Yazar: C8H

  • Bebekler diş çıkartırken neler yaşanabilir ?

    Bebekler diş çıkartırken neler yaşanabilir ?

    Bebekler diş çıkarmadan önce bazı belirtiler görülebilir.

    Salya akıtmak:Çoğu bebek iki üç aylıkdan başlayarak salya akıtır. Bu bebekler için doğaldır. Diş çıkarmaya başladığında daha fazla salya akıtacaktır

    Ağrı: Bebeğin çıkan dişi etine baskı uyguladığı için ağrılar oluşabilir.En çok ağrıya sebep olan azı dişleridir.

    Huysuzluk: ağrının artması ve çıkan dişin daha yüzeye yaklaşmasıyla birlikte huysuzluk başlayabilir.

    Yanak ve Çene Bölgesinde Kızarıklık: Bebekler diş çıkartırken salya akıttıkları için bir çoğu salyaya bağlı çenede kızarıklık ve çatlaklık oluşabilir.

    Uykusuzluk: Diş çıkartırken ağrıya bağlı gece uykusuzluk çekebilirler

    İştahsızlık: Bebekler verilen katı gıdaları red edebilirler. Diş çıktıktan sonra iştahı yeniden gelecek.

    Isırma: Bu dönem bir çok bebekte görülür. Dişlerde kaşınmalar gözükebilir. Bu sebeple rahatlamak için her şeyi ısırabilirler.

    Ateş: Bazı bebeklerde görülmeyebilir. Ateş başka hastalıkların belirtisi sayıldığı için mutlaka hekim kontrolüne götürülmelidir.

    Kulak Kaşıma ve Çekiştirme: Diş çıkarken hissettiği ağrıdan kaynaklı kulaklarında ağrı hissedebilir ve kaşıyabilir. Ancak bu belirtiler kulakta iltihap başlangıcı da olabilir.Bu sebeple doktora götürülmesi, kontrol edilmesi gerekebilir.

    Bebekler Diş Çıkartırken Nasıl Rahatlatılabilir?

    Soğuk gıdalar verilebilir

    Daha sulu ve su gibi içecekler verilebilir.

    Diş etinde oluşan ağrıyı geçirmek için soğuk ve sert meyveler verilebilir.

    Dişlerini kaşımaları için diş kaşıyıcısı alınabilir.

    Her bebekte aynı sorunlar görülmeyebilir.Ancak salya akıtma huzursuzluk ateş kaşınma genel problemlerdir.

    Her bebeğin diş çıkarma ayı değişebilse de genel olarak dişler hangi sırayla çıkar?

    Ortalama oalrak ilk diş 6 ve 7. aylarda belirir. Ancak bazen ilk diş 3. ayda belirirken bazen de 12. ay hatta sonrasına sarkabilir. İlk olarak santral kesici dişler sonra lateral kesici, kanin(köpek diş), birinci azı ve ikinci azı son süt dişi olarak çıkar.

    Dişin tipine göre çıkış süresi ve sorunları değişir mi? Genelde aynıdır

    Diş tipine göre çıkış süreleri değişir:

    Ön santral dişler:6-10. ay

    Lateral(yan diş):9-12. Ay

    Kanin(köpek dişi):15-21. ay

    Birinci azılar:13-18. Ay

    İkinci azılar:24-33. Ay

  • ÇOCUKLARA NE ZAMAN ZEKA TESTİ UYGULANMALI?

    ÇOCUKLARA NE ZAMAN ZEKA TESTİ UYGULANMALI?

    Zekâ, kişinin düşünmesi, algılaması, akıl yürütmesi ve yeni olaylara karşı uyum yeteneklerinin tümüdür. Son zamanlarda birçok çocuğa zeka testi uygulanmakta olup, çocuklara zeka testi uygulatmak deyim yerindeyse moda oldu.

    Anne-babalar herhangi bir ihtiyaç söz konusu olmaksızın çocuklara zekâ testi uygulanmasını isteyebiliyorlar. Fakat ortada herhangi bir ihtiyaç olmadan, keyfi bir şekilde zekâ testi yapılmaması gerekir. Eğer ciddi anlamda çocukta ihtiyaç var ise bu testin uygulanması gereklidir.

    ‘’Peki, zekâ ölçülebilir mi?’’ ya da ‘’Zekâ testleri kişi için doğru sonuçlar verir mi?’’

    Günümüzde en yaygın olarak çocuklar için kullanılan WISC-R zekâ testidir. 6-16 yaş çocuklarının zekâ ile birlikte birçok alanının değerlendirilmesini sağlayan bir testtir. Bu testler ne kadar profesyonel bir şekilde yapılıyor olsa da maalesef ki hata payı içerebilir. Bunlar:

    • Teste giren bireyin ruh durumu

    • Test yapan bireyin ruh durumu

    • Testin yapıldığı ortam

    • Test malzemelerinin standart olup olmadığıdır.

