Yazar: C8H

  • Çocuklarda bağışıklık sistemi

    Bağışıklık (İmmün) Sistemi Nedir?

    İmmünoloji nedir?

    İmmünite Latince “immunitas” dan köken alır. İmmunitas, bağımsız olmak, özgür olmak demektir. İmmunite vücut için yabancı ve zararlı olan her şeyden korunma olarak ifade edilebilir. İmmünoloji ise bağışıklık sistemi ile ilgilenen bilim dalıdır.

    Bağışıklık (İmmün) sistemi nedir?

    Bağışıklık sistemi “mikrop” diye tanımlanan, vücudumuzda enfeksiyona yol açan virüs, bakteri, mantar ve parazit gibi mikroorganizmaların zarar verici etkilerine karşı kişiyi koruyan, savunma sistemimizdir. Bağışıklık sistemi hücreler ve organlar-dokulardan oluşur. Bu hücreler; nötrofil, monosit, lenfosit, dendritik hücre olarak adlandırılır. Organ-dokular; lenf bezleri, timus bezi, kemik iliği, dalak, lenf sistemi, barsak-solunum sistemi-ve derideki lenfoid yapılar olarak sayılabilir. Bağışıklık sistemini oluşturan bu hücre ve organlar birlikte muhteşem bir işbirliği içinde çalışmaktadırlar.

    Bağışıklık (İmmün) sistemi nasıl çalışır?

    İmmün sisteminin çalışması iki ana başlık altında incelenir.

    1. Doğal bağışıklık sistemi (doğal direnç); Enfeksiyonlara yol açan mikropları, vücuda ilk girişte karşılayıp tanıyan ve daha sonra ortadan kaldırmak için çalışan, doğal olarak organizmada hazır bulunan bağışıklık sistemidir. Başlıca deri, solunum sistemi ve sindirim sistemi, doğal öldürücü hücreler ( NK hücresi), fagositik hücreler, protein yapıdaki sıvısal ürünler ( kompleman sistemi, sitokinler) den oluşur. Bu sistem enfeksiyona yol açan mikroorganizma ile karşılaşır karşılaşmaz dakikalar içinde harekete geçer. Oluşturulan immün yanıt etkene spesifik değildir ve hafızası yoktur.

    2. Edinsel bağışıklık sistemi ( kazanılmış direnç); Bu sistem, vücuda zarar veren bir mikropla karşılaşmayı takiben, günlerle belirtilen bir hazırlık süresi sonucunda harekete geçer. Etkene spesifiktir ve hafızası vardır. Yapıtaşlarını T ve B lenfositler oluşturur.

    Doğal ve edinsel bağışıklık sistemi ayrı ayrı olarak ele alınsa da, karşılıklı etkileşim içinde, işbiriliği ile vücudumuzu zarar veren etkenlere karşı korumaktadırlar.

  • Engel kime göre, engel..

    Engel kime göre, engel..

    Engel deyince aklımıza birçok anlam geliyor. Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen neden, mani, mahzur, müşkül ilk olarak geliyor. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden, atlaması gereken, çerçeveyle tabandan kurulu tahta düzen ikinci olarak da bu gelebiliyor. Eylemin nesnel, ruhsal ya da toplumsal açıdan kısıtlanması çoğu insanda bu engel durumu karşımıza çıkabiliyor. Başka engel olarak da engelli insanlar geliyor.

    Bazen mücadeleler, hayatımızda tam olarak gerek duyduğumuz şeylerdir. Eğer hayatımıza hiçbir engelle karşılaşmadan devam edilseydi hiçbir zaman olgunlaşamazdık. Çünkü o olumsuz olarak gördüğümüz olayların belki ondan sonra daha iyi bir şekilde karşımıza çıkabilir. Her şey de bir hayır var der çoğu kişi bu sözü yaşayarak görebiliyoruz. Engel sanarak gördüğümüz durum aslında arkasında çok şeyler kazandırabiliyor. O olumsuz durum da karşılaştığımız da ilk önce isyan edilir, sonra umutsuzluğa kapanır. Bir zaman sonra önümüze çok güzel bir şekilde sunulduğunda her şey unutulur.

    Herkesin hayatında ki engelleri farklıdır. Bir çocuğun istediği oyuncağı alınmadığında, öğrencinin önemli sınavlarda kötü bir olay yaşaması veya istediği yere tercih yapamadığı durumlar, çalışan insanların iş hayatında ki olumsuz olaylar aniden başka bir iş çıkıp bütün planların değişmesi, yaşlıların sağlık problemlerinden dolayı istedikleri şeyleri yapamaması böyle birçok engel sıralanabilir. Böyle engellerin hep bir alternatif çözümleri vardır.

    Başka seçenekler olabilir.

