Yazar: C8H

  • C1 atlas kayması, kırığı

    Doktorların C1 veya atlas kemiği adını verdikleri kemik, başla boynun birleştiği bölgede yer alır. Bu bölge insan vücudunun hem en karmaşık yapıda olan kısmı ve hem de travmalara karşı en korunmasız olan bölümüdür.

    Yüksek hızlı araçlarla meydana gelen kazalarda ve spor yaralanmalarında sık sık bu bölgenin yaralanması ile karşılaşıyoruz. C1 veya atlas kemiğinin kırılması veya kayması, yani kafatası ve attaki boyun kemikleri ile olan ilişkisinin bozulması; bu bölgenin en ciddi yaralanmalarından biridir.

    Bu tip ölümcül yaralanmaları olan hastalar, artık ülkemizde de gelişmiş bir düzeye ulaşmakta olan acil sağlık hizmetleri sayesinde; karşımıza canlı olarak çıkmaktalar. Geçmişte aylarca alçı veya çelik korseler içinde yatması gereken bu hastalar, günümüzde deneyimli ellerde yapılan ameliyatlarla; hemen normal yaşamlarına dönebilmektedir.

  • Bel fıtığı başlangıcı

    Doktorlar arasında disk protrüzyonu, black disk, asteriks işareti, disk dejenerasyonu da denen bu hastalardaki ağrılar; korkunç ve dayanılmaz ağrılar değildir. Çünkü disk tümüyle yerinden çıkmamış, sadece pörtlemiştir ve sinire hafifçe dokunmaktadır.

    Bu hastaların tabii ki doğru dürüst muayene edilip, gerekli tüm tetkikleri yapıldıktan sonra; ağrılarının öncelikle istirahat ve ilaç tedavisi ile dindirilmesi, ardından da fizik tedaviye başvurulması gereklidir.

  • Endoskopik hidrosefali ameliyatı

    Hidrosefali adını verdiğimiz hastalıkta beyin omurilik sıvısının yani BOS’un fazlalığı söz konusudur. Hidrosefali genellikle şant denen cihazın takıldığı ameliyatlarla tedavi edilir. Tabii ki söz konusu şant cihazları her ne kadar yüksek teknoloji ürünü olsalar da, maalesef kolaylıkla tıkanıp bozulabilen cihazlardır.

    Hidrosefaliye yol açan, yani bu sıvının fazlalığına yol açan neden eğer sıvının dolaştığı yollardaki akım zorlukları veya tıkanmalar ise; o takdirde seçilmiş hastalarda bu yolları açıp akımı rahatlatmak için endoskopik cerrahi de kullanılabilmektedir. Tabii ki bu yöntemde de kafatasına bir delik açıp beynin içine girilmesi gerekmektedir.

    Çağdaş cerrahideki minimal girişimsel yöntemlerden biri olan endoskopik cerrahi sayesinde şant kullanmadan, tabiri caizse köşelerin arkasına da bakarak BOS akım yolları genişletilebilmektedir.

  • Kafatasında şişlik, çukurluk

    Kafatası kemikleri pütürsüz bir top şeklinde değildir tabii ki. Yani kafatasında bir takım kabarıklıklar veya daha çukur bölgeler olabilir. Hatta saçlı derinin kalınlığındaki değişiklikler bile böyle hissetmenize sebep olabilir. Eğer elinize gelen düzensizlik kafanın sağında ve solunda da aynı şekilde ise, yani paralel ise endişelenmeyin.

    Eğer elinize gelen şişlik veya çukurluk zaman içinde giderek büyüyorsa veya ağrılı ise; özellikle de sağa sola oynatmaya çalıştığınızda deri ile birlikte oynamıyor, yani kemik üzerinde sabit gibi ise veya saçları aralayıp bakıldığında parlak renkli ise ya da o bölgeden bir akıntı geliyorsa tabii ki o zaman acilen bir doktora gitmelisiniz.

