Yazar: C8H

  • Frengi

    Treponema pallidum denen bakterinin neden olduğu cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Başka hastalıklardan ayırdedilemeyecek kadar çok sayıda belirti ve bulgulara sahip bir hastalıktır.

    Bulaşma

    Frengi yarasının insandan insana doğrudan teması yoluyla bulaşır. Yara genelde dış cinsel organlarda oluşur. Vajen, anüs veya rectum içi gibi. Ağız ve dudakta da olabilir. Vajinal, anal veya oral cinsel ilişki sırasında bulaşır. Gebe kadının bebeğine de bulaşır. Frengi, tuvaletlerden, kapı kollarından, yüzme havuzlarından, sıcak su kazanlarından, banyo kazanlarından, kullanılmış giysilerden ve bulaşıklardan bulaşmaz.

    Belirti ve bulgular

    Frengi bulaşan kişilerde yıllarca belirti olmayabilir ve tedavi olmazlarsa geç dönem komplikasyonların oluşma riski artar. İnsandan insana yarayla bulaşmasına rağmen bu yaralar tanınmayabilir. Böylece, kişi enfeksiyonunun farkına varamaz.

    1.Devir

    Frenginin ilk devresi genelde tek bir yara ile karakterizedir. Bu yaraya şankr denir. Birden fazla da olabilir. Frengi enfeksiyonunun başlangıcı ile ilk belirtilerin ortaya çıkışı arasında 10-90 gün ( ortalama 21 gün ) vardır. Şankr, genelde sert,yuvarlak, küçük ve ağrısızdır. Frengi mikrobunun girdiği noktada başlar. Şankr 3-6 hafta sürer ve tedavisiz iyileşir. Yeterli tedavi edilmeyen kişiler hastalığın 2. devresine geçerler.

    2.Devir

    İkinci devir deri ve mukoza döküntüleri ile karakterizedir. Tipik olarak vücudun bir veya birden fazla bölgesinde döküntü şeklinde başlar. Genelde kaşıntı yoktur. Bu döküntü şankr iyileştikten hemen sonra veya birkaç hafta sonra başlar. Tipik olarak, kaba,kırmızı veya kırmızı-kahverengi lekeler halinde olup ayak tabanı ve avuç içlerinde görülür. Bazen diğer hastalıkların döküntülerine benzeyen değişik döküntüler de olur. Bazıları o kadar soluktur ki farkedilemez. Deri döküntülerine ek olarak, ateş, lenf bezlerinde şişme, boğaz ağrısı, bölgesel saç dökülmesi, başağrısı, kilo kaybı, kas ağrısı ve halsizlik görülür. Tedaviyle ya da tedavisiz kaybolur. Tedavi olmadıysa hastalık sessiz döneme geçer ve hatta geç döneme doğru ilerleyebilir.

    3.Devir ve Sessiz Devir

    Frenginin sessiz devri 1. ve 2. devir belirtileri kaybolunca başlar. Kişi, tedavi olmazsa belirti ve bulgu olmaksızın enfeksiyonu taşır. Hastalık vücutta kalır. Bu sessiz dönem yıllarca sürebilir. 3. devir yani geç dönem hastaların % 15 ‘inde gelişir. Enfeksiyon bulaştıktan 10-20 yıl sonra ortaya çıkar. Frenginin bu geç döneminde, hastalık iç organlarda harabiyete sebep olmaya başlar.Beyin, sinirler, gözler,kalp, kan damarları, karaciğer, kemikler, eklemler hastalanır. Geç devir frengide, kas hareketlerinde koordinasyon bozukluğu, felç, körlük ve bunama görülür. İç organ harabiyetleri ölümcül olabilir.

    Gebe kadına ve bebeğine etkisi

    Gebelik sırasında bebek bu bakteri ile enfekte olabilir. Annenin kaç zamandır enfekte olduğuna bağlı olarak ölü doğum veya doğum sonrası bebek ölümü görülür. Enfekte bebek belirti ve bulgu olmaksızın doğabilir. Hemen tedavi edilmezse birkaç hafta içinde ciddi sorunlar gelişir. Tedavi olmamış bebekte büyüme geriliği veya ölüm olur.

    Tanı

    Karanlık alan mikroskopisi denilen yöntemle yaradan alınan sürüntüde bakteri aranır.

    Kan testleriyle tanıya gidilir. Enfeksiyon alındıktan kısa bir süre sonra frengiye karşı antikorlar oluşur. Bunlar etkin, güvenilir ve ucuz testlerdir. Hastalık tamamen tedavi olsa bile kanda düşük düzeyde antikorlar aylarca ve yıllarca kalabilir. Tedavi olmamış frengili gebe kadınlar bebeklerini enfekte edip ölümüne sebep olacağından tüm gebe kadınların frengi yönünden testlerinin yapılması gerekir.

    Frengi ve HIV arasındaki ilişki

    Frenginin sebep olduğu genital yara ile HIV’ in bulaşıcılığı artar. Frenginin varlığında HIV bulaşma riski 2-5 kez artar.

    Yaraya ve ülsere sebep olan veya deri ve müköz membranların bütünlüğünü bozan ülseratif lezyonlarla seyreden cinsel yolla bulaşan hastalıklarda ,frengi gibi, derinin koruyucu mekanizması bozulur. Enfeksiyonlara eğilim artar. Frengiye bağlı genital ülserler kolayca kanar. Cinsel ilişki sırasında oral veya rektal mukoza ile temas ettiğinde de HIV ‘ in bulaşma riski artar. Diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkların da olması HIV ‘ in bulaşmasını kolaylaştırır.

