Yazar: C8H

  • Ateşli havale (febril konvülzyon)

    Çocuk nöroloji kliniklerine başvuran en sık hasta gruplarındandır.Ateşli havale 6 ay 6 yaş arası çocuklarda ateşli dönemlerde ortaya çıkan nöbetlerle karakterizedir.Bu nöbetler gözleri bir noktaya dikme, vücudta tamamen gevşeme ve bilinç kaybı ya da vücudta kasılma ve atmalar şeklinde olabilir.

    Ateşli havale toplumlara göre farklı sıklıklarda görülmekle beraber genellikle çocuklarda %4-10 arasında izlenmektedir. Ateşli havalede en önemli risk faktörü genellikle aile öyküsü olmasıdır. Ateşli havale en çok vücudta geçirilen viral enfeksiyonlara bağlı olarak ortaya çıkar.Genellikle hastalığın ilk 48 saatinde ateşin hızla yükseldiği sırada görülür.

    Ateşli havale genellikle bir kaç dakika süren kısa süreli tüm vücudta kasılma ve atmalarla seyreder nadiren vücudun sadece bir kısmında nöbet hareketleri ya da sıçramalar şeklinde olabilir.Eğer ailede ateşli havale ya da sara hastalığı öyküsü varsa, ilk nöbet 1 yaşın altında geçirilmişse, 38.5 derecenin altında değerlerde geçirilmiş ise, erkek çocuk ise tek taraflı nöbet ya da 15 dakikadan uzun süren nöbeti olmuşsa, 24 saat içinde tekrar eden havaleleri olmuşsa nöbetin ileriki dönemlerde tekrarlama ihtimali yüksektir. Özellikle böyle hastalar koruyucu önlemler açısından uyarılmalı gerekirse ateşli durumlarda nöbet geçirmesini engelleyici ilaçlar verilmelidir.

    Ateşli havale geçiren çoocukların aileleri mutlaka evlerinde derece bulundurmalı, çocukta hastalık bulgularını gördükleri anda derece ile düzenli olarak ateşlerini ölçmeli ve ateş yüksekliğini farkettiklerinde ateş düşürücüler ile ve ılık duş aldırarak ateşlerini düşürmelidir. Nöbet geçiren çocukların yüzüne su dökmek gibi davranışlar çocuğa çok ciddi zarar verebilir. Nöbet geçiren bir çocukta yapılacak şey hastayı yan çevirerek ağzındaki salgıların akciğerine kaçmasını engellemek ve başını koruyarak özellikle kasılma ve atmalar sırasında ortaya çıkabilecek kafa travmasını engellemektir.

  • OTİSTİK ÇOCUKLARLA SANATSAL ÇALIŞMALAR

    OTİSTİK ÇOCUKLARLA SANATSAL ÇALIŞMALAR

    OTİSTİK ÇOCUKLARLA SANATSAL ÇALIŞMALAR:

    sanat en doğal ve yalın iletişim aracıdır. duygularmızı, düşüncelerimizi sözcüklerle anlatamadığımız zaman çizgi, ses, hareket kullanarak anlatabiliriz. ilk insanlardan günümüze kadar bütün toplumlarda resim, müzik, dans olarak sanat görülmektedir. çocuklar elleri kalem tutmaya başladığı günden itibaren resim yapmaya başlarlar. insanlarla iletişim kurmada zorluk yaşayan otistik çocuklar için de sanat bir iletişim aracı olarak işe yaramaktadır.

    diğer yandan sanat diğer çocuklara göre yaşamları zorluklarla dolu olan bu çocuklar için terapi aracı olarak ta kullanılabilmektedir. Sanatsal kaygının olmadığı bu alanda birey kendiniifadeolanağı bulur. Bazı travmatik yaşantıların, acı veren duygu ve düşüncelerin anlatılması zor olabilir. İnsan bu düşüncelerin tam olarak farkında olmayabilir. Sanatın kullanımıduygularınifadesini kolaylaştırabilir. Böylece birey sanat yoluyla duygularının farkına varabilir. Resim, dans, müzik, drama, heykel, maske yapımı kullanılarak gerçekleştirilen etkinliklerde ortaya çıkan ürünler bireylerindüşünceleriniyansıtmaktadır.

    Sanat terapisi çalışmalarında bireyinyaratıcılığınıortaya koyması desteklenmektedir. Zihin-bedenbütünlüğününsağlanmasına yardım eder. Duygu ve düşüncelerinifadeedilmesini sağlar. Bastırılmış duygularıbilince çıkararakbu duygularla baş etme imkânı doğar. Bireyin hikayesinin anlatımında sözcüklerin yeterli olmadığı yerdesembol ve hayallerebaşvurulur. Böylecedoğrudanbir anlatım ortaya çıkar. Sanatta çeşitli yollar olduğu için birey kendisine en uygun olantekniği seçmeşansına sahip olur. Grup çalışmalarında grup üyelerindendestekalınmasını sağlar. İletişimi geliştirir.

    Çocuklarla sanatsal çalışmaların amaçları, Çocuğa kabul edildiğini hissettirmek, Duygularını hissetmesini ve fark etmesini sağlamak, Duyguların sembollere dönüşmesine ortam oluşturmak, Çocuğun kendi değerlerini ve anlamını fark etmesini sağlamak, Çocuğun kendisine güvenini geliştirmek,

    Çocuğa bu dünyada var olduğunu hissettirmek,

    Çocuğun kendisini keşfetmesini sağlamak ve ifade gücünü arttırmak,

    Beynin hayal gücü ve imgelerle işlevsel olan bölümünü geliştirmek,

    Çocuğun iç dünyasını duygu ve düşüncelerini tanımak,

    Örseleyici, acı veren yaşantıların dışa vurulmasını sağlamak, Her çocuğu kendine özel bir bireydir.

