Yazar: C8H

  • Gülme ve estetik analizi bölüm 2

    Gülme ve Estetik Analizi Bölüm 2

    Gülmenin değerlendirilmesinde hastanın yüz ön fotoğrafları alınmaktadır. Bu amaçla hastanın dudaklarını kapatması istenir bu şekilde fotoğraflanır daha sonra ağız çevresi kaslarının serbest konuma geçmesi istenerek normal dudak konumu fotoğraflanır. Bu konumda üst ve alt dudak arasında hafif bir aralık gelişmektedir. Bu aralıkta sadece üst ön kesiciler görünmelidir. Bunların görnme ölçüleri 2-4 mm dir. Burun tıkanıklıklarına bağlı olarak ağızdan nefes alınması sürekli bu konuma neden olabilmektedir.

    Başlıca iki tip gülme vardır; sosyal amaçlı gülme ve duygusal-zevk amaçlı gülme . Bu iki tip gülme esnasında gülme alanında yer alan anatomik yapılar faklıdır. Sosyal amaçlı gülme , çoğunlukla selamlama amaçlı , zorlamadan, ihtiyari yapılan statik bir yüz ifadesidir. Üst dudak hafif kasılarak yukarı doğru yer değiştirir ve bazende çok az bir miktar dişeti gözlenebilir. Duygusal gülme ise; daha güçlü bazen kahkaha şeklinde , komik bir durum veya mutluluk karşısında gösterilen ifade şeklidir, bilinçli olarak yapılır. Bu esnada üst dudak ve alt dudak fazla çekildiği için üst ve alt dişer hatta diş etleri görünür olabilmektedir.

    Hastanın sosyal gülmesi sırasında tekrar fotoğraflanır. bu gülmede ön kesicilerin tamamı ve üst diş etlerinin 1-2 mm görünür hale gelmektedir.

    Sosyal gülme sırasında ön kesicilerin tamamı görünür olmakta ayrıca üst diş etleri 1-2 mm görünür hale gelmektedir.

    Duygusal gülmede sırasında sosyal gülmeye ek olarak üst diş etleri daha görünür hale gelmektedir.

    Gülme sırasında her iki ağız köşesinden geçen hat ile her iki göz pupillasından geçen hat birbirlerine paralel olmalıdır.

    Gülme stilleri

    Hepimizin farklı gülme stili bulunmaktadır. Bunu belirleyen gülme sırasında yumuşak dokuların belirleyici özellikleridir. Dudakların ve ağız köşesinin belirlenmesinde hakim olan kas grupları bunu belirlemektedir.

    Belirlenmiş üç gülme stili vardır

    1. Küspid gülme;

    Küspid yada ağız köşeleri ile gülme % 67 oranı ile toplumda en çok görülen gülme tipidir. Ağız köşeleri öncelikle yukarı kalkar , dışarı açılırve üst dudak kasları kasılıp yukarı hareket etmekte ve üst dişlerin görünümü ile devam etmektedir.

    2. Kompleks gülme; % 2 oranı ile en az görülen gülme stilidir. Üst ve alt dudak ile ağız köşesi kasları eş zamanlı kasılır ve uyumlu olarak alt ve üst dişlerin tamamı görülür.

    3. Mona Lisa stili gülme; toplumda %31 oranı ile ikinci sıklıkla görülen gülme stilidir. Dudak şekilleri baklava dilimi gibi görülür. Öncelikle üst dudak yukarı çeken kaslar çalışır ve ön üst kesici dişler görünür daha sonra ağız köşeleri dudakları yukarı ve dışarıya dogru taşır ancak bu gülmede ağız köşeleri küspid gülme kadar dış yukarı doğru hareket etmez.

    Gülme tiplerinden bahsederken son olarak dişeti gülüşüne (gummy smile) de değinmek gerekir. Dişeti gülüşü adından da anlaşılacağı üzere gülme çizgisinin dişeti üzerinde yer almasıdır. Yani gülme esnasında dişeti dokusu olması gerekenden bir hayli fazla görünmektedir.

    Kadınlarda Etkileyici ve çekici gülmenin özellikleri

    1. Ön üst dişler görünmelidir.

    2. Üst dudak gülme sırasında yukarı doğru hareket etmektedir.

    3. Gülme sırasında alt dişler görünmez yada hafif görünür.

    4. Gülme sırasında dudakların sınırladığı alana gülme alanı denilmektedir ve bu alanın genişliği yüksekliğinden fazla olmalıdır.

    5. Üst diş etleri hafif görünmektedir. Bunun oranı yaşla birlikte değişmektedir.

    6. Gülme sırasında ağız köşelerinde “Buccal koridor” olarak tanımlanan hafif bir boşluk görünmelidir.

    7. Ön üst dişlerin gülme sırasında alt sınırları bir ark oluşturmaktadır. Buna gülme arkı denilmektedir. Bu ark gülme sırasında estetik olarak görülmeli ve alt dudağa paralel olmalıdır.

    1. resimde ideal bir gülme ile diş diş etleri ilişkisi görülmektedir. 2. resimde gülme ile üst ön dişlerin ve diş etlerinin görünürlüğü fazladır. 3 resimde ise üst ön dişler hiç görünmemektedir.

    Gülme estetiği ve burunun etkisi

    Gülme sırasında burun ucu aşağı ve geriye doğru hareket etmektedir. Bu hastanın normal ve gülerken çekilecek fotoğrafları ile değerlendirilebilmektedir.

    Bunun dışında ister burun üstünde olsun, isterse yüzde olsun birçok kasların kasılmaları ile burun şeklinde değişmelere neden olmaktadır. Örneğin, gülerken burun ucu belirgin olarak aşağıya rotasyon göstermekte, burun ucu üst kısmı yuvarlaklaşmakta ve burunun geçici olarak uzun görünmesine yol açmaktadır. Gülerken burun ucunun hareketi ve deformitesi depressor septi nasi kasına bağlıdır. Ayrıca gülme sırasında ağız çevresi kası Orbicularis oris üst dudağı kısaltır, mimik hareketlerle burun ucunun projeksiyonunu azaltabilir.

    Gülme ifadesi olmayan hastalar

    Sık olmamakla birlikte ciddi bir yüz deformitesidir. Ve bu hastalar gülme sırasında normalde gözlenen ağız çevresi değişimi bu hastalarda gözlenmemektedir. Bu hastalarda gülme sırasında üst dudaklar yukarı az hareket etmekte ve üst ön dişler az yada hiç görünmemektedir. Bunun ortaya çıkması üst dudak, ön üst kesiciler ve üst çene anatomisinden, yumuşak dokulardan kaynaklanmaktadır.

  • Yumurtalık Kütleleri (Kistleri)

    Yumurtalık Kütleleri (Kistleri)

