Yazar: C8H

  • Çocuklarda allerjik hastalıklara dikkat!

    Allerjik hastalıklar en sık görülen kronik hastalıkların başında geliyor. Ayrıca görülme sıklığı gittikçe artıyor. Konuya allerji, allerjen ve alerjik hastalıkların tanımlanması ile başlayalım. ‘Allerji’, çoğu kişinin sorunsuzca tolere edebildiği bir maddeye anormal bir tepkidir. İşte bu tepkiye neden olan (yani allerjiye neden olan) maddeye de ‘allerjen’ diyoruz. En sık görülen alerjenler polenler, ev tozu mite’ları, mantar sporları, hayvan tüy ve deri döküntüleri, gıdalar ve ilaçlardır. İşte bu allerjenleri vücutta meydana getirdiği allerjik inflamasyon (allerjik iltihap) sonucu gelişen hastalıklara ‘allerjik hastalıklar’ diyoruz. Çocukluk çağında en sık görülen alerjik hastalıklar ise allerjik rinit, astım ve atopik dermatittir (çocuk egzaması). Şimdi bunlardan kısa kısa bahsederek uygulamaları vurgulayalım…

    Allerjik rinit

    Allerjik rinitin en sık görülen alerjik hastalıklardan biri olduğunu söylemiştik. Polen, ev tozu akarı, mantar sporu gibi aeroallerjenlere duyarlı kişilerde meydana gelir. Bu allerjenlerin burun mukozasında oluşturduğu allerjik inflamasyona (iltihap) bağlı burun akıntısı, burun kaşıntısı, hapşırma ve burun tıkanıklığı gibi belirtiler meydana gelir. Bazı hastalarda belirtiler mevsimsel olarak tekrarlar. Özellikle bahar aylarında şikayetleri olan hasta grubunun sıklıkla polen alerjileri vardır. Bazı hastalarda ise belirtiler yıl boyu sürebilir. Bunlar sıklıkla ev tozu akarı alerjisi, mantar sporları, hayvan tüy ve deri döküntüsü alerjisi olan hastalardır.

    Allerjik rinit tanısında en önemli nokta hekimin muayenesinden sonra allerji testlerinin yapılmasıdır. Deri testleri kanda bakılan allerji tetkiklerine göre daha duyarlı ve kesinlikle daha hassastır. En fazla yarım saatte sonuç veren güvenli ve hızlı bir metottur. Tedavi için öncelikle sakınılması mümkün olan allerjenlerin uzaklaştırılması gereklidir (kedi ve köpek gibi). Fakat ev tozu gibi bazı allerjenler yok edilmese de azaltılabilir. Ancak polen gibi engelleyemeyeceğimiz bazı allerjenler için pencereleri sabah saatlerinde biraz geç açmak fayda verebilir. Tedavideki ikinci adım ise ilaç tedavisidir. Fakat verilen ilaçlar hastalığı tamamen ortadan kaldırmaz, kullanıldığı sürece rahatlatabilir. Bazı hastalar buna rağmen yeterince rahatlayamazlar. Böyle hastalarda erkence immunoterapi denilen allerji aşı tedavisi planlanmalıdır.

    Allerjik astım

    Allerjik astım da çocukluk çağında görülen kronik hastalıklardan biridir. Belirtileri genelde 5 yaş altında başlar. Astımın belirtileri çok değişkenlik gösterebilir. Basit bir öksürükten şiddetli nefes darlığı, hırıltı ve morluk gibi solunum yetmezliği tablosuna kadar değişebilir. Astımın gelişmesinde genetik faktörler ve çevrenin önemi vardır. Astımlı hastalar düzenli takip ve tedavisi yapılması gereken gruptur. Yoksa ileri yaşlarda KOAH denilen tedavisi zor kronik hastalığa kadar ilerleyebilir. Allerjik astım tedavisinde ilk adım aile ve hastaya hastalığın ve hastalıkta kullanılacak ilaç ve cihazların anlatılması olmalıdır. Bunun yeterince yapılmaması ve uygun ilaç ile cihazın seçilmemesi tedavinin başarısını etkileyebilir. Hastalar düzenli takip edilirse tedavinin gidişatındaki problemler (ilaç ve cihaz uyumsuzluğu gibi) çözülebilir. Allerjik astımlı hastalarda da bu tedavilerle yeterince cevap alınamadığı durumlarda, allerji aşı tedavisi uygulanabilir.

    Çocukluk çağı egzaması

    Çocukluk çağında en sık görülen bir diğer hastalık çocukluk çağı egzamasıdır. Genellikle 2-3 aydan itibaren başlar. Tabiri caizse “allerjik hastalıkların ilk istasyonu” diyebiliriz. Daha sonraki istasyonlarda gıda allerjileri, allerjik rinit ve allerjik astım gibi diğer hastalıklar görülebilir. Özellikle yanakta kızarıklık şeklinde başlayıp dirsek önü ile diz arkasına yayılabilir. Eğer kontrol altına alınmazsa tüm vücudu tutan kızarıklık, pullanma ve kabuklanma olabilir. Bu hastalarda uykuyu bozabilecek derecede kaşıntı mevcuttur. Yumurta gibi hastalığı alevlendirebilen alerjenler vardır. Bu alerjenlerin allerji testleri ile tespit edilip uzaklaştırılması gereklidir. Testler uygulanmadan sadece tahmin ile gıdaların kesilmesi sakıncalıdır.