    Ortak özellikleri ise kendi varlıklarını ortaya koymak, iz bırakmaktır. Bunu yapabilmek için de ellerine geçirdikleri iz bırakacak ne varsa (kalem, boya, ruj) onunla etrafı çizer ve boyarlar.

    Boyamak çizmek henüz yeterince gelişmemiş olan sözel ifadeye destek olur, kendini anlatabilmenin rahatlığını ve güvenini oluşturur.

    Çocuklarda sanat, eğitim değil etkinlik olmalıdır. Onların gelişim düzeylerine uygun biçimde, kabul edici biçimde uygulanan sanat etkinlikleri esas amacına ulaşır.

  • Grip nedir? Çocuğumu aşılatmalı mıyım?

    2015-2016 sezonu grip aşısı hakkında bilmeniz gerekenler

    Bir çocuk hekimi olarak her yıl hastalarımın anne-babaları ile grip aşısının gerekliliği, yarar-zarar oranlarını tartışırım. Aşılar konusunda son zamanlarda herhangi bir tıbbi araştırmaya dayanmayan, 3.sayfa gazete haberleri ile dilden dile yayılan suçlamalar ile yakın zamanda bir toplum sağlığı problemi haline dönüşmesinden korktuğumuz bağışıklamaya duyulan güvensizlik, elbette grip aşısına karşı da mevcut.

    Ülkemizdeki rutin aşılama takviminde şu an 13 hastalığa karşı bağışıklama uygulanıyor. Doğada ise milyonlarca virüs ve bakteri var. Bağışıklama yapılan virüs-bakterilerin, programda olma nedenleri ise mortalite yani ölüm ve morbidite yani sakatlık-komplikasyon risklerinin yüksek olmasıdır. Grip hastalığına karşı bağışıklama amacı da aynıdır.

    Grip hastalığının bireyi toplum içindeki yerinden koparıp evde yatağa hapseden etkileri yanında, zatüre gibi istenmeyen komplikasyonlardan korunmak aşının asıl amacıdır.Çocuğunuzu korumak dışında bağışıklama programının üstlendiği bir misyon da lösemi, bağışıklık sistem yetersizliğine neden olan hastalıklar gibi aşı olmanın mümkün olamadığı çocukları dolaylı olarak korumasıdır.

    Yani aşı yaptırmamakla sadece kendi çocuğunuzun değil, etrafınızdaki çocukların da bulaşma ile hastalanma olasılığını kabul etmiş olursunuz.

    Özellikle sağlık personeli ve öğretmenler gibi kalabalık ortamlarda çalışan kişiler, grip açısından riskli grup sayılır ve aşılanmaları hem kendi sağlıkları hem de bulaş ın engellenmesi ile toplum sağlığı açısından gereklidir.

    Hastalarımın anne-babalarından grip aşısı için zaman zaman aynı yorumu duyuyorum: “ Geçen yıl grip aşısı oldum. Ama yine de çok hasta oldum.” aşıyı olmadan önce amacı doğru belirlemeniz, aşıya karşı gereksiz şüphenizi engeller.

    Grip aşısı “influenza” virüsüne karşı bağışıklama amacı taşır. Diğer hastalıklarınızı engellemeyecektir.

    Grip aşısı olurken amaç gribe yakalanılsa bile daha hafif, daha kısa sürede ve komplikasyonsuz süreci atlatmaktır.

    Grip nedir?

    Grip: her yıl Ekim-Mayıs ayları arasında salgın yapan bulaşıcı bir hastalıktır.

    İnfluenza virüsü nedenlidir ve hapşurma, öksürme ve direkt temas ile kolayca bulaşır. Herkes grip olabilir ama yakalanma riski en büyük olan grup çocuklardır. Semptomları hızla başlayabildiği gibi günlerce de sürebilir;

    Ateş-titreme

    Boğaz ağrısı

    Kas ağrıları

    Yorgunluk

    Öksürük

    Baş ağrısı

    Burun tıkanıklığı-akıntısı

    Grip bazı insanları çok daha fazla etkiler; küçük çocuklar, solunum yolu allerjisi olan kişiler, 65 yaş ve üstü yaşlılar, hamileler, ağır sağlık sorunları olan kişiler (kalp-böbrek-karaciğer hastalıkları, diyabet, bağışıklık sistemi yetersizliği ya da sinir sistemi hastalıkları gibi) Grip aşısı asıl bu insanlar için önem taşır ve bir toplum sağlığı konusudur; grip aşısının bu insanlarla temasta olan herkese yapılması gerekir.

    Grip aynı zamanda zatüreye neden olabilir. İshal ve havaleler de çocuklarda görülebilir.

    Grip aşısı, gripten korunmada en etkin yoldur ve insandan insana bulaşı da engeller.

    Bu yılki grip aşısı ile ilgili bilmeniz gerekenler;

    1.Grip aşısı çocuklar için gereklidir.

    Grip virüsü çok yaygın ve etkileri önceden tahmin edilemeyen bir virüstür. Ağır komplikasyonlara ve ölüme neden olabilir. Bağışıklama ise her yıl çocukların gripten korunmasında en etkin yoldur.

    Her yıl toplam nüfusun ortalama % 5-20 grip virüsüne yakalanır ve 200,000 den fazla insan grip hastalığının komplikasyonları nedeni ile hastaneye yatırılır. Amerika’da 2015-2015 sezonunda en azından 145 çocuğun bu nedenlerle kaybedildiğini biliniyor. Bu sayının bildirilmemiş vakalar nedeni ile çok daha fazla olduğu düşünülüyor. Her yıl 5 yaş altı ortalama 20,000 çocuk grip komplikasyonları nedeni ile hastaneye yatırılarak tedavi alır.

    İnfluenza anti-viral ajanlarla tedavi edilebilir ancak bu tedavi pahalı, umulandan daha az etkin ve potansiel yan etkiler barındıran bir tedavidir.

