Yazar: C8H

  • Deri kanseri

    Deri kanseri

    Bütün kanser türleri içinde deri kanseri en sık görülenidir. Deri kanserinden korunmak için yapılması gereken güneşten korunmaktır. Güneşe aşırı maruz kalma (bronzlaşma dahil olmak üzere özellikle su toplaması ile seyreden ikinci derece güneş yanıklığı) deri kanserinin temel sebebidir. Daha az önemli faktörler tekrarlayan tıbbi ve endüstriyel X ışınlarına maruz kalma, yanık veya yara izi bırakarak iyileşen cilt hastalıkları, kömür katranı veya arsenik içeren maddelere mesleki olarak maruz kalma ve ailede cilt kanseri bulunmasıdır. Açık tene sahip olup güneş yanığı ihtimali fazla olan kişiler, daha yüksek riske sahiptir. Güneş ışınları deri kanserine sebep olan en önemli neden olduğundan en önemli koruyucu önlem güneşten kaçınmaktır.

    Güneşin dünyaya en dik ulaştığı saatler olan saat 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşten korunun. Güneşin yeryüzüne dik ulaştığı saatlerde gölgeniz kendi boyunuzdan daha kısadır. Açık renkli sıkı dokumalı koruyucu giysi ve geniş şapka kullanın. Koruma faktörü en az 15 olan güneşten koruyucu kremler kullanın. 20 dakika güneşte kaldığında güneş yanığı geçiren bir kişi, 15 faktörlü bir güneşten koruyucu kullandığında 15 kat daha fazla süre (300 dakika) yanmadan güneşte kalabilir. Bununla beraber güneşten koruyucu kremler kullanarak da güneşte fazla kalınmamalıdır. Çünkü UVA gibi güneş ışınları ki bunlar derideki bağışıklık sistemi ve deri yaşlanmasında sorumludur, güneş koruyucular olsa da deriye ulaşabilir.

    Güneşten koruyucu kullanımına çocukluk döneminde başlayın, çünkü yaşam boyu güneşe maruz kalmanın % 80’i 18 yaş altında olmaktadır. 6 ayın altındaki bebekler uzun süre güneşe maruz kalmamalı, eğer kalacaksa güneşten koruyucular kullanılmalıdır.

    Erken tanı kesin tedavinin en önemli ilk adımıdır.

    Derinizi belli aralıklarla muayene edin. Eğer benlerinizde büyüme değişiklik olursa, derinizde renk değişikliği ve iyileşmeyen yaralar varsa bir an önce Dermatoloji Uzmanına muayene olunuz.

    Kanser öncesi deri bulguları

    Aktinik keratozlar özellikle güneş ışınlarına aşırı maruz kalmış açık tenli kişilerin yüz, el sırtı ve kollarında rastlanılan küçük üzerleri pullu lekelerdir. Tedavi edilmezlerde deri kanserine dönebilir. Eğer erken evrede yakalanırsa buz tedavisi ile çıkartılabilir, kemoterapi ilaçları içeren krem veya losyonlar kullanılabilir, kimyasal peeling işlemi, dermabrasyon,laser tedavisi veya klasik cerrahi ile tedavi edilebilir. Güneşten koruyucular aktinik keratoz gelişimini engellerler.

    Deri kanseri Tipleri:

    Üç tip deri kanseri bulunmaktadır:
    Bazal hücreli karsinoma-Bu kanser tipi genellikle deride küçük etli kabarıklık şeklinde sıklıkla yüz, boyun ve el sırtlarında ortaya çıkar. Ara sıra gövdede kırmızı yama tarzı alanlar şeklinde görülebilir. Daha sıklıkla açık tenli kişilerde görülür. Bu kansere yakalanan kişiler açık tenli ve renkli gözlüdür ve güneş yanığına eğilimlidir. Bu tümörler hızlı yayılmaz. 1-2 cm boyutuna ulaşmaları için aylar yıllar gerekir. Tedavi edilmezse; kanserli alan kanamaya başlar, üzeri kabuklanır. Zaman zaman iyileşip, zaman zaman tekrarlama özelliği gösterir. Bu kanser tipi nadiren metastaz (diğer organlara sıçrama) yapmasına rağmen, derinin altındaki kemiğe yayılabilir ve kanserli dokunun yakınındaki dokuları harap edebilir.

    Squamöz Hücreli karsinoma – Bu deri kanseri deri de kabarıklıklar veya kırmızı kabuklu yaralar şeklinde ortaya çıkabilir. Squamöz hücreli Karsinoma açık tenli kişilerde en sık görülen ikinci kanser türüdür. Tipik olarak kulak, yüz, dudak ve ağızda görülür. Nadiren esmer kişilerde de görülebilir. Büyük kitleler oluşturabilir. Bazal hücreli karsinomanın tersine diğer organlara yayılabilir. Erken yakalandığında tedavi oranı yüksektir. Bazal hücreli karsinoma ve Squamöz hücreli karsinomada tedavi başarısı % 95 dir.

    Melanom – Bütün deri kanserleri içinde en öldürücü olanıdır. Bazal hücreli ve squamöz hücreli karsinoma da olduğu gibi melanomda da erken tanı tedavi şansını arttırır.

    Melanom melanin denen pigmenti (deriye rengini veren madde) üreten melanosit dediğimiz hücrelerde başlar. Melanin derimizin rengini verir ve güneşten kısmi olarak korur. Melanom hücreleri melanin üretmeye devam eder ve bu nedenle kanser alanı kahverengi veya siyahtır. Fakat melanom beyaz ve kırmızı da olabilir.

