Yazar: C8H

  • Botox kimlere uygulanabilir, kimlere uygulanamaz?

    Botox kimlere uygulanabilir, kimlere uygulanamaz?

    Botulinum toksininin kaslara enjekte edilerek kasta geçici tipte kısmi felç yapmasıyla meydana gelen, genelde kırışıklıkları ve sarkmaları belirli bir süre için engellemek maksatlı yapılan bir uygulamadır. Bu yöntemle botulinum toksin maddesi kas içine çok az miktarda enjekte edilerek kırışıklara neden olan kasların gerginliği azaltılır. Uygulama ortalama on beş yirmi dakikada tamamlanılır. Anestezi gerektirmez. Uygulamadan sonra etkisi ortalama sekiz aya kadar sürebilir.

    Botox Uygulama Bölgeleri:

    Alın kırışıklıkları, kaşlar arası kırışıklıklar, göz çevresi, dudak kenarı ve üst dudak üzeri kırışıklıklar, yanak sarkmaları gibi genelde yüzdeki tüm kırışıklıklara uygulanabilir.

    Botox Kimlere Uygulanabilir, Kimlere Uygulanamaz?

    Genel prensip olarak hamilelere ve kas hastalığı olanlara uygulamamak gerekir. Anestezi gerektirmez. Çok ufak uçlu iğnelerle uygulandığı için uygulama genelde ağrısız geçer. Tedavi etkinliği ortalama uygulamadan hemen sonra başlar, arzu edilen tam etki yaklaşık on gün içerisinde oturur. Botulinum etkisi tedavi için uygulandığı bölgelerde ortaya çıkar.

    Uygulama Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar:

    Uygulama bölgesi üzerine işlemden sonra dört saat mekanik ve fiziksel baskı yapılmamalı, uygulanan bölgeye bir gün boyunca masaj yapılmamalı ve ovuşturulmamalıdır. Uygulamadan sonra ağır egzersiz hariç bir çok günlük aktivitenize devam edebilirsiniz.

  • GENİTAL SİĞİL

    GENİTAL SİĞİL

    Son yıllarda oldukça popüler hale gelen genital estetiğin yapılmasındaki ana amaç, sıklıkla normal doğum sonrası vajina bölgesinde meydana gelen kalıcı esnemeler sonucu ortaya çıkan hoşnutsuzlukların giderilmesi ve ayrıca psikolojik olarak kişilerin kendilerini daha iyi hissetmeleridir.

    Ayrıca bazı kişilerde doğuştan olan “labium minora’ların (küçük dudakların)” asimetrisi veya “fil kulağı” şeklinde tabir edilen geniş yüzeyli olması psikolojik ve işlevsel bir takım problemleri de beraberinde getirmektedir.

    Yine, vajinal bölgede doğum sonrası oluşan kalıcı esnemeler haricinde hoşnutsuzluk yaratan diğer bir olumsuz durum da “Epizyotomi” yani doğum sırasında bebeğin çıkması için yapılan kesilerdir. Bu bölgede iyileşme sonrası gelişen nedbe dokusu (skar) hem kadının hem de erkeğin cinsel tatminini engelleyebilir ve kadın açısından ilişkiyi ağrılı bir ıstıraba dönüştürebilir.

    Diğer taraftan, vajinadaki idrar kesesi ile “rektum” adı verilen barsakların anüsten önceki en son kısımlarının sarkmaları da cinsel fonksiyon bozuklukları yanı sıra idrar tutamama gibi patolojik durumlara neden olabilir. Sarkmaların ileri derecede olduğu durumlarda rahim sarkmaları (Prolapsus uteri) da görülebilir.

    Tüm bu fiziksel problemlere ilaveten pek çok kadın da kendi cinsel organını anatomik olarak beğenmemekte, ancak bunu çoğu zaman yakınlarına bile söylemekten çekinebilmektedir. Bu konuda sıklıkla karşılaşılan durum iç dudak olarak tabir edilen “labium minora” ların normalden büyük veya asimetrik olmasıdır. Bunun altında yatan sebep büyük bir olasılıkla cinsel organlarının ergenlik öncesi şeklinden değişiklik göstermesidir.

    Bu tür şikayeti olan kişilerde yapılacak olan plastik-estetik operasyonlar, psikolojik olarak kadını destekleyecek ve bu nedene bağlı olarak bozulan cinsel yaşantıları normal hale getirebilecektir.

    Tüm bu nedenler vajinal estetik operasyonlarının modern jinekolojik cerrahide yer almasına neden olmuştur. Özetlemek gerekirse, bu tür operasyonlar işlevsel ve/veya kozmetik amaçlarla yapılabilir.

