Yazar: C8H

  • Besin alerjisi hakkında

    Besin alerjisi, bazı besin maddelerine karşı vücudun gösterdiği istenmeyen bir reaksiyondur. Çocukların yaklaşık % 5’inde görülmektedir.

    Hangi besinler alerjiye yol açar?

    Tüm gıdalar alerjiye yol açabilirse de, en sık nedenler inek sütü, yumurta, balık ve kabuklu deniz ürünleri, soya, buğday, yerfıstığı gibi kabuklu yemişlerdir.

    Besin alerjisi kimlerde görülebilir?

    Her çocukta görülebilir. Ancak, astım, saman nezlesi gibi alerjik hastalıkları olan veya ailesinde bu tarz hastalık öyküleri olan kişiler, gıda alerjisi için daha fazla risk taşırlar. Önceden alerji yapmayan bir gıdaya zaman içinde hassasiyet gelişebilir veya yenilen miktar da alerjiden sorumlu olabilir.

    Besin alerjisi hangi belirtilere yol açar?

    Dudaklarda, ağızda, boğazda aşınma, şişlik, kızarıklık

    Ciltte döküntü

    Bulantı, kusma, ishal

    Aksırık, burun akıntısı görülebilir.

    Nefes tıkanıklığı, bilinç kapanması anafilaksi denilen ciddi alerjik reaksiyonlarda görülür.

    Bebeklik çağında aşırı gaz sancısı, çok ağlama, ishal, huzursuzluk, büyüme geriliğine de yol açabilir

    Besin alerjisi ne kadar sürer?

    Gıda alerjisi 1-2 yıl içinde kaybolabilir veya ömür boyu da sürebilir.

    Gıda alerjisi nasıl önlenebilir?

    Bebeğinizi ilk 6 ay sadece anne sütüyle besleyin. Gerekmedikçe mama veya farklı gıdalar başlamayın.

    Emzirme sırasında anne, alerjen olabilecek gıdalardan kaçınmaya çalışmalı.

    6 ay dolduktan sonra ek gıdaları az az, tek tek başlayın. Her yeni gıda sonrası birkaç gün bekleyerek bir sorun olup olmadığını gözleyin. Ondan sonra yeni bir deneme yapın. Sorun yaşanan gıdalardan bir süre kaçının.

    Besin alerjisine nasıl tanı konur?

    Aslında anne babanın dikkatli gözlemleri çoğu zaman tanı koydurucudur. Doktorunuz da, kan veya cilt testleriyle alerjinin nedenini saptayabilir.

    Besin alerjisi nasıl tedavi edilir?

    Çocuk doktoru, belirtileri yatıştıracak bazı ilaçlar önerecektir. Elbette, en iyi tedavi sorumlu gıdadan uzak durmayla sağlanacaktır. Eğer belli gıdalara alerjisi olan bir çocuğunuz varsa, gıda etiketlerini inceleme konusunda deneyim kazanmanız gerekecektir.

  • Ders Başarısızlığı

    Ders Başarısızlığı

    Ders Başarısızlığı

    Ders başarısızlığı Günümüzde pek öğrencinin sorundur. Kimi hiç çalışmadığı için derslerini başaramaz, kimi çalıştığı halde derslerini başaramaz, kimi de başardığını düşündüğü halde öğretmeni ya da anne babasını mutlu edemez.

    Ders Başarısızlığı

    Ders başarısızlığıyada ders başarısı için ne yapmak gerekir. Nasıl başarılı olunur. Bazı öğrenciler neden sürekli başarısızdır? Bunların sonucun pek çok nedeni vardır. Bir öğrencinin başarılı olabilmesi için herhangi bir ders için örneğin matematik ya da 7. Sınıf tüm dersleri için iyi bir değerlendirme yapması gerekir. Bazen her ders için ayrı bir değerlendirme yapması gerekebilir.

