Yazar: C8H

  • Enflamatuar bel ağrıları

    Tüm dünyada bel ağrısı oldukça yaygın bir problemdir. Bel ağrılarının onlarca sebebi vardır.

    Bel ağrıların büyük bir kısmı yapısal bozukluklar, disk kayması ve bel fıtığı gibi “mekanik” nedenlerle ortaya çıkar. Bu tip mekanik ağrıların büyük bir kısmı bel bölgesini zorlamakla, örneğin ağır bir şey kaldırmak veya aşırı hareket etmek gibi faktörlerle tetiklenmektedir. Yine bu mekanik ağrıların büyük kısmı istirahat etmekle de azalır.

    Oysa Enflamatuar bel ağrıları, hiç zorlanma veya travma olmaksızın sinsi bir şekilde ortaya çıkar. Enflamatuar bel ağrılarının en belirgin özelliği; istirahat ile kötüleşmesi ve hareket ile azalmasıdır. Mekanik bel ağrılarının neredeyse tam tersidir. Enflamatuar bel ağrısı aynı zamanda tıp dilinde iltihaplı bel ağrısı olarak bilinmektedir. Enflamatuar bel ağrılarındaki söz edilen iltihap, enfeksiyon veya abse gibi mikrobik iltihaplı durumlardan farklıdır. Enflamatuar bel ağrılarında “mikrop içermeyen” vücudun kendi ürettiği “mikropsuz” iltihap söz konusudur. Bu yüzden enflamatuar bel ağrılarının büyük kısmı halk arasında “iltihaplı bel romatizması” veya “omurga iltihabı” hastalığı olarak bilinen Spondiloartropati olarak adlandırılan iltihaplı romatizma grubu altında tanımlanır. Bu Spondiloartropati grubu hastalıklarında Ankilozan Spondilit (Suna Pekuysalîn hastalığı), Psöriatik Artrit (sedef romatizması), İltihaplı Barsak Hastalığına bağlı Reaktif Artrit gibi hastalıklar bulunmaktadır. Bu arada her enflamatuar bel ağrısı kesin Ankilozan Spondilit anlamına da gelmez.

    Enflamatuar bel ağrıları kesinlikle dikkate alınması gereken durumlardır. Özellikle 40 yaşından genç olan hastalarda 3 aydan fazla sabah tutukluğu ve bel ağrıları yaşanıyorsa, istirahat ile bel ağrısı kötüleşip hareket ettikçe azalıyorsa, bu belirtiler yüksek olasılıkla enflamatuar (iltihaplı) bel ağrısından kaynaklanıyordur. Romatoloji Uzmanları özellikle sabah tutukluğuna dikkat ederler. Sabahları en azından 30 dakika gibi süren hareket kısıtlığı, bel bölgesinde enflamatuar bel rahatsızlığının önemli bir habercisidir. Birçok hasta, sabah uyandığında sadece gözlerini açmanın sabaha hazır olmak için yeterli olmadığını söyler. Hasta sabah kalktığında kişisel bakımında ve kıyafet giymekte zorlanır. Çoğu ancak işe vardıktan 2 saat sonra bellinde tutukluk hissinin açıldığını tarif eder. Bu hastalarda gecenin ikinci yarısında, sabaha karşı özellikle saat 03:00 – 05:00 arası, şiddetli ağrı veya bel tutukluğu olur. İhtiyacı için uyanırsa, banyoya giderken farkına varabilir ancak ağrı çok şiddetliyse ağrı sebebi ile de uyanabilir. Enflamatuar bel ağrılarının özelliği gün içersinde azalma ve birçok insanda tamamen kaybolmasıdır. Hareket ve egzersizlerle rahatlaması ve birçok hasta “sanki gün içinde başka insanım, ağrılarım veya tutukluğum tamamen kayboluyor ama sabah kalkığımda 90 yaşında birisi gibi oluyorum” gibi benzer tarifler verir.

