Yazar: C8H

  • Çocuklarda meningokok enfeksiyonlarından korunma

    Çocuklarda meningokok enfeksiyonlarından korunma

    ÇOCUKLARDA MENİNGOKOK ENFEKSİYONLARINDAN KORUNMA

    MENİNGOKOK AŞILARI

    Meningokok bakterisinin neden olduğu meningokoksemi ve meningokoksik menenjit tüm dünyada çocuk ve genç erişkinlerdeki en önemli hastalık ve ölüm nedenidir. Meningokokların yol açtığı klinik tablo esas olarak iki şekilde görülmektedir.

    Meningokokların kanda bulunması meningokoksemi, meningokokların beyin zarlarını tutması meningokoksik menenjit olarak tanımlanmaktadır.

    Meningokok enfeksiyonlarından korunma iki bölümde incelenebilir.

    1. Meningokok taşıyıcıların tanımlanması ve tedavisi
    2.Meningokok aşıları
    MENİNGOKOK TAŞIYICILARININ TANIMLANMASI VE TEDAVİSİ

    Meningokok enfeksiyonları damlacık yoluyla bulaşmaktadır.Bu hastalık hasta olan şahıstan direk bulaşabildiği gibi,hastalığın yayılmasındaki asıl neden bu mikrobu nazofarenkslerinde bulunduran sağlıklı taşıyıcılardır. Esas bulaşım taşıyıcılar vasıtası ile oluşmaktadır.Taşıyıcı olan bireyler sağlıklıdır. Kendilerinin taşıyıcı olduklarını fark etmezler.Taşıyıcılık devamlı olabildiği gibi aralıklı da olabilmektedir.Hastalığın yayılmasında esas sorun taşıyıcıların tanımlanmasının güç olmasıdır. Yukarda belirttiğim gibi taşıyıcılar sağlık bireylerdir.Taşıyıcıların tanımlanması ancak tarama testleri ile mümkün olmaktadır..Tarama testleri rutin olarak yapılamaz.Salgınlar sırasında yapılamaktadır. Nazofarenkste taşıyıcı oranı %5-10 arasında değişmektedir. Salgınlar sırasında bu oran artmakta %10’a ulaşmaktadır. Taşıyıcılık yaşla birlikte artmaktadır. Mevsimler, kalabalık yaşam şartları taşıyıcılığa artıran diğer faktörlerdir.

    Meningokok enfeksiyonunun kontrol altına alınmasında en önemli yaklaşım, taşıyıcıların tanımı ve tedavisidir. Taşıyıcılara antibiyotik tedavi başlanır ve bu kişilerde taşıyıcılığın devam edip etmediği izlenir. Tedaviye rağmen taşıyıcılık devam edebilir mi sorusuna hayır demek mümkün değildir. Taşıyıcıların tedavisinde kullanılan ilaç rifampisin’ dir. Rifampisine dirençli vakalarda seftriakson kullanılabilir. Bu vakaların yakından takibi gerekmektedir. Günümüzde molekuler genetikteki yoğun çalışmalara rağmen meningokok taşıyıcılığın tanımı ve tedaviye yanıtsızlığına henüz bir çözüm bulunamamıştır.

    MENİNGOKOK AŞILARI

    Çocuklarda meningokok aşısı uygulanmalı mı ?

    Bir aşının çocuklarda uygulanabilirliğine karar vermek için bazı kriterler geliştirilmiştir.

    Hastalığın ülkedeki durumuna bakılarak Dünya Sağlık Örgütü ‘nün bu kriterlerle uyumu esas alınmaktadır.

    Ülkemizdeki durumu incelediğimizde meningokok enfeksiyonlarından ölüm, Türkiye istatistik kurumu verilerine göre;

    1994 2229

    1998 3897

    2001 3079

    2002 2826

    2001 yılında ölenlerin yaş dağılımına bakıldığı zaman;

    %66 0-1 yaş

    %10 1-4 yaş olduğu görülmektedir.

    Aşıların çocukluk döneminde uygulanabilirliği, hastalığın görülme sıklığına (insidans) göre planlanmaktadır. Meningokok enfeksiyonu A.B.D yüz binde bir, Avrupada yüz binde 1-6,4 arasında değişmektedir. Ülkemizde 2005-2006 yıllarında 0-16 yaş grubunda yapılan bir çalışmada meningokoksik menenjit insidansı 1,99/100.000 meningokok hastalık insidansı 6/100.000 olarak bulunmuştur.

    Meningokok aşısında Dünya Sağlık Örgütü ‘nün aşılama için kriterleri aşağıda belirtilmiştir.

    Yüksek endemik hız > 10 /100.000/nüfus/yıl

    Orta endemik hız 2-10/100.000/nüfus/yıl veya;

    Sık epidemiler.

    Türkiye istatistik kurumu verilerine göre 5 yaşın altındaki ölen her 10 çocuktan 1 ‘i meningokok hastalığı nedeni ile kaybedilmektedir. Ülkemizde 1-4 yaş çocuk ölümlerinde meningokok hastalığın önemli olduğu görülmektedir.

