Yazar: C8H

  • Çocuklarda kasık bölgesi hastalıkları

    Kasık Fıtığı (İnguinal Herni)

    Çocuk cerrahisinde en sık karşılaşılan sorunların başında kasık fıtıkları gelir. Çocuklarda kasık fıtığı görülme sıklığı %1-4 arasındadır. En sık 0-2 yaş grubunda görülmekle beraber her yaşta ortaya çıkabilir. Prematürelerde bu oran %30- 40’lar civarına tırmanır. Çocukluk çağı fıtıklarının%60-65’i sağ tarafta, %25-30’u sol tarafta, %10-15’i ise çift taraflı görülür. İkiz çocuklardan birisinde, kardeşlerde ve/veya aile bireylerinde fıtık öyküsü varsa çocukta kasık fıtığı görülme oranı artar (%12).

    Çocuklardaki kasık fıtıkları ile erişkinlerde karşılaşılan kasık fıtıklarının oluşma mekanizması birbirinden farklıdır. Çocuklarda görülen kasık fıtıkları, “procesus vaginalis” adı verilen karın içerisinden kasığa kadar uzanan periton (karın zarı) cebinin açık kalması veya zayıf kapanması sonrası herhangi nedenle açılarak karın içerisinde yer alan yapıların (bağırsaklar, kızlarda yumurtalık ve tüpler gibi) kasık içerisine girmesiyle oluşur. Buna “indirekt herni” adı verilir. Erişkinlerde görülen direkt herni ise çocukluk çağında çok nadir olup genellikle ergen çağlarda sportif aktiviteler, ağır kaldırma gibi zorlanmalar sonrasında ortaya çıkabilir.

    Çocukluk çağı fıtıklarında en önemli komplikasyon boğulma (inkarserasyon, strangülasyon) olarak ifade edilen, fıtık kesesi içine giren karın içi yapıların burada sıkışarak dolaşımının (kan akımının) bozulması sonucunda nekroz gelişmesi ve kayıplarıdır. Fıtık boğulması zamanında tanınmaz ve acil olarak tedavi edilmezse fıtık kesesi içindeki yapı bağırsak ise bu yapının nekroz sonrası delinmesine, kızlarda kese içerisinde yer alan yumurtalığın kaybına kadar giden sorunlara yol açabilir. Erkek çocuklarda fıtık boğulması dolaylı olarak aynı taraftaki testisi de etkileyerek testiste de arzu edilmeyen ikincil etkilere ve hatta testis kaybına kadar ilerleyen ek problemlere de yok açabilir. Fıtık boğulması en sık 1 yaş altı hastalarda görülür (%10-12); geç kalınması halinde bu komplikasyona bağlı ölüm oranı %4 gibi yüksek orandadır. Oysa fıtık bu komplikasyonun gelişmesine olanak vermeden elektif koşullarda cerrahi olarak tedavi edildiği durumda ölüm oranı sıfırdır.

    Çocuklarda kasık fıtığının ilk belirtisi özellikle ağlama ıkınma sırasında kasık bölgesinde beliren şişkinliktir. Bu yakınma doğumdan itibaren (özellikle prematürelerde) olabileceği gibi daha sonraları da ortaya çıkabilir. Şişkinlik karın içi organlarının (genellikle ince bağırsaklar, kalın bağırsak, omentum, apendiks, kızlarda yumurtalıklar) fıtık kesesi içine girmesi sonucu oluşur. Şişlik sürekli değildir. Fıtık kesesi içerisine giren organların karın içerisine dönmesi ile kaybolur, ıkınırken ya da ağlarken tekrar belirginleşir. Fıtığın şişmesi ağrılı bir durum değildir. Yani fıtık normalde ağrı yapmaz. Ancak, fıtık boğulması olarak ifade edilen durum son derece ağrılıdır; çünkü fıtık kesesi içerisine giren yapılarda dolaşım bozukluğu ortaya çıkmıştır. Fıtığın boğulması halinde şişliğin üzeri kızarır, ödemlenir (portakal kabuğu gibi görünüm alır). Çocuk sok huzursuzdur, ağlar ve hatta kusar. Bu durumda acilen uygun tedavi uygulanmalı, deneyimli bir çocuk cerrahı tarafından fıtık redükte edilmeye çalışılmalıdır. Başarısız olunduğu durumda organ kaybını önlemek amacı ile acil cerrahi girişim gerekir. Bazen fıtık ilk olarak boğulma ile kendisini belli edebilir; bu tahmin edilebileceği üzere aile için son derece travmatik bir başvuru süreci nedeni olabilir.

    Yukarıda özetlenmeye çalışılan nedenlerden ötürü, çocuklarda kasık fıtıkları tanı konduktan sonra mümkün olan en kısa süre içerisinde (acil değil) ameliyat edilmelidir. Bu tip ameliyatlar planlı ve günübirlik olarak gerçekleştirilmektedir. Diğer bir deyişle, hasta planlı olarak hastaneye davet edilmekte, ameliyat sonrasında ise 2-3 saat gözetim altında kaldıktan sonra tekrar evine geri dönmektedir. Böylelikle çocuk kendi ortamından fazla uzaklaşmadan, hastane ortamından mümkün olan en kısa sürede uzaklaşarak günlük aktivitesine geri dönmektedir. Ameliyat sonrasında hemen her hasta en kısa sürede ayağa kalkar ve şaşırtıcı bir hızla günlük yaşamına geri döner.

  • PANİK ATAK HİPNOZLA TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ

    PANİK ATAK HİPNOZLA TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ

    Heyecanınızı kontrol edemeyip beninizi kontrol altına almaya başladıysa, nefes alamıyor veya kalbiniz yerinden fırlayacakmış gibi hissediyorsanız, sinirleriniz boşalıyormuş gibi kendinizi aşırı kötü hissediyorsanız PANİK ATAK olabilirsiniz. Bağışıklık sistemi gibi sinir sistemi de çökebilir ve dışardan anlaşılan bir şey olmasa bile bu içerde bir deprem gibi yaşanır ve kişinin dengesini alt üst edebilir. Aşırı stres, duygusal sıkıntılar, tükenmişlik sendromu, aşırı mutsuzluk, güvensizlik, endişe bunlara neden olabilmektedir.

    Panik Atak Belirtileri

    Aniden gelişen korkular, kabin ritimsiz veya hızlı çalışması, terleme, ölecekmiş veya bayılacakmış gibi hissetmek, nefesin yetmemesi, boğulacakmış gibi hissetmek en belirgin fizyolojik özelliklerdendir. Kişi kendini aniden bir korku içinde bulur ve aşırı kalp çarpıntısı, terleme gibi bazı fizyolojik belirtiler gösterir. Yalnız kalmak istemez ve hemen bir doktora gitme ihtiyacı duyar.

