Geniz eti, kemik ve kıkırdak eğrilikleri, alerjik nezle, sinüzit, soğuk algınlığı, viral ve bakteriyel enfeksiyonlar gibi nedenlerle oluşan burun tıkanıklıkları çocukların hayatında önemli sorunlara yol açabilir. ‼️⚠️Burun tıkanıklığı kulakları da etkileyebilir. Geniz bölgesinde bulunan östaki borusu kapanarak, kulakta sıvı birikimine ve işitme kayıplarına neden olabilir. ‼️⚠️Bu durum daha da ilerlerse çocuğun işitme ve konuşma gelişimini engelleyebilir. ⚠️⚠️‼️Kesin tedavi nedene yöneliktir. ?Yanısıra uyuduğu ortamın nemlenmesini sağlamak, ?burunu bolca serum fizyolojik ile yıkayıp var olan sümüğü uzaklaştırmak, ?sıcak buharlı bir banyo yaptırmak ?uyurken gövde ve baş yüksekte olacak şekilde yatırmak, ??odasında yün halı, peluş oyuncaklar, toz tutan eşyalar, canlı çiçek, elektrik süpürgesi bulundurmamak, ?❌?❌ ev ortamında sigara içimi ve parfüm, deterjan, çamaşır yumuşatıcısı kokusu gibi kokulara maruziyeti önlemek rahatlamasına yardımcı olur.
Yazar: C8H
-

Bireysel Psikolojik Danışma
Bireysel psikolojik danışma nedir?
Bireylerin kendilerini daha iyi tanımalarına, davranışlarını anlamalarına ve kendilerini geliştirmelerine yardım eden; karşılaştıkları akademik, kişisel ve sosyal problemleri ile baş etme becerilerini kazanmalarını amaçlayan, psikolojik danışman ve birey arasında birebir gerçekleşen ve gizlilik esasına dayalı bir süreçtir.Bireysel psikolojik danışma yardımı almak ne işime yarar?
Herkesin hayatında kişisel, sosyal ya da akademik konularda, objektif bir bakış açısına, dinlenilmeye ve farklı yollar bulmaya ihtiyaç duyduğu dönemler olabilir. Bu dönemlerde, gelişiminizi ilgilendiren konuları ve kişisel sorunlarınızı güvenli bir ortamda, bu alanda profesyonel olan bizlerle konuşabilirsiniz.Kişinin sorunlarına karşı dayanıklılık kazanması yada kendisi ve hayatı hakkında karar vermede zorlandığında kendi hayatı için en doğru kararları eskiden alabilirken şu anda bunu neden yapamadığının yine danışmanla birlikte ele alınması ele alınması ve danışanın kendi doğrularına ulaşmasının sağlanması önemlidir…tüm kararlar bizzat sorumluluklarını üstlenebilecek yetişkin bişreyler olarak danışanın kendisine aittir.şayet bunu yapacak durumda diyorsa danışan bu yeterliğe kavuşması için desteklenmesi ve sağlığına kavuşması meslek profesyonellerininbirincil hedefi ve görevi olacaktır şüphesiz.. Danışan geçici olarak ve sağlığına , dengesine kavuşana dek ihtiyacı olduğu bu dönemde psikolojik danışman yada psikoterapist bir yardımcı –yedek ego rolü üstlenir.
Psikolojik danışmanlık psikolojik sorunların derinleşmesini önleyici bir psikolojik destek vermektedir. Psikolojik danışman eğitim alanında da bireylerin yönelimlerini ve yeteneklerini gözden geçirerek bireyin doğru kararlar almasına yardım eder.
Kişinin kendi yaşamını ve sorunlarını berraklaştırarak gözden geçirmesin de yardımcı olur ..