  • Faset hipertrofisi

    Doktorların faset adını verdiği yapı, aslında omurga kemikleri arasındaki eklemin adıdır. Bu eklem aynı diz eklemi, kalça eklemi gibi karmaşık yapıda bir eklemdir. Kapsülü, içinde menisküsü, eklem sıvısı da vardır. Kalça ve diz eklemlerinin protezi yapılalı onlarca yıl oldu, bu cihazlar her gün pek çok insana takılıyor; ancak yüksek teknoloji ile hala faset ekleminin protezi yapılamadı, çünkü çok hassas bir yapısı var.

    İşte omurgalar arasındaki disk denen kıkırdak yapı zarar görüp te uygun şekilde tedavi edilmeyince; bütün yük faset eklemlerine biniyor ve yıllar içinde bu faset eklemlerinde halk arasında kireçlenme denen tablo ortaya çıkıyor, eklem giderek büyüyor. Sonuçta hareketlerle artan şiddetli bel ağrıları başlayan bu hastaların maalesef platin ameliyatı olmaktan başka çareleri de kalmıyor.

  • Çocuklarda bel ağrısı

    Çocuklarda bel ağrılarının en sık rastlanan sebebi, sportif zorlanmalar sonucu oluşur ve genellikle 1-2 haftalık istirahat ile geçer. Çocukluk çağındaki bel ağrıları 4 haftayı geçerse daha ciddi olarak incelenmelidir. Çocukluk çağında uzun süren bel ağrılarının daha ciddi ve daha ağır sebepleri olabilir.

    Aşağıdaki durumlarda bel ağrılarının altında ciddi bir sebep aranmalıdır.

    1. 4 haftadan uzun süren ağrılar (dinlenmeye rağmen)
    2. ağrı inatçı ise, çocuğun aktivitelerini kısıtlıyorsa
    3. ateş öksürük idrar ve barsak değişiklikleri, adet düzensizliği varsa
    4. ağrı bir yada her iki bacağa yayılıyorsa
    5. okul öncesi çocukta bel ağrısı varsa
    6. trafik kazası, düşme gibi bir travma olmuşsa
    7. gece ağrısı belirginse

    Bu 7 özellikten biri varsa aşağıdaki tetkiklerr yaptırılmalıdır

    1. Tam kan, sedimantasyon, CRP
    2. Bel ve pelvis röntgeni
    3. enfeksiyon ve tümör şüphesi varsa Sintigrafi
    4. MRI, bilgisayarlı tomografi

    Çocuklarda bel ağrısının en sık rastlanan sebepleri şunlardır;

    1. Travma: 1–2 hafta içinde geçen kas zorlanmaları, ağırlık kaldırma, ters hareketler, spor zorlanmaları; daha ciddi travmalar omurga kırıklarına yol açabilir.

    2. Enfeksiyon: Diskiitis (disk aralığı iltihabı), okul öncesi çocuklarda sık görülür, ani başlar, ateş vardır, ayakta durma ve oturma pozisyonunda ağrı artar. Şayet tedavi edilmezse osteomiyelite sebep olabilir. Sintigrafi, MRI ve röntgenle teşhis edilir.

    3. Spondiloliz ve spondilolistezis (bel omurgalarında kayma); daha çok kız çocuklarında görülür.

    4. Scheurman hastalığı; ileri çocukluk ve delikanlılık dönemlerinde görülür. Sırtta düzleşme ve kamburlaşma vardır. Daha çok erkeklerde görülür.

    5. Jüvenil romatoid artrit ve ankilozan spondilit.

    6. Kemik tümörleri :

    – osteoid osteoma
    – osteoblastoma
    – eozinofilik granüloma
    – anevrizmal kemik kisti
    – lösemi

  • Baş ağrıları hakkında

    Baş ağrılarını: 1-Primer (birincil) baş ağrıları 2-sekonder (ikincil) baş ağrıları olarak ikiye ayırabiliriz.

    PRİMER BAŞ AĞRILARI:Sadece baş ağrısı şeklinde olup, başka bir hastalıkla beraber görülmeyen, sadece beyin ile ilgili olan baş ağrısı tipidir.

