Kategori: Akupunktur

  • Cilt kırışıklıklarına ve lekelere karşı dracula tedavisi

    DRACULA (Doku Yenileme) nin cilt üzerindeki uygulamaları nasıldır ? Amacı nedir?
    – Doku yenilemede kandan alınan büyüme faktörleri kollajen üretimini arttırmakta, doku yenilenmesine yardımcı olmaktadır. Bu sayede lekelerin azalması , sivilcelerle kalan izlerin yok olması, cildin daha gergin , canlı ve parlak görünmesini sağlanmaktadır.

    Cilt yüzeyinde hangi bölgelere uygulanmaktadır?
    – Problemli olan herhangi bir bölgeye uygulanabilmektedir. Yüz, boyun, dekolte ve el üstü gibi…

    DRACULA NIN etkileri nasıldır?
    – Uygulama yapılan kişi 3 – 4 haftanın sonunda etkileri fark etmektedir. Lekelerde azalmalar meydana gelmekte YÜZDE LİFTİNG ORTAYA ÇIKMAKTA ,İNCE KIRŞIKLIKLAR AZALMAKTA ve cilt yüzeyi daha parlak , gergin ve canlı gözükmeye başlamaktadır.

    Yan etkileri var mıdır?
    – Karışım hastadan kendi kanı ile hazırlandığı için kan yoluyla bulaşan bulaşıcı hastalıklara yakalanma ya da alerji olma riski yoktur. Sadece işlem esnasında kızarıklık meydana gelebilmektedir ve bu kızarıklık birkaç saat sonra geçmektedir.

    Tedavi süresi ne kadar zamanda tamamlanmaktadır?
    – 4 seanstan oluşmakta, 15 günde 1 defa uygulanmaktadır.

    DRACULA uygulaması esnasında ağrı ya da acı var mı?
    – Herhangi bir ağrı ya da acı hissi yaşanmamaktadır, krem ile uyuşturma işlemi sonrası uygulanmaktadır.

    Uygulama sonrasında istenilen amaca ulaşılabiliyor mu?
    – Bugüne kadar yaptığımız uygulamalardan hastalarımız büyük oranda memnuniyet duymaktadır. 2. seanstan itibaren etkilerini göstermeye devam etmektedir. Seansların bitiminde hasta belirgin fark görmekte ve istenilen sonuca ulaşılmaktadır.

    DRACULA yöntemi kimlere uygulanamaz?
    – Aktif kanser hastaları hariç herkese uygulanabilmektedir.

    Dr. Emre ÇİÇEK

    www.emrecicek.com

  • Gözaltı morlukları

    International Masters of Antiaging'', Ocak 2010 yıllık toplantısında tanıtılan ve dünyada bir ilk olma özelliği gösteren, Türkiye’de ilk bizim uyguladığımız peeling teknolojisi ile ağrısız, acısız gözaltı morlukları, gözaltı torbalanmaları,'barcode' veya 'smokers line' denilen, dudak etrafı kırışıklık ve çizgilenmeleri, kesin olarak acısız ve ağrısız bir şekilde 15 gün ara ile 4 seansta yok edilebiliyor.

    Gözaltı morlukları genellikle düzensiz uyku, stres, alkol ve uzun süre ekran karşısında kalma gibi aşırı yüklenmeler sonrası oluşmakla birlikte genetik yatkınlık da bilinmektedir. Sorun bölgenin, dolaşımın bozulması ve toplanmaya uygun olan bu alanda birikimi ile birlikte oluşan koyu renkli görüntüdür. Bu alan ağrısız olmakla birlikte kozmetik açıdan sorun yaratmaktadır.

    Kimi zaman enfeksiyon ve taş gibi idrar yolu ile ilgili problemlerde de olduğu gibi koyu renkli olmayan ama torbalanma sorunları da görünmektedir. Gözaltı ve çevresinin koyu renkli veya morumtrak bir görünüme sahip olması, kişinin yorgun, uykusuz, yaşlı ve depresif görünmesine yol açar. Pek çok hasta sürekli herkesin kendisine neden yorgun olduğunun hatta uyuşturucu kullanıp kullanmadığının sorulmasından oldukça rahatsız olup psikolojik olarak etkilenmektedir. Bazen ailede olmadan sadece hastada aniden ortaya çıkabilir.

    Açık tenlilerde olmakla beraber esmer tenlilerde daha sık rastlanan bir durumdur. Göz çevresindeki kan damarlarının cilde yakın olması ya da yağ torbalanması nedeniyle bu damarlarda dolaşımın iyi olmaması gibi nedenlerle kan toplanması sonucu görülebilir. Ayrıca bu bölgede bulunan ciltte pigmentasyon (koyu renk oluşması) fazlalığından yani cilde rengini veren hücrelerin fazlalığından olan, en sık görülen tipidir. Sıklıkla da her ikisi birden yani hem torbalanma hem de aşırı pigmentasyon bulunur.