    1-Yumurtalık kistleri dediğimizde neyi anlıyoruz?
    Kadınlardaki temel üreme organlarından olan ve yaklaşık 3 cm çapındaki yumurtalıktan gelişen yer yer kistik (içi sıvı dolu kesecikler) yer yerde solid (sert doku parçacıkları) yapılardan oluşan oluşumlardır.
    2-Ne kadar sıklıkla görülür ve hangi yaşlarda karşılaşılır?
    En sık 20-44 yaşında görülmesine rağmen hemen hemen  her yaş da  farklı farklı  türleri ile karşılaşılabilir ve farklı özellikler  taşıyan türlerinden dolayı da belki de her kadın bu sorunla yaşamında en az bir kere karşılaşabilir.
    3-Hangi şikayetleri yapabilir, kadınlar nelerden şüphelenerek hekime başvurmalıdır?
    Kasıklarda ağrı, karında gerginlik, düzensiz adet görme, sık idrara çıkma ve kabızlık gibi şikayetlerle hekime başvurulmasına  rağmen en sıklıkla hiçbir şikayeti olmayan kadınlarda rutin jinekolojik muayenede karşılaşılır bu da yumurtalık kistlerinde 6-12 ayda bir yapılması gereken rutin jinekolojik muayenenin önemini oldukça arttırır . 
    4-Yumurtalık kütlelerinin takip ve tedavisinde en önemli konu nedir?
    Aslında bu konunun en can alıcı noktasıdır. Bir yumurtalık kütlesi ile ister rutin jinekolojik kontrollerde karşılaşılsın ister şikayetleri üzerine araştırılırken tespit edilsin öncelikli hedef bu kütleler kötü huylu bir kanser midir yoksa iyi huylu selim kütleler midir. Bizler  ilk önce bu ayrımı yapmak için detaylı bir ultrasonografik inceleme ve kanda tümör belirteçlerini araştırıyoruz  ve gerekirse PET-CT MRI ,bilgisayarlı tomografi gibi ileri tanı yöntemlerini uyguluyoruz .Eğer kanser şüphesi varsa öncelikle cerrahi operasyon planlıyoruz ve patolojik inceleme sonrası kesin tanıyı zaman kaybetmeden koymaya çalışıyoruz.
    Ancak sevindirici  bir şekilde oluşan kütlelerin sadece menopoz öncesi %7 sinde menopoz sonrası ise %30 unda kötü huylu potansiyel taşıyor.
    Bu iyi huylumu kötü huylumu ayırımından sonra kütleleri çok büyük kısmı olan iyi huylularda fonksiyonel bir kistik yapımı (ki bunlar genellikle menstürüel siklus da her ay oluşan yumurtlamanın sonucu olan kistlerdir)yoksa iyi huylu bir tümör mü ayrımını yapmak gerekir.
    İşte bura da  bu ayrımı yapmak için sabırlı olmak ve deneyimli olmak gerekir. İlk olarak detaylı bir teknik değerlendirme  sonrasında ilaç tedavisi yada hastaları 1-3 ay gözlemek esastır. Kanser olmayan iyi huylu kütlelerinde çok büyük kısmı fonksiyonel kistlerdir ve sadece 1-3 ay gözlemek ya da doğum kontrol hapları kullanarak geriler ve hastaları gereksiz cerrahi operasyondan kurtarır.
    Ancak bu 3 aylık tedavi ve gözlem sonrasında  kistler gerilemez ve  veya büyümeye devam ederse bu durumda da cerrahi bir operasyon planlamak gerekir.
    5-Fonksiyonel olmayan iyi huylu tümörlerde neden cerrahi tedavi  planlanıyor ve nasıl yapılıyor?
    İyi huylu tümörlerde 2 önemli sorun vardır.Birincisi; bunların türüne göre %1 -25 i zaman içinde kanserleşme potansiyeli taşıyabilir ve bu riski   ortadan kaldırmaları gerekir .İkinci bir önemli konuda bu kistler çoğunlukla menopoz öncesi göründüğünden kistler büyüdükçe yumurtalıktan çalmaya ve yumurtalık kapasitesini azaltıp yok etmeye başlarlar ve bir süre sonrada üreme sorunlarına sebep olabilirler.
    6-Yumurtalık kistlerinin kısırlık yapma  riski var mıdır?
    Evet aslında tüm yumurtalık kistleri hatta fonksiyonel olanlar bile kısırlıkla yakın ilişkilidir. Tümoral kistler yumurtalığı yok ederek hacmini azaltırlar ve geç kalındıkça yumurtalık rezervleri azalır, özellikle halk arasında çikolata kisti denilen endometriomalar  hem yumurtalık hacmini azaltarak hem de tüplerde yapışıklık yaparak kısırlık riskini arttırırlar. Sık sık fonksiyonel kistleri olan kadınlarda da yumurtalık rezervleri araştırılmalı erken menopoz riski açısından dikkat edilmelidir. Çünkü yumurtalık kalitesinin azaldığı menopoz  öncesi dönemde fonksiyonel kistleri daha sık görürüz.
    7-Fonksiyonel kistlerin büyük bir kışı gerilediğinden takibine gerek var mıdır.?
    Elbette yakın izlenmeli fonksiyonel kistler yırtılarak iç kanama yapma ,kendi etrafında dönerek yumurtalık torsiyonu dediğimiz geç kalınırsa o yumurtalığı tamamen yok edecek ciddi tablolara zemin hazırlayabilir ayrıca tüm fonksiyonel kistlerin yok olduğundan emin olmak lazım ancak o zaman bu kistin bir tümöral kist olmadığından emin olunabilir.
    8-Çikolata kistlerinin önemi nedir?
    Çikolata kistleri endometriozis dediğimiz rahimdeki menstürüel döngüyü oluşturan tabakanın  yumurtalıklarda kistik yapı oluşturmasıdır ve kısırlık, şiddetli ağrı, yapışıklık ve cinsel sorunlara yol açabilir. Tedavisi ve takibinin kusursuz yapılası ve kişinin hem cinsel hem de üreme sağlığını korumak hemde yaşam kalitesini arttırmak için hayatidir. En önemli tedavi yanlışlıklarından biri erken ameliyat yapmak kadar geç ameliyat da yapmaktır. Bir o kadar önemli konu da ameliyat sonrası çok büyük oranda kistin tekrarlayacak olması ve başarılı  cerrahi bir tedavi uygulanmış olsa da sonrasında medikal tedaviyi menopoza kadar sürdürecek titizlik de olunmalıdır.Unutmamalıdır ki tekrarlayan her çikolata kistleri daha karmaşık sorunlara sebep olurlar.
    9-Çocuk ve ergenlik döneminde kistlerin önemi var mıdır?
    Kesinlikle  önemlidir çünkü bazı tür yumurtalık kanserleri o yaşlarda gözlemlenir, oluşan iyi huylu kistler bu yaşlarda hiç akla gelmeyeceğinden önemli bir yumurtalık doku kaybına sebep  olabilir. Bu yaş grubunda hekime gitme alışkanlığı pek  olmadığından da çoğunlukla gecikmiş halde gelir hastalar. Bu yaş gruplarında anlamsız kasık ağrısı adet düzensizliği ve karında şişlik şikayeti olan genç kızlar mutlaka ultrason ile değerlendirmek gerekir.
    10-Bu kütlelerin tedavisinde  nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?
    Bu hastalıklar genellikle menopoz öncesi yaşlarda olduğundan hem kozmetik kaygılar çok oluyor hem de çoğunluk çalışan kadınlar yada eğitimine devam eden genç kızlar olduklarından cerrahi tedavilerinin en az kozmetik hasar yapacak bir yöntem ve mümkün olduğunca kısa hastanede kalış süresi ve  mümkün olan en kısa sürede sosyal yada iş ortamına dönülmesi hedefleniyor . Son yıllarda biz hemen hemen tüm hastalarımızda ileri kanser hastaları dışında laparaskopik  cerrahi (klasik yada robotik) tercih ediyoruz .Böylece hedeflediğimiz tüm cerrahi amaçları kusursuzca gerçekleştirip aynı gün yada ertesi gün hastalar evlerine gidip 1 hafta sonrada sosyal ortamlarına dönebiliyorlar
    11-Yumurtalık kütlelerinin oluşturabileceği sorunlardan korunmak için kadınlar nelere dikkat etmelidir?
    Üreme çağındaki kadınlar rutin jinekolojik kontrollerini aksatmamalı ama 20 yaş altı genç kızlar ise adet düzensizliği karında şişlik yada anlamsız karın ağrısı şikayetleri olduğunda doktora yönlendirilmeli. 
    Menopoz sonrası ise en az 70 yaşına kadar  kontrolleri aksatmamalı. Unutmamalı ki menopoz öncesi overyal kütlelerin sadece  %7 kanser potansiyeli taşırken bu oran menopoz sonrasında %30 a çıkar ve daha ciddi bir durumlar karşılaşma potansiyelleri  vardır.

  • Yaşlanma ve gelişen estetik problemler bölüm 2

    Yaşlanma ve gelişen estetik problemler Bölüm 2

    Üst göz kapağının görmeyi engellmesi (üst göz kapağı perdesi=Upper Eyelid Hooding)

    Gözü çevreleyen kasın ve göz septumunun zayıflaması, göz çevresi yağ dokusunun fıtıklaşmadan öne çıkmasına ve yer çekiminin etkisi ile alın derisi ve üst kapağı derisinin aşağı olan hareketine neden olmaktadır. Böylece süt kapağı derisi nerede ise görmeyi engelleyecek şekilde göz üstünü örtmektedir. Buna “upper eyelid hooding” denilmektedir. Bu yüzün yan değerlendirilmesinde daha rahat anlaşılabilmektedir.

    Göz çevresi kaz ayağı kırışıklıkları(Crow‘s Feet)

    Bunlar ince kırışıklıklardır. Alt ve üst göz kapaklarında başlamakta ve göz köşesinde devam etmektedir. En belirgin oldukları alan göz dış köşesinde yerleşenleridir ve bunlara şekillerinden dolayı kaz ayakları kırışıklıkları denilmektedir.

    Göz köşelerinde gelişen kaz ayakları çizgileri yüzümüzde diğer kırışıklıklar daha erken ortaya çıkmaktadır. Bu alanda derinin ince olması ve deri altı destek dokularından yağ dokusunun daha az olması bunun nedenleri arasındadır.
    Bu çizgilerin en sık nedenleri arasında gözlerin çok kısılmasıdır. Bu kişinin mimiklerini kullanması ile ilgilidir.

    Özellikle uyku sırasında yan ve yüz üstü yatılması bu kırışıklıkları arttırmaktadır.

    Güneş bu kırışıklıkların ortaya çıkmasında dış etkenlerin başında gelmektedir. Güneş ışınlarına karşı gözlerin kısılması temel nedenler arasındadır. Özellikle açı tenlilerde ve açık renkli gözleri olanlarda güneş ışınların karşı duyarlılık daha fazladır. Ayrıca güneşin neden olduğu ışık hasarıda bu kırışıklıklara neden olmaktadır.

    Göz Dış köşesinin hafif aşağı düşmesi(Lateral Canthal Bowing)

    Göz dış köşesinde bulunan ve göz dışını destekleyen “lateral canthal tendon” adını verdiğimiz bağın gevşemesi ile gelişmektedir. Gözde dış köşenin daha aşağı rotasyonuna neden olmaktadır. Normalde kadınlarda göz dış köşesi hafif daha yukardadır. Bu nedenle bu açının düşmesi yüze daha yorgun ve yaşlı bir ifade dışında daha erkeksi bir görüntü vermektedir.