    Enflamatuar bel ağrıların başka bir özelliği NSAII olarak tanımladığımız anti-enflamatuar ilaçlara yanıt vermesidir. Enflamatuar bel ağrıları kontrol altına alınmadığı taktirde ilerleyici bir hastalık haline gelir, çünkü sinsi bir tarzda ilerleyebilir. Bu yüzden Ankilozan Spondilit gibi enflamatuar bel ağrısı ile bilinen “iltihaplı romatizma” hastalığı biz Romatoloji uzmanlarının bir an evvel doğru ve kesin teşhisini koymaya çalıştığımız bir hastalıktır. Enflamatuar bel ağrıları zamanında tedavi edilmezse omurgada birbirine kaynaşmaya yol açabilir. Ankilozan Spondilit sadece bir enflamatuar bel romatizması değildir. Yıllarca topuk ağrılarıyla gezebilir, yıllarca boyun ağrısı bazen de kalça veya kaburga ağrıları da eşlik edebilir. Uzun süre bel ağrısı olduğu sanılan hastalar, hala bel ağrıları devam ediyorsa mutlaka bir Romatolog tarafından gözden geçirilmesi gerekir.

    Senelerdir “mekanik” ağrıları olan hastada aslında enflamatuar bel ağrısı ile bilinen bir Spondiloartropati çıkabilir. Maalesef ülkemizde Ankilozan Spondilit tanısı almış hastaların büyük kısmı yıllarca “mekanik” bel fıtığı tanısıyla gezmiş ve kimisi bel ameliyatı olmuş ama fayda görmemiş hastalardır. Bu yüzden özellikle gençlerde ortaya çıkan bel ağrısını dikkate alıp önemsemeli ve Enflamatuar olup olmadığının teşhisini bir an evvel koymalıyız.

  • İnfertilite/Tüp Bebek Tedavi Sürecinin Stresini ”Şimdi”de Yaşayarak Hafifletin

    İnfertilite/Tüp Bebek Tedavi Sürecinin Stresini ”Şimdi”de Yaşayarak Hafifletin

    İnfertilite sürecindeki kadın hastalarımda çok sık gözlemlediğim bir durumdur geçmiş ve geleceğe odaklı bir düşünce sistemi..Bu duruma aniden gelinmemiştir şüphesiz. İnfertilite teşhisini takip eden dönemde, kişi kendisini nelerin beklediğini bilmemektedir; hep iyi niyetlerle, dileklerle başlanır bu zorlu serüvene. Buna karşılık, tedavi seyrinin belirsizliği, ve kişilerin bu süreçte hiçbir kontrollerinin olmaması ile birlikte infertilite hastalarında bir “düşünceler zinciri” başlar. Zaman ilerledikçe ve tedavide de henüz net bir sonuç alınamamışsa kadınlarda bu düşünceler genelde geçmişe dönük üzüntüler, pişmanlıklar üzerine olup kendilerini biraz da sert bir biçimde yargılama eğilimi baş gösterir. Örneğin: “Keşke bu tedaviye daha önce başlasaydım, bu kadar beklemeseydim” ya da “Keşke oraya gitmeseydim, bu merkeze daha önce gelseydim”..Keşkeler bu şekilde devam eder, devam ettikçe büyür, büyür.. Geleceğe dönük soru işaretleri de cabasıdır. Yaptığım klinik görüşmelerde hastalarımdan en sık duyduğum cümleler şu şekildedir: “Olacak mı olmayacak mı? Bu düşünceyi beynimden atamıyorum..Sürekli, olmazsa ne olur diye düşünüyorum!”. Bu soru, gerek infertilite tedavisine ilk kez başlanmış olsun, gerekse bu konuyla ilgili epeyce zaman harcanmış olsun, birçok infertil hasta için ortak bir temadır. Bu düşünceyi zihinden tamamen atabilmek mümkün olmamakla birlikte, bu düşüncenin içeriği üzerinde kontrol sağlanabilir. Terapi çalışmalarında en sık yaptığımız çalışmalardan biri, var olan düşünce sistemini tekrar ele alıp, kişiyi olumsuzluğa iten düşünceleri saptamak ve bunların yerine rasyonel düşünceleri yerleştirmektir.

    Eğer yukarıda anlatılanlar size tanıdık geliyorsa, birkaç dakikalığına şunu yapın: Geçmişe ait üzüntüler,pişmanlıklar ve geleceğe ait kaygılar bir yana kalsın. “Bugün”ü… Bu saati…Yani, “şimdi”yi yaşayın..Yani enerjinizin var olduğu, kendinize dönük yapabilecekleriniz için mümkün olan tek zaman birimini hissedin..Yaşam enerjiniz, tüm gücünüz “şimdiki zaman”dan beslenir ve bir şeyleri değiştirebilmek ancak bu zaman diliminde mümkün olmaktadır, bunu hatırlayın..