    Zekâ testleri çocukta yetersiz performans veya üstün performans görüldüğü takdirde uygulanmalıdır. Yetersiz performans; çocuğun okuma, yazma, aritmetik gibi alanlarında yaşamış olduğu yetersizlik, öğrenmesindeki yavaşlık, sosyal ortamlara adapte olamama, özbakım becerilerindeki yetersizlik gibi gelişim konularındaki yaşanılan durumlardır. Üstün performans ise; öğrenme hızında yüksek seviyede olma, akıl yürütme becerisinin gelişmiş olması, merak etme duygusundaki yoğunluk, zengin sözcük bilgisi, yaratıcı düşünme gücü ve zengin bir hayal dünyasına sahip olunmasıdır.

    Çocuğun zekâ testi yapılmasına ihtiyacı olup olmadığı, uzman kişilerin gözlemleri sonucunda ortaya çıkmaktadır. Öncelikle uygulanacak testin amacı, uygulanması sonucunda olabilecek durumlar ve yapılması gerekenler gibi konular uzman kişi ile birlikte konuşulup değerlendirilmelidir. Yapılan testin sonucuna göre çocuğu ilgi alanlarına göre yönlendirmek çok önemlidir. Çünkü çocuk kendini keşfederek yetenekleri doğrultusunda keyif alıp kendini geliştirme fırsatı bulmaktadır.

  • Bebeklerde gaz sancısı nasıl düzelir?

    Bebeklerde gaz sancısı nasıl düzelir?

    İyi beslene hiçbir sorunu olmayan bir bebek neden ağlar?

    Kolik , gaz sancısı ve bağırsak gazı tüm bebeklerde görülebilir.

    Normal sağlıklı olan haftada en az 3 gün süren ve hergün 3 saatten fazla ağlama krizleri infantil koliktir. Kolik bir sinirlilik halidir. Yeni doğan bebeklerin pek çok konuda kapasiteleri düşüktür. Bu yediklerini hazmetme konusunda da geçerlidir. Tek besini anne sütü olan bebek annesini emdikçe laktoz tüketmiş olur, laktoz bebeğin yegane besin kaynağıdır. alar, hazmettirir. Bebeklerde yeterince bu sütteki besini parçalyacak enzim yeterli gelmeyebilir. Bu nedenle bir çok bebekte bağırsak gazı oluşur.

    Başını omzunuza yaslayın ve minik darbelerle vurun!

    Bebek annesini emerken her iki göğüs arasında ve emzirme bittiğinde gazı çıkartılmalıdır.

    1-Bebeğin sanki etrafı seyrediyormuş gibi başını annenin omzuna yaslaması ve bu sırada annenin, bebeğin iki kürek kemiği arasına el ayasıyla minik darbelerle vurmasıdır.

    2-İkinci yöntemse, bebeği dizüstü yatırıp yine iki kürek kemiği arasına el ayasıyla minik darbelerle vurmaktır.

    Bebeğin gazının oluşacağı durumlar

    Bebeğin süt şekeri olan laktozu zor hazmedebilmesinin dışında, telaşlı ve sık emme olabilecek sırasında hava yutması, annede belirgin bağırsak gazı olması ya da bağırsak gazına neden gıdalar tüketmesi durumunda da bebeğin kolaylıkla gazlandığı görülür.

    Bebeğin gazı çıkartmasına yardımcı olmanın yanı sıra bebek sırtüstü yattığında bebeğe bisiklet çevirir gibi pasif bacak hareketleri yaptırmak,

    bebeğin emme anında hava yutmasını engellemek,

    bebeğin karnına sıcak bez koyduktan ve karnı ısındıktan sonra uygun masaj yağıyla masaj yapmak.

    Bu amaçla hazırlanmış, içeriği sadece kimyon olan masaj merhemi eczanelerde bulunmaktadır. Annenin sigara, koyu çay ve kahve, bakliyat, karpuz, kavun, mayalı hamurlar gibi bebeğin gazlanması ve keyfinin kaçmasına neden olacak gıdalardan kaçınması gerekir.

    Kolik ağrısı ne zamana kadar sürer?

    Bebek genelde 3 haftalık olduğunda kolik krizleri başlar ve en fazla üç aylık olana kadar devam eder. Genelde bu krizler akşamüzeri saatleri ve gece olur, bebek saatlerce ağlar.

    Bebek anne ve babasına doğum sancısını tekrar yaşatır ve bebek evdeki varlığını herkesin beynine kalıcı olarak işler. Bu huzursuzluğun sebebi yeni doğan bebeğin gelişiminin tam olmamasıdır. Bebeklerin beyni ilk aylar içerisinde çok aktiftir, beyinde beyin hücreleri mevcuttur amahücreler arasındaki bağlantılar yeni yeni oluşmaktadır.

