Yazar: C8H

  • Mesoterapi

    Mesoterapi cildin orta tabakasına yapılan mikroenjeksiyon tekniğidir. Mesoterapi yaygın olarak selülit tedavisinde kullanılmaktadır.

    Estetik olarak;
    • Selülit ve bölgesel yağların eritilmesi
    • Saç dökülmesi
    • Yüz gençleştirme

    Estetik dışı olarak da ağrı tedavisinde ve varislerin tedavisinde kullanılmaktadır. Mesoterapi vücudun çok değişik bölgelerinde ( bacak, sırt, kol, çene, karın,saç gibi) uygulandıktan sonra bu bölgelerdeki metabolizma ve kan dolaşımını artırarak yağ yıkımını hızlandırmaktadır. Böylece dolaşımın artmasına bağlı olarak o bölgede yağ dokusunun azalması ve bölgesel zayıflama sağlanmakta, lenf drenajını da artırmaktadır.

    Mesoterapi uygulanamayan bazı durumlar mevcuttur:
    • Kalp hastalıkları
    • İnsüline Bağımlı diabet
    • Kan pıhtılaşma sorunu olanlar
    • Felç geçirmiş olma
    • Karaciğer ve böbrek hastalığı olanlar

    Mesoterapi ile selülit tedavisi haftada 2 olmak üzere toplam 8-10 seans uygulanır. Bu amaçla selülitli bölgeye yağ eritici, Dolaşım artırıcı ve selülit giderici ajanlar selülitli bölgeye enjekte edilir. Bu yöntemle ayda 1-2 beden incelme sağlanmaktadır. Mesoterapi seansları sırasında hafif düzeyde ve geçici morluklar oluşabilir, kısa sürede geçer ve bunun dışında yan etkisi yoktur.

  • Kulak akupunktur

    Auriculoterapy tedavi amacıyla kulağın kullanılmasıdır. Kulağın kullanımı kulağın sinir ve damar ağı yönünden zengin olması ve santral sinir sistemi ile bağlantılarının çok olmasıdır. 1950’lerde FRANSIZ DR. PAUL NOGİER norolojıst ve akupunkturıst kulaktan teşhıs ve tedavı yöntemi olarak aurıculoterapi ve aurıculomedecıne yayınlamıştır. Kulakta ters fetus şeklinde organların ve tüm vücudun temsili alanlarını bularak harıtasını çıkarmıştır. Bu alanlar organ büyüklüğünden çok fonksiyonların fazlalığı ile ilgilidir.

    Vücut akupunkturunda farklı olarak normal durumda noktalar aktıf değilken değişik patoloji durumunda aktıf hale gelmektedir. Böylece Hastalıkların Tanı ve tedavısı mümkün olmaktadır. Şişmanlık tedavisi ve sigara Bırakma tedavısınde başarı oranı çok yüksektir. Tedavide Çelik ince kulak iğneleri ve Fransız özel kulak iğneleri kullanılmaktadır.

    Aurıculomedecıne kişiye özel kulak akupunktur yöntemidir. VAS Dediğimiz nabızdan teşhıs yöntemiyle renkli filtreler kullanılarak besin entolerans testı de yapılmaktadır. Özel programlarımıza vücuda toksın ve entolerans yapan maddelerın tespiti ve eliminasyonu sağlanmaktadır.

    Ağrı tedavilerinde, Kabızlık, uykusuzluk, menıere hastalığı, algodıstrofi, artrit, artroz, carpal tunel, Asthma, rinit, dismenore, epikondilit,enurezıs, lumbalji, sınava hazırlık konsantrasyon artırılması,reynaud, siyatik, migren, başağrıları, kulak çınlaması ‘nda kullanılmaktadır.

  • Akupunktur nedir? Etkileri nelerdir?

    Akupunktur uygulamaları batı kültüründe alternatif terapi olarak isimlendirilmesine rağmen Doğu-Çin’de kullanımı 5000 yıl önceye gittiği bilinmektedir. Ancak elimize ulaşan en kapsamlı kaynak Huang Di Nei Jing’e aittir ve M.Ö. 200 yılında yazılmıştır. Sarı imparatorun iç hastallıkları klasiği adlı kitapta 282 nokta tariflenmiştir.. Akupunkturun en eski teorileri Shen Nung tarafından ortaya atılmıştır.Bunlar Dolaşım, nabız ve kalp ile ilgilidir. 4000 yıl önce tariflemiştir ve dahiliyenin temellerini atmıştır. Akupunkturun temellerini oluşturan birbiri ile uyumlu ama birbirine zıt olarak çalışan iki farklı enerji ying ve yang ‘ı, beş element’i , organ ve oniki meridyen sistemini anlatır.