    Bir öğrenci tüm derslerden ve matematik, Türkçe, İngilizce gibi bir dersten başarısız ise ve bu geçmişte de böyle ise öncelikle yapılaması gereken şey IQ testi. Zeka testi yapılarak genel bir zeka sorunu mu var yoksa özel öğrenme güçlüğü mü var onun tespit edilmesi gerekir. Yapılan test sonucunda her hangi bir alanda yetersizlik ortaya çıkmış ise o takdirde çıkan eksikliğe yöneliközel eğitimya da destek eğitim gerekir. Böyle durumlarda öğrenci ne kadar çalışırsa çalışsın başarılı olamıyordur.

    IQ testi sonucu normal bulunmuş ise, dikkat eksikliği, kaygı bozukluğu gibi psikolojik faktörlerin elenmesi gerekir. Öğrencinin konuya dikkatini verememesi, yüksek kaygı, öğretmeni dinlese bile ya da konuyu okusa, çalışsa bile anlamamasına yol açmaktadır ki benim 20 yıllık tecrübemde böyle çok öğrenci ile karşılaştım. Düzenli olarak derse gelmesine ve ders çalışmasına karşın başarılı olamamaktadır.

    Sınav kaygısıders başarısızlığı sonucuna yol açan bir başka faktördür. Öğrenci çok iyi bilmesine karşın bildiklerini kaygı nedeniyle sınavda ortaya koyamamaktadır. Bu durum dapsikoterapiiyi bir yardımcı olabilir. Ayrıca öğretmenlerin de öğrenciyi değerlendirirken yalnızca sınav puanı ile değerlendirmemesi gerekir. Geniş bir değerlendirme skalası performansı düşük öğrenciler için de motivasyon kaynağı olacaktır.

    Tüm bunların dışında da ders başarısızlığı gösteren öğrencilerimiz vardır. Bu grupta ki öğrenciler nasıl çalışacaklarını bilememektedirler. Öğrenci rehber öğretmen ve veli birlikteliği ile stratejik bir çalışma palanı hazırlanarak başarı kolaylıkla arttırılabilir. Bura velilere önemli görevler düşmektedir. Çocuklarını koşulsuz koruyucu, kabullenici ve sevgi dolu yaklaşım onları kazanmada büyük yarar sağlayacaktır.

  • İnek sütü alerjisi hakkında

    Çocukluk çağında en sık görülen gıda alerjisi, inek sütü alerjisidir. İnek sütü proteinlerine karşı, vücut anormal bir reaksiyon vermektedir. Günümüzde bebeklere 1 yaşa kadar inek sütü önerilmiyor. Fakat; bebek inek sütü bazlı mamalar veya emziren annenin kendisinin aldığı süt vasıtasıyla, inek sütüyle temas edip alerjik yakınmalar gösterebilmektedir. Bazen de belirtiler, 1 yaş sonrası süt içmeye başladığında ortaya çıkmaktadır.

    İnek sütü alerjisi genellikle bebeklikte ( özellikle ilk 6 ayda ) başlar, ancak daha büyük çocuklarda da başlayabilmektedir. Süt alerjisiyle karşılaşan çocukların bir kısmı 2-3 yaşında bundan kurtulurken, bir kısmında da ömür boyu devam etmektedir. Ailede alerjik hastalıklar sık görülüyorsa, çocukta da risk artmaktadır.

    İnek sütü alerjisinin belirtileri nelerdir?

    Huysuzluk, aşırı ağlamalar

    Aşırı gaz sancısı

    Kusma

    İshal- kanlı, mukuslu gaita görülebilir

    Kabızlık- bazen süt alerjisi ishal değil kabızlığa da yol açabilir

    Ciltte döküntü, kaşıntı, egzama

    Gözlerde kaşıntı

    Göz altlarında koyu renkli halkalar

    Tekrarlayan hırıltı, öksürük, aksırık,burun akıntısı veya tıkanıklığı

    Sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu, orta kulak iltihabı, sinüzit, bronşit geçirme

    Büyüme geriliği görülebilir.