    Yeni doğan bebekler çevrelerindeki uyaranları süzmekte zorlanırlar. Erişkinler kol saatinin cilde uyguladığı basıncı isterlerse hissedebilirler, caddenin gürültüsünü duymamazlıktan gelebilirler. Bir bebek beyni bu uyaran süzme kapasaitesini çok iyi gösteremez ve sonuçta tüm gün boyunca çevresinde oluşan uyarıları düzenlemediğinden akşam üzeri huzursuz olur. Sıcak günlerde otomobille tur atmak, uzaktan ritmik ses çıkarak saç kurutma makinesi ya da aspiratör çalıştırmak, bazı ritmik müzikler dinletmek bebeği sakinleştirebilir. Kolik krizleri ile baş etmek için hekim görüşü almak şarttır.

    Anne adayı için beslenme önerileri

    Loğusa her gün en az 3 litre olmak şartıyla bol sıvı almalıdır. Hoşaf ve komposto gibi içeceklerle, minerallerden zengin kuru kayısı ve kuru erik tüketilmelidir. Sabahları her gün bir yumurta yenmelidir. Vücudun üretemediği ve gıdalarla alınması gereken tüm protein ögeleri yumurtada mevcuttur.Peynir, reçel, bal, domates ve maydanoz sabahları mutlaka tüketilmesi gereken çeşitlerdir.

    Her gün et tüketilmelidir: Balık,hindi,kuzu eti ihmal edilmemelidir.

    Makarna ve abartılı olmayan miktarda yoğurt tüketilmelidir.

    Üzüm,mandalina,armut,şeftali,kayısı,kiraz,malta eriği, Trabzon hurması çiğ olarak tüketilebilecek meyvelerdir.

    Salata olarak domates, marul, maydanız, dereotu, semizotu ve mısır tercih edilmelidir.

    Taze fasulye, ıspanak, semizotu, kabak, bezelye, bamya ve enginar, bol bol tüketilmesi gereken sebzelerdir.

    Hem annede hem de bebekte bağırsak gazı ve de kabızlık oluşmaması amacıyla annenin tüketirken dikkat etmesi gereken gıdalar şöyledir: Süt ve sütlü tatlılar (sütteki laktoza karşı hassasiyet varsa yoğurt ve peynir dahil), gazlı içecekler, alkollü içecekler, bakliyat, soğan, soya, turp, brokoli, her tür lahana, karnabahar,patlıcan, elma, muz, karpuz,kavun, havuç, ramazan pidesi gibi mayalı hamurlar, kereviz ve salatalık.

  • ÇOCUKLARDA CİNSEL İSTİSMAR

    ÇOCUKLARDA CİNSEL İSTİSMAR

    Çocuklarda cinsel istismar, yetişkinlerin çocukları kendi cinsel doyumları açısından cinsel temasa zorlamaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocukluk dönemindeki cinsel istismar, günümüzde oldukça önemli bir toplumsal sorundur. Çünkü çocukluk döneminde cinsel istismara maruz kalmak çocuğun psikolojik, sosyal ve zihinsel gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.

    İstismara uğrayan çocuklardaki fiziksel belirtiler; genital bölge veya ağız çevresinde ağrı, renk değişimi, kanama, tuvalet yaparken birden fazla kez rastlanılan ağrı ve tuvalet eğitimi ile alakasız alta kaçırma olarak görülmektedir. Duygusal belirtiler ise; geceleri uyku sıkıntıları, kabus görme, öfke patlamaları, evden ya da okuldan kaçma, kendine zarar verme davranışları ve bazı mekan ya da kişilerden korkma olarak görülmektedir.

    Çocuklara olabildiğince erken yaşta cinsel istismar ile ilgili bilgi verilmelidir. Konuşmaya ve kendi isteklerini anlatmaya başladıkları yaşlarda vücut bölümlerinin isimleri öğretilmeli, güvenmedikleri ve istemedikleri zaman özel bölgelerine dokunulunca hayır diyebilmeleri öğretilmelidir. Güvenli ve tehlikeli gibi kavramları daha rahat anlayabildikleri yaşlara geldiklerinde konu vücut güvenliği üzerinden basit ve somut cümlelerle anlatılabilir. Çocuğa bunları anlatırkenki en önemli nokta çocuk bir olayı anlattığı zaman birilerinin cezalanmasına sebep olacağını düşündürtmemek ve korkutmamaktır.

    Anne-baba olarak çocuğun sınırlarına saygı göstermek gerekir. Çocuğun izni olmadan ona dokunmamak ve komşu, akraba gibi kişilerin çocuğun itiraz etmesine rağmen onu öpüp, sarılmasına izin vermemek gereklidir. Çünkü cinsel amaçlı olmasa bile bu dokunuşlar, çocuğun başka dokunuşlara karşı kendini savunma olasılığını da azaltmış olacaktır.