    Melanom yayılma özelliği gösterdiğinden muhakkak tedavi edilmelidir. Melanom dikkat çekmeden hızla büyüyebilir. Genellikle bir ben olarak veya kahve renkli bir benin üzerinde veya yakınında ortaya çıkar. Vücudunuzdaki benlerin yerleşimi ve şeklinden haberdar olmalısınız ki, bunlar üzerinde olan değişiklikleri ve yeni ben çıkışını fark edebilesiniz. Yapabileceğiniz en önemli adım benlerinizde herhangi bir değişiklik saptadığınızda hemen bir Dermatoloji uzmanına muayene olmanızdır. Bu sayede derinizdeki melanom tedavi edilebilir aşamada iken yakalanmış olur. Aşırı güneşe maruz kalmaktan, özellikle güneş yanıklarından kaçınma açık tenli kişilerde melanomdan korunmanın en iyi yoludur. Melanomun kalıtsal özelliği de vardır. Ailesinde melanom olan kişilerin riski daha fazladır. Sıra dışı beni olanlar, çok sayıda beni olanlar melanom açısından yüksek riske sahiptir.

    Koyu renkli tene sahip olmak melanoma olma riskini ortadan kaldırmaz. Esmer kişilerde de özellikle avuç içi, ayak tabanı, tırnak yatağı ve ağızda melanoma gelişebilir.

    Melanom şüphesi oluşturabilecek bulgular: kabuklanma, kanama, sızıntı, üzerinde kabarma, etrafındaki deriye doğru çıkıntı gösterme, kaşıntı, hassasiyet ve ağrı hissedilmesidir.

    Cilt kanserlerine nasıl tanı konulur?

    Deri biyopsisi kanserin tanısını koydurur. Erken tanı ve cerrahi tedavi şansını arttırır.
    Dermatoloji uzmanları kanseri erken yakalayabilmek için kişisel cilt muayenesinin önemine dikkat çekmektedir. Derinizdeki çiller, benler ve koyu renkli alanları büyüklük, şekil ve renk değişikliği açısından gözlemleyin. Herhangi bir değişiklik saptadığınızda Dermatoloji Uzmanına başvurunuz.

    Melanoma ait Bulgular

    Asimetri – Benin bir tarafının diğer tarafından farklı olması. Benin ortasından hayali bir çizgi çiziniz. Benin her iki yanı aynı büyüklük ve aynı şekilde mi? Melanomda genellikle asimetri vardır.

    Sınır Düzensizliği – Melanomun sınırı veya kenarı genellikle pürüzlü, çentikli veya bulanıktır.

    Renk – İyi huylu benler herhangi bir renkte olabilir, fakat genellikle tek renklidir. Melanom ise sıklıkla birden fazla rengi içinde barındırır.

    Büyüklük – İyi huylu benler küçük kalırken melanom büyümeye devam eder. Genellikle 6 milimetreden büyüktür çaptadır.

    Kendinizin yapacağı periyodik muayene melanom ve diğer deri kanserlerinden korunmak için en güçlü silahtır. Melanom ancak erken yakalandığında tedavi edilebilir. Aşağıda belirtilen sırayı takip ederek hiç bir yeri atlamadan tüm deri muayenenizi kendiniz yapabilirsiniz. Kendi deri muayenenizi yapmak için bir boy bir de el aynasına ve ışıklı bir odaya ihtiyacınız vardır.

    Gövdenizin ön ve arka yüzünü ve de kollar kaldırılarak gövdenin sağ ve sol yanını ayna karşısında muayene edin.
    Kolunuzu dirseğinizden kıvırarak avuçlarınıza, kol iç yüzüne ve üst kola dikkatlice bakınız.
    Sonra bacaklarınızın arkasına, ayaklara, ayak parmak aralarına ve ayak tabanına bakınız.
    Boynun arkasını, saçlarınızı kaldırarak el aynası ile kafa derinizi muayene edin.

  • Gebelikte Fizyolojik Değişiklikler

    Gebelikte Fizyolojik Değişiklikler

    Gebelikte hem fizyolojik hem de duygusal çok değişiklik yaşanmaktadır. Bu değişimlerin iyi anlaşılarak normal mi yoksa anormal mi olduğunun çok iyi ayırt edilmesi gerekmektedir.

    Gebelikte artan beslenme gereksinimin doğal sonucu iştah artar. Gebelikte en gözle görülür değişiklik kilo alımıdır. Gebelik boyunca 11 – 13 kg. arasındaki kilo alımı normal sayılmaktadır. Gebeliğin 4 – 6. haftalarında hormona bağlı olarak başlayabilen bulantı ve kusmalar esnasında, kusmaların beslenmeyi olumsuz etkilemeleri sonucu hastanede damardan beslenme yapılması gerekebilir.

    Gebelikte göğüs çevresinde bir artma sözkonusu olduğundan %5 oranında akciğer kapasitesi olumsuz etkilenir. Bunun sonucunda soluk alıp vermede güçlükler yaşanabilir. Hareketlerde kısıtlanmalar olabilir. Kan dolaşım sisteminde ve kan hacmi ve hücre sayısında değişiklikler olabilir. Kandaki değişiklikten demir takviyesi gerekebilir. Zaman zaman kalp çarpıntısı görülebilir. Çarpıntı gebeliğin ilk haftalarında başlayabilir ve gebeliğin 20 – 24. haftalarında maksimum seviyeye çıkabilir. Tansiyonda oynamalar olabilir. Gebeliğin özellikle son dönemlerinde sol tarafa yatılarak, rahim ana toplar damarın bası yapmasına engel olunmalıdır. Sağ tarafa yatmak tansiyonu etkilediğinden bu pozisyondan kaçınılmalıdır.

    Gebeliğin 10 – 12. haftalarında idrar yollarında genişlemeler olabilir. Hormonların ve büyüyen rahimin etkisiyle idrara çıkma sıklaşır. Mesaneyi tam boşaltamamak idrar yolları enfeksiyonu riskini artırır. Gebelerin idrarında az miktarda glukoz (şeker) görülebilir. Hormonların etkisiyle bağırsak hareketleri yavaşlayabilir. Mideden yemek borusuna kaçışlar olabileceğinden midede yanma şeklinde şikayetler olabilir. Kabızlık ve damar yapısındaki değişikliklerden hemoroid problemi yaşanabilir. Safra kesesinde taş oluşma oranı artabilir.

    Gebelik döneminde eklemlerde gevşeme olabilir. Kilo artışı ve denge merkezinin değişmesi bel ve sırt ağrılarını belirgin ortaya koyabilir.

