Yazar: C8H

  • Kadınlarda Uyarılma ve Orgazm Bozuklukları

    Kadınlarda Uyarılma ve Orgazm Bozuklukları

    Kadınlarda cinsel istek bozuklukları kişiye göre farklılık gösterebilir.  İstek  bozukluğu, uyarılma bozukluğu yada bunun sonucu olarak gelişebilen  orgazm bozukluğu olabilir. Cinsel istek bozukluğu var diyebilmemiz için; organik bir probleme bağlı olmaması, madde bağımlılığı bulunmaması, kişinin ağır depresyon yada travma sonrası bunu yaşamaması gerekir. Bedeninde kanser gibi ciddi bir hastalık yaşayan birinin veya bir operasyon sonrasında da cinsellik  düşünememesi çok doğaldır. 6 ay gibi bir dönem sürmesi kadında cinsel isteksizlik tanısını koydurur. Psikolojik temellere dayanan cinsel istek bozukluğu daha çok dalgalanma halinde bir seyir gösterir. Özelikle çağımızın  yorgunluk ve tükenmişlik sendromu da cinsel isteksizliği tetikler.

    Cinsel isteksizlik ve orgazm olamama birbirleri ile ilişkili kavramlardır. Bilinç altında, eğer kadın cinsel ilişkide haz almaktan suçluluk duygusu ile yüklenerek çıkıyorsa bu kadının cinsellikte isteksiz olması söz konusudur. Bilinçli aklı seksi isterken, bilinç altı suç işlediğini düşünmektedir.

    Orgazm olamıyorum diyen bir kadının belki de bilinç altına bastırdığı eşcinsellik dürtüleri onu cinsellikte ketlemekte ve isteksizliğe yol açmaktadır.

    Kadının fobileri ve  ve kaçınma yaşadığı her şey onda cinsel isteksizlik yapar. Cinsellik bir insanın en kırılgan olduğu andır. Çıplak ve mahremini paylaştığı bu anda eğer özgür davranamayacak kadar kendini ketler ve bastırırsa bu durumda cinsel isteksizliğin sebeplerinden olur. Oysa hayallerindeki fantazileri, heyecanları güven duyamadığı için partneri ile paylaşamamak ve güvensiz bir ortamda yaşanılan cinsellik. Ne kadar doyurucu ya da ne kadar heyecan verici olabilir.

    Kadın eşi ile paylaşamıyordur ama çocuk sahibi olmak istemiyordur. Eşi kendisine seksi, karizmatik, çekici gelmiyor olabilir. Ev de kalabalık bir aile ortamında yaşıyor olabilir.

    Toplumumuzda kız çocuğu cinsellik konusunda biraz daha baskıcı yetiştirilir. Cinsellik konuşulmaz ahlaki ve dini öğretilerde ayıp ve günah kavramları ile iç içedir.

    Bilinç altında cinsel isteksizlikte uyarılma bozukluğu dinamik açıdan aslında  bir savunma mekanizmasıdır. Cinsel haz alma bir çeşit ankisiete yaratacaksa eşine karşı bir ketlenme olur. Uyarılma bozukluğu dendiği anda akla gelen ilk şey edipal çatışmadır. Kontrolü kaybetmek korkusu… Bizim ülkemizde bu ne kadar yaygın bir durumdur.

    Bizim ülkemizde analar oğullarına prens gibi davranıyor. Bağımlı özellikleri olan kadınlar yetiştiriyoruz. Oğullarından ayrılamayan analar, analarına benzeyen hanım arayan oğulllar döngü böyle devam ediyor. Kadınlar da babalarına benzeyen erkeklerle evleniyor.  Sonuç da bilinç altı devreye girince  iki tarafında birbirini ebeveyn gibi algılaması arttıkça cinsellik bilinç altında suça   dönüşüyor.

    Eşinin karısına saygı duyması gerekiyor. Eşi hanımına eğer saygı duymazsa kadın kendini eşine hizmet eden bir köle gibi algılıyor ve bilinç altında değersizlik duyguları aktive oluyor. Biz terapistler bunu çok önemseriz eşine saygı duymayan bir erkeğin kadından cinsellik beklemesi olamaz.

    Biz cinsel terapistlerde davranışsal, bilişsel ya da dinamik yaklaşımlarla bu süreci çözmeye çalışıyoruz. Kabız sevişmeleri zevkli hale getirmek için emek harcıyoruz. Çiftlerin kapana sıkışıp kalan cinsel ufuklarını açmalarına destek oluyoruz. Cinsel ilişkide düzeltilmesi gereken temel nokta çift arasında ki ilişkiyi düzeltmektir. Çiftin arasındaki yakınlığın gerçek yakınlık olması istenir. Güvenli bir ilişki içinde bulunmaları gerekir. İlişkilerin en çıkmazda olduğu durum sahte dostluklar ve gerçek olmayan kendiliklerdir. İnsanlar ilişkilerinde hep pozitif, hep olumlu, hep güzel şeyleri duymak istiyor. Kocasından ya da hanımından hep iltifat bekliyor. Buda çarpık bir başka ilişki sürecini tetikliyor.  Oysa gerçek ilişki güvenli ve sağlam dostluklarla bir arada olur. Eşlerin ilişkisi sağlıklı ise evlilikleri de cinsellikleri de sağlıklı olur. İlişkide sorun varsa her şey sorunla gider.

