Kategori: Acil Tıp

  • Ruhsal travma

    1. Travma nedir, Ne değildir?
    2. Travmaya sebep olan olaylar nelerdir
    3. Psikoterapistler ve psikanalistlerin Bu konuda görüşleri nelerdir(hanna Levenson James Masterson kenberg
    4. Kuramların travma hakkında yaklaşımları nelerdir
    5. Travma örnekleri
    6. Post travmatik stres bozukluğuı ve travmanın birbirinden farkları ortak özellikleri nelerdir
    7. Travmanın tedavi yaklaşımları nelerdir
    8. Travma ruha neler yapar?
    9. Tedavi metotları nelerdir?
    10. Travma tedavisinde dikkat edilmesi gereken hususlar?
    11. Travma tedavisinde süreç nasıl devam eder
    12. İyileşmenin belirtileri nelerdir?
    13. Ruhsal travmayı anlamak?
    14. Travma Beyni Nasıl etkiler?
    15. Günlük hayattaki travma örnekleri?
    16. Konu hakkındaki yayınlar yazarlar kitaplar belgeseller
    17. Aydınlatılan noktalar, Aydınlatılmayan yerler nelerdir?

    Travma ani beklenmedik Olaylardır.

    Travma dıştan gelir.

    İnsanlar Travmaya farklı tepkiler verirler. Verdikleri tepkiler Patolojinin kendisi değildir. İnsanlar travmaya Nasıl tepki verirler?

    İnsanlar travmadan nasıl etkilenirler?

    Travmayı kolaylaştırıcı faktörler nelerdir?

    Tüm canlılar doğarlar büyürler ve ölürler. Bu optimal Bir çizgidir. Doğal akışında herşey iyi gittiğinde kişi Abraham Maslow ‘un kendini olgun insan yapma potansiyeline sahiptir.

    Doğal akış insan yavrusunun güvende, sıcak, etkiye tepkinin olduğu, genetik olarak sağlam, annenin ve babanın insan yavrusunun ihtiyaçlarını karşıladığı güven duygusunun olduğu uygun ortam demektir. Bu uygun ortam içerisinde İnsan yavrusu hayal dünyasını ve gerçek dünyayı anlayabilecek Hissedebilecek düşünebilecek hareket edebilecektir. Hayal dünyası zengin gerçek dünya ile uyumlu bir sürecin devam ettiği bir hayat hikayesi yazacak kendiliği olacaktır.

    Kendi sınırlarını bilen, Kendini tanıyan, kendi duygularının ve kendi vücudunun her an farkında olarak hayatı coşkulu, meraklı, sorgulayan, güvende, yaratıcı, Kendini seven, kendine güvenen, insanları seven ,insanlara güvenen Ve kendi amaçları hayalleri idealleri için sonuna kadar çalışan azim eden bir hayat yaratacaktır. Hayattaki engeller ve kolaylıkları anlayabilecek ve bunlarla kendi istediği hayatı kurabilecektir. Böyle bir insanın kendi ile ilişkisi diğer insanlarla ilişkisi , diğer canlılar ile ilişkisi Ve Allahla ilgili ilişkisi sağlıklı olacaktır.

    Bu insanın çok zorlandığı ,yalnız kaldığı, yardıma ihtiyacı olduğunda kolaylıkla diğer insanlardan yardım alabilecek, kendi kendine yardım edebilecek ve yaşadığı zorlukların üstesinden geleceğine inanacaktır. Çaresizlik içinde kıvranıp başkalarından bu olayı çözmelerini istemek yerine kendisinin bunun üstesinden nasıl geleceğini araştıran sorgulayan bir Kendilik yapısı olacaktır.

    Kendi gerçeğini anlayabilen ve bunu anlatabilen bir beceriye sahip olacaktır. Kendisi dışındaki dünyayı anladığı, gördüğü, hissettiği, istediği şekilde değil, her insanın farklı olduğunu, özelliklerinin farklı olduğunu, kapasitesinin farklı olduğunu anlayabilecek, hayatın gerçekliğini öğrenmeye açık olacaktır. Bu ölünceye kadar devam eden bir zenginleşmeye gidecektir.

