Yazar: C8H

  • Obezite ile nasıl başa çıkılır ?

    Obezite normal beden kitlesinin üzerinde olması durumu olan bir hastalıktır. Obezite artık günümüzde çocuklarda da görülmeye başlanmıştır. Obezite olan çocuklara öneriler;

    Obezitesi olan çocuklarda diyet ayarlanması ve fiziksel aktivitenin düzenlenmesi gereklidir. Beraberinde eşlik eden hastalıklar mutlaka göz önünde bulundurulmalı ve hekim kontrolünden geçmelidir. Doğuştan kalp hastalığı, insülin bağımlı şeker, yüksek tansiyon ve pasif sigara içiciliğinemaruz kalan çocuklar riskli hasta grubundadır.

  • Ergenlerle İletişim

    Ergenlerle İletişim

    İletişim,nitelikleri ne olursa olsun iki sistem arasındaki bilgi alış verişi olarak tanımlanabilir. Burada en önemli olan nokta iletişimde bilgi aktarımının iki yönlü olmasıdır. Bilgi aktarımı tek yönlü ise bilgilendirme, çift yönlü ise iletişim olarak adlandırılır. Dolayısı ile bireyler arasındaki her konuşma iletişim olarak tanımlanamaz. Ana babaların, çocuklarına, öğretmenlerin öğrencilerine birtakım emirler verip, karşı tarafın yani çocuklarının ya da öğrencilerinin tepkilerini dikkate almamaları iletişim olarak kabul edilemez. Anne babalar ya da öğretmenler genelde gençlerle iletişim kurduklarını sanırlar. Ancak gençler konuşurken ikaz, önerilerde bulunma, hatırlatma, yargılama gibi pek çok iletişim engelleri ile aslında genci dinlemezler. Bu durumda genç kendini duyulmamış, anlaşılmamış ve kendisi ile ilgilenilmemiş hissederek iletişimi keser

    Peki genci dinlerken ne yapmalıyız?

    Sessizce dinlemeli ve bu davranışımızla onu kabul ettiğimizi göstermeliyiz. Karşımızdaki bireyi kabul ettiğimizi hissettirerek bizimle daha fazla şey paylaşmasını sağlamak için sessizlik güçlü bir sözsüz ileti olarak kullanılabilinir. Hep konuşan biz olursak karşımızdaki gencin duygularını ifade etme özgürlüğünü kısıtlamış oluruz. Burada bahsettiğimiz pasif dinleme elbette tüm iletişim boyunca değil belli aralıklarla gencin kendini tam anlamıyla ifade edebildiği yere kadar kullanılmalıdır. Bundan sonraki aşamada ise karşımızdakini kabul ettiğimizi gösteren, onu anlamamıza yardımcı olan aktif dinleme yöntemidir. Bu yöntemde yargılama ve analize yer yoktur. Aktif dinleme karşımızdaki gencin söylediğini ya da söylemek istediğini kendi kelimelerimizle ona geri iletme biçiminde kullanılır. Bu yöntemin püf noktası kendimizi gencin yerine koyarak “Ben olsaydım ne hissederdim?” diye düşünmek ve gencin ifade ettiği duyguları isim-lendirerek yansıtmaktır. Yani: Fizik dersini hiç anlamıyorum… (Genç ne hissediyor? Zorlanma) Yanıtımız: Fizik dersi sana zor geliyor… Yargılama, öğüt verme, eleştirme olmadan sadece onun yaşadıklarını göz önüne alarak gencin ifade ettiği duyguyu isimlendirdik.

    İyi bir dinleyici olmak için neler yapmalıyız?

    Öncelikle bedensel olarak karşımızdaki kişiyi dinlemeye hazır olduğumuza inandır-malıyız. Elindeki gazeteye bakan, tırnaklarını törpüleyen ya da yemek yapmak için koşturan bir kişiye hangimiz bir şeyini anlatmak ister ki? Öncelikle konuştuğumuz kişi özellikle bir çocuk, ön ergen ise onun boy hizasına inerek göz teması kurmalıyız. Yüz yüze olmada en az konuşulan şey kadar yüz ifadesinden de mesajlar alırız. Gözlerinin buğulanması, yüzün kızarması, gözleri kaçırma gibi pek çok sözsüz mesajı algılayabilmemize olanak sağlar. Böylelikle söylenen şeyle verilmek istenen mesaj hakkında bilgi sahibi olmuş oluruz. Genci dinlerken ne gibi iletişim engellerini kullanıyoruz;

    Öğüt verme : Şöyle yapma, böyle yap…

    Çözüm getirme: Bunu böyle yapmada şöyle yap.

    Yönlendirme : Üzüleceğine otur da ders çalış.

    Yargılama : Sen zaten hep kolaya kaçarsın.

    Eleştirme : Çocuk gibi davranıyorsun.

    Ad takma : Geri zekalı, aptal! Soru sormak : Neden, niçin? Araştırmak : O sana ne dedi? İncelemek : Hanginiz önce söyledi?

    Teşhis : Aslında sen öyle demek istemiyorsun…

    Tanı koymak : Ben senin aslında neden öyle yaptığını biliyorum.