Psikolojik danışman eğitim alanında da bireylerin yönelimlerini ve yeteneklerini gözden geçirerek bireyin kendisi için en doğru kararları alabilecek duruma gelmesini sağlar. -
Çocuklarda öksürüğe ne iyi gelir ‼️
Öksürük, solunum sisteminden sekresyonların ( salgıların ) ve yabancı maddelerin temizlenmesinde önemli rolü olan koruyucu bir reflekstir. Çocuklarda genellikle viral infeksiyonlarla ilişkilidir ve çoğu kendiliğinden düzelir. Kış aylarında soğuk nedeniyle evlerimizde kullandığımız ısıtma sistemleri nedeniyle ortamın nem oranı çok düşer. Soğuk havaya ve rüzgara maruz kalmak solunum yollarındaki küçük tüysü cisimciklerin çalışmasını bozar sonuç, uzamış, balgamlı veya kuru gıcık tarzı öksürük olur. Evde yapabileceğimiz bazı şeylerle öksürüğü yumuşatıp, balgamı azaltabiliriz. ⚠️Sıcak buharlı bir banyo, ‼️bol su içmek, ⚠️serum fizyolojik ile sıkça burun temizliği yapmak, ‼️1 yaşından büyük çocuklarda alerjisi yoksa 2 tatlı kaşığı bal içine bir çisem toz zencefil karıştırıp yedirmek, ⚠️2 tatlı kaşığı pekmez içine bir çisem karabiber ekleyip yedirmek, ‼️çok iyi yıkanmış elmanın kabuğunu soyup çubuk tarçın ile kaynatıp bal ile tatlandırarak içirmek, ⚠️rezene çayı, ‼️ıhlamur ve ⚠️kuş burnu çayı gün içinde ara ara küçük miktarlarda içirmek faydalı olabilir. ‼️⚠️‼️⚠️2 haftadan uzun süren, ateşle birlikte olan, genel durumu bozan durumlarda çocuk doktorunuza başvurun.
-

Kişisel Gelişim
İnsanlar potansiyel ile doğar. Ancak dünyada bir iyiler ve bir de, daha da iyiler vardır. Yani insan fiziksel olduğu kadar nitelik olarak da gelişebilir. Kişinin herhangi bir alanda sahip olduğu potansiyeli biraz daha öteye taşıması işine kişisel gelişim diyebiliriz. Kişisel gelişimin en temel noktası, kişinin kendini tanımasıdır. Kişinin kendini tanıması, hangi alanlarda ne durumda bulunduğunu belirlemesi ve eksik olduğunu düşündüğü alanlarda kendini geliştirmeye karar vermesi, kişisel gelişim sürecinin başladığı andır.
Ruh ve zihinsel sağlığı düzgün bireylerin, belli bir metodolojiye dayalı olarak;
1-hedefleri netleştirmek
2-kararsızlıkları aşmak
3-bakış açısını değiştirmek
4-fark yaratmak
5-motivasyonu yükseltmek
6-zamanı iyi yönetmek
7-özgüveni arttırmak8-kendini deneyimlemek (deneyim kazanmak)
9-başarı odaklı olmak
10-değişime, çağa ayak uydurmak
11-imaj yenilemek
12-sosyal iletişim gibi konularda aldığı eğitime Kişisel Gelişim denir.
Kişisel Gelişim; kişinin kendisini geliştirmesidir.
Kişisel Gelişim; hedeflerimize ulaşmada bizi motive eden bir çok teknik ve strateji içeren süreçtir.
Kişisel Gelişim; başkalarıyla iyi ilişkiler ve iletişim kurmada adımlar atmaktır.
Kişisel Gelişim; içimizdeki olumsuz düşünce, yargı ve inanç kalıplarını değiştirerek olumlu olan
yeni düşünce, yargı ve inanç kalıplarını benimsemektir.
Kişisel Gelişim; İnsanın bulunduğu hal ve durumundan, kendisinin en yüksek potansiyelini ortaya çıkartmasıdır.
Kişisel Gelişim olarak tanımladıklarımız kişinin en yüksek potansiyelini açığa çıkartmada, bu potansiyeli en iyi şekilde oluşturmada ve kullanmada katkısı olacak olan yollardan sadece bir kaçıdır. Ne hedefler belirlemek, ne iyi ilişki ve iletişim içinde olmak, nede düşünceleri, inançları, yargıları değiştirmek tek başına Kişisel Gelişim demek değildir. Bunlar kişilikte ve yaşamda gelişimlerdir. Kişisel Gelişime katkısı olan olumlu yaşamsal gelişimlerdir. Ve her insan ister istesin, ister istemesin değişimin içinde yer alır.
