Yazar: C8H

  • 4-6 yas cocuklarda beslenme

    3 düzenli öğün ve 2 ara öğün yemelidir. Sofraya birlikte oturmaya, yemek zamanını keyifli olmasına ve yemekte eğlenceli diyaloglara yer veriniz.

    Fazla yağlı, besleyici değeri düşük gıdalar (şeker, cips, meşrubat) sınırlayınız.

    Gıda değeri yüksek yiyecekleri sunun ve ne miktarda yiyeceğine kendisi karar vermelidir.

    Kaliteli yeme alışkanlığı konusunda örnek olunuz.

    ÖRNEK MENÜ

    Sabah:

    Yumurta

    Beyaz peynir ve diğer peynir çeşitleri

    Zeytin

    Ekmek

    Domates

    Salatalık

    Süt veya taze sıkılmış meyve suyu

    Öğle:

    Izgara veya haşlama et veya etli bir yemek

    Pilav veya makarna

    Salata

    Ekmek

    Ara:

    Süt veya sütlü tatlı veya yoğurt

    Meyve veya meyve suyu

    Akşam:

    Sebze yemeği

    Çorba

    Yoğurt veya salata

    Ekmek

    Ara:

    Süt

    Meyve

  • DEPRESYON TEHLİKESİ ARTIYOR!

    DEPRESYON TEHLİKESİ ARTIYOR!

    DEPRESYON TEHLİKESİ ARTIYOR!

    Depresyon; son yıllarda daha sık duyduğumuz, bazen bizi bazen de yakınımızı etkileyen birebir tanıklık ettiğimiz en önemli psikolojik hastalıklardan biridir.

    Depresyon, üzüntü duygusu ile özdeşleşse de üzüntüden farklıdır. Üzüntü hissettiğimiz duygulardan biridir. Depresyon ise duygu, davranış ve düşünce boyutu olan bir hastalıktır. Depresyonun 3 farklı boyutu vardır:

    1. Duygu boyutu: Depresyonda olan kişi genel olarak karamsardır. Geleceğe dair ümitsizlik hissi vardır. Mutsuzluk, çaresizlik, değersizlik, öfke, suçluluk (daha çok kendine yönelik) gibi duygular depresyondaki kişiye eşlik eden diğer duygulardır.

    2. Davranış boyutu: Kişide genel bir hareketsizlik söz konusudur. Sürekli uyuma isteği veya uyuyamama durumu, yemek yemeyi reddetme veya aşırı yemek yeme, madde kullanımı veya kullanımda artış, konuşmak istememe, yorgunluk, halsizlik gibi davranışlar görülür.

    3. Bilişsel boyutu: Kişinin düşünceleri karışık ve dağınıktır. Odaklanma ve konsantrasyon sorunu yaşar. Kişi, kendini değersiz, yaşamı anlamsız gören düşüncelere sahiptir. Kişinin; ‘Hayat anlamsız, yaşanmaya değmez, her şey çok kötü, kimse beni sevmiyor, ben işe yaramaz biriyim vb.’ negatif ve genelleyici düşünceleri yaygındır.

    Depresyon Nelere Yol Açar?

    Depresyon pek çok olumsuz sonucun ortaya çıkmasına yol açar. Kişinin kendini sosyal hayattan ve iş yaşamından geri çekmesine, psikolojik, bedensel ve sosyal olarak yıpranmasına, bununla birlikte enerji kaybı yaşamasına neden olur.

    Who (Dünya Sağlık Örgütü) : Depresyon 2030’a kadar küresel bir kriz olacak!

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tüm dünyadaki hastalıkların değişen sıklığı ile ilgili periyodik olarak istatistiksel analizler yayınlamaktadır. Ayrıca yeni hastalıkların gelişim sıklığına bakarak ilerleyen yıllarda ne gibi sağlık sorunlarının beklendiğini açıklamaktadır. En son yayınlanan rapora göre en sık görülecek hastalık kalp damar hastalıkları ve ikinci sırada depresyon bulunmaktadır.

    Dünya Sağlık Örgütü, dünya genelinde yaklaşık her 10 kişiden birinin ruh sağlığının bozuk olduğunu, her yıl 900 bin kişinin intihar ettiğini, ruh sağlığı ciddi anlamda bozuk olan her 4 kişiden 3’ünün hiçbir tedavi almadığını ve 2030 yılına kadar depresyonun küresel bir kriz olacağını açıkladı.

    Rapora göre, az ve orta gelirli ülkelerde 100 bin kişiye bir uzman düşerken, zengin ülkelerde 2 bin kişiye bir uzman düşmektedir. Yoksul ülkelerde ruh sağlığı için kişi başı 2 dolar harcanırken, yüksek gelirli ülkelerde 50 dolar harcanmaktadır.

    Depresyon İş Gücü Kaybına yol Açmaktadır

    Depresyon, kişinin kendisini ve yakınlarını etkilediği gibi çalıştığı işyerindeki verimini de etkilemektedir. Depresyonun kişide oluşturduğu isteksizlik, hareketsizlik, karamsarlık, motivasyon eksikliği, enerji kaybı ve iş verimindeki düşüş sonucunda önümüzdeki yıllarda kamuda da özel sektörde de ciddi iş kayıplarının yaşanması öngörülmektedir. Ciddi bir hastalık olan depresyon şu anda iş gücü kaybı sıralamasında 5. Sıradadır.

    Depresyonun sık görülen hastalıklara eklenmesi ile oluşacak fiziksel, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik zararlar, önleyici tedbirlerin alınması gereğini ortaya çıkarmaktadır.

    Depresyon İman Zayıflığı Mıdır?