    Tahlil etmek : Aslında senin derdin başka…

    Teskin : Aldırma boş ver.

    Teselli etmek : Düzelir canım,dert etme geçer, üzülme.

    Konuyu değiştirmek: Başka şeylerden konuşalım. gibi farkında olmadan kullandığımız iletişim engelleri ile karşımızda bize bir sorununu anlatmak isteyen gence : Anlaşılmamışlık, savunmaya girme, haksızlığa uğradığını hissetme, sorununun aslında önemsiz ve saçma olduğunu düşünme, sinirlenme, direnç gösterme, isyan, çaresizlik, kızgınlık vb. duyguları yaşatırız.

    Oysa gencin yukarıda saydığımız pek çok iletişim engelindense en önce dinlenmeye, kabul edildiğini hissetmeye ihtiyacı vardır. Siz hiç bir çözüm getirme durumunda olmadan sadece sessizce dinleseniz bile gençte belli bir boşalıma sebep olacağınız için başarılı olursunuz. Daha sonra aktif dinleme ile sadece ondan aldığınız bilgileri daha sade biçimde ona yansıttığınızda dinleniyorum, kabul ediliyorum mesajını gence verirsiniz. Konuşurken sorununun çözümünü kendi kendine keşfetme olanağını da vermiş olursunuz. Anlaşıldığını, kabul edildiğini, koşulsuz sevildiğini bilen bir gençle iletişim kurmak hiç de zor olmayacaktır.Dolayısıyla sorunlarda kavgaya, isyana, çaresizliğe dönüşmeden rahatlıkla çözülecektir.

  • Pişik nasıl önlenir ? Anne babalara küçük ipuçları…

    Pişik yaz aylarının gelmesiye bezi olan bebeklerin kabusu olabilmektedir.

    Pişik genelikle bezin bağlandığı bölgelerde kasıklarda popo ve diğer bezin kapattığı alanlarda görülen cildin tahriş olmasıdır. Özellikle altları sık değiştirilmeyen ıslak kalan bebeklerde idara ve dışkıda bulunan amonyak deriye teması halinde oluşur. Bunlarla birlikte bezlerin yıkandığı sabun tozu ve deterjana karşı oluşan alerji ve bağlanan bezin kenarlarında deriye temas eden bölgelerinde de pişik gelişebilir.

    Pişikler kırmızı üzerinde noktasal görünebildiği kadar içi oyuk halinde de daha ileri çeşitleri görülebilir.Hijyene dikkat etmek, uzun süre ıslak kalmasını engellemek gereklidir. Bunun yanı sıra bebek tenini nemden koruyan hazır bezler kullanmaları tercih edilmelidir.

    Pişik oluşmasını engellemek için ; Bebeği altı düzenli aralıklarla değiştirilmeli

    Bebeğin altı biraz havalandıktan sonra bezi yeniden takılmalı, Her bez değiştirildiğinde ıslak mendille temizliği yapılmalı,

    Deri kıvrım yerleri ıslak ve nemli olmamalı, koruyucu pişik kremi kullanılabilir.

    Ya da bebek pişik olduğunda neler yapılabilir?

    Uzun süreli altını açık bırakmak gerekecek, koruyucu pişik kremi kullanılabilir,altını sıkı bağlamamak gerekir.

    Pudra kullanmayın, naylon çamaşır giydirmeyiniz.Devam bir durum alırsa hekim kontrolünden mutlaka geçmeli çünkü mantar oluşma ihtimali vardır.

    Doğa yağlardan oluşan süt ürünleri, soya yağı, badem yağı gibi içerikli temizleme mendilleri tahriş oluşumunu azaltabilir. Pişik kremleri bebek cildin üzerine bariyer yaparak pişik gelişimini engeller.

    Temizlik mendilleri ve diğer ürünler bebek cildi Ph sı ile uyumlu olmalıdır. Allerjen içerikle sahip , kimyasal madde, alkol ve boya maddeleri içermemelidir.Çünkü bebek cildi ince ve hassas olduğu için tahriş olmaya ve enfeksiyon olmaya yatkındır.

  • Özgüvenli Yaşamak İçin

    Özgüvenli Yaşamak İçin

    Özgüven, en basit tanımıyla insanın kendisine duyduğu güvendir. Kendine güven, herkes için gereklidir ve önemli bir kişisel özelliktir. Bizim yaşamla baş etmemizi ve sorunlarla gerçekçi bir şekilde mücadele etmemizi sağlar ve zorluklara dayanmamıza yardımcı olarak yaşamı kolaylaştırır. Öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir duygudur.

    Özgüven, kendinizi nasıl gördüğünüzdür. Başkalarının değil kendinizin kendinize ne kadar değer verdiğidir. Eğer kendinizle ilgili sürekli olumsuz eleştirileriniz varsa ya da kendinizi sürekli yargılıyorsanız, yapamadığınız şeyleri düşünme eğiliminiz yapabildiklerinizin önüne geçiyorsa yani başarılarınızı küçümsüyorsanız özgüven problemi yaşıyor olabilirsiniz.

