Yazar: C8H

  • Soğuk havada bile terliyorum diyorsanız…

    Soğuk havada bile terliyorum diyorsanız…

    Aşırı ve sürekli terleme, kişiyi toplumdan soyutluyor, yaşam kalitesini düşürüyor ve ruhsal dengesini bozarak psikolojik sorunlar yaşamasına neden oluyor. “Hiperhidrozis” olarak tanımlanan aşırı terleme rahatsızlığı, soğuk havalarda da kat kat giyilen kıyafetler nedeni ile hastalara zor anlar yaşatabiliyor.

    Aşırı terleme psikolojiyi bozuyor

    Terleme, vücudun ısısını belli bir dengede tutmak için gerekli olan fizyolojik bir durumdur. Kimi zaman aşırı sıcaktan ya da yorucu fiziksel aktivitelerden sonra, kimi zaman da hastalık, heyecan, korku ya da aşırı stresli durumlarda vücut terler. Az ya da hiç terlememek, vücut sağlığı için iyi olmadığı gibi aşırı terleme (hiperhidrozis) de iyi değildir. Özellikle koltuk altı bölgesinde gerçekleşen terleme, aşırı olursa kişinin sosyal ve özel yaşamını olumsuz yönde etkilemekte, kişide psikolojik sorunlara yol açıp, özgüven eksikliğine de neden olmaktadır.

    Stres aşırı terlemeyi tetikliyor

    Tiroit bezlerinin aşırı çalışması, böbrek üstü bezlerinden kaynaklanan bazı hastalıklar, şişmanlık, menopoz, ağır psikiyatrik hastalıklar ve bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan ilaçlar aşırı terlemeye yol açabilmektedir. Kimi durumlarda ise altta yatan herhangi bir hastalık bulunmaz. Terleme, stres ve utanma gibi durumlarda da ortaya çıkabilir. Bu durumlarda aşırı terleme genellikle koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanında görülmektedir.

    Terleme mantar oluşumuna yol açıyor

    Aşırı terleme, bazı sağlık problemlerine de sebep olmaktadır. Ayaklardaki aşırı terleme, kötü koku nedeniyle çevreye rahatsızlık verdiği gibi ayak ve tırnaklarda mantar gelişimine de zemin hazırlamaktadır. Eldeki terlemeler, kişilerin başkalarıyla el sıkışırken en büyük kabusu olmaktadır. Hatta bazı durumlarda el terlemesi o kadar fazladır ki alet kullanımını (yazı yazarken kalemi tutmak, araba kullanırken direksiyonu tutmak vs.) bile engelleyebilmektedir. Koltuk altı bölgesindeki aşırı terleme, çoğunlukla “kötü koku” ve görüntü kirliliği şikayetleriyle gözlemlenmektedir.

    Botoks ile terleme tedavisi

    Kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen aşırı terlemenin tedavi yöntemlerinin başında botoks gelmektedir. Botoks uygulaması, deri içerisine enjeksiyon şeklinde yapılmaktadır. İşlemden önce terleyen bölgenin genişliği, nişasta iyot testi yapılarak tespit edilmektedir. Ardından enjeksiyon yapılacak bölge, 1.5-2 cm aralıklar ile işaretlenir ve her noktaya botoks deri içerisinde enjeksiyon yolu ile uygulanır. İşlem ortalama 30 dakika sürmekte, etkisi ise ortalama 7-10 gün içerisinde hissedilmeye başlanmaktadır. İlk botoks uygulamasından 4 hafta sonra, kişilerin %82’sinde terlemede %75 oranında azalma olduğu tespit edilmiştir. Terleme sebebi ile günlük aktivitede ve sosyal hayatta sıkıntı yaşayan kişilerin, tedavi sonrası terlemenin azalması nedeni ile psikolojik olarak rahatladığı gözlemlenmektedir. Koltuk altı terleme tedavisinde botoksun önemli bir yan etkisi bulunmamaktadır.

  • Gebelik ve Bulantı Kusma

    Gebelik ve Bulantı Kusma

    Hiperemezis gravidarum (gebelik kusması) , gebenin aşırı bulantı ve kusma şikayetlerine ketoasidoz ve %5 kilo kaybı eklenmesi ile ortaya çıkar. Bu tabloda sıvı kaybı, elektrolit dengesizliği ,asit baz dengesinde bozulma ve bunu takiben ağır beslenme yatersizliği ortaya çıkar. İhmal edilen veya uygun tedavi edilmeyen hastaların kaybedildiği bile rapor edilmiştir.
    Hastaneye yatmayı gerektirecek kadar ağır hiperemzis gebelerin %0.3-2 sinde görülür.

    Belirtiler
    Hastalığın tanımlayıcı şikayeti aşırı nedensiz bulantı ve agresif kusmadır.Diğer eşlik eden bulgular ise pityalizm ( aşırı tükürük salgısı ), halsizlik, yorgunlukdur.

    Hastalar ayrıca uyku bozukluğu, koku duyusunun aşırı hassaslaşması, anksiyete, yutkunma güçlüğü, dikkat azalması, duygu durum bozukluğu yaşayabilirler.

    Tanı
    Özel bir fizik muayene bulgusu yoktur. Hastanın idraryolu enfeksiyonu, sindirim sisteminin diğer hastalıklarından ayırt etmek gerekir.
    İlk Muayene Esnasında Yapılacaklar

    Vital bulgular, kan basıncı ve nabız sayımı,
    Kilo takibi,
    Sıvı dengesinin tespiti
    Troid muayenesi,
    Labarotuvar testleri,
    Nörolojik muayene ve kardiolojik muayene gerekli durmlarda yapılabilir.

    Başlangıç İdrar Tahlilleri
    Tam idrar tahlili
    Serum elektrolit düzeyleri ve keton araştırması
    Karaciğer enzimleri
    TSH ve serbestT3 düzeyleri
    Hematoctrit düzeyi
    Kalsiyum düzeyi
    Hepatit paneli

    Aşağıdaki Görüntüleme Yöntemleri Uygulanır.

    Obstetrik Ultrason: Çoğul gebelik veya trofoblastik hastalık varlığını ekarte etmek için gereklidir.
    Üst abdominal ultrason: Klinik şüphe varsa pankreas ve safra yollarını görüntülemek gerekir
    Abdominal MR/BT: Klinik olarak apendisit gibi sindirim sisteminin akut acil bir hastalığı düşünülüyorsa uygulanır. Abdominal mr/BT hastanın klinik görüntüsü ani başlangıçlı ve gürültülü bir tablo ise ve muayene bulguları hastanın hikayesi hiperemezisden farklı bir durum düşündürüyorsa mutlaka uygulanmalıdır.
    Üst gastrointestinal sistem endoskopisi gebelikte üst gastrointestinal sistemi kanması düşünülüyorsa güvenle uygulanabilecek bir methodtur.

    Tedavi

    Başlangıç tedavisi koryucu, minmal invazifdir. Dietin ayarlanması, sıvı dengesini sağlanması, bulantının baskılanması temel tedavidir.

    İlaç Tedavisi

    Gebelik bulantılarının tedavisinde FDA tarafından onaylı tek ilaç doxylamine/pyridoxin dir. Antihistaminikler, fenotiazin grubu antiemektikler ve motilite düzenleyicleri Metoklopramid (metpamid tablet) kullanılır. İnatçı vakalarda ondansetron (zofran tablet) ve steroidler (deltakortil tablet) kullanılır.
    Bitkisel ürünlerden ise zencefilin faydalı olduğu vakalar mevcuttur.