    Bazı kişiler depresyonun iman zayıflığından kaynaklandığını iddia etmektedirler. Bu iddiaya Mevlana’nın şu tespiti ile cevap vermekte fayda olduğunu düşünüyorum. Mevlana’ya göre; kalp, tecelligah-ı ilahi deryasının sahilidir. O deryadan kalbe devamlı dalgalar gelir. Bunlar ışık dalgaları gibi değişik şekil ve boydadır. Bu dalgaların geldiği yere göre kişide oluşturduğu bir tesir vardır. Bu dalgaların bir kısmı Allah’ın ‘Basıt’ isminden gelir ve kalpte oluşturduğu etki ferahlıktır. Kişi bu dalganın tesiriyle inşirah duyar. Başka bir dalga ise Allah’ın ‘Kabz’ isminden gelir ve kalpte sıkıntı, daralma ve bunalmaya sebep olur.

    Bu dalgaların farklı şekilde tecelli etmelerinin amacı, kişinin tek düze yaşamasını engellemektir. Örneğin kişi hep ‘Basıt’ isminin tecellesiyle ve ihsanlarla karşılaşsa, bunun güzelliğini fark edebilir mi? Ferahlığın oluşturduğu durumu hissedebilmesi için ara sıra sıkıntı halini yaşaması gerekir. Çünkü her şey ancak zıddıyla bilinir.

    Bütün bu açıklamalar ışığında kişinin duygu durumunda değişmeler olması doğaldır, sıkıntı durumunun uzun sürmesi, kişinin uygun müdahaleden yoksun olması ile açıklanabilir, iman zayıflığı ile değil.

    Depresyonla İlgili Ne Yapılmalı?

    Depresyon ortaya çıktıktan sonra iki şekilde tedavi edilmektedir.

    1. İlaç Tedavisi: ilaç tedavisinde depresyonda olan hastaya antidepresan ilaçlar verilmekte, hastanın bu ilaçları en az 6 ay kullanması istenmektedir. İlacın erken kesilmesi ile birlikte depresyonun nüksetme ihtimali artmaktadır. İlaç terapiye göre depresyonun daha hızlı iyileşmesine yardımcı olmaktadır ama bazen tek başına kullanılması yeterli olmamaktadır. Çünkü ilaç ile kişinin hormonlarına müdahale edilmekte, yaşadığı duygu durumu dengelenmeye çalışılmakta ama davranış ve düşünce boyuna müdahale yetersiz kalmaktadır.

    2. Psikoterapi: Psikoterapi ile kişinin depresif duygu durumunu ortaya çıkaran ve sürdüren olumsuz ve işlevsiz otomatik düşüncelerin giderilmesi hedeflenmektedir. Terapist, işlevsiz düşüncelerin etkisinden kurtulan kişiye, işlevsel ve pozitif düşünme becerisi kazandırmaya yardımcı olmaktadır. Ayrıca davranış ve düşünceleri değiştirmeye yönelik öğrenilen becerilerin ev ödevleriyle desteklenmesini sağlamaktadır. Ev ödevleri ve fiziksel aktiviteler terapinin olmazsa olmazıdır.

    İlaç mı? Psikoterapi mi?

    En çok sorulan sorulardan biri de tedavide hangisinin daha etkin olduğudur. Bununla ilgili ülkeden ülkeye, hatta aynı ülkede uzmandan uzmana farklılar görülmektedir. Örneğin Amerika’da depresyon tedavisinde ilaç ve psikoterapi birlikte uygulanmaktadır. İngiltere’de ise farklı bir uygulama söz konusudur. İngiltere’de hafif ve orta düzey depresyonun başlangıç tedavisinde ilaç tedavisi yoktur. Psikoterapi tedavisi uygulanır. Psikoterapi ile depresyonun ilerlemesi engellenemediğinde ilaç ve psikoterapi birlikte uygulanır. Ülkemizde ise bu konu ile ilgili yaklaşım, uzmanların insiyatifine ve hastanın tercihine bırakılmıştır.

    Genel görüş ise, ileri düzey depresyonda intiharı ve ortaya çıkabilecek diğer zararları önleme adına ilaç tedavisinin gerekli olduğudur. Ancak hafif ve orta düzey depresyonda psikoterapinin ilaç tedavisine benzer sonuçlar verdiği, yan etkilerinin olmaması sebebiyle avantajlı olduğu ve hastalığın nüksetme ihtimalinin ilaç tedavisine göre daha seyrek görüldüğü belirtilmiştir. Avrupa’da yapılan bir araştırmaya göre depresyonun nüksetme oranı sadece ilaç tedavisi uygulanan hastalarda %80 gibi yüksek bir oran iken, terapi uygulanan hastalarda %20-30 arasında görülmektedir. Bu sonuç depresyon tedavisinin ilaç kullanılarak sağlansa bile terapi ile de desteklenmesi gereğini ortaya koymuştur.

    Özetlemek gerekirse, bilişsel davranışçı terapi ile kişinin işlevsiz düşüncelerine ve davranışlarına müdahale edilerek sağlıklı düşünce ve davranış edinmesine yönelik beceri kazandırılmakta, böylece hastalığın nüksetme ihtimali azalmaktadır. Kronik depresyon tedavisinde ise ilaç tedavisi ile psikoterapinin birlikte uygulanması önerilmektedir.

  • Bebeklerde emzirme, emzirmede karşılaşılan güçlükler ve süt depolama

    Bebeklerde beslenme

    ANNE SÜTÜNÜN FAYDALARI

    Anne sütü her zaman temizdir, mikropsuzdur.

    Anne sütü daima hazırdır, ekonomiktir.

    Anne sütü bebekle anne arasında sevgi bağı kurulmasını sağlar.

    Anne sütü en doğal ve en taze besindir.

    Anne sütünün sindirimi kolaydır.

    Anne sütünün alerjik özelliği yoktur.

    Bebeği hastalıklara karşı koruyucu bağışıklık maddeleri içerir(ishal, orta kulak enfeksiyonu vb.).

