Yazar: C8H

  • Vertebroplasti

    Vertebroplasti operasyonu olgusu:

    Hastam 92 yaşında. 1 ay öncesine kadar eviniçinde kendi ihtiyaçlarını görebilir iken düşme sonrası şiddetlenen sırt ağrısı başlamış. Yatakta hareketsiz kalan ve oturamayan hastaya çekilen sırt MR tetkikinde 12. sırt omurunda kırık tespit ettim. Lokal anestezi ile uyguladığım vertebroplasti sonrası ertesi sabah mobilize edilen hastamı şifa ile taburcu ettim.

    Hastalarımızın yaşına bakmaksızın ve genel durumları ne kadar kötü olursa olsun, omurganın osteoporotik kırıklarında ağrıyı kesmede uygulanabilen vertebroplasti operasyonu mucizevi sonuçları ile günümüz tıbbında en etkili yöntemdir.

  • Kifoz

    Omurganın yandan bakıldığında ortaya çıkan ve halk arasında “Kamburluk” denen arkaya doğru olan eğriliğinin artmış olma halidir. Aslında omurganın sırt kesimine gelen bölümünde kamburluk, yani açıklığı öne bakan bir eğrilik tüm normal insanlarda vardır. Tabii omurganın boyun kısmında ve bel kısmındaki normal çukurluklar, yani açıklığı arkaya bakan eğriliklerinin önce düzleşip, sonra tersine dönmesi ile de kamburluklar ortaya çıkabilir.

    İşte kimi zaman bu eğriliğin verdiği estetik ve psikolojikrahatsızlık, kimi zaman söz konusu eğriliğin akciğeri sıkıştırmasının yol açtığı şikayetler, bazen de eğriliğe bağlı olarak ortaya çıkan ağrı ve de omurgadaki eğriliğin omurganın dinamik hareketlerini bozması nedeni ile gelişen ekstra bozukluklar nedeni ile bu hastaların kamburluklarının; tabii ki deneyimli bir cerrah tarafından yapılacak bir ameliyatla düzeltilmesi gerekebilir.

  • Beyin ödemi

    Beyin kapalı bir kemik kutu içindeki bir organ olduğu için, herhangi bir nedenle şişecek olursa; ortaya çıkan tablo kolumuz veya bacağımız şiştiğindeki gibi olmaz. Şişen beyin kendi kendini ezmeye başlar, hatta kendisine oksijen getirip yaşamasını sağlayan damarları bile kapatabilir. Tabii ki bu durum beynin oksijensiz kalmasına sebep olacağı için, tabloyu iyice kötüleştirebilir.

    Modern tıbbın karşısında çaresiz kaldığı en önemli sorunlardan biri işte bu beyin ödemidir. Çağdaş donanıma sahip yoğun bakımlarda uygulanan pek çok tedaviden henüz çok etkili sonuçlar alamamaktayız. Kimi zaman kafatasının kemiklerini çıkarıp, şişen beyne yer açmaya bile çalışıyoruz. Ancak burada asıl vurgulamak istediğim nokta, söz konusu bu çağdaş yöntemlerin uygulanmasında bir an bile geç kalınmaması gerektiğidir, yani hastanızın hemen en iyi yoğun bakım ünitesine ulaşması için elinizden geleni, ve derhal yapın.

  • Koma!

    Koma: Bir hasta kafa travması ile, kullandığı bazı ilaçlara bağlı olarak, beyninin bir nedenle şişmesine bağlı olarak veya vücudundaki biyokimyasal değişiklikler sonucunda komaya girebilir. Koma doktorlar tarafından derecelendirilir ve yine sağlık otoritesi tarafından derecelendirilmiş yoğun bakımlarda tedavi edilmeye çalışılır. Buralarda, komaya yol açan hastalığa bağlı olarak gerekli tüm tıp dallarından uzmanlar tarafından görülür ve tedavisi planlanır.

    Hasta komadan hiç çıkmayabileceği gibi, kimi zaman komadan çıksa bile halk arasındaki tabiri ile “Bitkisel Yaşam” denen durumda kalabilir. Bazı şanslı hastalar aylarca ve kimi zaman yıllarca devam eden rehabilitasyon süreçleri ardından bazı sekellerle yaşamak durumunda kalırlar. Çok daha şanslı olanlar ise komadan önceki tamamen normal olan yaşamlarına dönebilirler.

  • Kafa travması!

    İnsanın kafasına bir darbe nasıl gelir, ya bir kavgada- ya bir trafik kazasında- ya da düşme sonucunda. Ancak nasıl olursa olsun bu çarpmanın zarar verebilmesi için çok şiddetli olması gerekir. Çünkü insanın beyni 1 santimetreden daha kalın bir kemik örtü ile, yani kafatası ile korunmaktadır. Ancak söz konusu organ çok hassas olduğu için kafa travmaları ölümcül olabilmektedir.

    Acil servislere canlı olarak ulaşabilen hastalar yoğun bakımlara alınmakta; kimi zaman acil olarak, kimi zaman ise daha sonra ameliyat edilebilmekte, aylarca sürebilecek komada kalabilmekte ve çok uzun sürelerle rehabilitasyon yapılması gerekebilmektedir.

