
Yazar: C8H
-

Çocuklarda karaciğer büyümesi

Karaciğer Büyümesi (Hepatomegali); Yeni doğan döneminden yaşlılık dönemine kadar her yaşta görülebilen bir bulgudur. Doğrudan karaciğere ait nedenlerle ya da pek çok sistemik hastalıkla birlikte ortaya çıkabilir.
Karaciğer Büyümesi Nedenleri:
1. Karaciğerdeki hücrelerin çoğalma ya da büyümeleri:
a. Depolanmalar:Yağ depolanması (karaciğeryağlanması): beslenme bozukluğu, obezite, damar yoluyla beslenme, diyabet, metabolik karaciğer hastalıkları, kistik fibrozis, Reye sendromu gibi.
Lipid depolanması (Lipid depo hastalıkları): Gaucher Hastalığı, Nieman Pick Hastalığı, Wolman Hastalığı gibi.
Glikojen depolanması: Glikojen depo hastalıkları
Diğer: Wilson Hastalığı (bakır depolanması), hemokromatozis (demir depolonması), amiloidoz (amiloid depolanması), alfa 1 antitripsin eksikliği, siroz
b. Enfeksiyonlar:
Viral hepatitler (Bulaşıcı sarılıklar); hepatit A, hepatit B, hepatit C
Bakteriyel enfeksiyonlar; sepsis, karaciğer apsesi, kolanjit
Paraziter enfeksiyonlar; kist hidatik, amip apsesi
Toksik nedenler; İlaçlar, zehirler
c. Otoimmün hastalıklar (bağışıklık sistemi bozuklukları): otoimmün hepatit, sklerozan kolanjit, lupus, sarkoidoz gibi.
d. Tümörler: iyi huylu tümörler, kistler, kötü huylu tümörler, metastazlar
2. Damarsal alanın genişlemesi:
a. Karaciğer içi: Veno oklusiv hastalık (damar tıkanıklığı)
b. Karaciğer dışı: Kalp yetmezliği, perikard (kalp zarı) tamponadı, konstriktif perikardit (kalp zarı iltihabı), Budd Chiari Sendromu
3. Safra yollarında genişleme: Doğuştan hepatik fibrozis, Karoli Hastalığı.
Büyümeye neden olan hastalık karaciğer dışı bir durumsa, onun tedavi edilmesiyle karaciğer normal boyutuna gerileyebilir. Doğrudan karaciğere ait hastalıklarda da, tanı konulduktan sonra uygulanacak tedavilerle gerileme sağlanabilir. Karaciğer boyutlarının izlenmesi, hastalığın seyri ve tedaviye verdiği yanıtı değerlendirmek açısından da önemlidir.
Büyümüş karaciğerde ağrı da varsa bulaşıcı viral hepatitler, hızlı gelişen kalp yetmezliği ve karaciğerapsesiöncelikle düşünülmelidir.Teşhis:
Karın bölgesinin elle muayenesiyle, karın röntgenlerinde, ultrasonografî de ya da karın tomografisinde saptanabilir. Karaciğer büyümesi olan bir hasta değerlendirilirken, detaylı öykü ve fizik muayeneden sonra, tam kan sayımı, karaciğer fonksiyon testleri, hepatit belirteçleri, karın ultrasonografisi (USG), karın bilgisayarlı tomografisi (BT) gibi radyolojik tetkikler ve karaciğerden yapılacak iğnebiyopsisi gerekebilir. Hastada, tüm bu yöntemler ve gereğinde daha detaylı incelemelerle karaciğer büyümesinin nedeni mutlaka belirlenmelidir. -

Çocuğunuzun Başarısızlığının Altında Gizli Hastalıklar Olabilir
2017-2018 eğitim ve öğretim yılının yaklaşmasıyla birlikte çocukların yanı sıra aileleri de tatlı bir heyecan sardı. Okul öncesi ve ilkokul çağında çocuğu bulunan ailelerin, okulda çocukları başarısızlığa götürebilecek gizli hastalıkları olup olmadığını öğrenmesi gerekiyor. Çocukların en sık karşılaştığı hastalıkların başında kulak-burun-boğaz rahatsızlıklarının geldiğini belirten Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Deniz Yazıcı okula başlamadan önce ailelerin çocuklarını mutlaka bir kulak-burun-boğaz kontrolünden geçirtmeleri çağrısında bulundu. Çocuklarda kulak-burun-boğaz hastalıklarının doğru tedavi edilmediğinde öğrenme bozukluğuna, işitme kaybına hatta konuşma bozukluğuna neden olduğunu ifade eden Yazıcı, ”Çocuklarda yavaş yavaş, sessiz bir şekilde ilerleyen sinsi bir hastalık olabilir. Bundan dolayı okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklara mutlaka kulak-burun-boğaz muayenesi yaptırmak gerekiyor. Özellikle ilkokul çağındaki çocuklar sıkıntılarını açık bir dille ifade edemez. Bu da rahatsızlıkların fark edilmemesine neden olur. Örneğin dikkat eksikliği ya da öğrenme güçlüğü olduğu düşünülen bir çocuk aslında iyi işitmiyor olabilir. İleriki yaşlarda hastalıklardan kaynaklı çocuklarda öğrenme zorluğu, hatta zeka geriliği bile görülebilir” dedi. “Her yıl bir kez muayene şart” Kulak zarının arka bölümünde görülen sıvı toplanmasının en