    Gebenin hayatını tehdit eden ağır dirençli hiperemezis vakalarında gebeliğin sonlandırılmasıda olası bir seçenektir.

  • Deri hastalıkları ve psikiyatrik problemler

    Bugün sizlerle stres faktörlerinin, vücudun en büyük organı olan derimizde hangi şikayetlere neden olduğunu paylaşacağım. Hepimiz bir hayat telaşesi içersinde , zamana yenik düşerek savrulurken biyokimyasal olarak beynimiz çalışmaya devam ediyor. Maddi kaygılar, iş stresi, aile ve çocuk ve daha bahsedemediğim bütün koşuşturmalar sırasında vücudumuzun salgıladığı hormon ve maddeler hedef organlarımızda hasar veriyor.

    Deri hastalıkları içinde stres ile ilişkilendirilen en önemli hastalık tahmin edebileceğiniz gibi Sedef hastalığıdır. Bunun yanında saç dökülmelerinde de stresin etken olduğunu sıklıkla gözlemleriz. Alopesi Areata dediğimiz toplumumuzda saçkıran olarak adlandırılan hastalığının nedenleri arasındada psikolojik nedenler yer alır. Ürtiker yani kurdaşen, bizi en savunmasız en stresli ve üzüntülü anımızda ziyaret edebilir. Viral hastalıklardan özellikle el ve ayakta görülen siğiller halen psikosomatik etyolojisi araştırılan bir durumdur. Yine vücudumuzda görülen pitriazis rose (gül hastalığı), liken gibi hastalıklarda tetikleyici faktör olarak hastanın psikosomatik durumu mutlak değerlendirilmelidir.

    Halkımız çok net görür ve söyler; ‘’Bu dert onu bitirdi’’ cümlesi neredeyse deyimleşmiştir. Özellikle, içine kapanık, içindekileri dışa yansıtamayan kişilerde hastalığın birincil sebebi olmasa bile ataklar halinde devam etmesinde, artmasında en önemli nedenlerden biri olduğunu düşünenlerdenim. Bu sebeple hastalarıma sadece cildiye uzmanı olarak değil, terapist gibi yaklaşırım. Küçük bir çocuğun gözündeki endişe, bazen anne babasının ilgisizliği, bazen okulda bir arkadaşı yada öğretmeniyle olan iletişimsizlik, yeni bir kardeş olması, kardeşlere ebebeynlerin ayrıcalığıyla kronik bir hastalığa dönüşüverir. Bazen de hastalığın tekrar etmesi ve uzun sürmesi kişiyi kısır bir döngüye sokarak neden, sonuç olabilir.

    Hastalarımla özellikle paylaştığım bir şeyi burada sizlerle de paylaşmak isterim. Deri hastalıkları vitrinde en önde görülen, dikkat çeken, ‘’ah bak ne olmuş dedirttiren ‘’ hastalıklardır. Ama bana göre yukarıda da adını saydığım bir çok hastalıkta vücudun stres gerilimini azaltan esnek bir organdır deri. Tabiki görülmesi sizi rahatsız eder, ama bu dışa vurum olmasa, vücudumuzun görünmeyen organlarında tahribatlar verse ve hızla ilerlese daha mı iyi olur???

    Bir diğer problem de deri hastalıklarının, görünüm ve vücut algısı düşünüldüğünde, hastalığa verilen duygusal tepkilerdir. Deri hastalığı olan kişiler, bu sorun yüzünden daha fazla alkol ve sigara kullanılabilirler. Depresyonla sonuçlanan vakalar sıktır. Yatan ve ayaktan tedavi edilen deri hastalarının psikiyatrik bozukluk prevalansı, genel popülasyondan yüksektir. Özellikle el-ayak ekzaması, erişkin tip atopik ekzama ve seboreik dermatitte bu psikolojik faktörler daha ön plandadır.

    Dermatologlar sıkıntı ve önemli yaşam olaylarının inflamatuar deri hastalığını kötüleştirdiğini bilirler. Bu nedenle ki bize başvuran hastalar, daha önce hekim görmüştü, bunu stres sıkıntı tetikler dedi derler. Literatürde Alopesi areata (saç kıran), idiyopatik ürtiker (kurdeşen), aftlar, rosasea, nörodermatit gibi hastalıkların depresif bulgularla beraber görüldüğü bildirilmiştir.

    Hastalarda genellikle hastalığın sebebi ve sonucu birbirine karışır. Burada biz hekimlere düşen en önemli görev, neden sonuç ilişkisini dikkatle araştırmaktır. Bazı hastalıklar depresyon ve anksiyete bozukluğu zemininde oluşabildiği gibi, bazı hastalıkların uzun sürmesi, görsel rahatsızlık sonuç olarak depresyona neden olabilir.

    Bazende deri bulguları, lezyonların yeri ile sembolleştirilir. Kocasının kendisine ilgisi azalmış bir bayanda selülit, empotansı olan bir erkekte peniste döküntü, cinsel tacize uğrayan bir ergenin kalçalarında kaşıntı yaşanan stresi lokalize edebilir.

    Bazı deri hastalıklarında ise birincil hastalık gerçekten psikiyatrik hastalıktır. Hasta bu deri bulgularını fazlasıyla abartır. Fiziksel bir belirti olmasa bile vücut algısı bozulmuş olabilir. Bazen de kaşıntılı lezyonu, yada saç dökülmesini kendisi oluşturmuş olabilir. Artefakt dermatiti, parazitoz delüzyonu, dismorfofobi bu hastalıklardan bazılarıdır.

    Hastalar kadar biz hekimler de bakış açımızı değiştirdiğimizde, bu hastalıkların daha kolay tedavi edilebildiğini göreceğimize inanıyorum. Bu hastalıkların nedenleri ve sonuçları arasında mutlak birçok sebep var ancak bu sebep hem hekimlerce hem hastalarca en fazla göz ardı edilen sebep. Her insan kendi içindeki Dünyayı yaşar. Bizler dışarıdan bazen izleyici, bazen misafir olabiliriz. Müdahil olduğumuz durumlarda hep pozitif bakarak zorlukların üzerinden gelmeliyiz. Gerektiğinde profesyonel olarak psikiyatri uzmanlarından da destek alarak, içinde bulunduğumuz kaosun önce farkına vararak, sonra bu durumdan çıkabilmek için mücadelemizi vermeliyiz.

  • HPV Nedir?

    HPV Nedir?

    HPV, Humon Papilloma Virus’unun kısaltmasıdır.HPV (papilloma virus umano)

    HPV virüsünün 190’dan fazla tipi tanımlanmıştır.

    Bazı HPV tipleri genital siğillere neden olabilirken bazıları kansere neden olabilmektedir.

    Özellikle de rahim ağzı (servikal ) kanserlerine.

    Son yıllarda özellikle yaygın tiplerine karşı AŞI geliştirilmiştir.

    HPV NASIL BULAŞIR

    HPV yakın cilt teması ve cinsel ilişki ile bulaşmaktadır.

    Dünyada en yaygın cinsel yolla bulaşan hastalıktır.

    Cinsel yaşamı olan herkes bu hastalık yönünden risk taşır.