    Panik Atak ve Sosyal Fobi Birbiriyle Karıştırılır

    Terleme, aşırı heyecanlanma, ortamdan kaçma, aşırı sıkılma, bedensel tepkilerini kontrol edememe durumu toplum önünde konuşmak durumunda kalan, sosyal ortamlara girmekten kaçınan, buna zorlandığında ise kendini aşırı kötü hissedenler aslında “Sosyal Fobi Sendromu” yaşarken. Panik atak geçiren nerde ne zaman nasıl olacağını kestirmediği ani bir duygusal boşalmayla bu durumu yaşar ve sosyal fobik’lere göre daha şiddetli yaşar. Sosyal fobisi tetiklenen doktor aramazken panik atak hastası doktora ihtiyaç duyar.

    Panik atağa sebep olabilecek diğer ihtimaller;

    • Taciz

    • Yaşamsal değişiklikler

    • Hastalık

    • İlişkiyle ilgili kaygılar

    • Epilepsi

    • Depresyon,

    • Aşırı kahve tüketimi,

    • Sevilen birinin ölmesi

    • İş veya okulla ilgili değişiklikler veya problemler

    • Tiroid hastalığı,

    • Zihnin aşırı uyarılması

    • Kalp hastalıkları,

    • Vitamin yetersizliği,

    • Kan şekeri düşmesi,

    • Kapalı ortamlarda uzun süre kalmak

    • Uyuşturucu veya uyarıcı maddeler kullanmak

    Panik Atağı Neler Tetikler?

    Panik atak aşırı kaygılı bir zihinsel durum karşısında bedenin savunma sistemlerini harekete geçirmesi ile birlikte bedende oluşan anomaliler diyebiliriz. Mesela haberleri izlerken ölüm haberleri verilen birinin sizin tanıdığınız biriyle isim benzerliği olması bunu tetikleyebilir ve zamanla sadece haberleri izlerken birden bu durum atağa dönüşebilir. Bu durumda tetikleyici mekanizmanın deşifre edilmesi ve bilinçatının kayıtlarından temizlenmesi gerekir.

    Panik Atak İlaçsız Tedavi Olur Mu?

    Kişinin ataklara karşı tepkisinin şiddetine ve ihtiyacına göre ilaç başlanıp başlanmayacağına karar verilir. Başlangıçta ilaçlı tedavi faydalı olabilir. Daha sonra bu ilaçlara bağımlılık geliştirmemesi ve normal tepkilerine dönebilmesi için panik atak hastalarına hipnoterapiden yararlanabilir.

    Panik Atak Kimlerde Görülür?

    Her yaş ve kesimden panik hastası olabilir. Dünyada görülme sıklığı yaşamları boyunca her 100 kişiden 3-4 kişi panik hastalığına yakalanabilir. Kadınlarda bu oran erkeklere göre 3 kat fazladır. Ailede bu sorunu yaşayanlarda da bu oran artmaktadır. Konunun sadece psikolojik kaynaklı olduğunu söylemek mümkün değil. Genetik ve nörolojik bulguların mevcut hastalıkların yan etkisi olarak da çıkabildiğini göstermektedir.

    Panik Atakta Hipnoz En Etkili Çözümlerden Biridir

    Bilinçaltına ne öğrettiyseniz yüzeyde bunu yaşarsınız. Korkmak, üzülmek, sevinmek, takıntılar, mutsuzluklar, acılar hep öğretilmiştir. Bu durumda bilinçaltındaki bilgileri yeniden çerçevelemek suretiyle sağlık davranışı kodlayabiliriz . Bilinçaltında “öğrenilmiş çaresizlikleri” yeniden kodlayarak programladığımızda panik atak sorun olmaktan çıkıyor. Bu sorunun fizyolojik bir temeli olup olmadığını araştırmak ve doktorunuz da uygun görürse tamamlayıcı bir tedavi olarak hipnozdan yararlanılabilir.

    Panik Atak Hastalarının İyileşme Oranları Nedir?

    Durumunu kabul edip yardım alanlardan yola çıkarsak bu oran %80 diyebiliriz. İlaçla tedaviye kısa süre içinde cevap verebilir. Kalıcı bir tedavi psikoterapi veya hipnoterapi iyileşme oranını arttıracağı söylenebilir.   

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • İdrar yolu enfeksyonu

    Çocuklarda idrar yolu enfeksyonlari

    İdrar yolu enfeksiyonları çocukluk çağının sık görülen hastalıklardan biridir.

    Ancak ,sinsi seyretmesi ve tedavi edilmediği takdirde ağır sonuçlara yol açması diğer çocuk

    Hastalıklarından ayrı bir önem taşır.

    11 yaşına gelen her 100 erkek çocuktan birinin, her yüz kız çocuktan üçünün bir kez idrar yolu enfeksiyonu geçirdiği kabul edilir. Nedeni belli olmayan her yüz ateşli çocuktan beşinde idrar yolu enfeksiyonu vardır.

    İdrar yolu enfeksiyonları çoğu zaman çocuk ve aile tarafından fark edilemeyecek

    Kadar silik belirtilerle seyreder.özellikle kronik seyirli hastalık kolayca gözden kaçırılıp yıllarca tedavisiz kalabilir; sonuçta ciddi organ hasarı olur.

    Tüm bu sebeplerden ötürü ailelerin idrar yollarının yapısı ve hastalıkları üzerine bilgi sahibi olmaları son derece önemlidir.

    İdrar yolları yapısına kısaca değinelim;idrar böbreklerde üretilir,üreterler ile idrar torbasına akıtılır ve burada depolanır.idrar torbasında (mesane ) toplanan idrar,boşalması gerektiği zaman mesane dibindeki kasların gevşemesi ile üretra kanalı yoluyla dışarı atılır.

    Üretra ,erkek çocukta penis ucunda sonlanırken kız çocuklarda vajen açıklığının hemen üstüne açılır.

    Sağlıklı çocukta ,idrar da hiç bakteri bulunmaz.idrar da saptanan bakteri iki yerden kaynaklanabilir:

    1_anüs ve genital bölgeden bulaşan bakteriler

    2_kan yoluyla vücudun başka bölgelerinden gelen yerleşen bakteriler

    idrar yolu enfeksiyonu böbrek de yerleşirse piyelonefrit ; mesanede yerleşirse sistit;üretrada yerleşirse üretrit olarak adlandırılır.

    İdrar yolu enfeksiyonunda görülen başlıca belirtiler şunlardır: ateş,sık ve ağrılı idrar yapma,alt ıslatma veya karın,yan ve sırt ağrısı;iştahsızlık,kusma kötü kokulu,kanlı,tortulu idrar yapma ve bebekte huysuzluk ve gelişme geriliği

    Yukarıdaki belirtilen bir veya birkaçı görülen bebekte aile vakit kaybetmeden çocuk hekimine danışmalıdır.

    İdrar yolu enfeksiyonunun hekim tarafından tespit edilmesindeki ilk ve temel adım idrar tahlilidir.idrar genital bölgeye plastik bir torba yapıştırarak,idrar sondasıyla veya daha hassas bir inceleme gerekiyorsa, mesaneye enjektör ile girilerek alınabilir.

