Yazar: C8H

  • Konumuz: spina bifida

    Spina bifida, yarık omurga anlamına gelir ve halk arasında belde açıklık, bel açılması adını da alır. Bu tablo, doğumsal omurga anomalilerinden biridir. Genellikle kemiklerin üstü normal bir cilt ile örtülüdür, yani dışarıdan görülmez; ancak bu kemiklerde bir açıklık varsa, söz konusu durum ancak muayene sırasında veya radyolojik incelemeler sonucunda ortaya çıkar. Bu ayrık omurga tipine doktorlar “spina bifida okkülta” adını verirler.

    Kuyruk sokumu, bel, sırt veya boyun bölgesinde, hatta kafanın arkasında saç bitim bölgesinde; bir renk değişikliği, leke veya ben gibi bir şişlik, aşırı kıllı bir bölge ya da sadece kılların sıralanmasının düzensizleştiği bir alan olması gibi görüntülerin tümü alttaki bir kemik açıklığına işaret ediyor olabilir. Böyle bir durum tespit edildiğinde hastanın deneyimli bir beyin cerrahı tarafından detaylı olarak incelenmesi gerekir. Çünkü bu duruma eşlik eden çok daha ciddi bir takım anomaliler de olabilir.

    Nadiren de kemiklerdeki açıklığın üzeri normal bir deri ile örtülü değildir ve hatta daha doğum sırasında açıktır. Bu tipine ise doktorlar “spina bifida aperta” adını verirler. Böyle bir durum tespit edildiğinde hastanın acilen deneyimli bir beyin cerrahı tarafından ameliyat edilmesi gerekir.

  • Mr raporlarıma bir bakar mısınız

    Neden olmasın, tabii ki bakabilirim. Ama bence siz siz olun, sadece MR sonucunu okuyarak size görüş belirten insanlardan bucak bucak kaçın… Sonuçta insan sağlığı söz konusu ise, hele de kanlı işlemler söz konusu olacaksa; hastayı dinlemeye esaslı bir zaman ayırıp ayrıntılı şekilde muayene etmeden, sadece MR raporu okuyup veya filmlere üstünkörü şöyle bir bakarak ve tabii hastanın kan tahlillerini ve röntgen filmlerini de istemeden verilen kararlar her zaman acı ve gözyaşı ile sonuçlanmaya mahkumdur. Unutmayın ki cehenneme giden yol iyi niyet taşları ile döşelidir. Size bol şanslar dilerim…

  • Ameliyat korkusu:

    Ameliyat olmaktan mu korkuyorsunuz? Çok normal. Tabii ki korkacaksınız. Eminim annenizden babanızdan, hatta dedenizden ne hikayeler dinlemişsinizdir. O devirlerde gerçekten de ameliyat korkusu hala insanların hayatta kalmasını sağlayan bir korkuydu, aynı ilk çağlardaki gibi. Modern hastanelerin ve ameliyathanelerin olmadığı dönemlerde, doğru dürüst narkoz tekniklerinin henüz geliştirilmemiş olduğu dönemlerde, antibiyotikler daha keşfedilmemişken, hatta daha elektrik ışığı bile yokken ameliyatlar yapılıyordu. İnsanlar ameliyata girerken vasiyetlerini yazıp, herkesle helalleşip giriyorlardı.

    Ama artık 21. yüzyılda yaşıyoruz. Çevrenize bir bakın, göreceksiniz. Artık böyle tarihi önemi olan bir korkuyu kenara bırakmak gerek. Artık ameliyat korkusu, karanlık korkusu kadar eski ve anlamsız bir korku. Pek çok ameliyat neredeyse sıfıra yakın bir riskle yapılabiliyor. Üstelik belki diğer pek çok alanlardakinin aksine, tıpta; özelikle de beyin cerrahisinde Türkiye bilimsel alanda beşinci, altıncı sıralarda yer alıyor. İnsanlar Avrupa ülkelerinden gelip bize ameliyat oluyorlar.

