Yazar: C8H

  • Bebeğinizin biberondan bardağa geçiş kılavuzu

    Bebeğinizin Biberondan Bardağa Geçişi

    Bebeğinizi bardağa geçirmeye hazır mısınız? Size bu geçişi daha kolaylaştıracak bazı önerilerimiz var.

    Bebeğinizin memeden kesilmesi ve biberona geçmesi genellikle yaşamının çok yoğun bir aşamasında gerçekleşir. Bebeklerin memeden kesilmeye hazır olduğu dönem, aynı zamanda el-göz koordinasyonunun geliştiği, diş çıkarmanın başladığı ve emeklemeyi öğrendiği döneme denk gelir.

    Bu kilometre taşlarından her birinde olduğu gibi, memeden kesme de akılda onlarca soru bırakabilir. Memeden kesme ne kadar sürer? Ne zaman başlamalı? En iyi nasıl yapılır?

    Bebeğin Memeden Kesilip Biberona Geçirilmesinin Püf Noktası

    Birçok ebeveyn memeden kesme sürecini erteler. Memeden kesmenin çok uzun süreceği gibi bir algı oluşur. Bebek yemek yerken ortalığı dağıtacaktır. Belki de, memeden kesme sürecinin herkes için çok stresli olacağı düşünülür.
    Biberonu bardakla değiştirmek de, bebeğinizin katı gıdalara geçmeye teşvik edilmesinden çok daha önemlidir. İki el kullanımının gelişmesini ve yemek sırasında ailede etkileşim olmasını da destekler.
    Bebeğinizi biberondan veya memeden keserken başarının anahtarı oldukça basittir: bu sürece erken başlanması gerekİr.
    Ebeveynlerin birçoğu, bu süreci bir öğrenme deneyimi olarak görmekten ziyade, çocuklarının bardağı tutabileceğini düşündükleri zamanı bekliyor,ancak ebeveynler el ve koordinasyon becerileri mükemmel hale gelmeden önce dahi çocukların bardak tutmasına izin vermelisiniz.

    Bebeği Memeden ve Biberondan Ne Zaman Kesmeli?

    Bebekler memeden ve biberondan ayrılmaya ne zaman hazır olur?

    İdeal şartlarda, bebeğinizi altı ay kadar erken bir dönemde bardakla tanıştırmak iyi bir fikirdir. Hatta bazı bebekler bu geçişi daha erken yaşar. Bazıları ise daha geç.

    Her bebek birbirinden farklı olsa da, bebeğinizin memeden kesilmeye hazır olduğunu gösterecek işaretlere karşı dikkatli olun. Emzirilen bir bebek:

    Memenizi birkaç kez emip bırakabilir ve hatta memeyi reddedebilir.

    Emzirilirken dikkati dağılabilir.

    Bardaktan içmeye ilgi götermeye başlar sa hazır olduğu düşünülür

    Alıştırma Bardağına Giden Yol: Memeyi ve Biberonu Nasıl Bırakmalı?

    Bebeğinizin memeden ve biberondan kesilmeye hazır olduğunu düşündüğünüzde, bunu en iyi nasıl yapabilirsiniz?

    -Biberonla beslemeyi beş ila yedi günde bir kez atlayarak kesme sürecini başlatın.

    -Çocuğunuzun alışık olduğu sıvıyı alıştırma bardağına koyun – bu, anne sütü veya bebek maması olabilir.

    -Her seferinde, bebeğinizin bardağına hep biraz daha fazla, biberonuna ise biraz daha az sıvı koyun

    -Bebeğiniz tercihlerini ifade edecek kadar büyükse, bardağı seçmesine izin verin – kendi seçtiği bardağı kullanma olasılığı artacaktır.

    -Bebeğinize en çok sevdiği sıvıları alıştırma bardağında, en az sevdiklerini ise biberonda verin.

    Bardağa geçiş ne kadar sürer? Bu süre değişmekle beraber, birkaç haftadan birkaç aya kadar uzayabilmektedir. Bu süre, kısmen bebeğin yaşına ve gelişim dönemine ve ebeveynlerin tutarlılığına bağlıdır.

  • Okul Başarısında Eğitim Koçluğu

    Okul Başarısında Eğitim Koçluğu

    Okul döneminde motivasyon çok önemlidir.

    Eğitim Koçluğu

    Beslenme, dinlenme, okula hazırlık, ödevlerin düzenli olarak yapılması, tekrarlar yoluyla pekiştirme ve benzerleri. Bunlar çocuğun kişilik özelliklerine göre farklılıklar gösterse de genellikle disiplin ve uyum sağlanması gereken konulardır.

    Eğitim koçluğu çerçevesinde yararlanılacak profesyonel destek çocuğa hem ergenlik dönemi sorunları hem de dersleri için gerekli donanım sağlar.

    Eğitim Koçluğu alan çocuk neler kazanır?

    Derslerinin içeriğindeki her bir konu değildir irdelenen ama temel kavramlardır kazanımları. Bunlardan bazıları; planlama, doğru enerji kullanımı, motivasyon, enerji aktivasyonu, tam dinlenme yöntemleri v. b. bir çok düzenlemeyi egzersizlerle alışkanlık kazanarak öğrenir.

    Çocuğun/gencin eğitim koçluğuyla elde ettikleri nelerdir?

    • Var olan bilgilerini verimli kullanabilmek,
    • Yeni çalışmalarını iyi planlayabilmek,
    • Odaklanma ve dikkat konularını geliştirebilmek,
    • Kendi potansiyelini en üst düzeyde kullanabilmek,
    • Stresini kontrol etmeyi öğrenmek,
    • Akranları aile ve karşı cinsle olan ilişkileri yapılandırabilmek,
    • Başkaları ve aile ile konuşulamayan önemli sorunların mahremiyet ilkesiyle işlenebilmesi .

    Bunların her biri çocuğun okul başarısını ve mutluluğunu etkileyecek konulardır. Ayrıca ergenlik dönemine ait sorunlarla baş etmek konusunda da değerli katkılar sağlamaktadır.

    Çünkü bu döneme ait özellikler profesyonel destekle daha kolay baş edilebilir.

    Eğitim koçluğunun çocuğa katkıları yanında anne babaya da çocuğa iletişim ve destek açısından katkılarını yaklaşımlarını belirlemelerine yönelik önerileri olabilecektir.