    Karın ortasında koyu bir çizgi ortaya çıkabilir. Yüzde renk değişimleri, sivilcelenmeler, avuç içlerinde kızarıklık görülebilir. Hızlı büyüme karın duvarında ve memelerde çatlaklar oluşturabilir. Meme uçlarında genişleme ve koyulaşma görülür. Memede damarlanma ve hassasiyet artabilir. Son dönemde meme ucundan salgı olabilir.

    Bu değişiklikler hormonun değişmesine bağlı olarak yaşanabildiğinden gebelik sonrası beliritlerin bir çoğu normal hale döner.

  • Benler (nevüsler)

    Benler (nevüsler)

    Benler nedir?
    Benler genellikle deriniz zararsız değişikliklerindendir. Tıp dilinde melanositik nevüs olarak bilinirler ve melanosit denen pigment hücrelerin (derinin rengini veren hücreler) çoğalması sonucu gelişirler.

    Benler ne şekilde görülebilirler?

    Benler düz veya kabarık olabilirler. Renkleri pembeden kahverengi siyaha kadar değişebilir. Benlerin sayısı genetik olarak ve güneşe maruz kalmanın derecesine bağlı olarak değişir.

    Benler ne zaman oluşurlar ve nasıl gelişirler?

    Benler doğumda mevcut olabildikleri gibi genellikle çocukluk yaşında gelişirler. Erken evrede nevüs hücreleri derinin üst tabakası (epidermis) ile derinin orta kısmı (dermis) arasındadır. Bu nevüslere Junctional nevüs denir. Bu benler düz ve renklidirler. Benler geliştikçe nevüs hücreleri dermise de yayılır(compound nevüs) veya sadece dermiste bulunurlar (dermal nevüs). Bu benler kalınlaşmıştırlar ve sıklıkla deri yüzeyinden kabarıktırlar.Renkli olmayan dermal nevüsler sellüler nevüs olarak adlandırılırlar. Bazı nevüsler ise oldukça koyu mavi renktedirler ve mavi nevüs adını alırlar. Benler güneşe maruz kalındıktan sonra ve gebelikte koyulaşırlar. Erişkin çağda renklerini kaybeder ve yaşlılık döneminde tamamen ortadan kalkabilirler.

    Ben tipleri nelerdir?

    Doğumsal pigmente nevüs

    Doğuşta mevcut olan bir ben konjenital pigmente nevüs olarak adlandırılır. % 1 bebekte bu benler görülür. Boyutları birkaç milimetreden vücudun çok geniş alanlarını kaplayacak kadar olabilir. Özellikle çok geniş olanlarının melanom denen bir cilt kanserine dönüşme olasılığı vardır.

    Halo nevüs

    Bazı benlerin etrafı beyaz bir halka ile kaplıdır. Bu tip benler çocuklukta ve ergenlik döneminde görülür. Herhangi bir zararları yoktur ve zamanla ortadaki ben ve beyaz halka ortadan kalkar. Bazen renk değişikliği melanom denen cilt kanserinde de görülebilir, eğer şüphe duyulursa biopsi almak gerekebilir.

    Çiller

    Çiller küçük açık kahve renkli düz deri lekeleridir ve genellikle açık renkli kimselerde görülürler. Genellikle güneşe maruz kalınan alanlarda bulunurlar ve yaz aylarında renkleri koyulaşır.

    Sıradışı benler

    Sıra dışı benler Clark Nevüs (Atipik nevüs) olarak bilinirler. Bu benler normal olmayan görüntüdedirler. Kenarları düzensiz, büyük boyutta, sıklıkla melanom denen cilt kanserine benzer şekildedirler, fakat çoğunlukla selimdiler. Kaygı uyandıran görünümlerinden dolayı gerekli olmadığı halde cerrahi olarak çıkarılabilirler. Sıradışı benleri olan kişiler özellikle ailelerinde melanom denen cilt kanseri var ise melanona yakalanma açısında risk taşırlar.

    Benlerdeki değişiklikler neyin belirtisi olabilirler?

    Melanoma derinin pigment (boya) hücrelerinden kaynaklanan kanseridir. Eğer bir ben büyüklüğünü, şeklini veya rengini değiştirirse ve ya erişkin dönemde yeni bir ben çıkarsa muhakkak birdermatoloji uzmanı tarafından incelenmelidir. Dermatologlar dermatoskopi denen bir yöntemle benlerin görüntüsünü büyüterek inceleyebilirler ve eğer gerekirse biyopsi de alabilirler.

    Benler nasıl tedavi edilir?

    Birçok ben zararsız olması ve çıkarılmasına gerek olmamasına rağmen aşağıdaki durumlarda tedavi edilmelidir.

    Kanser olasılığı var ise: Bir benin yapısı düzensizse, çevreye doğru yayılıyor ve rengini değiştiriyorsa tedavi edilmelidir. Eğer bir ben kıyafetlerin, tarağın ve tıraş bıçağının bene zarar verebileceği yerlerde ise çıkartılmalıdır.
    Kozmetik nedenler
    Benler hangi yöntemlerle tedavi edilir?

    1.Traşlama şeklinde biyopsi

    Deriden kabarık bir ben bu yöntem ile kolaylıkla tedavi edilebilir. Deri lokal anestezi ile uyuşturulduktan sonra bir cerrahi bıçak veya koter ile çıkartılır. Yara düz beyaz bir leke bırakarak iyileşir.

    2.Benin cerrahi olarak çıkartılması

    Bu yöntem ben düzse veya melanom dediğimiz cilt kanseri şüphesi var ise kullanılır. Deri deki ben tam kalınlığı ile çıkarılır ve sonrada dikiş atılır. Çıkarılan ben patolojik incelemeye gönderilir. Cerrahi yapılan yerde ince bir çizgi şeklinde iz kalabilir.

    Benlerin üzerinde çıkan kıllar traş edilebilir. Cımbızla alınması benin altında inflamasyona yol açarak ağrılı şişliğe neden olabilir.

    Deri nasıl muayene edilmelidir?