    Tedavi

    Frenginin erken dönemlerinde tedavi kolaydır. Etkene yönelik antibiyotik tedavisi uygulanır. Tedavi ile frengi mikrobu ölür ve daha ileri yıkımlara sebep olması engellenmiş olur. Ama halihazırda bir harabiyete neden olduysa bunu tedavi edemez.

    Etkin bir tedavisi olduğundan cinsel yolla hastalık bulaşma riski olan kişilerin frengi yönünden zaman zaman araştırılması gerekir.

    Frengi tedavisi gören kişinin yarası tamamen düzelene kadar cinsel ilişkide bulunması yasaklanır. Bu kişilerin birlikte oldukları diğer kişileri uyararak frengiyle ilgili testlerin yapılmasını ve gerekirse tedavi olmalarını sağlaması gerekir.

    Frengi tekrar eder mi?

    Frengi olmak hastalığın tekrar oluşmasını engellemez. Başarılı bir tedaviden sonra bile hastalık yeniden bulaşabilir.

    Bir kişinin frengi olduğu testlerle ortaya çıkar. Çünkü, frengi yaraları vajen, rektum ve ağız içinde gizlenebilir.Böylece, kişi cinsel ilişkide bulunduğu kişinin hasta olduğunu açıkça göremez. Bu nedenle, şüpheli durumlarda tedaviden sonra yeniden test gerekebilir.

    Korunma

    Frengi de dahil olmak üzere, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan en emin korunma şekli cinsel temastan uzak durmak ya da testleri yapılmış, enfekte olmadığı bilinen tek bir eşle uzun süreli bir beraberliktir.

    Alkol ve uyuşturucu kullanımından da uzak durmak frenginin bulaşmasından korunmada önemlidir. Çünkü, bu gibi hallerde riskli cinsel eylemlere katılmak kolaylaşır. Cinsel temesta olan eşlerin birbirlerine kendi HIV durumlarını ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklarının varsa hikayesini anlatmaları bu hastalıklardan korunma önlemlerinin alınmasını kolaylaştırır.

    Frengi gibi genital ülserle seyreden hastalıklar, hem kadınların hem de erkeklerin genital bölgelerinde kondomla kapatılabilen bölgelerde olduğu gibi kondomun örtemediği bölgelerde de oluşabilirler. Doğru ve sürekli kondom kullanımı enfekte bölgenin temasını engellediği sürece frengi, bunun yanında genital herpes ve şankroid , bulaşma riskini azaltır.

    Spermisitlerle ( özellikle N-9 ) kayganlaştırılmış kondomların diğer kayganlaştırılmış kondomlara göre korunmada üstünlüğü yoktur. N-9 ile kayganlaştırılmış kondomlar cinsel yolla bulaşan hastalıklar ile HIV den korunmada önerilmemektedir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların geçişi ,frengi de dahil olmak üzere, genital bölgenin yıkanması, idrar yapma veya cinsel ilişki sonrasında duş yapmakla engellenemez.

    Herhangi bir olağandışı akıntı, yara veya döküntü özellikle genital bölgede farkedildiğinde cinsel ilişkinin sonlandırılarak acilen uzman bir hekime danışılması gerekir.

  • Gebelikteki En Sık Sorunlar

    Gebelikteki En Sık Sorunlar

    Gebelikteki En Sık Sorunlar

    Gebelikte sorun oluşturabilecek birçok komplikasyon var. Bazıları daha sık görülür. En sık görülen komplikasyonlar:

    Dış Gebelik

    Klamidya, pelvik inflamatuar hastalık ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi enfeksiyon nedeniyle dış gebelik riski artar. Endometriozisi olan kadınlarda da risk artar.

    Dış gebelik ciddi kanama, şiddetli kasık ağrısı ve ihmal edilirse ölümle sonuçlanabilir

    Acil cerrahi veya uygunsa ilaçla tedavi edilmesi gerekir.

    Kan Uyuşmazlığı

    Rh faktör alyuvarların (kırmızı kan hücresi) etrafında bulunan bir proteindir. Bu protein yokluğunda Rh (-) olunur.

    Eğer anne Rh (-) ve bebek Rh (+) ise ve bebeğin kanı anneye geçerse annede Rh (+) faktöre karşı antikorlar oluşur.Bu olay hamileliğin erken döneminde olursa bu bebeğin, doğumda olursa bir sonraki bebeğin kan hücrelerinde yıkım başlar.

    28. haftada bu bebeği ve bebek kan grubu doğum sonrası bakıldığında (-) ise daha sonraki bebeği korumak için RhoGAM yapılmalı.

    Grup B Streptekok Enfeksiyonu

    Yeni doğandaki en önemli enfeksiyon.

    Gebelik sırasında kültürde üretilebilir.

    Doğum sonrası tedavi edilebilir.

    Erken Doğum

    37. haftadan önce olan doğumlar.

    Doğum belirtileri erken başlar

    Tedavi edilmeye gayret gösterilmeli. Eğer herhangi bir sorun yoksa doğum ne kadar miada yakın olursa bebek için o kadar iyi olur.

