Yazar: C8H

  • Çocuklarda ilaç alerjisi

    İlaç alerjisi
    Hastalıkların teşhisinde ve tedavisinde kullanılan antibiyotik, ağrı kesici, lokal anestezik maddeler (diş çekimi ve küçük cerrahi işlemlerde kullanılan), genel anestezi ilaçları, radyolojide kullanılan radyonkontrast maddeler gibi çeşitli ilaçlara karşı gelişen istenmeyen veya beklenmeyen aşırı duyarlılık reaksiyonlarına ilaç alerjisi denilmektedir.

    Kullanılan ilaçların %15-25’inde istenmeyen ilaç reaksiyonları gelişmektedir. Ciddi olabilecek ilaç reaksiyonları ise %1-2 oranında görülmektedir.
    İlaç reaksiyonları ilaçların kesilmesine, yerine alternatif tedavilerin başlanmasına ve zaman alıcı tetkiklerin yapılmasına neden olabilmektedir.

    İlaca bağlı aşırı reaksiyonlar insanların yaşam kalitesini düşürmekte ve yakınlarının psikolojisini etkilemektedir. Bu nedenle ilaç alerjisi teşhisi konulması çok önemlidir. Çünkü gerçek ilaç alerjisi olmayan çocuklara gereksiz yere alternatif tedavi verilmesi ile karşı karşıya kalabiliriz. Ayrıca gerçek ilaç alerjisi olan bir çocuğa alerjik olduğu ilacın verilmesi ile çok ciddi ilaç reaksiyonlarıyla ve hatta ölümle sonuçlanabilecek alerjik şokla karşı karşıya kalabiliriz. İlaç alerjisi düşünülen çocuklara alerji riski düşük alternatif tedavi tercih edilmeli ve ilaç alerjisininkesin teşhisinin konulması için çocuk alerji uzmanlarına yönlendirilmelidir.

    İlaç alerjisi gelişimi
    İlaç reaksiyonları immünolojik ve immünolojik olmayan mekanizmalarla gelişebilmektedir.

    İmmünolojik olmayan mekanizmalarla gelişen ilaç reaksiyonlarında; ilaç doğrudan mast hücresi ve bazofiller dediğimiz hücrelere etki ederek bu hücreler içinde bulunan bazı maddeler
    salgılanır. Bu maddeler histamin, prostaglandin gibi ilaç reaksiyonuna neden olan maddelerdir. Özellikle ağrı kesici ilaçlar, tansiyon düşürücü olarak kullanılan ACE inhibitörü ilaçlar bu şekilde reaksiyonlar yapabilir.

    İmmünolojik tipte olan ilaç reaksiyonları ise Tip1, tip 2, tip 3, tip 4 ve nedeni bilinmeyen reaksiyonlar olmak üzere 5 farklı tipte ilaç reaksiyonlarına neden olabilmektedir. En ciddi ve ölümcül olabileni çok ani gelişen ve ölümcül olabilen Tip 1 alerjik reaksiyonlardır.

    İlaç alerjisi belirtileri
    İlaç alerjisinde en sık görülen belirti deride kaşıntılı döküntü olmasıdır. Bu kaşıntılı döküntüye ürtiker de denilmektedir. Göz kapaklarında ve dudakta şişme görülebilir, eklemlerde ağrılı şişme görülebilmektedir.

    Damar iltihabı dediğimiz vaskülit ve serum hastalığı da ilaç alerjisinin belirtisi olabilir.

    Bazen deride ve ağız içinde ciddi döküntü ve soyulmalar ile gide Steven Johnson sendromu, toksik epidermal nekroliz gibi ciddi cilt döküntüleri yapabilir.

    İlaç yan etkisinin tek belirtisi ateş de olabilir. İlaca bağlı ateş genellikle ilacın kesilmesinden 48-72 saat sonar ateşin düzelmesi ile anlaşılmaktadır.

    Serum hastalığı ise ilaç alımınından 6 ile 21 gün sonra ateş, halsizlik, ciltte döküntüler, eklem ağrısı ve lenf bezlerinde büyüme şeklinde belirti vermektedir.

    Bazen de ciddi ilaç alerjilerinde nefes sıkışması, tansiyon düşüklüğü, kramp tarzında karın ağrısı şeklinde alerjik şoka neden olarak ölüme neden olabilir.

    Başlıca ilaç alerjisi yapan ilaçlar şunlardır:
    -Penisilin, sefalosporinler, sulfanamidler ve diğer antibiotikler
    Penisilin alerjisi sıklığı %1 ile %10 arasında değişmektedir. Hayatı tehdit eden alerjik reaksiyon sıklığı ise yüz binde bir ile beş arasında değişmektedir.

    -Radyokontrast maddeler
    Hem alerjik hem alerjik olmayan reaksiyonlara neden olurlar. Alerjik olmayan ilaç reaksiyonları radyokontrast madde vermeden önce bazı ilaç reaksiyonlarını önleyebilen ilaçların verilmesiyle önlenebilir.

    -Lokal anestezikler
    Lokal anesteziklere karşı gelişen alerjik reaksiyonlar nadirdir. Reaksiyonlar genelde ilacın içinde bulunan koruyucu maddelere ve epinefrine karşıdır.

    -Genel anestezikler
    Genel anestezi esnasında anaflaksi gelişmesi oldukça nadirdir. Anestezi sırasında gelişen reaksiyonların %60 ile %70’i nöromusküler ilaçlara, %15’i latekse karşı gelişmektedir. Daha az sıklıkta ise hipnotiklere, antibiotiklere, plazma ürünlerine ve morfin benzeri ilaçlara alerji gelişebilmektedir. Anesteziden hemen sonra gelişen reaksiyonlar daha çok anestezik maddelere bağlı reaksiyonlarken anesteziden 1 saat sonra gelişen reaksiyonlar daha çok latekse ve kullanılan kimyasal antiseptiklere bağlıdır.

    -Asetil salisilik asit ve diğer ağrı kesici ilaçlar,
    Asetil salisilik asit gibi non-steroid antiinflamatuar ilaçlar en sık görülen ikinci ilaç reaksiyonlarıdır. Astımı ve nazal polipi olan yetişkinlerde asetil salisilik asit duyarlılığı %25’e kadar ulaşmaktadır.

    -Konvulziyon ilaçları
    Özellikle fenitoine bağlı alerji sık görülmektedir.

    İlaç alerjisi için riskli kişiler
    -İlaç alerjisi nedenlerinden en önemlisi genetik yatkınlıktır. Genetik yatkınlık dışında yaş önemli bir faktördür.
    -Özellikle genç ve orta yaştaki erişkinlerde daha sık görülmektedir.
    -Erkeklere göre kızlarda daha çok görülmektedir.
    -Herpes virüsler ve HIV enfeksiyonu ilaç alerjisi riskini artırmaktadır.
    -Daha önceden ilaç alerjileri olmuşsa, risk artmaktadır.
    -Bazen de ilaçların özellikleri de önemlidir. Özellikle immünolojik özelliği yüksek olan ilaçlar daha fazla ilaç reaksiyonu oluşturmaktadır.
    -İlacın alınma yolu da önemlidir. Örneğin damar yolundan verilen ilaçlar ağızdan alınan ilaçlara göre daha fazla reaksiyon oluşturmaktadır.
    -İlacın verilme süresi ve sıklığı da ilaç alerjisi gelişmesini etkilemektedir.

    Ailesinde alerjik hastalık olan ve alerjik hastalık gelişme riski yüksek olan çocuklarda ilaç alerjisi riski sağlıklı çocuklara göre daha yüksek risk oluşturmaz.Ancak bu çocuklarda gelişen ilaç alerjisi reaksiyonları daha ciddi reaksiyonlar oluşturmaktadır.

    İlaç alerjisi teşhisi
    İlaç alerjisi teşhisinde en önemli etmen aileden alınan ayrıntılı bilgidir. Çocuğun daha önce kullandığı ve halen kullanmakta olduğu ilaçlar sorgulanmalıdır. İlaçların uygulama dozu, süresi, zamanlaması, ilaç alımından ne kadar süre sonra belirtilerin olduğu doğru olarak bilinmelidir.

    İlaca bağlı gelişen reaksiyonlar dikkatlice değerlendirilmeli, çocuğun muayenesi yapılmalıdır. İlaç alerjisinde en önemli bulgu deride görülmektedir. Deride yaygın döküntü olur. Kaşıntı genelde birlikte vardır. Deride döküntü ilaç alımından sonra en geç 3 haftada çıkar. Genelde gövdede yoğunlaşmıştır. Birlikte kaşıntı varsa tip 1 reaksiyonu düşündürür. Birlikte kaşıntı yoksa idiyopatik tipte (sebebi bilinmeyen) alerjik reaksiyonları akla getirmelidir.

    Serum hastalığı tipinde ilaç alerjileri ise ateş, halsizlik, eklem ağrıları ve lenf bezlerinde büyüme yanında deri bulguları ile karşımıza gelmektedir.
    İlaç alerjisi düşünülen çocuklara ilaç alerjisi testi ve yükleme testi yapılmaktadır.

    İlaç alerjisi testi
    Deri prick testi (alerjenin derinin epidermis tabakasına lanset ile uygulanması) ve intradermal test (alerjenin derinin dermis tabakasına enjeksiyon yoluyla uygulanması) Tip 1 yani IgE aracılıklı alerjilerin tanısında kullanılmaktadır.

    Deri testi uygulanması penisilin, lokal anestezik maddeler, kas gevşeticiler ve insülin veya monoklonal antikorlar gibi yüksek molekül ağrırlıklı ilaçlar için standardize edilmiştir. Bu ilaçlar ile yapılan deri testlerinin pozitif olması antijene özgü ıgE varlığını doğrular ve tip 1 alerji reaksiyonu tanısını koydurmaktadır.

    Penisilin alerjisi için yapılan deri testinin negatif olması penisilin alerjisinin dışlanması için yeterlidir. Diğer ilaçlar ile yapılan deri testlerinin negatif olması tek başına kesin tanı koydurucu değildir. Penisilin dışındaki ilaçlar için deri testine ek olarak spesifik immunglobulin E değerlerine bakılabilir. Anca ilaçlara karşı spesifik immunglobulin E değerlerinin güvenli değer aralıkları henüz tam bilinmemektedir. Ayrıca maliyetlidir ve deri testlerine göre duyarlılığı düşüktür.

    İlaç yama testi alerjenlerin aluminyum disk içinde sırta yapıştırılması ve en az 48 saat süre cilde teması esasına dayanmaktadır. İlaç yama testi özellikle kontakt dermatit ve geç tip ilaç reaksiyonlarının tanısında kullanılmaktadır.