    HPV NE GİBİ ŞİKAYETLERE YOL AÇAR

    Çoğu zaman HPV enfeksiyonu bulaşmış kişilerde hiçbir şikayete neden olmadan kendiliğinden iyileşmekte ve geçmektedir.

    Ancak bazı kişilerde kendiliğinden iyileşme olmaz ve genital siğil ve kansere kadar giden sağlık sorunları yaratabilir.

    GENİTAL SİĞİLLER

    Genellikle genital bölgedeki küçük bir siğille başlayıp kısa zamanda yayılır ve siğiller büyür. Jinekolojik muayenede kolayca teşhis edilebilirler.

    SERVİKAL KANSER (RAHİM AGZI KANSERİ)

    Başlangıç halindeyken şikayetlere neden olmaz.
    Ancak ileri dönemlerde ciddi şikayetlere neden olur ve tedavisi giderek zorlaşır.

    Bu nedenle kadınların yıllık olarak düzenli jinekolojik muayene olmaları ve

    pap-smear testi ile servikal kanser yönünden taranmaları önemlidir.

    Pap-smear testi ile erken dönemdeki lezyonlar yakalanıp daha kansere ilerlemeden başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler.

    HPV’nin neden olduğu diğer kanserler; Vulva kanseri, vajina kanseri, penis kanseri, anüs kanseri, orofaringeal kanser.

    HPV ile kanser ilişkisi artık çok net tanımlanmıştır.

    Kanser gelişimi hemen değil virus alındıktan yıllar içinde olmaktadır.

    Ayrıca HPV’nin sadece belirli tipleri kansere neden olmakta bazı tipleri ise sadece genital siğillere neden olmaktadır.

    Özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde virüsün hastalık yapma şansı artar.

    HPV TARAMASINDA HANGİ TESTLER YAPILMALI?

    En sık uygulanan test pap-smear testidir.

    Cinsel yönden aktif kadınların her yıl düzenli olarak smear testi yaptırmaları gerekmektedir.

    Bunun yanısıra HPV-DNA testi ile HPV tiplendirme testi de yaptırılarak HPV’nin varlığı ve tipi tayin edilebilir.

    Özellikle bazı tipte HPV’lerin kansere neden olduğu saptandığı için bu tipler saptandığında hasta daha yakından incelenip kanser yönünden araştırılır.

    HPV NASIL TEDAVİ EDİLİR

    HPV’nin kendisini vucuttan tedavi ile temizlemek mümkün değildir.

    Ancak HPV’nin neden olduğu hastalıklar ( siğil, servikal lezyonlar, kanserler) tedavi edilebilir.

    Ayrıca son yıllarda kullanıma sunulmuş HPV aşısı da büyük oranda HPV’den korunma sağlar.

    ÇOCUKLARA HPV AŞISI YAPILMALI MI?

    Tüm dünyada yaklaşık 80 milyon insan güncel olarak bu virus ile infektedir (yani 4 kişiden biri).

    Bu kadar yaygın bir virüsten korunmak için aşılanmak uygungörülmektedir.

    NE ZAMAN AŞI YAPTIRALIM?

    Hem erkek hem kız çocuklarının 11-12 yaşlarında aşılanmaları önerilmektedir.

    Ancak daha ileri yaşlarda da yapılabilir.

    Aşı 3 doz halinde yapılır. 1. dozdan 1 ay sonra 2. doz ve 2.dozdan 6 ay sonra 3.doz yapılır.

    Aşının güvenirliliği yapılan çalışmalarda onaylanmıştır.

  • İnternetten sağlık

    Sevgili okurlarım, bir hekim olarak sizleri her hafta olmasada mümkün olduğunca sık deri hastalıkları ve sağlığı açısından makalelerimle bilgilendirmeye çalışıyorum. Ancak iş, hastalık olunca biraz ciddi bir durum halini alıyor. Bu nedenle de benim yazarlık kariyerim, bu gazetedeki arkadaşlarımı takip ettiğimde anlıyorum ki biraz sekteye uğruyor. Biraz da ben kendimi hastalıkları düşününce tıkanmış hissediyorum, genel mi ayrıntılı mı anlatmam gerekli bazen bilemiyorum. Bu nedenle bugünden sonrası yazılarımda güncel hayatımızda daha çok yer alan deri ile ilgili problemleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Facebook sayfamda takipçilerimle güncel hayatta merak ettikleri, uzmanlığımla ilgili sorunları bana iletmelerini istedim. Bu konuda sanıyorum ki daha faydalı bir işe imza atabiliriz.

    Biliyorsunuz sağlıkla ilgili internet üzerinde birçok site mevcut. Birçoğumuz artık interneti hayatımız içersinde rahatlıkla kullanıyor, istediğimiz bilgiye ulaşıyoruz. Ancak bu bilgilerin çoğu yeterli olmadığı gibi filtrelenmişte olmuyor. O yüzden halkımız bize internet üzerinden birebir ulaşarak, kendi kişisel sorunlarını çözümlemeye çalışıyorlar. Özellikle Deri ve Zührevi hastalıklar alanında uzman olan meslektaşlarımın da benimle aynı durumda olduğunu yakinen biliyorum.

    Biz hekimler hastalıklar hakkında yazı yazmaya bu kadar zorlanırken, hasta diyaloglarını tabi ki Hipokrat yemini çerçevesinde ‘’Anılarımız ‘’ adlı bir kitapta toplasak eminim bir ansiklopedi çıkarabiliriz. Ben bugün bu diyaloglardan çok, bu sorularda ki yanlış bakış açılarından size bahsetmek istiyorum.

    Örneğin bazı hastalar internet ortamından sorarlar; hocam bitkisel bir krem kullandım, her derde deva oluyor yazmış internette, satın aldım. Ama yüzümde kızarıklık ve leke yaptı. Ne yapmalıyım ? Aman doktorum yetiş !

    Öncelikle yüzünüze tedavi amaçlı uygulanacak herhangi bir ürünü, uzman hekiminizin deri tipinizi ve sorununuzu belirlemeden ASLA kullanmayınız. Ayrıca tedavi amaçlı kullanılan ürünlerin, gündüz mü akşam mı kullanılacağı, güneş hassasiyeti yapıp yapmadığı, hengi mevsim kullanılacağı çok önemlidir.Ha bu arada fikrimce her derde deva olan bir ilaç icadı olsaydı inanın böylesine ARGE çalışmaları yapan firmalar bundan mutlak haberdar olurdu.

    Bilgiyi çok bilen mi az bilen mi korkaktır diye sorsanız tabi ki çok bilen derdim. Ne yazık ki Türkiye’de kontrolsüz satış psikolojileri artık halkımıza zarar vermeye başladı ve yetkililere de buradan küçük bir mesaj vermiş olalım. Denetimsiz hak, başkalarının haklarını ne yazık ki hunharca sömürüyor.

    Sık sorulan sorulardan biride genç yaş grubundan geliyor. Aknelerim, izlerim diyen birçok genç, yüzünü su bazlı ürünlerle sabah akşam yıkamayı ne yazık ki hiç bilmiyor. Belki yazılarımda defaiyetle bundan bahsedebilirim. Akne problemi de olan genç yaş ergende deri için en önemli olan deri temizliğidir. Onların ize dönüşmemesi için, izlerin daha çabuk gerilemesi için, derinin yağlanmaması için , yine uygun ürünlerle nemlendirme 2. önemli olandır. 3. Basamak uygun ürünlerle güneşten korunmadır. Bu arada güneş koruyucu satan dermato-kozmetik eczane yada kozmetik ürün satan mağazalardaki çalışan aradaşlara küçük bir mesaj vermek istiyorum. Lütfen hastaların deri tipine ve sorununa uygun ürünleri veriniz. Bu bilgi ve birikiminiz yoksa lütfen bir bilene danışınız.