    İdrar yolu enfeksiyonları antibiyotiklerle tedavi edilir.hastalığın şiddetine göre uygun antibiyotik ve uygulama şekli mutlaka çocuk hekimi tarafından belirlenir.

    Eğer hastalık çok ağır belirtilerle seyrediyorsa enjeksiyon tarzında uygulama gerekebilir.hafif vakalarda ağız dan verilen tedaviler yeterli olur.bu tedavilerin erkenden ve etkili şekilde yapılması enfeksiyonun yayılmasını ve böbrek hasarı oluşmasını önlemek açısından son derece önemlidir.tedavi genellikle 7-14 gün süre ile düzenli şekilde uygulanır.ilaçların tam ve düzgün alındığından emin olunmalıdır.

    Tedavi yarıda kesilirse hastalık daha ağır şekilde nüks edecektir.

    Bazı durumlarda, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının altında,doğumsal idrar yolu anatomik bozukluğu bulunabilir.idrar mesanede göllenir ve üreterlere doğru kaçış (reflü)bulunabilir.

    Sağlıklı boşaltılamayan idrar,zamanla iltihaplanır ve kronik enfeksiyon süreci başlar.

    Bu çocuklardaki hastalık tedavilere rağmen sık sık tekrarlar.

    Böylesi bir anatomik bozukluğun saptanması ilaçlı böbrek filmi (İVP)veya katater ile mesaneye renkli ilaç verilip görüntülenme yoluyla olur.

    Bunun yanı sıra diğer görüntüleme yöntemleride,teşhis de yardımcıdır.

    Anatomik bozukluğa bağlı kronik enfeksiyonlarda altta yatan bozukluk cerrahi yöntemi ile düzeltilmek zorundadır.

    Erken teşhis ve tedavi ile hayati önemi olan böbrekler korunmuş olacaktır.

  • BİLİNÇALTINA İSTEMEYİ ÖĞRETEBİLİR MİSİNİZ

    BİLİNÇALTINA İSTEMEYİ ÖĞRETEBİLİR MİSİNİZ

    Dişiniz ağrıdığında dişinizin tedavisiyle ilgilenmezsiniz. Bir an önce bu ağrıdan kurtulmak istersiniz. Doktorun iyi olması dişinizin tedavi edilip iyileşebileceği hiç umurunuzda olmaz. Biran önce bu ağrıdan kurtulayım başka bir şey istemiyorum dersiniz. Dikkatiniz o kadar çok sorun ile meşgul olur ki soruna çözüm olabilecek hiçbir şeyi dikkate almazsınız. İşte ben de en çok bu nokta zorlanıyorum. Başka birine nasıl istekte bulunacağını anlatırken kişinin hem sıkıntıda olması hem de bu ruh halinde mantıklı düşünmekte ve davranmakta zorluk çekmesi dinleme anlama ve uygulama yeteneklerini bloke ediyor.

    Durumuna Razı Olmak Kader Durumundan Seçim Yapabilmek Kısmet!

    Elinizde pek çok seçim varken bunlardan hiçbirine irade etmemek “kadercilik” var olan şartlarda seçim yapabilmek cesareti göstermek ve harekete geçmek “olumlu düşünmek”. Bunu sistemleştirip içgüdüsel olarak inançlarını hedeflerine “upgrade” edebilmek ve kısmetine sahip çıkabilmek kendinden vazgeçmemektir.

    İnanç Yasası

    Yer çekiminin dini imanı yoktur aynı bunun gibi, toprağın veya mesleğin kutsalı da yoktur. Su insan vücuduna girerken kişinin dinine göre farklı bir etkiyle girmez. Bunun gibi “dua”, “sevgi”, “cesaret”, “korku”, “heyecan” gibi insan ile birlikte anılan değerler de hiristiyanlaştırılamaz veya Yahudi, Müslüman gibi inanç kaynaklarıyla etiketlenemez. İnanç zihinsel kabul ile ilişkilidir ve inancın dini olmaz ama dinin inancı olabilir.

    Sandığınızın aksine inandığınız şeyler gerçekleşmez. İnandığınız ve bilinçaltı düzeyde kabul gören zihinsel ve düşünsel dilekler gerçekleşir.

    Düşünce ve inançların etkileşimi sonucunda duygularınız, önsezileriniz, inançlarınız, davranışlarınız devreye girer arzu bilinçaltının frekansıyla buluştuğunda yüreğinizdeki umutlarınız algı dünyanızda somutlaşmaya başlar. Çok küçük yaşlarda yoksulluk ve yoksunluk içinde yetişen ve daha sonra servete ve öne kavuşanlarla yapılan röportajlarda şu andaki parlak dönemleriyle ilgili geçmişte hiçbir belirti olmamasına rağmen kişinin hayal kurmaktan vazgeçmediğini ve bunların gerçekleşeceğine şüphe etmeden inandıklarını hatta çevreleriyle paylaştıklarında alay edildikleri halde bundan hiç vaz geçmediklerine şahit olursunuz.

    Ne Ekersen Onu Biçersin

    Bilinçaltınız boş bir sayfa gibidir. İyi ya da kötü değildir. Oraya ne yazar, ne çizerseniz onu ortaya çıkartır kalemi alıp kendi kendine çizim yapan bir sayfa olamayacağına göre orada şekillenen her çizgide mutlaka sizin katkınız vardır sürekli aynı çizgide seyreden kalem (düşünceler, duygular, inançlar ve tutumlar) zamanla bilinçaltında kalıpları, şablonları oluşturur. Bu şablonlar iyi veya kötü olarak yorumlayacağınız sonuçları gerçekleştirirler.

    Bilinçaltınız etki-tepki prensibine göre çalışır bir başka değişle ne ekersen onu biçersin. Mesela tehlikeli bir işte çalışıyorsunuz bu işte yapabileceğiniz bir hata ciddi yaralanma sonuçlarını doğurabilir. Bir süre sonra yaptığınız işi yapan bir meslektaşınızın yaralandığını öğrendiğinizde “acaba benim de başıma gelebilir mi” diye düşünmeye başlarsınız kısa bir süre sonra siz de bir kaza geçirirsiniz ve sonra “bunun böyle olacağı içime doğmuştu” dersiniz. Yaralanma riski siz o işi yaparken değişmemiştir ama sizin yaralanabilme ihtimalini düşünmeniz ve bundan kaygılanmanız bilinçaltı ayarlarında yaralanmanıza neden olan süreci başlatmıştır. Bir söz var “Korktuğum ne varsa başıma geliyor” diye.. Ben de soruyorum acaba başına gelmesini istemediğin şeye olan korkun mu olayları aleyhine çeviriyor ve risk gerçekleştiğinde korkunu da kendini gerçekleştirmiş oluyor?