    Özgüven sahibi kişiler yapmak istediklerini daha kolaylıkla yapabilen, potansiyelini daha iyi ortaya koyan, kendisini daha özgür ve huzurlu hissedebilen kişidir. Geçmişe dair pişmanlıklar yaşamak ya da geçmişte yaşamak yerine kendi gerçeklerine sahip çıkan, içinde bulunduğu anı yaşabilen ve geleceğini buna göre şekillendirebilen kişilerdir özgüven sahibi kişiler.

    Özgüvensiz kişilerin genel olarak kendileri hakkında sürekli olumsuz düşünceleri vardır ve bu düşünceleri kendilerine yaşam biçimi olarak kodlamışlardır. Yani başarı onlar için bir tesadüftür. Kendilerinin başaralı olabileceğine inanmazlar. Başarılı oldukları bir iş varsa bile bunu kendilerine “şans eseri oldu” şeklinde kodlarlar. Bu durum özgüvensiz kişilerin diğer kişiliklerden daha depresif, daha antisosyal olmalarına yol açmaktadır.

    Çoğu insanın kendine güvenmediği, kendini eksik hissettiği bir alan olabilir. Kimisi topluluk önünde konuşmaktan çekinir, kimisi araba kullanmak konusunda kendisine güvenmez. Bu durumun nedenleri vardır. Utangaçlık, alaya alınma korkusu, başarısızlık korkusu gibi. İstenmeyen sonuçlarla karşılaşma korkusu da bunlardan birisidir. İstenmeyen sonuçlarla karşılaşma ve bunların üstesinden gelememe korkusu yüzünden riskli işlere girmeye cesaret edemeyen birçok insan vardır. Bir kişi işinde başarılı olsa bile bu korku yüzünden panik yaşayabilir. Bu korku kişinin enerjisini bitirebilir.

    Özgüven insana güç verir, enerjisini artırır. Başarılı olma yolunda güç ve istek verir. Başarılarımızla gurur duyabilmeyi sağlar. Özgüven bu kadar önemliyse hayatımızda ve eğer geliştirilebilen bir duyguysa geliştirebilmek de bizim elimizdedir. Bunun için de birkaç küçük ipucu vardır:

    • Öncelikli olarak yakın çevrenizde kendine güveni yüksek birini bulabilir ve bu kişinin davranışlarını inceleyerek kendinize örnek alabilirsiniz.

    • Kendinize hedefler koyun. Bu hedefleri gerçekleştirdikçe kendinizi tebrik edin. Bu sayede başarınız, cesaretiniz, mutluluğunuz ve kendinize olan güveniniz artacaktır.

    • Kendinizin olumlu yönlerinizi keşfedin. Bir kâğıda olumlu özelliklerinizi yazın. Gerekirse yakınlarınızdan yardım isteyin. Onlara olumlu özelliklerinizi sorun. Kendinizi güçsüz hissettiğinizde olumlu özelliklerinizden destek alın.

    • İnsan olduğunuzu, hata yapabileceğinizi unutmayın. Her insan hata yapar. Bunu kabullenin. Kendinizi sürekli suçlamak yerine kendinizi olduğunuz gibi kabul edin.

    • Kendinizle ilgilenin. Spor yapın, bakım yapın. Hobileriniz olsun. Keyif almak için yapın bunları. Kendinize değer verin.

    Bunları yapmak özgüveni artırmak için güzel adımlardır. Özgüven her insanın yaşamında olması gereken bir olgudur. Fakat bunun da sınırı vardır. Aşırı özgüven duygusu da sorun teşkil edebilir. Bize ve diğer insanlarla olan ilişkimize zarar verebilir. Bunun ölçüsünü de bilmek gerekir.

  • Denize girme korkusu nasıl başedilir ?

    Çocuk havuzdan denizden korkuyorsa çeşitli oyun ve oyuncaklar ile suya alışması sağlanabilir. Başlangıçta deniz kenarında şişme küçük oyun havuzları koyup ilk başta bunlarda oynayıp yavaş ve kademeli şekilde suya girmesini sağlayabilirsiniz.Ebeveynler için dikkat edilmesi gerekenler şunlardır.

    10 yaş altında görülebilr

    Çocukluk döneminde deniz veya havuz korkusu olabilir. Bu 10 yaşında altında saha sıktır. Bu suya girme korkusu aşılamazsa aileler için problem oluşturabilmektedir. Yıl sonunda sabırla bekledikleri dinlenmeye kendileri ayırdıkları zaman dilimi tüm aile için hoşnut olmayan dönem oluşturur.

    Ortam değişiklikleri göz önünde bulundurun

    Geniş alanda hareketli olan su kitlesi bazı çocuklar için ürpertici olabilir. Tuzlu soğuk ve hareketli olan dalgalı olan bir suda korku ve kasılma meydana gelir. Bu korkudan dolayı adrenalin salgılar kaçma refleksi meydana getirir. Bu nedenle soluk alıp verme hızlanır, nefes almak için ağızlarını daha fazla açıp kaparlar. Böyle olunca da daha fazla su yutar, genizleri yanar. Bunlara ilave alışkın olmadıkları çakıl yosun kum gibi olan zeminlerde ayrıca endişe kaynağı oluştururlar.

