Yazar: C8H

  • Kılcal damar genişlemeleri (telanjiektazi)

    Yüz bölgesindeki kılcal damarların kalıcı olarak genişlemesi (Telanjiektazi) klinik olarak küçük boyutlu, koyu kırmızı, deri seviyesinde veya hafif kabarık, yıldızsı veya noktamsı lezyonlar ile karakterizedir. Rozasea, Siroz, karaciğer kanseri, toraks tümörleri, AIDS ve diğer bazı sistemik hastalıklarda çok yaygın telanjiektaziler görülebilir. Yüzünde kılcal damarlarda artış gözlenen hastaların güneşten ve sıcak ortamlardan sakınması, çay, kahve, sigara, alkol ve baharatlı gıdalar almamaları gerekmektedir. Telanjiektazilerin tedavisi koterizasyon veya lazer ile mümkün olmaktadır.

    Kılcal damar genişlemeleri (telanjiektazi)

    Vücudun diğer kısımlarında, özellikle bacak bölgesinde oluşan kılcal damar genişlemeleri olan kişilerde lazer ile tedaviye başlamadan önce kalp damar cerrahisinde büyük toplar damarlarda herhangi bir dolaşım probleminin olup olmadığının kontrol edilmesinde fayda vardır. Kılcal damarlar lazer tedavisi ile genellikle 1 veya 2 seansda kapatılabilmektedir. İki seans arası 8 haftadır. Uygulamalar sırasında cilt güneşten korunmalıdır.

  • MINI IVF

    MINI IVF

    İlk tüp bebek uygulamalarında, çok yoğun ilaç kullanımıyla, çok sayıda yumurta elde etmenin, başarı şansını artırdığı düşünülmüştür.Ama son yıllarda, çok yumurtanın, yumurta kalitesini bozduğu ve gebelik şansını azalttığı ortaya çıktı.

    MİNİ-IVF protokolü nedir?

    MİNİ-İVF  Japonya’daki Kato Klinik tarafından geliştirilmiş çok özel bir protokoldür. Bu protokolde günlük iğneler ve  yüksek dozda ilaç kullanımı yoktur . Hatta sonrasında 10. Haftaya kadar uzanan progesterone iğnelerinin kullanımını da gerektirmeyen basitleştirilmiş tüp bebek tedavisidir. Özellikle yaşı ilerlemiş hastalarda başarı oranları diğer klasik tedavilerden daha yüksektir.

    MİNİ-İVF daha az sayıda ancak daha kaliteli yumurta geliştirilmesi esasına dayanır. Geliştirilen bu yumurtalar toplandıktan sonra klasik tüp bebek ve ICSI teknikleri uygulanır. Sonrasında oluşan kaliteli embriyolar hastaya transfer edilir. Bu tedavide farklı olan yumurta geliştirme yöntemidir. 
      

    MİNİ-İVF kimlere uygulanabilir?

    MİNİ-İVF te amaç çok sayı da yumurta elde etmek değil, kaliteli yumurtalar elde etmektir. Bu nedenle vücüdunuz bir yumurta üretse dahi tedavinin iptali yada yaşınızdan dolayı tedaviye alınmama gibi bir durum söz konusu değildir.Bir bebek dünyaya getirmek için sağlıklı  bir yumurtanın olması yeterlidir.

    Yaşı ileri olan ya da yumurtalık rezervi azalan kadınlarda; 

    Bu hastalarda daha az ilaç verilmesi  hastanın kendi hormonları ile yumurtaların gelişmesini ve daha kaliteli olmasını sağlar . 
    FSH hormonunuz yükselmiş olsa da hala adet görüyorsanız MİNİ-İVF ile hala gebe kalmak için bir şansınız olabilir.

    Yaşı genç olan ve çok sayıda yumurta üretimi olan kadınlarda;
    Özellikle polikistik over hastası olan  kadınlarda, hem daha kaliteli yumurta gelişimini sağlamak hemde hastayı hiperstimülasyon riskinden korumak için uygulanır. Fazla yumurta gelişimi de fazla miktarda östrojen hormonu üretimine ve buna bağlı olarak yumurta kalitesinin bozulmasına neden olur.  Bu nedenle çok az ilaç kullanılarak yumurtaların aşırı uyarılması engellenmiş olur.

    Tüp bebek tedavilerinde sağlıklı yumurta ve embriyo gelişimi olmayan hastalarda;
    Bu tedavi ile yumurtaların kadının kendi ürettiği hormonlar tarafından büyütülmesi sağlanarak daha kaliteli yumurta elde etmek amaçlanır.

  • Yüz dolgusu

    Yerleşmiş cilt kırışıklıklarının giderilmesi, dudak dolgunlaştırma, yüze volum verme ve yeniden şekillendirme gibi cilt gençleştirme işlemleri ile skar ve atrofik cilt dokularının yükseltilmesinde çeşitli yüz dolgu maddeleri kullanılmaktadır. Bunlar arasında, en çok kullanılan yüz dolgu maddeleri;

    • hyaluronik asit ve
    • kalsiyum apatit kristalleri içeren yüz dolgu maddeleridir.

    Hyaluronik asit normal dermis dokusunu oluşturan temel bir ara maddedir. Hacminin 1000 katı su bağlama kapasitesine sahiptir. İçerdiği çapraz bağlar sayesinde uygulandıkları bölgede uzun süre kalırlar. Hyaluronik asit içeren bu yüz dolgu maddeleri enjekte edildikleri bölgede yer değiştirmedikleri ve alerjik reaksiyonlara neden olmadıkları için yumuşak dokunun hacminin arttırılmasına yardımcı olurlar. Hyaluronik asit içeren yüz dolgu maddelerinin 6 ila 8 ay kalıcılıkları vardır. Bu ürünler lokal anestezi ile rahatlıkla uygulanabilirler.

    Hyaluronik Asit Molekülü

    Saf hyaluronik asit içermeyen yüz dolgu maddeleri allerjik reaksiyon oluşturabilirler. Bu nedenle ucuz yüz dolgu maddelerinden uzak durulmalıdır.

    Yüze volum vermek için kullanılan yüz dolgularında bulunan serbest hyaluronik asit sayesinde ciltte aynı zamanda nemlilik ve kollajen artışı da sağlanabilmektedir. Bu yüz dolguları akışkanlıkları sayesinde cilt altına kolayca yerleşerek doğal bir görünüm sağlar. Yapılan testlere göre güvenli oldukları belirtilmiştir.

    Kullanılan mikrokanüller sayesinde hastada morluk oluşturmadan ve minimal acı ile uygulama imkanı bulunmaktadır. Yüze uyumu sayesinde kalın dolgulara nazaran daha natürel bir görüntü oluşturulabilir.

    Bu maddelerin kullanıldığı alanlar, yanak boşlukları, alın kenarları, çene ovali, nazolabial sulkuslar ve yüzün diğer volüm gerektiren bölgeleri ve el üzerleri olarak sayılabilir.

    Kalıcılığı diğer hyaluronik asit içeren dolgular gibi 6-8 aydır. Kişiye göre bu süre uzayabilir. Ayrıca antiaging özelliğinden dolayı mükerrer uygulamalarda kişinin yüz dolgusuna ihtiyaç duyacağı süre daha da uzamaktadır.

    Yüzde bulunan derin olukların doldurulması ve yüz şekillendirilmesinde kalsiyum apatit kristalleri içeren yüz dolgu maddeleri kullanılabilir. Bu yüz dolgu maddesinin kalıcılığı 1-1,5 senedir.