    Her şey başlangıçta iyi niyetle yaratıldı ve bir şeyi iyileştirmek için en önemli kazanım iyi niyet ve samimiyet ile birlikte öz’e dönüş yapmak olacaktır.

    Doğru İnanç Yoktur İnandığınız Doğrular Vardır.

    Siz Ne kadar inanırsanız o size o kadar doğru gelir. Artık öyle davranır ve inandığınız gibi yaşamaya başlarsınız. Eğer nazar boncuğunun sizi kem gözlerden koruduğuna inanırsanız korur mu? Evet korur..Eşiniz sizden önce ölürse onsuz yaşayamayacağınıza inanırsanız ölür müsünüz? Evet beklenenden daha erken hasta olabilir ve ölebilirsiniz. İnançlar hissettiğiniz şeyleri genellemeye götürür ve bir sonuca bağlar. Bu değişmediği sürece artık bu keyif yada keder fark etmez kaderiniz olur.

    Hayatta hiçbir şeyin bizim ona verdiğimiz anlamdan başka bir anlamı yoktur. (varsa da bu durum sizin sonuçlarınızı değiştirmeyecektir.) Eşinizin aldatması bütün eşlerin aldatabileceği inancını doğurabildiği gibi. En yakınınızdaki bir kişinin size yalan söylemesi bütün yakınlarınızın yalan söyleyebileceği vesvesesi ve inancı oluşturabilir. Bu durumda geçmişinizdeki deneyimlerin geleceğinizi şekillendirmesine izin vermiş olur olumsuz tecrübelerinizin kendini tekrar etme potansiyelini harekete geçirerek geleceğinizi ipotek altına alırsınız. Bu durumda inançlar ile ilgili şunları bilmek zorundasınız;

    1. İnançların hem yaratıcı hem de yok edici güçleri vardır. Bu gücün açığa çıkması sizin bilinçli/bilinçsiz seçimleriniz sonucudur.

    2. Çoğumuz inançlarımıza bilinçli olarak karar vermeyiz ancak sonuçlarını bilinçli değerlendirip bunu neden oluştuğunu anlamaya çalışırız.

    3. Ekseriya inançlarımız geçmişi yanlış yorumlayışımızdandır. Kendi yorumumuzu kendimiz eleştiremediğimiz için başkalarının yorumlarına karşı kendi inançlarımız ve doğrularımızı savunuruz.

    4. Bir kez bir inancı benimseyince onu gerçekmiş gibi düşünmeye başlar ve sadece bir bakış açısı olduğunu unuturuz.

    5. İnançlar gücünü geçmişten alır geçmiş yaşanmışlıkları genellemek suretiyle sadece kişisel tecrübelerinizle sınırlı yaşanmışlıkları doğru kabul eder, henüz sahip olmak için girişimde bulunmadığımız şeyler hakkında emin olmak ve referans yaratmak için hayal gücümüzü kullanabiliriz.

    Öğrenilmiş Sınırlar Çaresizliği Hudut Beller

    Ne zaman başınıza bir şey gelse, beyniniz iki soru sorar: Bu benim için haz mı (iyi mi) acı mı (kötü mü?) Şimdi acıdan kurtulup, zevk almak için ne yapmalıyım? Cevaplar genellemelere dayalıdır sizin acı ya da zevk verir diye oluşturduğunuz inançlarınızda. Negatif şartlanmalar pozitif bir transla temizlenir.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Kasik fitigi ve kordon kisti

    KASIK FITIĞI VE KORD HİDROSELİNE DİKKAT

    Belki fıtığı biliyorsunuz ama hidrosel ve kord hidroseli tanımlarını yeni duydunuz.oysa bu üç farklı tanım aynı nedenden kaynaklanan farklı hastalıkların ismi. Üstelik bebeğinizin sağlıklı gelişimini engelleyen ve çoğu zaman ameliyata kadar varan önemli hastalıklar.

    Anne karnındaki erkek bebeğin testisleri,28 inci haftadan itibaren torbaya iniyor.normal seyrinde,testis indikten sonra indiği kanalın kapanması gerekiyor.ancak bazı bebeklerde işlevini tamamlamış olan bu kanal kapamıyor.işte kasık fıtığı ve hidroselin (su fıtığı) oluşumunun asıl nedeni bu.

    KASIK FITIĞI VE HİDROSELİN ARASINDAKİ FARK

    Testis torbaya indikten sonra,kapanması gerektiği halde kapanmayarak,devam eden açıklığın çapı önemli.çünkü bu çap,hidrosel yada kasık fıtığının oluşumunu belirliyor.nasıl mı?

    Eğer açıklık herhangi bir organ veya organ kısmının girişine izin verecek ölçüde geniş ise kasık fıtığı oluşuyor.eğer sadece sıvı geçişine izin verecek kadar dar ise hidrosel olarak ortaya çıkıyor.

    İşte hidroseli olan bebeklerin testislerinin büyük ve şiş görülmesinin nedeni ,kapanmayan bu kanaldan geçen sıvıyla dolu olması.bu sıvı genellikle testisi de çevreleyecek şekilde torbaya dolduruyor.

    Ancak çok sık görülmese de uzmanların kord hidroseli (kordon kisti) olarak adlandırdıkları bir durum daha var.bu durum da sıvı torbaya kadar ilerlemeden,testisin daha yukarısın da bir kist şeklinde sonlanıyor.

    ASLINDA SANILANIN AKSİNE HİDROSEL OLDUKÇA SIK RASTLANAN BİR DURUM. Uzmanlar klinik olarak yeni doğan erkek bebeklerin yaklaşık % 60 ‘ında torba da az veya çok sıvı saptandığını belirtiyorlar.ancak anne babalar genellikle bunun büyük bir şişlik ve torbalar da gözle görülür bir büyüklük olduğu zaman farkedebiliyor.kız bebeklerde hidrosel çok ender görülüyor.

    HİDROSEL NASIL FARKEDİLEBİLİR?

    Anne babaları şüphelendiren ilk bulgu;bebeğin torbasındaki şişlik olur.ancak yürüme dönemindeki çocuklar da sabah yatak tan kalkınca daha az,akşam saatlerinde daha fazla şişlik gözlemek mümkün.hidrosel,testisi de içinde alan sıvı dolu kesenin görülmesi ve bir uzman tarafından muayenesi ile kolaylıkla tespit edilebiliyor.ancak çok gergin bir kese olduğunda testisin torbada farkedilmesi güç olabilir,bunun için basit bir yöntemle;bir el feneri ile torbaya ışık tutulduğunda,bu şişliğin her tarafı aydınlanıyorsa rahatlıkla hidrosel tanısı konuyor.

    KORD HİDROSELİ NEDİR?

    Kord hidroselinin teşhisi daha güç diğer adıyla (kordon kisti)kasık kanalına yerleştiğinde kasık fıtığından özellikle boğulmuş kasık fıtığına çok benzer ve ayırt edilmesi gerekiyor.