    Korku öğrenilir, korkuyu artıcı ve pekiştirici davranışlardan uzak durunuz

    Korkunun en büyük kaynağı öğrenilmiş olaylardandır. Bunlardan bazıları banyoda yüzüne su dökülürken genzine ve boğaz veyahut genzine su kaçması, nefessiz kalma korkusu, suyun sıcaklık değişimleri veya zeminde kayma düşme endişesidir. Ayrıca etrafındaki yetişkinlerin ve diğer çocukların suya düşersin, deniz seni çeker balıklar ısırır, su yutma gibi korku endişe içeren sözcükler çocuklara ilave endişe verebilir.

    Sözler ile güzel telkinlerde bulunuz

    Çocuklara bak senden küçükler bile yüzüyor, bebekler daha iyi suya giriyor gibi ifadelerden kaçınınız. Çocukta cesaretini artması sağlayın. Meraklanmasını ve zevk alacağı şekilde oyunlar ile birlikte suya girin. Dalgalı denizlerde ilk deneyimi olmasın . Öncelikle suyun kenarında şişme su havuzu veya oyunlar ile birlikte oynasın. İlk girişte tüm vucut suya girmesi yerine öncelikle dizler suya temas etmelidir. Deniz tatili ile ilgili oyuncak kitap ve resimler ile aşinalık kazanmalıdır.

    Kendini güvende hissetmesini sağlayınız aksi takdirde ortam değişikliği, iştah kaybı, uyku düzeni değişir hoş vakitler geçiremez tatile yarıda dahi kesip dönebilirsiniz.

  • ERKEN BOŞALMAYI KONTROL ETMEYİ ÖĞRENEBİLİRSİNİZ!!

    ERKEN BOŞALMAYI KONTROL ETMEYİ ÖĞRENEBİLİRSİNİZ!!

    Erken boşalma, boşalmayı kontrol edememe değil, boşalmayı kontrol etmeyi bilmeme sorunudur..

    Erken boşalma yaygın bir şekilde görülen bir cinsel işlev bozukluğudur. Her 10 erkekten 7’si erken boşalma sorunuyla kliniklere başvurmaktadır. Erken boşalma, bir erkeğin gönüllü boşalmayı kontrol etmeyi bilmeyip, istediğinden önce zirveye çıkıp boşalmasıdır. Normal bir erkek önce heyecanlanır, sonra bu heyecanın keyfini çıkarır (plato) ve ardından isteyerek boşalır. Denetimsiz boşalan erkekte bu plato fazı yoktur; heyecanlanır ve istemediği halde boşalır.

    Erkeğin erken boşalma sorunu var diyebilmek için aşağıdaki unsurların gerçekleşmesini bekleriz.

    • 7 dakikadan daha az vajina penis birlikteliğini içeren cinsel ilişki (koit) süresi,

    • Kadının tatmin olmaması,

    • Kadın ve erkek istemediği halde boşalmanın gerçekleşmesi,

    • 6 ay boyunca düzenli olarak neredeyse her cinsel ilişkide erken boşalmanın gerçekleşmesi,

    • Kadın ve erkeğin bunu dert gibi görmesi gerekir.

    Erken boşalma, sadece erkeğin sorunu gibi görünse de hem erkeğin hem kadının, yani çiftin sorunudur. Bu nedenle bu sorunu birlikte çözebilirler. Çünkü cinsel yaşamın sadece biyolojik boyutu yoktur. Cinsel ilişki; biyolojik, psikolojik ve çiftin duygusal ilişkileriyle ilgili yönlerin tamamını içerir. Bu nedenle öncelikle erken boşalmanın nedenleri araştırılarak bu boyutlar da iyileştirilmelidir. Erken boşalmanın doğası ve nedenlerinin iyi bir şekilde anlaşılmasının neredeyse tedavinin yarısı olduğuna inanıyorum.

    Erken Boşalmanın Nedenleri

    Her cinsel sorun gibi erken boşalma da; geçmiş öğrenmeler ve deneyimlerden, kaygıdan, evlilikteki ilişki sorunlarından ya da bedensel bir rahatsızlıktan kaynaklanabilir. Bedensel bir rahatsızlıkla ilgiliyse, mutlaka bu konuda ilaç tedavisine başvurulmalıdır. Şimdi diğer öne çıkan nedenlere bakalım:

    • Cinsellik Ayıp.. Günah.. Yasak..

    Toplumumuzda cinsellikle sex birbirine karıştırılır. Cinsellik, doğuştan var olan, bizi biz yapan özellikler bütünüdür. Oturuşumuz, konuşmamız, giyimimiz vb her şeyimizdir cinsellik. Sex ise, iki yetişkinin birbirine dokunması, öpmesi, cinsel ilişkiye girmesi gibi bir dizi davranışı içine alan bir paylaşımdır.