    İlaçlara karşı alerji testi için öncelikle test edilecek ilaçlar belirlenir. İlacın konantrasyonu en az riskliden normal doza kadar farklı konsantrasyonlarda hazırlanır. Önce normal cilt alerji testi yapılır ve arkasından cilt içine 20 dakika aralarla alerji testi uygulanır. Alerji testi bittikten sonra eğer alerji saptanmamışsa ilaç uygulanır ve reaksiyon verip vermediği test edilir. Bu testin sonucuna göre karar verilir. Test süresi 2 ile 3 saat arasında sürmektedir.

    Deri testleri, intradermal testlerin ve spesifik Ige testlerinin uygulamasında ve değerlendirilmesinde yapılabilecek hataların ciddi ilaç reaksiyonlarına ve hatta alerjik şok gibi ölümle sonuçlanabilen durumlarla karşı karşıya kalınma riski olmasından dolayı bu testlerin ancak ilaç alerjileri konusunda deneyimli alerji uzmanlarınca ve alerjik şok tedbirlerinin sağlandığı hastane ortamında yapılması çok önemlidir. Tanıda zorlanılan vakalarda ilaç provakasyon testi yapılabilir.

    EN ÇOK SORULAN BEŞ SORU

    1- İlaç alerjisi testi kimlere yapılır?
    -İlaç alerjisi şüphesi olanlara yapılmaktadır. İlaç alımından hemen sonra veya saatler içinde vücutta döküntü, kaşıntı şeklinde tip 1 reaksiyonu düşündüren alerji belirtileri gelişmişse ilaç alerjisi şüphesi vardır.
    -İlk defa kullanılacak ilaçlara karşı alerji testi yapmaya gerek yoktur. Çünkü ilaç alerjisi gelişebilmesi için daha önceden bu ilacın alınmış olması gerekmektedir.

    2- İlaç alerjisi testi ne zaman yapılır?
    İlaç alerjisi gelişen çocuklarda ilaç alerjisi düzeldikten 1-1.5 ay sonra alerji testi yapılmalıdır. Genellikle 1 yaşından sonra yapılmaktadır.

    3- İlaç alerjisi testi yapmadan önce dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
    İlaç alerjisi testinden 1 hafta önce testi etkileyebilecek soğuk algınlığı ilaçları, alerji ilaçları gibi bazı ilaçların kesilmesi gerekir. Bu nedenle mutlaka testten bir hafta önce doktorunuzla iletişime geçmelisiniz.

    4- Aspirin alerjisi nasıl anlaşılır?
    Cilt testleri ile teşhis konulmaz. İlacın çok küçük dozlardan başlanıp dozu artırılarak uygulanan yükleme testiyle teşhis konulur.

    5- İlaç alerjisi tedavisi nedir?
    Öncelikle hayati önemi olmadıkça alerjisi olan ilaç kullanılmamalıdır İlac alerjisi ihtimali olmayan alternative ilaçların kullanılması tercih edilmelidir. İlacın kullanılması hayati önem taşıyorsa çocuk alerji uzmanı gözetiminde küçük dozlarla başlanarak vücudun alıştırılıp verilmesi (dezentizasyon) yöntemi ile kullanılır.

  • RUHU BESLERKEN TÜKETMEK

    RUHU BESLERKEN TÜKETMEK

    • Hobileriniz neler?
    • Boş zamanlarınızda neler yapmaktan hoşlanırsınız?

    Soruları ile sıkça karşılaşırız hayatta.

    • Peki, nedir bu hobi yani Türkçesi ile uğraşı, merak?
    • Ne işe yarar ve biz insanoğlu neden ona ihtiyaç duyarız?
    • O olmazsa ne olur?

    Sanırım bu noktada, bizi bir hobiye gereksinim duymaya iten stres ve tükenmişlik kavramından bahsetmek daha doğru olacaktır.

    Günlük hayatın koşuşturmasında ve başta iş hayatında stres, yaşamımıza etkisi ve sonuçları itibariyle oldukça önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Çeşitli davranış kalıplarımız, hayatı algılayışımız, iş dünyasındaki rekabet ya da tekdüzelik, çalışma ortamı, iş doyumunun azalması ile stres düzeyimiz de artmaktadır.

    Özellikle yapılan iş ile artan gerilim uzun süre devam edip, verimliliğimizi düşürmeye, iletişimsel bazda sorunlar, duygusal açıdan gerginlik yaratmaya başlar; yorgun, bezmiş, hiç bir şeyden zevk alamayan ve bunlarla baş edemeyen bir “biz” bırakarak hayata yerleşirse tükenmişlik sendromu olarak da karşımıza çıkmış olur.

    Hastalıklara karşı eskiye nazaran daha hassas olma, uyku bozuklukları, artan baş ağrıları, işe geç gitme ya da gitmek istememe, işi bırakma eğilimi, işte ya da iş dışındaki ilişkilerde yaşanan sıkıntılar, evdeki tartışmalarda artış, kendini değersiz hissetmeye başlama, dikkat eksikliği, çabuk öfkelenme, anksiyete, umutsuzluk gibi belirtiler yaşanır tükenmişlik sendromunda. Bu belirtiler yorucu ve yıpratıcıdır ve depresyon ile beraber seyri de oldukça sıktır.

    Kadınlarda 30-35, erkeklerde de 40-45 yaşlarında daha sık görülen tükenmişliğe karşı ilk önerilerden birisi bir rahatlama yolu bulmak yani kendimize nitelikli zaman ayırmayı öğrenmektir. İş sonrası ya da hafta sonları stresten uzaklaştıracak, belki de günde sadece yarım saat bile olsa, kendimize ait bir zaman. İşte geldik “Hobi”ye
    Türk Dil Kurumu tarafından “Uğraşı, görev ve meslek dışında severek yapılan, dinlendirici, oyalayıcı uğraş.” olarak tanımlanmaktadır hobi denen nimet. Neler vardır hobi olabilecek peki… Fotoğraf çekmek, resim yapmak, tasarımla uğraşmak, ahşap ya da kumaş boyamak, dikiş dikmek, şarkı söylemek, tiyatro ile uğraşmak, bir şeylerin koleksiyonunu yapmak ya da belki de dünyada ilk sizin keşfedeceğiniz bir uğraşı…

    Ne kadar çok fikir o kadar çok hobi. Seçtiğimiz hobiler kendimizi tanımamızda da yardımcı olur, rahatlamanın ve kendimizle ilgilenmenin yanı sıra. Yaşama karşı motive eder ve yaratıcılığımızı arttırır.

    • Ev içinde ya da ev dışındaki işimizin dışında da bir şeyler başarabilmek, üretmek ve takdir almak güzel bir duygu olsa gerek değil mi?

    Fotoğraf çekmek örneğin…

    • Bir düşünün bu hobi hayatınıza nasıl girdi?
    • Ona başladıktan sonra neler değişti?
    • Onunla uğraştıkça kendiniz ile ilgili neler keşfettiniz?
    • Neden 3 – 4 yıl öncesine göre daha iyi hissediyorsunuz oysaki saçlarınız daha kır ve bir kaç kg fazlalığınız var?
    • Farkında mısınız 6 yıl öncesine göre daha güler yüzlü, dinlenmiş gidiyorsunuz işinize?

    Aa emekli mi oldunuz, ama kahvehaneye gitmek ya da evde torun bakmaktan daha farklı uğraşlarım var diyorsunuz ne güzel. Arkadaş çevreniz de zenginleşmiş olsa gerek, farklı fikirler farklı dünyalarla tanışmışsınız. Demek hobiniz ile ilgili performans da sergilediniz, ne mutlu size. Bir emek verip karşılığını almak bu olsa gerek.

    Sürekli gelişme eğilimdeki biz insanın kendini gerçekleştirme yolundaki doğru adımlar bunlar.
    Peki şimdi biraz daha yukardan ve dışarıdan bakalım kendimize.

    • Fotoğraf çekerken strese giriyor musunuz?
    • İş hayatındaki baskıyı bu uğraşınızda da hissediyor musunuz?
    • Kadrajımdan çekilin diye kızıyor musunuz?
    • Modeli ya da çevrenizi anlamak, anı yaşamak yerine, rekabete girip yine gergin mi geziyorsunuz? Gezdiğiniz yerlerden çok, iyi kare nasıl yakalarım da diğer fotoğrafçılardan sıyrılırım mı aklınızı kurcalıyor?
    • Hep kaçmak istediğiniz mükemmeliyetçiliğiniz yüzünden mide ağrılarınız yine mi başladı?
    • Yoksa eğlenemiyor musunuz artık fotoğraf çekerken?
    • Ruhunuzu beslemek için çıktığınız bu yolda, ruhunuz mu tükenmeye başlıyor yoksa?

    Eski davranış kalıplarımız bu sefer de hobimizi ele geçiriyor sanki. Zevk verecek ve stresten uzaklaştıracak bir uğraşı olacaktı hâlbuki bu…

    O vakit… Konunun başına tekrar döndükten sonra, zor olsa da sorumluluğu ele almalı ve suçu iş hayatımızın ve stres yaratan diğer etmenlerin üstünden biraz hafifletmeli sanki ne dersiniz?

    Bu da başka bir yazının konusu olsun.

  • Arı alerjisi

    Arı alerjisi nedir?
    Arı sokmasıyla arı venomuna karşı vücudun aşırı reaksiyon vermesine denir. Bazen alerjik şok gibi ölümle sonuçlanabilen sonuçlara neden olabilir.

    Arı alerjisi nasıl gelişir?
    Arıların zehirleri yani venomları alerjiye neden olmaktadır. Yaban arıları türleri arasında çapraz reaksiyona neden olabilecek alerjenler vardır. Arıların zehirlerine karşı alerji gelişen kişilerde arı sokması ile arı alerjileri belirtileri gelişmektedir. Tip 1 alerjik reaksiyon gelişmektedir.

    Arı alerjisi belirtileri nelerdir?
    Arı soktuktan sonra 24-48 saat içinde belirtiler giderek artar. 7 gün devam edebilir. Bazen 72 saat sonra belirtiler ortaya çıkabilir.

    Arının soktuğu yerde hafif kızarıklık şişlik ve ağrı görülebildiği gibi bazen büyük şişlikler, yorgunluk, kusma gibi belirtilere neden olabilir. Arı sokmasından sonra fazla şişme görülmesi hayatı tehtit eden ciddi şokla giden alerjik reaksiyonların (Anaflaksi) görülmeyeceğinin göstergesidir. Bu kişilerde anaflaksi gelişme sıklığı %3-5 oranındadır.