    Bu yüzden, gayet doğal bir duygu olan ameliyat korkunuz üzerine oynayan kötü niyetli kişilerin tuzağına düşmeyin. Size “Aman sakın ha ameliyat olmayın!” diyen kişilere, özellikle de bu kişiler eğer doktorsa; söz konusu ameliyatı yapıp yapamadıklarını sorun. Acaba “Ameliyat olmayın” derken, aslında “Ben bu ameliyatı yapamam” mı diyorlar? Acaba bir yetersizliklerini açığı vurmakta zorlanıyor olabilirler mi? Böyle bir sakıncadan bahseden, gerçekten tecrübeli bir cerrah, özellikle de yaptığı ameliyatlarla tanınan bir akademisyen ise ancak o zaman söylediğini ciddiye alın…

  • Rahat oturmak, rahat yatmak ama nasıl?

    Ergonomi ile kastedilen, iş insan uyumu konusudur. Buradaki çağdaş kural, işe göre insan seçmek veya insanı işe uydurmaya çalışmak değil; işi çalışana uygun hale getirmektir. Artık ülkemizde de bulunan ve “iş güvenliği uzmanı” ya da “iş sağlığı hekimi” diye adlandırılan uzmanların görevi işte budur. Yani işyerinde, işin çalışanın sağlığına ve yaşam kalitesine uygun hale getirilmesini sağlamak ve bunu sürekli kontrol etmek…

    Tabii ki işte geçirilen zamandan daha çoğunu evde geçirdiğimiz için bu kuralları evde de göz önüne almak gerekir. Yani ergonomik bir çalışma masası, mutfak tezgahı, televizyon koltuğu veya yatak ile kastedilen; yine kişinin o anda yapmakta olduğu harekete en uygun olan tasarım anlamına gelir. Tabii ki ulaşım araçlarından, sürekli kullanılan el aletlerine; çantalardan, cep telefonlarına kadar günlük yaşam sırasında kullandığımız diğer her şeyin de ergonomik olması gerektiğini unutmamak gerek.

  • Mekanik bel ağrısı ne demek?

    Bel ve boyun ağrısı nedenleri arasında genç ve orta yaşlarda % 90-95 oranında mekanik nedenler, yani evde-işte veya spor yaparken hatalı vücut kullanımı ile zorlanma birinci sırada yer alır. Ters bir hareket sırasında ayak bileğinizi nasıl burkabiliyorsanız, benzer bir zedelenmeyi belinizde de yapmanız mümkün. Mekanik bel ağrısı derken; yapısal bir zarar oluşmadan, yani herhangi bir kalıcı hastalık tablosu oluşmadan ortaya çıkan ağrıları kastediyoruz. Bunlar basit yatak istirahati ile geçebilen ağrılar. Yani birkaç gün yatmak veya yine birkaç gün için bele takılan örme bir korse bile bu ağrıların tedavisi için yeterli…

    Tabii yatmak derken sağlıklı bir yatakta yatmayı kastediyoruz, tahta üstünde veya yerde değil; çok eskimemiş bir hazır yatak üzerinde. Kanepede veya koltukta değil; dizlerin altına bir yastık yerleştirilmiş durumda iken sırt üstü veya bacakların arasına bir yastık yerleştirilmiş durumda iken yan yatarak dinlenmek.

    Ancak bu ağrıların tekrarlamasını ciddiye almak gerekir. Yani birkaç gün istirahatle geçen ağrılarınız tekrar tekrar oluyorsa, özellikle de ağrının şiddeti artar veya aradaki ağrısız süre azalırsa mutlaka bir doktora başvurmak gerekir.

  • Zararın neresinden dönülse kar…boyun fıtığına nasıl tanı konur?

    Hangi hastalık olursa olsun şikayetlerinizin dikkatle dinlenmesi doğru bir tanı için ilk şarttır. Tabii bunun ardından yapılacak detaylı bir muayene de işin aslını oluşturur. Daha sonra istenecek olan tetkikler ise bu işlemi tamamlayacaktır. Tabii ki böyle bir değerlendirmenin süresinin 30, bilemediniz 20 dakika altında yapılması mümkün değildir. Eğer doktorunuz size üç-beş dakika ayırıyor ve hatta size elini bile sürmeden doğrudan tetkiklerinizi istiyorsa, şikayetlerinize sağlıklı bir tanı koyma şansı yoktur. Daha da kötüsü, size yanlış bir tanı koyarsa, uygulayacağı tedavi de yanlış olacaktır. İşte tüm felaketler bu şekilde başlar.