    Annede meme kanseri görülme riskini azaltır.

    NE SIKLIKLA EMZİRİLMELİDİR?

    Bu sorunun cevabı genellikle ” bebeğin istediği sıklıkta” dır.Ancak bu çoğunlukla meme başı çatlaklarına neden olabildiği için
    ilk gün her bir memeyi 5 dakikadan fazla emzirmeyiniz. 2. gün 10 dakika, 3. günden itibaren her bir memeyi 15 dakika veya daha uzun süre,bebek doymuş görünene kadar yada memenin boşaldığı hissedilene kadar emziriniz. Memenin tam boşalması 5-20 dakikadır. Ancak bazı bebekler ilk 2 dakikada memedeki sütün yarısını, 5-6 dakikada % 90’nını boşaltır. Bu nedenle daha uzun emmezse bebeğin aç kaldığını düşünmeyin.Ama unutmayınızki daha uzun emme sütün son kısımlarında bulunan yağların bebekler tarafından alınmasını sağlayacaktır. Meme değiştirmeden önce bebek uyuya kalırsa veya emmeyi erken bırakırsa gazını çıkarın ve beslemeye devam edin; çünkü midesini dolduran süt değil gaz olabilir.

    Bebebekler 2-3 saatte bir olmak üzere günde 8-12 kez beslenmelidir.İlk 3-4 hafta gündüz 2-3 saatten,gece ise 4 saatten daha uzun aç bırakılmamalıdır.

    Beslemek için illada bebeğin ağlamasını beklemeyiniz,2-3 saat geçmiş ise bebek ağlamadan öncede açlık işaretleri verir,daha uyanık bakar, emme hareketleri gösterir.

    Anne 4-6 aya kadar bebeğin normal büyüme ve gelişimini sağlayacak kadar süt üretebilir. Bebekler ilk 3 ayda 750-900, 3-6 ayda 450-600, 6-12 ayda 300-400 gr alır. Eğer 8-12 kez emiyorsa ve aralarda uyuyorsa yeterince besleniyor demektir. Eğer memedeki sütün yeterince boşalmadığı düşünülüyorsa süt pompa yardımıyla sağılıp bebeğe verilmelidir.

    EMZİRİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

    Dışardan bebeğini besleyen bir anne gördüğünüzde her şeyin ne kadar kolay olduğunu düşünürsünüz. Ancak ilk kez bebeği memeye koyduğunuzda hiçbir şeyin kendiliğinden olmadığını fark edeceksiniz…

    Tüm gayretlerinize rağmen bebeği memede tutmayı başaramayabilirsiniz. Emmeye hiç de hevesli olmayabilir. Bebek huysuzlaşır, ağlar, siz de hayal kırıklığı ya da umutsuzluğa kapılma hissi yaşayabilirsiniz. “ anneliğin en kolay ve temel fonksiyonunu bile yerine getiremiyorum, anneliğin diğer şartlarını nasıl sağlayacağım” diye düşünebilirsiniz. Durun! Hemen pes etmeyin. Her şey bitmiş değil ve siz henüz her şeyin başındasınız.

    Emzirme anne olmanın diğer yanları gibi sonradan öğrenilir, iç güdüsel değildir. Kendinize ve bebeğinize zaman tanıyın. Emzirmenin size kolay geleceği günler hiç uzak değil. Sıkıntıya ve umutsuzluğa kapıldığınızda bunu düşünün ve rahatlayın.

    Bir süre sonra emzirmenin, anneliğin en kolay ve tatlı yanı olduğunu anlayacaksınız. Üstelik bebeklerin midesi sandığınız kadar büyük değildir. Onun fazla süte ihtiyacı olduğu dönemde emin olun sizinde yeterli miktarda sütünüz gelmiş olacaktır.

    Memeyi almamasının nedeni erkenden biberon veya yalancı emzik kullanma olabilir. Çünkü yapay meme ile anne memesi farklı ağız ve dil hareketi gerektirir. Bebek, anne memesini emmek daha fazla efor gerektirdiği için biberona yönelebilir. Bu nedenle ilk 3 hafta 1 ay yalancı emzik ve biberon kullanmayınız.

    Bebek uyanık ve ilgili iken besleyin,ancak bunu başaramazsanız bebek uyurkende besleyebilirsiniz. Beslenmeden önce anne ellerini yıkamalıdır, memem başı ve çevresi temiz su ile silinmelidir. Meme başını temizleme de sabun veya alkol kullanmaya gerek yoktur.

    Emzirirken rahat bir yere otururunuz ve sırtınızı bir yere dayayınız. Bebeğin üzerine eğilmek yerine kucağınıza koyacağınız bir yastıkla bebeği meme hizasına getirebilirsiniz.

    Bir elinizle bebeği uygun pozisyonda tutup serbest kalan elinizin son 3 parmağı ile memeyi alttan destekleyiniz. İleri çıkmış meme başını bebeğin ağız köşesine sürerek, bebeğin arama refleksini uyarıp, bebek ağzını açınca memeyi verin. Aranmasını ve ağzını açmasını sağlayana kadar bu hareketi tekrarlayın, bebeği zorlamayın.

    Bebek emzirilirken mümkün olduğunca dik tutulmalıdır. Yatar durumda emzirme bebeğin genzine süt kaçmasına ve daha fazla gaz yutmasına neden olur.

    Bebeğin alt dudağını ve kendi elini emmediğinden emin olun.

    Emzirirken memenin bebeğin burnunu tıkamamasına dikkat edin.

    Emzirmede yalnızca meme başı değil, meme başı çevresindeki koyu renkli bölgeyi de çocuğun ağzına alması sağlanmalıdır.

    Her seansta her iki meme verilmelidir. Her beslenmeye bir önce bıraktığınız memeden başlanmalıdır.