    Alt kapakta olduğu gibi sıklıkla kirpiklerden kaşa kadar üst kapağı da kaplar. Gözaltında ve göz çevresinde dolaşımı hızlandırıcı, hücreleri yenileyen kozmetik ürünler kullanmak morlukları biraz hafifletebilir ama ciddi bir fayda sağlamaz.

    Fakat bu son peeling ile sadece gözaltı ve dudak etrafına özel peeling ile gözaltı morluklarından, torbalanmalardan ve özellikle sigara içmeye bağlı dudak etrafı çizgilenmelerinden 2 ay gibi kısa bir sürede %90 başarılı bir şekilde tamamen kurtulabilirsiniz; göz çevresi ve kaz ayağı kırışıklıklarınıza elveda diyebilirsiniz…

  • Kök hücre dermaterapisi

    Dermaroller ile her bölgede ortalama olarak 6-10 kez yıldız şeklinde uygulama yapılır. Aynı bölgeden defalarca geçildiğinde 1cm2'de yaklaşık 250-300 adet mikrokanal açılır. Bu mikrokanalların açılması sırasında genellikle kanama söz konusu olmaz. Mikrokanallar yaklaşık 20 dakika içinde herhangi bir iz bırakmaksızın derinin kendi elastikiyeti ile kendiliğinden kapanır. Bir başka açıdan bakılır ise 20 dakika boyunca deri altına açık olan 1000'lerce kapı elde edilmiş olur. Kök hücre dermaterapisi işte bu mikrokapıların içlerinden derinin alt tabakalarına doğru Dermaheal'in büyüme faktörü, biomimetik peptid ve kök hücre ekstreli ürünlerinin gönderilmesi işlemidir. Enjeksiyondan farklı olarak derinin üst bölgelerinde, kozmetik formüllerin en çok ihtiyaç duyulduğu bölgelere gerekli aktif içeriklerin yüksek yoğunlukta gönderilmesi mümkün olur.

    Dermaroller ile yapılan çalışmalarda kozmetik bir ürünün, Dermaroller'ın açtığı mikrokapılardan gönderildiklerinde normal bir uygulamaya göre 200 kat daha fazla cilde geçiş sağladıkları gözlenmiştir . Kök Hücre Dermaterapi yöntemi ile kozmetik formüller cilde çok daha fazla nüfuz etmekte ve daha homojen bir şekilde deriye etki göstermektedir.

    Kök Hücre Dermaterapi'nin bir başka faydası da Dermaroller'ın kendi etkisinden kaynaklanmaktadır. Dermaroller'ın açmış olduğu mikrokanallar deri tarafından sanki yara gibi algılanır. Ancak ortamda aslında yara olarak görülebilecek bir durum olmasa dahi deri kendi içinde bir tamir mekanizmasını başlatır. Bu mekanizmanın en önemli fonksiyonlarından biri deri içinde yine büyüme faktörlerinin salgılanması nedeni ile kollajen, hyalüronik asid, elastin fibriller gibi yapıların sentezlenmesidir. Ortamda gerçek anlamda bir yara olmaması nedeni ile üretilen tüm bu maddeler bize anti-aging etki sağlar. İnce çizgi ve kırışlıklıkların azaldığı, yanık ve akne skarlarının hafiflediğini görmek mümkün olur.

    Dermaroller etkisi ile Dermaheal ürünlerinin eşsiz etkilerini bir araya getiren Kök Hücre Dermaterapi,

    • İnce çizgi ve kırışıkllıklarda
    • çilt çatlaklarında (stretch marks)
    • Göz altı morluklarında ve torbalarında
    • Akne ve yanık skarlarında

    güven ve mükemmel etkinlik ile uygulanabilir.

    Tüm cilt tiplerine uygun olan bu yöntemin uygulanmasından sonra ortaya çıkan kızarıklık genellikler 30 dakika ile 2 saat arasında sona erer. Kök Hücre Dermaterapi'nin en önemli avantajlarından biri ise güneş hassasiyetine neden olmadığı için yaz aylarında da rahatlıkla kullanılabilmesidir.

