Yazar: C8H

  • Bel ağrısına genel reaksiyonlar

    Bel ağrısı, sağlık uzmanlarının en sık gördüğü problemlerden biridir. Aslında, beş erişkinden dördü hayatlarının bir döneminde ciddi bir bel ağrısı olayı yaşayacaktır. Neyse ki bel ağrısı olan hastaların büyük çoğunluğu, 2–4 ay içinde, çoğunlukla da tedavi olmaksızın başarıyla rahatsızlıklarının üstesinden gelecek ve normal iş ve toplum yaşamlarına döneceklerdir.

    Ani gelişen bel ağrısına karşı duygusal tepkiler kesinlikle normaldir. Bu tepkiler, ağrının ne anlama geldiği, ne kadar uzun süreceği ve günlük yaşam aktivitelerini ne derece engelleyeceğine dair korku, huzursuzluk/gerginlik ve üzüntüyü içerir. Aslında ağrı, hem fiziksel ve hem de psikolojik faktörleri içine alan karmaşık bir deneyimdir.

    Gerçekten de, 1979’da, ağrı konusunda uzman büyük bir profesyonel organizasyon –Uluslararası Ağrı İnceleme Birliği-International Association for the Study of Pain– ağrının en yaygın şekilde kullanılan şu tanımını sunmuştur: “gerçek veya olası bir hasar ile ilişkili veya böyle bir hasara dayanarak tarif edilen hoş olmayan duysal ve duygusal deneyim.” Duygusal veya psikolojik yön, tüm ağrı deneyiminin ayrılmaz bir parçasıdır ve ağrıya neden olan aktiviteden uzak durmak normaldir. Ancak ağrıyla baş etmede etkin bir rol almak ve doktorun rehberlik ettiği aktivitelerde yer almak, iyileşmede anahtar adımlardır.

    Ani gelişen ağrının kontrolü (ağrının ilk 10 haftası içinde) ile birlikte, bel ağrısı ve onunla ilişkili stresin tedavisinde şu anda kabul edilmiş klinik prensipler bulunmaktadır. Bu prensiplere göre şu konular önemlidir:

    Hastaların bel ağrısı hakkındaki korkuları ve yanlış anlamalarını ele almak

    Ağrı ve beklenen sonuç için mantıklı bir açıklama sunmak

    Verilen basit egzersizler ve düzeyi gitgide arttırılan aktivite yoluyla, günlük yaşamın normal aktivitelerine devam etmesi/bunları tekrar yapabilmesi için hastayı güçlendirmek

    Bu, gerektiğinde semptomatik rahatlama için ağrı kesici ilaçlar, manual tedavi ve/veya fizik tedavi gibi tamamlayıcı tedavilerle ile desteklenmelidir.

    SORMAK İSTEDİĞİNİZ SORULAR

    Duygusal stresinizi en aza indirmek için, bel ağrınızla ilgili olarak sağlık uzmanınıza sorular sormanız önemlidir, böylece uzmanınızın ofisinden ayrılırken kuşkulu veya endişeli olmazsınız. Ağrınızı anlamak, endişenizi azaltmaya yardım edecektir. Şunu da unutmayın ki, ağrınız 2–4 aydan (birçok bel ağrısı probleminin normal iyileşme süresi olarak düşünülür) uzun sürerse durumunuz kronik hale gelebilir. Kronik ağrı, daha büyük psikolojik sıkıntılarla bile bağlantılı olabilir.

    Akut dönem boyunca, çaresizlik, stres ve sağlık uzmanınıza karşı öfke (ağrınız geçmediği için) duyguları oluşabilir. Bu üzüntüyü hafifletmeye yardım etmek için, sağlık uzmanınızın tüm önemli psikolojik ve fiziksel ihtiyaçlarınızla ilgilendiğinden emin olmaya ihtiyaç duyarsınız. Siz ve sağlık uzmanınız şunları sağlamalısınız:

    Ağrı belirtilerinizle ilgili düşüncelerinizi ifade etmelisiniz. Hastaların ciddi bir hastalık veya sakatlıktan korkması normaldir. Sağlık uzmanınızın, ciddi durumları bertaraf etmek için gerekli tıbbi değerlendirme ve gerekirse tıbbi testler yoluyla korkularınıza yöneldiğinden emin olun.

    Sağlık uzmanınızın bu değerlendirme ve testler sırasında neyi aradığını ve neyi bertaraf ettiğini tam olarak açıkladığından ve anlayabileceğiniz dilde sonuçlar alacağınızdan emin olun.

    Sağlık uzmanınız aktif kalmanızı önerirse, güvenli bir şekilde nasıl aktif kalabileceğinizi sizinle konuştuğundan emin olun.

    Ağrınızın neden olduğu herhangi bir fonksiyonel zorluğunuz (örn, eğilme, yük kaldırma vb.) konusunda sağlık uzmanınıza bilgi verin ve bu zorlukları yenmenin yollarını birlikte belirleyin. Sağlık uzmanınızın, normal iş aktivitelerinizi yaparken yaşadığınız problemlere de yönelmesini sağlayın.

    Teşhis ve hastalığınızın seyrine dair aldığınız bilginin anlayabileceğiniz şekilde olması gerekir. Bel ağrısının doğal gidişatını, ne gibi iyileşmeler beklenebileceğini ve durumun ne zaman iyileşmeye başlayabileceğini anladığınızdan emin olun.

    Herhangi bir öneri sunulduğunda, sizin veya sağlık uzmanınızın bu önerileri yazdığından emin olun, böylece uzmanınızın ofisinden çıktıktan sonra önerileri bir daha gözden geçirebilirsiniz.