  • İçilen her sigara cildinizde bir kırışıklık oluşumuna zemin hazırlıyor

    Cilt kuruluğu, dudak kenarlarındaki kırışıklıklar ve yüzde gri- esmer görünüm… Tüm bunlar sigara içerek cildinize ne kadar zarar verdiğinizin belirtisi ve daha genç yaşlarda yaşlı bir cilt profilin de ilk sinyalleri… Sigara cildinize güneşin neden olduğu olumsuz etkilerden daha fazla hasar veriyor.

    Deri yaşlanmasına etki eden faktörlerin açığa çıkarılmasına ve böylece tedavisine yönelik ilgi her geçen gün artmaktadır. Yaşlanma moleküler değişikliklerin sonucu oluşmaktadır. Bu moleküler değişikliklere yol açan birçok çevresel faktörler tanımlanmıştır. Ağız yoluyla veya hava yoluyla alınan maddelerin metabolitleri ve hormon düzeyleri deri yaşlanmasını etkilemektedir. Ultraviyole, hava kirliliği, enfeksiyonlar, sigara içmek ve bazı hormonal faktörler yaşlanma sürecini hızlandıran en önemli faktörlerdir.

    Sigara derinizi erken yaşlandırır

    Sigara içen kişilerde hayatı boyunca sigara kullanmamış kişilere göre iki kat daha fazla kırışıklık oluştuğu saptanmıştır. Sigaranın deride yapmış olduğu değişiklikler güneş ışığı, yaş, kilo değişiklikleri ile ilişkili olmayıp; sadece sigara içme süresi ve miktarı ile ilişkilidir. 30-69 yaşları arasındaki kişilerde yapılan bilimsel bir araştırmada yılda içilen paket sayısı ile yüzdeki kırışıklık arasında pozitif ilişki saptanmıştır.

    Sigara içmenin güneş ışınlarına göre daha fazla deri yaşlanmasına etki ettiği bildirilmektedir. Sigaranın fotoyaşlanma sürecini de hızlandırdığına dair yayınlar bulunmaktadır.

    “Tiryaki yüzü” ne sahip olmak istemiyorsanız

    Sigara içen kişilerde tipik “sigara tiryakisi yüzü ” adı verilen dudak çevresinde dudağa dik çizgiler, yüzde kırışıklık ve soluk cansız kuru deri, alttaki kemik çıkıntılarının belirginleşmesi sonucu çökmüş yüz ifadesi sık karşılaştığımız görüntülerdir. Bu görüntü ne yazık ki; 70 yaş üzeri fizyolojik yaşlanma sürecinde gözlenen görüntüyle aynı olmaktadır.
    Sigara; içerisinde yer alan nikotin maddesine bağlı olarak derinin üst tabakasında( stratum corneum) su içeriğinde azalmaya neden olarak derinin daha kuru görünümüne neden olur. Bir takım mekanik faktörlerin etkisi altında sigara içerken kullanılan yüz kaslarıyla ilgili olarak dudak çevresinde kırışıklıklar ortaya çıkar. Sigara içen kişilerde ortaya çıkan deri mikrodamarlarındaki değişiklik lokal deri iskemisine yol açmakta; bu da derinin beslenmesini ve toksinlerden arınmasını engellemekte ve derinin hasarlanmasına yol açmaktadır. Sigara damarlardaki daraltıcı etkisiyle deride gri-esmer renklenmeye neden olduğu gibi kan akımını bozarak, yara iyileşmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Derideki kronik oksijenlenmenin azalması, kollajen sentezini düşürerek belirgin kırışıklığa neden olmaktadır. Sigara içenlerde vücudun güneş görmeyen yerlerinde derideki elastik tabakanın, sigara içmeyen aynı yaş grubundakilere göre daha kalın ve parçalı olduğu gösterilmiştir. Sigara içen kişilerde ortaya çıkan düzensiz kalınlaşmış deri görünümü bu elastik fibrillerin kalınlaşmasına ve parçalanmasına bağlıdır. Sigaranın kısırlık, erken menopoz, adet düzensizlikleri gibi anti-östrojenik etkileri bilinmektedir. Östrojenin deri üzerindeki fizyolojik etkileri menopoz sonrası dönemde açıkça görülmektedir. Sigara içen kadınlarda göreceli bir hipoöstrojenik durum meydana gelmekte ve bu da deri kuruluğu ve kırışıklığa neden olmaktadır.
    Sigara A vitamini seviyesini azaltır, dolayısıyla hücrenin bir numaralı düşmanı olan serbest radikallere karşı korunmayı azaltarak, kırışıklıkların oluşumunu kolaylaştırır.
    Sigara içen beyaz veya gri saçlı kişilerde katrana bağlı olarak sarımsı bir saç rengi ortaya çıkar. Sigara içerken sigaranın tutulduğu parmaklar ve tırnaklarında sarı-kahverengi renklenme ortaya çıkar. Bu bulguya “nikotin belirtisi” denir. Sigara içenlerde ağız içi daha koyudur. Hatta yanak iç yüzlerinde “lökoplaki” adını verdiğimiz ileride kansere neden olabilen inatçı, sert, düzensiz beyaz tabakalar oluşabilir.

    Cilt sağlığınızı düşünüyorsanız sigarayı bırakmalısınız

    Erken deri yaşlanmasında sigara en önemli risk faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ortalama insan ömrünün uzadığı günümüz dünyasında yaşlı insan popülasyonun her geçen gün artması deri yaşlanması nedenleri ve çözümüne yönelik çalışmaların da artmasına yol açmaktadır. Tıbbın diğer alanlarında olduğu gibi korunma yöntemlerine gerekli özenin gösterilmesi, erken deri yaşlanması ile mücadelede birinci derecede önemli olmaktadır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • DOĞUM KORKUSU

    DOĞUM KORKUSU

    Doğum, bedenin yaptığı fizyolojik bir olaydır. Kadın bedenine güvenmeli ve de doğumun istemsiz bir süreç olduğunu bilmeliyiz ve bunu korumalıyız. Sosyo kültürel kalıpların önüne geçmeliyiz.