  • Duygu koçluğu

    Birincil duyguya Varış

    Koçluk, danışanlarını onların bedensel duygularının anlamını kavramaya yardım etmeyi kapsar. İnsanlar ne hissettiklerinin farkına varır varmaz ya

    a) duygularını takip etmeye ve onlara göre davranmaya ya da

    b) duygularının onları içerisindeki bir şeylerin kargaşa içinde olduğunu İşaret ettiğine hükmetmeye ihtiyaç duyarlar.

    İkilem, duygularla ne zaman değiştirilmesi gerektiği ve onların ne zaman değiştirileceğidir. Bazı duygular insanlara kendi iç dünyalarının Üzgün olduğunu söyler. Eğer böyleyse, yanlış olana dikkat etmeleri ve onu nasıl düzelteceklerini bulmalari gerekir.

    Sağlıklı bireylerde, duygu ortaya çıkar çıkmaz, hissedilen şeyin farkına varılması da ortaya çıkar.

    Duygu ve farkındalık, insanların uygun davranış biçimini ayırt etmelerine yardımcı olmak için birlikte çalışır. Bu şekilde duygu ve mantığı bütünleştirmek gerçekten günlük yaşamın kalbidir. Koçluk, eğer onlarda yoksa insanları bu beceriyi kazandırmak için öğretmeyi veya onlarda zaten varsa geliştirmelerine yardımcı olmayı kapsar.

    Önceki bölümde ortaya konan koçluk sürecinin adımlarındaki ilk dönüm noktası, insanların şuan hissettikleri duygunun onların Çekirdek öz duygusu olup olmadığını değerlendirmeye yardımcı olmaktır. Bir duyguya varınca, koç ve danışanın hedeflerine ulaşıp ulaşmadıklerini ya da bunun az sonra geride bırakılacak sadece bir ara durak mı olduğunu birlikte belirlemelidirler. Hangi ipuçları bir durumu asıl, insanın kendisiyle kalması gereken, olup olmadığını göstermeye yardım eder?

    Bir duygunun birincil bir duygu olup olmadığını değerlendirme

    İnsanlar bir duyguyu taze ve yeni olduğu için Çekirdek olarak kabul ederler. Gerek içsel gerek dışsal olsun değişen durumlara karşılık olarak o anda ortaya çıkar. O, eski oyalanan ve hareket etmeyen durgun bir duygu değildir. İki yıl önce bir terfide, devamında istifanın geldiği gözardı edildiğini hatırlamaya duyulan geçmiş kızgınlık değildir, aynı şekilde çözümlenmemiş acıdan gelen şikayet duygusu da değildir. Bunun yerine, danışanın genellikle çok açık ve belki de savunmasız hissettiği şekilde bırakan hayati bir duygudur. Bu, bir danışanın kendisinden çıkar sağlandığını hissettiğinde yaşadığı öfke, sevdiği bir arkadaşını hastalıktan kaybetmenin üzüntüsü, hatta bluz ya da pantolon fermuarının herkesin önünde açık olmasının mahcubiyeti veya ayıbı olabilir. Tedavi de bu, genellikle en temel olan önceden kaynağı belirtilmemiş bir duygudur.

    Danışan bir şeyler hissediyorsa, danışan ile koçun veya aralarında yaşanan sürecin İlkin şu soruyu cevaplandırması gerekir: bu duygu, daha temel olanı gizleyen ikincil bir duygu mu? Örneğin, bu öfke acının üzerini kapatıyor mu? Bu acı, öfkenin üzerini kapatıyor mu: utanç veya korku, öfkenin arkasında mı; boşluğun arkasında gizlenen acı var mı; çaresizlik içinde bile daha derin gözyaşları mı var? Bu duygu bir başka, daha temel duyguya bir tepki midir,?Danışan üzüntüsünden endişeli mi, öfkesinden korkuyor mu, savunmasızlığından utanıyor, korkusundan korkuyor mu ya da hicabına (Utanma, sıkılma)üzülüyor mu?

