Yazar: C8H

  • Çocuğumun gelişimini nasıl doğru destekleyebilirim?

    Çocuğumun gelişimini nasıl doğru destekleyebilirim?

    Çocuğumun gelişimini nasıl doğru destekleyebilirim?

    Çocuğumuzun gelişimini doğru desteklemek istiyorsak temelde üç alana bakmalıyız.

    Birinci alan çocuğun bireysel özelikleridir.

    Çocuğumun doğası neye yatkın ve neyi yaparken keyif almakta ona bakılması gerekir. Bu konu çok tartışıldığı için ben daha çok diğer iki alana odaklanmak istiyorum.

    İkinci alan çevredir.

    Çocuk çevresinden nasıl mesajlar alıyor? Aile, okul, izlediği filmler, vakit geçirdiği oyunlarda nasıl mesajlar alıyor ona bakmamızı gerekir. Çevre çocuğa geride olduğu, sıradan olduğu mesajlarını mı yoksa kendine özgü keşfedilmeyi bekleyen taraflarının olduğunu mu vurguluyor. İzlediği kahramanlar süper güçleri olan asla ulaşamayacağı figürler mi yoksa sıradan insanların neleri değiştirebildiğinin hikayeleri ile mi büyüyor çocuğumuz…

    Yakın çevre çocuğumuzun temel inançlarını değiştirir.

    Bu mesajlar zamanla onun zihinsel kalıplarını değiştirecektir. Çocuğumuzun gözlük numarasının giderek bozulması ve gerçeği daha net görememesi gibi düşünebilirsiniz bu süreci. Çocuk aldığı mesajlarda sen güçsüzsün, başarısızsın mesajlarını aldıkça yaşadığı zorlukları başa çıkılamaz şeklinde yorumlayacaktır.

    Üçüncü alan içinde yaşadığımız sistemdir.

    Büyük sistem gücü kimlere veriyor, neyi değerli, neyi değersiz kılıyor, neye odaklanmayı hedef olarak bireylere sunuyor ve bu sistemin kural koyucuları size nasıl bir rol biçiyor bu alana odaklanmak gerekir.

    Tek bir alana değil tüm çevreden aldığı mesajlara bakmak gerekir.

    Bu üç temel alanında farkında olarak çocuk yetiştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Tüm süreci bir çiçeğin büyümesine benzetirsek, çiçeğin tohumu bireysel özellikleri, içinde bulunduğu saksı, toprak ve diğer çiçeklere göre konumu yakın çevreyi, içinde bulunduğu iklim, yağmur ve güneşin durumu ise büyük sisteme benzetilebilir. Tüm bu üç alandaki ufak ama doğru yönlendirmeler çocuklarımızı kendi öykülerinin kahramanlarına dönüşmelerini sağlayabilir.

    Kalın sağlıcakla…

  • İlaç allerjileri

    • Çocuklarda, erişkinlere göre oldukça az görülürler.
    • Çoğu belirtiler gerçek allerji değil, yan etki, yüksek doz, intolerans veya yalancı allerjilerdir. Örneğin, antihistaminlere bağlı uyku hali, antibiyotiklere bağlı ishal.
    • Her ilaca karşı allerji gelişebilir ancak en sık allerji görülen ilaçlar başta penisilin olmak üzere antibiyotikler, aspirin ve aspirinden üretilmiş ağrı kesiciler, serumlar ve hormonlardır (insülin, gibi).

    • Herhangi bir ilaç kullanımını takiben ters bir etki oluşmuş ise mutlaka doktorunuza aşağıdaki soruların cevaplarını verecek biçimde ayrıntılı olarak anlatınız:
     İlaç içtikten ne kadar sonra oldu?
     Nasıl başladı?
     Ne tür şikâyetler oldu?
     Daha önce aynı ilacı kullandı mı?
     Birlikte başka ilaç kullanıyor muydu?