    YÜZ DOLGU UYGULAMASI İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKENLER:

    • Yüz dolgu maddesinin enjeksiyonu sonrasında, hyaluronik asidin su tutucu etkisinden dolayı, yüzde 2-3 gün süren ödem oluşabilir.
    • Yüz dolgu maddesinin uygulanmasından sonra 4 saat kadar uygulama bölgesine su değdirilmemeli, makyaj yapılmamalıdır.
    • Yüz dolgu maddesinin uygulanması sonrasında bölgesel morluklar oluşabilir. Ancak bu morluklar bir hafta içinde kaybolurlar.
    • Yüz dolgu maddelerini sıcaktan etkilenmekte ve fazla sıcağa maruz kalındığında kalıcılık süreleri kısalmaktadır.

  • DOĞUM

    DOĞUM

    Gebeliğin ilk 36-38. haftasında uterus doğum için hazır hale getirilir ancak uyarılara kapalıdır. Aynı zamanda uterus girişi de yumuşamaya başlamış ancak yapısal bütünlüğünü korumaktadır. Uzun süren bu sessizlik dönemini uterustaki kasılmaların başlaması ve uterus girişinde incelme ve açıklık başlaması izler. Doğum dört fazda incelenir.

    Faz 1(sessizlik fazı): döllenmeyle birlikte uterusta bir sessizlik dönemi başlar. Bu sessizlik gebeliğin sonuna kadar devam eder. Bazen gebeliğin ilerleyen haftalarında uterusta zayıf kasılmalar olabilir. Eyleme yol açmayan bu kasılmalara yalancı eylem denir.

    Faz 2(hazırlık fazı): gebeliğin son 6-8. Haftasında uterusta hareketlilik başlar. Bu fazda eylem için uterusta ve servikste değişiklikler ortaya çıkar. Uterusun alt segmenti oluşmaya başlar ve fetusun önde olan kısmı aşağıya iner. Servikste kollajen lifler yıkılır ve serviks yumuşar.

    Faz 3(doğum fazı): Doğum fazı 3 evreden oluşur.

    1. Evre: fetusun pasajdan geçmesi için gerekli olan serviks genişlemesinin tamamlanması için geçen süreyi kapsar. Yaklaşık 12 saat surer. Eylemde başlayan uterus kasılmaları tamamen istemsizdir. Bu kontraksiyonları sıklığı 10 dakikadan 1 dakikaya kadar düşer. Kontraksiyon arasındaki bu bir dakikalık dönem fetusun iyilik hali için çok büyük önem taşır. Uterusun kas tabakası üst kısımda daha kalın ve ilçeriğini dışarı itercesine çalışırken, uteresun alt segmenti bu pasajı kolaylaştıracak şekilde daha yumuşak ve ince olarak faaliyet gösterir.

    2. Evre: Bu evre serviksin dilatasyonunun tamamlanmasından fetusun doğumuna kadar olan süreyi kapsar. Hiç doğum yapmamış olan kadınlarda ortalama 50 dakika maksimum 2 saat surer. Çok doğum yapmış kadınlarda ortalama 20 dakika maksimum 1 saat surer.

    3. Evre: bu evre fetus çıktıktan sonra plasenta ve fetal membranların atılmasına kadar geçen süredir. Genellikle 10 dakika surer.

    Faz 4(puerperium fazı): doğumu takip eden 1 saat içinde uterusun kontrakte olması ile uterus damarlara basınç uygulanır ve kanama önlenmiş olur. Aynı anda anne sütünün gelmesi ile bebek emzirilmeye başlanır ve emme refleksi ile salınan oksitosin hormonu da uterus kontraksiyonlarına yardımcı olur.

  • Kimyasal peeling !

    Kimyasal peeling, cildin farklı kimyasal maddelerle soyulması işlemine verilen addır. Kimyasal soyucular, işlemin derinlik seviyesine göre; yüzeyel, orta ve derin olmak üzere sınıflandırılırlar.

    En çok kullanılan yüzeyel kimyasal peeling ajanları alfa hidroksi asitlerdir. Bunlar arasında da glikolik ve laktik asitler sıklıkla tercih edilirler. Bunların yanısıra daha derin peeling amacı ile kullanılan farklı ajanlar da bulunmaktadır, örneğin triklorasetikasit gibi. Yapılan mükerrer uygulamalar ile kimyasal peeling; akne, kırışıklık, leke, skar ve çatlakları azaltabilmektedir.

    Kimyasal peelingde az görülmekle birlikte iritan kontakt dermatit oluşabilmektedir, bu yüzden soyma işlemi öncesi hastadan çok iyi öykü alınmalı ve hastanın cildi dikkatle incelenmelidir.

    Farklı sorunlara yönelik farklı derinlikte soyma işlemleri yapılarak cilt düzeltilebilmektedir. Sorunun ciddiyetine bağlı olarak seans sayısı 5–15 arası değişmektedir. Seanslar haftada bir uygulanır.

    Kış döneminde uygulanması tercih edilir. Hiçbir problemi olmayan ciltlerde bile her kış döneminde uygulanacak birkaç kimyasal peeling seansı ile daha parlak bir cilde sahip olunabilir.

    Alınan biyopsiler kimyasal peeling uygulamalarının kollajen dokuyu olgunlaştırdığını böylece yüzeyel kırışıklıkların oluşumunu gerilettiğini göstermektedir.

    Seanslar yüzeyel peelingde haftada bir, daha derin peelinglerde ise 15 gün ila 1 ay arasında uygulanır.

  • RAHİM İÇİ ARAÇ ( RIA , SPİRAL)

    RAHİM İÇİ ARAÇ ( RIA , SPİRAL)

    RIA dünyada ilk kez 1909 ‘da Richter tarafından uygulanmıştır. Günümüzde gebeliğin önlenmesi  amaçlı en yaygın olarak kullanılan yöntem  RIA takılmasıdır .  Rahim içi araçlar halk arasında spiral olarak adlandırılırlar. Spiral koruyuculuğu uzun süren ,  geri dönüşlü bir doğum kontrol yöntemidir. Spiraller rahim içine yerleşecek boyutlarda  çoğunlukla bakır  içeren plastik medikal araçlardır. Cu içeren spiraller sadece aile planlaması amaçlı spirallerdir. Bunun yanında hormon içeren spiraller de vardır. Bu spiraller asıl olarak rahim kanamalarını azaltmak amacıyla kullanılır ancak beraberinde aile planlaması etkisi de vardır.

       Kısaca RIA (spiral ) çeşitlerinden bahsetmek gerekirse ; En çok kullanılan iki tip spiral vardır.

    1-Bakırlı RIA (Spiral ) : TCu 380 A ,Multiload (MLCu 250 ve 375 )ve Nova T (TCu 200 Ag ve 380 Ag)

    TCu 380 A  : Şekil olarak T harfine benzer.  Gövde bölümüne sarılmış 314 mm²bakırın yanı sıra, her iki kolda 33’er mm²’lik iki bakır bant bulunmaktadır. 10 yıl süreyle koruyuculuğu devam eder.

    Multiload (MLCu 250 ve 375): Dikey bir gövde ve bu gövdenin  üzerinde dikensi çıkıntıları olan at nalı şeklinde iki koldan oluşur.Gövde kısmında 250 veya 375 mm2 bakır sarılmıştır. İçerdiği bakır miktarına göre 3-5 yıllık koruyuculuğu vardır.

