlerde bütün olarak ele alır. Homeopatide alınan çok detaylı hikayede tüm sistemlere bakılır. Kişinin sadece kulağındaki sıkıntı, baş ağrısı veya bacağındaki ağrıya değil fiziksel, duygusal, zihinsel tüm semptomlarına bakılır.

    Homeopati kişiye özel bir tedavi şeklidir. Homeopatide hastalık yoktur hasta vardır.

  • Mei zen yöntemi ile kozmetik akupunktur

    Mei zen güzel insan anlamına gelir. Bu teknikle sadece cilt değil kişinin kendisi de tedavi edilir. Hastaya bütün olarak bakılır. Seansta önce akupunktur ile enerji dengelemesi yapılır sonra kozmetik akupunktur uygulamasına geçilir.

    Mei zen kozmetik akupunktur bir anlamda yüz estetiği ve antiaging tedavisidir. Mei zen ile ciltteki kollajen ve elastin sentezi arttırılır. Kollajen ve elastinin artması cildin canlanmasını ve elastikiyetinin artmasını sağlar. Kozmetik akupunktur tedavisi ile cilt görüntüsü iyileşir, ince çizgiler kaybolur, derin kırışıklıklar azalır, sarkmalar bir miktar toparlanır. Kişiler daha sağlıklı ve genç görünürler. Mimiklerin ve yüz ifadesinin doğallığını kaybetmemesi de kozmetik akupunkturun başka bir avantajıdır.

    Kozmetik akupunktur tedavisinden estetik operasyon ile elde edilebilecek bir sonuç beklemek doğru değildir. Vücuda herhangi bir ilaç verilmeden, sadece akupunktur iğneleri ile vücudun kendi kendisini onarma mekanizmalarının faaliyete geçirildiği unutulmamalıdır. Kozmetik akupunktur cilde doğal bir gençleşme sağlar.

    Geleneksel Çin Tıbbının temelinde koruyucu hekimlik vardır. Kozmetik akupunktur da böyledir. Cilt yıpranmadan onun iyi halini muhafaza etmek, yıpranmış cildi onarmaktan daha iyi sonuçlar verir. Erken yaşlarda daha iyi ve kalıcı sonuçlar alınır. Yüz için 30 veya 40 yaş civarında, boyun için 40 veya 50 yaş civarında tedaviye başlamak idealdir.

    Mei zen kozmetik akupunktur yöntemi Amerika’da çok sayıda klinik gözlemler ile kendini kanıtlamış, olumlu sonuç alınması oranı %90’ın üzerinde olan bir yöntemdir.

    Mei zen yöntemiyle kozmetik akupunkturda yüz ve boyun için uygulanan iki ayrı protokol vardır. Bu iki protokol aynı seansta uygulanmaz.

    Başlangıç tedavisi 5 hafta süreyle haftada 2 kez uygulanan 10 seanslık kür halinde yapılır. Başlangıç protokolü seansları asla aksatılmamalıdır. Zamanı durdurmak mümkün olmadığından tedavi sonucunda elde edilen iyileşmeyi koruyabilmek için belirli aralıklarla tekrar seansları yapılmalıdır.

    Sigara ve alkol kullanımı, koruyucu kullanmadan aşırı düzeyde güneş ışınlarına maruz kalmak tedavinin başarısını etkiler. Sigara ve alkolden kaçınmak, bol su içmek, güneş koruyucuları ve nemlendirici kullanmak gerekir

    Kişinin bünyesine göre alınan olumlu sonuç değişmektedir. Sonuç alma genel akupunktur tedavilerinde olduğu gibi bazen birinci seanstan sonra, bazen yavaş yavaş, bazen de tedavinin bitiminde olmaktadır. Tedavi uygulanan kişi kendisini daha zinde ve sağlıklı hissetmesine rağmen, genel akupunktur tedavisinde ortalama %20-30, kozmetik akupunkturda ise %10 civarında hastayı ve doktoru memnun etmeyen sonuçlar olabilir.

    Kozmetik akupunkturun bazı olumlu yan etkileri de vardır. Ateş basmaları azalır, gece terlemeleri azalır, hafif depresyon iyileşir, anksiyete, azalır, uykusuzluk azalır, baş ağrıları azalır, sindirim sorunları azalır. Kırışıklık tedavisi için hekime gelen hastanın genel sağlığı pozitif yönde etkilenir.

  • Akupunktur tarihçesi ve tedavi metodları

    Latince acus iğne, punctura batırmak, delmek anlamına gelir. Batı dillerindeki akupunktur sözcüğü Çince’de zhen jiu (zhen:akupunktur, jiu:moksibasyon) olarak kullanılır. Moksa adlı bitki yakılarak bazı noktalar ısıtılır. Buna moksibasyon denir.