    Scleral show

    Baş doğal pozisyonda gözler karşı bakışta alt göz kapakları gözün irisini altta hafif örtmektedir. Göz irisi altında sklera-gözün beyazlığı görülmemelidir. Bunun görünür hale gelmesine “Scleral show” denilmektedir. Yaşlanma ile birlikte göz altı destek dokuların azalması ile birlikte alt göz kapağı düşmekte buda skleranın görünür olmasını sağlamaktadır.

    Göz Yaşı oluğu(Tear Trough Deformity) gelişimi

    Gözü çevreleyen Orbicularis Oculi kası göz altı kemiği hizasında 2 ye ayrılmaktadır. Göz kapağı ve göz alanı kası olarak. Bu ayrıma noktasında Orbital rim ligamenti ismini verdiğimiz bağ bulunmaktadır. Göz yaşı oluğu gözün alt iç kısmından dışarı yanağa doğru orta hatta kadar uzanmaktadır. Bunun bittiği noktada ise Palpebromalar katlantı dışa doğru devam etmektedir. Göz yaşı oluğu buradaki destek dokunun azalarak göz altı kemik dokunun ve buradaki bağın belirgin hale gelmesinden kaynaklanmaktadır.

    Bu yaşlanmaya bağlı olarak gelişmektedir. Böylece göz kapakları ile yanaklar arasındaki geçiş keskin sınırlı olmaktadır.

    Nasolabial Fold

    Bu aslında dudaklar ile yanakları birbirinden ayırmaktadır. Yanak destek dokularının azalması yanağın öne ve aşağı hareketine neden olmaktadır. Buda yağ dokusunun bu hatta birikmesine yol açmaktadır. Hafif bir kırışıklıktan ciddi bir katlatıya kadar ortaya çıkmaktadır.

    Kulak ön çizgileri(Preauricular Lines)

    Kulak ön kısmında dik uzanan 2 yada 3 çizgi görülmektedir.

    Dudaklarda dik çizgiler(Lip Lines, smoking line)

    Dudaklarda özellikle vermilonda dik çizgiler ortaya çıkmaktadır. Bu tekrarlayan mimiklere, üflemeli bir müzik enstrümanın kullanılmasına ve sigara içilmesine bağlı olarak gelişmektedir. Bu deride dermisin atrofisine, ağız çevresi kasların uzaması ve güçlerini kaybetmesine bağlıdır.

    Üst dudakta yatay çizgilenme(Horizontal Upper Lip Line)

    Sıklıkla burnun hemen altında philtrumda ve tek bir tane olarak görülmektedir.

    NLF nasolabial fold, PA preauricular lines-kulak ön kırışıklıkları, HLL horizontal upper lip line-üst dudak yatay çizgi, ULL upper lip lines-üst dudak çizgileri, LLL lower lip lines-alt dudak çizgileri, CM ağız köşesi çizgileri, ML marionette lines, J jowls bulge-gıdık, PJD gıdık öncesi depresyon alanı, PB platysma bantları, HNL horizontal neck lines-boyunda enlemimesine çizgiler, PSG ptotic submandibular gland bulge-çene altı tükrük bezinin belşrgşn olması

    Üst dudakta uzama

    Yaşlanma ile üst dudakta uzama olmaktadır. Bu yüzün estetiğini ve gülme estetiğini olumsuz etkilemektedir.

    Ağız köşesi çizgileri (Commissural Lines ve “Marionette” Lines)

    Ağız köşesi çizgileri kısa ve vertical olarak ağız köşesinden aşaığı uzanmaktadır. Bunlar bazen çok derin olabilmektedir.

    Marionette çizgileri daha uzun çeneye kadar uzanabilmektedir.

    Gıdık(Jowls ve Pre-jowl Depression)

    Jowls deri altı yağ dokusunun çene kemiği boyunca ve altında toplanmasından kaynaklanmaktadır. Bu toplanma çene kemiği ligament tarafından sınırlandırılmakta ve yağ dokusunun daha fazla önde toplanması engellenmektedir. Bu engellenme noktasında hafif içeriye doğru bir girinti oluşmakta buna pre-jowl depresyon denilmektedir.

    Cadı Çenesi deformitesi(Witch‘s Chin Deformity, Ptotic Chin)

    Çene yağ pedinin pitozisinden kaynaklanmaktadır. Bu pitozis çenenin düzleşmesine submental çizgilenmenin artmasına neden olmaktadır.

    Boyunda Platysmal Bandlar ve Cervicomental açının kaybolması

    Platysma bandları boyunda çene altından başlayarak aşağı uzanmaktadır. Platysma kasının zayıflayarak uzaması ve sarkarak üzerinde yağ dokusnun birikmesinden kaynaklanmaktadır.

    Boyunda yatay kırışıklıklar

    Boyunda enlemesine yarım daire şeklinde çizgilenmenin olmasıdır ve altındaki platysmal kaslardan kaynaklanmaktadır.

    Çene altı tükrük bezi-Submandibular Gland belrigin hale gelmesi

    Çene altında çene köşesine yakın alanda bu bez görünür hale gelmektedir.

    Burunda yaşlanma ve belirtileri

    Burun üzerindeki deri destek dokuları azalmakta, zayıflamakta ve yer çekimi etkisi ile burun ucunun düşmesine neden olmaktadır. Benzer değişimler burun kemik ve kıkırdaklarında da yaşanmaktadır.

    Özellikle burun uucjnda yağ dokusunda artış

    Burunda yaşlanma belirtileri;

    Burun kökünde yatay çizgilenme

    Burun genelinde deride incelme ancak burun ucunda yağ bezlerinde büyüme ile bu dokunun büyümesi

    Burun ucunun profilde saat yönünde rotasyonu yani düşmesi-pitozisi

    Columella nın düzleşmesi

    Burun ucunun düşmesi burunda sahte burun sırtı kamburlaşmasına neden olmakta yada daha önce olan humpın daha belirign olmasına neden olmaktadır. Ayrıca brun ucunun düşmesi üst dudağın projeksiyonunu değiştirmektedir.

    ve deride incelme zamanla burun sırtında kamburlaşma yapmaktadır.

    Ağız bölgesinde yaşlanma ve belirtileri

    Dudaklarda vermilionlarının silinmesi

    Üst dudağın uzaması ve içe doğru kıvrılması bunun ile gülme estetiğinin bozulması

    Alt dudağın düşmesi; buda gülme sırasında alt ön dişlerin görünürlüğünü arttırmaktadır.

  • YÜKSEK RİSKLİ GEBELİKLER NEDİR  ?

    YÜKSEK RİSKLİ GEBELİKLER NEDİR ?

    Riskli gebelik terimiyle doğal seyrine bırakıldığında  anne ve  bebek için yaşamsal riskler  taşıyan gebelikler ifade edilir.Bütün rutin aylık, zaman zaman daha da sık yapılan gebelik kontrollerin temel amacı;risk taşıyan gebelikleri tespit edip,oluşan yada oluşabilecek sorunlarla mücadele etmekdir.

    Bu alanda yapılan çalışmalar tarihten günümüze kadar doğum hekimlerinin en önemli uğraşı alanı olmuştur. Günümüzde gelişen bilgi teknolojisi ile birlikte riskli gebeliklerin tanınması, izlenmesi ve tedavilerinde yepyeni yöntemler kullanılmaktadır.Bu gelişmelerle birlikte özellikle son 20 yılda anne ve bebek ölümleri(mortalite)ve anne-bebek sekelleri(morbidide) oldukça azaltılabilmiştir.

    Riskli gebelikler anneden kaynaklanan  riskler ve fetusdan kaynaklanan  riskler olarak iki boyutu vardır .Ancak anne ve fetus o kadar yakın ilişkidedir ki gebelik boyunca genellikle birine dair  riskler diğeri içinde yüksek risk taşımaktadır.