    Nova T (TCu 200 Ag ve 380 Ag) :Şekil olarak T harfine benzer.  Gövde kısmında gümüş çekirdekle stabilize edilmiş 200 ya da 380 mm2 bakır tel sarılmıştır. 5 yıl koruyuculuğu vardır.

     2-Hormonlu RIA lar ( Spiral) : Gövde kısmında progesteron  preparatı olarak Progestasert ile levonorgestrol (LNGg 20 ) içeren LevoNova ve Mirena vardır.

    T şeklindeki gövdesinde 52 mg levonorgestrel içeren bir silindir vardır. Günde 20 mikrogram levonorgestrel salarak 5 yıl süreyle korur.

    Spiralin koruyuculuğu ne zaman başlar ve ne zaman biter?

    Spiral takılır takılmaz koruyuculuk başlar .Spiral çekilir çekilmez de biter.

    Spiral kimlere takılır?

    **Çocuk sayısını tamamlamış veya en azından bir çocuğu olan kadınlara özellikle hormonal bir sistem kullanmak istemiyorsa.

    **Emziren kadınlara.

    **Sigara kullanımı, ileri yaş veya bazı nedenlerle  doğum kontrol hapı veya hormon içeren yöntemler kullanamayan kadınlarda.

    **Acil korunma amaçlı korunmasız ilişki sonrası  erken dönemde  spiral takılırsa gebeliğin rahme yerleşmesini engelleyebilir.

    Spiral kimlere takılmaz?

    **Spiral hiç çocuğu olmayan  kadınlara takılmaz.

    **Sebebi bilinmeyen anormal kanamalarda.

    **Bilinen bir gebelik varsa veya gebelik şüphesi varsa.

    **Cinsel yolla bulaşan bir hastalığı varsa.

    **Yakın zamanda geçirilen bir rahim enfeksiyonu varsa veya halen aktif bir genital enfeksiyon varlığında

    **Rahimde perde  olduğunda ve servikal yetmezlik olduğu  hallerde.

    **Bakıra allerjisi olan kadınlar .

    **Willson sendromu denilen vücutta bakır birikmesi ile giden bir genetik hastalığı olan kadınlara.

    **Pap smear sonucunun  anormal çıktığı hallerde.

    **Servikal erozyon teşhisi konulduğunda.

    **Kanama pıhtılaşma bozukluğu olanlarda.

    **Myomları  olan rahimde lokalizasyon ve büyüklüğüne göre takılmayabilir.

    **Kötü huylu tümör varlığında .

     Spiral  ne zaman takılabilir?

    Spiral adetin miktar olarak azaldığı günlerde takılır. Adet döneminde takılmasının iki sebebi vardır; birincisi adet dönemi kadının gebe olmadığının kanıtıdır. İkincisi adet döneminde rahim ağzının açılması ve spiralin daha rahat takılabilmesidir.

    Normal doğum gerceklestikten sonra ilk 48 saat icerisinde veya 40 gün  sonra spiral takılabilir. Normal doğum sonrası ilk 40 gün cinsel ilişkide bulunulmadığından  adet beklemeye gerek yoktur.

    Spiral düşük ve küretaj sonrası müdahalenin hemen ardından takılabilir.

    Spiral uygulaması nasıl olur?

    Spiral uygulaması oldukça kolaydır. Uygulama sırasında anesteziye ihtiyaç yoktur ancak bazen hastanın isteği üzerine hafif anestezi de uygulanabilir.

    Hasta jinekolojik masaya yatırılır. Vajen ve rahim ağzı antiseptik solüsyonlar ile temizlenir. Hasta ile birlikte karar verilen spiral rahim içine uygun yöntemle yerleştirilir. Spiralin ipleri rahim ağzından hafifçe sarkacak şekilde kesilir. Spiralin iplerinin olması rahimden rahatça çıkarılması için gereklidir.

    Spiral kullanımı sırasında acil doktora başvurulması gereken durumlar: 
    **Anormal vajinal kanamalar

    **Adet gecikmesi

    **Şiddetli kasık ağrısı , ani kramplar 

    **Açıklanamayan ateş ve titreme nöbetleri

    **Kötü kokulu akıntı, kötü kokulu adet ve ilişki sonrası koku hissetme 

    **Spiralin cinsel ilişki esnasında  partneri tarafından spiralin hissedilmesi (normalde spiral asla hissedilmez. Eğer hissediliyorsa büyük ihtimalle  spiral yerinden kaymıştır).

    Spiral takıldıktan sonra dikkat edilmesi gereken haller:

    **Spiral takıldıktan hemen sonra  geçici ağrı ve kramplar gözlemlenebilir. Ağrı kesiciler kullanılabilir.

    **Spiralde kayma en çok ilk 1 ayda olduğundan ilk kontrol 1.ayda sonra 6 .ayda daha sonra da hiçbir şikayet olmasa da senede bir jinekolojik olarak kontrol edilmelidir.

    **Adet dönemlerinde rahim ağzı daha açık olduğundan karın içi basıncın artıracak hareketlerden kaçınılmalıdır.(ıkınma , ağır yük kaldırma, aşırı öksürük gibi)

    **Spiral takıldıktan sonra proflaktik antibiotik kullanımına yer yoktur. Ancak kişisel hijyene dikkat edilmelidir.

    Spiral (RİA) gebeliğin oluşmasını nasıl önlemektedir?

    Spiralin bakır içeriğinin spermlere öldürücü etkisi vardır. Ayrıca spiralin rahim içerisinde oluşturduğu iltihabi durum gebeliğin  rahme yerleşmesini  önler. Progesteron ihtiva eden spiraller, yumurtlamayı önleyici güce sahiptir. Progesteron içeren Mirena  servikal mukusu kalınlaştırır. Bu sayede spermlerin geçisini önler.

    Spiralin gebelikten korumada başarı oranı nedir?

    Hiçbir doğum kontrol yöntemi % 100 koruma sağlamaz. Spiral oldukça etkin ve güvenilir bir doğum kontrol yöntemi olarak kabul edilir. 1 sene icerisinde hamile olma riski neredeyse %1 – 3 arasındadır.

    Spiral kullanırken hamilelik meydana gelir mi?

    Evet spiral kullanılırken de hamile kalma  riski vardır. Spiral kullanırken  hamilelik meydana gelmesi  sıklıkla spiralin  düşmesi veya yerinden aşağı doğru kayması sonucu  meydana gelir. Ancak bazen Spiral rahim içinde istenilen yerde  iken de  gebelik  oluşabilir. Bu durumda  gebeliğin devamı  isteniyorsa spiralin derhal çıkarılması gerekir. Çünkü spiral rahim içinde kalması enfeksiyon ve septik şoka  neden olabilir.

    Ancak spiralin cıkarilması gebeliğin  düşmesine neden olabilir. Hamilelik sonlandırılmak isteniyor ise, o zaman küretaj yöntemine başvurulabilir.  Gebeliğin  ilerlediği durumlarda  spiralin çıkartılması  mümkün değildir. Bu durumda gebelik spiralle birlikte devam edebilir. Bu durumda sanıldığı gibi bebekte herhangibir anomaliye neden olmaz.

    Spiral kullanımı  dış gebelik oluşmasına yatkınlık yapar mı?

     Spiral kullanırken  gebe kalan  kadınlarda, oluşan  gebeliğin dış gebelik olma ihtimali spiral kullanmayan kadınlara oranla daha yüksektir. Bu oran hormonlu spiral kullanımında daha da yüksektir.