    Her çocuğun eğitim koçluğuna ihtiyacı var mıdır sorusu gelebilir akla. Elbette her çocuğun mutlu, başarılı ve desteklenen durumda olması değerli bir katkıdır. Ne yazık ki; Her çocuğun değil bazı çocukların bu desteğe ulaşma şansı bulunmaktadır.

  • 1, 2 ve 3 aylık bebek gelişimi

    Yeni dogan, 1, 2 ve 3 aylık bebek gelişimi

    Gelisimsel Basamaklar

    1 Aylık bebek gellişimi

    Emzirirken, altını değiştirirken onunla konuşursanız yüzünü size doğru çevirir.

    Gözüne parlak ışık gelince gözünü kırpıştırır.

    Yüzükoyun yatırılınca başını yana çevirerek yanağını yatağa dayayabilir.

    Kucağınızda olmak, sesinizi duymak ona güven verir.

    Yüksek ve ani seslerde irkilir, kollarını geri doğru aniden açabilir.

    Yanağına dokunduğunuzda refleks olarak başını o tarafa çevirir ve emmek için arayıcı hareketler yapar.

    Avucunun içine parmağınızı koyduğunuzda kavrar.

    2 aylik bebek gelisimi

    Bakışlarını bir nesne üzerinde odaklaştırabilir Ancak gözlerinde zaman zaman kayma olabilir.

    Sırtüstü yatarken yaklaşık yarım metre üstünde sallayacağınız renkli bir halkayı sağa sola salladığınızda izleyebilir. Yukarı-aşağı salladığınızda aynı beceriyi gösteremez.

    Yüzünüze bakar. Ona bakarken başınızı hafifçe sağa-sola oynattığınızda yüzünüzü izler.

    Sırtüstü yatarken ellerinden tutup kaldırmaya çalışırsanız başını tam tutamayıp arkaya düşürebilir.

    Yüzükoyun yatınca başını 1-2 santimetre kaldırabilir. Ani seslerle irkilir.

    Tabanlarına destek yaptığınızda elinizi güçlüce itebilir.

    Elini ağzına götürmeye başlayabilir

    3 aylik bebek gelisimi

    Siz konusunca size güler,

    Ellerini incelemeye başlar, kol-bacak hareketleri artar. Bu kendini tanımanın ilk uğraşlarıdır.

    Anne ve baba gibi yakın kişilerin sesini ayırdeder.

    Huzursuzlaştığında, ağladığında kendisi ile konuşursanız bir süre susup dinleyebilir.

    Agu benzeri sesler çıkarır..

    Kırmızı bir nesneyi sağa-sola gezdirdiğinizde izler

    Yüzükoyun yatırılınca başını kaldırıp 1 dakika yukarıda tutabilir

    Dikey pozisyonda dolaştırılmaktan çok hoşlanır, çünkü artık dünyayı tanımaya başlamıştır.

    0-3 AY bebekler icin oneriler

    Bebeğinizle gözgöze bakın.

    Yüzüne gülümseyerek ve hoşnutlukla bakarsanız o da kendinden hoşnut olacak, kendini değerli bulacaktır.

    Onunla konuşun,ninniler, şarkılar söyleyin. Değişik sesler, müzikler dinletin (saatin sesi, hafif müzik sesi, kuş sesi, gibi)

    Onu hafif hafif, müziğin ritmine uygun olarak sallayın.

    Yatağının üzerine iple hareketli resimler renkli kumaş, sünger, kağıt parçalarından oluşan oyuncaklar asın (Yaklaşık 50 cm yukarı)

    Ona ismiyle seslenin.

    Beslerken kucağınıza alın.

    Kucağınıza aldığınızda bedenini hafif hafif okşayın.

    Ağladığında, huzursuzlaştığında hemen yanına gidemiyorsanız bile ona seslenin, ve kısa sürede yanına gitmeye çalışın. Onunla sakin bir sesle konuşun, ninni söyleyin, kucağınıza alın.

    Kucağınızda, taşıma koltuğunda veya bebek arabasında onunla dolaşmaya çıkın.

    Yatarken ya da kucakta onu yumuşak bir battaniye ile sararsanız kendini daha rahat hissedebilir ve kendi ani hareketleri ile uyanmaz.

    Sırtüstü durumdan kaldırırken başını arkaya düşürebilir: yatırıp kaldırırken başını elinizle arkadan destekleyin.

    Ellerini tutarak el hareketlerine yönelik oyunlar oynatın. (tel sarar oyunu gibi)

    Bebekle konuşarak, karşısında hareket ederek dokunmadan güldürmeye çalışın.

    El bileklerine renkli ve sesli bilezikler, bileklikler takın.

    Bebekle konuşurken çıkardığı sesleri taklit edin, yeni sesler çıkarın.

    Bebeği gün içinde (oyun amaçlı) zaman zaman yüzüstü yatırın, başını kaldırılması için karşısında konuşun.

    Bebek yatarken elleri ve ayaklarına dokunun, konuşarak oyun oynatın.

    Bebeği sadece sırtüstü yatırın.Bebeği dışarı çıkarken yüzünü dışa dönük tutun.

    Emzirme dışında beslerken mutlaka anne kucağında olmasını sağlayın, göz göze bakın.

    GÜVENLİK KURALLARI

    Uygun bir araba koltuğu kullanınız.

    Bebeğin beşiğinin güvenli olduğundan emin olunuz.

    Çarşaf düz olarak yerleşmiş olmalı, buruşuk olamamalıdır.

    Bebeği yumuşak zemin üzerine uyumaya bırakmayınız. Bir yaşına dek yastık kullanamayınız.

    Oda ısısı 22-24 derece olmalıdır.

    Bebeği sırt üstü yatırınız. Ani bebek ölümlerine neden olduğu için bebeğinizi yüzüstü yatırmayınız, yan yatırmak ise bebeğin kolayca yüzüstü dönebileceğinden önerilmemektedir.

    Bebeği yıkamadan önce dirseğinizle banyo suyunu kontrol ediniz.

    Bebeği büyük kardeş veya kedi köpek gibi hayvanlarla yalnız bırakmayınız.

    Bebeği yıkama leğeninde veya yüksek yerlerde yalnız bırakmayınız.

    Evde hiçbir yerde sigara içilmesine izin vermeyiniz.

    Bebek kucağınızda iken sıcak içecekler veya sigara içmeyiniz.

    Aşırı güneşe maruz bırakmayınız.

    Mümkünse evde yangın detektörü kullanınız.