genel kulak-burun-boğaz rahatsızlıklarından biri olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Deniz Yazıcı, ağrı-ateş gibi diğer belirtiler ve bulgular olmadığı için hastaların çoğu zaman rahatsızlığının farkına bile varamadığını ifade etti. Çocuğun televizyon izlerken sesi çok açmaya başlaması, çocuğu çağırırken yükses sesle çağırmak gerekmesi ya da dersleri çok iyiyken okul başarısında meydana gelen düşüşün kulakta sıvı toplanmasıyla ortaya çıkan işitme kaybına ilişkin ipuçları olabileceğine dikkat çeken Yazıcı, aileleri çocuklarının hareketlerini gözlemlemelerini ve mutlaka her yıl düzenli olarak bir kez muayene ettirmeleri gerektiğini söyledi. Bademciklere dikkat Çocuklarda diğer bir sorunun da geniz etine dayalı rahatsızlıklar olduğunu bildiren Op.Dr. Deniz Yazıcı ”Tedavi edilmemiş ve farkına varılmayan geniz eti çocukta uyku sorununa neden olabilir. Çocuğun başarısında iyi uyumamaktan dolayı düşme görülebilir. Ayırca çocuklarda bademcik rahatıszlıkları çok sık görülmektedir ve bazı aileler bademciklerin mikrobu tuttuğuna inanarak bademcikleri aldırmak istememektedir. Bu tamamen yanlış bir bilgidir. Sorun çıkaran bademcikler çocuklarda bir mikrop yuvasına dönüşmekte ve zarar vermektedir. Bundan dolayı bademciklerin alınması gerekir. Bademciklerin alınmasının çocukların sağlığına herhangi bir olumsuz etkisi bulunmaz. Bademcik ameliyatı dünyada en çok yapılan ameliyattır. Tüm aileler çocuklarının sorunlu bademciklerini rahatlıkla aldırabilir” diye konuştu.
-

Çocuklarda mide mikrobu (helicobacter pylori)

Helicobacter pylori (H. pylori) insan midesinin iç yüzeyini enfekte edip orada sürekli bir iltihap (gastrit) oluşturan bir bakteri türüdür. Bu bakteri dünya çapında ülserlerin en sık sebebidir. H. pylori enfeksiyonu mikrobu barındıran yiyecek ve içeceklerin ağız yoluyla alınması ve kişiden kişiye bulaş yöntemleriyle edinilmektedir. Bu enfeksiyon kalabalık ve alt yapısı iyi olmayan toplumlarda daha sık görülmektedir.H. pylori ile enfekte olmuş bireyler mikroba yönelik uygun bir tedavi verilmediği durumlarda genellikle yaşam boyu bu mikrobu taşırlar. H. pylori ile enfekte olmuş bireylerin önemli bir kısmında 12 parmak barsağı veya midede ülser meydana gelmektedir. Ayrıca, H. pylorienfeksiyonunun mide kanseri ve MALT lenfoma ismi verilen sindirim sistemi tümörü ile de ilişkisi bulunmaktadır
HASTALIK NASIL BULAŞIR?
H. pylori kişiden kişiye fekal-oral yolla (dışkı ürünlerinin ağıza alınmasıyla) veya oral-oral yolla (ağızdan ağıza) bulaştığı düşünülmektedir. Olası diğer çevresel faktörler, bu mikrobu barındıran su ve yiyeceklerdir. Kalabalık aile ortamı ve düşük sosyoekonomik durum bulaş için risk oluşturur. Özellikle annedeH.pylori enfeksiyonu bulunması durumunda bebek ve çocuklara geçme olasılığı artar. Bu mikroptan korunmak için ellerin iyi yıkanması, yemeklerin uygun olarak hazırlanması ve içme suyunun temiz ve güvenli kaynaklardan sağlanması önerilebilir.
HASTALIK NASIL TEŞHİS EDİLİR?
H. pylori ile enfekte olan kişi bu mikropla mücadele etmek için bakteriye yönelik antikor dediğimiz maddeler üretir. Bu antikorların saptanması ile hastalığın tanısı olasıdır. Ancak bu yöntem çocuk ve gençlerde başarılı olmamaktadır. Gerekli olduğunda endoskopi yapılarak ve mide yüzeyinden küçük parçacıklar (biopsi örneği) alınarak mikropu saptamak en duyarlı ve kesin tanı yöntemidir. Üre soluk testi denilen bir üfleme testi ile de mikrobun varlığını saptanabilir. Bu testte hastaya zararsız bir madde içirilir. Bu madde midede bakteri mevcutsa bakteri tarafından parçalanır ve soluk örneğinde yıkım ürünleri tespit edilir. Üre soluk testi mikrobun midede varlığını gösteren en doğru testlerden birisidir. Dışkı testleri de teşhiste yardımcıdır.
H. PYLORİ NELERE YOL AÇAR?
H. pylori‘nin yol açtığı hastalıklar arasında ülser, gastrit, mide kanseri ve lenfoma, dispepsi (sindirim güçlüğü, midede ağrı,yanma,bulantı ve dolgunluk) gibi hastalıklar bulunmaktadır. H.pylori enfeksiyonu ayrıca demir eksikliğine bağlı kansızlık (anemi), karın ağrısı ve büyüme geriliği gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.