    Yazımın başında değindiğim gibi bulaşım, hastadan sağlam çocuklara geçebildiği gibi, enfeksiyonun yayılmasında esas faktör meningokok taşıyıcılarıdır. Taşıyıcılık yaşla birlikte artmakta, hac ve umre ziyaretleri taşıyıcılığı arttırmaktadır. Dünya sağlık örgütü kriterlerine göre meningokok aşısı hastalığın daha az görüldüğü toplumlarda (< 2 vaka < 100000 nüfus yılı ) risk grubunun aşılanmasını gerektirir. Risk grupları aşağıdadır.

    – Kalabalık ortamdaki çocuk ve erişkinler( kreş, okul çocukları ve askeri okuldaki gençler)

    – Kompleman eksikliği, Aspleni, HIV enfeksiyonlu çocuklar

    – Temas riski taşıyan laboratuar personeli

    – Yüksek endemik bölgelere seyahatler (Hac, Umre)

    Bütün bu sonuçlar değerlendirildiğinde meningokok aşının çocuklara yapılmasının uygun olacağı görülmektedir.

    Hangi tip aşı çocuklar için uygundur ? Ülkemizde iki tip aşı mevcuttur.

    1- Polisakkarit aşılar

    2- Konjuge aşılar

    Polisakkarit aşılar uzun zamandan beri bazı risk gruplarına uygulanmakta idi. Uygulamaya yeni giren konjuge aşılar her yaş grubunda uygulanır ve güvenlidir. Toplumsal bağışıklığı sağlar. Aşının koruma süresi uzundur. Nazoforenks taşıyıcılığını azaltır.

    Sonuç olarak, bu bilgilerin ışığı altında çocukluk yaş grubundan meningokok aşısının uygulamaya girmesinin sevindirici olacağını düşünülmektedir.

    – Meningokok enfeksiyonlarından korunma

    – Meningokok menenjit

    – Meningokoksemi

    – Meningokok taşıyıcılığı

    – Meningokok aşıları

    Prof. Dr. Nuran GÜRSES

    Çocuk Ve Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı

  • Çizgi Filmlerin Çocukların Ruh Dünyasına Etkileri

    Çizgi Filmlerin Çocukların Ruh Dünyasına Etkileri

    Televizyon hayatımız da yeri çok fazla olan ve bize en çok zararı veren bir teknolojidir. Maalesef ki günümüzün çocukları da televizyon başında yetiştirilmektedir.

    Çizgi filmler ; çalışan anne babalar için bir kurtuluş haline gelmiş çocuk akşamları yeter ki bize eziyet etmesin bizimle oyun oynamak istemesin diye kısaca çocuktan kurtulma aracı haline dönüşmüştür.

    Televizyon kanallarına baktığımız da ise günün bir çok saatinde çizgi filmler yayınlanmakta hatta tam gün çizgi film yayını yapan kanallar da mevcuttur. Çünkü günümüz de en çok izleyici potansiyeli çocuklardır.

    Anneler ev işi mi yapacak babalar bilgisayarla mı uğraşacak eve misafir mi gelecek…vs durumların hepsinde çocuğun engel oluşturmaması için çocuk çizgi filmle kandırılmaktadır. Çocuklara baktığımızda son derece keyifli zaman geçirdiğini gözlemleyebiliyoruz.

    Çocukların keyif aldığını ve zarar vermediği anne babalarda durumdan oldukça hoşnut oluyorlar . çocukların durumdan hoşnut olması malesefki onların zarar görmediği anlamına gelmiyor özelliklede 5 yaşına kadar çocuklar anne baba kontorulunde kanallar ve belirli programlar ızlemelidirler 5 yaşa kadar çocuklar gördükleri ve duydukları her şeyi gerçek olarak algılarlar.

    Çizgi filmlerden gördükleri dünyayı gerçek hayat olarak düşünürler ve gördükleri davranışları kendi yaşamlarında hızlı bir şekilde uygulamaya geçirirler. Hatta da daha ilerisi onlarla arkadaş olduklarına inanarak onlarla konuşurlar anlatırlar onlardan cevap alamadığı takdir de ise küsme veya duygusal anlamda bir yıkılma yaşayabilirler. Anne babasının cümlelerinden daha çok pepenin callionun cümlelerinden bahsederek konuşmayı öğrenirler. Görüldüğü üzere çizgi filmler sadece çizgi film olarak kalmamakta çocuk yetiştirme üzerinde anne babadan neredeyse daha etkili hale geçebilmektedir. Bu durumların yaşanmaması için ne kadar yorucu bir iş yaşamınız ev yaşamınız olsa da çocuklarınızla nitelikli zaman geçirmelisiniz oyunlar oynamalı çocuğun yaratıcılığını geliştirmelisiniz. Çocuklarınızın çizgi filmlerle dolu bir çocukluk dönemi hatırlamaması için oyunlar oynamalı gezip dolaşmalı parklara götürülmeli çocuklara doğayı hayvanları öğretmelisiniz ancak o zaman çocukluk dönemine dair hatırlayabileceği güzel anılara sahip olabilir. Çocuklarınız televizyon karşısında ki geçireceği zaman sınırlı ve sizinle birlikte olmalıdır.

    Eğer ki çizgi izleniyorsa çizgi, film sadece izlenmemeli çocuğunuzla sorgulayarak izlemelisiniz.