    Çok eski dönemlerde, akupunktur tedavisi için keskin kenarlı taşlar kullanılmaktaydı. Zamanla bu taşların yerini kemik veya bambudan yapılan materyaller aldı. Daha sonra değişik metallerden yapılan iğneler kullanıldı. Günümüzde ise tek kullanımlık altın, gümüş ve çelikten üretilen iğneler kullanılmaktadır.

    Akupunktur vücut akupunkturu ve mikrosistemler olarak uygulanır. Vücut akupunkturunda 12 çift, 2 tek 14 ana meridyen ve ekstra meridyenlerin gövde, baş, boyun, kollar ve bacaklarda bulunan noktaları kullanılır. Mikrosistemler ise kulak (auriculotherapy), eller – ayaklar (su jok akupunktur) ve baş (scalp acupuncture) bölgeleridir.

    Meridyenler tüm vücudumuzu baştan ayağa dolaşırlar. Chi (qi) adı verilen hayat enerjisi de bu meridyenlerde akış halindedir. Geleneksel Çin tıbbına göre herhangi bir nedenle Chi’nin vücutta dolaşımı engellendiğinde hastalıklar ortaya çıkar.

    İnsan vücudu kırık bir kemiği iyileştirdiği gibi kendisini iyileştirme yeteneğine sahiptir. Akupunktur noktalarına iğne batırılarak beyne uyarı gönderilir ve insan vücudunun kendisini iyileştirme yeteneği ve mekanizmaları harekete geçirilir. Böylece bloke olan enerjinin akışı ve tedavi için gerekli maddelerin vücut tarafından salgılanması sağlanır. Enerji akışı dengeye gelince hastalık da iyileşmiş olur.

    Akupunktur Tarihçesi

    Akupunktur 5000 yıllık geçmişi olan bir tedavi yöntemidir.

    Akupunktur hakkında bilinen ilk kitabı Sarı İmparator Huang Di Nei Jing milattan iki yüzyıl önce yazmıştır. Bu kitapta akupunktur noktaları tanımlanmış ve pek çok hastalığın nasıl tedavi edildiği yazılmıştır.

    17. yüzyılda Çin’e giden misyonerler akupunkturun batıya geçişini sağlamışlardır. Akupunktur batıda uygulanmaya başlamışken 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Çin’de özellikle sarayda yasaklanmış olmasına rağmen halk arasında uygulanmaya devam etmiştir. 20. yüzyılın ortasında ise yeniden yaygın şekilde uygulanmaya başlamıştır. Akupunktur bilen, yalın ayak doktorlar (barefoot doctors) olarak adlandırılan sağlık personelleri tüm ülkeye yayılarak birinci basamak sağlık hizmetinde önemli rol oynamışlardır.

    Akupunkturun ilk kez Uygur Türkleri tarafından uygulandığı da söylenmektedir. Bazı kazılarda bulunan ve akupunktur noktalarını gösteren eserler bu görüşü desteklemektedir.

    Akupunkturun etkileri:

    *Analjezik etki: Akupunkturun en çok bilinen ve kullanılan etkisidir. Çeşitli ağrıların giderilmesinde kullanılır.

    *İmmun sistemi düzenleyici etki: Akupunktur vücudun direncini artırır.

    *Homeostatik etki: Homeostazis organizmanın iç ortamının sabit tutulması, korunmasıdır. Akupunktur otonom sinir sistemi üzerinden homeostazisi sağlar.

    *Sedatif etki: Akupunktur tedavisi sırasında çekilen EEGlerde beyin dalgalarında değişimler tespit edilmiştir. Uyku bozukluklarının tedavisinde akupunkturun bu etkisinden yararlanılır. Akupunktur seansı sonrasında hastalar oldukça dinlenmiş ve rahatlamış hissederler.

    *Psikolojik etki: Akupunktur ile dopamin ve serotonin düzeyleri artırılabilmektedir.

    *Motor iyileştirici etki: Bazı felçlerde iyileşme sağlanabilir.

    *Rejenerasyon yapıcı etki: Akupunktur bölgesel kan akımını artırır. Böylece hücre yenilenmesini sağlar.

    Akupunktur Nasıl Uygulanır?

    Akupunktur belli noktalara özel iğnelerin yerleştirilmesiyle uygulanır. İğnelerde herhangi bir ilaç yoktur.

    Akupunktur seans sıklığı hastalığa göre değişir. Her gün, haftada 2-3 kez, haftada 1 kez veya ayda 1 kez yapılabilir. Bazı durumlarda, her yıl belli dönemlerde bir kaç seans tedavi uygulamak gerekebilir

    Akupunktur seansının süresi genellikle son iğne batırıldıktan sonra 20-30 dakika arasındadır.

