Yazar: C8H

  • Cybh ve gebelik

    Gebe kadınlarda, gebe olmayan kadınlarda görülen cinsel yolla bulaşan hastalıkların aynısı olabilir. Gebelik, kadını veya bebeğini bu hastalıklardan korumaz. Gebelik döneminde bu hastalıklardan biri bulaşmışsa hem anne hem de bebek için çok ciddi, hatta hayatı tehdit edici bir durum ortaya çıkabilir. Kadınların cinsel yolla bulaşan hastalıkların zararlı etkilerine karşı uyanık olmaları, kendilerini ve bebeklerini nasıl koruyacaklarını bilmeleri gerekir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların gebe kadına ve bebeğe etkisi

    Kadın, gebe veya değil benzer etkilerle karşı karşıya kalır. Rahim ağzı kanseri veya diğer kanserlere neden olur. Kronik hepatit,PID ( kasık içi iltihabı ), kısırlık gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bu hastalıklar birçok kadında da sessiz seyredebilir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, gebe kadından bebeğine doğum öncesi, sırası veya sonrasında bulaşabilir. Bazıları (frengi gibi) plasentayı geçer ve rahim içindeki bebeği enfekte eder. Diğerleri (gonore, klamidya, hepatit-B, genital herpes ) anneden bebeğe doğum sırasında doğum kanalından bulaşır. HIV gebelik sırasında plasentayı geçerek bebeğe bulaşır. Diğerlerinden farklı olarak emzirirken de bulaşır.

    Cinsel yolla bulaşan hastalığı olan gebelerin rahim içinde bebeği sarmalayan zarında yırtılma olur. Doğum sonrası, rahim içi enfeksiyonu oluşur.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en kötü etkileri: ölü bebek doğumu, düşük ağırlıklı bebek, konjoktivitis (göz enfeksiyonu ), pnomoni ( zatürre ), neonatal sepsis ( kan enfeksiyonu ), nörolojik bozukluklar, körlük, sağırlık, akut hepatit, menenjit, kronik karaciğer hastalığı, siroz.

    Bunların çoğu, anneye uygulanan erken prenatal bakımla engellenir. Bunlar, erken gebelik döneminde cinsel yönden bulaşan hastalıklar yönünden laboratuvar testlerinin yapılması ve gerekirse doğuma yakın bu testlerin tekrarı şeklindedir.Enfeksiyonlar doğum sırasında saptanmışsa hasta tedaviye alınır.

    Testler

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, her tür yaş, ırk, etnik köken, din, kültür ve sosyo-ekonomik düzeyden kadınları etkiler. Gebeler, ilk hekm ziyaretlerinde aşağıdaki cinsel yolla bulaşan hastalıklar yönünden incelenmelidir :

    Klamidya

    Gonore

    Hepatit B

    HIV

    Frengi

    Ek olarak, bazı uzmanlar, daha önce prematüre doğum yapmış kadınların bakteriyel vajinozis yönünden araştırılıp gerekirse tedavilerinin yapılmasını önerirler.

    Gebeler, cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili testleri hekimlerine sormalıdırlar. Çünkü, bazı hekimlerce bu testler rutin olarak istenmemektedir. Şimdi daha yeni ve etkin testler yapılmaktadır. Kadına geçmişte test yapılmış bile olsa gebeliğinde bunlar tekrarlanmalıdır.

    Gebelik sırasında tedavi

    Klamidya, gonore, frengi,trikomonas ve bakteriyel vajinozis gebelik sırasında antibiyotiklerle tedavi edilip iyileştirilirler.

    Viral olanlar (genital herpes ve HIV ) tedavi edilemezler. Ama antiviral ilaçlar herpeste uygun olup HIV ‘ da mutlaka gerekir.

    Doğum sırasında genital herpes aktif ise bebeği enfeksiyondan korumak için sezeryan doğum tercih edilmelidir.

    Sezeryan bazı HIV + kadınlarda da tercih edilebilir. Hepatit B (-) kadınlarda gebelik döneminde hepatit B aşısı yapılabilir.

    Korunma

    Korunmada en kesin yol cinsel temastan kaçınmaktır. Uzun süren, enfekte olmadığı testlerle de kanıtlanmış bir partner de korunmada etkindir.

    Kondom, cinsel ilişki boyunca sürekli ve doğru kullanıldığında HIV bulaşma riskini azaltır. Ayrıca, gonore, klamidya ve trikomonas,genital herpes, frengi, HPV bulaşma riski de azalır. HPV ‘ ye bağlı hastalıkların da( siğil, rahim ağzı kanseri gibi ) oluşma şansı azalır.

  • Hamileler Ne Yememeli?

    Hamileler Ne Yememeli?

    Hamileler Ne Yememeli?

    TAZE PEYNİRLER VE PASTÖRİZE EDİLMEMİŞ SÜT : Pastörize edilmemiş süt ve onunla hazırlanan yumuşak peynirler, sizin ve bebeğinizin hayatını tehdit eden listeria ve brucella bakterileri barındırabilir.

    ÇİĞ -AZ PİŞMİŞ ET: Çiğ veya az pişmiş et, toksoplazma ve diğer bakterileri barındırabilir. Dışarıda yemek pişirirken etinizin sıcak ve iyice pişirilmiş olduğundan emin olun. Etli çiğköfte yemekten kaçının.

    TAZE SIKILMIŞ MEYVE SULARI: Restoranlar ve meyve suyu barlarındaki taze sıkılmış meyve suyu pastörize edmemiştir, salmonella ve E. coli de dahil olmak üzere zararlı bakteriler içerebilir. Hamile kadınlar pastörize kutu- şişe meyve suyu tercih etmelidirler. En iyisi evde kendiniz sıkmanız.

    ŞUŞİ: Deniz ürünleri büyük bir protein kaynağı olmasına rağmen, çiğ deniz ürünleri zararlı parazitler ve bakterilerin kaynağı olabilir. FDA (Food Drug Associaton) hamile kadınların sadece pişmiş balık ve diğer deniz ürünlerini yemelerini öneriyor.

    ÇİĞ- AZ PİŞMİŞ YUMURTA: Az pişmiş yumurta hamilelikte salmonella denilen bakteriler yoluyla çeşitli bağırsak enfeksiyonlarına sebebiyet verir. Bu tür bakteriler ishalle sonuçlanan rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Pişmemiş kek- kurabiye hamuru da aynı şekilde risklidir.

    CİVA İÇEREN BALIKLAR: Balık sizin ve bebeğiniz için sağlıklı ve gereklidir fakat yediğiniz balıkla ilgili akıllı seçimler yapın. Kılıçbalığı, balina balığı, kral uskumru ve köpek balığı yüksek seviyelerde civa içerir. . Bu metal bebeğiniz için zararlı olabilir. Haftada 350 gr kadar deniz mahsulünü güvenle yiyebilirsiniz. Civa az olan balıkları tercih edin: sardalya, beyaz balık, alabalık, uskumru, yayın balığı, somon balığı, morina balığı ve konserve hafif orkinos. Ton balığı (beyaz) ton balığı sever iseniz, haftada 170 gram ile sınırlayın. Hamileyken balık yağı veya başka takviyeleri almadan önce doktorunuza danışın.

