Yazar: C8H

  • Etkili İletişim Nedir?

    Etkili İletişim Nedir?

    Etkili İletişim Nedir?

    “İnsanlar konuşa konuş anlaşırlar” atasözümüz kişiler arası iletişimin önemini vurgular. İletişim, karşımızdaki kişilerle çok yönlü bir mesaj alışverişidir. Bu mesajlar sözlü olabileceği gibi, sözel olmayan biçimlerde de karşımızdakilere iletilebilir. Mesajlarımızı karşımızdakilere iletirken mimiklerimiz, jestlerimiz, diğer bir deyişle, vücut dilimiz, iletişimimizin çok önemli bir boyutunu oluşturmaktadır.

    Araştırmalar verilmek istenen mesajın % 65’inin sözel olmayan yollarla( beden dili, mimikler vb.), % 35’inin ise sözel biçimde iletildiğini göstermektedir.

    Etkili İletişim İçin Neler Gereklidir?

    Etkili İletişimin İçin;

    1- Saygı Duymak: Karşımızdaki kişilere saygı duymak onların varlığını kabul etmek, önemli ve değerli olduklarını hissettirmek, olduğu gibi benimsemek anlamını taşır.

    2- Doğal Davranabilmek: Abartıdan uzak, olduğu gibi davranmaktır.

    3-Empati:İletişimin belki de en önemli öğesidir. Bir anlamda, dış dünyayı karşımızdaki kişinin penceresinden görmeye çalışmaktır. Kurulan bu duygu ortaklığı, iletişimi güçlü kılar.

    4-Etkin Dinleme: İyi bir dinleyici, iletişim kurduğu kişinin yalnız söylediklerini değil, yüzü, eli, kolu ve bedeniyle yaptıklarını da dikkat eder, çünkü yüz ifadeleri, el ve kol hareketleri, bedenin duruş tarzı, sesin tonu gibi sessiz mesajlar kullanarak da, iletişim kurulur. Etkin dinleme dinleyenin, anlatılanı yalnız duyduğunu değil, aynı zamanda doğru olarak anladığını da gösterir. Bu yüzden bu yöntem en sağlıklı iletişim yöntemi olarak kabul edilmektedir

    İletişim sadece konuşmak değildir. İletişim aynı zamanda;

    • Neyi,
    • Ne zaman,
    • Nerede,
    • Nasıl, söyleyeceğini bilmek,
    • Olayları basite indirgeyerek sunabilmek,
    • Akıcı bir dille ve karşınızdaki kişiyle göz kontağı kurarak konuşabilmek,
    • Dikkati yoğunlaştırabilmek ve karşınızdaki kişinin verilen mesajı anlayıp anlamadığını kontrol edebilmektir.

    Etkili iletişimin temelinde bireyin kendisini tanıması, kendi değerlerinin ve tutumlarının farkında olması ve kendine güven yatar. İyi bir iletişimci ipuçlarını anında görür (jestler, mimikler, beden duruşu) ve onları gerçekçi olarak değerlendirir. Etkili iletişim için etkin dinleme, tepki verme, olumlu yaklaşım ve ben dili kavramları önem taşımaktadır.

  • Çocuklarda boğaz enfeksiyonları

    AKUT FARENJİT VE BETA HEMOLİTİK STREPTOKOK ENFEKSİYONLARI

    Üst solunum yolu enfeksiyonları çocukların en çok doktora götürülme nedenidir ve bu çocukların üçte birinde asıl şikayet boğaz ağrısıdır.

    Boğaz enfeksiyonlarının nedeni nelerdir?

    Çoğu boğaz enfeksiyonunun nedeni viruslardır,virus lar antibiyotiklerle tedavi edilmezler En sık boğaz enfeksiyonuna neden olan bakteri A Grubu Beta Hemolitik Streptokoktur(AGBHS) Bazı diğer bakterilerde boğaz enfeksiyonuna neden olabilmektedir ancak klinik önemleri yoktur Boğaz enfeksiyonuna bir çok mikro organizma neden olmakta ise

    A Grubu Beta Hemolitik Streptokok enfeksiyon neden önemlidir?

    Çünkü AGBHS tedavi edilmez ise AKUT EKLEM ROMATİZMASI ve bir çeşit NEFRİT e neden olabilir.