    Akupunktur çok ince iğnelerin vücutta fizyolojik fonksiyonları etkilemek üzere vücut yüzeyi üzerine batırılmasıdır. Akupunktur temelinde Shen Nung’unteorize ettiği insan vücudunu boydan boya dolaşan bir enerji kuvvetine sahip olduğunu ve bunun da Qi olarak isimlendirmiştir. Qi ruhsal, duygusal,mental ve fiziksel temel yaşam aktıvıtelerını içerir. Bir insanın sağlığı vücuttaki Qi nin akışından etkilenebilir. Qi akışı yetersiz , dengeli değil veya bloke ise yin yang dengesi bozulur ve hastalık oluşur. Vücuttaki Qi meridyen ve özel yollarla dolaşır. 12 çift ve 2 tane tek meridyen vardır.

    Akupunktur noktaları , meridyenlerin ciltte yüzeyelleştiği yerdeki özellikli lokalizasyonlardır.. Böylece iğneleme, moxibusyon ve acupressor kolaylıkla uygulanabilir. Bu noktalar Qi nin dolaşımını ve ying – yang dengesini sağlar.

    Akupunktur noktalarına uygulanan yöntemler vardır;

    Bunlar;

    Elektroakupunktur

    Moxıbusyon

    Laser

    Cuppıng

    Elektroakupunktur ile akupunktur noktalarına takılan iğnelere elektrostimulasyon cihazıyla düşük akım vermektir. En çok ağrı tedavısı olmak üzere bir çok tedavide kullanılmaktadır.

    Diğer bir metod akupunktur noktasına stımulasyon yapan laser’ dir. Daha çok kulak akupunkturunda kullanılmaktadır. Kulak sinir ve damar ağı yönünden zengindir. Vücuttaki bütün sistem organlarla bağlantısı vardır. Bu sebeple vücudun bir çok organ ve kısımlarının karşılığı olan kulak akupunktur noktaları ile obesiteden alkolizm ve ilaç bağımlığına kadar bir çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.

    Moxibusyon akupunktur noktalarına ısı uygulanmasıdır. Akupunktur ve moxibusyon tedavinin birbirini tamamlayıcıları olarak değerlendirilir. Moxibusyon astım bronşit , paralizininbazı tipleri ve artritlerde başarı ile uygulanmaktadır.

    Cupping diğer tedavi şeklidir,akupunktur noktalarına metal, tahta ve cam kavanozlarla yaratılan kısmı vakum etkisi ile uygulanan bölgede kanlanmanın artması şeklinde tesir eder.Cupping bel ağrısı, kas gerilmesi(miyalji) yumuşak doku hasarı , kronik bronşitte akciğer sıvısının temizlenmesinde kullanılır.

    En popüler yöntemlerden olan akupressor, iğnesiz akupunktur tedavisidir. Akupunktur noktalarına parmaklarla masaj yapılmasıdır. En gelişmiş şekliyle ayakta reflexology çok sık kullanılmaktadır.

    Başlangıçta daha çok vücut akupunkturu olarak kullanılan bu yönteme daha sonra kulak akupunkturu eklenmiştir. Çinliler kulak akupunkturunu fazla kullanmazken 1950’lerde Fransız dr. Paul Nogier kulaktan teşhis ve tedavi yöntemi olarak ortaya koyduğu ‘auruculoterapi–aurıculomedecıne’ teknığini yayınlamıştır.

    M.Ö 4. YY’da hipokrat’ın kulak kepçesinde belli noktaları kanatarak başağrısı,hipertansiyonu tedavi ettiği hakkında yazılı kaynaklar vardır. Dolayısıyla kulaktan tedavi çok eskiden beri önemli bir yöntem olmuştur.

    Bugünkü şekliyle aurıculoterapi’nin tanımlanması ve uygulanmasını Fransız dr. Paul Nogier’e borçluyuz.

    Artık tüm dünyada mikrosistemler daha bir önem kazanmıştır. Mikrosistem tüm vücudun daha küçük bir alanda temsil edilmesi anlamında kullanılmaktadır. projeksiyonalanı organın büyüklüğünden çok fonksıyonların fazlalığına göre temsil alanı bulur. Bugün artık pek çok mikrosistem tanımlanmıştır. Kulak,baş,ağız,el,ayak… gibi.

    Dr. Gleditschmikrosistemlerin tedaviye cevaplarında farklılıklar olduğunu örneğin; kas iskelet sistemi ve bağ dokusu hastalıklarında kulak akupunkturunun daha hızlı ve daha iyi yanıt oluşturduğunu tanımlamıştır.

    Mikrosistem akupunkturunun vücut akupunkturuna göre en önemli farkı ; eğer organda bir sorun varsa o organın yansıma noktaları aktif bulunur, sorun yoksa aktif değildir. Bu özelliği nedeniyle mikrosistem akupunkturu hem tanı hem de tedavinin takibi için önemli ipuçların vermektedir.