    • İlaç allerjilerinin teşhis aşamalarının tamamı, hastanede ve acil müdahale şartlarının hazır olduğu ortamlarda yapılmalıdır.
    • İlaç alLerjilerinin teşhisi MUTLAKA BİR ALLERJİ UZMANI TARAFINDAN YAPILMALIDIR.
    • Teşhis için kullanılacak yöntemler oldukça karmaşık bir hazırlanma aşamasından geçer. Hem kullanılacak test dozları, hem de testin uygulanması uzun ve zahmetli bir süreçtir.
    • Deri testlerinin ardından, kesin teşhis için allerjiden sorumlu tutulan ilacın hastaya uygulanması gerekebilir. Hayati tehlike içerdiği için özellikle bu işlem, konu hakkında uzman bir hekimin gözetiminde ve aile ve hastanın izni ile yapılmalıdır.

  • Çocuklarımızı nasıl gerçek kahramanlara dönüştürebiliriz?

    Çocuklarımızı nasıl gerçek kahramanlara dönüştürebiliriz?

    Çocuklarımız günümüz koşulların da maalesef anne babalarından çok televizyonun ve bilgisayarın başında vakit geçiriyor. Bu sürede onlara ilham veren, özdeşim kurdukları karakterin bir grubu olumsuz, vuran, kıran ve zarar veren figürler. Bu karakterlerin onların dünyasında yaratacağı olumsuz özdeşim aşikar ve aileler bu durumu fark ettiklerinde çoğunlukla tedbirler alıyorlar.

    Olumlu figürlerin bir etkisi var mı?

    Peki ya olumlu gibi gözüken süper kahramanların çocuğumuza etkisi ne kadar oluyor acaba? Bu süper kahramanlar, süper güçlerini kullanarak insanları kurtarıyor ve problemleri çözüyorlar. Çocuklarımızın hayal güçleri gelişiyor ve çok keyif alıyorlar belki ama gerçek dünyada uygulayabilecekleri, kazandıkları geride ne kalıyor?

    Çocuklarımızın sadece keyif alması yeterli mi?

    Ben de yapabilirim duygusu ile harekete geçiyorlar mı yoksa sadece kısa süreli haz odaklı etkiler mi oluşuyor üzerilerinde. Neden umut dolu hikayeleri izlemiyorlar. Neden bilge insanların bu bilgeliklerine ulaşırken aldıkları dersleri okumuyorlar. Neden bireysel düşünmeyip adım atan, meydan okuyan cesur insanları dinleyemiyorlar. Neden atılan küçük adımların fark yaratabileceğini hissedemiyorlar. Neden sıradan insanların dünyayı değiştiren şeyler yapabildiklerini görmüyor çocuklarımız.

    Çocuklarımız gerçek yaşamdan ilham almalılar…

    Doğru kahramanlar onların güçsüz taraflarına değil güçlü taraflarına odaklanmalarını sağlayabilirler. Sahip olduklarının çok şey yapabilmek için yeterli olduğunu gösterebilir çocuklarımıza. Korkan yapamayacaklarını düşünen değil baş eden, meydan okuyan çocuklar olmalarını kolaylaştırabilir bu örnekler. Sadece anlık mutluluğun değil başarının uzun süreli hazzını yaşayabilir çocuklarımız. Neden geçmişteki insanlık tarihi örneklerinden ilham alıp, ben de yapabilirim deyip, geleceğe umutla kanat çırpmasınlar. Dünyayı değiştiren bireyler neden sizin ailenizden çıkmasın. İlla süper güçler mi gerekir yaşamda iz bırakmak için…

    Benim iki gerçek kahramanım Atatürk’e ve babama sevgilerimle. Dünyayı değiştirebilcekleri umudunu taşıyan çocukların yetiştirmesi dileği ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun…

  • Allerjiye nasıl tanı konur?

    Allerjik hastalıkların çoğu uzun süreli tedavi gerektirir ve başarılı bir tedavi için hasta uyumu ve başarılı bir hasta-doktor ilişkisi şarttır.

