Yazar: C8H

  • Saç dökülme nedenleri ?

    Saç dökülme nedenleri ?

    Uzmanlar günde 50 ile 100 kadar saç telinin dökülmesinin normal olduğunu ancak aşırı saç dökülmesi, saç köklerinde zayıflık ve saç tellerinde incelme görüldüğünde mutlaka uzman hekime başvurulması gerektiğini belirtiyor.

    Saç dökülmesini durdurmanın en etkili yöntemi saçtaki değişiklikleri erken fark ederek bir an önce tedaviye başlamaktır. Ancak saç dökülmesinin nedeni bulunmadan doğru tedaviyi uygulamak mümkün değildir. Bu yüzden aşırı miktarda saç kaybı, saç köklerinde zayıflık ve saç tellerinde incelme sorunu olanların bir uzman doktor yardımı almaları gerekmektedir.

    Uzmanlara göre, sağlıklı bir insanda saçların yaklaşık yüzde 90’ı uzama halindedir ve bu büyüme evresi 2-6 yıl kadar sürebilir. Geriye kalan yüzde 10’luk kısım ise 2-3 ay kadar süren dinlenme evresindedir. Dinlenme evresinde olan bu saçlar dökülerek, dökülen saç köklerinden yeni saçlar büyür ve döngü bu şekilde devam eder. Saç dökülmesinin çoğu bu döngü esnasında gerçekleşir.

    Saç Dökülmesinin Başlıca Nedenleri

    1. Genetik Saç Kaybı (Erkek Tipi Saç Dökülmesi):Uzmanlar saç dökülmelerinin en sık görülen sebebinin genetik özellik olduğunu belirtiyor ve bu kalıtıma sahip olan kadınlarda kellik görülmediği ancak saçlarda azalma görüldüğünü belirtiyorlar. Bu duruma “erkek tipi kellik” deniyor ve 10-20-30’lu yaşlarda başlayabiliyor. Yeni tıbbi tedavi seçeneklerinin olmasına rağmen kalıcı düzelme sadece saç transplantasyonunda(saç ekimi) görülüyor. Hasta için uygun olacak yöntem ise doktor tarafından seçiliyor.
    2. Yanlış Saç Bakımı ve Kozmetik Ürün Kullanımı:Uzmanların bilgilerine göre; boya, renk açma, perma veya saç düzleştirme gibi işlemler uygun koşullarda yapılmadığı takdirde saça zarar verebiliyor. Aynı zamanda bu işlemlerin sıkça uygulanması ile birlikte saçı sık sık yıkamak, taramak ve fırçalamakta saçı zayıflatarak kırabiliyor. Saçınızı çekerek atkuyruğu, örgü ya da sıkı lastiklerle toplama işlemlerinin sıklığı da saç kaybına neden olabiliyor.
    3. Kurutma ve Tarak Kullanımı:Saçınızı şampuanladıktan sonra saç kremi kullanmak saçınızın kolay taranmasını sağlar. Islakken saçınız daha kırılgandır. Saçın kırılarak dökülmesini engellemek için; saçı havlu ile ovalayarak kurutmaktan kaçınmak ve fırça yerine geniş ağızlı ve düz uçlu tarak kullanmak gerekir.
    4. Alopesi Areata:Her yaşta görülebilen bu tip saç dökülmesinin sonucunda kafa derisinde düzgün yüzeyli, para büyüklüğünde veya daha geniş yuvarlak yama şeklinde alanlar oluşuyor. Tüm saç ve vücut kıllarında nadiren kayıp oluşabiliyor. Bu tip saç dökülmesinin nedeni bilinmiyor ve birçok hastada saçlar daha sonra kendiliğinden büyüyor.
    5. Doğum Sonrası:Uzmanlar gebe bayanlarda saçların büyük bir kısmının büyüme halinde olduğunu, ancak doğum sonrasında saç büyüme döngüsünün dinlenmeye geçtiklerini ve 2-3 ay içerisinde aşırı miktarda döküldüklerini belirtiyor. Bu süre 1-6 ay kadar sürdükten sonra çoğunlukla yeniden büyüyerek eski miktarlarına dönüyorlar.
    6. Yüksek Ateş, Ağır Enfeksiyon ve Soğuk Algınlığı:Uzmanlar, hastalıkların saçların dinlenme evresine girmesine neden olabildiklerini ve hastalıktan 4 hafta ile 3 ay sonra yoğun bir saç kaybı olabileceğini ancak zamanla eski miktarlarına döneceklerini belirtiyor.
    7. Tiroid Hastalığı:Az ya da fazla çalışan tiroid bezinin saç kaybına neden olabildiğini belirten doktorlar, bu hastalığın tedavisiyle saç kaybının giderebileceğini belirtiyor.
    8. Eksik Protein İçerikli Beslenme:Anormal beslenme alışkanlığına sahip olanlar ve eksik protein diyeti yapanlarda protein eksiliği oluşuyor. Bu durumda vücut proteini muhafaza etmek için saçları dinlenme evresine sokarak 2-3 ay sonrasında yoğun saç kaybı oluşmasına neden oluyor. Bunun düzelmesi için ise doktorlar yeterli miktarda protein alınmasını öneriyor.
    9. Bazı İlaçlar:Doktorlara göre kullanılan bazı ilaçlar geçici bir süre de olsa saç kaybına neden olabiliyor.
    10. Kanser Tedavileri:Uzmanlar bazı kanser tedavilerinin saç hücrelerinin bölünmesini durdurabildiğini ve hastaların saçlarının yüzde 90’ını kaybedebildiklerini;fakat tedavi sonrasında saçların büyüme göstererek eski haline döneceklerini belirtiyor.
    11. Doğum Kontrol Hapları:Doktorlar, bu hapları kullanan bayanların saç dökülmesinin kalıtsal yatkınlıkla oluşabildiğini, fakat saç dökülmesi gerçekleştiğinde doktor kontrolünde hapların değiştirilmesi gerektiğini belirtiyor.
    12. Demir Eksikliği:Besinsel olarak demiri eksikliği veya demirin bağırsaklardan emiliminin yetersiz olduğu durumlarda saç dökülmesi görülebiliyor. Bayanlarda adet kanamalarından kaynaklı demir eksikliği daha sık görüldüğü için mutlaka demir eksikliği giderilmelidir.
    13. Büyük Cerrahi Girişimler ve Kronik Hastalıklar:Büyük cerrahi operasyon geçiren hastalarda birkaç ay içinde aşırı saç dökülmesi görülebiliyor fakat bu durum yine birkaç ay içinde düzeliyor. Ağır kronik hastalığı olan kişilerde ise saç kaybı ömür boyu devam edebiliyor.