    Birçok kişi var olan zaman dilimini görmezden gelebiliyor ve aslında ne kadar da değerli bir şey kaçırıyor. Şu an bu siteye girdiyseniz, bu satırları okuyorsanız belli ki durumunuzu önemsiyor, daha fazla şey öğrenmek, daha fazla bilgi edinmek istiyorsunuz. Yaşadığınız anı en etkin biçimde değerlendirmek istiyorsunuz. Bu sayfalarda gezindikten sonra da, hayatınız akıp giderken, “an”ınızın değerini bilip, kendi adınıza “infertilite uğraşınız”ın dışında yapabileceklerinizin farkına varmanız şüphesiz size çok olumlu bir şekilde geri dönecektir. Şimdiki zamanın gücü ne geçmişte ne de gelecekte mevcuttur. Hayatınızın kontrolü sizin elinizdedir ve enerjinizi kendinize olumlu bir şekilde aktarmanızla birlikte, emin olun birçok şey değişebilir. İnfertilite ile mücadele çok yıpratıcı bir süreç olmakla birlikte, şu an bu konuda adımlar atıyorsanız, tedaviniz için güvenilir bir merkez seçtiyseniz ve planlarınız belli ise, artık zihninizi geçmiş ve gelecek esaretinden kurtarıp “şimdi”ye odaklamanız size çok şey kazandıracaktır. İnfertilite tedavileri boyunca, “kontrol duygusu”nun eksikliği çok sık yaşanan bir durumdur. Ama sizin kontrolünüz dahilinde olan çeşitli başka aktivitelere, uğraşlara odaklanırsanız, kontrol yitiminin tüm hayatınızı kaplamasına engel olabilirsiniz.  “ Ben elimden gelen her şeyi yapıyorum, şu an için her şey yolunda, ilgilendiğim…., … uğraşlarım var ve bundan büyük keyif alıyorum” şeklindeki bir duygu, düşünce ve davranış sistemini benimsemek sizi rahatlatacaktır. Bunun yanı sıra, hayatınızı güzelleştirmenin değişik yollarını kendiniz için keşfetmenizle birlikte taşıdığınız yükün ne kadar hafiflediğini ve en önemlisi “kendi”nizin değerini daha iyi anlayacaksınız…

  • Antiaging (sağlıklı yaş alma)

    UZAYAN ORTALAMA YAŞAM ÖMRÜ İLE BİRLİKTE SAĞLIKLI YAŞ ALMA UYGULAMALARI OLDUKÇA YAYGIN HALE GELMEKTEDİR. ANTI-AGING UYGULAMALARI YAŞLANMAYI MÜMKÜN OLDUĞU KADAR YAVAŞLATMA VE BİREYİ BİR BÜTÜN OLARAK DEĞERLENDİREREK ORANTILI VE SAĞLIKLI YAŞLANMASINI SAĞLAMAK AMACI İLE YAPILAN UYGULAMALARDIR. İNSANIN YAŞLANMASIYLA BİRLİKTE ORTAYA ÇIKAN FONKSİYON BOZUKLUKLARNIN GİDERİLMESİ , TEDAVİSİ,İÇİN TÜM TIBBİ İMKANLAR KULLANILIR.

    SAĞLIKLI YAŞ ALMA UYGULAMALARINDAKİ İLK AMACIMIZ KİŞİLERİN HASTALANMAMASINI SAĞLAMAKTIR. KLİNİĞİMİZ ÖNCELİKLE KORUYUCU HEKİMLİK FELSEFESİNİ BENİMSEMİŞ OLUP TÜM DANIŞANLARIMIZ SAĞLIKLI BESLENME, GEREKLİ FİZİKSEL AKTİVİTE VE YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİNİN ÖNEMİ KONUSUNDA BİLGİLENDİRİLMEKTEDİR.

  • Yaşam Koçluğu

    Yaşam Koçluğu

    Birçoğumuz için modern büyük şehir yaşamı, avantajlarına rağmen, yoğun ve otomatik bir süreçte hapsolmuş hissetmemize neden oluyor. Neredeyse her günümüz bir koşu bandında yürümek ve koşmak arasında gidip gelen bir maraton gibi geçiyor. Zamanla, kim olduğumuz, aslında ne istediğimiz ve bizi nelerin mutlu ettiği konusunda duyarsızlaşmaya başlıyoruz. Peki koşu bandından inmek için neye ihtiyacımız var? Yaşam koçluğu size kim olduğunuz, değerleriniz, yaşamınızda nelere ihtiyaç duyduğunuz ve sahip olduğunuz eşsiz potansiyeli ortaya çıkarmanız için uygun bir yöntemdir.