    Gebelikte Şeker Hastalığı (Gestasyonel Diyabet)

    Gestasyonel diyabet insülin üretiminin yetersiz kalmasıyla ortaya çıkar

    Genellikle 2. trimesterde başlar

    Diyetle tedavi edilemezse ilaç kullanılmaz. İnsülin (iğne) ile tedavi edilir.

    Düşük Doğum Ağırlığı

    Yetersiz beslenme, sigara , alkol ve kanun dışı ilaç kullanımında olur.

    Cinsel yolla bulaşan hastalık veya bulaşıcı hastalıklarda görülebilir

    Prematür doğu olursa 3-4 ay bebeğin hastanede kalması gerekebilir.

    Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde solunum yolu enfeksiyonu, körlük, öğrenme problemi, serebral palsi ve kalp rahatsızlığı daha sık görülür.

  • Gonore (bel soğukluğu)

    Neisseria gonorrhoeae denen bakterinin sebeb olduğu, cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Üreme organlarının nemli ve ılık bölgelerinde kolayca üreyip çoğalır. Kadında rahim ağzı ( serviks ), rahim (uterus), yumurtalık kanallarında, hem kadın hem erkekte idrar yollarında ürer. Ağız içi, boğaz, gözler ve anal bölgede de yerleşebilir.

    Sıklığı

    Sık rastlanan bir enfeksiyon hastalığıdır.

    Bulaşma şekli

    Penis, vajen, ağız ve anal bölgeye doğrudan temas ile bulaşır. Ejakulasyon (meni boşalması) olmadan da bulaşabilir.Doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabilir.Gonoresi olup tedavi gören kişiler hasta kişilerle cinsel ilişkiye girerlerse tekrar gonoreye yakalanırlar.

    Risk grupları

    Cinsel olarak aktif olan herkes gonore olabilir.

    Belirti ve bulgular

    Gonoresi olan bazı erkeklerde hiçbir belirti olmayabilir. Bununla beraber, birçok erkekte bakteri bulaştıktan 2-5 gün, en çok 30 gün içinde belirtiler ortaya çıkar. İdrar yaparken yanma, penisten beyaz, sarı veya yeşil renkli akıntı görülür. Bazen testislerde ağrı ve şişlik olur.

    Kadınlarda gonore belirtileri hafif görülür. Çoğunluğunda belirti farkedilmez. Kadınlardaki belirtiler nonspesifik olup safra kesesi veya vajen enfeksiyonları ile karıştırılabilir. İlk belirtiler idrar yaparken ağrı ve yanma, vajinal akıntının artması veya adet dönemi dışındaki vajinal kanamalardır. Belirtilerin varlığı veya şiddetine bağlı olmaksızın çok ciddi komplikasyonlar gelişebilir.

    Erkek ve kadınlarda rektal (makat) enfeksiyon sonucu anal akıntı, kaşıntı, ağrı, yanma, kanama, veya ağrılı dışkılama olur. Rektal enfeksiyonlarda hiçbir belirti de olmayabilir.

    Boğazda gonore enfeksiyonu gelişirse boğaz ağrısı olursa da genelde belirtisi olmaz.

    Gonore enfeksiyonunun komplikasyonları

    Tedavi edilmediğinde hem erkek hem de kadınlarda ciddi, kalıcı sorunlara neden olabilir. Kadınlarda bu enfeksiyona bağlı olarak kasık içi iltihaplanması olur. Belirtiler hafif olabildiği gibi karın ağrısı ve ateşle de seyredebilir. Kasık içi apseleri olabilir. Tedavisi zordur, uzun sürer, kronik kasık ağrısı olur. Enfeksiyon sonucu yumurtalık kanalları tahrip olarak kısırlık veya dış gebelik riski artar. Dış gebelik hayati önemi olan bir durumdur. Döllenmiş yumurta rahim dışında genellikle de yumurtalık kanalında yerleşir.

    Erkeklerde testislere bağlı tüplerde enfeksiyon olur. Ağrı gelişir. Tedavi edilmezse kısırlığa sebep olur.

    Gonore enfeksiyonu kan ve eklemlere de yayılabilir. Hayati tehlikesi vardır.

    Gonoresi olanlara AİDS virüsü olan HİV ‘in bulaşması daha kolaydır. Hem gonoresi hem HİV enfeksiyonu olanların HİV enfksiyonunu bulaştırmaları gonoresi olmayan HİV enfeksiyonu taşıyanlara göre daha fazladır.

    Hamile kadın ve bebeğine etkisi

    Eğer hamile kadında gonore varsa enfeksiyon doğum sırasında doğum kanalından bebeğe bulaşır. Bunun sonucu bebekte körlük, eklem enfeksiyonu veya hayatı tehdit edici kan enfeksiyonu gelişebilir. Hamilede enfeksiyon saptandığı anda hemen tedavi uygulanarak komplikasyon riski en aza indirilir. Tüm hamilelerde uygun muayene ve testlerin gerekirse de tedavilerinin yapılması gerekir.

    Tanı

    Tanı amaçlı çeşitli laboratuvar testleri vardır. Enfekte olmuş bölgelerden (rahim ağzı,üretra, rektum, boğaz) sürüntü alınır ve laboratuvara gönderilir.Rahim ağzı ve idrar yollarındaki enfeksiyonlarda ilk idrar örneği yeterli olabilir. Bu bölgelerden alınan sürüntülerden hazırlanan yaymalar Gram boyasıyla boyanarak mikroskop altında bakteriler aranır. Bu test yöntemi kadınlara göre erkeklerde daha iyi sonuç verir.