    1 Migren
    2 Gerilim tipi baş ağrısı
    3 Küme baş ağrıları olarak ayrılırlar.

    SEKONDER BAŞ AĞRILARI:Toplam baş ağrılarının ancak % 10 unu oluştururlar. Oluşan baş ağrısı başka bir hastalığa bağlıdır. Beyin tümörleri, göz hastalıkları, sinüzit, menenjit gibi hastalık sonucunda ortaya çıkan bir semptomdur.Özellikle sebebe yönelik tedavi ön plandadır.
    BAŞ AĞRISINDA SÜLÜK TEDAVİSİ OZON TEDAVİSİ
    Geçmeyen, tedaviye inatçı baş ağrılarında önemli konulardan birisi de SİNDİRİM SİSTEMİ BOZUKLUKLARIDIR. Normal barsak florasının bozulması veya herhangi bir gıdaya karşı meydana gelmiş olan gıda intoleransı (Allerjisi) varsa bir türlü iyileşmeyen baş ağrılarınızın sebebi olabilir.

    GAPS TEDAVİSİ

    Kronik yani geçmeyen, tedavilere cevap vermeyen migren veya migren olmayan tüm baş ağrılarında her hastaya mutlaka GIDA İNTOLERANS TESTİ yapılmalıdır. Bu test ile hastanın herhangi bir gıdaya karşı bir alerjisinin olup olmadığı tespit edilmektedir. Şayet bir gıdaya karşı allerji varsa, bu gıda hayatınızdan çıkmadığı sürece baş ağrınızı tedavi etmek mümkün olmayacaktır. Ayrıca barsak florasının bozuk olması halinde özel diyetlerle flora normal haline getirilmelidir. Kliniğimizde buun için GAPS doğal tedavi diyeti uygulaması yapılmaktadır.

    Baş ağrısında klasik tıbbi tedavilerin yanı sıra tamamlayıcı tıbbi tedavilere de yer verilmelidir. Özellikle migren hastalarında tıbbi sülük tedavisi ve medikal ozon tedavisi uygulanması halinde çok iyi sonuçlar alınmaktadır.

    TIBBİ SÜLÜK TEDAVİSİ

    Sülüğün salyasında buluna 106 değişik enzim sayesinde migren hastaları yarar sağlamaktadır. Özellikle alın bölgesine, enseye ve kulak arkasına yapılan sülük uygulamalarının sonuçları açıkça görülebilmektedir. Bazı hastaların tamamen ilaçsız olarak hayatlarına devamı söz konusu olabilmektedir.

    MEDİKAL OZON TEDAVİSİ

    Ozon tedavisi ile amaçlanan mikrosirkülasyon dediğimiz kılcal damarların açılması ve kanın oksijen taşıma kapasitesinin arttırılarak beynin beslenmesini arttırmaktır. Ozon aynı zamanda vücutta kan yapımını arttırarak etki yapmaktadır.

    Sülük ve ozon hakkında daha detaylı bilgi almak için ana sayfadan ilgili bölümlere girebilirsiniz.

    NÖROPROLOTERAPİ (NPT)

    Cilt altında bulunan ve ağrıyı ileten sinirlerin %5 Dextroz enjeksiyonları ile bloke edilmesi prensibine dayanır. Seanslar halinde uygulanır.

  • Ameliyatsız bel fıtığı

    BAŞLANGIÇ HALİNDEKİ BEL FITIĞI’NIN AMELİYATSIZ TEDAVİSİ :

    Omurgalar arasındaki kıkırdak yerinden kaymış, ancak etrafındaki kapsülü yırtmamıştır. Omuriliğe veya bacaklara gelen sinirlere hafif baskı söz konusudur. Hasta bel ağrısından şikayetçidir. Tek taraflı veya çift taraflı bacaklara vuran ağrı olabilir. Ayaklarda kuvvet kaybı,refleks kaybı söz konusu değildir.

    Hasta da sadece bacak ağrısı varsa ve diğer bulgular görülmüyorsa genelde açık ameliyat tercih edilmez. Diğer tedavi yöntemlerini tercih etmek doğru olur. Ancak ortalama 45 gün tedavi edilen hastanın ağrıları azalmıyorsa “sadece bacak ağrısı” nedeniyle ameliyat kararı da verilebilir. Önemli olan ameliyat olmadan hastanın olabilecek tüm tedavi imkanlarını kullanmaktır. Her şeye rağmen hasta düzelmiyorsa elbette ki ameliyat gerekecektir.