  • Plazma saç tedavisi prp

    P.R.P. İle Saç Dökülme Tedavisi Nedir?
    Platelet açısından zengin plazma elde etmek amacıyla özel bir filtre ve satrifüj kullanılır. Plateletlerin yaklaşık % 97’si ayrışır ve plazma içinde normalin 6 – 10 katı daha fazla konsantrasyona sahip olur.
    Nasıl ki vücudumuzun herhangi bir yeri kesildiği veya zedelendiği zaman önce pıhtılaşıp daha sonra kabuk bağlıyor, kabuklanma döküldükten sonra iz kalmadan iyileşme ortaya çıkıyorsa bu PRP yöntemi de aynı sistem bazında hareket eder. Saç köküne direkt PRP ve büyüme faktörlerini verdiğimiz zaman saçlarda kalınlaşma, sıklaşma, dökülmede tamamen durma ve yeni saç oluşumu gözlemlenir.PRP uygulamasında, hedef bölgeye kan dolaşımıyla taşınabilenden çok daha fazla sayıda platelet ve içeriğinde bulunan büyüme faktörlerini ulaştırılabilmektedir. Büyüme faktörleri kollajen ve hyaluronik asit üretimini arttırarak saç köklerinin kuvvetlenmesini, dökülmesinin tamamen durmasını, saçların sıklaşıp gürleşmesini sağlar. P.R.P., dolgu enjeksiyonu veya mezoterapi şeklinde uygulanır.

    PRP Uygulaması Ne Kadar Sürer?
    Yaklaşık 15 dakikalık bir uygulamadır.

    PRP İle Saç Dökülme Tedavisi Hangi Durumlarda Etkilidir?
    Erkek:
    Ailesinde dökülme öyküsü olanlar
    Yağlı, kepekli, kaşıntılı saçları olanlar
    Kırılarak saç dökülmesi olan ince ve zayıf telli saçları olanlar
    Kadın:
    Kadın tipi androgenetik alopesi
    (En sık tepede saç azalır ve seyrekleşir, incelir, kısalır, rengi açılır.)
    Demir eksikliği anemisi
    Tiroid hormon eksikliği hipotiroidi
    Over kistlerine bağlı hormonal bozulma
    Doğum sonrası
    Strese bağlı
    Kuaförlerdeki işlemler ve sık saç boyatmaya bağlı saçlardaki zararların dökülmenin önlenmesi.

    PRP nin Etkisi Ne Zaman Görülür?
    Uygulamadan 2 hafta sonra saçta dökülmenin durması, saçların canlanması ortaya çıkar. 3 veya 4 uygulamadan sonra kalıcı bir belirgin etki görülür.

    PRP İle Saç Dökülme Tedavisi Etkisi Kalıcı mıdır?
    15 günde bir yapılacak 4-6 uygulamadan sonra 12 ayda bir kere tekrarlanırsa kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye eşdeğerdir.

    P.R.P Yönteminin Avantajları Nelerdir?
    Diğer yöntemlerle sağlanan olumlu sonuçlar belli bir süre devam eder, ancak PRP’nin olumlu sonuçları tamamen uygulanan kişiye aittir, kaybolmaz.

    PRP İle Saç Tedavisi İşlemi Ağrılı mıdır?
    Hafif bir iğnelenme hissi dışında ciddi bir acı hissedilmez.

    PRP Kimlere Yapılmaz?
    Platalet sayısı yetersiz hastalar ve kanser hastalarında yapılmaz.

  • Plazma tedavisi ile cilt gençleştirme prp

    Cilt gençleştirme amaçlı uygulamalarda, vücudumuzun bir yarayı iyileştirirken yaptıklarını çeşitli yöntemlerle taklit ederiz. Örneğin lazer,dermaroller, peeling gibi yöntemlerle derimize mikro düzeyde hasarlar veririz ve iyileşme sürecini tetikleriz. Bu hasar sonunda büyüme faktörleri ve kök hücreler salınır ve iyileşme süreci başlar. .Zİra dokularımızda herhangi bir hasar olduğunda plateletler aracılığıyla onarım süreci başlar.
    Plazma içinde konsantre olarak bulunan plateletler cilde enjekte edildiğinde bunların bünyesinde bulunan büyüme faktörleri, kollajen üretimi ve yeni kılcal damarların oluşmasını uyarmakta ve cildin kendini hızla yenilemesini sağlamaktadır.
    P.R.P prosedürü hastadan kan alınması ile başlar. Santrifuj yardımıyla platelet açısından zengin plasma hazırlanır. Son olarak platelet açısından zengin plazma (PRP) tedavi bölgesinde cilde enjekte edilir. Enjeksiyon bölgelerinde plateletler ve beyaz kan hücreleri sinerjik bir etki ile yoğun şekilde büyüme faktörlerinin serbest kalmasını sağlar. Büyüme faktörleri, kollajen ve hyaluronik asit üretimini arttırarak yaraların iyileşmesi, kırışıklık ve akne izleri gibi cilt problemlerinin önemli ölçüde giderilmesini, cildin yenilenmesini sağlar.