    6 aydan büyük çocuklar ve gençlerin grip aşısı ile aşılanmaları Amerikan Pediatri Akademisi tarafından önerilmektedir. Buna ek olarak 5 yaş altındaki çocukların evdeki bakımından sorumlu kişiler ve grip için yüksek risk altındaki kişilerin de aşılanmaları gerekir.

    Çocuklar, özellikle de 5 yaş altındakiler, grip hastalığı ve komplikasyonları için genellikle tıbbi destek almak zorunda kalırlar. çünkü

    Ağır grip komplikasyonları 2 yaş altındaki çocuklarda çok daha sıktır.

    Kronik sağlık problemi olan çocuklar (kalp hastalığı, astım, diyabet, sinir sistemi hastalıkları) ağır grip komplikasyonları açısından yüksek risk altındadır.

    2. Şimdi grip için aşılanmanın tam zamanı..

    İnfluenza aşısı için sezon başladı ve sonbahar-kış boyunca da devam edecek.

    İlk defa grip aşısı olacak bebek ve çocukların bir defaya mahsus olmak üzere 1 ay ara ile 2 doz aşılanmaları gerekiyor. Aşı sezonu bitemeden 2 doz aşılanmasının tamamlanabilmesi için acele etmelisiniz.

    3. İğne olmak zorunda değil. Grip aşısı için burun spreyi şeklinde aşı da mevcut.

    Çocuklar için 2 tip grip aşısı mevcut. Bunlardan biri 6 aydan büyük bebek ve çocuklar için önerilen inaktive influenza aşısı, kas içine enjeksiyon olarak yapılır.

    Zayıflatılmış canlı aşı formu ise 2 yaşından büyük 49 yaşından küçükler için burun spreyi şeklinde uygulanabilir. Ancak sprey şeklinde aşı henüz ülkemizde kullanıma girmedi.

    4. Grip aşısından grip olunmaz.

    Grip aşıları ölü ya da zayıflatılmış virüs ile üretilir. Burun akıntısı, yorgunluk, baş ve kas ağrıları gibi sistemik semptomlar aşı sonrası görülebilir.

    Grip aşısının bu yan etkileri ılımlıdır ve grip olmakla bir tutulmamalıdır. En yaygın yan etkiler aşı yapılan yerde ağrı ve hassasiyettir. Büyük çocuklar ve yetişkinlerde çok daha nadir olmak üzere, 2 yaş altındaki çocukların %10-35’inde aşıdan 24 saat sonrasına kadar ateş görülebilir. Burun spreyi şeklinde olan grip aşısının daha fazla grip hastalığı benzeri yan etkiler gösterebilme potansiyeli mevcuttur.

    5. Eğer aşılı iseniz ve gribe yakalandıysanız hastalığı çok daha hafif geçireceksiniz.

    Grip aşının % 60 efektif olduğu biliniyor. Ve grip aşısı olan insanlar hastalığı çok daha hafif geçiriyorlar.

    6. Bu yıl yapılan grip aşının geçen seneye göre çok daha etkili olduğu düşünülüyor. Çünkü ;

    2014-2015 grip sezonu, önceki yıllara göre çok daha ağır geçti. Çünkü daha yaygın görülmüş olan, H3N2 influenza virüsünün etkin genetik bölümü aşının içeriğinde yok idi. 2015-2016 sezonu aşısı bu gen bölümünü de kapsıyor.

    7. İnfluenza aşısı otizme neden olmaz.

    Literatürde yapılan çalışmalar grip aşının güvenli olduğunu ve otizm nedeni olmadığını göstermiştir. Maalesef bazı insanlar, politikacılar farklı nedenler ile dayanağı olmayan şekilde bunu ileri sürmektedir.

    8. Grip aşısı diğer aşılar ile aynı zamanda güvenle yapılabilir.

    Grip aşısı, diğer aşılarla birlikte aynı anda güvenle yapılabilir. Fakat ayrı bir bölgeden ve farklı bir iğne ile. 6 ay – 8 yaş arası, ilk defa aşılanacak olan çocukların 1 ay ara ile 2 kez aşı olmaları, bağışıklığın güçlü bir şekilde kazanılabilmesi için önemlidir. Canlı aşılar ile (su çiçeği – kızamık+kızamıkçık+kabakulak vs) ya aynı anda ya da 4 hafta ara ile yapılabilirler.

    9. Yumurta allerjisi olan bir çok çocuk da güvenle grip aşısı olabilir.

    Yumurta allerjisi olan pek çok çocuk hastane ortamında güvenle grip aşısı olabilir. Ağır yumurta allerjisi olan çocuklar için bir çocuk allerji uzmanının önerileri doğrultusunda hareket edilmelidir.

    10. Kimler grip aşısı olmamalı?

    eğer ağır, yumurta, jelatin ya da anbiyotiklere karşı hayatı tehdit edici allerjiniz varsa aşı olmamalısınız.

    eğer guillian barre hastalığı geçirdiyseniz aşı olmamalısınız.

    kendinizi iyi hissetmiyorsanız aşılanmayı bir süre erteleyebilirsiniz.

  • ANLAM BAĞLAMINDA SAĞLIKLI KİŞİLİK GELİŞİMİ EĞİTİMİ

    ANLAM BAĞLAMINDA SAĞLIKLI KİŞİLİK GELİŞİMİ EĞİTİMİ

    ANNE VE BABALARA YÖNELİK EĞİTİMİN GEREKÇELERİ:

