Yazar: C8H

  • Boyun bölgesi omurilik kanalı daralması

    Omurilik kanalı daralması, omurların hemen arkasında yer alan omurilik kanalının çepeçevre daralarak, yukardan aşağı içinden geçen omuriliği çeşitli seviyelerde sıkıştırması ve beraberinde de sinir köklerine yaptığı basıdır. Bu hastalarda kollarda ve/veya ellerde güçsüzlük, karıncalanma, uyuşma daha ciddi olgularda bacaklarda güçsüzlük, işlev kaybı ve yürüme bozukluğu görülebilir.

    Omurilik basısı ileri düzeyde ise hastalarda ince işleri yaparken zorlanmak veya yapamamak gibi (gömleğinin düğmelerini ilikleyememek, ayakkabılarının bağlarını bağlayamamak gibi) bulgular ortaya çıkabilir. Hastalığın bacakları da etkilediği ileri durumlarda, hastalar yardımsız yürüyemez veya spastik yürüyüşe sahip, idrar ve gaitasını tutamayacak hale gelebilir.

    Hastaların muayenesinde kollarda ve bacaklarda artmış refleksler, ellerde ve bacaklarda kuvvet ve duyu kaybı bulunabilir. Ayrıca el ve ayaklarda patolojik refleks dediğimiz bir grup normal olmayan bulgular da saptanabilir. Söz edilen bulgulardan birkaçı veya hepsi bir hastada bulunabilir.

    Servikal dar kanalda ataklar halinde kötüleşme daha sık görülür. Hasta bu atakların ara dönemlerinde rahat veya çok az bulguya sahiptir. % 25 hastada çok yavaş ilerleme, %2 hastada ise ani kötüleşme görülür.

    Tanı Yöntemleri

    Direkt grafide boyun bölgesi omurlarının dizilimi ve radyolojik anatomik yapısı, sinir köklerinin çıktığı kanalların çapı, dejeneratif değişiklikler, omurlarda kaymanın olup olmadığı, boyun omurları ve kafa bileşkesi anatomisi değerlendirilebilir. Boyun omurlarının bilgisayarlı tomografisi veya 3 boyutlu rekonstrüksiyonlu bilgisayarlı tomografisi ise yukarıda söz edilen bilgileri daha ayrıntılı verir. Ayrıca 3 boyutlu görüntüler omurilik kanalı içini görsel anlamda daha detaylı tanımlamaya yardımcı olur. Ayrıca bilgisayarlı boyun omurga tomografisi, ameliyatta bazen kullanılması gereken vidalar ve plaklar gibi omurgayı sabitleyici sistemlerin hangi boyutta kullanılacağını belirlemek için ölçüm yapmak amacıyla da gereklidir. Ancak son yıllarda altın standart tanı yöntemi bu bölgenin manyetik rezonans görüntüleme ile incelenmesidir. Manyetik rezonans görüntüleme omurlar arası mesafede yer alan disk yapılarını, omurların birbirleriyle eklem yaptıkları faset eklemleri ve yine omurları bir arada tutan bağ yapılarını, omuriliği ve omurilikten çıkan sinir köklerinin durumunu değerlendirmek için vazgeçilmez bir tanı aracıdır. Bu tetkikte görülen omurilik hasarı görüntüsü (myelopati) hastalığın oldukça ilerlediğinin bir işareti olarak kabul edilebilir.

    Elektrofizyolojik incelemeler dediğimiz tetkikler ise, elektromyografi kısaltılmış adıyla (EMG) ve somatosensoryal uyarılmış potansiyeldir (SSEP) dir. EMG ile periferik sinirler, SSEP ile omurilik kanalı basısı değerlendirilir. Elektrofizyolojik tetkikler özellikle boyun bölgesi omurilik kanalı daralmasının diğer benzer hastalıklarla ayırıcı tanısında oldukça yardımcı tanı yöntemleridir.

    Tedavi Seçenekleri

    Myelopati dediğimiz omurilikte kanal darlığına bağlı bası sonucu oluşan hasarlanma, ameliyat kararını vermede en önemli etkenlerden biridir. Eğer myelopati yoksa, kollarda ve ellerde, bacaklarda güçsüzlük ve duyu kaybı ileri değilse, ameliyat dışı yöntemler (fizik tedavi, ilaç tedavisi gibi) hastanın sorununu kısmen çözmede yardımcı olabilir.

    Ameliyatın temeli omurilik üzerinde bası oluşturan disk, osteofit (kireçlenme) oluşumu, omurların arkasından geçen kuvvetli bağ yapısının kalsifikasyonu (kireçlenmesi), omurilik arka tarafında yer alan sarı bağın büyüyerek belirginleşmesi, omurların birbiriyle eklem yaptıkları faset eklemlerin içe dönük dejeneratif büyümeleri, nadiren de omurgaların birbiri üzerinde kayarak omurilik kanalını daralmasına yol açan etkenlerin ortadan kaldırılmasıdır. Buna kısaca dekompresyon ameliyatı yani basının ortadan kaldırılması ameliyatı denir.

    Bu basının kaldırılması önden veya arkadan yapılacak ameliyatlarla mümkündür. Ancak hangisinin daha uygun olacağı kararı, yapılacak incelemeler sonrası beyin ve sinir uzmanınca verilir. Önden yapılan ameliyatlarda basıyı sadece disk oluşturuyorsa, o diske komşu iki omurgaya herhangi bir girişim yapmadan sadece diske yönelik cerrahi yapılabilir. Bazen önden bası oluşturan yapı omurların arkasında uzanan oldukça kuvvetli bir bağın kireçlenmesi olabilir. Bu durumda etkilenen seviye boyunca omurga gövdesi/gövdeleri ile disk dokusu çıkarılır. Yerine kemik greft veya omurga yerine geçecek kafes görünümlü protez materyal yerleştirilir. Daha sonra da önden plak ve vidalarla sabitleme işlemi (füzyon) yapılır.

    Arkadan yapılan ameliyatlarda, basıyı oluşturan sarı bağ, omurganın arka tarafını oluşturan laminanın tamamen çıkarılması gerekebilir. Bu durumda omurgayı güçlendirmek amacıyla omurgaya vida ve bunları tutan çubuklar koyarak sabitleme (füzyon) ameliyatının yapılması uygun olacaktır. Laminanın bir parçası çıkarılıp kesilip ayrılması sonrası araya konulan protez malzemenin yardımıyla uygulanan laminoplasti ameliyatı ile de omurilik kanalı genişletilmesi mümkündür.

    Ameliyat Sonrası Dönem

    ·Hastanede 2 gün yatmak genellikle yeterli olmaktadır. Ameliyattan hemen sonra aynı gün içinde ayağa kaldırılacaksınız.

    ·Evinize araç içinde oturarak gidebilirsiniz.

    ·Evde günlük basit aktivitelerinizi yapabilirsiniz.

    ·Ameliyat sonrası bir süre önden açılıp kapatılan giysiler kullanınız.

    ·İlk bir hafta (bazen daha fazla) yutmada güçlük, boğazda takılma hissi olabilir. Sorun yemek borusundaki ödemdir. Bu nedenle ilk 3-4 gün yumuşak içerikli yiyecekleri tercih ediniz (makarna, pilav, çorba, sütlaç, muhallebi gibi).

    ·Ses kısıklığı olursa çoğunlukla geçicidir, ancak bazen 3 ay sürebilir. Kalıcı ses kısıklığı çok nadirdir.

    ·İlk günler boynunuzda kesi yerinde bazen ağrı, yanma hissi ve batma gibi yakınmalar olabilir. Bu nedenle endişelenmeyiniz. Boyunda ve kolda olabilecek ağrılar için size tarafımdan taburcu sırasında gerekli ilaçlar verilecektir. İlerleyen dönemde önce ağrı geçer. Uyuşukluk, karıncalanma gibi sorunların geçmesi daha uzun zaman alabilir.

    ·Size boyunluk tarafımdan önerilmişse, nasıl kullanılacağı yine tarafımdan anlatılacaktır.

    ·Size taburcu olurken verilen ilaçlar bitince eğer aksi söylenmemişse ilaç almanıza gerek yoktur.

    ·Yatağınızın ve yastığınızın boyun sağlığı için uygun olmasına dikkat ediniz. Uyku için mutlaka yatağınızı kullanınız.

    ·Ameliyat sonrası size verilen randevu gününde kontrole geliniz. Banyo yapmak için gerekli bilgi size bu kontrolde verilecektir.