    Engelli bir insanın hayatında ki engeller çok farklıdır. Yapacakları alanlar sınırlıdır. Engel durumlarına göre yapacakları şeyler bellidir ve o alanlarda kendilerini geliştirirler. Özel yetenekleri vardır, en iyi bir ressam kadar güzel resimler yapabiliyorlar, el sanatlarına geneli çok becerikli olabiliyorlar. Sadece onlara yardım etmek için bir el bekliyorlar ve sevgi en önemlisi. Siz bir adım yaklaştığınızda onlar koşarak geliyor. Üstünde durulduğu zaman güzel şeyler ortaya çıkabiliyor. Her şeyden mutlu olmayı biliyorlar. Önümüzde ki engelleri büyütmek yerine onları nasıl en iyi duruma getirebileceğimizi düşünmemiz gerekir.

    Yarının bu günden daha iyi olacağı ümidiyle yetinmek yerine hemen bugün, yarın uyandığımızda kendimizi önceki günden biraz olsun daha iyi hissetmemizi sağlayacak bir şeyler yapabiliriz.

    Her zaman ikinci bir tercih olmalıdır.

    Hayatın bize ne getireceğini bilemeyiz.

  • Bebeklerin 0-30 ay gelişimi

    2.AY

    Tanıdık seslere başını çevirebilir
    Dik tutulduğunda başını tutabilir.
    Annenin sesini hemen fark eder.
    Gece ve gündüz uykuları düzene girmeye başlar
    İkinci ayın sonunda başını rahatlıkla dik tutabilir.

    3. AY
    Karnının üzerindeyken kafasını 45 derece yukarı kaldırabilir.
    Yüzüne 15 cm. uzaklıkta bulunan nesneyi başından sonuna kadar takip edebilir.
    Kafasını dik tutabilir.
    Nesneleri kavrayabilir.
    Renkli eşyalara sabit bakabilir.
    Müzik sesiyle sakinleşir.
    Bir yana doğru yuvarlanabilir.

    4.AY
    Yüksek sesle gülebilir. Neşeyle çığlıklar atabilir.
    Elindeki eşyaları ağzına götürür.
    Yana dönmeye başlar.
    Karnının üzerinde yatarken kollarının üzerinde göğsünü kaldırabilir.
    Dört ay bitiminde sırtüstü yatarken ellerini seyretmeye başlar.
    Aile bireylerini ayırt etmeye başlar.

    5. AY
    Eşyaları bir elinden diğerine geçirebilir
    Nesnelere uzanır, yakalar ve ağzına götürmeye çalışır.
    Ellerinden çekilerek oturtulduğunda başını gövdesiyle aynı seviyede tutabilir.
    A-guu ve benzeri sesleri çıkartabilir

    6. AY
    Destekle oturabilir.
    Bardağı ve biberonu iki eliyle kavrar.
    Anlamlarını bilmeksizin mama, baba diyebilir

    7. AY
    Yedinci ay bittiğinde yardımsız olarak oturabilir.
    Dik tutulduğunda bacakları üzerine bir miktar ağırlık verebilir.
    Bir kişiye veya bir cisme tutunarak ayakta durabilir.
    Ga-ga-ga, ba-ba, ma-ma gibi sesleri mırıldanabilir.
    El çırpma oyunu oynayabilir ya da el sallayabilir.
    Ayakları ile oynamayı sever. Ayaklarını ağzına götürmeye çalışır.
    Ce-e oynayabilir.

    8-9. AY
    Rahatlıkla desteksiz oturabilir
    Emeklemeye başlar ve kendi tutunarak ayağa kalkabilir.
    Tek elinden tutulunca adım atabilir.
    Oturur durumdayken kalkabilir.
    Sıralamaya başlar.
    Anne, Baba, Dede gibi iki heceli kelimeleri anlamlı ve bilinçli olarak söyler.
    El sallayabilir.

    10-11. AY
    Yardımsız adım atabilir.
    Topa ayağı ile vurabilir.
    Eşyalara tutunarak yürüyebilir.
    Baş ve diğer parmak uçlarını kullanarak bir cismi özenle kaldırabilir.

    12-17. AY
    Yürümeye başlar.
    Merdiven çıkabilir.
    Top oynayabilir.
    Ayakkabısını ve çorabını çıkarmaktan hoşlanır.
    İsteklerini ağlamadan gösterebilir.
    Kendince garip bir dilde konuşabilir.

    18. AY
    İki kelimeli cümleler kurabilir.
    Kaşığı doğru tutarak yiyebilir.
    Merdivenlerden inip çıkabilir.
    Kakasını ve çişini yapınca söylemeye başlar.