    Aslında mesleğiniz, uğraştığınız sporlar, eskiden geçirmiş olabileceğiniz kazalar, teşhis konmuş hastalıklarınız, içtiğiniz ilaçlar, sigara alışkanlığınız olup olmadığı, geçirdiğiniz ameliyatlar; bunların tümü iyi bir tanı için bilinmesi çok önemli konular. Muayeneye gelince, kilonuzun ve boyunuzun ölçülmesiyle başlayıp; soyunmanız ardından tüm boyun-sırt-ve hatta belinizin arkadan incelenmesi ve bu incelemenin siz başınızı eğip doğrulturken tekrarlanmasıyla biten esaslı bir muayeneyi kastediyorum.

    Tanıya yardımcı olacak tetkikler derken de MR ilk sırada gelebilir, ama tabii ki açık MR değil ve iyi bir makinede çekilmesi en az 15 dakika süren bir MR incelemesi. MR ile birlikte hemen daima kan tetkikleriniz istenir ki önemli bir takım hastalıklar gözden kaçmasın. Bu görüldükten sonra yine hemen daima röntgen filmleriniz, özellikle de ayakta başınızı eğip doğrulturken çekilen filmleriniz gerekir. Kimi zaman bilgisayarlı tomografi ile EMG,MEP,SEP gibi sinir ölçümleri de sıklıkla istenir.

  • Ağrı kesici kullanmak ne kadar doğru?

    Ağrı bizi uyarmasa birçok hastalık çok daha kötü hale gelebilir. Ağrı genellikle hafif ve kısa tekrarlarla ilgimizi çekmeye çalışır ama biz idare ederiz, yani bu uyarıyı dikkate almayız. Vücudumuz tabii ki bu arada boş durmaz, alarmın sesini giderek yükseltir; yani ağrıyı artırır. Ağrı elbette herkes için dayanması zor bir durum. Modern tıbbın sağladığı en büyük yararlardan biri herhalde ağrıyı kesmek konusunda gösterdiği başarı…

    Ancak ağrı kesmenin, bir alarmı kapatmakla eşdeğer olduğunu hiç unutmamak gerekir. Ağrı kesiciler ağrınızı dindirdiğinde, ağrıya yol açan hastalığın da geçtiğini sanmayın. Yani alarmı susturmak tehlikeyi ortadan kaldırmaz.

    Ağrının nedenine yönelik tedavi yapılamıyorsa, tabii ki sadece ağrıyı dindirmeye yönelik olarak da tedavi yapılabilir. Kimi zaman başka hiç bir çaremiz kalmamışsa, ağrıyı beyinden kesebiliyoruz; yani ağrı devam ediyor ama tabiri caizse biz ağrıyı algılamıyoruz, yani bir bakıma aldırmıyoruz.

  • Tms (transkraniyal manyetik stimulation/ manyetik uyarım tedavisi (tmu)

    Tms (transkraniyal manyetik stimulation/ manyetik uyarım tedavisi (tmu)

    TMS tedavisi beyne doğrudan elektrik vermeden, manyetik alan oluşturup beynin doğal elektriğini aktive eden bir sistemdir.

    Son 15 yılda kaydedilen teknolojik ilerlemeler beyinde hücresel elektrik akımını ölçmek ve değiştirmek konusunda bazı cihazların geliştirilmesini sağladı. Bu cihazlardan biri TRANSKRANİYAL MANYETİK UYARIM ( TMU ) sistemidir.

    Manyetik Uyarım Tedavisi TMS nedir?

    TMU uygulanmasında, dışarıdan güçlü ama kısa bir manyetik alan oluşturularak beyin aktivitesi değiştirilmekte ve tedavi etkisi oluşmaktadır. Transkraniyal manyetik uyarım (TMU) beyindeki nöronları uyaran noninvazif bir yöntemdir. Hızla değişen manyetik alanlar yoluyla (elektromanyetik indüksiyon), dokularda indüklenen zayıf elektrik akımları uyarıma yol açar. Bu şekilde, ameliyata veya dıştan elektrotlara ihtiyaç olmaksızın, beyin aktivitesi tetiklenir veya modüle edilebilir. Beynin işleyiş tarzını haritalayan TMU yöntemi örolojide tanı ve araştırma açısından güçlü bir araçtır.