    P.R.P., dolgu enjeksiyonu veya mezoterapi şeklinde uygulanır.Yaklaşık 20 dakikalık bir uygulamadır.

    PRP İle Cilt Yenileme Hangi Durumlarda Etkilidir?

    – Estetik amaçlı uygulamalarda yüz, boyun, dekolte, eller, bacak içleri, kollar gibi vücut bölgelerine uygulanabilir.Yüzde ve vücutta lifting sağlar.
    – Lazer-peeling gibi uygulamalardan hemen sonra, derinin hızla yapılanmasını sağlar.
    – Deride yıllarca ultraviole ışınlarına maruz kalmanın sonucunda oluşan kırışıkların düzelmesi, çöküntülerin giderilmesi, esneklik ve parlaklığın kazandırılmasını sağlamak.
    – İyileşmesi uzun süren yara, çatlak ve deri niteliğinin zarar gördüğü durumların kontrolünü sağlamak.
    – Saç dökülmesi tedavisinde tek başına veya diğer tedavilere yardımcı olarak kullanılabilir.

    Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar. 15 günde bir yapılacak 3 veya 4 uygulamadan sonra 10-12 ayda bir tekrarlanırsa kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye eşdeğerdir.

    P.R.P Yönteminin Avantajları Nelerdir?

    Diğer yöntemlerle sağlanan olumlu sonuçlar belli bir süre devam eder, ancak PRP’nin olumlu sonuçları tamamen uygulanan kişiye aittir, kaybolmaz.

    PRP İle Cilt Yenileme İşlemi Ağrılımıdır?

    Hafif bir rahatsızlık hissi dışında ciddi bir acı hissedilmez.

    PRP Kimlere Yapılmaz?

    Platalet sayısı yetersiz hastalar ve kanser hastalarında yapılmaz.

    PRP Kök Hücre İle Cilt Gençleştirme Anlamına mı Gelir?

    PRP enjekte edildiği bölgede kök hücreleri uyarır ve kök hücrelerin aktif hale geçmesini sağlar. Enjeksiyon sıvısı içeriğinde kök hücre yoktur, yoğun olarak trombositler (platelet) ve beyaz kan hücreleri bulunmaktadır. PRP’nin tamir edici, kök hücrenin ise yeniden oluşturucu (regenerative) etkisi vardır.

  • Botoksla ameliyatsız burun estetiği

    İki senedir burun köküne botox enjeksiyonu ile burun ucunu kaldırmak mümkün olmaktadır. Botox tek başına kullanılabileceği gibi, dolgu ile birlikte kullanılıp daha iyi sonuçlar almak mümkün olabilir. Botox'un etkisi ise 4-6 aydır. Bu süre sonunda burun tekrar orijinal haline döner. Uygulama 5 dakika içinde yapılır.

    Burun estetiğinden sonra kemikler biraz fazla alınıp çukurlaşma olduğunda, güldükleri zaman burun kenarlarında bunny line denen çizgiler oluştuğunu söyleniyor. Bu, yaşlı bir ifade veriyor. Botoksla onları yok ediyoruz. Buruna uygulanan botoksun birinci amacı bu. İkinci olarak, burnunun ön kısmı düşük olan kişilerin burnunu yukarı kaldırmak hoş ifade veriyor. Botoksu,gülerken de güzel bir ifadeleri olsun diye, özellikle burun kanatları geniş kişilerde, burun altı deliklerindeki kaslara yapıyoruz. Ayrıca burun ucuna da yapıyoruz; bu, burnun hafifçe kalkmasını sağlıyor. Hafif kemerli burnu olan kişilerdeyse, iki kaş arasındaki bölgeye dolgu maddesi yerleştirilip burun ucuna botoks uygulanarak estetik ameliyatsız düzgün bir burna sahip olmalarını sağlıyoruz.

    Ameliyatsız burun estetiği, bu işlemle sonuçların kalıcılığının 4 aydan 2 yıla kadar uzayabilmekte;alçı ya da sargı yapılmaz. Sadece buz uygulaması yapılır ve kişi evine gönderilir.Her türlü sosyal aktiviteye katılabilir.