    • Pepe şimdi ne yapıyor ?
    • Callionun canlı olduğunu düşünüyor musun?…

    Vb gibi çocuğumuzu cevabını dinledikten sonra ise onun cevabını tamamen reddetmeden açıklayarak olabilecekleri gerçekçi olmayan yönlerini açıklamalısınız.

    Çocukluk dönemi geçiştirilebilinecek yada çocuğun sadece bedensel olarak geliştiği bir dönem değildir. İler ki yaşlarda çocuğunuzun sahip olacağı kişiliğin de %70 de çocukluk döneminde oluşmaktadır çocuklarımızın sağlıklı bir kişilik yapısına sahip olabilmeleri için anne babalarımızın bu konularda hassas olması gerekiyor. Eğer ki çocuğumuzda televizyon tablet internet bağımlılığı gözlemliyor veya davranış bozukluklarına rastlıyorsanız bir uzmana başvurmakta geç kalmayınız.

  • Çocuğumun bağışıklık sistemi zayıf mı?

    Çocuğum çok sık hastalanıyor acaba bağışıklık sisteminde bir sorun mu var?

    İşte sık karşılaştığımız sorulardan biri daha…

    Çocuklar özellikle de evde ağabeyleri, ablaları olanlar okul öncesi dönemde yılda 5-8 kereye kadar üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebilirler. Bu bağışıklık sisteminin yetersiz olduğunu göstermez, hatta tam tersine bağışıklık sisteminin normal gelişimi için gerekli bir süreçtir.

    Bebekler doğduklarında anneden bebeğe geçen antikorlar ( vücudumuzu mikroplardan koruyan özel maddeler) nedeni ile enfeksiyonlardan kısmen korunurlar. Takip eden aylar içinde anneden bebeğe geçen antikorların düzeyi azalır ( 3-6 civarında) ve takip eden dönemde bebeğin kendi antikorlarını yapması ve vücudunun mikroplar ile boğuşma yeteneğini kazanması gerekir. Bazı bebeklerin kendi antikorlarını yapabilmesi 9-15 aya kadar gecikir ve bu bebeklerde tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları, ishal gibi enfeksiyonlar görülebilir. Nadiren antikor düzeyleri 2-4 yaşına kadar da düşük kalabilir. Bağışıklık sistemindeki bu geçici düşüklük genellikle iyi seyirlidir.

    Bazı çocuklarda ise bağışıklık sistemi doğumsal bazı hastalıklar nedeni ile yeterli düzeyde çalışmaz ve bu bebekler enfeksiyonlara karşı savunmasızdırlar. Bağışıklık sisteminin bir çok bölümü vardır bu neden ile bağışıklık sistemi yetersizliği olan çocuklarda bulgular hangi bölümünün etkilendiğine gore çok çok farklı olabilir.

    Altı aydan sonra başlayan üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları olan büyümesi gelişmesi bozulmayan bebeklerde antikor düzeylerinde ( IgA,IgG,IgM) düşüklükler olabilir. Örneğin I gA eksikliği; IgA vücudumuzu mikroplardan koruyan antikorlardan biridir. I gA düzeyinin düşük olması en sık görülen bağışıklık sistemi hastalığıdır ve her 600-700 kişide bir görülür. Bu çocukların çoğu tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları, sinuzitler, bronşitler bazen zatürre enfeksiyonları ile hekime başvurular genellikle çok ağır enfeksiyonlar geçirmezler. I g A eksikliği olan bir hasta sık ve ağır enfeksiyonlar geçiriryor ise diğer antikor düzeylerinde de düşüklükler olabileceği unutulmamalıdır.

    Eğer bir bebeğin doğduğu andan itibaren başlayan tekrarlayan bakteri, virus ya da mantar enfeksiyonları var ise, tekrarlayan ishaller nedeni ile büyüme gelişme bozulmuş ise,hayatı tehdit edici enfeksiyon hikayesi var ise mutlaka ağır bir bağışıklık sistemi hastalığının araştırılması gerekir.

    Bu hastaların tedavisi de bağışıklık sisteminin hangi bölümünün etkilendiğine gore planlanır. Eğer ciddi bir antikor düşüklüğü mevcut ise hastaların 3-4 haftada bir damar yolu ile koruyucu antkorlar almaları gerekebilir. Enfeksiyonların erken tanısı ve etkin tedavisi çok önemlidir. Bazı durumlarda koruyucu antibiyotik tedavileri kullanılır.

    Eğer çocuğunuz basit üst solunum yolu enfeksiyonları dışında bir yılda ikiden fazla ya da toplam üçten fazla zatürre geçirdi ise, altı ay içinde üç ya da bir yıl içinde dört kulak iltihabı geçiriyor ise ,ya da menejit gibi hayatı tehdit eden enfeksiyon geçirme hikayesi var ise mutlaka bağışıklık sistemine ilişkin testlerin yapılması uygun olacaktır.

  • ANNE MİSİN?

    ANNE MİSİN?

    Merhabalar, ilk yazımızın konusu tabi ki Annelik…

    Annelik, kişinin tüm hayatının, iç dünyasının değişmesini ve yeni tercübeler kazanmasını sağlar. Bebeğin fiziksel olarak doğması gibi annenin de psikolojik olarak doğması gerekir. Annenin bu doğumu aslında onun yeni kimliğidir. Nasıl hepimiz farklı karakterlere sahipsek işte bu yeni kimliğimiz de farklı bir şekilde ortaya çıkıyor ve bu da biraz zaman alıyor.