    Tekrarlanan, transkraniyal manyetik uyarım (tTMU) depresyon, kaygı bozukluğu gibi bir dizi bozukluğun tedavisinde umut vaat etmektedir. Sonuç olarak mevcut durumu ile EKT’ye alternatif, iyi bir seçenektir.

    TMS (TMU) hangi hastalıklarda etkilidir?

    FDA’in 2008’de onayladığı ve APA’nın yayınladığı 2010 tarihli ‘guideline’ da bir

    Tedaviye dirençli depresyon tedavisinde Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMU) uygulanması seçenek olarak önerilmektedir. Tipik olarak sadece standart tedavilerle düzelme kaydedilememiş depresyon hastalarında veya elektrokonvülsif tedaviyi düşünebilen fakat bir başka alternatif denemek istenilen hastalarda kullanılır. Depresyonu uzun süren veya standart tedavilerle düzelmemiş olan hastalar bu prosedüre aday olabilirler.

    Tedaviye dirençli psikiyatrik vakalarda TMU önemli bir seçenektir. Standart tedavilerle yeterli düzelme kaydetmeyen hastalara; negatif belirtili şizofreni, hallüsünatuar durumlar, bağımlılık, OKB ve dirençli diğer psikiyatrik bozukluklar için ümit vaat eden bir tedavi olarak ilgiyi hak etmektedir. Önemli olan hekimin içindeki klinisyenin sesini dinleyerek hastanın remisyon yolunda bir basamak daha ilerlemesi için karar verebilmesidir.

    İlaca dirençli migren hastalarında etkili sonuçlar alınmaktadır.

    Tinnitus (kulak çınlaması) hastalığnda kullanılmaktadır.

    SVO (inme) ve felç hastalarında başarılı sonuçlar alınmaktadır

    TMU ayrıca ilaç kullanımının kısıtlandığı durumlarda örneğin; gebelikte, emziren annelerde ve kalp hastalarında rahatlıkla kullanılabilir ve bu yönüyle hasta ve hekime büyük kolaylık sağlamaktadır.

  • Boyun fıtığı ameliyatları hakkında

    Boyun fıtığında hangi ameliyatın gerekeceğine sizi tedavi edecek olan cerrah karar verecektir. Ancak hemen daima ilk basamakta halk arasında “İğne Tedavisi” denen ve doktorlar arasında da “Ağrı Tedavisi, Algoloji Tedavileri” denen; kimi zaman kısacık ve çok ince iğnelerle cildinize verilen, kimi zaman da daha uzun iğnelerle kaslarınıza ve eklemlerinize verilen ilaçlarla yapılan tedaviler yer alır.

    Bunların yeterli olmadığı durumlarda halk arasında “Kansız Ameliyat, Kapalı Ameliyat” denen ve doktorlar arasında da “Minimal Girişimsel Ameliyat” denen, ciltte göze görünmeyecek denli küçük deliklerden girilerek; narkoz uygulamadan ve düşük riskle yapılabilen ameliyatlara sıra gelir.

    Söz konusu yöntemlerle şikayetleri tedavi edilemeyen hastalarda ise, açık cerrahiler yani narkoz altında ve hastanın derisi kesilerek yapılan ciddi ameliyatlara gerek duyulabilir. Bunlar çok düşük denebilecek risklerle yapılan “Mikrocerrahi”, yani hastanın cildindeki çok küçük kesilerden girilerek yapılan ameliyatlardan; halk arasında “Platin Ameliyatı”, doktorlar arasında ise “Enstrümentasyon” denen ve ağrılı omurga kemiklerinin birbirine kaynatılarak ağrının durdurulması esasına dayanan çok daha ciddi ameliyatlara kadar değişebilir.

    Son yıllarda, ülkemizde de halk arasında “Protez Ameliyatı”, doktorlar arasında da “Hareket Koruyucu Cerrahi” adı verilen ve omurgalara konan cihazların bir miktar harekete izin vererek; genç yaştaki insanların aktif hayatına engel olmayan ve daha ileriki yaşlarda ekstra sorunlar çıkmasını önleyen bir ameliyat türü de gelişmiş merkezlerde, tecrübeli cerrahlar tarafından yapılabilmektedir.