    Yaşamın ilk yıllarında öğrenilen şeylerin, kazanılan davranışların kalıcı etkileri nedeni ile ANNE VE BABALAR çok önemli kişilerdir. İlk öğrenilen şeylerin iyi, güzel ve doğru şeyler olması hem çocuk hem de toplum için büyük değer taşımaktadır. . 0-6 yaş arasında insan kişiliğinin çekirdek kısmı oluşmaktadır. Kişiliğin oluşmasında çevre ve kalıtım faktörlerinin etkisi % 50 çevre, %50 kalıtım oranında dağılmaktadır. Kişilik gelişimini etkileyen faktörlerin yarısını oluşturan çevre faktöründe aileden sonra en etkili olanı okuldur. Özellikle çocukların kişiliğinin temelinin oluştuğu 0-6 yaş arasında anne ve babaların tavır ve davranışlarının çocuklar üzerindeki etkisi büyüktür. Çocuklar bu dönemde diğer insanlarla kendileri arasındaki sınırı öğrenmeye başlarlar. Kendi isteklerini fark etmeyi, çevre ile istekleri arasında uyum sağlamayı, yani ihtiyaçlarını gidermeyi bu yaşlarda öğrenirler. Bunu öğrenirlerken doğal olarak yetişkinlerle bazı çatışmalar yaşarlar. Anne babanın rolü, bu durumda yol gösterici olarak çok önemlidir

    Hangi özelliklere sahip olurlarsa olsunlar bütün çocuklar birer birey olarak dünyaya gelirler. Çocukların hepsi de sevilmeyi, saygı görmeyi, kendi yeteneklerini geliştirmek için gereken ilgiyi görmeyi hak etmektedirler. Böylece bu dünyada varlıklarını sürdürme ve diğer insanlar tarafından kabul görme bütün çocukların hakkıdır. Anne babaların çocuklara kabul edildiklerini nasıl göstereceklerini bilmeleri var olduklarını hissetmeleri yönünden büyük değer taşımaktadır.

    Anne babaların bu eğitimi alması çocukların kendisiyle barışık, diğer insanlara saygılı, özgüveni olan bireyler olarak yetişmelerine katkıda bulunacaktır. Böylece daha sağlıklı bir nesil yetişmesi yolunda bir adım atılmış olacaktır.

    NEDEN ANNE VE BABALAR:

    Çocuklarda kişilik gelişimini çevre faktörü %50 oranında etkilemektedir. Çevre faktörünün başında aile ve yakın akrabalar gelmektedir. Bebek dünyaya geldiği andan itibaren çevresinde annesini babasını ve yakın akrabalarını görür ve onların davranışlarından etkilenir. Çocuklar aile içinde sosyalleşmeyi, toplumsal kuralları değerleri öğrenmeye başlar. 0-6 yaş arasında edinilen tecrübeler çocukların kişiliğinde derin izler bırakır. İyi özümsenmemiş davranış kalıpları istenilen etkiyi göstermemektedir. Yanlış zamanda ve yanlış yerde kullanılan bilgiler aslında doğru olsa bile çocuklara yarar yerine zarar verebilmektedir. Daha büyük yaşlardaki çocuklar için doğru olan bir bilgi henüz gelişimini tamamlamamış bir çocuğa uygulandığında telafisi zor zararlı etkilere yol açabilmektedir. Diğer yandan değerlerin oluşumunda tutarlı olmak çok önemlidir. Bazı durumlarda değerli kabul edilen bir davranışın bazı durumlarda değersiz kabul edilmesi çocukların kafasını karıştırır ve çatışmalara yol açar. Tüm bu nedenlerle anne ve babaların tüm farlılıkları göz önüne alarak çocukları birer varlık olarak görebilmeyi ve ona göre uygun davranışları sergileyebilmeyi öğrenmeleri çok önemlidir. Anne babaların o güne kadar öğrendikleri teorik bilgileri ne zaman, nasıl ve hangi çocuğa uygulayacakları konusunda beceri kazanmaları çocukların yaşamlarının bütünü içinde değerli bir yere sahiptir.

    EĞİTİMİN YARARLARI:

    Verilecek eğitim sonucunda anne ve babalara çocuklarla iletişim kurma, öfke kontrolü, becerilerinin arttırılması hedeflenmektedir. Böylece çocukların kişilik gelişimlerinin sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi sağlanarak daha sağlıklı, üreten, kendine güvenen, topluma, kendine ve insanlığa yararlı bireylerin yetiştirilmesine katkıda bulunulması amaçlanmaktadır.

    NEDEN BU EĞİTİM:

    Çocuklarda görülen uyum bozuklukları doğru ve yerinde bir yaklaşımla kısa sürede giderilebilir. Böylece çocuk sağlıklı bir biçimde büyümesini ve gelişmesini sürdürebilir. Bu gerçekleşemediği zaman çocukta karşılaştığımız küçük bir problem giderek alışkanlık halini alabilir. Çevresindeki kişilerin tepkileriyle büyüyebilir hatta daha kötüsü çocuk bu davranışla ilgili etiketlenebilir. Çocuk etiketlendiği zaman bu davranışın yetişkinliğe taşınması ve hayat boyu ona zorluk çıkaran bir özellik kazanması kaçınılmaz olur. Oysa örneğin yemek yeme konusunda zorluk yaşayan bir çocuğun bu davranışının nedeni, anneden ayrılma, yeni bir kardeşin olması ya da evdeki başka bir stres olabilir. Bu neden araştırılmadan çocuğa zorla yemek yedirmeğe çalışılırsa, çocuk ikinci bir çatışmanın yarattığı stresle de baş etmek zorunda bırakılmış olur. Stres arttıkça stres karşısında kullanılan savunma mekanizması da etkisini arttırır ve savunma mekanizması olarak çocuğun gösterdiği örmeğin içe kapanma davranışı daha da artabilir. Bunun yerine çocuğun gerginliğinin kaynağı doğru olarak tespit edildiğinde, ailenin dikkati problemin kaynağına yönelecektir. Dolayısıyla ailenin göstereceği doğru yaklaşımlar ile problem bir müddet sonra kendiliğinden ortadan kaybolur.