    ·Taburcu sonrası yara yerinin ilk pansumanı tarafımdan yapılacaktır ve kapatılacaktır. 2 gün kapalı kaldıktan sonra kendiniz pansumanı açıp, sonrasında açık bırakınız.

    ·Dikiş alınmasına gerek yoktur. Kesi yeri içten dikilmiştir. Bazen dışarıdan dikiş yapılması gereken durumlar olur, o zaman dikişleriniz 7. günde alınır.

    ·Yara yerinde kızarıklık, şişme, akıntı olursa, beni arayınız.

    ·Boyunluğun kullanılması önerilmişse ilk 15 günden sonra kullanımı tamamen bırakınız. Ancak ilk 3 ay araçla seyahat ederken sadece seyahat esnasında takınız ve araçta başınızın arkasında bulunan koltuk yastığının, başınızla aynı yükseklikte olmasına dikkat ediniz.

    ·Ameliyat sonrası taburcu olduktan sonra dışarıya çıkabilirsiniz.

    ·Masa başı işte çalışanlar arzu ettiği takdirde 15 gün sonra işlerine dönebilirler. Ancak ağır işte çalışanlar 6 hafta dinlenmelidir.

    ·İlk 6 hafta elinizde 1 kg'dan daha fazla ağırlık taşımayınız. 1 yıl sonrasında da her iki elinizde toplam 7 kg'ı geçen ağırlık taşımamaya özen gösteriniz.

    ·Ameliyat sonrası 6 hafta araba kullanmayınız.

    ·Kısa uçak yolculukları yapabilirsiniz. Ancak uzun (okyanus aşırı gibi) uçak yolculuklarını ilk 3 ay yapmayınız.

    ·İlk 4 ay temas gerektiren spor aktivitesi yapmayınız. Sadece yürüyüşle yetinin. Sonrasında da yine temas sporu olmayan spor aktivitelerine başlayabilirsiniz. En çok önerdiğim spor aktivitesi yüzmedir.

    ·Tam anlamıyla iyileşme dönemi olarak adlandırdığımız dönem 4 ay ve sonrasıdır. Bu dönemden sonra bir çok aktivitenizi önceki sağlıklı döneminizdeki gibi yapabilirsini

  • Bel bölgesi omurilik kanalı daralması

    Omurilik, omur gövdelerinin arkasındaki kanalda bulunan bir yapıdır. Başın hemen alt kısmından başlayarak aşağıya uzanır. Omurgada boyun, göğüs, bel ve sakral bölge olmak üzere 4'e ayrı omur grubu vardır. Omurilik kanalı daralması daha çok bel ve boyun bölgesinde görülür. Bel bölgesinde 5 adet omur vardır. Bu bölge beden ağırlığının en çok yoğunlaştığı omurga bölgesidir. Burada yer alan diğer anatomik oluşumlar; omurlar arasında bulunan disk (bel fıtığı bu yapıdan oluşur), omurların birbirleriyle eklem yaptığı faset eklemler, omurların gövdesinin arkasından geçen kuvvetli bağ dokusu ve omurilik kesesi arkasında yer alan sarı bağdır.

    Omurilik kanalı daralması, omurların hemen arkasında yer alan omurilik kanalının çepeçevre daralarak, yukardan aşağı içinden geçen omuriliği çeşitli seviyelerde sıkıştırması ve beraberinde de sinir köklerine yaptığı basıya denir. Bel omurilik kanalı daralması dejeneratif bir süreçtir. Bu sürece yukarıda sayılan tüm yapıların dejeneratif değişimleri katkıda bulunur ve hasta bir süre sonra dar kanal sorunu ile karşı karşıya kalabilir. Omurlar arası disklerin yaşlandıkça su içeriğinin azalması, faset eklemlerin aşırı kilolu hastalarda içe doğru büyümeleri, omurlar arkası bağın kalsifiye olarak (kireçlenerek) omuriliği önden, omurilik arkasında yer alan sarı bağın kalınlaşarak arkadan bası yaratması bel omurilik kanalı daralmasında ana etkenlerdir.

    Belirtiler

    Belde omurilik kanalı daralması, yavaş gelişen bir süreçtir. Bu nedenle ilk başta şikayetlere ve bulgulara neden olmayabilir. Ancak hastalık ilerlediğinde hastaların yaşam kalitesi bozulur, günlük aktiviteleri belirgin derecede kısıtlanır. Hastalarda bu klinik tablo ortaya çıktığında çoğunlukla omurilik kanal çapı belli bir derecenin üzerinde daralmış, omurilik ve ondan çıkan sinir kökleri sıkışmış, durumdadır.

    Hastalarda sırt, bel ağrısı, ayaklarda güç kaybı ve uyuşma görülebilir. Hastalarda en belirgin bulgu belirli bir mesafe yürüdükten sonra bacaklarda ortaya çıkan kramp ve kasılmalardır. Zamanla bu bulguların ortaya çıktığı mesafe azalır ve çok ileri dönemlerde hastalar ev içindeki yürüme dönemlerinde dahi bacaklarda kramp ve kasılma sorunlarıyla karşı karşıya kalırlar. Yürümekte olan hastalar kramp ve kasılma meydana geldiğinde dinlenirlerse şikayetleri azalır. Sonra tekrar yürümeye başladıklarında yine aynı sorunla karşı karşıya kalırlar. Hastalarda bel ve kalçadan başlayıp bacağa, ayağa yayılan ağrı olabilir.

    Bel omurilik kanalı daralması olan hastalar, sırtüstü yatmakta güçlük çekebilirler. İleri dönemlerde bu hastalarda, öne eğilerek yürüme eğilimi ortaya çıkar. Çünkü hasta öne eğilerek omurilik kanalını istemli olarak biraz daha geniş olan bir duruma getirmek ister.

    Tanı Yöntemleri

    Direkt grafide bel bölgesi omurlarının dizilimi ve radyolojik anatomik yapısı, sinir köklerinin çıktığı kanalların çapı, dejeneratif değişiklikler, omurlarda kaymanın olup olmadığı, bel omurları ve sakrum bölgesi anatomik ilişkisi değerlendirilir. Bel omurlarının bilgisayarlı tomografisi veya 3 boyutlu rekonstrüksiyonlu bilgisayarlı tomografisi ise yukarıda söz edilen bilgileri daha ayrıntılı verir. Ayrıca 3 boyutlu görüntüler omurilik kanalı içini görsel anlamda daha detaylı tanımlamaya yardımcı olur. Ayrıca bilgisayarlı bel omurga tomografisi, ameliyatta bazen kullanılması gereken vidalar ve çubuklar gibi omurgayı sabitleyici sistemlerin hangi boyutta kullanılacağını belirlemek için ölçüm yapmak amacıyla da gereklidir. Ancak son yıllarda altın standart tanı yöntemi bu bölgenin manyetik rezonans görüntüleme ile incelenmesidir. Manyetik rezonans görüntüleme omurlar arası mesafede yer alan disk yapılarını, omurların birbirleriyle eklem yaptıkları faset eklemleri ve yine omurları bir arada tutan bağ yapılarını, omurilik kesesini ve buradan çıkan sinir köklerinin anatomik durumunu değerlendirmek için vazgeçilmez bir tanı aracıdır. Bu tetkikte görülen omurilik kanal çapının belirli bir düzeyin altına düşmüş olması, hastalığın oldukça ilerlediğinin bir işareti olarak kabul edilebilir.

    Elektrofizyolojik inceleme dediğimizde ise ilk akla gelen, elektromiyografi kısaltılmış adıyla (EMG) dir. EMG ile omurilikten çıkan hangi sinir kökünün bası altında kaldığı ve periferik sinirler değerlendirilir. EMG bazen de başka hastalıklarla ayırıcı tanıda yardımcı tanı aracı olarak kullanılır.

    Tedavi Seçenekleri

    İlerlememiş olgularda hastalara cerrahi olmayan yöntemler yani yatak istirahati, ilaç tedavisi, fizik tedavi, spinal enjeksiyonlar uygulanabilir. İlaç tedavisinde basit ağrı kesici ilaçlardan narkotik grubu çok şiddetli ağrı kesici ilaçlara kadar bir çok ilaç kullanılabilir. Ancak bunların gerekliliği ve hangisinin ne dozda kullanılacağı hekimin karar vermesi gereken bir durumdur. Epidural enjeksiyon uygulaması da cerrahi dışı tedavi yöntemlerinden biridir. Bu uygulamada sinirleri saran zar tabakası dışındaki epidural boşluğa kortikosteroid (kortizon) uygulanır. Eğer başarı sağlanırsa daha sonra tekrarı gerekebilir. Fizik tedavi uzmanının kararı sonrası yapılacak olan fizik tedavi uygulamalarında ise ağrıyı kesmek veya tolere edilebilir düzeylere kadar azaltmak, kasları güçlendirme ve hareket serbestliği sağlamak temel amaçlanır.