    Allerjik hastalıkların tedavisinde birçok yöntem birlikte kullanılır. Bu yöntemleri ana başlıklar halinde ağıdaki gibi özetleyebiliriz.
    Uzaklaştırma:
    • Uzaklaştırılabilen allerjenler (akarlar, hayvan allerjenleri, hamamböceği, besinler, küf mantarları, vb) için doktorun önerdiği biçimde önlemler almalıyız.
    Desensitizasyon (Aşı tedavisi):
    • 3-5 yıl süren uzun, zahmetli ve çok pahalı bir yöntemdir.
    • Bazı allerjik hastalıklarda ve allerji tiplerinde çok etkilidir. Örnek: Arı allerjisi, mevsimsel allerjik nezle.
    • Bazılarında ise etkisi daha düşüktür veya yoktur. Örnek: Besin ve ilaç allerjileri, Atopik dermatit (Egzema)
    İlaç tedavisi:
    • Burada ayrıntılı olarak bahsedilmemiştir. Allerjik olayı oluşturan mekanizmaları veya ortaya çıkan belirtileri önlemeye yönelik ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar genel olarak antihistaminler (allerji şurupları veya hapları), bronş genişleticiler ve kortizonlu ilaçlardır. Yeni kullanıma sunulan ve birkaç yıl içinde kullanılmaya başlayacak olan çok sayıda ilaç da vardır. Bu konudaki en geniş bilgileri doktorunuzdan öğrenebilirsiniz.
    • Özellikle astım tedavisinde sprey şeklinde kullanılan birçok ilacın birbirinden farklı kullanım yöntemleri vardır. Her hasta için farklı bir ilaç, cihaz ya da kullanım yöntemi gerekebilir. Hangi hastaya hangi ilacın hangi yöntemle uygulanması gerektiğine en doğru biçimde doktorunuz karar vermelidir.
    • Allerjik hastalıkların tedavisi çoğu zaman çok uzun süreler gerektirir. Reçete edilen ilaçların önerilen doz ve sürelerde kullanılmasına dikkat edilmelidir.
    • Düzenli aralıklarla doktor kontrolüne gidilmeli, doktor önerisi olmadan ilaçlar asla kesilmemelidir. Yetersiz veya düzensiz ilaç kullanımı ile hastalık tedavi olmayacağı gibi, daha da ilerleyip tedavisi güç hatta imkansız hale gelebilir.
    Eğitim:
    • Hastalık ve etkenleri, ilaçların etkileri, yan etkileri ve ilaç kullanım yöntemleri her kontrolde hasta ve doktor tarafından belirli aralıklarla gözden geçirilmelidir.

    Her an sayısız yabancı maddeyi soluyoruz, yutuyoruz, dokunuyoruz. Bu maddelerin büyük kısmı allerjiye neden olabilir. Bu nedenle allerjik olduğumuz maddelerin tespiti bazen çok zor olabilir.
    Allerji tanısında kullanılan yöntemler:
    • Hasta hikayesi: Hastalıkların teşhisinde kullanılan ilk ve en önemli aşamadır. Doğru alınan bir hikaye ile allerjik hastalıkların çoğuna tanı koymak mümkündür. Hastalığın bütün özellikleriyle ilgili sorulara cevap aranır.
    • Muayene: Allerjik hastalıklara ait belirtilerin varlığı araştırılır. Allerjik hastalıklarda genellikle etkilenen organ ve dokular olan deri, burun, göz, akciğerler ve mide-barsak sistemi başta olmak üzere tam bir muayene yapılmalıdır.
    • Deri testleri: Her yaşta yapılabilir. Yüzeysel, derin ve yama testleri kullanılır. Bunlar içinde en pratik olanı ve sık kullanılanı yüzeysel deri testidir (prick test).

    Deri testleri mutlaka bir allerji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Deri testleri, en çok uygulanan ve sonuçları en hatalı şekilde değerlendirilen allerji testlerinin başında gelir. Pozitif çıkan her sonuç hastada allerjik hastalık olduğu anlamına gelmez. Test ile hastalık belirtilerinin bağdaştırılması ancak bir uzman tarafından yapılabilir.
    • Kan testleri: Deri testlerine yakın sonuçlar vermekle birlikte pahalı ve sonuçlanması zaman alıcı testlerdir. Deri testlerinin yapılmasının mümkün olmadığı hastalarda kullanılabilir.
    • Yükleme testleri: En kesin yöntemdir. Hastanın allerjik olduğu madde ile belli aralıklarla ve giderek artan dozlarda hastaya uygulanır. Örneğin, besin allerjisi olduğu düşünülen hastaya söz konusu besin, çok düşük dozlardan başlayarak giderek artan miktarlarda yedirilir. Zor, zaman alıcı ve bazen tehlikelidir. Mutlaka hastanede ve bir allerji uzmanının denetiminde yapılmalıdır. Bronşial, egzersiz, burun, ilaç, besin yükleme testleri gibi tipleri vardır.