    ŞARKÜTERİ ETLERİ: Birçok gıda kaynaklı mikroptan farklı olarak, listeria buzdolabınızın içindeki sıcaklıklarda gelişebilir. Bu nedenle, hamile kaldığınızda bozulabilir, yemeye hazır salam ve sosis gibi etlerden kaçınmalısınız. Bu gıdaları, sıcak buharda pişinceye kadar ısıtarak ve hemen yiyerek güvenli hale getirebilirsiniz.

    YIKANMAMIŞ SEBZE- MEYVE: Sebze ve meyveleri akan suyun altında iyice duruladığınızdan emin olun. Toksoplasma adı verilen bir parazit, yıkanmamış meyve ve sebzelerde yaşayabilir ve toksoplazmozis adı verilen, bebeğiniz için çok tehlikeli olabilen bir hastalığa neden olur. Ürünü yıkamak için sabun kullanmayın. Bunun yerine, yüzeyi küçük bir sebze fırçasıyla fırçalayabilirsiniz. Çürük bölgelerini kesin, çünkü bunlar bakteri barınabilir.

    TÜTSÜLENMİŞ DENİZ ÜRÜNLERİ: çiğ şarküteri etleri gibi soğutulmuş füme deniz ürünleri de listeriaya karşı savunmasızdır. Buna füme somonun yanı sıra, tütsülenmiş alabalık, beyaz balık, morina, ton balığı ve uskumru da dahildir.

    ÇİĞ DENİZ KABUKLULARI: Çiğ kabuklu deniz hayvanları, deniz ürünlerinin başlıca hastalık nedenlerinden biridir. Bu ürünler pişirilmiş deniz ürünlerinde genellikle bulunmayan parazitler ve bakterileri içerir. Kabuklu deniz hayvanlarını iyice pişirildiği sürece gebelik sırasında yemek güvenlidir. Kabuklar açılana kadar istiridye ve midye pişirilmelidir. Yine de yüksek civa içeriğinden dolayı gebelikte midye yemek önerilmez.

    AÇIK BÜFE YEMEKLER: Gıdalar çok uzun süredir dışarıdaysa endişe nedeni olabilir. 2 saatlik kuralları uygulayın: Oda sıcaklığında 2 saatten daha uzun süre bekletilmiş yemekleri yemeyin. Sıcaklıklar 32 derece üzerinde olduğunda bu süre 1 saat olmalıdır.

    KAFEİN: Yapılan çalışmalar gebelik sırasında ılımlı miktarda kafeinin güvenli olduğunu göstermektedir. Ancak yüksek miktarda kafeinin düşük olasılığını arttırıp arttırmayacağı konusu hala açık değil. Önerilen, hamilelerin kafeini günde 200 mg ( 350 ml kahve) ile sınırlaması. Ancak unutmayın ki, kafein ayrıca kola, çay, çikolata ve birçok enerji içeceğinde bulunur.

    ALKOL: Hamilelik döneminde ağır içmenin ciddi doğum kusurlarına neden olabileceğini zaten biliniyor. Bilmediğiniz şey, az miktarda alkolün bile zararlı olabileceğidir. Hamilelik sırasında hangi içki miktarının güvenli olduğu tespit edilmediğinden, alkol içeren hiçbir ürünü tüketmemek en iyisi.

    KAYNAK: WebMD 

  • Eşcinsel erkekte cinsel sağlık

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar en kolay cinsel ilişkilerle bulaşır. Kondom kullanmak yalnız HIV ‘ den değil, diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklardan da korur. HIV taşıyan eşcinsel erkek sayısı fazladır. Bu yüzden kondom kullanılmadan cinsel ilişkiye girmek oldukça risklidir. Eğer, kişi HIV pozitif ise cinsel yolla bulaşmış diğer hastalıklarının tedavisi de zor olur. Frengi gibi hastalıklar HIV ‘ in daha hızlı ilerlemesine sebep olurlar. Özellikle HIV pozitif erkeklerde hepatit C oranı da artmaktadır.Hepatit C bazı olgularda tedavi edilebilir. Fakat bu zor ve yorucu bir süreçtir. Bu nedenle, bulaşıcılığı önlemenin yolu kondom kullanmaktır.Hepatit C için rutin test yapılmamaktadır. Ancak, riskte olduğunu veya bulaştığını düşünenlerin hekime danışması gerekir. Eşcinsel erkeklerin 6 ayda bir taramadan geçmeleri önemlidir. Çünkü, bazı enfeksiyonlarda herhangi bir belirti ve bulgu olmayabilir.

    Penisteki akıntılar

    Gonore ( bel soğukluğu ): Bakteriyel bir enfeksiyondur. İdrar yaparken yanma veya idrar hissi olup idrar yapamama hali olur. Antibiyotik tedavisi gerekir.

    Nonspesifik üretritis ( NSU ): İdrar yollarının bakteriyel bir iltihabıdır. Gonore gibi cinsel yolla bulaşır. Benzer belirtiler verir. NSU, çok sık cinsel ilişki veya mastürbasyona bağlı olarak idrar yollarının enflamasyonuyla da oluşur.Antibiyotik tedavisi gerekir.

    3-Klamidya: Üretra ( idrar yolu ), rektum ve gırtlakta yerleşen bir bakteriyel enfeksiyondur. Akıntı, idrar yaparken ağrı veya testislerde ağrı olur. Hiçbir belirtisi de olmayabilir. Cinsel ilişki sırasında enfekte kişiden bulaşır. Antibiyotik tedavisi gerekir.

    Peniste içi sıvı dolu kabarcıklar ve döküntüler

    Genital herpes ( genital uçuk ): Viral bir enfeksiyondur. Penis veya anüste ağrılı kabarcıklar veya ülserler olur. Bazı erkeklerde belirti ve bulgu olmaz. Oral seks sırasında ağzının içinde veya etrafında uçuğu olan kişiden bulaşır. Genital herpesi olan kişiden cinsel ilişki sırasında karşılıklı deriden deriye temasla geçer. Antiviral ilaçlarla iyileşme hızlanır. Atak süreleri kısalır.

    Frengi ( sifiliz )

    Bakteriyel bir enfeksiyondur. Sıklıkla genital bölgede olmak üzere ağrısız ülser olur. Kendiliğinden geçse de frenginin diğer belirtileri zamanla ortaya çıkar. Vücutta döküntü ve lenf bezlerinde şişme gibi. Erken dönemde çok bulaşıcıdır. Cinsel ilişki sırasında derinin yakın teması sonucu bulaşır. Antibitotik tedavisi gerekir.

    Peniste et benine benzer kabarcıklar

    Genital siğil ( HPV enfeksiyonu ): Enfekte kişiyle cinsel ilişkiden birkaç hafta veya ay sonra ortaya çıkar. Toplu iğne başı büyüklüğünde kabarcık veya kabarcıklar şeklindedir. Penis başı ve çevresinde, ayrıca, anüs içinde ve çevresinde de olur.

