Kategori: Akupunktur

  • Obezite(şişmanlık) tedavisinde akupunkturun  yerii

    Obezite(şişmanlık) tedavisinde akupunkturun yerii

    Obezite (şişmanlık) Akupunktur’un en yaygın kullanıldığı problemlerin başında gelmektedir. Zayıflamak için kimi zaman mucize bir yöntem olarak sunulan akupunktura kimi zaman da bu listelere uyarsam ben zaten kilo veririm akupunktura ne gerek var? şeklinde yaklaşılmaktadır.

    Her iki yaklaşımda önemli hatalar içermektedir. Bir yandan Akupunktur bir mucize değildir. Öte yandan ise obezite ile boğuşmak zorunda olan hastaya davranış değişikliğinin yerleşmesi gereken başlangıç aşamasında akupunkturun katkıları göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir.

    Akupunktur, her şeyden önce sindirim sisteminizin daha düzenli çalışmasını sağlayacak örneğin kabızlık probleminiz varsa bunu giderecek, midenizde ekşime yanma veya hazımsızlık varsa bunları ortadan kaldıracaktır.

    Akupunktur, yaşamınızda halen var olan ve böyle ciddi bir davranış değişikliği sırasında oluşacak olan stresi giderecek, kendinizi her zaman olduğundan daha sakin ve rahat hissetmenizi sağlayacaktır. Bu da size bazı davranışlarınızı yeniden gözden geçirip değiştirebilmeniz için imkan verecektir.

    Akupunktur, bu süreçte doğal olarak aldığınız gıda miktarı düşeceğinden beklenen açlık duygusu, mide kazıntısı ve halsizlik şikayetlerini giderecektir. Akupunktur, sıkça rastlanılan hekim kontrolü dışında yapılan sıkı diyetlerle kilo alıp vermeler sonucunda veya bir başka nedenle yavaşlayan metabolizmanın hızlanmasını sağlayacaktır.

    Akupunktur bu problemleri giderirken hastanın yapacağı; haftada bir sefer Akupunktur tedavisine düzenli gitmek ve hekiminin önerilerine uyarak sağlıklı bir şekilde kilo verirken beslenme ile ilgili yanlış davranışlarını kalıcı bir şekilde değiştirerek yaşam boyu sürecek doğru alışkanlıkları edinmekten başka bir şey olmayacaktır.

    Sonuç olarak; obezite 21. yüzyılın bilinçle mücadele edilmesi gereken temel sağlık sorunlarından biridir. Obezite tek başına ürettiği problemlerin ötesinde bir çok sağlık problemine neden olmaktadır. Toplum içinde obezite ile mücadele edebilecek dinamiklerin biri de akupunkturistlerdir. Obeziteye doğru yaklaşmak koşulu ile.

    Prof.Dr.Kaya Özkuş

  • Akupunktur eğitimi; amaç ve beklentiler

    Akupunktur eğitimi; amaç ve beklentiler

    90’ların sonlarında Sağlık Bakanlığı ülkemizde akupunktur eğitiminin “yalnızca” tıp fakültelerinde verilmesine karar verdi.
    Ülkemiz tıp fakültelerinde akupunktur eğitimi yapmakta bir çok amaç bir arada yer almaktadır:
    Dünyada ve ülkemizde gittikçe yaygınlaşan bu yöntemin uygulayıcılarının sayısını arttırmak,hekimlerimizin yurtdışında ciddi ekonomik harcamalarla kurslara katılarak akupunktur öğrenme gereksinimlerini ülkemiz sınırlarında karşılayarak varolan ekonomik kaybı ortadan kaldırmak, akupunkturun eğitilmiş hekimler tarafından uygulanmasını sağlamak, akupunkturu bilimsel yöntemlerle sorgulayan hekimlerin yetişmesini sağlamak, akupunkturun bilim olması yolunda gerekli olan unsurlardan birini daha yerine getirmiş olmak.

    Sertifika sahibi her bir akupunkturist kişisel hayat görüşü ve bireysel koşulları doğrultusunda bu amaçlardan birine cevap verir konumda bulunacaktır.

    İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı, Akupunktur Tedavisi Uygulama ve Araştırma Birimi, sonlandırdığı 480 saatlik akupunktur eğitimine başlarken her ne kadar bu amaçların her birine hizmet vermeyi hedeflese de birincil amacını akupunkturun bilim olma serüvenine katkıda bulunabilecek, akupunktur uygulamalarını bilimsel tavırla var edebilecek, üslupları ile saygın hekimlerin yetiştirilmesi olarak belirlemiştir.
    Sanırım bu amaç akupunkturun yaşamakta olduğumuz sorunlarını gidermek için doğru bir başlangıçtır.

    Akupunkturun günümüzdeki konumunu tanımlayabilmek ve ilerde olması gerekenleri öngörebilmek için tabi ki geçmişe doğru bakıp, payımıza düşeni doğru almak gereklidir.