    Eğer çocuğunuz size cinsel istismarla alakalı bir şeyler anlatmaya başlarsa, mümkün olduğunca yönlendirmeden sonuna kadar dinlemek gerekir. Çünkü sorular çocuğun kafasını karıştırabilir. Aynı zamanda sakin kalmak da çok önemlidir. Bu süreç içerisinde aileleri tarafından desteklenen çocuklar, içinde bulundukları durumla daha iyi baş edebilmektedirler. Çocuğa başına gelen durumun onun suçu olmadığını ve onu her zaman sevmeye devam edeceğinizi söylemek gerekir.

    Cinsel istismar durumu ortaya çıkarsa mutlaka bir uzman denetiminde hukuki süreç başlatmak gerekir. Gerekli yasal ve koruyucu sürecin başlaması, çocuğun yaşamış olduğu duygusal karışıklığı azaltmış olacaktır.

    Cinsel istismar mağduru çocukların bu olayın üstesinden gelmelerine yardım etmek, çocuğun öz-saygısını ve kendine olan güvenini tekrar kazandırmak, onu suçluluk duygusundan arındırmak, ailenin bu süreçte çocuğa nasıl yardım edebilecekleri konusunda destek almasını sağlamak ve yetişkinlik döneminde çocuğun ciddi bir psikolojik rahatsızlığının oluşumunu engellemek için bir uzmandan destek alınmalıdır.

  • Rotavirüs, çocuklarda en sık görülen ishal türü

    Rotavirus nedir?

    Tüm dünyada çocuk ishallerine yol açan virus olup kirli veya temiz ortamlarda yaşayabilir. Solunum ve ağız yoluyla bulaşabilir.

    Hangi mevsimlerde sıktır?

    Kışın ortaya çıkan virüsler olmasına karşın tüm mevsimlerde görebilmekteyiz.

    Çocuklarda nasıl etkiler?

    Ağır ishallere yol açabilir. Aşıdan önce dünyada yüzlerce ölümlere yol açabiliyordu. Bunların çoğu az gelişmiş ülkelerdeydi. Devamlı kusan aşırı sıvı kaybeden çocuklar gerekirse damar yolundan sıvı verilmesi ve hastaneye yatırılması gerekebilir.

    Sık görüldüğü yaş grubu nedir?

    6 ay ile 5 yaş ara sık görülmektedir. 6. aydan önce anne sütünden geçen antikorlar bebeği korumaktadır. O yüzden 6 ay ile 3 yaşta daha şiddetli olabiliyor. 3 ila 5 yaş arası çocuklarda daha hafif seyredebiliyor.

    Hastalığın süresi kaç gündür?

    Virüs ile bulaşan hastalıkların süresi belli olmaz. Fakat 2 gün ile 3 hafta arası sürebilir. Bu süre içerisinde takip ederken sıvı dengesi korunmalıdır.

    Tedavisinde ne yapılır?

    Destekleyici tedaviler yapılır. Virüsün tam bir ilaçı yoktur. Sıvı kaybını engellemek, kusmaları kontrol altına alabilmek için tedaviler verilir. Bağırsak florasını dengeleyici probiyotikler verilebilir.

    Aşının koruyucu etkisi var mıdır?

    Aşı olan çocuk hasta olmayacak denemez. Aşı bağışıklık sistemine virüsü tanıtmış oluyor. Yani gizli olarak enfeksiyonu geçirmiş oluyor. Ama hastalık hastanede yatacak kadar veya uzun sürelerde olmayacaktır.

    Çocuklar hangi dönemde aşılanabilir?

    Birinci doz bebeğin 1,5 ay -3 aylık dönemde ikinci dozu ise 6 ayı bitirmeden verilir. 2 veya 3 kez uyulanabilir.

    Aileler dikkate edeceği şeyler nelerdir?

    Virus sosyokültürel ve ekonomik açıdan zengin fakir ayırt etmiyor. Her şey dikkat etseler dahi solunum yoluyla bulaşabiliyor. En azından ailler hasta çocukları kreşe, yuvaya o dönem göndermeyebilir veya aileleri uyarabilirler. Hastalık durumunu söylebilirler. Aileler kalabalık veya temizlik konusunda şüphesi olan yerlere götürmesinler. Alında hijyene ne kadar dikkat ederse etsin bazen kaçılmaz olarak virüs bulaşabiliyor.

  • ÇOCUK RESİMLERİNİN ANLAMLARI

    ÇOCUK RESİMLERİNİN ANLAMLARI

    Resim çizmeyi en çok sevenler hiç kuşkusuz ki çocuklardır. Kendi masum, hayat dolu ve renkli dünyalarında birçok resim çizerler. Bu resimlerden bazıları etraflarında görmüş olup, ilgilerini çeken nesne resimleri, bazıları doğa resimleri, bazıları ise aile resimleridir. Çocuk resimlerini karalama olarak görüp geçmemeliyiz çünkü çocuklar çizmiş oldukları resimler ile bize çok şey anlatmaktadırlar.