  • Çocuklarım ile nasıl kaliteli zaman geçirebilirim?

    Çocuklarım ile nasıl kaliteli zaman geçirebilirim?

    Zamanı geri alamayız, çocuklarımız asla şu an oldukları yaşa bir daha geri gelmeyecekler…

    Hayat hızla geçiyor ve bir koşuşturma halinde bir yerden diğerine savruluyoruz. Bu koşuşturma içinde belkide bizim varlığımıza en çok ihtiyaç duyan çocuklarımız. Onlara ayıracağımız zamanın onların hayatlarına katacağı değer çok büyük. Benim bugün yazacaklarım bu değerli anları kolaylaştıracak ipuçları.

    O an zihniniz sadece onunla olsun..

    Çocuğunuzla her iletişime geçtiğinizde ‘biricik’ fırsatlar olduğunu unutmayın. Çocuğunuz bulunduğu yaşa tekrar geri gelmeyecek ve zaman geriye dönmeyecek. Onun size sunduklarının, düşüncelerinin, duygularının ve davranışlarının farkında olun.

    Çocuğunuzun gözlüklerini takın..

    Tarafsızca yargısızca size sunduklarını kabullenin ve onun gözünden dünyaya bakmaya çalışın. Birazdan yapılacak işler, günün sizi yoran stresi geride kalsın. Çocuğunuz ve yaptıkları dışında aklınıza gelen dikkatinizi dağıtıcak fikirlere kapılıp gitmeyin. Yaratıcılıkları, hayalleri ve size sunduklarının ne kadar değerli olduklarını fark edin.

    O andaki size sunduklarını ‘HİSSEDİN’ ‘DÜŞÜNMEYİN’

    Onu izleyin. O anı ve yaptıklarınızı değerli kılın. Değerli kıldıkça ve anlaşıldığını hissetikçe iletişiminizin kalitesi artacak. Onu ve sizi zorlayan konularda daha kolay çözümler üretmeye başlayacaksınız. Onu yargısızca ve tarafsızca anlamanız her davranışına izin vereceğiniz anlamı taşımaz. Sizin ona verdiğiniz değeri gösterir. Bu iletişim fırsatlarını iple çekmeye ve ondan keyif almaya çalışın.

    Çocuğunuzla geçirdiğiniz zamanın hakkını vermek size mutluluk vericektir.

    Başka zamanda yapılacaklar sadece o anınızı zehirler. Gelecekte yapılacaklar ne ise zamanı gelince yapılacaklar. Yemek yerken ağzınızdaki lokmalara odaklandıkça aldığınız haz uzar. Onunla iletişimin eşsiz bir yemek olduğunu düşünerek tadını çıkarın. Çocuğunuzun varlığına bu değeri verin. Çok uzun süreler olması gerekmez. Ama o anın sadece kabullendiğiniz, izlediğiniz, yargılamadığınız ve öğüt vermediğiniz bir an olması önemlidir. Benim kaliteli vakit geçirmeden anladığım budur.. Kalın sağlıcakla..

  • Çocuklarda solunum sistemi hastalıkları

    Çocuklarda solunum sistemi hastalıkları

    Her yıl birçok bebek ve büyük çocuk pek çok sayıda hafif derecede solunum sistemi infeksiyonu geçirir.

    Üst solunum sistemi burun, ağız, sinusler ve boğaz bölümlerini içerir. Burun akıntısı ve tıkanıklığı çocukların hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Diğer semptomlar:

    Ağızdan nefes alma nedeniyle ağızın açık olması

    Huzursuzluk,halsizlik

    Özellikle yattığı zaman görülen öksürük

    Ani çıkan ateş olarak sayılabilir.

    Alt solunum sistemi ise akciğerler ve bronşları içerir. Üst solunum sistemine göre daha ciddi şikayetlere yol açabilir. En sık görülen semptomlar:

    Gece ve gündüz devam eden öksürük

    Yüksek ateş

    Huzursuzluk,halsizlik

    Hırıltılı nefes alıp verme

    Solunum sıkıntısı nedeniyle karın kasları, burun kanatlarında görülebilen çekilmeler

    Hızlı nefes alıp verme

    Solunum sistemi hastalıklarının pekçok nedeni olabilir. Üst solunum sistemi için en sık neden viral infeksiyonlardır. Boğaz ağrısı, nezle, krup, influenza ( grip ) en sık görülen viral infeksiyonlardır ve genellikle 4 – 10 gün içerisinde düzelirler.