    24. AY
    Kendi başına yemek yiyebilir.
    Ellerini, ağzını, burnunu eliyle gösterebilir.
    Resimlere bakarak tanıdığı şeyleri söyler.
    Soru sorar.

    30. AY
    Kakasını tutar ve söyler.
    Kız ve erkek farkını öğrenmeye başlar
    Rahatlıkla yemeğini yiyebilir.
    Anlamadığı kelimeleri sorar.
    Değişik eşyalar kullanarak oyuncaklar yapar.

  • Çocuklarda Disiplin

    Çocuklarda Disiplin

    Çocuğunuzu Cezalandırmadan Disipline Etmek İçin 3 İpucu

    Çocuklarımızın hatalarından ders çıkararak öğrenmesini istiyoruz. Bu yüzden bir hata yaptığında ona yaptıklarını düşünmesini söyleyerek odasına yolluyoruz. Ancak çocuklarımız çoğunlukla yaptıklarını düşünmüyor ve aynı davranış biçimini sürdürmeye devam ediyor. Peki bu durumda çocuğunuzu disipline etmek için nasıl davranmak gerekir?

    Disiplin kelimesi çoğunlukla ceza kelimesiyle birlikte kullanılır. Halbuki disiplin kelimesi Latincedeki “disciplina” kelimesinden gelir. Bu kelime “öğrenmeyi öğretmek”, “öğrencilik hali veya adabı” anlamlarını taşır. Disiplin kelimesinin gerçek anlamı, çocukların davranışlarını değiştirmenin anahtarı niteliğindedir: “Çocuklara daha iyi davranışlara sahip olmaları için gereken yöntemleri göstermek.”

    Disiplin kelimesini ceza ile bağdaştırarak çocuğumuza hatasının bedelini “ödetmek”, bir dahaki sefer doğru seçimi yapmayı öğrenmesine yardımcı olmuyor. Sürekli cezalandırılmak “güç sahibi olma” konusunda mücadelelere neden olurken, çocuklar kötü davranışlarının anne babaların dikkatini çektiğini düşünerek devam ettirme eğilimine de sahip olabiliyor.

    Peki çocuğumuzu cezalandırmadan disipline etmenin yolları nelerdir? Elbette her çocuk tek ve biricik olduğu için bunun sihirli bir formülü yok. Ancak üç ana konuya odaklanmak onların doğru seçimleri yapmasını sağlamaya yardımcı olacaktır.

    1. Onlara ihtiyaçları olan olumlu ilgiyi verin.

    Çocuklar ilgi ister. Eğer onların ihtiyaç duyduğu ilgiyi pozitif olarak vermezsek farklı yöntemler deneyerek negatif ilgiyi de kendilerine çekmeye çalışacaklardır. Kötü nedenlerle de olsa ilgiyi üzerlerinde tutmak isteyeceklerdir. Bu 7-24 onlara ilgi göstermeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Her gün kısacık bir süre de olsa hiçbir dikkat dağıtıcı unsura yer vermeden, tamamen onların istediği şeylere odaklanarak ona ait bir zaman dilimi yaratmak olumlu bir adım olacaktır. Gününüz ne kadar yoğun olursa olsun, her gün 1 ya da 2 kez 10 dakika boyunca onun seçtiği bir oyunu oynayarak ya da kitabı okuyarak vakit geçirebilirsiniz. Böylece ilgi isteğini doyurarak negatif yollardan ilgi çekme ihtiyacını ortadan kaldırmaya katkı sağlayabilirsiniz.

    2. Eğitime Zaman Ayırın

    Disiplin kelimesinin gerçek anlamının “öğrenmeyi öğretmek” olduğunu hatırlayın. Çocuğunuzu disipline etmenin en iyi yolunun ona daha iyi seçimler yapmayı öğretmek olduğunu unutmayın. Bunun için rolleri değiştirebilirsiniz. Siz çocuk olun ve bırakın çocuğunuz size doğru seçimleri yapma konusunda yardımcı olsun. Bir oyuncağı kırmak yerine paylaşmak, kırıcı bir üslup yerine olumlu bir yaklaşım sergilemek konularında size yol göstermesini ve doğru seçimler yapmanızı sağlamanızı isteyebilirsiniz. Böyle doğru ve yanlış seçimin ne olduğunu kavramasına yardımcı olabilirsiniz. Ayrıca her doğru davranışını sözlerinizle takdir ederek hevesini canlı tutabilirsiniz.