    Anneden Kaynaklanan Riskler: Gebelik anne adayı için ek bir fiziksel ve ruhsal bir yüktür.Bu nedenledir ki ,zaten erkekler 70 yaşında çocuk sahibi olabilirken kadınların doğurganlıkları 40’lı yaşlarda sonra ortadan kalkmaktadır. Çünkü bugünkü teknolojik imkanlarla bile 50-60 yaşında kadınlar hamile kalabilseler pek çoğu yaşamlarını kaybedebilirlerdi ; Anneden kaynaklanan riskler gebelik öncesi var olan ve gebelikte gelişenler olarak ikiye ayrılır;

    1-Gebelik Öncesi Riskler:

    -Anne Yaşı: İdeal gebelik yaşı 20-30 yaşları  arası olduğu kabul edilir. Her ne kadar sınırlar gelişen teknoloji ile zorlansa da 18 yaş altı ve 35 yaş üzeri gebelikler yüksek risk taşırlar .Yaşla birlikte genetik hastalıkların sıklığı artar ,kronik hastalıklara maruz kalma artarken, annenin gebelikte oluşabilecek fiziksel yük artışına dayanıklılığı azalır. 18 yaş altı anne adayları fiziksel ve ruhsal gelişimlerini tamamlamadığından gebelik risklerini daha yoğun yaşarlar.
    -Annede Yüksek Tansiyon: Yüksek tansiyonlu anneler gebelikte kalp damar sistemlerinin yüklenmesine bağlı sorunlara daha açıktır .Ayrıca gebelik tansiyonu ile komplike olduğunda hem anne hem de bebek için yaşamsal sorunlar çıkarabilir.
    -Annede kalp ritim bozukluğu olması :Bir takım kalp ritim bozuklukları artan fiziksel aktivite ile gebelik sırasında belirginleşebilir yada gebelikte aşikar hale gelebilir.
    -Annede Şeker Hastalığı: Şeker hastalığı gebe kalmayı engelleyebileceği gibi,gebelik sırasında da annenin bozulan metabolizması hem anne için ek bir yük oluşturur hem de fetüs da yapısal anomalilerin sıklığını arttırır, doğum ve doğum sonrasında bebekler için pek çok problem çıkarabilir.
    -Annede ileri derecede kansızlık,yada doğumsal kan hastalıklarının olması,
    -Annede diğer sistem hastalıklarının olması(kalp, böbrek, romatizmal vb)
    -Aşırı zayıf (50 kg  altı) aşırı kilolu kadınlar(vücut kitle endekslerine göre obez sınıfına girenler)
    -Annede alkol, sigara(sigara kullanımı bebekte anomali yaptığı kanıtlanmamıştır ancak kesin olan bir şey vardır ;sigara kullanan annelerin bebekleri düşük doğum ağırlıklı olurlar ve erken doğarlar. Bu nedenle annelerin mümkünse gebeliği süresince sigarayı bırakmaları bırakamıyorlarsa mümkün olan en az  sayıda sigara tüketmelidirler) yada ilaç  bağımlılığı olanlar, yada hastalığı nedeniyle kronik ilaç kullanan kadınlar.
    -Miyomlu gebelikler, Burada miyomun yeri büyüklüğü ve bebeğin eşiyle ilişkisi çok önemlidir, miyomlu gebeliğin takibi ve de doğumu özellik taşır.

    B-Gebelikte gelişebilecek Riskler;

    -Gebelik tansiyonu ve buna bağlı gelişebilecek komplikasyonlar.Gebelik takiplerinin en önemli amaçlarından biri gebeliğin indüklediği tansiyonu erken tanımak hatta kimde erken olabileceğini tespit etmek ve olası önlemleri hem anne hem de bebek için alıp, gebelik seyrini ve doğumu mükemmele yakın yönetmektir. Bu konuda artık çok gelişmiş teknolojiler kullanıp kimlerde gelişebileceğini %90  yakın tespit edip  hem anne hem de fetüsü olası  sorunları minimal atlatmasına rehberlik edilebiliyor.

    Gebelik Şekeri : Günümüzde özellikle de ülkemizde çok tartışmalı olan gebelik şekeri taraması ve takibi, riskli gebelik takiplerinde hem tüm dünyadaki bilimsel otoriteler hem de dünya sağlık örgütü tarafından önerilmektedir. Gebeliğin 24 haftasından sonra ortaya çıkar(gebelik şekeri gebeliğin ilk haftasından itibaren görülmez çünkü 24. Gebelik haftasından itibaren plasentadan salgılanan ‘’human plasental laktogen’’HPL denilen hormon bazı yatkın annelerde gebelik şekeri yapabilir, bu hormonda 24 .haftadan sonra aktif etki gösterebilir.Eğer gestasyonel diabet taranıp iyi takip edilmezse bu annelerin bebeklerinde erken doğum ,iri bebek ve onun oluşturduğu doğum komplikasyonları, ani bebek ölüme ve gebelik tansiyonu riski daha fazladır ve bu bebekler doğumlarından sonra bir takım metabolik sorunlarla daha çok karşılaşmaktadırlar
    Çoğul Gebelikler: Çoğul gebelikler başlı başına yüksek riskli gebelerdir ve bebek sayısı arttıkça riskler ve problemler artmaktadır. Genellikle anne için artan fiziksel yük ve birden çok bebeğin karında yer kaplamasına bağlı annenin organlarının baskı altına kalmasından kaynaklanan problemler sık görülmekte, erken doğum ve bunlara bağlı komplikasyonlar oldukça sıkıntılar yaratmaktadır. Ayrıca tek yumurta ikizlerinde yada tek eşli ikiz bebekler birbirlerinden kan çalabilmekte ve her iki bebeğin hayatını tehlikeye atmaktadır. Bu durumun tanısı içinse gebeliğin ilk 3 ayında çoğul gebeliklerinin yapısı ortaya çıkarılmalıdır. Bu nedenle gebeliğin ilk haftasından doğum ve doğum sonuna kadar çoğul gebelikler önemli bir risk artışı içindedirler ve yakın izlenmeleri  gerekmektedir sorunların erken teşhis ve yönetimi çok önem taşımaktadır.
    -Birtakım romatizmal hastalıkların gebelikle ilişkili formları .
    -Annenin sularının erken gelmesi: Bebeklerde enfeksiyondan annede yaygın sepsise  ve bebekte solunum sıkıntısına kadar problemler oluşturabilir .Annelerin bu konuda duyarlı olması gerekmekte ,hafifte olsa bu tür şikayetlerini doktoruna iletmesi gerekmektedir .Erken membran rüptürü (suların erken gelmesi) durumunda d0ğum hekimi ve bebek yoğun bakım ekibi neredeyse satranç oynamak zorundadır , erken teşhiş ve sürecin doğru yönetilmesi hayati önem taşır. Tüm gebelerin bu konuda çok duyarlı olması ve kendilerini takip eden hekimlerini erken uyarmalı hayati önem taşır..
    -Bebeğin eşini doğum yolunu kapaması .Burada ultrasonun önemi çok büyüktür gebelikte sadece ultrasonla anlaşılabilir ve gebeliği boyunca hiç ultrasona girmeyen kadınlar zaman zaman acil şartlarda  günümüz istanbulun da bile bebeklerini ve yaşamlarını kaybedebilmektedir. Tanısı çok kolay ama oluşturabileceği problemler yaşam kaybına kadar gidebilmektedir. Plasentanın doğum yollarını kapadığı doğumlar(mutlaka sezeryan doğum gerektirir) özellik taşıyan gebelik ve doğumlardır ve mutlaka tam teşekküllü hastanelerde ve deneyimli hekimler gözetiminde yapılmalıdır.
    -Anne rahminde doğumsal kusurların olması. Düşüklerden erken doğumlara ,fetusta ekstremite  kusurlarına kadar bir takım sıkıntılar yaratabilmektedir. Gelişmiş ultrason teknolojisi ve cerrahi yöntemlerle  henüz gebelik oluşmadan bu tür sorunlar tespit edilip sorunlar giderilebilmektedir. Mutlaka hamile kalmadan doğum hekimine muayene olmanın en önemli faydalarından biride bu tür sorunların gebelik öncesi giderilmesine zemin hazırlamaktır.
    Daha önceden sezeryan ya da diğer rahim ameliyatları geçirmiş olanlar. Bu gurup gebelikler rahim yırtılmaları konusunda risk altındadırlar. Titiz izlenip zamanında doğum planlaması yapılmalıdır.
    -En önemli risk kriterlerinden biride annede ‘’servikal yetersizlik ‘’ dediğimiz doğum yolunun erken silinmesi ve bunun  sonucunda da erken doğum ve preterm riskleriyle karşılaşmaktan fetal kayba kadar gidebilen bu ağır tablonun taranması rahim boyu ölçüsü ile riskli annelerin saptanması yada bir önceki gebelikleride 16-32 hafta arasında ağrısız doğum yollarının açılmış olması ve bunun sonucunda erken doğum yapmış annelerin gebelikleri de özel izleme gerektiren riskli gebelik sınıfında yer almaktadırlar.

  • Yaşlanma ve estetik analizi bölüm 2

    Yaşlanma ve estetik analizi Bölüm 2

    Yüz üst bölümünün değerlendirilmesi

    Yüz orta bölümünün değerlendirilmesi

    Yüz alt bölümünün değerlendirilmesi

    Boyun üst kısmı ve boyun bölümünün değerlendirilmesi

  • Gebeliğim Boyunca Ne Kadar Kilo Almalıyım?

    Gebeliğim Boyunca Ne Kadar Kilo Almalıyım?

    Hamilelikte almayı beklediğiniz kiloların miktarı hamilelik öncesi sahip olduğunuz kilo miktarına

    bağlıdır. Örneğin, hamilelik öncesi normal bir kiloya sahipseniz (vücut kitle indeksi 18.5 – 24.9)

    almanız gereken 10-12 kilodur. Eğer hamilelik öncesi vücut kitle indeksiniz 20’nin altındaysa yani

    zayıf kabul edilen gruptaysanız hamileliğinizde normal kilolu olanlara göre daha fazla kilo almanız

    önerilir. Bu durumda tüm hamilelik süresince 13-18 kilo arasında almanız idealdir. İkinci

    trimesterdan başlayarak haftada 400-600 gram almalısınız. Hamile kalmadan önce fazla

    kiloluysanız (VKI = 26-29) bu durumda tüm hamileliğinizde 7-11.5 kilo arasında almanızı

    öneriririz. Eğer aşırı obez kabul edilen ve vücut kitle indeksi 30’dan büyük bir gebeyseniz bu

    durumda tüm gebelik boyunca 7 kilodan fazla almamanız gerekir.