    Tedavi

    Çeşitli antibiyotikler ile gonore başarıyla tedavi edilir. Fakat ilaçlara dirençli bakteri tiplerinin ortaya çıkışıyla tedaviler güçleşmiştir. Birçok hastada gonorenin yanında clamydia denen başka bir cinsel yolla bulaşan hastalık daha vardır. Tedavide her ikisine yönelik antibiyotikler birlikte verilir. Gonoresi olan kişilerin diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar yönünden de araştırılması gerekir.Verilen tedavinin sonuna kadar kullanılması önemlidir. İlaçla enfeksiyon sona erse de oluşan kalıcı hasarlar geçmez.

    Gonoresi tedavi edilmiş kişiler hastalıklı kişilerle tekrar temas ederlerse tekrar hastalanırlar. Tedaviye rağmen belirtiler devam ediyorsa kişinin tekrar hekimine başvurması gerekir.

    Korunma

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın kesin yolu ya cinsel ilişkide bulunmamak ya da enfekte olmadığı bilinen , testleri negatif, tek bir eşle uzun bir ilişki yaşamaktır.

    Latex kondomlar her seferinde ve doğru olarak kullanıldığında hastalık bulaşma riskini azaltırlar.

    Akıntı, idrar yaparken yanma, ağrı veya kızarıklık halinde hemen hekime başvurmalıdır.

    Gonore tanı ve tedavisi olan kişinin yakın dönemde cinsel ilişkiye girdiği partnerlerinin de muayene, test ve gerekirse tedavilerinin yapılması gerekir. Böylece bu kişilerde gelişebilecek olası komplikasyonlar engellenebilir ve bunların enfeksiyonu tekrar tekrar bulaştırmaları önlenir. Hastaların tedavi sonuçlanana kadar cinsel ilişkide bulunmamaları gerekir.

  • Riskli Gebelik     Düşük Sonrası Kürtaj

    Riskli Gebelik Düşük Sonrası Kürtaj

    Düşük Sonrası Kürtaj

    Maalesef düşük en sık rastlanan gebelik kaybı. Tanısı konulan gebeliklerin yaklaşık %10-25 i Düşük ile sonlanmakta ve çoğunluğu ilk 8 haftada olmak üzere 12. haftaya kadar olmakta. Çok üzücü bir durum olmasına rağmen bu dönemdeki kayıpların yaklaşık % 90 sebebi bebekteki sakatlık.

    Düşükten sonraki tedavinin temel amacı kanam ve enfeksiyondan korunmak. Erken dönemdeki düşüklerde vücut fetus ve plasentanın tamamını attığı için herhangi bir müdahaleye gerek olmazken daha sonraki dönemde parça kalma ihtimali fazla. Kanama ve enfeksiyondan korunmanın e yaygın yöntemi küretaj.

    Kürtaj; D&C

    D&C dilatasyon ve kürtaj demek. Dilatasyon rahim ağzının genişletilmesi kürtaj ise rahim içinde kalan parçaların temizlenmesi. Kürtaj keskin küretler veya vakum ile yapılabilir.

    Düşük Sonrası Kürtaj Gerekli mi?

    Yaklaşık düşüklerin yarısında kürtaj gerekmez. Bunlara komplet (tam) düşük denir, yani içerde parça kalmaz. İçeride parça kalan düşüklerde yani inkomplet düşüklerde kürtaj yapmak gerekir. İnkomplet düşüklerde tam düşük olması beklenebilir ancak kanama ve enfeksiyon için iyi takip gerekli. Çoğunlukla bu süreç uzun olacağı için kürtaj yapılması daha sağlıklı.

    Kürtaj Nasıl Yapılır

    Kürtaj hasta hastaneye yatırılarak veya sonrasında eve gönderilecek şekilde yapılabilir. Sedasyon veya genel anestezi hastanın konforu için iyi olur. Kürtaj işlemi için:

    • Enfeksiyon kapılmaması için antibiyotik başlanır
    • Servis (rahim ağzı) dar ise uygun hale gelene kadar genişletilir
    • Plastik kanüllerle vakum aspirasyon veya küretle kürtaj yapılır
    • Kanama kontrolü yapılarak işleme son verilir.

    Kürtaj Riskleri

    • Anesteziye bağlı riskler; solunum, aspirasyon ve diğer riskler
    • Kanama
    • Rahim ve diğer organlarda enfeksiyon
    • Rahim delinmesi
    • Servikste yırtık
    • Yetersiz kürtaj nedeniyle tekrar kürtaj yapılması

    Deneyimli ellerde kürtajın hemen hemen hiç riski olmadığı unutulmamalı.