    Bir hasta yine internet ortamından sorar. Hocam, şüpheli bir birlikteliğim oldu. Ben AIDS olmuş olabilirmiyim hocam?, bir diğeri uzman hekime başvurmuştur ve birçok tetkik ve takip tetkikleri de yapılmıştır ama hala sorar, Hocam tahlillerim negatif ama benim sonra AIDS olma ihtimalim var mı ? Tabiki bu tür soruların internet üzerinden gelmesi, insanların bu konuda ne kadar çekingen, olduğunun göstergesidir. Ancak meslektaşlarımın da hemfikir olduğu bir konu şüpheli cinsel ilişki yaşayan insanların da sayısı ne yazık ki Türkiye’de az değil.

    Öncelikle şöyle bir konuyu aydınlığa kavuşturmamız gereklidir. Cinsel ilişki kavramının başında ŞÜPHELİ fikri varsa lütfen kendiniz için KORUNMACI olunuz. Bunun yöntemleri zaten çok net bilinmektedir. Bunun yanında şüpheli bir ilişki sonrası cinsel yolla sadece AIDS değil birçok hastalığın bulaşabileceğini aklınızdan çıkarmayın. HIV pozitifliği sonrası AIDS hastalığı klinik bulguları bir süreci gerektirir. Ancak siz Sifiliz yani frengi olduğunuzda yada diğer bakteriyel enfeksiyonlar bulaştığında hemen şikayetleriniz başlar. Eğer birde başka bir partneriniz varsa, ona da bulaşacağını asla unutmayın. Kadınlara bulaşan genital siğil tipleri bugün kanser nedenleri arasındadır. Hamile bir annenin taşıdığı bir hastalık ne yazık ki sakat bir bebek yada düşüklerle karşımıza çıkabilir. Sonuç olarak Şüpheli kelimesinin,sadece sizi değil , sevdiklerinizi de ilgilendirdiğini LÜTFEN UNUTMAYINIZ !!!

    Bugün sizlerle, sizleri daha çok ilgilendiren konularda spot bilgilerle, bir miktar da yazarlık yeteneğimi de kullanarak bilgiler vermeye çalıştım. Açıkçası benim içinde zorlanmadan, akıp giden bir yazı oldu. Faydalı olmuştur dileğiyle, efendim sağlıcakla kalınız.

  • Gebelikte Balık Tüketimi ve Önemi

    Gebelikte Balık Tüketimi ve Önemi

    Ülkemiz üç tarafı deniz ile çevrili olmasına rağmen doğurganlık yaşındaki kadınların balık tüketimi yeterli olmayabiliyor. Özellikle hamile ve emziren kadınların balık tüketimi çocuklarının zihinsel gelişimini olumlu etkilemektedir.

    Peki tüketilecek balık ne cins olmalıdır ve ne kadar tüketmelidir?

    Çocuk doğurma yaşında olan kadınlar, özellikle hamile veya emziren kadınlar hafta da en az bir kere 2-3 el ayası büyüklüğünde balık tüketmelidir. Değişik cins balıklar yenmelidir. Çocuklar iki yaşına geldikten sonra hafta da en az bir kere balık tüketmelidir. Tüketecekleri miktar çocuğun el ayasının iki katı şeklinde hesaplanmalıdır.

    Beyaz ton balığı haftada birden fazla tüketilmemelidir. Yüksek civa içeren balıkları tüketmemek gereklidir. Bizim ülkemizde bu tür balıklar fazla bulunmaz. Konserve ton balığındaki civa miktarı fazla değildir bu nedenle haftada bir kere tüketmenin zararı olmaz. Özellikle balıkçıdan aldığınız balıklarda civa oranı normal seviyededir. Önerilen miktarın üzerinde balık tüketmenin de herhangi bir zararı olmadığı gibi eğer düşük civa içeren balık ise, bebeğinize faydasının olacağı kesindir.

    Hamile kadınlar özellikle çiğ, az pişmiş deniz ürünü, yumurta veya et tüketmemelidir.

    Gebelikte balık yağı tüketimi şart mı?

    Eğer yeteri kadar balık tüketiyorsanız balık yağı hapı kullanmanıza gerek yok. Ama balık yeme konusunda sıkıntı yaşıyorsanız balık yağı hapı kullanmanızı öneririm. Balık yağı hapı kullanımına 12. Gebelik haftasından sonra başlanmalı ve emzirirken de devam edilmelidir.

  • Saç dökülmesi ve tedavisi

    Saç dökülmesi ve tedavisi

    SAÇ DÖKÜLMESİ
    Farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilen saç dökülmesi hem kadınlarda hem de erkeklerde ciddi psiko-sosyal problemleri beraberinde getiriyor. Doğru teşhis edildiğinde saç dökülmesini önlemek mümkün.
    Kişinin elini saçına her götürdüğünde elinde saçların kalması ve sabahları yastığında saç bulması saç dökülmesi hastalığının belirtisidir. Buna rağmen günde 50-100 adet saç teli dökülmesinin normal olduğuda bilinmelidir. Ancak pratikte bunun sayılması güçlük çıkartabilir. Esasında kişi önemli oranda saç dökülmesinin olup olmadığını basit bir testle ölçebilir. Üç gün yıkanmamış saçı; işaret ve orta parmak arasına sıkıştırılacak. Bir tutam saç uç bölgeye kadar sıyırılacak. 5 saç telinden fazlasının elimizde kalması dökülmenin önemli olduğunu gösterir.
    Sağlıklı bir insanda saç dökülmeleri 2 aya kadar sürebilmektedir. Yılda 3 kez tekrarlanan saç dökülme süresinin 2 ayı aşması ise bazı ciddi hastalıkların habercisi olabileceği gibi uzman yardımı alınmasını gerektirebilir. Saç dökülmesi genellikle tetikleyici faktörden 3-4 ay sonra başlamakta ve bu faktörler tedavi edildikten 6-12 ay sonra normale dönebilmektedir.
    Saç dökülme nedenleri nelerdir?
    Mevsimsel değişiklikler, stres, demir eksikliği ve hormon bozuklukları saç dökülmesinin nedenlerinden yalnızca birkaçıdır. Ancak saç dökülmelerinin kaynağında ciddi hastalıklar da yatabilmektedir.
    Fiziksel stres: Fiziksel travma, ameliyat, kaza ya da ciddi bir hastalık, geçici olarak saç dökülmesine neden olabilir. Saçın 3 evreden oluşan bir yaşam döngüsü vardır. Saç uzar, bekler ve ardından dökülür. Fiziksel stres sonucu bu döngü bozulabilir ve daha çok saç teli dökülme evresine doğru itilir. Fiziksel travmadan sonra 3 ila 6 ay içerisinde saç dökülmesi belirgin bir şekilde fark edilebilir.

    Duygusal stres: Fiziksel strese kıyasla duygusal stres nedeniyle saç dökülmesine daha az rastlanır. Ölümler, boşanma, iflas benzeri duygusal anlamda kişileri zorlayan dönemlerde, eğer saçlarınız dökülmeye yatkınsa stres bu süreci hızlandırabilir.