    Botoksla burun sırtındaki tavşan çizgileri düzeltilebilir, açık duran burun kanatları daraltılabilir, burun ucunu çeken kas aktif ise burun ucu kaldırılabilir. Dolgu ile burun kökü ve burun sırtını doldurarak daha düzgün bir çatı elde etmek; burun dudak açısını doldurarak burun ucunu kaldırmak ya da burun ucunu doldurarak daha zarif bir uç elde etmek mümkün. Ayrıca cerrahi sonrası olabilecek küçük düzensizliklerin de dolgu ile kamuflajı yapılabilir.

  • Ameliyatsız yüz germe ultherapy

    Ultherapy yüz germe operasyonlarına 30 dakikada ameliyatsız çözüm sunuyor.
    Daha sıkı bir cilt, daha genç bir görünüm!

    Cilt gençleştirme uygulamalarında estetik operasyonlara alternatif olarak sunulan, Amerika’da son günlerin en ‘tercih edilen’ teknolojisi olarak kabul gören ‘ULTHERAPY’ şimdi Türkiye’de.
    Ultrasound, en bilinen tanımı ile anne karnındaki fetüsü izlemeye imkan tanıyan bir teknoloji. Şimdi aynı teknoloji ile elastikiyetini kaybetmiş, sarkmış, kırışmış ciltler ve düşük kaşlar ameliyata gerek olmaksızın ‘gerdiriliyor’.
    Ultherapy, lazer teknolojilerinin çözemediği, sadece cerrahi operasyonlarla başarılabilen yüz germe operasyonunu enjeksiyonsuz, iyileşme sürecine ihtiyaç duyulmadan, risksiz çözebilen yepyeni bir teknoloji.
    Tüm yüz için 30 dakika süren Ultherapy uygulamasının ardından, uygulamanın yapıldığı kişiler günlük aktivitelerine hemen dönebilmektedirler.
    Ultheraphy sisteminde kullanılan ‘Deep see’ adı verilen teknoloji de ‘fokus ultrasound’ ile cildin alt tabakalarında ‘sıcak noktalar’ yaratılıyor. Bu sayede cilt kendi onarım sürecini oluşturarak yeni collagen üretimine başlıyor ve ciltte sıkılaşma ve ‘lifting’ etkisi kendini göstermeye başlıyor. Uygulamanın hemen ardından toparlanmaya başlayan cilt istenen ideal görünüme 3 ayın sonunda ulaşıyor. Tek bir uygulamanın ardından elde edilen sonuç en az 2 sene boyunca muhafaza ediliyor.
    Ultherapy nedir?
    Yüz ifademiz bir çok şey anlatır. Kırışıklıklarımıza ‘tecrübe’, üzgün görünümümüze ‘yorgunluk’ tanımını yaparız çoğu zaman. Bunlara çözüm olarak ‘estetik cerrahi’ her zaman bir seçenektir. Ama şimdi yeni bir yöntem olan Ultherapy var. Cerrahi olmayan yüz asma yöntemi olan Ultherapy ile zamanın ve yerçekiminin cildimizde yarattığı tahribatı önlemek mümkün.

    Ultherapy ile 30 dakikalık tek bir uygulama sonunda meydana gelen güzel gergin görünüm, cildin kendi iyileşme sürecini kendisinin yaratması sonunda ,cilt altında yer alan bağ dokusunun güçlenmesi ile meydana geliyor.

    ‘’ Ultherapy sonrası cildim çok daha sıkı ve gergin….
    Daha önceki ‘sarkmış’ görünümümden eser yok.’’

    Tek bir uygulama ile, rejenerasyon süreci hemen başlar, ama tam sonucun ortaya çıkma süreci ortalama 90 gün sonradır.
    FDA’ nin (American kalite standartları merkezi) 10 hastadan 9 unda yapılan kaş asma çalışmasında gözle görülür lift-up etkisi tespit etmiştir. Bu etki göz çevresindeki gevşemede ve göz kapağındaki kırışmada azalma etkisi yaratmıştır.
    Boyun ve yüz bölgesine uygulama yapılan kişiler daha sıkı, daha gergin ve daha kaliteli yapıda bir cilde sahip olduklarını ifade etmişlerdir.
    Bugüne kadar cerrahi müdahalelerde elde edilen dramatik sonuçlara muadil bir cerrahi olmayan yöntem yoktu, ama bugün mükemmel bir germe ve lifting yapabilen Ultherapy teknolojisi var.