    İlk 3 aylık dönemde bazı gebelerde çok yoğun bulantı olabilir ve bu yüzden yemek yenilemediği

    için kilo alınamama hatta kilo verme gibi durumlar yaşanabilir. Endişe edilecek durum yoktur. İlk

    3 ay minimum kilo alımı veya durması normaldir. Hızlı kilo kaybı ve kusmalarda doktor

    kontrolünde olmak önemlidir, riskli durumlarda doktor yatarak tedavi de uygulayabilmektedir. 4-6

    ay arası artık çocuk büyümeye başlar, bu yüzden haftda ortalama 400 gram kilo alımı normaldir. 6-

    9 ay arası bebeğin en fazla kilo aldığı ve hızla annenin kilo alacağı dönem olduğu için alınması

    planlanan kilonun 2/3′ ü bu dönemde alınmalıdır.

    Hamilelik süresince kilo alımı şu şekilde olmalıdır;

    Gebeliğin ilk 3 ayında 0.5-1 kilo

    Gebeliğin 4-5-6. aylarında birer kilo

    Gebeliğin 7-8-9. aylarında ikişer kilo almanızı öneririz. 1 ay içinde 3 kg’dan fazla ağırlık artışı

    olan anne adayları beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeli, gerekiyorsa bir uzmana

    başvurulmalıdır. Hamilelik süresince ağırlığın takibi çok önemlidir.

    Amerikalı bilim adamları tarafından 40 binden fazla kadın ve bebekleri üzerinde yapılan ve

    sonuçları Obstetrics & Gynecology dergisinde yayınlanan araştırmaya göre gebelikleri sırasında 18

    kg’ın üstünde kilo alan kadınların iri bebek doğurma olasılığı, bundan daha az kilo alanlara göre

    yaklaşık iki kat fazla olmaktadır. Bebeğin iri olması daha fazla doğum travmasına yol açarak

    yenidoğanda bir takım problemlere, hatta ölüme neden olabilir. Gebelik esnasında aşırı kilo alımı

    ve şişmanlık durumlarında; yüksek tansiyona daha sık rastlanır. Ayrıca doğumda daha sık

    problemlere ve doğum sonu annede aşırı kilo retansiyonu ve obeziteye sebep olabilir.

    Son dönemlerde yeni trendlere kapılıp, uygunsuz sıkı diyetler yaparak alması gerekenden daha az

    kilo alanlarda ise erken doğum eylemi, bebeklerinde gelişme geriliği daha sık gözlenmektedir.

    Sonuç olarak almanız gereken kilo sağlık durumunuz, kilonuz ve bebeğin durumu gibi faktörlere

    göre değişiklikler gösterebilir. Önemli olan gebelikte uygun miktarda ve düzenli şekilde kilo alarak

    doğuma normal bir kiloda girmek ve doğumdan sonra da yavaş yavaş doğru şekilde bu kiloları

    vererek eski formunuza kavuşmaktır.

  • Mantar hastalığı deyip geçmeyin

    Mantarlar deride kıl ve saç diplerinde, tırnakta yerleşip çoğalan, ancak mikroskopla görülen organizmalardır. Bu organizmalar çevremizde, doğada, kullanılan ayakkabı ve terliklerde, havlularda, genel kullanıma açık duş, jimnastik salonu ve fitness, yüzme havuzlarında, otel ve cami halılarında bulunduğundan, tüm mantar hastalıkları oldukça bulaşıcıdır. Bu mantarlar üremek için sıcak ve nemli ortamları severler, sporlarını bu bölgelere bırakarak ürerler. Deri ile temas ettiği bölgeden bulaşma olur. Ayrıca kedi, köpek gibi evcil hayvanlardan, çiftlik hayvanlarından, hastalıkla enfekte ise temas yoluyla insana geçebilir.

    Toplumda genellikle sosyoekonomik düzeyi düşük çocuklarda saç mantarları sık görülür. Bu çocuklarda saçlı deride üzeri beyaz kabuklu , üzerindeki saçı döken ve açılma yapan bir görünüm vardır. Daha derin tutulumuda ise küçük bir sivilce gibi başlayıp, giderek büyüyen, üzeri akıntılı ve kabuklu büyük lezyonlar oluşur.Eğer bu derin formu tedavi olmazsa kalıcı kelliğe neden olur.Tedavi ortalama 6-8 hafta olup, çevresindeki herkes de sorgulanmalıdır. Kırsal alanda ve bozuk hijyen koşullarında yaşayanlarda mercimek boyutunda, beyaz sarı kabuklanmaların saça yapışması favus adı verilen bir tablo oluşur.Bu da saçta kalıcı kelliğe neden olur.

    Vücut mantarlarında gövde, kol ve bacaklar en sık tutulan bölgelerdir. Genellikle yuvarlak, etrafı daha belirgin kırmızı, üzeri ince beyaz kepeklenmeli lezyonları vardır. Zamanla büyüyerek vücutta girintili çıkıntılı bir harita şeklini alabilir. Topikal sürme ilaçlarla ortalama tedavi 4 haftadır.Yaygın lezyonu olan hastalarda ağızdan 4-6 hafta ilaç tedavisi uygulanmalıdır.

    Bunun yanında mantarlar sakal bölgesinde, yüzde, kaş kirpik ve göz kapağında , kasıklarda yine benzer özellikte kaşıntılı lezyonlara neden olabilir. Kuaförlerde iyi sterilize edilmemiş malzemelerle yapılan işlemlerde yüz, saçlı deri mantarları oluşabilir. Aşırı ekzersiz yapan, sık terleyen, uzun süre ev dışında kalan ve hijyen şartlarına uymayan kişilerde kasık mantarları daha sık görülür.

    Mantar hastalıklarından sıklıkla gördüğümüz diğer bir form ayak mantarıdır. Bazen ayak parmak aralarında maserasyon dediğimiz beyaz pamuksu bir ıslaklık, bazen parmakları ve ayak tabanını da tutan kuru beyaz kabuklanma ve kızarıklıklar şeklinde karşımıza çıkabilir. Bazı hastalarda da özellikle ayak tabanında yerleşen beyaz sarı su kesecikleri olabilir. Ayak mantarı çok kaşıntılı ve bulaşıcıdır. Ortak ayakkabı ve terlik kullanımı ile bulaşması sıktır. Tedavisi ortalama 6 hafta olup sürme ilaçlarla, gerekirse ağızdan ilaçlarla tedavi edilir. Ayak parmak araları ve ayağımız vücudun en önemli giriş kapısıdır. Burada oluşan çatlak ve yarıklardan sadece mantarlar değil, mikroplar da girer. Bunun sonucunda ayağın tamamı hatta bacakta kızarık, şiş, zaman zaman akıntılı yara ve enfeksiyon oluşabilir. Bu nedenle ayak bakımı biz dermatologlar için çok önemlidir.

    El mantarı, ellerde beyaz kepekli, kızarık döküntüler şeklinde olur. Sıklıkla ekzama ve bazen sedef hastalığı ile karıştırılabilir

    El ve ayak mantarlarından bulaş yoluyla, bazende tek başına izole olarak mantar, tırnak yatağı ve plağına yerleşebilir. Tırnakta beyaz veya siyah renkli kalınlaşma, dökülme, tırnak şeklinde bozulma bazen de akıntılı iltihaplanma yapabilir. Tırnak mantarında tedavi ağızdan ilaçlarla 3 ay sürme tedavilerle 6 aydır.

    Bazen doğru teşhis alamayan yada hastaların biliçsizce kaşıntıya iyi geliyor diye sürdüğü kortizonlu ilaçlarla mantar hastalığı geniş bölgelere kadar yayılan bir artış gösterir. Bu nedenle doğru teşhis ve doğru tedavi gerektiren bir hastalıktır. Bağışıklık sisteminde bozukluk olanlarda, diabet hastalarında , bebeklerde (ağızda) mantar hastalıkları daha sık görülmektedir. Bu nedenle bu hastaların daha dikkatle takibi gerekir.

    Toplumumuzda bu hastalığın yaygın olarak görülmesinin en önemli sebebi kanımca , çok ciddiye alınmamasıdır. Vücutta yada yüzde kızarık döküntüleri olan kişiler mutlaka hekime başvurmaktadır. Ancak ayak tabanında kalınlaşma, kepeklenme olan , el ve ayak tırnaklarında kalınlaşma ve renk değişiklikleri olan kişiler genelde tedavisiz kalır. Birçok mikroorganizmanın buralardan bulaşması ile de ciddi enfeksiyonlara neden olabilir. Hekime başvuran hastalar ise tedavi sürelerini tam olarak tamamlamadığından hastalık geçip tekrar eder. Özellikle saç mantarında tedavi zamanı çok önemlidir. Geç kalındığında kalıcı kellik ortaya çıkar bu nedenle erken teşhis ve tedavisi hızla yapılmalıdır.