  • G NOKTASI BÜYÜTME (ORGAZM AŞISI)

    G NOKTASI BÜYÜTME (ORGAZM AŞISI)

        Kadının cinsel ilişki esnasında en duyarlı yeri klitorisdir.Bu yüzden klitorisin uyarılması güçlü bir orgazma neden olur.Klitorisden başka cinsel olarak memeler ,meme uçları ,bacak araları,boyun kenarları,iç dudaklar ve vajina duyarlı bölgelerdir.Vajen içindeki en duyarlı bölge ise G noktasıdır.

       G noktası  ilk kez   Alman seksolog Dr. Grafenberg tarafından   tarif edilmiştir.G noktası kadın vajinasının girişinden 3-4 cm geride ,1-2 cm çapında vajenin diğer yerlerinden daha kabarık görülen    bir bölgedir.Bazı kadınlar G noktasını elle hissederken bazı kadınlar hissetmeyebilirler.G noktasının  yeri    halen tartışmalıdır.G noktası kadınların çoğunda bulunur.Bu bölgeye aralıksız yapılan masaj, klitoral orgazmdan daha yoğun bir orgazm yaratır.

       İyi ve güçlü bir orgazm için eşler arasındaki cinsel uyumun yanında  klitoris ve G noktasının uyarılması da gerekir.

       G  noktası büyütme işlemi (Orgazm aşısı ) nedir ?

        G noktası  normalde  vajina  ön duvarında daha dolgun ,kabarık bir bölgedir.Bu kabarık bölgenin penis tarafından sürtünmesiyle orgazm olur.Ancak zamanla hormonal nedenlerle G noktası silinir.Böylece penisin G noktasını uyarması mümkün olmaz.

        G nokası büyütme işlemi yani Türkiye de bilindiği adıyla orgazm aşısı G noktasının yağ enjeksiyonu veya hyaluronik asit içeren dolgu maddesiyle  büyütülme işlemidir.G noktası büyütme işlemi gerçekleştirilmesiyle silinen bölge tekrar belirgin hale gelir ve kadının orgazmı kolaylaşır.

        G noktası büyütme işlemi kimlere uygulanır?

        G noktası (G Shot) büyütme işlemi ;

        **Tıp dilinde anorgazmi dediğimiz orgazm olamama yani cinsel ilişkiden zevk alamayan kadınlara

      **  Cinsel ilişkide orgazm olan ancak daha güçlü ve kaliteli orgazm olmak isteyen  kadınlara uygulanabilir.

         G noktası büyütme işlemi nasıl yapılır?

         G noktası büyütme işlemi  için lokal anestezi  kullanılır.G noktası olduğu düşünülen bölgeye submukozal (vajen mukozası altı) dolgu maddesi enjekte edilir.

         G noktası büyütme işlemi 5-10 dakika sürer.G noktası büyütme işleminden sonra  kadınlar normal günlük hayatlarına dönebilirler. İşlem sonrası herhangibir ağrı hissedilmez.İşlem sonrası özel bir bakıma ihtiyaç yoktur.Gnoktası büyütme işleminden sonra aynı gün cinsel ilişkide bulunulabilir.

         G nokası büyütme işleminin etkisi ne kadarsürer?

         G noktası büyütme işleminin etkisi kadından kadına değişmekle birlikte 6-12 aya kadar sürebilir.

  • Saç fototerapisi nedir ?

    Electro Tricho Genesis (ETG): Elektrostimülasyonla saç dökülmesini engelleme, dökülen saçların geri kazanımı anlamında kullanılan bir terimdir.

    Pulse’li (atımlı) elektrostatik alan; AB, EFTA, Amerika kıtası ve dünyanın diğer bölgelerinde tıbbi olarak onaylanmış olup erkek ve kadın androgenetik alopesisinde ve genel anlamda kellik tedavisinde kullanılmaktadır.

    British Columbia Üniveritesinde yapılan ilk klinik uygulamada, 36 haftalık bir çalışmada % 96.7 oranda dökülmenin durması ve % 66.1 inde yeniden saç oluşumunun başladığı görülmüştür.

    İşlevi şudur: Vücuttaki kemiklerin gelişim ve onarımında etkin olan büyüme faktörünün salgılanmasını sağlayan bu enerji, benzer bir mekanizma ile saçtaki kıl folküllerindeki büyüme faktörünü de harekete geçirmektedir.

    Bu yöntem, saçlı deride büyüme faktörlerini arttırıcı hücreler arası ve hücre içi kalsiyum ve magnezyum gibi maddelerin geçişini kolaylaştırarak saç metabolizmasını etkiler ve bu sayede saç dökülmesini önler ve saçı geri kazandırır.

    Tedavinin güvenirliliği ise son derece üst düzeydedir. Öyle ki, 1 dakikalık cep telefonu ile konuştuğumuzda maruz kaldığımız enerjinin 50.000’de 1’inden daha az bir manyetik alan etkisinde kalınmaktadır, dolayısıyla hiç yan etkisi bulunmamaktadır.

    Tedavinin en önemli avantajı ağrısız olmasıdır.