  • Temel cilt bakımı

    Temel cilt bakımı

    Aslında cilt bakımını çok basitçe yapmak mümkündür. Yüzünüzü yıkamak 10 adımlı bir süreç değildir ve size çok fazla masraf çıkartmaz. İyi bir cilt bakımının üç temel adımı içermesi gereklidir.

    Temizlik; günlük temizlik ile cilt üzerindeki kir ve kimyasal maddeler uzaklaştırılır.
    Nemlendirme ile cildin nemi ve tazelenmesi sağlanır.
    Güneşten korunmayla UV ışınlarının zararlı etkilerinden korunulur.

    Temizlik

    Çoğumuz cilt bakımında temizliğin ne kadar önemli yer tuttuğunu bilmeyiz. Temizliğin amacı cilt üzerinde bulunan kir, yağ, dökülen hücreler ve bakterilerin uzaklaştırılmasıdır. Ancak bazen de bu temizliği yaparken, temizleyicilerin cilde zararlı etkileri olur.

    Çoğu insanın cildi, normalde kuru değilken, kullandığı temizleyicilerden dolayı kurur. Sıklıkla insanlar cilt temizliğinin ardından, ciltlerini kuru ve gergin hissetmezlerse temiz olduğunu düşünemezler. Bu hislerinin normal olmasına alışmışlardırlar. Bu temizliğin ciltlerine zarar vereceklerini bilmezler. Peki hangi temizleyicinin size uygun olduğunu nasıl bileceksiniz? Bunun için ilk öğrenmeniz gereken şey ne tür cilt temizleyicilerinin olduğudur.
    Sabun şeklindeki temizleyiciler en çok tahriş eden gruptur. Ancak en iyi temizlik yapan da onlardır.
    Sıvı şeklindeki temizleyiciler her cilt için özellikle yağlı ciltler için uygun temizliyicilerdir. Toleransı yüksek ürünlerdir.
    Yüz temizleyicileri en yumuşak şekilde cildi temizleyen gruptur. Fakat yağ ve kirleri tam anlamıyla temizlemeyebilirler.
    Sonuç olarak temiz olduğunuzu hissetmek için cildinizin kuruması gerekmez. Seçebileceğiniz pek çok ürün vardır. Cildinizdeki kir ve yağlardan kurtulabilmenizi sağlayacak en hafif temizlik ürününü kullanmaya çalışın.

    Nemlendirme

    İyi bir cilt bakımı için nemlendirme de önemli bir noktadır. İyi bir nemlendirme ile çatlamış ve kalın bir cildin oluşmasını engelleyebilirsiniz. Etkili bir nemlendirmenin içinde cildin düzgün yapısının devam etmesine yardımcı olacak doğal maddeler bulunmalıdır. Böylece serbest radikallerin zarar verici etkilerini önleyip, hücre fonksiyonlarının normal şekilde devam etmesine yardımcı olunur.

    İyi bir nemlendiricinin içinde neler olması gereklidir?

    Geçmişte nemlendiricilerin içinde bulunan su ve yumuşak yapılı malzemelerle, cildin su tutması için uğraşılırdı. Bu tür nemlendiricilerin üretimindeki tek fark tüketicinin nasıl hissetikleriyle ilgili olurdu. Şimdi ise bu tür ürünlerin üretilmesinde artık oldukça karmaşık bir sanat ve bilim desteği vardır. Günümüzdeki nemlendiricilerin içinde bulunan maddeler şöyledir;

    Gliserol, cildin ihtiyacı olduğu yerdeki su ve diğer içeriklerin hücre içine girmesine yardımcı olur.
    Seramid, cildin doğal yağlarının tazelenmesine yardımcı olur.
    Hidroksi asitler, ölü cilt hücrelerinin atılmasına yardım eder.
    Niyasinamid, cildin doğal yağının üretimine yardım eder ve güneşten dolayı oluşan kahverengi leke ve iz gibi bazı sorunların azaltılmasına katkıda bulunur.

    Nemlendirici nasıl seçilmelidir?

    Her cilt aynı olmadığı gibi her nemlendirici de aynı olmaz. Sizin cildiniz için en uygun nemlendiriciyi seçmedeki en önemli nokta, cildinizin ihtiyaçlarıdır. Bu yüzden nemlendirici seçerken cildinizin durumunu dikkate almanız gerekecektir.

    Aşağıdaki gibi pek çok türde nemlendiricileri piyasada bulabilirsiniz .
    Kuru ciltler için nemlendiriciler
    Yağlı ciltler için nemlendiriciler
    Normal ciltler için nemlendiriciler
    Akneye meyilli ciltler için nemlendiriciler
    Kızıl ciltler için nemlendiriciler
    Hassas ciltler için nemlendiriciler
    Güneş koruyuculu nemlendiriciler gibi pek çok çeşitte nemlendirici bulmak mümkündür.