    Bazı hastalıkların erken bulgularına dikkat ediniz.

    Ateş (Makattan 38 derece üzeri)

    Emmeme

    Kusma

    İshal

    Su kaybı

    Her zamankinden farklı huzursuzluk, sürekli uyku hali, sarılık, deri döküntüsü

    4-6 aya dek anne sütü veya mama dışında yiyecek vermeyiniz.

    Anne sütü alan bebeklere vitamin vermeyi unutmayınız.

    BEBEKLERDE D-VİTAMİNİ DESTEĞİ

    Bebek için en ideal besin anne sütüdür,ancak anne sütü alan bebekler e doğumdan kısa süre sonra D vitamini desteği vermek gerekmektedir.Her ne kadar mama alan bebekler mamadan Vitamin D desteği alsada çalışmalar bunun yeterli olamayabileceğini göstermektedir.Sonuç olarak eğer bebek günde 1 litreden daha az mama tüketiyorsa onlarada D Vitamini desteği verilmelidir .Günlük ihtiyaç 400 ıu dir.25/03/2010

    UYKU ÖNERİLERİ

    GECE AĞLAMAYA ALIŞMIŞ BEBEK

    Gece ağlamaları genellikle anne babaların gece bebeği oyalamak için ikinci bir şans vermesinden kaynaklanır. Bu anne baba; bebeği beslemez ama yatağından alırlar ve onunla konuşurlar, onu sallarlar ve oynarlar. Bazı geceler anne, bebeği kendi yatağına veya bir kanepeye alır ve birlikte uyurlar. Ek olarak bu bebekler genellikle yatma zamanı ağlamasalar bile uykuya dalmak için sallanırlar. Kendi yataklarının dışında uyumaya alıştıklarından uyku ile kendi yatakları arasındaki ilişkiyi hiçbir zaman kuramazlar. Uyandıktan biraz sonra çevreleri değişir ve annelerinin gelip uykuya geçiş için kendilerine yardım etmesini beklerler. Böylece anne, baba bebeğin uykuya dalış objesi haline gelir.

    Bazı bebekler gece ağlamalarını sonradan edinirler. Problem, bir akut hastalıktan (örneğin; kulak ağrısı veya pişik) dolayı anne-babanın geçici olarak dikkatlerini bebeğin üzerine yoğunlaştırması ile başlar. Diğer bazı bebeklerde ise bu sorun uyku çevrelerinin değişmesinden (örn; bir seyahatten) sonra başlar. Birçok bebek eski uyku düzenlerine çabucak dönemlerine rağmen bazı bebekler bu gece ilişkisinden hoşlanırlar ve isteklerini devam ettirirler. Bir bebek muhtemelen 4-7 geceden biraz daha fazla bir süre içinde gösterilen ilgi nedeniyle gece uyanık kalmaya alışabilir. Gece ağlamalarına sebep olan bir çok neden vardır. Gece ağlayan bebeklerin annelerinin uykuları genellikle hafiftir ve çıkarılan normal seslere birle karşılık verirler. Uyumak isteyen babalar, hanımlarına bebeği sessiz tutmaları için ısrar edebilirler. Bazı çocuklar gün boyunca fazladan kestirirler ve bu nedenle fazla uyuma ihtiyacı hissetmezler. Bazı durumlarda bebeğin yatağı anne-babanın odasındadır ve ilişki vazgeçilmeyecek kadar caziptir.

    ÖNLEM

    BEBEĞİ YATAĞINA UYKULU FAKAT UYANIKKEN YERLEŞTİRİNİZ (YENİ DOĞAN DÖNEMİNDE)

    Bebeğin uyumadan önce hatırladığı son şey kendi yatağı olmalıdır, anne-babası değil. Yatağın olağan tanıdık bir gece ortamı olarak kabul etmelidir. Kendi kendine uykuya geçmeyi öğrenmelidir. Bu uyku öncesi dönem genellikle 20-30 dakika alır. Bu süre içinde anne-baba orada olmamalıdır. Eğer bebek yatmadan önce ağlarsa, sakinleştirmek için sallanabilir ama anne-baba bebeği uyumadan önce yatağında sakinleştirmeyi denemelidir.

    BEBEĞİ BİBERON İLE BIRAKAMAYINIZ (4 AYLIK)

    Bebeği biberonu tutmasına veya yatağa almasına izin vermeyiniz. Bebekler biberonu anne-babaya ait olduğunu bilmelidir. Yatağa verilen biberon gece ağlamalarına neden olur çünkü bebek biberonu almak isteyecek ancak onu boş olarak ya da yerde bulacaktır. Eğer yatma zamanı bebeğin emme ihtiyacı artarsa emzik verilebilir.

    GECE BESLENMEYE ALIŞMIŞ BEBEKLER

    Gece beslenmeye alışmanın en çok bilinen nedeni, gün boyunca yapılan sık beslenmeler ve gün boyunca beslenme sıklıklarının azaltılması konusunda bebeğe karşı başarısız kalınmasıdır. Bu çocukların bazıları saatte bir veya daha fazla sayıda beslenirler. Bu problem daha çok anne sütü ile beslenen bebeklerde yaygındır. Bu muhtemelen bazı annelerin bebeğin her ağlayışında emzirmesinden kaynaklanır. Bu çocuklar ilgiye ihtiyaçları olduğu zaman oynamak yerine gün boyu atıştırma alışkanlığı geliştirirler. Anne iyi niyetli ve özverilidir. Ancak, bebeği gün boyunca sık sık besleyerek “iyice doymasını” sağlayarak gece boyunca uyuyacağını düşünüyorsa hata ediyordur. Bunun tam tersi olur bebek sık ve az beslenme alışkanlığı geliştirir. Bazı anneler ise bebeklerinde hypoglycemia (kan şekeri düşüklüğü) geliştireceği fikri ile gece beslenmesini azaltmada endişe duyarlar.

    Gece beslenmesi için uyanmanın bir başka nedeni de bebeği yatakta biberon ile bırakmaktır. Biberon ile uyumaya alışan bebek, gece uyandığında biberona uzanır, boş bulur ve doldurulmasını ister. Gün boyunca biberonu yanında taşıyan ve neredeyse sürekli olarak süt içen daha büyük bebeklerde de benzer problemler olabilir.