    Birincil duyguları tanımlamak için, Koç bir keşif sürecini teşvik etmeli ve orada daha fazla bir şeyler olup olmadığını görmek için danışanın ikincil duygular ve düşünceler çalılıklarını yararak ilerlemesine yardımcı olmalıdır. Danışanlar birincil duygulara ulaştığında sıklıkla bir tür iç zil çalar ve onlara “evet, işte bu. Bu benim hakikaten hissettiğim şey ‘’Der. Alıştırma olmaksızın, kişinin gerçek duygularını ayırt etmesi zordur, Bu yüzden hem koç hem danışan Gerçekten düşünceyi bir noktada toplamalıdırlar. Yardımcı bir kaşif olarak bir başka dinleyen ve hem de yoğunlaşan Koç’un olması birincil duygular için bu araştırmada danışanın dikkatini vermesine yardımcı olur. Koçun danışanın genel olarak duygusal alt yapısı hakkında bir şeyler bilmesine de yardımcı olur. Örneğin,Koçun danışanın şikayetlerinin sıklıkla ifade edilmemiş Üzüntü ve öfke birleşimini işaret ettiğini ve her duyguyu ayrı ayrı ifade ettirmenin danışanın duygunun ayrımı yapmasına yardımcı olduğunu bildiği zaman faydalıdır.

    Danışanlara duygu koçluğu yapmak syf( 109-110)

    Lesli S. Geenberg

  • Comparison of warm fluid and cold fluid resuscitation during uncontrolled hemorrhagic shock model in rats

    BACKGROUND: This study was designed to compare the e ects of resuscitation with cold and warm fluid on survival time, rate and volume of hemorrhage, hemodynamics, hypothermia, coagulopathy, acid-base balance, hematocrit, lactate, and base deficit during uncontrolled hemorrhagic shock (HS) model in rats.

    METHODS: HS model was created with splenic vascular and parenchymal injury in 29 rats under ketamine and xylazine anesthesia. Thirty minutes after the hemorrhage, the rats were randomized to receive 14.5 mL/kg 0.9% sodium chloride solution at either 24oC (Group 1; n=9) or 4oC (Group 2; n=10) for 20 minutes. Groups 1 and 2 were compared with group that did not receive fluid (Group 3; n=10). Statistical data were represented as mean±SD. SPSS for Windows, Version 15.0 (SPSS, Inc., Chicago, IL, USA) software, Bonferroni-adjusted Mann-Whitney U test and Kaplan-Meier procedure were used to perform statistical data analysis. P value of ≤0.05 was considered statistically significant.

    RESULTS: Cold fluid resuscitation decreased survival time due to increased rate and volume of hemorrhage, acidosis, hypothermia, lactate, and base deficit and decreased blood pressure and hematocrit.

    CONCLUSION: There is a great need for further experimental and clinical trials on fluid resuscitation in trauma in order to define which fluid should be administered, temperature of the fluid, quantity to be delivered, and duration.

    Keywords: Fluid resuscitation; hemorrhagic shock; intravenous cold fluid; rat.

  • Kalp krizi nedir?

    KALP KRİZİ(AKUT MİYOKARD İNFARKTÜSÜ) NEDİR?

    Kalp krizi (miyokard enfarktüsü) kalp kasının bir bölümünün o bölgeye yetersiz kan akışından dolayı ölmesi (kalıcı hasara uğraması) sonucu meydana gelir.

    Kalbi besleyen damarların kan akımının çeşitli nedenlerle ani azalmasına veya kesilmesine bağlı olarak gelişen ve o damarın beslediği kalp kasında çeşitli derecede hücre ölümü ile sonuçlanan ve kalp krizi olarak bilinen bir hastalıktır Hastaların kalp krizinden kaybedilmelerinin önlenmesi olayın ilk anından itibaren en kısa zamanda hastaneye ulaşmasına bağlıdır

    Her 5 ani ölümün biri kalp krizinden dolayı gerçekleşmektedir. Kalp krizi yetişkinlerdeki ani ölümün başlıca nedenlerinden biridir.