H. pylori mide yüzeyinde tahriş edici etkiye sahip olup midede iltihap (Gastrit) meydana getirir. Aynı zamanda peptik ülser oluşumuna da neden olmaktadır. Bazı faktörler mide ve 12 parmak barsağında ülser oluşumuna katkıda bulunurlar (H. pylori, mide asidi, ailesel yatkınlık, aspirin ve bazı romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar, sigara içmek, vs). Ender olarak, bazı kişilerde hayatlarının ileriki yıllarında mide kanseri ortaya çıkmaktadır. Ülser tekrarlayıcı bir hastalık olduğu halde, eğer H. pylori ‘yi yok edici tedavi uygulanır sa, kalıcı olarak iyileşme sağlanabilir.HASTALIK NASIL TEDAVİ EDİLİR?
H.pylori bir bakteri olduğu için antibiotikler ile tedavi edilebilmesi gerekir, ancak bu bakterinin mideden tamamen yok edilmesi oldukça zordur. Bunun sebeplerinden birisi mikrobun yerleşim yeri olan mide yüzeyinde kalın bir mide sıvısı bulunması ve bu ortama yüksek konsantrasyonda antibiotiğin geçişinin zor olmasıdır. Çoğu tedavi rejimleri 7-28 gün boyunca birden fazla ilacın alınmasını içermektedir. Bu ilaçlar arasında bir veya iki antibiotik ve beraberinde mideden asit salgısını kontrol eden bir ilaç bulunmaktadır. Mikrobun ilaçlara direnç kazanması sonucu enfeksiyon tekrarlayabilir.
KİMLERE H. PYLORİ ‘Yİ YOK EDİCİ TEDAVİ VERİLMELİDİR?
Peptik ülser tanısı kesin olarak konulan ve H . pylori ile enfekte olan kişiler H. pylori‘yi ortadan kaldırıcı tedavi vermek için en uygun olan kişilerdir. Bu hastalar tamamen H. pylori‘den temizlenebilirlerse genellikle, ülserden kalıcı olarak kurtulabilmektedirler. H. pylori ile enfekte olduğu bilinen, ancak herhangi bir şikayeti olmayan kişilere H. pylori‘yi yok edici tedavi verilmesi gerekmemektedir. Ailesinde mide ve sindirim kanalı kanseri bulunan kişilerin H.pylori yönünden incelenmesi gerekebilir. Demir tedavisine dirençli kansızlık (anemi), karın ağrısı ve büyüme geriliği olan çocuklarda da H.pylori mikrobunun araştırılma ve tedavisi uygun olur.
-

Mutlu bir beraberliğin püf noktaları
Evli, nişanlıya da uzun soluklu bir beraberliği olan bütünçiftlerin ilişkilerini sağlamlaştırmak ve sürdürmek için kimi zaman destek almaları, kimi zaman bazıyerleşik yanlışdüşünce kalıplarınıdeğiştirmeleri gerekir. Kuşkusuz ister evlilik ister uzun süreli bir beraberlik olsun her ilişkinin inişçıkışlarıvardır ama hayatlarınıpaylaşan herçiftin arzusu, beraberliklerinin her zaman“ilk günkügibi”taze ve içten olması, hattâzaman geçtiktçe daha da iyiye gitmesidir.Çevremizde bu gibi“idealçift”olarak görülenörneklere de rastlarız. Acaba bu ideal uyum aslında ne anlama gelir? Bir ilişkiyi ideal yapan, iki kişinin hayat boyu yaşayabileceği en mükemmel beraberlik durumuna getirenşey nedir?
Çoğu insan ideal bir eşin nasıl biri olmasıgerektiğini tarif ederken onun cinsel yöndençekici ve seksi, bağımsız, güvenilir, kendi ayaklarıüzerinde durabilen, ailesi ve dostlarıyla iyi anlaşan, doğal, samimi, espri anlayışına sahip, rahat iletişim kurulabilen,çevresi tarafından takdir edilen biri olmasıgibi belirliözelliklere sahip olmasınıister. Hepimiz tabii ki seveceğimiz ve bizi seven biri ile birlikte olmak isteriz. Karşımızdaki kişinin bizim için“doğru insan”olduğunu nasıl anlayacağız. O zaman,önce iki kişinin“ideal uyum”sağlayabileceğini gösteren dört temel soruya ne cevap veriyorsunuz, bunu test edin:
- Onun yanında iken, acaba gerçekten, kendiniz olabiliyor musunuz?
- Birlikte iken, kendinizi“evinizde”hissedebiliyor musunuz?
- Konuşurken, birbirinizi anlayabiliyor, anlaşabiliyor, birlikte plan yapabiliyor ve fazla münakaşa etmeden uzlaşabiliyor musunuz?
- Onunla birlikte iken, ona kalbinizi açabiliyor, ve hayatı, yaşamayıdahaçok seviyor musunuz? Hayatın artk sizin için yeni olasılıklarla dolu olduğunu, ruhunuzun umut ve mutlulukla dolduğunu hissedebiliyor musunuz?