    3. Sınırlar Koyun ve Bu Sınırlara Sadık Kalın

    Çocuklar sınırları ve kuralları bildiklerinde daha olumlu gelişirler. Sınırlandırmalar deyince yüzlerce sert ve değişmez kuraldan bahsetmiyoruz elbette. Sınırlar, aileniz için en iyisi neyse o olmalıdır. Sınırlar ve kurallar konusunda oldukça açık ve net olun. Eğer sınırları aşarlarsa neler yapmaları gerektiğini açıkça ifade edin. Söz gelimi akşam yemeklerinde tabaklarını kendileri kaldırmazlarsa bulaşık makinesini boşaltmak zorunda olacaklarını bilsinler. Ancak ilgisiz kurallar koymayın. Mesela ödevini yapmayan bir çocuğa odasını temizletmek bu iki sorumluluk arasında bağ kuramayacağı için herhangi bir etki yaratmayacaktır.

    Her şeyden önemlisi tutarlı olun. Bir sınır aşıldığında karşılaşacakları sonuçları sürekli değiştirirseniz çocuğunuzun kafası karışacaktır. Merak ettiğin tüm konularda profesyonel destek almak için Psikon Psikolojik Destek Merkezi’mize başvurabilirsiniz.

  • Anne sütünün faydaları

    Anne sütünün faydaları

    İçerdiği protein, karbonhidrat ve yağ, vitamin, mineral miktarı ile anne sütü bebeklerin tüm gereksinimlerini altı ay boyunca tek başına karşılayabilen harika bir besindir.

    Anne sütü hangi hastalıklara karşı korur?

    Enfeksiyonlar ( kulak iltihabı, ishal, solunum sistemi enfeksiyonları, menenjit, idrar yolu enfeksiyonları, apandisit)
    Allerjik hastalıklar
    Ani bebek ölümü
    Erken doğan prematür bebeklerdeki barsak hastalıkları (Nekrotizan enterekolit)
    Kognitif gelişme, rutin aşılara antikor yanıtı ve görme keskinliği gelişmesi daha iyi olmaktadır.
    Ayrıca bebeklik çağında yeterli süreyle anne sütü almış erişkinlerde lenfoma, lösemi, multipl skleroz, diabetes mellitus, kronik karaciğer hastalığı, ülseratif kolit, obesite, Crohn ve çölyak hastalığı riski azalmaktadır.

    Etkili emzirme nasıl olur?

    Memeye iyi yerleşen ve etkili emen bir çocuk areola ( meme başı ve etrafındaki kahverengi halka) ve alttaki meme dokusunun çoğunu ağzına almıştır. Meme başı ile birlikte ağza alınan areola ve meme dokusu damağa doğru uzanınca bir emzik oluşturur. Bebek meme başından değil bu meme dokusundan emer. Dil önde, alt dişetlerinin üzerinde ve laktiferöz sinüslerin altındadır. Alttan meme başını sarmalıyor şekildedir.

    Etkili emen bir bebekte; Bebeğin ağzının geniş açık olduğu, alt dudağının dışa dönmüş olduğu, çenesinin memeye dokunduğu, yanaklarının yuvarlak ya da annesinin memesine doğru düzleşmiş olduğu, ağzının üzerinde ve altında görülen areola büyüklüğü karşılaştırıldığında; ağzının üzerinde daha fazla, altında daha az aleora bulunduğu, emzirme sonrasında meme ve meme başının sağlıklı görünümde olduğu görülür.

    Emzirme sırasında meme yuvarlakmış gözükür. Memelerin emzirmeden önce dolu sonra yumuşak olmaları, bebeğin memeyi boşalttığını gösterir. İlk günlerde emzirirken uterus (rahim) ağrıları olabilir.

    Uygun emzirme pozisyonu nasıl olmalıdır?

    Bebeğin başı ve vücudu düz bir hat üzerinde olmalı,
    Bebeğin yüzü memeye doğru, burnu meme ucunun karşısında durmalı,
    Anne bebeğin vücudunu kendi vücuduna yakın tutmalı,
    Yenidoğan bebekler sadece baş ve omuzdan değil, poposundan da destekli tutulmalı

  • Disleksi Özel Öğrenme Güçlüğü

    Disleksi Özel Öğrenme Güçlüğü

    Disleksi zekası normal ya da normalin üzerinde olan çocuklarda dinleme, anlama, düşünme, kendini ifade etme, yazma ve okumada zorluk yaşanması ile kendini gösterir. En yaygın görünen öğrenme güçlüğüdür. Kısaca disleksi bireyin zekası normal yada normalin üzerinde olmasına rağmen, yaşına ve zekasına göre verilen eğitim düzeyine göre yeterince öğrenememesidir. Çok zeki oldukları herkes tarafından farkedilirken bu çocukların nasıl yavaş ve yanlış okudukları, öğretilmesine rağmen neden kötü yazdıkları, belli konularda ilgili ve becerikli olmalarına rağmen neden ödev yapmak istemedikeri, kendilerini toparlayıp ders çalışmaya odaklanamadıkları, gerekli bilgiye sahip oldukları halde bunları sınav kağıdına yansıtamadıkları aileleri ve öğretmenleri tarafından anlaşılamamaktadır.