  • İKİNCİ EVLİLİKLER

    İKİNCİ EVLİLİKLER

    Ölüm veya boşanma yoluyla aile kopmuş olabilir. Bu doğal bir yaşam sürecidir. Biz uzmanların uyarısı, bu doğal yaşam sürecinde eski günlerin hesaplaşmasıyla uğraşmak, bir suçlu aramak, bu yoğun üzüntüyü sürdürmek çocukların ruhsal sağlığı bakımından uygun değildir. Hayat devam etmektedir. Bir süre sonra ikinci evlilik fikrini ortaya atmakta yarar vardır. Anne babalar, çocuklarının ikinci evliliğini istemediklerini veya ikinci evlilikten psikolojik olarak olumsuz etkilenecekleri konusunda önyargılıdırlar. Bu önyargıların bir kısmı yanlış inanışlar, bir kısmı da bilgi eksikliğinden ileri gelmektedir. Günümüzde boşanmaların artmasından dolayı üvey evlilikleri sık sık görmekteyiz. Bu durum bize açıkça göstermiştir ki iyi, uyumlu bir evlilik her zaman evlenmeyerek çocuğun sağlığını koruma düşüncesinden daha iyidir. Eğer aynı eşle yeniden bir araya gelme fikri eşler arasında netlik kazanmışsa, yeni evlilik fikri çocuklar açısından hiçbir tehlike yaratmaz. Hatta rahatlatıcı olabilir. Çünkü çocuklar ailelerinin yeniden bir araya gelmelerini istedikleri için bu konuda belirgin bir beklenti içindedirler. Bu beklenti gerçekte anne ve babanın böyle bir fikri yoksa çocuğu hem rahatsız hem de mutsuz edecektir. Yeni evlilik fikri anne babayı barıştırmak için ne yapmalıyım, nasıl davranmalıyım çabasını ortadan kaldıracağı için çocuğu rahatlatacaktır. Her evlilikte sorunlar çıkabilir. İkinci evlilikte de doğal olarak sorunların çıkabileceği baştan kabullenilirse sorun çıktığında kişiler daha rahat olacaklardır.

    Sadece çocukları düşünerek erken evlenmeye çalışmak da istenilen bir durum değildir. Çocuklar üvey anne ve babaları severken veya onlarla olumlu ilişkiler içine girerken zorlanırlar. Bu doğal bir durumdur. Çünkü her çocuk üvey anne, baba ve kardeşleriyle iyi ilişkiye girerse gerçek ebeveynlerine haksızlık yapmış, kendini onlara karşı suç işlemiş olarak kabul eder. İlişkilerin başlangıcında bu vardır. Özellikle üvey ilişkilerde sabır, anlayış, hoşgörü ve zaman tanımak önem kazanmalıdır. Çocuklar kendi ailelerini de sınırlar, zorlarlar, kendilerini sevip sevmediklerini kontrol ederler. Üvey olan ebeveyn bu durumu bildiği halde yine de üzülmekte ve aceleci davranabilmektedir. Uzak ve yakın akrabalar üvey ebeveyne önyargılı davranırlar. Biz uzmanların önerisi; bu zor görevde hem eşin hem de yakın çevrenin olabildiğince önyargılı olmadan üvey ebeveyne destek olması, sabırlı ve hoşgörülü davranmasıdır.

  • Çocuklardaki doğumsal kalp hastalıkları nelerdir?

    Çocuklarda pek çok çeşit doğumsal kalp hastalığı görülebilir. Bu hastalıkların önemli bir kısmını, kalbin bölümlerini ayıran duvarlar üzerinde bulunan delikler oluşturur. Kulakçıklar veya karıncıklar arası duvarlarda bir veya daha fazla sayıda delik bulunabilir. Bir kısım hastalıklar ise kalp kapakçıklarında ve kalpten çıkan ana damarlarda darlık veya şekil bozukluklarıdır. Kalbin göğüs boşluğunda yerleşim anomalileri, kalp yapılarının veya büyük damarların ters yerleşimi, kapakçıkların, damarların veya kalp odacıklarının hiç gelişmemiş olması da rastladığımız anomalilerdendir. Bazen birden fazla bozukluk aynı hastada bulunabilir. Bunlara kompleks doğumsal kalp anomalileri diyoruz. Daha nadiren de doğumsal kalp kası hastalıkları görülebilir. Bunlar kalp kasının işlev bozuklukları, aşırı kalınlaşması veya yapı bozukluğu şeklinde olabilir.

    Çocuklardaki doğumsal kalp hastalıklarının belirtileri nelerdir ?

    Çocuklarda doğumsal kalp hastalıklarının belirti ve bulguları çok çeşitlidir. Hastalığın cinsine, dolaşımda ve kalpte oluşturduğu işlev bozukluğuna, çocuğun yaşına bağlı değişik belirtiler olabilir. Morarma, çabuk yorulma, sık nefes alma, çarpıntı, bayılma, göğüs ağrısı bu belirtilerin bazılarıdır. Morarma, özellikle yenidoğanda olmak üzere her yaşta önemli bir belirtidir. Ancak her kalp hastalığı morarma yapmaz. Küçük bebeklerde sık nefes alma, beslenirken çabuk yorulma, terleme, kilo almada gerilik, sık akciğer enfeksiyonları, kalp hastalığı belirtisi olabilir.Bazı kalp hastalıkları ise çocukta herhangi bir belirtiye yol açmaz, Örneğin kalpte küçük delikler, damar veya kapaklarda hafif veya orta dereceli darlıklar çoğu zaman muayene eden hekim tarafından kalpte üfürüm duyulması ile fark edilirler.