    STRES VE AĞRI ARASINDAKİ İLİŞKİ

    Bu önerilerin tümü, birçok hastanın ağrıyla birlikte yaşadığı duygusal meseleleri ve stresi azaltmak amaçlıdır. Tedaviden ve yapılan açıklamalardan tatmin olmamışsanız, başka bir sağlık uzmanından ikinci bir fikir almayı düşünün. Endişe ve stres gerçekten de ağrı algınızı arttırabilir ve ağrıyla baş etme becerilerinizi azaltabilir.

    Ruh haliniz (örn, endişe düzeyiniz) ve fiziksel durumunuz (örn, ağrı) arasında dinamik bir ilişki olduğunu unutmamanız önemlidir. Ağrı, strese, stres de daha fazla ağrıya neden olur ve bu şekilde devam eder. Bu kısır döngü ne kadar uzun sürerse, duygusal acınız o kadar artma eğiliminde olacaktır. Bu döngünün kırılması çok zor olabilir.

    Duygusal olarak acı çekme, uykusuzluğa, çalışamamaya ve ne yapılabileceği konusunda sinirli ve çaresiz hissetmeye yol açabilir. Umutsuz hissedebilir ve tıbbi (cerrahi?) girişimler dâhil ne olursa olsun ağrıyı dindirmeye çalışabilirsiniz. Girişimsel yaklaşımlar bazı durumlar için (örn, fıtıklaşmış disk) yararlı olabilirse de ağrı ve stres erken bir noktada tedavi edilirse bu tür yaklaşımlardan uzak durulabilir.

    BEL AĞRISI İÇİN PSİKOLOJİK MÜDAHALE

    Eğitim ve sağlık uzmanınızdan gelen güvence, stres ve endişenizin büyük bölümünü önlemede veya sizi rahatlamada çok yararlı olur. Durumunuz ve tedaviniz konusunda etkili olmaya da gerek duyarsınız. Doğal olarak meydana gelen bu endişe ve stres duyuları, muhakemenizi bulandırabilir. Amacınız, kronik ağrı döngüsüne girmekten kaçınmaktır. Ağrının geçici olduğuna dair sağlık uzmanınızın verdiği güvence, aklınızın devamlı ağrı ile meşgul olmasından kaçınmanızda ve belirtilerle ilgili gereksiz üzüntüyü önlemede size çok yardımcı olur.

    Neyse ki, ağrı ve endişeyi tedavi etmede başarıla kullanılan çok sayıda psikolojik tedavi vardır. Bunlar, stres yönetimi, gevşeme eğitimi, biofeedback, hipnoz ve bilişsel davranışsal tedavidir (çaresizlik ve ümitsizlik hislerini azaltmak için kullanılan bir yöntem). Uyku problemleri, endişe ve depresyon konusunda yardımcı olacak ilaçlar da mevcuttur. Tıbbi bakımınızla bütünleşik kapsamlı ağrı yönetimi programları da kesinlikle çok yararlı olabilir.

    Sağlık uzmanınız, gerekli olduğu düşünülürse sizi psikoloji yönetimi programına yönlendirebilir. Bu tip bir programa katılmak, “her şeyin kafanızda” olduğu anlamına gelmez, size ağrıyla baş etme yöntemini öğretmek anlamına gelir. Ağrının, fiziksel ve psikolojik faktörlerin yakın etkileşimini içeren bir deneyim olduğunu hatırlayın! Ancak ağrınızı yönetmeye ve üstesinden gelmeye siz ve sağlık uzmanınız ikiniz birlikte yardımcı olabilirsiniz.

  • Baş ağrıları, türleri ve sebepleri

    Aramızdan %90 kişide izlenir

    ANCAK TÜM BAŞAĞRILARI AYNI DEĞİLDİR
    •Hafif yada dayanılmaz ağrılar olabilir
    •Ayda bir ya da günde defalarca görülebilir
    •Başın tek tarafını yada iki tarafını etkileyebilir
    •Bir saat ya da günlece sürebilir

    Ve başağrıları farklı olduğu gibi onlardan kurtulmak için izlenecek metodlarda değişir.

    NEDEN BAŞAĞRILARI HAKKINDA BİLGİ SAHİBİ OLMALIYIM?

    Çünki onlarla yaşamak istemezsiniz!

    BUNLARI ÖĞRENEBİLİRSİNİZ:

    •Yaşadınız başağrılarının tiplerini
    •Başağrısını azaltmanın ya da korunmanın yollarını
    •Başağrıları için ne zaman tıbbi yardım almanız gerektiğini

    Nadiren başağrısıda çekseniz yada hergün başağrısı ile yaşasanız, onunla baş etmenin yollarını öğrenebilirsiniz.

    BAŞ AĞRISINA NELER YOL AÇAR?

    Bu konuda araştırmalar süratle devam etmektedir.

    MUHTEMEL SEBEPLER

    •Kimyasal düzensizlikler, sinirlerde ve beyin içi ve çevresindeki damarlardaki hastalıklar
    •Genetik faktörler- Mesela migren ağrılarında ailesel geçiş iyi bilinmekyedir

    AĞRI TETİKLEYİCİLER

    Ağrıya neden olmazlar. Ancak hazırlayıcı faktörleri aktive ederler.
    •Stres
    •Depresyon
    •Belirli yemekler ve katkı maddeleri
    •Açlık veya düşük kan şekeri
    •Alkol ve kafein
    •Uyku düzeninde değişiklik
    •Hormonal değişiklikler
    •Hava durumundaki değişimler
    •Havada polenler
    •Parlak ışık
    •Aşırı gürültü

    GERİLİM TİPİ BAŞAĞRISI

    En sıktır.