    Anne olmak her kadının zihin dünyasında gerçekleştirdiği emekle, bu emeğin derin ve özel bir deneyim alanı olan anneliğin zihin yapısına yol açmasıyla başarılır. Anneliğin zihin yapısı doğumhanede bebek ilk ağladığı zaman oluşmaz. Bebeğin gerçek doğumundan önceki ve sonraki aylarda çoğalan emeklerle yavaş yavaş ortaya çıkar. Bu içsel dünyanın aşamalarını fark etmek önemlidir. Unutmamalısınız ki anne olmaya hazırlanırken, hayatınızda hiçbir şeye benzemeyen bir deneyim ile karşılaşabilirsiniz.

    Taze bir anne olarak söyleyebilirim ki; korktum, hayal ettim, umut ettim. Bunlar da hislerimi ve yaptığım işleri etkiledi. Bebeğim doğduğu zaman bazı değerlerimi tekrar düşünme fırsatı buldum (İlk zamanlar çok yorucu olan bu yeni hayata alışırken nasıl fırsat buldun derseniz o fırsatı siz kendiniz yaratmak zorundasınız ☺ ). Sonra gördüm ki tercihlerim ve zevklerim de değişmeye başladı. Şaşırtıcı belki ama bazen geçmişteki ilişkilerimi gözden geçirip değerlendirme fırsatı buldum. Böylece annelik zihin yapım oluşmaya başladı. Bebeğimi büyütmek, oyun oynamak,uyutmak, beslemek ve en önemlisi hayatımıza yeni giren o minicik elleri olan pamuk insanı sevmek …

    Bu oluşan zihin yapımız bizim için neyin en önemli olduğunu, neye karşı duyarlı olduğumuzu, neyi hoş neyi heyecanlı neyi korkutucu bulduğumuzu belirliyor.

    • Peki bu zihin yapısı kayboluyor mu?

    Hayır, hiçbir zaman kaybolmuyor. Bazen özellikle de bebeğimiz kendi ihtiyaçlarını karşılamaya başladığında değişiyor ama ihtiyaç anında tekrar ortaya çıkıveriyor. Mesela tehlikeli bir durum sezdiğimiz an hemen annelik zihin yapımız devreye giriyor. Yani İlk başlarda fazlaca yaygın ama daha sonra seçilmiş durumlarda devreye giriyor diyebiliriz.

    Annelik ile değişiyoruz ve bir daha asla bebeğimizden önceki kişi olamıyoruz. Bunu ben değil araştırmalar söylüyor o yüzden inanın derim ☺

    • Şimdi ne mi yapalım?

    Hadi anne olmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu bir kez daha düşünelim ve her anın değerini bilelim; çünkü dünyanın en güzel şeyi şu an sizinle…

    Evet zor, kolay değil kabul ediyorum ama değmez mi?

    Biz hep sizinleyiz! Zorlandığınız an bizimle iletişime geçebilirsiniz. Hayattan zevk almaya kaldığımız yerden beraber devam ederiz.

  • Çocuklarda meningokoksik menenjit

    Çocuklarda meningokoksik menenjit

    ÇOÇUKLARDA MENİNGOKOKSİK MENENJİT

    Meningokok bakterisinin neden olduğu bu hastalık, hızla yayılması ve ölüme yol açması nedeniyle günümüzde önemini korumaktadır. Bulaşıcı menenjit veya ölümcül menenjit olarak da tanımlanmaktadır.
    Enfeksiyonun yayılmasında solunum yollarında bu bakteriyi taşıyan belirti vermeyen (asemptomatik) taşıyıcıların rolü büyüktür. Bulaşma solunum yollarında bulunan bakterinin aksırık, öksürük yoluyla hassas şahıslara bulaştırması nedeniyle oluşmaktadır. Hasta olan çocuklar da bu enfeksiyonu kolaylıkla bulaştırabilirler. Bulaşıcılığın süresi antibiyotik tedavisi başlandıktan 24 saat sonrasına kadar devam etmektedir. Hasta ile temasta bulunan yakınları da risk altındadır.

    Bu hastalık tüm dünyada yaygındır. Hastalığın en yaygın olduğu yer AFRİKA MENENJİT kuşağı olarak isimlendirilen Senegalden Etiyopya’ya kadar uzanan bölgedir.Afrika da 1996 ve 2009 yıllarında meningokok salgınları olmuş ve 5352 kişi bu salgınlarda hayatını kaybetmiştir.Taşıyıcılık oranı %10 -20 arasında değişmektektedir.Suudi Arabistan da her yıl tekrarlanan hac etkinliklerine katılan hacı adayları arasında hastalık kolaylıkla bulaşmakta ve enfeksiyon yayılabilmektedir.Dünya sağlık örgütü verilerine göre 2000 yılında Suudi Arabistan’da 199 vaka görülmüş ve bunun 55 tanesi ölümle sonuçlanmıştır.Bu nedenle hacı adaylarına meningokok aşısını rutin olarak uygulama zorunluluğu getirilmiştir.