    Evde destek tedavisi genellikle yeterli olur, antibiyotik kullanımının bir faydası olmaz.

    Viral alt solunum yolu infeksiyonları da genellikle hafif seyreder. Bronşiolitler bu duruma örnek gösterilebilir. Bebeklerin % 10’ unda özellikle RSV virusüne bağlı gelişmişlerse ağır seyredebilir.

    Üst solunum yollarındaki bakteriyel infeksiyonların görülme bölgesi sinüsler ve boğazdır.

    Bakteriyel pnömoniler ise viral bir infeksiyonu izleyebileceği gibi , alt solunum yolu infeksiyonunun ilk göstergesi de olabilir. Bebek ve küçük çocuklarda hızlı nefes alıp verme , hareketlerde azalma, iştahsızlığa neden olabilir. Antibiyotikler, bakteriyel infeksiyonlara karşı etkili olabilir.

    Allerjiler de solunum sistemi hastalıklarının önemli bir nedenidir.

    Temiz, beyaz burun akıntısı, burun tıkanıklığı, burunda kaşıntı

    Kırmızı – sulanmış gözler, göz altlarında koyu renkli halkalar

    Huzursuzluk önemli semptomlardandır.

    Bebekler ve küçük çocuklar astım olmayabilirler. Ancak yaşla birlikte astım tanısı konulma sıklığı artar.

    Bebek ve küçük çocuklarda kuru ökürük tek belirtisi olabilir.

    Astım kötüleşir, tedavi edilmezse geceleri veya egzersizle belirginleşen hırıltı ve solunum sıkıntısı görülebilir.

    Astım, allerjiler, infeksiyonların yanı sıra aşağıdaki nedenler de solunum sistemi şikayetlerine yol açabilir:

    Sigara dumanına maruz kalmak. Doğum öncesi dönemde bile sigarayla karşılaşmak, çocuklardaki astım ve solunum sistemi şikayetlerini artırmaktadır.

    Yabancı cisim aspirasyonu

    Kistik fibroz gibi genetik, doğuştan sahip olunan hastalıklar

    Üç yaş ve altı küçük çocuklar , büyük çocuklara göre daha sık hasta olur ve daha sık solunum sistemi hastalıklarına sahip olurlar. Bu nedenle daha yakından takip edilmeleri gerekmektedirler.

  • Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu hakkında yanlış bildiklerimiz..

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu hakkında yanlış bildiklerimiz..

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) çocuklarda en sık görülen ruhsal sorun olmasına rağmen hakkında çok az şey bilinir. Bilinenler arasında da birçok yanlış ya da eksik vardır. O nedenle bugün DEHB hakkında bildiklerimizi kısa kısa yazmak istiyorum.

    Dikkat eksikliği dikkati hiçbir şeye verememek değildir.

    Hastalığın ismi bazen yanlış anlaşılmalara sebebiyet verir. Dikkat eksikliği derken kast edilen şey dikkati doğru yönetememektir. Çocuk ya da genç dikkatini eğlenceli, bol uyaran içeren faaliyetlere (tablet, tv) aşırı derecede verir ve saatlarce vakit geçirebilir ama ödev, görev alanlarında dikkatini uzun süre veremez, çabuk sıkılır. Aileler bunu genellikle ‘İşine geldiğinde çok dikkatli, işine gelmediğinde dikkatsiz’ şeklinde tanımlarlar. Dikkat eksikliği demek dikkatinin her zaman kötü olması demek değildir.

    Hiperaktivite her çocukta olmaz.