    SEMPTOMLAR

    •Sıkı bir kep yada kafa bandı takıyormuş

    hissi uyandıran ağrı
    •Başın her iki tarafında ağrı
    •Omuzlarda yada boyunda ağrı

    SEBEPLER

    Tam anlaşılamamıştır. Muhtemel sebepler:
    •Boyun, omuzlar ve başta sıkı adaleler
    •Beyin kimyasallarında düzensizlik

    TETİKLEYİCİLER
    •Fiziksel stres
    •Ruhsal stres, ara vermeden bir konu üzerinde uzun süre konsantre olma
    •Duygusal stres, depresyon, anksiete gibi

    MİGREN BAŞAĞRISI

    Sıklıkla başın sadece bir tarafında olur.

    Hafif yada şiddetli olabilir.

    Sıklıkla kadınlar etkilenir.

    SEMPTOMLAR

    •Orta-ağır zonklayıcı ağrı
    •Bulantı, kusma
    •Dudaklarda ve yüzde çekilmeler
    •Işık ve sese duyarlılık

    Bazı migren hastaları başağrısı başlamadan önce ışık parlamaları, zigzag çizgiler ve kör noktalar görebilir.

    SEBEPLER

    -Gerilim tipi başağrısı gibi nedenleri tam olarak anlaşılamamıştır. Beyin kimyasallarının aktivitesinde, sinir sistemi ve kan damarlarındaki değişikler bu ağrılara yol açabilir. Ailesel kalıtımda söz konusudur.

    TETİKLEYİCİLER

    •Adet dönemi, hamilelik veya menapoz sırasındaki hormonal değişiklikler
    •Stres
    •Fındık,peynir, kırmızı şarap ve çikolata gibi belirli yemekler ve içecekler
    •Hava durumundaki değişiklikler
    •Çok fazla ya da çok az uyuma

    CLUSTER BAŞAĞRISI

    Nadir görülmekle birlikte en şiddetli başağrısı tipi olarak kabul edilir.

    Sıklıkla erkekler etkilenir.

    SEMPTOMLAR

    •Genellikle göz yanında tek tarafta oldukça şiddetli ağrı
    •Etkilenen tarafta göz yaşarması ve burun akması

    Bu tip başağrısı haftalar veya aylar boyunca gün içinde defalarca tekrarlayabilir. Sonra aylar hatta yıllar boyu kaybolabilir.

    SEBEPLER

    •Bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar beynin vücut ısısı, uyku ve iştahı düzenleyen bölümünde fonksiyon bozukluğu neticesinde görüldüğünü düşünürler.

    TETİKLEYİCİLER

    •Mevsim değişiklikleri
    •Aşırı sigara içimi
    •Alkol alımı
    •Uyku düzeninde bozulma

    BAZI BAŞAĞRILARI BİR HASTALIK VEYA YARALANMANIN UYARICI SİNYALLERİ OLABİLİR

    •Gözler, kulaklar, dişler veya çenenin hastalıkları
    •Sinüs enfeksiyonu
    •Alerjiler
    •Temporal arterit- başın yan tarafındaki arterleri etkileyen ve sıklıkla 55 yaş üzerinde izlenen bir hastalık.
    •Beyin tümörü
    •İnme
    •Anevrizma (Baloncuk)
    •Beyin absesi (enfeksiyon)
    •Menenjit ( Beyin ve omuriliği saran zarların enflamasyonu)
    •Başa şiddetli bir darbe gelmesi

    BAŞAĞRIM İÇİN NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALIYIM?

    Eğer başağrılarınız evde veya iste rutin aktivitelerinizi yapmanıza engel oluyorsa, eğer mevcut ağrının şimdiye kadar yaşadığınız en şiddetli ağrı olduğunu düşünüyorsanız mutlaka bir sağlık uzmanına başvurun.

    AŞAĞIDAKİLER VARSA ACİL TIBBİ YARDIM ARAYIN

    •Ani ve çok şiddetli gelişen ağrı
    •Eşlik eden görmede bozulma, konfüzyon, şuur kaybı, uyuşma veya benzer değişiklikler eşlik ediyor ise
    •Gece sizi uykudan uyandırıyor ise
    •Daha sık ve şiddetli olmaya başladı ise
    •Başa bir darbe sonrası başladı ise
    •Ateş ve ense sertliği ile birlikte ise ve/veya boğaz veya solunum yolu enfeksiyonunu takip ediyor ise
    •Eşlik eden nöbetler var ise
    •Çocuklar veya yaşlılarda görülüyorsa
    •Tavsiye edilen dozlarda verilen ilaç tedavisine yanıt vermiyorsa
    •Bir göz veya kulak gibi özellikle hep aynı alanı etkiliyorsa

    TANI KONMASI

    Başağrılarınız için tıbbi yardım istediğinizde:

    Size sorular sorulacaktır

    •Tıbbi özgeçmiş ve kullandığınız tüm ilaçlar
    •Aile öyküsü
    •Alkol, nikotin, kafein kullanımı
    •Diet ve uyku alışkanlıkları

    Ayrıca başağrınız ile ilgili sorularda sorulacaktır- Ne zamandır bu ağrıları çekiyorsunuz, ağrıyı azaltan ya da arttıran olaylar, vb.

    BAZI TESTLERE İHTİYACINIZ OLABİLİR

    Fizik muayenenize ilaveten doktorunuz:
    •Reflekslerinizi, adale gücünüzü, koordinasyon durumunuzu kontrol edebilir
    •Gergin eklemlerinizi kontrol edebilir
    •Kan testleri, beyin tomografisi, MR yada başka testler isteyebilir.