    Kaplıcaları ile ünlü bir şehirde yaşıyoruz. Toplu kullanım alanı olan yerlerde ki buna havuzlar da dahil yalın ayak basılmamalı, hijyen kurallarına dikkat edilmelidir. Sık terleme olan bölgelerin kuru tutulması, gerekirse terleme tedavilerinin uygulanması mantar hastalıklarının oluşmasını önleyebilir. Kuaför ve kişisel hijyenle ilgili uygulamaların yapıldığı yerlerde sıklıkla kullanılan ürünlerin, kişiye özel oluşturulması ve kullanılması son derece önemlidir. Evde tırnak yada ayakta mantar enfeksiyonu olan hastaların diğer ev halkına hastalığı bulaştırmaması için tedavi olmaları elzemdir. Varis ve dolaşım bozukluğu olan kişiler özellikle ayak ve tırnak bakımlarına dikkat etmelidirler.

    Sizlere bu yazımda sıklıkla karşılaştığımız mantar hastalıkları hakkında bilgi vererek, tedavisi ve önlemleri hakkında bilgi vermeye çalıştım. Tüm okuyucularıma mantar hastalıklarından uzak sağlıklı bir yaşam diliyorum.

  • Genital Estetik Ameliyatları

    Genital Estetik Ameliyatları

    Güzellik kavramının bir bütün olarak algılandığı bu günlerde diğer estetik operasyonlar gibi

    vajınal estetik operasyonlar da hızla yaygınlaşmaktadır. Özellikle vajinal doğum sonrasında vajina

    da bozukluklar, genişlemeler oluşabilmektedir.Bir çok kişi gerek cinsel ilişki sırasında gerekse

    estetik açıdan bu durumdan rahatsız olsada utanma, çekinme duygusundan dolayı bu şikayetlerini

    ifade edememektedir. Bir diğer vajinal estetetik ile ilgili sorun özellikle genç kızlarda görülen

    genital bölgede iç dudakların büyük veya sarkık olmasıdır. Bu durum yine fiziksel ve psikolojik

    açıdan birçok sıkıntılara neden olmaktadır.

    Vajinal genişlik veya iç dudakların büyük olması cinsel ilişkiyi de olumsuz yönde etkilemekte,

    kadının kendine duyduğu özgüvenin azalmasına ,farklı psikolojik sıkıntılara yol açabilmektedir.

    Günümüz kadını artık böyle kaygıları yaşamak yerine oldukça basit müdahalelerle hayat kalitesini

    artırmak istemektedir.

    Vajinal estetik ameliyatlarının ortalama süresi 20-30 dakikadır. Operasyon sonrasında hastanın 5-6

    saat hastanede kalması yeterli olmaktadır. Ameliyat sonrası dikişlerin alınmasına gerek yoktur,

    yaklaşık bir ay sonra normal cinsel yaşam başlayabilir.

    Bu ameliyatın getireceği faydalar:

    Cinsel organın daha estetik bir görünüm kazanması ve kendinize olan özgüvenin artması

    İdrar kaçırma problemlerinin enaza indirilmesi

    Cinsel ilişkiden daha çok zevk alma

    Genital bölgenin daha kuru kalması, vajinal enfeksiyona yakalanma riskinin azalması gibi çok

    sayıda faydası vardır.

  • Yüz analizinde kalitatif (sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme yöntemi bölüm 2

    Yüz analizinde kalitatif (Sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme Yöntemi

    Bölüm 2

    Yüzün profilden analizi

    Yüzde kulaktan geçen çizgilerin birleştirilmesi ile konveks yapı ortaya çıkmaktadır.

    Yüzün yan yani profil değerlendirmesinde kulaktan başlayarak saç ön çizgisi, burun kökü, burun ucu ve çeneye uzanan çizgiler çizilmektedir. Bunlar birleştirildiğinde çekici ve güzel bir yüzde konveks bir hat ortaya çıkmaktadır. Bunun düzleşmesi yada konkav olması yüz güzelliğini bozmaktadır. Konkav olması halinde buna tabak-dish yada cadı yüzü-wich face denilmektedir. Bunlar ancak estetik cerrahi işlemler yada medikal estetik uygulamalar ile düzeltilebilmektedir. Konveksitenin artmasına ise kuş yüzü-bird face denilmektedir.

    Yüzün bu açıdan değerlendirmesinde;

    Yüzün Total yüksekliği, bu yüksekliğin üst, orta ve alt yüz bölümleri ile karşılaştırılarak değerlendirilmektedir. Bu bölümlerdeki alın, göz , burun, üst dudak, alt dudak ve çene değerlendirilmektedir.

    Yüzün profil görünümünde arkadan öne doğru projeksiyon yapan göz çevresi, elmacık kemiği bölgesi, burun kökü, burun, burun ucu, dudaklar ve çenede değerlendirilmektedir.

    Bu açıdan alının, burnun, göz altlarının, burun kolumellasının, üst ve alt dudakların, çene altının, boyunun dış hatlarının eğimlerine de bakılmaktadır.

    Yüzün profil değerlendirmesinde seçilecek güzel bir yöntemde ise; burnun üst dudak ile birleşme noktası olan subnasaleden geçen dik ve yatay bir hattın çizilmesidir. Bu yüzde tüm anatomik alanların ve aralarındaki ilişkinin değerlendirmesinde faydalı olmaktadır.

    Yüzün subnasaleden geçen dik ve yatay çizgiler ile bölünmesi ve karşılaştırılması

    Yüzün profil analizinde boyunda değerlendirilmektedir. Bu amaçla baş boyuna doğru eğilmektedir. Başın bu hareketi boyunda deri ve yumuşak dokuların laktasitisine balı olarak birçok kırışıklık ve katlantı ortaya çıkmaktadır buna “Akordiyon belirtisi” denilmektedir.

    Boyunda “Akordiyon belirtisi”. Birinci resimde hasta başını boyuna doğru eğdiğinde boyunda kırışıklık ve katlantılar oluşmaktadır. Aynı hastaya yapılan estetik girişimler sonrasında bu belirtilerin kaybolması.

    Yüzün profil değerlendirilmesinde yüz açılarına sayısal olarak bakılmadanda değerlendirme yapılmaktadır.

    Bu estetik analizde bir çok açı kullanılmaktadır. Alın-burun açısı, Burun-çene açısı v.b. gibi.

    Yüzdeki açılar

    Yüzün profil analizinde bu açılar sayısal olarak ölçülmez. Bu açılar yatay olarak tam 2 ye bölünmektedir. Böylece açıyı yaratan anatomik alanların asıl sorumlu oldukları açılar belirlenmektedir. Örneğin aşağıdaki resimde hastanın Burun – üst dudak açısı genişlemiştir. Bu açı yatay olarak 2 ye bölündüğünde bu genişlemden asıl sorumlu olan anatomik bölgenin burun ucunun aşırı yukarı rotasyonundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

    Yüzdeki açılar yatay ikiye bölündüğünde açıyı oluşturan anatomik alanlar daha iyi değerlendirilmektedir.

    Yüzün kalitatif değerlendirilmesinde özel anatomik alanlardan genel yüz değerlendirmeside yapılabilmektedir.

    Örneğin gözün alt sklera – beyazlığının görünür olması(inferior scleral show) ; Normal baş pozisyonunda göz alt kapağı gözü tamamen örtüğü için sklera görünmez. Ancak başın yukarı yada aşağı açılanması bunun görünürlüğünü arttırmaktadır. Buna “yalancı inferior scleral show” denilmektedir. Bu nedenle bunun değerlendirilmesi yapılırken baş doğal pozisyonu ve gözlerin tam karşıya bakıyor olması son derece önemlidir.

    İlk resimde sklera görünmüyor. Ancak başın yukarı ve aşağı açılanması gözlerin karşı bakışında bunun görünür hale gelmesine neden olmaktadır.

    Gerçek scleral show bölgesel yada yüzün genel problemlerine bağlı olabilmektedir. Örneğin alt göz kapağının aşağı çekilmesi, göz küresinin çok önde olması gibi. Yada yüzün orta kısmının az gelişmesi “maxilla hypoplasia” bağlı olabilmektedir. Örneğin aşağıdaki fotoğrafta hastada “maxilla hipoplasisi” vardır.

    Bu hastada skleranın görünür olması üst çene kemiğinin gelişimsel yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.

    Özel alan değerlendirmesinde bir diğer önemli alan mandibula yani alt çene kemiğidir. Bu özel alan yüzün oblik ve profil duruşlarında en iyi değerlendirilmektedir. Mandibulanın dış sınırına, kenar keskinliğine, açısına, üzerindeki yumuşak dokuya ve üzerindeki dokunun pitozisine bakılmaktadır.

    Aşağıdaki ilk hastada mandibula üzerindeki yumuşak doku kalınlığı ince ikinci hastada kalındır.