    Bebeği memeden alırken bir parmağınızı hafifçe ağzına sokarak memeyi zedelemeden çıkarın.

    Emzirdikten sonra bebek dik olarak omuza dayandırılıp yuttuğu hava (gaz) çıkartılmalıdır.

    EMZİRMEDE KARŞILAŞILAN GÜÇLÜKLER

    Meme başı çatlaması, ağrılı şiş göğüsler annenin süt vermesini güçleştirir. Bu nedenle gebelik sırasında göğüsler emzirmeye hazırlanmalıdır. Meme başı çökükse gebeliğin 5. ayından itibaren ele masajlar yapılarak meme başını uzatmaya çalışılmalıdır.

    Göğüslerde dolgunluk: genellikle ilk doğumdan sonraki 2-5 gün içinde memelerde rahatsızlık verici bir şişkinlik olabilir. Meme başı ile etrafındaki kahverengi kısmın birleşim yeri sertleşir. Konveks bir durum olur. Bebek memeyi iyi tutamaz ve içinde süt kanalları bulunan kısma baskı yapamaz. Böyle olunca meme başı çatlakları oluşabilir ve meme içi boşalmadığı için süt kesilmesi olabilir.

    ÖNLEMLER:

    Memeler sık aralıklarla ve pozisyon değiştirerek emzirilmelidir.

    Memede biriken süt el yardımıyla veya pompayla boşaltılmalıdır.

    Emzirmeden önce memeye sıcak uygulanması meme boşaltılmasını kolaylaştırır.

    Emzirme aralarında memeye soğuk kompres uygulanması daha fazla dolgunluğu engeller.

    MEME BAŞI ÇATLAKLARI VEYA MEME BAŞINDA AĞRI

    Oldukça sık görülen bir durumdur. Ancak geçicidir. Genellikle doğumdan sonra ikinci veya üçüncü gün görülür.

    ÖNLEMLER

    Bebeği kısa süre fakat sık emzirin.

    Bebeği memeye koyarken ve çekerken dikkatli olun.

    Emzirme sonunda memeleri açık havayla temasta bırakın.

    Beslenme sonunda ince tabaka bir lanolinli pomat kullanın.

    Daha geç başlayan çatlaklarda doktorunuzu arayın, nedeni mantar enfeksiyonu olabilir.

    Emzirirken bebeğin pozisyonunu sık sık değiştirerek memenin aynı kısmına basınç yapmasını engelleyin.

    MASTİT: Ateş, halsizlik, titreme, memede kızarıklık ve hassasiyet ile karakterizedir. Doktorunuzu arayın. Antibiyotik tedavisi gerekir. Doktorunuza ulaşıncaya kadar sıcak kompres yardımcıdır. Memeden iltihap gelmiyorsa emzirmeye devam edin.

    SARILIK: Sıklıkla 3-4 günlerde yeterince süt almayan bebeklerde görülür. Süt salgılanması tam başlayıncaya kadar destekleyici mama verilebilir. Ancak mümkün olduğunca sık sık emzirerek süt gelmesini sağlamaya çalışılmalıdır. Gerçek sütü sarılığı tamamen sağlıklı bebeklerin %2’sinde görülür. Anne sütünde bulunan bir madde bundan sorumludur. Doktorunuzu arayın; çünkü sarılığın bir çok nedeni vardır.

    ANNE SÜTÜNÜN TOPLANIP DEPOLANMASI

    Ellerinizi sabun ve su ile iyice yıkayınız.

    Sağma cihazları sıcak sabunlu suda iyice yıkanmalı, durulanmalı ve açık havada kurutulmalıdır. Bulaşık makinesinde yıkamakta yeterli olacaktır.

    Sütü depolamak için özel olarak üretilmiş saklama kapları kullanınız.

    Eğer sağılmış sütü 24 saat içinde kullanacaksanız dondurmayınız.

    Dondurulmuş süt deep freez de 3-6 ay özelliğini korur,ancak unutmayınızki depolama anne sütündeki yağların parçalanmasına neden olabilir ,bu nedenle her nekadar 3-6 ay diyorsakta siz mümkünse 3 ay saklamayı tercih ediniz.

    Depolama kapları üzerine tarih ve saat koymayı unutmayınız.

    Donmuş süt üzerine yeni sağdığınız sütü eklemeyiniz

    Donmuş sütü buzdolabında veya ılık su dolu bir kap için de bekleterek çözebilirsiniz.

    Çözmek için mikrodalga fırın kullanmayınız ,mikrodalga eşit ısıtma yapmaz ve bazı partiküller az ısınırken bazısı çok aşırı ısınıp yanıklara neden olabilir,ayrıca önemli protein ve vitaminlerin ölmesine yol açabilir.

    Buzdolabında çözülmüş süt 24 saat içinde kullanılmalıdır.

    Çözülmüş sütü tekrar dondurmayınız.

    Çözdükten sonra bebek sütün tamamını bitirmez ise daha sonra beslemek için saklamayınız,atınız.

  • İntiharlara Tedbir Alınabilir mi?

    İntiharlara Tedbir Alınabilir mi?

    Her çağda olduğu gibi günümüz de de intihar olgusu önemli bir sorundur. Bu sorunun çözümü için farklı meslek disiplinleri araştırmalar yapsa da aile ve toplumsal yapıda güçlü bireyler yetiştirmek ve yaşama sevincini çoğaltmak önemli tedbir oluşturacaktır.