    TEDAVİ BAŞAĞRISININ GİDERİLMESİNE YARDIMCI OLABİLİR

    -Ve yeni başağrılarının oluşumunu önleyebilir. Aşağıdakiler tek başına ya da kombine şekilde verilebilir.

    İLAÇ TEDAVİSİ

    Reçete düzenlenebilir

    BESLENMEDE DEĞİŞİKLİKLER

    Önerilebilir:
    •Şarap ve diğer alkollü içecekler, kafeinli içecekler, peynir, vb. belirli gıdalar ve içecekleri daha az tüketin
    •Yemeklerinizi her gün aynı saatte yemeye özen gösterin.

    RAHATLAMA TEKNİKLERİ

    Tavsiye edilebilir:
    •Nefes alama egzersizleri
    •Rahatlatıcı bir görüntüyü hayal etme

    EGZERSİZ

    Başağrısını provake eden stresi azaltmaya yardımcı olur.

    PROFESYONEL DESTEK

    Stresli durumlar ile mücadele etmenize yardımcı olur.

    SİGARAYI BIRAKMA

    Başağrısının azaltmanın yanında başka sağlık sorunlarınında önüne geçilir.

    FİZİK TEDAVİ

    Akupunktur, masaj bazı hastalarda yardımcı olabilir.

    KENDİNİZE YARDIM ETMEK İÇİN NE YAPABİLİRSİNİZ

    Eğer başağrısı için tedavi ediliyor iseniz şunlar sizin için önemlidir:

    TEDAVİ PLANININIZI TAKİP EDİN

    Doktorunuzun önerdiği şekilde ilaçlarınızı alın. Size önerilenleri uygulayın

    GERÇEKÇİ OLUN

    Hiç kimse size hayatınızın sonuna kadar başağrısı çekmeyeceğinizi garanti edemez. Ancak, tekrarlayan başağrılarının döngüsünü kırabilir ve ağrı geldiğinde onunla baş etmeyi öğrenebilirsiniz.

    SABIRLI OLUN

    Doğru ilaç kombinasyonunu bulmak özellikle birden fazla tip başağrısı çekiyorsanız zaman alabilir.

    Eğer nadiren hafif düzeyde başağrısı çekiyor iseniz:

    AĞRI KESİCİ ALIN

    Aspirin, asetominifen, ibuprofen gibi ağrı kesiciler güvenli, etkili şekilde ağrıları azaltabilir. Ancak bu ilaçların sık kullanımı bazı hastalarda başağrısına yol açabilir.

    SICAK VEYA SOĞUK TEDAVİLER KULLANIN

    •Sıcak, tercihen nemli bir havluyu kafanızın arkasına koyun. Veya alına soğuk havlu koyun. Gerilim tipi başağrıları için sıcak yada soğuk bir banyo iyi gelebilir.
    •Soğuk uygulama migren ağrılarına iyi gelebilir.

    EGZERSİZ YAPIN

    Eğer masabaşı işi yapıyor iseniz ara vererek:
    •Baş ve boyun adalelerini rahatlatmak için başınızı bir yandan bir yana yavaşça döndürün.
    •Omzunuzu çevirerek gevşetin.
    •Ayağı kalkın ve dolaşın.

    UNUTMAYIN- Eğer başağrılarınız şiddetlenir ya da devamlı hale gelirse mutlaka doktora başvurun.

    SONUÇ OLARAK-

    – BASAMAKLARI UYGULAYIN

    Başağrısından korunmak yada olan ağrıyı gidermek için

    – TIBBİ YARDIM ALIN

    Ciddi ve tekrarlayan ağrılar için

    – ASLA PES ETMEYİN

    Başağrısı ile mücadele etmenin birden fazla yolu vardır, unutmayın.

  • Ağrıyı anlamak

    Ağrı vücudunuzun alarm sistemidir. Vücudunuzun bir kısmında yaralanma durumu gibi bir şeylerin yanlış gittiğini söyler. Ağrı aynı zamanda nasıl davranmanız gerektiği konusunda da sizi uyarır. Mesela, sıcak bir tencereye dokunursanız beyninizden gelen ağrı sinyalleri elinizi hemen geri çekmenizi sağlar. Bu ağrı sizi korumaya yardımcı olur.

    Genel olarak ağrı 2 kategoride incelenir.

    Akut Ağrı- Akut ağrı doku hasarına fiziksel duyarlılığa bağlı geçici bir ağrıdır. Birkaç saniyeden birkaç aya kadar sürebilir fakat genellikle normal doku iyileşmesinden sonra düzelir.Yaralanma, yanma, kırık oluşumu, adelelerin aşırı kullanımı, tıbbi prosedür yada cerrahi gibi belirli bir neden sonrası oluşur.

    Kronik Ağrı-Normal iyileşme sürecinin dolmasına rağmen devam eden ağrıdır. Birkaç aydan yıllara kadar sürebilir. Hafif ya da sakat bırakacak kadar ağır olabilir. Artrit veya şeker hastalığı gibi hastalıklara bağlı olabilir veya travma, cerrahi ya da amputasyon sonrası gelişebilir. Bazı kronik ağrıların sebebi belirsizdir ve sinir liflerinin hasarı ya da yaralanması sonucu görülebilir. Sinirler bazen devam eden doku hasarı olmamasına rağmen ağrı sinyalleri göndermeye devam ederler.

    Halihazırda kronik ağrınız olabilir ve şu anda akut ağrı deneyimi yaşıyor olabilirsiniz. Doktorunuz mevcut ağrının yeni bir ağrı mı (akut) yoksa kronik ağrınızın devamı olup olmadığını anlamak için size bir takım sorular soracaktır.