Diyelim ki bu sorulara evet diyorsunuz ve kriterlerinize uygun biriyle karşılaştınız, bulutlarınüzerinde mutlu bir beraberlik yaşamaya başladınız. Acaba bu ilişkinin gerçekten kalıcıolacağını, hayat boyu süreceğini nasıl bilebiliriz? Doğru eşi bulmak kadar, başlanan ilişkinin mutlu birşekilde devam etmesinin bazıkurallarıolduğunu söyleyelim.İşte size mutlu bir beraberliği püf noktaları:
Onun ilgilendiğişeylere siz de ilgi gösterin. Onu mutlu eden, ilgi duyduğuşeyleri tanıyın,öğrenin, siz de bunlara odaklanın, ilgi alanlarınıpaylaşın.İlişki farkındalığı, ilişkilerin her zaman iki yanıolduğunun farkında olmaktır –eşinizin sevdiği, ilgi duyduğu, yapmaktan hoşlandığışeylerin en azından bir bölümüne sizin de ilgi duymanızın, ortak ilgi alanlarınıpaylaşmanın ilişkinize değer katacağınıunutmayın. Tek kişilik bir ilişki olamayacağıgibi, taraflardan birinin baskınlık sağlamayaçalıştığıilişkilerin de eninde sonunda tıkanacağıbilinmelidir. Oysa karşılıklıetkileşimle inşa edilen ilişkiler hem daha kalıcı, hem de doyum sağlayıcıilişkiledir. Birlikte hoşlanarak yapacağınız aktiviteler hayatınıza renk katacak, kişisel gelişiminize katkıda bulunacak, birlikte kaliteli zaman geçirmenizi sağlayacak, hem kendinizi hem onu daha iyi tanımanıza yardımcıolacaktır. Tabii ki bu nokta ilgi alanları, kültür düzeyleri, hayata bakışlarıve beklentileri yakın olançiftler dahaşanslıdır. Ancak zaman içerisinde kişiler karşılıklıolarak eksikliklerini giderebilir, ortak ilgi konularıbulabilir ve birlikte vakit geçirmekten dahaçok doyum alabilirler.
Emir kipi kullanmayın.“Yapmalısın, etmelisin”gibi cümleler kurmayın. Bu gibi sözcükler karşımızdakinin bilinçaltında otomatik olarak suçluluk duygusu doğurur. Birisine birşeyi yapmasıya da nasıl yapmasıgerektiğini söylemek hemörtük bir haklılık yargısıhem de birüstünlük mesajıiçerir–birşeyi ondan daha iyi bildiğinizi, onaüstünlük tasladığınızıya da onun yanlışbirşey yaptığınıişaret eder. Bu da karşımızdaki kişinin gerilmesine, size karşınegatif duygular beslemesine veöfke biriktirmesine neden olur.İnsanlarısuçluluk ve yargılamayla motive etmek mutluluk yerine mutsuzluk getirir. Oysa halledilmesi gereken konuyla ilgili emir vermek yerineöneride bulunmak, nötral cümleler kurmak, bu konuyla ilgili kararıkarşıdakine bırakmak onun kendini rahat hissetmesini ve kendi kararınıvermenin rahatlığıyla hareket etmesini sağlayacaktır. Emir yerine ona kendi kararınıverme hakkınıtanıdığınızda eşinizin gerçekten kendisi gibi davranabilir. Zira hedefiniz eşinizi sorumluluk almaya yüreklendirmek ama bunu yaparken de kendi hür iradesiyle davranmasınısağlamak olmalıdır. Bunu yapmanın bir yolu da doğru formüle edilmişsorularla onu vereceği kararüzerinde düşündürmektir. Sözgelimi:“eğer bunu böyle yaparsan istediğin işi elde etmeşansınıazaltmışolmuyor musun?”Ya da:“bu seni uzun vadede mutlu edecek mi?”Bunu yaptığınız takdirde onun gözünde buyurgan veüstünlük taslayan bir eşolmaktançıkıp onun karar anında danışabileceği, görüşünüzüalmak isteyeceği bir referans kişi statüsüne gelirsiniz. Size ne düşündüğünüzüsorduğunda görüşünüzüonunla paylaştıktan sonra ona kendi kararınıvermesi için destek olabilirsiniz.
“Ben”diliyle iletişim kurun.Çiftler aralarındaki iletişimde gerginlik yaşamaya başladıklarındaçoğu kez“sen”içeren ifadeler kullanmaya başlarlar.Özetle“sen hep böyle yapıyorsun…senşöylesin…sen böylesin…sen hiçbir zaman…. yapmıyorsun”gibi cümlelerdir bunlar. Bir tarafın ne kadar kızgın olduğuna göre bunlarınşiddeti ve dozu artabilir.“Ben söylemesemçöpügidip atmıyorsun, hep hatırlatmam mılazım?”gibisinden basit bir suçlamadan başlayıp“Sen ne geri zekalısın!”gibi hakaretamiz kalıplara varan cümleler, ilişkileri zehirleyen negatif ve saldırgan“sen”dilininörnekleridir. Bunlar sorununçözümüne yardımcıolmadığıgibi karşımızdaki ile sağlıklıiletişim kurmamızıönleyerek onun duvarçekmesine ve küntleşmesine neden olur.