    Doğumsal kalp hastalıklarının teşhisi nasıl konuluyor?

    Hastanın öyküsü ve fizik muayenesinde elde edilen bulgular ile doğumsal kalp hastalıklarının bir kısmının tanısı konulabilirse de, şüphelenilen durumlarda , ekokardiyografi, elektrokardiyografi, rontgen, kalp kateterizasyonu gibi yöntemler ile ayrıntılı tanı konulabilir. Bazen MR-anjio, tomografi gibi yöntemler tanıda yardımcı olabilir. Doğumsal kalp hastalıklarında veya tek olarak görülebilen kalp ritm bozukluklarının araştırılmasında ise 24 saatlik Holter monitorizasyon, egzersiz testi ve elektrofizyolojik çalışmalar yapılabilir.

    Tedavide nasıl bir yol izleniyor?

    Doğumsal kalp hastalıklarının tedavisi hastalığın çeşidine, kalpte oluşturduğu bozukluğa ve hastanın yaşına göre değişiklikler göstermektedir. Kalp hastalıklarının bir kısmı tedavisiz izlenirken, bir kısmında ise cerrahi tedavi gerekebilir. Morarmaya ve ciddi belirtilere yol açan bazı hastalıklarda, örneğin damarların ters yerleştiği veya kapakların hiç gelişmediği durumlarda yenidoğan döneminde yapılan acil cerrahi tedavi hayat kurtarıcı olabilmektedir. Bir kısım kalp hastalıkları ise daha geç dönemde ameliyat gerektirebilir. Kalp yetersizliği olan hastalara ilaç ile tedavi verilir. Yapılacak tedavinin veya ameliyatın çeşidine ve zamanına hastanın klinik bulgularına ve gerektiğinde kateterizasyon bulgularına göre karar verilir. Bazı hastalıklar ise kalp kateterizasyonu sırasında ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Kalp kapaklarında belirli bir sınırın üzerinde darlık olan hastalarda kapaklar kalp kateterizasyonu sırasında balon ile genişletilebilmektedir. Kalbinde delik olan hastalarda ise deliğin yeri ve büyüklüğü uygun ise kateterizasyon işlemi sırasında özel cihazlarla kapatılabilmektedir. Bazı ameliyatlardan sonra uzun süreli ilaç alımı gerekebilir.

    Hangi hastalıklarda tam iyileşme mümkün ?

    Bazı hastalıklarda kendiliğinden zaman içinde düzelme görülebilir. Örneğin küçük olan bazı kalp delikleri kapanabilir. Ayrıca kalp kapaklarında darlık olan, özellikle pulmoner kapak dediğimiz kapakta darlık olup balon yöntemi ile darlığı giderilen hastalar tamamen düzelebilir. Aort damarında bulunan koarktasyon dediğimiz darlık da balon genişletme yöntemi ile düzelebilir. Kalp deliğinin yeri ve büyüklüğü uygun olan hastalar ameliyatsız yöntemle kateterizasyon sırasında kalp deliğinin kapatılması ile tamamen iyileşebilirler. Ameliyat ile düzeltilen birçok doğumsal kalp hastalığında tam iyileşme görülebilir. Anatomik olarak düzeltmenin mümkün olmadığı bazı kompleks ve ağır hastalıklarda ise palyatif ameliyatlar ile kısmen iyileşme sağlanabilir.

    Aileler tedaviden sonra nelere dikkat etmeli?

    İlaç ile tedavi edilen hastalarda ilaçların düzenli verilmesi ve kontrollerin düzenli yapılması önemlidir. Ameliyatlardan sonra da bazı hastalarda ilaç tedavileri gerekebilir. Bunlar kan sulandırıcı ilaçlar, kalp yetmezliğine yönelik veya ritm bozukluğunu tedavi eden ilaçlar olabilir. Ayrıca bir çok doğumsal kalp hastalığında hastayı ameliyat öncesi ve sonrasında endokardit dediğimiz kalbin iç yüzey enfeksiyonlarından korumak gerekir. Bu amaç için ailelere belirli cerrahi işlemlerden önce kullanılacak antibiyotiğin dozu ve kullanım şeklini belirten rehberler verilir.

    Çocuklardaki doğumsal kalp hastalıklarının önlenebilmesi için ailelerin alabileceği önlemler nelerdir?

    Gebelik sırasında alınan bazı ilaçlar, annenin geçirdiği enfeksiyonlar, ileri yaş gebeliği veya radyasyona maruz kalmak, bebek için zararlı olabilir. Akraba evliliklerinin olduğu durumlarda bazı genetik hastalıkların ve beraberinde kalp hastalıklarının görülme olasılığı artıyor.Bu durumların önlenmesi bazı kalp hastalıklarını önleyebilirse de doğumsal kalp hastalıklarının büyük bir kısmının sebebi bilinmemektedir. Bu hastalıkların pek çoğu doğumdan önce fetal ekokardiyografi, yani anne karnında bebeğin kalbinin incelenmesi ile saptanabiliyor. Anomaliler tespit edildikten sonra buna uygun tedaviler planlanabiliyor, ya da tedavisi mümkün olmayan ağır kalp hastalıkları varlığında gebeliğin sonlandırılmasına karar verilebiliyor. O halde risk faktörlerinden mümkün olduğunca uzak durmak ve düzenli gebelik izlemi bu konuda önemli olabilir.