    Doğumun iki aktörü var biri anne biri çocuk oysa şu anki kültürel koşullanmada bir sürü figüran filmin karesinde rol almakta. İşte bu kadar kalabalık bir kadroda doğum eylemi yavaşlamakta oksitosin salınamamakta sevgi hormonu oksitosinin yerini korku ve stres hormonu adrenalin almaktadır.

    Dünyadaki bütün memeliler doğum yapmakta, doğum primitif beyin işidir. İnsanlarda Neo korteks ileri düzeyde gelişti. Neo korteks düşünen beyin doğumda ve doğum travayında durmalı, doğum yapan kadını düşünen beyinin etkilerinden korumalı.

    Sessizlik, karanlık, huzur, güven, anneye ve bebeğe saygı, etrafındaki bakışları yok etmek ilkel beyni etkileyip korkulardan arınarak coşkulu doğumun kapılarını açacaktır. Doğum korkusunu yaşam sevincine döndürecektir. Kadının doğumdan duyacağı memnuniyet doğru destek, karar alma ve uygulama kendi doğumunun sahibi olmasını sağlar.

    İdeal bir doğumda kendini güven içinde hisseden anne bebeğini de güven ortamında doğurarak bedenindeki tüm olumlu düşüncelerini bebeğine ve sağlıklı nesillerine iletir.

  • Aşırı terleme şikayetlerinize modern tedavi yöntemleri ile veda edin

    Vücut için doğal, fizyolojik bir olay olan terleme sayesinde vücut ısımız dengelenirken zararlı maddelerinde dışarı atılması sağlanmış olur. Ter ayrıca doğal bir nemlendiricidir. Vücudun kendini soğutmak için günde 4-5 kez terlemesi normal olarak kabul edilir. Bu fizyolojik terleme dışında ortaya çıkan aşırı terleme olayına “hiperhidrosis” adı verilir. Nedenli ya da nedensiz aşırı terleme kişinin yaşamını olumsuz etkilemekte bireyin sosyal yaşamda ve iş ortamında kendisini kötü hissetmesine neden olmaktadır.

    El terlemesi en sıkıntılı bölgesel aşırı terleme şekli olup, çoğu zaman kişinin diğer insanlar ile el temasını kesmesine neden olmaktadır. Ayak terlemesi en sık gözlenen 2. aşırı terleme şekli olup sıklıkla el terlemesi ile birliktedir. Koltuk altı terlemesinde ıslak elbiselerin oluşturduğu hoş olmayan görüntü yanında kişide kötü koku da olabilir. Yüz terlemesi de stres ve kaygı ile daha da artar.

    Tedavi öncesi terlemenin nedenlerinin araştırmak gerekir

    Kişide kilo probleminin olup olmadığı, şeker hastalığı, hipo ya da hipertroidi olup olmadığı, alkol bırakma donemi, psikiyatrik hastalıklar olup olmadığı, aşırı nikotin kullanımı ve aşırı kafein alımı, gebelik, menopoz ve kalp hastalıklarının varlığı, parkinson ve bazı omurilik hastalıkları gibi nörolojik bir rahatsızlığın olup olmadığı, kullanılan ilaçlar araştırılmalıdır.
    Tüm sistem sorgulaması yapılıp, sorun saptanamadığı durumlarda, aşırı terlemenin nedeni olarak, sempatik sinirlerin doğuştan aşırı çalıştığı düşünülür. Terleme, yazın vücutta ısı birikimini önler ve faydalıdır. Bu nedenle terleme tedavisi kış veya ilkbahar aylarında yapılmalıdır.

    Tedavide öncelikle genel tedavi yaklaşımları uygulanır:

    Yaşam şekli değişikliği: daha çok beyaz renkli hafif, pamuk elyaf içeren giysiler ve çoraplar giymesi tavsiye edilir, tuz ve baharatı azaltması istenir. Bölgeye yönelik kurutucu pudra ve solüsyonlar kullanılması tavsiye edilir. Sistemik antikolinerjik ilaçlar, botox enjeksiyonu ile cerrahi olarak sempatik sinirlerin blokajı veya ter bezlerinin alınması ( sadece koltuk altı için uygulanabilir) gibi yöntemler uygulanabilir. Hafif derecede terlemesi olan kişilerde “topikal” adı verilen dışarıdan yapılan uygulamalar çoğunlukla yeterli gelmektedir. İyontoforez, özellikle ellerde ayaklarda ve koltuk altı aşırı terlemelerinde kullanılan başarılı sayılabilen bir yöntemdir. Sık tekrarlanması gereken bu yöntemle bölgesel, hafif veya orta şiddette terlemesi olan kişilerde iyi cevap alınıp 1-3 aylık iyileşme dönemi sağlanabilmektedir. İyontoforez ekonomik olmaması hem de günümüz yoğun çalışma temposu içerisinde kişinin fazlaca zaman kaybetmesine neden olması nedeni ile sıkça tercih edilmemektedir.