    Adı kötü demiştik ya bu durum hiperaktivite konusunda da sorunlara neden olur. DEHB olan çocukların sadece %15 in de hiperaktivite denebilecek boyutta davranış sorunları görülür. Hiperaktivite erken çocuklukta sık görülen ama giderek azalan bir belirtidir. Bu nedenle DEHB tanısı koyarken bakılan temel belirtiler dikkat ve dürtü kontrolüne ait sorunlardır. Hatta DEHB tanısı almış grup hipoaktiftir. Yani ağır kanlı, yavaş hareket eden ve sadece dikkat sorunları yaşayan çocuklardır. Bu nedenle hiperaktivite tanı koymak için kesin aranan bulgu değildir.

    Zekaları iyidir.

    DEHB zekadan bağımsız bir hastalıktır. Özellikle hiperaktif olan çocukların zeka yüksekliğinden böyle davrandıkları gibi bir kanaat mevcuttur. DEHB tanısı alan bir çocuk üstün zeka da olabilir öğrenme sorunları da yaşabilir. Dikkat ve yönetici beceriler ayrı bir beceri zeka ise ayrı bir beceri olarak tanımlanabilir. Birini boy birisini kilo gibi düşünebilirsiniz. Her uzun boylu olan çocuk kilolu olmak zorunda değildir..

  • Vitamin sınavı : çocuğunuzun ihtiyacı olan vitaminleri hangi besinler sağlar ?

    Vitamin sınavı : çocuğunuzun ihtiyacı olan vitaminleri hangi besinler sağlar ?

    Bazı besinler çocuğunuz için diğerlerinden daha mı faydalıdır ?

    Kötü sebze diye birşey yoktur. Ancak bazıları daha çok vitamin ve mineral içerir. Çocuğunuzun öğlen yemeğini hazırlarken parlak renkli sebzeleri daha çok tercih edebilirsiniz: Brokoli, domates,biber,havuç gibi. Sağlıklı bir öğlen yemeğinde aynı zamande protein, meyve ve tahıllar da bulunmalıdır. Meyve suyu yerine meyvenin kendisini tercih edin. Böylece çocuğunuz meyvenin kabuğunu da tüketerek fazladan vitamin de almış olacaktır. Öğlen yemeğini kendisi tüketiyorsa fazla tuz ve yağ içermeyen sağlıklı besinler seçmesini öğretmelisiniz.

    Çocuğunuz için en zengin kalsiyum kaynağı domates mi, badem mi yoksa şeftali midir ?

    Kalsiyum kaynağı dediğimizde aklınıza muhtemelen süt ve süt ürünleri gelir. Çocuğunuz süt sevmiyorsa badem,fasulye, portakal suyu gibi gıdalarda kalsiyum almasına yardımcı olurlar. Çocuklar, sağlıklı kemik ve diş gelişimi için kalsiyuma ihtiyaç duysalar da özellikle ergenlik döneminde yeterli almazlar. Kalsiyum ve D vitamin desteği almaları gerekebilir.

    Sebzeli omlet sağlıklı bir kahvaltı seçeneği olabilir mi ?

    Mısır gevreği, süt, meyve sabah kahvaltısında kolay bir seçenek olsa da sebzeli omlet , proteinden daha zengindir, daha fazla enerji verir ve daha uzun tok tutar.

    Çocuğunuzun Yeterli Demir Aldığından Nasıl Emin Olabilirsiniz ?

    Kırmızı kan hücrelerinin oksijeni dokulara taşıyabilmesi için demire ihtiyaç vardır. Çocuklar büyürken demire ihtiyaç duyarlar. Kırmızı et, somon, yumurta, kuru meyvelerin hepsi değişik miktarlarda demir içerirler. Bu besinleri, brokoli, domates, portakal, çilek gibi C vitamininden zengin gıdarla birlikte verirseniz demir emilimi de daha iyi olacaktır. Süt, barsaklardan demir emilimini azalttığından günlük süt miktarını 2 bardakla sınırlamak uygundur.

    Çocuğunuz iştahsızsa , yeterince vitamin almıyor olabilir mi?

    Birçok anne – baba çocuğunun iştahsız olmasından, sürekli ‘’ Tokum ‘’ demesinden şikayet eder. Ancak çok da büyük olmayan bir porsiyon bile çocuğunuzun yeterli vitamin ve mineralleri alması için yeterlidir. Hergün küçük porsiyonlar tüketiyorsa dışarıdan vitamin – mineral desteği alması için doktorunuza danışmanız faydalı olacaktır.

  • Çocuğumda tuvalet eğitimine ne zaman başlamalıyım ?