    Akupunkturun Yan Etkisi Var Mıdır?

    Yeterli eğitimleri almış bir hekim tarafından uygulandığı takdirde akupunktur oldukça güvenli bir yöntemdir. Bazen iğne batırılan yerde morarma olabilir.

    Akupunktur uygulamalarında steril ve tek kullanımlık iğneler kullanılması gerekir. Bu enfeksiyon hastalıklarının bulaşmasını önlemek için şarttır.

    Akupunktur İğnesi Acıtır Mı?

    Vücuduna iğne batırılması düşüncesi pek çok insanı huzursuz eder. Akupunktur iğneleri çok ince altın, gümüş ya da çelikten yapılan iğnelerdir. İğne batırılırken acı hissedilmez ya da sinek ısırığı tarzında hafif bir acı hissedilebilir. Vücuduna batırılmış iğneler olmasına rağmen, seans sırasında bazı hastaların uyuduğu görülür.

    İğne fobisi olanlar ve çocuklarda lazer akupunktur uygulanabilir.

    Akupunktur Seansı Öncesi ve Sonrasında Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar Nelerdir?

    Akupunktur seansı öncesi ağır yemek yenmemeli veya çok aç olunmamalıdır. 4 saat önce ve 2 saat sonraya kadar (seans günü uzak durulursa daha iyi) alkol alınmamalıdır. Aşırı aktivitede bulunulmamalıdır. Seans günü istirahat etmekte fayda vardır.

  • Akupunktur ile sigara bırakmak mümkün mü ?

    İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir.

    Ancak sigara içenlerde serotonin – endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.

    Sigara bırakmak için kulak akupunkturu uygulanır.kulak akupunkturun önemi ise vücudun sigara isteğini keser .sigaraya karşı aşırı duyarlılık yanı sigara dumanı veya kokusuna karşı aşırı derecede tiksinti ve mide bulantısına yol açtığından tedavi süresince sigara içme gibi durum olmaz. Hasta rahat şekilde strese girmeden ve iştahı açılmadan sigara bırakır.

    Çünkü kulak akupunkturu uygulandığında iştah kesme noktaları ve beyini sakinleştirici özelliği olan noktalara da kulak akupunkturu uygulanır.

    Akupunktur İle Kaç Seansta Sigara Bırakılabilir ?

    Sigara bırakmak için 2 gün aralıklarla 5 seans yeterli olmaktadır.7 -15 gün aralıklar sürebilir.

    Sigarayı Bırakmak İsteyen Kişi Neler Yapmalıdır ?

    Öncelikle kesin karar verdiğinden emin olmalıdır.Çoğu zaman bir gün belirlemek ve buna hazırlanmak yararlı olmaktadır. Tedaviye gelmeden önce en az 12 saat sigara içmemiş olması gerekmektedir.

    Akupunktur Tedavisi İle Sigarayı Bırakmada Başarı Oranı Nedir ?

    %90 – 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.

  • Migren tedavisinde akupunkturun yeri

    Migren halk arasında yarı baş ağrısı olarak bilinen özellikle genç yaş bayanlarda erkeklere oranla 3 kat fazla görülen zonklayıcı, ışığa ve sese hassasiyet, mide bulantısı gibi şikayetlerin eşlik ettiği nörolojik bir bozukluktur. Migren, sadece baş ağrısı değildir. Otonom sinir sisteminden kaynaklanan bio-elektriksel bir hastalıktır. Atak sırasında, otonom sinir sisteminin temel işlevleri olan damar-sindirim-dolaşım geçici aksar.

    Akupunktur kliniklerine gözlemlerime göre obezite şikeyetinden sonra en fazla başvuran hasta grubunu oluşturmaktadırlar.

    Migren hastaları genellikle hertürlü tedavi ve ilacı kullandıktan sonra son tercih olarak akupunktura başvurmaktadır.

    Geleneksel Çin Tıbbına göre başağrısının 2 nedeni vardır.

    1. Karaciğer Yangının hiperaktivitesi,

    2. Böbrek Yin yetmezliği olarak sınıflandırılır.

    Akupunktur uzmanı hekimler hastalarında nabız veya dil muayenesi başta olmak üzere birçok farklı metod ile tanı koyup tedaviye başlarlar.

    Yapılan ulusal ve uluslararası birçok çalışmada akupunktur tedavisinin baş ağrılarının görülme sıklığını azalttığı ve baş ağrısının şiddetinde belirgin azalmaya neden olduğu kanıtlanmıştır. Özellikle endorfin salgısı ile opierjik yanıt sonucu hastaların ağrısında azalma belirgin görülmektedir. Örneğin 4 ayrı çalışmada akupunktur tedavisinin ilaç kullananlara oranla baş ağrısını%41 oranında azalttığı ve ilaçlardan çok daha etkili olduğu kanıtlanmıştır.