    80’li yıllarda kurulan Akupunktur Derneği ve İstanbul Akupunktur Derneği ülkemizde akupunkturun tanınması ve yaygınlaşması için çalışmalara başlamışlar ve halen sürdürmektedirler. Bu iki derneğin bakanlık nezdinde verdikleri uğraşlar sonucu akupunktur; Sağlık Bakanlığı’nca 29 Mayıs 1991 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Akupunktur yönetmeliği ile uygulama alanı ve uygulama kuralları belirlenen bilimsel bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmiştir.

    Sağlık Bakanlığı’nca; derneklerinde katılımı ile oluşturulan Akupunktur Üst komisyonu günümüze kadar çalışmalarını sürdürmüş ve sürdürmektedir.
    95 yılında Sağlık Bakanlığı, ülkemizde akupunktur uygulayıcılarının eğitimlerinin Akupunktur Üst Komisyonu’nca değerlendirilmesine ve eğitimleri uygun görülenlere Akupunktur Uygulama Sertifikası verilmesine karar vermiştir. Bu karar doğrultusunda o güne kadar dernekler tarafından yapılan eğitim organizasyonlarına katılan ve yurt dışında eğitimlere katılmış akupunkturistlerin belgeleri değerlendirilmiş ve uygulama sertifikaları verilmiştir.

    Bu uygulama akupunkturu, isteyen hekimin yapabileceği bir uygulama olmaktan çıkarmış ve bir akupunkturist (akupunktur uygulayıcısı) tanımı yaratmıştır.

    Akupunkturun bilim olabilmesi için birinci koşul akupunkturu yöntemince uygulayan ve sonuçları bilimsel yöntemlerle orta koyabilen akupunkturistlerin varlığıdır. Bu akupunkturistlerin çalışmalarını yapabilecekleri üniversite çatısı altında yer alacak Akupunktur Tedavisi Uygulama ve Araştırma Birimlerinin oluşturulması kadar önemli bir diğer yapı bu çalışmaların sunulabileceği bilimsel platformlar olan ulusal kongrelerdir.

    Akupunktur bilimsel bir yöntemdir. Akupunktur noktasının varlığı somuttur. Bu noktaların uyarılması sonucu ortaya çıkan sonuçlar tekrarlanabilir, ölçülebilir ve sorgulanabilir. İşte bu temel bilgi akupunkturun bilim olmasını sağlayacak kapıdır.

    Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Akupunktur Üst Komisyonunun, tıp fakülteleri ve diğer hastanelerde akupunktur uygulama birimlerinin kurulması önerileri çerçevesinde yapılan çalışmalar sonucunda İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı’na bağlı Akupunktur Araştırma ve Uygulama Birimi oluşturulmuştur. Bu birimde hastalara poliklinik hizmeti verilmekte, akupunktur ile tedavi olabileceği tanımlanmış problemler için akupunktur uygulaması yapılmaktadır. Elde edilen sonuçlar ise akupunkturun bilimsel temellerini destekleyici olgular olarak değerlendirilmektedir.

    Geçmişte tamamen usta çırak ilişkisi ile var olan akupunktur eğitimi, 94 ve 97 yıllarında Akupunktur derneğinin başlattığı programlı eğitimlerden sonra tıp fakülteleri bünyesinde yapılan programlı eğitimlere dönüşmüştür. Bu durum akupunktur eğitimi almak isteyen hekimlerimizin bu bilgiye daha kolay ulaşmasını sağlamanın ötesinde daha kapsamlı ve standart bir bilgi edinmelerini sağlayacaktır. Bu eğitim çalışmaları ülkemizde akupunktur konusunda ortak bir dil ve tavır yaratacaktır.
    Tüm bu gelişmelerin ışığında akupunktur olması gereken yere doğru ilerliyorsa da bu ilerleyişin daha sağlam ve hızlı olmasını sağlayacak olan akupunkturun bilimsel bir yöntem olduğunu ve günü geldiğinde tıbbın bir bilim dalı olması gerektiğini düşünen, çalışmalarını ve söylemini bu doğrultuda kuran hekimlerin yetiştirilmesidir.

    Yalnızca obezite tedavisi yapıyorum kolaycılığına yönelmeden, akupunktur ile yaklaşılabilecek tüm semptomları akupunkturun başarı ile ortadan kaldırabildiğini göstermenin ve elde ettikleri sonuçları bilimsel yöntemler ile ortaya koymanın uygulama birimimizdeki kurs sonucu sertifika alan hekim arkadaşların birincil görevi olacağı umudunu taşıdığımı belirtmek isterim.

    Hiç kuşku yok ki tüm akupunkturistlerin üreteceği bilimsel bilgi akupunturun bir gün bilim olmasını sağlayacak yegane etkendir.