    Bu nedenlerle anne babaların çok duyarlı olmaları, kendilerini geliştirmeleri, çocuklarla sağlıklı bir temas kurabilmeleri gereklidir. Bu becerinin geliştirilmesi her zaman teorik bilgilerle mümkün olamamaktadır. Çünkü teorik bilgilerin uygulamaya konmasını engelleyen, kişinin kendi geçmişinden gelen alışkanlıklar bulunabilmektedir. 0,6- yalnızca oyunların oynandığı, bazı bilgilerin aktarıldığı bir dönem olmaktançok temel alışkanlıkların kazanıldığı bir dönemi içine almaktadır.Bütün çocuklar farklı psikolojik yapıya sahip olduklarından aynı kurala farklı tepkiler verebilirler. Bu nedenle anne babaların kendileri ile ilgili farkındalık alanlarını genişletmeleri gerekmektedir. Anne babaların kendileri ile ilgili farkındalıklarının arttırılması, iletişimde yapılan hatalar hakkında bilgilenmeleri, etkili iletişim konuşunda geliştirilmeleri çocuklarla daha etkili ve sağlıklı bir iletişim kurmalarına yardımcı olacaktır.

    Gerçekleştirilecek eğitim programında; soru&cevap, teorik bilgilendirme, test kullanımı, vaka çalışması, resim, ritm çalışması öykü, oyun, tartışma, uygulama, hayalinde canlandırma gibi interaktif yöntem ve teknikler kullanılarak katılımcılara ANLAM BAĞLAMINDA SAĞLIKLI KİŞİLİK GELİŞİMİ EĞİTİMİ verilmesi hedeflenmektedir. yaşayan toplumun olumu biçimde etkilenmesi amaçlanmaktadır.

    Çocuklaınr 0-6 yaş arasında kişiliklerinin temel özellikleri belirginleşmeye başlamaktadır. Aynı dönem çocuğun kendisi dışındaki dünyayı tanımaya başladığı, diğer insanlar hakkında bazı bilgileri oluşturduğu bir dönemdir. Hayatta ilk tanıdığı insanlar olan annesi, babası ve diğer aile üyeleri dışındaki insanlarla tanıştığı bu dönemde sosyal becerilerini geliştirmektedir. Sosyalleşme süreci pek kolay geçen bir süreç değildir. Kıskançlık duygusu ile baş etmeyi öğrenme, paylaşmayı öğrenme, hoşuna gitmese de bazı kurallara uymayı öğrenme bu döneme rastlar. Pek de kolay olmayan bu gelişim sürecinde çocuk bazen zorlanır, gerginlik yaşar. Bu gerginlikleri hafifletmek için bazı savunma mekanizmaları kullanır. Kendisinin bu dünyada var olduğunu diğer insanlara anlatmaya çalışır. İsteklerini yerine getirmek için çeşitli yollar dener. Bütün bunları yaparken hırçınlaşabilir, geriye gidiş davranışları gösterebilir, arkadaşlarına zarar verebilir, annesine ya da kendisine bakım verene aşırı düşkünlük gösterebilir. Bu hassas dönemde çocuğa karşı yapılacak yanlış davranışlar aslında geçici olan bu davranışların kalıcı hale gelmesine, veya değişerek daha olumsuz davranışlara neden olabilir. Daha sonraki okul yaşamını olumsuz yönde etkileyecek bir biçim alabilir. O nedenle çocuklarla iletişim kurarken daha hassas davranmak gerekmektedir.

    Güven duygusunu ve iletişimi 0-6 yaş arasında öğrenen okul öncesi çocukları ile nasıl iletişim kurulduğu çok önemlidir. Çünkü çocuğun bir yetişkin olduğunda diğer insanlarla nasıl iletişim kuracağı üzerinde etkili bir dönemdir. Konuştuğu zaman sözü dinlenmeyen bir çocuk söylediklerinin önemsiz olduğunu öğrenecektir. Ağladığı zaman neden ağladığı anlaşılmadan susturulan bir çocuk duygularının önemsiz olduğunu ve saklanması gerektiğini öğrenecektir. Yetişkinlerin yaşamlarında çektikleri pek çok zorluğun temelinde ilk yıllarda öğrenilen bu bilgiler yatmaktadır. Yetişkin olunduğu zaman bu zorluk o insanın çevresini de etkileyecektir.

    Birbirine saldırganca davranmayan, sevgi dolu insanlardan oluşan bir toplum hepimizin hayalidir. Kendini seven, kendisine güvenen, diğer insanlarla barışık çocuklar yetiştirmek mutlu bir toplum oluşturmanın en önemli koşuludur. Anne babaların iletişim konusunda kendilerini geliştirmesine zemin hazırlayarak, sağlıklı ve huzurlu bir toplum için bir adım atılmış olacaktır.

  • Bebeğime anne sütü yeterli geliyor mu?

    Anneler mümkün olduğunca, bebekleri 6 aylık olana kadar sadece anne sütü ile bebeklerini beslemeliler. 6 aylık olana kadar tüm besin ihtiyaçlarını anne sütü karşılar. Emzirme aynı zamanda bebeği kulak enfeksiyonlarından, akciğer enfeksiyonlarından ve diyareden korur.

    Anneler doğum gerçekleştikten sonraki ilk bir kaç saat içinde (mümkünse 30 dk içinde göğüse bebeği koyun çünkü bebek ilk 1 saatinde genellikle uyanık olur) bebeklerini emzirmeye başlamalılar. İlk birkaç gün birçok annenin kolostrum dediğimiz sarı renkli az mikarda olan sütü olur ve kolostrum yenidoğanın ihtiyacı olan tüm besin değerlerini içerir. İlk 24 saat bir kaç damla olur ve birçok annenin 2-4. gün süt yapımı artar. 5. gün daha sert hatta süt sızdıran göğüsleri olur. Sert göğüs uçlarını bebeğin kavraması zor oluyor ise göğüs ucunu yumuşatmak için el ile ya da pompa ile birkaç damla sağmayı düşünebilirsiniz .6. günden sonra emzirme sonrası göğüste yumuşaklık hissi olur.