    Kasık kanalında uzun süre var olan şişlik ve kusma,huzursuzluk ve kaka yapamama şikayetleri bulunmadığı bulgular da kord hidroseli düşünülebilir.

    Özellikle muayene de testis çekildiğin de bu kitlenin de birlik de aynı yöne hareket etmesi,teşhis de yardımcı olur.anne babaların önemle dikkat etmesi ve özen göstermesi gereken nokta,tanı için mutlaka bir çocuk cerrahına baş vurması gerekir.

    HİDROSELİN TEDAVİSİ

    Yeni doğan erkek bebek de görülen hidrosel yüksek bir olasılıkla kendiliğinden kayboluyor.

    Bu dönem ilk altı aydır,ancak kendiliğinden kaybolma ihtimalinin 1,5 yaşa kadar sürdüğü düşünülüyor.işte bu yüzden bebek 18 aylık olana kadar takip edilir,şayet hidrosel geçmediyse,cerrahi müdahale planlanır.

    ÇOCUK HİDROSELİN DE LAPAROSKOPİK AMELİYATIN YERİ

    Son yıllar da güncel olan laparoskopik cerrahi uygulaması çocuklardaki kasık fıtığı ve hidrosel tedavilerinde de deneniyor.ancak bu yöntemin rahatlık ve kolaylık üstünlüğü karşısın da aşağıdaki sebeplerden ötürü,uygulanması tartışılmaktadır:

    1-laparoskopik ameliyatlar da kullanılan açıklıklar potansiyel fıtık olarak değerlendirilip,kapatma gereği hala tartışma konusu

    2-diğer taraf dan günümüzde laparoskopik cerrahi yi en iyi eller de bile ameliyat sonrası % 20 civarında tekrarlama riski vardır.

    3-ayrıca döl yolu ve testis damarları gibi yapıların zedelenme olasılığı açık ameliyattan daha fazladır.

    Çocuklardaki kasık fıtıkların da başarılı sonuçları,çok az komplikasyonu ve zor saptanabilir küçük bir izi kalması ile açık ameliyat standart yöntemidir.laparoskopi cerrahi daha pahalı bir tedavi yöntemi olması yanında, ameliyat süresi,tedavi başarısı bıraktığı iz olarak günümüz de standart tedaviye (açık ameliyata) bir üstünlük sağlayabilmiş değil.

    KASIK FITIĞI

    karın içiyle torbalar arasındaki var olan bir kanalın,doğum sırasında kapanması gerekmektedir.bu kanal bir takım sebeplerden ötürü kapanmadığı takdirde,kasık fıtığı hastalığı gelişir.bura da karın içinde serbestce hareket eden ince barsak segmentleri, bu kanalın içine geçmesi ile oluşur.kasık fıtığın da en çok korkunulan durum,bu barsak segment leri karına geri gitmemesi yani boğulma durumudur.kasık fıtığı boğulmasın da en önemli risk,o taraftaki testisin ve boğulan organın kan akışının bozularak çürümesi.her yüz erkek çocuğun dördün de kasık fıtığına rastlanıyor.kızlar da ise kasık fıtığı sıklığı erkeklere oranla dört kez daha az kasık fıtığı hastaların % 60’ın da sağ %40’ın da sol ve %10’un da ise her iki tarafta görülür.prematüre bebekler,düşük kilolu doğan bebekler de kasık fıtığı oranı çok daha fazladır,özellikle bu bebeklerde iki taraflı fıtık görülme riski oldukça yüksektir.

    KASIK FITIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Anne babaların ilk dikkatini çeken belirti kasık da beliren ve kaybolan şişlik

    Ağlama,öksürme,ıkınma gibi karın içi basıncını artıran durumlar da şişlik daha da belirgin hale geliyor.ancak uzmanlar bu bebeklerin bir kısmın da ilk belirtinin boğulma ile olabileceğine dikkat çekiyor.boğulma da en önemli belirti huzursuzluk,şişlikle birlik de kızarıklık,kusma,kaka yapamamadır.kız çocukların da farklı olan şey,barsaklara ilaveten,overlerin fıtık kesesin de bulunmasıdır.

    TEŞHİS NASIL KONUR?

    Anne babaların kasık bölgesindeki bir şişliği tarif etmesi,çocuklar da fıtık teşhisi için yeterlidir.ayrıca çocuk cerrahları hastanın şikayeti yanı sıra fizik muayene ile teşhis koyabilmektedirler.teşhis için kullanılan ultrasonografi yardımcı teşhis yöntemidir,ancak çocuk cerrahları bu yönteme ihtiyaç duymadan fizik muayenesi ile teşhis koyabilmektedirler.

    UZMAN KİŞİLERCE YAPILMIŞ FITIK AMELİYATIN DAN SONRA YENİDEN FITIK OLMA OLASILIĞI YOK DENECEK KADAR AZ.

    Tek tarafta yapılan ameliyat sonrası diğer tarafta fıtık gelişme ihtimali var.ancak bu tekrarlama tarzında değil, yeni oluşan bir fıtık söz konusu.

    KASIK FITIĞININ TEHLİKELERİ

    En sık görülen tehlike fıtık boğulmasıdır.burada barsak segmentleri ve o taraf da olan testisin çürümesi söz konusu olabilir.dolayısıyla fıtık teşhisi konur konmaz ,ameliyat planlanmalıdır.

    Boğulma riski ile yaş arasında çok yakın ilişki var.hayatın ilk yılında boğulma riski,diğer dönemlere oranla daha yüksek.

    AMELİYATI ÇOK BASİT VE YÜZ GÜLDÜRÜCÜDÜR

    ANNE BABALAR CERRAHİ MÜDAHALEDEN KORKMAYIN.

    Kasık fıtığı teşhisi konulan bebek ve çocukların birkaç gün içinde ameliyat edilmesin de yarar var.çünkü fıtık boğulması riski en çok yeni doğan ve süt çocukluğu dönemindedir.

    Anne babaların bebeklerinin çok küçük olduğunu düşünerek ameliyat fikrine soğuk bakıyor.

    Oysa uzman kişilerin uygun ortam da yapacağı ameliyattan korkmamak gerekir.

    Ülkemiz de bir çok çocuk cerrahi merkezinde fıtık ve hidrosel ameliyatları günü birlik programlar çerçevesin de yapılmaktadır.çocuklar ameliyattan 2-3 saat sonra gündelik aktivitelerine dönmek üzere evlerine taburcu edilir.ameliyat sonrasın da ameliyat bölgesi temizliğine özen göstermek gerekiyor.yaralar estetik dikildiği için hem iz kalmıyor,hem de dikiş aldırmaya da gerek duyulmuyor.ameliyat sonrası birkaç gün torbalar da hafif şişlikler ve morluklar görülebilir.bunlar birkaç hafta içerisin de kaybolur.çocuk ameliyattan sonraki 5.inci gün banyo yapabilir.