    Akut eklem romatizması halen ülkemizde kalp hastalıklarının nedenleri arasında ilk sıradadır

    Virusların neden olduğu boğaz enfeksiyonları nasıl anlaşılır?

    Genellikle daha yavaş başlangıçlıdır ve boğaz ağrısına sıklıkla nezle,öksürük,göz iltihaplanması gibibelirtiler eşlik eder.Örneğin ADENOVİRUS farenjitine konjonktivit ve ateş eşlik eder buna

    FARİNGOKONJONKTİVAL ATEŞ denir.COXSACKİE denilen başka bir virus boğazda 1-2 mm boyutlarında ülserlere ve ateş e neden olur bu tabloya HERPANJİNA denir.HERPESVİRUS denilen uçuk virusu ağızda boğaz da ve aynı zamanda diş etlerinde kızarıklık ve yüksek ateş yapar.Öpücük hastalığı olarak bilinen EBSTEİN BARR VIRUS bademciklerde büyüme,iltihap,boyun lenf bezelerinde büyüme karaciğer ve dalakta büyüme ve ciltte döküntü yapabilir.

    A Grubu Beta Hemolitik Streptokok enfeksiyonun bulguları nedir?

    Genellikle ani ateş ve boğaz ağrısı ile başlar,baş ve karın ağrısı sıklıkla görülür.Boğaz kırmızıdır, bademcikler büyümüştür ve üzerleri iltihaplıdır, boyuda lenf bezeleri büyük ve gergindir.Bazen ciltte zımpara kağıdına benzer ince döküntüler görülebilr,dil de çilek görünümü eşlik edebilir. KIZIL , AGBHS ların neden olduğu bir hastalıktır.Üç tip AGBHS kızıla neden olan toksini içerir,yani bir kişi 3 kere kızıl olabilir Bu belirtiler ve bulgular yanında, öksürük ve nezlenin OLMAMASI AGBHS ENFEKSİYONU tanısını destekler.

    Boğaz enfeksiyonuna teşhis nasıl konulur?

    Çok tecrübeli bir doktorun bile AGBHS farenjitine sadece muayene ederek teşhis koyması doğru değildir.Tanı ’strep swap’ denilen ve örnek alındıktan 5-10 dakika sonra sonuç veren hızlı testlerle ve BOĞAZ KÜLTÜRÜ ile konulur.Eğer swap testi pozitif ise inanılırdır ama negatif ise mutlaka boğaz kültürü yapılmalıdır.

    Boğaz enfeksiyonları nasıl tedavi edilir?

    Boğaz kültüründe AGBHS bulunmaz ise antibiyorik tedavisi yapılmaz.Virus ların neden olduğu boğaz enfeksiyonlarının tedavisi hastayı rahatlatmaya yönelik olmalıdır.Ağrı kesici ateş düşürücüler gibi. AGBHS un tedavisi antibiyotiktir.Seçilecek ilaç penisilin grubudur,penisiline direnç yıllardır gösterilememiştir,ancak penisilin ile tedavi başarısızlığı % 15-20 olabilmektedir.Penisilinler veya bazı sefalosporin grubu denilen antibiyotkler ağızdan alındığında süre tam 10 gün olmalıdır,ancak tek doz depo penisilin(penadur ,deposilin) de yeterlidir. Daha kısa süreli tedavilerin başarısını gösteren çalışmalar varsada ben henüz bunları hastalarıma önermiyorum.Tedaviyi doktorunuzla tartışınız..

    Boğaz kültüründe GBHS üreyen bir çocuk ne zaman okula veya kreşe dönebilir?

    Tedavi başlandıktan 24 saat sonra bulaştırıcılık kalmaz

    Taşıyıcılık nedir?