    Süt alerjisi saptanan bebek için beslenme nasıl olmalı?

    Süt alerjisi saptanan bir bebek için en iyisi anne sütüdür. Ancak annenin süt ve süt ürünlerini beslenme programından çıkarması gerekecektir. Annenin, beslenmesi doktor ve diyetisyenin önerileriyle düzenlenir.

    Mama ile beslenen bebeklerde soya bazlı mamalar denenecek, ancak eğer buna da alerjikse hipoallerjen olarak adlandırılan özel bazı mamalara geçmek gerekecektir.

    Alerjisi devam eden daha büyük çocuklarda, doktorun önerdiği süre boyunca süt ve süt ürünleri diyetten çıkarılır. Sonra uygun zamanlarda, alerjinin kaybolup kaybolmadığına bakılır.

  • Ergenlik  Bunalımı

    Ergenlik Bunalımı

    Ergenlik Bunalımı

    Ergenlik bunalımı: ergenlik dönemi, insan hayatının en karmaşık, ne bunalımlı dönemidir. İnsanın 14-24 yaş aralığını kapsayan bu dönemde ergenler bir çok sorunla karşılaşırlar ve verecekleri bir çok karar gelecek hayatlarını radikal bir şekilde etkileyecektir. Ne var ki bir çok ergen nasıl bir karar vereceği konusunda en ufak bir bilgisi dahi yoktur. Bu nedenle ergenlik bunalımı yaşarlar.

    Ergenlik Bunalımı

    Ergenlik dönemi insan hayatının kavşağıdır.Ergenlerin kendileri, eğitim ve iş hayatları ile ilgili hızlı karar vermesi gereken bir çok konu vardır. Ergen bu dönemde ailesinden ve toplumdan bağımsız ve özgür olmak istemekte, ancak aile ve toplum ergenin bireyselleşmemi için yoğun baskı uygulamaktadır. Ergen birey olmakta, toplumsal olmak arasında bir seçim yapmakta zorlanmaktadır. Bu baskı ve gerginlik ergendeergenlik bunalımıolarak ortaya çıkmaktadır.

    Ergen hayatının 14-25 yaş dönemi özgür, özgün bir kişilik geliştirmesi için en hayati dönemdir. Bu dönemde alacağı kararlar tüm hayatını etkileyecektir. Çünkü özgün olmak diğerlerinden bağımsız ve farklı olmayı gerektirmektedir. Bu da toplumu ve aileyi karşısına almayı onlarla savaşmayı gerektirmektedir. Aile ve toplumla savaş gerginlik oluşturmaktadır. Gerginliğin sonucu ergenlik döneminin bunalımı ile kendisini göstermektedir. Ancak şunu bilmeliyiz ki insan ve toplum hayatında bu tür kriz ve gerginlikler olmadan sağlıklı bir gelişim olması mümkün değildir. Her gelişim, büyüme ve kazanımın bir bedeli vardır. Bireysel ve özgür olanın bedeli de ergenlik dönemi bunalımı dır.

    Eğitim hayatı ergenlik döneminde şekillenmektedir. Hangi okula gideceğimize, hangi mesleğe sahip olacağımıza bu dönemde karar veririz. Gideceğimiz lise bize hangi üniversiteye ya da bölüme gidebileceğimiz konusunda güçlü bir ışık vermektedir. Gideceğimiz üniversite hangi mesleğe ne kadar sahip olabileceğimize, nasıl ve ne kadar kendimizi gerçekleştirebileceğimize yardımcı olacaktır. Buralarda verilen ya da verilemeyen bir kararergenlik bunalımıolarak karşımıza çıkmaktadır.