    Arı sokmasından hemen sonra görülen reaksiyonlarda; sokulan yerde hafif şişlik olabilir veya çok fazla olabilir. Toksik reaksiyonlar ve ciddi alerjik şok gelişebilir.

    Arı sokmasından günler veya aylar sonra nadir olsa da serum hastalığı, Gullen-Barre sendromu, glomerulonefrit, miyokardit ve vaskülit görülebilmektedir.

    Arının soktuğu yerde şişlik olması en sık görülen belirtidir. Ancak bu şişlik alerji nedeniyle olmaz. Venoma bağlı reaksiyondur.

    Bazen arı sokması sonrası 8-10 cm çapından daha büyük olabilir. Arı sokması sonrası kişilerin sadece yüz kişinin üçünde olur. Şişlik boyutu 48 saate kadar artabilir. Düzelmesi ise 10 günü bulabilir. Bazen tüm kolu veya bacakta şişlik olabilir. Reaksiyon ağır ise bitkinlik ve bulantı görülebilir.

    Serum Hastalığı nedir?
    Bazen immünolojik olarak serum hastalığı denen hastalık görülür. Bu hastalıkta arı sokmasından 7 gün sonra eklem ağrısı ve kurdeşen dediğimiz cildin kaşıntılı allerjik hastalığı görülür. Serum hastalığı geçirenlere de aşı yapılmalıdır.

    Toksik reaksiyon
    Aynı anda elliden fazla arı sokarsa gelişir. Birçok arının zehiri birden vücuda girmesi sonucu arı zehiri içinde bulunan maddelere bağlı baş ağrısı, bulantı, kusma, ateş, havale, tansiyon düşmesi, kalp I yetmezliği, şok ve ölüm görülebilir. Bu toksik reaksiyonun alerjiyle alakası yoktur. Toksik reaksiyon sonrası alerji de gelişebilir. Bu nedenle toksik reaksiyon gelişen kişilere arılara karşı deri testi I yapılmalıdır. Deri testi pozitifse daha sonraki arı sokmalarında alerjik şok gelişme riski vardır.

    Ciddi reaksiyonlar
    Arı sokması sonrası gelişen ciddi reaksiyonlar Tip 1 alerjiye bağlı gelişen reaksiyonlardır.
    Tip 1 alerjik reaksiyon olarak kaşıntı kızarıklık, kurdeşen ve anjioödem gelişebilir. Arının soktuğu yer dışında bir yerde kaşıntı, kızarıklık, kurdeşen ve anjioödem gelişmişse alerjik şokun habercisi bir bulgu olarak düşünülebilir. Bu nedenle kaşıntı, kızarıklık ve kurdeşen gelişen kişilerde daha sonraki arı sokmasında alerjik şok riski vardır.

    Arı sokmasına bağlı alerjik şok genelde ilk 30 dakika içinde bazen 1 saat içinde olur. Çok nadiren 72 saat e kadar gecikebilir.
    Alerjik şok gelişen çocuklara acil tedavi yapılmalıdır. İlk vrilemsi gereken ilaç epinefrindir. Alerjik şok teşhisi ve tedavisi için alerjik şok bölümünü okuyabilirsiniz.

    Aşağıdaki videoda Uzm.Dr. Anıl Yeşildal, anne sütünü arttırmak için yapılması gerekenleri anlatıyor.

    Arı alerjisinin teşhisi nasıl konulur?
    Öncelikle arı sokması olup olmadığı sorgulanmalıdır. Arı soktuğu öğrenilmişse arının türü öğrenilmeldiir. Sokulan yerde iğne varsa bu bal arısıdır. Arı resimleri de arının türünün belirlenmesinde yardımcı olabilir. Arı sokmasında en önemli nokta gelişen reaksiyonun boyutunun saptanmasıyla başlar. Reaksiyonlar alerjiyi düşündürüp düşündürmediği değerlendirilmelidir. Sadece arı sokulan bölgede şişlik mi var, yoksa kaşıntılı kızarıklığın olduğu kurdeşen mi var, arının soktuğu yer dışında da kaşıntılı kızarıklık var mı?, tansiyon düşüklüğü, nabız artması, halsizlik, bulantı, karın ağrısı, nefes sıkışıklığı gibi bulgular sorgulanır. Reaksiyonun boyutu 8-10 cm den büyük olup olmadığına bakılır.

    Hangi durummlarda çocuk alerji uzmanı görmelidir?
    Eğer 8-10 cm de büyük şişlik gelişmişse, ellliden fazla arı sokmuşsa, nefes sıkışıklığı, tansiyon düşüklüğü gelişmişse, kurdeşen gelişmişse çocuk alerji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

    Arı alerjisi testi nasıl yapılır?
    Kandan arı venomuna alerji ve ciltten alerji testi yapılması önerilir. Deri testi deri prick ve intradermal olarak uygulanmaktadır.

    Arı sokmasında bilinmesi gerekenler nelerdir?
    Arı somasına bağlı alerjik şok gelişen çocukların yanında epinefrin bulunmalıdır. Aileye ve çocuğa epinefrin oto-enjektörünün nasıl kullanacağı konusunda eğitim verilmelidir. Ayrıca arı alerjisi olan kişilerin arı alerjisi olduğunu gösteren kolye takması veya bilezik takması önemlidir. Arı alerjisi gelişen kişilerin ACE inhibitörü gibi tansiyon ilaçları, anjiotensin II resöptör blokeri, MAO inhiibitörleri ve trisiklik antidepresan kullanımından kaçınılmalıdır. Çünkü bu ilaçlar alerjik şok tedavisinde kullanılan ilaçların etki etmesini engellemektedir.

    Arı sokmasına bağlı gelişen reaksiyon venom alerjisi olarak düşünülmüşse kandan ve deriden arı venom alerji testi yapılmalıdır. Yapılan test sonucuna gore hangi arıya alerji varsa o arıya karşı aşı tedavisi dediğimiz immunoterapi yapılmalıdır.

    Daha once alerjik şok gelişmeyen kişilerin arı venomuna karşı deri testi pozitifse bir sonraki arı sokmasında %10’a varan oranlarda alerjik şok riski vardır.

    Alerjik şok gelişmiş kişilerde yapılan alerji testi pozitifse bu kişilerde alerjik şok gelişme riski %40-70’dir.

    Arı sokması nasıl tedavi edilir?
    Arı sokmasından hemen sonra görülen şişlik için soğuk kompres yapılmalıdır. Ağrı kesici verilebilir. Bir kaç saat içinde düzelir.

    Şişlik çok büyükse soğuk kompres, ekstremitelerin yüksekte tutulması, ağrı kesici ilaçlar, ağızda antihistamminikler ve bazen kortikosteroidler kullanılır. Böyle çok geniş şişlik olan kişilerde daha sonar tekrar arı sokarsa alerjik şok gelişme riski %5-10’dur. Böyle çok geniş şişlik olmuşsa mutlaka bir çocuk alerji uzmanı çocuğu değerlendirmelidir.

    Kaşıntı, kızarıklık, kurdeşen ve anjioödem gelişmişse ve sadece deri bulguları varsa ve tansiyon nabız değişikliği yoksa antihistaminikler ve gerekli durumlarda kortikosteroidler verilebilir. Bu şekilde reaksiyon gelişen çocukların daha sonra tekrar arı sokmasıyla alerjik şok gelişebileceği için çocuğun yanında adrenalin oto-enjektörü bulunmasında fayda vardır.

    Alerjik şok belirtileri gelişirse hemen epinefrin oto-enjektörü kullanılmalıdır. Bunun için alerjik şok bölümünde epinefrin otoenjektör kullanımı yazımızı okumalısınız ve videomuzu mutlaka izlemelisiniz.

    Arı iğnesi deride kalmışsa sıkılmadan çıkarılmalıdır. Sokulan yere soğuk kompres uygulanmalıdır. Sokulan yer kol veya bacaksa sokulan yerin vücuda yakın olan kısmına turnike uygulanmalıdır. Daha önce alerjik şok gelişmişse ve arı sokmuşsa alerjik şok belirtileri gelişmeden epinefrin yapılmalı ve en yakın hastaneye gitmek için ambulans çağrılmalıdır. Epinefrin oto-enjektörü bulundurmak mümkün olmamışsa adrenalin ampul 1 mg ve enjektör her zaman bulundurulmalı ve hangi dozda kullanılacağı konusunda eğitim verilmelidir. Alerjik şok belirtileri ilk epinefrine rağmen devam ediyorsa 5-10 dakika sonra ikincisi yapılabilir.

    Alerjik şok gelişince daha sonra tekrarlar mı?
    24 saat içinde tekrarlayabilir. Bu nedenle gözlem altında tutulur.

    Arı Sokmasında Aşı Tedavisi
    Venoma karşı aşı tedavisi aşının en etkili sonuç verdiği alandır. Kanda arılara karşı alerji varsa ve deri testinde arı alerjisi pozitif çıkarsa ve alerjik şok daha önce gelişmişse aşı tedavisi yapılmalıdır. Hafif alerji gelişen çocuklara aşı tedavisi önerilmez. 16 yaşından büyüklerde arının soktuğu yerde ciddi şişlik veya arının soktuğu yerden başka yerlerde de şişme olursa yapılmalıdır.

    Aşı etkili midir?
    Arı alerjisine karşı yapılan aşının etkinliği çok fazladır. %75-100 oranında etkilidir.

    Aşı tedavisi ne kadar sürer?
    Yaklaşık 5 yıl devam edilir. İlk 4 ay haftada bir daha sonra ayda bir yapılır.

    Arı sokmasından nasıl korunurum?
    Arı ile karşılaşmayı azaltacak önlemler alınmalıdır. Bahçe işlerinden mümkün olduğu kadar uzak durulmalıdır. Arı olma ihtimali olan bölgelerde uzun kollu kıyafetler giyilmeli ve kısa pantolonlar giyilmemelidir. Parlak, açık renkli, çiçekli giysilerden kaçınılmalıdır. Beyaz, yeşil ve kahverengi renkler arıları daha az çeker.

    Açıkta çöp, gıda, şekerli gıda ve içecekler bulundurulmamalıdır.

    Çok sulu meyvalar, çöp kutuları ve yığınları yaban arılarını çeker. Tatlılar, salam, sosis gibi soğuk etler, bira ve diğer besinler yaban arılarını çeker. Açıkta meşrubat içine yaban arıları girer. Piknikte dikkatl olunmalıdır.

    Parfümler, kokulu deodarantlar, losyonlar, saç kremleri ve güneş kremleri kullanımı arıları çeker. Kaçınılmalıdır.