    Nedenler ve Risk Faktörleri

    Kalp krizlerinin çoğu koroner arterlerde (kalp kasına kan ve oksijen taşıyan atardamarlar) oluşan pıhtılar (trombüs) sebebiyle meydana gelir. Pıhtılar genelde ateroskleroz sonucu meydana gelen değişiklikler yüzünden daralmış koroner arterlerde oluşur. Arter duvarının içindeki aterosklerotik plak bazen çatlar ve bu da pıhtı oluşumunu tetikler. Koroner arterlerdeki pıhtılar kalp kasına kan ve oksijen akışını engeller, bu da o bölgedeki kalp hücrelerinin ölümüne sebep olur. Hasar gören kalp kası kasılma yeteneğini kaybeder ve kalbin geri kalan kısmı hasar gören bu bölümün işini de yapmak zorunda kalır.

    Koroner arter hastalıklarının ve kalp krizinin risk faktörleri genel olarak kalp damar hastalıkları risk faktörlerinin aynısıdır: hipertansiyon, hiperkolesterolemi, diyabet, sigara içmek ve ailede erken yaşta koroner kalp hastalığı görülmesidir.

    Belirtilen risk faktörlerinin çoğu fazla kiloyla ilgilidir. Dar olan bir damarın üzerinde pıhtı oluşumunu her hangi bir neden başlatabilir. Bazen ani ve bunaltıcı stres buna neden olabilir. Son birkaç senede, koroner arter hastalığı için, artmış homosistein, C-reaktif protein ve fibrinojen seviyeleri gibi yeni risk faktörleri saptanmıştır. Yüksek homosistein, beslenmeye folik asit ilavesiyle tedavi edilebilir. Ancak bu yeni risk faktörlerinin pratik değeri üzerine çalışmalar hala devam etmektedir ve halen homosistein seviyesinin düşürülmesinin olumlu etkileri olduğuna ait kesin kanıtlar yoktur.

    Kalp Krizinin Tanısı (teşhisi):

    Kalp krizi geçirmekte olan hastaların temel şikayeti göğüs ağrısıdır:

    • Göğüs ağrısı:
      • Göğüs kemiğinin arkasındaki göğüs ağrısı kalp krizinin en önemli belirtisidir; fakat, özellikle diyabet hastalarında ve yaşlılarda, bu ağrı çok belirsiz olabilir yada hiç hissedilmeyebilir (sessiz kalp krizi). Ağrı sıklıkla göğüsten omuz yada kollara, ense, dişler, çene, karın veya sırta doğru yayılır. Bazen ağrı sadece bu bölgelerden birinde hissedilir.
    • Göğüs Ağrısının özellikleri:
      • Ağrı 20 dakikadan fazla genellikle saatlerce sürer ve genelde dinlenme yada nitrogliserinle geçmez,
      • Ağrı, şiddetli ve künt vasıftadır. Fakat keskin veya belirsiz olabilir,
      • Ağrı, sıkıştıran, ağırlık, baskı yapıcı tarzda olabilir,
      • Göğüste daralma hissi uyandırabilir,
      • “Göğüsde fil oturuyormuş” gibi veya
      • Hazımsızlık olarak da hissedilebilir. Beraberinde sıklıkla soğuk terleme ve ölüm korkusu da vardır.
    • Kendi başına yada göğüsteki ağrıyla birlikte hissedilebilen diğer belirtiler şunlardır:
      • Nefes darlığı
      • Öksürük
      • Baş dönmesi ve sersemleme
      • Bayılma
      • Mide bulantısı ve kusma
      • “Kıyametin geldiği” hissi
      • Sıkıntı.