    İLERLEMİŞ BEL FITIĞININ AMELİYATSIZ 100 GÜNLÜK TEDAVİSİ NEDİR?

    Son 4-5 yıla kadar ilerlemiş bel fıtığı tedavisinin sadece AMELİYATLA mümkün olabileceği düşünülmekteydi.. Ancak son zamanlarda bu konuda değişik fikirler ortaya koyulmuştur. Omurilik kanalına koparak çıkan kıkırdak dokusu şayet çok büyük değilse ve hastada kuvvet kaybı veya idrar kusuru yapmamışsa DOKTOR KONTROLÜNDE ameliyatsız tedavilerin uygulanması mümkündür. Çünkü,vücudumuz omurilik kanalına çıkan kıkırdağın ortalama 100 gün içinde tamamını veya bir kısmını eritme-yok etme gücüne sahiptir.Bu özellik kişiden kişiye değişmektedir. Vücut direnci yani bağışıklık sistemi yüksek olan insanlarda iyileşme daha net olarak görülebilmektedir.

    Omurilik kanalına çıkan kıkırdak parçası olmaması gereken bir yerde bulunduğundan vücut tarafından yabancı madde muamelesi görür ve vücut tüm gücüyle bu maddeye karşı savaş açarak tıpkı bir mikrop gibi yok etmeye çalışır.

    Bu konu çok hassas bir konudur. Kendi başınıza karar vermeniz mümkün değildir. Bu kararı ancak, tecrübeli bir beyin cerrahisi uzmanı verebilir.

    Bu karar için omurilik kanalına çıkan kıkırdağın büyüklüğü, sizde bıraktığı hasarların var olup olmadığı ve derecesi, ağrı durumunuz, kıkırdak parçasının yerleştiği yer, vs. hepsi ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Tecrübeli bir beyin cerrahı bu tür fıtığın iyileşip iyileşemeyeceğine kendi tecrübelerine dayanarak karar verebilir.Ancak,hasta için çok fazla zaman harcamak istemeyen ve sorumluluğunu almak istemeyen bir doktor en kolay ve kısa yolu yani ameliyat yapma yolunu seçebilir.

    Bu tedavi süresince de doktorun kontrolü altında olmanız gerekmektedir. Ve sıkı bir takip gerektirmektedir.

    Hasta için çok önemli olan 100 günlük süre içinde uygulanacak akıllı tedaviler ve bilinçli takip sonunda hastalarımızın büyük bir kısmı yine ameliyattan kurtulmuş olmaktadırlar.

    100 GÜNLÜK TEDAVİ

    Hastaya medikal ozon tedavisi+Tıbbi sülük tedavisi+ Manyetik alan tedavisi ve Kök hücre tedavisi uygulaması planlanır. Haftada 2 gün olmak üzere 10 seans uygulama yapılır. Bel fıtığı tedavi yöntemleri ameliyatsız Tedavi toplamda 5 hafta sürmektedir. Ayrıca 3 hafta arayla olmak üzere 2 kez kandan elde edilen kök hücrelerle tedavi uygulaması yapılmaktadır. Tedavi süresinde hastanın doktor tarafından çok yakından takip edilmesi gerekmektedir. Tedavi sürecinde muayene bulgularının ilerlemesi durumunda tedavi kesilerek ameliyat önerilebilir. Tedavinin amacı: Vücudun bağışıklık gücünü arttırmak ve omurilik kanalına düşen kıkırdak parçasının vücut bağışıklık sistemi tarafından eritilmesini sağlamaktır. Bağışıklık sistemi güçlü olan hastalarda kıkırdağın tamamına yakın kısmı eritilip yok edilebilir. Tedavi boyunca hastanın ağrıları düzenli bir şekilde azalıyor ve şikayetleri geçmeye devam ediyorsa ortalama 100 gün sonunda tekrar eski sağlığına kavuşabilir.

    ŞEHİR DIŞINDAN GELEN HASTALARIMIZ İÇİN TEDAVİ PROGRAMI

    Şehir dışından gelen hastalarımız için tedaviye pazartesi günleri başlıyoruz. Cuma gününe kadar toplam 5 gün tedavi yapıyoruz. Hastamız 4 gece Denizli de konaklamaktadır. Bu süre içinde 5 seans ozon tedavisi, 3 seans sülük tedavisi ve bir seans da kök hücre (CGF) tedavisi uygulamaktayız. Gerekirse tedaviye manuel tedavi seanslarını da eklemekteyiz.