    Terlemek de yaban arıları ve bal arılarını çekebilir. Bu nedenle açık aanlarda çok terlemeye neden olan sporlar yapılmaması faydalıdır. Arı bireye yaklaşınca ani hareketten kaçınılmalı sakin olunmalsı da önemlidir.

  • Algıların Takım Çalışması

    Algıların Takım Çalışması

    Bu yazı profesyonel olsun olmasın tüm fotoğraf merakı olanlara, yakın model ile çalışmayı sevenlere, insanın olduğu her yerde ben de varım makinemle diyenlere, “amcam/teyzem harika, şimdi buraya bir bakar mısın, evet çok iyi, bir kare daha”… diye hayatının bir anında çekim yapmış okuyucuya gelsin…

    Biz insanoğlu, hayvanlardan ve bitkilerden farklıyız. Bizler düşünür, hisseder ve bunları sözel olarak ifade edebiliriz. Davranışlarımızla kendimizi anlatırız. Zekâmızla medeniyetler kurarız ve yine aynı zekamızla yıkarız. Çalışırız, para kazanırız, severiz, aldatırız ya da aldanırız, vidan azabı duyarız, sonra yine severiz. Dolayısıyla biz diğer tüm canlılardan ayrıyız.

    Ey okuyucu, senden bir tane daha sen var mı?

    Belki ikizin vardır, belki de sana çok benzeyen birisi.

    • Ama ses tonu ile ismi ile cismi ile davranışları ile ya da hayatı ile senin birebir aynın biri daha var mı?
    • Yok, değil mi?

    Bu dünyada bir tane daha sen yok. Dolayısıyla en değerli elmastan bile daha değerlisin okuyucu, tıpkı fotoğrafını çektiğin veya günün birinde çekeceğin modelin gibi.

    Tıpkı konuna, kadrajına model olan bir diğer insanoğlu gibi…diğer her insan gibi… Dolayısıyla çekim sırasında o değeri hissettirdiğinde, inan karşıdaki amca, çocuk, teyze, kadın da ister doğal, ister yönlendirilmiş, birbirinden muhteşem pozlar verecektir. Çünkü fotoğraf çekimi, özellikle içinde yakın plan insan olan, bir takım çalışmasıdır. Takım çalışmasında da algıların, amaçların, beklentilerin (maddi olmak zorunda değil), düşüncelerin aynı olmasa bile benzer pencerelerden bakabilmesi gerekmektedir. Böylece sonuç da iki tarafı da memnun eder.

    Sadece komutlardan oluşan bir çekim süreci belki birkaç dakikada ortalama üstü birkaç poz verebilir fotoğrafçıya ancak, izleyenlere “işte bu ne güzel yakalamış, model ne içten bakıyor ya da burada bir duygu, yaşam var” dedirtebilir mi? “Neden olmasın.” diyenler var sanki. Her şeyi geçelim; diyelim ki muazzam kadrajlı, ışıklı bir kare çekildi. Çok başarılı işlendi. E peki ya model. O ne düşünmüş olabilir acaba… “Bir merhaba bile yok! Şuna bak.. Geldi, fotoğraf çekti ve gitti. Sanki hayvanat bahçesinde bir maymun var burada!” yoksa,

    • “Ne iyi etti beni sallamadan, soruma cevap vermeden, he teyze dedi çıktı gitti” mi?

    Halbuki inanın modelinizle ettiğiniz sohbet belki içtiğiniz çay, onun yaşadığı mekanı paylaşmanız en azından gülümsemeniz önce sahip olduğunuz değeri karşıdakine de hissettirir, ardından o kendi değerini hisseder ve bunun neticesinde de elimize birbirinden güzel fotoğraflar ve tabi ki en önemlisi hoş anılar geçer. Ve aslında her şey bir merhaba kadar yakın ve basittir.

    Ne diyorduk…Evet..Değerli olmandan bahsediyorduk okuyucu… bu değerlilik, bu biricik olma, sana büyük bir sorumluluk getiriyor. Yaptıklarından sen sorumlusun, başkası değil. Biliyorum bu büyük bir sorumluluk. Ama üzgünüm kimse seni zorla sinirlendirmiyor, sen sinirleniyorsun. Kimse o tercihi yapman, o yolu seçmen için seni zorlamıyor. İleride hangi tercihi yapacağını bilen bir güç olsa da, onu sen seçiyorsun, tıpkı modelinin tercih hakkı olduğu gibi. Çünkü senin bir nefsin var, çünkü bir iraden var ve çünkü sen insansın; yaptıklarından sen sorumlusun, tıpkı bizler gibi.
    İçinde bulunduğumuz durum ve şartlar yeri geldiğinde şekillendirse de bizleri halen daha etkimiz var hayatımıza. Ve bu etki bazen bir merhaba kadar kolay başlar…

  • Çocuklarda lokal aneztezik madde alerjisi

    Lokal aneztezik maddeler diş çekiminde veya cerrahi müdahalelerde ağrıyı gidermek için kullanılmaktadır. Genellikle güvenlidir. Ester ve amid grubu olmak üzere 2 gruptur.
    Ester grubunda kokain, pocaine, tetracaine, benzocaine ve chloroprocaine lokal aneztezik maddeleri bulunmakatdır. Ester grubu lokal anestezikler amid grubuna göre daha fazla alerji yapmakatadırlar.

    Amid grubu en sık kullanılan lokal anestezik maddelerdir. Lidokain, mepivacaine, articaine, etitocaine, prilocaine, bupivacaine ve dibucaine amid grubu lokal anestezik maddelerdir. Bazı lokal anestezik maddelerin isimleri şöyledir;
    -Articain
    -Bupivacaine
    -Lidokain
    -Mepivakain
    -Prilokain
    Lokal anestezik madde reaksiyonları sıklığı
    Lokal anestezik maddeleri uygulananların %2-3’ünde reaksiyon görülmektedir. Reaksiyon sıklıkla bayılma şeklindedir. Lokal anestezik maddelere karşı gerçek alerjik reaksiyon sıklığı bilinmez fakat oldukça nadirdir. Lokal anesteziye bağlı reaksiyonların %1’inden daha azı gerçek alerjidir.
    Lokal anestezik madde reaksiyonlarının belirtileri
    Lokal anestezik maddelerle ilişkili olmayan reaksiyonlar görülebilir. Bu reaksiyonlar;
    Sık sık nefes alma, bayılma gibi psikomotor reaksiyonlar görülebilir. Bu reaksiyonlar ilacın kendisiyle ilgili olmayıp psikolojiktir.
    Ayrıca normal kişilerin kalpte ritmini, sinir sistemini etkileyebilir. Aşırı doz yüklemesi diş doktorlarının pratiğinde çok fazla değildir. Çok nadiren aşırı doz ölümle sonuçlanabilir. Sinir sistemi lokal anestezik maddelerin toksik etkilerine çok duyarlıdır.
    Lokal anestezik maddelerin kendisine bağlı değilde içinde ilave olarak bulunan epinefrin, sülfit, parapen, antibiotikler ve analjezik maddelere de reaksiyon oluşturabilir.
    Ürtiker, anjioödem ve alerjik şok gibi Tip 1 alerjik reaksiyonlar çok nadirdir. Temasa bağlı ürtiker de nadirdir.
    Lokal anestzeik maddlerin uygulanmasından 2-3 gün sonra gelişen reaksiyonlar (gecikmiş tipte alerjik reaksiyonlar) daha çok ester grubundakilerde görülür. Amid grubundakilerden lidokain, prilokaine karşı da görülebilir. Bu tip reaksiyonlar genellikle uygulama bölgesinde egzama yapar fakat yaygın olarak da görülebilir.
    Lokal anestezik kremlerin uzun süre uygulanmasıyla kılcal damarlarda kanamayla giden kızarıklıkalar (peteşi) görülebilir.

    Lokal anestezik madde alerjisinin oluşumu ve gelişimi
    Genellikle çok hızlı ve yüksek dozlarda uygulama ile olur. Tip 1 Alerjik reaksiyonlar oldukça nadirdir. Amid grubu lokal anestezik arasında çapraz reaksiyon görülmezken ester gruplarında görülebilir.
    Lokal anestezk maddelerdeki parapen ve sülfitler gibi koruyucu maddelerin rolü tartışmalıdır. Ester ve amid grubuyla oluşan temas dermatiti Tip 4 immünolojik reaksiyonlardır.
    Lokal anestezik madde alerjilerinde tedavi
    Çapraz reaksiyonların ester grubunda görülebildiği unutulmamalıdır.
    Lokal anestezik madde alerjisi teşhisi
    Lokal anestezik maddelere alerji teşhisi için öncelikle detaylı hikaye alınmalıdır. Detaylı hikaye alındıktan sonra lokal anestezik madde kullanımı sonrası alerji şüphesi olan çocuklara lokal anestezik maddelere karşı alerji testi yapılır. Alerji testi sonucuna göre ve çocuğun daha önceki gelişen reaksiyon bulgularına göre teşhis konur.
    Lokal anestezik madde reaksiyonları için risk faktörleri
    Lokal anestezik maddelerin uzun süre cilde sürülmesi kontakt dermatite neden olması için risk faktörüdür.
    Lokal anestezik madde testi
    Adrenalin içermeyen lokal anestezik maddelerle test yapılmalıdır. Öncelikle sulandırmadan prick test yapılmalıdır. Daha sonra farklı konsatrasyonlarda cilt içine test yapılır.
    Yama testi temasa bağlı gelişen reaksiyonlarda uygulanmaktadır. Standart ticari yama testleri vardır.
    Diş doktoru yanında dişe uygulama sırasında reaksiyon gelişmişse çeşitli diş ürünlerine de alerji gelişmiş olabilir.
    Uygulanan test 20 dakika sonra, 48 ve 72 saat sonra değerlendirilmelidir.
    Kanda lokal anestezik maddelere karşı spesifik IgE ticari olarak olmadığından bakılamamaktadır.
    Yükleme testiadrenalin içeren lokal anestezik maddelerle yapılmaldır. Test sulandırmadan 1 ml subkutan olarak yapılmalıdır.
    Alternatif tedavi
    Cilt tetsti negatif çıkarsa ve yükleme testi negatif çıkarsa lokal anestezik madde kullanılabilir. Alternatif anestezik madde kullanılacaksa amid grubunda çapraz reaksiyon görülmediği için alerji görülen lokal anestezik maddeden başka bir amid grubu kullanılabilir.