    Akupunktur hekimlerinin doğru tanı ve doğru nokta seçimleri ile hastalar birçok semptomda hafifleme ve rahatlama yaşayabilir.

  • Alerji tedavileri

    Alerji tedavileri

    Biorezonans çok sayıda hastalıkta buna neden olan etkenin tespit edilmesinden sonra, kişiye göre frekans tedavisi uygulayan bir tedavi yöntemidir. Yöntemin başarısı gerçek sorunu belirleyerek, ağrı ve acı olmadan kişiye özel bir tedavi uygulamasıdır. Vücut elektromanyetik frekansları olan bir sistemdir. Her organın belli bir frekansı bulunmaktadır. Bunlar dışarıdan gelen olumsuz etkilere maruz kalındığında hastalıklar olmaktadır. Hastalıkların tedavisi sırasında tıbbi ve cerrahi yöntemler kullanılsa da, bazen iyileştirme sağlanamamaktadır. Bu nedenle biorezonans tedavi yöntemi tercih edilmektedir. Özellikle biorezonans alerji tedavisinde başarılı sonuçlar alınmaktadır.

    Biorezonans alerji tedavisinde nasıl etki gösterir?

    Alerjik hastalıkların tedavisinde öncelikle alerjik etkenlerin belirlenmesi gerekir. Bunun belirlenmesinde kullanılan farklı testler bulunmaktadır. Biorezonans bu aşamada 6400 adet alerjik etkiye neden olan maddeyi ilk seferde, güvenli ve hızlı bir şekilde, ekonomik olarak test yapabilme olanağı sunar. Bu aşamada kullanılan klasik cilt testleri sırasında belirlenebilen alerjik etken sayısı sınırlıdır. Bazen alerjik maddeler, özellikle buğday, gluten, süt, yumurta gibi etkenler cilt testlerine tepkisiz kalabilir. Vücutta bu maddelere karşı alerjik etki yokmuş gibi başka alerjenlere uyan aşı uygulaması yapılarak, tedavide sınırlı etkiler elde edilmektedir. Uzun zaman aşı tedavisi olmasına rağmen iyileşme gösteremeyen hastaların sayısı küçümsenmeyecek kadardır.

    Biorezonans yönteminde kişinin alerjisi olan her madde üzerinde test yapılabilmekte, ardından uygulanan terapi sayesinde iyileşme sağlanmaktadır. Alerjiye neden olan temel alerjenler gluten, süt, yumurta gibi maddeler tespit edilmediğinde, en fazla bilinen polen, ev tozu akarı gibi alerjenler için aşı uygulansa bile, diğer alerjenler meydan çıkmakta ve hastalıkta iyileşme sağlanamamaktadır. Biorezonans alerji hastalıklarında sağladığı olumlu çözümlerle, kalıcı şekilde iyileşme sağlamaktadır.

    Biorezonans allerji tedavisi uygulanması

    Allerjik yapıya sahip kişiler normalde sağlıklı kişilere dokunmayan maddelere istenmeyen tepkiler vermektedir. Allerjik yapıda olanlar bu maddeyi yabancı olarak algılamakta, bağışıklık sistemleri bu maddeyle mücadeleye başlamaktadır. Bu alerjik hastalıkları ortaya çıkarmaktadır. Tedavi için öncelikle allerji testleri yapılır. Testle allerjiye neden olan maddeler belirlendikten sonra, hastanın kaç tane maddeye alerjisi bulunduğuna ve bunların önceliğine göre tedavi uygulanır. 1 saat süren tedavide uygulanan seanslar haftada 1 defa yapılır. Öncelikle kişide belirlenen ana allerjik maddelerin tedavisine başlanır.

    Biorezonans terapisi sırasında vücutta alerjen maddelerin patolojik frekansı sıfırlanmakta, vücuda güçlendirilen normal frekanslar verilmektedir. Hastadaki iyileşme yapılan ara testler sayesinde kolayca belirlenir. Tedavinin ardından vücut alerji yapıcı maddeleri normal frekans aralığında algıladığından, alerjik reaksiyon olmaz. Süte karşı alerjisi olan bir kişi öncelikle bir süre perhize sokulur. Bu sürede biorezonans terapisi yapılır. Yapıla testle süt alerjisi geçerse, tekrar sütü tüketmeye başlayabilir. Bundan sonra alerjik maddeyi tükettiğinde, alerjik etki ortaya çıkmaz. Tedaviden önce süt yabancı madde olarak algılanmakta, tedaviden sonra bu kişilerde sütü normal olarak algılamaktadır. Biorezonans alerji tedavisi yan etkisi bulunmayan, ilaç kullanılmayan, oldukça etkili bir terapi yöntemidir. Hastalarda hemen etkisini gösterir. Kronik hastalıkların tedavisinde etkilidir.

