Yazar: C8H

  • Akrabalık testi

    Tanımlama: Akrabalık testleri 2 ya da daha fazla birey arasında herhangi bir biyolojik akrabalık ilişkisinin olup olmadığını anlamak için yapılır. Bu test çocuğun babası olduğu iddia edilen birey DNA Babalık Testini yapmak için müsait olmadığı ya da teste katılım gösteremediği durumlarda yapılır.

    Bu tip durumlarda iddia edilen baba yerine diğer akrabalar arasındaki genetik ilişkiden yola çıkarak sonuca gidilir. İddiayı yorumlamak için iddia edilen babanın analiz için müsait bulunmadığı durumlarda direk akrabalar arasındaki genetik ilişkinin yorumlanması ile sonuç elde edilebilmektedir. Bu tarz testlere Büyük babalık ya da amca/teyze testleri denilmektedir. DNA profil testleri aynı zamanda kardeşler arasındaki genetik profillerin yorumlanmasına izin vermektedir, bu tarz testlere ise DNA kardeşlik testi denilmektedir.

    Kullanılan Yöntemler:

    Kısa Tandem Tekrar Testi (STR test): Farklı cinsiyetten olan ve kardeş bireylerin aynı ebeveynden olup olmadıklarının tanımlanmasında kullanılmaktadır.

    Y Kromozom Testi: Sadece erkek bireyde bulunan kromozomdur. Erkek kardeşler yada akrabalar arasındaki genetik bağ baba soy bu tip test ile yorumlanır.

    X Kromozom Testi: Aynı babadan fakat farklı anneden kardeş olma olasılığı iddia edilen kız kardeşler arasındaki genetik bağı tanımlamak için kullanılır.

    MtDNA Test (mitochondrial DNA): Erkek ya da bayan iki birey arasındaki anne soyun tanımlanması için kullanılır.

  • Ben Hasta Mıyım?

    Ben Hasta Mıyım?

    “5 gündür tadım yok, karamsarım, mutsuzum” şeklinde konuşan birisi gerçekten depresyonda mıdır? Elbette ki değil. Bir hastalıktan bahsedilebilmesi için gereken şartlardan bazıları şunlardır:

    * Yeterli süre devam eden (süreklilik olmalı: depresyon için en az 2 hafta), yeterli sayıda belirtiden oluşan bir klinik tablonun olması (depresyonda en az 5 belirtinin birlikte olması),

    * Bu sürecin öncesi ve sonrası arasında fark olması (daha önce sakin biriyken çabuk sinirlenmesi, konuşkan biriyken içe kapanık hale gelmesi vs.)

    * Hayatının birden fazla alanında (bireysel hayat, sosyal hayat, evlilik, iş hayatı, annelik-babalık-evlatlık görevleri, öğrencilik, dini hayat, cinsel hayat vs.) olumsuzlukların olması,

    * İç uyumunun bozulması (kendisi ile barışıklığın yok olması),

    * Kayıplarının olması (enerji, motivasyon, zihinsel yetiler, üretkenlik vs.).

    Bu liste uzatılabilir.

    Sonuçta “toplumda herkes hasta” düşüncesi objektif değildir. Bahsedilen şartların olup-olmadığını belirleme yetkisi hekimlerin kontrolünde olmalıdır ki uzman olmayan kişilerin yanlış tespitleri ile insanlarımız damgalanmasın!

  • Babalık-annelik-kardeşlik testi

    BİYOLOJİK YAPIMIZ: Biyolojik yapımıza ait tüm bilgiler DNA dediğimiz yapıda 2 kopya olarak kodlanmıştır. Bu kopyalardan bir tanesi anneden gelirken diğeri babadan gelir. Böylece genetik bilgimizin yarısını annemizden diğer yarısını da babamızdan alırız. Dolayısıyla hem anne hem de babamızla ortak gen bölgelerimiz bulunmaktadır.

    BABALIK TESTİ: çocuk ile baba arasında tamamen ortak olması gereken bölgelerin analizi yapılmaktadır. Eğer çocuk ile babanın analiz edilen gen bölgeleri aynı ise test edilen baba adayı çocuğun gerçek babasıdır. Yapılan babalık testinde tutarsızlık gözlenmişse yani çocuğa babadan geldiği bilinen genetik bilgi, test edilen baba adayınınki ile eşleşmiyorsa, test edilen baba adayı çocuğun gerçek babası değildir.