    Kuluçka dönemi genellikle 4 günden kısa olup, 1-10 gün arasında değişmektedir. Hastalık her yaş gurubunda görülse de, 5 yaştan küçük çocuklar bu enfeksiyona hassastır. Özellikle 2 yaşın altındaki çocuklarda sık görülmekte ve ağır seyretmektedir. Adölesan döneminde hastalık görülme sıklığı artmakta ve okul, yurt ve kışla gibi toplu yaşanan ortamlarda salgınlara neden olmaktadır.

    Hastalığın ateşle başlaması ve klinik tablonun süratle ilerlemesi bu konun önemini artırmaktadır. Ateşi olan bir çocukta klinik tablonun saatler içinde değişmesi kusma, baş ağrısı, boyunda sertlik ve vücutta döküntülerin olması tipiktir. Meningokoksik menenjit tanısı erken konulduğu ve tedaviye başlandığı takdirde hayat kurtarıcıdır. Antibiyotik tedavisi menenjit tanısının düşüldüğü zaman başlamalı ve süratle hasta bir merkeze yönlendirilmelidir. Hasta ile temasta olan yakın şahıslara koruyu antibiyotik tedavisi unutulmamalıdır.

    Bizim yaptığımız ve ülkemizde yapılan diğer çalışmalarda en sık görülen menenjit etkeni meningokoktur. Tüm yaklaşımlara rağmen bu vakalarda ölüm oranı %21 e ulaşmaktadır. Yine çocuklarda yapılan çalışmalarda taşıyıcılık oranı ülkemizde %6.2-10.4 gibi yüksek oranlarda görülmüştür. Sonuç olarak ülkemizde en sık görülen meningokoksik menenjitte erken tanının önemi tartışılmaz. Diğer taraftan çocuklarda taşıcılığın yüksek olmasının getirdiği riskler göz ardı edilemez. Bu durumda korumanın ve erken tanın önemi aşikardır.

    Çocuklarda Menenjit
    Meningokoksik Menenjit
    Meningokok taşıyıcılığı

    Prof.Dr. Nuran Gürses

    Çocuk Hastalıkları

    Çocuk Enfeksiyonları Uzmanı

  • İYİMSER MİSİN KÖTÜMSER Mİ?

    İYİMSER MİSİN KÖTÜMSER Mİ?

    Genel bir tanım ile başlamak gerekirse iyimserlik, olayların iyi gideceğine, kötümserlik ise her şeyin kötü sonuçlanacağına olan inanıştır. İyimser kişiler olumsuz olaylardan daha az etkilenirken, moralini, motivasyonunu kolay kolay kaybetmez ve etrafına da pozitif enerji yayarlar.

    Kötümserlerise tam tersi, her şeyin en kötüsünü düşünür ve depresyona daha kolay girer.

    • Sizin etrafınızda hangisinden çokça var?
    • Peki sizi etkisi altına almayı başardı mı?

    Kötümser insan; Tatilim hiç güzel gitmiyor; çünkü çok kiloluyum ve kıyafetlerim kötü duruyor.” diye düşünürken, iyimser insan; “Göbeğim olabilir ama benimde gözlerim çok güzel ve burası harika bir yer!” diye düşünür.

    Peki iyimser insan olmak için neler yapabiliriz?

    Aklımızdaki pozitif duygu ve düşüncelerin sayısını artırabiliriz. Bilimsel birçok deneye göre zihnindeki düşüncelerinin çoğu olumlu olanlar daha mutlu oluyorlar.

    Bugün mutluyum çünkü … Haydi bugün bir başlangıç yapalım ve hepimiz bu gece yatağımıza yatarken o gün içinde yaşadığımız olayları düşünerek mutluluk nedenlerimizi bulalım. 3 tane bile yeterli. Her gün bunu alışkanlık haline getirdiğimizde,gün içinde yaşadığımız üzücü olaylarla daha kolay başa çıkabildiğimizi ve çözümlerin nasıl kendiliğinden geldiğini görünce şaşıracaksınız. Bunu eşiniz ve çocuklarınızla oyun haline de getirebilirsiniz. Hemde bu arada gün içinde neler yaptıklarını da öğrenebilirsiniz ☺

    İnsanın kendi güçlü yönlerini keşfetmesi ve hayatında bu güçlü yönlerini daha çok kullanması gerekiyor.

    Ailemizle ve arkadaşlarımızla birlikte oynayabileceğimiz bir oyun daha.

    Sizin güçlü yönleriniz neler? Birlikte karar verebilirsiniz.

    Başkalarını yargılamak yerine insanların hayatlarına dahil olup ve aynı zamanda da kendi hayatımıza insanları dahil edebiliriz. Mutlu olmak istiyorsanız ,yapıcı olup sevgiyi hep ön planda tutun. Hem siz mutlu olun, hem de karşı tarafı mutlu edin. Kavga kavgayı doğurur.

    Hayatınızın anlamını bulmaya çalışın. Hayatın anlamı bir mevkiye gelmekle ya da bir şeye sahip olunca bulunmaz. İnsan gerçekten bir şeye bağlanıp ona inanırsa hayatının anlamını yakalar. Bazıları bu anlamı dinde ve ibadette bulur, bazıları kendini bilime adar. Anlamlı bir hayat, kimisi için iyi çocuklar yetiştirmek, kimisi için mesleğini hakkıyla yapmak olabilir.

    Bu anlam sayesinde insan hayattaki varoluşun nedenini anlar, hedefini netleştirir. Anlam insanın pusulasıdır.