Kişisel Gelişim, yaşamsal süreklilik olan değişimden farklıdır. Yaşamsal süreklilik, kişinin yaşadıkları, olaylar, kişilerle ilişkileri, edindiği deneyimsel bilgilerle etkili değişim sağlar. Bu kişilerin bilinçsiz değişimine neden olur. Kişisel Gelişim bilinçli değişimi gerektirir. Kişiler yeteneklerini, bilgi ve davranışlarını, kişisel meziyetlerini bilinçli seçimlerle belirli bir yöne ve yola programladıklarında meydana gelir.
Kişisel Gelişim her insanın şu anki hal ve durumundan kendisinin en yüksek hal ve durumuna geçiş yapmayı bilinçli olarak istediği anda başlar. Bilinçli değişimi istediğimiz anda bunun adının ne olduğunun da bir önemi yoktur aslında. Önemli olan bu dünyada varolan ve olduğunu sandığı kişiden daha farklı bir kişi olabileceğini bilen herkesin, sonunda kendisinin en yüksek halinin olduğu yola adım atmış olmasıdır.
İnsanlar hayatları boyunca büyüyebilir, öğrenebilir ve gelişebilir ve bunu yapabilmeleri hayatın birçok alanına etki eder. Kişisel büyüme hem iş hem de ilişki hayatında gereklidir. Kişisel gelişimin sorumluluk, öğrenme, davranış ve yaklaşım gibi birçok elemanı vardır. Bu alanları geliştirmek için uğraşmak iş hayatımızda daha iyi fırsatlar ve sağlıklı ilişkiler olarak geri döner.
İş Hayatı
Kişisel büyüme ve gelişme iş hayatı ile alakalıdır. İşverenler öğrenen ve gelişen çalışanlar istemektedir. Daha bilgili hale gelebilen ve pozisyonlarına daha uyumlu hale gelebilen elemanlar sabit kalan elemanlardan daha değerlidirler. İdeal bir eleman bir pozisyondan daha fazlasını anlayabilir ve kavrayabilir bu da organizasyon içinde yüksek esneklik sağlar.
İlişkiler
İlişkiler genellikle iki tarafında enerji ve eforunu gerektirmektedir. Bir insan gelişip büyüyebildiğinde bu sağlıklı ilişkiler kurmasına yardımcı olur. Ayrıca ona destek veren birinin olması potansiyelini geliştirip büyüyerek daha tam bir insan olmak isteyen birine son derece yardımcı olur.
Sorumluluk
Kişisel büyüme için bir alan da sorumluluktur. Sorumluluk duygusuna sahip olmak büyüklük ve olgunlukla eşleştirilir. Sorumluluklarınızı tamamlamak ve yeni sorumluluklar almak özellikle iş yerinizde önemlidir. İşverenler işçilerini görevlerini tamamlamada ne kadar iyi olduklarını inceleyerek değerlendirirler. Sadece toplantılarda belirlenen sorumluluklardan ziyade ekstra sorumluluk almayı isteyen elemanların daha iyi maaşlar ve daha iyi pozisyonlarla ödüllendirilmeleri daha mümkündür. Sorumlu olma yeteneğini geliştirmek bireyin kariyerinde gelişmesini kolaylaştırır.
Öğrenme
İnsanlar yeni yetenekler geliştirerek ve yeni şeyler öğrenerek büyürler. Bir kişinin gelişimi için başka bir yöntem ise eğitimidir. Eğitim iş dünyasında önem gören bir şeydir ve daha çok öğrenme şansı sunan enstitüler kişisel büyümeye daha fazla olanak sunarlar. Kolej ve üniversiteler kritikal düşünceyi öne çıkartırlar. Bu kaynağı kullanarak bir çalışan kariyerinde daha ilerilere adım atabilir.