    ANNELİK TESTİ: Annelik Testi yapılırken anne ve çocuğun ortak olması gereken DNA bölgeleri birbirleri ile karşılaştırılır. Eğer çocuk ile anne analiz edilen gen bölgeleri aynı ise test edilen anne adayı çocuğun gerçek annesidir. Çocuğa anne geldiği bilinen genetik bilgi, test edilen anne adayınınki ile eşleşmiyorsa, test edilen anne baba çocuğun gerçek annesi değildir.

    KARDEŞLİK TESTİ: Kardeş olduklarına şüpheleri olan iki birey arasındaki genetik kardeşlik bağını doğrulanması için önerilir. Bu genetik kardeşlik bağı doğrulaması yarı – kardeşlik tek ortak ebeveynden kardeşlik durumu yada tam-kardeşlik aynı biyolojik ebeveynlerden kardeşlik durumunda yapılabilmektedir. DNA Kardeşlik testi ebeveynlerden örnek toplanmaya gerek kalmadan da sadece kardeş olması olası iki bireyden alınan örneklerler de yapılabilmektedir, fakat sonuçların doğruluğunu daha da sağlam temellere dayandırmak için kardeşlik testi yapıldığı durumlarda ebeveynlerden de örnekler alınabilir

    Örnekler ağız mukozasından pamuklu çubukla alınmaktadır.

    Güvenilirlik: toplam 15 marker ile (ortak gen bölgeleri üzerinde) çalışarak %99,99 oranında doğru sonuç vermektedir.

    Test süresi: yaklaşık 15-20 gün arasında sonuçlar verilmektedir.

    Test sonuçları: Sonuçlar gizlilik prensibi çerçevesinde sadece test yapılan kişilere elden rapor teslimi şeklinde gerçekleştirilmektedir. Telefonla ya da diğer yollarla asla başka bir kimse ile bilgi paylaşımında bulunulmamaktadır.

  • Ben de Biliyorum Ama Yapamıyorum

    Ben de Biliyorum Ama Yapamıyorum

    Tespit edilen hatalı tutumlar için verilen tavsiyeler sonrası hasta, sıklıkla savunmaya geçer ve der ki “ben de biliyorum ama yapamıyorum”. “İlişkilerinizde sınır koymalısınız ve “hayır” diyebilmelisiniz” önerisinin karşılığında verilen tepki, “ben de “hayır” dememin gerektiğini biliyorum ama karşımdaki kişi kırılacak diye “hayır” diyemiyorum”. Gerçekten de pratik yaşamda uygulanmayan teorik bilginin önemi yoktur. Peki, hem bilmek hem de uygulamak mümkün müdür?

    Toplumumuzda, birbirine alternatif olarak kabul edilen iki tanımlama vardır: alaylı ve mektepli. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan kişiye “alaylı” denir. Yine bir çeşit alaylı olan ve “arif” olarak tanımlanan kişi de okul yüzü görmediği halde hem çok anlayışlıdır hem de sezgilerinde zengindir. Hâsılı, “ben de biliyorum ama yapamıyorum” diyenlerdenseniz önünüzde iki yol olabilir.

    Ya “alaylı” olunuz ve bu çileli yolda, sorunlarınızı zamana bırakarak, sabırla çözümlere kavuşmaya çalışınız. Tabiri caizse yaş ilerledikçe pişiniz (tecrübe sahibi olunuz), 20 yaşında “hayır” diyemeyiniz, 65 yaşından sonra sizin “hayır” demenize gerek kalmadan, duruşunuz/bakışınız… ile karşınızdakiler tarafından anlaşılır olunuz. Bu uzun soluklu “pişme” döneminde kendinizden şikâyetçi olmayınız.