    Uzman hekim tarafından kimyasal koterizasyon, elektrokoterizasyon, krio gibi yöntemlerle tedavi edilir.

    Peniste kaşıntı

    Pubis biti: Bitler, cinsel temas sırasında çok kolay bulaşırlar. Kıllı bölgede yaşarlar. Toplu iğne başı kadar olduklarından görülmesi zordur. Ancak. kıla yapışmış yumurtaları farkedilebilir. Bitler pubis kıllarını ( testis etrafı ve anüs ) tercih etseler de vücut kıllarında da ( saçta değil ) yerleşebilirler. Kıyafet, yatak takımları ve havlularda da bulunurlar. Kaşıntı ve döküntüye neden olurlar. İlaçlı şampuan veya losyonlarla tedavi edilirler.

    Uyuz: Gözle görülmeyen, deri altına yerleşen uyuz böceği denilen bir çeşit canlının sebep olduğu aşırı kaşıntılı bir durumdur. Enfekte kişiyle cinsel temastan 2 veya daha fazla hafta sonra kaşıntı başlar. Aynı yatağı paylaşmakla da bulaşabilir. Tedavi etkene yönelik uygun losyon veya kremlerle yapılır. Kaşıntı, böcekler öldükten birkaç haftaya kadar sürebilir.

    Yukarıdaki belirti ve bulgulara sahipseniz veya olduğunuzu düşünüyorsanız bir uzman hekime başvurmanızda yarar vardır.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili düzenli test yaptırmak sağlıklı bir cinsel yaşamı sürdürmede çok önemlidir.

  • Gebelikte Cinsellik

    Gebelikte Cinsellik

    Gebelikte Cinsellik

    Hamilelik süresince bebeğime zarar vermeden cinsel ilişkiye girebilir miyim ?

    Evet. Doktorunuz aksini önermedikçe gebelik süresince cinsel hayatınızı değiştirmeniz ya da ertelenmeniz gerekmez. Sağlık problemizin yoksa gebelikte cinsel birliktelik ve orgazm bebeğe zarar vermez. Unutmayın ki bebeğiniz rahminizinde, amniotik sıvı içinde koruma altındadır.

    Eğer düşük öykünüz varsa doktorunuz gebeliğin ilk zamanlarında cinsel ilişkiden kaçınmanızı önerebilir. Erken doğum tehditi ya da kanama gibi bir durumunuz varsa da cinsel ilişki kısıtlanabilir. Farklı komplikasyonlar farklı kısıtlamalar gerektirebilir, doktorunuza ilişki mi, orgazm mı yoksa cinsel uyarılma mı yasak sorarak durumu netleştirmek gerekebilir.

    İlişki sırasında konfor

    Gebeliğiniz ilerledikçe rahatınız için pozisyon değiştirmek gerekli olabilir. Bebeğiniz doğduktan sonra da bu gerekebilir. Su bazlı kayganlaştırıcı kullanmak faydalı olabilir.

    İlişki sırasında ağrı hissetmemelisiniz. Orgazm sırasında rahminiz kasılabilir, bu hafif bir rahatsızlığa sebep olabilir. İlişki sonrası vaginal lekelenme yaygındır. Fakat şiddetli kanamanız, geçmeyen ağrınız olursa ya da suyunuz gelirse hemen doktorunuzu aramalısınız. (suyunuz geldikten sonra vaginaya hiçbir şey girmemeli.)

    Eşinizle iletişim kurun

    Eşinizle konuşun. Eşinize ne hissettiğinizi özellikle de gebelikte cinsel ilişkiyle ilgili karışık hisleriniz varsa söyleyin. Eşinizi de sizinle iletişim kurması için cesaretlendirin. Eşinizle iletişim kurmak ikinizin de hislerinizi ve isteklerinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olur.

    İsteklerim değişir mi?

    İsteklerinizin farklı olması normaldir çünkü hamilesiniz. Hormon değişiklikleri bazı kadınlarda cinsel istekte artışa sebep olurken, bazı kadınlarda gebelik öncesine göre cinsel istekte azalma olabilir.

    Yakınlaşmaya zaman ayırın

    Eğer doktorunuz cinsel aktivitenizi kısıtladıysa ya da ilişki için havanızda değilseniz bile eşinizle yakınlaşmaya zaman ayırmayı unutmayın. Yakınlaşmak için mutlaka cinsel ilişki gerekmez. Aşk ve sevgi başka şekillerde de ifade edilebilir.

    Gelişmekte olan bebeğinizi meydana getiren sevgiyi hatırlayın. Birlikte geçirdiğiniz zamandan zevk alın. Uzun romantik yürüyüşler yapabilir, mum ışığında yemek yiyebilir ya da birbirine masaj yapabilirsiniz.

    Bebeğim doğduktan ne kadar zaman sonra cinsel ilişkiye girebilirim?

    Genellikle iyileştikten, kanamanız durduktan ve hem siz hem de eşiniz kendini rahat hissettiğinde cinsel aktiviteye devam edebilirsiniz.

    Doktorunuz sizi doğum sonrası ilk kontrole kadar birliktelik olmaması konusunda uyaracaktır. Gebelikten sonra vaginal kayganlıkta azalma hissedebilirsiniz. Su bazlı bir kayganlaştırıcı ile kuruluktan kaynaklanan rahatsızlığı azaltabilirsiniz.

    Bebeğini sadece anne sütü ile besleyen kadınlarda yumurtlama ve adet gecikebilir. Fakat yumurtlama adetin geri dönüşünden önce gerçekleşeceği için bu dönemde de gebe kalabileceğinizi unutmayın. Doğum kontrol yöntemleri hakkında doktorunuzdan bilgi alın.

  • Hıv ve cybh

    HIV ‘ den korunmada cinsel yolla bulaşan hastalıkların araştırılmasının ve tedavisinin önemi

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların araştırılıp tedavi edilmesi HIV ‘ in ( AİDS ‘ e neden olan virüsün ) yayılmasını önlemesi açısından çok önemlidir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ile HIV enfeksiyonu arasındaki ilişkinin anlaşılması yüksek risk içeren cinsel eylemlerde bulunan kişilerin HIV ‘ den korunması yönünde etkin önlemlerin alınmasını sağlar.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ile HIV enfeksiyonu arasındaki ilişki

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklarla enfekte olmuş kişiler cinsel ilişki sırasında HIV ile karşı karşıya gelirlerse bu kişilerin HIV enfeksiyonu olma şansı, cinsel yolla bulaşan hastalığı olmayan kişilere göre 2 – 5 kat daha fazladır.

    Ek olarak, HIV enfeksiyonu olan kişide diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklardan varsa, bu kişinin HIV enfeksiyonunu cinsel yolla bulaştırma oranı ,diğer HIV ( + ) cinsel yolla bulaşan hastalığı olmayan kişilere göre daha fazladır.

    Diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkların varlığının hem HIV ‘ i bulaştırmada hem de HIV enfeksiyonunu kapmada etkin olduğu biyolojik kanıtlarla gösterilmiştir.

    Artmış eğilim

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar HIV enfeksiyonuna olan eğilimi iki mekanizmayla arttırırlar.

    Genital ülserler ( frengi, uçuk ülseri gibi ) genital bölgedeki derinin bütünlüğünü bozarlar. Bu bozulma sonucu HIV için bir giriş kapısı açılmış olur.

    İkinci olarak, genital ülserli veya ülsersiz ( klamidya, bel soğukluğu, trikomonas gibi ) cinsel yolla bulaşan hastalıklarda oluşan enflamasyon sonucunda genital akıntılarda hücre yoğunluğu artarak HIV ‘ i çekici hücreler ortaya çıkabilir ( CD4+ hücreleri ).

    Artmış enfeksiyon:

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar HIV ‘li kişinin, virüsünü cinsel eşine bulaştırma riskini arttırır. Yapılan çalışmalarda, HIV ‘ li kişiler aynı zamanda diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklara da sahipseler HIV (virüs ) bu kişilerin genital akıntılarında bulunur.

    Örneğin, bir erkekte hem gonore ( bel soğukluğu ) hem HIV varsa bu kişinin genital akıntısında HIV (virüs ) oranı yalnız HIV ‘i olan bir kişiye göre 10 kat fazladır. Spermde ( menide) veya genital akıntılarda HIV yoğunluğunun artması demek HIV ‘ in ( virüsün ) cinsel eşe bulaşma olasılığının artması demektir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavi edilmesi ile HIV enfeksiyonunun yayılımının azaltılması

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların araştırılması ve tedavisi ile HIV bulaşıcılığının azaldığı yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisi kişinin HIV ( virüsü ) bulaştırmasını azaltır.

    Yapılan çalışmalarda HIV ‘ li kişilerin cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklarının tedavisi sonucunda genital akıntılarındaki HIV miktarının ve HIV ( virüsünün ) görülme sıklığının azaldığı saptanmıştır.

    Genital herpes varsa HIV enfeksiyonuna yakalanma eğilimi artar. HIV ‘ li kişilerin de bulaştırıcılığını arttırır. Bu nedenle, herkesin özellikle genital herpesi olanların HIV enfeksiyonuna sahip olup olmadıklarını bilmesi gerekir. Eğer HIV enfeksiyonu yoksa HIV ‘den korunma önlemlerini alması gerekir.

    Deneyimler sonucu görülmüştür ki, hem genital herpesi hem de HIV ‘ i olan kişilerin genital herpeslerinin tedavi edllmesi sonucu HIV ‘ in eşe bulaşma riski azalmaktadır.

    HIV ‘ den korunma

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan sıkı sıkıya korunma, test yaptırma ve tedavi cinsel yolla HIV bulaşmasını önlemede hayati rol oynar. Dahası, cinsel yolla bulaşan hastalıkların arttığı bölgelerde HIV salgınının da artabileceğinin bilinmesi önemlidir. HIV ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan birlikte korunmak bu iki tip hastalıkların salgınlarını önler.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların erken tanı ve tedavilerinin yapılması HIV ‘ den korunmada etkindir.

    HIV ‘ in bulaşmasını kolaylaştıran cinsel yolla bulaşan hastalıkların yoğun olduğu bölgelerde tanı ve tedavi programlarının uygulanması önemlidir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalığı olanlara veya şüphelenenlere her zaman HIV testi yapılmalıdır.

  • Gebelik ve Toksoplazma

    Gebelik ve Toksoplazma

    Gebelik ve Toksoplazma

    Toksoplazmozis nedir?

    Toksoplazmozis, protozoan parazit Toksoplazma gondii nin neden olduğu bir enfeksiyondur ve anne karnındaki bebeğinizin hayatını tehdit edebilir. Parazitle enfekte kedi dışkısı içeren kedi kumu ya da toprağa temasla enfeksiyonu alabilirsiniz. Aynı zamanda parazitle enfekte az pişmiş et ya da çiğ et ile temas etmiş pişmemiş yiyecekleri tüketerek de enfeksiyonu alabilirsiniz. Eğer daha önce toksoplazma enfeksiyonu geçirdiyseniz muhtemelen tekrar geçirmezsiniz.

    Toksoplazma belirtileri nelerdir?

    Toksoplazma çoğu insanda belirtiye sebep olmadığı için enfekte olup olmadığınızı bilmek zordur. Belirtileri genellikle soğuk algınlığına benzer, ateş ve lenf bezlerinde şişkinlik yapabilir.

    Eğer gebelikten önce toksoplazma geçirdiysem, anne karnındaki bebek için risk oluşturur mu?

    Nadir istisnalar hariç, gebelikten en az 6-9 ay önce enfeksiyonu geçirdiyseniz Toksoplazmaya bağışıklık gelişir ve bebeğinize bulaşmaz.

    Eğer gebelik sırasında toksoplazma geçirirsem bebeğime ne olur?

    Toksoplazma enfeksiyonu olan gebelerin yaklaşık yarısında enfeksiyon plasenta aracılığıyla bebeğe geçebilir. Gebeliğin erken döneminde oluşan enfeksiyonun geç dönemde oluşana göre bebeğe geçme olasılığı daha düşüktür. Fakat erken enfeksiyon geç gelişenden genellikle daha ciddidir.

    Anne karnında enfekte olmuş birçok bebekte doğduklarında toksoplazmozis belirtisi görülmez fakat birçoğunda ileriki yaşamlarında öğrenme, görme ve duyma güçlüğü gelişir.

    Anne karnındaki bebeğimin enfekte olup olmadığını nasıl öğrenebilirim?

    Eğer gebelik esnasında toksoplazmozis enfeksiyonu olmuşsanız, bebeğinize bulaş olup olmadığı gösteren yöntemler vardır:

    • Amniyon sıvısı ya da anne karnındaki bebeğin kanı enfeksiyon açısından test edilebilir.
    • Enfekte olmuş bebeklerin 1/3 ünde ultrasonla görülebilen problem oluşur.

    • Doğumdan sonra bebeğin kanı test edilebilir.

    Gebelik sırasında toksoplazma tedavi edilebilir mi?

    Gebelik sırasında toksoplazma enfeksiyonu antibiyotik ile tedavi edilebilir. Enfeksiyona ne kadar erken tanı konur ve tedavi edilirse bebeğe geçme olasılığı o kadar az olur. Eğer bebeğe enfeksiyon bulaştıysa tedavi ile hastalığın şiddeti azaltılabilir. Ayrıca bebek doğduktan sonra da tedavi edilebilir.

    Toksoplazma enfeksiyonunda nasıl korunabilirim?

    CDC (ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi) nin önerileri:

    • Yiyecekleri uygun ısıya (73 derece) ve etlerin içinde pembelik kalmayana kadar iyice pişirin.
    • Yemeden önce meyve ve sebzeleri bol su ile güzelce yıkayın. Çiğ yiyeceklerle temas edecek kesme tahtası gibi mutfak gereçlerini ve ellerinizi su ve sabunla iyice yıkayın.