İletişimde nazik, sevgi dolu, enönemlisi suçlayıcıolmayan bir“ben”dili kullanmak, yeni kendi perspektifimizden konuşmak, kimi zaman anlaşılır tarzda, eğer incinmişve kırılmışsak bunu içeren bir dil kullanılmalıdır.Örneğin:“bana sormadan plan yaptığında gerçekten kırılıyorum–lütfen bir daha sefere bana da haber ver.”Ya da:“Her akşam geçgelmen beniüzüyor. Eve gelmek ve benimle vakit geçirmek istemediğini düşünmeye başlıyorum. Biliyorum işinçokönemli ama benim de senin içinönemli olduğunu hissetmek istiyorum. Seninle dahaçok birlikte olmak istiyorumçünküseni seviyorum.”Kısacası, bir“ben”önermesişu formata sahip olmalıdır:“sen iyi olduğunda ben de kendimi iyi hissediyorum, ve senin iyi olmana ihtiyacım var.”
Planlamayıbirlikte yapın. Ortak yaşantınızda kimin hangi işleri yapacağını, arabanın bakımından yemek pişirmeye, bütçe ve tasarruftan, tatil ve gezmelere kadar her türlüaktivite ve süreci birlikte planlayın. Gıda alışverişini bile beraberce planlayın ki ikinizin de sevdiğiniz yemekleri yapmaşansınız olsun. Daima eşinizeönceden bilgilenme fırsatıverin. Pahalıbir giysi veya eşya alacağınız zaman bu kararıbirlikte verin. Bu planlamalar kuşkusuz hayatınızda hiçsürpriz olmamasıanlamına gelmiyor; doğum günüsürprizleri, evlilik, başka anlamlıyıl dönümleri, gece dışarıda yemek veya benzeri eğlence ve gezmelerle ilgili sürprizler günlük hayatın tekdüzeliğini kırarak mutluluğunuzu perçinleyen hoş
-

Çocuklarda alt endoskopi (kolonoskopi)

Ucunda görmeyi sağlayan merceği ve içinde görüntüyü iletmeye yarayan optik kabloların olduğu silindir şeklindeki bir aletin makat yoluyla yerleştirilmesiyle yapılan işlemle hastanın kalın bağırsağı ince bağırsakla birleştiği yere kadar görülerek incelenmektedir. Gerektiği durumlarda bu bölgelerden mikroskopik inceleme için örnek (biyopsi) alınmaktadır.
İşlem öncesinde mutlaka hastanın bağırsak temizliğinin yapılması gerekmektedi. Bağırsak temizliğinin iyi olması için 3 gün öncesinden hasta posa bırakmayan diyete başlamalı ve bu dönemde bağırsak boşalmasını sağlayan ilaçlar almalı ve lavman (makattan verilen ilaç ile kalın bağırsağın temizlenmesi) kullanmalıdır. Hangi ilaçları,hangi dozda alacağı randevu sırasında tarafımızdan size söylenecektir. İşlemin yapılacağı gün kalın bağırsaklarda görüntüyü engelleyecek dışkı kalmamasıiçin bu uygulamalar mutlaka yapılmalıdır.
İşlemin yapılabilmesi için hastanın aç olması gerekmektedir. Kaç saat aç kalması gerektiği yaşıyla değiştiğinden randevuyu verirken en son ne zaman beslenmesi gerektiği tarafımızdan söylenecektir. Genel olarak, emen, mama ya da süt alan bebek ve küçük çocuklar (ilk 2-3 yaş) dışında gece 24’den sonra bir şey yememeli ve su dahil içmemelidir. Genellikle açlık süresi çocuklarda 4-6 saat arasında değişmektedir.
İşlem öncesi hastalarımız damardan verilen ilaçlarla uyutulmakta ve işlem bittikten sonra işlemle ilgili bir şey anımsamamaktadırlar. Bu uyutma anestezi (narkoz) değildir. Sedasyon denilen, sadece kısa süreli (işlem süresince, yaklaşık 10-15 dk) uyumayı sağlayan, işlem sonrası bu ilacın etkisini ortadan kaldıran bir ilaç ile de hastanın uyanmak için beklemesine gerek olmayan, yan etkisi hemen hiç olmayan bir şekilde yapılır. Aslında işlemin bulantı refleksini uyarması dışında ağrılı bir yönü bulunmamaktadır.
İşlem sonunda hasta 2-3 saat gözlenmekte ve uyanıp yiyebildiği görüldükten sonra taburcu edilmektedir. -

Gebelikte psikolojik rahatsızlıklar tedavi edilebilir mi?
Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de çok sayıda kadın psikolojik destek alıyor. Bazı psikolojik
rahatsızlıklar ise kadınlarda erkeklerden daha sık görülüyor. Örneğin; depresyon, bipolar hastalıklar,
şizofreni, duygulanım bozuklukları, kişilik bozuklukları.Psikolojik tedavi gören birçok kadın sağlıklı gebelik geçirebileceği gibi gebeliğe bu hastalıkların olumsuz
etkisi de olabiliyor. Gebelikte stres veya hormonal salgılar bazı ruhsal probleminizin şiddetlenmesine ya
da daha önce geçirdiğiniz ve iyileştiğiniz eski bir hastalığınızın tekrarlamasına sebep olabilir. Eğer bu
sorun tedavi edilmezse kendinize gerektiği gibi bakamazsınız. Hastalığı bağlı olarak yeterli
beslenemezsiniz, düzenli uyuyamaz ve uyuyamadığınız için yeterli dinlenemezsiniz, bu yüzden de
gebelik kontrollerinizi aksatabilirsiniz.Herhangi bir ruh sağlığı probleminiz varsa bunu mutlaka gebeliğinizi takip eden doktorunuza söyleyin ve
kullandığınız ilaçlarla ilgili bilgi verin. Bazı ilaçların gebelikte kullanımı uygun olsa da bazılarının
kullanılması bebeğinize zarar verebiliyor. Eğer kullandığınız ilaç varsa gebeliğinizi takip eden doktor ve
psikiyatristiniz ilacın gebelikte kullanımı veya bırakmanız hakkında size bilgi verecektir. İlaca devam
kararlılığı hastalığınızın şiddeti, iyileşmiş olmanız veya halen bazı belirtilere sahip olmanıza göre
değerlendirilecektir. Gebelik sırasında ruh hastalığı tedavisi yapılırken tek bir ilacın yüksek dozda
kullanımı birden fazla ilaç kullanımına tercih edilir. Doktorunuz ve siz ilacın size katacağı artı ve eksileri
konuşarak tedavi hakkında karar vereceksiniz. Eğer ilaç tedaviniz kesilirse farklı tedavi yaklaşımları
mesela piskoterapi gibi tedavileri gerektiğinde uygulayabilirsiniz.Gebelik sonrasında da psikolojik sorunlar yaşayan kadınlar vardır. Daha önce ruh sağlığı problemi olan
kadınların psikiyatrik sebepten hastaneye yatma ihtimalleri doğumdan sonra eskiye yani son 2 yıla göre
20 kat arttı. Bu kişilerin doğum sonrası depresyon geçirme ihtimalleri de arttı.Doğum sonrası ilk bir hafta tüm anneler için stresli bir dönemdir. Doğumdan sonra bebeğe alışma
sürecinde aileniz veya arkadaşlarınız tarafından desteklenmeniz bu süreci daha rahat atlatmanıza
yardımcı olacaktır. -

Karın ağrısı

Karın ağrısı çocuklarda en sık görülen, anne babayı endişelendiren yakınmalardan biridir. Ani başlangıçlı ( akut ) veya uzun süreli ( kronik ) olabilir. Genellikle masum nedenlere bağlıysa da, bazen de zaman kaybetmeden müdahale edilmesi gereken ciddi hastalıklarla ortaya çıkabilir.
Karın Ağrısına Sık Neden Olan Hastalıklar
Bebeklerde en sık karın ağrısı nedenleri:
Kolik (Gaz sancısı)
Gastroözofageal reflü hastalığı
Süt protein allerjisi
Bağırsak tıkanması ve düğümlenmesi
Karın içindeki organlara ait (karaciğer, safra kesesi, pankreas, ince ve kalın barsaklar, böbrekler gibi) yapısal ve iltihabi hastalıklar
Süt ve okul çocukluğu döneminde karın ağrısı nedenleri:
Sindirim ve beslenme bozuklukları
Kabızlık
İshal
Gastroözofageal reflü hastalığı
Gastrit
Ülser
Bazı besin allerjileri
Karın içindeki organlara ait iltihabi hastalıklar
İdrar yolu enfeksiyonu
Kurşun zehirlenmesi
Solunum yolu enfeksiyonları
Bağırsak tıkanması ve düğümlenmesi
Apandisit
Ergenlik döneminde karın ağrısı nedenleri
Sindirim ve beslenme bozuklukları
Kabızlık
İshal
Gastrit
Ülser
Karın içindeki organlara ait iltihabi hastalıklar
İltihabi barsak hastalıkları
Apandisit
Jinekolojik nedenler
Testislere ait sorunlar
İlaç kullanımı
Psikolojik nedenler
Bazı kanser türleri
Gastrit: Karın üst bölgesinde ortaya çıkan ağrı vardır. Genellikle yemek yemekle azalır. Bulantı ve bazen de kusma eşlik edebilir. Üç ayı geçen ve başka neden saptanamayan ağrılarda mutlaka akla gelmelidir.
Ülser : Mide bölgesinde yanıcı bir ağrı olur. Yemek öncesi, sabah ve gece ağrı daha şiddetlidir. Kanlı gaita görülebilir. Ailede ülser öyküsünün oluşu tanıya yardımcıdır.Reflü: Çocuklarda karın ağrısı nedenlerinden biridir. Özellikle küçük çocuklarda sık kusma eşlik ederken büyük çocuklarda daha çok ağıza acı su gelme, göğüs bölgesinde ağrı, aşırı gaz gibi bulgular eşlik eder. Bebeklerde ve çocuklarda iştahsızlık ve yutma güçlüğünün bir nedeni olabilir.
Akut Gastroenterit : Çocukta en sık karın ağrısı nedenlerinden biri rotavirüs gibi virüslerin veya bazı bakterilerin yol açtığı mide barsak enfeksiyonlarıdır. Karın ağrısıyla birlikte ishal, kusma, ateş görülür.
Apandisit : Çocukta önce göbek çevresinde başlayan karın ağrısı, saatler geçtikçe karnın sağ alt tarafına yerleşir. Çocuk bir şey yiyemez, kusmaya başlar. Yürüyemez, iki büklüm yatıp kalır.
Kabızlık: Çocuklarda sık görülen bir karın ağrısı nedenidir.
Gaz sancısı : Çocuk karında yer değiştiren keskin bir ağrı tarifler. Beraberinde kusma, ishal yoktur.
Gıda zehirlenmesi : Balık, tavuk, mayonez gibi şüpheli bir gıdanın alımından birkaç saat sonra karında kramp tarzı ağrılar, kusma, ardından da ishal başlar.