    Bazı çocuklar da yukarda sayılan streptokok enfeksiyonu belirtilerini olmaz ancak boğaz kültürlerinde AGBHS üreyebilir,bunlara ‘TAŞIYICI’ denir.Çalışmalar taşıyıcıların hasta olmadığını ve enfeksiyonu başkalarına bulaştırmadığını bu nedenle tedavi etmenin gereksiz olduğunu söylemektedir.Sadece kültür ile taşıyıcıyı hastadan ayırmak mümkün değildir,bunu antikor tayinleri ile anlamak mümkün olabilir ama erken başlanan antibiyotik sonucu antikor titreside yükselmeyebilir .Benim uygulamam eğer çocuk hastalık bulgusu veriyor ve boğaz kültürü veya swap testi pozitif çıkıyorsa taşıyıcı olup olmamasına bakmadan hastayı tedavi etmek şeklindedir.Bence gereksiz tedavi gereksiz alınan kültürlerden kaynaklanmaktadır,Yukarda anlatılan belirtileri olmayan birinden boğaz kültürü alınır ve sonuç pozitif çıkarsa bu çok büyük oranda taşıyıcıdır ve tedavi gereksizdir.Ancak taşıyıcı olduğu bilinen birinde bileAGBHS için anlattığım bulgular var ise ,(yani ateş,boğaz ağrısı,çene altında lenf bezi büyümesi,döküntü gibi) tedavi gereklidir.

    saygılarımla

    Dr.Ertuğrul Güler

  • 1 yaş altı çocuk boğulmalarında ilk yardım – en yaygın önlenebilir ölüm nedeni!

    Bir yaş altı çocuklarda en yaygın önlenebilir ölüm nedeni, hava yollarına hava dışında bir şeyin kaçması ile oluşan boğulmadır. Hava yollarına kaçan bir içecek ile oluşan öğürme,nefes tutma ve öksürük nadiren tehlikelidir ve pasaj temizlenince çocuk kendine gelir. Ancak hava yolunu tıkayan bir yabancı cisim veya yiyecek ise bu acil durumdur. Bu durumda çocuk konuşamaz ,ağlayamaz ve öksüremez. Yüzü önce hızla kızarır ve arkasından maviye döner.

    Çocuk Boğulmalarında İlk Yardım

    Önemli not:

    Eğer çocuk ağlıyor,öksürüyor ve sesler çıkarabiliyorsa bu manevraları yapmayınız,

    Eğer objeyi göremiyorsanız parmağınız ile çıkarmaya çalışmayınız, çünkü cismi daha tehlikeli bölgelere itebilirsiniz.

    1 Yaş Altı Bebekte

    Bebeği yüzü aşağı gelecek şekilde kolunuz üzerine yerleştiriniz.Baş ve boyunu sabit tutunuz,kolunuza bacağınız ile destek olunuz,

    Diğer elinizle iki kürek kemiği arasına beş kere çabuk ve sert şekilde vurunuz,

    Obje bunlarla çıkmaz ise, bebeği sırt üstü sert bir zemine yerleştiriniz. İşaret, üç ve dördüncü parmağınızı iki memeyi birleştirdiğini düşündüğünüz hayali çizginin altında göğüs kafesine yerleştiriniz, üç ve dördüncü parmağın pozisyonu kalp masajı yapılacak alandır.

    İki parmağı kullanarak göğüs duvarını beş kere hızlı ve sert bir şekilde itiniz.

    Cevap yok veya bilinç kayboldu ise, baş veya işaret parmagı ile ağızı aralayıp dili öne doğru bastırarak ağıza bakınız, objeyi görür iseniz diğer elin işaret parmağı ile çıkarın. Göremezseniz almak için çalışmayınız,

    Eğer çocuk nefes almıyor ise, kafayı geriye atıp ağızınız ile bebeğin hem ağız hemde burnunu kapatarak iki kere nefes vermeye çalışınız. Eğer bebeğin göğsü yükselmiyorsa tıkanıklık devam ediyor demektir.

    Yabancı cisim çıkana, bebek nefes almaya başlayana veya yardım gelenedek 1-6 arası stepleri tekrar ediniz.

  • İletişim Engelleri Nelerdir?

    İletişim Engelleri Nelerdir?

    İletişim Engelleri Nelerdir?