    Kendimizi ve dünyanın geri kalanını nasıl görüyoruz? Koçluk seansları dünyayı nasıl gördüğümüze ilişkin filtreleri değerlendirmekle başlar. Olumsuz filtreleri belirlemek ve yeniden çerçeve yaparak blokajları kaldırmakla devam eder. Sonraki süreç hedeflerin netleşmesi ve uygulamaya geçirilmesidir.

    Yaşam koçluğu bir amaç ya da amaçlar belirleyerek, buna ulaşmanız konusunda motivasyon ve rehberlik sağlar. Potansiyelinizi keşfetmenize yardım eder. Kısa ve uzun vadeli olarak hayalini kurduğunuz geleceği kurmanız için size ışık tutar.

    Hangi konularda yaşam koçluğu alabilirsiniz?

    -Sağlıklı bir iş-yaşam dengesi kurmak

    -Amaç ve hedefler belirlemek ve bunlara ulaşmak

    -Yaşam geçişleriyle başa çıkabilmek

    -Yeni bir kariyer planlamak

    -Yaşam değerlerini ve tutkularını ortaya çıkarmak

    -Kişiler arası ilişkileri geliştirmek ve güçlendirmek

    -Stresi daha iyi yönetmek

    -Öz farkındalığı arttırmak

    Yaşam koçluğu ve psikoterapi arasındaki fark nedir?

    Çoğu zaman duygusal felç yaşadığımızda bir şeylerin yanlış gittiğini bilir ve psikolojik yardım almamız gerektiğini düşünürüz. İş, aile sorunu, ilişki sorunu gibi bir çok yaşamsal kriz psikolojik sağlığımızı bozabilir ve bunun yarattığı üzüntü, kaygı vb. olumsuz duygularla başa çıkabilmek için psikoterapiye ya da psikolojik danışmanlığa başvururuz. Yaşam koçluğu bundan farklı bir süreçtir. Sağlıklı bir duygusal duruma sahip olabilirsiniz ancak, yaşamınızda değişiklik yapmak isterseniz ve potansiyelinizi gerçekleştirmek isterseniz, sizin için uygundur. Yaşam koçluğu alarak, güçlü yönleriniz ve motivasyon kaynaklarınız üzerinde çalışır, mevcut durumunuzdan daha tatmin edici bir yaşama geçiş yaparsınız. Kendisini tekrar eden düşünme kalıplarınızı ve verimsiz inanç sistemlerinizi keşfederek yeni sistemler oluşturur ve donanımınızı yenilersiniz. İstekleriniz, hedefleriniz ve yaşam amaçlarınız netleştir, ilham ve motivasyon kazanırsınız. Böylece tüm potansiyelinizi bugün ve gelecek yaşamınızı tasarlamak için kullanmaya başlarsınız.

    Yaşam koçluğu kaç seans sürer?

    İhtiyaç ve beklentilerinize göre bu süre ortalama 6 ay olabilir.

  • Ozontedavisi

    OZON TEDAVİSİ: OZON ÜÇ OKSİJEN ATOMUNDAN OLUŞAN GAZ HALİNDE BİR MOLEKÜLDÜR. KENDİSİ OKSİDAN BİR MOLEKÜL O3 DAMAR İÇİ, KAS İÇİ, REKTAL,VAJİNAL , TOPİKAL UYGULAMALARLA VÜCUDA VERİLDİĞİNDE HÜCRELERİ İHTİYACI OLAN OKSİJENE KAVUŞTURUR VE VÜCUDUN KENDİ İYİLEŞTİRİCİ ANTİ OKSİDAN SİSİTEMİNİ AKTİVE EDEREK İYİLEŞME SAĞLAMAKTADIR.