    Ailelerin yapması gereken;

    • Yaşlı ve çocuklara zaman ayırmak,
    • Evde dinlenme sürecinin ve keyifli zaman paylaşımının olmasına özen göstermek,
    • Çocukların özgüvenli, benlik saygısı olan, inançlı ve yaşama saygılı büyümelerine önem vermek,
    • Ebeveyn ve akrabalarla ilişkilerin kurulacağı ziyaretler e fırsat yaratmak,
    • Çocukların kültürel bütünlüğü olan bireyler olmalarına özen göstermek.
    • Aile içi iletişime dikkat etmek, iletişim engellerini belirlemek, ortadan kaldırmaya çalışmak.
    • Aile içinde eğlenceli zaman paylaşımına fırsat yaratmak,
    • Ailedeki bireyleri önemseyerek dinlemeye vakit ayırmak

    Toplumsal olarak yapılması gerekenler; insan insana ilişkileri çoğaltmaktan geçiyor.
    Öz değerlere sahip olunması ancak o değerlerle karşılaşmak, özümsemek sonucu olacaktır. Eskiden 3-4 hane bir arada olur evlerin kapıları hayat denen ortak alana açılırmış hayat kapısı açıldığında, 3-4 evin çocukları birlikte oynar, kadınları birlikte iş yaparmış. Bu durum zamanla sokak, mahalle paylaşımına dönüştü. Kaldırımda oturan yaşlılarımız vardı. Şimdi ise siteler var. Hatta kimi ailelerde, tripleks evlerde herkes kendi odasına çekilip kendi bilgisayarına, televizyonuna bakıyor.

    Ortak paylaşım alanları, sosyal etkinlikler, geleneksel ziyaretler, aile yemekleri özetle insan ilişkileri ve öz değerler geliştirilmeli çoğaltılmalıdır.

    Belediyelerin yaptıracağı ışık havuzları, su havuzları sohbet edip paylaşımların çoğaltılacağı oturma banklarının mahallelere sitelere yerleştirilmesi, oyun parkları gibi yaşam parklarının da önemsenmesi yaralı olacaktır. Yürüyüş alanlarının düzenlenmesi, oturulabilir yeşil alanların korunması önemlidir.

    Engellilerin, yaşlıların ve gençlerin kolektif zaman geçirecekleri spor alanları, söyleşi alanları, etkinlik alanları büyük mahallelerde özellikle yapılandırılabilir.

    Devlet Hastanesi, Ergen danışmanlık merkezi, Rehberlik Birimlerinden yararlanmak önemsenmelidir. Koruyucu Ruh sağlığı çalışmalarından, kişisel gelişim birimlerinden, Meslek edindirme kurslarından, oluşturulabilecek hobi bahçelerinden yararlanılabilir. Kişisel gelişim, stresle baş etme yollarının öğrenilmesi, nitelikli iletişim eğitimlerinden yararlanılması yaşama sevincini desteklemek ve geliştirmek adına yapılabilecek önemli adımlardır.

    Unutulmamalı ki; İnsan insana ilişkilerde, yalnızca karşımızdakini değil kendimizi de onarır, çoğaltırız.

  • Bebek beslenmesinde katı gıdalara geçiş prensipleri

    Bebeklerde beslenme

    Bebek beslenmesinde Katı Gıdalar

    • Bebeğinizin beslenmesi için ilk 6 ay anne sütü yeterlidir.

    • İlk 6 ayda normal gelişim için anne sütü yetmiyorsa katı gıda değil, hazır mama veriniz.

    • Bebeğe mümkün olduğunca kendinizin hazırladığı taze yiyecekleri veriniz.

    • Besinleri:

    4-6 ayda püre veya rende(vitamin içeriğinin korunması için cam rende kullanınız.)

    6-8 ayda ince şekilde kıyarak

    8 aydan sonra daha kalın kıyarak veriniz.

    • Yemek için asla zorlamayın. Bırakın ne kadar yiyeceğine kendisi karar versin. Yediği miktar öğünden öğüne değişebilir, önemli olan gelişiminin ve kilo alımının normal olmasıdır.

    • Yiyeceklerin ılık olmasına dikkat ediniz. Önce bir miktar tatmanız yararlı olacaktır.

    • İlk denediğiniz her katı gıdayı mümkünse sabah veya öğlen saatinde veriniz. Aksi takdirde geceniz berbat olabilir.

    • Bazı bebekler yeni ve alışılmadık bir gıdaya açken tepki verebilir. Bu nedenle önce anne sütü veya mama ile açlığını yatıştırdıktan sonra deneyiniz.

    • UNUTMAYIN; katı gıda anne sütü yerine değil onu tamamlayıcı olarak verilir. Bu nedenle ek gıdalara sütünüzün az geldiği öğünden başlamayı tercih ediniz.

    • Bir süre sonra çalışmaya başlayacaksınız, evde olmayacağınız saatlerde ek gıdaya başlamayı tercih ediniz.

    • Başlangıçta bebeğiniz, refleks olarak verilen gıdayı dili ile dışarı itebilir. Bu normaldir, ancak bebek zamanla gıdaları ağızda tutmayı öğrenecektir.

    • Her yeni gıdaya tek olarak başlanmalıdır. Aynı anda birden fazla katı gıda denenmesi alerjik reaksiyonlarda bizi yanlış yönlendirebilir. Her yeni gıda 3-4 gün denendikten sonra başka yeni bir gıdaya geçilebilir.( Kusma, ishal, ciltte döküntü veya gaz olursa bu gıdayı birkaç ay vermeyin.)

    • Ek gıdalara başladığınız ilk birkaç hafta rahat olun. Aldığı ek gıdanın miktarı önemli değildir. Önemli olan yeni tatları, pütürlü gıdayı tanıması, yeni yeme biçimini öğrenmesidir.

    • Yemek zamanları sizin ve bebeğiniz için eğlence zamanı olmalıdır. Onunla konuşun, şarkı söyleyin, komiklikler yapın.

    • Yemek sırasında bebeğinizin ilgisi başka tarafa kayarsa (telefon çalması, konuşma sesi vs.) bebek başını size döndürünceye dek bekleyin; dikkatini çekmek için onunla konuşun.