    Güneş koruyucular

    İyi bir cilt bakımı için son adım güneş koruyucu bir ürün kullanmaktır. Ancak nedense hep ihmal edilir. Cildiniz kirli veya kuru ise bunu tespit edip, yıkamak ve biraz nemlendirici sürmek kolaydır. Bunu kolayca görür veya hissedersiniz. Ancak UV ışınlarından cildinizin nasıl etkilendiğini görmeniz o kadar kolay olmaz. Bu etki çok yavaş ve cilt altından başladığı için farketmeniz oldukça zordur. Çoğu insan UV ışınlarına maruz kalmanın güneş yanıkları, foto yaşlanma ve cilt kanserinde risk artışına neden olduğunu bilmektedir. Ancak bu etkilerin gün içinde evden arabanıza doğru giderken ya da pencerenizin kenarında otururken de devam ettiğini biliyor musunuz? Bu kadar az miktardaki maruziyet bile yıllar içinde kırışıklık, koyu lekeler ve hatta cilt kanserine dahi neden olabilmektedir.

    Güneş koruyucular nasıl seçilmelidir?

    Güneş koruyucunuzu seçerken dikkat edeceğiniz pek çok faktör vardır.

    Güneş koruyucunuz nasıl etki göstermektedir?
    Günlük kullanılan güneş koruyucu mu?
    Sadece güneş koruyucu etkisi mi var yoksa nemlendirici özellikleri de var mı?
    UV koruyuculuk oranı ne kadardır?
    Güneşteyken ne kadar güvenebilirsiniz?

    Sonuçta cildinizin bakımı için temizlik ve nemlendirme işine önem veriyorsunuz. Ancak bunlarla cildinize yaptığınız iyilikleri, güneşten gelen UV ışınlarıyla bozmayın. Kendinize uygun, güzel bir güneş koruyucu bulun ve bunu kullanmayı tıpkı temizlik ve diş fırçalama gibi günlük yaptığınız işlerin arasına alarak ihmal etmeyin.

  • Miyom Çeşitleri Nelerdir?

    Miyom Çeşitleri Nelerdir?

    1) Miyom nedir?
    Miyomlar rahim ve rahim ağzı düz kas dokusundaki anormal hücre gelişimi olarak adlandırılan iyi huylu kitlesel oluşumlardır. Bölgedeki düz kas dokusundaki hücrelerin bazı nedenlerden dolayı anormal gelişim göstergesi olarak kabul edilir. Miyomlar, üreme çağındaki kadınların genetik ve çevresel faktörlere bağlı olarak yaşadığı hormonal dengesizliğin bir ürünü olarak, rutin jinekolojik muayenelerde tesadüf eseri teşhis edilmektedir. İyi huylu bu oluşumlar herhangi bir belirti göstermeden devamlılığını sürdürebilir. Bu nedenle çoğu zaman tedavi yerine takip altına alınması tercih edilir. Ancak genel olarak iyi huylu tümörler olarak adlandırılsa da, yerleştiği bölgeye ve gelişme evresine göre kötü huylu tümörler olarak mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir.

    2) Miyomlar neden olur?
    Miyomların neden oluşum gösterdiğine dair bilimsel olarak kanıtlanmış bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak anormal hücre gelişimi olarak adlandırılan bu olgunun, hormon seviyelerinin etkisi altında gerçekleştiği düşünülmektedir. Yapılan araştırmalara göre kadınların anatomik yapısında etkin role sahip olan östrojen hormonun artmasına bağlı olarak anormal hücre büyümelerinin gerçekleştiği konusunda bilgi yer almaktadır. Özellikle kadınların hamilelik döneminde artış gösteren östrojen hormonunun, mevcut miyomların büyümesinde etkili olduğu ve menopoz döneminden sonra yumurtlama fonksiyonlarının durması ile östrojen hormonun azalması, mevcut miyomlarda gerilemeye neden olarak zaman içerisinde kendiliğinden kaybolduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle miyomların oluşum ve gelişim aşamasında östrojen hormonu seviyeleri yer almaktadır. Bunun dışında genetik yatkınlığın olduğu da düşünülerek, annesinde ya da kız kardeşlerinde miyom teşhisi yapılmış olan kadınların miyoma daha yatkın olduğu belirlenmiştir.

    3) Miyom çeşitleri nelerdir?
    Miyomlar yerleştiği bölge, sayı ve büyüklüğüne göre farklı semptomlarla ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle konumlandığı bölgeye göre sınıflandırılmakta ve tedavi seçenekleri belirlenmektedir.