    Uzun süren çözülemeyen ergenlikdöneminde bunalımolarak karşımıza depresyon, anksiyete, intihar düşüncesi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Uzun süren ergenlik bunalımı sorunu varsa mutla psikoterapi yardımı alması gerekir. Zamanında terapi edilmeyen ergenlik sorunları ileride çözümü çok zor olan bir probleme dönüşebilir.

  • Çocuk felci hastalığı

    Çocuk felci (Poliomyelit), özellikle omurilikteki kasların kasılmasını başlatan sinir hücrelerine zarar veren bir virüsün (Polia virus) yol açtığı bulaşıcı enfeksiyondur.

    Belirtileri
    Genellikle yaz ve sonbahar aylarında küçük yerel salgınlar biçiminde ortaya çıkan çocuk felci, 40°C bulan yüksek ateş, şiddetli baş ağrıları, bulantılar ve sırt ağrılarıyla başlar. 4-5 gün sonra kasları iki yanlı, ama bakışımsız olarak etkileyen gevşek felç yerleşir, 2-3 hafta sonra, bazı kaslar bütünüyle normale döner, bir bölümüyse hiç düzelmez.

    Yayılması

    Virüs, hastaların çıkardığı dışkı yoluyla yayıldığı için, çevre sağlığı koşullarına dikkat edilmeyen çağlarda büyük salgınlara yol açmış, koşullar düzeltilince, daha çok çocukları etkilemeye (adı buradan kaynaklanır) başlamış, çocuklara ağız yolundan yapılan aşı uygulamasının yaygınlaşmasıyla, büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.

    Omuriliğin ön kordonlarının iltihaplanması sonucu felçle neticelenen bir hastalıktır. Tıp dilinde ‘poliomelitis’ denir. Bilhassa yaz ve sonbahar aylarında görülür. Nedeni bir çeşit virüstür. Lağım sularının yiyeceklere bulaşması, sineklerin taşıdığı mikroplar, hastalığa yakalanmış kişinin ağız ve burnundan çıkan damlacıklarla bulaşır. çocuk felcine küçükler yakalanabileceği gibi büyükler de yakalanabilir. Hastalık virüs vücuda yerleştikten sonra 7-21 gün içinde ortaya çıkar. Hastada ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kusma, yorgunluk, boyunda kasılma, ve sırt ağrıları vardır. Hastalığın ilk günlerinde gerekli tedaviye başlanmazsa, özellikle kol ve bacaklarda felç görülür. Hastalığın başlangıcında hastayı diğer kimselerden ayırmak ve yatırmak gerekir. Çocuk felcinden korunmak için “Salk aşısı” veya “Sabin aşısı” yaptırmak gerekir. Bu aşının ilki çocuk 6 aylık olmadan önce, ikincisi ilk aşıdan 2 ay sonra, üçüncüsü, ikinci aşıdan 6 ay sonra yapılır. 5 ve 15 yaşlarında da tekrarlanır. Tedavi için mutlaka doktora başvurmak gerekir.

    Riskli Durumlar

    – Polio aşısının yapılmaması,
    – Polio salgını olan bölgeye yolculuk yapmak,
    – Hamilelik,
    – Çok yaşlı veya bebek olmak,
    – Ağız, burun veya boğazda yaralanma meydana gelmesi (diş tedavisi, bademciklerin alınması)
    – Virüsü aldıktan sonra bağışıklık sistemimizi bozacak anormal bir stres meydana gelmesi (duygusal veya fiziksel)

    Çocuk felci dünya çapında görülen bir hastalıktır. Ancak aşılamaya yeterli özen gösteren ülkelerde nadiren gözlenir. Yaz ve sonbahar aylarında daha sık gözlenir. Kızlarda daha sık gibi görülmekle birlikte felçler erkek çocuklarda daha sık gözlenir. Salgınlar aşılamanın yapılmadığı bölgelerde gözlenir. 1840 ile 1950′li yıllar arasında poliomyelit dünya çapında salgınlara neden olmaktaydı.