    Endikasyonları (Olumlu Etkileri Olduğu Durumlar)

    • Androgenetik alopesi (saç dökülmesi) azaltır
    • Alopesia areata (saçkıran) azaltır
    • Anagen eflivum (kanser kemoterapisi)
    • Saç ekimi sonrası saç sağlığını güçlendirir

    Kontrendikasyonları (Sakıncalı Olduğu Durumlar)

    • Hamilelikte kullanılmamalıdır
    • Kalp pili kullananlarda uygulanmamalıdır
    • Kafatasında metal protezi olanlar

    Saç Fototerapi Tedavisinin Uygulanması

    • Tedavi haftada 1 seans olarak uygulanır. Seans süresi 12 dakikadır.
    • 6 ila 12 hafta içinde hasta tedaviye olumlu cevap verir

  • Hamilelik Döneminde Yapılması Gereken Testler

    Hamilelik Döneminde Yapılması Gereken Testler

    1) Hamilelik döneminde testler neden yapılır?

    Hamilelik süreci, bebeğin rahim içinde gelişimi ile başlayan ve doğum ile tamamlanan bir süreçtir. Bu süreçte, anne adayına çeşitli testler yapılmaktadır. Bu testler, gebeliğin başlangıcından doğumuna kadar hamileliğin seyri ile annenin durumu hakkında gerekli olan yararlı bilgileri verir. Uygulanacak olan testlerin bir bölümü, gebeliğin belirli zamanlarında uygulanmaktadır. Yapılacak olan diğer testler ise; gebelik sürecinde meydana gelmiş ya da meydana gelebilecek sorunlara yönelik olarak, uygun görülen durumlarda gerçekleştirilmektedir.

    2) Hamilelikte yapılacak ilk test nedir?

    Hamilelik dönemi içerisinde anne adayına uygulanacak olan ilk test, gebeliğin mevcudiyetinin kesinleştirilmesi üzerinedir. Döllenme, çoğunlukla adet döneminin ortasında gerçekleşir. Gebelik testleri ise, döllenmeden yaklaşık 15 gün sonra, kadının adetinin gecikmesi halinde netlik kazanır.

    3) Hamilelik dönemi boyunca yapılması gereken rutin testler nelerdir?

    Bu testler, kişiden kişiye farklılık gösterebilmekle birlikte aşağıdaki gibi olmaktadır.

    Kan grubu tayini
    Kansızlık (anemi) tanısını yapabilmek için hemoglobin (kan sayımı)
    İdrarda şeker ya da protein (hamilelik dönemi içerisinde diyabet ya da hamileliğe bağlı hipertansiyon-preeklampsi- teşhisi için yapılır)
    Anne ve bebeği etkileyebilecek hepatit B, sifiliz ve HIV gibi infeksiyonların incelenmesi
    Kızamıkçık hastalığına bağlı olan bağışıklıkların incelenmesi
    Bu testler ilk muayenede, anne adayına uygulanmaktadır.

    4) Bu testler dışında yapılması gereken özel testler nelerdir?

    Gebelik sürecinin 3. ve 4. Ayları arasında önerilen çeşitli özel kan testleri de bulunmaktadır. Anne kanında mevcut olan farklı kimyasalların düzeyleri, bebekte çeşitli özel durumları (ör; Down sendromu, spina bifida) teşhis etme konusunda doktorlara yardımcı olabilmektedir.

    Farklı testler, anne kanında tespit edilen hormon ve protein seviyelerini ölçer. Farklı test sonuçlarının neticesinde de genel bir tarama ortaya çıkar. Tarama testlerinden elde edilen sonuçlar, hastalıkları net bir şekilde göstermemek ile birlikte, bu konuda fikir vermektedir. Bu sayede alınması gereken tedbirler önceden alınabilir.

    Tarama testlerinde HCG( insan koryonik gonadotropin) ve AFP (alfa fetoprotein) kullanılması halinde ikili test, buna östriol ilave edilirse üçlü test, inhibin A ilave edilirse dörtlü test olarak ifade edilmektedir.

    İkili test, gebeliğin 11-14. Haftasında; üçlü ya da dörtlü test 16-19. gebelik haftaları içerisinde, anneden kan alınarak uygulanmaktadır.

    5) Hamilelikte kan testleri dışında uygulanması gereken diğer testler nelerdir?

    Kan testleri dışında; hamilelik dönemi içerisinde teşhis amacı ile kullanılan diğer yöntemler ise aşağıdaki gibi olmaktadır:

    Ultrasonografi
    Ense kalınlığı ölçümü
    Amniosentez, kordosentez
    Koryon villus örneklemesi’dir.

    Ultrasonografi

    Erken hamilelik aşamasında, gebeliğin kesinleşmesi, gebeliğin büyüklüğü, canlı olup olmaması ile başlayarak, ultrasonografi tüm hamilelik döneminde başvurulan bir uygulamadır.

    Ultrasonografi testleri, gebeliğin 18. Ve 23. Haftaları arasında detaylı bir şekilde uygulanmaktadır. Bu gebelik haftalarında, bebeğin organ ve sistemlerinin gelişimi hakkında detaylı bilgi alınabilmektedir.

    Bu durumda ultrasonografi; bebeğin içerisinde bulunduğu suyun oranı, bebeğin başı, omurgası, kalbi, kolları ve bacakları, midesi, idrar torbası ve böbrekleri, anne ile bebek arasında besin alışverişini sağlayan plasentanın durumu ve konumu hakkında bilgi vermektedir. Bebekteki olası yapısal anormalliklerin büyük bölümü ultrason ile saptanabilmektedir. Ancak Down sendromu gibi kromozomal bozukluklar, ultrasonografi ile tespit edilmekte yetersizdir.