    Sizin hedefiniz ne?

    Hedefi olan insanlar hayata tutunurlar. Sanıldığının aksine başarılı insanlar en zekiler arasından değil hayata en sıkı tutunanlar arasından çıkıyor.

    İşin püf noktası:

    Biz genelde hayata tersten bakmaya programlanmışız. Zannediyoruz ki mutlu olmak için önce başarılı, zengin ya da çok popüler olmak gerekiyor. Ama aslında doğru olan tam tersidir, eğer insan olumlu düşünür, sevgiye dayalı ilişkiler kurup anlamlı bir hayat yaşamaya başlarsa mutluluk o insanın peşini bırakmaz. Mutluluk insanın kendi tercihiyle elde edeceği bir zihin durumudur. İnsanın mutlu olması için önce mutlu olmayı seçmesi gerekir.

    Yeter ki ;

    • Şükretmeyi,
    • Affetmeyi,
    • İlişkileri sevgi üzerine kurmayı,
    • İhtiyacı olanlara yardım etmeyi
    • Hayattan zevk almayı

    Öğrenebilelim.

    İyimserlik de mutlu olmak da öğrenilebilir.

  • Bakteri ve virüs karmaşası her zaman gündemde

    BAKTERi VE ViRüS KARMAŞASI HER ZAMAN GüNDEMDE

    Gerek yazılı ve gerekse sözel basında bir çok bakteriyel hastalığın virüs hastalığı olarak yorumlandığını izlemekteyiz.

    A grubu Beta hemolitik streptokok toplumda yaygın olarak bulunan ve boğaz enfeksiyonuna neden olan bir bakteridir. Çoğu kez bu bakteri virüs olarak tanımlanmakta “Beta Virüsünden bahsedilmektedir.

    Bu yanılgı nerden doğmaktadır ?

    Çoğu kez medyada çıkan yayınlarda bu yanlışların olduğu görülmektedir. Bunların çok az bir kısmı tıp mensuplarından kaynaklanmaktadır. Nitekim hemofiluz influenza bakterisi ile influenza virüsü karıştırılmış ve ciddi karmaşaya neden olmuştur. Bilindiği gibi Hemofiluz influenza menenjite yol açan bir bakteri, influenza ise gribe yol açan bir virüstür. Diğer taraftan medyada yazı yazan tıp mensuplarının her konuda yazı yazdıkları dahiliye uzmanının, çocukları ilgilendiren konuları gündeme aldığı görülmektedir.

    Medya mensupları ise tıbbi konuları bilemedikleri için hatalar yapmaktadır.

    Toksoplazma gondii bir parazittir. Bu konuyu kaleme alan bir yazar Toksoplazmanın yeni keşfedilmiş bir virüs olduğundan bahsedilmiş ve yazar ‘a bu hatanın nerden kaynaklandığı sorulduğundan “aldığım kaynakta virüs olarak geçiyordu”, onun için yanılgıya düştüm cevabı alınmıştır.

    Son günlerde öldürücü menengokok virüsü tanımı gündeme gelmektedir. Menengokok bakteri olup bulaşıcı menenjite yol açmaktadır. Ölümcül menenjitin sorumlusu menengokok virüsü değil, menengokok bakterisidir. Gerek sözlü ve gerekse yazılı medyada yer alan konularda istenmeyerek hata yapıldığı gerçeği inkar edilemez.

    Bu durumdaki yaklaşımda; hekimlerin sadece kendi konularında toplum bilgilendirmesi, medya mensuplarının ise gerek sözlü gerekse yazılı basında yer alan sağlık konularında daha titiz davranmalarının akılcı olacağı aşikardır.

    -Bakteri

    -Virüs

    Prof. Dr. Nuran GÜRSES

    Çocuk ve Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı

  • ÇOCUKLARIMIZ İLE BİRLİKTE EĞLENCELİ ZAMAN GEÇİRMEK

    ÇOCUKLARIMIZ İLE BİRLİKTE EĞLENCELİ ZAMAN GEÇİRMEK

    Anneler telaşlı. Hem ev kadını, hem anne hem de iş kadını.H epsinden bir parça ve hepsini mükemmel yapmak istemek,bir de kendimize vakit ayırmak…

    Şimdi öncelik sıramızı belirleme zamanı !

    Bruce D. Perry’nin yaptığı araştırmada normal bir şekilde ilgili ile büyüyen 3 yaşındaki çocuk ile ihmal edilen 3 yaşındaki bir çocuğun beyin fotoğrafları çekilerek beyin gelişimleri karşılaştırılmış ve sonuçlar çok çarpıcı.İlgi ile büyüyen normal bir çocuğun beyni daha büyük ve karanlık, boşluklar daha azken ihmal edilen çocuğun beyni neredeyse diğerin yarısı kadar olduğu gözlemleniyor.

    Genelde anneler hiçbir şeye vakit ayıramadıklarını söylerler. Çözüm basit aslında sizlere sunacağım birkaç öneri ile hem çocuğunuzla bir şeyler paylaşarak eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Hem çok yorulmadan kendinize ve çocuğunuza aynı anda vakit ayırmış olacaksınız.

    Peki ev temizliği?