    • Bahçe, toprak ya da kumla uğraşacaksanız eldiven giyin çünkü enfekte kedi dışkısı içerebilir.

    • Eğer kedi besliyorsanız kedi kumu ile temastan kaçının. Değiştirecekseniz mutlaka eldiven giyin ve sonrasında ellerinizi güzelce yıkayın. Kumunu her gün değiştirin, kedinizi içeride tutun, sokak kedilerine temastan kaçının. Kedinizi çiğ ya da az pişmiş etle beslemeyin.

  • Klamidya

    Klamidya trakomatis denen bakterinin neden olduğu sık rastlanan cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Bu hastalık, kadınların üreme sisteminde harabiyete neden olur. Klamidyanın belirtileri yok veya hafif te olsa kadınlar enfeksiyonlarının farkına varamadan,geri dönüşümsüz harabiyete ve hatta kısırlığa giden ciddi komplikasyonlar oluşabilir. Enfekte erkeklerde ise peniste akıntı görülür.

    Sıklık

    Çok sık görülür. Fakat çoğu kişi hastalığının farkında değildir. Bu nedenle testlerini de yaptırmaz. Ayrıca, kişi şikayetleri için tedavi oluyorken sıklıkla testlerin yapımı ihmal edilir. Eğer cinsel partnerleri tedavi olmazsa kadınlar tekrar tekrar enfekte olurlar.

    Bulaşma

    Klamidya, vajinal, anal veya oral cinsel ilişki sırasında bulaşır. Ayrıca, enfekte anneden bebeğine vajinal doğum sırasında da bulaşır.

    Cinsel yönden aktif olan herhangi biri klamidya enfeksiyonuna yakalanabilir. Cinsel partner sayısı arttıkça enfeksiyona yakalanma riski de artar. Ergenlik çağı kızlarının ve genç kadınların rahim ağızları tam olgunlaşmadığı için enfeksiyona eğilimi daha fazla olacağından eğer cinsel yönden aktif iseler klamidya enfeksiyonuna yakalanma riskleri artar. Klamidya, oral veyaanal cinsel ilişki ile de bulaşabildiğinden erkekler arasındaki ilişklerde de bu hastalığa yakalanma riski yüksektir.

    Belirti ve bulgular

    Klamidya sessiz bir hastalık olarak bilinir. Çünkü, enfekte kişilerin büyük bir çoğunluğunda belirti yoktur. Eğer belirti veriyor ise bu da bulaştıktan 1-3 hafta içinde ortaya çıkar.

    Kadınlarda, bakteri öncelikle rahim ağzını ve idrar yolunu tutar. Belirtisi olanlarda, anormal vajinal akıntı ve idrar yaparken yanma görülür. Eğer enfeksiyon yumurtalık kanallarını tutmuşsa ( bu kanallar döllenmiş yumurtayı yumurtalıklardan rahime taşırlar ) kişide hiçbir belirti olmama olasılığı yanında, bazılarında alt karın ağrısı, bel ağrısı, bulantı, ateş, cinsel ilişki sırasında ağrı,iki adet dönemi arasında kanama olur. Rahim ağzındaki klamidya enfeksiyonu rektuma ( alt barsak ) yayılabilir.

    Belirti ve bulgusu olan erkeklerde peniste akıntı ve idrar yaparken yanma hissi olur. Penis ucu etrafında yanma ve kaşıntı da olabilir.Testislerde ağrı ve ödem pek görülmez.

    Kadın ya da erkek, anal cinsel ilişkide alıcı olan tarafta enfeksiyon rektumu tutar. Rektal ağrı, akıntı ve kanama görülür. Enfektekişiyle oral cinsel ilişkide bulunan kadın veya erkeklerin gırtlaklarında bu enfeksiyona rastlanabilir.

    Tedavi edilmediğinde oluşabilecek komplikasyonlar

    Klamidya enfeksiyonu tedavi edilmezse uzun veya kısa dönemde üreme ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Hastalığın kendisi gibi harabiyeti de sessiz ilerler.

    Kadınlarda, tedavi edilmezse enfeksiyon rahim veya yumurtalık kanallarına yayılır ve kasık içi iltihabına neden olur. Tedavi olmamış enfekte kadınların % 10-15 ‘inde görülür. Ayrıca, yumurtalık kanallarında herhangi bir şikayet olmaksızın enfeksiyon oluşur. Kasık içi iltihabı ve sessiz enfeksiyonun ilerlemesiyle üst üreme sistemlerinde, yumurtalık kanallarında, rahimde ve çevre dokularda hasar gelişir. Bu harabiyete bağlı olarak kronik kasık ağrısı, kısırlık ve dış gebelik görülür.

    Klamidya enfeksiyonu olanların karşı karşıya kalındığında HIV ile enfekte olma riskleri yüksektir.

    Bunlardan korunmak için, 25 ve altı yaşta olan cinsel olarak aktif kadınlara yılda bir kez tarama testi gerekir. Daha büyük yaştaki kadınlarda yeni bir cinsel partnerin veya birden fazla partnerin varlığı önemli bir risk faktörü olduğundan tarama testlerinin düzenli yapılması önemlidir. Tüm gebe kadınlara da klamidya tarama testlerinin yapılması gerekir.

    Erkeklerde komplikasyon nadirdir. Enfeksiyon bazen epididimise ( spermi testislerden taşıyan kanal ) yayılır. Ağrı, ateş, nadiren kısırlık görülür.

    Nadir olgularda, genital enfeksiyon yanında artrit, deri döküntüleri, göz ve idrar yollarında enflamasyon görülür. Buna,Reiter ‘s sendromu denir.

    Gebe kadına ve bebeğe etkisi

    Gebe kadınlar tedavi edilmezlerse prematüre doğum olabilir. Enfekte gebe kadından doğan bebeğin gözlerinde ve solunum yollarında hastalık gelişebilir. Yenidoğanlarda klamidyaya bağlı zatürre ve konjonktivit görülür.

    Tanı

    Klamidyaya ait kan testleri yapılır.

    Tedavi

    Antibiyotiklerle çok kolay tedavi edilir. HIV + kişilere de aynı tedavi uygulanır. Tüm cinsel partnerlerin değerlendirilmesi,testlerinin yapılması ve gerekenlerin tedavi edilmesi şarttır. Klamidyası olanların ve bunların cinsel partnerlerinin tedavi bitene kadar cinsel temasta bulunmaları yasaklanır.Yoksa tekrar enfekte olurlar.

    Kadınların, cinsel partnerleri tam tedavi edilmezse tekrar enfekte olma riskleri fazladır. Birden fazla enfeksiyonu olan kadınların, kısırlık dahil üreme organlarına ait komplikasyon riskleri yüksektir.