    Dr. Emre ÇİÇEK

    www.emrecicek.com

  • Ülseratif kolit

    Ülseratif kolit barsakların özellikle de kalın barsakların (kolon) tutulduğu, karakteristik olarak ülserlerle yada açık yaralarla seyreden enflamatuar bir hastalıktır. Hastalık belirtilerinin şiddetlendiği alevlenme dönemleri ile belirtilerinin azaldığı remisyon dönemlerinden oluşur. Hastalığın remisyona girebilmesi için çoğunlukla tedavi edilmesi gerekir. Hastalığın aktif dönemindeki en önemli özelliği kanlı ishaldir. Ülseratif kolit yaklaşık olarak her 100.000 kişiden 100’ünde görülmektedir. Hastalığın nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte genetik, çevresel, psikolojik faktörlere bağlı olabileceği düşünülmektedir. Bugün için en kabul gören teori ülseratif kolitin bir otoimmun hastalık olduğudur. Yani vücudun savunma sistemi kalın barsak mukozasını yabancı hücre gibi algılayıp bu hücrelere saldırmaktadır. (Bağışıklık sisteminin dengesi bozulmuştur.) Böylece kalın barsak yüzeyinde ülserler (yaralar) oluşmaktadır. Hastalık hafiften, çok ağıra kadar farklı klinik tablolar gösterebilmektedir. Tedavide asıl olarak immun sistemi baskılayıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Hastalığın şiddetine göre yapılan medikal tedavi hastalığın semptomlarını baskılayabilmektedir. Şiddetli tutulumlarda ise cerrahi müdahale gerekebilmektedir.

    Ülseratif kolit tedavisinde, hastalık ister hafif olsun ister şiddetli, akupunktur tedavisi mutlaka denenmelidir. Zira akupunktur hafif olgularda ilaca olan ihtiyacı azaltabileceği gibi, kuvvetli olgularda da hastalığın şiddetini azaltarak daha baş edilebilir bir hale getirecektir. Akupunktur sadece ülseratif kolitte değil, birçok otoimmun hastalığın tedavisinde çok başarılıdır. Bu tedavide vücut bir bütün olarak ele alınır ve bağışıklık sistemindeki bozulan denge onarılır. Bağışıklık sistemimiz normalde çeşitli kimyasal maddeler üreterek kendisi için zararlı kabul ettiği bakterilere, virüslere (yanlış çalıştığı zaman da ülseratif kolitte olduğu gibi kendi dokularına) saldırır. Bu hastaların kan tahlillerinde söz konusu kimyasal maddeler (interlökin-1 beta, interlökin-4, Superoksitdismutaz, nitrik oksit, ICAM-1) ölçüldüğünde hep yüksek miktarda bulunur. Oysa akupunktur tedavisi gören ülseratif kolitli hastalarda söz konusu kimyasal maddelerin kanda azaldığı gösterilmiştir. Akupunktur ülseratif kolitli hastaların bağışıklık sistemini düzenlemenin yanı sıra, bu hastaların stresle başa çıkmalarına yardımcı olmak, stresin olumsuz etkilerinden zarar görmemek, daha huzurlu, sakin ve rahat olmalarını sağlayarak da hastalıklarının tedavisine yardımcı olur.

    Şüphesiz ki ülseratif kolitin ilk tedavisi medikaldir. Ülseratif kolit önemli ve ciddiye alınması gereken bir hastalık. Fakat klasik medikal tedavi ile tam gerileme (remisyon) sağlanamamış vakalarda diğer tedavi metotlarına başvurmak kaçınılmazdır. Bu metotlar içinde de akupunktur başı çekmektedir. Bugün akupunktur, dünyada ülseratif kolitli birçok hastanın tedavisinde kullanılmaktadır. Akupunkturun ülseratif kolit hastalığının tedavisindeki etkinliğini ispatlayan pek çok bilimsel makale mevcuttur. Şiddetli ülseratif kolit hastalarının hastalıklarının şiddetini azlatmak, hafif olguların da ilaç dozlarını azaltmak ve semptomsuz, rahat geçirdikleri süreyi en uzun hale getirebilmeleri amacı ile (hastalıklarının şiddetine göre) yılda her biri 10 seanstan oluşan 1 yada2 kür akupunktur tedavisi görmeleri çok faydalı olacaktır.

  • Sağlıklı yaşam bilgileri

    +Sağlıklı olmak, sadece hasta olmamak veya hastalığı tedavi ettirip iyileşmek değildir.Sağlıklı olmak, ileride görülebilecek hastalıklardan korunmayıda kapsamalıdır.Doğru bir beslenme ve yaşam tarzı ile bu, büyük oranda sağlanabilir.

    +Bir yiyeceği ne kadar doğal haline yakın tüketirsek, o kadar sağlıklıdır.

    +Sebze ve meyve çeşitlerini tüketmek sağlığımızı korumanın vazgeçilmez bir gereğidir.Çalışmalar, sebze ve meyve tüketiminin, kanserden ve kalp damar hastalıklarından korunmada en güçlü silahımız olduğunu göstermiştir.