  • Pozitif Aile Terapisi

    Pozitif Aile Terapisi

    Yaşamımızda birçok farklı ilişki türü vardır. İlişkilerin de farklı seviyeleri vardır. Bazı insanlar bir nedenle ya da sadece bir dönem hayatımıza girerler ve sonra kaybolurlar. Bazı ilişkiler ise sürekli ilişkilerdir. Hepimiz bir aileye dahil olmak üzere dünyaya gözlerimizi açarız. Sevgi, bağlılık ve dayanışma gibi yaşamsal duyguları ilk olarak ailemizde deneyimleriz. Mutlu bir aile ilişkisine sahip olmak yaşamdaki en değerli mutluluk kaynaklarından birisidir. Ne var ki aile içi sorunlar ve çatışmalar ortaya çıktığında, mutluluğumuzu olumsuz etkilemeye başlar. Olumsuz iletişim, öfke, aşağılama ve hayal kırıklığı ortaya çıkar ve bu da ilişkileri riske atar. Anlaşmazlıklar tabii ki ilişkinin bir parçasıdır. Ancak daha iyi bir anlayış ve olumlu iletişimle anlaşmazlıkları çözme yollarını bulabilirsiniz.

    İlişkiler birçok yönden bitkilere benzer. Eğer onları besler ve ilgilenirsek büyür ve gelişirler. Ancak onları ihmal eder ve görmezden gelirsek, yabani bir şekilde büyür ya da yaşamlarını kaybederler. İlişkiler heyecan verici ve canlandırıcı olabildiği gibi kurutucu da olabilir. Bazı ilişkiler, bizi güçlendirirken, bazıları bizi yorar. Bazı ilişkiler çabaya gerek duymaz, ama bazı ilişkiler yoğun bir çaba ve emek gerektirir.

    Aile ve çift terapisi, çatışmaları tanımlamak, çözmek ve etkili iletişim kurabilmek için etkili bir yöntemdir. Aile ve çift terapisi, size aile ve ilişki içinde yaşadığınız duygusal sorunlar için etkili araçlar sunar. Olumsuz yönlere değil, sizi bir arada tutan olumlu yönlere odaklanma alışkanlığı geliştirmenizi sağlar. Ailenizi ve ilişkilerinizi güçlendirmek, eşsiz ve mutlu ilişkilere sahip olmak için size umut ve cesaret verir. Farklı kişiliklere sahip olmanın zenginliğini ilişkilerinize yansıtmanız için kapı açar. Aile terapisi sona erdiğinde, kalbinizdeki sevginin gücünü hem kendiniz hem de ailenizin mutluluğu için kullanmaya başlarsınız.

    Pozitif Aile Terapisi, Avrupa Psikoterapi Birliği tarafından onaylanan bir psikoterapi yöntemidir ve yüksek oranda etkin olduğu yapılan bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. İnsana bakış açısı pozitiftir ve her insanın kendi kapasitesini geliştirme yeteneği olduğuna inanır.

    Aile ve İlişki Problemlerinde Çalışma Konuları

    • Aile Terapisi
    • Aile İçi Duygusal İletişimi Geliştirme
    • Evlilik Öncesi Danışmanlık
    • Evlilik Danışmanlığı
    • Boşanma Sürecinde Danışmanlık
    • İlişki Danışmanlığı

    Hayalinizdeki ilişkilere ulaşmanız mümkün. Tek yapmanız gereken çaba, sabır ve kararlılıkla ilişkilerinizi beslemek. Buna değer…

  • Endoskopik kilo verdirme programları

    Endoskopik kilo verdirme programı mideye kilo verdirici ilaç enjeksiyonu (Mide botoksu) veya mideye balon yerleştirilmesi uygulamasını da içeren sağlıklı kilonun devam ettirilebilmesi için gerekli yaklaşımların bütünüdür.

    PROGRAM NASIL İŞLEMEKTEDİR

    Her hasta deneyimli gastroenterolog ve diyetisyen tarafından gerekli zaman ayrılarak birebir değerlendirilmektedir. Vücut kitle indeksi 27.5 ve 40 arasında olan ve yaklaşık 20 kg civarı kilo kaybı hedefleyen kadın ve erkekler için uygun bir programlardır. Daha yüksek vücut kitle indeksine sahip kişilerde de uygulanabilmektedir.

    Endoskopik kilo verdirme programıyla uzun süreli kilo kaybının sağlanması yanı sıra bu program kişilere kısa sürede hızlı ve güvenilir kilo kaybı olanağı sunmaktadır. Endoskopik yöntemle hızlı kilo verdirilmesi sağlanıyor ve diyetisyen, yaşam tarzı değişikliği gibi destek yaklaşımlarıyla da kalıcı kilo kaybı hastada sağlanmış oluyor.