    Tiroid bezi hastalıkları:Tiroid bezinin az veya çok çalışması durumunda yaygın saç kaybı görülebilmektedir.
    Anemi: Demir eksikliğinden kaynaklanan anemi (kansızlık) aslında çok kolay bir şekilde düzeltilebilecek bir saç dökülme nedenidir. Kansızlığın halsizlik, baş ağrısı, soluk cilt rengi ve el ile ayaklarda soğukluk gibi başka belirtileri de vardır.
    Doğum: Az önce sözünü ettiğimiz fiziksel strese bir örnek de hamileliktir ve doğumdur. Bu süreçte ayrıca hormonal faktörler de devreye girer. Doğumda 2-3 ay sonra ortaya çıkmaktadır. Çoğu zaman tedavi gerektirmeden kendiliğinden iyileşir.
    Protein eksikliği: Eğer protein yönünden eksik besleniliyorsa, vücut kendisine gereken proteinden tasarruf etmek için saç uzamasını kesecektir.

    Ani kilo kaybı: Ani kilo kaybı da vücut için bir tür fiziksel travmadır. Kilo kaybetmeniz sağlığınız açısından yararlı olsa bile ani şekilde kilo vermek saç dökülmesine neden olabilir.
    – ilaçlar: Bazı kan inceltici ilaçlar, kalp hastalıkları, kanser, tansiyon ve romatizmal hastalıklar için kullanılan ilaçlar , bazı sivilce ilaçları ve antidepresanlarda yan etkilerden biri de saç dökülmesidir. Bu türdeki ilaçların hepsinde bu yan etki olmadığı gibi, burada sayılmayan başka tür ilaçlar da saç dökülmesi yapabilir. Sürekli kullandığınız ilacın saç dökülmesine neden olup olmadığını doktorunuzla görüşebilirsiniz.
    Çinko, B12 ve D vitamini eksikliği:Çinko,bakır, biotin, B12 vitamini, folik asit, eksikliği ve D vitamini eksikliği de saç dökülmesine neden olmaktadır.
    Polikistik over sendromu: Polikistik over sendromunda kadınlık ve erkeklik hormonlarında bir dengesizlik söz konusudur. Androjen hormonunun fazlası yumurtalık kistlerine, kilo kaybına, regl döngüsünde değişikliklere ve saçların zayıflamasına neden olabilir.
    Androgenetik saç dökülmesi(AGA):Saç kaybının en önemli nedeni AGA’dir. Erkek ve kadınlarda tepe bölgesinde saç kayı ile
    seyreder. AGA terimi, genetik bir yatkınlık ile androjenlerin varlığını ifade ederHer iki cinste de başlangıç ergenlik sonrasında
    herhangi bir zamanda oluşabilir. Genellikle başlangıç 30 ve 40. yaşlardır. Klinik olarak erkeklerde 17 yaş, kadınlarda 25-30 yaşlarında farkedilir.
    Saç Dökülme Tedavisi:
    Yapılacak muayene ve tetkik sonucunda bir hastalık tespit edilirse (hipotiroidi, polikistik over gibi) bu hastalığın tedavi edilmesi saç dökülme sorununu çözecektir. Yine demir, B12 gibi ücutta bir eksiklik görülürse bunun giderilmesi sorunu çözecektir. Herhangi bir hastalık veya eksiklik tespit edilmediği durumlarda ise finasterid, minoxidil, d-panthenol gibi ilaçlarla sorun ortadan kaldırılmaya çalışılır.
    Ayrıca saç dökülmesi tedavisindede özel rolü rolü olan diğer 2 tedavi seçeneği saç mezoterapisi ve PRP (Platelet rich plazma) tedavisidir.
    Mezoterapi uygulaması saç besleyici ve geliştirici özelliği olan, aminoasit, vitamin, mineral gibi bileşenlerden oluşan kokteylerin ince uçlu özel iğneler ile tabanca veya manuel olarak saç derisine uygulanması şeklindedir.
    PRP tedavisi ise son zamanlarda geliştirilmiş bir tedavi seçeneğidir. PRP kişinin kendi kanının özel bir cihazla ayrıştırılması sonucu elde edilen trombositten zengin plazmadır. Cilt gençleştirme, sivilce izlerinin giderilmesi, cilt lekesi gibi dermatolojik durumların yanısıra saç dökülmesinde de başarıyla uygulanmaktadır. Hazırlanmış olan materyal mezoterapi tekniği ile hastanın saç derisine uygulanmaktadır.
    Sonuç olara saç dökülmesi önlenebilen bir süreçtir. 2 aydan fazla süre devam eden saç dökülmesinde dermatoloji uzmanına müraacat etmek önem arzetmektedir.

  • Kürtaj Nedir? Nasıl Yapılır? Fiyatı Nedir?

    Kürtaj Nedir? Nasıl Yapılır? Fiyatı Nedir?

    İstenmeyen gebeliğin sonlandırma işlemi olan kürtaj ciddi bir tıbbi müdahaledir. Yasal prosedürlere ve tibbi kuralla uymak gereklidir.
    Hastalarımın konforu için hafif bir genel anestezi altında ve ultrason eşliğinde kürtaj işlemini yapmayı tercih ediyorum. Hasta güvenliği ve bilgi mahremiyeti ise ençok dikkat ettiğimiz konudur.

    Kürtaj kaç aya kadar yapılır?
    Kürtaj 10.gebelik haftasına kadar yasaldır. Bu on haftalık süre son adetin 1.günü ile başlar.

    Kürtaj fiyatları ne kadardır?
    Kürtaj fiyatı gebeliğin kaç hafta olduğu, hastaya yapılacak müdahale, anestezi tipi, hastane fiyat politikasına göre .değişir. Muayene olmak buna cevap alacağınız en kısa yoldur.

    Sağlık ocağı veya ailemizin haber olur mu?
    Hayır kesinlikle olmaz bilgi mahremiyeti en değer verdiğimiz hasta hakkıdır. Bu konuda hassasiyetimiz çok fazladır.

    Kürtaj kaç defa yapılır?
    Sayı sınırı olmasa da kürtaj korunma yöntemi değildir, bir cerrahi işlemdir.

    Kürtaj sonrasında kısırlık olur mu?
    hayır, kürtaj kısırlığa sebep olacak bir müdahale değildir.

    Kürtaj sonrasında ilk adet ne zaman başlar?
    Kürtajdan sonra yaklaşık 30-40 gün sonra ilk adet görülür.

    Kürtajı nerede yaptırabilirim?
    Kürtaj işlemi hastanede kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından yapılmaktadır. Kürtaj olacağınız merkezdeki uzmanın deneyimi, tecrübesi ve merkezin gerekli aletler, sterilizasyon açısından kapasitesi önemlidir.

    Düşük hapı veya iğnesi nedir?
    Halk arasında bu isimle anılan çeşitli hormonlar içeren ilaçlar vardır. Fakat bunlar genelde düşüğe neden olmaz, hasta ara kanam görür gebelik genelde devam eder ve hastada bunu fark etmez. Dolayısı ile asıl yapılması gerekli olan tıbbi müdahaledir.

    Düşükten sonra kürtaj yapılması şart mıdır?
    Eğer bütün gebelik materyali tamamen düşmemişse ve parça kalmışsa, kanama varsa kürtaj gereklidir. Gebelik materyali tamamen düşmüşse ve kanama yoksa kürtaj yapılmayabilir.

    İkinci veya üçüncü kere kürtaj olmak riskli midir?
    İlk kürtajda olduğu kadar nadir riskler ikinci ve üçüncü kürtajlarda da vardır. Ekstra başka bir risk taşımaz.

    Bakirelerde kızlık zarı bozulmadan kürtaj yapılabilir mi?
    Kızlık zarı çok geniş olanlarda mümkündür.Tecrübeli bir kadın doğum uzmanı genel anestezi ve uygun ekipmanla bunu yapabilir.

    Kürtaj olduğum sornadan anlaşılabilir mi?
    kesinlikle anlaşılmaz. İşlemden hemen sonra bile Kadın doğum hekiminin dahi anlaması çok zordur. .

    Kürtaj videosu ve görüntüleri izlemek uygun mudur?
    Hastalara bu tür girişimsel işlemlerle ilgili video ve görüntüleri izlemelerini genellikle önermeyiz Sadece korkunun artmasına neden olur.

    Kürtaj ağrı ve acı verir mi?
    Uygun anestezi ile hiç ağrınız olmaz.

    Kürtaj için en çok kullanılan yöntem nedir?
    Standart ve en kaliteli yöntem vakum küretajdır.

    Kürtaj işlemi ne kadar sürer?
    15 dakikalık bir işlemdir. Kısa süreli bir uygulamadır.

    Bekarlar kürtaj olabilir mi?
    Kanuna göre 18 yaşından büyük bekar bayanlar isterse kürtaj olabilir.

    Evli bayanlar kürtaj için eşlerinden izin almalı mı?
    Evli kadınların eşinin rızası gereklidir..

    Kürtajdan sonra hastanede yatmak gerekir mi?
    Kısa süreli gözlem yeterlidir. Hastanede toplam 1 saat geçirirsiniz.

    Kürtaj sonrasında kan uyuşmazlığı iğnesi yapılması gerekir mi?
    6 haftadan önce kan akımı olmadığı için gerkli değildir. 6-10 hafta arsında ise evet olunmalıdır.

    Kürtajdan ne kadar sonra spiral takılır?
    Kürtaj esnasında takılabilir ama tercihen 1 ay sonra takmak gereklidir.

    Kürtajdan ne kadar sonra banyo yapabilirim?
    Kürtaj olduğunuz gün banyo yapılır.

    Kürtajdan sonra havuza veya denize girebilir miyim?
    2-3 gün girmemek uygundur..

    Kürtaj İçin Gerekli Belgeler Nelerdir ?
    Özel muayenehanelerde yasal kürtaj olmak için sadece nüfus cüzdanınızın yanınızda olması yeterlidir. Başkaca bir evrak yada belge istenmemektedir.

  • Güneşten koruyucu kremler faydalı mı? Zararlı mı?

    Güneşin sağlığa zararları konusundaki toplum bilinci gün geçtikçe artmaktadır. Ancak yapılan çalışmaların sonuçları henüz korunma konusunda yeterli önlemlerin alınmadığını göstermektedir. Ayrıca güneşten koruyucu kremlerin faydaları yanı sıra zararlı etkileri olabileceği konusunda da tartışmalar devam etmektedir. Tüm tartışmalara rağmen doğru seçildiğinde ve kullanıldığında güneş korucuların en etkin etkin ve güvenli korunma yöntemlerinden biri olduğunu unutmamak gerekir.

    Güneşin zararlı etkileri nelerdir?

    * Güneşe fazla maruz kalındığında güneş yanığı ve güneş çarpması gelişebilir. Bebekler ve yaşlılar güneşten daha kolay etkilenirler.

    * Güneş deri kanserine neden olabilmektedir. Özellikle çok sayıda güneş yanığı geçirenler, çocukluk çağından itibaren sık ve yoğun güneşe maruz kalanlar risk altındadır. Özellikle açık tenli kişilerde bu risk daha yüksektir.

    * Güneş deri yaşlanmasına ve deride lekelenmeye neden olur.

    * Bazı kişilerde güneş gören alanlarda kaşıntılı döküntüyle ortaya çıkan güneş alerjilerine neden olabilir.

    Güneşin zararlı etkilerinden nasıl korunabiliriz?

    * Güneşin güçlü olduğu öğlen saatlerinde (10:00-16:00 arasında) güneş altında kalmamak.

    * Güneşten korunmak için geniş kenarlı şapka, gözlük, tişört gibi giysiler kullanmak.

    * Kar, deniz ve kum güneş ışınlarını yansıtarak güneş yanığını arttırabileceğini unutmamak.

    * Güneşte koruma faktörü en az 30 olan güneşten koruyucu kremler kullanmak.

    Güneş koruma faktörü nedir?

    Güneşten bize ulaşan ve gözle görünmeyen ışınlar ultraviole ışınları olarak adlandırılır. Ultraviole A (UVA) ve ultraviole B (UVB) olmak üzere 2 farklı dalga boyu vardır. UVB ışınları güneş yanığından sorumlu dalga boyudur. UVA ışınları ise derinin daha derin tabakalarına kadar ulaşabilir. Her iki dalga boyu da deri kanserini ve deri yaşlanmasını arttırır. Güneş korucularının üzerinde yazan güneş koruma faktörü (SPF) ürünün UVB’den ne kadar koruduğunu gösterir. Örnek olarak SPF 15 olan bir güneşten koruyucu krem kullanıldığında UVB’ ye bağlı kırmızılık cevabı 15 kat daha uzun sürede ortaya sürede ortaya çıkacaktır. ( Güneş altında koruyucu sürmeden 10 dakikada kızarıklık beliriyorsa, koruyucu ile bu süre 150 dakikaya uzayacaktır.)

    Güneşten koruyucu seçerken nelere dikkat etmemiz gerekir?

    * Hem UVA hem de UVB dalgalarına karşı geniş etkili koruyucu olması çok önemlidir. Sadece UVB’ yi bloke eden koruyucular deride güneş yanığını engelledikleri için güneşte uzun süre kalınmasına olanak sağlayacak ve zararlı UVA ışınlarından da korumadıkları için faydadan çok zarar verecektir.

    * En az koruma faktörü 30 (SPF 30 ) olan bir ürün seçmek gerekir.

    * Cildi yağlı olanlar jel veya yağsız ve su bazlı ürünleri, kuru ciltli kişiler krem bazlı ürünleri seçebilir. Vücut korumasında ise sprey ürünlerin kullanımı daha pratik olabilir. Suya dayanıklı ürünler terleyince ve suda etkinliklerini daha uzun devam ettirebilirler.

    Bebeklerde ve gebelerde hangi güneş korucularını tercih etmeliyiz?

    Güneşten koruyucu kremler içeriklerine göre kimyasal ve fiziksel koruyucular olarak iki gruba ayrılırlar. Fiziksel koruyucular güneş ışınlarını yansıtan titanyum dioksit ve çinko oksit gibi mineral filtreler içerirler. Mineral içerikli ürünler daha az kimyasal içerdikleri için bebek ve gebelerde tercih edilebilir. Çocukluk çağında geçirilen güneş yanıkları deri kanseri riskini arttırmaktadır. Bu nedenle çocukların güneşten korunmaları çok önemlidir.

    Güneşten koruyucu kremler deri kanserinden koruyor mu?

    Sık görülen deri kanserleri basal hücreli kanser ve skuamöz (yassı) hücreli kanser ve ölümcül olabilen malign melanomdur. Güneşten koruyucu kremlerin skuamöz hücreli kanserden koruduğu çalışmalarda gösterilmiştir. Malign melanomdan koruyup koruyamadıkları konusu ise tartışmalıdır. 2011 yılında yayınlanan çalışmada düzenli güneşten koruyucu kullanmanın melanom riskini azalttığı raporlanmıştır. Ayrıca güneşten koruyucular yeni ben oluşumunu da önlemekdedir.

    Güneşten koruyucu kremlerin nasıl kullanılması gerekir?

    Yapılan çalışmalar güneşten koruyucu kremlerin yanlış kullanıldığını göstermektedir. Bu nedenle yeterli etki gösterememekte bazen de faydadan çok zarar vermektedirler.

    * Güneşe çıkmadan 15-30 dakika önce uygulanmaları gerekir.

    * Güneş koruma faktörü en az 30 olmalıdır.

    * Ürünün kutu üzerinde yazan faktör kadar koruyabilmesi için kalın tabaka olarak sürülmesi gerekir. Bu doz 2 mg/ cm² olmalıdır. Çalışmalar genellikle bu miktarın dörtte biri kadar dozun kullanıldığını göstermektedir. Yüz, ense, kulak, kol ve bacakları korumak için gerekli koruyucu miktarı 2 çorba kaşığı kadar olmalıdır.

    * İki saatde bir tekrar sürülmeleri gerekir.

    * Yüzme ve kurulanma sonrasında tekrar sürülmeleri gerekir.

    * En önemlisi güneşten koruyucu kremler bize gereksiz bir güven vermemeli ve güneşte kalma süremizi arttırmamalıdır.

    Güneşten koruyucu kremler D vitamini üretimini azaltır mı?

    Vücudumuzda D vitamini üretiminin % 90’ı güneş ışınları ile olmaktadır. Teorik olarak yüksek koruma faktörlü koruyucular vücudun tüm güneş gören alanlarına düzenli olarak her gün uygulandığında D vitamini eksikliği ortaya çıkabilir. Bu durumda D vitaminin ağızdan alınması gerekir. Güneş korucular genellikle günlük hayatta bu şekilde tüm güneş gören alanlara yeterli miktarda uygulanmamakta ve çoğu zaman uzun saatler güneşte kalınan tatil dönemlerinde kullanılmaktadırlar. Bu durumda ise D vitamini eksikliğine neden olmamaktadırlar.

    Güneşten koruyucu kremlerin zararlı etkileri var mıdır?

    Güneşten koruyucu kremlerin içindeki kimyasal maddeler özellikle PABA ( paraamininobenzoik asid ) ve oksibenzon egzemaya veya güneş alerjisine neden olabilir. Bu nedenle derisi alerjik veya hassas kişiler ve güneş alerjisi olan kişiler mineral filtre içeren koruyucuları tercih edebilirler. Bebeklerde ve gebelerde ise hormon benzeri etkileri konusunda tartışmaların devam ettiği paraben maddesini içermeyen ürünler tercih edimelidir.

  • Kızlık Zarı (Hymen, Bekaret Zarı)

    Kızlık Zarı (Hymen, Bekaret Zarı)

    Kızlık zarı vajen girişinde mukozal kıvrım şeklinde bir dokudur. Oldukça ince hasas bir yapıdır. Damarlanması az bir dokudur. Alttaki şekilde görüldüğü gibi vajen duvarında ortasından adet kanının akmasına müsade eden bir boşluk bulunur. Cinsel ilişki ile kolaylıkla yırtılır. Fakat jinekolojik muayene, masturbasyon veya tampon uygulamasıda kızlık zarında yırtılmaya neden olabilir.

    Kızlık zarı tüm kadınlarda vardır. Kızlık zarının birçok çeşidi bulunur. Nadiren tüm vajinayı kapatan tipleride vardır. Bu durum ilk adet dönemlerinde ciddi problemler yaratır. Genellikle erken dönemde tespit edilir. Diğer sık sorulan kızlık zarı tipinde ise Çok ince kızlık zarlarıdır ki ilişkide kanamaya neden olmazlar. Bu da bazı çiftler arasında problem yaratabilir.

    Kızlık Zarı Dikimi

    Yukarıda tarif edilen dokunun tamiri mümkündür. Cinsel ilişki sayısı, ne zaman olduğu ve tekrar ne zaman ilişki olacağı önemli değildir. Kalıcı flep yöntemi en sağlıklı olanıdır. Kalıcı etetik yöntem ile vajen eski estetik haline döner. Doğum yapmış kişilerde dahi uygulanabilir. Kullanılan sütür (dikiş) materyeli kendi kendine erir. Estetik teknikler kullanıldığında dikiş izi kalmaz, dikiş almak gerekmez. Hastalar normal hayatlarına dönerler, çalışmaya bile işlemin ertesi günü başlayabilirler. Herhangi bir bakım gerekmez.
    İkinci bir yöntem ise pek de tercih etmediğim uçuca birleştirme tekniğidir. Bu yöntemde ilişkiden 3-4 gün önce uygulanır . Dikişlerin az bir ihtimallede olsa görülme ihtimali vardır.
    Her iki işlem de kısa süreli anestezi altında veya lokal anestezi altında yapılabilir.

    Kızlık Zarı Tipleri:
    Halka şeklindeki kızlık zarı: Ensık rastlanılan tiptir. Vajina girişini muntazam bir şekilde daraltır , ortadaki boşluktan adet kanı rahatlıkla boşalır.
    Yarım ay biçimindeki kızlık zarı: Vajen girişini yarım ay gibi daraltır. Adet kanamsına izin verir. İlk ilişkide yırtılır.
    Dudak şeklinde kızlık zarı: Ortasında yukarıdan aşağıya dar bir yarık bulunan kızlık zarıdır. Zor yıtrılır.

    Nadir Görülen Kızlık Zarları:
    Deliksiz kızlık zarı: Vajinanın ağzını tümüyle kaplar.İlk aedt günlerinde kanamnın dışarı olmaması nedeniyle çok ağrı yapar.
    Kalbur zarı: Bu tür kızlık zarı oldukça nadirdir. Zar üzerinde farklı boyutlarda delikler bulunur. Kanam olur.
    Köprülü kızlık zarı: Bu tür kızlık zarında iki delik vardır. Bu iki deliğin ortasında bir köprüyü andıran bir mukoza bulunur. İlk ilişki zor olur.

    Şekil dışında kızlık zarları deliğin ve serbest kenarın karakteri, zarın kalınlığı ve mukavemetine göre de sınıflandırılabilir.
    Kızlık zarı genelde ilk ilişki, yabancı cisim veya muayenede ile yırtılır. İlk cinsel ilişki esnasında hymen ortasındaki delik penis çapından küçük olduğu için halka şeklindeki zar bir kaç yerden yırtılır ve az miktarda kanama meydana gelir. Bu yırtıklar birkaç gün içinde nedbeleşir ve bir daha kanama olmaz. Çok nadiren ilk ilişkiyi takip eden bir kaç ilişki sırasında da kanama görülebilir.