    Ense kalınlığı ölçümü

    Bu test, gebeliğin 3. Ya da 4. Ayında yapılmaktadır. Bu test, down sendromu için tarama testidir. Bebeklerin ense kalınlıkları ultrasonografi ile ölçülebilir. Ancak bu duruma, ultrason ile kesin tanı koyulamaz. Bu kalınlık, olması gerektiğinden fazla ise, amniosentez yapılması gerekebilir. Ense kalınlığı ölçümü, ikili test ile beraber birleştirilerek teşhis amaçlı kullanılabilir.

    Amniyosentez ve kordosentez

    Amniyosentez ve kordonsentez, bebeğin ultrasonografi ile kontrol edilerek, içerisinde yüzdüğü sıvıdan ya da göbek kordonundan örnek alınma ile uygulanmaktadır. Amniyosentez, 15-19 haftalar arasında uygulanır. Sıvıda mevcut deri hücrelerinden, bebeğin hücreleri üretilerek bebeğin genetik araştırması yapılır.

    Bu yöntem, tarama testlerinde riskli sonuç elde edilmiş olan anne adaylarına, ileri yaşta gebe kalmış kadınlara ya da bebekte genetik bozukluk riski olan kişilere önerilmektedir. Kordosentez ise gebeliğin 18-22. haftaları arasında yapılabilir. 

    Koryon villus örneklemesi

    Bu örnekleme, gebeliğin 2. Ya da 3. Ayında uygulanmaktadır. Test sonuçları, amniyosentez kadar net değildir.  Bu testte, anne ile bebek arasında besin alışverişi yapan plasentanın kendisinden örnekleme yapılmaktadır. 

  • Saç prp tedavisi (platelet rich plazma)

    Saç prp tedavisi (platelet rich plazma)

    PRP Tedavisinin Gelişimi

    PRP tedavisi, dünyada sürekli gelişme gösteren, merak edilen ve modern tıbbın gelişmesinde devrim yaratan bir tedavi yöntemidir.

    Ülkemizde çok fazla bilinmeyen PRP, deri tabakasının gençleşmesi, yaraların iyileşmesi, akne izleri ve saç dökülmesinde uygulanan alternatif bir yöntemdir.

    PRP (Platelet Rich Plazma) trombosit zengin plazmadır. Ayrıca otolog kan konsantrasyonu olarak da bilinir. Trombositler, dokuların iyileşmesinde ve kanın pıhtılaşmasında önemli bir rolü olan özel bir kan hücresidir.

    P.R.P Saç Tedavisi Nedir? (Platelet Rich Plazma)

    PRP tedavisi ile zayıflayan, ölmeye başlayan saç kökleriniz ve tüy haline gelen saç telleriniz canlanarak saçlarınız eski sağlığına kavuşur.

    P.R.P. tedavisi (Platelet Rich Plazma) kendi kanınızın özel işlemlerden geçirilerek akyuvarları ile trombositlerinin ayrılması sonucunda elde edilen iksirin seyrelmiş ya da saçsız olan bölgeye enjekte edilmesi işlemidir. PRP Uygulamaları hastane ortamında gerçekleştirilir.

    P.R.P. tedavi yöntemi uzun yıllardır Avrupa ve Uzakdoğu’da uygulanan bir tedavi yöntemidir. Uzmanlar saç dökülmesi sorunu yaşayan ve saçlarında incelme ya da seyrelmeler başlamış kişilere PRP tedavisini önermektedirler. Türkiye’de yeni uygulanmaya başlanan PRP tedavisi sayesinde saç yenilenmesinde çok ciddi etkileri gözlenmiştir.

    P.R.P. Tedavisinin Saça Uygulanması İşlemi

    Önce saç sorunu yaşayan hastanın venöz kanından 10 cc alınır. Yani 1 çay bardağının 1/10′u kadar. Daha sonra santrifüj edilen kan beyaz ve kırmızı kan olmak üzere iki kısma ayrılır. Kırmızı kanda akyuvar, trombosit, pıhtılaşma faktörleri ve PGF’ler (Trombosit Büyüme Faktörü) bulunur. Kırmızı kan özel bir işleme tabi tutulur ve seyrelmiş ya da saçsız bölgeye napaj yöntemiyle enjekte edilir.

    Bu uygulamanın temeli doku yenilenmesine dayanmaktadır ve toplam 30 dakika sürmektedir. Bu süre içerisinde herhangi bir acı ya da iz oluşmamaktadır.

    PRP Tedavisinin Süreci

    • Toplam 3 ayda ve her ay bir kez olmak üzere prp tedavisi işlemi hastane ortamında uygulanır.
    • Uygulamanın daha kalıcı olması için prp saç tedavisi sonrasında her yıl bir defa uygulanması yeterlidir.

  • G NOKTASI BÜYÜTME (ORGAZM AŞISI)

    G NOKTASI BÜYÜTME (ORGAZM AŞISI)

    Kadının cinsel ilişki esnasında en duyarlı yeri klitorisdir.Bu yüzden klitorisin uyarılması güçlü bir orgazma neden olur.Klitorisden başka cinsel olarak memeler ,meme uçları ,bacak araları,boyun kenarları,iç dudaklar ve vajina duyarlı bölgelerdir.Vajen içindeki en duyarlı bölge ise G noktasıdır.

       G noktası  ilk kez   Alman seksolog Dr. Grafenberg tarafından   tarif edilmiştir.G noktası kadın vajinasının girişinden 3-4 cm geride ,1-2 cm çapında vajenin diğer yerlerinden daha kabarık görülen  bir bölgedir.Bazı kadınlar G noktasını elle hissederken bazı kadınlar hissetmeyebilirler.G noktasının  yeri  halen tartışmalıdır.G noktası kadınların çoğunda bulunur.Bu bölgeye aralıksız yapılan masaj, klitoral orgazmdan daha yoğun bir orgazm yaratır.

     İyi ve güçlü bir orgazm için eşler arasındaki cinsel uyumun yanında  klitoris ve G noktasının 

    uyarılması da gerekir.G  noktası büyütme işlemi (Orgazm aşısı ) nedir ?