    Ağrı Hakkında Konuşmak

    Doktorunuz size ağrınız hakkında sorular soracaktır. Ağrınızı doğru anlatmak doktorunuzun ağrı tipini anlaması, bir tanı koyması ve bir tedavi planı belirlemesine yardımcı olacaktır. Şu sorulara doğru cevaplar vererek yardımcı olabilirsiniz:

    Ağrınız nerede?

    Ne zamandır ağrınız var?

    Ağrı devamlı mı yoksa gelip geçicimi?

    Ağrı ne kadar sürüyor?

    Ağrınızı daha iyi ne yapıyor?

    Ağrınızı daha kötü ne yapıyor?

    Ağrınızın şiddeti ne?

    Doktorunuza son ziyaretinizden sonra ağrınız değişti mi?

    Ağrınız için ne tür ilaçlar yada girişimler uygulandı? Ne kadar etki oldular?

    Ağrıyı ölçmek için farklı metodlar vardır. Bir yol basitçe ağrınızı tarif etmenizin istenmesidir. Yanıcı, batıcı, sızlatıcı, zonklayıcı, keskin, künt ya da darbe şeklinde gibi kelimeleri tarif etmek için kullanın.

    Ağrıyı tarif etmenin diğer bir yolu bir ağrı ölçeğinin kullanılmasıdır. Size ağrınıza 0 ile 10 arası bir puan vermeniz istenecektir. 0 hiç ağrınız yok, 10 ise olabilecek en yoğun, en şiddetli ağrıyı temsil eder.

    Ağrınız ile Baş etmek

    Doktorunuz sizden aldığı bilgiler ile bir tedavi planı belirleyecektir. Verilen tedavi sonrası ağrınızdaki değişimleri bildirmeniz büyük önem arz etmektir. Bazen doktorunuz ilaçlar ile ağrınızı kontrol altına alamayabilir. Ağrınızla baş etmek adına yeni bir tedavi planı oluşturulana kadar pek çok şey yapabilirsiniz. Aşağıdaki öneriler ağrınızı azaltmak ve tedavinizin etkisini arttırmaya yardımcı olabilir:

    Derin Nefes Alma- Derin nefes alma tüm vücudunuzu rahatlatmanın çok basit bir yoludur. Burnunuzdan 4-5 kez yavaş ve derinden nefes alın ve nefesinizi birkaç saniye tutun. Dudaklarınızı sanki ıslık çalacakmış gibi büzün. Ağzınızdan yavaşça nefesinizi verin. Nefes verme süresinin alma süresinin en az 2 katı uzun sürmesine dikkat edin. Rahatladığınızı hissedene kadar devam edin.

    Görsel Düşünme- Kendinizi güzel bir denizin kumsalı gibi sizin için anlamı olan özel bir yerde hayal etmek ağrınızı düşünmenize engel olabilir. Gözlerinizi kapatın, derin nefes alın ve kendinizi tam olarak istediğiniz yerde düşünün.

    Dua etmek veya meditasyon- Dua etmek yada meditasyon yalnız olmadığınızı hissetmenizi sağlar

    Yumuşak müzik dinlemek

    Tv de eğlence programları seyretmek

    Okumak

    Arkadaşları ve aileyi ziyaret etmek

    Sonuç

    Doktorunuz ile ağrınız hakkında düzgün bir iletişim kurarsanız tedaviniz için sizde çok önemli bir rol üstlenmiş olursunuz. Sizin verdiğiniz bilgiler ağrınızın tanısının konması ve tedavisinde yardımcı olacaktır.

  • Omurilik daralmaları ve kaymaları

    Tıpta “Spinal stenoz” olarak bilinen omurilik kanalında daralma ; doğuştan ya da sonradan olma nedenlerle omurilik kanalının ve/veya omurilikten çıkan sinirlerin geçtiği sinir kanallarının daralmasıdır.

    Spinal stenoz boyun ve bel omurgasında görülür. Boyun bölgesindeki Spinal stenoz servikal miyelopati olarak adlandırılır. Bu sebeple Spinal stenoz den bahsedilince genellikle bel bölgesindeki stenoz anlaşılır.

    Spinal stenoz bel ve bacaklarda ağrıya yolaçan sık rastlanan bir hastalıktır.

    SPİNAL STENOZUN SEBEPLERİi:

    Yaş : Yaş ilerledikçe omurgadaki kemikleri birbirine bağlayan bağlar kalınlaşır, yine yaşlanmaya bağlı olarak osteofitler oluşur ve omurilik kanalını daraltır. Diskteki yozlaşma sonucu disk yüksekliği azalır ve disk genişleyerek kanalı daraltır. Faset eklemlerdeki yaşlanma ve kireçlenmeye bağlı yozlaşmalar omurilik kanalını ve sinir kanalını daraltarak Spinal stenoz belirtilerine yolaçar.

    Kalıtım : Omurilik kanalı doğuştan dar olanlarda çok daha erken yaşlarda Spinal stenoz belirtileri görülebilir. – Geçirilmiş omurga ameliyatları ve travmaları daha sonra yıpranma ve yozlaşmalara sebep olarak omurilik kanalını daraltabilir.

    Bel omurlarındaki kan akımı değişiklikleri.

    SPİNAL STENOZUN BELİRTİLERİ:

    Hareketle artan, dinlenmekle azalan ağrı, ağrı öne doğru eğilmekle kısmen azalır, geriye doğru kaykılmakla artar. Hasta yokuş ya da merdiven inerken daha çok rahatsız olur.

    Bacaklarda uyuşma, karıncalanma, üşüme, sıcak hissetme, güçsüzlük, yorgunluk.

    Beceriksizlik, sık düşme, yürürken ayakucunun takılması.

    Spinal stenozun kesin teşhisi için MR ve TOMOGRAFİ gibi ileri tetkik metodları gereklidir.