    Ancak nörojenik kladikasyon dediğimiz hastanın zamanla yürüyüş mesafesinin azalması ve beraberinde bacaklarda kramp ve kasılma varsa, bacaklarda kuvvet kaybı durumunda, idrar torbası ile bağırsak problemi olan ve hastanın yaşam kalitesinin düştüğü durumlarda cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Cerrahi tedavi günümüzde gelişmiş teknolojik olanaklarla ve özellikle ameliyat mikroskobunun beyin cerrahisi pratiğinde kullanılırlığının artmasıyla daha konforlu ve başarılı yapılır hale gelmiştir. Cerrahide amacımız omurilik kesesi ve içindeki sinirlere olan basının kaldırılmasıdır. Bu ameliyatın tıp literatüründeki adı, lomber dekompresyon ameliyatıdır. Omurganın arka çatısını oluşturan her iki yandaki kemikler ve sarı bağ dokusu alınarak omurilik kesesi rahatlatılır. Uygun olan olgularda ise omurganın dinamiğini daha fazla bozmamak için bir taraftan yaklaşım yapılır, yani omurganın arkasında bir taraftan kemik doku çıkarılır ancak her iki tarafta da mikroskop altında genişletme ameliyatı yapılır. Bel omurilik kanalı daralması ileri dejeneratif bir süreç olduğundan hastaların bazılarında omurların birbiri üzerinde kayması söz konusu olabilir. Bu durumda omurilik gevşetme ameliyatına ek olarak hastanın kayan omurlarının sabitlenmesini sağlayan vida uygulaması gerekebilir.

    Hastalar ameliyat sonrası dönemde bel sağlıklarına dikkat etmeli ve bel ağrısı yaratacak aktivitelerden sakınmalıdır. Gelecekteki bel sağlığını etkileyen diğer 2 önemli etken ise önerilen egzersiz programlarına sürekli devam etmek ve kilo almamaya özen göstermektir.

    Ameliyat Sonrası

    ·Ameliyatınız sabah olduysa saat 15:00'da, saat 17:00'dan sonra olduysa gece 22:00'da sizi ayağa kaldıracağım. Sonrasında durumunuza göre 1 veya 2 gün hastanede kalacaksınız.

    ·Taburcu olduktan sonra evinize araç içinde oturarak gitmenizde sakınca yoktur. Olanaklı ise ön koltukta ve koltuk arkasını 110 dereceye getirecek şekilde seyahat etmek ağrı olasılığını en aza indirecektir.

    ·İlk 2 haftalık sürede merdiven çıkmanız gerekli ise basamakları birer birer, her basamakta bir ayağınızın yanına diğerini getirerek çıkınız.

    ·Oturarak yemeğinizi yiyebilirsiniz. Yemek yemek için oturduğunuzda sırt desteğinizin olmasına ve olanaklı ise sandalyede oturarak yemek yemeye özen gösteriniz.

    ·Oturuş ve kalkışlarda size öğretildiği şekilde davranmaya özen gösteriniz.

    ·İlk günler belinizde bazen ağrı, yanma hissi ve batma gibi yakınmalar olabilir. Bu nedenle endişelenmeyiniz. Bu durumda yatağınızda yatarak dinlenme yolunu seçiniz.

    ·Yatağınızın bel sağlığı için uygun bir yatak olmasına dikkat ediniz. Bundan sonraki yaşamınızda koltuk, kanepe gibi yerlerde yatmayınız.

    ·Yataktan kalkarken önce tam yan dönünüz, daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçiniz ve öyle kalkınız.

    ·Ameliyat sonrası size verilen randevu gününde kontrole geliniz. Banyo yapmak için gerekli bilgiyi size bu kontrolde vereceğim.

    ·Size taburcu olurken tarafımdan verilen ilaçlar bitince eğer aksi söylenmemişse tekrar aynı ilaçları almanıza gerek yoktur.

    ·Tuvalet için kesinlikle alafranga tuvalet kullanılmalıdır.

    ·Ayakkabınızı oturarak giymeye özen gösteriniz. Çok yüksek topuklu veya topuksuz ayakkabılar giymeyiniz. Orta yükseklikte olan ayakkabılar daha uygun olacaktır.

    ·Yüksekten bir şey alırken uygun bir yüksekliğe çıkarak almaya çalışınız.

    ·Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi düşüyormuş gibi bırakmayınız. Yavaş ve kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçiniz. Kalkarken dizlerinizden veya koltuk kenarlarındaki kolçaklardan destek alınız.

    ·10. günden itibaren dışarı çıkarak yürüyüşlere başlayınız (önce kısa mesafeler (10-15 dk), 30. günden sonra daha uzun mesafeler (20-30 dk)).

    ·Masa başı iş yapıyorsanız 1 ay sonra işinize başlayabilirsiniz. Daha ağır iş koşullarında çalışanlar 45 gün sonra işlerine dönebilirler.

    ·İlk 45 gün ağırlık taşımamaya, sonrasında ise her iki elinizde toplam 5 kg.dan fazla ağırlık taşımamaya özen gösteriniz. Ağırlık kaldırırken çömelerek ve ağırlığı olabildiğince bedeninize yakın olarak kaldırınız.

  • Boyun fıtığı ameliyatı sonrası öneriler

    ·Ameliyatınız sabah olduysa saat 15:00'da, saat 17:00'dan sonra olduysa gece 22:00'da ayağa kaldırılacaksınız. 1 gece hastanede kalış sonrası taburcu edileceksiniz.

    ·Evinize araç içinde oturarak gidebilirsiniz.

    ·Evde günlük basit aktivitelerinizi yapabilirsiniz.

    ·Ameliyat sonrası bir süre önden açılıp kapatılan giysiler kullanınız.

    ·İlk bir hafta (bazen daha fazla) yutmada güçlük, boğazda takılma hissi olabilir. Sorun yemek borusundaki ödemdir. Bu nedenle ilk 3-4 gün yumuşak içerikli yiyecekleri tercih ediniz (makarna, pilav, çorba, sütlaç, muhallebi gibi).

    ·Ses kısıklığı olursa çoğunlukla geçicidir, ancak bazen 3 ay sürebilir. Kalıcı ses kısıklığı çok nadirdir.

    ·İlk günler boynunuzda kesi yerinde bazen ağrı, yanma hissi ve batma gibi yakınmalar olabilir. Bu nedenle endişelenmeyiniz. Boyunda ve kolda olabilecek ağrılar için size tarafımdan taburcu sırasında gerekli ilaçlar verilmiş durumdadır. İlerleyen dönemde önce ağrı geçer. Uyuşukluk, karıncalanma gibi sorunların geçmesi daha uzun zaman alabilir.

    ·Size boyunluk tarafımdan önerilmişse, nasıl kullanılacağı yine tarafımdan anlatılacaktır.

    ·Size taburcu olurken verilen ilaçlar bitince eğer aksi söylenmemişse ilaç almanıza gerek yoktur.

    ·Yatağınızın ve yastığınızın boyun sağlığı için uygun olmasına dikkat ediniz. Uyku için mutlaka yatağınızı kullanınız.

    ·Ameliyat sonrası size verilen randevu gününde kontrole geliniz. Banyo yapmak için gerekli bilgi size bu kontrolde verilecektir.

    ·Taburcu sonrası yara yerinin ilk pansumanı tarafımdan yapılacaktır ve kapatılacaktır. 2 gün kapalı kaldıktan sonra kendiniz pansumanı açıp, sonrasında açık bırakınız.

    ·Dikiş alınmasına gerek yoktur. Kesi yeri içten dikilmiştir. Bazen dışarıdan dikiş yapılması gereken durumlar olur, o zaman dikişleriniz 7. günde alınır.

    ·Yara yerinde kızarıklık, şişme, akıntı olursa, beni arayınız.

    ·Boyunluğu kullanılması önerilmişse ilk 15 günden sonra kullanımı tamamen bırakınız. Ancak ilk 3 ay araçla seyahat ederken sadece seyahat esnasında takınız ve araçta başınızın arkasında bulunan koltuk yastığının, başınızla aynı yükseklikte olmasına dikkat ediniz.