    Çocukluk döneminde, çocuğun sorularına yaşına uygun basit cevaplar vererek merakı giderilmelidir. Eğer böyle yapmaz da; ayıp, günah denilir, çocuğun suçluluk ve utanç yaşamasına neden olursak, uygunsuz şekilde keşif yapmasına neden olabilir ve ileride cinsel işlev bozuklukları yaşamasına zemin hazırlayabiliriz. Hele ki, ilk merak ve uyanış dönemlerinde tehdit edilmesi, ceza verilmesi büyük sorunlara neden olabilmektedir.

    Erken boşalma yaşayan yetişkinlerin, çocukluk ya da ergenlik dönemlerinden kalma bu suçluluk ve utanç duygularını yoğun bir şekilde yaşadıklarını görüyoruz.

    • Ergenlikte Yanlış Ve Hatalı Mastürbasyon

    Her an yakalanma korkusuyla, hızlıca boşalmaya yönelik yapılan mastürbasyon; hem yanlış bir alışkanlığa dönüşmekte hem de cinselliğin ve haz almanın kötü bir şey olduğuna dair ön yargılara neden olabilmekte. Korku ve endişe, cinsellikle eşleştirilmekte, suçluluk duyguları ve utanç yaşamasına neden olabilmektedir. Dolayısıyla genç yaşlarda başlayan hızlı boşalma alışkanlığı, sonraki yaşlara da miras kalmaktadır.

    • Ergenlerin Skor Takıntısı

    Ergenlik döneminde, mastürbasyon yaparak boşalma sayısı ya da cinsel ilişki sırasında arka arkaya boşalma sayısı, erkekliğin ve erkekliğe dair gücün bir göstergesi olarak görülebiliyor. Kendi aralarında sayı paylaşarak birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışıyorlar. Oysaki boşalma sayısının bir önemi olmadığı, önemli olan haz ve keyfin olduğunu öğrenememiş oluyorlar. Bu nedenle, ergenlik döneminde cinsel eğitimin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Anne babalar çocuklarıyla bu konuyu konuşmaktan utanıyorlar, çekiniyorlar. Dolayısıyla, çocuklarının yanlış bilgiler alarak, yanlış deneyimler yaşamalarına neden oluyorlar.

    • Yanlış İnanışlar, Mitler

    Çocukluk döneminden bu yana dışarıdan edinilen bilgiler ve yaşantılar sonucu cinsel yaşama dair ön kabuller oluşur. Örneğin; “cinsellik her zaman heyecanlı olmalıdır”, “kadın ve erkek aynı anda orgazm olmalıdır” gibi ön kabuller, cinsel ilişki sırasında hazza odaklanmayı engelleyen yanlış inanışlardır.

    • Performans Kaygısı

    Cinsel ilişkinin süresi, erkeğin erkekliğinin ve gücünün bir simgesi olarak görülüyor. Eğer erkek, her istediğinde cinsel organını kaldırabiliyor, istediği sürede cinsel ilişkiyi sürdürebiliyor ve kadınını mutlu edebiliyorsa, erkek erkektir gibi bir algı söz konusu. Böylesine bir beklenti zinciri, erkeğe ağır gelebiliyor ve cinsel işlev bozuklukları yaşamasına neden olabiliyor. Eğer düşüncesi “erken boşalmamalıyım” ise, erken boşalma yaşaması kaçınılmaz oluyor ve boşalmasını kontrol edemiyor. Dikkati sürekli ilişkiye girme süresinde oluyor ve kaygı yükseliyor.

    Kaygı, heyecan, gerginlik= STRES varsa, adrenalin ve noradrenalin hormonları yükseliyor. Bu noktada; bedensel hislerin fark edilmesi ve hazzı yaşamak imkânsızlaşıyor. Mesanesi dolan bir çocuğun altını ıslatması gibi, yükselen cinsel heyecanını hissetmeyen erkek de erken boşalıyor.

    Kadının, aşağılayıcı, suçlayıcı, öfkeli tutumu da performans kaygısının devamına neden oluyor. Erkek suçluluk ve utanç duygularıyla sorununun devam etmesine yol açıyor.

    • Evlilikte İlişkisel Sorunlar

    Evlilik ilişkisinde sorun yaşayan erkek, farkında olmadan “hemen boşal-çekil” mekanizması işlemeye başlayabiliyor. Bu aslında, yakınlık kurmaktan kaçınma olarak yaşanmaya başlıyor. Erkek bunun farkında olmadığı için performans kaygısı yaşayarak, boşalmasını kontrol edememeye başlıyor. Bu nedenle, erken boşalma sorununun üstesinden gelmek için öncelikle ilişki sorunlarının giderilmesi gerekiyor.

    Erken Boşalma İle İlgili Farkındalık Kazanmak Ne Yapmalı?

    Öncelikle, yukarıda sıraladığımız nedenlerle ilgili kendi durumunuzu ayrıntılarıyla incelemelisiniz. Çocukluk ve ergenlik dönemindeki yaşantılarınıza bakınız. Ne gibi cinsel alışkanlıklarınız, korkularınız, kaygılarınız, travmalarınız var? Şuan bu sorunu sürdüren ne gibi unsurlar var? Nedenlerinizi tespit ettikten sonra, eşinizin de desteğini alarak bu sürece başlamalısınız.