    İlk enfeksiyonun tedavi edilmesinden 3 ay sonra klamidyaya ait testlerin tekrar edilmesi gerekir. Özellikle, cinsel partnerinin tam olarak tedavi edilip edilmediğini bilmeyen kadınlarda bu önemlidir.

    Korunma

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın en emin yolu cinsel temastan uzak durmak veya uzun süreli, tek eşli ( testten geçmiş,enfekte olmadığı bilinen bir eş ) bir yaşam sürmektir.

    Kondom, cinsel ilişkinin en başından sonuna kadar, her seferinde ve doğru olarak kullanılırsa klamidya bulaşma riski azalır.

    25 yaş ve altı kadınlarla yeni partneri olan veya birden fazla partneri bulunan daha büyük yaştaki kadınların yılda bir kez test yaptırmaları uygundur. Tüm gebelerin de test yaptırması gerekir. Hatta bazı kadınlarda daha da sık yaptırılabilir.

    Farklı bir yara, kokulu akıntı, idrar yaparken yanma hissi, iki adet arasında kanama gibi belirtilerin varlığı cinsel yolla bulaşan hastalıkları düşündürmelidir. Eğer kadında bu belirtilerden herhangi biri varsa cinsel ilişkiye son verip hemen bir uzman hekime başvurmalıdır. Cinsel yolla bulaşan hastalıkları erken tedavi etmek kasık içi iltihabını önler.

    Cinsel yolla bulaşan hastalığı olduğu söylenen kadınlar ve tedavi edilenler önceki cinsel partnerlerini ( 60 gün öncesine kadarki ) uyarmaları gerekir. Böylece, bu kişiler de muayene olup gerekirse tedavi olurlar. Herkesin tedavisi sona erene kadar tüm cinsel eylemlerden uzak durulmalıdır.

  • Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    HELP sendromu hamilelikte gebeyi etkileyen bir rahatsızlık. HELP sendromu preeklampsinin bir çeşidi olarak düşünülse de preeklampsiyi de kapsar. HELP sendromu ile ilgili hala çok fazla bilinmeyen var. Gebelikte görülme oranı % 0,2-0,6 arası.

    HELP Sendromu

    HELP ismi

    H: hemoliz (hemolysis)

    E: karaciğer enzimlerinin yükselmesi (elevated liver enzymes)

    LP: platelet azalması (low platelet)

    Çoğunlukla HELP sendromu preeklampsi ile birlikte olmasına rağmen preeklampsi tanısı konulmadan da HELP bulguları ortaya çıkabilir. Preeklampsi tanısı konulan kadınlarda HELP sendromu görülme hızı %4-12. HELP sendromu hepatit, safra kesesi hastalıkları, idiopatik trombositik purpura (ITP) ile karışabilir.

    HELP Sendromu Bulguları

    En sık görülen bulgular:

    • Baş ağrısı
    • Gittikçe kötüleşen bulantı ve kusma
    • Karında sağ üst kadran ağrısı
    • Yorgunluk ve bitkinlik

    Bazı bulgular normal gebelikte de olan bulgular olabilir. Bu bulgular:

    • Görme bozuklukları
    • Yüksek tansiyon
    • İdrarda protein (proteinüri)
    • Ödem (şişlik)
    • Şiddetli baş ağrısı
    • Kanama

    HELP Sendromu Tanısı

    HELP bulguları diğer hastalıkların bulguları ve komplikasyonları ile karıştığı için kan testleri ile karaciğer fonksiyon testlerinin yapılması gerekir. Gebeliğin son 3 ayında ve doğumdan sonraki ilk 48 saat içinde olmasına rağmen 3. trimesterden önce ve doğumdan sonra 7. güne kadar nadiren görülür.

    Kan basıncı ölçümü ve idrarda proteinüri bakılır. HELP Sendromunda:

    • Kırmızı Kan Hücrelerinde Hemoliz
    1. Periferik yaymada anormallik
    2. Laktat Dehidrogenaz > 600 u/l
    3. Bilüribin > 1.2 mg/dl
    • Karaciğer Enzimlerinde Yükselme
    1. Serum aspartat aminotransferaz > 70 u/l
    2. LDH > 600 u/l
    • Trombosit sayısında azalma

    HELP Sendromu Nedeni

    HELP sendromunun nedeni hala kesin olarak bilinmiyor. Preeklampsi ve gebeliğe bağlı hipertansiyon olan hamilelerde daha fazla olmasına rağmen preeklampsi bulgusu olmadan da HELP sendromu olmakta. HELP sendromu olma riskini arttıran sebepler:

    • Daha önceki gebeliklerinde HELP sendromu olma (her yeni gebelikte risk %20-25 artar)
    • Preeklampsi veya gebeliğe bağlı hipertansiyon
    • 25 yaş üstü hamileler
    • Multipar (2 ve daha fazla doğum yapmış kadın)

    HELP Sendromu Risk ve Komplikasyonları

    Eğer HELP sendromu tanısı konup tedavi edilmezse hem anne hem de bebek için çok ciddi sorunlar oluştur. En ciddi komplikasyonlar:

    • Plasenta abruptia
    • Pulmoner ödem (akciğerlerin sıvı toplaması)
    • DIC ( kanama faktörlerindeki sorunlar nedeniyle çok ciddi iç kanama)
    • ARDS (akciğer yetmezliği)
    • Karaciğerde hematom rüptürü
    • Akut böbrek yetmezliği
    • Kan transfüzyonu
    • İnfant ARDS
    • İntra uterin gelişme geriliği

    HELP sendromunda anne ölüm oranı %1.1. Bebekte ölüm ve morbidite oranı %10-60arası.

    HELP Sendromu Önlenmesi

    Sebebi bilinmediği için önlemek içinde kesin bir yöntem yok. Erken teşhis ve tedavi HELP sendromunun ciddi problemlerinden korunmanın en iyi yolu erken teşhis ve tedavi.

    HELP Sendromu Tedavisi

    Doğum HELP sendromunun en iyi ve kesin tedavisi. Doğumdan 2-3 gün sonra bir çok bulgu ve semptom kaybolur. Gebelik haftası 34 ve üzeri ve durum gittikçe daha kötüye gidiyorsa hemen doğum yaptırılır. Eğer 34 haftadan küçükse:

    • Hastaneye yatış yapılarak yatak istirahatı sağlanır
    • Akciğer gelişimi için kortikosteroid iğnesi yapılır
    • Kasılmaları önlemek için MgSO4 (magnezyum sülfat) tedavisi başlanır
    • Eğer tombosit düşerse transfüzyon yapılır
    • Hipertansiyon varsa antihipertansif kullanılır
    • Fetal gelişim izlenerek en kısa sürede doğum yaptırılır.

    34 haftadan önce doğum planlanırsa sezaryen yapılır. 34 hafta ve daha sonrasında eğer serviks (rahim ağzı) uygunsa vajinal doğum yaptırılabilir.