    -Ayda bir kişisel cilt muayenenizi yapınız: Benlerinizde bir değişiklik görürseniz veya yeni bir benin çıktığını fark ederseniz bir Dermatoloğa başvurunuz.
    -Çok sayıda beniniz, atipik beniniz, daha önceden olan deri kanseriniz var ise veya doktorunuz önerdiyse düzenli olarak muayene olunuz.
    -Çok sayıda ben ve sıra dışı ben var ise fotoğraf ile kayıt almak faydalı olabilir. Dermatoskopi denen bir yöntem ile benlerin fotoğrafları alınarak, benlerdeki melanom habercisi olabilecek değişiklikler kolaylıkla saptanabilir.
    -Cilt kanserinden nasıl korunulur?
    -Güneşten korunma oldukça önemlidir.
    -Uzun kollu gömlek, uzun pantolon ve etekler, şapka giyilmelidir.
    Güneşten koruyucu kullanın. Koruma faktörü 30 ve üzerinde olan güneşten koruyucuları sık olarak güneşe maruz kalan alanlara uygulayın.

  • Gebelik Belirtileri

    Gebelik Belirtileri

    Gebelikte sık görülen ancak başka nedenlerle de görülebilen belirtiler vardır.

    Tüm hamileliklerde görülen adet kesilmesi; hamilelik korkusu, stres, yorgunluk, yolculuk, aşırı kilo alma ya da verme, hormonsal sorunlar, emzirme, doğum kontrol hapını bırakma durumlarında da görülebilir. Gebeliğin 2 – 8 haftasından sonra görülebilen sabah bulantıları; gerginlik, yiyecek zehirlenmelerinde de olabilir. Gebelikten 6 – 8 hafta sonra görülebilen sık idrara çıkma; idrar yolları iltihabı, gerginlik, şeker hastalığı gibi durumlarda da karşılaşılabilir. Ağrılı, şiş ve sızlayan göğüsler, gebe kalındıktan sonra ilk bir kaç gün içinde görülebildiği gibi; adet günlerinin yaklaştığı günlerde ve doğum kontrol haplarının kullanıldığı günlerde de yaşanabilir. Gebeliğin ilk üç ayı içinde meme ucu çevresinin koyulaşması ve meme ucu çevresindeki küçük bezlerin kabarması hormonsal dengesizlik durumlarında da yaşanabilir. Yine gebeliğin ilk üç ayında görülen göğüste ve karında deri altında pembe mavi çizgiler, yine hormonsal dengesizlikten kaynaklanan problemden görülebileceği gibi daha önceki gebeliğin etkisinden de olabilir. Gebeliğin ilk üç ayında görülen yiyeceklere aşırı istek duyma, stresten, adet günlerinin yaklaşmasından ve kötü beslenmeden olabilir.

    Gebe olunması kuvvetli belirtiler de şunlardır :

    Adet kanamasının gecikmesinden de kaynaklanabilen rahim ve rahim ağzının yumuşaması, döllenmeden 2 – 8 hafta sonra görülebilir. Tümör ve fibroidlerden kaynaklanabilen rahim ve karnın genişlemesi yine gebeliğin 8 – 12 hafta arasında yaşanmaya başlanır. Bağırsak kasılmalarından da olabilecek aralıklı ve ağrısız kasılmalar gebeliğin başında başlayabilir ve gebelik ilerledikçe sıklığı artar. Bağırsak gaz ya da kasılmalarından kaynaklanabilecek duygu, gebeliğin 16 – 22. haftalarından sonra bebeğin hareketlerinden dolayı hissedilebilir.

    Döllenmeden 4-6 hafta sonra ultrasonda bebeğin görülmesi; gebeliğin 10 – 20 hafta arasında tespit edilen bebeğin kalp atışı; gebeliğin 16. haftasından sonra karında hissedilen bebek hareketleri gebe olunduğunun kesin kanıtıdır.

  • Akne vulgaris neden olur?

    Toplumda sık görülmesi ve son derece rahatsız edici bir kozmetik problem olan sivilce (akne vulgaris) tedavi edilebilen bir hastalıktır. Özellikle ergenliğin başlaması ile ciltte yağlanma artmakta ve yağ bezlerinin faaliyeti bozulmaktadır. Bunun derideki görüntüsü de istenmeyen yağ birikimleri, şişlikler, iltihaplanmalar, deri altı kistleri olabilmektedir.

    On iki yaşından başlayarak on sekiz yaşına dek akne gençleri etkileyebilir.Ancak unutulmamalıdır ki her yaşta, her dönemde ve her insanda bu sorun değişebilir. Kadınların %70’i, erkeklerin ise %80’inde hayat boyunca herhangi bir zamanda sivilce oluşabilir. Ne yazık ki kendi kendine geçebileceği gibi yanlış bilgilendirmeler, tedavide geç kalmalara, kalıcı izlerin oluşumuna ve hatta şikayetin artmasına neden olabilmektedir.

    Cilt altındaki yağ bezlerinin fonksiyonun bozulması, porların kapanması ve birtakım bakterilerin iltihaplanmaya neden olması ile klasik sivilce görüntüsü cilt üzerinde belirir.

    Akne oluşumunu etkileyen faktörler şunlardır:

    1-Genetik: Annede veya babada akne olması, çocuklarda görülme sıklığını artırır.

    2-Ultraviyole: Güneş ışınları sivilce oluşumunu olumlu veya olumsuz yönde etkileyebilir.

    3-Terleme: Terleme ile sivilceler yoğunlaşır.

    4-Diyet: Gıdaların sivilce oluşumunda artırıcı hiçbir etkisi yoktur.

    5-Hormonlar: Adet düzensizliği ve hormonal bozukluklar sivilceleri yoğunlaştırır.

    6-Kozmetik ürünler: Yanlış birçok kozmetik kullanımı, kozmetik salonlarındaki uygulamalar cildin bozulmasında önemli bir pay oluşturmaktadır.