    Spiral kısırlık yapar mı?

    Spiral kullanımı genital enfeksiyon riskini artırır . Dolayısıyla özellikle tüp ve yumurtalıkları tutan klamidya , gonore (bel soğukluğu) enfeksiyonlar yapışıklıklara neden olarak ,normal doku yapısının kaybolmasına neden olarak kısırlığa neden olabilir.

  • Koltuk altı terleme tedavisinde botox

    Koltuk Altı Terlemelerde; etkili tedavi yöntemlerinden BOTOX

    Koltuk altı terlemeleri özellikle yaz aylarında bir çok insanı zor durumda bırakan bir sorunudur.

    Terleme, vücudun ısısını ve tuz oranını ayarlayarak, vücudu dengeleyen bir sistemdir. Ancak koltuk altı terlemelerinde, vücudun dengesi için gerekli olanın çok üstünde terleme artışı söz konusudur. Kıyafetlerde ıslak görünüm ve terlemeye bağlı giysilerin renklerinde bozulma problemi olabilir. Giysilerde ıslak halkalar oluşur. Bazı kişiler günde iki-üç kez gömlek değiştirilebilir. Ipek gibi hassas kıyafetleri giymek zorlaşabilir. Bu tür durumlar kişide sosyal açıdan rahatsızlık yaratır.

    Koltuk altı terlemesinin nedeni, sempatik sinir sisteminin aşırı uyarılmasıdır. Bu kişinin yapısıyla ilgilidir. Stres ve gerginlik koltukaltı terleme şikayetini çok artırabilir.

    Tedavi yöntemleri farklıdır. Ancak ilaç, krem ve deodorantlarla yapılan tedavilerde çok başarılı sonuçlar alınamamaktadır.Koltuk altı terleme tedavisinde botox (botoks) yöntemi 2004 yılında FDA tarafından kabul edilmiş son derece başarılı bir yöntemdir.

    Uygulamanın yapılma şekli:Koltuk altı botox (botoks) tedavisinde, terleyen bölgeye ortalama 20-30 nokta halinde küçük miktarlarda botox (botoks) verilir. Botox (botoks) uygulamasından önce ilaç sulandırılır. Koltuk altı terlemelerinde botox (botoks) tedavi uygulaması çok kısa sürer. Uygulama öncesinde anestezik krem uygulaması yapılabilir. Uygulama özel iğnelerle yapıldığı için acı pek hissedilmez. İşlem sonrası beklenen önemli bir yan etki yoktur. Koltuk altı terlemesi şikayetinde botox (botoks) etkisi ortalama 6 ay civarındadır. Nisan ve Mayıs ayları uygulama için en uygun aylardır.

    Sıcakların arttığı yoğun yaz mevsimindegüzel kıyafetlerinizle, gönül rahatlığı içinde, ter izi ve kokusu olmadan yaşayabilirsiniz.

  • Premenstruel Sendrom(Adet Öncesi Gerginlik Sendromu)

    Premenstruel sendrom(PMS), regl döngülerinin ikinci fazında emosyonel ve fiziksel semptomlara yol açan siklik yakınmalardır. Kadınların yaklaşık %80’inde premenstruel yakınmalar görülmektedir. Ancak %3-5’inda bu yakınmalar kadının iş hayatını, sosyal yaşantısını etkileyecek kadar şiddetlidir. Premenstruel sendromu olan kadınlarda siklusun ikinci fazıyla ilişkili olarak fiziksel, davranışsal ve duygu durumu değişiklikleri görülmektedir. Regl döngüleri sırasında olan hormonal değişikliklere karşı santral sinir sisteminin anormal cevabı vardır. Bu sendromla ilişkilendirilmiş pek çok yakınma vadır. Bu nedenle premenstrual sendromun tanısında hastanın yakınmalarının siklik olması çok önemlidir. Hastada memede şişkinlik, mastodini, başağrısı, kabızlık, halsizlik, anksiyete, libido değişikliği, depresyon, aşırı yemek yeme gibi yakınmalar gözlenebilir.

    Tanıda semptomların zamanı önemli. En az 5 şikayetin mens başlamandan bir hafta önce görülmesi gerekir. Adet kanamasının başlamasıyla hastanın şikayetleri düzelmeye başlar. Adet kanamasının bittiği hafta şikayetler minimal düzeye düşer ya da tamamen kaybolur. Duygu durum değişkenliği(aniden üzgün ya da ağlamaklı olması), sinirlilik, depresif duygu durumu ve anksiyete şikayetlerinden en az birinin olması tanı koyma kriteridir. Konsantrasyon bozukluğu, iştah artışı, uykusuzluk, memelerde şişkinlik, ağrı, kas iskelet sistemi ağrıları gibi fiziksel şikayetler olabilir ama tanı koymak için şart değildir. Semptomlar hastanın iş, okul ve sosyal hayatını etkiler.

    Tedavide hastanın eğitimi ve bilgilendirilmesi önemli. PMS kadınlarının çoğu şişkinlik ve gerginlikten şikayetçi olurlar. GenelliklekKilolarında herhangi bir değişiklik ve ödemleri yoktur. Eski tıbbi metinler, özellikle psikolojik rahatsızlığı olan PMS kadınlarında aniden gelişen ödeme bağlı kilo artışı tariflerler. Bu aslında PMS’nin alışık olmayan formundaki, ani sıvı tutulumu ile ilgilidir. Düşük sodyum ve korbanhidratlı diyetin aniden yüksek karbonhidrat ve sadyum içeren diyete dönmesi PMS’li kişilerde 24 saat içinde 5 kg’lık bir kilo artışına neden olabilir. PMS’li hastaların tatlı ve tuzlu gıdalara olan yaygın isteği ve bu yöndeki diyet değişiklikleri bu olağan dışı ödemin sebebi olabilir. Bu nedenle tuz ve rafine karbonhidrat alımının azaltılması bu ödem ve şişkinliğin tedavisinde yardımcı olur. Taze meyve ve sebze tüketilmesi, kırmızı et ve içinde katkı maddesi bulunan gıdalardan uzak durulması bazen yararlı olabilmektedir. Bununla birlikte uykusuzluk, gerginlik şikayetlerinin yoğun olduğu kadınlarda kafein alımının azaltılması gerekir.

    Adet öncesi kadınlarda artan alkol alım isteği ve alkol tüketimin artması evlilik anlaşmazlıkları yaratabilir ve bu konuda hastalar uyarılmalıdır.

    Az ama sık beslenme önerilir. Kalsiyum takviyesinin yararlı olduğunu gösteren yayınlar mevcuttur.

    Düzenli aerobik egzersiz PMS semptomlarını azaltır, hastaların gevşemelerine ve uykularına da yardımcı olur.

    Mefenamik asit içeren ilaçlar şikayetlerin hafifletilmesinde yardımcı olabilir ama aspirine duyarlılığı olanlarda ve mide ülseri olanlarda kullanılmamalıdır.

    Vitamin B6, antidepresan ilaçlar, serotonin metabilizması ile ilgili ilaçlar, hormon ilaçları diğer medikal tedavi seçeneklerindendir. 

  • Tıbbi ayak bakımı

    Tıbbi Ayak Bakımı

    Ayakkabıların içinde esir ederek tüm ağırlığımızı taşıttığımız ayaklarımıza, yani vücudumuzun en ağır işçilerine gereken önemi vermiyoruz.