Yaklaşım
Gelişirken ve büyürken bir kişinin yaklaşımı daha iyiye doğru gidebilir. Özgüven öğrenilen yeni yeteneklerin ve bilgiler ile birlikte gelişir. Bir kişi kendisine ne kadar saygı duyarsa karşısından da o kadar saygı görür ve gösterir. Gelişmiş bir yaklaşım daha çok büyüme ve gelişmeye yol açar ve bireye tam potansiyeline ulaşmasını sağlar. Daha iyi yaklaşım sahip olan biri daha çok şey başarabilir. İşverenler çok şeyi halleden iyi yaklaşımlı elemanlarını fark ederler. Bu tipte çalışanlar daha çok terfi alır ve finansal kazancı daha fazla olur.
Kişisel Gelişimin Faydaları
Kişisel gelişim bireyi çok yönlü geliştirmeyi amaçlar. Çünkü insanı sosyal hayatta etkili, verimli, güçlü kılmanın yolu bilgi yapılandırmasıdır. İnsan bunu ancak farklı öğrenmeler gerçekleştirerek yapar. Bu öğrenmeler arasında ilişki kurduğu takdirde yaratıcı düşünme becerisi kazanabilir. İşte kişisel gelişim ile bu amaçlanarak, birey bu potansiyel ve ilişkileri güçlendirip geliştirerek yapılandırmaktadır.
Kişisel gelişim ile nitelikleri gelişen birey, artık çevresiyle olan etkileşim ve iletişimde daha gelişkendir. Artık sosyal yaşamda daha etkili, verimli ve mutlu olur. Bu fayda yada yatırım da diyebiliriz, insana değil tüm topluma yapılmıştır aslında. Çünkü insan sosyal bir varlık olduğundan çevresini etkileyebilir veya çevresinden etkilenebilir. Bu etkileşimler çok yönden gelişmiş toplumlar, popülasyonlar meydana getirecektir. -
Rsv enfeksiyonu, bebek ve çocuklar da bronşiolit
Respiratuvar sinsitiyal virüs ?(RSV) dünya da ve Türkiye’de akut bronşiolit ve pnömoninin en önemli nedenlerindendir. RSV özellikle küçük bebeklerde (3 ay ve altı ) alt solunum yolu infeksiyonu nedeniyle hastaneye yatışların (bronşiolit ve pnömoni gibi) ana nedenlerindendir. Şehirlerde yaşayan popülasyondaki çocukların hemen hemen tamamı 2 yaşa kadar infeksiyonu geçirir. ????Akut broşiolitlerin yaklaşık yarısında wheezing (hışıltı) tekrarlar. ???Bazı risk faktörleri daha sonradan reaktif havayolu, astım gibi tablolara neden olur. Bu risk faktörleri; kalabalık çevrede yaşamak, pasif sigara içimi ?, erkek cinsiyet, ailede astım öyküsü gibi faktörlerdir. Bulaş esas olarak infekte sekresyonlarla kontamine yüzeylere dokunmakla olur. Küçük damlacık aerosollerindeki RSV ? yüksek nemli ortamlarda 2-3 saat canlı kalabilir. Korunmak için el yıkama??ve hastanın sekresyonları ile kontamine olmuş yüzeylerin temizliği??, ortamı sıkça havalandırmak, infeksiyonu olan bebek ve çocukları izole edip kreş ve okul ortamı gibi kalabalık ortamlara girmelerinden kaçınmak gibi önlemler uygulanabilir. ??Tedavi bulguları rahatlatmaya yöneliktir. Bazı özel popülasyonlar dışında spesifik antiviral tedavi (Ribavirin) ve bazı pasif bağışıklama ilaçları kullanılmaz.
-

Kaygı ve Kaygı Bozukluğu
Her insan,günlük yaşamında sağlık,sınav,iş,aile problemleri gibi birçok farklı konular ile ilgili kaygı duyabilir.Kaygı,insan için doğru şekilde kullanıldığında ve belirli bir düzeyde olduğunda yalnızca normal değil aynı zamanda uyumsal ve işlevselliğimiz için yaşamsaldır.Uyarıcı niteliktedir,olası tehditlere karşı çözüm bulunmasını ve çözümlerin hayata geçirilmesini sağlar.Örneğin;bir sınava girmek üzereyken,başarısız olma endişesi,yeterli derecede sınav hazırlığına neden olur.Dikkati ve konsantrasyonu arttırır.