    Bedensel Duyumları Fark Etmeli

    Asıl sorun erkeğin cinsel işlevlerinde değil, cinsel işlevlerini nasıl yerine getireceği konusundaki düşüncelerindedir. Aklını düşüncelerden arındıramayan, özgür ve doğal bir şekilde cinselliği yaşayamayan erkek, tedirginlik duygusundan uzaklaşamaz ve boşalma konusunda sorun yaşar. Bu nedenle erken boşalmada tedavinin esası, boşalma öncesi cinsel duyumların tekrar tekrar ve uzatılmış olarak yaşatılması ve erkeğin dikkatinin yüksek uyarılma düzeyindeki duyumlarına odaklanmasıdır. Erkek boşalmak üzere olduğunu uygun zamanda fark etmeyi öğrendiğinde, yani bedensel duyumlarını fark ettiğinde boşalmayı da erteleyebilecektir.

    An’a odaklanmalı

    Önemli olan o anı yaşamaktır. Cinsellikte de önemli olan son noktayı düşünmeden telaşsız bir şekilde şimdiye ve duygularımıza yoğunlaşmaktır. Ayrıca yoğunlaşırken kişi bedeninin serbestçe hareket etmesine olanak tanırsa, cinsellik doğal bir şekilde gerçekleşebilir. Aksi takdirde erkek, “nasıl bir cinsel birleşme olmalıdır?” kavramını tanımlayan toplumun genelinde kabul görmüş cinsel mitlere uygun bir şekilde hareket ederse, ani bir boşalma kaçınılmaz olacaktır!! Bu nedenle eşle birlikte sonsuz yakınlaşma duygusunun yaşandığı, sayı ve süreye takılmadan, ana odaklanmaya çalışılmalıdır.

    Yavaşlama Öğrenilmeli

    Erkeğin ne kadar sürede boşaldığından çok, boşalmanın istendiği zamanda olabilmesi için; düşük uyarım ve heyecan düzeyinde cinsel aktiviteye devam edilmeli, aşırı heyecanlanıldığında sakinleşene kadar beklenmeli ya da yavaşlamalı ve sakinleştikten sonra yeniden cinsel aktiviteye başlanmalıdır. Bu sayede cinsel heyecanı arttırıp azaltma becerisini kazanıp, istemeden doruğa ulaşılan o noktadan uzak durma öğrenilebilir. Ama bu süreç içinde boşalmayı kontrol etmeyi öğrenirken “sabırsız” olunmamalıdır. Çünkü önemli olan heyecan düzeyi arttığında geri çekilmek gerektiğini anımsamak ve fark etmektir. Erken geri çekilmek, geç kalmış olmaktan her zaman daha iyidir. Boşalmayı kontrol etmeyi değil, boşalmanın istem dışı bir şekilde gerçekleştiği kaçınılmazlık noktasına (geri dönülmez nokta) ulaşmamak için heyecan düzeyini kontrol etmek öğrenilmelidir.

    Erken Boşalmanın Tedavisi: Cinsel Terapi

    Cinsel terapi, terapist ve danışanların karşılıklı konuşarak sorunun çözümüne yönelik konuştuğu, çifte uygun davranışsal ödevlerin verilerek takibinin yapıldığı bir süreçtir.

    Oldukça sık rastlanan ama en kolay tedavi edilebilen cinsel sorunların başında yer alan erken boşalma biyolojik, psikolojik ve ilişkiyle ilgili yönleri içerir. Başarılı bir terapi süreci, tüm bu yönleri göz önüne almalıdır. Ayrıca başarılı bir terapi süreci, problemin tekrar etmesini de önlemelidir. Bizim uyguladığımız terapi yöntemi çok etkili olmaktadır; çünkü bu noktaların hepsini içerir.

    Cinsel terapiye erkekle birlikte eşinin de gelmesi, süreci hızlandırmaktadır. Öncelikle bireysel olarak kadın ve erkeğin cinsel yaşam öyküleri ve evlilik öyküleri alınır. Bu şekilde kendilerine en uygun terapi planı hazırlanır ve çift olarak terapiye başlanır.

    Erken boşalmanın tedavisinde boşalma süresini uzatmak değil, kişiyi telaşsız bir birleşmenin getireceği sonsuz yakınlık duygusuna ulaşmak, zamansız bir şekilde cinsel birleşme becerisini ve kalıcı olarak boşalma refleksi üzerinde istemli denetim sağlamayı öğrenmek esas olmalıdır.

  • Santrancın çocuklar üzerine olumlu etkisi

    Okul başarısı ve ve fiziksel faailiyetlerde başarıyı artırmak için elbette antrenman şarttır. Okuldaki başarı için santranç oynamak başarıyı artırdığı tespit edilmiştir.

    Santrancın yararları; kötü alışkanlık edinilmesine engel olur. Planlı hareket etmenin önemi ve gerekliği kavratılır.