    Op.Dr.Emir İmani

    Çocuk cerrahisi uzmanı

  • HİPNOZ ve SINAV KAYGISI

    HİPNOZ ve SINAV KAYGISI

    “Çalışıyorum ama dikkatimi veremiyorum”, “Zihnimden başarısız olabilme ihtimalini atamıyorum.” “Nefesim daralıyor, başım ağrıyor midem yanıyor,” “Sinirliyim, ellerim terliyor”, “gece rahat uyuyamıyorum.” “Herşeyi birbirine karıştıracakmışım gibi geliyor” ,“çok heyecanlanıyorum.” Diyorsa bir öğrenci kaygı virüsü bulaşmıştır diyebiliriz. Bu virüs temizlenmeden kişinin kapasitesini kullanabilmesi sınavda kullanabilmesi çok zorlaşır. Virüs bulaşmış bilgisayarların performansının düşmesi, kilitlenmesi veya komutalara saçma sapan yanıt vermesi gibi bir durum meydana gelir. Düşüncelerini olumlu düşünmeye yönlendiremeyen ve duygularına söz geçiremeyen öğrenci istemediği sonucu alacağını düşünen öğrenci alisine ve arkadaşına duyacağı mahcubiyeti düşünerek yaşamak ölüme gidiyormuş gibi gelir.

    Öğrencinin abartılı ve kontrolsüz heyecanına hipnoz kısa zamanda yüzünü güldürecek sonuçlar verir. Sorun bilgi değil bilginin aktarımında sistemin aşırı stresle yüklenmesi sonucu kilitlenmesi olduğu için bu stres kalktığında başarı da beraberinde gelir.

    Bazen Tek Bir Seans Yeterli Olabilmektedir!

    Sınavdan ne kadar önce çalışmaya başlanılırsa çalışma sürecinin verimliliği o kadar yüksek olur. Bununla birlikte sınavdan hemen önce yapılmış olan tek seanslık bir çalışma bile sınavın daha verimli geçmesini sağlayan sigorta gibidir. Bu sigorta sınavdan çıktıktan sonra “Nasıl böyle aptalca hata yaptım”, “Niye bildiğim şeye doğru yanıt veremedim” gibi suçluluk duygusunu arttıran durumları yaşamaktan koruyacaktır.

    Grup terapileri ve Okullarda Oluşan “Sınav Kaygısına Son” Programlarında da aşağıdaki konu başlıkları üzerine çalışmalar yapılmaktadır.

    • Öncesi ve sonrası ile sınav

    • Kaygı ve stresin mekanizması nasıl çalışıyor?

    • Konsantrasyon bozulduğunda ne yapabiliriz?

    • Dikkati daha da yoğunlaştırmak mümkün mü?

    • Motivasyon kaynaklarınızı tanıyın ve bu kaynaklarınızı özgürleştirin.

    • Önyargı arzu edilmeyen sonucu maçtan önce kabullenmek gibidir.

    • Hafızayı daha etkin kullanabilmek.

    • Sınav sırasında yapacaklarınızla nasıl fark yaratabilirsiniz?

    • Daha önce hiç duymadığınız stratejik taktikler.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Çocuklarda apandisit, nedenleri ve belirtileri

    APANDİSİT ÇOCUKLARDA DAHA SİNSİ SEYREDER

    Karın ağrısı, bulantı ve kusma.bu üç belirtinin ilk akla getirdiği hastalıklardan biri; apandisit.

    Genel de yetişkinler de görüldüğü düşünülen apandisit,sanıldığının aksine çocukluk döneminde daha sık görülüyor.araştırmalar her bin çocuktan 4’ünün apandisit ameliyatı geçirdiğini gösteriyor.üstelik erkek çocukların riski kızlara göre daha çok.

    Apandisit çocuk yaş grubunda yetişkinlerdeki gibi en sık acil cerrahi girişim gerektiren hastalıklar dan biri.

    APANDİSİT NEDİR?

    Apandisit, bir hastalık adı. Bu hastalığın oluştuğu organın adı ise apendiks.

    Apendiksi basit olarak, kalın barsağın kör barsak diye isimlendirilen ucunda,çıkmaz sokak şeklinde bir ucu kapalı diğer ucu bağırsağa açık solucanımsı bir uzantı olarak tarif edebiliriz.bu barsak uzantısının sindirim fonksiyonu yönünde işlevi bitmiştir.sadece bağışıklık yönünden fonksiyon görmektedir.

    Bir ucu açık olduğu için normalde herhangi bir hastalık çıkartmayan bu solucanımsı uzantı , açık olan ucun her hangi bir nedenle tıkanması durumunda farklılaşır. İçindeki bakteriden son derece zengin olan barsak muhtevası hızlı bir şekilde çoğalmaya ve apendiks şişmeye başlar.

    Nedenleri

    Apendiksin tıkanması ve dolayısı ile apendisite sebep olabilecek çeşitli etkenler olabilir. Örneğin en sık nedenler arasında , barsak duvarının içindeki lenfoid dokunun geçirilen herhangi bir enfeksiyon nedeniyle şişmesi apendiksin içindeki kanalı tıkaması sayılabilir.

    Seyrek de olsa bir çekirdeğin veya taşlaşmış kaka parçası da aynı sonucu ortaya çıkarabilir.

    BELİRTİLER NEDİR?

    Önce iştahsızlık görülür ve karın ağrısından şikayet eder.bu ağrıyı genellikle mide bulantısı ve kusma takip eder.ağlama çığlık atma bacaklarını karnına çekme gibi belirtilerle kendini gösterir.

    APANDİSİT NASIL OLUŞUR?

    Karnımızın iç yüzü ve karın içindeki organlarımızın yüzeyi periton adı verilen bir zar ile kaplıdır.bu zar gerilmeye karşı son derece hassas olduğundan gerildiğinde ağrı ortaya çıkar.apendiksin gerilip şişmesi onun üzerini kaplayan peritonun da gerilmesine dolayısı ile ağrının hissedilmesine neden olur.apendiks genelde karın sağ kadranında yerleşmiştir.

    İltihaplanmış ve şişmiş apendiks karın zarına değdikçe bildiğimiz ağrılar oluşur.

    TEŞHİS NASIL KONUR?

    Karnı ağrıyan çocuk,muayenesinde sağ kadranda ve ilerleyici ağrı oluşmaktadır.

    Yardımcı tanı yöntemlerinde ultrasonografi ve kan idrar tahlilleri ayrıca son yıllarda bilgisayarlı tomografi sayılabilir.apendisit şüphesi olan hastalara hiçbir şekilde ağrı kesici ve antibiyotik verilmez.

    AMELİYATTAN SONRAKİ BAKIM

    Apandisit ameliyatı genellikle 30-45 dakika sürer.ancak ameliyat sonrası bakım ameliyat kadar önemlidir.enfeksiyona karşı antibiyotik kullanılır.çocuk ameliyattan 3-5 gün sonra taburcu olur,normal hayatına dönmesi genel de 10 gün sonradır.