Anksiyete Bozukluğu yaşayan kişilerde ise endişe hali sürekli,nedeni olmayan,nedeni olsa bile durumla uygunsuz,aşırı ve denetlenemez niteliktedir.Kişinin günlük,sosyal ve mesleki yaşamını olumsuz yönde etkiler;kişi kendini denetleyemez,sakinleştiremez.
Anksiyete Bozukluğu çocukluk dönemi ve genç yetişkinlik döneminde başlar,sinsi bir gelişim gösterir.Çocukluk dönemi travmaları,genetik faktörler,kişilik özellikleri,stresli yaşam olayları kaygı bozukluğunun oluşumunda etkilidir.Belirtilerde dönem dönem iyileşmeler görülebilir ancak stresli yaşam olaylarında alevlenmeler göstermekte ve çoğunlukla kötüleşmektedir.
Anksiyete Bozukluğu Belirtileri
-Aşırı ve kontrol edilmesi zor endişeler
-Kas gerilmesi
-Huzursuzluk
-Çabuk sinirlenme
-Sebepsiz yorgunluk
-Uyku problemleri ( uykuya dalmakta güçlük,gece sık sık uyanma,en ufak seste irkilme)
-Dikkat bozukluğu ve konsantrasyon güçlüğü
-Titreme ve seyirmeler
-Terleme
-Kalp atışlarında hızlanma,çarpıntı hissi
-Yutma güçlüğü
-Mide bulantısı
-Nefes darlığı
-Göğüste ağrı ve sıkışma
-Boğulma hissi
-Otokontrolünü yitirme hissi
Anksiyete Bozuklukları DSM V’e göre tanımlanmaktadır.Yaygın anksiyete bozukluğu,Panik bozukluk,Agorafobi,Özgül fobi,Sosyal kaygı bozukluğu,Ayrılma kaygısı bozukluğu,Selektif mutizm olarak birincil kaygı bozukluklarını içermektedir ve kişinin birden fazla kaygı bozukluğu olabilir.
Kaygı ile ilişkili semptomların diğer nedenleri ise Obsesif-kompulsif bozukluk,Travma sonrası stres bozukluğu,Akut stres bozukluğu,Çekingen kişilik bozukluğu,Majör depresif bozukluk için kaygılı sıkıntılı belirteci,Somatizasyon bozukluğu ve Hastalık kaygısı (hipokondriazis) bozukluğudur.
Anksiyete Bozukluğu Tedavisi
Değerlendirmede ilk yapılması gereken,belirtilerin herhangi bir fiziksel rahatsızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemektir.
Anksiyete tedavi edilebilir bir bozukluktur.Psikoterapi ya da ilaç tedavileri uygulanabilir.Bir kişi için uygun olan tedavi,bir başka kişi için uygun olmayabilir.Kapsamlı değerlendirme sonucunda, hastalığın seyri ve şiddetine göre uzmanlar tarafından uygun tedavi yöntemi belirlenir.
Psikoterapinin temel hedeflerinden biri,bozukluğun oluşumuna ve kişide şikayetlere neden olan altta yatan faktörlerin belirlenmesi ve buna uygun tedavi planının yapılmasıdır.Terapi süresince,kişide kaygıyı alevlendiren tetikleyicilerin belirlenmesi,düşünce,duygu ve davranışların anlamlandırılması,kaygının kontrol altına alınması şeklinde birden çok hedefe ulaşılması amaçlanmaktadır
-
Yenidoğanlarda görme nasıldır?, yenidoğan göz rengi
Beyindeki görme merkezi hücrelerinin gelişmesi için ışıklı, renkli, hareketli, uyaranlara (cisimler, şekiller, canlılar) bakılması gereklidir.
0-2 ay: Yaklaşık 50cm mesafeden ışığı, canlı ve tek renkli (mavi hariç), parlak ve büyük cisimleri görür, ışığa bakar.Annesini görür ve Gülümser.
2-3 ay: Kendisine yakından bakan birisiyle göz göze gelebilir. Yaklaşık 90 derece takip eder.
3-6 ay: Yaklaşık 1 metre uzaklıktaki renkli, parlak, büyük cisimlerin yerini algılar.
6-10 ay: Bir-üç metre uzaktaki daha küçük cisimleri görebilir.