  • YAZIN RUHUNUZU ve BEDENİNİZİ DİNLENDİRMEK İÇİN 10 ÖNERİ

    YAZIN RUHUNUZU ve BEDENİNİZİ DİNLENDİRMEK İÇİN 10 ÖNERİ

    Yaz aylarının gelmesiyle birlikte sadece doğa hareketlenmeye başlamaz, ısınan hava, uzayan günler, güneşin varlığı insan ruhunu da olumlu yönde etkileyerek enerjide artma, etkinliklere daha kolay motivasyon sağlayabilme, daha pozitif duygular hissetme gibi bir çok etkisi olmaktadır. Tüm bu psikolojik ve davranışsal canlanmanın altında biyokimyasal etmenler olmasının yanında bu etkiler tek başına kuvvetli değildir. Bireysel olarak biraz çabayla yaz aylarını her zamankinden daha verimli, daha keyifli ve daha enerjik geçirebilmek ise elimizde… Teknolojiden uzak, sevdiklerimizle vakit geçirerek, bol bol kitap okuyup, sevdiğimiz aktiviteleri yaparak bir nevi ruh detoksu yapabiliriz.

    İnsan yaşadığı çevreyle, iklim koşullarıyla ve birçok çevresel etkenle birlikte değerlendirilmesi gereken bir varlıktır. Yaşanılan olaylarla birlikte mevsim değişiklikleri de ruh hali üzerinde belirli etkilere sebep olmaktadır. Bahar ve yaz aylarında neşeli ve enerjik olunmasına neden olan hormonların salgılanmasında artışlar meydana gelmektedir. Örneğin mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin salgılanması yaz aylarıyla birlikte artar. Yani bir bakıma doğa kendini yenilerken insan ruhunu da yenilemektedir. Tabii bu yenilenme süreci adaptasyonu da gerektirdiği için özellikle bazı insanlar mevsimsel değişiklikle birlikte biyokimyasında yaşanan değişimlere uyum sağlarken zorlanmalarda yaşamaktadır. Özellikle biyolojik olarak depresyona yatkın bireylerde, duygu durum bozukluğu (bipolar bozukluk) olanlarda bu süreç geçici bahar yorgunluğundan daha sancılı geçebilmektedir. Yaz aylarına girdiğimiz bu günlerde gerek uzayan bahar yorgunluğu yaşamamak adına gerekse ruhumuzdaki canlanmayı en iyi şekilde lehimize çevirebilmek için bizimde yapmamız gereken şeyler var.

    YAZIN RUHUNUZU ve BEDENİNİZİ DİNLENDİRMEK İÇİN

    1-Teknolojiyle Aranıza Mesafe Koyun
    Uzayan günler, sıcak havalar, serin akşamlar insanlarla iç içe olmak için gereken motivasyonu vermeye yeter. Yaz aylarında doğayla temasınızı artırmak kadar insanlarla da temasınızı artırmak ruhunuza iyi gelecektir. İnsanlarla sadece telefonla, internetle ve sosyal medya ile iletişimde olmayı kısıtlayıp; sevdiğiniz, özlediğiniz kişilerle daha çok vakit geçirmeye çaba gösterin. Yaşadığımız çağın bizde yarattığı güncel kalma baskısının kurbanı olmayın. Size keyif ve mutluluk veren insanlarla, sosyal medya aracılığıyla değil; elinizi uzattığınızda temas edebileceğiniz yakınlıkta iletişiminizi sürdürün. Sabah kalkar kalmaz ilk yaptığınız şey telefona ya da sosyal medya hesaplarınıza bakmak olmasın. Beyin davranışları ciddiye alır. İstikrarlı ve kararlı bir şekilde teknolojik araçlarla aranıza mesafe koyduktan bir süre sonra, sosyal medya hesabınıza eskisi kadar bakma ihtiyacı duymadığınızı fark ettiğinizde şaşıracaksınız.

    2-Hayatınızda Harekete Yer Açın
    Gündelik hayatın içine karışmadan önce mümkünse dışarda hafif tempolu yürüyüş ya da yüzme gibi güneşle ve temiz havayla temasınızı artıran düzenli spor etkinliklerinde bulunun. Spor için ayıracak vakit bulamıyorsanız, mümkünse sıcaklığın en yoğun olduğu öğle saatleri haricindeki vakitlerde ulaşımınızı yürüyerek sağlamaya çalışın. Gideceğimiz yere yürüyerek gitmek ya da toplu taşıma araçlarını kullanıyorsanız bir kaç durak önce inerek yürümeye vakit ayırmak gibi basit çabalarla hayatınıza hareket katın.

    3-Yavaşlayın
    Az zamana çok iş yetiştirme, hızlı hızlı yemek yeme, hızlı hızlı yürüme, konuşurken bile hızlı konuşma çağındayız. Hızınızı fark ettiğinizde yavaşlayın; daha sakin konuşmaya, daha yavaş yemek yemeye, daha yavaş yürümeye ve daha yavaş araba kullanmaya çalışın. Gündelik hayatın içindeyken mümkün olduğu kadar o anda kalmaya çalışın. Beş duyunuzu harekete geçirecek şekilde etrafınızdaki nesnelere, konuştuğunuz kişinin yüzüne, soluduğunuz havaya ve etraftan yayılan kokulara odaklanmaya çalışın. Makul Beyin sürekli düşünür, gerekli gereksiz her şeyi düşünür, beynin çalışma sistemi budur. Düşüncelerinizin içinde kaybolmayın ve etrafınıza odaklanın.

    4-Ertelediğiniz Şeylerin Listesini Yapın
    Liste yaparken temel ve basit şeylerden başlayın. Ertelediğiniz ev temizliğiniz, ödemediğiniz faturanız, ayırıp da dağıtamadığınız kıyafetleriniz, bir türlü alamadığınız minderiniz gibi öncelikle bizzat yaşamınızın içinde var olan, elinizin altında olan ama sürekli ertelediğiniz şeyleri belirleyin ve en kısa sürede sırayla yapmayı hedefleyin. Unutmayın, hayatınızdan memnuniyet bir gün sahip olacaklarınızla ilgili değildir; sahip olduklarınızın tadını çıkarmakla ve hayatınızın kontrolünün siz de olmasıyla ilgilidir. Kendinizi onunla, bununla, şununla kıyaslamayı bırakın. Herkesin hayatını takip etmeyi de bir tarafa bırakın. Sahip olduklarınızın tadını nasıl çıkarabilirsiniz ona bakın.

    5-Uyku Biyoritminizi Düzenleyin
    Güneş ışınlarından en iyi şekilde faydalanmak ve kendinizi canlı hissedebilmeniz için en önemli şeyin uyuma zamanlarınızı düzenlemek olduğunu unutmayın. Uykuya ihtiyaç süresi kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte ortalama 7-9 saatlik kesintisiz uyku idealdir. Yaz aylarında gece erken yatıp, sabah erken saatler de kalkacak şekilde uyku düzeninizi oluşturun.

    6-Gündüz Uykusu Uyumayın
    Gece uykusunu kesintisiz uyuyabilmek ve ihtiyacımız olan kaliteli uykuyu alabilmek için gündüz yapılan şekerleme uykularından özellikle ileri yaş dönemlerinde ya da bazı rahatsızlıklardan dolayı tıbbi olarak önerilmedikçe uzak durun.

    7- Olumlu Mimikleri Artırın
    Yüz ifadeleriniz ve duygularınız birbirine bağlıdır. Sadece mimiklerini yaparak bir duyguyu ortaya koyabilirsiniz. O yüzden mimiklerinize dikkat edin. Beyniniz sırf mimikleriniz öyle söylüyor diye kızgın, üzgün veya mutlu olduğunuzu düşünebilir. Yani kısacası; daha çok gülümseyin ve sert mimiklerinizi fark ettiğinizde yumuşatın.

    8- Sihirli Kelimeleri Daha Çok Kullanın
    Kendimizle veya durumlarla ilgili ifadelerin ya yapıcı ya da yıkıcı olmak üzere iki yönü vardır. Neyi sık tekrarlarsak bu kendimizle ilgili bilinçaltı inançlarımızı etkiler. Kendi kendinize “ben bunu yapamam”, “ben tembelim”, “bunu başaramam” demek yerine; “deneyebilirim”, “başarmaya çalışabilirim”, “yapabilirim” gibi olumlu ve yapıcı ifadeler kullanmaya çalışın. Ayrıca insanlarla etkileşiminizde de mümkün olduğu kadar “lütfen, rica edebilir miyim? günaydın, iyi akşamlar” gibi gündelik hayatın telaşından ya da içsel / dışsal negatif duygulanımdan dolayı kullanmayı unuttuğumuz “sihirli kelimeleri” daha çok kullanmaya çalışın.

    9- İçsel Farkındalığınızı Artırmaya Çalışın
    İnsanların çoğu duygulara dair bir sürü –meli –malı fikirleriyle doludur. Üzgün hissetmemeliyim, mutlu olmalıyım, öfkemi bastırmalıyım gibi… Ayrıca duyguları negatif ve pozitif duygular olarak görme eğilimi neredeyse herkeste mevcuttur. Dolayısıyla herkes pozitif duyguların peşindedir. Üzüntü, kaygı, öfke ve kıskançlık gibi duygularını bastırmak ya da reaktif bir biçimde birilerine ya da bir şeylere boşaltmakla meşguldür. Oysaki içsel farkındalık yolculuğunun en önemli adımı; duygularımızı başka şeylere yönlendirmeye çalışmadan, bastırmadan, başka bir şeye dönüştürmeden bizzat duygunun içinde kalarak ve mevcut duygumuzun bize iletmek istediği mesajları anlamaya çalışarak gerçekleştirebiliriz.

    10- Kendinize Makul Hedefler Koyun
    Sağlıklı bir ruh halinin ve insanın kendinden memnuniyetinin en önemli belirleyicilerinden biri, hayatta anlamlı yaşamanızı sağlayacak amaçlarınızın olmasıdır. İyi haber kalıcı mutluluğun ve kendinden memnuniyetin dev başarılarla, çok paralarla, sınırları aşan ünle alakası tahmininizden çok daha az düzeydedir. Tek yapmanız gereken kendinize makul, ulaşılabilir ve gerçekçi hedefler belirleyip; o yolda çaba sarf etmektir.

    Seliyha Dolaşır
    Uzman Psikolog
    Us Psikiyatri Enstitüsü

  • Çocuklarda egzama

    Egzama (Atopik Dermatit)
    Çocuklarda en sık görülen, uzun süre devem edebilen, tekrarlamalar gösteren alerjik deri hastalığıdır.