    ·Ameliyat sonrası taburcu olduktan sonra dışarıya çıkabilirsiniz.

    ·Masa başı işte çalışanlar arzu ettiği takdirde 1 ay sonra dönebilirler. Ancak ağır işte çalışanlar 6 hafta dinlenmelidir.

    ·İlk 6 hafta elinizde 1 kg'dan daha fazla ağırlık taşımayınız. 1 yıl sonrasında da her iki elinizde toplam 10kg'ı geçen ağırlık taşımamaya özen gösteriniz.

    ·Ameliyat sonrası 6 hafta araba kullanmayınız.

    ·Kısa uçak yolculukları yapabilirsiniz. Ancak uzun (okyanus aşırı gibi) uçak yolculuklarını ilk 3 ay yapmayınız.

    ·İlk 4 ay temas gerektiren spor aktivitesi yapmayınız. Sadece yürüyüşle yetinin. Sonrasında da yine temas sporu olmayan spor aktivitelerine başlayabilirsiniz. En çok önerdiğim spor aktivitesi yüzmedir.

    ·Tam anlamıyla iyileşme dönemi olarak adlandırdığımız dönem 4 ay ve sonrasıdır. Bu dönemden sonra bir çok aktivitenizi önceki sağlıklı döneminizdeki gibi yapabilirsiniz.

    ·Günlük aktivitelerinizde size tarafımdan uyarıda bulunulan konulara ve boyun sağlığınızı korumaya yönelik önerilerime dikkat ediniz.

    ·Normal günlük yaşamınıza döndükten sonra da size verilen egzersiz programını uygulamayı ve olanaklı ise yüzme egzersizlerini sürdürünüz.

    ·Ameliyatınıza yönelik her türlü sorununuzda beni arayabilirsiniz.

    ·Sağlıklı günlerde görüşmek dileğiyle…

  • Boyun fıtığı ameliyat seçenekleri

    İnterneti etkin kullanan bir çok hastamızın, boyun fıtığı oluşumu hakkında bilgi sahibi olduğunu düşünüyorum. Burada sizle paylaşmak istediğim konu, hastalarımızın aklını en çok meşgul eden konu olan: Boyun fıtığı tedavisinde izlenecek yol nedir? sorusu. Mesleki olarak kullandığımız terminoloji ile servikal disk hernileri, diğer adıyla boyun fıtıklarında çoğunlukla cerrahi dışı tedavi yöntemleri ile başarı sağlamak mümkündür. İlaç tedavisi, hareket kısıtlaması, dinlenme, fizik tedavi programları ve boyun bölgesine yapılacak enjeksiyon uygulamaları cerrahi dışı tedavilerin başlıcalarıdır.

    Cerrahi tedavi seçeneği ise yukarıda sözü edilen tıbbi tedaviye yanıt alınamayan, güç kaybı olan, belirgin omurilik ve/veya sinir kökü basısı saptanan hastalara önerilir. Boyun fıtığında aynı bel fıtığında olduğu gibi fıtıklaşma, omurlar arası disk denilen yapılardan olur. Fıtık, omuriliğe ve/veya sinir köklerine bası yapar, durumdadır. Ameliyatın önden veya arkadan yaklaşımla yapılması kararı, beyin ve sinir cerrahı tarafından sizin muayeneniz, radyolojik incelemeleriniz sonrasında verilir. Bu kararda boyun fıtığının yeri, cerrahın deneyimi gibi faktörler etkendir. Önden yapılan yaklaşım için genellikle boynun sağ tarafı kullanılır. 4-5 cm'lik yatay kesi yapılması ardından ciltaltı dokusu, onun hemen altındaki yüzeyel kas tabakası geçilir ve boyun kasları arasından şah damarı görülene kadar ilerlenir. Omurgaya ulaşmak için özel ekartörlerle şah damarı dış tarafa, yemek ve soluk borusu iç tarafa alınarak boyun omurgası ön kısmına ulaşılır. Ameliyat yapılacak omurlar arasını saptamak için ameliyat sırasında röntgen çekilir ve ameliyat yeri teyit edilir. Ardından ekartörler yerleştirilir. Ameliyatın bu aşamadan sonrası mikroskop altında yapılan diskektomi işlemidir. Bu yaklaşımda boşaltılan disk materyali yerine komşu iki omuru sabitlemek amaçlı protezler veya kemik konulur. Sonrasında son 1 kez röntgen ile ameliyat mesafesi kontrol edilir ve kanama kontrolü ardından kesi yeri dikiş alınmasına gerek kalmayacak şekilde kapatılarak operasyon sonlandırılır. Boyun fıtığında arkadan yapılan ameliyat daha sınırlı sayıdadır. Eğer fıtık orta hatta değil ve omurilikten çıkan sinir kökünün omurilik kanalını terketmek üzere girdiği kanalın ağzındaysa o zaman arkadan yaklaşım önerilebilir.

    Sağlıklı günler…Mutlu kalın…

  • Bel fıtığı ameliyatı sonrası merak ettikleriniz

    •Ameliyatınız sabah olduysa saat 15:00'da, saat 17:00'dan sonra olduysa gece 22:00'da sizi ayağa kaldıracağım. Sonrasında durumunuza göre 1 veya 2 gün hastanede kalacaksınız.

    •Taburcu olduktan sonra evinize araç içinde oturarak gitmenizde sakınca yoktur. Olanaklı ise ön koltukta ve koltuk arkasını 110 dereceye getirecek şekilde seyahat etmek ağrı olasılığını en aza indirecektir.

    •İlk 2 haftalık sürede merdiven çıkmanız gerekli ise basamakları birer birer, her basamakta bir ayağınızın yanına diğerini getirerek çıkınız.

    •Oturarak yemeğinizi yiyebilirsiniz. Yemek yemek için oturduğunuzda sırt desteğinizin olmasına ve olanaklı ise sandalyede oturarak yemek yemeye özen gösteriniz.

    •Oturuş ve kalkışlarda size öğretildiği şekilde davranmaya özen gösteriniz.

    •İlk günler belinizde bazen ağrı, yanma hissi ve batma gibi yakınmalar olabilir. Bu nedenle endişelenmeyiniz. Bu durumda yatağınızda yatarak dinlenme yolunu seçiniz.

    •Yatağınızın bel sağlığı için uygun bir yatak olmasına dikkat ediniz. Bundan sonraki yaşamınızda koltuk, kanepe gibi yerlerde yatmayınız.

    •Yataktan kalkarken önce tam yan dönünüz, daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçiniz ve öyle kalkınız.

    •Ameliyat sonrası size verilen randevu gününde kontrole geliniz. Banyo yapmak için gerekli bilgiyi size bu kontrolde vereceğim.

    •Size taburcu olurken tarafımdan verilen ilaçlar bitince eğer aksi söylenmemişse tekrar aynı ilaçları almanıza gerek yoktur.,

    •Tuvalet için kesinlikle alafranga tuvalet kullanılmalıdır.

    •Ayakkabınızı oturarak giymeye özen gösteriniz. Çok yüksek topuklu veya topuksuz ayakkabılar giymeyiniz. Orta yükseklikte olan ayakkabılar daha uygun olacaktır.

    •Yüksekten bir şey alırken uygun bir yüksekliğe çıkarak almaya çalışınız.

    •Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi düşüyormuş gibi bırakmayınız. Yavaş ve kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçiniz. Kalkarken dizlerinizden veya koltuk kenarlarındaki kolçaklardan destek alınız.

    •10. günden itibaren dışarı çıkarak yürüyüşlere başlayınız (önce kısa mesafeler (10-15 dk), 30. günden sonra daha uzun mesafeler (20-30 dk)).

    •Masa başı iş yapıyorsanız 1 ay sonra işinize başlayabilirsiniz. Daha ağır iş koşullarında çalışanlar 45 gün sonra işlerine dönebilirler.

    •İlk 45 gün ağırlık taşımamaya, sonrasında ise her iki elinizde toplam 5 kg.dan fazla ağırlık taşımamaya özen gösteriniz. Ağırlık kaldırırken çömelerek ve ağırlığı olabildiğince bedeninize yakın olarak kaldırınız.

    •Kilo almamaya, fazla kilonuz varsa vermeye çalışınız. Bunun için diyet bölümünden profesyonel destek almanız uygun olacaktır.

    •Ameliyat sonrası bedensel temas sporlarından kaçınınız. Yürüyüş ve olanaklı ise yüzme gibi sporları tercih ediniz.