    Doğuştan ya da ileri yaşlarda, ortaya çıkan kemik deformiteleri, metabolizma bozukluğundan kaynaklanan diyabet (şeker) hastalığı, dolaşım bozuklukları, trafik kazaları ve diğer nedenlerden dolayı ayak sağlığımız bozulmaktadır. Ülkemizde yaklaşık her beş kişiden birinin ayaklarında sorun vardır. Özellikle ileri yaşlarda ayak sorunları oluşmasını önlemek ya da geciktirmek için ayak sağlığımıza dikkat etmeliyiz.

    Ülkemizde bir şekilde ayak sorunları ile ilgilenen yerler olmakla birlikte, sorunu olan kişiler nereye başvuracağını gerçekte tam olarak bilememekte ve zaman zaman sıkıntılı durumlarla karşılaşmaktadırlar.

    Ayak sağlığı ve bakımı ile ilgilenen alan “podiatri” olarak bilinir. Podiatrinin ‘önleyici’ yani ayakla ilgili sorun oluşmadan önce önlem almada önemli olduğunu bilmek gerekir.

    Diabetli ayaktan batık tırnağa, nasırdan mantara, düz tabanlıktan topuk dikenine dek birçok sorun yaşadığımız ayaklarımız podiatrinin uygulama alanına girer. Ayaklarımıza hak ettiği önemi verip, düzenli bakımını yaptırmamız gerekir.

    Ayakta En Sık Rastlanan Sorunlar

    *Ayak Ağrıları:

    *Nasır:

    *Diyabetik Ayak:

    *Terleyen ve Kokan Ayaklar: Aşırı terleyen ve havasız kalan ayaklarda, bakterilerin etkisiyle hoş olmayan ve kişiyi itici yapabilen kokular ortaya çıkar; çoğu zaman yalnızca yıkamak yeterli olmayabilir. Uygun bakım ürünleri kullanımı ve ayak bakımı ile sorun çözülebilir.

    *Ayaklarda Aşırı Yanma ya da Soğukluk Hissi

    Topuk ve Ayak Tabanı İle İlgili Sık Rastlanan Sorunlar

    *Topuk Dikeni: Topuk ağrılarının en sık nedenidir. Ayaktayken ve özellikle sabahları yataktan kalkıldığında ağrı oluşturur. Taban çökmesi, çok fazla ayakta kalma, hareketsiz yaşam tarzından birden hareketli yaşama geçilmesi gibi, ayak için aşırı yüklenme oluşturan durumlarda, topukta tahrişe bağlı kemikleşme ve diken görüntüsü oluşur. Topuk yastığı ya da uygun tabanlık kullanımı rahatlatıcıdır.

    *Plantar Fascia Tahrişi: Ayak tabanı ve topukta ağrı oluşturur; sabah belirgin olan ağrılar hareket ettikçe azalabilir. Ayak tabanında tarak kemiklerinin başı ile topuk kemiği arasında uzanan “plantar fascia”nın üzerine aşırı yüklenme sonucu ortaya çıkar. Fazla kilo, yanlış ayakkabı kullanımı, taban çökmesi, günlük aktivitede ani ve belirgin artış bu rahatsızlığa neden olabilir. Uygun tabanlık kullanımı genellikle rahatlatıcıdır.

    *Çatlamış Topuk: Derinin kurumasına bağlıdır ve sık görülür. Çatlak derinleşirse acı, kanama ve iltihaplanma olabilir. Nemlendirici ve gerekirse uygun tabanlık kullanımı yararlı olabilir.

    Tırnaklarla İlgili Sık Görülen Rahatsızlıklar

    *Batık Tırnak:

    * Kalınlaşmış Tırnak

    Tırnaklar, kişilerin temizliğini ve sağlığını yansıtan başlıca özelliğidir. Görünümlerini iyileştirmek ve sağlığını koruyabilmek için genel vücut sağlığına ve beslenmeye dikkat edilmelidir. Ayrıca, dıştan uygulanacak bakımlar da ihmal edilmemelidir. Tırnak bakımına özen gösterilmezse birçok tırnak hastalığı gelişebilir, kozmetik olarak rahatsız edici sonuçlar (şekil ve renk bozukluğu gibi) ortaya çıkabilir. Dermatologlar, her gün tırnak sorunu için başvuran ve çözüm arayan birçok hasta görmektedir.

    *Mantarlı Tırnak

    A. Genel Ayak Bakımı

    Aktif ve üretici yaşam ayak sağlığına bağlıdır. Ayakların önemsenmesi, bakımının doğru ve periyodik şekilde yapılması yaşam kalitesinin yükselmesine önemli katkı yapar.

    Kliniğimizde, Türkiye'de bu alanın öncüsü ve güvenilir kurumu İSVEÇ AYAK SAĞLIĞI ile iş birliği içerisinde, “kuru sistem” ayak bakımı yapılmaktadır. Kuru sistemde ayak suya sokulmadan işlem uygulanır. Doğru tırnak kesimi yapılır, deri kalınlaşmaları ve nasırlar temizlenir, kalınlaşmış tırnaklar inceltilir, tırnak kanalları temizlenerek gerekli destekler yerleştirilir. Genel ayak bakımı, ayak problemleri için geliştirilmiş özel GEHWOL ürünleri kullanılarak yapılır.

    Yaşam kalitesinde detaylar önemlidir. Sağlıklı ayaklar kaliteli yaşamın önemli bir parçasıdır. Podiatrinin ilgilendiği ayak sağlığı ve bakımı lüks değil, aksine gereksinimdir.

    B. Nasır Tedavisi

    Sıklıkla uygun ayakkabı kullanmama ya da taban deformasyonu sonucu oluşur. Aslında vücudun savunma aracı olan nasır, giderek rahatsızlık unsuru olur. Tedavi hem nasırın uzaklaştırılması, hem de ayaktaki sürtünme ya da basıncın ortadan kaldırılmasıdır; bu aşamada uygun ayakkabı ya da tabanlık seçimi önemlidir.

    Problemin kaynağına göre bir ya da birkaç bakımla düzelebilen ya da ömür boyu sürekli bakım yapılması gereken nasırlar olabilir. İyi sonuç elde edilebilmesi için düzenli bakım yapılması gereklidir.

    Nasır bandı kullanılması uygun değildir; asit içeriğinden dolayı tahriş oluşturup deride yara yapabilir. Doğru olanı, nasırın ayak bakım uzmanı tarafından alınmasıdır.

    C. Batık Tırnak Tedavisi

    Toplumun çok geniş bir kısmında karşılaşılan bir problemdir. Yanlış tırnak kesimi, doğuştan gelen dönük tırnak yapısı, giyilen ayakkabılar, kaza ile üstüne basılması gibi nedenlerle ortaya çıkabilir.

    Batık tırnak hemen tedavi edilmelidir, batan kısım konunun uzmanı tarafından alınmalıdır. Çok sık tekrarlayan batıklarda tırnak kanalına uygun yöntemlerle müdahale edilerek batmadan uzaması sağlanmaya çalışılır.

    Batan tırnağın bütünüyle çekilmesi genellikle geçici bir çözümdür; tırnağın yeniden

    uzaması sürecinde batma olasılığı yüksektir. Çekim sırasında tırnak yatağının zedelenmesi nedeniyle yeni büyüyen tırnak eskisinden daha kalın ve batmaya yatkın özellikte olabilir. Bu nedenle, çekimden önce diğer yöntemlerin denenmesi daha uygun olur.