    • Çoğu bebek 6-9 aylarda fincanı veya bardağı eliyle tutmak ister. Bebek her beslenmede yeterli gıdayı aldıktan sonra bebeğin bardakla egzersiz yapmasına izin verin.

    • Bebekler yeni gıdaların ilk verilişinde almak istemiyorsa çenesini kilitleyebilir. Bu durumda verilen gıdayı daha küçük parçalara ayırarak tekrar deneyin. Ancak bunu yemeğin sonuna doğru yaparsa doymuş demektir, ısrar etmeyin.

    • Bebekler bazen hızlı veya çok yerse kusabilir veya çıkarabilir. Bebeğin üzerini temizledikten sonra, hasta görünmüyor ve aç görünüyorsa biraz daha yedirmeyi deneyin.

    • Eğer bebeğiniz bir gıdayı sürekli reddederse gıdayı tekrar vermek için 2 hafta bekleyin. Bebeklerin her verilen gıdayı alacaklarını düşünmeyin, onların damak zevkine saygı duyun. Tahıl, meyve, sebze, et, süt gibi ana yiyecek gruplarından seçerek yediği birkaç çeşitle dengeli beslenebilir.

    • Yemek aralarında atıştırmaya fazla izin vermeyin, minimumda tutun. Su veya meyve suyu verebilirsiniz, ancak aşırıya kaçmayın.

    • Beslerken bebek ağlar ve yüzünü sizden kaçırırsa, sizde 10-15 saniye kadar başınızı çevirin, sonra tekrar vermeyi deneyin.

    • Yemeğin sonuna doğru huysuzluk yapmaya başlar ve yemekle oynarsa doymuş demektir, ısrar etmeyin.

    • Yemek zamanını kavgaya ve çatışmaya dönüştürmeyin. Bunlar için yemek zamanını seçmeyin; nasıl olsa kavga için ilerde bol vaktiniz olacak.

  • İntihar Olgusu ve Belirtiler

    İntihar Olgusu ve Belirtiler

    İntihar olgusu; İçeriğinde kişinin çaresizlik, çözümsüzlük yaşadığı sorunlar karşısında başka seçenekleri göremediği yoğun umutsuzluk ve çöküntü hissettikleri bir süreçte gerçekleştirdikleri bir tür şiddet içerir.

    Genel olarak önceden tahmin edilmeyen tetiksel bir davranış ya da anlık bir tutum değildir. İntihar eğilimi bir süreci kapsamakta ve bazı belirtiler vermektedir;

    • Ümitsizlik,
    • Sürekli yalnız kalma, toplumdan uzaklaşma aileden kendini soyutlama, içe kapanma
    • “Ölsem de kurtulsam.” gibi üstü kapalı imalar,
    • Açıkça kendimi öldürürüm tehditleri,
    • Nedensiz ağlama, öfke patlamaları,
    • İlgi ve isteklerde azalma, depresyonda olma,
    • Sürekli halsizlik bıkkınlık, aşırı yorgun hissetme,
    • Kendini değersiz görme,
    • Geçmişte yaptıkları ya da yapamadıkları ile ilgili pişmanlık ifadeleri
    • Bir yere gidiyormuş gibi vedalaşmalar belirti olarak dikkate alınmalıdır.
    • Önceden denenmiş intihar girişimi de dikkate alınması gereken bir durumdur.

    Unutulmamalıdır ki; bazı durumlarda intihar girişimi, hiçbir belirtisi olmaksızın da ortaya çıkabilir.

  • Rota virus nedir?

    Rota virus ishale neden olan bir virüstür, ishale sıklıkla kusma, ateş ve sıvı kaybı eşlik eder. Rota virusler nedeniyle her yıl dünyada 5 yaş altinda 25milyon çoçuk şağlık kuruluslarina götürülmektedir. 2 milyon hastaneye yatmakta ve 600 bini aşkın çocuk hayatini kaybetmektedir.

    Rotavirüs Hastalığının belirtileri nelerdir?

    Hastalik virüsü adiktan 1-2 gün sonra başlar, bu donemde bir buldu göstermez ancakçoçuk enfeksiyonu yayabilir. Tipik hastalik bulguları;

    • Kusma

    • İshal

    • Ateş

    Rotavirüs oldukça kolay bulaşan bir virüstür. Bir çok farkli tipi olduğu için hastalik defalarca geçirilebilinir. Ancak sonraki enfeksiyonlar ilkine göre daha hafif seyreder

    Rotavirüs Nasıl Bulaşır?

    Hastanin gaytasinda bol miktarda bulunduğundan ve çevrede variliğını koruyabildiğınden virüs bulaşık, yiyecek, içecek, oyuncak vb. şeyler vasitasi ile kolayca bulaşabilmektedir.

    Solunum yolu ilede bulaşabildiğini gösteren az miktarda kayit vardir. Ancak asil bulaşma gayta yolu ile olmaktadır.

    Rotavirüs Hastaliği Nasıl Teşhiş Edilir?

    Tipik belirtilerinin yanında teşhis, hastadan alınan dışkı örneklerinin laboratuvarlarda incelenip rotavirüs antijeninin saptanmasiyla konulur

    Rotavirüs Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?

    Bu hastalığın ilaci yoktur. Tedavi de vucudun hastalikla kaybettiğı suyun geri konmasi ile olur. Ağır vakalarda hastanede damardan sıvı verilerek tedavi edilir

    Rotavirüs Hastalığı Nasıl Önlenir?

    Çoçukların ellerini yıkamak, daha iyi hijyen koşullarında yaşamalarını sağlamak önemli olsa da rotavirüs hastalığını anlamli şekilde azaltmaktadır. Rotavirüs hastalığından korunmanın öncelikli ve etkin yolu aşılanmaktır.