    Tertemiz bir ev bazen harcanmış bir hayat olabiliyor. Tabi ki çocuğunuz içinde aynı şey geçerli. Bir çocuk danışanım ile görüştüğümde;

    Annenin mesleği nedir? diye sormuştum.

    Bana temizlikçi olduğunu söylemişti.

    Çünkü annesi hep evde temizlik yapıyordu. Aşırıya kaçmadan gerektiği kadar temizlik ,çocuklarımız ile daha fazla oyun ve eğlence.

    Çocuklarımız yetişkinleri kendilerine model alırlar. Bu bazen anne bazen baba, abla, abi, kuzen olabilir. Eğer sürekli televizyon izleyen biri varsa çocuklarımızda bunu örnek alacaktır. Eğer sizde çocuğunuzun çok fazla televizyon izlediğinden ya da bilgisayar başında saatlerce durmasından şikayetçi iseniz önce bir ev ortamınızı inceleyerek işe başlayabilirsiniz. Analiz edin o zaman göreceksiniz ki ev de bunu destekleyen bir şey var. Bunları değiştirebilirsiniz.

    • Çocuklarımızın ilgi alanlarını biliyor muyuz?
    • Nelere yeteneği var?
    • Bunu öğrenmek için küçük bir oyun oynayabilirsiniz?

    Yeteneklerini, ilgi alanlarınızı birbiriniz ile paylaşacağınız sorular hazırlayıp, bu soruların cevaplarını kağıtlara yazabilirsiniz. Daha sonra bu kağıtları birbiriniz ile değiştirin. Her soru ayrı kağıtlarda olsun ki cevaplar daha dikkat çekici olsun. Aynı şeyleri sevmek zorunda değilsiniz ama onun sevdiği sanatçının şarkılarından bir cd yapıp ona verdiğiniz zaman onun nasıl mutlu olacağını göreceksiniz. Böylece onun mutlu olmasını sağlayarak hem birbirinizi daha yakından tanımış olacaksınız hem de vakit geçirmiş olacaksınız.

    Birlikte bir hobi edinebilirsiniz.

    • Yemek yapmak,
    • Spor yapmak,
    • Yürüyüş, yüzmek,
    • Kolye ya da bilezik yapmak,
    • Fotoğraf çekmek.

    Burada amaç hem birlikte olmak hem de aynı anda sevdiğiniz bir şeyi yaparak zaman geçirmek.

    Kısa bir günün özeti. Soru sormadan, eleştirmeden… Günün nasıl geçti? sorusunu gerçekten onu önemsediğiniz için sormayı deneyin. Acaba bugün benden gizli bir şey yaptı mı diye sorarsanız ve çocuğunuz bunu hissederse gerçekçi olmaz, size olan güveni yıkılabilir. Mesela o gün çocuğunuz kötü bir olay yaşamışsa onu eğlendirmek için kendi çocukluğunuzdan komik anılarınız ile anlatabilirsiniz. Böylece bir daha bir olay yaşadığında aklına ilk siz geleceksiniz ve önce size anlatacaktır.

    • Beraber bir aktiviteye başlayın.

    Bir yap-boz olabilir.

    Bu yap-boz bittikten sonra birbirinize bir tatlı yeme sözü verin.

    Ödülünüz olsun.

    O tatlıyı bir şeyi başarmanın verdiği haz ile yediğinizde daha lezzetli olduğunu göreceksiniz.

    Mesela bir gazete çıkartabilirsiniz. Evin haberlerini yazabilirsiniz. Günlüğün daha eğlenceli hali de denebilir. Resimlerinizi yapıştırabilirsiniz. Gittiğiniz yeri anlatabilirsiniz, analiz edebilirsiniz. Hem neler yaşadığınızı, neler hissettiğini paylaşmış olacaksınız hem de bunu eğlenceye çevireceksiniz.

    Her zaman faaliyet bulmaya da gerek yok. Çocuğunuz bazen yaratıcığı ile size zaten yön verecektir. Buna izin verin. Eminim fikirlerine çok şaşıracaksınız.

    Zamanla göreceksiniz ki birlikte geçirdiğiniz zamanların süresi daha uzun olmaya başlıyor ve televizyon izlemekten daha eğlenceli bir hal alıyor.

    Bu da mutlu ve bir arada aile demek değil mi zaten?

  • Hodgkin hastalığı (hodgkin lenfoma)

    Hodgkin hastalığı, lenf nodlarının ağrısız ilerleyici büyümesi ile seyreden onkolojik bir hastalıktır. Lenf bezelerinin tutulumu en çok boyun bölgesinde olursa da vücudun her tarafında olabilir. Ayrıca akciğer, dalak, karaciğer, kemik tutulumları olabilir. Kemoterapi ile yüksek oranda tedavi edilebilen bir hastalıktır. İleri ve tekrarlayan hastalıklarda radyoterapi kullanılır. Onkolojik hastalıklar içinde tedavi başarısı en yüksek hastalıklardan birisi olarak bilinir. Bu açıdan doğru zamanda doğru tedavinin uygulanması ileri derecede önemlidir.

    Tüm çocuk kanserlerinin %5'ini oluşturur. Beş yaşından küçüklerde seyrek görülür. Sonra 11 yaşına kadar artar. 15-35 yaşları arasında ve 50 yaşından sonra olmak üzere iki dönemde sık görülür.