    Tırnak kesiminde dikkat edilmesi gereken özellikler vardır. Tırnaklar doğal çizgisine uygun

    şekilde düz kesilmesidir; köşelerin kesilmesi batığa yol açabilir, yuvarlak törpülenmelidir. Tırnaklar dipten kesilmemelidir, uçtan bir kısım tırnak bırakılmalıdır. Tırnak altları, yatağı bozabilecek sivri uçlu cisimlerle temizlenmemelidir, tırnak fırçası kullanılması daha uygundur. Tırnakların da, ayak derisi gibi, nemlendirilmeye ve yumuşatılmaya gereksinmesi vardır.

    Kliniğimizdetırnağın batmadan doğru uzaması için tırnak kanalını temizleme ve destekleme işlemleri yapılır. Bazen tırnak kanalında, batık tırnak gibi acı veren nasır oluşabilir, bunun tırnak batması ile ayrımının yapılması ve uygun şekilde tedavi edilmesi gerekir.

    D. Mantarlı Tırnak Tedavisi

    Tırnağın mantar hastalığı, genellikle ayak, nadiren elin bir ya da iki tırnağında başlar; daha sonra bütün tırnaklara yayılabilir. Tedavi edilmedikleri zaman vücudun diğer bölümlerine yayılabilir, ailenin diğer elemanlarına bulaşabilir. Tedavi edilmeyen ayak tırnağındaki mantar enfeksiyonu bacaklarda kalıcı lenf ödeme neden olabilir. Bazen, hastanede yatarak tedavi gerektirecek şekilde, bakterilere bağlı daha ciddi enfeksiyonlara neden olabilir.

    E. Diyabetli Ayak Bakımı

    “Diyabetik ayak” tablosu, diyabet hastalarının birçoğunda zamanla görülen bir durumdur. Öncelikle ayaklar hissizleşir (nöropati) ve yara oluşumu hasta tarafından fark edilmeyebilir. Ayrıca, ilerleyen dönemlerde kılcal damar daralmaları da yara iyileşmesini zorlaştırır. Zamanla ayağın kesilmesine dek uzanan sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle diyabetlilerde ayak bakımı özel önem taşır.

    F. Pedograf (Ayak İzi İncelemesi) ve Tabanlık Uygulaması

    Ayak ağrıları, ayakta en sık görülen rahatsızlıklardan birisidir. Kişiler bu ağrıları genellikle kabullenmiş görünürler. Ayak ağrılarının en sık nedeni tabanın düzleşmesidir; sanılanın aksine, bu durum sonradan oluşabilir. Ayak yaşa bağlı olarak uzar ve genişler, ayak numarası büyüyebilir; bu aşamada taban çökmeye başlar ve ayak kaslarındaki yorgunluk, zorlanma gibi nedenlerle ağrılar başlar. Bu durumda uygun tabanlık desteği çok yararlıdır. Ancak, tabanlık kullanılması gereken durumlara karşın, bir de ortopedik özellikte olmayan ayakkabı kullanımı bu ağrıları artırır.

    Hamileliğin özellikle ilerleyen dönemlerinde ayaklarda ödem oluşur. Hamilelerde hormonal değişiklikler, vücut ağırlığının artması ve ağırlık merkezinin değişmesi nedeniyle ayak kemikleri çökebilir. Bu durumda uygun tabanlık kullanımı yararlıdır.

    G. Ayak Bakımı Ürünleri

    Ayakta konforu artırmak için ayak bakım ürünleri ile küçük ayak problemlerini hemen giderecek basınç giderici ve düzelticiler kullanılabilir.

    1. Ayak Kremleri

    2. Basınç Gidericiler

  • VAJİNİSMUS VE KADIN GENİTAL YAPISI

    VAJİNİSMUS VE KADIN GENİTAL YAPISI

    Vajinismus ve Kızlık Zarı

    Kızlık zarı tıpta ‘himen’ olarak bilinmektedir. Vajinismus ile kızlık zarı yapısının bir ilgisi var mı bunu anlamak için kızlık zarı yapısı ve kızlık zarı tiplerini bilmek gerekir.

    Kızlık zarı nerededir?  Kızlık zarı (himen) vajinanın hemen girişinde yer alan 1.5 – 2 mm ebatlarında ince ve çoğu zaman elastik bir deri katlanışından oluşmaktadır. Ortası deliktir. Bu delikten adet kanı dışarıya akmaktadır. Çok nadiren ortasında delik bulunmaması gibi doğuştan gelen kusurlar neticesinde kişi buluğ çağına geldiğinde adet görememe ve karın ağrısı şikâyetleri ile hekime başvurmaktadır (imperfore himen) ve bu durumda zar cerrahi işlemle açılmaktadır.

    Kızlık zarı yapısı nasıldır?Kızlık zarının yapısı çoğu zaman elastik olmakla birlikte bazen (sert) olabilir. Çoğu zaman yuvarlak (halka) şeklinde olmakla birlikte, ortasında perdeli, ince delikli ve yarımay şeklinde yüksek kenarlı tipleri de olabilmektedir.Vajinismus ilişki sırasında birleşme anı geldiğinde kaygı ile kadının kendisini kasması ve cinsel birleşmeye engel olması halidir. Çoğu zaman durum tamamen psikolojiktir; korku ve kaygıyı azalttıkça sorun rahatlıkla çözüme kavuşmaktadır. Ancak nadiren bazı durumlarda kızlık zarına bağlı doğuştan gelen kusurlar (perdeli kızlık zarı, sert kızlık zarı, elek şeklinde veya yarımay kızlık zarları) vajinismus sorununa yol açabilir. Kızlık zarı cinsel ilişki sırasında penise baskı uygulayarak, kasılmanın da etkisi ile ilişkiye izin vermeyebilir.

    Vajinismusta kızlık zarı problemleri nasıl anlaşılır? Vajinismus sorunu yaşayan bir kadında ilk seansta deneyimli bir jinekolog tarafından jinekolojik muayene yapılması zorunludur. Yapılan jinekolojik muayenede kızlık zarı ile ilgili doğuştan gelen bir kusur varsa bu 10-15 saniyelik görsel bir inceleme sonrasında rahatlıkla belirlenebilmektedir.
    Vajinismusa kızlık zarı kusuru eşlik ederse…Bu durumda cerrahi işlem ile kızlık zarının çıkartılması (himenektomi) veya kızlık zarına kesi atılması (himenotomi) operasyonları şarttır.
    Vajinismusta kızlık zarı ameliyatları her zaman gerekli değildir… Vajinismus sorunu yaşayanların pek çoğunun kızlık zarı jinekolog tarafından gereksiz yere alınmaktadır. Kızlık zarı ile ilgili bir sorun olmadığı sürece ameliyatla kızlığın alınması kesinlikle sorunu çözmeyeceği gibi çözümü daha da zorlaştırmaktadır. Tedavi sürecini iyice karmaşık hale getirir
    Özet olarak; Vajinismus çoğunlukla bir kızlık zarı veya vajina sorunu değildir ve sorunun kaynağı genelde psikolojiktir.