    Akne klinik görüntüsüne göre çok farklı tiplerde gözlenebilir. En hafif formu olan komodojenik akne siyah noktalar veya beyaz butonlar şeklinde görünürken, iltihaplı formda olanlara püstül denir. En şiddetli formunu ise nodül ve kistler oluşturur; bunlar deri altında ağrılı büyük sertlikler olarak gözlemlenir ve ciltte kalıcı izlere neden olabilir.

    Akne sadece yüzde değil ayrıca göğüs sırt gibi alanlarda da görülebilir. Yüz bölgesinde oluşan sivilceler ağrılı kaşıntılı olabilir. Fiziksel görüntünün bozulması psikolojik stres ve gerginliklere yol açabilir. Toplumdan uzaklaşma, mutsuzluk, hatta depresyon gelişimi bile gözlenebilir.

    Akneli kişilerin birtakım kozmetik kremlerden, losyonlardan ve güzellik salonlarından çare arayışları ise hastalığın büsbütün kötüleşmesine, tedavinin zorlaşmasına neden olur. Bu merkezlerdeki uygulamalar kalıcı izlere dahi yol açabilir ve hasta iyileşmediğini düşünerek yanlış bir inanışa kapılabilir.

    Akne düzenli, ısrarcı ve uzun süreli tedavilere mutlak cevap verir. Hastanın doktoruna güvenmesi ve takiplerini devam ettirmesi gerekir. Öncelikle hafif formlarda sadece lokal tedaviler yeterli olabilir. Bu tedavi iyi bir temizleyici jel ile kombine edilir.Daha yoğun sivilcelerde ise antibiotik kullanımı gerekebilir ve bu genelde 3-5 aylık uzun bir dönemi gerektirir. İnatçı, şiddetli hastalarda ise A vitamini türevleri oldukça başarılı sonuçlar verir.Hastaları psikolojik olarak da yıkan bu hastalık başarılı bir şekilde doğru bir takiple düzeltilebilir.

  • Adet Öncesi Gerginlik

    Adet Öncesi Gerginlik

    Adet kanaması yaklaşırken kadınların %75′inde değişen hormon düzeylerine bağlı olarak bazı şikayetler ortaya çıkar.Bu kadınların yarısında yakınmalar hafiftir ve kişinin günlük yaşantısını etkilemez. Diğer yarısında ise depresyon da dahil olmak üzere çok daha ciddi şikayetler ortaya çıkar. (Premenstrüel Sendrom, PMS)

    Adet kanaması yaklaşırken kadınların %75′inde değişen hormon düzeylerine bağlı olarak bazı şikayetler ortaya çıkar.Bu kadınların yarısında yakınmalar hafiftir ve kişinin günlük yaşantısını etkilemez. Diğer yarısında ise depresyon da dahil olmak üzere çok daha ciddi şikayetler ortaya çıkar. Premenstrüel şikayetler fizyolojik ya da psikolojik olabilir ve kültürel farklılıklardan etkilenebilir. PMS hem fizyolojik hem de psikolojik olayların bileşkesidir. Çalışmalar değişik kültürlerden gelen kadınlarda farklı şikayetlerin ortaya çıktığını göstermektedir. Uzakdoğulu kadınlarda en sık rastlanılan şikayet ağrı iken gelişmiş batı toplumlarında depresyon en sık karşılaşılan bulgudur. Kişinin sosyal yaşamını olumsuz etkileyen ve her ay görülen yakınmalar kadının kendine olan güvenini yitirmesine dahi neden olabilir.

    Fiziksel belirtiler
    PMS bulguları veren kadınların hemen hemen hepsinde memelerde hassasiyet ve hafif geçici kilo artışı saptanır.Diğer belirtiler ise sindirim sitemi bozuklukları, baş ağrısı, döküntüler, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, diş eti kanamaları, çarpıntı, denge bozuklukları, sıcak basmaları, ses ve kokulara aşırı hassasiyet, ajitasyon, uykusuzluk olarak sayılabilir. Adet kanamasının ağrılı ya da fazla olması yani dismenore PMS olarak değerlendirilmez.

    Duygusal belirtiler
    Duygusal hipersensitivite PMS de çok sık görülür. depresyondan endişeye ve aşırı sinirliliğe kadar pek çok değişik duygu durumu olabilir. Bazı kadınlarda hafif hafıza kaybı görülebilir. Konsantrasyon bozukluğu PMS’de nadir olmayan bir durumdur. Bazı kadınlarda görülen depresyon hali, huzursuzluk ve gerginlik tablosuna premenstrüel disforik bozukluk (PMDD) adı verilir.

    Nedenleri
    PMS nedenlrini bulmaya yönelik çalışmalar bu tablonun altında yatan faktörleri tam olarak ortaya koyamamıştır.Ancak bazı teoriler mevcuttur. Ovülasyonu baskılayan bazı hormonların verilmesi halinde PMS belirtilerinde gerileme olmaktadır. Buna göre üreme hormonları PMS’ye neden olabilir, ancak bu rolün ne olduğu açıklanamamıştır. PMS’nin bu hormonlar ile sinirlerde iletimi sağlayan bazı maddelerin ortak hareket etmesi sonucu ortaya çıktığı yönünde güçlü bulgular vardır. En çok suçlanan maddeler GABA ve serotonin adı verilenlerdir. Bazı araştırmacılar ise kalsiyum ve magnezyum dengesindeki bozukluğun PMS tablosuna yol açtığına inanmaktadırlar. Bu iki mineralin vücuttaki dağılımı sinir hücreleri arasındaki iletişimi etkileyerek tabloya neden olabilir. Bu araştırmacılar PMS’li kadınlarda magnezyum eksikliği ya da kalsiyum fazlalığının şikayetleri yarattığını öne sürmektedirler. PMS etiyolojisinde öne sürülen bir diğer neden de stress hormonlarıdır.Bu hormonların fazlalığı şikayetlerin daha yoğun yaşanmasına neden olabilir. PMS etiyolojisinde vücutta salgılanan hemen hemen tüm hormon ve maddeler suçlanmaktadır. Ancak kanıtlanmış bir neden bulunamamıştır.