    Bebeğinizin yeterli anne sütü alıp almadığını nasıl anlarsınız;

    -bebeğinizin bezlerini takip edin; ilk 24 saat en az 1 ıslak bez olmalı, 3. gün ıslak bez sayısında artış görmeliyiz ve doğumdan sonra 4. ve 5. günlerde bebeğinizin artık günde en az 6 ıslak bezi olmalıdır.

    -barsak hareketlerini takip edin yani dışkılama sayısına bakın; doğumdan sonraki 4. günde bebeğinizin 4 ya da daha fazla dışkısı olması gerekir. 4-6 haftadan sonra kademeli olarak dışkılama sıklığı azalabilir.

    -Kilosunu takip edin; doğumdan sonra belli miktarda kilo kaybı normaldir. Genellikle 5. gün kayıp durur ve tipik olarak en geç 2 haftaya kadar doğum kilosuna ulaşırlar.

    Bebeğin acıktığının erken birtakım işaretleri olur; uyanma, memeyi arama, ellerinin üstünü, dudaklarını ya da dilini emmek gibi. Bir çok bebek çok fazla acıkmadığı sürece ağlamaz ve emzirmek için bebeğin ağlamasını beklemek önerilmez.

    İlk 1-2 hafta bebeklerin çoğu günde 8-12 kez beslenir, bazı bebekler daha sık emzirilmek ister, 30-60 dk da 1 gibi, bazılarının da uyandırılıp emzirmek için desteklenmesi gerekir. Doğumdan sonraki ilk 24 saat bebeğiniz derin uykuya dalabilir ve yine ilk 24 saat içinde kendi kendilerine beslenmek için uyanmazlar, o yüzden bebeğinizi uyandırın. 2. gün daha az uykulu olurlar. 3-4. gün yukarıda bahsedilen erken acıkma işaretlerinin olup olmadığını takip edebilirsiniz. İlk hafta bebeği emzirdikten sonra 4 saat geçmiş ise uyuyan bebeğinizi uyandırıp besleyin deriz ama bazı bebekler toplu halde sık sık emip daha uzun süre uyuyabilir (24 saat içinde 1 kez 5 saatlik gibi daha uzun bir süre olabilir). Göğüs ne kadar sık boşaltıtlırsa o kadar çok süt yapılmaya devam eder. Düzenli emzirmek prolaktin ve oksitosin adında süt üretimi ve salınımıyla ilgili 2 tane hormonun salgılanmasını tetikler. Göğüs düzenli ya da tamamen boşaltılamaz ise süt yapımı azalır. Ayrıca emzirme ertelenirse göğüs de rahatsız edici şekilde dolu ve sert bir hal alır. Bu yüzden anneler bebekleri açlık sinyalleri gösterdikçe emzirmeye teşvik edilmelidir.

    Bebeğin emzirmeyi ne zaman bırakacağı, memede ne kadar kalacağı bebekten bebeğe değişir. Özellikle doğumdan sonraki ilk birkaç hafta bazı bebeklerin 5 dakikaya bazı bebeklerin 20 dk ya da daha fazla zamana ihtiyacı olur. Her bir göğüs için en az 10 dakikayı hedeflemek gerekir ama genel olarak emzirmeyi zamanlamak yani saati gözetlemek, ölçmek önerilmez, bebek aktif emdiği sürece istediği kadar emzirilir. Aktif emmek demek düzenli emiyor ve yutuyor demektir. 6. günden sonra bebek beslenme sonrası tatmin olmuş görünmelidir.

    Emzirmenin ortasında meme değiştirip diğer göğse almak gereksizdir, bebeğin tek memeyi tamamen boşaltmasına izin verilmelidir böylece yağlı kısımdan zengin son sütü alabilip daha iyi doyması sağlanabilinir.

    Birçok bebek emmesinin bittiğini memeyi bırakarak ya da yüz kasları ve ellerini gevşeterek sinyal verir. 2-3 aydan küçük bebekler emme bitmeden memede uyuyakalabilir. Bu durumda bebeği uyandırıp, emzirmeyi bitirmesinin desteklenmesi gerekir. Bir göğüsü emme bitince diğer göğüsü alıp almadığı anlaşılmaya çalışılınır.

    Yalancı emzik, emzirme işi iyi başarılana kadar yani ilk hafta gibi verilmemelidir.

    Sıcak iklimlerde dahi anne sütü ile beslenen bebeklere 6 aylık olana kadar su vermenize gerek yoktur.

    Tüm anne sütü ile beslenen bebeklere 1. haftadan sonra günde 400 U D vitamini takviyesi yapılmalıdır.

    Dr Evrim Şenkal

  • ÇOCUKLAR NEDEN RESİM YAPAR?

    ÇOCUKLAR NEDEN RESİM YAPAR?