    Küçük yaşlardan itibaren geleneksel yetiştirme tarzı ve duyulan abartılı ilk cinsel deneyim hakkındaki mesajlara bağlı gelişen bir kaygı bozukluğu sonrasında ortaya çıkan refleks kasılmalarla cinsel ilişkinin gerçekleşememesi durumudur.
    Cinsel ilişkiye giremeyen kadınlarda kızlık zarı ile ilgili anatomik engeller varsa cerrahi işlemler uygulanabilir. Bu cerrahi işlem sonrasında da çoğunlukla cinsel terapi yapılmalıdır. Nitekim fiziksel engeller, zaman içerisinde psikolojik sorunlara neden olabilmektedir.
    Vajinismus hastalarında kızlık zarında bir sorun olmadığı halde, gereksiz şekilde kızlık zarının alınması veya kesilmesi ise sorunu çözmeyecektir.

    Vajinismus ve Klitoris

    Clitoris cinsel zevk almada önemli görevi olan bir yapıdır. Vajinismus hastalarında cinsel birleşme olmadan dışardan uyarılma ile klitoral orgazm olabilirler. Bu eşleri tarafından veya kendileri klitorisi uyararak orgazm sağlayabilir.
    Cinselliğin temel amacı haz almak, keyif almaktır. Vajinismus sorunu yaşayan kadınların pek çoğunun ortak özelliği kendi vücutlarını yeterince tanımamalarıdır. Çoğu, hayatları boyunca kendi cinsel organlarına ayna ile bakmamış, dokunmamışlardır. El aynası ile genital organlarına baktıklarında korkan, hatta tiksinen hastalar bulunmaktadır.
    Vajinismus sorunu yaşayan kadınların kendi cinsel organlarına ayna ile bakması, mastürbasyon yolu ile klitoris ve diğer haz bölgelerini keşfetmesi, yani kendi vücudunu mutlaka tanıması gereklidir. Aşırı tabularla yetiştirilmiş kadınlarda bu tür uygulamalar son derece zor ve zahmetlidir.
    Yetiştirme tarzındaki yanlışların giderilmesi, doğru cinsel bilgilendirmenin sağlanması, klitoris, kızlık zarı ve cinsellik ile ilgili yanlış bilgilerin düzeltilmesi vajinismus hastalarının tedavisindeki ilk aşamadır.

    Klitorisin anatomik yapısı ve fonksiyonu nedir?

    Klitoris; her iki küçük (iç) dudağın üstte birleştiği noktada dışarıdan bakıldığında görülen baş kısmı, doku içerisine gömülü gövde ve her iki yöne uzanan bacak kısımları ile kadınlarda cinsel hazzı ve orgazmı sağlayan temel organdır.Cinsel ilişkide klitoris aynı erkeğin penisi gibi kanla şişerek genişlemekte ve buradan aldığı uyarının beyne taşınması ile orgazm fonksiyonu ortaya çıkmaktadır. Orgazmın kaliteli olması cinsel ilişkide tatmin için son derece önemlidir.
     

    Kadınlarda kaç çeşit orgazm vardır?

    Klitoral orgazm: Kadınların bir kısmı klitoris uyarısı ile dıştan sürtünerek orgazmı yaşayabilirler Sürtünme genelde elle, penisle, yabancı bir cisimle veya partnerin vücudu ile olur.

    Vajinal orgazm: Daha az kadında hem dıştan sürtünme yolu ile hem de penis vajina içerisinde yani ilişki sırasında) orgazm olabilirler
     

    Vajinismus ve Vajina

    Vajinismus ve vajina kelimeleri çoğu kez birbirine çağrışım yapmaktadır.

    Vajinismus vajina sorunu mudur?

    Vajinismus vajina sorunu mudur, vajinismus ismi vajinadan mı gelir gibi sorular aklınıza gelebilir. Hatta hastaların pek çoğu vajinismus yerine yanlış şekliyle “vajinamus” kelimesini telaffuz etmektedirler.Vajinismus cinsel ilişkideki istem dışı kasılmalara bağlı olarak gelişen cinsel ilişkiye girememe sorunudur. Genelde kasılmalar tüm vücutta olabildiği gibi genelde vajinanın 1/3 alt kısmında yer almaktadır. Bu şekilde ilişki gerçekleşemez.

    Vajina nasıl bir organdır?Vajina 8 ile 10 cm arasında uzunluğa sahip, enleme ve uzunlamasına genişleme kapasitesine sahip, bağ ve kas dokularından oluşan bir organdır. Cinsel ilişki ve doğumun gerçekleştiği bir geçiş bölgesidir. Aynı zamanda rahimden çıkan adet kanı da vajina yolu ile dışarı taşınmaktadır.Vajina içindeki tırtıklı yapı, ilişkideki hazzı arttırmakta ve dokunun esnemesine neden olmaktadır (ruga vagina).Vajinismus kelimesi her ne kadar içerisinde vajinayı çağrıştırsa da; aslında vajinismus vajina ile ilgili bir problem değildir. Sorun, kaygıya bağlı istemsiz vajinal kas kasılması ve cinsel ilişkinin olamamasıdır.Vajina içinde hazzın en yoğun yaşandığı alanlar giriş kısmıdır. Derine inildikçe haz azalmaktadır. Vajina en derin kısmında rahim ağzı tarafından kapatılmakta ve en derindeki dört kısmı da kör ceplerle sonlanmaktadır (forniks vajina).

    Vajina darlığı ve vajinismus

    Vajinismus sorunu yaşayan hastaların pek çoğu vajinalarının dar olduğu yönünde bir düşünceye sahiptir. Yapılan jinekolojik muayenelerde vajina darlığı çok çok nadir görülmekte ve bu tür kaygıları boşa çıkartmaktadır.

    Doğuştan gelen vajina problemleri vajinismusa neden olabilir mi?

    Vajinanın doğuştan dar olması (müllerian agenezi), vajina içerisinde yer alan bölmeler (vajinal “septum” lar), vajina içerisinde yer kaplayan oluşumlar (kistler, vajina içine doğmuş myomlar, genital dev kondilomlar) vajinismusa neden olabilmektedir. Ancak bu tür durumlar tüm vajinismus hastaları içerisinde %1’den daha az bir oranda izlenmektedir.
    Vajinismus genelde vajina sorunu değildir.Vajinismus çoğu zaman bir vajina veya kızlık zarı sorunundan çok, geçmişte alınmış negatif cinsel mesajlara bağlı bir kaygı sorunudur. O yüzden vajinismus hastalarına daha ilk seansta yapılan basit bir jinekolojik muayene kesin tanı koydurucudur.
     

    Vajinismus vajina ile ilgili doğuştan problemlere bağlıysa?Vajinismus hastalarının daha ilk seanslarında yapılan jinekolojik incelemede vajina ile ilgili doğuştan gelen sorun görülürde cerrahi yöntemler tercih edilmektedir.
    Vajinismus sorununa yol açabilecek vajina darlığı varsa genişletme ameliyatları, vajina içerisinde “septum” adı verilen ara bölmeler varsa bunların ameliyatla kesilip çıkartılması gibi cerrahi işlemler tercih edilmektedir.
    Vajinismus sorunu kızlık zarı ve vajina ile ilgili doğuştan problemlere bağlıysa mutlaka basit cerrahi işlemlerle çözüme kavuşmaktadır. Ancak gereksiz yere yapılan ameliyatların, sorunu çözmeyeceği de bilinmelidir.
     