    Kimlerde görülür
    PMS tüm dünyada bütün kültürlerde rastlanılan bir durumdur.Yapılan bir çalışmada kadınların %88′inde değişik düzeylerde PMS bulgularına rastlanmıştır. Yaş arttıkça şikayetlerin şiddeti azalmakta ancak çocuk sayısı ile birlikte şiddet artmaktadır.Annesinde PMS olan kadınlarda da şikayetlere daha sık rastlanmaktadır. PMS bazı hastalıkların da şiddetini arttırabilir. Örneğin migreni olan kadınlarda atakların büyük bir kısmı adet öncesi döneme rastlamaktadır. Yine şeker hastalarında kan şekeri düzeyleri ve insülin ihtiyacı adet öncesi dönemde değişiklikler gösterir. Astım atakları daha sık görülür ve pekçokkronik hastalık alevlenmeler gösterir. Bu dönemde kişinin çevresi ile olan uyumu bozulur işte veya evde ilişkide bulunduğu kişiler ve çocukları ile arası bozulabilir. Ergenlik dönemindeki genç kızlarda intihara olan eğilim artabilir. Yeme bozukluklarına rastlanabilir.

    Tanı
    PMS tanısı pozitif bulgulara dayanmaz. Tanı için en güvenilir yol 2-3 ay süre ile şikayetleri kaydetmek ve şiddetlerini skorlamaktır. Şikayetler fiziksel ve ruhsal olarak ayrılmalı ve ne zaman başlayıp ne zaman bittiği düzenli şekil de kaydedilmelidir.

    Tedavi
    PMS nedeni tam olarak bilinmediği için tedavisi de kesin değildir. Bu konuda çok değişik tedavi yaklaşımları mevcuttur.
    Diyet: Azar azar ve sık sık yemek yemenin şikayetleri azalttığı yönünde raporlar vardır.Adet öncesi dönemde taze meyve ve sebze tüketilmesi, kırmızı et ve donmuş yağlardan uzak durulması, içinde katkı maddesi içeren besinlerin tüketilmemesi bazen yararlı olabilmektedir. Aynı şekilde kafein ve alkol tüketiminin azaltılması da faydalı olabilmektedir.

    Egzersiz: yapılan bir çalışmada egzersiz yapmayan kadınlarda PMS’ye daha sık rastlandığı bulunmuştur. Hergün yapılan 30 dakikalık bir yürüyüş yararlı olabilir.
    Kalsiyum ve Magnezyum: Günlük 1200 mg kalsiyum alımının 3 ay sonunda şikayetleri yarı yarıya azalttığını bildiren bir çalışma vardır. Bazı kadınlarda ise magnezyum desteğinden fayda sağlanmıştır.Ancak bu konuda kesin bulgular henüz yoktur.

    Vitaminler: A, E ve B6 vitaminlerinin PMS’ye neden olduğu ileri sürülmüş olsa da kesin olarak kanıtlanmış bir bulgu yoktur.
    Diğer tedavi seçenekleri arasında seratonin metabolizması ile ilgili ilaçlar, hormon ilaçları, antidepresan ve anksiyete gibi psikiyatrik ilaçlar, idrar söktürücüler, erkeklik hormonları sayılabilir ancak bunlardan hiçbirinin kesinleşmiş faydası yoktur.
    Diğer nadir tedavi yaklaşımları arasında ise psikoterapi ve akupunktur bulunur.

  • Kış aylarında cilt kuruluğunu önleyin

    Kar yağışı, şiddetli rüzgar ve kuru hava… Cilt sağlığını tehdit eden tüm bu faktörlere karşı dikkatli olmak gerekiyor. Cildi soğuk havanın olumsuz etkilerinden korumanın yolu da düzenli bakım ve doğru beslenmeden geçiyor.

    Nemlendiricinizi mevsim şartlarına göre seçin

    Ciltteki nem oranı özellikle mevsim geçişlerinde değişiklik gösterebilir. Yazın UV ışınlarından olumsuz yönde etkilenen cilt, kış geldiğinde kararır, bronzlaşır, kurur ve kırışır. Havanın soğumasıyla ciltteki su miktarı da aniden düşer. Bu nedenle normal zamanlarda kullanılan cilt bakım ürünlerine bir süre ara vermek gerekebilir. Mevsim normallerinde sadece su bazlı nemlendiriciler yeterli olurken, soğuk havalarda yağ içeriği ve onarıcı özelliği yüksek olanları kullanmak gerekmektedir.

    Çok sıcak su, cilt ve saç sağlınızı bozabilir

    Kış aylarında banyo suyunun ısı derecesi de bir hayli yükselmektedir. Çok sıcak suyla yıkanmak cildi kurutup, matlaştırıcı etki yapar. Sıcak suyun saçlara da zararı büyüktür. Saçı kurutup, matlaştıran ve kırılganlığını artıran sıcak su uygulamasının son derece yanlış olduğu unutulmamalıdır.

    Islak saç ile dışarı çıkmayın

    Islak saçla dışarı çıkmak kış aylarında yapılan en büyük hatalardan biridir. Islak derinin soğuk havayla teması hücreler arası su kaybına neden olmakta ve kuruma gelişmektedir. Soğuk hava damarların büzülmesine neden olduğu için derinin sağlıklı beslenmesini de engellemektedir. Bütün bunların sonucunda soğuk, mat ve kuru bir cilt oluşmakta; rüzgarla birlikte de fiziksel travma ile egzama gelişimi söz konusu olmaktadır.

    Sağlıklı bir cilt için havuç, kayısı ve domates tüketin

    Vitamin ve mineral yönünden zengin beslenme cildi parlatır, derinin daha pürüzsüz görünmesini sağlar. Deri altı dokusunda gerekli nemlenmeyi sağlayan A, C, E vitaminleri ile taze havuç, kayısı ve beta karotenin bolca bulunduğu domatesi çok tüketmek önemlidir. Antioksidan değerleri yüksek olan vitaminler, soğuk havanın cilde verdiği zararı azaltır. Bu nedenle kış aylarında her zamankinden daha fazla taze sebze ve meyve tüketmek gerekir.