    • Ameliyat sonrası ilk 1 ay araba kullanmayınız. Sonrasında şehir içi kısa mesafelerde kullanabilirsiniz. Aracı siz kullanıyorsanız uzun mesafe yolculuklar 45.günden sonra yapılabilir. Ancak her 1.5 saatte bir durarak 10 dk ara verip, kısa yürüyüş yapınız.

    •Kısa mesafeli uçak yolculuklarını ilk 10 gün sonrası yapabilirsiniz. Daha uzun olan yolculuklar (okyanus aşırı) ilk 45 gün sonrasında yapılmalı ve uçakta her saat başı kalkarak dolaşılmalıdır.

    •Masa başı işte çalışanlar bel destekli ortopedik özelliği olan sandalye kullanmalı ve her saat başı 5 dk kalkıp dolaşarak, sonrasında tekrar oturmalıdır.

    •Size verilen bel egzersizlerine 60.günden sonra başlamalısınız. Başlangıçta hareketlerinizde ağrı olabilir. Fakat zaman içinde hareketleriniz ağrısız hale gelecektir. Egzersiz broşürü Türk Nöroşirurji Derneği'nce hazırlanmıştır.

    •Ameliyatınızla ilgili her türlü sorununuzda beni arayabilirsiniz.

    Sağlıklı günlerde görüşmek dileğiyle…

  • Bel fıtığı nüks eder mi?

    Lomber disk hernisi diğer adıyla bel fıtığı, beyin ve sinir cerrahisi pratiğinde en sık karşılaştığımız hastalıklarındandır. Bu konuda sitemiz içinde sizin ameliyat kararlarınıza ışık tutacak bir çok bilgi yer almaktadır. Ancak tüm hastalarımızın sorduğu bir soruya açıklık getirmek istiyorum. Bu da ‘ Bel fıtığı ameliyat sonrası nüks eder mi? ‘ sorusu. Cevabı ise ‘ Evet, nüks edebilir'. Ancak bu oran bugüne kadar yapılmış araştırmalarda %5-11 arasında değişmektedir. Bu oran bel fıtığı ameliyatı için kullanılan tüm yöntemlerde benzerdir. Nüks dediğimiz kavram nedir?. Bu konuda hastalarımızın zihninde bir karışıklık var. Bunun da nedeni nüks kavramının yeteri kadar iyi açıklanmamış olması. Bildiğiniz üzere bel fıtığı tanımlanırken, bel omurlarının numaraları ve hangi tarafta olduğu ile tanımlama yapılır. Örneğin SAĞ L4-5 disk hernisi (bel fıtığı) gibi. Bu olgunun nüks olarak sayılabilmesi için hastada yeniden SAĞ L4-5 disk hernisi (bel fıtığı) olması gerekir. Aynı mesafede SOL tarafta (yani ameliyat edilen tarafın karşı tarafında) veya bir diğer mesafede olan bel fıtığı nüks demek değildir. Bu yeni bir bel fıtığı demektir ve nüks olarak adlandırılmamalıdır.

    Nüksün engellenmesi için hastanın ameliyat sonrası yaşamına daha özen göstermesi ve ameliyat sonrası önerilere tam anlamıyla uyması gerekir. Bunları kısaca özetleyecek olursak,

    ·İlk 2 haftalık sürede merdiven çıkmanız gerekli ise basamakları birer birer, her basamakta bir ayağınızın yanına diğerini getirerek çıkınız.

    ·Oturarak yemeğinizi yiyebilirsiniz. Yemek yemek için oturduğunuzda sırt desteğinizin olmasına ve olanaklı ise sandalyede oturarak yemek yemeye özen gösteriniz.

    ·Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi düşüyormuş gibi bırakmayınız. Yavaş ve kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçiniz. Kalkarken dizlerinizden veya koltuk kenarlarındaki kolçaklardan destek alınız.

    ·İlk günler belinizde bazen ağrı, yanma hissi ve batma gibi yakınmalar olabilir. Bu nedenle endişelenmeyiniz. Bu durumda yatağınızda yatarak dinlenme yolunu seçiniz.

    ·Yatağınızın bel sağlığı için uygun bir yatak olmasına dikkat ediniz. Bundan sonraki yaşamınızda koltuk, kanepe gibi yerlerde yatmayınız.

    ·Yataktan kalkarken önce tam yan dönünüz, daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçiniz ve öyle kalkınız.

    ·Tuvalet için kesinlikle alafranga tuvalet kullanınız.

    ·Ayakkabınızı oturarak giymeye özen gösteriniz. Çok yüksek topuklu veya topuksuz ayakkabılar giymeyiniz. Orta yükseklikte olan ayakkabılar daha uygun olacaktır.

    ·Yüksekten bir şey alırken uygun bir yüksekliğe çıkarak almaya çalışınız.

    ·Uzun süreli aynı pozisyonda oturmayınız. En azından her saat başı kalkıp 5 dakika süreyle geziniz.

    ·10. günden itibaren dışarı çıkarak yürüyüşlere başlayınız (önce kısa mesafeler (10-15 dk), 30. günden sonra daha uzun mesafeler (20-30 dk)).

    ·Masa başı iş yapıyorsanız 1 ay sonra işinize başlayabilirsiniz. Daha ağır iş koşullarında çalışanlar 45 gün sonra işlerine dönebilirler.

    ·İlk 45 gün ağırlık taşımamaya, sonrasında ise her iki elinizde toplam 5 kg.dan fazla ağırlık taşımamaya özen gösteriniz. Ağırlık kaldırırken çömelerek ve ağırlığı olabildiğince bedeninize yakın olarak kaldırınız.

    ·Kilo almamaya, fazla kilonuz varsa vermeye çalışınız.

    ·Ameliyat sonrası bedensel temas sporlarından kaçınınız. Yürüyüş ve olanaklı ise yüzme gibi sporlarını tercih ediniz.

    ·Ameliyat sonrası ilk 1 ay araba kullanmayınız. Sonrasında şehir içi kısa mesafelerde kullanabilirsiniz. Aracı siz kullanıyorsanız uzun mesafe yolculuklar 45.günden sonra yapılabilir. Ancak her 1.5 saatte bir durarak 10 dk ara verip, kısa yürüyüş yapınız.

    ·Kısa mesafeli uçak yolculuklarını ilk 10 gün sonrası yapabilirsiniz. Daha uzun olan yolculuklar (okyanus aşırı) ilk 45 gün sonrasında yapılmalı ve uçakta her saat başı kalkarak dolaşılmalıdır.

    ·Masa başı işte çalışanlar bel destekli ortopedik özelliği olan sandalye kullanmalı ve her saat başı 5 dk kalkıp dolaşarak, sonrasında tekrar oturmalıdır.

    ·Bel egzersizlerine genellikle 60.günden sonra başlanabilir. Ancak başlamak için yine de hekiminizin onayını almak uygun olacaktır. Başlangıçta hareketlerinizde ağrı olabilir. Fakat zaman içinde hareketleriniz ağrısız hale gelecektir.

    ·Sağlıklı günlerde görüşme dileğiyle…

  • Bel fıtığında ameliyat seçenekleri: açık diskektomi, mikrodiskektomi, endoskopik diskektomi

    İlginizi Çekebilecek Sorular

    Parkutan endoskopik lomber diskektomi.

    Mehmet bey merhabalar izmirde tam kapalı bel fıtığı ameliyatı yapan hastane varmi siz bu ameliyatı yapıyormusunuz. iyi çalışmalar.

    Devamı >>

    Sayın hocam bel fıtığından mikro diskektomi yöntemi ile bel fıtığından amel

    Sayın hocam bel fıtığından mikro diskektomi yöntemi ile bel fıtığından ameliyat oldum. sağ taraftan şidi sağ ayakta topallama var ameliyat doktorum fi…

    Devamı >>

    Diskektomi

    Hocam iyi geceler… ben 4 gün kadar önce bel fıtığı ameliyatı oldum. açık diskektomi yöntemi ile ameliyatım gerçekleştirildi.sorum ise ameliyat olduğ…

    Devamı >>

    Hocam iyi calışmalar 01.02.2008 tarıhınde bel fıtığı(diskektomi yöntemı

    Hocam iyi calışmalar 01.02.2008 tarıhınde bel fıtığı(diskektomi yöntemıyle)ameliyat oldum aradan 7 ay gecmesıne ragmen yıne sol bacagımda arada bi…

    Devamı >>

    Aybas bey ayın 4 ünde mikrocerrhi diskektomi yöntemiyle ameliyat oldum ibni

    Aybas bey ayın 4 ünde mikrocerrhi diskektomi yöntemiyle ameliyat oldum ibni sina hast.de benim bel fıtığım vardı tek seviye bügün ayın 9 u ve benim so…

    Devamı >>

    Endoskopik diskektomi ameliyati sonrasi uyusma neden olur

    Oncelikle iyi calismalar. yaklasik uc yildir 2 adet bel fitigi ile bir sorun olmadan yadiyordum. taki 45 gun once yaptigim ysnlis bir hareketle belim…

    Devamı >>

    Endoskopik diskektomi tedavi yöntemi bahsettiğim durumumla beni sağlığıma kavuşturur mu ?