    G noktası  normalde  vajina  ön duvarında daha dolgun ,kabarık bir bölgedir.Bu kabarık bölgenin 

    penis tarafından sürtünmesiyle orgazm olur.Ancak zamanla hormonal nedenlerle G noktası 

    silinir.Böylece penisin G noktasını uyarması mümkün olmaz.

        G nokası büyütme işlemi yani Türkiye de bilindiği adıyla orgazm aşısı G noktasının yağ enjeksiyonu veya hyaluronik asit içeren dolgu maddesiyle  büyütülme işlemidir.G noktası büyütme işlemi gerçekleştirilmesiyle silinen bölge tekrar belirgin hale gelir ve kadının orgazmı kolaylaşır.

        G noktası büyütme işlemi kimlere uygulanır?

        G noktası (G Shot) büyütme işlemi ;

        **Tıp dilinde anorgazmi dediğimiz orgazm olamama yani cinsel ilişkiden zevk alamayan kadınlara

      **  Cinsel ilişkide orgazm olan ancak daha güçlü ve kaliteli orgazm olmak isteyen  kadınlara 

    uygulanabilir.

         G noktası büyütme işlemi nasıl yapılır?

         G noktası büyütme işlemi  için lokal anestezi  kullanılır.G noktası olduğu düşünülen bölgeye 

    submukozal (vajen mukozası altı) dolgu maddesi enjekte edilir.

         G noktası büyütme işlemi 5-10 dakika sürer.G noktası büyütme işleminden sonra  kadınlar normal 

    günlük hayatlarına dönebilirler. İşlem sonrası herhangibir ağrı hissedilmez.İşlem sonrası özel bir 

    bakıma ihtiyaç yoktur.Gnoktası büyütme işleminden sonra aynı gün cinsel ilişkide bulunulabilir.

         G nokası büyütme işleminin etkisi ne kadarsürer?

         G noktası büyütme işleminin etkisi kadından kadına değişmekle birlikte 6-12 aya kadar sürebilir.

  • Saç mezoterapisi ve kullanılan ilaçlar

    Mezoterapi, potansiyel olarak saç ekimine gerekliliği azaltan bir tedavidir.

    Saç dökülmesi için uygulanan mezoterapi teknikleri mezoterapinin kendisinden geliştirilmiştir.

    Mezoplasti veya Mezohair gibi yaklaşımlar şeklinde adlandırılabilir. Hem bayanlar hem erkeklerde yeniden saç gelişimi üzerine olumlu etkileri gözlenmiştir.

    Mezoterapi ne tamamlayıcı tıp ne de alternatif tıptır. Bu uygulama farmakolojik ilaçların intradermal veya subkutan enjeksiyonu olduğuna göre klasik tıbbın bir tekniğidir.

    Amacı hastalığın yerleştiği alanla, tedavi uygulama alanının birbirine yaklaştırılmasıdır.

    Seçilen ilaç karışımları ,bölgesel olarak küçük dozlarda özel iğneler ve özel tekniklerle cilt içine verilir. Dermis veya hipodermis, mikrosirkülasyon yoluyla aktif maddenin ulaşması gereken yere doğru yavaşça salındığı rezervuar bölge haline gelir. Dolayısıyla bu bir bölgesel-yerel tedavi yöntemidir.

    Saçlı deri mezoterapisi;saç dökülmesini durdurmak,var olan saçın kalitesini arttırmak ve yeni saç çıkışlarını aktif hale getirmek için belli periyotlarla saçlı deriye uygulanabilir bir tedavi şeklidir.

    Özel kokteyler ile saçlı deriye özellikle vitamin takviyeleri yapılır ve bu bölgeye olan kan dolaşımı geliştirilir. Kıl foliküllerinin kanlanmasının arttırılması daha iyi beslenmelerine ve gelişmelerine yardım eder.

    Bu yöntemin diğer klasik ilaç tedavilerine göre üstünlüğü ilaçların küçük dozlarda bölgesel kullanılmasıdır.Yan etki riskinin önemsiz sayılabilecek kadar az olması ve sonuçlarının etkili olmasıdır.

    Saç gelişimine yönelik mezoterapi değişik nütrientleri( biotin, hyalüronik asit ve silika gibi), vazodilatörleri ve androjen blokerleri kullanır. İlk uygulamadan haftalar sonrasında saçların tekrar geliştiği gözlenir, yaklaşık altı ay sonrasında dökülen bölgeler yeniden canlanır ve normal yapıda saçlarla yer değiştirir. Uygulamaların belirli aralıklarla devamlılığı gereklidir.

    Uygulamalar Genel Olarak Mezoterapide ;

    1. İntraepidermal uygulama
    2. Yüzeyel intradermal uygulama
      • a-Enjeksiyonsuz (Nappaj – sıvama)
      • b-Enjeksiyonlu (Nokta tarzı, nappaj)
    3. Derin intradermal enjeksiyon (Nokta tarzı- PPP 1-4 mm )
    4. Hipodermal enjeksiyon (Nokta tarzı – PPP 4-10 mm ) şeklinde yapılabilir.

    Mezoterapide Kullanılan İlaçlar ve Genel Özellikleri

    Saçlı deri mezoterapisinin temelini uygulamada kullanılan ajanlar oluşturur. Saçlı deri mezoterapisinde sabit bir ilaç tedavisi yoktur. Her hastadaki varolan patolojiye göre farklı etki mekanizmaları olan maddeler tek başlarına veya kombinasyonlar halinde verilir. Genel prensip ; uygulanacak olan formulasyonlarda çok sayıda ajanın kombinasyonundan kaçınmak ve en az madde ile hastalık patolojisine faydalı olabilecek terkibi hazırlamaktır.