    Çocuğumda tuvalet eğitimine ne zaman başlamalıyım ?

    Tuvalet eğitiminin anahtar sözcükleri ‘’ Aferin ‘’ ve ‘’ Sabır ‘’ !

    Başını dik tutması, once destekli ,sonra desteksiz oturması, ilk dişini çıkarması,emeklemesi, sıralaması ve ilk adımlarını izleyerek bebeğimizin ilk gelişimlerini takip ederiz. Çocuğun tuvalet eğitimi ile bezden kurtulması da önemli gelişim aşamalarından biridir.

    Tuvalet eğitimi çocuğun , bir başkasının yardımına ve hatırlatmasına ihtiyaç duymadan, kendi başına bir beceriyi kazanma süreci olarak tanımlanabilir.

    Ne zaman ve nasıl yapmalıyım ? sorularının hemen aklımıza geldiği bu dönemde teorik olarak 18 ay ile 3 yaş arası uygun dönem olmakla beraber çocuğun olduğu kadar bakım veren kişinin de hazır olduğu dönemde başlanması çok önemlidir.

    Neden 18 aydan sonraki dönem daha uygun bir dönemdir ?

    18 aylıktan itibaren, barsak ve mesane için gerekli kas kontrolü kazanılır.

    Beden fonksiyonlarını öğrenir, ,ifade etme becerisi artar.

    İhtiyaçlarını daha iyi ifade edebilir.

    2 yaşın üzerinde dikkat süresi biraz daha artabilir, motive edilebilir.

    Anne – babayı model almaya,taklit etmeye başlayabilir.

    Soru sormaya,etrafını incelemeye başladığı dönemdir.

    Başlamak için fiziksel olarak hazır mı ?

    3-4 saat gibi uzun sure kuru kalabiliyor mu ?

    5 dak. süreyle aynı pozisyonda oturabiliyor mu ?

    Kirli bezle dolaşmaktan rahatsız oluyor mu ?

    Uykudan kalktığında kuru oluyor mu ? ( Bunun için biberonu, uyku sırasında ya da hemen öncesinde sıvı alımı alışkanlığını bırakmış olmalısınız )

    Tuvalete gitmek ürkütücü gelmiyor,size taklit ediyor mu ?

    Kısa komutları anlıyor ve yerine getirebiliyor mu ?

    Bu soruların cevapları ‘’ Evet ‘’ se tuvalet eğitimine başlamak için fiziksel olarak hazır olabilirsiniz.

    Tuvalet Eğitimine Başlarken Neler Yapmalıyım ?

    Çocuğunuzu eğitime motive etmek için ilgisini çekecek iç çamaşırlarını birlikte seçebilirsiniz.

    Rol model seçimini göz önüne alarak babalar oğullarına, anneler kızlarına yardımcı olabilirler.

    Lazımlık ya da tuvalet adaptorü seçebilirsiniz.

    Eğitim sırasında temalı yapıştırmalar gibi ödüller de kullanılabilir.

    Eğitime başladığınızda bezini çıkarmalısınız. Bir daha takmamalısınız. Bu nedenle kendi ortamızında vakit geçirin.

    2-3 saatte bir tuvaleti hatırlatıp, 5 dakika kadar, gerektiğinde oyunlarla oturmasını sağlayabilirsiniz.

    Çocuğunuz belirli saatlerde tuvaletini yapıyorsa bu saatlerde, yemeklerden on- onbeş dakika sonra dışkı refleksinin başladığı düşünülerek yemeklerden sonra tuvalet ya da lazımlığa oturtabilirsiniz.

    İdrar ya da dışkısını yaptığında ‘’ Aferin ‘’ gibi sözel ya da hediyelerle ödüllendirin.Kaçırdığında ise doğal davranın.

    Gece eğitimi, gündüz eğitimi tamamlanınca ya da beraber başlanabilir. Yatak koruyucu kullanılabilir.

    Eğitim , 3- 6 ay sürebilir.Ancak gece eğitimi daha da uzun sürebilir.

    Tuvalet eğitimine siz ve çocuğunuz için en uygun zamanda başlayın.Önemli değişikliklerin yaşandığı anlarda ( taşınmak, bakıcı değişikliği .) ya da emzik bırakılması gibi bir başka eğitimle aynı anda vermemeye çalışın. Baskıcı , kaba tutumlar uygulamayın.

    Çocuğunuz aşırı tepkiler veriyor ve tuvaletini yapmayı reddediyorsa inatlaşmaya geçmeden ara vermek en uygun davranış olacaktır.

    Tuvalet eğitiminin anahtar sözcüklerinin ‘’ Aferin ‘’ ve ‘’ Sabır ‘’ olduğunu unutmayınız .

  • Tatili çocuğumuz için nasıl planlayalım?

    Tatili çocuğumuz için nasıl planlayalım?

    Dört gözle beklenen yaz tatili sonunda geldi. Bu yazım da çocuğumuz yaz tatilini nasıl geçirsin sorusuna cevap vereyim istedim.

    Yaz tatili konusunda bir plan yapın.

    Anne, baba ve çocuğun yaz tatili konusunda beklentileri birbirinden farklı olabilir bu nedenle başta bir plan yapmak tatil döneminde yaşanacak hayal kırıklıkları ve çatışmaların önüne geçebilir.

    Önce çocukların düşünceleri.

    Bu planlama da öncelik çocuğun tatilde yapmak istediklerini öğrenmek olmalıdır. Televizyon izlemek, bilgisayar oynamak ya da arkadaşları ile geçireceği süreler konusunda fikirlerini almak onu değerli hissettirecektir. Bu eğlenceli şeyler dışında kendini geliştirmek istediği sportif etkinlikler, müzik aletleri ya da sanat dalları konusunda düşünceleri alınabilir.

    Sonra ailenin beklentileri.

    Çocuğun yaz konusunda düşünceleri, hayalleri konuşulduktan sonra ailenin yaz konusunda beklentileri sunulmalıdır. Beraber izlenmek istenilen filmler, gezilmek ve görülmek istenilen yerler (müzeler-oyuncak müzesi, bilim merkezi)  konuşulabilir. Eğer öğretmenlerin yaz dönemi için de yapılmasını istediği testler ve ödevler var ise çocuğun bu konudaki planlaması ve fikirleri alınabilir. Tatil dönemi önce görevler sonra eğlence şeklinde yapılacak programlar çocuk için daha kolay uygulanabilir.

    Bekletilerini anlamak tüm sınırları kaldırmak değildir..

    Çocuğumuzun bekletilerini konuşmak saatlerce televizyon izlemesine, bilgisayar oynamasına izin vermek anlamına gelmez. Okul dönemine göre daha esnek ve artmış saatler verilebilir ama sınırlar olmalıdır.

    Eğlence ve eğitim dengesi iyi kurulmalıdır..

    Yaz tatili çocuk için keyifli ve eğlenceli bir zaman dilimi olmalıdır. Eğitim verirken de eğlenceli bir şekilde sunabilmek, deneyimleyerek, yaşayarak öğrenmesini teşvik etmek önemlidir. Bu konuda programında hem eğitimi ve hem de eğlenceyi bulunduran yaz okulları iyi bir alternatif olabilir.

    Beceri alanları keşfedilebilir.

    İlgi duydukları ya da becerikli olduğu hissedilen alanlarda kendilerini geliştirecek ev etkinleri ya da kurslar düşünülebilir. Burada kazandıkları güven ve beceriler kendilerini daha iyi tanımalarını sağlayabilir.

    Okuma zamanı düşünülebilir.

    Keyifli buldukları, okumak istedikleri kitaplar seçilerek ailecek okuma saatleri uygulanabilir. Hayal güçlerini geliştirecek faaliyetlere, ailecek oynanacak oyunlara zaman ayırılabilir.

    Aileden uzak bir tatil sayesinde sorumluluk kazanabilirler..

    Çocuklar ailelerinin uygun görecekleri yakın bir akraba veya arkadaşının yanına kısa süreli de olsa tatile gidebilirler. Burada alacakları sorumluluklarla (yatak toplamak, sofra kurulması-kaldırılmasına yardımcı olmak, verilen saatte eve gelmek vs.) kendisine ve ailesine ne kadar büyüdüğünü kanıtlayabilir.

    Herkese iyi mutlu ve güzel bir tatil diliyorum. Kalın sağlıcakla…