    Resim; çocuğun küçük kas gelişimi, bilişsel ve zeka gelişimine yardımcı olduğu gibi, kişilik özelliklerinin de dışa vurulmasını sağlar. Kendilerini sınırlı sözcük bilgileriyle ifade edemeyen çocuklar için resim en kolay ve etkili anlatım araçlarındandır. Çocuklar çizdikleri resimler ile kendi iç dünyalarını yansıtırlar. Yaptıkları resimleri inceleyerek çocuklar hakkında bazı bilgileri öğrenmemiz mümkün olabilmektedir.

    – Büyük oranlı resimler: İçkontrolü zayıf ve saldırgan çocukların resimlerinde görülmektedir.
    – Küçük çizgiler: Daha çok çekingen çocuklar ve içe dönük çocukların resimlerinde görülmektedir.
    – Baş çizimi: Çoğu zaman çok fazla büyük ya da çok fazla küçük çizilen kafalar zeka geriliğine veya tam tersi normal üstü bir zekaya işaret etmektedir.
    – Ağız çizimi: İletişimi temsil ettiği için önemlidir. Ağız çizgilerini büyük yapma eğilimi olan çocuklar daha çok konuşma problemi olan çocuklardır. Ayrıca ağız alanına saplanan yani o ağız bölgesi üzerinde çokça zaman geçiren çocukların anne babaya bağımlı çocuklar olduğu düşünülmektedir. Ağız çizilmemesi durumu iletişimde olan bir probleme işaret eder. Astımı olan çocuklarda daha sık karşılaşılmaktadır.
    – Gözler: Resimlerde korunmayı ve kollanmayı temsil ederler. Bu bölgede yoğunluk yaşayanlar eksik koruma ve kollanma ihtiyacı gösteren çocuklar olabilir.
    -Ayaklar: Yorgun ve ümitsiz çocuklar küçük ayak çizimi gösterirken, büyük ayak çizen çocuklar kendilerine daha çok güvenenlerdir. Ayakların çizilmemesi durumda ise çocuğun güvensiz hissettiği düşünülmektedir.
    – Dişler: Saldırganlıkla ilişkilendirilir. Eğer çocuk dişleri büyük çizerse saldırgan davranışları daha fazla olmaktadır.
    – Eller: Ellerin gizlenmesi veya vücut arkasına saklanması genellikle tırnak yiyen çocuklarda görülmektedir. Ellerin eksik çizilmesi durumunda ise çevreye uyumda güçlük çekildiği anlamına gelmektedir.

    Çocuklarınızın resimlerinden yukarıdaki konularda dikkatinizi çeken bir husus olursa bir uzmana danışmanızı tavsiye ederim.

  • Çocuklarda streptokok enfeksiyonları

    (GRUP A BETA HEMOLİTİK STREPTOK ENFEKSİYONLARI)

    Streptokoklar doğada oldukça yaygındır. İnsan ve hayvanlarda çeşitli enfeksiyonlara yol açarlar.

    Çocuklarda en sık görülen bakteriyel enfeksiyon streptokok enfeksiyonlarıdır. Grup A beta hemolitik streptokok (GABHS) streptokokların neden olduğu hastalık tablosu değişkenlik gösterir. Klinik tablo boğaz enfeksiyonundan menenjite, kızıldan kemik iltihabına kadar değişebilmektedir. Klinik tablonun farklılığı birçok faktöre bağlıdır.

    Bu faktörlerin başlıcaları:

    Hastanın yaşı

    Enfeksiyona neden olan streptokokun cinsi

    Vücuda giriş yolu

    Hastanın bağışıklık durumudur.

    Klinik tablonun değişken oluşu gerek hasta ve gerekse hekimi tanısal açıdan zorlamakta ve tedavide gecikmeye neden olmaktadır.

    Streptokok enfeksiyonlarının çocukluk yaş grubundaki klinik görünümleri çocuğun yaşına göre değişir.

    Altı aylıktan küçük çocuklarda streptokok enfeksiyonu : bu yaş grubunda klinik bulgular belirgin değildir.

    -Düzensiz ateş yükselmesi

    -Burun akıntısı (mukopürulan)

    -Nazofarenjit bulguları görülür.

    Sıklıkla bu bebeklerde burun deliklerinin kenarında soyulmalar vardır.Akut belirtiler yaklaşık bir hafta sürer.Bazı bebeklerde ise burun akıntısı 6 haftaya kadar devam eder ve bu bebekler husursuzdur.Burun kültürü ile tanıya gidilir.Sık görülen bir tablo değildir.Çoğu kez tanı konulamaz.

    Altı ay – üç yaş arasında çocuklarda streptokok enfeksiyonu ise ;

    -Hafif derecede ateş

    -Burun akıntısı

    -Halsizlik ve yutma güçlüğü ile başlar.