    Kürtaj Sonrası

    Kürtaj sonrası 1-2 saat içinde çoğunlukla eve gidilebilir. Eğer komplikasyon gelişirse daha uzun süre hasta gözlemlenir. Antibiyotik ve ağrı kesici alımı planlanır. Kürtaj sonrası evde dikkat edilmesi gereken hususlar:

    • Çoğunlukla birkaç gün içinde normal aktiviteler dönülür hatta ilk 24 saat içinde çok zor işler dışında her şey yapılabilir.
    • İlk 24 saat içinde ağrı kesiciye ihtiyaç duyacak kadar ağrı olabilir.
    • Hafif kanama ve kasık ağrısı normal. Bazen 2 haftaya kadar sürebilir.
    • 2 hafta boyunca cinsel ilişki olmamalı, vajinal duş yapılmamalı.
    • Tampon bir sonraki adet dönemine kadar kullanılmamalı

    Acilen Doktorun Aranması Gereken Durumlar:

    Kürtaj sonrası komplikasyon oranı çok fazla değil. Ancak doktorunuzu aramanız gereken durumlar:

    • Bayılma
    • Uzamış kanama (2 haftadan fazla)
    • Uzamış kramp tarzı ağrı (2 haftadan fazla)
    • Adetten daha fazla kanama
    • Şiddetli ve artan kasık ağrısı
    • 38.3 C den fazla ateş
    • Kötü kokulu akıntı
  • Akne oluşumunda gerçekte ne etkili?

    Akne oluşumunda gerçekte ne etkili?

    Araştırmalar akne tedavilerinde değişikliğe neden olacak gibi görünüyor.

    Akne gençler ve yetişkinler arasında yüzde 85’ten fazlasını etkileyen, en sık görülen kronik deri hastalıklarından biridir.

    Sivilcenin nasıl oluştuğu ile ilgili bazı tartışmalar vardır. Fakat ortak olan görüş tek etkene bağlı olmayan bir sorun olduğu gerçeğidir. Akne oluşumunda en çok suçlanan mekanizmalar;

    – Yağ bezlerinden aşırı yağ ( sebum) üretimi

    – Kıl kökünde iltihabi reaksiyon

    – Kıl kanalında aşırı hücresel üretim

    – Kıl çevresinde yaşayan Propionobakterium aknes isimli bakterinin anormal miktarda üremesi gibi mekanizmalar geçerli idi.

    Yıllarca akne tedavi yaklaşımımızı aknenin iltihaplı olup olmadığına göre belirliyorduk. Siyah ve beyaz noktacıklar ( açık ve kapalı komedon olarak isimlendirilir) iltihapsız sivilce, kızartılı, deriden kabarık ve irinli olanlar ise iltihaplı sivilce olarak kabul ediliyordu. Fakat yakın geçmişte yapılan araştırmalar aknenin her formunun iltihabi özellikler taşıdığını gösterdi. Çıplak gözle göremediğimiz iltihabi yapıların mikroskopla incelendiğinde kıl kökü ve kıl çevresinde bağışıklık hücrelerinin istilası gözleniyor.

    Bağışıklık sistemi üzerine yapılan çalışmalarda doğal bağışıklık sisteminin (derimize saldıran patojen mikroorganizmaları tanıyıp ilk yanıtı veren ve ilk bağışıklık sinyalini tetikleyen sistem) P. acnese bakterisine karşı düzgün çalışmadığı ve bir bağışıklık sorunu oluştuğu gösterildi. Bağışıklık sisteminin bu işlevi yöneten elemanlarını ( inflamazom ve tool like reseptor olarak isimlendirilir) baskılayan tedavi rejimleri akne oluşum sürecini engelledikleri için etkili oluyorlar.

    Yağ bezleri gereğinden fazla sebum üretiyor ama nasıl?

    Yağ bezlerinin bu sorundaki rolü nedir gibi bir soru akla gelebilir. Aslında akne oluşum mekanizmasının tam ortasındadır. P.acnes olarak isimlendirilen akne bakterileri derinin özgün yağı olan sebumun iştah açıcılığına dayanamaz ve sebumu yağ asitlerine parçalar. Yağ asitleri -kendisi de yağ yapısında olmasına rağmen- deride iltihabi süreci başlatır.

    Peki, akne oluşumunda tüm mekanizma bu kadar basit mi? Tabii ki hayır. Yapılan son çalışmalarda sebumu üreten yağ bezi hücreleri sadece yağ üretmekle kalmıyor aksine bağışıklık sisteminin bir öncü kuvveti gibi de çalışıyor. Eksilen ve deride tahrişe neden olan yağ asitlerinin uyarısı ile daha fazla sebum üretiyor. Sebase bezlerden salgılanan sebum bir inflamazomu ön plana çıkartıyor ve bu öncül bağışıklık ajan iltihabi reaksiyonu tetikliyorve arttırıyor. Yani deriyi bakteriye karşı korumak amaçlı üretilen inflamazom formundaki sebum yağı asıl görevini yapamıyor ve iyi amaçla üretilmesine rağmen aknede kötü bir sonuca neden oluyor. Bu kısır döngü kırılamazsa akne sorunu hafiften şiddetliye artarak devam ediyor.

    Bu araştırma ile elde edilen veriler çok önemli. Öncelikle akne oluşumunda sebase bezlerin rolünü açıkça ortaya koyuyor. Bunun yanında asıl heyecan verici özellik ise sebase bezlerin bağışıklık sistemi işleviyle aktivasyonunun akne oluşum mekanizmasındaki rolünün anlaşılmasıdır. Bu gelecekte akne tedavisinde ve aknenin önlenmesinde yeni yöntemler geliştirmemize yardımcı olacaktır.