    -Submukozal miyomlar (rahim iç tabakasında oluşum gösteren miyomlar)
    Genellikle nadir olarak karşılaşılan submuköz miyomlar, rahim kavitesinin alt kısmında meydana gelerek, gelişim gösterirler. Submuköz miyomların gelişim göstermesine bağlı olarak fallop tüplerinin tıkanmasına ve hamile kalamama gibi ciddi sorunlara yol açabileceği düşünülmektedir. Çoğu zaman herhangi bir şikayete yol açmasa da adet dönemlerinin yoğun ve sancılı geçmesine neden olarak,  yoğun kanama ile birlikte anemi ve pıhtılaşma sorunları görülebilir.

    -İntramural miyomlar (rahmin orta tabakasında yerleşim gösteren miyomlar)
    Miyom çeşitleri arasında en sık karşılaşılan, rahim duvarında konumlanan intramural miyomlardır. Büyüme göstermesi halinde rahimde dolgunluk ve şişlik hissine neden olurlar. Ancak bu durum çoğu kadında kilo alma ya da gebelikle karıştırılabilmektedir. Semptomları arasında adet kanamalarının pıhtılı olması ve büyümesine bağlı olarak komşu organlara yaptığı bası ile pelvik ağrıya ve sık sık idrara çıkma ihtiyacına neden olmaktadır.

    -Subserozal miyomlar (rahmin dış tabakasında yerleşim gösteren miyomlar)
    Rahim duvarı üzerinden rahim dışına doğru gelişim gösteren miyomlardır. Büyümesi halinde çevre dokulara bası uygulayarak, pelvik ağrılara neden olmaktadır. Ayrıca aşırı kanama ve anormal vajinal akıntı gibi şikayetlere yol açmaktadır. Bu miyomların saplı olması halinde rahim dışından rahme doğru uzanarak farklı bir kitle görünümü verebilir.

    -Saplı miyomlar
    Bu tür miyomlar genellikle bir sap üzerinde gelişim göstererek, rahim içinden dışarıya doğru sarkma eğilimi gösterirler. Sapları etrafında döndüklerinde, ağrıya ve baskıya neden olabilmektedir. Ayrıca bu davranışları dejenerasyona neden olarak, ortam şartlarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

    4) Miyomların neden olduğu sorunlar nelerdir?
    Genellikle miyomların ağrı, şiddetli kanama ve sık sık idrara çıkma ihtiyacı gibi sorunlar, cerrahi müdahale ile çıkartılmasının ardından tedavisi gerçekleştirilmektedir. Ergenlik döneminde nadir olarak karşılaşılsa da, menopoz dönemine kadar kadınların bir bölümünde çeşitli sorunların yaşanmasına neden olur. Çoğunlukla rahim içini kaplayan mukoza tabakasında yer alan miyomlar rahim içi ortamını bozarak, düzensiz ve aşırı kanamalara neden olur. Rahmin dış yüzeyine doğru büyüme göstermiş olan miyomlar ise genellikle herhangi bir belirti göstermeden devamlılığını sürdürebilir. En sık karşılaşılan miyom şikayetleri adet kanamalarını normalden daha uzun sürmesi ve daha şiddetli kanamanın olmasıdır. Kanamanın artışı ile anemi sorunları da eşlik etmektedir. Adet kanamalarının yoğun ve uzun sürmesinin yanı sıra, adet dönemleri dışındaki ara günlerde anormal vajinal kanamalara neden olmaktadır. 
    Miyomların neden olduğu şikayetlere ek olarak, rahim yapısının bozulması sonucunda embriyonun tutunacağı ve gelişim göstereceği uygun şartların olmaması nedeni ile hamile kalamama sorunları görülebilmektedir. 

    5) Miyomların ne zaman tedavi edilmesi gerekir?
    Miyomların teşhis edilmesinin ardından; konumlandığı bölge, şikayet ve büyüme davranışları göz önünde bulundurularak, tedavi şekli belirlenmektedir. Eğer yukarıdaki belirtiler şiddetli bir şekilde görülüyor ise, miyomların cerrahi operasyonla çıkartılması gerekir. 

  • Dolgu

    Dolgu

    Cildiniz güzelliğinizin aynasıdır. Çevrenin ve güneşin travmatik etkilerinden en çabuk cildiniz etkilenir. Bu süreç cildinizin elastikiyetini kaybetmesi, kollajen liflerin azalması, hyaluronik asit ve yağ tabakasının azalmasının kaçınılmaz bir sonucu olarak kırışıklar ve sarkmalar olarak kendini gösterir. Bu aşamada hyaluronik asitli dolgular, iyi ve tecrübeli uygulayıcıların elinde çok güzel ve göz doldurucu sonuçlar verebilir. Nadir olarak uygulamadan sonra lokal alerjik reaksiyonlar gözlenebilir. Genelde zamanında iyi müdahale ile olası komplikasyonlar ile mücadele etmek mümkündür. Dolgular kalıcı olmadıkları için oluşan istenmeyen reaksiyonlarda genelde zamanla kaybolur.

    Otolog Dolgu:
    Alışıla gelmiş hyaluronik asitlerin haricinde yeni çıkan bir yöntemle hazırlanan bu dolgu; hem dolgu maksatlı hem de yüz gençleştirme maksatlı kullanılmaktadır. Rutin dolgularda farkı ve en önemli artısı uygulanan dolgunun, hastanın kendi kan hücrelerinden bazı özel tekniklerle elde edilerek uygulanmasıdır. Yani bu yöntemde alerjik reaksiyon riski yoktur.

  • Adet Kanaması Nedir ve Nasıl Oluşur?

    Adet Kanaması Nedir ve Nasıl Oluşur?

    1) Adet (regl) nedir?
    Adet, kadınların rahim iç astar dokusunu oluşturan endometrium tabakasının gebelik için her ay kendini yenileme çalışması olarak, döktüğü doku kalıntılarının rahimden gelen bir miktar kan ile dışarıya atılmasıdır. Bu döngü her ay hormonlar vasıtası ile gerçekleşen, vücudun doğurganlık sistemindeki doğal davranışıdır. 

    2) Adet kanaması nasıl oluşur?
    Endometrium (rahim iç tabakası) adet döngüsünün başında östrojen hormonun etkisi ile kalınlaşarak, proliferasyon adı verilen evreden oluşur. Adet kanamalarının ortasında yumurtlama (ovulasyon) meydana gelir. Adetin ikinci aşamasında ise, progesteron hormonunun etkisi ile sekretuar evresi görülmektedir. Bu aşamadan sonra vücuttaki progesteron hormonu seviyelerinin azalması ile kalınlaşan endometrium tabakası dökülerek, kanamayı meydana getirir. Kısacası adet kanaması, endometrium tabakasına ait doku parçaları ve rahimden gelen bir miktar kandan oluşmaktadır. Kanamanın sonuna doğru hormon aracılığı ile endometrium tabakası tekrar kalınlaşarak, adet kanaması sonlanır. Bu döngü her ay sistematik bir şekilde gerçekleşerek, kadınların doğurganlık özelliğini aktif kılar.

    3) Adet döngüsü nedir?
    Adet döngüsü, kadınların adetinin her ay düzenli bir şekilde gerçekleşmesi anlamına gelmektedir. Bu döngünün gerçekleşmesi, kadınların üreme sisteminin sağlıklı olduğunun göstergesidir. Kadınların anatomik yapısı gereği doğurganlık özelliği hormonlar aracılığı ile adet döngüsünün her ay düzenli bir şekilde gerçekleşmesi ile gereken gebelik şartlarını sağlamaktadır. 

    4) Adet kanı pis kan mıdır?
    Adet kanı kesinlikle pis kan değildir. Yukarıda bahsedildiği üzere adet kanı; rahimden gelen bir miktar kan ile endometrium tabakasına ait doku parçalarından oluşmaktadır. Rahim, gebelik için uygun şartları sağlayan, tamamen steril bir sahadır. Bu nedenle gebeliğin oluşacağı bölgeden gelen kanın pis olması mümkün değildir. 

    5) Kız çocuklarının adet yaşı kaçtır?
    Bir genç kızın fizyolojik olarak gelişme evresine girdiği ve ilk adet gördüğü ortalama yaş, 12’dir. Ancak 9-14 yaşları arası adet görülmesi de normal kabul edilmektedir. Genç kızların ilk adeti, tıp literatüründe menarş olarak adlandırılır. Eğer 9 yaşından önce adet kanaması gerçekleşiyorsa, erken menarş olarak ifade edilen ve normal kabul edilmeyen bir durum meydana gelmiş olur. Ayrıca diğer ergenlik belirtilerinin başlaması ile genç kızlar henüz 16 yaşına kadar adet görmemiş ise, bu durumun da mutlaka araştırılması gerekmektedir. 

    6) Kadınlar ortalama kaç yaşına kadar adet görür?
    Kadınlar, adet kanamalarının kesilmesi ile doğurganlıklarının tamamen sonladığı menopoz dönemine kadar adet görmektedir. Menopoz yaşı birçok faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterse de, ülkemizde yapılan araştırmalara göre kadınların ortalama menopoz yaşı 48-55’dir.  Ancak bu yaşlardan önce vücudun hormonal olarak girdiği değişim evresi birkaç sene öncesine dayanan bazı belirtilerle ortaya çıkmaktadır. 

    7) Doktora başvurulması gereken durumlar nelerdir?

    • 16 yaşında kadar adet görmemiş genç kızların mutlaka doktora başvurması gerekir.
    • Adet dönemleri dışındaki ara günlerde kanamanın olduğu durumlarda mutlaka doktora başvurmak gerekir.
    • Adet sıklığının artması ve azalması ( 21 günden daha az ya da 35 günden daha fazla),
    • Uzun bir süre adet görmeme,
    • Adet kanamalarının 7 günden fazla sürmesi,
    • Düzensiz adet görme,
    • Aşırı kanama (günde 4-5 ped değiştirme ihtiyacı),
    • Adet dönemlerinin ağrılı geçmesi,
    • Tampon kullandıktan sonra ani ateşlenme ve mide bulantısının olması halinde mutlaka doktora başvurmanız gerekir. Bu durum toksik şok sendromu olarak ifade edilen enfeksiyonun göstergesidir.
  • Saç mezoterapisi

    Saç mezoterapisi

    Saçlı deri hastalıkları çok çeşitlidir. Birçok saçlı deri hastalığı ayrıca saçın dökülmesi ile paralel gidebilir. Saçınız dökülüyor ise herhangi bir işlem yaptırmadan önce bir dermatoloji uzmanı ile görüşüp dökülmenin bir hastalığa bağlımı yoksa yapısal bir dökülmemi olduğunu ayırıcı tanısını koydurmanız gerekir.

    Bu prosedürün uygulanmadan önce herhangi bir tedaviye dermatolog olmayan biri tarafından yapılan uygulamalar telafisi mümkün olmayan sorunlara zemin hazırlayabilir. Örneğin; saçlarınızın dökülmesinin sebebi saçlı deride atrofi ile seyreden bir rahatsızlık ise genelde vitamin karışımlarından ibaret olan mezoterapiler hastalığın seyrini olumsuz etkiler. O yüzden önce tanı sonra tedavi.

  • Adet Geciktirici İlaçların Zararları ve Yan Etkileri Var Mıdır?

    Adet Geciktirici İlaçların Zararları ve Yan Etkileri Var Mıdır?

    Adet geciktirici ilaçlar, rahim iç tabakası ile etkileşimde olan ilaçlardır. Bu ilaçlar içerdikleri hormonlar sayesinde yumurtlamayı geciktirir. İlaçların doktor kontrolünde ve bilinçli olarak kullanılması sayesinde herhangi bir yan etki ortaya çıkmayacaktır.  Adet geciktirici ilaçlar; rahim içindeki tabakaya etki eder ve bu sayede adetin gecikmesini sağlar. Ancak bu ilaçların devamlı ve aşırı kullanılması ciddi problemlere yol açabilir. Bu sebeple de senede bir ya da iki defa, doktor kontrolünde kullanılması tavsiye edilir.

    Adet geciktirici ilaçlar sakıncalı mıdır?
    Adet dönemini geciktirmek için kullanılan ilaçların hormonsal bir probleme yol açıp açmayacağı bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Yani, ileride çocuk sahibi olmak isteyen kadınların adet geciktirici ilaçlar sebebi ile kısır olması söz konusu değildir. Adet geciktirici ilaçlar, bilinçli ve kontrollü kullanıldığı sürece kilo alımına yol açmazlar. Bu ilaçların uzun vadede kullanımı çeşitli sakıncalara yol açabilmektedir. 
    Kısa vadede yol açabileceği sorunlar ise; 

    • Kabızlık,
    • Şişkinlik,
    • Baş ağrısı.    

    Adet geciktirici ilaçlar ne zaman alınmalıdır?
    Adet geciktirici ilacın etkisini istenilen zamanda göstermesi için; adet başlangıcından dört gün önce alınması gerekmektedir. Daha kısa zaman diliminde ilaç, etkisini göstermeyebilir. 

    Adet geciktirmek için alınan ilaçlar kimler için zararlıdır?
    Adet geciktirici ilaçlar; karaciğer hastalığı olan kadınlar için, obezite sorunu olan kadınlar için, doğum kontrol hapı kullanan kadınlar için sakıncalıdır. Adet geciktirici ilaçların uzun vadede, çok fazla kullanılması çeşitli problemlere yol açabilir. Bu sebeple de senede 1 ya da 2 defa doktor kontrolünde kullanılması önerilmektedir.

    Adet geciktirici ilacının alınmasından sonra vücutta hangi değişimler meydana gelir?
    Adet geciktirici ilaçların alınmasından sonra göğüslerde dolgunluk, vücutta gerginlik gibi durumlar yaşanabilir. Bazı kadınlarda ise herhangi bir yan etki görülmez.

  • Peeling

    Peeling

    Yaz sonrası güneşin cildinizde yaptığı hasarın silinmesi, sivilce tedavisinden sonra arta kalan hasarların tedavisi, ciltte muhtelif şekillerde oluşan lekelenmelerin giderilmesi ve cildin gençleştirilmesi maksadıyla değişik kimyasalların belirli tekniklerle cilde uygulanması ile yapılır. Sadece yüze değil leke olan vücudun her tarafına yapılabilir. Peeling, var olan anlayışın aksine kurallarına tam uyulursa yılın her mevsimi yapılabilir.

    Peelingler uygulanan madde konsantrasyonları, uygulanan maddelerin içerikleri ve uygulama derinliğine göre çok çeşitlilik gösterirler. Genelde derin uygulanan peelingler tek seansta uygulanır ve ciddi tecrübe gerektirir. Yüzeyel peelingler iki ile dört haftalık seans aralıkları şeklinde dört-on seansa kadar uygulanabilirler. Sivilce tedavisi esnasında tedaviye takviye olarak uygulananları da vardır. Sizin için hangi peelingin uygun olduğunu ancak bir dermatoloji uzmanına lekelerin derinliğini özellikle wood ışığı varlığında muayene ettirerek öğrenebilirsiniz. Peeling alışıla geldiği ve yoğun yapıldığı gibi basit bir renk açma işlemi değildir, tecrübesiz ellerde işlemden sonra aksine lekeleriniz çoğalarak ve yer değiştirerek karşınıza çıkabilir. Buna pigment kayması diyoruz ki; maalesef yukarıdaki sebeplerden çok sık karşımıza çıkmaktadır.

  • Genital Bölge Estetik Operasyonları

    Genital Bölge Estetik Operasyonları

    Kadınların en özel bölgesi olan genital bölgenin ameliyatları da kendi gibi özeldir.Bu bölgeye yapılan estetik ve kozmetik uygulamalara ‘kozmetik jinekoloji’denir.

    Genital Estetik Ameliyatlar Nelerdir?

     –Klitoris Üzeri Katlantıları Düzeltme Operasyonları(Klitoroplasti) 

    –Labioplasti(Labia minor ve major bölgesi operasyonları-iç/dış dudak estetiği) 

    –Vajinal Daraltma (Vajinoplasti) 

    –G noktası büyütme  

    –Genital bölge beyazlatma (renk açma) 

    –Lazer ile Vajinal Yenileme (Vajinal Rejuvenation) 

    –Kızlık zarı dikimi 

    –Dış genitalya Sıkılaştırma 

    Bu operasyonların popüler olanlarından ayrıntılı bahsedecek olursak; 

    Labioplasti

    Vajen girişinde normalden BÜYÜK,KIRIŞIK ve SARKMIŞ durumlarındaki genital iç dudakların kesilerek estetik olarak küçültülmesi ameliyatlarına LABİOPLASTİ denir.İç dudak estetiği de denir.İç dudakların normalden büyük ve geniş olması,doğuştan olabildiği gibi ergenlik döneminde de olur. Kişiden kişiye bu durum değişebilir.Kronik enfeksiyon tablosu,genetik nedenler ,hormonal nedenler ,yapılan dopumlar iç dudakların büyük ve sarkık olmasına sebebiyet verebilir. 

    Labioplasti ameliyatı yapılmasını planlarken hastanın istekleri göz önünde bulundurmalıyız.Kimi hastalar labia minörlerinin biraz alınmasını tercih edebilir. 

    Peki Ameliyatı Nasıldır?

    Bu ameliyat sırasında lokal anesteziyi kullanırız,eğer hastanın endişeli bir hali varsa hafif sedayon da verilebilir,Ortalama yarım saat-1 saat civarında sürer.

    Vajina Daraltma (Vajinal Rejuvanasyon) 

    Vajina dokusu ilerleyen yaş,normal doğum,cinsel ilişki,sigara kullanımı,genetik olarak bağ dokusunu yapısının kötü olmasından dolayı genişler.Vajinal daraltma cerrahi ve lazerle yapılabilir.Son yıllarda lazerle vajen daraltma  popüler estetik ameliyatlardan biri haline gelmiştir. 

    Lazerle vajina daraltma vaginal rejuvanasyon olarak adlandırılır.İşlem ağrısız,anestezisiz,cerrahi olmayan bir işlemdir.Buna bağlı olarak da riskleri çok azdır. Lazer ışığı sayesinde vajina içindeki bağ dokusu aktive olmaktadır, hatta yeni kolajen oluşumu da gerçekleşmekte ve bunun sonucunda farkedilebilir düzeyde sıkılaşma gerçekleşmektedir. Ayrıca bu bölgedeki kan dolaşımı artmakta, doğal vajinal lubrikasyon (ıslanma) artmaktadır.  

    Özellikle menopoz döneminde gelişen vajinal kuruluk ve buna bağlı cinsel ilişkideki acının engellenmesi amaçlarıyla da vajinal lazer kullanılmaktadır.  

    Lazerle vajinal daraltma 20 dakika sürmektedir.Sonrasında hasta günlük yaşantısına devam edebilmektedir.Cinsel birliktelik işlemden  1 hafta sonraki doktor kontrolünden sonra başlayabilir. 

    G Noktası Büyütme

    Kadınlarda vajinanın üstünde bulunan, kadın genital yapısında labia minor (iç dudak) dediğimiz yerin üst birleşimindeolan erektil organa klitoris denir.İşlevi cinsel haz alınmasıdır.Üzerinde ortalama 4000 sinir sonlanmaktadır.Bu rakam tüm organlardaki sinir  hücresi sonlanmasından fazladır.Kadınların G NOKTASI ile birlikte en çok haz aldıkları bölgedir. 

    G NOKTASI,vajen içindeki en hassas yapıdır ve Alman Jinekolog Dr.Ernest Grafenberg tarafından keşfeddilmiş ve literatüre sunulmuştur.Kadın vajinasının üst bölümünde 3-4 cm içinde,bazen elle farkedilebilen,süngerimsi hissedilen 1-2 cm çapında daha sert bir bölgedir.

    G Noktası Neden Büyütülür?

    Cinsel birliktelik sırasında erkek bu noktayı pozisyon gereği daha az uyarır ve birliktelik sırasında da salınan östrojen hormonu ile vajina tavanı kalınlaşır.Zaten daha sert olan bu bölgenin incelmesi ve duayırlılaşması daha yavaş olur,Bu durumlarda G NOKTASINI daha belirgin hale getirmek ,uyarılma süresini azaltmak,cinsel ilişkiden alınan hazzı artırmak için G NOKTASI büyütme ameliyatları yapılabilir.  

    G Noktası Nasıl Büyütülüyor?

    Lokal anestezi altında ,G noktasının olduğu bölgeye dermal enjeksiyon şeklinde uygulanır,uygulama yaklaşık 10 dk sürer,dolgu maddeleri kullanılarak bu işlem yapılabilir,işlemden hemen sora hasta normal hayatına döner. 

    Lazerle Vulvar Renk Açma

    Genital bölge değişik nedenlerden dolayı zamanla koyulaşabilir,siyahlaşabilir,kararma sorunları ile karşı karşıya gelebilir.Böyle durumlarda lazer hem labia major (dış dudak) hem de iç dudakla uygulanır. 

    Lazer ile uygulanan renk açmaya ‘labial whitening’ denir.Bu ameliyat ile aynı zamanda genital bölge sıkılaştırması yapılabilir. 

    Genital bölgenin koyulaşmasında en önemli sebep hormonlardır ve gebelik sırasında özellikle salınan bu horman genital bölgeyi koyulaştırır.Hormonal sebepler özellikle polikistik over sendromu,doğum kontrolü hapları,bazı cilt hastalıkları bu duruma sebep olur.Genital bölgenin koyulaşması fiziksel olarak herhangi bir soruna yol açmaz ancak psikolojik oalrak kişi bu bölgeyi sorun haline getirirse bu işlem uygulanır.  

    Lazerle renk açma işlemi nasıl uygulanır? 

    Lazer ile yapılan renk açma tedavileri ortalama olarak 15-20 dakika sürer. İşlem öncesi lokal anestezik etkili krem kullanılması ağrı hissini ortadan kaldıracaktır. Genel anestezi ihtiyacı bulunmamaktadır. İşlem sırasında verilen lazer ışığı sayesinde cildin dermis tabakasında yer alan ve esmerleşmeye neden olan melanin pigmentini üreten ‘melanosit’ hücreleri tahrip edilmekte, böylelikle genital beyazlatma amaçlanmaktadır.   Lazerle renk açma işlemi için genelde tek seans yeterlidir. Bazı durumlarda birden çok uygulama gerekli olabilir. 

    Kullanılan lazer sonrası bu bölge yavaş yavaş soyulmaya başlar ve dökülür,alttan yeni deri ortaya çıkar.Bu işlem 3-4 mm derinliğinde bölgeyi etkilediğinden herhangi bir hastalık riski oluşturmaz.