    Egzama Görülme Sıklığı
    Çocuklarda görülme sıklığı 15-20 arasında iken yetişkinlerde %1-3 arasındadır. İstanbul’da yapılan çalışmada egzama sıklığı 13-14 yaş grubunda %2.8 iken 6-7 yaş grubunda %6.5 bulunmuştur.

    Egzama Belirtileri
    Bebeklerde egzama diğer adıyla atopik dermatitin ilk belirtisi yanaklarda olan kızarıklıklardır. Aileler genellikle öpmeyle olduğunu düşünürler. Bazı zamanlar azalır bazı zamanlar ise çok belirginleşir. Aslında alerjik yürüyüşe başlandığının ilk belirtisidir. Bebeğin büyümesiyle boyun altlarında, kol ve bacakların dış yüzeylerinde kızarıklık olmaya başlar. Bebek daha da büyümeye başlayınca artık kızarıklıklar eklem yerlerinde olmaya başlar. Bebeğin cildi kurudur. Kaşıntı ve huzursuzluk olur.

    Egzama Teşhisi
    Bebeklerde yüzde kızarıklık, boyunda veya kulak arkasında kızarıklık veya eklem yerlerinde kaşıntılı, kızarıklık olması halinde egzamadan şüphelenmek gerekir. Bu belirtilerin görüldüğü bebek veya çocukların anne veya babalarında veya akrabalarında alerjik hastalıklar varsa egzamadan şüphe daha da artmaktadır. Egzama belirtileri olan bebeklerin veya çocukların muayenesi yapılır. Kızarıklığın egzamaya uygun olup olmadığı değerlendirilir. Egzamanın belirtileri varsa, aileden alınan bilgiler ve bebeğin muayenesi sonucunda egzama düşünülüyorsa nedene yönelik testler yapılmalıdır.

    Genelde bebek doğduktan sonra 3 ay içinde belirtiler olduğu için aileler testin yapılamayacağını düşünür. Ama işin aslı öyle değildir. Alerji testleri doğumdan itibaren kandan ve ciltten her yaşta yapılabilir.

    * Egzama teşhisinde alerji testleri
    Çocuklarda egzama için alerji testi doğumdan itibaren yapılabilmektedir. Kandan ve ciltten alerji testleri yapılır. Kandan alerji testi cilt testine göre daha pahalı ve daha az duyarlı olduğu için genellikle deriden alerji testi yapılmaktadır.

    Testler bebeklerde sırttan yapılırken büyük çocuklarda daha sık koldan yapılmaktadır. Alerjenler damlatılır ve alerjenlerin cildin içine nüfus etmesi sağlanır.
    Çocuklarda alerji testini çocuk alerji uzmanları veya çocuk alerji uzmanları gözetiminde yapılması doğru teşhis ve tedavi için çok önemlidir. Test doğru teknikle yapılmazsa alerji olmasına rağmen yanlış olarak saptanamayabilir veya tam tersine alerji olmadan alerji var denilerek gereksiz yere bebeğin uzun süre diyet yapmasına sebep olup bebeğin büyümesi ve gelişmesine zarar verilebilir.

    Alerji testleri tek başına teşhis koydurmaz. Bu testin doğru değerlendirilmesi, yorumlanması ve çapraz reaksiyonlar konusunda deneyimli olunması gerekir. Test sonucunda alerji saptanmışsa bu alerjinin egzamanın asıl nedeni olup olmadığı da anlaşılmalıdır.
    Alerji testinin doğru teknikle yapılması, yorumlanması, çapraz reaksiyonların değerlendirilmesi, saptanan alerjinin gerçekten egzamanın nedeni olup olmadığının belirlenmesi konularında en deneyimli olanlar ise çocuk alerji uzmanlarıdır.

    Alerji testi nadir de olsa ciddi reaksiyonlara neden olabilir ve bu reaksiyonların tanınması ve müdahale edilebilmesi için bu konuda tecrübeli olan çocuk alerji uzmanının olması ve gerekli tıbbi ekipman ve ilaçların hazır bulundurulması çok önemlidir.
    Alerji testleri doğumdan itibaren kandan ve ciltten her yaşta yapılabilir. Test için açlık veya tokluk önemli değildir. Bazı ilaçların testten 1 hafta önce alınmaması gerekir. Özellikle antihistaminikler ve öksürük şurupları kullanılmamalıdır.

    Egzamanın Tedavisi
    Egzama tedavisinde alerjenlerden ve kimyasallardan korunma, cildi nemlendirme ve cilde uygulanan tedaviler yer almaktadır.

    * Korunma
    Egzama tedavisi için alerji saptanan gıda kesinlikle diyetten çıkarılır. Diline bile sürmesi alerjiye neden olur. Hatta bazen nefes sıkışması, tansiyon düşmesi gibi ciddi alerjik sorunlara neden alabilen alerjik şoka bile neden olabilir. Bu nedenle sıkı diyet önemlidir. Katkı maddesi içeren gıdalar tüketilmemelidir. Çünkü gıda alerjisi olan kişilerde katkı maddelerine karşı alerji 10 kat daha fazla görülmektedir. Bebek anne sütü alıyorsa annenin de diyet yapması gerekir. Çünkü annenin sütünden de alerjik madde geçebilmektedir.
    Egzamalı çocuklarda ev tozlarına alerji çok sık görülmektedir. Bu nedenle ev tozu alerjisinde de önemleler alınmalıdır.

    * Cilt temizliği ve banyo
    Cildin temizliği ve bakımı çok önemlidir. Çünkü egzamalı çocukların cildi kurudur ve bariyeri bozuktur. Cildi zarar vermeyen sabun ve şampuanlar kullanılmalıdır. Haftada 2-3 defa banyo yapılmalıdır. Banyodan çıkarken de vücudun su kaybını önlemek için banyo yağları kullanılmalıdır. Banyo yağları küvetin içine veya durulama suyuna konularak uygulanabilir. Kurulama havluyla nazikçe ve tamponlayarak yapılmalıdır.

    * Cildin nemlendirilmesi
    Egzamalı çocukların cilt bariyerleri bozuk ve ciltleri kuru olduğu için egzama tedavisinde nemlendirici kullanmak çok önemlidir. Gün en az 2 defa nemlendirici kullanılması faydalı olur. Her banyodan sonra ilk 5 dakika içinde hafif nemliyken kullanılması da tavsiye edilir.

    * Egzamalı çocuğun banyosu
    Egzama tedavisi için haftada 2-3 kez banyo önerilir. Ciddi vakalarda buğday veya mısır nişastalı su içinde 10-15 dakika beklemeleri önerilir. Banyoda kullanılan sabun ve şampuan cildi kurutmamalı ve tahriş etmemelidir. Banyo sonunda cildin yağlanmasını sağlayan banyo yağları kullanılması tavsiye edilir. Banyo sonrası 3-5 dakika içinde nemli haldeyken sağlam deriye nemlendirici egzamalı bölgeye doktorunuzun önerdiği merhemler kullanılır. Havluyla tampon yaparak kurulanmalıdır.

    * Egzama tedavisinde egzamayı düzelten merhemler
    -Kortizonlu merhemler
    Kaşıntılı cilt lezyonları için kullanılır. Banyodan sonra uygulanacaksa banyodan hemen sonra ilk 5 dakika içinde uygulanmalıdır. Günde 3 defa uygulanabilir.
    -Pimekrolimus merhem
    Kortizonlu merhemlerden daha az etkilidir. Zararlı etkisi daha azdır ancak henüz 2 yaş altında ruhsatı yoktur.
    -Kaşıntı azaltıcı ilaçlar
    Kortizonlu merhemler kaşıntıya faydalıdır. Antihistaminik ilaçlar da kullanılabilmektedir.

    * PUVA
    Çok deneyimli ekiplerce uygulanabilir. Cilt kanserine yatkınlık yaratabilir.

    * Ultraviyole ışın tedavileri
    Tedaviye cevap vermeyen hastalarda faydalı olabilir. 12 yaş üstünde uygulanabilir. Güneşe hassas olanlara uygulanmamalıdır.

    * Aşı tedavisi (immunoterapi)
    Henüz egzamalı çocuklara aşı uygulanması tavsiye edilmemektedir.

    * İmmunosüpresif tedaviler
    Tedaviye dirençli vakalarda uygulanabilir.

    * Antiseptik tekstil ürünleri (ipek giysiler)
    Nemlendirme ve tedavi edici merhemler sürüldükten sonra ağır egzamalı çocuklara tavsiye edilebilir. Ciltten su kaybını azaltmaktadır. Cildi daha az tahriş eder. Cilde mikrop yerleşmesini azaltır.

    Egzama Nedenleri
    C
    ildin yapısında bulunan yağ miktarında ve içeriğinde değişme olur. Cildin yapısındaki bu değişme sonucunda deriden yoğun su kaybı olur. Su kaybı dirençli kaşıntıya neden olur. Cildin yapısının bozulmasıyla alerjik gıdalar veya çeşitli kimyasal maddeler cilde daha fazla zarar vererek iltihap hücrelerin cilt bölgesine toplanmasına neden olur. Bu olaylar sonucunda da ciltte egzamanın belirtileri ile karşılaşırız.

    Egzama gelişmesinde genetik çok önemlidir. Filaggrin mutasyonu denilen genetik bir bozukluk egzama oluşmasında önemlidir. Bu genetik bozukluk sonucu cildi dış etkenlerden koruyan bariyer özelliğinde bozulma görülmektedir.

    Bebeklerde görülen egzamada en önemli neden gıda alerjisidir. Tedaviye başlanmadan önce nedenin ne olduğu net olarak belirlenmelidir. Aksi taktirde egzamalı çocuklara genellikle nemlendirici ve kortizonlu merhemler verilir. Düzelir gibi olur ama bir türlü düzelmez, tedaviye yanıt vermez. Çünkü altta yatan neden gıda alerjisi olup alerjik gıdaya devam edildikçe hastalık son bulmaz. Bu nedenle kesin sebebin bulunması gerekmektedir.

    Egzamanın Önemi
    Egzaması olan çocuklar ilerde astım ve alerjik nezle açısından %60-70 risk taşırlar. Akciğer hırlama çok sık olur. Özellikle gıda alerjisi saptananlar ve flaggrin mutasyonu olanlarda astım ve alerjik nezle gelişme riski yüksektir. Bu nedenle astım ve alerjik nezle belirtileri yönünden sıkı takip edilmelidir. Egzama, gıda alerjisi astım ve alerjik nezlenin sırasıyla çocukta gelişmesine alerjik yürüyüş diyoruz. Bu nedenlerle egzamayı basite almamalıyız.