    Yani derinin yeterince temizlenmesi yani ne az ne de çok yeterince temzlenmesi, koruyucu sebumun belirli oranda deride bırakılması, derideki akneye neden olan bakteri sayısının düzenli yıkamayla azaltılması- maalesef bitmiyor, derinin sürekli doğal konakçısı- sivilce tedavisinin birinci basamak tedavisidir. Buna ek olarak deride iltihabi süreci baskılayıcı anti-enflamatuar tedaviler ana tedavi ürünleri olarak öne çıkacaktır.

  • Genital Organ Sarkmalarına Kapalı Meş Tedavisi

    Genital Organ Sarkmalarına Kapalı Meş Tedavisi

    Genital Organ Sarkmalarına Kapalı Meş Tedavisi

    Genital organ sarkmaları, kapalı meş tedavisiyle doku ve organlara daha az zarar vererek tedavi ediliyor. Bu yöntemle sarkmaların tekrarlanma riski en aza indiriliyor.

    Hastalık  ileri yaşlarda daha sık görülmektedir.Genital organ sarkmaları ileri yaşlarda daha da sık olmakla birlikte zorlu doğum, menopoz, gevşek doku yapısı ve sürekli basınca maruz kalma ile sık görülen durumdur. Hayat konforunu ciddi biçimde bozmaktadır.bu rahatsızlığı çeken kadınların mutlaka tedavi olması gerektini söyledi.

    Op. Dr. Çetin, “Bu rahatsızlık hastanın yaşam konforunu ciddi derecede bozuyor. Hastalığın tedavi planının mutlaka hastanın durumuna göre yapılması gerekiyor.”

  • Leke tedavisinde son trend: mezoprp

    Cilt lekeleri özellikle bol güneş ışınları altında geçirilen yaz mevsimi sonrası kabusumuz olabiliyorlar. Bu nedenle cilt leke tedavisinde her geçen gün yeni tedavi protokolleri gelişmektedir.

    Cilt lekelerinin birçok çeşidi bulunmaktadır. En sık rastladığımız lekelerin başında ‘melazma’ adı verilen, genellikle güneş ışınlarının dik olarak geldiği alın, yanak ve dudak üstüne yerleşen net sınırlı leke tipi gelmektedir. Melazma sıklıkla yazın güneş ışınlarına yoğun maruziyet sonrası çok daha fazla belirginleşir. Melazmaya neden olan, derimize rengini veren melanositlerden renk pigmenti olan melanin pigmentinin çok daha fazla salgılanıyor olmasıdır. Bu pigment aşırı salgılandığında, dışarıdan oldukça koyu renkli görünen lekeler ortaya çıkar.

    Diğer leke tipleri arasında gebelikte hormonal değişiklikler sonrası oluşan kloasma denilen lekeler, çillenmeler sayılabilir. Çiller genel olarak genetik yatkınlığı olan kişilerde görülür. Tedavi edilseler de, sıklıkla tekrarlayan yapıdadırlar. Bu nedenle tedavi aşamasında daha ön planda melasma ya da kloasma dediğimiz lekelerin tedavisi üzerinde durulur.

    Leke tedavisinde birçok yöntem bulunmaktadır. Bu tedavi yöntemleri arasında lazer tedavileri, kimyasal peeling uygulamaları, enzim peeling tedavisi, mezoterapi, PRP ve dermapen ya da dermaroller tedavileri sayılabilir. Tüm bu tedaviler tek başlarına uygulanabileceği gibi, kombinasyon şeklinde de uygulanabilirler.

    Son yıllarda bu kombinasyon tedavileri arasında en çok tercih edilen tedavi yöntemlerinin başında ‘MezoPRP’ tedavisi gelmektedir. MezoPRP özellikle melazma tipi lekelerde oldukça etkili olan bir tedavi yöntemidir.

    MezoPRP nedir?

    Mezo PRP, mezoterapi ve PRP yöntemlerinin kombine olarak kullanıldığı bir tedavi protokolüdür. Bu tedaviye başlamadan önce mutlaka kişinin leke yapısı detaylı olarak incelenir. Lekenin muayene aşaması çok önemlidir çünkü bu tedavi yönteminde kişiye özel tedavi formülleri hazırlanmaktadır.

    Yüzeyel tip lekesi olanlarda kullanılan ürünler farklıyken, derin lekesi olanlarda gerek ürünün çeşidi, gerek uygulamanın yapılma sıklığı tamamen farklılık göstermektedir.

    Mezo PRP’de lekenin tipi belirlendikten sonra tedavi planı yapılır. Bu aşamada kişiye özel vitamin ve çeşitli mineral kokteylleri hazırlanır. Bu kokteyller her seansta lekenin tedaviden aldığı yanıta göre yenilenir.

    Kokteyl tedavisi kişinin kendinden alınan kanın trombositlerine ayrıştırılması ile yapılan bir çeşit kök hücre tedavisi olan PRP ile desteklenir. PRP’nin amacı, tedavi yönteminin kök hücreler ile de desteklenerek çok daha etkili hale gelmesidir. Bu sayede kişi hem kendisine özel hazırlanan tedavi kokteyllerinin hem de kendisine ait kök hücrelerin tedavi edici etkisinden faydalanmış olur.