    Süratli doğru ve çabuk düşünebilmeye yardımcı olur, olaylara doğru yorumlarla yaklaşabilme yeteneklerini geliştirir.

    Kişiliği ve karakteri olumlu yönde etkiler.

    Kendine güven duygusunu aşılar.

    Kendi güç ve yeteneklerini daha iyi tanıyarak, bireysel güç ve yeteneklerini açığa çıkartmaya ve bireysel doğru karar alabilmeye yardımcı olur.

    Dikkatini tek konu üzerine yoğunlaştarabilme alışkanlığı kazandırır.

    Diğer ders konularının daha iyi anlaşılıp kavranmasına yardımcı olur. Bilimselliği ön plana alarak araştırmalar yapmaya yönlendirir.

    Konulara şüpheci yaklaşımı benimsetir, onları ezberci zihniyetten arındırır.

    Kişileri düşünen, araştıran yargılayan varlıklar haline getirir ve yaratıcılıklarında özgür bırakan bir ortam hazırlar.

    Başarıya ancak ve ancak sistemli bir çalışmayla varılabiliceğini gösterir.

    Mücadeleci bir ruh yapısına sahip olmanın gerekliliğini benisetir.

    Başarısızlık karşısında yılmamayı, başarı için daha çok çalışmanın gerekli olduğunu öğretir.yepyeni hedefler göstererek bu yeni hedefler doğrultusunda motivasyon sağlar.

    Kişilerin olumsuz yönünü, eksikliğini veya bir davranış bozukluğunu hızlıca ortaya çıkarır.

    Kurallara uymayı, dostaça oynamayı, kaybetmeyi kabullenmeyi, kazanı kutlamayı öğretir.

    Yakın dostluklar kurup daha çok sosyalleşmeye ve sosyal yaşamın zenginleşmesine yardımcı olur.

    Referans : santranç federasyonu web sayfasından

  • Anaokulu eğitimine Logoterapi bakışı

    Anaokulu eğitimine Logoterapi bakışı

    Eski köye yeni adet- Özgür insanın ilk öğretmenine

    Anaokullarında verilen eğitimdeki yanlışları gördükçe 3-6 yaş arasında verilen eğitimin daha da önemli olduğunu, bu yaşlarda yapılan yanlışların düzeltilmesi çok zor olan etkileri olduğunu düşündüm. Bu çalışma eğitim felsefesini temelden değiştirmeyi amaçlamış ve bu değişikliğe öğretmenleri eğiterek başlamıştır. Bu değişikliği insanı kendisine has özellikleri olan, değerli ve farklı bir varlık olarak kabul etme olarak isimlendirebiliriz. Daha önceki eğitim modelinde daha önceden hazırlanmış bir takım bilgilerden oluşan bir program vardır. Uygulamalarda her okulun kendisine has farklılıkları olmasına rağmen bu sistemde çocuk alıcı, öğretmen verici bir rol üstlenmektedir. Öğrenme ve öğretmenin olduğu yerde ister istemez değerlendirme de olacaktır. İşte o zaman her çocuğun özel olduğu kavramından uzaklaşılarak çocuklar birbirlerine göre değerlendirileceklerdir. Böyle bir sistemde çocukların özel yeteneklerini bulmak gibi bir düşünce yer almamaktadır. Çocukların doğuştan getirdikleri becerilerin, özelliklerin körelmesi ne kadar acı ise, bir çocuğun aslında yetenekli olmadığı bir alanda çalışmaya zorlanması da o kadar acıdır. İstenmeden elde edilen bir başarı çocuğa hiçbir doyum vermez, onun için hiçbir anlamı yoktur.

    Uyguladığımız yeni modelde amaç çocukların doğuştan getirdikleri özellikleri ortaya çıkarmak ve bu özellikleri kullanabilecekleri ortamı oluşturarak çocukların gelişimine katkıda bulunmaktır. Çocuklar hiçbir şekilde bir sıralamaya tabi tutulmazlar. Bir öğretmenin böyle bir sistemi uygulayabilmesi için önce kendisini tanıması farklı ve özel yanlarını görmesi, farklılığına sahip çıkmayı öğrenmesi gerekmektedir. İnsan ancak kendisine uyguladığı bir bilgiyi bir başkasına uygulayabilir. Öğretmenler eğitimdeki uygulamaları çeşitli biçimlerde değiştirerek çocuklara uygulamışlar, çocuklarda olumlu değişikliklere neden olmuşlardır. Böylece öğretmenler de yaptıkları işi daha anlamlı hale getirmiş oldular. Kendi içine kapanmış, utangaç çocuklar varlıklarını hissetmenin verdiği güç ile kabuklarının dışına çıktılar. Diğer çocuklarla ve büyüklerle rahat ve daha kaliteli bir iletişim içine girdiler. Bunun çocuklar için anlamı dışarıdaki anlama ulaşmaları demektir. Sonuç olarak yaşama anlamlı bir başlangıç demektir.