    Akupunkturda etki belli noktalara iğne batırmakla sağlanır.Vücut uzerınde 361 tane akupunktur noktası vardır. Bunları meridyenler ve kanallar üzerinde duran ve belli etkileri bilimsel olarak kabul edilmiş noktalardır.

    Akupunkturun bilinen başlıca etkileri şunlardır;

    Analjezi

    Vegetatıfsinir sisteminin regülasyonu (akupunktur VSS’ni reguleetmesine rağmen iletide engeller varsa etkinliğini yitirir.)

    Sedasyon

    Gevşeme

    İmmunostimulasyon

    Vasodilatasyon

    Akupunkturun bu etkileri anatomik,histolojik ,embriolojik,bio-fiziksel,biokimyasal,nörofizyolojik,fizyolojik mekanizmalarla açıklanmıştır. Özellikleanaljezık etkisi üzerinde yapılmış bir çok bilimsel çalışma yayınlanmıştır.

  • Boyun ve sırt ağrılarında akupunktur

    Sırtımızda; ensemizden başlayarak, kürek kemiklerimize, oradan sırtımızın alt bölgesine kadar inen en yüzeysel kasımız m. trapezius’dur.

    Bu kas stresin paratoneri denilebilecek bir kasımızdır. Gündelik yaşamın stresi, ilk etkiyi m. trapezius’un özellikle omuz ve boyun kökü arasındaki parçasının gerilmesi ile gösterir.

    Bu stresli kişi için bir uyarıdır. Strese neden olan uyaran ortadan kalkmaz ya da o uyaranın üstesinden gelinemezse gerilme kasılmaya dönüşür.

    Bütün kaslarımız arasında bir kas zinciri ilişkisi vardır. Bu ilişki sebebiyle oluşan kasılma ensemize ve kafa arkasına doğru yayılır. Bu durum boyunda gerginlik, boyun hareketlerinde kısıtlanma, gerilim tipi baş ağrılarının oluşmasına neden olabilir.

    Ayrıca; kasılma ilk oluştuğu yerde kalmaz ve yine kas zinciri nedeniyle bir alt tabakada yer alan ve omurlarımız ile kürek kemiklerimizin iç kenarı arasında uzanan m.rhomboideus major ve minor adlı ince kaslarımızın kasılmasına neden olur.

    Bu kasların kasılma bölgeleri halk arasında kulunç diye anılan kürek kemiklerinin iç kenarının iç kısmında elle muayene ile belirlenebilen fibromyalji odaklarıdır. Sırt ağrılarının; hasta tarafından “bıçak sokulur gibi” diyerek tariflendiği ve en yaygın hissedildiği bölgelerdir. (resim koy)

    Boyun ve sırt ağrıları; ağır kaldırma , ters ve zorlayıcı hareketler sonucu veya özellikle terliyken hava akımına maruz kalma sonucu oluşabilirse de en yaygın neden kronik strestir.

    Omurlar arasında oluşan fıtıklar da kollara yayılabilen, boyun ve sırt ağrısı şikayetlerine neden olur.

    Ameliyat endikasyonu olmayan boyun fıtıklarıyla veya diğer nedenlerle oluşan boyun ve sırt ağrıları akupunktur ile tedavi edilebilir.

    Akupunktur; kas gevşetici etkisinin yanı sıra endorphin denilen morfin benzeri ağrı kesicilerle ağrıyı giderir. Ayrıca limbik sistemi düzenleyerek kişinin strese karşı daha dayanıklı olmasını sağlar.

  • Akupunktur ile ilgili genel bilgi

    Akupunktur, vücuttaki tanımlı noktalara iğne batırılarak uygulanan bilimsel bir tedavi yöntemidir.

    Akupunktur; insan beyninde limbik sistem adlı bölgenin çalışmasını düzenleyerek etki yaratır.

    Limbik sistem; otonom sinir sistemi üzerinden bir yandan organ fonksiyonlarımızı yönetirken digger yandan stress uyaranlarına karşı vücudumuzu sağlıklı tutmaya çalışır. Bu fonksiyonunu kişinin karşılaştığı stress uyaranına göre organ fonksiyonlarını düzenleyerek yapar. Bu görevinin ayrıntısı için “LİMBİK SİSTEM “ makalesini okumanızı öneririm.

    2000 yılında Human Brain Mapping dergisinde yayınlanan Kathleen K.S ve arkadaşlarının Harvard Tıp Fakültesinde FMR ‘la yaptıkları çalışma, akupunkturun limbik sistemi regüle ettiğini göstermektedir.

    Akupunktur; öncelikle organ fonksiyon bozukluğuyla ortaya çıkan hastalıkların tedavisinde kullanılır.

    Akupunktur kişinin strese karşı dayanıklılığını arttırır, hastalıklara karşı direnç mekanizmalarını güçlendirir.