  • KADIN CİNSELLİĞİ

    KADIN CİNSELLİĞİ

    Kadınlar için cinsel uyarıcı olan şeyler nelerdir? Bu konuda 21. yüzyıla kadar çok araştırma yapılmamıştır. Genelde erkeklerin nelerden etkilendikleri araştırma konusu olmuştur. Günümüzde kadınlarında çalışma hayatında yer almaları ve üst düzey yönetici kadrolara gelmeye başlamaları nedeniyle artık kadınlar içinde araştırmalar yapılmaya başlandı. Tüketim dünyasında daha çok yer almaları da kadınların mutluluğu için ve daha fazla cinsel haz alabilmeleri ile ilgili tüketime yönelik çalışmalar hız kazanmıştır. Tüm bunların içinde bilim adamları artık kadını cinsel yönden duyarlı hale getirmede nelerin ne ölçüde rolü olduğunu araştırmaya başladılar. Bu arayış hem kadınların cephesinde hem de erkeklerin cephesinde çok önemlidir. Kadının nasıl daha fazla cinsel zevk alacağı konusundaki bilgi hem kadını mutlu edecek, hem de ilişkiyi güzelleştireceği için erkeği de mutlu edecektir. Jacqualine Tarkiel “seks aşkla olur ama seks aşkın dışında da olur ve güzel, doyurucu olabilir” diyor. Aşksız seksin sadece erkeklere özgü olduğunu söylemek doğru bir düşünce değildir. Kadın da erkek gibi, uygun bir seks ilişkisinden haz alacaktır. Bu haz olayı gerçek bir doyumdur. Aşkla birlikte alınan doyum daha fazla haz veren ve daha farklı etkileri yaşatan bir durumdur. Bu yaşantıda aşk o kadar etkin ve baskındır ki, seksten alınan zevkin daima önünde yer alır.

    Ergenlik döneminde yaşanan bir başka önemli nokta ise, gençlik (ergenlik) döneminde tüm dürtülerin kabarmasıdır. Bu, kızda da erkekte de böyledir. Genel düşünce olarak, kızlar mastürbasyon yapmaz sanılır. Bu tamamen yanlış bir bilgidir. Hatta mastürbasyon yapan kız kendini suçlu ve günah işlemiş olarak görür ve çok büyük bir sıkıntı içine girer. Mutsuz olur. Genç kızların, cinsellik konusunu en yakınında olan annesiyle rahatça konuşabilmesi gerekmektedir. Ama genç kız hem konuşmaya çekinir, hem de anne yeterli bilgiye sahip olmadığı için kızı konuyu açtığında hemen kapatma yoluna gider.

    Kadın için çok önem verilmesi gereken bir nokta, menopoz döneminde sekstir. Bu dönemde seks ilişkisinin olmaması veya az olması, kadınları psikolojik olarak olumsuz etkilemektedir. Kendilerini işe yaramaz ve değersiz hissetmektedirler. Bunun sonucu olarak eşlerini mutsuz eder ve ilişkilerini olumsuz etkiler. Menopoz döneminde östrojen hormonlarının azalması, salgı sistemindeki düzensizlikler, vajinal kuruluk gibi sorunlar tedavi edilmediği takdirde cinsel isteksizlik yaşanabilir. Bu sorunun çaresi vardır. Menopoz dönemine giren veya girmek üzere olan kadınların mutlaka bir psikologla görüşmeleri uygun olacaktır. Öncelikle kafalarındaki soru işaretlerini netleştirmelidirler. Bazen bu bilgilenme tamamen sorunu çözmektedir. Bazen cinsel ilişkiye girememe korkusuyla psikoloğa giden pek çok çift cinsellik konusunda bilgilendirme aşamasında ilişkiye rahatça girebilmektedirler. Bu da bize kadınların çoğunlukla cinsellik konusunda önyargılardan ve yanlış toplumsal değer yargılarından daha çok etkilendiğini göstermektedir. Kadın olsun erkek olsun cinsellik konusunda bilgi eksikliği Türkiye’de bütün yoğunluğuyla devam etmektedir. Utanma, bilgisizlik, yanlış bilgiler, batıl inançlar ve günah duyguları cinselliğin katili olmaktadır. Menopoz dönemindeki kuruluk gibi basit ve çözümü olan bir olay bile pek çok aileyi mutsuz edebilmektedir.

    Türkiye’de hala seksin güzel, hoş, temiz, herkes için gerekli bir olay olarak algılanmaması önemli sorunlar yaratmaktadır. Burada en önemli görev medyaya düşmektedir. Görsel ve yazılı basın sürekli olarak kadını bir meta olarak sunmamalı, özellikle televole gibi programların zaten bilinçli olmayan bir toplumda kadına bakış açısını daha da olumsuza doğru körüklemektedir. Medya seksin güzel, gerekli, zevkli bir olay olması gerektiğini topluma anlatabilirse, yanlış bilgi eksikliklerini ve inanışları düzeltebilir.

    Medya, psikologlar, sosyologlar ve ilahiyatçılarında desteğiyle cinselliğe bakış açısı değiştirilebilir. Yasalarla da kadına yönelik ayrımcılın ortadan kalkması desteklenmelidir.