    Merhaba sayın hocam benim l 5 s1 diskinde fıtık oluşumu var sol bacağımda ine saplanması gibi bir ağrı oluyor şimdi sağ bacağımda da soldakine nazaran…

    Devamı >>

    Lomber diskektomi tek seviye bilateral ve askerlik

    Onur bey merhabalar. 25 yaşındayım ve hünüz yeni “lomber diskektomi tek seviye bilateral” ameliyatı oldum. askerlikten muaf olma şansım nedir acaba? b…

    Devamı >>

    Lomber diskektomi tek seviye bilateral ve askerlik

    Ayhan bey merhabalar; 25 yaşındayım ve yeni “lomber diskektomi tek seviye bilateral” ameliyatı oldum. şuan askerliğe gitmek için başvuruda bulundum fa…

    Devamı >>

    Lomber diskektomi tek seviye bilateral ve askerlik

    Serdar bey merhabalar; 25 yaşındayım ve yeni “lomber diskektomi tek seviye bilateral” ameliyatı oldum. askerlikten muaf olma şansım nedir acaba? yönet…

    Devamı >>

    Beyin ve Sinir Cerrahisi İle İlgili Uzmanlar

    • Op. Dr.
      Abdulkerim GÖKOĞLU

    • Prof. Dr.
      Nezih OKTAR

    • Op. Dr.
      Eyüp GENÇ

    • Prof. Dr.
      Erol TAŞDEMIROĞLU

    • Prof. Dr.
      Kudret TÜREYEN

    • Prof. Dr.
      Selçuk PALAOĞLU

    • Prof. Dr.
      Mustafa Serdar KEMALOGLU

    • Yard. Doç. Dr.
      Soner BÜYÜKKINACI

    • Dr. Öğr. Üyesi
      Hakan KORKMAZ

  • Omurga kırığına çimento tedavisi

    Omurga Kırıkları Artık Kemik Çimentosuyla Tedavi Ediliyor. 15 Dakika Süren Operasyonun Ardından Hasta Aynı Gün Taburcu Ediliyor.

    Özellikle yaşlılar ve kemik erimesi hastalığı olanların korkulu rüyası omurga kırıkları, artık 15 dakikalık bir operasyonla tedavi edilebiliyor. Lokal anestezi ile yapılan operasyondan 3-4 saat sonra, hasta taburcu ediliyor.

    Riskleri Ortadan Kaldırıyor
    Genel anestezi risklerini ortadan kaldıran, omurga kırıklarında hastalara büyük kolaylık sağlayan yöntemle ilgili bilgiler veren Çanakkale Anadolu Hastanesi Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahı Operatör Doktor Özkan Özger, “Omurga kırıkları özellikle yaşlı hastalarda çökme kırığı şeklinde oluyorlar. Çoğu zaman kemik erimesine bağlı da olabiliyor. Ufak bir hareketle veya ufak travmalarla bu gerçekleşebiliyor.Biz, bunlarda eskiden korse yöntemi uygularken şimdi vertebroplasti veya kifoplasti dediğimiz yöntemlerle kapalı şekilde, hatta bazen genel anesteziye gerek kalmadan içerisine bir alçı, kemik alçı koyarak yapabiliyoruz. Hasta, ameliyattan 1-2 saat sonra ayağa kalkıp 3-4 saat sonra taburcu olabiliyor. Genellikle hastalarımız bu yöntemi tercih ediyorlar. Çünkü hem anestezi almıyor, genel anestezi risklerinden kaçınmış oluyoruz, hem de uyanık yaptığımız için ameliyat esnasında konuşarak bacaklarını da kontrol edebiliyoruz. Bu da bize bir avantaj sağlıyor” dedi.

    İlerlemesi Engelleniyor
    Alçı yönteminin omurgayı sağlamlaştırdığını söyleyen Özger, “Ameliyat sonrası içine alçı koyuyoruz. Bu da omurgayı sağlamlaştırıyoruz. Çökmesini, ilerlemesini engellemiş oluyor. Ayrıca bunun termal etkisi de var. Sinir uçlarını yok ederek ağrı etkisini azaltmış oluyor” dedi. Yöntemin çok az riskli olduğunu da söyleyen Op. Dr. Özger, “Çok nadiren enfeksiyon, kanama, yine çok çok nadiren omuriliğe bağlı bacakta kuvvetsizlik riskleri tabi ki var. Ama uygun ve deneyimli ellerde yapıldığında gayet başarılı sonuçlar alınabiliyor. Zaten bu saydığımız riskler, diğer omurilik ameliyatlarında da var olan riskler” diye konuştu

  • Gizemini koruyan gerçek : beyin

    GİZEMİNİ KORUYAN GERÇEK: BEYİN

    Zeka ile ilgili, deneyimli kişilerin tanımları arasında en çok beğendiğim özlüsöz Birleşik Amerikalı yazar F. Scott Fitzgerald’ın „Çatlak“ (The crack-up) adlı kitabında belirttiği „Üstün zeka, iki zıt fikri aynı anda zihinde tutabilme ve dengeyi bozmadan çalışmaya devam edebilme yetisidir.“ olmuştur. Canlılar arasında vücut oranına göre en büyük beyin insana aittir. Zeka saptamasını da keza biz insana göre yapmaktayız (Tablo 1). Tıp öğrencisi iken gizemini hep koruyan sinir sisteminin hem anatomisi hem de fizyolojisini öğrenmek epey zor görünmesine karşın bende hep zoru başarmak hedefi olarak algılanma nedeni olmuş, derinliklerine dalıp kayboldukça diyalektik, yaşam-ölüm, 0-1, ying-yang felsefesini pekiştirerek matematiksel yargı ile bağdaşır tarzda kolaylaşıvermişti. Buna ben de şaşırmıştım. Ama bunun bedelini eskiden yemesini çok sevdiğim beyin salatasını artık masada görmeye bile dayanamamak olarak ödedim. Bence, tıp camiası içinde, en zor dal psikiyatridir. Hala nedenlerini çözemediğimiz beyin sırlarını gözle görülür (organik) bir hastalığa (patolojiye) oturtamadığımız için tedavisinde de yenik düşmemiz, insanın o kutsal saydığım organı ile düştüğü çaresizliğe ya da bulduğunu sandığı çözümdeki dinginliğe bakınca umutsuz kalmaktansa, gözle görülür hastalıklarına karşı mücadelede daha başarılı olacağım ön-görüsü ile beyin cerrahisi dalına yönelmişimdir.

    Vücut ve zeka

    Son yıllarda yapılan araştırmalar göstermektedir ki beyin vücudumuzda başgösteren bir hastalığın ilk habercisi olma durumundadır. Dendritik ve kök hücre olarak adlandırılan bir dizi savunma hücrelerinin beynin değişik yerlerinde hastalıklı organa yönelmek üzere varlığı artık kanıtlanmıştır. Bir hastalığa karşı savunma ve savaşma yeteneği olan bu hücreleri devreye sokan da odur, ancak hastalık nedenleri bazen o denli donanımlı ve hazırlıklıdır ki o insanı en zayıf yerinden vurabilir. Vücut ile zekanın dengesini ifade eden Leonardo da Vinci’nin yedi prensibinden biri olan “corporalita” maddeyi işlemenin zarafetini, her iki eli de mükemmel şekilde kullanmayı, zindeliği ve özgüveni vurgular. Leonardo’nun mükemmel fiziği, sanatsal ve entellektüel dehası ile bütünleşmiştir. Vücut-zeka birlikteliği fikirleri , inanç sistemlerini ve umudu yoğurduğu gibi biyokimya, fizyoloji ve anatomiyi pekiştirir. Eski tarihlerden gelen alışkanlıklarla aşkı, sevgiyi, kahramanlığı hep kalple, yürekle eş tutmuşuzdur. Ancak onu idare eden beyin merkezindeki çekirdekleridir. Bilgi çağında artık hedef kalpler değil beyin olmaktadır. Beyin mantığın sembolü olarak da algılanmamalıdır. Beynin sol yarısı yaşam için daha gerçekçi çözümlemeler yapabilme yeteneği ile donanmıştır. Sağ yarısı ise yaratıcılığın, beyin hücreleri arasındaki iletişim ve bilişsel dünyasını daha bir insana özgü yapan değerlerle yumaklanmıştır.

    Beynimizi tam olarak kullanabilmekte miyiz?

    Fonksiyonel Manyetik Rezonans (fMR) çalışmaları ile canlı insan beyninin işlevsel konumda beynin hemen her kıvrımındaki sinir hücrelerini aktif hale getirdiğini „örneğin bir türkü mırıldanıldığında“ hem sağ, hem sol, hem ön (frontal) hem de yan (temporal) loblarının değişik yerlerinde metabolizmal bir aktivite artışı görüntülenebilir bir duruma getirilebilmektedir. O nedenle 1930 yıllarında ortaya atılan beynimizin yalnızca %20’sini kullanabiliyoruz savı artık yeni bilimsel kanıtlarla ortadan kalkmıştır. Beyin ile ilgili olarak Willis ve Descartes’in kesin olarak baktığı olgulara, tutucu bir öğrencisi olan Steno şiddetle karşı çıkmış ve „Ben açıkça ifade ve itiraf etmeliyim ki beynin çalışması ile ilgili hiçbir şey bilmiyorum ve yine açık olarak söylüyor ve uyarıyorum ki bunun şifrelerinin çözülmesi birkaç neslin geçmesine mal olacaktır.“ diyebilmiştir.

    Bilgisayar ve beyin ile sinir ağları

    Biyolojik dev sinir ağlarının karmaşık yapılanması ile artık günlük yaşantımıza iyiden iyiye giren bilgisayar sistemleri ile benzeştirilen beyin aslında elektriksel, kimyasal alt yapısı olan ancak organizmanın başka hiçbir hücresinde rastlamadığımız özel tasarımlı genetik şifresinin kopyalanması engellenmiş hücre formu ile kendine özgü bir markadır. 1932’de Nobel ödül sahibi ünlü Britanyalı fizyolojist Charles Scott Sherrington, Yale Üniversitesinde 1906 yılında bir konferansta söylediği „Her ne kadar ayrı ayrı mekanizmalara bölünebilirse de merkezi sinir sistemi, uyum içinde hareket eden yekpare bir bütündür.“ felsefesi hala geçerlidir. Beyin loş bir lambayı aydınlatabilecek kadar enerji yakar. Kalın sinir lifleri 400km hızla bir iletiyi taşıyabilirler. Bu biyolojik özelikleri ile bilgisayarlarla ortak yapım yongaların (chip) üretilmesine neden olmuştur. Münih’teki Max Planck Enstitüsünden Peter Fromberz ve Günther Zeck’in 2001 yılında silikon yonga (microchip) üzerine havuz salyangozu (Lymnaea Stagnalis) nöronlarını başarı ile yerleştirme ve işlevsel olarak birbirleri ile bağlantı kurmalarını göstermeleri nöroelektronik devrenin ilk adımı sayılmaktadır (Şekil 1*). Her nöronun altındaki uyaran voltajda bir değişiklik oluşturmuş ve hücre boyunca iletişim sağlamıştır. Yongaya uygulanan elektriksel uyarım bir nörondan diğerine nakledilmiş ve yongaya geri dönerek silikon şalterli bir yolculuk yapmıştır. Bu devre genel anlamda canlı bir devredir. Nöral ağlar ile uğraşan Waltham’daki Brandeis Üniversitesinden Eve Marder bu nöron-kaynaklı devrelerin sinir sisteminin nasıl çalıştığını gözlemleyebileceğimiz bir araştırma aracı olacağı, örneğin belleğin nasıl oluştuğuna ilişkin bilgilerimizi geliştirebileceğimiz düşüncesindedir. Nöroelektronikte ana engel güvenli bir şekilde yongalar ile yaşayan dokuları birleştirebilmek. Bu sorunu Fromherz ve Zeck silikon kullanarak aşmışlar ve elektronik aygıtları standard bir yonga içinde kurmuşlardır. Bu nöronal yongalarla ilk olarak hedeflenenler toksik ve farmakolojik maddelerin nöronlar üzerindeki etkilerini deneyecek biyolojik sensörler ve nöroprotezler gibi projelerdir. Bu heyecan verici projelerden bir örnek olarak omuriliğin hasarlı bölgesini onarmada bir köprü görevi görmeleri olabilir. Ancak bütün bu projeler bilim kurgu alanında Fromherz’e göre “beyin ya da nöronlarla yaşayan nöro-bilgisayarlar” olarak adlandırılmaktadırlar. Bu yöntem kimyasal sinapslarla bağlanmış küçük nöronal-ağların sinaptik modülasyonunun uzun etkilerini irdelemek için uygundur. Aynı zamanda bu sinir-ağları ile beynin özelliklerini taklit ederek nasıl çalıştığını öğrenmeyi de umut edebiliriz. Bu yıl Avrupa Birliği ülkeleri ki aralarında ülkemiz de vardır ve bundan ayrı olarak ABD başkanı Obama’nın direktifleri ile “İnsan Beyin Projesi” iki ayrı odakta başlatılmış ve başta Alzheimer, Parkinson Hastalıkları ve şizofreni olmak üzere birçok beyin rahatsızlıklarının nedenlerinin derinliklerine inilebilinilecektir.

    Konuşma yetisi

    Strumwasser bize evrimsel gelişme sürecinde en yakın olan şempanzelerden Homo sapiensi ayıran davranışsal başlıca 4 özellik olduğunu ileri sürmektedir. Bunlar yaratıcılık, konuşma yeteneği, bilseme (merak), kendini-düşünme ile kendini-analiz. Birçoğumuz bunların hiçbirisinin sadece insana özgü olduğunu kabul etmeyip, tartışabiliriz. Ancak özellikle konuşma sinirbilimin gizemli konularının başında gelir. İnsanda 7.kromozomun q kolunun 31inci lokusunda olduğu saptanan konuşma geni bazı konuşma bozukluğu hastalıklarında sorunlu bulunmuştur (Şekil 2). Dilbilimcilerin birçok dili birden kolayca konuşma yeteneği olanlar ile ilgili yaptıkları araştırmalar konuşma ile ilgili bilgilerin farklı modülleri olduğu gerçeğini göstermekte ve ilginç araştırmalar halen sürmektedir.

    Uykudaki beyin

    Gözün retina tabakası beynin bir uzantısıdır. Göz siniri çıplak gözle nörolojik muayene sırasında görülebilen bir beyin parçasıdır. Uyku hala nedeni bilinmeyen, bilim adamların tartıştığı bir başka gizemli dünyadır. REM (rapid eye movement) uykusundaki bir kişinin gözlerini gözlemlerseniz gözleri kapalı bir film seyrettiğini sanırsınız. Ruslar, çocuklar ve gençlerin rüyaları üzerine yaptıkları bir araştırmada sol beyin yarısının rüyanın gerçekleşmesinde, sağ yarısının ise rüyanın canlılığına, değişimsel şekillenmesine ve duygusal derinliğine etkisi olduğunu ortaya koymuşlardır. Bataryası tükenen bir cep telefonumuzu çalışması için yeniden yüklemek zorunda kalışımız gibi bir mekanizma mı? Derin uykuda iken beyin elektrosunda (EEG) kaydedilen elektriksel dalgaların işlevi nedir? Görme merkezine yakın beyin bölgelerindeki nöronlardan kayıtlanan alfa dalgalarının gizemi hala sürmektedir. Dünya güneş etrafında dönerken karanlıkta kalan yarısındaki canlılar uykuda iken enerjilerini başka bir güç ile mi paylaşmaktalar? Kış uykusuna yatan canlıların beyinsel enerjileri bir başka sistemin yedekleme modu olarak mı algılanmalı?

    Yazdığı tıp kitabı 17. yüzyıla değin Avrupa’da standard ders kitabı olarak okutulmuş olan ünlü İbn-i Sina „Bütün düşünülenler vardır ve var olanlar tasarlanabilen düşünülür biçimlerdir“ der. Beynin daha çok çalışması savı ile günde bir öğün yemek yiyen, günlerce uyumamaya çalışan İbn-i Sina bu yöntemle „atıl kalan beyin merkezlerini devreye sokabilir miyim acaba?“ demektedir.