    Nemlendirici seçerken bir dermatoloğa danışın

    Kış aylarında sadece yüz değil vücudun da nemlendirilmesi çok önemlidir. Her banyo sonrası mutlaka vücut nemlendiricisi sürülmeli, uygulama deri henüz nemliyken yapılmalıdır. Nemlendirici ve losyon, bir dermatoloji uzmanına danışılarak alınmalıdır. İçeriğinde vazelin, dimetikon, gliserin, linoleik asit ve seramid gibi maddeler olanlar tercih edilmelidir.

    Güneş koruyucu ürünleri kışın da kullanın

    Gün ışığının olduğu her mevsim ve koşulda cilt, UV ışınlarına maruz kalır ve gittikçe yaşlanır. Yaşlanmış ya da kırışmış ciltler için antioksidan özellikleri olan gece kremleri, maske ürünleri ve de cildin kalınlığını azaltmaya yönelik tedavi yöntemleri tercih edilmelidir. Cilt kalınlığını azaltan en etkili tedavi yöntemi kimyasal peelingdir ve bu tedavi mutlaka dermatologlar tarafından yapılmalıdır. Kimyasal peeling, sadece kırışıklıklara yönelik etkili bir yöntem değil, aynı zamanda güneş ışınlarıyla oluşmuş pigmantasyonları ve akneyi azaltıp, yüze canlı, şeffaf bir görüntü sağlamaktadır. Her mevsim öncesi, cildi etkileyen hava koşullarına göre gerekli tıbbi ve kozmetik tedavi yöntemlerini uygulamak ve uygulatmak; hem oluşabilecek hasarları önler, hem de sağlıklı ve genç bir görünüme sahip olmayı sağlar. Özellikle ani hava değişikliklerinde bilinçli hareket etmek gerekmektedir.

  • Doğum Esnasında Nefes Alma Teknikleri

    Doğum Esnasında Nefes Alma Teknikleri

    Normal doğum esnasında “ıkınırken” güçlü bir nefese ve güçlü karın kaslarına ihtiyaç duyacaksınız. Aşağıdaki yazıda kasılmalar esnasında bebeğinize maksimum oksijen gitmesi için yapmanız gerekenleri bulacaksınız.

    Doğum eyleminde uygulayacağınız doğru nefes alma-verme tekniklerini gebelik döneminizde ne kadar sık uygularsanız bu teknikleri o kadar iyi öğrenirsiniz.

    Doğum eylemi esnasında doğru nefes alıp verme iki açıdan önemlidir: doğum eyleminde belli aralıklarla gelen uterus kasılmaları esnasında bebeğinize giden kan akımı nispi olarak azalır. Bu fizyolojik, yani normal bir durumdur. Siz bu esnada derin bir nefes aldığınızda kanınıza normal bir nefeste geçtiğinden daha fazla oksijen geçer ve bu ek oksijen kasılmalar esnasında bebeğinizin oksijensiz kalmasını önler.

    Doğru nefes alıp vermenin diğer bir önemi de şudur: kasılmalar esnasında duyacağınız muhtemel ağrı, zihinsel olarak daha çok doğru nefes alıp vermeye odaklanmış olmanız nedeniyle daha hafif olarak algılanacaktır.

    Alıştırmalar:
    Gevşeme: Yere yatın ve dizlerinizi bükün. Vücudunuzdaki bütün kasları bilinçli bir şekilde teker teker gevşetin. Bunun ne kadar zor olduğunu denedikçe göreceksiniz. Tüm kaslarınızı gevşettiğinizi düşündüğünüzde bile tekrar yaptığınız bir kontrolde bazı kaslarınızın halen kasılı olduğunu görebilirsiniz. Tümüyle gevşemiş olmaya özen gösterin.

    Derin nefes alma-verme: Tümüyle gevşediğinizden eminseniz sanki 45-50 saniye süren bir kasılmanız varmış gibi hissetmeye çalışın. Burnunuzdan (eğer burun tıkanıklığınız varsa ağzınızdan) içinize mümkün olduğunca ve yavaş yavaş derin bir nefes çekin, bu nefesi yine yavaş yavaş ağzınızdan dışarı verin. Bu esnada bütün kaslarınızın gevşek olduğunu tekrar kontrol edin. Kafanızda canlandırdığınız kasılmalar devam ettikçe bu işleme devam edin.

    Dikkat: Nefes alıp verme işlemini çok hızlı yaparsanız, kanınızdaki karbondioksit hızlı bir şekilde azalabilir, bu da geçici bilinç kaybına kadar gidebilen durumlara yol açabilir, bu nedenle derin nefes alma işlemini yavaş yavaş uygulayın. 45-50 saniye süren bir kasılmada 5-7 adet nefes alma-verme uygundur.

    Karından nefes alma tekniği: Bu egzersiz karın kaslarınızın gevşemesine yardımcı olduğu gibi, kasılı kasların uterus üzerine gereksiz baskı yapmasını engeller:

    Yere uzanın ve ellerinizi karnınızın üzerine yerleştirin. Derin bir nefes alarak karnınızın “şişmesini” sağlayın. İçinizden beşe kadar saydığınız sürede bu pozisyonu koruyun. Nefesi ağzınızdan verin ve bu işlemi 4-5 kez tekrarlayın.

  • Yeni yıla yepyeni bir cilt ile girin!

    Yeni yılı karşılamaya hazırlandığımız şu günlerde hepimizin içi yeni umutlarla doluyor, ancak öte yandan birçoğumuz da geride bıraktığımız yılları hatırlayıp hüzünleniyoruz. Özellikle aynaya baktığımızda yüzümüzde gördüğümüz derin çizgiler varsa, geçmiş yılların bu belirgin izleri bizleri daha da mutsuz ve umutsuz yapabiliyor. Oysa tıbbın ve teknolojinin modern yöntemleri ile her yeni yılı yıpranmamış, bebek tazeliğinde bir yüzle karşılamak mümkün.