    Göğüs ağrısı olduğunda özellikle risk faktörlerine de sahipseniz mutlaka doktorunuza veya bir sağlık kuruluşuna gitmelisiniz. Kalp krizi tanısını mutlaka doktor koymalıdır.

  • Sigaranın zararları

    Sigaranın Bu Zararlarını Biliyor musunuz?

    1. Sigara tüketiminden en çok zarar görenler anne karnındaki bebeklerdir. Sigara tiryakisi annelerin dünyaya getirdiği 100 çocuktan 65'i özürlü doğar

    2. Gelişmiş ülkelerde sigara tüketimi giderek azalırken, gelişmekte olan ve fakir ülkelerde sigara tüketimi giderek artmaktadır.

    3. Türkiye dünyada sigara için 7. pazardır.

    4. Dünyada ikinci ve İngiltirenin ise en büyük sigara şirketi BRITTISH AMERICAN TABACCO' nun (BAT) patronu Martin Broughton sigara içmiyor ve sigaranın zararlı olduğunu itiraf ediyor.

    5. Devamlı sigara içenlerin % 55'i 35-38 yaşları arasındA büyük risk altında bulunuyorlar.

    6. Sigara içen annelerde; düşük olur, anne sütü azalır. Ani bebek ölümleri olabilir. Bebeklerin beyin ve akciğerleri zarar görür. Sigara bebekte sinizüt, rinit, kronik solunum problemleri (öksürük geniz akıntısı) yapar.(Yeşilay Dergisi)

    7. Sigaranın sebep olduğu ölümler, diğer uyuşturucularınkinden 13 kat fazladır.

    8. Sigara içenlerde ani ölüm, içmeyenlere oranlara 10 kat fazladır.

    9. Bacak damarı tıkanıklarının %90'ı sigaradan kaynaklanır.

    10. Sigara içen kadınlar, içmeyen kadınlardan 10 yaş fazla ihtiyarlamaktadır.

    11. Sigara içen kadınlarda kısırlık 10 kat fazladır.

    12. İnsan beynine en çok zarar veren 3 olumsuz etmenden birincisi sigara dumanıdır. Diğerleri tansiyon ve şeker.

    13. Günde iki paket sigara içen bir kişi Hiroşima'ya atılan atom bombasının öldürücü dozuna eş değer radyoaktivite etkisi altında kalmaktadır. (Türkiye Atom Enerjisi KurumU)

  • Kendilik kapasitesi

    Kendilik kapasitesi

    James F.MASTERSON

    1. Duygulanımın spontaneliği ve canlılığı

    Duygulanım derin bir şekilde, canlılık, neşe, kuvvet, heyecan ve spontane bir şekilde hissetmek için gereken kapasite

    2. kendini haklı görme

    3.kendilik aktivasyonu iddiası ve desteği

    Kişinin biricik bireyleşmeci isrteklerini belirleme ve onları gercek hayatta ifade edebilmek desteklemek ve saldırıya maruz kaldıklarında savunabilmek için bağımsız inisiyatif ve iddia gücünü kullanabilme kapasitesi

    4.kendilik aktivasyonu kabulü ve kendilik saygısının sürdürülebilmesi

    Kişinin kendiliğinin bir duygu durum ve/ veya çevresel mesele ya da etkileşimle olumlu ve uyumlu bir tavırla başa çıktığını belirleyip kabul etmesi. Bu kabul yeterli bir kendilik saygısının bagımsız bir şekilde atağa kalkabilmesi için gerekli olan itici güçtür.

    5. Acı veren duygulanımları yatıştırmak

    Bağımsız bir şekilde plan yapma kapasitesi, acı veren duygulanımları sınırlama, minimuma indirme ve yatıştırma aygıtıdır

    6. Kendiliğin sürekliliği

    Etkili bir aşırı düzenleme sayesinde; belirli bir tecrübenin öznesi olarak ” BEN,, in zaman içinde sürekliliğini devam ettirdiği ve başka bir deneyime ait “BEN, , le özdeşleşebildiğinin tanıması ve kabulü

    7. Kararlılık

    Kendiliği bir nesneye ya da ilişkiye adamak ve bütün engellere ragmen hedefe ulaşmakta ısrarcı davranmak

    8. Yaratıcılık

    Kendiliği eski tanıdık örüntüleri yeni ve farklı hale dönüştürmek için kullanmak

    9.yakınlık

    Kendiliği yakın bir ilişki içerisinde, terk edilme ya da yutulma hususunda minimum anksite hissederek, tam olrak ifade edebilme kapasitesi

  • Doğal saç bakımı nasıl olmalı?