  • Omurilik felcinde kök hücre umudu

    Her yıl binlerce kişi trafik kazaları, denize atlama ve spor yaralanmaları sonucunda “omurilik felci” ile karşı karşıya kalıyor.

    Travma nedeniyle omuriliğin işlevlerini kaybetmesi sonucu oluşan “omurilik felci” Türkiye’de her yıl binlerce kişiyi etkisi altına alıyor. Çoğunlukla denize atlama, trafik kazaları ve sporlar yaralanmaları sonucu “omurilik felci” oluşabiliyor. Bu tip kazalarda ayrıca omurilik yaralanması sonucu yüksek oranda can kaybı da yaşanıyor.

    Toplumsal Farkındalık Şart

    Kaza sonucu yaralanan kişilerin mutlaka iyi donanımlı travma merkezlerine götürülmesi gerekir. “Yapılan araştırmalara göre omurilik felcine yol açan durumların başında trafik kazaları geliyor. Omurilik yaralanmalarının yüzde ellisinden fazlası trafik kazalarından kaynaklanmaktadır. Özellikle trafik kurallarına uymama ve emniyet kemerinin yanlış bağlanması bunun en büyük sebebidir.

    Maalesef ülkemizde bunun çok acı örneklerini sıklıkla görmekteyiz. Aynı şekilde yaz aylarında sığ denize baş üstü atlama da omurilik felci sebebi olabiliyor. Bu konularda kamuoyu bilgilendirmesi hayati önem taşımaktadır. Ülkemizde bu tarz kazalara karşı toplumsal farkındalığı arttırmamız gerekir.

    Önce kendini koru

    Trafikte iken emniyet kemerinin uygun şekilde takılması ve trafik kurallarına harfiyen uyulması gerekmektedir.

    Ayrıca trafik kazalarından sonra kazazedeler hastanelere omurgaları korunacak şekillerde taşınmalıdır. Sığ havuz ve denize baş üstü atlanmamalıdır. Spor yaparken gerekli önlemler alınmalı, koruyucu kasklar ve aparatlar uygun şekilde kullanılmalı, yüksekten atlarken güvenli olduğundan emin olunmalıdır.

    Omurilik Felcinde Tedavi Mümkün Mü?

    Omurilik yaralandıktan sonra bir kaç saatten 6 haftaya kadar sürebilen bir şok dönemi geçirir. Bu şok esnasında omuriliğin ne derece zedelendiğini saptamak bazen zor olabilir. İlk çarpma etkisi ile oluşan omurilik içine kanama ve şişme kendisini zamanla onarabilir. Omurilik tamamen zedelenmediyse, kişi zedelenme tarihinden 2 yıl sonrasına kadar iyileşme belirtileri gösterebilir, fakat aradan ne kadar çok zaman geçerse, iyileşme şansı o kadar azalır. Omurilik felci olan hastaları rehabilitasyon kliniklerinin kontrolünde olmaları gerekir. Bu hastalar egzersizlerini ve tıbbi kontrollerini hiç bırakmamaları gerekmektedir.

    Kök Hücre Devrimi

    Omurilik yaralanmalarında; beyinden gelip omurilik içinden geçip, kaslarımıza kadar giden sinir lifleri yaralanır. Tıp dünyasında omurilik yaralanması ve felç ile acil kliniklerine başvuran hastaları kolayca iyileştirebilecek bir ilaç tedavisi henüz bulunmuyor. Ancak bu hastaların hastanede iyileşmelerine yardımcı olabilecek pek çok müdahale olduğu uzamanlar tarafından dile getiriliyor.

    Gelişen teknolojiyle birlikte tıp alanında farklı branşlarda sıklıkla tercih edilen bir tedavi yöntemi haline gelen kök hücre tedavisi omurilik felçlilerin tedavisinde de kullanılmaya başlandı. Kök hücre tedavisinde amaç, hastaya kök hücreler vererek bu hücrelerin yaralı omurilik bölgesinde yerleşmesi, yaşayabilmesi ve yaralanmış hücrelere dönüşmesini sağlamaktır. Tabi aslen bu hücrelerin fonksiyon kazanması ne omurilik içinden beyne ve kaslara haber iletebilir hale gelmesini sağlamaktır. Bu sayede hastalar tekrar hareket edebilir ve kollarını ve bacaklarını hissedebilirler.