    Endoskopik kilo verdirme programları aşağıdaki yaklaşımları içermektedir.

    1-Endoskopik tedavi yaklaşımları konusunda deneyimli gastroenterolog tarafından değerlendirme

    2-Diyetisyen kontrolünde diyet düzenlenmesi

    3-Mide enjeksiyon (ilaç-mide botoksu) uygulaması

    4-Mide Balon uygulaması

    BAŞLANGIÇ DEĞERLENDİRMESİ

    İlk basamak olarak konusunda deneyimli bir gastroenterolog tarafından değerlendirileceksiniz. Muayenenizle birlikte hastalıklarınızı ve aile hikayenizide içeren geçmiş medikal hikayeniz, kilo verme hedefleriniz doktorunuzla birlikte değerlendirilecektir. Kilo verdirme programının ayrıntılarını ve sormak istediğiniz soruları doktorunuzla paylaşabileceksiniz. Size uygun olan uygulanacak programı doktorunuz ile değerlendireceksiniz.

    DİYETİSYEN KONSULTASYONU

    Konusunda deneyimli diyetisyenimiz ile yaklaşık 1 saati bulan bir diyet değerlendirmesi yapacaksınız. Bu görüşme esnasında yeme alışkanlıklarınız ve sağlıklı bir diyet yaklaşımını hayatınıza yerleştirilmesi için değerlendirmelerde bulunacaksınız. Diyetisyenimizin size ayrıca özel gıdalar, beslenme ürünleri ve yaşam tarzı değişiklikleri konusunda önerileri olacaktır.

    AYAKTAN ENDOSKOPİK İŞLEMLER İLE KİLO VERME PROGRAMI

    Belirli miktarda, ameliyat olmadan, hızlı ve güvenilir kilo verme isteğiniz varsa deneyimli gastroenteroloğumuz basit, ağrısız endoskopi ile mide enjeksiyonu veya mide balonu uygulamalarını yapmaktadır. Bu uygulamalar ile mide kasına ilaç-toksin enjeksiyonu veya mideye yumuşak yer kaplayıcı balon yerleştirilmesi yapılmaktadır. Bu işlemler ile midede uzamış tokluk hissi ile 3-6 ay gibi bir sürede kilo kaybı sağlanmış olmaktadır.

    PROGRAM ÜCRETLERİ VE RANDEVU

    Kilo verdirici program ücretleri hasta tarafından karşılanmaktadır. Sigorta kabul edilmemektedir.

  • Pozitif Psikoterapi ve Danışmanlık

    Pozitif Psikoterapi ve Danışmanlık

    Bir atasözü “Herkes bilge olur, bazıları daha önce bazıları daha sonra, fark budur” der. Psikoterapi de içinizdeki bilgeye ulaşmanız için bir yolculuktur. Bu yolculuk sizi, derinlerde sizi bekleyen bilgeyle karşılaşmaya, yaşamınızın anlamını keşfetmeye, size acı veren duygularla vedalaşmaya ve mutluluk tanımınızı yeniden yapmaya davet ediyor. Yolculuk tamamlandığında, içinizdeki bilge yaşamınız boyunca size rehberlik edecek. İçinizdeki bilgeye ulaşmak, duygusal ve fiziksel sağlığınızı geliştirmek ve korumak için yaşamsal öneme sahiptir.

    Hepimizin yaşamında kişisel krizler, değişimler, geçiş sorunları, kayıplar ve travmalar olur. Bu durumlarla başa çıkmakta bazen zorlanırız, “duygusal felç” dediğimiz bir hal yaşamaya başlarız. Psikoterapi ve danışmanlık almak, bu durumların yarattığı “duygusal felç”lerin üstesinden gelmemize yardım eder.

    Bireysel psikoterapideki yaklaşımım, kişisel farklılıklara saygı ve empati çerçevesindedir. İlk değerlendirme seanslarından sonra, Pozitif Psikoterapi, Hipnoterapi, NLP ve Duygusal Zeka yöntemlerinin kişiye özel bir birleşimine sizinle birlikte karar verilir. Her birimiz farklı yaşam deneyimleri ve bunları algılama biçimlerine sahibiz. Bu nedenle, ihtiyaçlarınıza en uygun terapötik yaklaşımlara birlikte karar vererek psikoterapi yolculuğunuza başlarız.

    Psikoterapi sürecinde neler kazanırsınız?