    İşte size 2015’i pırıl pırıl karşılamak için kullanabileceğiniz birkaç sihirli yöntem:

    Tüm dünyada estetik tıp deyince akla ilk gelen uygulama olan botox’u deneyin: Botox ile yeni yıla bir haftadan az süre kalmışken alnınızdaki endişe veya kaşlarınızın arasındaki öfke izlerini en hızlı şekilde yok edip, içinizdeki mutluluğu ve umudu dışa yansıtın. On dakikadan kısa süren ve neredeyse acısız denebilecek bu yöntem ile derin çizgilerinizden kurtulmanız mümkün.

    Dolgu malzemeleri uygulamasıyla yüzünüze tazelik katın: Dolgu malzemeleri uygulaması bir saatten az bir zamanda burnunuzun iki yanından ağzınıza doğru uzanan derin olukları silikleştirecek, çökmüş yanaklarınıza canlılık katacaktır. Üstelik aynı teknik dudaklara da uygulanabiliyor. Dolgu malzemelerinin temel etken maddesi olan hyalüronik asit, özellikle zaman içinde nemini kaybedip diriliğini yitiren dudak mukozasını canlandırmakta hızlı bir etkiye sahip olduğundan, öğle tatili prosedürlerinin sık tercih edilen bir uygulaması.

    Mezololift ile aydınlanın, parlayın: Botox ve dolgu malzemeleri uygulamasının ardından cildinizi aydınlatıp parlaklaştıracak mezolift uygulaması ile cildinizin tazelenme operasyonunu tamamlayabilirsiniz. Son dönemde mezolift uygulamasında ilk tercih “ışık dolgusu” yöntemi. Çok ince iğnelerle yüz, boyun, dekolte bölgesi ve ellerin üstüne uygulanan hyalüronik asit ve vitamin kokteylinin bir gün içinde cildinize sağladığı parlaklık ve pürüzsüzlük ile artık yılbaşını karşılamaya hazırsınız.

    Bütün bu acil önlemlerden sonra sıra geldi yeni yılda cildinizi sağlıklı ve taze tutmak için alacağınız önlemlere;

    Eğer bir sonraki yılbaşını da aynı pürüzsüz ve parlak cilt ile karşılamak istiyorsanız, dokularınızı içten dışa doğru yapılandıran yöntemlerden faydalanmalısınız. Bunların başında altın iğnelerle fraksiyonel radyofrekans, yüksek yoğunluklu ses dalgaları ve fraksiyonel lazer teknikleri geliyor. Her yöntemin kendine has avantaj ve dezavantajları olsa da hepsinin ortak özelliği derinin orta ve alt tabakalarına ulaştırdıkları ısı enerjisi ile hücreleri uyararak taze kollajen üretimini arttırmaları. Bu sayede cildin gevşeyip sarkmasının önüne geçiliyor ve hatta yüzeydeki sivilce izlerinin, güneş lekelerinin ve çatlamış kılcal damarların da tedavisi sağlanıyor. Ancak bu yöntemlerle alınacak olumlu sonuçların gözle görülür seviyeye ulaşması 3-6 ay arasında bir zaman gerektiriyor. Eğer iş işten geçmeden cildinizin sağlığını ve güzelliğini korumak istiyorsanız, 2015’de bu yöntemlerden hangilerinin sizin için uygun olduğunu dermatoloğunuz ile değerlendirip uygulayabilirsiniz.

  • Adet Düzensizliği

    Adet Düzensizliği

    Adet kanamasının normal periyodunun dışında ağır olarak geçmesi, sık olması veya düzensiz olması düzensiz adet kanamasıdır. Adet kanaması düzensizliklerinin yaklaşık %25’i üreme organları ile ilgili hastalıklardan kaynaklanırken, geri kalan %75’inde hormonal düzensizlikler düzensiz adet kanamasının sebebidir. Ergenlik öncesi veya menopoz sonrası vaginal kanama olması, mutlaka araştırılması gereken ciddi durumlardır.

    Düzensiz vaginal kanamanın hormonal olmayan sebepleri arasında; cinsel organlarda travmaya bağlı kanama, rahim veya rahim ağzı iltihabı, rahim myomları, adenomyozis hastalığı, rahim iç zarının iyi huylu veya kanser türü hastalıkları sayılabilir. Düzensiz vaginal kanaması olan kadınlarda yaş önemlidir. 40 yaş öncesi olan düzensiz kanamalar çoğunlukla hormonal nedenlerle iken 40 yaş sonrasında hormon dışı sebeplerle olma ihtimali yüksektir.

    Rahim içi araç kullanımı (spiral), doğum kontrol hapı veya aylık doğum kontrol iğneleri kullanımı da düzensiz vaginal kanama yapabilir. Gebeliğin erken dönem komplikasyonları da (sözgelimi; düşük, dış gebelik, mol gebeliği) kanama şikayeti yapabilir.

    Düzensiz adet kanaması yakınması mutlaka bir jinekoloji uzmanı tarafından değerlendirmelidir. Muayene sırasında kanamaya neden olabilecek faktörler tek tek gözden geçirilir. Vagina, rahim, yumurtalıklar değerlendirilir. Ultrasonla rahim ve yumurtalıklara ait tümör varlığı araştırılır. Aynı yöntemle rahim iç zarının kalınlığı ölçülür. 40 yaş sonrası kanamanın bariz bir sebebi saptanamamışsa rahim iç zarından biopsi yapılması gerekmektedir. Bu şekilde rahim iç zarının yapısı mikroskopik olarak değerlendirilir, rahim kanseri araştırılır.

    Kanamanın sebebi üreme organlarından kaynaklanmakta ise yani hormon düzensizliği değilse tedavi nedene yönelik olarak yapılır. Sözgelimi rahim myomları varsa ameliyat tedavisi uygulanır. Tüm bu araştırmalar sonucunda kanamaya neden olabilecek bir hastalık saptanmamışsa adet düzensizliği hormonal dengesizlik nedeni iledir. Bu durumda adet düzenleyici ilaçlarla kanamalar düzene sokulmaya çalışılır. Bu tedavide çoğunlukla doğum kontrol ilaçları kullanılmakta ise de alternatif ilaç tedavileri de mevcuttur.