    Bu tip bebeklerin çoğu uyanıkken yataklarında yatmazlar. Bunun yerine bu bebekler uykuya dalana kadar meme veya biberon ile beslenirler. Gece uyandıklarında meyve veya biberona ihtiyaç duyarlar, çünkü bunlar onlar için uyanıklıktan geçiş için birer araç olmuşlardır.

    ÖNLEM

    BİR ÖNCEKİ BESLENMEDEN ANCAK 2,5 SAATTEN FAZLA GEÇMİŞSE BESLEYİNİZ.

    Bebek ağlamadan ve bir önceki beslenmeden en az 2,5 saat (anne sütü ile beslenenler için 2 saat) geçmeden beslemeyiniz. Ağlamak bebeğin tek iletişim yoludur ve her zaman açlık belirtisi değildir. Bebek, belki yalnız, sıkılmış, yorgun veya fazla ısıtılmış olabilir. Böyle zamanlarda bebeği kucağa alınız veya yatağına koyunuz. Beslenme yatıştırıcı bir unsur olmamalıdır. Gün boyunca sıkça beslenen bebekler gece boyunca da sık aralıklarda acıkırlar.

    GECE BESLENMELERİNİ KISA VE SIKICI KILINIZ (YENİ DOĞAN)

    Bebeğin, gecenin uyku için özel bir zaman olduğunu düşünmesini arzu ederiz. Gece beslenme için uyandığında ışığı yakmayınız, onunla konuşmayınız ve sallamayınız. Onu; çabuk ve sessizce besleyebilirsiniz. Ekstra sallama ve oyun zamanlarını gün boyunca yapabilirsiniz. Bu yaklaşım, gece uyku sürecinin artmasını sağlayacaktır.

    BEBEĞİ YATAĞINA UYKULU FAKAT UYANIKKEN YERLEŞTİRİNİZ (YENİDOĞAN)

    Bebeği yatağına yerleştirmeden önce uyuması için emzirme veya beslenmeden vazgeçilmesi önerilir. Eğer uyuması için emzirme veya beslenmeden vazgeçilmesi önerilir. Eğer uyuması için emzirilirse, bebek gece normal olarak uyandığında annesini çağırmak için bağıracaktır. Bunun yerine, anne-babaya bebeği yatağına uyanıkken yerleştirmeleri tavsiye edilir.

    Bu bebek beslenirken yorgun düşmeye başladığında yapılabilir. Böylece bebek meme veya biberon olmaksızın uykuya dalmayı öğrenmelidir. Bunu yapmayı her bebek öğrenebilir.

    GECE YARISI BESLENMESİNDEN VAZGEÇİNİZ (4 AYLIK)

    Gece saat 2 de beslenmesi bir alışkanlık haline gelmeden bıraktırılmalıdır. Amaç 4. ayda günde 4 öğün ve 6. ayda 3 öğüne inmektir. Günde 3 öğüne düşürüldüğünde bir çok bebek arada 2 küçük atıştırmaya ihtiyaç duyar. Bu zamanda eğer bebeği gece beslenmesinden vazgeçiremez iseniz her geçen gün bu alışkanlığı kırmak daha zor hale gelir.

    Eğer çocuk gece boyunca ağlarsa, onu beslemeyiniz, arkasını sıvazlayarak ve yumuşak sözler söyleyerek avutmayı deneyiniz. Işığı yakmayınız ve onu yatağından çıkarmayınız. Bebeğin, yatağın gece yatması gereken yer olduğunu öğrenmesi gerekir. Bazı çocukların erişkin uyku düzenine uyum sağlayabilmesi için yeniden yönlendirilmesi gerekebilir.

    Türkiye Çocuk Nörolojisi Derneği web sayfasından (http://www.cnd.org.tr) alıntı yapılmıştır.

  • Doğum Psikoloğu (Doula) kimdir?

    Doğum Psikoloğu (Doula) kimdir?

    Doğum psikoloğu ne yapar, nasıl çalışır?

    Dünyada doğum öncesinde ve doğum sonrasında çalışan psikologlar var. Fakat bundan farklı olarak Dünya’da ilk Türkiye’de doğum anında doğuma giren psikologlar çalışmaktadır. Doğum psikoloğu, doğum sırasında doğumu bütün yönleriyle ele alan ve doğum ekibinin, gebenin, bebeğin ruh sağlığını koruyacak olan bir psikoterapisttir. İhtiyaç kısmına baktığımızda çok yeni bir alan olduğu için doğum psikoloğunu nasıl bulabilirim, ne kadar gerekli diye düşünebilirsiniz. Yanımda olur mu? Olursa bana destek verir mi? gibi sorular gelebilir aklınıza…

    Burada hikâye gebelik sürecinde başlıyor. Psikologların önerdiği ise mümkünse kadının gebe kalmadan önce kendi süreçleriyle çalışmış olması ama bu her zaman mümkün olmayabiliyor. O yüzden de gebelik sürecinde gebeyle çalışmaya başlıyoruz. Terapiler 3-4 seans sürüyor, anne adayı, baba adayı ve hatta anneanneyle de görüşülüyor. Bunun nedeni ise RNA‘lar dediğimiz kuşaklar arası aktarımların olması. Yani anneanneniz annenize hamileyken siz de anneanneniniz karnında küçük bir hücreydiniz. Çünkü kadınların yumurtalıkları anne karnında oluşmaya başlıyor. Anneannenizin nasıl bir gebelik süreci geçirdiği sizi de etkiliyor. Gebelik süreci 3 kuşağı da etkileyen bir süreç aslında. Anneanneyle görüşmemizin nedeni de buradan gelecek olan kayıtları toplamak çünkü doğum anında tüm o korkular, kaygılar, travmalar daha fazla ortaya çıkmaya meyilli. Biz de bu çalışmayı yaparak bebeğe aktarılmasını engellemeye çalışıyoruz. Eğer doula doktorla tanışmıyorsa, bir muayeneye gebeyle birlikte gidiyor çünkü doğum sadece gebe, baba ve bebekten ibaret değil aslında doğum ekibine de destek vereceği için onlarla da tanışmak durumundadır.

    Sonra o süreçle ve aileyle ilgili tüm bilgileri cebine koyuyor, doğum esnasında ortaya çıkabilecek herhangi bir tıkanıklık, doğumun uzaması, doğumun durması gibi durumlarda o bilgileri doğumun yararına kullanıyor. Bazen küçük seanslar, gevşemeler, zihin alanı çalışmaları yaptırarak doğumu durduran, akışını bozan durumlara müdahale ediyor. Doğum takımının rahat, huzurlu ve keşke demeden ayrılmasını sağlıyor.