  • Anne sütü ve emzirmenin faydaları

    ANNE SÜTÜ HEM ANNELERİ HEM DE BEBEKLERİ KORUYOR

    Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan Pediatri Derneği, Avrupa Pediatri Derneği gibi çocuk sağlığı ile ilgili kuruluşların hepsi son günlerde anne sütünün önemi üzerinde duruyor. Bebeklerin gelişiminde önemli rol oynayan anne sütü,çocukların ileri yaşlarında ki başarılarını etkilerken, anneleri; kanserden ve diyabetten, bebekleri ise; alerji ve enfeksiyonlardan koruyor.

    Her yıl, 823.000 çocuğu ölümden, 20.000 anneyi meme kanserinden koruyan ve çok önemli besin kaynağı anne sütünün önemine değinen Çocuk Sağlığı Hastalıkları Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony şöyle konuştu: ‘Anne sütü alan bebeklerin, ilk 6 ay anne sütünden başka hiçbir şeye ihtiyaçları yoktur. Aylık rutin kilo ve boy ölçümleriyle bebeğin büyümesinin takip edilmesi gerekir. Aya göre beklenen büyüme gözleniyorsa, 6. Aya kadar sadece anne sütüyle beslenmelidir. 6. aydan sonrada, anne sütüne aynen devam edilirken ek gıdalara başlanabilir. Anne sütünün hem bebeğe, hem emziren anneye, hem de çocuğun ileriki yaşlarında da başarılarına katkısı vardır.

    Anne sütünün öneminin, yıllardır hep konuşulduğunu, uzun vadede özellikle ileri yaşlara etkisini içeren birçok çalışma yapıldığını belirten Akpınarlı; geçtiğimiz ay Lancet adlı tıp dergisinde yayınlanan bir makalede, anne sütünün özellikle ileriki yaşlarda başarıya olan etkisinin önemine değinildiğini söyledi.

    ‘Erkek Bebek Emziren Annelerin Sütleri, Kız Bebek Sahibi Annelerden Farklı’

    ‘Anne sütünün kişiye özel dizayn edilmiş çok özel bir ilaç’’ gibi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, her annenin sütünün bebeğine özel olduğunu, bu özelliklerin besin değerleri, miktarı, savunma sistemi ve doğuma kadar geçen gebelik süresine göre değiştiğini söyledi. Prematüre doğuran annelerin sütlerinin, zamanında doğuran annelerden farklı olduğuna değinerek, erkek bebek emziren annelerin sütlerinin, yine kız bebek sahibi annelerden farklı olduğunu sözlerine ekledi.

    Emzirmenin Anneye Faydaları:

    Anne ile bebeği arasında çok kuvvetli bir bağ oluşturur.

    Süte ulaşımı kolaydır, annenin mama hazırlama, biberon temizleme gibi zahmetleri yoktur.

    Emziren annenin kalp damar hastalıkları azalır.

    Annenin Tip 2 diyabet riskini düşürür.

    Annenin meme ve över kanseri riskini azaltır.

    Annenin doğum sonu depresyonunu azaltır.

    Annenin kansızlık ve idrar yolu enfeksiyonlarını azaltır.

    Annenin Multiple scleroz ataklarını azaltır.

    Emzirmenin Bebeğe Faydaları

    Uzun süre anne sütü alan çocuklarda enfeksiyonlara bağlı hastane yatışları ve ölümler çok daha azdır.

    Anne sütü alan çocuklarda kulak enfeksiyonları daha azdır.

    Besin Alerjileri ve diğer alerjiler daha azdır,

    Dişler ile ilgili ortodontik problemlerin daha az olduğu,

    Çok daha zeki olurlar bu da ileriki yaşlarda ki başarılarını etkiliyor

    Anne sütü alımı ileriki yaşlardaki obeziteyi diyabet gelişimini engelliyor,

    Emzirmenin Bebek Büyüyüp Erişkin Olduğundaki Dönemdeki Sağlığına Ve Başarısına Faydaları

    Anne sütü alanlarda ileriki yaşlarda kanserler ve kronik hastalıklar daha az görünür,

    Anne sütü alanlarda bazı ruhsal hastalıklar daha az görülür,

    Anne sütü alanlarda hiperaktivite ve otizm daha az görülür,

    Anne sütü alanlarda zeka puanları daha yüksek oluyor ve sosyo – ekonomik alanda kendilerini daha iyi geliştiriyorlar ve daha iyi kazanç sahibi oluyorlar

    Sosyal eşitsizlikleri azaltan bir etkisi var

  • GEBELİKTE CİNSEL YAŞAM

    GEBELİKTE CİNSEL YAŞAM

    Gebelikte cinsel yaşam dönemi çiftin bütün düşüncelerini doğacak bebek üzerine yoğunlaştırdıkları bir dönem olmaktan çok çiftin birbirleriyle olan ilişkilerini olgunlaştırdıkları bir dönemdir. Bazı kadınlar bu dönemde cinsel ilişkiye aşırı bir düşkünlük gösterirler. Bazıları da kocalarına karşı soğuk ve isteksiz olurlar. Erkek, cinsel organıyla bebeğe hiçbir zarar veremez. Gebelik döneminde cinsel ilişki zarar vermek bir yana kadının rahatlamasına yardım eder. Gebelik sevişmede değişik pozisyonları denemek için en uygun dönemdir. Ek yastıklar büyük ölçüde yardımcı olabilir. Bedenin bozulduğu duygusuna kapılan kadına eşi yardımcı olmalıdır. En önemlisi erkek kadına çok çekici olduğu ve istendiği duygusunu vermelidir. Bunu karısını yemeğe çıkararak, ufak tefek armağanlar alarak verebilir. Kadındaki gebelik döneminde ortaya çıkan cinsel ilişkiye girme isteksizliği gebelikten sonra da devam ederse vakit geçirmeden bir psikologa başvurmak gereklidir. Bazen de erkek gebelik süresinde eşi ile cinsel ilişkiye girmekte zorlanabilir. Böyle bir durumda da bir psikologa danışmak doğru olacaktır. Hamilelikte düşük tehlikesi varsa bu tehlike doktor tarafından bildirilir. Genel olarak bu tehlike ilk üç ayda biter. Gebelik döneminde birçok çift cinsel ilişkide bulunmaktan büyük zevk alırlar. Gebeliğin herhangi bir anında sevişmeye ara vermeleri konusunda kesin kurarlar yoktur. Her çiftin kurallarını koyması ve hayatın tadını çıkarmaları en iyi yoldur.