    Rotavirüs Aşıları

    Rotavirüs’ün bir çok tipi olduğu için hastalik defalarca geçirilrilebilir. Ancak sonraki enfeksiyonlar hiç bir zaman ilki kadar ağır olmamaktadır. İşte aşılanmanın asıl amacı, ağır seyreden bu ilk enfeksiyonun doğal yolla değil aşı ile geçirilmesini salamaktır. Yanı amaç aşı ile belirtisiz veya hafif seyirli hastalığı önlemek değildi, tıpkı doğal bağışıklıkta olduğu gibi ilk ağır enfeksiyonu önlemek, hastane yatışlarını, sağlık kuruluslarına başvuranhasta sayısını ve en önemlisi bu ağır ilk enfeksiyon nedeni ile oluşabilecek ölümleri azaltmaktir. Şu anda ülkemizde ruhsatlandirilmiş 2 rotavirüs aşısı bulunmaktadir. Her ikiside ağız yolu ile uygulanmaktadır. Yapılan çalişmalar iki aşınında guvenli ve etkili olduğunu göstermektedir. Aşılardan Monovolan Human Rotavirüs aşısı olan aşı 2 dozda yapılmaktadır. Ülkemizde önerilen takvimi 2. ve 4. aylarda yapılan 2 doz şeklindedir. Dier aşı Pentavalan Human-Bovine Reassortant Rotavirüs aşısıdır. Uygulanmasi 2,4,6 aylar olmak üzere 3 dozdur.

    Kimler Aşılanamaz?

    • Aşının etken maddesi veya bilesenlerinden birine aşırı duyarli olanlar

    • Önce uygulanan rotavirüs aşısından sonra aşırı duyarlilik gösterenler

    • Önceden invajinasyon (bağırsak düğümlenmesi ) geçirenler

    • Bağışiklik sistemi bozuk olanlar

    • Ateşli hastaliği olanlar

    • İshal ve kusmasi olanlarda aşı uygulanmamali veya uygulanma zamani ertelenmelidir

    Özel Durumlar

    • Premature doğanlar (37 haftanın altinda doğum)

    *En az 6 haftalık olunca, klinik durumları değişken değil ise aşılanabilir

    • Bağışıklık sistemi bozukluğu olan biri ile aynı evde yaşayanlar aşılanabilir

    Aşının çıkarilmasi veya tükürülmesinden sonra tekrar verilmesi gerekmez

    Rotavirüs Aşısının Diğer Aşılarla Beraber Uygulanması

    Rotavirüs aşısı 2. ve 4. aylarda uygulanan karma aşılar, Hepatit B aşısı ve Konguge Pnomokok aşısı ile beraber verilebilir. Oral Polio aşısı ile rotavirüs aşısı ile arasinda 2 haftalik bekleme önerilir, burada rotavirüs aşısı önce uygulanmalidir.

    Rotavirüs aşısı civa ve thiomersal içermez. Şu an ruhsat almiş olan rotavirüs aşısıyla invajinasyon (bağirsak duğumlenmesi) arasinda bi ilişki bildirilmemiştir.

    Saygılarımla

    DR.Ertuğrul Güler

  • İntihar Nedir?

    İntihar Nedir?

    Bir olayın çözülmesi için nedeninin bulunup ortadan kaldırılması gereklidir.
    Oysa çağlar boyunca değişik açılardan yorumlanmış ve üzerinde çalışılmış bir kavramdır intihar. Farklı boyutlarıyla günümüzde de en çok araştırılan konulardan biri olma özelliğine sahiptir.

    • Tıbbi boyutları
    • Sosyal boyutları

    Hukuksal ve Psikolojik boyutları ile üzerinde yoğun araştırmalar yapılmaktadır.

    • İntihar girişimi – Ruhsal Hastalık İlişkisi
    • İntihar Girişimi – Psikoloji ilişkisi
    • İntihar Girişimi – Biyolojik Etkiler
    • İntihar Girişimi – Mevsimlerle İlişkisi
    • İntihar Girişimi – Ayla, Güneşle, Bulutlarla ilişkisi araştırılmaktadır.

    Dünyada intihar girişimlerinde artış olduğu saptanmıştır. Bu konularda Dünya Sağlık Örgütü önderliğinde ciddi araştırmalar bilimsel çalışmalar yapılmaktadır.

    Suicid – İntihar – Öz kıyım nasıl adlandırılırsa adlandırılsın tanımı kendini öldürmeğe yönelmek eylemidir. İnsana ait olan bu kavram yani intihar tıbbi olarak önlenebilir bir ölüm nedeni olarak tanımlanmaktadır. İntihar eylemini arttıracak durumların engellenmesi konusunda temel destekler sağlanmalıdır.

    Bunlar;

    • Sosyal Destek,Tıbbi yardım, Aile Desteği
    • Psikolojik Destek /Kendi baş etme yollarıyla buluşmasına yönelik psikoterapi, sosyal uğraşlar ve benzeri desteklerdir.
  • Bebeklerde ve çocuklarda ishal

    İshal nedir ?

    Bebeklerde ve çocuklarda ishal dışkılama sayısının günde üçten fazla,miktarın fazla,kıvamının sulu olması demektir.Ancak sağlıklı ve sadece anne sütü alan bebeklerde dışkı sayısının günde 5-6 kere olabileceği unutulmamalıdır.

    Bebeklerde ve çocuklarda ishal neden kaynaklanır ?

    İshal, genellikle mide barsak sisteminin virus ,bakteri ve parazitlerle oluşan enfeksiyonlarından oluşur.Bunların çoğu çocukların yedikleri enfekte yiyecek ve içecekler yoluyla bulaşır. Çocuklarda ishal ile birlikte çoğunlukla ve kusma da görülur, bazen ateş ve karın ağrısıda eşlik eder. İshalin nadirde olsa enfeksiyona bağlı olmayan nedenleride vardır.