    SPİNAL STENOZUN TEDAVİSİ.:

    Spinal stenoz tedavisi zor bir hastalıktır.

    Lomber fleksiyon egzersizleri spinal kanalın çapını kısmen genişletir.

    Anti-romatizmal ilaçlar

    Kilo verilmesi

    İstirahat

    Fizik tedavi

    Epidural steroid uygulamaları

    Cerrahi : Spinal stenoz hastaların çoğunda cerrahi dışı tedaviler sonuç vermez. İyi seçilmiş hastalarda cerrahi müdahale sinirlere olan baskıyı ortadan kaldırarak hastanın normal bir hayat sürmesine yardımcı olur.

    Omurga Kayması

    Bir omurganın diğeri üstünde öne doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan omurilik kanalının daralması olayıdır. Seneler içinde artan, hareketle değişen bel ağrısı ve zamanla ayaklara da vuran ağrıyla seyreder. İleri aşamalarda , öne eğik yürüyen, ayaklarda kuvvetsizlik mevcut olan ve günlük kapasitesi tam olarak kısıtlanan bir hastayla karşı karşıya kalınır.

    Başlıca 3 tipi vardır:

    Doğuştan olan tipi, orta yaşlarda kilo artışıyla bulgu verir.

    Edinsel olan tipi disk dokusunun seneler içinde erimesiyle ilgilidir.

    Ameliyat sonrası tipi, omurga ameliyatları sonrası ortaya çıkar.

    Tedavide I. derecede kilo vermek, egzersiz ve ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Ancak rahatlamayan hastalarda cerrahi tedavi uygulanır. II. dereceden itibaren mutlaka ameliyat gerektirir. Geciken vakalarda ameliyat ve ameliyat sonrası zorlaşır ve kalıcı sakatlıklar ortaya çıkar.

    CERRAHİSİ.:

    Cerrahi de halkın arasında platin ameliyatı olarak bilinen, iki omurganın titanyum vidalar ve çubuklarla birbirine sabitlenmesi ameliyatı yapılır. Aynı zamanda interbody füzyon denen omurgalar arası kıkırdak alınıp yerine konan cage lerle de bu sabitleme yapılabilir. Hasta birkaç hafta içinde tam kapasiteyle eski gücüne kavuşur.

  • Beyin tümörlerinde tedavi

    Tedavi seçimini etkileyen birçok faktör vardır. Bunlar tipi, yerleşim yeri, büyüklüğü ve hastanın durumudur. Çocuklar ve erişkinlerdeki seçenekler birbirinden farklıdır. Her hasta için ona özgü bir tedavi planı seçilir.

    Beyin tümörleri cerrahi, radyasyon ve ilaçla tedavi edilebilirler. Hastanın ihtiyaçlarına göre birçok yöntem bir arada kullanılabilir. Hastanın tedavisi genellikle bir ekip tarafından yürütülür. Bu ekipte beyin cerrahı, tıbbi onkolog ve radyasyon onkoloğu bulunur. Bunların yanı sıra fizik tedavi uzmanı ve konuşma terapisti de ekibe katılabilir.

    Birçok beyin tümöründe cerrahi ilk tedavi seçeneğidir. Mümkünse cerrah tümörün tamamını çıkartır. Ancak eğer etraf sağlam dokuya zarar vermeden tümörün tamamı çıkartılamıyorsa doktor tümörün mümkün olan kısmını çıkartır. Kısmi çıkarma kafa içi basıncını azaltacağı için hastanın şikâyetlerinin azalmasına ve radyasyon veya ilaçla hedeflenecek tümör dokusunun azalmasına yardımcı olur.

    Bazı vakalarda tümör çıkartılamaz. Böyle durumlarda cerrah sadece biyopsi yapar ve tümörün küçük bir kısmını çıkartır. Çıkan kısım patolojiye yollanır ve mikroskop altında incelenerek kesin tipi öğrenilir. Bu tedavinin şekillendirilmesinde önemli bir bilgi kaynağıdır. Biyopsi açık cerrahi ile yapılabildiği gibi genel durumu buna izin vermeyen hastalarda özel sistemler kullanılarak bir iğneyle de yapılabilir. Doktor hastanın başına özel bir çerçeve (Frame) takarak MR ve/veya BT görüntüleri alır. Bu şekilde tümör dokusunun kafa içindeki kesin yerleşim yeri koordinatları ile belirlenir. Bu bilgilerle kafa tasına küçük bir delik açılarak biyopsi iğnesi doğrudan tümöre hedeflenir ve biyopsi alınır. Bu tekniğe “stereotaksi” denilir.

    Radyasyon tedavisi (radyoterapi) çeşitli şekillerde uygulanabilir. Radyasyonun tüm kafaya büyük bir makine aracılığı ile verildiği yöntemde hastalar haftanın 5 gününde birkaç hafta süreyle ışınlanır. Tedavinin süresi tümörün tipine ve boyutuna göre belirlenir. Tedavinin bu şekilde parça parça yapılmasındaki amaç normal dokuların göreceği zararı azaltmaktır. Radyasyon özel maddelerin cerrahi ile doğrudan tümör içine konulması yolu ile de uygulanabilir. Konulan maddenin radyoaktif özelliklerine göre ya kısa süreli uygulama yapılır ya da madde kalıcı olarak beyinde bırakılır.

    Stereotaktik radyocerrahi tedavideki diğer bir seçenektir. Tedavi tek seansta yapılır. Bir çok açıdan yüksek doz radyasyon sadece tümör dokusuna yönlendirilir. Bu şekilde normal beyin dokusuna zarar verilmez. Bu yönteme “GAMMA KNIFE RADYOCERRAHİSİ” denilir. Daha kısa sürede daha etkili, daha doğru bir tedavi yöntemi sağlar. Bu yöntemde tümör boyutlarının üç santimetreden küçük olması gerekmektedir.