  • Emzirmenin anneye faydaları

    Emzirme bir annenin bebeğine verebileceği en güzel hediyedir. Bir çok anne bebeğini emzirirken fiziksel ve duygusal olarak tatmin ve rahatlama hisseder. Bu rahatlama; emzirme döneminde salgılanan, asıl görevi emzirme döneminin başlamasını ve devamını sağlayan hormon olan prolaktininin diğer görevleri arasında olan bebeğe karşı annenin sevigisin artırma, ona bağlanma duygularını artıırma ve bebeğin beslenmesine odaklanmasını sağlarma özellikleri ile olur. Yine emzirme döneminde salgılanan oksitosin hormonu ise bebeği görünce bile salgılanmaya başlar. Aşk hormonu da denilen bu hormon bebeğe karşı olan annenin sevgi ve bağlanma duygularını artırır.

    EMZİRMENİN ANNENİN SAĞLIK DURUMUNA YARARLARI

    Duygusal ve annelik tatmini dışında emzirmenin annenin sağlık durumuna da bir çok katkısı vardır .

    Doğum sonrası iyileşme dönemini oldukça hızlandırır. Emzirme döneminde salgılanan oksitosin , rahimin küçülmesini sağlayıp , gebelik öncesi döneme gelmesini sağlar. Rahim kaslarının kasılmasını da sağlayan oksitosin hormonu rahimdeki kan damarlarının büzüşmesine yardımcı olarak doğum sonrası kanamalarını azaltır.

    Çalışmalar , emziren annelerin hayatlarının ileriki dönemlerinde yumurtalık ve meme kanseri görülme oranlarının azaldığını göstermiştir.

    Bazı çalışmalarda emziren annelerin Tip 2 diabet ,romatoid artrit, hipertansiyon ve yüksek kolesterol düzeyleri gibi kalp damar hastalıklarından da koruduğu yönde bilgiler bulunmaktadır.

    Emziren annelerin osteoporoz riski azalmaktadır.

    Sadece emzirerek annenin adet dönemlerinin tekrar başlama dönemi uzayarak , gebelikleri arası sürenin uzatılmasına yardımcı olur. Tabiki sadece emizrmenin bir doğum kontrol yöntemi olmadığı tekrar hatırlanmalıdır.

    Emziren anneler emzirmeyenler göre daha hızlı ve kolay doğum öncesi kilolarına dönebilirler. Emzirme oldukça yüksek kalori harcatan bir eylemdir. Emziren anneler günde yaklaşık 400 – 500 kalori daha fazla harcarlar. Emziren anneler dengeli beslenme ilkelerine uydukları takdirde hızlıca kilo vermelerine yardımcı olacaktır.

    GÜNDELİK HAYAT İLE İLGİLİ EMZİRMENİN SAĞLADIĞI KOLAYLIKLAR

    Emzirmenin anneye ve bebeğin sağlıklarına katkıları dışında tüm emziren annelerin de bildiği gibi pratik hayatttada oldukça fazla yararı vardır.

    Anne sütü formül mamaya göre neredeyse maliyetsizdir. Formül mama ile beslenen bebeklerin günlük mama maliyeti yaklaşık 6 – 12 tl arasında değişmektedir.

    Gece bebek acıktığında emzirme oldukça kolay ve pratik olarak yapılabilmektedir. Mama hazırlamak için suyu ısıtmak , mamayı karıştırmak ve sonra da onu bebeğin içebileceği ısıya ayarlamak gereklidir. Bu işlemlerin her gece bir kaç defa olduğu düşünüldüğünde oldukça zahmetli olacaktır.

    Ev dışına çıktığınızda bebeği istediğiniz her yerde emzirebilirken, evde hazırladığınız mamayı taşımak , onu belirli ısıda tutmak için bazı araçlara ihtiyaç duyulacaktır.

    Emziren annelere göre mama ile beslenenen bebeklerin anneleri daha fazla deterjan kullanacakları için çevreye daha fazla zararları olacaktır.

    Tüm bunların yanında her beslenme saatinde bebeğin ihtiyacına göre hazırlanan ve sadece ona özel olan anne sütünün güvenirliği , doğallığı, koruyuculuğunun bilincinde olan annelerin emzirme dönemi deneyimleri, onların annelik duygularının tam olarak yaşadıkları dönem olarak hissediyorlar. Emzirme hem anne hem de bebek için tam anlamıyla duygusal bir birleşme anıdır.

  • KADINDA ORGAZM

    KADINDA ORGAZM

    Kadınlar ve erkekler cinselliği farklı yaşamaktadırlar. Öncelikle kadınlarda cinsel uyarılma erkeklerden daha yavaş olur. Erkekte uyarılma daha hızlıdır. Kadın sevişme sırasında tüm vücuduna yönelik okşamaları ister. Sevişme ilerledikçe ise, cinsel bölgelerin okşanmasını, orgazma yaklaşıldığı anlarda da cinsel bölgelerdeki okşamaların uzamasına izin verir.