    Mutluluğunuzu ve başarınızı sabote eden olumsuz inançlarınız ortaya çıkar.
    Önemli düşünceleri, duyguları ve motivasyonları belirlemeyi öğrenirsiniz.
    Kendiniz ve başkalarına ilişkin öz farkındalık ve empati geliştirirsiniz.
    Sağlıksız ilişkilerinizi sonlandırmak konusunda farkındalık geliştirirsiniz.
    İlişkilerdeki bozucu kalıpların farkına varırsınız.
    Öfke, duygusal karışıklık ve ilişkilerdeki işlev bozukluğuna neden olan tetikleyicileri tanımlarsınız.
    Kişisel ve mesleki ilişkilerde daha özgüvenli ve etkili olursunuz.
    Zorluklar ve engeller karşısında başa çıkma becerileri geliştirirsiniz.
    Başarma, başarı ve kişisel mutluluğa engel olan mükemmeliyetçilik kalıplarınız ortaya çıkar.
    Yalnızlık, hayal kırıklığı, üzüntü, kayıp, keder, suçluluk, utanç, öfke, kıskançlık ve korkudan oluşan acı duygularını tanır ve iyileştirmek için adımlar atarsınız.
    Yaşam kaliteniz artar ve kişiler arası ilişkileriniz gelişir.

  • Yetişkinde demir eksikliği anemisi (kansızlık) sorunları ve nedenleri

    ANEMİ, YANİ HALK ARASINDA BİLİNEN KANSIZLIĞIN EN YAYGIN NEDENİ DEMİR EKSİKLİĞİDİR. DÜZEYİ NE OLURSA OLSUN BİR KİŞİDE DEMİR EKSİKLİĞİ SAPTANIRSA TEDAVİDEN ÖNCE MUTLAKA BUNA NEDEN OLABİLECEK SEBEBLER ARASTIRILMALIDIR.

    DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİNİN SEBEBLERİ:

    KAN KAYBI: KADINLARDA ERGENLİK DÖNEMİNDEN MENAPOZA KADAR OLAN DONEMDE AŞIRI VE VEYA UZUN YADA DUZENSIZ ADET KANAMALARI EN ÖNEMLİ SEBEBTİR. UYGUN DEMİR TEDAVİSİ İLE BİRLİKTE JINEKOLOJIK MUAYENE ŞARTTIR. ÇÜNKÜ BİZ HASTALARIMIZA DEMİR TEDAVİSİ VEREREK KANSIZLIĞINI DUZELTEBILSEK BİLE BU BAHSETTİĞİM ADET PROBLEMİ NEDENI ILE HASTA KAN KAYBI YASAMAYA DEVAM EDECEGI ICIN BİR MÜDDET SONRA TEKRAR KANSIZLIK GELİŞECEKTİR.

    ERKEKLERDE VE MENAPOZ SONRASI BAYANLARDA İSE DURUM DAHA FARKLIDIR. BU GRUPTA DEMİR EKSIKLIGININ ARASTIRILMASI BÜYÜK ONEM ARZ EDER. OZELLIKLE MİDE BAĞIRSAK SISTEMINDEN KAN KAYIPLARI; GİZLİ MİDE VE BAĞIRSAK KANAMALARI ( ÖZELLIKLE SIK VE GEREKSIZ AĞRI KESICI KULLANANLAR) MİDE VE BAĞIRSAK ULSERİ, KOLİTLER, HEMOROIDLER, MİDE VE BAĞIRSAK TÜMÖRLERİ GİBİ SEBEBLER DISKIDA GIZLI KANAMA TESTI VE DAHA ILERI BASAMAK ENDOSKOPI VE KOLONOSKOPI ILE ARASTIRILMALIDIR.

    YETERSIZ DEMİR ALIMI: VEJETERYANLAR VE YASLILAR

    DEMİRİN VÜCÜDA GERI EMILIMINDE PROBLEM: İSHAL VE VEYA SIK SIK KARIN AĞRISI ATAKLARI OLAN KİŞİLERDE ÖZELLIKLE COLIAK HASTALIĞI DEDIĞIMIZ BUGDAYDAKI GLUTENE KARSI GELISEN ALLERJIK REAKSİYON SONUCU ORTAYA CIKAN HASTALIK ARASTIRILMALIDIR. ( 3 HAFTADAN FAZLA SÜREN)

    ARTMIS DEMİR GEREKSINIMI: GEBELİK, LOHUSALIK, GELİŞME ÇAĞI

    DEMİR EKSİKLİĞİ NİN BELİRTİLERİ NELERDİR? NASIL ŞÜPHELENEBİLİRİZ?