    Ya da “mektepli” olunuz ve teorik bilginin, nasıl pratik uygulamaya yansıtılabileceğini işin uzmanından öğreniniz. Terapistinize güveniniz, terapi sürecinizde sebat ediniz, verilen ödevleri/öğrendiğiniz teknikleri yerine getirmeye çalışınız, farkındalığınız arttıkça da kaçındıklarınızın üzerine gidiniz. Terapi, size verilen bir tür eğitimdir (iletişim, stres yönetimi, düşünce analizi vs.) ve diğer “mektepli” olduğumuz süreçler (mesleki eğitim, konservatuar hayatı vs.) gibi emek ister. “Bilmek ve yapmak” için emeğinizi esirgemeyiniz.

  • Çarpıntı (ritm bozuklukları)

    Aritmiler (ritm bozuklukları)
    Aritmi anormal kalp ritmidir. Çocuklar kalbin hızlı çarpması (taşikardi), yavaş çarpması (bradikardi) veya düzensiz çarpması gibi bulgu veren ritm bozuklukları ile doğabilirler veya herhangi dönemde ritm bozuklukları oluşabilir. Ritm bozukluklarına aritmi denir. Aritmi tanısında elektrokardiyogram (EKG), 24 satlik EKG (Holter), egzersiz testi (efor testi), elektrofizyolojik çalışma yöntemleri kullanılır.

    Aritmi nedenleri nelerdir?
    Aritmilerin büyük kısmı yapısal olarak normal kalpli çocuklarda görülmektedir. Ancak bazı çocuklarda aritmilerin kalp anormallikleri ilişkili olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla aritmi ile gelen bir çocukta mutlaka kalp anormalliği olup olmadığı araştırılmalıdır. Ayrıca hastada aritmiye neden olabilecek bir ilaç kullanımı, aşırı kafein alımı, tütün ve stres faktörü sorgulanmaktadır.

    Aritmilerin kalıtsal tipleri var mı?
    Aritmilerin ve kalp hastalıklarının belirli bazı tipleri kalıtsal olabilmekte ve aynı aile içinde çok daha sık görülebilmektedir (anneden, babadan çocuğa geçebilmekte). Ayrıca bazı gen defektlerinin de belirli bazı aritmilere ve kalp hastalıklarına neden olduğu bilinmektedir. Bu tür hastalıklarla karşılaşılması halinde tüm aile bu hastalık açısından taranmakta ve gerekirse gen defekti testi yapan merkezle ilişkiye girilerek araştırılabilmektedir. Bu hastalıklara örnek olarak uzun QT sendromları verilebilir.

    Aritmiler ne gibi yakınmalara-bulgulara neden olur?
    Yakınma ya da bulgular hafif olabileceği gibi ağır da olabilir. Kalbin hızlı çarpması, göğüste çarpıntı hissi, halsizlik, baş dönmesi, göz kararması, bayılma ya da göğüs ağrısına neden olabilir.

    Normal ve anormal kalp ritmleri nelerdir?

    Normal sinus ritmi: Sağ kulakçığın üst kısmında bulunan sinus düğümünden kaynaklanan elektriksel uyarıların oluşturduğu kalp ritmidir. Bu düğüm büyük çocuklarda dakikada 70-110 kez uyarı oluştururken yaş küçüldükçe hız bir miktar artmaktadır.

    Sinus aritmisi: Kalp hızındaki solunumla ortaya çıkan dalgalanmalardır. Daha küçük çocuklarda daha sık gözlenir. Normal olduğu düşünülmektedir.
    Sinus taşikardisi: Sinus düğümünden kaynaklanan o yaş için belirlenmiş normal kalp hızından daha yüksek kalp hızıdır.
    Sinus bradikardisi: Sinus düğümünden kaynaklanan o yaş için belirlenmiş normal kalp hızından daha düşük kalp hızıdır.
    Supraventriküler ekstrasistol: Kulakçıklardan kaynaklanan erken kasılmalardır. Sağlıklı çocuklarda sık görülür. Nadiren bulgu verir.
    Supraventriküler taşikardi (SVT): Kalbin üst boşluklarından (kulakçıklardan) kaynaklanan hızlı kalp atımı atağıdır. Saniyeler kadar kısa süreli olabileceği gibi günlerce sürebilir. Bu sırada kalp hızı genellikle 150 atım/dk’ nın üzerindedir. Bir çok nedeni vardır.
    Wolf-Parkinson-White sendromu (WPW): Çocuklardaki SVT’ lerin en sık nedenidir. Kulakçıklarla karıncıklar arasında normal iletim yoluna ek olarak fazladan bir kas bandının bulunması nedeni ile ortaya çıkar. Bu ekokardiyografi sırasında görülemeyecek kadar küçük bir kas bandıdır. Ancak EKG’ den anlaşılabilir. Bebeklik döneminde kendiliğinden kaybolabilirken bebeklikten sonra nadiren kendiliğinden düzelir.
    AVNRT (AV düğüm döngüsel taşikardi): Daha çok erişkinlerde görülür. Bebeklerde nadiren görülür. AV düğüm içinde bulunan ekstra bir yol nedeni ile oluşur. Çok ani olarak ortaya çıkar ve sonlanır.
    Atrial flatter: Çocuklarda nadirdir. Kulakçıklar içindeki anormal elektriksel bir döngüden kaynaklanır. Yenidoğan döneminde iyi huyludur ve genellikle 1-2 yıl içinde kendiliğinden düzelir. Daha ileri yaşlarda genellikle karmaşık kalp anomalileri nedeniyle ameliyat olmuş hastalarda gözlenir.
    Atrial fibrilasyon: Çocuklarda nadirdir. Kulakçıklardan kaynaklanan düzensiz çok sayıda elektriksel uyarılar nedeni ile ortaya çıkan düzensiz SVT’ dir. Nadiren ailesel formları vardır. Kalp ameliyatları sonrası da ortaya çıkabilir.
    Ventriküler ekstrasistol (VES), Karıncıklardan kaynaklanan erken atımlardır. Normal kalpli çocuklarda da görülmekle birlikte bir anormalliğe işaret edebileceğinden araştırılmalıdır.
    Ventriküler taşikardi: Karıncıklardan kaynaklanan düzenli ve hızlı kalp atımlarıdır. Kısa veya uzun süreli olabilir. Sıklıkla altta yatan bir kalp hastalığı ile birlikte görülebilir.
    Ventriküler fibrilasyon: Karıncıklardan kaynaklanan düzensiz ve çok tehlikeli yüksek hızlı kalp ritmidir. Bu durumda kalp yeterli kasılamayacağından kan pompalayamaz.
    Kalp bloğu: Kalbin yukarısından (sağ kulakcıktan) başlayan elektriksel uyarı aşağı karıncıklara ulaşıncaya kadar belirli iletim yollarından geçer. Bu yolların herhangi bir noktasında blok olması durumunda yukarıdan gelen elektriki uyarı aşağı karıncıklara iletilemez. Dolayısıyla kulakcıklarla karıncıklar arasındaki uyum bozulur. Bu durumda genellikle alttaki karıncıklar yukarıdaki kulakçıklardan çok daha düşük hızda kasılırlar.
    Hasta sinus sendromu: Belirli bir kalp hastalığı ya da ameliyat nedeniyle sinus düğümünde gelişen hasar nedeniyle sinus düğümünden çıkan elektiksel uyarıların hızının çok yavaşlaması ve aşırı duraklamalar olmasıdır. Anormal düşük kalp hızlarına neden olabilir.

  • Bataklığı Kurutma Adına Neler Yapılabilir ?

    Bataklığı Kurutma Adına Neler Yapılabilir ?

    * “Anne ve baba olarak biz ne yapabiliriz? Oğlum ilaç kullanımını hep yarım bırakıyor. Eşi ve biz elimizden geleni yapıyoruz ama ne yazık ki tedavisini sürdürmekte yetersiz kalıyoruz”.

    * “Eşim ilacını içiyor ama hiçbir değişiklik yok. Eve kendini kapatıyor, kimseyle görüşmüyor, hiçbir şeyle meşgul olmuyor. O kadar söylüyorum, kendi hiç gayret etmiyor”.

    * “Annesi olarak onun yerine arkadaşları ile buluşması için bahaneler buluyorum. 35 yaşına geldi, kendisi ilişki ve iletişim kuramıyor. Ne yapacağımı bilemiyorum, çok üzülüyorum”.