Barsak tıkanıklığı : Karın ağrısına yol açan acil durumlardan biridir. Şiddetli karın ağrısı, sarı- yeşil, safralı kusmalar olur. Çocuk gaz, gaita çıkaramaz.
Fonksiyonel karın ağrısı : Beraberinde ishal, kusma, kabızlık, kilo kaybı yoktur. Göbek çevresinde hafif bir ağrı tarifler. Tam nedeni bilinmemektedir. Çocuğa endişe veren, ilgi görmek istediği durumlarda ortaya çıkabilir.
İdrar Yolu Enfeksiyonu : Karnın alt tarafında ağrı, idrar yaparken acıma, sık idrara çıkma, ateş gibi bulgular görülür.
Hepatit : Karaciğer iltihabına genellikle virüsler neden olur. Çocukta halsizlik, bulantı, kusma, karnın sağ üst bölgesinde ağrı, sarılık görülür.
Jinekolojik nedenler : Genç kızlarda adet sancısı da sık görülen bir karın ağrısı nedenidir.
Karın Ağrısı Olan Çocuğa Yaklaşım
Kendini iyi hissettiği pozisyonda yatıp dinlenmesine izin verin.
Yedirmeye çalışmayın. Eğer alabiliyorsa, az az sıvı almasını sağlayın.
Doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç vermeyin.
Doktora gitmeden karın ağrısıyla birlikte olan bulguları ( ishal, kabızlık, ateş …gibi), ağrının yerini, azaltan veya arttıran faktörleri not ederseniz tanı konmasına yardımcı olacağınızı unutmayın.
Fonksiyonel karın ağrısında da çocuğun rol yapmadığını, gerçekten ağrı hissettiğini bilin ve onu suçlamayın.
Karın Ağrısında Ne Zaman Doktora Başvurmak Gerekir?
Eğer karın ağrısı 12-24 saatte geçmiyorsa veya sık sık tekrarlıyorsa
Karın ağrısı, göbek çevresi dışında başka bir bölgedeyse ( Özellikle karnın sağ alt tarafında olan karın ağrılarında apandisit olasılığını göz ardı etmemek gerekir !)
Çocuğun genel durumu kötü görünüyorsa ( Anne baba kendi hislerine güvenip hareket etmeliler, kimse çocuğunuzu sizin kadar iyi tanıyamaz )
Uzamış kusma varsa ( 12-24 saati geçen kusmalar )
Sarı- yeşil, safralı kusmalar varsa
Kanlı kusma varsa
Kanlı ishal varsa
İdrar yapmada ağrı, sık idrara çıkma varsa çocuk doktoruna başvurmalısınız.
Doktor Ne Yapar?
Doktor çocuğu ayrıntılı bir muayeneden geçirir. Bazen muayene bulguları ve sizin verdiğiniz bilgiler tanıya ulaşmada yeterli olur. Bazen de karın filmi, ultrason, gaita incelemesi, idrar testi, bazı kan testlerinin görülmesi gerekebilir. Eğer, ilk muayenede karın bulguları belirgin değilse, doktor çocuğu takibe alıp birkaç saat içinde muayenesini tekrarlamak isteyebilir.
Testlerde (kan, idrar, ultrason gibi) herhengi bir neden saptanamayan üç ayı geçen kronik karın ağrıları durumunda, ani başlayan, şiddetli, tetkiklerinde neden saptanamayan ve cerrahi hastalık ekarte edilen hastalarda mutlaka bir çocuk gastroenteroloji uzmanı tarafında hasta görülüp endoskopi yapılmalı ve sonuca göre tedavi başlanmaklıdır.
Bazen cerrahi bir nedenden şüphelenirse, hatayı bir çocuk cerrahının görmesi gerekir.Ağrı Kesici Vermeyin!
Çocuğun eğer karnı ağrıyorsa yapılması gereken en önemli şey ağrı kesici vermemektir. Çünkü karnı ağrıyor diye ağrı kesici verilirse durum maskelenmiş olur ve tanıda geç kalınmış olur. Bu hata ne yazık ki sık sık yapılmaktadır. Tanıda olabilecek bir gecikme tedavisi çok zor olan çok ciddi durumlar yaratabilir. Her türlü bağırsak tıkanıklığı, karın şişliği, kusma ve kaka yapamama gibi bulguların yanında çocuğun ayrıca karın ağrısı yakınması da olabilir. Bağırsak düğümlenmesi gibi durumlarda da bir an evvel ameliyatla durumun düzeltilmesi gerekir. Geç kalınırsa bağırsaklarda gangren, delinme ve peritonit gibi daha ciddi durumlar ortaya çıkmaktadır.
Boğulmuş kasık fıtıklarında da karın ağrısı olabilir. Kasık fıtığı ihmal edilmeden bir an evvel ameliyat edilmelidir. Aksi takdirde fıtık boğulur ve karın ağrısına neden olabilir. Fıtığın belirtisi kasıkta şişmedir. Tek başına olan fıtık bazen ağrı yapabilir ancak bu ağrı daha çok kasık bölgesindedir. Karın ağrısı yine testislerin kendi etrafında dönmesi olarak tanımlanan torsiyon dediğimiz durumlarla da olabilir. Bu testisler eğer inmemiş ise, karın içindeyse kısırlık olabileceğinden indirmek gerekir. Ayrıca karında kitle yapan durumlarda ve karın içi organlara bası durumlarında da karın ağrısı ek bir bulgu olarak kendini gösterebilir.