    MezoPRP kişinin lekesinin tipine göre en az 4 seans olmak üzere bir ila iki haftada bir uygulanır. Bir hafta kokteyl uygulanan hastaya ertesi hafta kök hücre uygulanabilirken bu protokol kişiye göre birkaç hafta üst üste kokteyl uygulaması, en son seanslarda kök hücre uygulaması şeklinde çeşitlenebilir.

    MezoPRP tedavisinin avantajları nelerdir:

    Bu tedavi yöntemi tamamen kişiye özel olarak uygulanmaktadır.

    Kök hücre tedavisi ile kombine olarak yapıldığından, çok etkili bir tedavidir.

    Uygulanan ürünler her seans lekenin iyileşme derecesine göre yenilendiğinden, dinamik olan bir tedavi yöntemidir.

    Bu tedavi yöntemi sonrasında yüzde herhangi bir yanma, batma ya da soyulma gibi reaksiyonlar görülmemektedir.

    Bu tedavi yöntemi güneş ışınlarından direkt olarak etkilenmemektedir.

    Bu tedavi yöntemi her cilt tipine uygulanabilmektedir.

    MezoPRP yöntemi yoluyla lekeler aşamalı olarak tedavi edilmektedir. Bu nedenle yöntemin kalıcılığı da oldukça yüksektir. Son yıllarda özellikle tercih edilen bu tedavi yöntemi sayesinde, cilt lekelerinin tedavisi artık çok daha kolay hale gelmiştir.

    Dr.Öykü Maraşoğlu Çelen

  • Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar ve Gebelik

    Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar ve Gebelik

    Bakteriyal Enfeksiyonlar

    Tedavi edilebilen enfeksiyonlar.

    Gonere

    Cinsel yolla bulaşan, sık rastlanılan bir hastalık. Kadında pelvik inflamatuar hastalığa (PID) yol açarsa dış gebelik ve kısırlığa neden olabilir. Hamilelikte erken doğum ve bebekte göz enfeksiyonuna neden olabilir. Doğum sırasında vajenden bebeğe bulaşır. Tedavide anne için antibiyotik kullanılmalı. Bebek için gözde enfeksiyon olmaması için antibiyotik kullanılır.

    Klamidya

    PID ve kısırlık nedeni. Bebekte pnömoni, göz enfeksiyonu ve körlüğe neden olabilir. Doğum sırasında vajenden bebeğe bulaşır. Tedavide antibiyotik kullanılır.

    Trikomoniazis

    Tüplerde hasara neden olabilir. Bebekte erken doğum ve düşük doğum ağırlığına sebep olur. Doğum sırasında bulaşır. Antibiyotik ile tedavi edilir.

    Bakteriyel Vajinozis

    Bebekte erken doğum ve düşük doğum ağırlığına sebep olur. Doğum sırasında bulaşır. Antibiyotik ile tedavi edilir.

    Sifiliz

    Konjenital sifilis bebekte zihinsel ve fiziksel sorunlara yol açar. Gebelik sırasında plasentadan geçerek bebeğe ulaşır. Ayrıca doğum sırasında bulaşabilir. Antibiyotik ile tedavi edilir.

    • Viral Enfeksiyonlar
    • Tedavi edilemeyen enfeksiyonlar.

    HPV (Human Papilloma Virüs)

    Kadınlarda genital kanseri arttırdığı kanıtlanmış olan virüs. Bebeklerin boğazında siğile neden olur. Cerrahi olarak tedavi etmek gerekir. Bebeğe doğum sırasında bulaşır. Siğil tedavisi gebelik devam ederken de yapılabilir.

    Hepatit B

    Karaciğere zarar veren bir virüs. Doğumdan sonra 1 saat içinde tedavi edilmezse bebekler ömür boyu taşıyıcı olur. Doğumda bebeğe bulaşır. Tedavisi yok ancak aşı yapılarak bebeği etkilemesi engellenebilir.

    Herpes

    İlk trimesterde düşüğe neden olur. Doğumda bebeğe bulaşırsa neonatal herpes oluşur. Doğumda bebeğe bulaşır; çok nadir gebelik sırasında plasentayı geçerek bebeğe ulaşır. Annede herpes oluşursa bebek etkilenmemesi için ağızdan ilaç alınabilir ancak doğumdan hemen sonra bebek tedavi edilirse sağlıklı bebek olabilir.

    HIV

    HIV aids hastalığına yol açar. Bebeğe anne karnında, doğum sırasında ve daha sonra sütverirken geçebilir. Gebelik sırasında antiviral ilaçlar kullanılabilir. Bu ilaçların kullanımı bebeğe virüsün geçme şansını azaltır.

  • Lazer lipoliz!!!

    LAZER LİPOLİZ

    Lazer lipoliz (Smartlipo) son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden birisi. Bir çok kişinin kabusu haline gelen, günlerce yapılan diyet, spor ya da diğer zayıflama yöntemleri ile başa çıkılamayan veya sonuç alınamayan kilolarına yenilikçi, bana göre oldukça etkili ve güvenilir bir çözüm sunan lazer sistemi.