    Bebeklerde ishal tedavisi önemi?

    Dünya da her yıl 1.34 milyon dan fazla çocuk ishal den ölmektedir. Ölümlerin çoğu vücudun susuz kalmasından olmakta ve en çok bir yaş altı bebeği etkilemektedir. Ancak susuzluğun farkına erken varılması ile kolay ve ucuz olarak tedavi edilebilen bir hastalıktır.

    Bebeklerde ve çocuklarda ishal nasıl önlenir?

    Bebeklere verebildiğiniz kadar anne sütü veriniz

    Çocuğunuza tuvaletten sonra ve yemekten önce ellerini sabunla yıkamasını öğretiniz.Tabiki kendinizde.

    Sebze ve meyveleri yemeden önce iyice yıkayınız

    Satın aldığınız etleri eve gelir gelmez buzdolabına koyunuz

    Artan yemekleri vakit geçirmeden buzdolabına koyunuz.

    Rota virus aşısını yaptırmayı unutmayınız.

    Bebek ve çocuklarda ishal tedavisinin en önemli kısmı susuzluk bulgularının bilinmesi ve buna göre önlem alınmasıdır;

    ÇOCUK VE BEBEKLERDE SUSUZ KALMANIN ERKEN BULGULARI

    Kalp atışının normalden hızlı olması

    Dudak,ağız ve dilde kuruluk

    Ağlayınca göz yaşı gelmemesi

    Üç saatten daha fazla bezinin kuru kalması

    Bebek ve çocuklarda susuzluk arttıkça;

    Gözlerin,yanağın ve bıngıldağın çökmesi,

    Uyku hali ve huzursuzluk,

    Susuzluk daha da artarsa

    Havale,koma,hayati organlarda yetmezlik ve bazen de ölüm olabilir.

    Bebeklerde ve çocuklarda ishal tedavisi:

    Hafif ishalde çocuğun genel durumu iyi, yemesi ve içmesi normal ise,kusması ve bahsedilen susuzluk bulguları yoksa endişelenmeye gerek yoktur.Her zamanki gibi yeme-içmesine devam etmelidir.

    Anne sütü,formula veya 1 yaşın üstünde inek sütüne devam edebilir,Normal beslenme hem ishalin daha çabuk iyileşmesini, hemde düzgün beslenmeyi sağlayacaktır. Ancak ishal iyileşene kadar miktarları az ve sık vermek uygun olur. Normalden fazla sıvı verilmesi ve dinlenme ile bir kaç günde iyileşecektir. Kullanılacak sıvıların en az biri tuz içermelidir. Ağızdan sıvı solusyonları (GE-ORAL), Ayran,pirinç suyu ve tavuk çorbaları bu amaçla kullanılabilir. İshalde sıvı kaybı yanında tuz kaybıda olacağı için sıvı olarak sadece su verilmesi uygun değildir.

    Bebeklerde ve çocuklarda ishal tedavisi için ne zaman doktora gidilmeli?

    Yukarda bahsedilen susuzluk bulguları varsa

    39 C üzerinde ateşi varsa

    Dışkı kanlı veya siyah renkli ise

    Beslenmesi bozulmuş ve tekrarlayan kusmaları varsa

    İshal 24 saatten daha uzun sürerse

    İshal tedavisinde dikkat edilmesi gerekenler:

    Evde kendinize göre tuzlu-şekerli sıvı hazırlamayın,tüm eczanelerde ve oldukça ucuz olarak GE-ORAL bulabilirsiniz,

    Çocuk aç ise ve yemek istiyorsa engellemeyin ama az ve sık verin,

    Doktorunuza danışmadan antibiyotik veya ishal ilaçları kullanmayınız,

    Detaylı bilgi için Rota Virus yazımızı da okuyabilirsiniz

  • İntihar Düşünceleri ve Destek

    İntihar Düşünceleri ve Destek

    Öncelikler yapılması gereken şey profesyonel destek almak, toparlanır diye beklemek yerine toparlanma sürecini hızlandırmaktır. Bu noktada özellikle gençlerin arkadaşları tarafından kendilerine söylenen intihar edeceği yolundaki ifadelerini sır olarak saklamamalıdır. Bilmeliler ki çoğu zaman olumsuz ruh halinden çıktıklarında, intihar düşüncelerinin yersiz ve gereksiz olduğunu söylemektedirler.

    Bu karışık dönemde sır saklamak adına arkadaşlarının sıkıntısını söylediklerini aileleriyle ya da öğretmenleriyle paylaşmak daha koruyucu ve gereklidir.

    Kendinde intihar ile ilgili düşünceler olan kişi;

    •Mutlaka yardım alması gerektiğini, toparlanmak için destek ihtiyacını, kendisine ve yakınlarına ifade etmelidir.
    •İçinde bulunduğu ortamı değiştirmeli, açık havada çevredeki güzelliklere odaklanmalıdır.
    •Geçmişte hayatın kendisine gösterdiği şansları hatırlamaya çalışmalı, gelecekte de yeni güzel kazanımların yaşıyorken karşısına çıkacağını düşünmelidir.
    • En kısa sürede aile ya da arkadaşlarından birisiyle buluşmalı, yalnız kalmamaya özen göstermelidir.
    •Bu düşüncelere bir kez bile kapılmışsa tıbbi yardım almayı ertelememelidir.
    •Pozitif yaklaşımlar, keyif aldığı zaman dilimlerini çoğaltmak, yaşam sevincini arttırmak yolunda daha çok zaman ve çaba harcamalıdır.
    •Kişisel gelişiminde ve soruları konusunda çevresinde model aldığı, iletişim kurduğu, öğretmen, akraba, akran olarak yardım alacağı kim var diye gözden geçirmelidir.