    100 yılı aşkın süredir yapılan bilimsel çalışmaların sonucunda disleksinin tek bir nedene bağlı oluşmadığı, çesitli genetik ve çevresel etkenlerin rol oynadığını ortaya koymustur. Disleksi doğuştan gelen yapısal bir durum olduğundan yaşamın ilk yıllarından itibaren belirtilerini gösterir. Sağlıklı gelişmesine rağmen yaşıtlarına göre geç konuşan, konuşurken sözcükleri yanlış telaffuz eden çocuklarda disleksi ihtimali vardır.

    Dislekside erken yaşlarda farkedilebilecek başka bir alan da hareket ve koordinasyon alanıdır. Merdivenleri tutunmadan yardımsız bir şekilde inip çıkmakta güçlük, kendi başına giyinip soyunamamak, fermuarını çekememek, düğmesini ilikleyememek, makas, kalem, çatal, kaşık kulanmakta güçlük veya uygun şekilde tutamamak vb. durumlar disleksinin hareket ve koordinasyon alanındaki yarattığı problemlerdir. Ve bu durumla karşılaşan kişilerin vakit kaybetmeden uzman kişilerden yardım almaları ve çözüm yollarını aramaları şarttır.

  • Çocuklarda astım belirti ve özellikleri

    Çocuklarda astım belirtileri ve özellikleri, çocuklarda astım teşhisi ve tedavisi

    Çocuklarda astım kaç yaşında görülür?

    Çocuklarda astım hastalığı genellikle 5 yaş altında belirti gösterir

    Çocuklarda astım belirtileri nelerdir?

    Tekrarlayan veya sürekli öksürük, hırıltı (hışıltı-vizing) ve nefes darlığı astımda en sık karşılaşılan şikayetlerdir.

    Astım belirtilerinin özellikleri nelerdir?

    Öksürük; özellikle kuru, inatçı ve tekrarlayıcıdır. Sıklıkla uyuduktan 1-2 saat sonra veya sabah karşı, uykudan uyandırıcı, oyun oynadıktan veya egzersiz yaptıktan sonra artan vasıftadır.

    Hırıltı (hışıltı-vizing); daralmış bronşlardan hava çıkışının zorlanması nedeniyle , özellikle nefes verirken göğüsten ince tiz ıslık sesine benzer duyulan bir sestir.

    Nefes darlığı; çocuklarda kendini hızlı nefes alıp verme ile gösterir.

    Çocuklarda astım nasıl teşhis edilir?

    Çocuklarda astım tanısı koymada en değerli tanı aracı öyküdür. Öksürük, hırıltı ve/veya nefes darlığının ataklar halinde ve tekrarlayıcı olması, özellikle gece veya sabaha karşı artışı, egzersiz veya oyundan sonra, alerjenlerle veya irritan madde ile karşılaşma sonrası tekrarlaması, bronş genişletici ilaçlarla gerilemesi astım tanısı koyduran en önemli ipuçlarıdır.

    5 yaştan büyük çocuklarda, akciğerlerin solunum kapasitesini değerlendiren solunum fonksiyon testi, çocuklarda astımın %80-90’ı alerjik olduğu için, allerjenin varlığını araştırmak üzere deri testleri ve/veya bazı kan testleri yapılmaktadır.

    Ayrıca astımın başka hastalıklardan ayırıcı tanısını yapmak için bazı kan testleri, boğaz veya balgam kültürü, ter testi, gaita analizleri, daha ayrıntılı radyolojik inceleme ( akciğer filmi, akciğer tomografisi, sinüs grafisi-tomografisi, lateral sefalometrik film) gerekebilir.

    Çocuklarda astım nasıl tedavi edilir?

    Astımın kronik bir hastalık olması nedeniyle hastanın düzenli aralıklarla kontrol edilerek, uzun süreli tedavisinin planlanması gerekmektedir.

    Tedavideki amaç; hastanın çok az/veya hiç şikayetinin olmaması, spor dahil normal yaşamını sürdürebilmesi, atak geçirmemesi ve solunum fonksiyon testlerinde normale yakın seyretmesidir. Düzenli aralıklarla bu hastaların takip edilmesi çok önemlidir.

    Tedavinin temelini, alerjenlerden kaçınma, astım ataklarını tetikleyen enfeksiyon, hava kirliliği, sigara dumanı, yoğun ve keskin kokulardan uzak çevre koşullarının sağlanması oluşturur.