    DOĞAL SAÇ BAKIMI
    Sağlıklı saçlara sahip olmak için en önemli işlev düzenli biçimde yıkanmaktır. Saçların fırçalanması ise dökülen saçları, kir ve tozları uzaklaştırıcı işlev görmektedir. Saçın haftada en az bir ya da iki kez yıkanması gerekmektedir. Yağlı saçlar ise daha sık yıkanmalıdır ancak hergün saçın yıkanması ve şampuan kullanımı da sakıncalıdır. Saçlar temiz su ile iyice durulandıktan sonra kurutulmadan önce nazik bir biçimde taranmalıdır. Saçların kurulanmasında yumuşak bir havlu kullanılmalıdır. Eğer sert bir havlu kullanılır ya da çok şiddetli ovulursa saçlar kırılabilir. Saçlar elektrikli kurutucularla kurutulabilir ancak kurutucunun saça çok yakın tutulmaması gerekmektedir. Çünkü kurutma makineleri saçı yakabilir.
    Saçların yıkanması için kullanılan şampuanların içeriğini kolay çözünebilir özellikteki yağ eritici bir madde oluşturmaktadır. Şampuanlara ayrıca koku, renk ve yoğunlaştırıcı maddeler eklenmektedir. Bu ek maddeler saçlı deride tahrişe yol açabilirler. Piyasada bulunan şampuanlarda kullanılan bazı maddeler allerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle şampuan seçiminde, niteliği bilinmeyen maddelerden kaçınılmalıdır.
    Saç diplerinde kepek varsa, sık sık çok sıcak olmayan su ve sabunla yıkamak yararlı olabilir. Saçlar bol su ile iyice durulandıktan sonra da kepeklenme önlenemiyorsa bir sağlık kuruluşuna danışılmalıdır. Hekim önerisi dışında saçlar için yararlı olduğu ileri sürülen maddeler güvenli olmayabilirler. Saç temizliğinde kişisel olarak kullanılan fırça ve taraklar sık aralıklarla sıcak sabunlu su ile yıkanmalı ve durulanmalıdır. Sağlık yararı dışında saçların temizlik ve düzeni, insanlar arasındaki ilişkilerde ve kendini iyi hissetmede etkisi olan olumlu dış görünüş açısından da önemlidir.

  • Saçlara mezoterapi ile bakım

    SAÇ MEZOTERAPİSİ
    Saç dökülmesini durdurmak, varolan saçın kalitesini arttırmak ve yeni saç çıkışını aktif hale getirmek için belli periyodlarla saçlı deriye uygulanabilir bir tedavi şeklidir. Ortalama 10 seans yaklaşık 15 dakika sürecek şekilde, özel mezoterapi iğnesi ve kişiye özel ilaç karışımları ile uygulanarak yapılmaktadır. Seanslar haftalık, onbeşer günlük ve aylık periyodlar ile yapılır. Tüm dünyada saç dökülmesini önlemek amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Amaca uygun olarak seçilen ilaç karışımları, bölgesel olarak küçük dozlarda ve özel iğnelerle cilt içine verilir. Derinin orta tabakasında bulunan kılcal damar uçlarına ulaşan ilaç süratle etkisini gösterir. Bu yöntemin diğer klasik ilaç tedavilerine göre üstünlüğü; ilaçların küçük dozlarda bölgesel kullanılmasıdır. Yan etki riskinin önemsiz sayılabilecek kadar az olması ve sonuçlarının etkili olmasıdır.