    Çocuklarla ebeveynlerin kurmuş oldukları iletişim bazen sağlıklı iletişimi zorlayan engellerle dolu olabilmektedir. Bazı örnekler verecek olursak;

    1. Sıklıkla Emir Cümleleri Kurmak;

    Yaşantımızı gözden geçirerek kurduğumuz emir cümlelerini yakalamaya çalışalım. “Kalk, yüzünü yıka, sütünü bitir, dişlerini fırçala, ağzın doluyken konuşma, ödevini bitir, televizyonu kapa, büyüklerinle konuşurken sesini yükseltme, öğretmenini dinle…….” gibi uzayan emir sözcüklerini yakalamamız zor olmayacaktır. Adeta askerlik eğitiminin hepimizin bildiği “yat!-kalk!-sürün!” kalıbı gibi sürekli emir veren insanlar haline gelebiliriz. Oysa askerlikteki itaat hayati önem taşıdığı için asker yat emrinden sonra kalk emri gelene kadar başka bir davranıma geçmemek durumundadır. Peki, acaba bizim istediğimiz şey evimizi asker ocağına çevirip, nizami askerler yaratmak mıdır? Tabiî ki değil. Çocuklarımızın korkudan söyleneni yapmasını değil kendisi için gerekli olanı düşünmesine ve bulmasına yardımcı olmalıyız.

    2. Gözdağı Vererek Konuşma Biçimi;

    “Okulunu bitirmezsen sana para mara yok”,” ödevini bitiremezsen televizyonu unut” ,”sütünü içmezsen cüce kalırsın”, “terliksiz dolaşırsan hastalanırsın” gibi. Bazen işimizi kolaylaştırmak için bir davranışı bitirmesini koşula bağlayabilir ya da gözdağı vererek korkutarak istediğimiz davranışı yapmasını sağlayabiliriz. Televizyon izlemesini istemediğimiz halde onu şarta bağlayarak daha da çekici hale getirebiliriz. Ayrıca korku, boyun eğme, itaat etme davranışı yaratabilir ya da“deneme” isteğini tetikleyebilir. Gücenme, kızgınlık, öfke ve düşmanlık duygularının oluşmasına neden olabilir.

    3. Sürekli Öğüt Verme, Çözüm Önerileri Getirme;

    “Senin yerinde olsam plan yaparak çalışırdım”, “sütünü bitirdiğinde boyun uzayacak”,”bak sana bir öneri vereyim” gibi cümleler kurabiliriz ve bu konuşma biçiminin çok yararlı yapıcı olduğuna inanırız. Öncelikle düşünmemiz gereken söylediğimiz şeylere acaba benim mi ihtiyacım var sorusunu cevaplamak sonrada istenmeden verilen öğütlerin, yardımın yararlı olmadığını gözlemleyebilmektir. Aksi takdirde bu yaklaşım anneye babaya bağımlı çocuklar yaratabilmektedir. Ayrıca kendi çözüm yollarını oluşturmasına katkı sağlamayacaktır.

    4. Sıklıkla Yargılamak, Eleştirmek;

    “Sen zaten tembelin tekisin”,”zaten başarsaydın şaşardım”,“yine mi bitiremedin” gibi cümleler kurmak yetersiz, aptal hissetme duygularına neden olabilir. Çocuğun olumsuz bir yargıya hedef olma ya da azarlanma korkusuyla iletişimi kesmesine yol açabilir ya da çocuk yargı ve eleştirileri gerçek olarak algılayabilir (Ben kötüyüm!) ya da karşılık verebilir0(Siz de daha mükemmel değilsiniz!).

    Bu iletiler çocuk üzerinde diğerlerinden daha fazla olumsuz etki yapar. Bu değerlendirmeler çocuğun benlik saygısını düşürür. Çocuklar hakkında yapılan olumsuz değerlendirmeler çocuğun kendisini değersiz, yetersiz görmesine neden olur.

    5. Çocuğu Sürekli Övmek

    İstendik davranışı yapması durumunda çocuk yerli yersiz her ortamda övülebilir. “Çok güzel……..”, “Bence harika bir iş yapıyorsun…..”Bu durumda çocuk ailesinin beklentilerinin çok yüksek olduğunu düşünebilir ya da kaygı hissedebilir.