    Korunma

    Polio aşısı, yapıldığı insanların hemen hepsini hastalıktan korumaktadır. Koruma oranı %90′ın üzerindedir.

  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu günümüzde pek çok çocuğun yaşadığı bir sorundur. Be bu sorun her geçen gün daha sık görülmektedir. Pek çok aile çocuklarında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu şüphesi ile uzmanlara başvurmaktadır.

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

    Dikkat eksikliği nedir?  

    Dikkatinin  yeterli düzeyde olamaması ya da dikkatini  kontrollü bir şekilde sürdürememesidir.

    DSM 5’e göre  dikkat eksikliği  bulgular şöyle sıralanmıştır:

    1-Çoğu zaman ayrıntılara dikkat etmez ve sürekli hata yapar

    2-Dikkati sürdürmede sıkıntı yaşar

    3-Çoğu zaman dinlemezmiş gibi görünür,

    4-Verilen görevleri yerine getirme de güçlük çeker,

    5-Organizasyon sorunu yaşar,

    6-Yoğun düşünme, zihinsel faaliyet gerektiren işlerden kaçınma veya bu tip işleri yerine getirmede, bu işleri yapmaktan hoşlanmama,

    7-Çoğu zaman etkinlik ya da görev için alınmış eşyalarını kaybetme,

    8-Dikkatin dış uyaranlarla çok kolay dağılması,

    9-Günlük işleri yerine getirmede unutkanlık.

    Hiparaktivite Bozukluğu nedir?

    Aşırı ve kontrol edilmesi güç ve herhangi bir amacı olmayan davranışlardır.

    DSM 5’e göre  Hiperaktivite  bulgular şöyle sıralanmıştır:

    1-Durduğu yerde duramaz; her tarafı oynar,

    2-Uzun süre bir yerde oturamaz,

    3-Sürekli  hareket halindedir, koşar ya da tırmanır,

    4-Sessizce bir şeyle meşgul olmada sıkıntı yaşar,

    5-Motor takılmış gibi veya düz duvara tırmanırcasına hareketlidir

    6-Sürekli ve çok konuşur,

    Dürtüsel Davranışlar

    1-Karşıdaki kişi sorusunu, konuşmasını  bitirmeden cevabı verir,

    2-Beklenmesi gereken bir durum da sıra gerektiren bir işte sıkıntı yaşar.

    3- Sürekli başkalarının sözünü keser, araya girer.

    Nedenleri

    Kesin olarak nedenleri bilinmemekte birlikte, bu bozuklukla birlikteliği güçlü görülen durumlar şunlardır.

    a-Genetik faktörler

    b- DEHB’li kişilerin beyinlerinde bulunan neurotransmitterler maddelerin işlevlerinde bozulma

    c- Annenin gebeliği sürecinde alkol kullanımı, bazı ilaçların kullanımı, doğum sorunları ve gelişim gerilikleri,

    d- Travmalar  arasında gösterilmektedir.

    Görüldüğü üzere dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu semptomları çevremizde pek çok çocuk ve yetişkin insanda gördüğümüz belirtilerdir. Pek çok aile, öğretmen bu sorunlardan şikayetçidir. Tedavisi iki şekilde yapılmaktadır.

    A-ilaç tedavisi: bir çok hekim dikkat eksikliği ve hiperaktive bozukluğu için çeşitli ilaçlar önermektedir. Ancak ailelerin çoğu ilaca karşı gelmekte, ilaç dışı çözümler aramaktadır. Aslında hekimler de tek çare olarak ilaç önermemektedir. Ancak davranış terapisini bozacak bazı davranışların engellenmesi için ilaç önerilmektedir.

    B-Psikoterapi ve eğitim: tüm dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu durumlarında ilaç kullanılsın ya  da kullanılmasın sonuçta kullanılacak yöntem psikoterapi ve eğitimdir. Tedavinin kalıcılığını sağlamak, sosyal ve bireysel uyumu artırmak için psikoterapi ve eğitim önerilmektedir.