    NEDEN MEZOTERAPİ
    * İlaçlar bölgesel olarak verilir.
    * Küçük dozlarda verilir.
    * Yan etki riski önemsiz sayılabilecek kadar azdır.
    * Sonuçlar hızlı ve etkilidir.

  • Saç ekiminde fue yöntemi

    Fue Yöntemi Nedir?
    Foliküler Ünite Ekstraksiyonu (FUE)
    Dünyada son teknoloji olarak uygulanan saç ekimi yöntemi FUE, hem saçı alırken hem de alınan saçı ekerken doğal sonuçlar ortaya sunan bir saç ekimi metodudur. Fue yöntemi, saçlı bölgeden alınan canlı saç köklerinin tek tek başın saçsız bölgesine transferinin gerçekleştirilmesi işlemidir. FUT yönteminden farklı olarak bu yöntemde foliküler üniteler(grefrler) doğrudan bıçak kullanmadan 0.6 çapındaki özel iğnelerle çıkarılır ve yine özel iğnelerle kanal açılarak tek tek ekilir. Bu yöntem aynı zamanda “non-invasive” olarak bilinir. FUE yönteminde donör alanda neşter kullanılmaz, dikiş atılmaz ve köklerin alındığı bölgede hiçbir iz kalmaz. Hastaya hiçbir komplikasyon yaratmadan , günlük yaşamından alıkoymadan işlem gerçekleşir.
    Fue saç ekim metodu, ilk olarak Avusturalya’dan Dr. Woods tarafından “Wood Technique” ismiyle duyurulmasına rağmen, kendisi bu saç ekim metodunun detaylarını bildirmediği için bu isimle kabul görmemiştir. 2002 yılında, Dr. Rassman ve Dr. Bernstein tarafından detaylarını içeren haliyle bu metod bilim dünyasına duyurulmuştur. Saç ekiminde kullanılan teknoloji Fue yöntemi ile tam anlamı ile zirve yapmıştır. Kelime anlamı olarak kıl kökünün alım şeklini tarif etmektedir.
    Fue saç ekim metodunda, fut saç ekim metodundan farklı olarak, vücudun her bölgesinden kök hücre almak mümkündür. Fue metodunun bir diğer avantajı ise, ilgili kısımdan bir deri parçasının çıkartılmak zorunda olmaması ve kök hücrelerinin üzerinde birebir çalışılabilinmesidir. fut saç ekim metodunda alınan parçanın bulunduğu kısım dikiş ile birleştirildiği için çok ince bir çizgi halinde de olsa iz kalmaktadır.Fue saç ekim metodunda yine lokal anestezi ile kaynak olarak belirlenen yerler uyuşturulur. Uyuşturulma gerçekleştikten sonra ilgili uzman saç köklerini ucu 1 mm. den daha küçük özel bir alet yardımıyla teker teker ayrıştırmaya başlar. Bu aşama alınan köklerin sağlıklı kalabilmesi ve saç ekme gerçekleştikten sonra ekildikleri yerde durabilmeleri için hayati önem taşımaktadır. Bu ayrıştırma işlemi genel olarak önceden hasta ile anlaşılmış tane sayısına göre yapıldığı için adet bazlı olarak yapılır. Ayrıştırılan saç kökleri yine hücre suyundan bekletilerek saç ekimi başlayana kadar sağlıklı kalmaları sağlanır. Alım işlemi tamamlandıktan sonra, saç ekimi gerçekleştirilecek alanda, fut metodunda da olduğu gibi önce lokal anestezi ile uyuşturma sonra da kanal açma işlemleri uygulanır. Açılan kanallara, çıkartılan saç kökleri tek tek yerleştirilir.
    FUE İşleminin Aşamaları
    Önce ense saçlarının traş edilmesi ile başlanır. Köklerin alınacağı bölge lokal anestezi yapılarak uyuşturulduktan sonra 0.6 mm çapındaki iğnelerle köklere tek tek girilerek saç kökleri çıkarılır.
    Bu metod ile elde edilen greftler foliküler ünitelerden oluşmaktadır ve üzerinde bir işlem yapılmasına genellikle gerek yoktur.
    FUE yöntemi, göğüs ve sırt kılları transplantasyonuna da izin vermektedir. Alınan bu kıllar zaman içinde transplante edildiği bölgeye ait kıl özelliklerine uyum sağlayıp, aynı görüntüye sahip olarak yaşamını sürdürür. Daha çok sıklaştırma operasyonlarında tercih edilmektedir.
    FUE ile saç ekiminin Avantajları
    Özenle hazırlanmış Foliküler Ünite aşıları minimum miktarda deri dokusu içerir ve çok küçük yapılardır ve bu nedenle çok az travma yaratan küçük kesiklere ekilir.
    Daha az miktarda kesik ile birlikte daha küçük graft kullanılması tek bir seansta daha çok sayıda saç ekilmesini sağlar.
    Yüksek kuvvette bir mikroskop kullanılarak verici dokunun itinalı bir şekilde düzeltilerek Foliküler Ünitelere dönüştürülmesi, azami sayıda bozulmamış ve eksiksiz graftin elde edilmesini ve hastanın sahip olduğu doku kısıtlı olduğundan dolayı hastanın mümkün olduğunca çok alıcı alanının kaplanmasını sağlar.
    Bir Fue ile yapılan saç ekimi, yakın bir incelemede bile doğal görünür.
    Fue ile saç ekimi işlemi, yeni saç için gerçek saçı kopya ettiğinden, saçın uzaması da yakın incelemede bile doğal bir biçimde olur.
    Fue ile saç ekimi tek bir seanstan sonra bile oldukça doğal görünür. İlave seanslar sadece saç ekiminin yoğunluğunu artırmak için ya da saç kaybının devam ettiği bölgelere yeni saç ekimi için yapılır.