  • Akupunktur hakkında merak ettikleriniz

    Akupunktur tedavisi ile kişiler kilo vermeye hazır hale getiriliyor. Aslında kilolar, herkesin şahsına özel hazırlanan beslenme programları sayesinde azalıyor. Akupunktur tedavisi dört madde ile diyet yapanlara da yardımcı oluyor;

    1.İştah frenleniyor ve kapatılıyor. Yemek yediğimiz zaman ortaya çıkan endorfin(mutluluk hormonu) salgısının artmasına gerek kalmıyor, çünkü akupunktur tedavisi vücuda endorfin salgılatıyor.

    2.Metabolizma hızını ve aktivitesini düzenliyor.

    3.Mide yanması ve ekşimesi, tansiyon ve kan şekerinin düşmesi veya yükselmesi gibi diyet uygulanırken ortaya çıkabilecek olan muhtemel yan etkileri ortadan kaldırıyor. Kan şekeri düşmesine bağlı olarak yaşanan acıkma veya gastrit şikayetinde ki mide yanmasını bastırmak amacı ile yemeyi ortadan kaldırıyor.

    4.Diyet yapan kişilerde görülen stresi azaltıyor. Bu sayede stresten kaynaklanan ve kilo vermeyi engelleyen hormon ve enzim aktivitelerini düzenliyor. Çünkü genel olarak stres altında ve doğal sonucu olarak enzim ve hormon aktiviteleri bozuk olan kişiler, hızla kilo almaktadır

    5.Halsizlik ve bitkinliği önler.

    Bu maddeler neticesinde de kişiler daha rahat diyet yapılabilmekte ve metobolizma düzenli çalıştığı için diyete bile yer yer gerek kalmadan zayıflamak mümkündür.

    “Akupunktur tedavisi ile kaybedilen kilolar tekrar geri alınır mı?”

    Kiloların geri alımı konusu söz konusu değildir. Çünkü hangi yöntem olursa olsun yapılan yanlış, genelde kiloların verilmesinin geçici bir süreç için olduğu inancıdır. Önemli olan nokta verilen kilolardan sonra vücudu yeni durumuna adapte etmek ve alıştırmaktır. Bu da ‘’koruma tedavisi’’ dediğimiz program ile gerçekleşmektedir. Kişilerin vermiş oldukları kiloların miktarı ile orantılı bir ‘’koruma programı’’ uygulanmaktadır. Yeni kilosuna vücut adeta alıştırılıyor ve bunu uygulayan kişiler şok şeklinde kiloları geri almamaktadır.

    Akupunktur tedavisinin veya uygulamasının yan etkileri var mıdır?

    Vücuda dışardan herhangi bir kimyasal madde verilmediği için kesinlikle doğal bir tedavi yöntemidir ve hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır. Uygulanmadığı üç durum vardır:

    1.Emziren anneler (ilk 6 ay)

    2.Radyoterapi ve kemoterapi görmekte olan kanser hastaları

    3.Kalbine pace-maker (kalp pili) takılmış olan kişiler.

    Bunların haricinde herkese uygulanabilir.

    Akupunktur tedavisini kimler uygulayabilir? Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda bir kontrol ve yaptırım uygulaması var mı?

    Türkiye’de akupunktur tedavisi uygulayabilmek için öncelikle Tıp veya Diş Hekimliği Fakültesi mezunu ‘’hekim’’ olmak gerekmektedir. Fakat Sağlık Bakanlığı buna da bir kural ve uygulama getirmiş durumdadır. Sağlık Bakanlığı tarafından verilmiş olan ‘’Uygulama ve Yetki Belgesi ve Sertifikası’’ bulunan hekimler bu uygulamayı yapabilirler.

    Akupunktur uygulamasında yaş sınırlaması var mıdır?

    Akupunktur tedavisi tamamen doğal, kimyasal madde içermeyen bir uygulama olduğu için her yaşta uygulanabilir.

    Akupunktur tedavisinin yan etkisi var mıdır?

    Hijyenik ve kurallar çerçevesinde yapılan tedavilerin hiçbir yan etkisi yoktur.

    Akupunktur uygulamasında, iğneyle mi yoksa lazer akupunktur olarak mı yapılacağına nasıl karar verilmektedir?

    Akupunktur uygulaması, klasik vücut akupunktur iğneleri, kalıcı kulak iğneleri gibi kılcal iğnelerle uygulanabildiği gibi, iğne korkusu olanlarda (genellikle çocuklar) lazer akupunktur tedavisi de kullanılabilir.