    NEDEN AMELİYATTAN KORKUYORUZ?

    Bel fıtığı ameliyatlarından sonra yapılan hasta takiplerinde 10 yıllık süre içerisinde hastaların yarısına yakın kısmında bel fıtığı tekrarlamıştır. Tekrarlayan bel fıtığının tedavisi ise kolay olmamaktadır.

    Öncelikle,ikinci kez yapılan bel fıtığı ameliyatlarının zor ve olumsuz şartlar altında yapıldığını söylemek isterim. Birinci ameliyat sonrası sinir dokusunun etrafa yapışması ve bölgenin anatomik yapısının değişmesi nedeniyle,ikinci kez yapılan ameliyatlarda sinir kılıfının yırtılmasından,sinirin kopmasına kadar bir çok komplikasyonlar oluşabilmektedir. Hatta bazı vakalarda,ameliyat yerinde yapışıklık meydana gelmişse tedavisi daha da zor olmaktadır. Meslek hayatımda 8 kez bel fıtığından ameliyat olmuş ve hala iyileşmemiş hastalar gördüm.

    Bu nedenle bel fıtığında ameliyat kararını çok zor,tabiri caizse kılı kırk yararak vermekteyim. Bunu tüm hekim arkadaşlarıma da tavsiye etmekteyim.

    BEL FITIĞI İLAÇLA TEDAVİSİ

    Bel fıtığı mekanik bir olaydır. Yani omurgalar arasındaki kıkırdak yerinden çıkmış ve olmaması gereken bir yere doğru yayılmıştır. Burada yani sırtımızdan 10-15 cm. derinlikte ve üstelik omurilik kanalında oluşan bu kıkırdak kaymasına etki yapacak bir ilaç maalesef yoktur. Yani halk arasında düşünüldüğü gibi BEL FITIĞI İLACI YOKTUR. Bel fıtığına verilen ilaçlar sadece ve sadece ağrıyı kesmek ve sinirde oluşabilecek ödemi çözmek için verilir. Asıl mekanizmaya etkileri sıfırdır. Ağrı kesici ilacı alırsınız ve 8 saat kadar ağrınızı keser. Adale gevşetici ilaçların ise (tecrübelerime güvenerek söylüyorum) hiç bir önemi yoktur. Fıtığın iyileşmesine etkisi de yoktur. Yine bel fıtığı hastalarına verilen kortizon içeren ilaçlarda sinirde oluşan ve ağrıya neden olan ödemi gidermek için verilirler. Bazı durumlarda ısıtıcı kremler verilir. Bu kremler bel bölgesine sürülür. Bunlar o bölgede kan akımını arttırarak geçici olarak ağrı hissini azaltmaya yönelik etki yaparlar.

    **Dikkat: Bel fıtığı hastalarında kullanılan her türlü krem, yakı, yağda eritilmiş alabalık, vs.vs. bel fıtığını ortadan kaldırmaz.**

    ** Bel bölgesine yapılan masajın ve kaplıcaların fıtığı tedavi edici hiç bir etkisi yoktur. Yine bunlarda hastalığın belirtisi olan ağrıyı bir kaç saatliğine azaltmaya yönelik uygulamalardır. Tedavi yöntemi değildirler**

  • Hacamat hakkında

    Derinin toksinleri depoladığı 1,5 mm altına kadar bir bisturi ucu ile delinmek ve akabinde vakumlu kupalarla çekilmek suretiyle, bu bölgede bulunan durağan kanın, halk tabiri ile pis kanın dışarı alınması işlemine Hacamat Adı verilmektedir.

    HACAMAT BİR KAN ALMA YÖNTEMİ DEĞİLDİR. Hastanın kan vermesi gerekiyorsa, Kızılay da yapılan işlem gibi bir işlem yapılarak hastanın fazla kanı damardan alınmalıdır. Hacamat; Deri altında biriken toksinlerin ciltte küçük delikler meydana getirilerek dışarı alınması ve aynı zamanda durağan kan dolaşımının arttırılmasına dayanan bir tedavi yöntemidir.