  • Genital siğil, belirti ve bulguları

    Genital human papilloma virüs (HPV), cinsel yolla bulaşan çok yaygın bir hastalıktır. Kadın ve erkekte 40 adet genital enfeksiyon oluşturan 40 adet HPV tipi vardır. Bu HPV tipleri ağız içi ve boğazda da yerleşirler. HPV ile enfekte olan kişilerin çoğu hastalandıklarını bilmezler. HPV, herpes veya HIV (Aids virüsü) gibi değildir. Tüm bu virüsler cinsel ilişki sırasında bulaşırlarsa da farklı belirti ve sağlık sorunlarına neden olurlar.

    Belirti, bulgu ve sağlık sorunları

    HPV’li kişilerin çoğunluğu belirti veya sağlık sorunları geliştirmez. Olguların %90’nında vücudun bağışıklık sistemi HPV’yi doğal olarak 2 yılda yok eder.Bazı HPV tipleri kadın ve erkeklerde genital siğillere neden olur. Nadiren, bunlar boğazda da yerleşebilirler. Buna recurrent respiratory papillamatozis ( RRP ) denir.

    Diğer bir kısım HPV tipleri ise kadınlarda rahim ağzı kanserine neden olurlar. Ayrıca az görülen, ciddi seyreden bazı kanserlere de sebep olurlar. Vulva, vajen, penis, anus, baş-boyun ( dil, bademcik, gırtlak ) kanseri gibi.

    Genital siğil oluşturan HPV tipleri kanser oluşturan tiplerden farklıdır. HPV bulaşmış kişilerin hangisinde kanser gelişeceğini veya diğer sağlık sorunlarının olacağını önceden kestirmenin herhangi bir yolu yoktur.

    HPV ‘ye bağlı sorunlarda belirti ve bulgular

    Genital siğiller, genellikle , genital bölgede tek veya grup halinde kabarcıklar şeklinde ortaya çıkar. Küçük veya geniş, kabarık veya düz ya da karnabahar görünümünde olabilirler. Muayenehane ortamında, uzman hekim tarafından gözle yapılan muayenede kolaylıkla teşhis edilebilirler.

    Enfekte olmuş partnerle ( bu kişide genital siğil olmasa bile ) cinsel temastan sonra haftalar veya aylar içinde genital siğil gelişir. Tedavi edilmezse, kendiliğinden yok olabilir, değişmeden kalabilir veya sayı ve büyüklükleri artar. Kansere dönüşmez.

    Rahim ağzı kanseri yeterince ilerlemeden belirti vermez. Bu nedenle kadınlarda düzenli tarama yapılması gerekir. Bu taramalarda hastalığın erken bulguları saptanarak erken tedavi edilir.

    HPV ‘ ye bağlı diğer kanserler de yeterince ilerlemeden belirti ve bulgu vermezler. Tedavileri zordur. Bunlar, vulva, vajen, penis, anus, baş ve boyun kanserleridir.

    RRP ‘ de gırtlakta siğiller oluşur. Bazen soluk borusu tıkanır. Boğuk ses ve nefes darlığı olur.

    Bulaşma

    HPV cinsel temasla bulaşır. Çoğunlukla vajinal veya anal cinsel ilişkiyle geçer. Oral sex ya da genital bölgelerin temas etmesiyle de bulaşır. Sabit ve aynı cinsel partnerden de ( bu kişide belirti ve bulgu olmasa da ) bulaşabilir. Enfekte kişiyle cinsel temastan yıllar sonra bile bu kişide HPV bulunabilir. Birçok enfekte kişi ( HPVirüsü almış ) virüsü taşıdığını cinsel partnerine bulaştırdığını bilemez. Bu kişide birden fazla HPV tipi de barınabilir.

    Çok nadiren, genital HPV ‘ si olan gebe kadından, bebeğine doğum sırasında HPV bulaşabilir. Bu durumda çocukta RRP gelişebilir.

    Genital siğillerin ve kanserin oluşumu

    HPV ile enfekte derideki normal hücreler anormal hücrelere dönüşür. Genelde vücut bu HPV ile doğal olarak savaşır. Enfekte olmuş hücreler normale döner. Fakat bazı olgularda vücut HPV ile savaşmaz. Siğil veya kanser şeklindeki değişiklikler gözle görülür hale gelir.HPV bulaştıktan haftalar veya aylar içinde siğiller gelişir. Kanser ise HPV alındıktan yıllar sonra ortaya çıkar.

    Sıklığı

    HPV ( virüs ) o kadar sıktır ki, cinsel yönden aktif olan kadın ve erkeklerin % 50 ‘si yaşamlarının herhangi bir döneminde bu virüsle karşılaşırlar. Genital siğiller de çok sık görülür. Rahim ağzı kanserine göre, bu virüsün sebep olduğu diğer tip kanserlere daha az rastlanır.

    Bazı gruptaki kişiler, HPV ‘ ye bağlı sağlık sorunları açısından daha fazla riske sahiptirler. Bunlar, eşcinsel ve biseksüel erkekler ile bağışıklık sistemi düşük ( HIV – AİDS ) kişilerdir.

    RRP ise çok nadir görülür.

    Korunma

    HPV ‘ nin bulaşma riskini azaltacak birçok yol vardır.

    Aşılar, kadın ve erkekleri sık rastlanan HPV tiplerine karşı korur. Aşı 3 dozda uygulanır. İyi bir koruma için her 3 dozu da yaptırmak gerekir. İlk cinsel temastan önceki dönemde yapılan aşının koruyucu etkinliği daha fazladır.

    Kızlar ve kadınlar: Gardasil denen aşı rahim ağzı kanserine neden olan çoğu HPV tiplerine karşı korur. Ayrıca birçok genital siğil yapan tiplerden de korur.13 – 26 yaş arası kadınlarda ( 9 yaştan itibaren kızlarda da ) uygulanır. Her 3 dozu tam yapılmak koşuluyla olabilecek en erken zamanda aşılamaya başlanması önerilir.

    Oğlanlar ve erkekler: Gardasil denen aşı erkekleri birçok genital siğil tipinden korur. 9 -26 yaş arası yapılır.

    Cinsel ilişkide kondom ( prezervatif ) kullanmak HPV riskini azaltır.Etkin olabilmesi için cinsel temasın başlangıcından sonuna kadar kondomun çıkartılmaması gerekir. Kondom kullanımı HPV ‘ ye bağlı hastalıkların oluşma riskini azaltır. Genital siğil ve rahim ağzı kanseri gibi. Fakat kondomla kapanmayan, açıkta kalan bölgelerde bulaşma riski vardır. Yani kondom HPV ‘ ye karşı tam bir koruma sağlamaz.

    Tek partner olması, cinsel partner sayısının azaltılması, daha önce hiç veya az sayıda cinsel partneri olmuş kişilerin seçimi HPV bulaşma riskini azaltır. Geçmişte cinsel yönden aktif olan bir kişinin virüsü taşıyıp taşımadığı bilinemez. Bu nedenle HPV ‘ den korunmanın en emin yolu tüm cinsel eylemlerden uzak kalmaktır.

    HPV ‘ ye bağlı hastalıklardan korunma

    HPV ‘ ye bağlı sağlık sorunlarından korunmanın birçok yolu vardır.