    Lazer Sisteminin Özellikleri
    Lazer lipoliz geleneksel yöntemlerin ötesinde, hem hasta hem hekim için uygulaması oldukça güvenilir, çok az invazif, genel anestezi işlemi gerektirmeyen, ameliyathane şartlarından uzak klinik ortamda tümesan anestezi uygulaması ile birlikte yapılan bir işlemdir. 1064 nm dalga boyuna sahip lazer ışını 1-14 mm çapında mikorokanüllere girilen optik fiberler aracılığıyla iletilir. Bölgesel anestezinin ardından cilt üzerinde 1mm’lik kesiler oluşturularak dermis altında ki yağ dokuya bu kanüller sayesinde ulaşılır. Lazer ışını ile yağ dokusunu oluşturan adipositlerin membranları parçalanarak bu yağ hücrelerinin içeriği boşaltılır. Lazer ışının bir özelliği de direk ışının etkisiyle parçalanıp yok edilmeyen yağ hücrelerinin sonra 1-2 ay içerisinde yok olmalarını sağlayabilen irreversible etkiye sahip olmasıdır.

    Lazer Lipoliz Kullanım Alanları
    Vücutta az veya orta dereceli bölgesel yağlanmanın olduğu karın, bel, sırt, basen, bacaklar, diz çevresi, boyun, ayak bileği, kollar uygulama alanlarıdır. Lazer lipoliz bir zayıflama yöntemi olarak düşünülmemelidir. Burada amaç vücudun belli bölgelerinde konturlerin düzeltilmesi, inceltilmesi, özellikle kollojen üzerinede etkili olduğu için cilt altı düzensizliklerinin, selülit görüntüsünün yok edilmesi daha sıkı bir cilt oluşturulması hedefleniyorsa yapılmalıdır. Hekim hastasını ve amacını ona göre belirlerse sonuç her iki taraf içinde mükemmel olur, aksi takdirde işlem etkinliğini ve özelliğini yitirir. Bölgesel incelme, selülit, sıkılaşma gibi uygulama alanları dışında lazer lipoliz, vücuttaki lipomlarda, dolgu uygulaması sonrası oluşmuş granülom yapılarında, göz altı torbalarının azaltılmasında, pseudojinekomastide, hiperhidrozda kullanılabilmektedir.

    Uygulama
    Lazer lipoliz, klinik ortamında, lokal anetezi uygulamasının ardından, öğle arası gibi kısa bir sürede gerçekleştirilebilen bir işlemdir. İşlem öncesi hastanın her hangi bir ilaca karşı allerjisi olup olmadığı sorgulanır ve 1-2 saat önce az miktarda bir şeyler yemiş olması yeterlidir. Uygulama sonrası hasta evine veya işine dönebilir. 3-7 gün süreyle korse kullanımı yeterli olup, sonrasında uygulama alanlarında hafif bir şişlik veya morluk olabileceği hastaya bildirilmelidir. 1 ay içerisinde etki başlar bu süre 6 aya kadar uzayabilir. Lazer lipolizde eritilen yağ dokusu kendi haline bırakılır zamanla vücuttan uzaklaştırılır. Ancak bu işlem sonrası yağlar kanüller yardımıyla aspire edilirse ”Lazer Yardımlı Liposuction” olarak tanımlanır çoğu kez tercih edilen bu yöntemdir, özellikle uygulanan bölge sayısı fazla ya da yağ miktarı fazla ise.

  • İdeal Doğum Kontrolü & İlişki Sonrası Korunma

    İdeal Doğum Kontrolü & İlişki Sonrası Korunma

    İdeal bir korunma yöntemi nasıl olmalıdır?

    İdeal bir doğum kontrol yöntemi:

    – Eşlerin ikisinde benimsediği bir yöntem olmalı

    – Gebeliği kesin olarak önlemeli

    – Sağlığa zarar vermemeli

    – Uygulaması kolay olmalı

    – Maliyeti düşük olmalı

    – Çiftler bu yöntemi kullanırken kendilerini rahat hissetmeli

    Doğum kontrol yöntemini seçilirken hekime başvurmak gerekir mi?

    Hangi doğum kontrol yönteminin size uygun olduğunu belirlerken mutlaka hekime başvurmanız gerekir.

    Yaşam tarzınız, alışkanlıklarınız, sağlık durumunuz, üreme organlarınızın durumu, aileniz ve sizin tıbbi

    öykünüz beraberce değerlendirilerek sizin için uygun olabilecek doğum kontrol yöntemleri önerilir.

    İlişki Sonrası Korunma

    Acil doğum kontrolü ne demektir?

    Doğum kontrolü olmadan gerçekleşen cinsel ilişkiyi takiben uygulanan doğum kontrol yöntemidir. Cinsel

    ilişki sonrası ilk 72 saat içinde yüksek doz kombine doğum kontrol hapları veya yüksek doz progestin

    içeren hapların alınması ile gebeliğin gerçekleşmesi önlenir. İlacın ikinci dozu ilişki sonrası alınan ilk

    dozdan 12 saat sonra alınmalıdır.

    İlişki sonrası kullanılan doğum kontrol haplarının avantajları nelerdir?

    İlişki sonrası kullanılan doğum kontrol hapları güvenilir, etkili ve kullanımı kolay olan ilaçlardır. Adet

    siklusunun herhangi bir döneminde kullanılabilen bu haplar kolaylıkla elde edilebilir. Acil doğum kontrolü

    düşüğe neden olmaz ve mevcut gebeliğe zarar vermez.

    Acil doğum kontrolü için kullanılan hapların yan etkileri nelerdir?

    Bu hapları kullanan kadınlarda bulantı, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, yorgunluk ve göğüslerde

    gerginlik görülebilir.