    Kemoterapi kanser hücrelerini öldürmek için ilaç kullanılmasıdır. Tek bir ilaçla veya birçok ilacın çeşitli dozlarda birleşimi ile uygulanabilir. Tedavi ağızdan veya damardan olabileceği gibi doğrudan omurga içindeki beyin omurilik sıvısına verilerek de yapılabilir.

    Bu tedavi şekillerinden birisi ile tedavisi yapılan hastalar, süresi doktorlar tarafından belirlenen ve ilk başlarda daha sık; sonra araları açılan kontrollere gelirler. Kontroller sırasında BT veya MR görüntüleri ile tümördeki değişimler takip edilir, hastaların tam bir muayenesi yapılır. Gerek görülürse ilaç tedavileri düzenlenir.

  • Beyin tümörleri tipleri

    Vücut çok çeşitli, ayrı ayrı görevleri olan hücrelerden yapılmıştır. Bu hücrelerin çok büyük bir kısmı hayatımız boyunca büyür ve ölürler. Ölenlerin yerine diğer hücrelerin bölünmesi ile yenileri gelir. Bu şekilde vücudun sağlıklı kalması ve görevlerini doğru şekilde yapması sağlanır. Hücrelerin yenilenirken bölünmeleri milyonlarca yıllık evrim sonucunda çok sıkı kurallara bağlanmıştır ve çoğu zaman bir insanın hayatı boyunca sorunsuzca işlemektedir. Ancak hastalıklar, kalıtımsal etkenler ve vücudun çevreden maruz kaldığı etkenler sonucunda hücrelerin doğru fonksiyon görmesi bozulur ve hücreler büyüme kontrolünü kaybederek çok sık, hızlı ve olması gerekenden fazla sayıda bölünmeye başlarlar. Bu bozuk hücreler tümör denilen yanlış çalışan hücre topluluklarını oluştururlar. Aynı durum beyin ve sinir sisteminin diğer hücreleri içinde geçerlidir. Her yıl yaklaşık 16.000 insanda beyin tümörü saptanmaktadır.

    Tümörler iyi huylu (benign) ve kötü huylu (malign) olarak iki ana guruba ayrılırlar. İyi huylu tümörler kanser hücreleri içermeyen gruptur. Genellikle çıkartılabilirler, tekrarlamazlar ve etraftaki normal çalışan dokulara yayılıp onların fonksiyonlarını bozmazlar. İyi huylu beyin tümörlerinin iyi sınırları vardır ve cerrahi ile çıkartılabilirler. Ancak beyin içindeki diğer normal dokulara bası yaparak onların normal çalışmasını engelleyebilirler.

    Kötü huylu beyin tümörleri kanser hücreleri içermektedir. Hayatı tehdit ederler. Hızlı büyürler ve etraf normal dokulara yayılarak onların fonksiyon görmesini de engellerler. Genellikle tıpkı ağaçlar gibi etrafa kök salarak beslenmeleri için gerekli olan maddeleri sağlıklı beyin dokusundan çalarak ayakta kalırlar.

    Santral sinir sitemi, özellikle de beyin çok sıkı korunan kapalı bir kutunun (kafatası) içinde olduğundan basınç değişikliklerine çok hassastır. Bu nedenle bazı iyi huylu tümörler de kanser hücresi içermemelerine rağmen önemli yapılara baskı yaparak hayati tehlikeye neden olabilirler.

    Beyin dokusundan kaynaklanan tümörlere birincil (primer) beyin tümörü denilir. İkincil (sekonder) beyin tümörü ise beyin dışı bir kanserin beyne yayılması ile oluşur. Beyin tümörleri kaynak aldıkları dokunun tipine göre adlandırılırlar. En sık görülen birincil beyin tümörü gliomlardır. Bunlar beynin sinir dışı destek hücrelerinden kaynaklanır.

  • Boyun fıtığında mikrocerrahi teknikler

    Uygulanan konservatif tedavi ( İstirahat,ilaç td vs) şikayetleri gidermediyse boyun omurilik sinirlerindeki sinirler üzerindeki baskıyı kaldırmak ve olası nörolojik komplikasyonları (kas güçsüzlüğü, yürüyememe, idrarını yada gaitasını tutamama, iktidarsızlık gibi) önlemek amacıyla cerrahi tedavi düşünülür.

    Günümüz modern araştırma teknikleri ( MRI CT gibi), yine günümüz modern cerrahi teknikleri ( mikrocerrahi gibi) artık boyun fıtığını kader olmaktan çıkarmış hasta konforunu üst seviyeye taşımış, iyileşme periodunu çok kısaltmıştır.

    Yalnız boyun fıtıkları değil boyunda kaymalar, darlıklar çeşitli enstrumasyonlar ile sıfır hata ile onarılmaktadır. Hasta aynı gün yada bir gün sonra yürüyüp taburcu olmakta ve işin ağırlığına göre 3 gün yada bir haftada işinin başında olmaktadır.

  • Boyun fıtığı nedenleri

    Trafik kazaları, travma geçirenler, şoförlük, bankacılık gibi mesleklerde çalışanlar.

    Stres

    Boyunun yanlış hareketleri ve yanlış pozisyonları,

    Emosyonel gerginlik, boyun kaslarında zayıflık,

    Yaşlanmaya bağlı
    kemik yapısındaki dejeneratif değişiklikler.