    Tüm bu çabalara karşın, bu hastalar hiçbir zaman eskisi gibi olamamakta, bazen bir takım sekellerle yaşamak zorunda kalabilmekte, sara hastası olup ömür boyu ilaç içmek zorunda kalabilmekte, kimi zaman bir takım kişilik değişiklikleri gösterebilmektedirler. İşte bu nedenlerle, çağdaş korunma yöntemleri olan emniyet kemeri, hava yastığı, kask kullanımı asla ihmal edilmemelidir.

  • Beldeki omurların diziliminin bozulması yani bel kayması!

    Burada kastedilen beldeki omurların diziliminin bozulması, yani adı üstünde; birinin öne veya arkaya kaymış olmasıdır. Bu hastalarda belin hareketliliği bozulduğu için bel ağrıları vardır. Söz konusu kayma çocukluktan beri süregelebileceği gibi, beldeki bir kırılmaya bağlı da olabilir. Tabii ki bu hastaların aşırı kilosu olması ve ağır işlerde çalışmaları olayın üstüne tuz biber ekecektir.

    Hastanın sadece MR ile değerlendirilmesi yeterli olmaz, mutlaka ayakta iken eğilip-doğrulurken röntgenlerinin ve bilgisayarlı tomografisinin (BT) çekilmesi gerekir. Ancak maalesef bu hastalardaki tek tedavi yöntemi, doktorlar arasındaki deyimiyle “füzyon, enstrümentasyon”, halk arasındaki deyimiyle ise “Platin Ameliyatı”dır.

  • Bizim için ilk değil ama dünyada bir ilk…

    Boyun Kırıklıkları: Son yıllardaki gelişkin önlemlere bağlı olarak trafik kazalarında ölümler azalsa da; araçların hızlarının giderek artması ancak hava yastıklarının zorunlu hale gelmemiş olması sonucunda özellikle boyun kırıklarında bir artma ortaya çıktı. Ayrıca yaz aylarında sığ suya dalma sonucunda da benzer kırıklar oluşabilmektedir. Tabii bu kırıklarda omurilik ve sinirlerde zedelenme olması da hastanın durumunu ağırlaştırmaktadır. Bu yüzden siz siz olun, bu kırıkları tedavi eden ekipteki ortopedistlerin yanında mutlaka tecrübeli bir beyin cerrahının olmasını şart koşun.

    Bu hastalar genellikle kaza yerinde ölürler. Ancak ambulans hizmetlerinin yaygınlaşması ve eğitilmiş tıbbi personel sayısındaki artma sonucunda, olay yerinde doğru müdahalede bulunulan; yani boynuna doğru bir boyunluk takılan hastalara, artık hastanelerde ameliyat yapma şansı ortaya çıkmıştır. Ancak üst boyun omurgalarındaki, yani başla boynun bileşkesindeki kırıklara; ancak çok tecrübeli ellerde cerrahi uygulanabilmektedir. Buradaki kimi ameliyatlar dünyada ilk kez benim tarafımdan yapılabilmiştir.

  • Sakroiliak eklem füzyon ameliyatı

    Bel ağrısı modern yaşamın giderek daha fazla öne çıkardığı bir problem. Her insanın hayatında en az bir kez başına gelebiliyor. Her üç kişinin birinde ise tedavi gerektirecek kadar şiddetlenebiliyor. Yani insan bel ağrısı hastası oluyor. Beli ağrıyan her dört hastanın birinde ise sakroiliak eklemde sorun olduğu biliniyor.

    İnsan vücudundaki en önemli eklem, insanın ayakta durmasını sağlayan sakroiliak eklem. İnsanı hayvandan ayıran bu eklemin hastalıkları Hipokrat zamanından beri biliniyor. Her beş kişinin birinde bu eklemde sorun ortaya çıkabiliyor. Özellikle bacaklar arasındaki çok küçük uzunluk farkı bile önemli bir soruna yol açabiliyor.

    Son yıllarda omurgaya platin konan ameliyatların çok fazla sayıda yapılmaya başlaması da bu eklemdeki sorunu tetikleyen bir diğer faktör. Böyle bir platin ameliyatından beş yıl sonra hastaların en az yarısında bu eklemde sorun ortaya çıkıyor. Yani başarısız bel cerrahisi sendromu da denen, yani birden çok bel ameliyatı olmuş ama ağrıları geçmemiş hastaların çoğunda sakroiliak eklemde sorun vardır.

    Bu eklemdeki hastalıkların, özellikle de eklem yetmezliğinin gözden kaçırılmasının nedeni ise tanısının zor konması. Zor tanı konuyor derken genelde doktorun hastasına ayırabildiği çok kısıtlı zaman içinde detaylı bir muayene yapamamasını kastediyoruz. Tanının doğrulanması ise radyolojik incelemeler ile değil de, eklem aralığına yapılan bir iğne ile mümkün oluyor. Bu işlem ise maalesef yapanın oldukça deneyimli olmasını gerektiriyor.