    Doğum destekçisi (doula) ne iş yapar?

    Kelime anlamıyla doğumda annenin yanında olan ona destek veren kişidir. Eski doğumları hatırladığınız zaman annenin yanında doğum yapmış tecrübeli kişiler gelir onlara el verir, yapabilirsin gibi ona destek verirlerdi. Hatta rahat doğum yapmış kadınların doğum yapacak kadınlarla deneyimlerini paylaştıkları ritüeller vardı. Şimdi modern doğumda bu yoğun çalışan şehirlerdeki hastanelerde maalesef bu bire bir destek büyük bir ihtiyaçtır giderilememektedir. İşte doula denilen kişiler aldıkları eğitimle, doğum bilgisi ve doğumda ilaç dışı rahatlatıcı teknikleri öğrenirler. Ve ailelere destek olurlar. Tıbbi bir sorumlulukları yoktur. Tıbbi hiçbir şeye karışmazlar. Tek hedefleri, ailelerin doğum tercihlerine saygılı olarak onu doğum boyunca birebir ve kesintisiz desteklemektedir. Masaj yaparlar, nefes çalıştırırlar, bazen aromaterapi kullanırlar. Bazen bazı pozisyonları gösterirler. Ebe ve doktorla çalışan sağlık dışı kişilerdir. Doğuma katıldıklarında sezaryen oranlarının azaldığı gözlenmiştir.

    Psikolojik olarak doğuma nasıl hazırlanılmalıdır?

    Doğuma hazırlıkta fiziksel ve zihinsel hazırlıklarla beraber en önemli hazırlanma psikolojik hazırlıktır. Hatta bazen gebenin psikolojisi tüm fiziksel ve zihinsel hazırlığı bile olumsuz anlamda etkileyebilir. O yüzden  psikolojik hazırlık çok önemlidir.

    Bazıları doğuma hazırlığın gebelik esnasında ve hatta doğuma yakın olmasını sanar. Fakat asıl hazırlık gebelikten bile önce başlamalıdır.

    Psk. Aslı Çağla Döner

    Klinik Psikolog ve Aile Danışmanı

    Özel Optimed Hastanesi

  • 4, 5 ve 6 aylık bebek gelişimi

    Ay ay bebek Gelişimi

    4 aylık bebek gelişimi:

    Yüzükoyun yatınca başını kaldırıp etrafa bakabilir.

    Renkleri ve uzağı görebilir.

    “Aa-uuu” gibi sesleri sık sık çıkarır.

    Ayaklarının üzerine bastırılmak istendiğinde basmayıp bacaklarını karnına doğru çeker

    Gece uykuları bir miktar düzene girer.

    Nesnelere uzanmaya başlar. Birinci ayda sözü edilen refleks olarak yakalama davranışı kaybolur.

    5 aylik bebek gelisimi:

    Yüzükoyun yatınca başını kaldırıp dik tutabilir.

    Dönmeye başlayabilir. Düşmelere dikkat!

    Bu dönemde basmayabilir.

    Sesli (kıkır kıkır) gülebilir, bunu sizin de katılmanızla, konuşmanızla daha da arttırır.

    Geceleri daha uzun uyur: 6-8 saati bulabilir.

    Bir elinde tuttuğu nesneyi diğer eline geçirebilir.

    Sırtüstü yattığında ayaklarını yakalayıp ağzına götürebilir.

    6 aylik bebek gelisimi:

    Destekle oturabilir.

    Çıngırağı salladığınızda sesine döner.

    Oyuncaklara uzanır.

    Bu dönemde henüz basmaması normaldir.

    Yüzükoyun yatınca kollarını gergin tutarak baş ve omuzlarını, gövdesinin üst kısmını yataktan kaldırabilir.

    Anne-babası uzaklaşınca ağlayabilir.

    Eline aldığı her şeyi ağzına götürür.

    4-6 ay bebek gelisimi için ÖNERİLER

    Bu dönemde onunla “ce-e” benzeri oyunlar oynayın.

    Değişik sesler çıkaran oyuncaklar, çıngıraklar verin

    Değişik sesler, müzikler dinletin

    Bebeğinizi yıkarken, altını değiştirirken, beslerken onula konuşun.

    Onun çıkardığı seslere siz de cevap verin, çıkardığı sesleri taklit edin.

    Onun ulaşabileceği mesafelere plastik, renkli, yaşına uygun oyuncaklar ya da plastik bardak, tabak gibi ev eşyaları koyarak almaya teşvik edin. Oyun malzemelerini seçerken güvenli olmalarına özen gösterin

    Büyük, renkli resimler, şekiller, kitaplar gösterin.

    Aynada kendisine baktırarak oynayın, bu arada ismini tekrarlayın.

    Bebek otururken avuçlayarak ya da parmakla kavrayarak alabilmesi için önüne üzüm, zeytin, leblebi gibi küçük şeyler koyun. Uzanıp almasına yardım edin. Kontrolünüz dışında kesinlikle vermeyin; yutması tehlikeli olabilir.

    Bebek otururken her iki kulağın arkasından değişik sesler çıkarın. Sesleri dönüp aramasını bekleyin. Aynı şekilde değişik zamanlarda adıyla seslenin; başını çevirip sesi aramasını bekleyin.

    Bebeği gün içinde zaman zaman yüzüstü yatırın. Başını kaldırması için konuşun. Gerekirse göğsünün altına destekleyici yastık benzeri sert eşyalar yerleştirin.

    Bebeğinizin yüzüne, ellerine, saçlarına sık sık dokunun.

    Bebeğe şarkı söyleyin; söylerken ellerini tutarak el çırptırın.

    Güvenlik kuraları

    Arabada uygun araç koltuğu kullanınız.

    Yıkamadan önce yıkama suyunun ısısını dirseğiniz ile kontrol ediniz.

    Küçük çocuklar ve hayvanlarla bebeği yalnız bırakmayınız.

    Yıkama küvetinde veya yüksek yerlerde bebeği yalnız bırakmayın. Bir eliniz mutlaka bebek üzerinde olsun.

    Evde ve arabada sigara içilmesine izin vermeyiniz.

    Bebek kucağınızda iken sıcak içecekler ve sigara içmeyiniz.

    Aşırı güneşe maruz bırakmayınız.

    Küçük parçalı oyuncak, küçük ve keskin objeleri uzak tutunuz.