    İkinci aşamasını ise astım atakları sırasında kullanılan bronşları genişleten; rahatlatıcı ilaçlar ( sprey ve nebülizer cihazı ile uygulananlar) ve astım ataklarını önleme amacı ile sürekli kullanılan koruyucu ilaçlar ( sprey, hap, toz ) oluşturur. Bazı hastalarda bunlara ek olarak immünoterapi (aşı tedavisi) gerekebilir.

    Astım geçer mi?

    Hastaların bir kısmında özellikle alerjik olmayanlarda, astım bulguları yaşla birlikte gerileme gösterir, bir kısmında da kaybolabilir. Ancak çocukların önemli bir kısmında ileri yaşlarda bulgular ortaya çıkabilir.

    Astımlı çocuklar grip aşısı olmalı mıdır?

    Bütün astımlı çocuklar grip aşısı olmalıdır. Aşının eylül-aralık ayı arasında yapılması uygundur. Grip geçirilmemiş ise mayıs ayı sonuna kadar da yapılabilir. Aşının koruyuculuk etkisi 1-2 haftada ortaya çıkar. 9 yaş üzerindeki çocuklarda tek ve tam doz, 3 yaş altındaki çocuklarda ise daha önce aşılama yapılmamış ise 1 ay ara ile 2 kez yarım doz, aşılama yapılmış ise yarım tek doz, 3-8 yaş arası çocuklarda daha önce aşı yapılmamış ise 1 ay ara ile 2 tam doz aşı uygulanmaktadır.

  • Çocukta Saldırganlık

    Çocukta Saldırganlık

    Günümüzde bir çok çocukta görülen ve sayısı her geçen gün artan saldırganlık davranışı, altında çok ciddi sorunların yattığı bir durumdur. Unutulmamalıdır ki hiç bir çocuk kendiliğinden saldırgan olmaz. Yaşamında bu davranışı tetikleyen bir çok sebep olabilir. En basit örneği izlediği ya da maruz kaldığı şiddet içerikli yayınlardır. Bu ebeveynlerin izlemekte oldukları dizilere maruz kalması ile de olabilir, kendi izlediği çizgi film gibi yayınlarla da olabilir. Aslında saldırganlık davranışını ortaya çıkaran sebeplerin arasında bu örnek en masum sebep bile olabilir.

    Bu davranışın ortaya çıkmasındaki başlıca sebepler arasında sürekli şiddete maruz kalmak, ebeveynler tarafından sert cezalarla ve kurallarla karşılaşmak, anne babanın çocuğa karşı ilgisizliği, geleneksel yetiştirme tarzlarından kaynaklanan şiddetin ve küfürün iyi bir şey gibi lanse edilmesi, anne ya da babanın uzun süreli yokluğundan kaynaklanan güvenlik kaygısı ve arkadaş ortamında şiddetin kabul edilmesi gibi nedenler gösterilebilir.

    Tüm bu sebepler oldukça vahim durumlardır ve çocukta yarattığı travmanın boyutu tahmin edilenden çok daha fazla olabilir. Bu nedenle çocukta saldırganlık yaratan sebep veya sebepler ortadan kaldırılmalı ve çözümü için mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.

  • Çocuklarda saman nezlesi

    Sonbahar Alerjileri

    Sonbahar ve ilkbaharda, özellikle çocuklarda alerjik hastalıklarda belirgin artış görülmektedir. Bu alerjik hastalıklar kendini peşpeşe hapşırık, burunda kaşıma, akıntı, tıkanıklık, gözlerde kaşıntı, kızarıklık, akıntı, öksürük, hırıltılı, hışıltı, nefes darlığı, geniz akıntısı, deride kaşıntılı kızarıklıklar (egzema,ürtiker) olarak gösterir.

    Mevsimsel alerji denildiğinde öncelikle ilkbaharda görülen polen alerjileri akla geliyor olsa da; sonbaharda polenlerle birlikte mantarlar, iç ortam alerjenleri ( özellikle ev tozu akarları) ve havaların soğuması, okulların açılması, kapalı ortamda daha çok bulunma ile birlikte artan viral enfeksiyonlar çocuklarda alerjik hastalıkları tetiklemektedir.

    Sonbaharla birlikte havada yoğun olarak bulunan, rüzgarlar aracılıgıyla kilometrelerce uzaklara taşınan yabani ot polenleri çocuklarda alerji ve astımı tetikleyen en önemli faktördür. Alerjiye sebep olan yabani ot polenleri, tohumlu bitkilerin üremesini sağlayan, çıplak gözle görülmeyen üreme tozcuklarıdır. Yabani ot polenleri, havada özellikle sabah saatlerinde, kuru ve rüzgarlı havalarda yoğun olarak bulunmaktadır. Polen alerjisi olan çocukların, polenlerden korunmak için, özellikle polenlerin yoğun olduğu bahar aylarında, dışarı çıkarken gözlük, siperli şapka kullanması, eve dönüldüğünde dışarı kıyafetlerinin değiştirilmesi, el yüz yıkanması, mümkünse duş alınması, çamaşırların dışarı asılmadan ev içinde ( kurutma makinesi) kurutulması, araba kullanırken camların açık tutulmaması, polen filtreli klima kullanılması, evlerin sabah saatleri yerine öğleden sonra akşamüzeri havalandırılması, kuru ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkılmaması, kapalı alanlarda vakit geçirilmeye çalışılması önerilmektedir.