    Tarihsel bir tedavi yöntemidir. Çin tıbbında akupunktur noktalarından bazılarından kan çıkartılması önerilmektedir. İnce barsak noktası (Sİ 3) ve diz arkası (Bl 40) bölgesinin kanatılması tarif edilmektedir.

    Eski mısırlılar döneminde de derinin kanatılması suretiyle kanın dışarı akıtılması ile ilgili tedaviler bulunmaktadır. Günümüzde bir çok ülkesinde uygulanmaktadır. Danimarka Fin hamamlarından, Arap coğrafyasına kadar bir çok ülkede uygulama yapılmaktadır.

    Ülkemizde 2014 de sağlık bakanlığı tarafından yayınlanan geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları yönetmeliği ile hacamat tedavisine resmi olarak izin verilmiş ve bunun uygulama hakkını sadece tıp doktorları ve diş doktorlarına vermiştir.

    DİKKAT: ÖNEMLİ 2 UYARIMIZ VAR

    1-TIP DIŞI İNSANLARA İTİBAR EDİLMEMESİ KONUSUNU ÖNEMLE HATIRLATMAK İSTERİM

    2- HACAMAT HER DERDE DERMANDIR DİYEREK SİZİ YANILTMALARINA İZİN VERMEYİN.

    HACAMAT HER HASTALIKTA KULLANILMAZ. HACAMAT ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER

    En az bir gün öncesinden hayvansal gıda kesilmelidir.

    Bir gün öncesinden veya hacamat yapılacak gün sauna, hamam gibi uygulamalar yapılmamalı.

    Bir gün öncesinden itibaren cinsel perhiz uygulanmalı.

    Hasta aç veya iki saat önce yemek yemiş olmalı

    9-10 Gün öncesinden alkol alınmamış olmalıdır.

    Bu konulara uyulması halinde hacamat işleminden en üst seviyede fayda sağlamak mümkündür.

    HACAMAT NE ZAMAN YAPILMAZ

    Hacamat menstruasyon yani kadınların adet döneminde yapılmaz.

    Bir yaşından küçüklere yapılmaması üzerinde tartışmalar vardır.

    Hacamat hamilelere yapılmaz.

    İleri derecede düşkün yaşlılara yapılmaz.

    İleri derecede halsizliği olan hastalarda yapılmaz. Bu durum kronik yorgunluk sendromu ile karıştırılmamalıdır. Burada bahsedilen ileri derecede düşkünlüktür.

    Anemisi olanlarda veya aktif kanayan hemoroid gibi anemiye neden olabilecek sürekli bir kanama odağı olanlarda itinalı olunmalıdır.

    Yara iyileşmesi ile ilgili problemi olanlarda hacamat yapılmaz.

    Vücudunda muhtemel bir protein eksikliğine bağlı ödemi olanlarda da hacamat yapılmamalıdır.

    Hepatit veya AIDS gibi bulaşıcı bir hastalık taşıyanlarda hacamat yapılırken kontaminasyon (bulaşma) riskinin yüksek olduğu unutulmamalıdır.

    Hacamat aşırı terleme rahatsızlığı olanlara yapılmaz. TERLEYENİ KANATMA, KANAYANI TERLETME prensibine dikkat edilmelidir.…..

    Hemofili… ÖZELLİKLE ÇOCUKLARDA SORGULANMALI….

    Kan sulandırıcı ilaç kullananlarda dikkatli olunmalı.

    DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

    Hacamat malzemeleri tek kullanımlık olmalı.

    Cilt temizliği önemli

    Kontaminasyon (Mikrop kapma) riskine DİKKAT!!!..

    Tıbbi atık kontrolüne dikkat edilmelidir.

    Senkop (bayılma) durumunda hastaya müdahale edilecek uygun bir ortam olmalıdır. Küçümsenmeyecek kadar fazla sayıda insan hacamat esnasında hafif bir baygınlık geçirebilir. Bu durumda müdahale edilebilecek aletler ve ortam olmalıdır. Bu nedenle hacamatın tıp doktorları dışında sağlıksız ortamlarda uygulanmaması gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum.