    Zehirli maddeleri (ilaç, temizlik deterjanları, boyalar v.s.) çocukların ulaşabileceği yerlerden uzak tutunuz.

    Bebeğe balon, bilye ve plastik oyuncaklar vermeyiniz.

    Hiçbir zaman yürüteç kullanmayınız.(kazalara neden olduğu yürümeyi geciktirdiği için)

    Hastalıkların erken bulgularına dikkat:

    Emmeme

    Kusma

    İshal

    Sıvı kaybı

    Farklı bir huzursuzluk, fazla uyku

    Deri döküntüsü

    Anne sütü veya mamaya 1 yaşına dek devam ediniz.

    Anne sütü veriyorsanız vitamin vermeyi unutmayınız.

    1 yaşına dek bal vermeyiniz. (besin zehirlenmesi yapabilir.)

    Varsa bakıcının bebeği uygun beslediğine dikkat ediniz.

    Bebeğin dişlerini korumak için biberon veya emzik ile uyutmayınız.

    Gelişimsel basamaklar

    Türkiye Çocuk Nörolojisi Derneğinin web sayfasından (www.cnd.org.tr) alıntı yapılmıştır.

  • Yaz Depresyonu

    Yaz Depresyonu

    Yaz depresyonu nedir?

    Mevsimsel duygu durum bozukluğu, her yıl sonbahar ve kış aylarında günlerin kısalmasıyla ortaya çıkan bir depresyon biçimidir. Genellikle ilkbahar ve yaz aylarında günlerin uzamaya başlamasıyla birlikte mevsimsel depresyonu olan bireylerin şikayetlerinde iyileşme görülür. Ancak bazen ilkbahar ve yaz mevsiminde oluşan bir tipi de bulunmaktadır. Yaz depresyonu, kış depresyonuna göre ender görülmektedir. Görülme sıklığı %1 olan yaz depresyonunun nedenleri kesin olarak bilinmese de genetik faktörler, stresle bağlantılı faktörler, geçmişte yaşanan travmatik bir olayın neden olduğu depresif bir süreç, her yıl aynı dönemlerde tekrar hatırlanarak mevsimsel depresyona yol açabilir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, biyolojik etkiler (melatonin hormonunun az salgılanması gibi) ve psikolojik faktörler nedeniyle yaz mevsiminde de depresyon olacağını göstermektedir.

    Kadınlarda erkeklere oranla mevsimsel duygu durum bozuklukları 4 kat fazla görülmektedir. Ayrıca klinikte en çok gözlemlediğimiz özellikle majör depresyonda olduğu gibi yaz depresyonunda da, kişilerin hastalığı geçici bir moral bozukluğu gibi görerek hafife almalarıdır. Depresyon sürecini, kırık kolla salata yapmaya benzetebiliriz. Kişi hayat kalitesi düşmüş bir şekilde hayatına devam eder, fakat bu durum tedavi edilmediği takdirde kişinin hayatındaki işlevselliğini olumsuz etkileyen bir süreç haline dönüşür.

    Yaz depresyonu belirtileri neler?

    Döngüsel ve mevsimsel bir durum olan yaz depresyonu belirtilerin her yıl aynı dönemlerde başlayıp sona erdiği anlamına gelmektedir.

    • Anksiyete (Endişe, kaygı)

    • Uyku sorunları, insomnia (uykusuzluk)

    • Aşırı hassasiyet, sinirlilik

    • Ajitasyon

    • Kilo kaybı

    • İştahsızlık

    Yaz depresyonda kişi hayattan zevk alamamaya başlayabilir. Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü yaşar. Kişi eskiden mutlu olduğu şeylere ilgi duymaz. Yorgunluk, bitkinlik, enerji kaybı, motivasyon kaybı, cinsel isteksizlik, uyku bozukluğu, aşırı alınganlık, duygusallık, sabırsızlık, iştah kaybı, kilo verme ya da aşırı iştahla kilo alımı görülebilir. Bu durum içe kapanma, saldırganlık, yaşamı değersiz bulma ve intihar düşüncelerine kadar gidebilir.

    Sirkadyen ritmin (biyolojik saat) bozulması, uyanık kalma süresinin artmasından dolayı depresif duygulara yol açabilir. Ayrıca vücudumuzdaki serotonin seviyesindeki düşüş ve özellikle de melatonin hormonu dediğimiz uyku düzenini sağlayan hormonun dengesinin bozulması yaz depresyonunu tetikleyen sebepler arasında olabilmektedir.

    Yukarıdaki sebeplerden dolayı yaz aylarında düzenli ve kaliteli uykuya dikkat edilmelidir. Mümkünse haftanın 4 günü 20 dakika tempolu yürüyüş yapmak vücuttaki endorfin seviyesini arttırdığı için önerilmektedir. Yaz aylarında sağlıklı ve düzenli beslenmek de oldukça önemlidir.

    Yaz depresyonunun tanı ve tedavisi için, ruh sağlığı uzmanının değerlendirilmesi önemlidir. Tedavi sürecinde psikoterapi ve ilaç tedavisi kullanılmaktadır.

  • 1 yaş çocuk gelişimi

    Çocuk gelişim basamakları

    Oyuncakları kap içine doldurur, çıkarır.

    Karalamalar yapar.

    Şişe içindeki küçük maddeleri dökerek çıkarır.

    “Topu masaya koy” gibi basit emirleri yerine getirir.

    Karşılıklı top oyunu oynar.

    Ev işlerine yardım eder.

    Kendi yemeğini yer.

    Tek kelimeler kullanarak konuşur.

    Sorulduğunda gözünü, burnunu, saçını gösterir.

    1 yaşında bebeksi olsa bile anlaşılır konuşur.

    Sorulduğunda hayvan ve nesneleri resimlerinden gösterir, adlarını söyler

    Çocuk gelişim önerileri

    Çeşitli boyutlarda bloklar ve kutuları üst üste dizerek kule yapın.

    Değişik büyüklükte kutuları iç içe koymayı, üst üste dizerek kule yapın.

    Oyuncakları ya da eşyaları bir kutunun içine doldurma-boşaltma oyunu oynayın.

    Çocuğunuza burnunu, gözünü, kaşını, ağzını göstermeyi öğretin. Oyuncak bebekte ve sizin üzerinizde göstermesini isteyin.

    Yürümeye başladığında itebileceği çekebileceği tekerlekli oyuncaklar alın.

    Yerdeki oyuncakları ve eşyaları eğilerek almasını isteyin.