    Vajinismus ve PC Kası

    Vajinismus hastalarının pek çoğu cinsel ilişki sırasında vajina kaslarını ileri düzeyde kasmakta ve girişe adeta geçit vermemektedir. İstemsiz kasılan pelvis taban kasları ilişkiye engel olmaktadır.Cinsel ilişkide kasılarak birleşmeyi engelleyen en büyük pelvik kas, ‘pubococcygeus kası’ olarak bilinen PC kasıdır.
    PC kası istem dışı şekilde kasılarak vajina ‘etten bir duvara dönüşür’ ve cinsel ilişkide birleşme imkânsız hale gelir.
    PC kası nerededir?Leğen kemiği tıpta “pelvis” olarak geçer. Leğen kemiği içerisinde yer alan rahim, tüpler, kalın bağırsağın son kısımları, mesane “pelvik organlar” olarak bilinmektedir.Vajina ve leğen kemiği içerisinde bir sürü kas grupları vardır, ki bunlar içerisinde en iyi bilineni “PC kası” dır.
    PC kası “Pubococcygeus kası” (Pubokoksigeus kası) kısaltması olarak kullanılmaktadır.
    PC kası pelvik kaslar arasında, cinsel ilişki sırasındaki en önemli kas grubudur. Diğer pelvis kasları arasında bulbospongioz kası, transvers perine kasları, bulbokavernoz kası gelmektedir.
    PC Kası neden kontrolden çıkar?Normalde PC kası normalde kendi kontrolümüz altındadır, yani kendi istemimiz ile kasıp gevşetebildiğimiz bir kastır. Nitekim PC kasını idrarımız geldiğinde tuvalete yetişirken kasarız (yani kendimizi tutarız), idrar yaparken ise gevşetiriz. Vajinismus problemli kişilerde PC kası cinsel birleşme anı geldiğinde kontrolsüz olarak (kendi başına) kasılmaktadır. Bunun nedeni bilinçaltının devreye girmesidir. Yüze doğru gelen yabancı bir cisme karşı göz kapağımız nasıl refleks olarak kasılıp gözümüzü koruyorsa, vajinismus hastalarında da vajina kasları birleşme anı geldiğinde benzer şekilde kasılarak cinsel penetrasyona (birleşmeye) engel olmaktadır.
    Vajinismus sorunu yaşayanlar başta PC kası olmak üzere tüm pelvik kaslarını kasmakta ve böylelikle ilişkiye izin vermemektedirler. Hatta bu kasılmalar çoğu zaman pelvik kaslarla sınırlı kalmayıp kasık, karın, bacak, gözde, sırt, ayak parmakları ve yüz kaslarına kadar yaygın olabilmektedir. Aslında kasılmaların şiddeti vajinismus sorununun da boyutu ile ilişkilidir.

    Erkek eş vajina kasındaki kasılmaları nasıl hisseder?

    İstem dışı kasılmalar erkek eş tarafından, ilişki sırasında “duvara çarpma hissi” yaratır. Sanki vajina girişinde “etten bir duvar” var da penis buraya temas ediyormuş hissi oluşturur.Vajinismus hastalarındaki kontrol dışı vajinal kasılmalar, vajinismus tedavisi sırasında yeniden oluşturulan “kas hafızası” (kas belleği) ile giderilebilir. Yeniden oluşturulan kas hafızası sayesinde PC kası iradeli bir şekilde kasılıp gevşetilebilir hale gelebilir.
    Vajinismus tedavisi başarısındaki en önemli teknikler de kadındaki kaygı düzeyini azaltarak, PC kasını ve diğer vajina kaslarını kontrol etmeye dayanmaktadır.

    PC kasındaki kasılma cinsel acıya ya da giriş sorunlarına nasıl katkıda bulunur?

    Vajinismusta etkili olan pelvik taban kaslarına pubococcygeus (PC) kas grubu adı verilir. PC kas grubunun kadının üreme sisteminde, idrar yolları ve bağırsakları üzerinde çok önemli bir rolü vardır. Bu kaslar kadının idrara çıkmasını, cinsel ilişkide bulunmasını, orgazm yaşamasını, apteste çıkmasını ve çocuk doğurmasını sağlar. Bu yüzden bazen onlara pelvik taban kasları, vajina kasları ya da aşk kasları adı da verilir.Vajinismusta zihin ve vücut girişe karşı bir kas belleği ya da şartlı bir tepki oluşturur. Vücut girişten ötürü acı beklemeyi öğrenmiştir, bu yüzden güçlü PC kası, cinsel birleşme acısı potansiyeline karşı sıkı sıkı kasılır, tıkanır. Bu, bize bir şey atıldığı zaman otomatik olarak gözümüzü kırpmamız ya da çekilmemiz gibidir. Bu, kadının yapmayı düşündüğü bir şey değildir, sadece kendi kendine gerçekleşir. Ne yazık ki, PC kas grubunun sıkışması acıyı engellemek yerine nihai olarak acıya neden olur; acıya karşı bir savunma mekanizması olmaya çalıştığı halde tam tersi bir sonuç oluşur. Spazmlar girişten ya da hareketten sonra yanma ya da acıya neden olur ve girişi tamamen kapatabilir.PC kas grubu büyük ve çok güçlüdür. İdrar yolu açıklığını, vajinayı ve anüsü sekiz sayısına benzeyen bir şekilde çevreler; kasların bir halkası vajina bölümünün, diğeri ise anüs bölümünün etrafındadır. Bu kaslar, her iki tarafta da, karında ve pelvik organlarını bir ağ gibi yerinde tutmak için iskelete bağlıdır.

    PC Kasları – Kadının pelvik tabanının anatomisi, pubococcygeus ya da PC kas grubu adı verilen iç kasları vurgular. Bu kas grubu, vajinismus yaşandığında istemsiz bir şekilde spazm yapar. Bu güçlü kas grubu hem vajinal bölgesinin tamamını, hem de anüsün etrafını çevreler.Hiçbir zaman tamamen gevşemeyen, her zaman kısmen kasılı olan PC kasları, ihtiyaç hissettikleri anda harekete geçmeye hazırdır, kadın farkında bile olmadan güçlü bir şekilde sıkışırlar. Örneğin, kadın bunun üzerinde hiç düşünmeden uygun bir zaman gelene dek kadının idrarını ya da büyük abdestini tutmasını sağlarlar. Vajinismusta, giriş çabasında bulunulduğunda PC kasları, bilinçli bir niyet (düşünce) olmadan istemsiz olarak sıkışır ve vajinal açıklığı kapatır. Cinsel birleşmeyi rahatsız, acı veren ve erişilmeyen bir şey yapan da bu sıkışmadır. Sık sık neyin neden olduğu bilinmeyen bir acı hissedilir. Bir şeylerin yanlış gittiğini bilen ama sorunun vajinismus olduğunu ve tedavisinin mümkün olduğunu bilmeyen kadın da genelde sıkıntıya düşer.Vücudu Yeniden EğitmekPC kas grubunu cinsel birleşme beklentisine farklı bir şekilde tepki göstermesi için yeniden eğitmek vajinismusun başarılı tedavisinin anahtarını oluşturur. Bu kas grubunun bilinçli olarak yönetimini ele almayı öğrenme süreci, artık istemsiz sıkılığın gerçekleşmemesi üzere şartlı refleksi değiştirir (kas belleklerini ya da şartlı tepkileri değiştirir). Etkin program adımları bütün tetikleyicilerin çözümlenmesi için hem vücut, hem de zihnin öğelerini kapsamlı olarak ele alır. Böylece, cinsel birleşmeye çalışıldığında artık istemsiz spazmlar gerçekleşmez ve acı ortadan kalkar.