    Mandibula kenar düzlemi çizilir. Bu yüzün 1/3 alt kısmının, çenenin konturunu ve çene projeksiyonunun değerlendirilmesinde son derece önemlidir. Ayrıca bu düzlem ile mandibula alanın rotasyonuna bakılır.

    Birinci hastada mandibula dışı hattının saat yönü tersinde rotasyonu gözlenmekte bu yuzün 1/3 alt kısmının daha kısa görünmesine ve çenenin keskin hatlı olmasına neden olmaktadır. 2. hasta ise mandibular dış hattı idealdir. Son hastada ise mandibular dış hattı saat yönünde rotasyon göstermiş buda yüzün alt kısmının daha uzun görünmesine neden olmakta, çene projeksiyonu kaybolmuş ve yan profilde hastanın yüz konturu düzensizdir.

    Yüzün toplam uzunluğunun değerlendirilmesinde ölçüm yapılmadan yüzün oblik ve profil fotoğrafları kullanılmaktadır. Bu yöntem ile yüzde diş-çene-yüz deformiteleri tanımlanmaktadır. Bu amaçla oblik ve profil fotoğraflarda nasion-kulak üst noktası, burun tipi-tragus üst noktası, subnasion-tragus altı, stomion-kulak altı ve mandibula köşesi-pogoniondan geçen hatlar çizilmektedir. Bu çizimler üzerinde bunların yüzün önünde yaptıkları silüetlerin açılarına bakılmaktadır. Akardion şeklinde hat ortaya çıkmaktadır. Bunun aralarının açılması yani “open accordion” görünümünde açılar ve eğimler düzleşmiştir. “Closed acardionda” ise keskin yüz açılanmaları ve belirgin eğimler gözlenmektedir.

    Örneğin ilk 2 resimde genişlemiş akardion görünümü yani; yüz uzamış ve açılar ve eğimler düzleşmiştir. 3. ve 4. resimlerde ise daralmış akardion görünümü yani; yüz kısalmış açılar dikleşmiş ve eğimler belirginleşmiştir.

    Elmacık kemiği-burun-dudakların ilişkisi

    Elmacık kemiği-burun-dudakların ilişkisi için bir eğri tespit edilmiştir (cheekbone–nasal base–lip curve). Estetik olarak ideal bir yüzde bu bu eğri aşağıdaki resimde olduğu gibi konveks ve kesintisiz olmalıdır. Bu eğri kulak önünde başlamakta elmacık kemiği üzerinde ilerlemekte resimde görülen 1ile işaretli cheekbone noktasına ulaşmaktadır. Daha sonra öne ve aşağı doğru eğri seyretmekte ve resimdeki 2 ile işaretli maxilla noktasına ulaşmakta oradan nasolabial katlantıya paralel aşağı ve dışa doğru seyrederek ağız köşesinin dışında sonlanmaktadır.

    Cheekbone noktası estetik olarak ideal bir yüzde yüzün en çıkıntılı yeridir ve gözün dış köşesinin 20-25 mm altında ve 5-10 mm önündedir. Cheekbone noktasının düzleşmesi yanak ve üst çene kemiği gelişimsel geriliklerinde görülebilmektedir.

    Üst çene kemiğinin geride yerleşmesi bu eğrinin maxilla noktasında düzleşmesine hatta konkav olmasına, cheekbone noktasının düzleşmesine, alt göz kapağının saat yönünde yapılanmasına, neden olmaktadır. Bu hastaların oblik yüz bakılarında S benzer yüz dış hatları yanak kısmında da düzleşme gözlenmektedir.

  • HAFTA HAFTA GEBELİK

    HAFTA HAFTA GEBELİK

    1.TRİMESTER (İlk 3 ay) 1-14 HAFTA ARASI

    1 – 4. Hafta
    – Yumurtlama olur.
    Zamanlama yerindedir. Şimdi tek gereken bu yumurtanın döllenmesidir.
    – Döllenme gerçekleşir
    Sonuçta oluşan yapıya ilk 8 haftaya kadar ‘embriyo’ denir.
    Gebelik boyunca rahim kapasitesinin 1000 kat attığını biliyor muydunuz?
    – Cinsiyet belirlenir
    Hemen döllenme sonrası bebeğinizin kız mı erkek mi olacağı bellidir. Sperm kromozomunun “X” (kız) veya “Y” (erkek) olmasına göre cinsiyet belirlenir. Annenin bu aşamada yapabileceği bir şey yoktur, çünkü yumurta sadece X kromozomu içerir. Cinsiyetin ultrason ile görülebilmesi için 2. trimesteri (üç ay) beklemek zorundasınız.
    – Rahim içine yuvalanma (implantasyon)
    Döllenmeden 10-14 gün sonra, rahim içine yerleşme aşamasında bazen lekelenme tarzı kanama olabilir. Bu adet kanaması ile karışabilir, ama genellikle daha hafif ve kısa sürelidir.

    4. Hafta
    – Gebe olduğunuzdan şüphelenmeye başlarsınız.
    – Rahime yerleşen hücre kümesi ikiye ayrılır:
    1- Rahim duvarına komşu yarı ‘plasenta’yı (bebeğin eşi) oluşturacaktır. 
    2- Rahim boşluğuna bakan diğer yarı ise bebeği oluşturacaktır. 
    – Rahim içindeki sıvı ortam, yani ‘amniyos sıvısı’ oluşmaya başlar.
    – Beyin-omurilik kanalı oluşur
    Bu kanaldan gebeliğin 1-4. haftaları arasında beyin, omurilik, saç ve deri gelişir. Tüpün bir ucundaki genişleme beyini oluşturacaktır. Şimdiden bebeğinizin düşünce, duygu ve çok daha fazlası için temelleri hazırdır ! 
    – Kalp ve ilkel dolaşım sistemi hızla oluşur
    Henüz başlangıç aşamasında da olsa, yaşamın devamlılığını sağlayacak bu sistemin gelişimi hiç şüphesiz ki çok önemlidir. 
    – Akciğer, mide, karaciğer de gelişmeye başlar.

    5. Hafta
    – 5. haftada ilk kalp atımları başlar
    Döllenmeden sonraki 26. gün ilk kalp atımının başladığı zamandır. Bu haftadaki görüntüyü ‘bebek’ olarak tanıyamasanız da ekranda kalp atımlarını görmek kadar heyecan veren bir duygu olmasa gerek.
    Plasenta işlev yapmaya başlar:
    Göbek kordonu ve embriyonun rahime sıkıca tutunmasını sağlayan ‘koriyonik villuslar’ plasentadan gelişir. Anne karnındaki bebeğin yaşama tutunduğu yer ‘göbek kordonu’dur. Tüm gebelik boyunca bebeğinize oksijen, gerekli besinleri sağlarken bir taraftan da artıkları temizler. 
    – Bu haftada artık kan pompalanmaktadır
    Kalbin 4 odacığı çalışmaya başlamıştır.
    – Tüm temel organların taslağı oluşmuştur
    Embriyonun akciğer ve beyni belirmeye başlar. Şimdiden yaşam boyu öğrenmeye doğru kendini programlama başlamıştır! 
    – Beynin iki yanında kulakların gelişeceği kıvrımlar belirir
    – Beyin-omurilik sistemi, vücudun kalanından daha hızlı geliştiği için kuyruğumsu bir görünüm verir
    – Kol ve bacak tomurcukları belirir
    Bu haftada pek kayda değer bir görünümleri olmasa da ileride alacakları şekille ilgili hayal gücümüzü besler. Dans eden kızınızı veya topa vuran oğlunuzu hayal etmekte bir sakınca yoktur. Boyutu ise kuru üzüm kadardır.
    – Boyutu ise kuru üzüm kadardır.

    6. Hafta
    – Embriyo boyu 6 mm.dir.
    – Gebeliğe ait bulguları hissetmeye başlamışsınızdır bile.
    – Kollar ve bacaklar gelişmeye devam eder
    Uzuvlar uzamaya devam eder. Daha ilerde tekmeleri, dirsekleri hissetmeye hazır olun! 
    – Beyin ve omurga kanalını birleştiren nöral tüp kapanır.
    – Beyin de gelişmektedir:
    Kalan haftalarda bebeğiniz 100 trilyondan fazla beyin hücresi geliştireceğini biliyor muydunuz? Bu sadece başlangıç!
    – Gözdeki lensler 6. haftada belirir
    Bebeğinize ultrasonla bakıldığında, yavaş da olsa bir yenidoğan görünümü kazanmaya başladığı görülür.
    – Burun delikleri oluşmuştur
    Burun normal pozisyonuna yerleşmiştir. Bir sonraki aşamada burun ile beyin arasındaki sinir bağlantıları kurulacaktır! 
    – Barsaklar gelişir
    İlk aşamada barsaklar, vücudun dışında, göbek kordonu içinde gelişmeye başlarlar.
    – Pankreas:
    Artık bebeğiniz ihtiyacı olan şekeri kullanmaya hazır donanımdadır.