    Çocuğunuzu merdivenlerden inip çıkarın.

    Güvenlik Kuralları

    Tehlikeli olabilecek maddelerden uzak tutunuz. Bebek yürümeye başlayacağı için, keskin kenarlı eşyalara dikkat ediniz.

    Araç koltuğunu bebeğin yüzü öne bakacak şekilde değiştirirsiniz. Her kullanımda doğru monte edildiğinden emin olunuz.

    Bebeği, su kenarında, tuvalette v.s. iken mutlaka gözlem altında tutunuz.

    Güneşli havalarda dışarı çıkarken güneş kremi ve şapka kullanınız.

    Evde ve arabada sigara içmeyiniz.

    Evde yangın dedektörü kullanınız ve doğru çalıştığını kontrol ediniz.

    Bebeğin örtüyü çekebileceğini düşünerek masa örtüsü üzerine ağır objeler ve sıcak sıvı dolu kaplar bulundurmayınız.

    Elektrik prizlerini plastik kapaklarla kapatınız.

    Zehirli maddeleri, ilaçları, temizlik ve makyaj malzemelerini, boya ve çözücüleri uzak tutunuz.

    Sigara, çakmak, kibrit ve alkollü erişemeyecekleri yerlerde saklayınız.

    Köpek ve diğer hayvanlara özellikle yemek yerken yaklaşmamaları gerektiğinde öğretiniz.

    Mama veriyorsanız tam inek sütüne geçebilirsiniz.

    Çok az miktarda florlu bir diş macunu ile dişlerini fırçalayınız.

    Biberonla beslenmeyi kesiniz.

  • Vajinismus Kadının Değil, Çiftin Sorunudur!

    Vajinismus Kadının Değil, Çiftin Sorunudur!

    Vajinismus nedir?

    Vajinismus; cinsel birleşme sırasında vajinanın dışa yakın bölümünü çevreleyen kasların kasılması sonucunda cinsel birleşmenin imkansız ya da ağrılı hale gelmesi durumudur. Vajinadaki kasılmaya bedenin başka bölümlerindeki kasılmalar da eşlik edebilir. Kasılmaların ve korkunun şiddeti ile paniğe kapılan kadın ilişki sırasında eşini itebilir, kendini ilişkiye tümüyle kapatabilir. Bu davranışlar, kadının eşi tarafından sanki ilişkiyi istemiyor veya bilinçli olarak kendisini kapatıyor gibi algılanabilir. Fakat bu kasılmalar tamamen istemsizdir ve gevşemek kadının elinde değildir.

    Vajinismustaki kas grubu kaslarının ismi PC (Pubococcygeus) diğer adıyla aşk kasları grubudur. Bu kaslar üretradan anüse kadar bir hat çizer ve idrar yapmadan doğuma kadar birçok bedensel işlevde rol oynar. Normal şartlarda bu kaslar cinsel ilişki sırasında oldukça esneyebilme özelliğine sahiptir. Kişi, korku ve endişe yaşamıyorsa, istek ve uyarılması da yeterli düzeydeyse penisin büyüklüğüne göre kaslar esner ve cinsel birleşme rahatlıkla gerçekleşir. Kas yapısını pileli eteğe benzetebiliriz, içine aldığı yapının şeklini alır. Vajinismusu olan kadınlarda ise durum istem dışı vajinal refleksle ortaya çıkar ve spazmlar vajina girişini daraltır.

    Vajinismus sorunu yaşayan kadınlar vajinalarının penisi alamayacak kadar küçük olduğunu veya kızlık zarının çok kalın olduğunu cinsel denemelerde büyük zorluk yaşayacaklarını düşünürler. Bu kadınların bedeninde cinselliği yaşaması için herhangi bir fiziksel engel yoktur, daha çok hatalı düşünce yapıları söz konusudur. Bir anlamda vajinismus için vajinanın panik atağı diyebiliriz. Yani fizyolojik süreçlerden çok kişinin bilişsel, psikolojik süreçleriyle ilgilidir.

    Vajinismus çeşitleri

    Vajinismus sorunu birincil ve ikincil olabilir.

    Birincil vajinismus: Kişinin cinsel açıdan etkin olduğundan beri vardır.

    Sekonder vajinismus: Daha önce ağrısız cinsel ilişkisi olan bir kadında sonradan kasılmaların ortaya çıkmasıdır. Bu durum çoğunlukla bir travma veya cerrahi müdahale sonrasında ortaya çıkar.

    Vajinismusun nedeni nedir?

    Vajinismus çok nadir durumlar dışında psikolojik nedenli bir sorundur. Kişinin zihnine yerleşmiş olan hatalı düşünce yapıları ve olumsuz koşullanmaları bu soruna yol açar. Bunun da nedeni olarak, bilgi eksikliği, yetersiz cinsel eğitim, kadınların ilk gece deneyimleriyle ilgili abartılı anlatımları, katı ahlaki değer yargıları ile yetiştirilmiş olmak, cinselliği ayıp, günah, pis bir şey olarak algılamak, kızlık zarı veya cinsel birleşme ile ilgili kulaktan dolma yanlış bilgilerin etkisinde kalmak, kaygı düzeyinin yüksek olması, gebe kalma korkusu, olumsuz cinsel deneyimler, kötü çocukluk yaşantısı, problemli anne-baba ilişkisi, aşırı kontrollü kişilik özellikleri, duygusal bağlanma güçlükleri, güven eksikliği ve eşle iletişim sorunları sıklıkla rastlanan nedenlerdir.

    Vajinismus kadının değil, çiftin sorunudur!

    Vajinismus sadece kadının yaşadığı bir problem gibi düşünülmemelidir. Erkeğin de problemin yaşanmasında ve tedavisinde önemli bir rolü vardır. Bu nedenle erkeğin eşini yalnız bırakmaması, eşlerin tedaviye birlikte katılmaları gerekir. Tedavi açısından önemli olan eşler arasında işbirliği ve uyumun devam ediyor olmasıdır.

    Vajinismusun tedavisi…

    va

    Tedavi süreci mutlaka çiftle birlikte olmalıdır. Vajinismus fiziksel bir nedeni olabilir ve bu nedenle kadının mutlaka cinsel terapi öncesi bir kadın doğum uzmanına görünmesi gerekir.