    Çocuklarda beslenme bozukluğu konusunda akupunkturun etkisi var mı?

    Gelişme çağında olan çocuklarda iştahın kapatılması yönünde akupunktur uygulaması yapılabilir. Ancak uygulanacak olan beslenme programının, çocukların gelişme çağında olduğu da göz önünde bulundurularak çok dikkatli ayarlanması gereklidir.

    Özellikle altını ıslatan çocuklarda bu yöntem uygulanabilir mi?

    Enuresis Nokturnae (Gece altını ıslatma) olgularında, temelde yatan sebep anatomik bir bozukluk (idrar kesesi kaslarının zayıflığı, üriner sistem enfeksiyonu, idrar kesesini inerve eden sinir basısı) değil ise akupunktur tedavisi ile sonuç yüzde 75-80 gibi çok yüz güldürücü bir orandadır.

    Son zamanlarda özellikle çocuk yaşlarda başlayan astım, alerji, sinüzit gibi hastalıkları akupunktur sayesinde tedavi etmek mümkün müdür?

    Alerjik astım, alerji ve sinüzit olgularında akupunktur tedavisi, tüm diğer hastalıklarda olduğu gibi öncelikle konunun uzmanı olan “Göğüs Hastalıkları,” Kulak Burun Boğaz” gibi uzmanlarınca değerlendirilmeli ve tedavi edilmelidir. Tedavisi başarısız olan kişilerde akupunktur tedavisi bir alternatiftir ve mutlaka denenmelidir. Yapılan tedavilerde başarılı sonuçlar göz ardı edilmeyecek kadar fazladır.

    Akupunktur seansları neye göre değişiklik gösterir?

    Yaşa, cinsiyete ve kişiye göre tedavilere yanıt değişmektedir. Unutulmamalıdır ki her organizma birbirinden farklı bir yapıya sahiptir. Ancak, çok genel olarak söylenebilir ki, hastalığın kişide kronikleşmesi geçen süre ile alakalı olduğu için, hastanın yaşının küçük olması ve erken teşhis bu konuda avantaj sağlamaktadır.

    Hamileler içi akupunktur tedavisi uygun mudur?

    Toplumumuzda, akupunktur konusunda bazı yanlış kanılar mevcuttur. Akupunktur tedavisi tamamen yan etkisiz ve doğal bir tedavi metodu olmasına rağmen, “Hamilelikte akupunktur tedavisi uygulanmaz’’ önyargısı devam etmektedir. Oysa bu yanlış kanının yerleşmesinin nedeni, hamile kalan kadınların, kilo fazlası olan normal kişiler gibi, akupunktur tedavisi ile birlikte zayıflamak için uygulanan sert diyet ve beslenme programlarını edememeleridir. Uygun bir beslenme programı ile, kilo kontrolü için akupunktur tedavisi hamilelik döneminde, ne anneye nede bebeğe zarar verir.

    Akupunktur tedavisi ile hamile kadınlar, zarar görmeden formunu koruyabilir mi?

    Bu dönemde, uygulanması gereken akupunktur tedavisi ile verilecek diyetin hamileliği takip eden “Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı” tarafından ayarlanması gereklidir. Hamilelik döneminde gereğinden fazla kilo almamak, hamilelik aşermesinin bir nebze önüne geçmek ve iştahı kontrol etmek için akupunktur tedavisi güvenle uygulanabilir. Bunun yanı sıra, hamilelik döneminde aşırı bulantısı olan kişilere, bu sıkıntıları için tedavi uygulanabilir. Ayrıca hamilelik döneminde sigaranın zararlarından korunmak için bu alışkanlıklarını terk etmek isteyen kişiler de akupunktur tedavisinden faydalanabilirler.

    Akupunktur ile kısırlık tedavisi de yapmak mümkün mü?

    Akupunktur tedavisi, tüm tetkikleri yapılmış, gebe kalmak için tüm tedavi metotları (tüp bebek, mikroenjeksiyon vs.)denenmiş fakat sonuç alınamamış, herhangi bir yapısal bozukluğu (tüplerin tıkalı olması vs.) olmayan kişilere, çocuk sahibi olmak için uygulanabilir. Bu alternatif tedavi metodu, en son tercih olarak, mutlaka denenmelidir. Tüm doğada olduğu gibi, insan vücudunda da bir enerji dengesi vardır. Bu dengenin tekrar düzenlenmesi esasına dayanan akupunktur tedavisi ile alınmış pozitif sonuçlar küçümsenmeyecek kadar fazladır.

  • Biorezonans nedir ?

    İnsan organizması farklı elektromanyetik frekansları yayar. Hücreler, dokular, organlar v.s.. Bunların hepsinin kendine özgü-farklı frekansları vardır. Hep birlikte hastanın genel frekans spektrumunu belirlerler.