    7. Hafta
    – Kuyruğumsu görünüm kaybolur.
    – Dirsekler oluşur
    Artık kollarda bükülme, kırılma hareketleri görebilirsiniz. 
    – El ve ayaklar kürek gibi olsa da parmaklara ait küçük tomurcuklar belirmeye başlar.
    Parmaklar bebeğinizin ilk oyuncakları olacaktır! Bebeğinizin kalbinizde şimdiden ‘ayak izlerini’ bıraktığını hissetmek kadar muzicevi bir şey olabilir mi?
    – Temel kas sistemi gelişmiştir
    Artık embriyo hareket etmeye çalışmaktadır. 
    – Bebeğin yüz özellikleri görünür haldedir.
    Ağız ve dil olmak üzere tüm yüz belirginleşir. 
    – Kulaklar, gözler ve burun da belirmeye başlar
    Belki bir ‘uzaylı’ gibi görünse de hepsi kısa zamanda yerli yerine oturacaktır. 
    – Dişler, damak içinde gelişmeye başlar
    En azından şimdilik diş ağrısı ile uğraşmak zorunda değilsiniz! 
    – Göbek kordonu içinde barsaklar gelişmeye başlar
    Dakikada atım sayısı 150’dir! Sizinkinin iki katı!
    – Temel kas sistemi gelişmiştir
    Barsakların vücudun içinde oluşmadığını biliyor muydunuz? 
    – Bebeğin kendi kan grubu vardır ve karaciğerde kan hücrelerinin üretimi başlar.

    8. Hafta
    – Doğmamış bebeğiniz artık ‘fetus’ olarak adlandırılır.
    – Fetusu koruyan amniyos kesesi ve içini dolduran amniyos sıvısıdır
    Fetus kese içinde yüzmeye başlar.
    – Vücut büyümüş ve artık yer kaplayan bir boyuta ulaşmıştır.
    -Beyin gelişimi çok hızlı olduğu için kafa, vücuttan daha iri görünür
    Beyin dalgaları artık saptanabilir.
    – Gözün temel yapısı oluşmuştur
    Pozisyonu şimdiden yenidoğandaki gibidir!
    – Dişler, damak, dil ve kulak yapıları belirginleşir.
    – Kollar ve bacaklar uzamaya devam ederken parmaklar kısa ve künt olmalarına rağmen artık iyice seçilir!
    – Kıkırdak ve kemikler oluşmaya başlar
    Bu haftanın sonunda bebeğiniz doğuma kadarki yolculuğunun beşte birini tamamlamış olacak!
    – Cilt parşümen kağıdı gibi olduğundan damarlar izlenebilir.
    – Barsaklar göbek kordonundan karın içine göç eder.
    – 8. haftanın sonunda, bebeğin boyu, ‘baş-popo mesafesi’ olarak ölçülür
    1.6 cm.dir. Bir üzüm tanesi kadar olan fetus 1 gr. kadardır.

    9. Hafta
    – Artık, bebek hareketleri başlamıştır:
    Henüz sizin hissetmeniz için çok küçük olsa da, bebeğiniz dönmeye, kıvranmaya, dolanmaya başlamıştır!
    – Birçok eklem artık oluşmuştur
    Hareketler çeşitlenmeye başlamıştır. Dansı seyretmeye hazır olun!
    – Bebeğiniz elleriyle kavrama hareketi yapabilmektedir
    Bunu izlemek müthiştir!
    – Cillte parmakizleri şimdiden belirgindir.
    – Gözkapakları yapışıktır
    27. haftaya kadar böyle kalacaktır. 
    – Bu haftada ortalama boyu 2.3 cm. ve ağırlığı 2 gr.dır.

    10. Hafta
    – Bebeğinizin en önemli gelişim aşaması artık tamamlanmıştır
    Bundan sonra hızlı büyüme evresine geçişe hazır olun.
    – Görünümü biraz tuhaf olsa da, bebeğinizin başı, boyunun yarısı kadar olmuştur
    Kısa zamanda geri kalan vücud kısımları da bu gelişmeyi yakalayacaktır; ancak, beyin gelişim hızı süratle devam etmektedir.
    – İris gelişmeye başlar
    Göz rengi de bu noktada belirlenir.
    – Plasenta bu haftadan itibaren tamamiyle çalışmaya başlar
    Plasenta, anne ile bebek arasında tüm iletişimi sağlayan dokudur. Besinleri bebeğe sağlarken artıkları da anneye ileterek bebeğin sağlıklı gelişimini sağlar. 
    – Kalp, yenidoğandaki yapıya ulaşmıştır
    Fetusa özgü, akciğerleri ‘by-pass’ eden dolaşım söz konusudur.
    – El ve ayak bileği belirginleşmiştir.
    – Bu haftanın sonunda bebek boyu 3.1 cm ve ağırlığı 4 gr. kadardır.

    11. Hafta
    – Nerdeyse tüm yaşamsal yapılar ve organlar oluşmuş ve çalışmaya başlamıştır.
    – El ve ayak parmakları tek tek fark edilir
    Bu küçücük ayaklar ne kadar değerlidir şimdi sizin için!
    – Saç ve tırnaklar uzamaya başlar.
    – Dış cinsiyet organları genetik cinsiyet karakterini göstermeye başlar
    Birkaç hafta sonra ultrasonda cinsiyeti net olarak söylenebilecek ! Biraz sabır.
    – Böbreklerin çalışmaya başlaması ile amniyos sıvı miktarı artmaya başlar
    Asıl olarak sudan oluşan bu sıvı, anne karnında bebeği koruyan bir yastık gibidir.
    – Barsaklar yavaşça kasılmaya başlamı
    – Baş, vücudun yarısını oluşturur.
    – Bu hafta biterken 4 cm. boyunda, 7 gr. ağırlığında bebeğiniz vardır.

    12. Hafta
    – Beyin tamamiyle gelişmiştir
    Ağrı duyusunu fetus algılayabilir.
    – Ses telleri oluşmaya başlar:
    İlk çığlığını duymak için sabırsızlandığınıza kuşku yok!
    – Göz kapakları tüm göz yuvarlağını örter.
    Böylece çok hassas olan görme siniri korunmaktadır. Bu değerli gözler daha yakınlaşmaya başlar – Acaba kime benzeyecek gözleri? 
    – Kulaklar başın her iki yanındaki normal pozisyonlarına yerleşir.
    – Parmak emmeye başlanmıştır.
    – Saç ve yumuşak tırnaklar belirir.
    – Barsaklar tamamiyle karın içine geri döner.
    – Karaciğer çalışmaya başlar artık.
    Kanın temizlenmesi, besinlerin depolanması ve gerekli maddelerin sağlanması bebeğin gelişiminde çok önemli bir dönümdür. 
    – Pankreas insülin, böbrekler de idrar üretimine başlar.
    – Bebeğin boyutlarını tahmin edin bakalım? Tam 5.5 cm. ve 15 gr.

    13. Hafta
    – İçeriye bir göz atma fırsatınız olsa solunum hareketlerini başladığını gözlemleyebilirsiniz.
    – Kıkırdak doku yerini kemik dokuya bırakmaya başlar
    Göğüs kafesi belirginleşir.
    – Göz ve kulaklar gelişmeye ve normal yerlerine doğru kaymaya devam eder.
    – Bebeğin ensesi belirginleşmektedir ve çene artık göğüs duvarına yaslanmamaktadır.
    – Bebeğiniz ağzını açıp kapayabilir.
    – Eller daha fonksiyonel olmaya başlamıştır
    Artık yumruğu ile oynamaya başlar.
    – Dış genital organlar neredeyse belirmiştir
    Belki cinsiyet görülebilir.
    – Bu haftadan itibaren tüm besin plasenta tarafından sağlanmaktadır.
    – Bir sonraki muayenemizde Doppler ile bebek kalp atımlarını duyabilirsiniz
    (Duymasanız bile ultrason ile gayet net görülecektir) Bebeğinizin kalbi sizden çok daha hızlı atar. Adeta sonu doğumla bitecek bir yarışta gibidir ! 
    – Bu haftanın sonunda 7.5 cm. ve 25 gr. ağırlığındadır.

    14. Hafta
    – Hormon üretiminin başlangıcıdır.
    – Tüm hayatı boyunca kullanacağı tiroid hormonu üretilmeye başlanır
    – Erkeklerde, prostat dokusu gelişir.
    – Kızlarda, karın içinde gelişmeye başlayan yumurtalıklar kasıklara inmeye başlar.
    – Artık parmak emecek duruma gelmiştir!
    – Bebeğinizin kemikleri güçlenmeye ve sertleşmeye başlar!
    – Halen cildi çok saydamdır.
    – Tüm vücudu ‘lanugo’ denen (Latince kökeni ‘aşağı’ anlamında) çok ince tüylerle kaplıdır
    Bunlar 26. haftaya kadar uzamaya devam eder – Genellikle bu tüyler doğum sonrası dökülür. Görevleri, amniyos sıvı içindeki bebeğin cildini korumaktır. 
    – Gözler yüzün ortasına doğru yavaşça yaklaşır; burun ve kulaklar belirginleşmiştir; yanak kemikleri görülebilir.
    – Amniyos sıvısı 250 ml. kadar olmuştur.
    – Artık bebeğiniz 9 cm. ve 45 gr. olmuştur: yaklaşık olarak bir mektup ağırlığında!