10-18 ay: Üç-altı metre uzağı görebilir.
3 yaş: Görmesi erişkin görmesinin yaklaşık yüzde 80’ine ulaşır.YENİDOĞANLARIN GÖZ RENGİ.??.
Bazı bebeklerin doğumda pigment üretimleri yeterli miktarda olmayabilir, birkaç ay içinde pigment üretimi tamamlanır ve doğumda olan mavimsi gri renk kahverengiye dönebilir. Bu değişiklik genelde ilk altı ay içinde tamamlanır, sonrasında göz renginde değişiklik olmaz. Dolayısı ile açık renkli gözler ilk altı ayda değişip koyulaşabilirken, koyu renkli gözlerde pigmentte azalma olmayacağından renginde açılma da olmaz.
-

Çocuğum Tuvalet Eğitimine Hazır Mı?
Tuvalet eğitimi konusunda anne ve babaların yapıcı tutumlarından önce çocuğun ileriki yaşamını da zorlaştıracak,kişilik yapısını etkileyecek,birtakım davranış bozukluklarına sebep olabilecek bir davranıştan söz etmek gerekir ; “zorlama”. Ebeveynler zaman zaman bir an önce bu alışkanlığı çocuklarına kazandırmak için aceleci bir tutum sergileyebilir,çocuğu henüz hazır olmadığı bir duruma itebilir.Oysaki bu faaliyet için yeterli düzeyde kas kontrolü gerektiğinden zorlamaya gitmek anlamsızdır.Aksi takdirde çocuk, ciddi bir stres yaşar,inatlaşır ve duygusal bir yük hisseder. Tuvalet eğitimi konusunda endişelenmemek gerekir.Çocuğa sabırla,zorlamadan,şefkatle yaklaşıldığında tuvalet eğitimi sorun olmaktan çıkacaktır.Tuvalet eğitimine başlamadan önce dikkat edilmesi gereken bazı faktörler vardır.
-
Uygun yaş
Tuvalet eğitimi 18-24 yaş arasında başlamaktadır ancak bazı çocuklar 18 ayda buna hazırken bazıları 25inci aya kadar sarkan bir süreç yaşayabilirler. Çocuğunuz çişini gün boyunca,defalarca az az yapmak yerine birkaç kere ancak yeterli miktarda yapabiliyor mu? Genellikle birkaç saat boyunca bezi kuru kalabiliyor mu? Tuvalete gitme ihtiyacını yüzüyle,mimikleriyle veya duruşuyla belli ediyor mu? sorularının cevapları size çocuğunuzun hazır olup olmadığını gösterecektir.
-
Bedensel Hazırlık
El ve parmak koordinasyonu yeterince gelişmiş çocuklar tuvalet eğitimine uygundur. Nesneleri kavrayabiliyorsa,bir şeyleri takıp çıkartabiliyorsa el ve parmak koordinasyonu gelişmiştir.
3. Zihinsel Gelişim
Zihinsel olarak çocuğun ebeveyninin isteklerini anlaması,cevaplandırması ve davranışsal tepkiler verebilmesi gerekir. Bunun için belirli kriterler göz önünde bulundurulabilir ; Yüzündeki organları gösterebiliyor mu, belirli bir yere kendi gidebiliyor mu,basit işleri taklit edebiliyor mu,istediğiniz belirli bir oyuncağı getirebiliyor mu,bir objeyi başka bir yere yerleştirmesini istediğinizde yerleştiriyor mu? Çocuğunuz bunları yapabiliyorsa zihinsel olarak da hazırdır.
Çocuğumun Hazır Olduğunu Düşünüyorum,Şimdi Ne Yapmalıyım?
–Hiçbir zaman çocuğu zorlamayın,inatlaşmaya girmeyin,güç savaşına dönüştürmeyin.
–Her yemekten sonra birkaç dakika çocuğunuzu tuvalete oturtabilirsiniz.
-El,yüz ve beden hareketlerini iyi takip edip,ihtiyacı olduğunu anladığınızda tuvalete götürebilirsiniz.