    Yabani ot polenlerinin yanısıra; nem ve rutubetin artması ile havada mantar ve küflerin yoğunluğu artmaktadır. Özellikle bu küf mantarlarının bir kısmı son derece alerjiktir. Alerjiye sebep olan küf mantarları ev içi ve ev dışında, havadaki nem %50’nin üzerinde olduğunda kolaylıkla çoğalırlar. Küf mantarları ile temasın azaltılması için mantarlarının havada yoğun olduğu günlerde dışarı çıkılmamalı, eğer çıkılmak durumunda kalınırsa eve gelindiğinde küf mantarlarını uzaklaştırmak için duş yapılmalıdır. Ev dışında çürümüş bitki ve yapraklardan uzak durulmalıdır. Evdeki nem azaltılmalı ve nem oranı %50’ın altında tutulmalı, evde çiçek bulundurulmamalı ve ev sık havalandırılmalıdır. Sızıntı yapan musluk ve su boruları tamir ettirilmeli, küf mantarı olan duvarlar temizlenmelidir.

    Önemli bir iç ortam alerjeni olan ev tozu akarları (mite); sonbaharda artan nem ile birlikte daha çok çoğalırlar. Böylelikle ev tozu akarı alerjisi olan alerjik çocuklarda şikayetlerin artışına sebep olurlar. Ev tozu akarlarından korunmak için elyaf yastık yorgan, antialerjik nevresim kılıfları kullanmalı, kalın tüylü halı, kalın perde, peluş oyuncak kullanımından kaçınmak gereklidir. Ev temizliğinde akarisid olarak adlandırılan özel temizleme sıvıları kullanılabilir.

    Sonbaharda alerjik hastalıkların artışına, yukarıda bahsettiğimiz alerjenler kadar, havaların soğuması ile birlikte nezle veya grip gibi viral enfeksiyonlarda önemli oranda katkıda bulunur. Özellikle okulların açılması ile birlikte kapalı ortamda daha uzun süre bulunma viral enfeksiyonların daha kolay bulaşmasına sebep olmaktadır. Bu enfeksiyonlar özellikle alerjik rinit ve astımı olan çocuklarda hastalıklarının kötüleşmesine sebep olmaktadır. Bu sebepten bu hasta grubuna grip aşısı yapılması önerilmektedir. El yıkamaya özen gösterilmesi, gerekirse maske kullanılması gerekmektedir. Özellikle beslenmeye dikkat edilmesi gerekmektedir.

    Özellikle bahar mevsiminde tekrarlayan hapşırmalar, burun ve boğazda kaşınma, sürekli nezle hali, gözlerde kaşınma ve sulanma şikayetleri oluyor veya baharda artıyorsa bu çocuklarda alerjik nezle- göz alerjisi olabilir. Böyle şikayetleri olan çocukların bir Çocuk Alerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi, gerekli testlerin Çocuk Alerji uzmanınca planlanması önemlidir. Ayrıca bu aylarda öksürük, hırıltı, nefes darlığı başlayan çocuklarda alerjik astım açısından detaylı araştırma yapılması gereklidir. Sonbaharda daha önce alerjik nezle, astım veya egzema –ürtiker tanısı konulmuş çocukların alerji ilaçlarının düzenlenmesi ve alerji ilaç ihtiyaçlarının değerlendirilmesi için, alerji uzmanına başvurmaları gerekmektedir.

    Bahar alerjisinden korunmak için yukarıda bahsedilen bir takım önlemlerin alınmasının yanısıra şurup- hap veya fısfıs-buhar olarak kullanılan alerji ilaçlarının Çocuk Alerji uzmanının önerdiği şekilde kullanmak gerekmektedir. Bazı hastalara bunların yanısıra alerji aşı tedavisi (immünoterapi) uygulamak gereklidir.

  • Çocuklar İçin 50 Eğlenceli Öneri

    Çocuklar İçin 50 Eğlenceli Öneri

    Çocuğunuz sürekli yeni bir aktivite peşinde koşup, yaptığı her şeyden kısa bir sürede sıkılıyor mu? Cevabınız evet ise bu yazımızı kaçırmayın. Çocuklarınızı meşgul tutacak 50 eğlenceli öneriyi sizin için derledik:

    1. Çocuğunuzun en sevdiği hikayeyi sahneleyin.