    Genel inanç olarak bu durumun çocuğa zarar vereceği hiç düşünülmez. Çocuğun kendilik algısına uymayan değerlendirmelerin yapılması çocukta kızgınlık yaratır. Çocuklar bu iletileri anne babanın kendilerini yönlendirme ve isteğini yaptırma girişimi için kurnazlık olarak yorumlarlar. Siz böyle söyleyince sanki ben daha çok mu çalışacağım?” gibi düşünebilirler. Ayrıca övgü başkalarının yanında yapılıyorsa çocuğu utandırabilir ya da aşırı övgü sonucunda çocuk buna alışır ve övülmeye gereksinim duymaya başlar.

    6. Ad takmak, alay etmek:

    “Koca bebek….”, “Hadi bakalım Süpermen”, “Geri zekalı”, “Hadi sende sulu göz”, gibi cümleler kurmak çocuğun gelişiminde değerli hissetmesine yol açmaz. Sevilmediği kanısının oluşmasına yol açabilir, kendilik gelişiminde olumsuz etkileri olabilir. “Aşkım, Sevgilim ”gibi sevgiliye söylenecek sözlerin söylenmesi anne ya da babayla ilişkisinin sınırlarını belirlemesinde, cinsel normlarının oluşumunda sıkıntılar yaşamasına neden olabilir.

    7. Sürekli Soru Sormak, Sınamak, Sorgulamak:0

    “Neden?….Kim?…..Sen ne yaptın?……Nasıl?…..”

    Soruları cevaplama genellikle eleştiri veya zorunlu çözüm getirdiğinden çocuklar genellikle hayır demeye, yarı doğru cevap vermeye, kaçmaya yönelir veya yalan söyler

    Sorular genellikle soru soranın nereye varmak istediğini açıklamadığından, çocuk korku ve endişeye kapılabilir

    Ailenin endişelerinden doğan sorulara cevap vermeye çalışan çocuk kendi sorununu, gözden kaçırabilir.

    Çocuk sorgulanıyor hissine kapıldığında bu durum onda güvensizlik, kuşku oluşturur.

  • Sürecinde Ebeveynlere İletişim Önerileri

    Sürecinde Ebeveynlere İletişim Önerileri

    Sürecinde Ebeveynlere İletişim Önerileri

    Sınava yolculukta Sınava anne ve babaların dikkatine;

    •Sınavdan önceki yıl üniversite içerikli konuşmaların sıklığı artırdığınız oluyor mu?

    •Sınava hazırlanan başka öğrenciler ve ailelerle ilgili örnekler veriyor musunuz?

    •Farklı konuda bir sohbet ederken konu sınava geliyor mu?

    •“Bu yıl sınav yılın, bir soru bir sorudur seni kaç kişinin önüne geçirir biraz daha test çözmeye çalış” dediğiniz oluyor mu?…

    •“Hastalanmamaya çalış bu yıl spor yapmasan da olur seneye istediğini yaparsın’’ önerisinde bulunuyor musunuz?

    Bu tarz ifadeler çocuğunuzun kaygısının artmasına yol açabilecektir.Bu ifadeler yerine,

    •Bu yıl yaşayacağın önemli bir deneyim var ve biz ailen olarak her zaman olduğu gibi yanındayız ve elimizden geldiğince sana destek olmaya çalışacağız

    •Bu süreçte yorgunluk, bıkkınlık hissettiğin zamanlar olabilir, kendine, arkadaşlarına, hobilerine zaman ayırmaya da çalışmalısın

    •Kendini başkalarıyla kıyaslama, deneme sonuçları sana rehberlik etsin başkalarıyla kendini kıyaslamana değil

    •“Sağlığın ve mutluluğun her şeyden daha önemli, bu sınavın sonucu sana olan sevgimizi değiştirmeyecek, bizim için her zaman çok önemlisin”

    İfadelerini yeri geldikçe kullanmak ise kaygısını yönetmesine yardımcı olabilecektir. Yolunuz açık olsun. Kolaylıklar diliyorum.

  • Ateş dost mu? Düşman mı?

    Eğer çocuklarınızda ateş varsa olasılıkla bir enfeksiyonla savaşıyor demektir. Unutmayınız ki ateşin kendisi bir hastalık değildir. Sadece hastalık işaretlerinden biridir.

    Ateş tek başına çocuğunuzun antibiyotiğe ihtiyacı olduğunu göstermez.

    Ateş genellikle tehlikesizdir ve çocuğunuzun enfeksiyonla savaşmasına yardım eder.