    Erkekte ise bu olay kadının tam tersi olarak sevişmenin başlangıcında bile cinsel bölgelerin okşanmasını ve uyarılmasını ister. Kadının erkeğin omzunu, belini veya sırtını okşaması erkeğin uyarılması için yeterli değildir. Erkek, sevişmeye direkt cinsel bölgelerin okşanması ile başlamasını ve bu bölgelerde devam edilmesini arzu eder. Kadın erkeği de kendisi gibi düşünerek, onun zevk aldığı bölgeleri değil, kendi zevk aldığı bölgeleri okşayacaktır. Erkek de kadını kendi gibi düşündüğü için onu, kendi hoşlandığı ve uyarıldığı şekilde uyaracaktır. İlişkide her iki cins de, kendi hissettiği durumu karşısındakine yansıtarak hareket edecek ve karşısındakinin bundan çok hoşlanacağını düşünmektedir.

    Yukarıda bahsedilen bu farklılığı her iki cins de biliyorsa, farklılığı ilişkilerine uygulayacaklar ve ilişkide doyum kalitesi de artacaktır.

    Genellikle kadın cinsel isteklerini belli etmekten kaçınır. Örneğin, bu isteğin eşinden gelmesini bekler. Çok rahat iletişim kuran kadınlar bile ilişki isteğinin eşlerinden gelmesini beklemek durumunda kaldıklarını belirtmektedirler. Kadınlar bu durumu şöyle açıklamaktadır: “Eşim her durumda beni yanlış anlayabiliyor. Okuyarak öğrendiğim şeyleri yaptığımda sen bunları daha önceki deneyimlerinden mi öğrendin şeklinde yersiz kıskançlıklar yapar. Hiçbir şey bilmiyormuş gibi tepkisiz kalırsam, sen de hiçbir şeyden anlamıyorsun diye eleştirir.”

    Çeşitli çalışmalarda kadınlar, cinsel ilişkide ön sevişmenin uzun olmasını ve sevişme esnasında daha çok güzel sözler duymak istediklerini belirtmişlerdir.

    Cinsellik üzerine yapılan çalışmalar kadınlarda ön sevişmenin uzun tutulmasını önermektedir. Cinselliği kaliteli hale getirmek ve zevk süresini uzatmak her iki cins için de önemlidir.

    Ön sevişmede aşk oyunlarına ve dokunmaya önem verilmelidir. Kadın cinselliğinde özellikle orgazm sonrasında da bir farklılık gözlenmektedir. Kadın orgazma ulaştıktan sonra, cinsel duyarlılığı orgazmdan sonra bir süre daha devam eder. Erkek orgazma ulaştığı andan itibaren cinsel uyarılması son bulur. Erkeğin artık duyarlılığı biter ve çoğunlukla çok coşkulu bir orgazmdan hemen sonra bile uyuyabilir.

    Pek çok kadın bu durumdan şikâyetlerini “eşim orgazm olduktan sonra hemen arkasını döndü ve uyudu” biçiminde dile getirerek bu durumdan dolayı eşlerine kızdıklarını ve kırıldıklarını belirtmektedirler. Bu durum, orgazm sonrası cinsel duyarlılığı halen devam etmekte olan kadın için kabullenilir ve anlaşılır bir durum değildir. Kadın bu kadar zevkli, muazzam bir cinsel ilişkiden sonra bir süre daha erkekle konuşmak, sohbet etmek veya erkeğinin kendisine sarılmasını, dokunmasını, kendisini okşamasını ve güzel sözlerle ilişkiden çok zevk aldığını söylemesini bekler.

    Bu konuda hem erkek hem de kadın, bu cinsel farklılığın yaratılıştan geldiğini bilseler, birbirlerine kırılmazlar. Kadın erkeğin bu davranışının kendisine karşı yapılmış bir saygısızlık olmadığını ve orgazma ulaşma anından itibaren tüm erkeklerdeki cinsel duyarlığın son bulmasından kaynaklanan bir durum olduğunu bilmelidir. Erkekler de kadının orgazma ulaşmasından sonra bir süre hala cinsel duyarlılığının devam ettiğini bilseler, zor da olsa güzel bir ilişkiden sonra eşine sarılabilir veya onun elini sevecenlikle tutabilirlerdi.

    Diğer bir farklılık da, erkeklerde orgazm sayısı sınırlıdır. Kadınlarda ise ilişkide birden fazla sayıda peş peşe orgazma ulaşabilirler. Bu durum da, yaratılışlarından gelen bir başka farklılıktır. Kadınlar her ilişkide mutlaka orgazma ulaşmak gereklidir diye düşünmemektedirler. Bazen erkeğe sarılmak, onun sıcaklığını hissetmek onlar için doyurucu olabilmektedir. Erkeklerdeki orgazmın görünür olmasına karşın, kadınlarda da bir boşalma olmasına rağmen, bu göz önünde olmadığından erkek kadının orgazm olup olmadığını anlamayabilir. Bazen de kadınlar gerçekten eşlerini üzmemek için, ilişkiyi hızlandırmak için veya bir an evvel sonlandırmak için orgazm taklidi yapabilirler. Bu bazen sağlıklıdır, bazen de bir kaçış yoludur. 60’lı yıllarda cinsel devrim ve hippilik felsefesinin yaygın olduğu dönemlerde kadınla erkeğin aynı anda orgazma ulaşmalarının en uygun durum olduğu söyleniyordu. Cinsel terapistler şimdi orgazmın kadın ve erkekte aynı anda olmasının gerekli olmadığını söylemektedirler.