-Oyun oynarken tuvalet temasını kullanabilirsiniz ( tuvaleti gelen bir bebeği oynayıp,annenizden sizi tuvalete götürmesini isteyebilirsiniz.)
-
-
Çocuğum niçin öksürüyor? Astım mı? Sinüzit mi? Bronşit mi? Zatürre mi? Boğmaca mı?
Özellikle bahar ve kış aylarında bazı anne-babaların kabusu olur çocuklarının inatçı öksürükleri. Hatta arkadaşlar ve komşular bile duruma el koyabilir: “Şu çocuğu bir de filanca doktora götürün!”.
Solunum yollarının bir korunma refleksi olan öksürük çoğunlukla basit bir üst solunum yolu enfeksiyonunun (ÜSYE) belirtisidir. Öksürüğün özellikleri ve ona eşlik eden diğer hastalık belirtileri “soğuk algınlığı” veya “grip” olarak tanımlanan ve 5-10 gün içinde hafifleyerek iyileşen viral ÜSYE’den ayırımına yardımcı olur, örneğin:
– Okul mevsiminin başlamasıyla birlikte ayda 1-2 kez tekrarlayan, burun akıntısı, aksırık ve bazen ateşle birlikte başlayan kuru öksürük 5-10 gün içinde hafifler, ancak tam kaybolmadan yeni bir burun akıntısı ve aksırık belirtileri ile yeniden başlar, bu durum kış boyunca devam eder. Ebeveyn bu durumu iyileşmeyen bir akiğer hastalığı olarak yorumlayabilir. Halbuki her öksürük dönemi farklı bir solunum yolu virüsüne bağlı bir ÜSYE’dir. Bu dönemlerde hastanın muayenesinde orta kulak iltihabı, sinüzit veya zatürre gibi bir komplikasyon saptanmamışsa antibiyotik tedavisi gereksiz ve etkisizdir, hastalık süresini kısaltmaz, bakteriyel komplikasyonları da önlemediği gösterilmiştir.
– Bir viral ÜSYE sırasında 7-10 günden uzun süren ve şiddetinde hafifleme olmayan öksürük, burun/geniz akıntısı ve burun tıkanıklığı gibi belirtiler akut sinüziti, 10 günden uzun süren inatçı kuru ve şiddetli öksürükler aşısız bebeklerde boğmaca sendromunu düşündürmelidir.
– Her viral ÜSYE sırasında veya sonrasında ortaya çıkan ve bazen nefes darlığı ile birlikte olan hışıltılı solunum, çocukluk çağı astımı veya hava yolu reaktivitesine yol açan mide-yemek borusu reflüsü gibi diğer hastalıkları düşündürmelidir.
– “Havlama sesine benzeyen” boğuk sesle öksürük, ses kısıklığı, nefes almada zorluk ve/veya nefes alırken “ötme sesi” gibi belirtiler kurup sendromunu, en sıklıkla akut larenjiti düşündürür.
– Ateş, halsizlik, iştahsızlık, nefes darlığı, karın veya göğüs ağrısı, kusma gibi belirtiler zatürreyi düşündürmelidir. Bir viral ÜSYE sırasında başlangıçta düşen ateşin birkaç gün sonra tekrar yükselmesi, öksürüğün sebat etmesi veya artması, veya nefes darlığının başlaması da zatürreyi hatıra getirmelidir.
– 15 günden uzun süren, geceleri artan ardışık şiddetli kuru öksürük nöbetleri özellikle 6 ayın altında ve 8 yaşın üstündeki bebek ve çocuklarda boğmacayı da düşündürmelidir.
Yukarıda örneklenen inatçı ve sıradışı öksürükleri olanların, özellikle çocukların %7-15’inde rastlanan çocukluk çağı astımı açısından çocuk allerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi uygun olacaktır.
-

Çocuğunuzu Nasıl Sakinleştirebilirsiniz
Çocuklar gün içinde birçok korku,kaygı hissedebilir ve bu korku ve kaygıya bağlı olarak stres yaşayabilirler. Ebeveyn olarak bunu fark ettiğinizde çocuğunuzu sakinleştirmek için bir takım yöntemler uygulayabilirsiniz.