    Burun akıntısı şeffaf değildir ve belirtiler 4 ile 8 hafta sürebilir.Tablo üst solunum yolu belirtileri gösterir.Tanı boğaz kültürü ile konulabilir.

    Sinüzit ve orta kulak iltihabı sık gelişen komplikasyonlardır.Çoğunlukla gelişen komplikasyonlarla hekime başvurulur.

    Üç yaştan büyük çocukların streptokok enfeksiyonu ;

    Ateş, Titreme

    Kusma

    Baş ağrısı

    Boğaz ağrısı

    Bulguları ile aniden ortaya çıkar.Karın ağrısı çoğu kez vardır.Kusma ile birlikte akut batın tablosu gösterebilir.Ateş 39,4 C veya daha yüksektir.2-3 gün süre ateş , daha sonra düşme eğitimine girer .Bademcikler büyük, kızarık ve üzerinde iltihap odakları vardır.Boyun lenf bezlerinde büyüme görülür.

    Bu yaş grubunda streptokok enfeksiyonları ;

    -Tonsillit

    -Farenjit

    – Kızıl şeklinde seyreder. Streptokok enfeksiyonlarının kuluçka süresi 1-7 gün arasında değişmekte olup ortalama 2-4 gündür.

    Akut enfeksiyon sırasında streptokokların bulaşıcılığı yüksektir. Tedavi edilen vakalarda bulaşıcılık 24-48 saat sonra kaybolmaktadır. Tedavi edilmeyen hastalarda ise birinci haftalardan sonra bulaşıcılık azalmaktadır.

    Klinik bulgularla GABHS düşünülen vakalarda kesin tanı boğaz kültürü ile konulmaktadır.Boğaz kültürünün tanısal duyarlılığı %96’dır.Test sonucunun 24-48 saat sonra çıkması hekimleri erken tanı yöntemlerine yönlendirmektedir.Hızlı streptokok antijen testleri (Strep-A test) kullanılmaktadır ve tanısal duyarlılığı %80 düzeyindedir.Tanı konulduktan sonra antibiyotik tedavisi süratle başlanmalıdır.

    – Streptokok enfeksiyonları bakteriyel enfeksiyonlardır.(Streptokok virüsu veya Beta virüsu tanımı yanlıştır.)

    -Antibiotik tedavisi ivedilikle başlanmalıdır.

    -Antibiotik tedavi süresi 10 gündür.

    -Bağışıklık sistemi bozuk hastalarda ise tablo ağır seyretmektedir.

    Streptokok enfeksiyonu ciddi bakteriyel bir enfeksiyon olduğu ve Antibiotik tedavisi başlanmadığı takdirde ciddi komplikasyonlara yol açacağı unutulmamalıdır.

    Anahtar kelimeler;

    Streptokok enfeksiyonu

    Grup A beta hemolitik streptokok

    Nazofarenjit(Burun ve yutak borusunun iltihaplanması)

    Tonsillit (Bademciklerin iltihaplanması)

    Kızıl

    Prof.Dr. Nuran Gürses

    Çocuk ve Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı

  • En kısa iletişim..

    En kısa iletişim..

    Her insan, doğduğu ve yaşadığı çevrede konuşulmakta olan hazır bir dil bulur; o dille düşünür, düşüncelerini dile getirir, yazışır, özetle öteki kişilerle bu dil aracılığıyla anlaşır. Ancak kişiler bu iletişimleri gerçekleştirirken, dil denilen sistemle önceleri nasıl konuştuklarını, sonraları da nasıl yazıştıklarını pek düşünmezler.
    Önceleri sade bir iletişim aracı olan hareket, zamanla dans, mimik, jest gibi bedensel gösterilere dönüşmüştür. Bu arada çizgi, biçim ve renkler de, ilkel duvar resimlerinden başlayarak grafik, çizim, hatta heykel ve mimari yapıt biçimlerini almışlardır.

    İki arkadaş karşılaşıp sarıldıklarında, iletişim olur. Fakat iletişim sarılarak birinin diğerine mesaj göndermesi, öbürünün de mesajı alıp ona geri vermesi yapması gibi mekaniksel bir süreç değildir. Sarılma eyleminin kendisi göründüğü şekliyle ilişkinin, eylemin veya iletişimin doğasını açıklamaya yeterli değildir. Bu oluşun bir başlangıç ve gelişme tarihi vardır. Bu tarih iki kişinin yakınlığının doğasını anlatır. Bu tarihle sarılma eylemi, ilişkisi ve iletişimi asıl anlamını kazanır. İletişim olmaksızın ne insan ne de topluluklar varlık ve yaşamlarını sürdürebilirler.İletişim insanla başlar ve insanla sürer gider. İletişimde anlam kelimelerde, sözde, sembollerde veya vücut hareketlerinde değil, insan ilişkilerinin örgütlü yer ve zaman içindeki doğasındadır. Göz kırpma ancak belli bağlamdaki insanla ve ilişkiyle iletişim olabilir. En kısa iletişimlerinden biride gülümsemektir. Bir bebeğin annesine gülümsemesi, annesini mutlu eder ve bu da bir iletişimdir. Çocuk orda ben mutluyum mesajını verir annesine kısa ama öz bir iletişimdir. Çok uzun cümleler kurulur konuşurken ama anlam ifade etmez. Bir kelime veya beden dilinden bir hareket çok ifadeler katabilir.