    Hastalığın tedavi sürecinde doktorun, hasta yakınının ve en önemlisi hastanın yapması gerekenler vardır. Hasta, doktor ve hasta yakını uyumlu bir ekip olarak hareket etmelidir.

    Doktor süreci yönetir ve hem hasta hem de hasta yakınına sahip çıkar. Tedavileri (ilaç tedavisi, psikoterapi gibi) düzenler, eğitim verir ve gerekli tavsiyelerde bulunur.

    Hasta yakını, hastasına destek olurken ne “boş vermiş-lakayt” bir tutum sergilemeli ne de “aşırı koruyucu-kollayıcı” olmalıdır. Hastanın önüne geçen ve tüm sorumluluğu üstlenen hasta yakını, tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir.

    En önemli faktör, hastanın kendisinin hastalığı konusunda bilinçlenmesi (farkındalık) ve tedavisine sahip çıkmasıdır. Hastalığının yönetimini kendisi üstlenen hasta, kendisini hastalık karşısında koruyabilir ve nükslerin önüne geçebilir.

    Kalp krizi geçirmiş bir hastanın 2. kez kalp krizi geçirmemesi için kendisinin hastalığını bilmesi (kalp krizinin nedenleri, belirtileri gibi), hastalık seyrinin nasıl olacağını (hangi durumlarda tekrarlayabilir?) ve yapılması gerekenlerin neler olduğunu (sigarayı bırakmak, tuzsuz yemek, fazla kilolardan kurtulmak gibi) öğrenmesi gerekir. Maalesef hastanın yerine doktorun tuzsuz yemesi, hasta yakınının sigarayı bırakması gibi anlamsız alternatif çözümler bulmak söz konusu değildir.

    Benzer durum psikiyatrik hastalıklar için de geçerlidir. Hastalığın akut/ilk dönemi atlatıldıktan (ilaç tedavisi ile hastalık baskılandıktan) sonra psikoterapi sürecinde farkındalığın artırılması ile yapılması gereken; hastanın önceki yaşam tarzının gözden geçirilmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılmasıdır.

    Hastanın yaşamındaki başarıların artırılması ile özgüveninin oluşturulması, çevresel duyarlılığın azaltılması için sosyalleşme ve iletişimin artırılması, en önemlisi de kişilik özelliklerindeki katılıkların esnetilmesi ve düşüncelerini analiz etmesinin öğretilmesi bataklığı kurutma adına yapılabilecek düzenlemelerden bazıları olabilir.

  • Akut romatizmal ateş

    Akut romatizmal ateş halk arasında kısaca “kalp romatizması” veya sadece “romatizma” olarak bilinir. Romatizmaya çocuklarda farenjit ve tonsillite (bademcik iltihabı) neden olan A grubu beta hemolitik streptokoklar (kısaca beta) yol açar. Boğaz enfeksiyonu geçiren çocuk uygun dozda ve sürede antibiyotik almazsa romatizmaya yakalanma riski ortaya çıkar. Tedavi olan hastalarda risk çok azdır. En sık 5-15 yaş arasındaki çocuklarda görülür. Boğaz enfeksiyonundan yaklaşık olarak 2-3 hafta sonra bulgular ortaya çıkar. Başlıca etkilerini kalp, eklem, cilt ve beyinde gösterir. Genellikle göze çarpan ilk bulgu eklemlerde (diz, ayak ve el bileği) şişlik, ağrı, sıcaklık artışı ve hafif kızarıklıktır. En önemli etkisini ise kalpte gösterir. Kalp kapaklarında hasara ve işlev bozukluğuna yol açar. Bazı çocuklarda ise beyin tutulumuna bağlı yüz, el, kol ve bacaklarda istemsiz, anormal hareketler (Kore), davranış bozuklukları ve huy değişiklikleri görülebilir. Cilt bulguları nadirdir. Hastalar tanı aldıkları anda tedaviye başlanılarak izleme alınmalıdır.

    Romatizmal kalp hastalığı düzelir mi?
    Hafif olan kalp kapak hastalıkları erken dönemde zamanla düzelebilir, fakat çoğu zaman hasar kalıcıdır.