    2. Birlikte origami yapmayı öğrenin.

    3. Çocukluğunuzdan ilham alın. Koltuklar ve çarşaflarla bir kale inşa edin.

    4. Sevdiği filmlerle dolu bir akşam organize edin.

    5. Kendi çocuk gazetenizi çıkarın.

    6. Birlikte büyük bir yapboz yapın.

    7. Çok sevdiği birine birlikte mektup yazın.

    8. Birlikte kurabiye ya da kek gibi kolay bir tatlı pişirin.

    9. Başka bir ülkenin en meşhur tarifini deneyin.

    10. Evde piknik yapın.

    11. Bitki ekin, ağaç dikin. Eğer büyük bir alan yoksa evinizin balkonunu kullanın.

    12. Bahçenize ya da salonuna kamp kurun.

    13. Mutfağı laboratuvara dönüştürün. Birlikte basit deneyler yapın.

    14. Yıllar sonra açmak için bir kavanoz hazırlayın. İçine ayrı ayrı mektuplar bırakın.

    15. Kostüm partisi yapın. Ama sadece çocuğunuz değil siz de kostüm giyip partiye katılın.

    16. Ona fotoğraf çekmesi için telefonunuzu verin ve mahallede kısa bir geziye çıkın. Çektiği fotoğrafları ailenize ve arkadaşlarınıza sergileyin.

    17. Beyaz tişörtlerinizi boyayarak yaratıcılığını özgür bırakın.

    18. Birlikte ip atlayın.

    19. Bir balonu şişirerek yorulana dek voleybol oynayın.

    20. Evcil hayvanınız varsa birlikte onun bakımını yapın.

    21. Parka gidip, en sevdiği oyuncaklarda vakit geçirmesini sağlayın.

    22. Google Maps’i açıp başka şehirlerde yaşayan sevdiklerinizin evlerine bakın. İsterseniz dünyanın farklı ülkelerini keşfe çıkın.

    23. Ülkemizin şehirlerini ezberlemeye çalışın.

    24. Kendi bilgi yarışmanızı düzenleyin. Soruları çocuğunuzun hazırlamasına izin verin.

    25. İşaret dili alfabesini birlikte öğrenin.

    26. Aile ağacınızı hazırlayın.

    27. İnternette bulabileceğiniz sihir numaralarını deneyin.

    28. Ona büyüyünce ne olacağını sorun ve tüm gününü o mesleğe göre anlatmasını isteyin.

    29. Birlikte ev yapımı oyun hamuru hazırlayın.

    30. Bileklik örmeyi öğretin.

    31. Parmak boyası ile meşhur tabloları taklit etmeye çalışın.

    32. Birlikte şiir yazmayı deneyin.

    33. Evinizdeki objelerle bowling salonu oluşturun.

    34. Odasını onun istediği gibi düzenleyin. Gerekirse yatağının ve dolabının yerini değiştirin.

    35. Sıcak – soğuk oynayarak herhangi bir objeyi bulmalarını sağlayın.

    36. Evdeki renkli bantları kullanarak, koridor boyunca uzanacak bir yarış pisti oluşturun ve araba yarışı yapın.

    37. Onlardan yapabilecekleri en uzun domino dizimini yapmalarını isteyin.

    38. Çocuklarınızın oyuncakları ile birlikte katılabilecekleri bir çay saati organize edin.

    39. Çocuklarınız için uygun kutu oyunlarını tüm aile ile beraber oynayın.

    40. Birlikte kuş yemlerini koyup dışarı asabileceğiniz yemlikler yapın.

    41. Köpük parçaları ve yapıştırmak için azıcık su kullanarak pencereleri süsleyin.

    42. Karton ve borular kullanarak misket merdiveni yapın.

    43. Büyük boy bir harita alın. Yere açın ve onunla harita üzerinde hayallerle dolu bir yolculuğa çıkın.

    44. Neşeli ve bol hareketli bir dans videosunu açın. Tüm hareketleri birlikte yapmaya çalışın.

    45. Oyun hamurlarına biraz parlak pul karıştırın ve farklılaştırın.

    46. Çok sevdikleri bir yemeği yapmayı öğretin.

    47. Yumuşak şekerleri ve kürdanları kullanarak heykeller yapmalarını sağlayın.

    48. Eğer bahçede oynama imkanınız varsa biraz çamur ve taş ile kendi minik evlerini, duvarlarını inşa etmelerine izin verin.

    49. Bir aynaya bakarak kendilerini çizmelerini teşvik edin.

    50. Ona poz vererek sizi istediği gibi resmetmesini sağlayın.