    Bu hastanın bireysel frekansıdır. Hasta ve sağlıklı insanın frekans yapıları birbirinden farklıdır.

    Hastanın frekans örneğinde saklanan yabancı frekanslar (Alerjenler, virüsler, bakteriler, amalgam, mycosis v.s..) normal frekans düzenini bozarlar.

    Bu frekans düzenini bozan elektromanyetik frekanslar belirlenir ve cihaza transfer edilir. Elektrotlar vücudun belli yerlerine yerleştirilir. Cihazda hastalık yapan frekanslar ters çevrilir ve hastanın vücuduna geri verilir. İYİLEŞME terapi frekanslarıyla gerçekleşir. Biyolojik , fiziksel frekanslar güçlendirilir.

    HASTALIKLARIN TEDAVİSİNE FARKLI BİR YAKLAŞIM

    Biorezonans bir enerji tıbbı yöntemidir. Biyofiziksel bir teknik olduğu için kimyasal ilaçlar kullanılmaz. Elektromanyetik frekanslarla uygulanır. Biorezonans cihazından yayılan elektromanyetik frekansın gücü bir cep telefonundan yayılanın binde biri kadardır. Hiç bir yan etkisi yoktur. Vücudumuza zarar veren elektromanyetik frekanslar cihaz aracılığı ile ters çevrilir ve kişiye gönderilir. Birbirinin tam tersi iki manyetik alan karşılaşınca nötrlesir. Bu şekilde bakterilerin, virüslerin, parazitlerin, ağır metallerin vb. tüm zararlı etmenlerin manyetik bilgisi vücudumuzdan temizlenmis olur. Ayrıca vücudumuza ait tükürük, idrar gibi sıvılarda bulunan sağlıklı frekanslar da güçlendirilerek kişiye verilir. Böylelikle bağışıklık sistemimiz desteklenmiş olur. Bu da iIaçsız, ağrısız ve kalıcı olarak. iyileşme anlamına gelmektedir.

    BİLGİ (enformasyon), ENERJİ, MADDE, yaşamın varolabilmesi için gerekli olan 3 kavram. 17.yüzyılın sonlarında Newton “varoluşun merkezi maddedir” diyerek tüm fen bilimlerinin temelinin atmıştır. Doğaldır ki bu alandaki keşifler durmamış,.20.yüzyılda Einstein “maddeyi enerji alanının çok yoğun olduğu uzay boşluğu olarak düşünebiliriz” diyerek bunu E:MC2 ile formüle etmiştir. Artık bilinmektedir ki tüm yaşamın geçek kaynağı enerjidir. Madde sadece enerjinin çok yoğun bir formudur.Dolayısı ile ölçülebilen, tartılabilen bir madde olarak insan vücudu da yoğunlaşmış bir enerji alanı yani elektromanyetik bir alandır. Bu alandan yayılan ossilasyon veya frekans denilen titreşimler saptanabilmekte ve kaydedilebilmektedir. Bu frekanslar hücreler arasındaki bilgi alışverişini sağlamakta dolayısı ile tüm biyokimyasal yani maddesel süreçleri yönetmektedirler. Biorezonans cihazı tedavi sürecinde bu bilgi alışverişi düzeyine etki etmektedir. Bu tedavi etkisi hücrenin frekansı ile cihaz tarafından vücuda gönderilen frekansın REZONANS yani UYUM içinde olabilmesi ile gerçekleşir.

    Biorezonans ile tedavi edilebilen hastalıklar

    Hücreler arasındaki ve vücudun bütünü içindeki iletişimi bozan yabancı frekansların ortadan kaldırılması vücut üzerindeki stresi ortadan kaldırır ve sistemin düzgün biçimde işleyebilmesini sağlar. Düzgün işleyen bir sistemde hastalık oluşmaz ya da oluşan hastalık sistemin üzerindeki stresin ortadan kaldırılması ile geriye döndürülebilir. Biorezonans önce vücut üzerinde nasıl bir baskı olduğunun araştırmasını yapar. Bu baskı ağır metaller, alerjiler, zehirli maddeler, enfeksiyonlar, az bilinen parazitler, bulunamayan mantar enfeksiyonları, çevredeki yoğun elektrik alanlar ya da yaşanılan bölgenin coğrafi özelliklerinin kişide yarattığı etkiler olabilir. Biorezonans tüm bu zarar vermesi muhtemel faktörleri test edebilir. Bünye üzerinde saptanan baskılayıcı – zarar verici maddenin- faktörün frekansı ortadan kaldırılır. Bünyenin içindeki enerji akış yolları temizlenir. Sistemin düzgün işlemesi sağlanır. Teknolojinin kullanılmaya başlandığından beri edinilmiş tecrübeler sunucu 400 kadar hastalıkta standart tedavi protokolleri belirlenmiştir. Her yıl yapılan kongrelerde dünyanın değişik ülkelerinden gelen biorezonans kullanıcısı doktorların ve biorezonans uygulayıcısı alternatif tıp mensuplarının tecrübelerini paylaşıyoruz. DÜnyadan devamlı gelen ve farklı hastalıklar için dökümente edilen başarılı tedavi örnekleri gerçekten çok cesaret vericidir. Biorezonansa “sağlıkta yeni çağın habercisi” denmesinin sebebi de budur.