    Akupunktur; iç organlarımızın fonksiyonlarını ve hormonal sistemin çalışmasını denetler ve düzenler.

    Akupunktur; sedatif etki oluşturur, hastanın kendini daha sakin ve huzurlu hissetmesini sağlar.

    Akupunktur; endorfin denen ve insan beyninin belli bölgelerinde salgılanan morfin benzeri ağrı kesicilerin salgılanmasını sağlar. Bu etkisi nedeni ile akut ve kronik ağrılarda etkili bir tedavi yöntemidir.

    Akupunktur; kas gevşetici etkisi ile özellikle boyun, sırt ve bel kaslarında künt travma, terliyken hava akımına (klima vb.) maruz kalma sonucu veya stresle ortaya çıkan kas gerginliği ve kas tutulmalarının kronikleşmeden rahatlamasını sağlar.

    Akupunktur; alerji mekanizmalarını düzenler ve alerjik reaksiyonların (alerjik burun akıntısı, burun tıkanıklığı, ürtiker vb. gibi) kısa sürede iyileşmesine katkıda bulunur.

    Akupunktur; açlık duygusunu regüle eder ve biyolojik saati dengelemede yardımcı olur. Bu etkisi obezite(zayıflama) tedavisinde ki yerini öne çıkarır.

    Akupunktur; abstinans (yoksunluk) sendromunu tedavi ederek hastaların sigara, alkol, ilaç, yeme bağımlılığından kurtulmalarını sağlar.

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) resmi yayınının 1979 aralık sayısında “akupunkturun endikasyon alanına giren hastalıkları” bildirmiştir.

    Akupunktur; 1991 yılında Sağlik Bakanlığı’nca Resmi Gazete’de yayınlanan Akupunktur Yönetmeliği ile uygulama alanı ve uygulama kuralları belirlenen bilimsel bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmiştir.

    Ülkemizde akupunktur eğitimi Sağlık Bakanlığı talebi ve denetiminde çeşitli tıp fakültelerinde verilmektedir. 480 saat süren kursların sonunda başarılı olanlar “Akupunktur Uygunluk Belgesi” almaya hak kazanırlar.

    Akupunktur, ülkemizde akupunktur uygulama belgesi olmayan hekimler de dahil hiç kimse tarafından uygulanamaz. Bu nedenle başvurduğunuz doktorun akupunktur uygulama belgesi olup olmadığını mutlaka kontrol etmeniz de fayda vardır.

  • Romatoit artrit ve akupunktur

    ROMATOİT ARTRİT, ANKİLOZAN SPONDİLİT GİBİ KRONİK HASTALIKLARDA AKUPUNKTURUN YERİ

    Romatoit artrit, ankilozan spondilit ve benzeri romatolojik hastalıklar nedenleri tam açıklanamayan kronik ağrılı hastalıklardır.

    Mutlaka bir romatoloji uzmanın tedavisi ve devamlı kontrolünde olmaları gerekir.

    Akupunkturun bu hastalıkları tedavi ettiği amacını aşan bir iddiadır.

    Romatoit artrit, ankilozan spondilit vb. ağrılı kronik hastalık teşhisi olan hastalara akupunktur uygulanabilir.

    Burada ilk amaç öncelikle hastaların ağrılarını azaltmak ve alacakları ağrı kesicilerin miktarını azaltarak bu hastaları ağrı kesicilerin sistemik yan etkilerinden korumaktır.

    Ayrıca bu hastaların şikayetlerinin alevlenmesinin artan kişisel stresle yakından ilişkili olduğu açıktır.

    Stres dönemleri ağrıyı ve şikayetleri artırmakta yaşam kalitesini düşürmektedir. Genel yaşamsal stresin yanı sıra bu kişiler için böyle bir hastalık varlığı da başlı başına stres kaynağı olmaktadır.

    Akupunktur ile limbik sistemi düzenleyerek kişiyi strese karşı dayanıklı hale getirerek, hastalığın alevlenme sıklığını azaltmak mümkün olmaktadır.

    Akupunkturun etkilerinden biri de hastanın immune sistemini de desteklemektir.

    Bu etkilerin ışığı altında akupunktur ile bu hastalıkları tedavi etme iddiası yaratmadan hastaları akupunkturun kendilerine sunacağı katkı konusunda aydınlatarak ve hatta romatoloji uzmanı ile kontrol ilişkisi kopmuşsa onu tekrar başlatmasını mutlaka sağlayarak akupunktur tedavisi önermek hasta için en doğru yaklaşım olacaktır.

    Bu yaklaşım romatologların akupunktura bakışını değiştireceği gibi hastalarımızın romatologlarının kontrolü altında akupunkturdan daha yaygın faydalanabilmelerini sağlayacaktır.

    Akupunktur; romatit artirit , ankilozan spondilit vb. hastalıklarda nasıl uygulanır?