    Mezoterapi ile kullanılabilecek maddeler şu şekilde sınıflandırılabilir :

    • Lokal anestetikler : prokain, ksilokain
    • Vasküler etkililer : buflomedil, melilat-rutin, pentoksifilin, gingko biloba, minoksidil paridil heparin.
    • Saç folikülünün uyarılması ve saçın onarılmasına etkililer: X-ADN , aminoasitler, organik silisyum.
    • Antiandrojen etkililer: finasteride, dutasterid, bitkisel ekstreler.
    • Antiseboreik-antiinflamatuar etkililer : çinko, selenyum, salisilat.
    • Keratin biyosentezi için etkililer: biotin, bepanthene, vitamin A , vitamin B grubu (pantotenik asit, vitamin B5 gibi), aminoasitler, oligoelementler, çinko, bakır, magnezyum.

    Bu ajanları içeren standart ampül ve vial tarzında preparatlar artık mevcuttur. Minoksidil, finasterid, dutasterid, biotin, x-adn, organik silisyum, d-pantenol gibi ajanlar kendi isimlerinde bulunabilmekle beraber değişik aminoasitler, vitaminler ve oligoelementleri kombine halinde bulunduran standart ürünler ( keractive, haircare gibi) de mevcuttur. Bunlar tek başlarına veya kombinasyonlar tarzında uygulanabilir.

    Enjekte edilen bileşimin içeriği:deri nekrozu yapabilen alkol bazlı solventler olmamalıdır. Bileşim izotonik olmalı , pH nötr olmalı, hipoallerjik olmalı ve yerel olarak iyi tolere edilebilmelidir. En önemli nokta tedaviye başlamadan önce kesin bir tanı koyup enjekte edilecek karışımı doğru seçmelidir.

    Saç Mezoterapisinin Etki Mekanizmaları ve Tedavi Amacı

    Bu maddeler ile yapılan kokteyler dermal papilla düzeyinde etki ederek saçların gelişimini, yenilenmesini uyararak keratin üretimini düzenlerler.

    Kokteyldeki vazodilatör(damar genişletici) maddeler fonksiyonel bir mikrosirkülasyon sağlayarak ,saç foliküllerinin kanlanmasını arttırırlar. Böylece saçın canlanmasını ve kalınlaşıp parlamasını sağlarlar. Sinir uçlarından salınan mediatörleri kontrol altına alırlar.

    Mezoderm aralığında bağışıklık sisteminin (immun sistem) kan hücrelerinin % 40 oranında varlığı göz önüne alındığında ,immun üniteyi etkileyerek immun saç dökülmesini önlemeye çalışırlar.

    Kokteyldeki vitaminler ve elementler saç dökülmesini engellerler; yağ sekresyonunu düzenlerler ve kepek oluşumunu azaltırlar ; antioksidan özellikleri ile katkı sağlarlar.

    Sonuç olarak ulaşılan nokta ; ilaçların küçük dozlarda bölgesel kullanılmasıdır. Yan etki riskinin önemsiz sayılabilecek kadar az olması ve tedavinin daha çok etkili olmasıdır.

    Saçlı Deri Mezoterapi Endikasyonları

    • Erkek tipi saç dökülmesinde (androgenetik alopesi)
    • Alında traksiyon (çekmeye bağlı) dökülmelerde
    • Alopesi areatada (saçkıran)
    • Doğum sonrası dökülmelerde
    • Daha çok kadınlarda görülen diffuz (genel) dökülmelerde
    • Bazı saçlı deri hastalıklarında (sedef hastalığı, liken, seboreik dermatit gibi) uygulanır.
    • Erkeklerde erken evrede yapılan tedavi daha etkilidir.

    Kontrendikasyonları

    Hamileler, emzirenler, immunolojik hastalığı olanlar, kanser hastaları, diabetikler, antikoagülan tedavi görenler uygun hasta değildirler.

    Saç Mezoterapisi Uygulanırken Öncesinde ve Sonrasında Dikkat Eilmesi Gerekenler Vardır.

    Mezoterapi Öncesi Yapılması Gerekenler Nelerdir?

    • Klinik muayene ile dökülmenin seviyesi belirlenmelidir.
    • Trikogram incelemesi yapılmalıdır.
    • Hasta yatar pozisyonda olmalıdır.
    • Uygulamadan önce eldiven giyilmeli ve bölge antiseptik solüsyonla dezenfekte edilmelidir. Alkol, eter , klorheksidin, betadin deri dezenfeksiyonunda tercih edilir.
    • 48 saat önce analjezik ve antiiflamatuar uygulamaları kesilmelidir.

    Mezoterapi Sonrası Yapılması Gerekenler Nelerdir?

    • Tedavi sonrası derinin % 70 lik etil alkol ile temizlenmesi önerilir.
    • Kural olarak , allerji riskini arttırmamak için seans sonrası sıcak duştan kaçınılmalıdır.
    • Ekimozu önlemek için seans sonrası hemostaz elle veya hastanın ağırlığı ile yapılmalıdır.
    • Seanslar çok sık aralıklarla tekrarlanmamalıdır.Bir önceki seansın yararlı etkilerini ortadan kaldırabilir.

  • Tüp Bebek Ne Kadar Sürer?

    Tüp Bebek Ne Kadar Sürer?

    Kısırlık, çiftlerin bir sene boyunca cinsel ilişkide bulunması ancak hamileliğin gerçekleşmemesi durumudur. Gebelik sağlansa dahi, düşük ile sonuçlanma söz konusu olabilir. Bu gibi durumlar da kısırlık olarak kabul edilmektedir. Her yüz çiftten 15’i kısırlık sorunu yaşamaktadır. Bu %15’lik oranının %25’inde herhangi bir sorun tespit edilemese dahi kısırlık söz konusudur. 
    Kısırlık sorunu yaşayan çiftlerde erkek kaynaklı kısırlıklar %45’lik bir oranı kapsarken, kadın kaynaklı kısırlıklar da %45 oranında yaşanmaktadır. Geriye kalan %10’luk kısımda ise açıklanamayan kısırlık problemi mevcuttur. 
    Kısırlık Sebepleri
    Anne adayının kısırlık sebepleri:

    -Yumurtlama bozuklukları
    Düzenli olarak adet görmeyen kadınlarda yumurtlama bozuklukları akla gelmelidir. Yumurtlama bozuklukları, gebe kalmayı zorlaştıran bir faktördür.

    -Tüp (kanal) tıkanıklığı ya da hasarı:
    Tüplerin ikisinin de kapalı olması durumunda çift, doğal yollarla gebe kalamaz. 

    -Endometriozis:
    Rahim içi dokusu, rahim dışında gelişim gösterebilmektedir. Bu sorun çeşitli durumlarda kısırlığa yol açabilmektedir.

    -Anne adayının yaşı:
    Anne adayının yaşının ilerlemesiyle yumurtalık rezervleri azalmaktadır. Yumurtalık rezervlerinin azalması 35 yaşından sonra hızlanmaktadır. Bu sebeple de ilerleyen yaşlarda çocuk sahibi olma şansı azalmaktadır.

    -Çevresel koşullar:
    Stres, sigara kullanımı, alkol alışkanlığı, iyi olmayan beslenme düzeni, çeşitli ilaçların sürekli kullanımı gebeliğin oluşma olasılığını düşüren hususlardır.

    Baba adayının kısırlık sebepleri:
    Sperm sayısı, sperm hareketliliği ve morfolojisiyle ilgili problemler, kısırlık konusunda en yaygın şekilde karşılaşılan faktörler arasındadır. Bu durumu belirleyebilmek için semen analizi yani spermiogram yapılmaktadır. Semen analizinin neticelerinin doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi için erkek adayın 3 gün cinsel perhize girmesi gerekmektedir. Sperm analizi neticesinde şayet sperm hücre sayısı yeterli çıkmaz ise tüp bebek yöntemlerine başvurulabilmektedir.

    Tüp bebek tedavisi ne kadar sürer?
    Tüp bebek tedavisinin ne kadar süreceği kısırlık sebebine göre değişkenlik göstermektedir. Bu tedavi yöntemi; uzun ve kısa protokol olarak ikiye ayrılmaktadır. Uzun protokol yaklaşık olarak 45 günde tamamlanmaktadır. Bu sürecin ilk aşaması, hastanın ilaç kullandığı bölümü kapsamaktadır. Bu aşamadan sonra ise yumurtalıkların uyarılması aşamasına geçilir, ardından ise yumurtaların toplanması ve embriyo transferi ile tedavi sona erer.
    Transfer ardından 12 gün sonra kanda hamilelik testi uygulanır. Kısa protokolde ise ön hazırlık dönemi yoktur. Bu protokolde direkt olarak yumurtalıkların uyarımı aşamasına geçilir. Bundan sonraki aşamalar uzun protokolle aynıdır. Kısa protokol ise ortalama olarak 18 gün sürer.

  • Bilgisayarlı saç analizi nedir ?

    Bilgisayarlı saç analizi (Fototrikogram) kolay uygulanan, invaziv olmayan, tekrarlanabilen saç takip yöntemidir.

    Bilgisayarlı Saç Analizi:

    • Saç dökülmesinin tipi belirlenebilir.
    • Saç dökülmesinin derecesi ölçülebilir.
    • Saç yoğunluğu hesaplanabilir.
    • Saç tellerinin kalınlığı incelenebilir.
    • Anagen ve telogen evredeki saçların oranı ölçülebilir.

    Saç analizi hastaların saçlarının durumu ile ilgili bilgi verir. Ayrıca elde edilen veriler ışığında, yakın gelecekte yaşanabilecek saç dökülmesi hakkında yorum yapmaya olanak tanır.

    40 kat büyütmeli fotoğraflar üzerinde, hangi bölgelere ekim yapılması gerektiği belirlenir. Ekim öncesinde ve ekim sonrasında saçların durumu fotoğraflarla ve sayısal analizlerle kıyaslanabilir.

    Hasta saç ekimine uygun değilse veya ekim dışında başka bir tedavi istiyorsa; saç mezoterapisi başta olmak üzere medikal tedavilerin sonuçları en güvenilir ve objektif şekilde saç analizi ile takip edilebilir.

    Saç analizleri çoğu klinikte saç sorunları nedeni ile başvuran hastalara ücretsiz olarak sağlanan bir hizmettir.

  • Tüp Bebek Nasıl Olur? / Tüp Bebek Nasıl Yapılır?

    Tüp Bebek Nasıl Olur? / Tüp Bebek Nasıl Yapılır?

    Çitlerin normal yollardan çocuk sahibi olmasını engelleyen birçok faktöre bağlı olarak alternatif çözüm yolu sunan tüp bebek tedavi yöntemleri, kısırlık gibi oldukça komplike olguları başarılı bir şekilde sonuçlandırmaktadır. Ancak tüp bebek tedavi yöntemlerinin başarısı çiftlerin sorunlarına odaklı uygulanan doğru tedavi yöntemi ve çiftlerin üreme hücrelerinin kalitesi doğrultusunda şekillenir. Bu parametreler doğrultusunda tüp bebek tedavisi günümüzde her ne kadar başarılı sonuçlara imza atsa da, %100 başarı garantisine sahip değildir. Bu nedenle çiftlerin tedaviye başvurması ile her ihtimale karşı maddi ve manevi olarak her şeye hazırlıklı olması, doktorundan tedavi hakkında gerekli tüm bilgiyi edinmesi gerekir.

    Tüp bebek nasıl yapılır?
    Tüp bebek tedavi yöntemlerine başvuran çiftlerin öncelikle normal yollardan çocuk sahibi olmama nedenlerine yönelik anne ve baba adaylarına eş zamanlı olarak bir takım test ve tetkikler uygulanır. Ayrıca çiftlerin daha önceden denemiş olduğu diğer yardımcı üreme yöntemleri ve kullandıkları ilaçlar hakkında detaylı bir araştırma yapılır. Test sonuçlarına göre çiftler için uygun tedavi yöntemi belirlenirken, tedavi süreci hakkında çiftlerin kafasındaki soru işaretlerinin giderilmesi amaçlanır.
    Tüp bebek, kadın ve erkeğe ait üreme hücrelerinin vücut dışı ortamda bir araya getirilmesi sonucu elde edilen embriyonun anne adayının rahmine yerleştirilmesi ile gebeliğin oluşumunu destekleyen yardımcı üreme yöntemidir. Bu işlemler gebelik için uygun şartların yerine getirilmesi ve bazı ilaçların kullanılması ile kademeli olarak yaklaşık 1 ay gibi kısa bir süre içerisinde tamamlanmaktadır. 

    Tüp bebek tedavi aşamaları nelerdir?
    Tüp bebek tedavisine başvuran hastaların gebelik için uygun şartları değerlendirilir ve uygunluğunun saptanması ile tedavi süreci başlatılır. 

    1)Yumurta gelişimi 
    Tedaviye başlamadan önce yapılan tetkiklerin ardından gebelik için uygun kaliteye sahip yumurta hücrelerinin elde edilmesi amacı ile kadının yaşı, yumurta rezervleri ve hormon seviyeleri göz önünde bulundurularak, yumurtalıkların uyarılması için hormon iğnelerinin dozu ve kullanım şekli belirlenir.
    Genellikle adetin ikinci ya da üçüncü gününde yumurtalıkların uyarılması için yapılan hormon iğnelerinin ardından foliküllerin belli bir olgunluğa erişmesi beklenir. Bu süre zarfında östrojen hormonu seviyeleri ve yumurtalıklar ultrasonla takip edilir. Bu süreç yaklaşık 12-16 gün arasında değişirken, çatlama iğnesinin ardından 32-36 saat sonra bir sonraki aşama olan yumurta toplama işlemine (OPU- oocyte pick up) geçilir.

    2)Yumurta toplama
    Çatlatma iğnesinin ardından 32-36 saat sonra anestezi altında vajinal ultrasonografi ile anne adayının yumurta hücreleri ince bir kanül aracılığı ile toplanır. Toplanan yumurtalar steril tüpler içerisinde baba adayından elde edilen sperm hücreleri ile bir araya getirilmek üzere laboratuvar ortamına taşınır. Yumurta toplama işlemi önceki yıllara nazaran günümüzde oldukça rahat ve ağrısız bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Ancak işlemden sonra bazı hastalarda ortaya çıkan ağrı durumu, hafif ağrı kesiciler ile kontrol altına alınabilmektedir. Kadının yumurta toplama işlemine paralel olarak erkekten sperm elde etme işlemleri yapılır.

    3)Döllenme işlemi
    Anne ve baba adayından elde edilen üreme hücreleri laboratuvar ortamında bir araya getirilerek döllenmeye maruz bırakılır. Bu aşamada embriyoların gelişimi ve kalitesi takip edilerek, gebelik için en iyi kaliteye sahip olan embriyolar saptanır. Bu süreç yumurta toplanma işleminden 5-7 gün sonra meydana gelen embriyonun anne adayının rahmine yerleştirilmesinden sonra tamamlanır.

    4)Embriyo transferi
    Tüp bebek tedavi yöntemlerinin son aşaması olan embriyo transfer işlemi, döllenen en kaliteli embriyonun saptanması ile anne adayının rahmine yerleştirilmesidir. Embriyo transferi anestezi gerektirmeyen ağrısız bir işlemdir. İşlem öncesi anne adayını rahim ağzı özel solüsyonlarla temizlendikten sonra, abdominal ultrason eşliğinde ince bir kateter yardımı ile rahme yerleştirilir. Bahsedildiği üzere işlem anne adayını rahatsız olabileceği bir ağrı durumu yaratmadığı için işlemden 1-2 saat sonra hasta evine gidebilir. Ayrıca transfer edilen embriyo sayısının dışında geriye kalan kalite embriyolar bir sonraki tedavi için ya da ilerleyen dönemlerde tekrar kullanılmak üzere dondurularak saklanabilir. 

    5)Bekleme süreci
    Embriyo transferinden sonra tüp bebek tedavi işlemleri tamamlanmaktadır. Bu süreçten sonraki aşama ise yalnızca gebelik testi ile sonuçların elde edileceği günü kapsar. Transferden yaklaşık 2 hafta sonra yapılan gebelik testi ile tedavinin sonuçları elde edilmektedir. Gebelik pozitif ise normal gebeliklerde olduğu gibi gebelik süreci gebelik takipleri ile başlar.

    Tüp bebek tedavisi ne kadar sürer?
    Tüp bebek tedavisine başlamadan önce yapılan tetkikler ve doktorun çiftleri değerlendirilme aşaması dışında, tedavi aşamaları yaklaşık 15 gün gibi kısa bir sürede tamamlanmaktadır. Tedavi süresi anne adayına uygulanan işlemleri kapsarken, yumurta toplama işlemine eş zamanlı olarak baba adayında 10 dakika içerisinde sperm elde edilmektedir. Ancak tedavi aşamalarında karşılaşılan bazı aksamalar nedeni ile bu süre uzayabilir. Özellikle yumurtalıkların uyarılmasına bağlı olarak kullanılan ilaç dozajlarına göre yumurtalıkların verdiği cevap bu süreyi etkilemektedir. Bunun dışında yanlış doz kullanımı sonucunda meydana gelen OHSS yani yumurtalıkların aşırı uyarılması tedavi süreci etkileyen başlıca komplikasyon olarak adlandırılır. Eğer OHSS söz konusu ise tedavi aşamaları durdurularak, bu sendromun giderilmesine yönelik tedavi uygulanır. OHSS’nin giderilmesinin ardından tedaviye tekrar başlanır.