  • Bağışıklık sistemi hastalıkları

    Bağışıklık Sistemi Şikayetleri

    Bağışıklık sistemindeki bozukluklar hangi şikayetlere yol açar?

    Bağışıklık sistemindeki bozuklukların veya yetmezliklerin en sık bulgusu sık tekrarlayan enfeksiyonlardır. Bunun yanısıra; büyüme gelişme geriliği, kronik ishal, geçemeyen yaralar, göbek kordonunun geç düşmesi, uzun süren pamukçuk, lenf bezlerinde , karaciğer ve dalakta büyüme, ilerleyici denge bozuklukları, otoimmün hastalıklar görülebilmektedir.

    Bağışıklık sistemi yetmezliklerindeki enfeksiyonların özelliği nedir?

    Bağışıklık sistemi yetmezliği olan çocuklarda enfeksiyonlar genellikle tekrarlayıcı, ağır seyirli, kronik, tedaviye dirençli, aynı anda birden fazla mikrobun sebep olduğu enfeksiyonlardır.

    Çocuklarda hangi durumlarda bağışıklık sistemi yetmezliğinden şüphelenilir?

    Bir yıl içinde dört veya daha fazla kulak enfeksiyonu geçirilmesi

    Bir yıl içinde iki veya daha fazla ağır sinüzit geçirilmesi

    Bir yıl içinde iki veya daha fazla zatürre geçirilmesi

    İki ay veya daha uzun süren antibiyotik kullanımına rağmen enfeksiyonların düzelmemesi

    Kilo alamama ve büyüme geriliği

    Tekrarlayan cilt ve organ apseleri

    Ağızda kalıcı pamukçuk veya ciltte mantar enfeksiyonu

    Enfeksiyon tedavisi için her seferinde damardan antibiyotik kullanma gereksinimi

    Derin doku ve organlarda yaygın enfeksiyon geçirilmesi

    Ailede bilinen immün yetmezlik hikayesi

  • Romantik İlişkiler ve Şemaların Etkileri

    Romantik İlişkiler ve Şemaların Etkileri

    Hepimiz aynı duyguları yaşıyoruz, kalbimizin ritmi aynı şekilde atıyor. Yürüdüğümüz hayat yolu aynı, yalnızca manzaralarımız farklı çünkü birey olarak farklı mizaçlara sahibizdir. Sevilmek, sevmek, özellikli olmadan da birileri için özel olduğumuzu bilmek hepimizin en temel ihtiyaçlarımızdandır. Kendiliğinden olan, herhangi bir özel beceri gerektirmeyen ilişkiyi kurma süreci, kendimizde ve karşımızdaki kişi hakkında olumsuz yorumlar yapmamızı sağlayan bu şemalar tarafından zorlaşabiliyor.

    Romantik ilişkilerle ilgili olabilecek şemaların başında kusurluluk gelmektedir. Bu şemaya sahip bir insana defalarca da sevildiği ve iyi olduğu söylense de birey sürekli kendisini “kusurlu” görecektir. Kusurluluk şeması ile ilişkili olan en belirgin duygu utanç duygusudur. Çünkü utanç genellikle kusurlarımızın açığa çıktığı dönemde karşımıza çıkmaktadır. Bundan kaçınmak için birey hemen hemen her şeyi yapar. Bu şema eş, annelik her alanda yetersiz ve değersiz hissetmesine sebep olur.

    İkinci olarak romantik ilişkiler için, kuşkuculuk şemasından bahsetmek mümkündür. Kuşkuculuk şemasına sahip bir bireyin en belirgin durumu diğer insanlara duymakta zorlandığı güven durumundan anlaşılabilir. Kuşkuculuk şemasına sahip bir birey “ Kuşkuculuk ve kötüye kullanılma” başka insanların canını yakacağını, küçük düşüreceğini, aldatacağını, yalan söyleyeceğini, hile yapacağını ve istismar edeceğini düşünmektedir. Aslında kuşkuculuk şeması önceden önlem alma mekanizmasına sahip bir şemadır. Sabırsızlık varsa korku vardır. “ Ciddiysen ilişkiye başlayalım” diyen insan korkuyordur. Kuşkuculuk şeması aktive olmuş olabilir. Reddedilme olasılığını göze alarak bir ilişki içerisinde bulunmak ve ilişkinin her aşamasında farklı olmaya tahammül etmek, bir noktada ayrılabileceğimizi göze almak aslında daha keyifli bir ilişki yaşamamıza da katkı sağlar.