    Vajinismusta, bilişsel- davranışçı terapi yöntemi, çeşitli nefes ve gevşeme egzersizleri, çiftle birlikte verilen uygulamalar tedavinin parçasını oluşturur. Tedaviye başlangıç sürecinde çiftin ya da kişinin cinsel bilgi eksiklikleri ya da hatalı öğrenmeleri değerlendirilir. Bu eksikliklere yönelik cinsel eğitim verilir. Hem zihnin hem de bedenin ele alınması ile mümkündür. Zihnin cinselliğe yönelik olumsuz koşullanmalardan ve kaygıdan arındırılması ve bedenin de vajinal girişi kabul edecek ve bundan zevk alacak hale gelmesi hedeflenir.

    Vajinismusu mekanik olarak çözmek tedavi açısından yeterli değildir. Çifte sağlıklı ve mutlu bir cinsel hayat sunmak için tedavide iki aşama izlenmektedir. İlk aşama cinsel birleşmenin olmasını hedefleriz. İkinci aşama da ise, cinsel ilişkiden zevk alma ve orgazm olma teknikleri öğretilir.

    Herhangi bir ilaç veya operasyonla tedavisi mümkün değildir.

    Vajinismus kadın cinselliği sorunlarından başarılı tedavi oranı en yüksek cinsel işlev bozukluğudur.

  • Çocuklarımızı dinlemek

    Çocuklarımızın gelişiminde dinlemenin önemi

    Çocuklarımızla iletişim kurmanın önemini hepimiz biliyoruz. İletişimin temeli ise dinlemedir. Kendisini dinlediğimizi düşünen bir çocuk ne hisseder? Onları dinlemediğimizde ne tip izler bırakırız?

    Dinlendiğinde çocuk ne hisseder?

    Anne babasının kendisini dinlediğini gören çocuk önce, kendisine değer ve önem verildiğini, kabul edildiğini, buna bağlı olarak da sevildiğini düşünür.

    Aynı zamanda çocuk duygularını ifade etme olanağı bulduğundan “ anlaşıldım” duygusunu yaşar ve rahatlar.

    Bu durum çocuğun hem benlik saygısının artmasına hem de kendisini dinleyen kişiye yakınlık duymasına neden olur.

    Çocuklarımızı dinlemediğimizde bıraktığımız izler!

    Çocuklar dinlenmemeleri ve ciddiye alınmamaları konusunda aşırı duyarlıdırlar.

    Dinlenmediklerini hemen fark ederler.

    Dinlenmemektense, ebeveynin karşıt görüş bildirmesini bile kabullenebilirler.

    Uzun süre dinlenmeyen çocuklar savunmaya geçebilirler, işbirliğine yatkın olmazlar ve içlerine çekilebilirler.

  • Pazartesi Sendromuna Son Vermenin Yolları

    Pazartesi Sendromuna Son Vermenin Yolları

    Pazartesi sendromunda algı yönetimi…

    Özellikle okul ve iş hayatındaki çoğu kişinin kabusudur pazartesi sendromu. Bu durum bazı baş etme yöntemleriyle atlatılabilecek bir durum mu, yoksa kişinin hayatındaki işlevselliğini olumsuz yönde etkileyebilen ve ciddi müdahale gerektiren bir durum mu bunu ayırt etmek önemlidir.

    Kişi, pazar gününden itibaren etkilerini hissetmeye başlar. Pazar günü, yeni başlayacak olan haftayı müjdeler ve bazı kişiler bu durumu müjde yerine, yoğun tempo, stres, trafik, yorgunluk olarak algılar. Hafta sonunun bitmiş olması, kişide gerginlik yaratabilir. Bu gerginlik hissinin sebebi olarak da kişinin pazartesi gününe yüklediği anlam etkilemektedir. Negatif düşüncelerimiz, duygularımıza ve davranışlarımıza yansır..

    Herkes pazartesi sendromu yaşayacak diye bir şey yoktur. Pazartesi sendromu yaşayan kişilere baktığımızda ise genellikle bu kişiler ya mesleğini sevmiyordur ya çalıştığı ortamla ilgili bir problem yaşıyordur ya da kişi kendisini yeteri kadar tanımıyordur. Kişinin kendisini tanıyor olması, kendi süreçlerinin farkında olması durumlar karşısında baş edebilme yetisini geliştirir. Ana odaklanmayı becerebilen, stresle baş etme mekanizmaları iyi olan, kendisini iyi tanıyan kişiler pazartesi sendromu yaşamaz.

    Pazartesi sendromunun yaşanmasındaki bir diğer neden de kişinin o güne yüklediği anlamdan kaynaklanmaktadır. Her pazartesi kişinin hayatına dair değişim kararları alması (diyete, spora başlaması gibi) o günle ilgili stres düzeyinin artmasına zemin hazırlayabilir.

    Pazartesi sendromundan kurtulabilmek için, ilk olarak kişinin bu algıyla ilgili farkındalık kazanması önemlidir. Kişinin kendisine “Ne oluyor da böyle bir sendromu yaşıyorum? Böyle hissetmemdeki faktörler neler olabilir? O güne ait negatif algımla ilgili neyi değiştirmeye ihtiyacım var?” gibi sorular sorması önemlidir. Nedenini bilmediğimiz hiçbir şeyin sonucunu değiştiremeyiz. Bu nedenle ilk olarak yaşanılan sendromla ilgili nedeni bulmak önemli.

    Sendroma yönelik olumsuz faktörleri tespit ettikten sonra olumlu faktörleri de değerlendirmek gerekir.

    Pazar gününden başlayan gerginlikle baş edebilmek için, ana odaklanmak önemlidir.

    Pazar günü size keyif veren aktiviteleri ön plana almak yararlı olacaktır. Aynı zamanda her gün 20 dakika tempolu yürüyüş, nefes ve gevşeme egzersizleri yapıyor olmak uzun vadede stres düzeyinizi olumlu etkiler. Bununla birlikte sirkadyen ritmine dikkat etmemek kişide pazartesi sendromunu tetikleyebilir. Hafta içi uykusuz kalarak, hafta sonu telafi etmeye çalışıyoruz. Bu durumda biyolojik ritmi bozuyor. Daha fazla uyku, hafta başında kendimizi daha yorgun hissettiriyor ve bu da pazartesi günümüzü diğer günlerden daha fazla etkiliyor.

    Eğer sendrom uzun bir süredir devam ediyorsa ve hayatınızdaki işlevselliğinizi olumsuz yönde etkilediyse mutlaka uzman desteği almanızı öneririm.