-

Bağlanmanın en eğlenceli yolu: Oyun
Bağlanma, bireyin diğerleriyle kurduğu duygusal bağ olarak kısaca açıklanırken doğumdan sonraki ilk anlarda başlar. Bağlanmada emme, dokunma, ağlama, gülme gibi davranışlar rol oynar. Bebek için bu araçlar ilişki kurmak ve güvenli üs oluşturmaktır.
Bağlanmada en önemli araçlardan birisi de oyundur. Oyun için oyuncak olması gerekmez. Her an her yerde oyun ile ilişki kurabilir bağlanma için güvenli bir yol olarak seçebiliriz. Çocuğun ihtiyacı olan bağ kurmaktır ve bunun için pahalı oyuncaklara ve planlanmış yer ve zamanlara gerek yoktur. Arabada beraber şarkı söylemek, çak yapmak, banyoda sesini taklit etmek sayılabilir.
Bağlanma oyunlarında çocuğun liderliğini kabul etmek ve sadece oyunla hangi ihtiyacını anlatmak istiyor bunu dikkatlice gözlemek önemlidir.
Bağlanmayı geliştiren oyun türleri:
-
Çocuk merkezli oyunlar oynarken çocuğun yaratıcılığını teşvik edecek oyuncakları(kuklalar, bebekler, ahşap bloklar, insan fügürleri vs…) önüne koyup oyunu çocuğun yönlendirmesine izin vermeniz gerekir. Anne-babaların haftada en azından bir kez yarım saat çocuk merkezli oyunlar oynayarak çocuğun kendini güvende hissetmesine ve sevildiğini hissetmesine yol açarak aranızdaki bağı güçlendirir.
-
Belli bir konu ya da tema içeren sembolik oyunlar çocuğun yaşadığı travmayı çalışmak için kullanılabilir. Çocuğunuz siz bir hafta iş gezisine gidip geldikten sonra sürekli saklambaç oynamak istiyorsa oynayın. Bu oyunla sizden ayrı kalmanın yarattığı stresi bu yolla üstesinden gelmeye çalıştığını aklınıza getirin ama çocuğa bunu farketsenizde konuşmayın. Sadece oynayın onun bunu duymaya değil oyunla iyileşmeye isteği olduğunu düşünün.
-
Gücün çocukta olduğu oyunlar ile çocukların hayal kırıklığı, öfkesi güçsüzlüğü acı veren duygularından kurtulması için önerilir. Yastık savaşı yaparak anne-babaların çocukları tarafından yere serilmesine izin vermesi çocuğa kendini güçlü hisettirir.
-
İşbirliğine dayanan oyunlar arasında ortaklaşa hikâye yaratmak vardır. Böyle bir etkinlikle aradaki bağ kuvvetlenir. Masa oyunları, kule yapmaca oyunları kardeş rekabeti anne-baba ayrılığından sonra ortaya çıkan problemlerin iyileşmesinde destekleyicidir.
-
Fiziksel temas oyunları oyun aracılığı ile dokunulmak çocuğun bedeni ile olumlu duygusal çıkarımlara sebep olur. Boğuşmak, el ele tutuşup çember olmak çocukların hoşuna gider.
-
Çocuğun yaşca geriye gittiği oyunları çocuk kardeşi olduğunda talep edebilir. Bebek gibi konuşmalara başlıyorsa sizde onu battaniyeye sımsıkı sarın, biberon isteyip istemediğini söyleyin, ninniler söyleyin.
-
-

Beslenme hastalıklarının tanısında belirti ve bulgular

Genelde beslenme bozukluğu sıklıkla aylar veya yıllar boyunca yavaş yavaş gelişmektedir. Vücudun besleyici madde stoğu tükendikçe hücresel düzeyde değişiklikler oluşmaya başlayarak biyokimyasal süreçleri olumsuz etkileyebildiği gibi vücudun enfeksiyonlarla savaşma kabiliyetini zayıflatır. Zamanla aşağıdakiler gibi çeşitli belirtiler ortaya çıkmaya başlar:
Anemi
Kilo kaybı, kas kitlesinde azalma ve güçsüzlük
Kuru, pul pul olmuş deri
Ödem
Doğal rengini kaybetmiş saçlar
Kırılgan ve şekli bozuk (kaşık tırnak) tırnaklar
Kronik ishal
Yara iyileşmesinde yavaşlama
Kemik ve eklem ağrısı
Büyüme geriliği (çocuklarda)
Zihin bulanıklığı ve huzursuzluk gibi zihinsel değişiklikler
Guatr
Belli besleyici maddelerde eksiklik karakteristik hastalık belirtilerine neden olabilmektedir. Örneğin, B12 vitamini eksikliği el ve ayaklarda (sinir hasarına bağlı) karıncalanma, uyuşma ve yanma hissine yol açabilmektedir. A vitamini eksikliği ise gece körlüğü, ışığa karşı aşırı duyarlılığa; D vitamini eksikliği ise kemik ağrısı ve şekil bozukluklarına neden olabilmektedir. Hasta belirtilerinin şiddet derecesi eksikliğin yoğunluk ve süresine bağımlıdır. Kemik ve sinirlerde oluşan bazı değişiklikler geridönüşsüz olabilir.