    En etkin tedavi botoks

    “Çağın mucizesi” olarak tanımlanan botoks hem yüzdeki çizgilenmeleri iyileştirirken hem de orta ve yoğun şiddetteki terleme şikayetini tedavi ederek başarılı sonuçlar sağlamaktadır. Botulinium toksin sinir kas kavşağında sinir uçlarından “asetilkolin” denilen ve ter bezlerinin ve çevresindeki kasların aşırı kasılmalarını sağlayan maddeyi engelleyerek etki gösterirler. Böylece ter salgı yapamayacağı için terleme engellenmiş olur. Avuç içleri, ayak altı, koltuk altı ve ter bezlerinin fazla çalıştığı her bölgeye uygulanabilir. İşlem sonrasında gözlenen herhangi sistemik bir yan etkisi yoktur. İşlem etkinliği 6 ay ile 9 ay arasında değişmekle birlikte ortalama bu sure 7 aydır. Tedavinin tekrarlanması bu sureyi uzatmaktadır.

    Terleme tedavisinde cerrahi yöntemler de uygulanmaktadır. Botoksla karşılaştırıldığında cerrahi yöntemin botoxa göre ciddi bir üstünlüğünün olmaması nedeniyle botoks uygulanabilecek en iyi konservatif yöntem olarak etkinliğini devam ettirmektedir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • DOĞUM VE SEVGİ HORMONU OKSİTOSİN

    DOĞUM VE SEVGİ HORMONU OKSİTOSİN

    Sezsizlik ve doğum, birbiri ile hiç alışık olmadığımız kavramlar. Oysa doğumun aktif olarak varlığından sorumlu oksitosin hormonu nun diğer adı sevgi hormonudur. Sevginin aşkın olduğu her yerde bol bol oksitosin vardır. Yeterki doğumumuz sevgi ortamında olsun bebeğimiz aşkı hissetsin. Oksitosin hormonunun salgılanmasını artıran ortam aynen cinselliği yaşadığımız bir ortam gibidir. Sessizliğin kol gezdiği, karanlık, belki biraz loş ,nostaljinin aromasının hissedildiği hafif bir koku. Doğum odasının gelin kız yatağı gibi süslendiği doğumlarda tüm aile odada oturup bebeği beklerken, kimse travaydaki annenin neler hissettiğini düşünmez. Ağlarsa anam ağlar dediğimiz tabloda bile, herkes kendi doğum hikayesini hatırlar.

    O bebeğin mucizevi bir şekilde varlığının tohumlarının atıldığı gibi sessiz sakin huzur dolu bir doğum odası istiyoruz ….Mahremiyet sonsuz olmalı. Kapı ikide birde açılmamalı. Doğumhanenin kapısı uygun bir alana açılmalı ,doğum masası kapıya yönelik olmamalı .Doğumhanenin camları sokağa açılmamalı biri asla bizi gözetlememeli. Doğum anında hastane personelini mümkün olduğunca asgariye indirtip doğumhanede birkaç kişi ile kalmak .Mümkünse baba güvencenin teminatı olarak kalabilsin .Pencerede evimizi aratmayacak sıcaklıkta , hastanenin soğuk havasını hissettirmeyecek bir perde görevi ışığı içeri sokmamak ve içerdeki oksitosini dışarı çıkarmamak ,fonda sakinleştirici bir müzik ritmi yakalamak için ,neyin ritmi NEFESİN artık bir avazda değil bir nefeste Allah kurtarsın demeliyiz

  • Bronzlaşayım derken cildiniz yaşlanmasın

    Tatil günlerinde keyifli vakit geçirmek için uzun saatler güneş altında kalmak, cilt sağlığını bozarken, yaşlanma sürecini de hızlandırabilir. Ciltte kırışıklık ve lekelenmeler kaçınılmaz olabilirken, cilt kanseri de güneşin neden olduğu ciddi tabloların başında gelmektedir.

    Güneşte 20 dakikadan fazla kalmayın

    Bir insanın günde 15-20 dakika kadar güneş ışığı görmesi D vitamini sentezi için yeterlidir ve tüm vücut ile cilt sağlığı için önemlidir. Ancak güneşte fazla kalmak, ciltte geri dönüşümsüz hasarlara neden olabilir. Güneş ışınları 11.00-16.00 saatleri arasında yeryüzüne dik açı ile inmektedir. Bu nedenle güneşin zararlı etkileri bu saatler içinde daha fazla ortaya çıkmaktadır.

    Tatiliniz Acil Servis`te son bulabilir

    Bronzlaşmak sağlıklı bir cildin göstergesi değildir. Tam tersi cildin kendini güneş ışınlarından korumak amacıyla gösterdiği bir savunma mekanizmasıdır. Güneş ışınları özellikle beyaz tenli kişilerde birinci ve ikinci derece yanıklara, çil, lekelenme gibi pigmentasyon sorunlarına, DNA hasarı oluşturarak erken cilt yaşlanmasına, kanser öncüsü deri hastalıklarına hatta deri kanserlerine ve hassas cilt yapısına sahip kişilerde alerjik reaksiyonlara yol açabilmektedir. Bu nedenle yeteri kadar güneş ışığı ile temas edip bilinçli bir şekilde güneşten korunulması gerekmektedir.

    Kola, kakao ve havuç yağı cildi lekelendirebilir

    Ayrıca bronzlaşmayı kolaylaştırmaya yönelik kola ve kakao yağı, havuç yağı, zeytinyağı gibi çeşitli ürünler kullanıldığında bu zararlı etkiler çok daha çabuk ve şiddetli olarak ortaya çıkacaktır. Bu maddelerin kendisi ciltte irritasyon veya alerjik reaksiyonlara yol açabileceği gibi güneş ışınları ile birleşince de ciltte leke oluşumuna neden olabilmektedir

    Şemsiye altında olmak da sizi korumaz

    Yazın gölgede veya şemsiye altında oturmak güneşten korunmak için tek başına yeterli değildir. Çünkü denizden ve kumdan yansıyan güneş ışınları, tüm cilde zarar verecek kadar tehlikelidir. Bu nedenle dermatoloji uzmanına danışılarak, cilt tipine uygun şekilde güneş koruyucular kullanılmalıdır. Güneş koruyucunun etkisini gösterebilmesi için güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmelidir ve 3-4 saatte bir tekrarlanmalıdır. Terleme, yıkanma, yüzme sonrasında daha sık olmak üzere 2-3 saatte bir yenilenebilir.

    Geniş kenarlıklı şapka ve açık renkli giysiler tercih edin

    UVA ışınları pencereden de geçebildiği için özellikle lekelenme problemi olan hastaların ev içinde de koruyucularını kullanmaları faydalı olacaktır. Mekanik olarak korunmak için de güneş gözlüğü, geniş şapkalar, sık dokunmuş açık renkli kumaşlar tercih edilebilir.

    Açık tenliler dikkat!

    Genel olarak 30 SPF (güneşten koruma faktörü) esmer tenli kişiler için yeterlidir ancak açık tenli olan kişilerde, güneşe bağlı olarak çeşitli alerjik deri problemleri ya da leke problemi olanlarda daha yüksek koruma kapasiteli (50 veya 50 ) ürünler kullanmak gerekebilir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • VAJİNUSMUS VE JİNEKOLOJİK MUAYENE

    VAJİNUSMUS VE JİNEKOLOJİK MUAYENE

    Vajinusmusu olan bir kadın için jinekolojik muayene zor ve gerçekten de korkutucudur. Muayene masasının görüntüsü ve muayenenin direk kendisi kasılmaları ve paniği tetikleyebilir. Oysaki kadının vajinusmus tanısını alması için muhakkak bir jinekolojik muayene yapmak gerekecektir.

    Jinekolojik  masadaki  muayene çok hassasdır. Bunun için bu konuda tecrübeli  ortama ve hastaya özen gösteren bir doktora muayene olması tavsiye olunur. Kızlık zarının değerlendirilmesi ve bunun usulüne uygun, kafaları karıştırmadan ve gereksiz bir müdahaleye gitmeden anlatılması da belki çiftlerin cinsel hayata başlamalarında önemli bir noktadır. Pek çok danışan daha önceleri senin vajinan dar, kızlık zarın çok geride yada  kızlık zarın kalın diyerek korkutulup bu kaygılardan bile etkilenip eşiyle birlikte olamamıştır. Jinekolojik muayene esnasında kadın daha hamile bile değilken senin vajinan da dar doğum da yapamazsın denilerek, korkutulan sonrasında doğum yapmaktan korkan bir sürü kadın vardır.

    Eğer danışan daha önce muayene olmadıysa, vajinusmus gerçeğinin ardından belki de ikinci bir gerginliği  jinekolojik masada muayene  olmasıdır. Halk arasında çatal denilen o jinekolojik masa insanları çok kaygılandırmaktadır. Hatta kabus derecesinde korkutucu bile gelebilir. Vajinusmus hastalarında bu masa konusunda ısrarcı olunmamalı, gerektiğinde de onun da rahat edebileceği bir mekanda muayenesi yapılmalıdır.

    Kadının jinekolojik muayeneyi tolere edememesi, cinsel ilişki sırasındaki denemelerine benzer bacaklarını kapatma hekimin elini tutarak geri itmesi, kendini masadan kaldırma refleksi gibi davranışlar tanıyı koydurur. Eğer muayene tamamlanamazsa doktor bu durumda vajinusmus  tanısını koyar.

    Bu konu çok hassas bir konudur. Jinekolojik muayene sırasında ağrı çeken bir sürü kadın vardır. Bu tür durumlarda doktorun kadını çok iyi dinleyip, onu rahatlatıp muayeneye ondan sonra devam etmesi gerekir. Muayenenin ısrarla devam etmesi hasta için travma ve acıdan başka bir şey değildir.

    Vajinusmus tedavisinde ilk adık kremler yada kızlık zarının alınması olursa, kadın umut kapısı olarak geldiği doktordan yalnızlığına geri dönecektir. Vajinusmus olayı beyinde gerçekleşir ve tedavisi terapidir. Zihinsel gevşemeyi yaşamadan vajinusmus terapisi asla olmaz.

  • Ayak ve tırnak sağlığınızı düzenli bakım ile koruyun

    Ayak bakımı ve sağlığı kişisel hijyenin en önemli göstergelerinden biridir. Günün büyük bir kısmının ayakta, yürüyerek ya da bir yere yetişebilmek için koşarak geçirildiği düşünüldüğünde ayak sağlığının önemi daha iyi anlaşılabilmektedir. Hareketsizlik, aşırı kilo, yaz aylarına uygun olmayan ayakkabı seçimleri ve bazı kronik hastalıklar ayak sağlığını olumsuz etkilemektedir.

    Düzenli ayak muayenesi yaptırılmalıdır

    Bütün vücudun yükünü taşıyan ayaklar oldukça kompleks bir yapıya sahiptir. Ayağın kas, kemik, eklem ve tırnak yapısından kaynaklanan hastalıkları olduğu gibi diyabet, atardamar ve toplardamar bozuklukları, nörolojik ve romatizmal hastalıklar gibi sistemik bazı hastalıklara ait bulgular da ilk olarak ayakta ortaya çıkabilir. Deri ve tırnak ile ilgili olarak egzema, nasır, mantar, sedef hastalığı, liken gibi hastalıkların belirtilerine rastlanabilir. Düzenli olarak ayak muayenesi ve ayak bakımı ile birçok sorun daha ortaya çıkmadan çözülebilir. Şeker hastalığı ve dolaşım bozukluğu olan kişilerde deri beslenmesinin bozulması nedeniyle travma ile kolay yara açılabileceği ve yara iyileşmesinin gecikebileceği göz önüne alınarak, bu kişilere travmadan korunmaları konusunda eğitim verilmektedir.

    Havaların ısınması ile birlikte mantar enfeksiyonlarına dikkat!

    Mantar enfeksiyonları, ayak parmak aralarında beyazlaşma, ayak tabanında kızarıklık ve pullanma şeklinde belirti verebilirken tırnaklarda sarı siyah renk değişimi ve kalınlaşma olarak ortaya çıkabilir. Özellikle yazın havuz gibi ortak alanların kullanılmasından dolayı mutlaka öncesinde tırnaklardaki mantar enfeksiyonlarının tedavi edilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda erizipel (yılancık) gibi bir takım bakteriyel enfeksiyonlara da giriş kapısı oluşturabilmektedir. Ayaklar kuru tutularak, pamuklu çoraplar tercih edilerek ve aynı ayakkabıyı birer gün arayla giyerek mantar oluşumu engellenebilir.

    Nasır oluşumunu engellemek için rahat ayakkabıları seçin

    Ayakta görülen bir diğer önemli problem nasırlardır. Nasırlar kemik çıkıntıları veya basınç noktaları üzerindeki deri kalınlaşmalarıdır. Nasırlar ayak kenarlarında, tabanlarında veya ayak sırtlarında olabilir. Nasırdan korunmak için çok yüksek olmayan ve geniş burunlu ayakkabılar tercih etmek, düzenli olarak ayak bakım kremlerini uygulamak, kemik çıkıntısı olan alanlara destekleyici malzemeler kullanmak faydalı olmaktadır. Tedavide lokal olarak uygulanan nasırı eritici etkisi olan ilaçlar ya da “kriyoterapi” denilen sıvı azot ile dondurma tedavisi uygulanabilir.

    Ayak tırnaklarını keserken dikkat

    Batık tırnak; tırnağın çevresindeki derinin içine gömülü olduğu zaman zaman ağrılı olabilen bir durumdur. Tırnağı batığı kişilere oldukça rahatsızlık verebilmektedir. Batık yerinde enfeksiyon gelişmişse; kızarıklık ve akıntı da görülebilir. Başparmakta daha sık oluşmaktadır. Kan dolaşımı bozukluğu, sistemik hastalıklar, diyabet ve ayak iskelet anormalliklerinde sık görülür. Tırnağın yanlış kesilmesi, travma ve uygun olmayan ayakkabı kullanımı tabloya sebep olabilir. Tedavide öncelikle bakteriyel enfeksiyon eşlik ediyorsa antibiyotik kullanımı, lokal antibiyotik tedavisi, tırnakta mantar enfeksiyonu varsa onun tedavisi yapılmaktadırEğer batık çok şiddetli ise; cerrahi müdahale gerekebilir. Bu durumda “tırnak teli uygulaması” etkili bir çözüm olabilmektedir. Ayrıca, genel olarak ayak tırnaklarını keserken küt bir şekilde kesmeye özen göstermelive tırnağın uçtaki beyaz kısmı 1-2 mm olarak gözükecek kadar kesilmelidir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • KIZLIK ZARI ve İLK GECE

    KIZLIK ZARI ve İLK GECE

    Kızlık zarının Latince adı “Hymen”dir. kızlık halkası, bekaret zarı, kızlık perdesi olarakta bilinir. Vajina girişinin 1-1.5 cm iç kısımında yer alan ince bir yapıdır. Kızlık zarı bir organ değildir ve fonksiyonel olarak bir işlevi bulunmamaktadır.Anatomik yapısından daha çok kızlık zarının sosyo kültürel boyutu daha ön plandadır. Tüm kadınlarda kızlık zarının yapısı farklı ortasındaki delik değişik büyüklük ve yapıdadır. Kızlık zarının yeri ve yapısı ,yeri her kadın da farklıdır. Kızlık zarını yapısı ve şekline göre ilk ilişki sonrası kanama miktarı değişebilir. Kızlık zarının çocuklukta yapısı sert ve kalındır. 11-12 yaşına kadar vajina içine mikropların girmesini engellemektedir. Ergenlikle beraber kıvamı daha yumuşak ve esnek hale gelir.

    Kızlık zarı pek çok toplumda saflığın ve el değmemişliğin sembolüdür. Bozulmamış bir kızlık zarıyla kadının cinsel ilişkiye girmediği düşünülür. Gelişmiş ülkelerde ve günümüzde kızlık zarı eski önemini ve anlamını kaybetmektedir.

    Bir kadın için ilk cinsel deneyim çok önemlidir. Kızlık zarı cinsel ilişkide anotomik olarak bir bariyer görevi görür. Penis tarafından bu bariyer geçilirken beraberinde hem ağrı, hem de kanamanın olacağı kabul edilen eksik ve yanlış bir bilgidir. Maalesef gençlerde ilk deneyimlerini yaşarken bir sürü korkularla mücadele etmek durumunda kalmaktadır.
    Uzun yıllardır Kadın hastalıkları ve doğum hekimliği yapmaktayım. Tecrübelerim normal yapıdaki bir kızlık zarının ideal şartlar altında ilk cinsel ilişki deneyiminde, zorlanmadığı sürede ve sonrasında; kanamaz yırtılmaz delinmez, patlamaz, ağrı ve acı yapmaz olduğudur.
    İlk cinsel ilişki sırasında, sulanma tam, kadın gevşemiş ve rahatlamış bir durumda ise ; kızlık zarında ağrı acı ve kanama olmaz sadece esneme olur. Çünkü kızlık zarı delinmez, kanamaz, yırtılmaz ve patlamaz. Açılma durumunda zarın parçalarının vajina girişinin iki yanında kalması çok rastlanan bir durumdur. Ama sulanma olmaz kadın kendini kasarsa ağrı ,acı olabilir. Zorlanmaya ve tahrişe bağlı hafif lekelenme tarzında kanama olabilir. Ancak bu durumda oluşan ağrı ve acı dayanılmaz değildir. Unutulmaması gereken en önemli şey bir bebeğin başının geçebileceği kadar vajinanın esneyebilme özelliğidir. Kanamada ancak üç beş damla pembe renkli damlamadır. En sık rastlanılan kızlık zarı halka ve yuvarlak şekilde olandır.Ortasından adet kanı geçmesine izin verir. Ortadaki delik çok büyükse penisin geçişine rahatlıkla izin verir. Bu zarlara esnek kızlık zarı denir.
    Kızlık zarı normalden kalınsa, yüksek kenarlıysa, ya da vajende yırtılmalar olduysa kanama biraz daha fazla olur.

    Toplumsal gelişim sürecinde kız çocuklarını yetiştirirken cinsellik ile ilgili kavramlarda hep geri plana atmışızdır. Kızlık zarının kutsallığı anlatılmıştır. Genç kızların cinsellikten uzak durması için toplumda bilinçli olarak bunu besler. İlk cinsel tecrübe bir kadının hayatında çok önemlidir. Her kadında teslim olma acı ve kanamaya karşı cinsel ilişkiye girme ya da erteleme ve kaçınma söz konusudur. Kendini doğrulayan kehanet; uygun olmasa da herhangi bir beklenti oluştuğunda kişiler beklentileri ile uyumlu hareket etmeye çalışmaktadır. Sonuçta da sihirli bir güç sayesinde beklentiler gerçekleşir. İlk gece korkusu yüreğimize yerleşir. Eğer anlayışlı sevecen bir eş yoksa ilk gece bu kehanet kendini gerçekleştirmek için kapıdadır.

    Maalesef toplumumuzda bazı erkekler gerdek gecesi kanı görmeden kızın daha önce cinsellik yaşamadığına inanmıyor. Çünkü çoğu insan kanamanın bekaretin iyi bir göstergesi olduğunu düşünüyor. Başka bir deyişle ilk cinsel deneyimi olduğu düşünülen bir genç kızda ilişki sonrası kanama olamazsa, bekaretini daha önce kaybetmiş olduğuna inanılıyor. Bu yüzden, gelinlik giyerek ebedi mutluluk yolunda adım atmaya hazırlanan binlerce genç kızımız ya kanama olmazsa?’ endişesini yaşıyor. Kızlık zarı yırtılırsa! çok canım yanarsa! çok kanar ve kan kaybeder doktora gitmek zorunda kalırsam! Kendimi çok kasar da eşimle kitlenirsek! gibi bir sürü kafasında olumsuz sorgulama ve yanlış mitler ile ilk geceye endişe dolu girmektedir.
    Düğün gecesi kanaması olmadığı için ertesi gün doktora götürülüp muayene edilen bir sürü kızımız vardır. Kızlık zarı ile ilgili en doğru bilgiyi bir kadın doğum uzmanı verecektir. Kızlık zarı esnek olup kanamayabilir. Vajinaya kadar inen derin bir yırtık oluşmadığından, zardaki damarsız bir alanın zedelenmesinden kanamayabilir.Eğer kanama oluşursa da kanama yarım saat içinde durur. Eğer bu kanama uzarsa ve çoğalırsa acil bir vajinal yırtık açısından kadın doğum uzmanına ulaşılması gerekir
    Erkeklerde aslında, ilk gecenin kaygısını yaşar. Bütün görev ve sorumluluğun onda olduğu yükü ile gerdek odasına girer. Kaygı seviyesi çok yüksektir. Sevecen ve yumuşak bir seks düşünene kadar, kızlık zarını patlatıp görevini en kısa zamanda tamamlamanın derdindedir. Kanlı çarşafı da kapıda bekleyenlere verdi mi? bütün sorun tamamlanmış olur.
    Genç kızların vajinal kasları güçsüzdür. Esneme yetenekleri azdır ve ilişki esnasında kaskatı olurlar. Bu durumda acı duyma ve ağrı hissini daha da şiddetlendirir. Kegel egzersizleri bu bölge kaslarını güçlendirmek için oldukça önemlidir.
    İlk gecede ağrının en temel sebepleri; yeteri kadar uyarılmama, kadının ilişkiye kendini hazır hissetmemesi, sinirsel gerginlik hali, erkeğin panik hali ve performans kaygısı o güzel gecenin korku yumağına dönüşmesine yol açar.
    Bedende ki her organın bir görevi vardır. Penis büyüyüp sertleşecek, büyüyüp sertleşirken nasıl ağrı ve acı olmuyorsa, vajinada penisi içine alırken neden ağrı olsun. Ancak yanlış işler yapılırsa vajinada ağrı ve acı olur. Sonuçda zihnimizdeki olumsuz düşünceleri değiştirmeliyiz. Düşünceler duygularımızı etkileyecek. Güzel duygularda davranışlarımıza yansıyıp sağlıklı mutlu ve güvenli ilk gece hatıraları yaşamak dileğiyle….

  • Güneşin izlerini cildinizden silmek mümkün…

    Sonbaharla birlikte, yaz aylarında güneşin zararlı ışınlarından lekelenen ve yıpranan cildinizi bakıma almanın zamanı geldi.

    Güneş ışınlarından zarar gören cildiniz için bakım zamanı

    İnsan cildi; güneş ışınları, çevre kirliliği, dengesiz beslenme ve sigara gibi nedenlerden dolayı zarar görebilmektedir. Ciltte lekelenmeler, kırışıklıklar, damarlanma artışları(telenjiektazi) ve elastikiyet kaybı meydana gelebilmektedir. Dış faktörlerle mücadelede; güneşten iyi korunma, sigara kullanmama, düzenli beslenme ve yeterli uykunun yanı sıra; cilde profesyonel bakım uygulanması ve yine dermatolog tarafından önerilen cilt tipine uygun ürünlerin kullanımı da oldukça önem taşımaktadır.

    Bakımınız cilt tipinize göre değişir

    Cilt bakımı uygulamaları öncelikle iyi bir cilt analizi ile başlar. Dermatolojik problemler saptanarak uygulanacak olan doğru seri belirlenir ve gerekirse sonrasında kullanılması gereken ilaçlar ve ürünler önerilir. Cilt bakımında amaç; gözeneklerin temizlenmesi, cildin oksijenasyonunun artırılması, zararlı toksinlerin uzaklaştırılması, cilde canlılık ve parlaklık kazandırılmasıdır. Cilt bakım serileri normal, kuru, yağlı, karma, olgun, hassas ve akneli cilt olmak üzere ayrılmaktadır. Cilt önce ılık su ile sonra 2 aşamalı temizleme sütü ile temizlenir. Derinlemesine temizlik için 2 aşamalı peeling uygulanır. Gözenek yumuşatıcı serum uygulamasından sonra cilde sıcak buhar verilir. Serum silinip siyah noktalar temizlenir. Sıkılaştırıcı serum uygulanıp 7-8 dakika bekletilir. Tonik sürülüp üzerine cilt tipine uygun maske uygulanır ve 15-20 dakika bekletilir. Nemlendirici lenfatik masaj ile yedirilir ve güneş koruyucu krem uygulaması ile bakım sonlandırılır. Cilt tipine ve ihtiyacına göre değişmekle birlikte, genellikle cilt bakım işlemi yaklaşık 45 dakika sürer.

    Güneş lekelerine kimyasal peeling uygulaması

    Kimyasal peeling cildi ölü hücrelerden arındırmak, kahverengi lekeleri, güneş lekelerini, sivilce ve izlerini ayrıca ince kırışıklıkları gidermek için kullanılan bir yöntemdir. Kimyasal peelingler işlemin derinlik seviyesine göre yüzeysel, orta ve derin olmak üzere sınıflandırılırlar. Pratik hayatta daha çok yüzeysel ve orta dereceli peelingler uygulanmaktadır. Şikayete göre 15 gün arayla olacak şekilde 6-8 seans uygulamak gerekebilir. Kimyasal peeling; hücre yenilenme hızını artırır, yeni ve sağlıklı hücrelerin gelişimini hızlandırır. Bu yöntem kolajen dokuyu güçlendirerek cildin elastikiyetini ve derinin su tutma kapasitesini de artırıp, lekelenmelerde hafifleme sağlar.

    Orta dereceli peelinglerden en çok kullanılanı “TCA peelingler” dir. İşlemden sonra 3-7 gün ciltte oluşacak şiddetli kızarıklık ve soyulma nedeni ile önceden planlanarak uygulanmalıdır. Daha çok derin sivilce izlerinin, lekelerin ve kırışıklıkların giderilmesi amacıyla uygulanmaktadır. İşlemden etkin bir sonuç alabilmek için 2-4 ayda bir tekrarlanabilir.

    Yüzeysel ve orta dereceli peeling sonrası cilt güneşe karşı çok hassas olduğundan güneşten koruyucu kremlerin her 4 saatte bir tazelenmesi ile cilt güneşten sıkı bir şekilde korunmalıdır.

    Cilt bakımına özen gösterilmesi, cilt yapısına uygun günlük bakım ürünlerinin kullanılması ile peeling kürü sonunda elde edilen iyileşme uzun süre muhafaza edilebilir.

    Parlak bir cilt için;

    Mezoterapi derinin orta tabakasının tedavi edilmesine yönelik uygulanan bir yöntemdir. Yüz, boyun, dekolte bölgesi, el ve saçlı deriye uygulanır. Yüz bölgesine uygulandığında”mezolifting” yani; “ameliyatsız yüz germe” olarak adlandırılır. Mezoterapi ile deri içine vitaminler, aminoasitler, mineral tuzlar, koenzimler ve hyaluronik asit gibi doğal maddeler enjekte edilir ve bu sayede derinin yenilenmesi sağlanır. Deri içine enjekte edilen bu doğal maddeler sayesinde yazın güneşe maruz kalmış cildin su kaybı da yerine gelmiş olur. Mezoterapi ile cilt daha sağlıklı, daha parlak ve daha tazelenmiş hale gelir. Kışın yıpranan ciltler için bu uygulama cildin yenilenmesi ve tazelenmesi için oldukça etkilidir. “Işık dolgusu” olarak bilinen yeni mezoterapi ürünleri de son dönemlerde sıkça uygulanmaktadır. İçindeki aktif maddelerle ışığı yansıtarak daha parlak bir cilt oluşturur. Saç mezoterapisi, saç dökülmesi şikayeti olan hastalarda da uzun süredir güvenle kullanılmaktadır. Uygulamalar 2 haftalık aralıklarla 4-8 seans olacak şekilde gerçekleştirilir. İşlem sonrasında hasta günlük yaşantısına devam edebilir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.