“Ben yanındayım,korkmana gerek yok”
Çocuğunuz hangi nedenden korkmuş ya da kaygılanmış olursa olsun güvenli bir limana yanaşarak rahatlamak ister.Endişesinin bir an önce yatışması içinse tensel temas ve sözlü iletişim en etkili yoldur. Çocuğunuzu nazikçe kucağınıza alıp ona sarılarak onun yanında olduğunuzu,artık korkmasına gerek olmadığını çünkü sizin yanınızda güvende olduğunu dile getirin. Çocukta belirgin bir sakinleşme görene kadar buna devam edebilirsiniz. Her çocuğun ihtiyacı ve yatışma süresi birbirinden farklıdır.
“Hadi biraz neler yaşadığından konuşalım”
Çocuğun yaşadığı sıkıntıyı anlatması da rahatlamasına yardımcı olacaktır. Çocuğunuzla baş başa olabileceğiniz bir ortam yaratıp onu rahatlatırsanız size sıkıntı yaşadığı konu hakkında açılabilir.Çocuğunuzu mümkün olduğunca yorum yapmadan,lafını kesmeden dinleyin. Mümkün olduğunca detaylı anlatmasına izin verin. Ancak bazı çocukların hemen konuşmak istemeyeceğini de unutmayın çocuğunuzu zorlamadan istediğinde gelip sizinle konuşabileceğini belirtin.
“Sen korkuna neler söylemek istersin?”
Çocuğun hissettiği duyguyu daha da somutlaştırıp anlamasına yardımcı olmak adına çocuğunuzla bir oyun oynayabilirsiniz. Çocuğunuza kendi odasından “korku” olarak adlandıracağı herhangi bir şey seçtirin ve karşısına koyun ona neler söylemek istediğini sorun ve konuşmasına izin verin. Bu korku nesnesi daha sonra çocuğunuzun hissettiği tüm olumsuz duygularda konuşturabileceğiniz bir duyguya dönüşebilir ve çocuğunuza olumsuz duygularıyla baş etmesi adına bir yol sunmuş olursunuz.
“Korkunu çizebilir misin?”
Çocuklar yaşadıkları olumsuz duyguları anlamlandırmakta zorlandıkları için daha çok stres hissederler. Çizim yapmak, duygusunu daha iyi tanıması ve rahatlamasına yardımcı olacaktır.
“Hadi birlikte bunun sonunu değiştirelim”
Çocuğunuzun yeteri kadar sakinleştiğine inandığınızda birlikte korktuğu olayı canlandırın. Çocuğunuz yerine siz geçin,olayı başından itibaren aynen canlandırın ancak sonunda korkmak yerine neşeli bir şeyler yapabilirsiniz. Burada çocuğun yaşadığı olayın etkisinden çıkmasına yardımcı olmuş olursunuz. Aynı zamanda çocuk,farklı seçenekler olduğunu görmüş olur.
“Bir daha buna benzer bir şey hissedersen,neler yapabileceğine bir bakalım”
Çocuklar olumsuz bir duygu hissettiklerinde neler yapacaklarını bilemedikleri için stres seviyeleri daha çok artabilir. Bu yüzden olumsuz duyguları hissettiklerinde yapabilecekleri şeylere dair bir plan sunmak onları rahatlatabilir.
-
Önce derin bir nefes alabilirsin.
-
Yüzünü yıkayabilir, sonrasında çok sevdiğin müziği açabilirsin
-
Annenle,babanla,evde bakım veren kişilerle ya da öğretmeninle konuşabilirsin
-
Yastığına sarılabilirsin
Bu örnekler çocuğunuzun ihtiyaçlarına,yapmaktan hoşlandığı şeylere göre çeşitlendirilebilir.
“Senin için ne yapabilirim”
Çocuğunuzun ihtiyacını her an kestiremiyor olabilirsiniz. Ona neye ihtiyacı olduğu hakkında konuşma fırsatı verirseniz hissettiği olumsuz duyguların da kabul gördüğünü anlar,rahatlar aynı zamanda da sakinleşmesi için gerçekten neye ihtiyacı olduğunu anlamanız için bir şans elde etmiş olursunuz.İhtiyacı karşılanan çocuk da çok daha rahat sakinleşir.
-