  • Parmak emmek normal midir ?

    Çocuklarda 1 yaş civarında bir çoğunda parmak emme vardır. Bu 3-4 yaşına kadar devam edebilir. Bu refleks açlık veya beslenme ile alakalı bir durum değildir. Eğer 4-5 yaşına gelmiş parmak emme alışkanlığı devam ediyorsa bu davranışı çocuğa güzelce anlatmak gerekir. 5 yaşından sonra parmak emme davranışı varsa hayattaki kaygı gibi sebebleri araştırmak gerekebilir.

    Parmaklarını emme sebepleri

    1 yaş civarındaki çocuklar uykuya geçerken

    Diş çıkarma zamanlarında,

    Çevresinde parmak emenler varsa,

    Aile içi gerginliklerde, kardeş dünyaya geldiğinde,

    Zorlukta, utanma, sıkılma varsa sevgi ve güven eksikliği varsa,

    Memeden erken ayrılmışsa ve ek besinlere zorlanmışsa

    Parmak emme henüz gelişmekte olan kas ve kemikler üzerinde basıç oluşturarak dişlerin yer değiştirmesine sebeb olabilirler. Bu sebebler üst ön dişler öne; alt ön dişler geriye doğru eğilir. Alt – Üst ön dişler arasında açıklık meydana gelir.Çocuk bu alışkanlığını 3 yaşına kadar bıraktığında açıklık kapanır. Ancak 3,5 yaşından sonra kalıcı olabilir.Parmak emme uyurken dahi devam ediyorsa diş bozulmaları olur. Bunun sonucunda üst çenede darlık V şeklinde çene kavisi oluşur.

    Herşeye rağmen parmak emme davranışını cezalar ile engellenememektedir. Ellerini bağlamak, eline vurmak veya biber sürmek gibi cezalar uyum problemlerini beraberinde getirebiliyor.

    Bebekler en çok başparmağı emerler. Diğer parmaklarının emenlerde vardır. Hatta ayak parmaklarını emen bebekler dahi vardır. Bu alışkanlık anne karnında dahi vardır. Bu emme refleksi onların en güçlü refleksidir. Çünkü doğduktan sonra 4-5 aya kadar sadece emerek beslenmektedir. Emme aynı zamanda bebeğe haz ve mutluluk veren bir eylemdir. 1 yaşına kadar parmak emme terk edilir. 1 yaşından sonra parmak emen çocuk yorgun sıkıntı veya bir problem nedeniyle emiyordur.

    Parmak emme davranışını terk ettirmek için ödüllendirin

    Psikolojisini bozacak etkileyecek davranışları düzeltin, şiddetten uzak durarak güzellikte gösterin,

    Oyun ortamları ve meşguliyetler oluşturun.

  • HİPERAKTİVİTE

    HİPERAKTİVİTE

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nu üç grupta değerlendirebiliriz. Bir çocuk dikkat eksikliği sorunlarını yoğun ve ön planda yaşıyorsa ve bu belirtiler yaşam kalitesini olumsuz etkiliyorsa dikkat eksikliğinin ön planda olduğu gruba girer. Bir çocuk ağırlıklı olarak hiperaktivite ve kontrol güçlüğü konusunda sorunlar yaşıyorsa ve bu belirtileri yaşam kalitesini olumsuz etkiliyorsa “Hiperaktivite”nin ağırlıklı olduğu gruba girer. Eğer çocuk her iki grup özelliklerini de birlikte gösteriyorsa bileşik tip grubuna girer.

    Uygulamada tanı bu kadar kolay konulamamaktadır. Sıklıkla bireyin genel potansiyeli ve yaşam kalitesinde yetersizlik varsa, yetersizliğin hangi alanlarda olduğuna bakılır. Yukarıda saydıklarımızla beraber planlama becerisi ve önceliklerini belirleme yeteneği değerlendirilir.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun Nedeni
    Temel nedenin genetik olduğu kesinleşmiştir. Bu bireylerde beynin ön lobunda genetik olarak geçen bir yürütücü işlev sorunu vardır. Tedavide semptomların ağrılığına ve yoğunluğuna bağlı olarak terapiyle birlikte ilaç kullanılır. Genel olarak, bu çocuklarda yaş ilerledikçe aşırı hareketlilik azalabilir, ama kontrol güçlüğü devam eder. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların ergenlik döneminde de aynı tanıyı aldıkları ve bu çocukların yetişkinlik döneminde de sorunlar yaşadıkları bilinmektedir.

    Bu kişilerde başka psikiyatrik bozukluk örneğin depresyon, kaygı bozukluğu, tikler, madde kullanımı, sigara kullanımı riski genel populasyondan yüksektir. Erken yaşta fark edilmesi ve tedaviye başlanması başarılı sonuçlara yol açmaktadır. 6 yaş ve öncesinde fark edilmesi ve tedaviye alınması çocuğun okul döneminde sorun yaşamayacağını veya daha az sorun yaşayacağını gösterir. Alternatif tedavi yöntemlerinin hiperaktivitenin tedavisinde etkisi yoktur. Tedavi uzun bir süreçtir. Tedaviye yanıt hızlıdır.