    Modern felsefe: Nörobilim

    İlki 1999’da Kuzey Arizona’da yapılan “Kuantum ve Zeka” konferansı sonrası kuantum ölçümü, kuantum kriptografisi, kuantum teleportasyonu gibi devrimsel bilgi teknolojilerinin ışığında bilinç düzeyi, kuantum fiziği ve beyin ile ilgili toplantılarda kuantum bilgisi ile beyin arasında bir sentez amaçlanmakta (Şekil 3). Beynin sinaptik bağlantıları çalışmaları nöral-ağların yapısının, biyolojik kuantum bilgisi de kuantum bilgi teknolojilerinin gelişmesine yardımcı olacaktır. Nöronlar-arası birleşkede elektronların kuantum tüneli 1970’de Evan Harris Walker tarafından ileri sürülmüştü. Dendritler arasındaki sıkı bağlantılar da kuantum tünelleşmesini olanaklı kılmaktadır. Hafıza, nöral ağlarda bilginin saklanması, anımsanması, kuantum bilincinin birleştirici tubulin elektron olayı ile tanımlanmaktadır. Biyojenik ferrimanyetik maddenin beyindeki fonksiyonu, iyon kanalları, hangi boyuttaki beyin bilinci yaşar? sorularına yanıt aranmaktadır kuantum bilgileri ışığında. Kuantum bilinç durumu ile biyolojik siklus süperpozisyonu, nöronları birleştiren sinapsın her iki tarafındaki mikrotubulinlerin kuantum siklüsünü sürdürmesi çalışmaları ön planda gözükmektedir. Nöro-kuantolojinin diğer ilgi alanları ise görsel dikkat, fotonlardan fenomolojiye vizyon, gama ossilasyon, ayrık beyin, kaos ve beyin, v.b. gibi bilimsel gizemini koruyan konulardır.

    Geçen yüzyılda fiziksel dünyayı tanımamız amprikti. Kuantum fiziği, madde ve alan teorileri bilgileri ile dünyamızı değiştirdi. Önümüzdeki yüzyıl kuantum mekaniği temel nörolojik bilimler yanı sıra tüm bilim dallarında temel bir kavram ve asal bir araç olarak önemini sürdürecektir.

    Bu kısa beyin fırtınası benzeri yazıda da görüldüğü gibi beyin, hemen tüm bilim dalllarına ilgi yumağını uzatmıştır. Başına nöro- ön ekini getirerek tüm bilim dallarına göndermeler yapabiliriz.

    Eskiden felsefe tüm bilim dallarını kapsamakta idi; bugün bu konuma en güçlü aday olarak nörobilim gösterilebilir.

    Beyin cerrahı olarak kafatasını her açışta karşılaştığımız beyin belki morfolojik olarak birbirine benzeşir yapıdadır ancak her hastada, her hastalıkta, her tümörde farklıdır. Ona yaklaşırken bir Mozart’ın, bir Van Gogh’un, bir Einstein’ın, bir Yunus Emre’nin beyni gibi görerek kutsal bir mabede girer gibi gireriz. Ünlü beyin cerrahı Mahmut Gazi Yaşargil’in beyin dokusuna saygıyı öğreten nesilin öğrencileriyiz. Her yaklaşımımızda yeni bir şey öğreniriz.

    Tablo 1.

    Zeka saptaması

    … 15

    Yok (mikroplar:bakteri, virüs)

    16—30

    Son derece basit içgüdüler (Solucanlar, salyangozlar)

    31—45

    İçgüdüler (Yılanlar, balıklar)

    46—60

    Düşük zeka (Sincaplar, kuşların çoğu)

    61—75

    Orta zeka (Köpekler, kurtlar)

    76—90

    Yüksek zeka (Maymunlar, yunus balıkları)

    91—100

    Ortalama insan

    101—150

    İnsanüstü (+30)

    151—200

    İnsan ötesi

    201—

    Son derece

    Şekil 1. L.Stagnalis’in ayak ganglionundan alınan her bir nöronun mikro-yonga ile kültüründeki üç gün sonraki elektromikrografisi; hücre gövdelerinde yer değiştirme olmadan dokunma yerlerinde uzantılar, sinir hücrelerinde filizlenmelerin oluşumu (ölçek: 20µm) [*Bu resim “Copyright (2001) National Academy of Sciences, U.S.A.” “Noninvasive neuroelectronic interfacing with synaptically connected snail neurons on a semiconductor chip.” by, Zeck, G. & Fromherz, P. published in PNAS, August 28, 2001;98,10457-10462.izni ile elektronik ortamda yayımlanmaktadır. Kendilerine teşekkür ederim]

    Şekil 2. Broca ve Wernicke konuşmanın motor ve sensoryel merkezleri olarak bilinmektedir (beyaz alanlar).Peki ya diğer merkezler insan konuşurken susmakta mıdırlar?

    Şekil 3. Uyku ile rüya, bilinç düzeyi ve beyin ile ne ölçüde barışık, kime teslim olunuyoruz? Yanıtları hala bilinmezlerle dolu.

    Şekil 4. Nörokuantoloji, kaos, entropi, negentropi, beynin sınırları modern felsefenin Kabe’si olarak nörobilimi işaret etmektedir.

  • Bel fıtıklarında ve boyun fıtıklarında ameliyatsız kuru iğne tedavisi

    KURU İĞNE TEDAVİSİ NEDİR ?

    Kas-iskelet sistemi ağrılarının en önemli nedeni kas spazmıdır. Kuru iğneleme (İntramusküler stimülasyon (İMS) bazı kas iskelet sistemi hastalıklarına bağlı ağrı tedavisinde kullanılan, yan etkisi olmayan, tedavi edici ve zararsız bir metoddur. Belli seanslar halinde planlanır. Tedavinin süresi, yani seans sayısı, problemin bulunduğu bölgenin genişliğine, problemin ne kadar eski olduğuna, başka rahatsızlıkların eşlik edip etmediğine göre değişiklik gösterir. Bazen tek bir seans yeterlidir. En sık 3-5 seans olarak planlanır. Nadir durumlarda 8-10 seansı bulabilir. Tedavide başarı oldukça yüksektir (% 92-95) ve sonuçlar yüz güldürücüdür. .Tekrarlayan veya kronikleşmiş ağrıda spazmla birlikte fibroz doku gelişimi de varsa iğne sayısının ve iğneleme sıklığının arttırılması gerekir. Ancak fibrotik kaslarda olumlu sonuç her zaman mümkün olmayabilir.çok gecikmiş vakalarda 8-10 seansa kadar uzayabilir. Genellikle haftada 1 seans olarak uygulanır.

    Bu yöntem ile gergin kasların içinde oluşmuş ağrılı tetik noktalara batırılan iğne bu ağrılı noktaların çözülmesine ve kasın normal gerginliğine dönmesine sağlar. Bu yönüyle akapunktur tedavisinden farklıdır. Aslında aynı yöntem lokal anestezik ile de uygulanabilir. Lokal anestezikle yapılan iğnelemenin avantajı daha ağrısız olması buna karşın kuru iğnelemede ise ilaç verilmediğinden ilaç yan etkilerinden korunma avantajı vardır. Unutulmamalıdır ki kuru iğneleme yöntemi tek başına ağrıyı azaltıp geçirebilse de mutlaka uygun germe egzersizleri ile kombine edilmelidir. Aksi takdirde ağrılar tekrarlayabilir. Ayrıca eğer altta yatan hastalık varsa tedavi edilmelidir. Genelde fizik tedavi ile kombine edilmesi dahada yüzgüzdürücü ve kısa sürede sonuç almamızı sağlar.

    Kuru iğne tedavisinin kullanım alanı oldukça geniştir. -Gerilim tip ya da migren tipi baş ağrıları -Herhangi bir nedenden kaynaklı boyun,sırt ve bel ağrıları( Disk hastalıkları, Fibromiyalji, Miyofasial ağrı sendromları,Duruş bozukluğuna bağlı ağrılar, Masabaşı çalışan rahatsızlıklarında) -Omuz,diz,kalça problemlerinde-Tendinitler (el, dirsek, omuz, topuk, kasık)

    – Spor yaralanmaları

    -Topuk ağrıları, Çene eklemi ağrısı vb.i yaygın kullanım alanı vardır

    Kuru iğneleme yapılamaması gereken durumları arasında erken gebelik, lokal enfeksiyon, kanama diatezi oluşturan hastalıklar sayılabilir.