    Title

    Egzama

    Kontakt Dermatit

    Alerjik Cilt Lezyonları

    Ürtiker

    Alerjik Astım

    Alerjik Bronşit

    Saman Nezlesi

    Alerjik Konjuktivit

    Elektromanyetik dalgalar kullanarak alerji testi yapılır. Bu testin bilinenj alerji testleri kadar kesin sonuçlar verdiği çalışmalar ile gösterilmiştir. Bu testin esas farkı ise bünye üzerinde esas kötü etkiyi yaratan gizli alerjilerin de ortaya çıkmasının sağlanmasıdır. Diğer testlerde çıkmayan gizli bir alerji bulunduğunda bu alerjileri de hafifletir ve ortadan kaldırır. Bulunan alerji biorezonans kullanılarak ortadan kaldırılabilir. Bu alerji cilt tipi olabilir ya da solunum yollarını tutmuş olabilir. Birçok durumda ise geçirilmeyen kronik hastalığın sebebi olarak bir alerji bulunabilir ve alerjinin ortadan kaldırılması kronik hastalığı tedavi eder.

    Title

    Ağrılı Eklem Hastalıkları (kireçlenmeler)

    Ağrılı Omurga Problemleri (bel-boyun fıtığı, kireçlenmeler)

    Spor Yaralanmaları

    Ağrılı Romatizmal Hastalıklar

    Baş Ağrıları ve Özellikle Migren

    Ameliyatlar sonrasında geçmeyen ağrı durumları

    Sebebi tam olarak anlaşılamayan ağrı durumları

    Ağrılı Adet Dönemleri

    Ağrı o bölgedeki problemin vücut tarafından ifade edilme yoludur. Kronik ağrılarda ise ağrının geçirilmesi sistemin bir bütün olarak ele alınmasını ve sistemin üzerindeki yükün temizlenmesini gerektirir. Sonuçlar bünyenin ne kadar stres altında/kirlenmiş vs. olduğuna göre değişir. Genel bir kural olarak çocuklardaki etkinlik her zaman daha güçlüdür.

    Bağışıklığın Güçlendirilmesi

    Geçirilemeyen Sistitler

    Geçirilemeyen veya tekrar eden enfeksiyonlar

    Bağışıklığın düşmüş olduğu durumlar

    Sistemin düzgün çalışmaması ve toksinlerin birikmiş olması kendini en sık bağışıklığın düşmesi ile gösterir. Geçirilemeyen enfeksiyon hastalıkları bazen biorezonansı yardımcı olarak kullanarak bazen de sadece biorezonans kullanarak geçirilebilir. Bu işlem enfeksiyon yapan ajana karşı biorezonans uygulamak yanında bağışıklığı bozan sebebin saptanıp ortadan kaldırılması ile yapılır.

    Biorezonans bünye üzerinde stres yapan faktörleri tarar. Bu faktörlerden bir kısmı sistem üzerinde yük oluşturan zehirli maddelerdir. Bu maddelerin freakanslarının sıfırlanmaya çalışılması ile detoksfikasyon yaratılır. Bünyenin temizlenmesi genel sağlık durumunu iyileştirir. Biorezonans ile detoksifikasyon yanında bünye üzerinde stres yaratan diğer faktörler de araştırılıp giderilebilir. Bunlar içinde amalgam dolguların yarattığı bozulma, cep telefonlarının yarattığı bozulma, yaşanılan coğrafi alanın yarattığı bozulma, önceden yapılmış aşıların bünye üzerinde yarattığı bozulma sayılabilir. Tüm bu etkiler biorezonans ile ortadan kaldırılabilir.

    Dünyadaki kullanımlarında kronik hastalıkların tedavisinde detoksifikasyonla birlikte lenf ve karaciğerin uyarılması genel bir kural olarak kabul edilebilir.

    Biorezonans ile kolayca sağlanabilecek bir etkidir. Spor yaralanmalarında kullanıldığı gibi ameliyat sonralarında da kullanılabilir. Düşkün bünyelerde kişinin ameliyata hazırlanması ve direncinin arttırılması için de kullanılabilir.