    İNSANIN ANLAM ARAYIŞI
    Viktor Frankl tarafından yazılmış olan bu kitapta Frankl’ın Nazi toplama kamlarındaki yaşantısı, çektiği acılar, bu acılara nasıl katlandığı, anlamın her koşulda insan için nasıl gerekli olduğu anlatılmaktadır. Aşağıda kitap hakkında Teria ve Batyanın eğitimin başında sordukları sorulara verdiğim yanıtlar bulunmaktadır. Öncelikle kitabı okumanızı tavsiye ederim.
    ÖZET
    *Frankl’ın acı çekme yolculuğundaki en önemli seçimi tifüslü hastaların barakasına giderek onların acılarını hafifletmeye karar vermesiydi. Böylece yaşamaktansa anlamlı olacak bir ölümü seçmesi onun yaşadıklarını ve ölümünü anlamlı hale getiren bir seçimdi.
    *Acı çekmenin hayatın diğer görevlerinden biri olduğunu çekilen acıların sonunda tutukluda duygu yitimi oluşturduğunu gördükten sonra fark etti. Duygularını kaybetmemek için karşı karşıya kaldığı acı durumu yaşaması gerekiyordu.
    *Frankl’a bu süre içinde kaybettiği kitabını yazma görevi olduğunu düşünmesi cesaret verdi.
    * Frankl acısını tek ve eşsiz görevi olarak gördüğünde daha yüksek bir anlam yüklemiş oldu.
    *Acı çekme hikayesinin sonunda elde ettiği ödül, yaşaması, o çok değerli yaşantılara sahip olması ve içsel olarak kararlarını özgür olarak verebildiğini anlaması, yani özgürlüğüdür.
    *Acılarını çekerek içsel özgürlüğünü korumuş ve yüksek ahlaki değerlere ulaşmıştır..
    *Frankl bu sürecin sonunda değiştiremeyeceği durumlarda kaderini kabul etme cesaretini gösteren, en zor durumda bile iyiyi seçme özgürlüğüne sahip olduğunu bilen bir insan oldu.
    *Yaşadıklarının sonunda Frankl ruhunun derinliklerindeki iyi ve kötüyü ortaya çıkarmış, artık tanrıdan başka kimseden korkmayan bir insan olmuştur.
    * Yaşadıkları Frankl’a insanlara yaşamlarındaki anlamı gösterme misyonunu sundu.
    *Frankl’a verilen hayat görevi acılardan kaçmamak, yaşadığı acı deneyimleri ders haline getirerek insanlara faydalı olmaktır.
    *ACI ÇEKME YOLCULUĞUNDA EN ÖNEMLİ SEÇİM NEYDİ?
    Toplama kampındaki diğer doktorlar doktorluk hizmeti vermiyorlardı. Tifüs salgını olduğunda Frankl’ dan tifüse yakalanmış hastalarla ilgilenmesi istendi. Arkadaşları gitmemesi için onu uyardılar. Ancak Frankl “nasıl olsa bu koşullarda burada da öleceğim. Hiç olmazsa yoldaşlarıma yardımcı olurken ölürüm, böylesi daha onurlu” diyerek hastaların bulunduğu barakaya gitmeyi kabul etti. Bu onun önemli bir seçimiydi. Böylece ölümüne de bir anlam kazandırmış oldu. Bu ise acı çekmekte olan hasta yoldaşlarının acılarını hafifletmek, sonunda ölecek bile olsalar ölünceye kadar geçen süre içinde daha mutlu yaşamalarını sağlamaktı. Böylece daha uzun anlamsız bir biçimde yaşamaktansa daha kısa fakat anlamlı bir biçimde
    yaşamayı seçti. Daha çok insanın yüreğinde onun için hissedeceği şükran duygusu onu bu dünyada daha çok var edecekti. Yaşam yaşamak için değil, varlığını hissetmek için yaşanır. Varlığını hissetmediği sürece insan aslında yaşamıyor demektir. Yaşamına ihanet ediyor demektir. Dünyaya geliş amacına ihanet ediyor demektir.

  • Çocuklarda havale (nöbet)

    Çocuklarda havale (nöbet)

    Havale geçirme, Sara krizleri çocuklarda sık görülen bir rahatsızlıktır. Yenidoğan dönemi olarak adlandırılan yaşamın ilk 28 günü tüm yaş grupları içinde en çok Sara krizi geçirilen dönemdir. Aslında beynimiz ne kadar genç ise o kadar havale geçirmeye yatkındır.

    İki tür havale ile karşılaşıyoruz. Ateşli havaleler ve ateşsiz havaleler. Eğer çocuk Sara krizinin geçirirken veya hemen sonrasında ateşi 38 derecenin üzerinde çıkıyorsa bu durumu ateşli havale olarak değerlendiriyoruz. Genel olarak ateşli havaleler daha iyi huylu olmaya eğilimlidirler. Çoğu 6 yaşından sonra devam etmez. Oysa ateşsiz havaleler daha ileri yaşlara kadar edebilir.
    Ateşssiz havalelerin iyi veya kötü huylu olduğunu değerlendirmek için ise bir kaç parametreyi değerlendirmek lazım. Havale ne kadar kısa sürüyor ve seyrek geliyorsa o kadar daha iyi huylu olacağını düşünürüz. Tüm vücudun etkilendiği, çocuğun nöbetler sonrasında durgunlaştığı sık nöbetlerin zeka gelişimini etkileme riski daha fazladır. Bazı nöbet tipleri, örneğin West Sendromunda görülen kasılmalar, kötü gidişatın habercisi olabilirler. Genel olarak sadece uykuda geçirilen nöbetler daha iyi huylu olarak kabul edilebilir.
    Eğer Sara krizlerini bir ilaç ile kontrol altına alabiyorsak hafif bir epilepsi ile karşı karşıya olduğumuzu düşünürüz. Bu durumlarda ilaçları kesmek için nöbetsiz geçen 2 yıl güvenli bir yaklaşımdır. Bu süreyi ortalama olarak düşünmek daha doğru olacaktır, çünkü ilaç kullanımı 1 ay gibi kısa bir süre olabileceği gibi yıllarca da devam edebilir.
    Bazen nöbetleri durdurmak daha zor olabilir. İki yada 3 ilacı aynı anda kullanan hastalarımız olabiliyor. Eğer ilk iki ilaç denemesi ile nöbetler kontrol altına alınamıyorsa bu duruma dirençli epilepsi denilmektedir.