    Genital siğiller: Gardasil denen aşı, hem kadınları hem de erkekleri birçok genital siğil tipinden korur.

    Rahim ağzı kanseri: Gardasil denen aşı, kadınların çoğunu rahim ağzı kanserinden korur. Rutin rahim ağzı kanseri tarama testleri ve anormal çıkan sonuçların tedavi ve takibi de önemli korunma yöntemleridir.PAP testi ile rahim ağzındaki anormal hücreler saptanır. Kanser gelişmeden temizlenir. HPV DNA testi ile rahim ağzında virüs aranır. Bazı olgularda PAP testiyle birlikte istenir. Kadınlarda aşılama çok erken yaşlarda uygulansa bile rahim ağzı kanseri taramalarının yapılması gerekir. Çünkü, aşı tüm rahim ağzı kanserlerinde koruyucu değildir.

    Anüs ve penis kanserleri: Bunların erken evredeki bulgularını saptayacak bir test yoktur. Bazı uzmanlar, eşcinsel ve biseksüel erkekler ile HIV pozitif kişilerde yıllık anal PAP testini önerirler. Çünkü, bu gruba giren kişilerde anal kanser riski fazladır. Anal kanser taramasında bu testler yine de çok güvenilir değildir. Rutin olarak önerilmemektedir.

    Baş ve boyun kanserleri: Erken bulguları saptamak için onaylanmış herhangi bir test yoktur. Uzman hekim tarafından olası bulgulara göre testler yapılır.

    RRP: Genital siğili olan kadınlarda sezeryan doğum önerilmez. Çünkü, sezeryan doğumun bebek ve çocukları RRP ‘den koruduğuna dair kesin bir kanıt yoktur.

    HPV testi

    Piyasadaki HPV testleri yalnızca rahim ağzı kanserini ortaya koymak için uygundur. Kadın ve erkeklerde HPV ‘ nin vücuttaki durumunu veya genital bölgede, ağız ve gırtlakta HPV olduğunu gösterecek herhangi bir test yoktur. Yine de,HPV, genelde herhangi bir sağlık sorunu yaratmadan seyreder. Bugün HPV hakkındaki bigilerimiz birkaç yıl sonra çok farklı bir noktaya gelecektir.

    Tedavi

    Virüsün kendisini yok edecek bir tedavi yoktur. Fakat HPV ‘ nin neden olduğu hastalıklar tedavi edilebilirler.

    Görünür genital siğiller: Uzman hekim tarafından kimyasal koterizasyon, elektrokoterizasyon, krioterapi gibi tedaviler uygulanabilir.

    Rahim ağzı kanseri: Erken tanı ve tedaviyle sonuçlar yüz güldürücüdür. Rutin PAP testi yaptıranlarda kanser oluşmadan sorunlar saptanıp çözüm yoluna daha kolay gidilir. Korunma yöntemleri tedaviden daha önemlidir.

    HPV’ ye bağlı diğer kanserler: Erken tanı ve tedaviyle sonuçlar daha iyi olur.

    RRP: Cerrahi yolla veya ilaçla tedavi edilir. Birden fazla sayıda tedavi seansları gerektirir.

  • Gebelikte Hipertansiyon

    Gebelikte Hipertansiyon

    Gebelikte Hipertansiyon

    Gestasyonel hipertansiyon gebelikte ortaya çıkan hipertansiyon olup gebeliğe bağlı hipertansiyon (PIH) olarak da bilinir. Gestasyonel hipertansiyon preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir. Hipertansiyon gebelikte % 6-8 oranında görülür.

    Gebelikte Hipertansiyon Tipleri

    Hipertansiyon Gebelikte 3 şekilde ortaya çıkar:

    • Kronik Hipertansiyon:Gebelik öncesi, gebeliğin ilk 20 haftası ve doğumdan sonra 140/90 üzeri tansiyon olması.
    • Gestasyonel Hipertansiyon:Gebeliğin 20. haftasından sonra hipertansiyon gelişip doğumdan sonra kaybolması
    • Preeklampsi:Gebeliğin 20. haftasından sonra kronik veya gestasyonel hipertansiyon ile birlikte görülebilir. Eğer tedavi edilmezse idrarda proteinüri, hipertansiyon ve ödem ile birlikte hem anne hem de bebekte hayati tehlike oluşturabilecek kadar ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.

    Gebelikte Hipertansiyon Riski

    • İlk gebelik
    • Anne ve kardeşi PIH olan
    • 20 yaşından genç ve 40 yaşından sonraki gebelik
    • Gebelik öncesi hipertansiyonu ve böbrek hastalığı olan gebeler

    Gestasyonel Hipertansiyonun Bebeğe Etkisi

    Hipertansiyon plasentadan bebeğe yeteri kadar kan akımının geçmesine engel olur. Kan akımı yeteri kadar olmazsa bebeğe daha az oksijen ve besin geçeceği için bebeğin gelişimi yavaşlar.

    Eğer hipertansiyon tedavisi uygun şekilde yapılırsa zamanında sağlıklı bebek olma ihtimali yüksek. Eğer tansiyon kontrol altına alınamazsa gebelik zehirlenmesi yanipreeklampsi ve eklampsigelişebilir.

    Gestasyonel Hipertansiyon Tanısı

    Her muaynede kan basıncı (tansiyon) mutlaka ölçülmeli. Eğer hipertansiyon varsa idrar ve kan testlerinin de yapılması gerekir.

    Hipertansiyon olan gebede böbrek ve kanam profili testleri kontrol edilir. Dopler ültrason ile plasenta ve kordondan bebeğe geçen kan miktarı ölçümü yapılır.

    Gestasyonel Hipertansiyon Tedavisi

    Tedavi gebelik haftasına göre değişir. Eğer hamilelik son dönemlerinde ise bebek mümkün olduğu kadar erken doğurtulur.

    Eğer hafif hipertansiyon varsa ve gebelik haftası henüz doğum için erkense:

    • Sol yana yatmaya özen gösterilmeli
    • Daha sık takibe gidilmeli
    • Tuz kısıtlanmalı
    • Sıvı alımı arttırılmalı

    Eğer tansiyon şiddetli olursa tansiyon ilacı kullanılmalı ve mümkün olan en erken sürede doğum yaptırılmalı.

    Gestasyonel Hipertansiyondan Korunma

    Kesin olan bir korunma yöntemi yok. Doktor kontrolü altında dikkat edilmesi gereken şeyleri yaparak korunmaya çalışılmalı:

    • Tuz kısıtlaması
    • Günlük en az 8 bardak su tüketmek
    • Protein alımını arttırılıp abur cubur tüketimi azaltılmalı
    • Yeteri kadar istirahat
    • Düzenli egzersiz
    • Gün içinde mümkün olduğu kadar ayakları yukarıda tutma
    • Alkol kullanılmamalı
    • Kafeinden uzak durulmalı
    • Gerekli durumlarda doktorun söylediği dozlarda ilç kullanılmalı