    Egzama ile Karışan Hastalıklar
    * Seboreik dermatit dediğimiz yağ bezlerinin iltihabi durumu sıklıkla egzama ile karışır. Bu durum sıklıkla koltuk altlarında ve genital bölgelerde görülmektedir. Saçlı deride görülen seboreik dermatit halk arasında konak olarak bilinir. Konak egzamalı çocukların saçlarında sıklıkla vardır ve tedaviye dirençlidir.
    * Diğer egzamayla karışan durum ise uyuzdur. Uyuz ani başlar, koltukaltlarında ve genital bölgelerde kaşıntı daha fazla olur. Uyuzda genelde yüzde kaşıntı olmaz. Uyuzun tipik döküntüsü deneyimli uzmanlar tarafından tanınabilir.
    * Diğer egzamayla karışan hastalık ise sedef hastalığıdır. Sedefte pullanma ön plandadır.

    Öneriler
    -Egzamalı bebekler yünlü ve sıkı kıyafetler giymemelidir. İpek giysiler şiddetli egzma hastaları için önerilebilir.
    -Nemlendirici kullanmalıdır.
    -Cildi kurutmayan ve tahriş etmeyen uygun sabunlar kullanılmalıdır.
    -Bunun dışında kımızı ve kaşıntılı deri döküntülerine doktorunuzun uygun gördüğü ilaçlar verilmelidir.
    -Ciltten alerji testi ile alerjik gıda bulunmalıdır. Egzamalı çocukların %70’inde gıda alerjisi vardır. Altta yatan alerji bulunup o alerjenden tam diyet yapmalıdır. Bu çocukların çoğunda süt, yumurta ve çukulata alerjisi çok sıktır. Diline bile sürmesi alerjiye neden olur.
    -Katkı maddesi içeren gıdaları tüketmemeleri gerekir.
    -Annenin tükettiği gıdalar anne sütüyle de geçebilmektedir. Anne sütüyle beslenen bebeklerin anneleri bebeğin alerji olduğu gıdayı tüketmemelidir. Ancak anne sütü alırken annenin diyetinden egzama etkilenmiyorsa anne diyet yapmayabilir.
    -Egzamalı çocuklarda peş peşe hapşırma, burun kaşınması, sık nezle, sık öksürük, sık hırıltı, nefes sıkışmaları gibi belirtileri olduğu taktirde mutlaka alerjik nezle ve astım yönünden incelenmelidir. Çünkü egzamalı çocuklarda astım ve alerjik nezle görülme riski yüksektir.

  • KANSERLE MÜCADELEDE İLK ADIM: PSİKOLOJİK DESTEK

    KANSERLE MÜCADELEDE İLK ADIM: PSİKOLOJİK DESTEK

    1-7 Nisan Kanser Haftası… Kanser hastalığının yaygınlaşması nedeniyle günümüzde birçok kişi kanser ile mücadele ediyor. Hastalığın teşhisi ile birlikte hem ruhen hem de bedenen yaşanacak sorunlar da beraberinde geliyor. Kuşkusuz kanser hastalığında en önemli etkenlerden biri kişinin moralinin yüksek olması… Bu nedenle kanser hastalığının teşhisinin konulduğu andan itibaren tedavi bitimine kadar psikolojik güçlenme ve sosyal destek büyük önem taşıyor. Uzman Psikolog Seliyha Dolaşır, kanser hastalarında psikolojinin önemi ile ilgili bilgi verdi.

    Hasta İlk Evrede İnkar ve Öfke Duygularını Yaşıyor

    Kanser hastalığının psikolojik sağlık üzerine etkisi daha tanı aşamasında başlamaktadır. Kanser teşhisi konmuş her hasta, psikolojik bir travma yaşamaktadır. Ancak bu travmanın yoğunluğu; kişinin tehdit oluşturan durumlarla başa çıkma becerisi ve kanser riskini nasıl algıladığı ile doğru orantılıdır. Başlangıçta yaşanan belirsizlik hem hastada hem de ailesinde ciddi endişeler yaratmaktadır. Kanser teşhisi konulan kişiler genellikle “yaşam tehdidi içeren hastalıklara” uyum sürecinde görülen bir dizi psikolojik evreden geçmektedir. Bu evreler inkar, şok ve öfke aşamalarıdır. Bu evrelerin sağlıklı ve hızlı bir şekilde atlatılarak yerini; hastalıkla savaşma, tedaviye uyum gösterme ve umudun alması çok önemlidir. 

    Kanser Hastalığıyla Mücadele İçin Psikolojik Yıkımın Oluşması Engellenmeli

    Hastalığın varlığı kişinin kendisinde ve yakınlarının hayatında ciddi aksamalara yol açmaktadır. Bedensel bütünlüğün bozulması, sağlığın kaybolması, zorlu ve ağrılı bir tedavi süreci gerektirmesi, ölüm korkusu içermesi gibi etkenlerden dolayı maddi ve manevi birçok kayıplara neden olmaktadır. Tüm bunlar psikolojik bütünlüğü örseleyen durumlardır. Bu nedenle psikolojik yıkımın oluşması engellenerek, hastalığın kabullenilmesi, tedaviye uyumun sağlanması ve her zamankinden çok daha fazla psikolojik iyiliğin sağlanılması, kanser hastalığıyla mücadelede çok önemlidir. 

    Hasta ve Yakınlarında Kanser İle İlgili Yanlış İnanışlar En Aza İndirilmeli

    Medikal tedavi gerekliliklerinin yanı sıra; hasta ve yakınlarında kanser ile ilgili var olan yanlış inanışları en aza indirmek, tedavi başarısını engelleyecek olumsuz yargıları azaltmak, hastaların yaşam kalitesini artırmak, psikolojik iyiliğe katkıda bulunmak, ailelerini ve yakınlarını desteklemek çok önemlidir. 

    Yetersiz Psikolojik Destek Hastada Depresif Belirtilere Yol Açıyor

    Kanser hastalarında tanının konmasıyla birlikte görülen en sık psikolojik tepkiler; düşmanlık, kızgınlık ve öfke gibi duygular da artıştır. Ancak yeterli psikolojik destek alınmadığı koşulda bu belirtiler bir süre sonra kendini depresif belirtilere bırakmaktadır. Depresyon, kanser hastalarında en sık görülen tepki biçimidir. Uykusuzluk, yemeden içmeden kesilme ve ciddi düzeyde içe çekilme ile kendini göstermeye başlar. Bu durum zaten fazla olan hastalığın yükünü daha da arttırmakta ve tedavi sürecine uyumu zorlaştırmaktadır. Ayrıca tedavinin her aşamasında ayrı ayrı ortaya çıkan psikolojik sıkıntıların üzerine eklenmesiyle kişi çok daha yoğun bir travma yoğunluğunun içine girebilmektedir. Bu nedenle hastaların ve yakınlarının kanserin her evresinde (tanı- tedavi- tedavi sonrası- nüks- ilerleme gibi) ruh sağlığı profesyonellerinden yardım alması önemlidir. 
     

    KANSERLE MÜCADELEDE İLK ADIM: PSİKOLOJİK DESTEK

    1-7 Nisan Kanser Haftası… Kanser hastalığının yaygınlaşması nedeniyle günümüzde birçok kişi kanser ile mücadele ediyor. Hastalığın teşhisi ile birlikte hem ruhen hem de bedenen yaşanacak sorunlar da beraberinde geliyor. Kuşkusuz kanser hastalığında en önemli etkenlerden biri kişinin moralinin yüksek olması… Bu nedenle kanser hastalığının teşhisinin konulduğu andan itibaren tedavi bitimine kadar psikolojik güçlenme ve sosyal destek büyük önem taşıyor. Uzman Psikolog Seliyha Dolaşır, kanser hastalarında psikolojinin önemi ile ilgili bilgi verdi.

    Hasta İlk Evrede İnkar ve Öfke Duygularını Yaşıyor

    Kanser hastalığının psikolojik sağlık üzerine etkisi daha tanı aşamasında başlamaktadır. Kanser teşhisi konmuş her hasta, psikolojik bir travma yaşamaktadır. Ancak bu travmanın yoğunluğu; kişinin tehdit oluşturan durumlarla başa çıkma becerisi ve kanser riskini nasıl algıladığı ile doğru orantılıdır. Başlangıçta yaşanan belirsizlik hem hastada hem de ailesinde ciddi endişeler yaratmaktadır. Kanser teşhisi konulan kişiler genellikle “yaşam tehdidi içeren hastalıklara” uyum sürecinde görülen bir dizi psikolojik evreden geçmektedir. Bu evreler inkar, şok ve öfke aşamalarıdır. Bu evrelerin sağlıklı ve hızlı bir şekilde atlatılarak yerini; hastalıkla savaşma, tedaviye uyum gösterme ve umudun alması çok önemlidir. 

    Kanser Hastalığıyla Mücadele İçin Psikolojik Yıkımın Oluşması Engellenmeli

    Hastalığın varlığı kişinin kendisinde ve yakınlarının hayatında ciddi aksamalara yol açmaktadır. Bedensel bütünlüğün bozulması, sağlığın kaybolması, zorlu ve ağrılı bir tedavi süreci gerektirmesi, ölüm korkusu içermesi gibi etkenlerden dolayı maddi ve manevi birçok kayıplara neden olmaktadır. Tüm bunlar psikolojik bütünlüğü örseleyen durumlardır. Bu nedenle psikolojik yıkımın oluşması engellenerek, hastalığın kabullenilmesi, tedaviye uyumun sağlanması ve her zamankinden çok daha fazla psikolojik iyiliğin sağlanılması, kanser hastalığıyla mücadelede çok önemlidir. 

    Hasta ve Yakınlarında Kanser İle İlgili Yanlış İnanışlar En Aza İndirilmeli

    Medikal tedavi gerekliliklerinin yanı sıra; hasta ve yakınlarında kanser ile ilgili var olan yanlış inanışları en aza indirmek, tedavi başarısını engelleyecek olumsuz yargıları azaltmak, hastaların yaşam kalitesini artırmak, psikolojik iyiliğe katkıda bulunmak, ailelerini ve yakınlarını desteklemek çok önemlidir. 