    • Bilişsel ve davranışsal psikoterapi
    • Aile,öğretmen, bakıcı, yakın sosyal çevrenin eğitimi
    • Dikkat eksikliğini azaltmak ve ortadan kaldırmak için dikkat geliştirme setleri ve faaliyetlerin artırılması
    • Sosyal uyumun artması için grup terapileri
    • İş uğraş terapileri ve etkinlikleri
    • Sportif faaliyetler, sosyal çalışmalar

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu sorunun ortadan kaldırılması için yalnızca psikoterapi ve eğitimden fayda beklemek biraz zordur. Uygun medikal ilaçlar ile birlikte yapılan terapinin en yüksek kazanç sağlayacağını düşünmekteyiz.

  • Çocuklarda kontrolsüz nefes açıcıları kullanmak zararlı olabilir

    Anneler Babalar Dikkat !!!

    Nefes açıcı havalar artık herkese çok rahat bir şekilde reçete ediliyor. Herkesin evinde ya nebulizatör denilen içine konulan sıvı ilaçları buhar yapan makinalar ya da aerochamber denilen sprey şeklinde olan ilaçlar için kullanılan aparatlar var.

    Çocuğunuza nefes yoluyla ilaç kullanmanız önerildiğinde mutlaka Çocuk Alerji Doktoruna danışın. Çünkü yapılan çalışmalar lüzumsuz yere kullanılan nefes açıcıların özellikle çocuklarda kalbe zarar verdiğini ve endokrin sistemlerini etkileyerek aşırı kilolu olma ya da boyun kısa kalması gibi yan etkilere yol açtığını göstermektedir.
    Dolayısıyla zaman zaman nefes darlığı çeken ve nefes açıcı kullanmak zorunda kalan çocukların çocuk alerji doktoru tarafından görülüp alerjisinin olup olmadığını test edilmesi gerekir.

    Çünkü alerjide esas korunmaktır. Çocuğunuza neyin dokunduğunu bilip ona göre bazı tedbirler almak gerekir ki çocuk hasta olmasın ve lüzumsuz yere ilaç kullanmasın. Yine alerjik aşı tedavisi de alerji testleri yapıldıktan sonra verilecek bir tedavidir ve alerjilerin tedavisindeki en etkili yol olduğu bütün tıp camiası tarafından kabul edilmektedir.

  • Tuvalet Eğitimi

    Tuvalet Eğitimi

    Tuvalet Eğitimi

    Çocuğunuza tuvalet eğitimi kazandırmadan önce insan gelişimini iyi bilmemiz gerekir. alt ıslatma, büyük tuvaletini altına yapma, insan gelişiminin bir parçasıdır.Bebeklik ve ilk çocukluk döneminde alt ıslatılması, büyük tuvaletini altına yapma son derece normal bir davranıştır.

    Çocuklar büyüdükçe kaslarını kontrol etmeye başlar. Davranışlarının sonuçlarını görmeye, toplumsal olanlar ile toplum tarafından kabul edilmeyen davranışların ayrımını yapmaya başlar. Bu dönemde tuvalet eğitimini önem kazanmaya başlar. Aileler kendi çocukları için bir an önce tuvalet eğitimi kazansın isterler. Ancak her çocuk için tuvalet eğitimine başlama yaşı olarak standart bir değer, yaş belirlemek zor olmakla birlikte 2 yaş vesonrasında daha kolay bir kontrol kazanmaktadırlar.

    Tuvalet Eğitimi

    Tuvalet Eğitimi İçin Ne Yapmak Gerekir?