    Hastalarımıza, akupunkturun tedavilerini destekleyici yardımcı bir tedavi yöntemi olduğu bilgisi verildikten sonra temel tedavi olarak değerlendirdiğimiz haftada üç seans uygulanan toplam 15 seans akupunktur tedavisi uygulanır.

    Bu tedavinin amacı hastaya akupunkturun ağrılarını azalttığını, kendini daha huzurlu ve stres açısından daha rahat hissettiğini gösterebilmektir.

    Akupunkturun olumlu etkisini tanıyan hastadan, yaşamının sonrasında bu bilgi üzerinden ihtiyaç hissettiği sıklıkla ki bu haftada bir olacağı gibi ayda bir de olabilir akupunktur tedavisine başvurması istenir.

  • Akupunktur ve tüp bebek

    AŞILAMA, TÜP BEBEK TEDAVİ SÜREÇLERİNDE STRESİ YÖNETMEDE AKUPUNKTUR TEDAVİSİNİN YERİ

    Akupunktur ve Tüp Bebek – Geçmişte evlilikler erken yaşta yapılmaktaydı. Günümüzde, kadının iş hayatına daha geniş katılımı evlilik yaşını nerede ise 30 yaşın üstüne çekmektedir. Bununla birlikte; kariyer kaygısı ve ekonomik kaygılar yanı sıra evliliğin ilk yıllarında biraz çocuksuz olma dileği de bu yaşın 1-2 yıl gecikmesine neden olmaktadır.

    30’lu yaşlarında anne olma isteği belirginleşen anne adayı çocuk yapma düşüncesini üretirken beraberinde yaşımda 30’ un üstünde ya hamile kalamazsam kaygısını da beyninde yaratmaktadır.

    İşte sadece bu kaygı bile bir kadının hamile kalmasını engelleyebilmektedir.

    Sosyal çevrenin ürettiği baskının yanına bir de aşılama veya özellikle tüp bebek tedavisinin başarısızlığı eklendiğinde anne adayının hamile kalamama korkusu daha da büyümekte ve başarı daha da düşmektedir.

    Yapılan çalışmalar tüp bebek tedavisi gören anne adaylarının hamileliğini etkileyen en önemli nedenlerden birinin stresle başa çıkamamak olduğunu göstermektedir.

    Öyle ise anne adayının stresle başedebilmeyi sağlaması gerekmektedir. Stresle başedebilmek insan beyninin bir fonksiyonudur. Bununla birlikte insan beyninin özellikle limbik sisteminin stresle ilgili doğru donatılması önemlidir. Bu çocuk sahibi olmakla ilgili düşüncelere kadar uzanan bir çalışmadır.

    AKUPUNKTUR TEDAVİSİ İLE GÜCÜNÜZÜ KAZANIN

    Akupunktur tedavisi, limbik sistemi düzenleyerek anne adayının strese karşı dayanıklılığını arttırmakta ve süreçle boğuşabilme gücünü kazandırmaktadır.

    Bunun ötesinde bazı anne adaylarının yeterli kalınlığa ulaşamayan endometriumlarının kalınlaşmasını sağlayarak döllenmiş yumurtanın uterusa tutunmasını kolaylaştırmaktadır.

    Akupunktur ; otonom sinir sistemimiz üzerinden hormonal dengenin oluşmasına ve yumurta kalitesinin de artmasına katkıda bulunmaktadır.

    Akupunktur tedavisi eşliğinde transfere gitmiş anne adayları ile akupunktur tedavisi görmeden transfer yapılmış anne adaylarının hamile kalma oranlarını ve bu hamileliklerin devam etme oranlarını karşılaştıran bir çok çalışma vardır.

    Bu araştırmalar akupunktur tedavisi gören anne adaylarının hamile kalma ve bu hamileliği sürdürme oranlarının daha yüksek olduğunu göstermektedir.

  • Stres ve akupunktur

    STRESLİ BİR HAYAT

    Bir kış sabahı zorla kalktınız; soğuk, yağmurlu karanlık bir hava yüzünüzü yıkamak için musluğu açtınız sular akmıyor. Canınız sıkılır.

    İşinize gitmek için otobüs durağındasınız binmeniz gereken otobüs geldi ama tıklım tıklım şoför kapıları bile açmadı, binemediniz. Canınız sıkılır.

    Bindiniz; kalabalık itiş kakış, gereksiz temas, gürültü. Canınız sıkılır.

    İşinize vardınız geç veya zamanında, bütün gün kafanızı kaldırmadan çalıştınız, başınızda taktir etmekten ziyade sürekli yaptıklarınızı yetersiz bulan bir amirle. Canınız çok sıkılır.

    İş bitti eve varmak 1,5- 2 saat sabahtan daha kötü kalabalık, itiş kakış, gereksiz temasa, gereksiz koku ve yorgunluk eklendi. Gün tükendi neredeyse. Canınız çok sıkılır.