    HACAMAT NERELERE YAPILIR

    Hacamat vücutta bir çok noktaya uygulanabilir. Bunlardan önemli olan bir kaç tanesini size anlatmak istiyorum.

    KAHİL BÖLGESİ

    En sık uygulanan bölge KAHİL BÖLGESİDİR. Burası sırtta bulunur. Kürek kemikleri arasındadır. Sırtımız vücut toksinlerinin en çok depolandığı yerdir. Bu nedenle çok önemli bir bölgedir.

    HANGİ HASTALIKLARDA FAYDALI OLUR?

    • Psikolojik ve psikosomatik rahatsızlıklar,

    • Bronşit ve bronşial astma,

    • İmmun stimülasyon,

    • Epilepsi

  • Parkinson ve sebebi

    Parkinson; 1817 yılında yaşayan bir doktorun adıdır. Dr.James Parkinson, bazı hastalarda görülen ellerde titreme, kaslarda kasılma, yürüme bozukluğu ve yüz mimik hareketleri bozukluğu ile seyreden bir hastalık tarif etmiş ve bu hastalığa PARKİNSON adı verilmiştir.

    SEBEBİ: Beyinde üretilen DOPAMİN adlı bir maddenin yetersiz salgılanması sonucunda oluşur. Yani bir Dopamin eksikliği hastalığıdır.Bu maddenin eksikliğine bağlı olarak hastalarda titreme, kaslarda tutukluk, ağırlık, hareketlerde yavaşlık gibi belirtiler ortaya çıkar. Hastalığın en tipik belirtisi daha çok istirahat halinde ortaya çıkan para sayar gibi bir titremedir. Bu titreme genellikle önce vücudun bir tarafında ön plana çıkmaktadır.

    Genelde 50 yaş üzeri erkeklerde sık görülür.Toplumda binde 3 oranında rastlanır. 65 yaş ve üzerindeki 300 kişiden birinde görülmektedir.

    PARKİNSON TEDAVİSİNDE SÜLÜK VE OZON KULLANIMI

    PARKİNSON HASTALIĞININ TAMAMLAYICI TIP YÖNTEMLERİ İLE TEDAVİSİ

    Parkinson tedavisinde esas olan beyinde üretimi azalan DOPAMİN maddesinin yerine konmasıdır. Bu tedavi klasik tıbbi ilaçlarla mümkün olduğu kadar yapılmaya çalışılmaktadır.

    Ancak, klasik ilaçların uygulanmasına rağmen bir çok hastada hastalık belirtileri ilerlemeye başlar. Klasik tıbbi ilaçlar devam ederken, diğer taraftan TAMAMLAYICI TIP TEDAVİLERİNDEN olan tıbbi sülük tedavisi, Medikal ozon tedavisi ,Manyetik alan tedavisi ve kök hücre tedavisi gibi tedaviler uygulamaya koyulursa hastalık belirtilerinde bir çok kişinin tahmin edemeyeceği kadar iyileşme olmaktadır. Resimde görülen hastamızda oldukça yoğun Parkinson hastalığı belirtileri mevcuttu. Kliniğimize ilk geldiği gün iki baston ve eşinin yardımıyla yürüyebiliyordu. Uyguladığımız tedavi sonunda yani, 6 hafta sonra bastonsuz yürümeye başladı.

    Tedavi, haftada iki gün yapılmaktadır. Toplam 5 hafta, yani 10 seans tıbbi sülük ve medikal ozon uygulaması yapılır. Ayrıca tedaviye manyetik alan uygulaması, hacamat ve kök hücre uygulaması eklenebilir. Tedavi programı hastanın muayenesinden sonra kesinleşmektedir.

    Şehir dışından tedavi için Denizli’ye gelecek olan hastalarımız için yoğunlaştırılmış tedavi programı uygulamaktayız. Tedaviye pazartesi günleri başlamaktayız. Hasta toplam 4 gece Denizli de ikamet etmekte ve cuma gününe kadar toplam 5 seans ozon ve 5 seans sülük uygulaması, 5 seans manyetik alan tedavisi, 1 seans hacamat kupa tedavisi ve 1 seans kök hücre tedavisi yapıldıktan sonra evine yollanmaktadır.