    Üstelik bu eklemin hastalıklarında yapılan ameliyatlar ise öyle her cerrahın altından kalkabileceği şeyler değil. Bu yüzden de son yıllarda hemen her yerde herkesin ameliyat edebilmeye başladığı bel fıtığı ameliyatlarının gölgesinde kaldı.

    Ancak son yıllarda sakroiliak füzyonameliyatı kapalı bir ameliyat şeklinde, yani büyük cilt kesileri yapmadan ve kansız şekilde gerçekleştirilebiliyor. Böylece hem risk azalıyor ve hem de hasta hemen ayağa kalkabiliyor. Hatta her yedi hastanın birinde işlem iki yanlı, yani sağlı sollu yapılıyor.

    Ancak ön önemli sorun yukarıda sözü edilen bu kapalı ameliyat için kullanılan aletlerin ülkemizde temin edilmesinde yaşanan güçlük, hatta olanaksızlık. Bu sorunu da bir özel firma aracılığıyla aşabiliyoruz.

  • Ağrı pili (omurilik pili)

    Ağrı pili (omurilik pili)

    Maximum tedavi yöntemlerinin (ameliyat ve ağrı kesici ilaçlar dahil) uygulanmasından sonra sonra ağrılar ortadan kalkmazsa ağrı pili uygulaması ile ağrının kalıcı olarak azalması sağlanabilir.

    Hangi hastalarda ağrı pili gereklidir

    1- Omurga kırıklarına bağlı omurilik hasarlarında

    2- Tedavi edilmemiş yada uygunsuz ameliyat sonrası ağrısı devam eden fıtıklarda

    3- Şeker hastalığına bağlı nöropatik ağrılarda

    4- Kanser haslarına bağlı omurilik hasarı ve ödeminde

    Tedavi ayrıntıları

    Tedavi süresi: test stimülasyonu 1- 2 saat, Yerleştirme 30 dakika

    Tedavi seyri

    Minimal invazif bir uygulama ile omurgaya doğrudan hassas bir elektrot yerleştiriyoruz. Lokal anestezi altında sizinle sürekli iletişimde kalarak elektrotu tam doğru bölgeye konumlandırıyoruz. Ayrıca elektrotların konumunu röntgen ile kontrol ediyoruz. Omurilikten başlayarak sinirler impulsları (uyarıları) beyne iletir ve böylece ağrıların yayılmasını engeller. Genelde impulslar, kalp piline benzeyen bir impuls jeneratörü vasıtasıyla bu elektrotlardan üretilir. Sonuç olarak ağrılar kaybolur ve ağrı bölgesinde hafif bir karıncalanma hissedersiniz.

    Ancak bizim kullandığımız yöntemde cilt altında bir pil veya kablo yoktur. Böylece hasta cilt altında bir rahatsızlık hissiyatı yaşamamakta ve pili biten cihaz için için tekrar ameliyat olması gerekmemektedir.

  • Vertigo nedir ve kimlerde görülür?

    Vertigo, kişinin denge mekanizmasının bozulması rahatsızlığına verilen addır. Hasta bu süreçte etrafındaki nesnelerin etrafında dönüyormuş hissine kapılır. Şiddetini artırması ile kişinin hayatını olumsuz şekilde etkileyen vertigo baş hareketi ile, perde asarken, araba ile geri manevra yaparken ve daha bir çok basit hareket sonucu ile kendisini gösterir.

    Vertigo bir çok hastalık ile beraber ortaya çıkabilmekle beraber her baş dönmesi vertigo değildir. Meniere hastalığı, migren, aşırı alkol kullanımı, beyin travmaları vertigoyu tetikleyici unsurlardır.

    VERTİGO KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Vertigo bir çok hastalık ile beraber cereyan edebilecek bir rahatsızlıktır. Dolayısıyla meniere hastaları, beyin kanaması geçirenler, migren hastaları, angziete olanlar risk grubundadır. Hastalıkların yanı sıra sigarayı ve alkolu aşırı tüketenler vertigo riski taşımaktadır.

    VERTİGO TEDAVİSİ

    Vertigo çoğu zaman başka bir hastalığın belirtisi olabilir. Dolayısıyla öncelikle doğru teşhis yapılmalı devamında ona göre tedavi uygulanmalıdır. Öncelikli tedavi fiziksel egzersizler ve bazı manevralardır. Bu tedavi süreci baş dönmesi ataklarını azaltacak ilaçlar ile desteklenir. Durumu ilerlemiş hastalarda cerrahi müdahale uygulanır.

    VERTİGO VE BEYİN CERRAHİSİ

    Vertigo bir iç kulak problemi olabileceği gibi beyinsel sinirlerin işleyişindeki bozukluktan da kaynaklanabilir. Bu bozukluk bir travma sonucu, beyin kanaması veya damar tıkanıklığı ile gerçekleşmiş olabilir. Dolayısıyla bu tür durumlarda Vertigo tedavisi uzman beyin cerrahları tarafından uygulanır.