    Üçüncü olarak karşılaşılan şema “Terk Edilme” şemasıdır. Bu şemaya sahip bireyler belirli sebeplerle her zaman terk edileceklerine ve ilişkilerinin biteceği düşünesine sahip olurlar. İlişki bitimi sebepleri arasında aldatma, terk edilme, ölüm gibi durumlar olabilmektedir. Yani bireyler ilişkilerine “Her an aldatılacağım, terk edileceğim” diye başlamaktadırlar. Bireyler durum aslında olumsuz değilse bile olumsuz olacakmış gibi algılarlar. “ korktuğum şey başıma gelebilir, bu nedenle çok dikkatli olmalıyım ki, acile yetişecek zamanım olsun. Açılmayan bir telefon, yanıtlanmayan bir mesaj mı var? Korktuğum felaket birdenbire olabilir, diye düşünürüm. Ben de onla ilgili birden önlem almaya başlarım.” Bu da kıskançlığı beraberinde getirir. Bu tablonun çok önemli destekçisi evhamdır. Terk edilme ve kuşku, çok yakın iki dostturlar. Bir şekilde akraba, kuzen gibidirler. Evhamlı kişi kendini diğerleriyle kıyaslar ve kendini bir şekilde daha geride bulur.

    Dördüncü olarak “ Boyun Eğicilik Şeması” şemasıdır. Karşısındaki kişinin tepkisinden korktuğu veya çekindiği için hayatının kontrolünü değer verdiği kişiye bırakmak. Değer verdiği eşini kaybetmemek için kendi değerlerinden daha çok ödünler veriyor, ilişkisini korumaya çalışırken aslında daha çok aşağıya çektiğinin farkında olmuyorlar. Karşısında olan kişiye sevgi yoğunluğundan ve bağımlılığı bu şemanın aktifleşmesini sağlıyor.

    Beşinci olarak “Duygusal Yoksunluk Şeması” romantik ilişkilerde aktif rol oynamaktadır. Duygusal ilişki gereksinimlerinin yeterli olarak karşılanmayacağına inandıklarından dolayı ilişkiden beklentilerini, ihtiyaç ve duygularını anlatmazlar. Eşine onu anlamadığı için uzak durmalar, tavırlar ve iletişim de problem yaşanmaya başlanılıyor. Şu düşünceler aktiftir “ Bana sıcak, koruma ve duygusallık gösteren insanlar olmadı. Gerçekten beni dinleyen, beni anlayan veya benim gerçek ihtiyaçlarım ve duygularımı önemseyen kimsem olmadı.”

    Altıncı olarak “Mükemmelliyetçilik Şeması” başarısızlıklarla alakalı bir olgudur. Mükemmel bir partner, mükemmel bir eş bulma ihtiyacı vardır bireyde. Bireyde “bulabileceğimin en iyisini bulayım, yanlış bir karar vermeyeyim” düşüncesi vardır ve bu şema ciddi sorun yaratan bir şemadır. Çünkü birey hem kendini hem de partnerini mükemmel olmaya zorlamaktadır. Mükemmelliyetçilik gerçekten büyük bir bela olabilir. İki ayağı var diyebiliriz. Bir narsistik ayağı var mükemmeliyetçiliğin, bir de obsesif ayağı. Obsesif ayağına biz daha çok “ içine sinme bozukluğu” diyoruz. Obsesyonda karar vermekte de zorlanırız. Dolasıyla sürdürürken bile karşımızdaki ile ilgili: “ Bilmiyorum ki, aslında tam sevdiğim insan mı, değil mi? Bana layık mı, değil mi? tarzında sorular duyabiliriz. Yaşama sevincini yok eden bir şeydir.

    Bireyler erken dönem uyumsuz şemalarının sürmesini ve onları tetiklemesine sebep olabilecek bireyleri kendilerine yakın hissetmeleri ve duygusal yakınlık kurarak yaşantısal olarak şemalarını sürdürecek eşler seçmektedirler.

    İlişkide artık tarafların hayat kalitesi etkileniyorsa, tekrar tekrar aynı sorunlar farklı şekilde gündeme geliyorsa ve hiçbir şekilde çözüm yoluna gidilemiyorsa, orada başka birinin mümkünse bir uzmana bakışı çık önemlidir. Eğer çift terapisinde düzelemeyecek ağır şemalar varsa, belki ağır bir kuşkuculuk, ağır kusurluluk, bireysel müdahale gerekebilir ve taraflardan biri ya da ikisi de bireysel terapiye başvurabilir.

    Bir kişinin değişimi de, durumu otomatik olarak etkileyen bir süreç olur.