    Bir kere şunu çok iyi bilmeliyiz. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu eğitim için kesin bir yaş ve dönem belirlemek zordur. Ancak büyük, küçük tuvalet yapması, gündüz ve gece altına kaçırması olarak farklı kriterler belirlemek gerekir. Bir çocuk için genel olarak 3-4 yaş civarında gündüz tuvalet kontrolünü sağlaması normaldir. Gece tuvalet kontrolü için ise 5-6 yaşına kadar kazanmamış ise bir üroloğa gitmekte fayda vardır.

    Bazı Çocuklar Neden Tuvalet Kontrolü Sağlayamaz?

    1. Gelişimsel sorunlar: bazı çocuklar diğer çocuklarla aynı yaşta olmalarına karşın aynı gelişim evresinde olmayabilirler. Örneğin her iki çocuk da 3 yaşında olmana karşın birisi gelişim olarak 6-9 ay daha geriden geliyordur.
    2. Mesane büyüklüğü yeterli büyüklükte değildir.
    3. Kas kontrolü yeterli düzeyde değildir.
    4. Öğrenme sorunları vardır.Çocuk bu öğrenmeyi gerçekleştirecek yeterli zeka seviyesine sahip değildir.
    5. Dikkatve farkındalık , motivasyon sorunu vardır.
    6. Hastalık ya da enfeksiyon olabilir

    Tuvalet Eğitimi Kazandırılırken Aileler NelereDikkat Etmelidir?

    a-Her çocuk bir diğerinden farklıdır. Her çocuk bir öğrenmeyi aynı dönemde gerçekleştirmeyebilirler. Bunu bilerek eğitime başlayabilirler.

    b-Aileler bu eğitimi verirken kesinlikle baskıcı olmamalıdırlar. Yumuşak ve zamana yayarak eğitim vermelidirler.

    c-Çocukları altına kaçırdıkları durumlarda onları utandıracak söz ve eylemlerden kaçınmalıdırlar.

    d-sert, baskıcı ve fervi söz ve hareketlerden kaçınmalıdırlar.

    f-Çocuğunuzun tuvalet eğitimi kazanamaması fizyolojik bir sorundan yada bir hastalıktankaynaklanabilir. Bir uzmana gitmeniz gerekebilir.

  • Bahar alerjisi nezle ile karışır mı?

    Bahar alerjisi ve nezle arasındaki ayırt edici en önemli özellik, nezlede semptomlar 1 hafta, en geç 10 gün içinde kaybolurken, bahar alerjisinde 2-4 aya kadar uzuyor. Dolayısıyla yakınmalar, 2 haftadan uzun sürdüğü takdirde bunun altında alerjik bir reaksiyon olup olmadığının araştırılması gerekiyor. Ayrıca yakınmaların aralıklı krizler halinde gelişmesi, özellikle de hastanın ailesinde alerji öyküsünün bulunması, bahar alerjisine işaret ediyor. Ancak kesin tanı, alerjik deri testi ve kan tetkiklerinin ardından konuyor.

    Bahar Alerjileri

    Baharın gelmesiyle birlikte hava ısınmaya, doğa canlanmaya başladı. Ağaçlar çiçekleniyor, çimenler yeşillenip, çiçekler açıyor, kuşlar ötüyor özellikle de çocuklar için dışarıda bulunmak içerde bulunmaktan çok daha eğlenceli bir hal alıyor ama bazı çocuklar bahar alerjisi nedeniyle çok sıkıntılı günler geçirebiliyor.

    Bahar alerjisi saman nezlesi olarak da bilinir. Genelde ilkbaharda görüldüğü için bu ad verilir ve tutulan organlara göre, alerjik rinit, alerjik konjonktuvit, alerjik sünizit ve alerjik bronşit alerjik ürtiker gibi adlar da alır.