    Frankl insanların açık kaplar halinde olduğunu ifade etmiştir. Bu açıklıktan insan evrenle iletişimini sağlamaktadır. Çocukların doğal yapılarını koruyarak kaplarının sürekli açık kalması sağlanacaktır. Hangi koşulda olurlarsa olsunlar dışarısı ile iletişim halinde olmak onların hayatta karşılaştıkları her türlü zorluğa dayanabilmelerine yardım edecektir. Müzik ve resim çalışmaları çocukların hızlı bir biçimde gelişmesini sağlamıştır. Utangaç çocuklar normal olan çocuklarla aynı düzeye gelmişler, hareketlenmişler, diğerleriyle güçlü bir iletişime girmişlerdir. Bu eğitim modeli ile korkuya ve disipline dayalı eğitime son verilecek, çocukların özgür iradelerini kullanabilecekleri bir ortam oluşturulacaktır. Çocukların dikkat odağı kendi doğalarına uygun işlere yönelecek bunun sonucunda ise çocuklar yaşama uyum sağlayacaklardır. Hayatının amacına uygun yolda çalışabilen çocuklar sakin, kararlı ve güvenli olacaklardır. Kendilerine güvendikleri gibi hayata da güvenecekler, korkulardan uzaklaşacaklardır. Sonraki hayatlarında da korkuların kendilerini engellemesine izin vermeyeceklerdir. Korkulardan uzak insanların yaşadığı bir toplum şiddetten de uzak olacaktır.

  • İdrar yolu üriner sistem enfeksiyonu

    İDRAR YOLU ENFEKSİYONU ;
    · Çocukta idrar yaparken ağrı ve yanma ,sık sık ve az az idrar yapma ,kilo almama,ateş,ishal,huzursuzluk,karın ağrısı,kusma,kötü kokulu idrar,idrar kaçırma,idrarda kanlı görünüm varsa idrar yolu enfeksiyonundan şüpheleniriz.

    İDRAR YOLU ENFEKSİYONUNDAN KAÇINMAK İÇİN;
    · Köpük banyolarından kaçınınız ,çamaşır ve elbiselerinin dar olmamasına dikkat ediniz,kız çocuklara önden arkaya doğru temizlik yapmasını öğretiniz.

    Bazı çocuklar idrarlarını tutarlar. Tuvalete yeterli sıklıkta gitmezler. Eğer böyle bir sorun varsa, çocuğunuza belli aralarla tuvalete gitmesini öğütleyiniz. Basit bir idrar tetkiki ve sonra gereken ileri tetkiklerle teşhis konur,tedavi edilir.Tekerrür edenlerde daha ileri araştırma yapılıp,koruyucu ilaç verilebilir.

    Ülkemizde dializ veya böbrek nakline giden çocukların çoğu ihmal edilmiş idrar yolu enfeksiyonu sonucu oluşmaktadır.İyi tedavi ve iyi takip gerektiren bir enfeksiyondur.

  • Stresle Başa Çıkmanın 5 Yolu

    Kişinin kendinihuzursuz veya baskı altında hissettiğinde,kendisine verdiği fiziksel, zihinsel, duygusal ve davranışsal tepkiler bütünüdür. Günlük hayatımızda bizi etkileyen bu olumsuz streslerden kaçınmanın temel baş etme yolları mevcuttur.

    Stres ruh ve beden sağlığını olumsuz yönden etkileyen önemli bir faktördür. Günlük hayatta yaşanan her şey strese yol açabilir. Önemli olan stres ve stresi tetikleyen durumların devam etmemesidir. Zaman yönetimi, ilişkilerdeki güven eksikliği gibi durumlar hayatımızda stresin olması için yeterli nedenlerdir. Stres zihnimizde beliren bir faktör olmasına rağmen fiziksel olarak da bizi etkilemektedir. Stresin yol açtığı veya tetiklediği düşünüldüğü psikolojik ve fiziksel hastalıklar; Depresyon, kaygı, yüksek tansiyon, kalp krizi, psikosomatik rahatsızlıklar (fiziksel bir neden olmadan vücutta olan rahatsızlıklar), fibromiyalji (bedeni etkileyen vücut ağrıları), kanser, felç, huzursuz bacak sendromu, hafıza kaybı, cinsel işlev bozuklukları, uyku bozuklukları vs…

    Stresle başa çıkmanın 5 temel yolu

    1. Bazı durumların stres yaratacağı önceden bilinmeli ve kabul edilmiş olmalı.

    2. Belli bir seviyede egzersiz yapmak stres hormonu olan kortizol düşmesine ve daha huzurlu hissetmemizi sağlar.

    3. Günlük hayatımızda bize stres yaşatan durumların yerine alternatiflerini aramalıyız.

    4. Kendimizin farkında olmalıyız ve bazen yanlış yapabileceğimizi bilmeliyiz.

    5. Zamanı yönetiminin, stres ile ilişkili olduğunu düşündüğümüzde, işlerimizi planlı bir şekilde yapabilirsek, günlük hayatımızda stresli durumlardan daha kolay kaçınabiliriz.

    Stresle baş etmenin temel yollarını uygulayabilmek için önce her zaman olduğu gibi kendimize inanmalıyız.