    Çocuğunuzun bağışıklık sisteminin iyi çalıştığını ve vücudun enfeksiyonu kendiliğinden yenmeye çalıştığını gösterir.

    Ateş düşünmenin amacı, ateşe neden olan hastalık bulunana kadar çocuğu rahat ettirmektir.

    Kaç derecenini üzerinde ateş yüksek demektir?

    Makattan 38 ºC üzeri

    Kulaktan 38 ºC üzeri

    Ağızdan 37.5 ºC üzeri

    Ateş Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

    Ateşi daha iyi anlayabilmek için ateş hakkındaki yanlışları bilmek gerekir:

    Yanlış : Ateşin Her türü kötüdür.

    Doğru: Çoğu ateş çocuk için yararlıdır ve vücudun enfeksiyonla savaşmasına yardım eder.

    37.5-39 ºC : Hafif ateş (Yararlıdır). Ateşi bu seviyede tutmak iyidir.

    39-40 ºC : Orta dereceli ateş (Yararlıdır).

    40 ºC : Yüksek ateş (Rahatsızlık verici ama zararsızdır).

    40.6 ºC üzeri: Yüksek ateş (Ciddi enfeksiyon göstergesidir).

    42 ºC üzeri : Çok yüksek ateş (Ateşin kendisi tehlikeli olabilir).

    Yanlış : 40 ºC üzeri ateş beyin hasarına neden olabilir.

    Doğru: Enfeksiyonların yol açtığı ateş beyin hasarına yol açmaz. Sadece 42 ºC üzeri ateş beyin hasarına yol açabilir ve bu derecede yüksek ateş ancak sıcak çarpmasında (örneğin çok sıcak havada kapı ve camları kapalı bir arabada bırakılan çocuk) meydana gelir.

    Yanlış : Her çocuk belirli bir derece üzerinde ateşli havale geçirebilir.

    Doğru: Ateşli havale çocukların sadece % 4′ünde görülebilir.

    Yanlış : Ateşli havale tehlikelidir.

    Doğru: Ateşli havalelerin görünümü korkutucudur. Ancak çoğu 5 dakika veya daha kısa sürede durur. Kalıcı hasarlar yapmaz. Ateşli havale geçiren çocukta gelişme geriliği, sakatlık, öğrenme güçlüğü veya beyin hasarı olmaz.

    Yanlış : Tüm ateşler ateş düşürücü ile tedavi edilmelidir.

    Doğru: Ateş eğer çocuğa rahatsızlık veriyorsa tedavi edilir. Bu genellikle 39 ºC’nin üzerinde olur.

    Yanlış : Ateş düşürücü verilmez ise ateş iyice yükselir.

    Doğru: Hayır. Beyinde bulunan termostat nedeni ile enfeksiyona bağlı ateş en fazla 40.6 – 41 ºC’ye çıkar.

    Yanlış : Ateş düşürücülerle kolay düşmeyen ateş ciddi enfeksiyon göstergesidir.

    Doğru: Eğer ateş yüksekse nedeni çok ciddi olabilir de olmayabilir de. Önemli olan çocuğun nasıl göründüğüdür. Eğer çocuk çok hasta görünüyorsa ateşe neden olan hastalığın ciddi olduğu düşünülmelidir.

    Saygılarımla

    Dr. Ertuğrul Güler

  • Bebek pudrası bebeğim için güvenli mi?

    Bebek pudrası güzel kokar, güzel de bir his verir ama ben bebek pudrasını tavsiye etmiyorum – Amerikan Pediatri Akademisi’nin de bu yönde bir tavsiyesi var. Pudranın solunması, solunum sorunlarına ve ağır akciğer hasarına yol açabiliyor. Üstelik bebeğinizin pudrayı solumasını engellemek kolay değil.

    Özellikle küçük, kolaylıkla solunabilecek parçacıkların bulunduğu talk pudraları en büyük endişe kaynağı. Parçacıkları daha büyük, daha kaba olan mısır nişastasının solunması daha zor olduğundan, kullanılması gereken durumlarda tercih sebebi olabilir.