    +Araştırmalar sonucu, meyvelerde, yaşlanmayı ve beyin yıpranmasını önleyen maddeler bulunmuştur.

    +Tatlı ihtiyacımızı meyvelerle gidermemiz, doğanın bize sunduğu en güzel çözümdür.

    +Tatlı ihtiyacımızı, rafine şekerlerle yapılmış tatlılarla gidermek, hem daha hızlı kilo almamıza, hemde vitamin, lif ve fitokimyasallardan mahrum kalmamıza neden olur.

    +Buğday, mısır. pirinç gibi gıdalar, işlem gördüğünde, içindeki B vitamini, E vitamini, çinko, fitokimyasallar, mineraller, lifler büyük oranda (%65 gibi) zarar görür.Bunların sonradan zenginleştirilmiş hali ise hiç bir anlam ifade etmez,sadece kendimizi kandırmamıza yol açar.

    +Yiyeceğimiz ekmek tam buğday unundan yapılmış olmalıdır.Rafine un içine, tam buğday boyası veya renklendirici eklenmiş olabilir.Bunlar gerçek tam buğday ekmeği sanılabilir.

    +Sebze, meyve, baklagil, tam tahıllı gıdalarla, bol miktarda lif aldığımızda, bu lifler glukoz emilimini yavaşlatır, sindirim hızını daha düzenli kılar, ve kan şekerinin hızlı yükselmesine engel olur.Yani diyabet önleyici etki gösterirler.

    +Ayrıca dyabet önleyici etki için, vücudumuzun ihtiyacından fazla gıda almamalıyız.

    +Lifli gıdalar kolesterol düşürücü etki gösterirler.Ayrıca hormonların daha düzenli ve dengeli salgılanmasınada katkıda bulunurlar.

    +İşlem görmemiş kuruyemiş (çiğ badem, çiğ fındık, çiğ kabakçekirdeği vb.) ve sebze gibi yiyeceklerin bitkisel yağlarındaki fitosteroller ve diğer doğal maddeler, kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü yğkseltirler.

    +Bir çok kişi kanser koruyucu etki amacıyla, vitamin ve mineralleri hap olarak almayı tercih etmektedir.Yaşam ve beslenme tarzını değiştirmek istememektedir.Fakat, doğru olan, bunları, doğal halleri ile gıdalardan almalarıdır.Çünkü ilaç veya bazı besinlere tamamlayıcı olarak eklenen bu maddeler, doğal olanların yerini tutmamakta, fazla alındığında toksik etki, hatta kanser oranını artırıcı etki yapmaktadırlar.Örneğin beta karoten fazla dozda alındığında, hücre DNA’sı üzerine bölünmeyi artırıcı etki gösterdiği için, bazı kanser türlerinin (özellikle üreme hücreleri ile ilgili olan) artmasına neden olmaktadır.

    +Düzenli spor yapmayı yaşam alişkanlığı haline getirmek, vücut yağlarının azalıp, kaslarının gelişmesini, toksinlerin atılıp daha zinde olunmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini, salgılanan bazı hormonlar nedeniyle, ruhsal açıdan daha iyi hissedilmesini sağlar.

  • Kabızlık.

    Kabızlık.

    Konstipasyon veya diğer bir adıyla kabızlık terimi hastalar tarafından dışkılama sıklığının azlığı, yetersiz dışkılama, aşırı sert dışkı veya anüs çevresindeki rahatsızlıklar sonucu gelişen ağrılı dışkılama için kullanılır. Sağlıklı insanların yaklaşık % 95’inde günde üç kez dışkılamadan haftada üç kez dışkılamaya kadar çok değişken sayılar olduğu için konstipasyon; dışkılamanın mutlak sayısından çok, bireyin önceki dışkılama alışkanlığından sapmalar yönünde değerlendirilmelidir.

    Kronik kabızlık batı toplumlarında yaygındır, toplumun yaklaşık % 10’u düzenli olarak laksatif kullanmaktadır. Kronik Kabızlığı olan hastaların çoğunda rektumda büyük, kuru gaita kitlesinin birikmesi, başlangıç defekasyon yetersizliği veya gelen dışkılama uyarısını ihmal etme, erteleme alışkanlığı vardır. Bu tuvalet isteğinin istemli olarak baskılanması, çocukluk çağında veya yaşamın daha geç döneminde ortaya çıkar. Bunun nedeni çoğu kez rahat ve temiz olmayan tuvalet ortamı, yoğun iş temposu veya sürekli yatağa bağlanmayı gerektiren durumlar olabilir.