    Boyun kireçlenmesi

    Sık görülen bazı iltihaplı romatizmal ağrılar
    (Ankilozan Spondilit, Romatoid artrit) -Fibromiyalji

    Yanlış duruş, psikolojik stres, soğuğa maruz kalmak, yorgunluk

    Uzun süreli bilgisayar – daktilo kullananlar, sürekli tek noktaya odaklaştıkları için boyun kaslarının yeterince hareket etmemesi sonucu ağrı çekerler.

    Ev işleri, dikiş nakış, temizlik, perde asma, silme gibi bunlar son derece boyun ağrılarını arttıran faktörlerdir.Bu yüzden kadınlarda boyun ağrılarının görülme sıklığı fazladır.

    Nasıl önlem alınmalı;

    Boyun duruşunun (postür) düzgün olması ve boyun-sırt bölgesinin güçlendirilmesi,
    boyunda travmadan ve tekrarlayıcı stresten kaçınma, düzgün beslenme ve fiziksel
    aktivite yapma, sigarayı bırakmak, iş yerinde ergonomik düzenlemeler yapmak gereklidir

  • Boyun ağrıları ve boyun fıtığı nedenleri

    Yaşamının bir döneminde boyun ağrısından yakınmayan insan oldukça azdır. Boyun ağrıları, boyun omurgasını oluşturan kemiklerin, eklemlerin, omurların arasında yer alan disklerin ve omurga etrafındaki kas ve bağların bozukluğu sonucu oluşur.
    Boyun ağrısına yol açan hastalıklarda ağrı bazı olgularda sadece ensededir. Bazı olgularda ise enseden başa, sırta, kollara ve hatta göğüse doğru yayılabilir. Sıklıkla hastanın boyun hareketlerinde kısıtlılık oluşur. Kola ve ele yayılan uyuşmalar, ellerde güçsüzlük hissi, baş dönmesi, sersemlik hissi sık dile getirilen yakınmalardır. Boyun ağrısı bazen kişinin günlük yaşam aktivitelerini etkileyerek yaşam kalitesini bozabilir.

    Boyun Ağrılarının Nedenleri:

    Boyun fıtığı ve boyunda kaymalar en ciddi nedenidir.Disk dejenerasyonu, boyun omurgasında artroz (kireçlenme), miyofasyal ağrı sendromları, mikrotravmalar en sık nedenlerdir. Tümörler oldukça nadirdir.

    Tekrarlayan aktivitelerde bulunma kötü pozisyon ve psikolojik stres ile birleşince “aşırı kullanmaya bağlı zedelenme” tablosunu ortaya çıkarır. Uzun süre başın öne eğilerek veya aşırı yukarı kaldırılarak çalışılması kas yorgunluğu ve kas kaslmasına yol açarak boyun ve sırt ağrısına neden olur. Çalışma koşulları ve bilgisayar kullanımının artması nedeniyle sık karşılaşılmaktadır.

    Boyun Fıtığı:

    Boyun fıtığı, boyun omurlarının arasındaki kıkırdağın, omurilik kanalına doğru yer değiştirmesi, çıkması sonucu, kola gelen sinirlere ve omuriliğe baskı yapması ile oluşan hastalığa denir.

    Belde olduğu gibi boyunda da fıtık olabilir. Omurları birbirinden ayıran diskler yarı eklem sayılırlar. Disk ortasında jel kıvamında bir madde ve bunun çevreleyen yastıkçıklardan oluşur. Bu yastıkçıklardan daha dışta olanlar içtekilere göre serttirler. Yaşın ilerlemesi ve travmaya maruz kalma durumlarında bu yastıkçıklar yıpranmaya başlar. Dıştaki tabaka giderek incelir, ani yapılan ters bir hareket sonrasında yırtılır.

    İçteki jel kıvamındaki madde bu yırtıklardan dışarı doğru kayarak, omurilikten çıkıp kolumuza giderek o bölgelere hareket emri veren veya o bölgelerin duyusunu algılamanızı sağlayan sinirimize baskı yapar. Böylece boyun-kol ağrısı ve o kolumuzda uyuşma, karıncalanma, bazen de güçsüzlük hissederiz. İşte bu en önemli semptomdur ve gecikmeden cerrahi tedaviyi gerektirir.

  • Bel fıtığı ve anatomisi

    – Omurgada boyun, sırt ve bel bölgesinde üç adet doğal eğrilik (kavis) vardır.
    – Bu eğrilikler sayesinde omurgamız üstüne düşen yük miktarını en aza indirir ve esnek bir biçimde hareket edebilir.
    – Omurga, omuriliği ve sinirleri korur; vücudumuzun hareketini sağlar.
    – Omurlar birbirlerine “disk” dediğimiz yastıkçıklar ile yaslanmışlardır.
    – Diskler aslında omurların birbirine sürtünmesini engelleyen jöle kıvamında amortisörlerdir
    – Disklerin görevi yürüme, oturma, yük kaldırma sırasında oluşan sarsıntıları emmek, omurların üzerine düşen yükü eşit olarak azaltarak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyelere iletmektir.

    -Her disk iki bölümden oluşur: sağlam liflerle örülmüş dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölüm.
    – Sağlam dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölümü korur ve esnek hareketi sağlar.
    -Omurga bu oluşumlar dışında bağlar ve kaslar tarafından desteklenir. Bağlar, diskleri ve omurları yerinde tutan sağlam şeritlerdir.
    – Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve sağlamlılık kazandırır.
    -Omurilik beyinimizin verdiği emirleri vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından sorumludur.
    – Omurilik üst bel bölgesinde sonlanarak bacak kaslarına, idrar kesesine, cinsel organlara giden sinir dalları verir. Bu sinirler bacağın hareketini, hissini, idrar çıkarma, dışkılama ve cinsel fonksiyonu sağlar.