    Fue yöntemi ile saç ekiminin en önemli avantajlarından biri, herhangi bir deri dokusunun çırarılmadan kök hücrelerinin üzerinde birebir çalışılabilinmesidir. Fut yöntemiyle saç ekiminde alınan parçanın bulunduğu kısım dikiş ile birleştiği için ince bir çizgi halinde olsa bile iz kalmaktadır ancak fue yöntemiyle saç ekim işleminde gözle görülür bir iz kalmamaktadır.
    Fue saç ekim yönteminde lokal anestezi ile kaynak olarak belirlenen yerler uyuşturulur. Uyuşturulma gerçekleştikten sonra ilgili uzman saç köklerini ucu 1 mm. den biraz daha küçük özel fue motoru yardımıyla teker teker ayrıştırmaya başlar. Bu aşama alınan köklerin sağlıklı kalabilmesi ve saç ekimi gerçekleştikten sonra ekildikleri yerde durabilmeleri için hayati önem taşımaktadır. Bu ayrıştırma işlemi genel olarak önceden hasta ile anlaşılmış greft sayısına göre yapıldığı için adet bazlı olarak yapılır. Ayrıştırılan saç kökleri yine hücre suyundan bekletilerek saç ekimi başlayana kadar sağlıklı kalmaları sağlanır. Alım işlemi tamamlandıktan sonra, saç ekimi gerçekleştirilecek alanda, önce lokal anestezi ile uyuşturma sonra da delik açma işlemleri uygulanır. Açılan deliklere, çıkartılan saç kökleri teker teker yerleştirilir. Bu aşamanın da tamamlanmasıyla fue saç ekim metodu tamamlanmış olur.
    Saç ekimi işlemi isteğe ya da ihtiyaca göre birer gün arayla uygulanabilir.
    Sakal,bıyık ve kaşlarında ekilme olasılığı vardır.
    Verici bölge kısıtlaması olmadığından istenilen yoğunlukta saç ekimi yapılır.
    Donör alan küçük noktalar halinde olduğundan dolayı kısa sürede iyileşme görülür.