    Bebek pudrasının pişiği önlediğine veya pişiğe iyi geldiğine dair herhangi bir kanıt bulunmuyor. Pişiği önlemek için en iyi yöntem, bebeğinizin poposunu bezi her değiştirdiğinizde temizlemek, nazikçe kurulamak ve ince bir tabaka halinde koruyucu merhem veya krem sürmek.

    Pudra kullanmak istiyorsanız, daha güvenli olan mısır nişastası bazlı bir ürünü tercih edin. Pudrayı, bebeğinizden uzak bir yerde çalkalayarak elinize dökün. Bu işlemi asla bebeğinizin üzerinde veya yakınında yapmayın. Pudra kutusunu her zaman bebeğinizin ulaşamayacağı bir yerde tutun. Kutu düşüp, bebeğinizin soluyabileceği bir pudra bulutu oluşturabilir. Bazı durumlarda, boyun veya kasık kıvrımlarında ilaçlı pudra kullanabilirsiniz ama pudranın birikmemesine dikkat etmeniz gerekir.

    Son olarak, tahrişi önlemek için, her bez değişiminde, bebeğinizin deri kıvrımlarında birikebilecek pudrayı dikkatli bir şekilde yıkayarak temizleyin.

  • Yeniden! Bir Kez Daha Yeniden

    Yeniden! Bir Kez Daha Yeniden

    Yeniden! Bir Kez Daha Yeniden

    Herkesin hayata bir geliş amacı olduğuna inanmışımdır. İnsanların hayatlarına iz bırakabilmek ve bu yolculukta yoldaş olmak isteği ile işte buradayım! Zaman belki yaşadıklarımızı alıp götürecek fakat dokunduğumuz hayatlarda parmak izimiz her daim kalacak.

    Sen bir yazarsın, ne yazarsan yaz! Serbestsin…

    Ya da nasıl oynarsan oyna…

    Lütfen, bir şeyi unutma!

    Bu hikaye için tek bir şansın var şu hayatta!

    Hepimiz hayatımızda mutlu, mutsuz veya telaşlı vakitler geçiriyoruz. Hepimizin tek beklediği şey anlaşılmak adına…

    Bazen seni anlamayacaklar, bazen yanlış anlayacaklar, bazen de anladıklarını sanacaklar…

    Ve ben şimdi diyorum ki, birbirimizi tanımıyoruz fakat dertlerimizin devası olamayacağımızı nereden bilebiliriz?

    Hadi gel! Bir ilki gerçekleştirip birbirimizin dermanı olalım.

    Böğürtlen lekesini en iyi böğürtlen yaprağı çıkarırmış… Yani asıl mesele hikmeti görebilmekte.

    Umarım;

    Yazdığımız hikaye hep korusun bizi, korusun hakkımızı, canımızı, sevdiklerimizi, beni, sizi, korusun tüm kötülerden ve kötülüklerden!

    Ve bizlerin içindeki ‘iyiliği’…

  • Mutlu ve Güçlü Bir Hayat İçin…

    Mutlu ve Güçlü Bir Hayat İçin…

    Mutlu ve Güçlü Bir Hayat İçin…

    Zaman zaman kendini yapayalnız hissediyor olabilirsin.

    Bugün üzüldüğün tonlarca şeye yarın gülüp geçeceksin, unutma! Bazen hepimiz büyük darbeler alırız ve geçmeyecek diye düşünürüz.

    Fakat bu yaşadıklarımızı iki farklı şekilde düşünebiliriz. İlki; en zayıf olduğun noktadan sınanıyor ve güçlendirilmeye çalışılıyor olabilirsin.

    İkincisi ise; tecrübe en iyi öğretmendir.

    Seni düşürmeye çalışanlar da olacak, yerden kaldırıp yürümene yardım etmeye çalışanlar da…

    Evren harika bir yer. Adalet çok büyük bir nizam.

    Harika bir gezegende yaşıyoruz. Hepimiz hayatta bir şeyler öğreniyoruz. Kötülerden ‘iyi’ olmayı, savaşçılardan ‘yaşamın anlamını’, öfkeli insanlardan ‘gülümsemenin gücünü’

    Ve bir gün, bu adaleti şaşmayan teraziyi kavradığında, hayatta hiç ama hiçbir şeyi takmamayı ve mutluluğun yüreğindeki huzur olduğunu anlayacaksın.