    Kadınlarda daha sık görülür, bu da kadınların özellikle dış ortamda yani evleri dışında tuvalete gitme konusunda daha titiz olmalarından kaynaklanmaktadır. Dışkı ile rektumun sürekli olarak dolgunluğu kronikleşir, kişi rektumdaki dolgunluğun farkına varma hassasiyetini azaltmaya başlar. İlerleyici bağırsak hareketleri daha zorlaşır, daha sonra oluşan hemoroidler ve fistüller dışkılamayı iyice zorlaştırır ve dışkılama refleksibaskılanmaya başlar. Hasta bu zor durumdan kurtulmak için laksatifler ve lavman kullanmaya başlar ve artık dışkılama kendiliğinden gerçekleşemez bunlara bağımlı hale gelir.

    Konstipasyon Sebepleri :

    1.Fonksiyonel nedenler : Liften fakir diyet alışkanlığı, yetersiz su alımı, yetersiz dışkılama alışkanlığı.

    2.Kolon hastalıkları : Obstrüktif lezyonlar (tümör, striktür gibi ), Hirsprung hastalığı ve kollagen-vasküler hastalıklar (örneğin skleroderma)

    3.Rektum hastalıkları: Striktür (ülseratif kolit, cerrahi sonrası kabızlık), ağrılı lezyonlar (fissur, abse), rektal mukoza prolapsusu, rektosel, rektal invaginasyon.

    4.Nörolojik hastalıklar : Spinal kord travması, Parkinson hastalığı, Hirschprung hastalığı, Chagas hastalığı, serebral tümörler, serebrovasküler olaylar,

    5.Metabolik ve endokrin hastalıkları: Porfiri, hipotroidi, hirperkalsemi, feokromasitoma ve üremi, Diabetik nöropati.

    6.Psikiyatrik hastalıklar

    7.İlaçlar: Analjezikler, Antiasidler, Antikolinerjekler, Antikonvülsanlar, Antidepresifler, bizmut tozları, Demir preparatları, ağır metal zehirlenmeleri, parkinson ilaçları vd.

    Bağırsakların sinirsel donanımının zenginliği nedeniyle o bölgede oluşan herhangi bir sorun vücutta çok farklı şikayetlere sebep olabilir. Ayrıca bağırsak iç yüzeyinde bulunan çok sayıda yararlı bakterinin sayısının ve niteliğinin bozulması da bir çok hastalığa neden olur. Bunun ötesinde uzun süren kabızlık vücudun toksik yükünün artmasına ve başka bazı hastalıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlar.

    Barsak Florası bozukluğu ve enterik sinir sistemi fonksiyonunun bozulması ile birlikte görülen hastalıkları şöyle sıralayabiliriz :

    Gastrointestinal Hastalıklar:
    -İnfeksiyöz diare
    -Fonksiyonel barsak hastalıkları ; kronik kabızlık, meteorizm, besin intoleransı,dispepsi…
    -Enflamatuar Barsak Hastalıkları ; Crohn hastalığı, ülseratif Kolit

    Deri Hastalıkları : Sedef hastalığı, seboreik dermatit, ürtiker, Nörodematitis

    Kronik Enfeksiyonlar: Kronik sinüzit, kronik bademcik vs.

    Alerjik Hastalıklar : Alerjik rinit, alerjik astım

    Diğer Hastalıklar: Reaktif Artritler, Tekrarlayan ürogenital Sistem İnfeksiyonları, Vulvovaginal mikozlar.

    Kabızlığın tanısı kadar tedavisi de karmaşıktır, Onun için anamnez , fizik muayene ve laboratuar tetkikler iyi değerlendirilmeli ona göre plan oluşturulmalıdır. Eğer bir bozucu alan varsa önce Nöralterapi kullanılır, ancak hastanın meridyenlerinde enerji ile ilgili sorunu varsa Akupunktur başta gelir. Yapılan Gaita analizine göre mikroflora bozulmuş ise kolon temizlenmeden ( kolon hidroterapi) ve flora düzeltilmeden hiçbir yöntemle başarılı olamazsınız. Gıda intoleransı da sinsice kenarda durur ve eğer atlamışsanız yine başarı şansınızı kaybedersiniz. Beslenme kabızlığın aşılmasında çok önemlidir ve bağırsaklarla ilgili problemlerde psikolojik değerlendirme göz önünde tutulmalıdır.

    Tedavide kullanılan yöntemler şunlardır :

    1.Nöralterapi
    2.Akupunktur
    3.Mikrobiolojik Tıp
    4.Beslenmenin düzenlenmesi
    5.Gıda intoleransı
    6.Psikolojik destek
    7.Kolon Hidroterapi
    8.Manyetik alan terapisi