    Yetersiz Psikolojik Destek Hastada Depresif Belirtilere Yol Açıyor

    Kanser hastalarında tanının konmasıyla birlikte görülen en sık psikolojik tepkiler; düşmanlık, kızgınlık ve öfke gibi duygular da artıştır. Ancak yeterli psikolojik destek alınmadığı koşulda bu belirtiler bir süre sonra kendini depresif belirtilere bırakmaktadır. Depresyon, kanser hastalarında en sık görülen tepki biçimidir. Uykusuzluk, yemeden içmeden kesilme ve ciddi düzeyde içe çekilme ile kendini göstermeye başlar. Bu durum zaten fazla olan hastalığın yükünü daha da arttırmakta ve tedavi sürecine uyumu zorlaştırmaktadır. Ayrıca tedavinin her aşamasında ayrı ayrı ortaya çıkan psikolojik sıkıntıların üzerine eklenmesiyle kişi çok daha yoğun bir travma yoğunluğunun içine girebilmektedir. Bu nedenle hastaların ve yakınlarının kanserin her evresinde (tanı- tedavi- tedavi sonrası- nüks- ilerleme gibi) ruh sağlığı profesyonellerinden yardım alması önemlidir. 

  • Alerji testi

    Alerji testi nasıl yapılır?
    Çocuklarda ciltten alerji testleri cilt yüzeyine uygulanır. Can yakıcı veya ağrı verici bir test değildir. 3 aylık çocuğa bile farkında olmadan yapılabilmektedir. Verdiği acı duyusu yok denecek kadar azdır. Test uygulamasından 15 ile 20 dakika sonra değerlendirme yapılabilmektedir.

    Alerji testi yapılmadan kullanmamam gereken ilaçlar var mı?
    Evet var. Antihistaminik içeren öksürük şurupları, antihistaminik gibi bazı ilaçlar testi etkileyebildiği için testten 7 ile 10 gün öncesinde bu tür ilaçları kullanmamak gerekir. Bu nedenle testten önce hangi ilaçları kullanmamanız gerektiğini doktorunuzdan öğrenmeniz gerekir. Açlık veya tokluk önemli değildir.

    Ciltten alerji testi en erken hangi yaşta yapılabilir?
    Besin alerjileri için alerji testi 2-3 aylıktan itibaren yapılabilir. Astım ve alerjik nezle nedeniyle ciltten alerji testleri her yaşta yapılabilmekle birlikte 1-2 yaşından sonra yapılması uygun olur.

    Alerji testi kandan mı ciltten mi yapılmalıdır?
    Alerji testleri ciltten yapılması daha güvenilir sonuçlar vermesinden dolayı ciltten yapılması tavsiye edilir. Ciltten yapılan alerji testleriyle daha ayrıntılı sonuç elde edilebilmekte ve tedaviye daha doğru yön verilebilmektedir.

    Çocuklara alerji testini hangi doktor yapmalıdır?
    Çocuklarda alerji testi konusunda en deneyimli olan Çocuk Alerjisi uzmanlarıdır. Çünkü çocuklarda alerji testi tekniği yetişkinlerden bazı farklılıklar göstermekte ve test sonucunun ve çapraz reaksiyonların değerlendirilebilmesinde deneyim çok önemlidir. Aksi takdirde yanlış teşhis ve tedaviye neden olabilir. Hatta çocuğun yaşamını tehtid eden ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalınabilir.

    Kandan alerji testi ne zaman yapılmalıdır?
    Ciltten alerji testi yapılamadığı yaygın cilt alerjileri varsa, anti-histaminik denilen alerji ilaçlarının kesilemediği durumlarda tavsiye edilir.

    Alerji testinin tehlikesi var mıdır?
    Alerji uzmanları tarafından veya denetiminde yapılması durumunda ciddi reaksiyon görülme sıklığı yüz bin çocukta ikidir. Ancak deneyimsiz kişiler tarafından ve yanlış teknikle yapılması halinde bin çocuktan beş çocukta ciddi reaksiyonlar görülebilir ve ölümle sonuçlanan bildirimler vardır. Bu sebepten alerji uzmanı tarafından veya denetiminde olmadan alerji testinin çocuklara uygulanması çok yanlıştır.

    Alerji testi neden yapılır?
    Alerjik hastalığın tansında yardımcı olmak, alerjik hastalık gelişme riskini değerlendirmek, alerjik hastalığın tedavisine yön vermek; hangi alerjenlerden korunmamız gerektiğini öğrenmek, aşı tedavisine gerek olup olmadığını ve uygulanacak aşıda hangi alerjenlerin ve hangi dozdan oluşması gerektiği kararını vermek için yapılır. Bu yüzden çocuk alerji uzmanlarınca veya denetiminde yapılması çok önemlidir.

    Alerji testi kimlere yapılmalıdır?
    Alerji belirtileri olan ve devamlı koruyucu tedavi ihtiyacı olan tüm kişilere yaşa bakmaksızın iki aylıktan itibaren alerji testi yapılabilir. Bir aydan daha uzun süre hırlayan, 2 defadan fazla hırlama atağı geçiren bebeklere, astım, alerjik nezle, egzama, besin alerjisi, arı alerjisi, ilaç alerjisi, lateks alerjisi belirtileri olan tüm çocuklarda uygulanabilir.

    İlaç alerjisi testi nasıl yapılır?
    İlaçlara karşı alerji testi için öncelikle test edilecek ilaçlar belirlenir. İlacın konantrasyonu en az riskliden normal doza kadar farklı konsantrasyonlarda hazırlanır. Önce normal cilt alerji testi yapılır ve arkasından cilt içine 20 dakika aralarla alerji testi uygulanır. Alerji testi bittikten sonra eğer alerji saptanmamışsa ilaç uygulanır ve reaksiyon verip vermediği test edilir. Bu testin sonucuna göre karar verilir. Test süresi yaklaşık 2 ile 3 saat arasında sürmektedir.

    Besin alerjisi testi nasıl yapılır?
    Ciltten alerji testi, kandan alerji testi ve yama testi (patch) olmak üzere farklı yöntemler vardır. Sıklıkla ciltten alerji testi ve kandan alerji testi birlikte kullanılması önerilmektedir. Alerji testlerinin tek başına tanı koydurucu özelliği yoktur. Alerji testlerinde alerji saptanmaması alerji olmadığını kanıtlamaz. Çünkü alerjinin farklı tipleri olmasından dolayı alerji testleri ile alerji çıkmamasına rağmen farklı mekanizmalarla oluşan alerjiler olabilir.

    Yama testi (Patch testi) nasıl yapılır?
    Yama testi (Patch test), temasa bağlı alerjik cilt reaksiyonları teşhisinde kullanılan test yöntemidir. Sırt bölgesine uygulanır ve 48 saat sırtta kalır. 48 saat sonunda ve 72. Saat sonunda test değerlendirilir. Bu testin alerji uzmanlarınca yapılması büyük önem taşımaktadır. Can yakıcı bir test değildir.

  • YENİ YILA GİRERKEN 10 ADIMDA ZİHİNSEL DETOKS

    YENİ YILA GİRERKEN 10 ADIMDA ZİHİNSEL DETOKS

    Yeni bir yıla girmemize sayılı günler kala, çoğu insan kendi kendine geçmiş yılın değerlendirmesini yaparken bir yandan da yeni yılla ile ilgili yeni kararlar alır. Yeni bir yıla girerken düşünce hatalarımızı tespit etmek ve onları geride bırakmaya çalışmak, bir anlamda zihinsel anlamda detoks yapmak mümkün.Uzman Psikolog Seliyha Dolaşır yeni yılda ruhumuzu yenilemek için tüyolar verdi.

    1-FİLTRELEME
    Resmin tümünü görmek yerine olaylarda sadece olumsuzlara odaklanıp olumluları dışlamayı bırakın. Canınızı sıkan bir şey yaşadığınızda tıpkı adil bir yargıç gibi olayı olumlu- olumsuz bütünüyle görmeye çalışın.

    2-YA HEP YA HİÇ
    Olayları ve kişileri “ya iyi ya kötüdür” “ya siyahtır ya beyazdır” gibi kutupsallaştırmayın.

    3-AŞIRI GENELLEME
    Tek bir olumsuz kanıttan tüme genelleme yapmayın ya da kendinizden beklentinizi tek bir olumsuz kanıtla oluşturmayın. “Bir kez bir şey yolunda gitmezse hep aksilik olacaktır” gibi aşırı genelleyici düşünceleri bir tarafa bırakın.

    4-AKIL OKUMA
    Başkalarının aklını okumaktan vazgeçin. Özellikle başkalarının size karşı ne hissettiklerini, ne düşündüklerini kesin olarak bildiğinize inanıyorsanız; akıl okuyorsunuz demektir. Konu başkalarının düşünce ve duyguları olduğunda mutlaka hata payı vardır unutmayın.

    5-FELAKETLEŞTİRME
    Gelecekle ilgili devamlı olumsuz tahminler yapıyorsanız, sürekli felaketi bekliyorsanız ya da “ya şöyle olursa” diye felaket senaryoları yazıyorsanız, olayları değerlendirirken abartılı yorumlara gidiyorsunuz demektir. Geçmişte de olmasından korktuğunuz ama bir sekilde hiç gerçekleşmemiş ya da gerçekleşse bile baş edebildiğiniz olayları aklınıza getirin. Böylece kötü senaryoların sizi korkutmasına izin vermeyin. Unutmayın, hayatta bazı olaylar için baştan önlem alamayız. Önce gerçekleşmesi gerekir.

    6-KİŞİSELLEŞTİRME
    Farklı nedenleri dikkate almadan insanların sözel ya da sözsüz davranışlarının nedenini kendinize yükleyerek, olayları kişiselleştirmeyin.

    7-DUYGULARA GÖRE MANTIK YÜRÜTME
    Duygularınızın gerçeği aksettirdiği doğru değildir. Baş edemeyeceğinize inanıyor olabilirsiniz ama bu baş edemeyeceğinizi göstermez.

    8- -MELİ/-MALI
    Kendiniz ve diğerleri için geliştirdiğiniz “meli ve malı” ile biten kurallardan vazgeçmeye çalışın.“Böyle olmamalıyım” yerine ”böyle olmak istemiyorum” diye düşünmeye çalışmak, değişimi daha hızlandıran bir düşünce şeklidir. Bir olayla ilgili kuralcı düşüncelerinizi farkettiğinizde bunları esnetmeye çalışın.

    9-ETİKETLEME
    Kendinizi ve diğerlerini yargılayıcı ve olumsuz sıfatlarla etiketlemekten vazgeçin.

    10- OLUMLUYU GEÇERSİZ KILMA
    Kendi kendinize olumlu işlerin ya da yaşantıların geçersiz olduğunu söylemekten vazgeçin. Her daim; başarılarınızı “dışsal ve değişebilir” durumlara (yüksek not aldım çünkü sınav kolaydı gibi) ; başarısızlıklarınızı ise “içsel ve değişmez” özelliklere ( zekam yetmediği için zorlanıyorum) bağlıyorsanız olumluyu geçersiz kılıyorsunuz demektir.