    Yine de eve vardınız. Sofraya oturdunuz, çocuklar gürültülü, hanım ödenemeyenlerden şikayetci, siz yorgun ve çaresizsiniz. Canınız çok çok sıkılır.

    Kimi bağırıp çağırmaya başlar kızgın, korkulan baba.

    Kimi hiç sesini çıkarmaz, içte birikir.

    Ve günler birbirinin benzeri sürer gider.

    Bu insan aklının gündelik eziyetidir. İnsan aklı bunun üstesinden gelemez.

    Sabah saatin alarmı ile uyandınız. Kocanız kahvaltısını hazır istiyor uyandığında. Hazırlıyorsunuz ama teşekkür yok. Kalkıyor küfür gibi bir suratla kahvaltı edip çıkıyor. Yeniden yattınız. Uyuyamıyorsunuz 3 yıl oldu evleneli her sabah aynı durum yaşanıyor. 38 yaşında bulabildiğiniz kısmetiniz bir yıl süren nişanlılık döneminde her pazar sizi evinizden alıp kahvaltıya pikniğe götürmüştü. Şimdi bir pazarı olduğunu, zaten işte çok yorulduğunu pazar sabahı uyumak ve evde olmak istediğini söylüyor. Haklı”mı” ama 3 yıl tükendi. İşten de çalışmanı istemediği için, bir de evlenen kadın tazminatini alır diyerek ayrıldın. Aldığın tazminat eşyaydı, meşyaydı gitti. Artık iş bulmak ta zor adama muhtaçsın. O da bunu bilerek ve sana bunu hissettirerek yaşamını sürdürüyor.

    Kimi olur olmaza dırdır etmeye başlar; dırdırcı kadın.

    Kimi hiç sesini çıkaramaz, içte birikir.

    Ve günler birbirinin benzeri sürer gider.

    Bu insan aklının gündelik eziyetidir. İnsan aklı bunun üstesinden gelemez.

    Parasız yatılı sınavını kazandım. İlköğretim bitti, lise bitiyor. Önümde üniversite bir devlet üniversitesi kazanamazsam ailemin beni özel üniversiteye göndermesi mümkün değil. Çok çalışmalıyım, yoksa kazanamam. Çok çalışmalıyım ama dersane, okul, evdeki sorumluluklarım nasıl olacak. Yeterince bilgiye sahip değilim. Çok giren var, özel okullarda benden daha iyi eğitilmiş öğrenciler. Işim çok zor. Geleceğim ne olacak? Nasıl yaşayacağım? Mesleğim ne olacak? Para kazanıp kendi ayaklarımın üzerinde durabilecek miyim? Soru, soru, soru. Cevap yok. Bir de babam az çalıştığımı dalga geçtiğimi söylemiyor mu çıldırıyorum. O olsa şöyle yaparmış, o olsa böyle yaparmış. Sanki hiç genç olmamış gibi. Karşı da çıkılmıyor bağırıp çağırmaya başlıyor. Üniversiteyi kazanamazsam işportacı olurmuşum ancak. Başım çatlıyor kaç zamandır. Içim içimi yiyor ne yapacağımı bilemiyorum. Ya kazanamazsam.

    Ve günler birbirinin benzeri sürer gider.

    Bu insan aklının gündelik eziyetidir. İnsan aklı bunun üstesinden gelemez.

    Örnek durumları çoğaltmak mümkündür.

    STRES BİR ÇOK HASTALIĞIN TETİKLEYİCİSİDİR

    İnsan aklının üstesinden gelemediği bu ve benzeri her sürecin sonucu ortaya çıkan hale stresli olmak, bu sürecin barındırdığı her bir olumsuzluğu stres uyaranı olarak adlandırıyoruz.

    İnsan çevresinden beş duyusu ile topladığı tüm uyaranlara beyni ile bir tepki veya cevap oluşturduğu gibi stres uyaranlarının da üstesinden gelmesini sağlayacak düşünceler üretmeye çalışır. Bunu başarabilenler yaşamlarını sağlıklı sürdürme şansı bulabilirler.

    Başaramayanlar ise bir süre sonra bu boğuşmadan yorgun düşerek kronik stres sonucu ortaya çıkan ve organ fonksiyon bozukluğu olarak adlandırılabilecek kabızlık, irritabl bağırsak sendromu (IBS), organik nedeni olmayan reflü özofajit, alerjik nezle, alerjik astım, ürtiker, adet düzensizliği, nedensiz infertilite, nedeni bulunamayan baş, boyun, sırt, bel ağrısı, fibromiyalji, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları ile oluşan şişmanlık veya aşırı zayıflık, kaygı bozuklukları, panic atak, zona, yüz felci, trigeminal nevralji gibi hastalıklarla karşılaşabilirler.

    Bu sorunların ötesinde kişinin kendini sürekli huzursuz, mutsuz, tedirgin, öfkeli, kaygılı hissetmesi olarak tanımlayabileceğimiz sürekli aşırı stresli olma hali de başlıbaşına tedavi gerektiren bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

    AKUPUNKTUR İLE STRES TEDAVİSİ

    Akupunktur; insan beyninde limbik sistem olarak adlandırılan ve bir yandan stresle boğuşan ve bir yandan otonom sinir sistemi üzerinden organ fonksiyonlarımızı yöneten bölgeyi daha güçlü hale getirerek bu fonksiyonel sorunların tedavisini sağlar.

    Ayrıca; stresli olma halinin üstesinden gelerek kişinin kendini daha sakin, huzurlu ve rahat hissetmesine yol açar.

  • Akupunktur ve başağrısı

    BAŞAĞRISI OLUŞUMUNDA STRESİN ETKİSİ VE TEDAVİSİNDE AKUPUNKTURUN YERİ

    Bir insan gerçekten tehlike uyaranı ile karşılaştığında (örneğin elinde sopa olan bir insanla karşı karşıya kaldığında); öncelikle kalbi çok atmaya başlar, önünde iki seçenek vardır; ya adamın elinden sopayı alacaktır, ya da koşup kaçacaktır.

    Her iki durum için de kollarımıza ve bacaklarımızın çalışması gerekir. Bu yüzden kollarımıza ve bacaklarımıza giden damarlar genişler. Sopayı nasıl alacaktır veya nasıl, nereye kaçacaktır. Yani beyninin çalışması gerekir, beyne giden damarlar genişler. Kişi sopayı alır veya kaçar; sonuç olarak kurtulur. Bütün bu fonksiyonların yöneticisi, limbik sistem kontrolünde çalışan otonom sinir sisteminin simpatik bölümüdür. Bu her türlü tehlike durumunda çalışarak kişinin korunmasını sağlayan bir fonksiyonumuzdur.

    Limbik sistem; stres oluşturan her uyaranın üstesinden; organ fonksiyonlarımızı uygun şekilde düzenleyerek gelmeye çalışır.

    Böylece kişiyi stresin olumsuz etkilerinden korumaya çalışır.

    Bununla birlikte sürekli stres altında olan insanlarda veya ani karşılaşılan yüksek stres durumlarında (işsiz kalma, depremde kalma, tehlikeli trafik kazası, sevilen birinin ölümü, boşanma , vb.) limbik sistem organ fonksiyonlarını düzenleyerek stresin üstesinden gelme fonksiyonunu yerine getiremez hale gelebilir.

    İşte bu durumdaki kişilerin limbik sistemleri gündelik hayatın basit bir stress uyaranını bir tehlike uyaranı gibi algılayıp gerekmediği halde beyne giden damarların genişlemesine neden olabilir bu da damar çevresindeki damarların basınç altında kalması ile baş ağrılarını oluşturabilir.

    Ayrıca; boyun ve sırtta yerleşen trapezoid kası aşırı stress durumunda kasılır. Ortaya çıkan kasılma ense köküne doğru yayılır ve gerilim tipi baş ağrılarının oluşumunu tetikler.

    Kronik baş ağrıları ve migren ağrılarında akupunktur yüz güldürücü sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Akupunktur bilimsel çalışmalarla gösterildiği gibi insan beyninde, endorfin denilen morfin benzeri maddeleri salgılatarak ağrı kesici etki üretmektedir. Ayrıca akupunktur limbik sistemi düzenleyerek kişinin strese karşı daha dayanıklı olmasını sağlamakta ve başağrılarının oluşumunu engelleyebilmektedir.

    BAŞAĞRISI ve MİGREN TEDAVİSİNDE AKUPUNKTUR NASIL UYGULANIR?

    Başağrısı ve migren tedavisi 15 seanstır. Kulak ve vücut akupunkturu birlikte uygulanır. Haftada 3 seans tedavi yapılır. Seanslar 20’şer dakika sürer.

    Tedavi sürecinde; stres uyaranlarından mümkün olduğunca uzak durulması, huzurlu bir dönem yaratılması tedavinin yararlılığını da arttırmaktadır.

  • Limbik sistem ve akupunktur

    Limbik sistemi oluşturan yapılar filogenetik olarak beynin en eski kısımlarıdır.

    Limbik sistem; insan beyin korteksinin geniş bir alanı tarafından idare edilen, dışardan gelen veya düşüncelerimizle oluşan her türlü uyarana bedenin vereceği cevabı düzenleyen sistemdir. Özellikle stres oluşturan uyaranların bedene zararını ortadan kaldırmaya, bunun için otonom sinir sistemi fonksiyonlarını düzenlemeye çalışır.(Dolaşım ve sindirim sistemi, endokrin sistem fonksiyonları gibi)

    Öncelikle gövdemizdeki tüm yaşamsal fonksiyonların limbik sistemimize gelen uyaranların etkisi altında olduğunu hatırlatmak isterim. Dışarıdan gelen tüm uyaranlar (müzik, gürültü, tüm görsel uyaranlar, bize söylenen iyi veya kötü sözler vb.) veya düşüncelerimizle oluşturduğumuz (kilo vermem lazım, ya çocuğum olmaz ise, yine kalbim çok çarpacak, yine tansiyonum çıkacak; kendimizle ilgili yaptığımız tanımlar; şişmanım mutsuzum, çirkinim, yalnızım, sinirliyim, vb.) uyaranlar limbik sistemimiz tarafından bir işleme tabi tutulur.

    Bu işlemde tüm geçmiş deneyimlerimiz, inançlarımız, ön kabullerimiz ve aldığımız eğitim de rol oynamaktadır. Bu işlem sonunda o an ki uyarana gövdemizde nasıl bir tepki gelişeceği limbik sistemin oluşturduğu kararla otonom sinir sistemimize iletilir ve kalbimizin, solunum sistemimizin, hormonlarımızın, sindirim sistemimizin çalışmaları düzenlenir. Burada amaç sağlıklılığın ve canlılığın devam ettirilmesidir. Örneğin gerçekten tehlike varsa bu durum karşısında önce kalbimiz çok atmaya başlar çünkü tehlikenin üstesinden gelecek gücümüz yoksa kaçmamız gerekmektedir. Kaçmamız için bacaklarımıza ihtiyaç duyarız bu nedenle kalbin pompaladığı kanın bacaklarımıza gidebilmesi için bacaklarımızın damarları genişleyecektir. Bu sırada nereye gideceğimizin kararını verecek olan beynimizin çalışmaya, dolayısı ile kana ihtiyacı vardır ve beyni besleyen damarlarımız da genişler. O sırada derimizde kan ihtiyacı yoktur ve deri damarları daralarak kan kalbe gönderilir. Yine tehlike anında sindirim işlemi ile uğraşacak durum yoktur ve sindirim sistemimizi oluşturan mide, bağırsak gibi yapıların damarları da daralır ve bu kan da kalbe döner ve kalbimiz bu kanların hepsini bizi tehlikeden uzaklaştıracak veya üstesinden gelecek organlarımıza gönderir. Tüm bu çalışmalar limbik sistemin kararları ile otonom sinir sistemimiz tarafından organize edilir.

    Yukarda ki durum limbik sistemimizin, dışarıdan gelen uyaranlara gövdenin vereceği tepkilerin önemli örneklerinden biridir.

    Güzel ve yumuşak bir müzik dinlediğimizde yine bedenimizde hissettiğimiz gevşeme ve huzur da limbik sistem tarafından organize edilen bir diğer örnek olabilir. Bu tepki örnekleri doğal ve fizyolojik olası durumlara aittir.

    Eğer kişi uzun süredir olumsuz uyaranlar ile karşı karşıya ise (İşyeri huzursuzluğu, aile içi huzursuzluklar vb.) veya birden yüksek şiddette stres uyaranına maruz kalırsa ( depremde kalmak, ciddi trafik kazası geçirmek, çok sevdiğimiz birinin beklenmedik ölümü vb.) limbik sistem uyarana karşı organların fonksiyonlarını düzenleyerek o uyarani beden için zararsız hale getirme görevini yapamaz hale gelebilir. İşte bu durumda basit uyaranlar veya düşünceler tehlike uyaranı gibi algılanmaya başlar ve otonom sinir sisteminin çalışmasındaki dengenin bozulması sonucu organ fonksiyonlarında bozulmalar ortaya çıkar.

    İrritabl kolon, kronik kabızlık, adet düzensizlikleri, tiroit problemleri, nedeni belli olmayan infertilite sorunları gibi sorunların nedenlerinden biri de limbik sistem disfonksiyonu (düzgün çalışmama) olabilir.

    Akupunktur, bozulmuş limbik sistem fonksiyonlarını düzenleyen bir tedavi yöntemi olarak tüp bebek veya aşılama yöntemi ile çocuk sahibi olmak isteyen anne adaylarının vücutlarını uygulamaya hazırlama tedavisinden , spastik kolon, kronik kabızlık, adet düzensizliği, baş ağrısı, obeziteye kadar bir çok strese bağlı ortaya çıkan psikosomatik hastalıkların tedavisinde öne çıkmaktadır.Sonuç olarak akupunktur limbik sitemin fonksiyonlarını düzenleyebilir. Bunun yanı sıra; kişi limbik sistemine zarar verecek olumsuz uyaranlardan olabildiğince uzak durmayı başarmalıdır.