    Her boğaz enfeksiyonu romatizmaya yol açar mı?
    Yalnızca A grubu beta hemolitik streptokokların yol açtığı boğaz enfeksiyonları romatizmaya yol açar. Diğer viral ve bakteriyal boğaz enfeksiyonlarından sonra romatizma gelişmez. Ayırım için boğaz kültürü alınmalı veya diğer ayırıcı tetkikler yapılmalıdır. Streptokoklara bağlı boğaz hastalıklarında tipik olarak boğaz ağrısı, ateş ve boyunda ağrılı şişlikler göze çarpar. Bazen bulgular daha hafif olabilir, bu durumda hastanın tanı alması güçleşir.

    Romatizmal Ateş Geçiren Çocuk Nelere Dikkat Etmelidir?
    Bir kez romatizmal ateş geçiren çocuğun tekrar beta enfeksiyonu geçirmesi halinde hastalığının tekrar etme riski çok yüksektir. Bu nedenle romatizmal ateş geçiren çocukların tekrar aynı enfeksiyona yakalanmalarını önlemek amacıyla korunmaya alınması şarttır. Bu korunma düzenli verilen antibiyotiklerle hastanın uzun süreli korunması esasına dayanır. 3 Haftada bir enjeksiyon şeklinde penisilin veya her gün ağızdan antibiyotik verilerek çocuk hastalığın tekrarından korunur. Koruma süresi, kalp tutulumu varsa hayat boyu, kalp tutulumu yoksa 21 yaşına kadardır.

    Doğuştan kalp hastalıklarında olduğu gibi romatizmal kalp hastalıklarında da kalpteki hasarlı kapağın enfeksiyon riski vardır. Bu nedenle hastalar ağız hijyenine, diş temizliğine ve sağlığına dikkat etmelidirler (bkz. İnfektif Endokardit).
    Kalp kapak hastalığının ağırlığına göre egzersiz kısıtlaması ve diyet uygulamak gerekebilir.

  • Başarının Düşmanı Rehavet

    Başarının Düşmanı Rehavet

    Tatil dönüşü bir rehavet çöküyor, tekrar rutin hayata dönmek zor oluyor. Ne de olsa gevşemek güzel ama bir bedeli de var: gevşeme sonrası yeniden kendine çeki düzen vermek ve geçmiş tempoyu tekrar tutturmak için çaba sarf etmek gerekiyor.

    Çocuklarımız pek çok sınava var güçleri ile çalışıyorlar ve çalışmalarının karşılığını başarılı sonuçlar alarak görüyorlar. Daha sonra başarıyla gelen rehavet oluyor ve var olan çalışma performansları düşüyor. Tekrar motive olmak için hem belirli bir süreye hem de bir miktar teşvik edilmeye ihtiyaç duyuyorlar.

    İş hayatında belirli başarılara imza atan bir kişi, bazen ipin ucunu kaçırıyor, rehavete kapılıyor. Pek çok emek harcayarak geldiği noktadan, geriye doğru ivmelenen bir düşüş yaşıyor. Bu sürecin sonucunda kişide maddi/manevi yıkım ortaya çıkıyor.

    İlişkilerde yakalanan güzel bir seviyeden sonra eşlerde rehavet başlıyor, bu gevşeme gereğinden fazla olduğunda sorumluluklar ihmal ediliyor. Ödenen bedel, ilişkinin yozlaşması sonrası yaşanan ayrılık oluyor.

    Marifet, başarmanın yanı sıra başarının devam etmesini sağlamaktır. İnsani olarak, geçici süreyle bir miktar rehaveti yaşamak hepimizin hakkı olabilir, ancak dozunu kaçırmamak gerekir ki aleyhimize sonuçlar yaşamayalım ve var olan başarımızı yok etmeyelim.

  • Bayılma

    Beyin kan akımının aniden azalması sonucu gelişen geçici bilinç kaybına bayılma (senkop) denir. Sağlıklı çocuk ve ergenlerde sıktır. Öyle ki ergen çağa gelmiş çocukların yarısı en az bir kez baygınlık geçirmiştir. Aile için korkutucu bir durum olmasına rağmen çoğu zaman önemli bir hastalığa işaret etmez. Çocuklarda görülen bayılmaların büyük kısmını basit bayılma (vazovagal senkop) dediğimiz otonom sinir sistemi aktivasyonu sonucu gelişen bayılmalar oluşturur. Bu tip bayılmalar daha çok ani ağrı, aşırı kaygı, aşırı heyecan, uzun süre ayakta durma, kan görme ve sıcakta kalma gibi durumlarda görülür ve kısa sürelidir.

    Bazı bayılmalar ise çok önemli bir kalp hastalığının bulgusu olabilir. Bazı kalp kası hastalıklarında, doğuştan kalp hastalıklarında ve kalp ritmi bozukluklarında (düşük kalp hızı veya yüksek kalp hızı) çocuklarda bayılma görülebilir. Egzersizle ortaya çıkan baş dönmesi ve bayılmalar, göğüs ağrısı ve çarpıntı ile birlikte görülen bayılmalar, çabuk yorulma öyküsü, ailede bayılma-ani ölüm öyküsü olması durumlarında kalp ve damar sistemi dikkatlice araştırılmalıdır.

    Bayılma öncesinde hastalarda baş dönmesi, halsizlik, görmede bulanıklık, bulantı hissi ve sıcak basması görülebilir. Baygınlık sonucu düşme sırasında hastanın vücudunda yaralanmalar ortaya çıkabilir. Kalp dışı nedenlerle gelişen basit bayılmalarda hastayı bacakları yukarıda olacak şekilde yatırmak çoğu zaman yeterlidir. Genellikle ilk müdahaleden sonra birkaç dakika içinde hasta kendine gelir. Basit bayılma dışındaki bayılmalarda tedavi yöntemleri altta yatan hastalığa göre değişir.

  • Bal Yemeden “Bal Yedim” Demeli

    Bal Yemeden “Bal Yedim” Demeli

    Anne ve babalar, biliniz ki istesek de/istemesek de çocuklarımızın rol-modelleriyiz. Onlar hayatlarının ilk yıllarında bizleri taklit ediyorlar ve bizlerden öğrendiklerini temel alıyorlar. Her ne kadar ergenlikten sonra kendi inisiyatiflerini kullansalar da bu temel üzerinden düşünüp hareket ediyorlar (“Yaşının adamı olmak”, “”Sizden çok çektim! çocukluk hatıralarım” ve “Çocukluk hatıraları ile barışık olmak” yazıları okunabilir).

    Bu bilgiler ışığında denilebilir ki “çocuklarımız, bizim aynadaki yansımalarımız gibidir”. Şayet çocuk ve ergen psikiyatri uzmanı bir meslektaşım tarafından konulmuş hastalık tanısı (“davranım bozukluğu” gibi) yoksa ve çocuğumuz sağlıklı bir birey ise, onda gördüğümüz bir olumsuz davranışı/tutumu sorgularken dönüp kendimize bakmamız uygun olur.

    “Oğlum niçin annesinin çantasından para aşırıyor, fırsat bulduğunda dükkân kasasından çalıyor?” sorusunun cevabı: “iş hayatımda müşterimden fazla para almam, hileli tartı kullanmam, vergi kaçırmam gibi nedenlerle bu durum başıma geliyor” olabilir.

    “Gözüme baka baka yalan söylüyor” diye şikâyet etmek yerine, “eşime, anneme/babama, müşterime, komşuma… yalan söylediğim için mi?” diye kendimize sormak daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.

    “Neden bu çocuk anne/baba olarak bana saygısız, inadına söylediğimin tersini yapıyor” diye öfkelenmek yerine “ben annem/babama nasıl bir evlatlık yaptım ki bu çocuk bana böyle davranıyor” demek bizi çözüme ulaştırabilir.

    “Büyüdü de şiddete eğilimi arttı, utanmasa beni dövecek” diye üzülmek yerine “vaktiyle eşime/evladıma/komşuma… el kaldırdığım için bunlar başıma geldi, şiddet uyguladığım kişilerden özür dilemeliyim ve pişman olmalıyım ki çocuğumda şiddetten uzak dursun” çözümünü hayata geçirmek daha faydalı olabilir.

    İşin özü şudur ki: bal yemeden, “bal yeme” demeli.