    Doç Dr Barış Ekici,
    Çocuk Nörolojisi Uzmanı,

  • ÇOCUK RESİMLERİNİN YORUMLANMASI

    ÇOCUK RESİMLERİNİN YORUMLANMASI

    Çocukların resimleri onların iç dünyasına açılan sihirli bir kapıdır. Henüz kelime dağarcığı yeterince gelişmemiş olan çocuklar yaşadıkları duyguları tanımlama konusunda da yeterli beceriye sahip değildir. Onu üzen bir durum yaşadığında bazen sadece ağlayabilir ya da küsebilir. Bu durumda yetişkinler onun neden ağladığını veya küstüğünü anlamakta zorluk yaşayabilirler. Çocuğa sordukları zaman da tatmin edici bir yanıt alamazlar. O nedenle çocuk resimleri çocuğun içsel yaşantılarına ulaşmak için önemli bir yoldur. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir konu vardır. Genel olarak resimlerin yorumlanması yansıtmaya çok açıktır. Insanlar bir resme baktıklarında kendi iç dünyalarını gösteren bölümleri en önce görme eğilimdedirler. Bu durumda çocuğun resmini yorumlarken yorumlayan kişinin kendisini yansıtması ihtimali çok güçlüdür. Bu gerekçelerle çocuğun resmini yalnız kendisinin yorumlaması esastır. Hatta çocuğa resim hakkında soru sorarken yönlendirici sorular tercih edilmezse daha doğru yanıtlar alınabilir.

    Üç yaşındaki bir çocuk küçük karalamalarını “anne”, “baba”, “otomobil” olarak açıklayabilir. Çocuğun resmine değer verilerek bakılır ve ilgi ile anlattıkları dinlenirse onun da anlatma isteği ortaya çıkacaktır. Bu resimlerin sergilenmesi ona değer verdiğimizin bir göstergesidir. Hatta bu resimlerin bir dosya içinde saklanması gelecekte dönüp bakmak için oldukça değerlidir.

  • Çocuk havale geçirdiğinde neler yapmalıyız

    * Sakin olmaya çalışınız
    * Nöbetin başlangıç zamanını kaydetmeye çalışınız
    * Çocuğun yanından ayrılmayınız
    * Çocuğun yaralanmaması için çocuğa yakın olan sandalye gibi nesneleri kaldırınız
    * Başının altına yastık gibi yumuşak bir şeyler koyunuz
    * Nöbeti fiziksel olarak durdurmaya veya çocuğu zapt etmeye çalışmayınız
    * Ağzından herhangi bir şey vermeyiniz
    * Nöbet anında çocuğu yan yatırınız
    * Nöbetin bitiş zamanını kaydediniz
    * Eğer çocukta tekrarlayan nöbetler oluyorsa, nöbetler acil tedaviye yanıt vermediyse, çocukta bir yaralanma gelişmişse veya nöbet 5 dakikadan daha uzun sürdüyse tıbbi yardım için ambulans çağırarak bir sağlık kuruşuna başvurunuz

  • ERGENLİK SORUNLARI

    ERGENLİK SORUNLARI

    İnsan yaşamı boyunca duygusal, fiziksel ve sosyal yönden en çok zorlandığı dönemlerden biridir ergenlik çağı. Kişiliğin yeniden yapılanıp, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir.

    Ergenlik dönemi; çocuklar için sosyal yönden yeniden doğuş ve fiziksel olarak da bir çok değişikliğin olduğu bir çağdır. Bu dönem çocuklar içinde anne-babalar içinde zor geçmektedir.

    Ergenlik dönemi özellikleri için şunları sırlayabiliriz:

    – Ergen büyüdüğüne inanmak ve çevresini inandırmak ister, ama ne yetişkin gibi davranabilir ne de çocuk gibi.

    – Bağımsız olmak isterler.

    – Kendilerine karışılmasın isterler, aynı zamanda da ailesinin güven ve desteğini beklerler.

    – Arkadaş grubu çok önemlidir. Onlar tarafından kabul görüp beğenilmek isterler Arkadaşlar anne babadan önce gelir.

    – Kendisini ailesine ve çevresine ispatlama çabası içindedir.

    – Bedenindeki değişiklikten dolayı şaşkınlık yaşar ve ne yapacağını bilemez.

    – Sürekli bir şeylerin arayışı ve eksikliği içindedir.

    – Asi ve hırçın, evde huysuz veya sıkılgan ve dalgındır.

    – Fazla alıngan ve olur olmaz her şeye ağlar.

    – Ders çalışmazlar, aynanın karşısından ayrılmazlar ve acayip giyinirler.

    – Pop ve film yıldızlarına veya sporculara aşık olurlar.

    – Çok gezerler ve yalan söyleyebilirler.

    – Argo konuşurlar, alkol ve sigara kullanmayı deneyebilirler.

    – Ailesinden nefret ediyormuş gibi davranır, anne-babadan uzaklaşır ve anne-babayı dinlemezler.

    – Kaide ve kuralları küçümserler.

    – Kontrolsüz konuşurlar.

    Bütün bu sıraladığımız davranışlar anne babayı kaygılandırır. Ancak bunlar ergenlik dönemi için normal sayılabilecek davranışlardır. Bu olumsuz davranışlar ergenin ne kadar zor

    lanma karşısında olduğunu göstermektedir. Bunlar bağımsızlığa duyulan ihtiyaç artışından ve cinsel uyanıştan kaynaklanmaktadır. Bu davranışlar geçicidir. Çocuğunuzun bir anlamda kendinden emin ve güçlü görünmek, kişiliğini bulmak için geliştirdiği davranışlardır.Çocuğun kendi kimliğini bulmada kızlar için anneleri, erkekler için babaları model oluşturur.

    Bu dönemde anne-baba olarak çocuğunuzu DİNLEYİN (göz göze temas kurarak etkin dinleyin)

    Acemiliklerinde SABIRLI olun,

    Kendi duygularınızda GERÇEKÇİ olun (yani ona gerçekten mi yardımcı olmak istiyorsunuz yoksa “komşular ne der” diye mi kaygılanıyorsunuz? )

    DÜRÜST olun, kızdığınızda, onu tasvip etmediğinizde bunu ona belirtin.

    SAKİN olun, akıl veya öğüt verirken bunu sakin ve kabul edebileceği şekilde söyleyin. Kafasına vurur gibi değil. Bağırıp çağırdığınız takdirde ona hiçbir şey yaptıramazsınız.

    En önemlisi SEVGİNİZİ ve GÜVENİNİZİ her fırsatta dile getirin ki bu fırtınalı dönemi kolay atlatsın.