    Bahar alerjisinden polenler sorumludur. Polen, erkek çiçek tozu demektir. Baharla ağaçların çiçek açmasıyla birlikte çevreye çok sayıda polen yayılır ve bu polenler hava ile ağız, burun, göz , deri ve akciğerlerimize kadar ulaşırlar ve ciddi alerjik hastalıkların ortaya çıkmasına neden olurlar. Alerjiye en çok yol açan polenler arasında zeytin, fındık, kızılağaç, pelin, kavak, çayır otu, yulaf, çavdar ve buğday yer alır.

    Ülkemizde ağaç polenleri genellikle şubat-mayıs, ot polenleri mayıs-haziran, yabani ot polenleriyse yaz ortasından sonbahara dek etki gösteriyor.

  • işitsel dikkat, işitsel algı eğitimi

    işitsel dikkat, işitsel algı eğitimi

    işitsel Dikkat, İşitsel Algı Eğitimi

    işitsel dikkat, işitsel algı eğitimi, dikkatini sese, konuşmaya yöneltemeyen kişilere verilen eğitimdir. Bu kişiler konulanın yanında olsa dahi onları yeteri kadar dinleyemez, zeka problemleri olmadığı halde dinlediklerini anlamakta zorluk çekerler.

    İşitsel dikkat, işitsel algı eğitimi

    Niçin Böyle Olmaktadır?

    Çünkü bu kişiler yeteri kadar dinleyemezler. Dinliyormuş gibi yaparlar ya da hiç oralı olmazlar. Bu nedenle sürekli iletişim sorunu yaşarlar, eğitimde performanslarını ortaya koymada sorun yaşarlar, ana dillerini dahi kullanmada sorun yaşarlar, yönergeleri yerine getirmede sürekli sorun yaşarlar.

    İşitsel dikkat sorununu kimler yaşar?

    a-En başta işitme kayıplı bireyler. Zaten işitsel girdi zayıf olduğu için, sese yönelmekte, sesi takip etmekte ve algılamakta sorun yaşarlar. Kendi hallerinde, kendi dünyalarında yaşamak birazda kolaylarına gelmektedir. Herkes onları böyle kabul etmiştir ne de olsa. işitsel dikkat, işitsel algı eğitimi, verilen grupların başında gelmektedirler. Ancak bu eğitimden fayda görmeleri için mutlaka işitme cihazı, koklear implant gibi cihaz kullanıyor olmaları gerekir.

    b- Konuşma problemi olanlar. Herhangi işitsel problemi olmadığı halde dil ve konuşma problemi olan bireylerde dil ve konuşma gelişimin sağlanmasında işitsel dikkat, işitsel algı eğitimi son derece faydalı sonuçlar vermektedir.

    c-Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayanlar. Dikkat eksikliği sorunu yaşayanlar da temel sorun dikkat olduğu için her şey gibi ses dikkat etmede de çok ciddi sorunlar vardır. Hiperaktif gurupta ise aşırı hareketlilik bir kişiye ya da duruma koopere olmayı zorlaştırmakta, bazen ise imkansızlaştırmaktadır.Bu grupta da işitsel dikkat, işitsel algı eğitimi son derece başarılı sonuçlar vermektedir.

    d-Öğrenme sorunu yaşayanlar.

    e- Otizmli bireyler

    f- Çevresiyle iletişim sorunu yaşayanlar

    g- Ders ve sınavlarda performans sorunu yaşayanlar

    İşitsel dikkat, işitsel algı eğitimi nasıl verilmektedir?

    Bunun için geliştirilmiş bilgisayar programları vardır. Ülkemizde de kullanılmakta olan BERARD Metodu en bilinen bilgisayar tabanlı işitsel dikkat, işitsel algı eğitimi programıdır. Bir çok çocuk ve aile bu metotdan fayda gördüğünü bildirmektedir

    Kitap temelli işitsel dikkat, işitsel algı eğitimi veren yayınlar vardır. Bu tip kitaplar son dönemde eğitim ve rehabilitasyon hayatımıza hızla katılmaktadır. Her iki sistemde de bireye kulağın ve işitmenin önemi vurgulanmaktadır.