    Kızlık Zarı Dikimi Nasıl Yapılır
    Kızlık zarı tamiri temel olarak iki yöntemle yapılmaktadır. Bunlar arasında en sık kullanılanlar kalıcı yöntem de denilen fleb kaydırma yöntemidir. Benimde tecih ettiğim yöntemdir. Bu yöntemle yapılan kızlık zarı dikiminde etraftaki dokulardan alınan mukoza parçası ile yırtılan bölgede yeni bir kızlık zarı meydana getirilmektedir. İşlem sonrası ne zaman ilişkiye girilirse girilsin kanama meydana gelecektir. Bu tip tamirde kaç kez cinsel ilişkiye girildiği veya kızlık zarının ne zaman yırtıldığı önemli değildir. Daha önce doğum yapanlara veya kürtaj olanlara da bu yöntemle kızlık zarı tamiri yapılabilmektedir.

    Basit teknikte ise kızlık zarı geçici olarak yırtılan uçlar birbirine dikilir ve cinsel ilişki ile bu bölgeden yırtılma olur, kanama meydana gelir. Bu işlem evlenmeden 3-4 gün önce yapılmalıdır, aksi halde kanama meydana gelmeyebilir. İlişki geç olursa dikişde açılma olabilir. doku kendiliğinden iyileşir ve istenilen kanama olmaz.

    Kızlık zarının esnekliği:
    Bazı kızlık zarları esnek yapıda olur. Yani ilişkiye izin verir. Yapılan jinekolojik muayenede kızlık zarının bozulmadığı ama gebeliğin meydana geldiği vakalar mevcuttur. Bazı durumlarda ise kızlık zarı sert ve kalındır ilişki zor olur hatta bazı durumlarda aşırı ağrıdan dolayı olmaz. Kalın zarın cerrahi müdahale ile açılması gerekir.

    Kızlık Zarı (Hymen, Bekaret Zarı)
    Sık Sorulan Sorular… Sık Sorulan Sorular… Sık Sorulan Sorular…

    Kızlık zarı dışarıdan görülür mü?
    Kızlık zarı dışarıdan görülmez. Vajenin 2 cm içinde yer alır. Dış genital oragnlar olarak tariflenen vulva ve labium (dudaklar) vajinanın girişini kapatır. Bundan dolayı dış genital organlardadaki sürtünme ilişkisi, veya bisiklete binme kızlık zarına zarar vermez.

    Kızlık zarı ilk gece bozulurmu?
    Elastik yapıya sahip zarlar ilk ilikide kanama olmayabilir. Bazı durularda doğum esnasında kanayan zarlar dahi mevcuttur. Kimi hymen (kızlık zarları) ise çok incedir. Yırtılır ama kanama olmayabilir. Mukozal yapdan olan hafif kanama fark edilmeyebilir.

    İlk geceki kanama ne kadar olur?
    Bu zarın yapısına , ilişkide kadının ve erkeğin anatomik yapılarına ve pozisyonlarına göre değişir. Kalın ve damarlanması fazla olan hymende kanama fazla olur. Bazı zarlardan gelen kanma bip pedi fazlasıyla doldurur. Bazı durumlarda ise sadece kızlık zarı değil vajinanın kendisinde de yırtılma olur ve ağır kanmalar olur. Derhal jinekolog tarafından görülmesi ve müdahele edilmesi gerekir.

    Kızlık zarı bozulmadan gebelik olurmu?
    Evet olabilir. Sürtünme ile dışarı boşaldığında bile spermler vajen e bulaşabilir ve gebelik olabilir. Diğer bir ihtimalde ilişkiye müsait kızlık zarı varlığında gebelik olur ve tekrarlayan ilişkiye rağmen kızlık zarı bozulmaz.

    Kızlık zarı dikimi (tamiri) ücreti ne kadardır?
    Web sitesi üzerinden fiyat vermek tıbbi ve etik kurallara aykırıdır. Telefon ile görüşerek hem tıbbi hemde ücretlendirme hakkında ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Özel sekreterimin telefon numarası 0212 872 57 59.

    Kızlık zarının yırtılması ağrılımıdır?
    Kızlık zarı mukozal katlantı olduğu, sinir dokusu içermez. İlişkide hissedilen ağrı daha çok dış genital dokudan veya vajenin ve alt pelvisin kaslarının istemli kasılması sonucunda ortaya çıkar.

    Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi?
    Vajina içine bir cisim sokulmadığı sadece klitoris uyarıldığında kızlık zarı bozulmaz.

    Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi?
    İyileşmez. Cerrahi müdahale olmadan asla iyileşmez. Kanamnın durması iyileşme işareti değildir.

    Kızlık zarında doğal çentik nedir?
    Hymen yapısındaki bir varyasondur. kaideye yani vajen duvarına varmayan çentikler doğaldır. Çok sık görülmez.Doğal çentiklerin tespiti kızlık zarı muayeneleri ve adli tabiplik bekaret raporları açısından önemlidir.

    Kızlık zarının ne zaman bozulduğu anlaşılabilir mi?
    Jinekologlar tarafından eski yırtık, iyileşmesi tamamlanmış; veya taze yırtık ayrımı yapılabilir.

    Kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır ? “Bekaret kontrolü (bekaret kontrolü)” nasıl yapılır?
    Bu muayenede jinekloglar herhangi bir zarar vermezler. Herhangi bir alet kullanılmaz Sadce dış dudaklar gazlı bezle kendine doğru hafifçe çekilir ve hymen gözlenir. bakire olup olmadığı anlaşılır. Doğal çentikler nadiren karar vermekte sıkıtı yaratır.
    Kanamanın olup olmaması ile kızlık zarının bozulup bozulmadığı anlaşılamaz, bu ancak bir kızlık zarı (hymen) muayenesi ile anlaşılır.

    Bir kişinin bakire olup olmadığı yapılan kan testi, ultrason, MR veya Bilgisayarlı Tomografi ile anlaşılabilir mi?
    Hayır. Tüm bu yöntemlerle anlaşılmaz. Yalnızca deneyimli bir jinekolog tarafından yapılan jinekolojik muayene ile anlaşılabilir.

    Bekaret raporu kimler tarafından verilir?
    Bekaret raporu genellikle adli olgularda kişiler veya çiftler tarafından istenmektedir. Bekaret raporu, kişinin kendi rızası ve yazılı izni olmak kaydı ile devlet hastaneleri veya adli tıp kurumlarınca verilmektedir.
    18 yaşından küçük kişilerde bekaret raporu için anne ve babanın rızasının alınması şartı bulunmaktadır.
    Bu nedenlerle tam bir ilişki olmasa bile (dışarıya boşalma ile) gebelik şansı düşük gibi görülse de bu şans hiçbir zaman sıfır değildir.

    Kızlık zarı bozulmadan muayene ya da kürtaj yapılabilir mi?
    Bu yöntem uygulanabilir. fakat kızlık zarının yapısının buna müsait olması ve kısa süreli genel anestezi uyulamak gereklidir.

    Bakire bir kadının jinekolojik muayene olması mümkün müdür?
    Jinekolojik muayenenin en önemli aşamalarından biri vajinanın ve rahim ağzının gözlenmesi için yapılan spekulum muayenesi dir. Rutin uygulamda bu baikerelere yapılmamaktadır.
    Diğer bir konu ise kronik geçmeyen akıntıları olan genç kızlar ve çocuklarda kültür almak veya fiberoptik fleksibl kamera ile vajen içinde özellikle yabancı cism aramak mümkündür. Hymene durumlarda zarar verilmez.