    HALSİZLİK, ESKİYE GÖRE CABUK YORULMA, SÜREKLİ KENDİNİ YORGUN HİSSETME, UYKU HALİ, KONSANTRASYON BOZUKLUĞU ( OZELLIKLE OKUL ÇAĞLARINDAKİ COCUKLARDA DERS BASARISINDA AZALMA) BULANTI, İŞTAH AZALMASI VE TAT ALMADA AZALMA, DEPRESYONA EĞİLİM, ÇARPINTI, ANİ TANSİYON DÜŞMESİ YADA YÜKSELMESİ, SİNİRLİLİK, GECMEYEN BAŞ AĞRILARI , NEFES DARLIĞI, SAÇ DÖKÜLMESİ, TIRNAKLARDA KOLAY KIRILMA, AĞIZ İÇİNDE YARALAR, SIK SIK UCUK CIKMASI GİBİ BİR COK BELİRTİ OLABİLİR.

  • Saç Koparma Hastalığı: Triktillomani

    Saç Koparma Hastalığı: Triktillomani

    Kişiyi saçlarını ya da kıllarını yüzey derisinden ayıracak şekilde çekmeye zorlayan bir saplantı ya da karşı konulamaz bir dürtü olarak tanımlanan bu hastalığın adı trikotillomanidir.

    Trikotillomani sözcük yapısı bakımından Yunanca kaynaklı üç kelimeden oluşuyor: Saç (thrix), çekme (tillein) ve mania (mani, duygusal taşkınlık).

    Saç ya da kaş kirpik, ya da diğer vücut kıllarını yolma davranışı öncesinde kişi rahatsız edici bir gerginlik yaşar. Kıl koparmak için giderek artan istek ve gerili kılı yolduğu zaman yerini kısa süreli rahatlamaya bırakır. Saç yolma davranışı, uzun sürede kafada çeşitli alanlarda kelliğe neden olabiliyor, ya da özellikle kasıklar ve koltuk altından kıl koparılması durumunda daha sık olan abseler oluşabilir. Kimi zaman hasta kopardığı kılları yutabilir, bu durum kronik biçimde devam ederse bağırsaklarda top haline gelen kıllar barsak tıkanmalarına sebep olabilir. Bazen de trikotillomani hastası kendi saçını ya da vücut kıllarını koparmaz ancak başkasından koparmak, halı ya da oyuncak tüylerini koparmak, evcil hayvanlardan kıl koparmak gibi farklı davranışlar gösterebilir.

    Her ne kadar hastalık çocukluktan yaşlılığa her yaşta görülebilse de genellikle 12–13 yaşlarında ergenliğe geçiş döneminde başlar. Kızlarda daha fazla görülmekle birlikte bıyık sakal koparan erkeklerin de sayısı az değildir. Fakat kadınlar koparma sonrası başta beliren kelliği saklamakta zorluk çektikleri için tedaviye daha sık başvururlar. Erkeklerde kelliğin toplumsal olarak kabul görmesi, sakal ve bıyıktaki açıklıkların tıraş olarak kapatılabilmesi sebebiyle hastalık daha rahat saklanabilir.

    Trikotillomaniye sık olarak depresyon, kaygı bozuklukları, alkol ve madde kullanımı ve diğer dürtü kontrol bozuklukları eşlik eder. Tedavide saç yolma davranışını tetikleyen faktörleri tespit ederek bu davranışı değiştirme ya da ya da bu faktörlere yanıt olarak verilen saç yolma davranışını önlemeye yönelik becerileri hastalara öğretme hedeflenir. Kişiden hangi gün kaç tel kıl kopardığını, koparmayı tetikleyen davranışlar, ilişkili duygu ve düşünceleri kaydetmesi istenir. Kimi zaman kıl koparmayı fiziksel olarak engelleyecek parmak bandajları, bereler de kullanılır. Çünkü kıl koparma çoğu zaman farkına varılmadan, otomatiklik kazanmış halde yapıldığı için bu fiziksel engeller ve kayıtlar kişinin kıl kopardığını fark etmesini sağlayacaktır. İlaç tedavileri de hastalığın belirtilerini hafifletir.