    Hodgkin hastalığının farklı histopatolojik alt tipleri bulunmaktadır. Bunlar aşağıda özetlenmiştir

    · Lenfositten zengin % 11.5

    · Nodüler skleroz % 54.5

    · Karışık hücreli % 32.0

    · Lenfositten fakir % 2.0

    Hodgkin hastalığının başlıca berlirti ve bulguları nelerdir.

    · Ağrısız lenf bezesi (nodu) şişlikleri, en sık boynun servikal ve supraklavikular bölgelerinde görülürler. Lenf bezeleri sert ve ağrısızdır. Genellikle bir lenf nodundan diğerine yayılırlar. Belirti ve bulgularda bu beze ve organların tutulumu ile ilişkilidir.

    Lenf bezesi tutulumlarının sıklığı

    Servikal %75

    Supraklavikular %25

    Aksiller % 9

    Diyafragma altı % 6

    Lenf nodu dışı (ekstranodal) tutulum sıklığı

    Akciğer % 6

    Kemik % 5

    Karaciğer % 2

    Laboratuvar incelemelerde ne gibi bulgular saptanır?

    Kan sayımında, diğer kan analizlerinde değişiklikler görülebilir. Kan tetkiklerinden başka radyolojik incelemeler yapılarak hastalığın yerleşimi, yaygınlığı, başka organlara yayılım yapıp yapmadığı gibi özellikler araştırılır.

    Hodgkin hastalığının tanısı nasıl konulur?

    Muayene ve tetkikler sonrasında eğer diğer hastalıklardan uzaklaşılmış ve

    Hodgkin hastalığı tanısı olasılığı güçlenmiş ise biyopsi yapılır.

    Tedavi

    Tedavide kemoterapi kullanılır. İleri evrelerde ve cevap vermeyen hastalarda radyoterapi de kullanılır. Erken evrelerde %80-90 (evre I, II, IIIA), ileri evrelerde %60-70 olaysız yaşam bildirilir. Genel yaşam hızları çocuklardaki Hodgkin hastalarında erken evrelerde %95, ileri hastalıkta ise %85 olarak bildirilmektedir.

    Kaynaklar

    J Clin Oncol 31:1562-1568, 2013

    J Clin Oncol 30:3174-3180,2012

    P Imbach Pediatric Oncology 2006

  • BENCİL ÇOCUKLAR MI YETİŞTİRİYORUZ?

    BENCİL ÇOCUKLAR MI YETİŞTİRİYORUZ?

    Çağın Vebası: Şımarıklığı özgüven zannetmek

    Çocuklarımıza cesaret vermek istiyoruz. Yapabilirsin, çocuk oyuncağı, kendine güven, sen çok başarılısın… Böylece ne isterlerse elde edebileceklerini mesajını veriyoruz. Her zaman en iyisini hak ettiklerini, herkesten üstün olduklarını onlara inandırıyoruz. Sonra çocuklarımızın hayattan beklentileri fazlalaşıyor. Çok para, ünlü olmak, çok başarılı olmak, çok çok çok…

    Hep fazlası, hep çokluk, hep bolluk.

    Bu çocuklar hep fazlasını istedikleri için bir üniversite yetmiyor. İki üniversite okumak arkasından yüksek lisans,doktora, dil eğitimi derken sonra hiçbirini gerçekleştiremez oluyorlar ; çünkü elindekilerinin kıymetini bilemeden kaybediyorlar.

    Kendilerine çok güvenen bu çocuklar iyi bir işe girmeyi hedefliyorlar ama eleştirilere açık olmadıkları için iş hayatında da başarısız ve mutsuz oluyorlar. Bu mutsuzluk beraberinde saldırganlığı getiriyor. Daha bencil, agresif ve depresif olabiliyorlar…

    Bana sorular geliyor; ‘ Mükemmel çocuk nasıl yetiştiririm?’ Ben de soruyorum.

    • Mükemmel ne demek?
    • Gerçekten Mükemmel çocuk mu istiyoruz?
    • Peki biz mükemmel miyiz?
    • Kime göre mükemmel olacak?

    Ne kadar karışık sorular değil mi? Cevabı da öyle. Hiç kimse mükemmel değil. Çocuklarımız da mükemmel olmak zorunda değiller. Onları her zaman seveceğimizi bilmeleri yeterli.

    Sen mükemmelsin, seni en iyi okullarda okuttum, hep başarılı oldun diye havalara sokulan çocuklar düştükleri zaman kalkamıyor ve acıları ile başa çıkamıyorlar. İlk engelde başarısızlık korkusu geliyor ve toparlanmaları daha uzun zaman alıyor.

    • Peki yanlışı nerede yapıyoruz?
    • Özgüvenli çocuk yetiştirmek isterken karşı tarafın duygularını mı atlıyoruz?

    Özgüvenli çocuk, iletişimlerinde çok iyidir, sadece kendilerine odaklanmaz. Başkalarına saygılı olmayı unutmazlar.

    Bencil bireyler ise hem güçlü hem zayıf yönlerine odaklanmak yerine sadece güçlü yönlerini görür ve karşı tarafın duygularına önem vermezler.

    Bizim çocuklarımız için asıl hedefimiz, onlara empati yeteneği ile saygılı iletişim başarısını kazandırırken, zayıf yönlerini geliştirmeye teşvik etmek olmalıdır.