    Unutma, senin dışında kimse mutluluğunu elinden alamaz!

    Hayatın içinde gizli kalmış o kadar güzellik var ki…

    Buna ada kısacık yaşamını… Sev kendini! Sev ki, mutlu ol, mutlu yaşa ve mutlu öl.

    Bugünün bitişi yarının en güzel başlangıcı olsun! Kendini sevdiğin, gülmeyi seçtiğin ve yalnızken de eğlenebildiğin güzel günlere sevgili dostum…

  • Bebeğinizi yıkarken dikkat etmeniz gerekenler

    Güvenlik açısından en önemli püf noktası, bebeğinizi banyoda – bir saniye için bile olsa – asla yalnız bırakmamaktır.

    Bebeğinizi ne sıklıkta yıkamalısınız?

    Bazı ebeveynler bebeklerini her gün yıkar. Ancak, bebeğiniz etrafta emeklemeye ve türlü türlü dağınıklığa girmeye başlayana kadar, onu haftada birkaç kez yıkamanız yeterli olacaktır. Yalnızca yüzünü sık sık yıkayın. Deri kıvrımlarının olduğu her yeri temiz tutun. Genital bölgesini de her bez değişiminde derinlemesine temizleyin.

    Bebeğinizi yıkarken, hareketli ufaklıkla başa çıkmak sabun ve kayganlıktan dolayı biraz korkutucu olabilir. O yüzden onu sıkıca kavrayın.

    Bebeğinizi nerede yıkamalısınız?

    Mutfak lavabosunu veya küçük, plastik bir bebek küvetini kullanabilirsiniz.Standart bir küveti kullanırken, diz çökmeniz veya bebeğinizin üzerine eğreti bir hareketle eğilmeniz gerekir. Bu da, bebeğin hareketlerini daha az kontrol edebileceğiniz anlamına gelir.

    Bebeğinizi nasıl yıkamalısınız?

    Bebeğinizi nasıl yıkayacağınızı ve bebeğinizi yıkarken işinizi kolaylaştıracak püf noktalarını burada bulabilirsiniz. Biraz şanslıysanız, banyo beraber geçirdiğiniz günlerin en keyifli zamanlarından biri haline gelecek.

    1. Gerekli tüm banyo malzemelerini yerleştirin ve bir havlu, temiz bir bez ve kıyafetleri düzenleyin.Bebeğin üşümemesi için, odanın rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun.
    2. Küveti 7,5-8 cm kadar suyla doldurun. Su ılık ama dirseğinizin içini yakmayacak sıcaklıkta olsun – yaklaşık 32° derece veya birkaç derece yüksek bir sıcaklık yeterli olacaktır.

    3. Bebeğinizi banyo alanına getirin ve tüm kıyafetlerini çıkarın.

    4. Bebeğinizi küvete ayaklarından başlayarak yavaş yavaş kaydırın. Bu sırada, bir elinizi kullanarak boynunu ve başını destekleyin. Bebeğinizin üşümemesi için, banyo boyunca üzerine düzenli olarak bir bardak dolusu kadar su dökün.

    5. Hafif etkili bir sabunu az miktarda kullanın (çok fazla sabun, bebeğinizin derisini kurutur). Bebeğinizi, elinizle veya bir sabun beziyle yukarıdan aşağıya, öne ve arkaya doğru yıkayın. Önce başını ıslak, sabunlu bir bezle yıkayın. Bezi durulayın ve bu bezle gözlerini ve yüzünü nazikçe yıkayın. Bebeğinizin burun deliklerinde veya gözlerinde kurumuş mukus birikmişse, nemli sabun bezinin küçük bir kısmıyla birkaç kez mukusa dokunarak, tamamen silmeden önce yumuşamasını sağlayın. Bebeğinizin genital bölgesinde ise, rutin yıkama yeterli olacaktır.

    6. Bebeğinizi temiz suyla derinlemesine durulayın ve temiz bir bezle silin.

    7. Bebeğinizi başlıklı bir havluya sarın ve nazikçe kurulayın.Derisi kuruysa veya pişiği varsa, banyodan sonra hafif bir losyon sürebilirsiniz.