    APANDİSİT HAKKINDA MERAK EDİLENLER?

    Apandisit,çocuklarda niçin daha sık görülür?

    Apendiks duvarı lenfoid doku denilen bir yapıya sahiptir.bu dokunun şişmesine bağlı bu süreç başlar.buna sebep vücudun herhangi bir yerindeki enfeksiyon olabilir.

    YENİ DOĞAN BEBEKLERDE ÇOK NADİRDE OLSA GÖRÜLÜR

    APANDİSİT İLTİHABİ VE İLERLEYİCİ BİR OLAYDIR BAŞLAR İLERLER SONRA PATLAR.

    ÇOCUKLARDA APANDİSİT PATLADIKTAN SONRA KAN ZEHİRLENMESİ GÖRÜLDÜĞÜ İÇİN ÇOK ACİLEN AMELİYAT EDİLMESİ GEREKİR.

    APANDİKSİN ALINMASININ İLERİ YAŞLARDA ÖNEMLİ BİR PROBLEM YARATMAZ.

    ÇOCUKLARDA APANDİSİT AMELİYATINI KİMLER GERÇEKLEŞTİRMELİDİR?

    Tabii ki,çocuklar cerrahına ulaşabiliyorsa çocuk cerrahı, şayet yoksa genel cerrah tarafından ameliyat gerçekleştirilmelidir.

    Op.Dr.Emir İmani

  • SİGARA HİPNOZLA NASIL BIRAKILABİLİR?

    SİGARA HİPNOZLA NASIL BIRAKILABİLİR?

    Sigara içen kişiler hayatlarında en az bir kez bırakmayı düşünmüşlerdir. Bir kısmı en az bir kez bırakmaya teşebbüs etmiş ve bir kısmı da bırakmış ve bir süre sonra tekrar başlamıştır. Bir sigara tiryakisi en büyük yalanı kendisine söyler. “İstediğim zaman bırakabilirim ama istemiyorum”, “Sigara içmeyi seviyorum bırakmak istemiyorum”, Bağımlı olan insanlar bağımlılıklarının yarattığı tutkudan dolayı bunun bir aldatmaca olduğu ve bırakma isteklerini harekete geçirecek güçlerinin olmadığını bilmez. Fark ettiğinde ise pek çok zararı vücudu tahrip etmiş ve bunun hasarlarını daha öteye taşımayı göze alamadığı için gönülsüz zoraki bırakmak durumuyla karşı karşıya kalmışlardır. Sigara bırakma merkezlerinde uygulanan yöntemler arasında; Akupunktur, ilaç, tiksindirici toz, bantlar, biorezonans, hipnoz, seminer vb yöntemler arasında hepsinin de kendine göre bağımlıya bir katkısı vardır. Bu yöntemlerin hiç biri kişinin niyeti samimi olmaması halinde %100 etkili olmaz. Ancak bu yöntemler bırakma hedefinde olan tiryakinin bu amacını gerçekleştirmesinde yardımcı olur.

    Sigarayı Bırakmada Hipnoz’un Etkisi Nedir?

    Kendi başına sigarayı bırakmaya çalışanlar %25 oranında muvaffak olurken. Yardımcı araçlardan veya terapi yöntemlerinden yararlananlar %66’ya kadar çıkmıştır. Bu yöntemler arasında sigarayı bırakmada en etkili yöntemin hipnoz olduğunu söyleyebiliriz. Kişinin sigara ile tatmin olma arzusunu kesintiye uğratıp bedensel ve duygusal arzuyu sigara dışında bir kaynaktan yararlanmasını sağlayarak bağımlılığın yarattığı direnç 3 gün içinde kırılır ve daha sonra kişinin kendi iradesini çok daha kolay uygulayabileceği yönergeler verilir. Bu çalışma hazırlık süreci ve bağımlılık derecesine göre 2 ila 4 seans sürebilmektedir.

    Hipnozla sigarayı bırakmada başka hangi araçlardan yararlanılır?

    Bilincin ve bilinçaltının hazırlanması en önemli süreçtir. Yani kişi hazır olduğunda bu fırsatı tamamen bırakarak değerlendirebilir. Bunu yanında metabolizmada ve duygular üzerindeki değişimler konusunda kişi bilinçlendirilir ve zihinsel ve duygusal arınma sürecine katkı sağlayan telkin ve ses frekanslarından yararlanılır. Ayrıca sigaranın tahrip ettiği organların hızla iyileşmesi için bitkisel kürler ve beslenme önerileri verilir. Ağır tiryakiler için sigarayı bırakmak hayatında olumlu bir devrimi de başlattığı için bu kişilere bırakma sonrası da psikolojik destek verilmesi gerekebilir.

    Sigarayı Bırakmada Hipnoz’un Herkese Yararı Var Mıdır?

    Bir hastaya önerilen ilacın ne kadar etkili olduğu hasta o ilaca başladıktan sonra belli olur. Bazıları hipnoz’a karşı dirençlidir ancak bu kişi sigarayı bırakamaz diye bir sonuç çıkarılmamalı. Telkinlerin etkisi yetersiz kaldığı durumlarda diğer disiplinlerden daha çok yararlanılabilir. Bunların başında ilaç tedavisi ve biyorezonans gelir. Bunun yanında Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerin Göğüs hastalıkları bölümlerine bağlı çalışan pek çok sigarayı bırakma merkezi vardır. Hükümet politikası da bunu önemseği için ayrıca telefonla danışmanlık hizmeti veren ALO 171’i kurmuştur.   

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Sünnet hakkında merak edilenler

    SÜNNETİN TIBBI YÖNLERİ

    Sünnet, ciddi ve önemli bir operasyon dur.çocuğun ruhsal olarak sünnete hazırlanmasının yanı sıra tıbbi olarak hijyenik ortam da ve uzman kişilerce yapılması gerekiyor.

    SÜNNETTEN ÖNCE DOKTOR KONTROLÜ

    Çocuğunuzu sünnet ettirmeden önce mutlaka uzman bir hekim tarafından kontrol edilmeli.bu muayene sırasın da annenin fark edemeyeceği bazı tıbbi sorunların var olup olmadığı saptanabilir.

    SÜNNETİN YAPILMASI GEREKEN ZORUNLU HALLER

    *doğuştan böbrek ve idrar yolları hastalıkları olan tüm çocuklar

    *sünnet derisinin uç kısmı normal idrar akışını engelleyecek kadar dar olan çocuklar

    *sık sık sünnet derisin de ve penisin baş kısmın da iltihaplanma olan çocuklar

    SÜNNETİN TIBBİ YARARLARI

    İdrar yolu enfeksiyon riski azalıyor.sünnet olmamış çocuklar da idrar yolları iltihapları yaklaşık 10 kat fazla.sünnet olmamış erkeklerde hem cinsel yolla bulaşan hastalıklara hem de penis kanserine daha sık rastlanıyor.sünnetsiz erkeklerle evli kadınlar rahim boynu kanserlerinin daha sık gelişiyor.

    LAZERLİ SÜNNET:YANLIŞ TERCİH

    Uzmanlar,halk arasın da lazerle sünnet yöntemine tamamen karşı çıkıyorlar.çünkü lazer diye sunulan alet aslın da bir çeşit elektrikli havya.yani lazerle hiçbir ilgisi yoktur.bu yöntem de sünnet derisi yakarak alınıyor ve çoğu zaman diğer dokuların da yanmasına neden olur.

    SÜNNET AIDS RİSKİNİ AZALTIYOR

    Yapılan araştırmalar da sünnetli erkeklerin AIDS hastalığına yakalanma riski altı kat azalıyor.

    Bu konu ABD nin tanınmış 3 üniversitesin de araştırılmıştır.

    SÜNNETİ KİM YAPMALI?

    Sağlık teknisyeninin yanı sıra pratisyen doktorlar tarafından da yapılabilen sünnette sizin mümkünse ilk tercihiniz çocuk üroloğu veya çocuk cerrahisi olmalıdır.bu uzmanların bulunmadığı yerler de genel cerrah ya da üroloğa başvurabilirsiniz.

    PEYGAMBER SÜNNETLİLER,TEKRAR SÜNNET EDİLMEMELİ

    Her 350 çocuk dan birin de görülen ve halk arasın da peygamber sünneti ya da yarım sünnet diye tabir edilen durum da,çocuğun sünnet edilmesi büyük bir hatadır.zira buradaki sünnet derisi ameliyat için kullanılacaktır.

    GENEL ANESTEZİ TEHLİKELİMİ ?

    Pek çok anne baba genel anestezi.ile yapılan sünnete,anestezi uygulaması nedeni ile sıcak bakmıyor.oysa günümüz de anne karnın da ya da yeni doğan bebeklere bile anestezi ile müdahale ediliyor.güvenilir bir sağlık kurumun da bu tür endişeleri duymak yersiz.

    Çünkü çocuğa yüzeysel bir anestezi veriliyor ve işlem sonrasın da verile ilaçlarla ağrı duyması engelleniyor.böylece çocuğun hem psikolojik hem cerrahi olarak rahatlanması sağlanıyor.bir sünnetin yapılması için gerekli olan süre normal şartlar altın da 15-20 dakikadır.

    SÜNNET SONRASI OLABİLECEK KOMPLİKASİYONLAR

    Tıbbi açıdan doğru yapılmayan sünnet bir çok ciddi sağlık sorununun ortaya çıkmasına neden oluyor.uzmanlarca yapılmayan her yüz sünnetin 30-40 arasında hatalı uygulamalara rastlanıyor,bu hatalara bir kısmı tedavi edilme şansına sahip olup,diğer kısmının geriye dönüşü olmayan problemler.en sık görülen tıbbi hatalar.

    KANAMA:sünnet sonrası ortaya çıkan kanamalara acil müdahale edilmesi gerekiyor.çünkü aşırı kan kaybı ölüme neden olabiliyor.

    ENFEKSİYON:steril şartlar da yapılmayan sünnette bulaşıcı hastalık kapma riski artıyor.özellikle toplu yapılan sünnetler de bu risk,çok yüksek

    Fazla ya da eksik kesilmesi: bu tip durumlar da organik sorunların yanı sıra estetik olarak da müdahale edilmesi gerekebilir.

    Op.Dr.EMİR İMANİ

    Çocuk cerrahisi uzmanı

  • HİPNOZLA DOĞUM

    HİPNOZLA DOĞUM

    Günümüzde doğal doğum yerine sezeryan veya epidural anestezi yöntemlerini sadece acı çekemeyelim diye tercih eden annelerin sayısı artarken. Normal doğum sürecini destekleyen ve anne adaylarına ağrısız doğal doğum yapmaya hazırlayan bir yöntem olarak “hipnotik doğum” ilgi çekmektedir.

    Anne adayları doğuma kadar süreçte rutin kontrollerini bir kadın doğum uzmanı kontrolünde yaparken doğuma en doğal şekilde hazırlanmak üzere eğitimlere katılmakta bu eğitimlerde derin gevşeme, bilinçaltı iletişim, doğum nefesi, dalga yönetimi, hipnotik imgeleme zihin beden uyumu gibi eğitimler almakta doğum ile ilgili korkularını tahliye ederek bedenini doğuma hazırlayabilmektedir.

    Annenin Duygusal ve Zihinsel Durumu Anne Karnındaki Bebeği De Etkiler

    Nasıl ki bebek annenin beslendiği her şeyden nasipleniyorsa duygusal ve zihinsel durumlarından da etkilenerek daha anne karnında bilinçaltını bu verilerle depolamaya başlıyor. Annenin endişeleri, mutsuzlukları, güvensizlikleri, sıkıntıları ve söylemlerinden etkilenerek doğum sürecine ya daha stresli veya daha huzurlu girebiliyor. İşte bu noktada doğuma hazırlayan rehberin hipnozdan yararlanması arzu edilen sonucu oluşturmayı kolaylaştırıyor.

    Bilinçaltı bu negatif şartlandırmalardan arındırılarak doğuma hazırlanıyor ve çoğu psikolojik kökenli ağrı mekanizması doğum sürecinde farklı işliyor. Acılı bir süreci zevkli bir şekilde gerçekleştirebileceğini öğrenen anne bu özel anın pozitif etkilerini de bebeğine kodlamış oluyor.

    Hipnozla Doğumu Yapan Merkezler Var Mı?

    Doğum bir hastalık değildir buna rağmen doğumlar hastanede gerçekleştirilir. Doğum ameliyat olmadığı sürece doktorun işi değildir. Ancak bütün doğumlardan öncelikli bir kadın doğum uzmanı sorumludur. Bu konuda eğitimli hekim veya ebe sayısı maalesef yetersiz. Ancak hipnoz eğitimini doğum alanında kullanan uzmanlar ebe ve doğum uzmanlarıyla işbirliği yaparak annenin hipnotik doğum yapmasını sağlayabilirler.

    Bütün bu süreçleri korkusuz ve içgüdüsel gerçekleştirebilmek için kendi bilinçaltı ile iletişime geçmesini öğrenen her anne adayı “hipnotik doğum”dan yararlanabilir. Doğum sürecinde hipnoz uygulayan kişi doğumun kendisine karışmaz sadece anneye telkin verir. Üstelik bunu yapmayı kendi kendine de öğretebilir veya bir ses kaydı aracılığı ile doğum odasında dinleyerek doğum yapmasını sağlayabilir.

    Hipnotik Doğum İçin Kaç Seansa Katılmalıyım ?

    Doğuma 6 hafta kala 4 seanslık bir çalışma yeterli olur. Bu çalışmalar bilinç düzeyinde hazırlanmak üzere kişinin okumasını istediğimiz yayınlar var ve bu süreçte eşinde dahil olması mutlak surette katkısı olur.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir.