Yazar: C8H

  • TÜP BEBEK HAKKINDA SIK SORDUKLARINIZ

    TÜP BEBEK HAKKINDA SIK SORDUKLARINIZ

    Araba kullanmak, yürümek, işe gitmek gibi normal aktivitelerime ne zaman başlayabilirim?
    Transferden iki gün sonra normal aktivitelerinize dönebilirsiniz. Eğer işiniz çok stresli ve yorucu ise bu konuyu doktorunuzla konuşmanızı öneririz.

    • Embriyo transferinden (ET) sonrası ne zaman cinsel ilişkide bulunabiliriz?

    Gebelik testinin sonucunu alana kadar cinsel ilişkide bulunmamalısınız.

    • Transfer sonrasında ne kadar istirahat etmeliyim?

    Bir yatakta rahat ettiğiniz pozisyonda uzanabilir, bir sandalyede oturabilirsiniz. Tuvalet ve benzeri durumlar dışında bir-iki gün boyunca istirahat etmeniz yeterlidir. Şehir dışında oturuyorsanız yola çıkmadan bir gün istiharat etmenizi tavsiye ederiz.

    • Transferden sonra ne zaman banyo yapabilirim?

    Transferden bir gün sonra ılık bir duş alabilirsiniz. Sıcak banyodan kaçınmanız tavsiye edilir.

    Hangi durumlarda tedavi başarısız kabul edilip iptal edilebilir?
    Yumurtalıkların cevabı yetersiz olabilir ve tedaviniz yumurta toplama işleminden önce iptal edilebilir.
    Yumurtalıklar içinde gelişmiş folikül olmasına rağmen içinden yumurta çıkmayabilir. Bu durumun iki temel edeni vardır. Foliküllerin içinde yumurta olmayabilir (boş folikül sendromu). Bu durum hastaların %1 inden daha azında görülür. Diğer durumda ise folliküller yumurta toplama işleminden önce zamansız olarak çatlayabilir. Bu durum ise uygulanan stimülasyon protokolüne bağlı olarak hastaların %2-5 inde görülür. Bu durumda da toplanan yumurtalar boş çıkacaktır.
    Yumurtalar döllenmeyebilir. Bu durum mikroenjeksiyon çağında son derece nadirdir. Ancak hastaların %2-5 inde anormal yumurtalara bağlı olarak döllenme gerçekleşmeyebilir. (Fertilization failure)
    Döllenen yumurtalar bölünmeyebilir. Bu durum da son derece nadirdir ve genelde yumurta bozukluğuna bağlıdır.
    Azospermik erkekte ameliyat ile sperm bulunamayabilir. Böyle bir durumda tedavi yumurta toplama işleminden önce iptal edilir.
    – PGD yapılan olgularda normal bir embriyo bulunamayabilir. Böyle bir durumda embryo transferi yapılmaz.

    • Tüp bebek tedavisinin uzun dönemde yan etkileri var mıdır?

    Yumurtalıkların uyarılmasının meme ve yumurtalık kanserinde risk artışına neden olabileceği ileri sürülmekle birlikte bu durum henüz kanıtlanmamıştır. İnfertilitenin kendisi her iki kanser türü için de risk faktörü olduğundan; bazı araştırmalarda gözlenen risk artışının tedaviden mi yoksa infertiliteden mi kaynaklandığı bilinmemektedir. Bu konudaki çalışmalar ve uzun süreli izlemler halen devam etmektedir. IVF tedavisi alan ve gebe kalamayan kadınların normal yıllık jinekolojik kontrolerini ve mamografilerini (yaşına göre) ihmal etmemeleri önerilir.
    Yumurtalık kanserleri riskinin; ailesinde yumurtalık kanseri öyküsü olanlar ile endüstriyel toplumlarda yaşayan kadınlarda daha fazla olduğu; gebelik, emzirme ve doğum kontrol hapı kullanımının ise bu riski azalttığı bilinmektedir.

    • Başarısız bir denemeden sonra ne kadar ara vermek gerekiyor?

    Ikinci deneme icin 1 ay ara vermek yeterlidir. Daha uzun ara verilmesi ile daha kisa ara verilmesi arasinda tedavinin basarisi arasinda fark yok. önemli olan çiftin psikolojisi ve maddi durumu. Kendi hazir hisseden çiftler icin fazla ara verilmeden denemeler tekrarlanabilir. Ilk üç deneme icin gebelik şansı aşağı yukarı aynı kaldığı halde daha sonrasında bu oran düşüyor.

    • Tüp bebekle gebe kalan kişilerin gebelikleri normal gebelere göre daha mı risklidir?

    Tup Bebek ile gebe kalmış bir kadının erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bir bebek sahibi olma riskleri daha yuksektir. Ayrıca bazı özel durumlarda (erkeğin azospermik olmasi gibi) genetik anormalliklerde de az da olsa bir artış görülüyor.
    Bunların dışında başta İkiz hamilelik olmak üzere hamileliklerin çoğul olmasi halinde kadınlar bu tur gebeliklerin getirdiği tüm komplikasyonlara açık hale geliyor. Bu gebelikler icin en önemli ve en riskli donem gebeligin ilk 3 ayıdır. özellikle bu dönemde yakın takip gerekir.

    • Kök hücreden sperm elde edilebiliyor mu? Böyle bir uygulama var mı?

    Kök hücreden henüz sperm elde edilemiyor. Olgunlaşmamış sperm hücrelerinin laboratuvarda olgunlaştırılması ile gebelik elde edilmesine çok çalışıldı ancak bu yöntemle dünyada çok az sayıda gebelik elde edildi ve bu nedenle de terk edildi.
    Halen azospermik hastalara microenjeksiyon uygulaması için alınan testis biopsileri içinde olgun bir sperm hücresi veya en azından kuyruk oluşturmaya başlamış “spermatid”lere gereksinim var.

    • Bir tüp bebek merkezinin başarısı nasıl ölçülür ve neye bağlı olarak değişir?

    Tüp bebek merkezlerinin başarısını ölçen pek çok istatistiki kriter vardır. Bunlardan en sık kullanılanı “transfer sonrası gebelik yüzdesi” ile “eve bebek götürme oranı”dır. Eve bebek götürme oranı, tüp bebek sonrası gelişen gebeliklerden sonra eve götürülen canlı ve sağlıklı bebek oranını ifade eder. Başarıyı ifade eden belki de en önemli orandır. Tüp bebek işlemlerinde başarıyı pek çok faktör etkiler, ancak bunlar arasında en önemlileri; laboratuar koşulları ve laboratuarın başarısı ile transfer yapan kişinin becerileri ile ilgilidir.

    • Daha önce çektirdiğim bir rahim filmim (Histerosalpingografi – HSG) var, yeni bir HSG gerekli mi?

    Hayır, eğer bu işlemden sonra bir operasyon geçirmediyseniz ve 3 yıldan daha yeni tarihli bir filmse yeni bir HSG filmi gerekli değildir.

    • Tup bebek (ivf) tedavisi öncesinde HSG filmi yerine ofis histeroskopi testi yeterli midir?

    Bazı merkezler tarafından HSG filminiz eski ise tedavi öncesinde HSG çekmek yerine daha basit ve ağrısız bir işlem olan “Ofis Histeroskopi (Ofis H/S)” filmi çekilebilmektedir. Ofis H/S ile rahim içine girilen küçük bir kamera ile rahim içi net bir şekilde değerlendirilebilmektedir.

    • Tüp bebekte uygulanan enjeksiyon ilaçlarının nasıl uygulanacağını bilmiyorum, ne yapmalıyım?

    Biz enjeksiyonlarınızın kendiniz tarafından veya eşiniz tarafından size uygulanmasını tercih ediyoruz. Genelde cilt altı enjeksiyon şeklinde kullanılan ilaçların uygulamasını öğrenmek kısa sürede mümkündür. Bu işlemi yapmak istemiyorsanız bile nasıl yapıldığını bilmeniz size bu işlemi uygulayacak kişileri kontrol etmeniz açısından önemlidir. Tüp bebek işleminde kullanacağınız ilaçlar size ayrıntılı bir şekilde anlatılacaktır.

    • Yumurta toplama işlemi (OPU) ne kadar zaman alır?

    Opu işleminin ne kadar süreceği yumurtalıklardaki follikül sayısı ile ilişkilidir. Fakat ortalama 15-30 dakika sürdüğü söylenebilir. İşlem öncesi hazırlıklar ve işlem sonrasındaki dinlenme periyodunu da gözeterek minimum 3 saatinizi bu işleme ayırmanızı öneririz.

    • Yumurta toplama ağrılı bir işlem midir?

    Opu (yumurta toplama) işlemi , hiçbir ilaç kullanılmadan da yapılabilen çok ağrılı olmayan bir işlemdir. Ancak günümüzde damar yoluyla kullanılan sakinleştirici ve ağrı kesici ilaçlarla en az rahatsızlıkla uygulanmaktadır. Ayrıca tamamen uyumak isteyen hastalar anestezi doktoru tarafından uyutulmaktadırlar.

    • Yumurta toplama işlemi sonrasında kendimi nasıl hissedeceğim?

    Anestezik ilaçlarının etkisi ile uyku hali olabilir. Karında rahatsızlık hissi de olabilmektedir. Kendinizi yeterince iyi hissediyorsanız ertesi gün işinize dönebilirsiniz.

    • Yumurta toplama sırasında görülen follikül bir yumurta içerir mi?

    Hayır. Fakat, bazen eğer çok sayıda follikül mevcutsa tümünü doğru olarak saymak mümkün olamaz. Bu durumda ultrasonografide gördüğümüzden daha fazla yumurta elde edilebilir. Ancak, ultrasonografide yalnızca birkaç follikülün var olduğu durumlarda maalesef yumurta da elde edilemeyebilir. Nadir bazı durumlarda da overlerde (yumurtalıklar) pek çok görünen folikül olmasına rağmen foliküllerin içlerinden hiç yumurta çıkmayabilir (Boş folikul sendromu). Bu durum “apoptosis” denilen yumurtalıkların erken ölümü ile sonuçlanan bir durum olmasına rağmen mekanizmalar net bir şekilde açıklanamamaktadır.

    • Tüp bebek tedavisi (ivf) için toplanan her yumurtada döllenme olur mu?

    Ortalama döllenme oranı %65 olarak gerçekleşmektedir. Bazı çiftlerde daha yüksek oranda döllenme gerçekleşirken, nadiren de maalesef hiç döllenme olmamaktadır.

    • OPU sonrası spermler ne şekilde alınabiliyor?

    Yumurtalar vajinal ultrasonun eşliğinde ince bir iğne ile yumurtalıklara basit bir şekilde girilerek alınıyor (OPU işlemi). Yumurtalar toplandıktan sonra olgun olanlar saptanıyor ve bunlara dölleme işlemi uygulanıyor.
    Menisinde sperm olan erkelerden sperm mastürbasyon yolu ile elde edilir. Menisinde sperm olmayan erkeklerde ise testis içinden ameliyat ile spermlerin aranması ve bulnursa alınması gerekir.
    Azospermik olarak tabir edilen bu hasta grubunda ortalama sperm bulunma şansı % 50 civarındadır. Eğer azospermi tıkanıklığa bağlı ise kesin olarak sperm alınabilir.

    • Embriyolar ne zaman dondurulur?

    Döllenme gününden altıncı güne kadar IVF ekibinin uygun göreceği herhangi bir günde dondurulabilirler.

    • Dondurulan embriyolar ne kadar saklanabilir?

    Kimse bu sorunun kesin cevabını bilemez. Ancak ülkemizdeki kanunlar bu süreyi üç yıl ile sınırlandırmıştır. Bu sürede hatta çok daha uzun sürelerde saklamanın da başarılı olduğunu biliyoruz.

    • Embriyo Transferimden sonra arta kalan tüm embriyolar dondurulacak mı?

    Tüm embriyolar her zaman istenen gelişmeyi gösteremezler. Dondurma işlemi için hepsinin gelişiminin ve görünümünün beklenen düzeyde olması gerekir. Embriyo transferi gününden önce dondurulmuş embriyonuz varsa transfer işlemi sırasında bilgilendirilmeniz gerekir.

    • Tüp bebek tedavisinde kanama olur mu?

    Yumurta toplama işlemi sırasında nadir de olsa kanama olabilir. İğnenin geçtiği yerdeki bir damarın zedelenmesi sonucu gelişen bu kanama, genellikle tamponla durdurulabilir ancak nadiren büyük bir damarın zedelenmesi sebebiyle ameliyat gerekebilir.

  • Lazer ile et benlerinin alınması

    Lazer ile et benlerinin alınması

    Skintag, akrokordon veya papillom olarak adlandırılan lezyonlar halk arasında et benleri olarak bilinir. Ancak bazen siğiller de et benlerine benzetilir. Et benlerinde kansere dönüşüm riski bulunmaz, kişiye ağrı, kaşıntı gibi herhangi bir yakınma yapmaz ancak boyun bölgesinde olanlar kolye gibi takı eşyalarına takılıp travmaya uğrayabilir ve kanayabilir.

    Gebelik döneminde sıklığı artabilir, şeker hastalığı ve obesite gibi durumlarda da sık görülür. Akantozis Nigrikans denilen hastalığın bir bulgusu olarak da ortaya çıkabilir.

    Et benlerinin alınmasının bir sakıncası yoktur. Elektrokoter ile , kriyoterapi ile lazer ile alınabilir.

    Elektrokoter ile alındığında lokal anstezi uygulamak gerekir, kriyoterapi ile lokal anestezi uygulanmaz ancak tek seans yetmeyebilir, geniş saplı lezyonlarda iz kalabilir.

    Fraksiyonel Lazerler ile anestezi gerekmeksizin ağrısız bir şekilde kısa sürede ve tek seansta yok edilebilir. İz kalma riski minimumdur. Oldukça konforlu bir uygulamadır.

  • VAJİNİSMUS & VAJEN ESTETİĞİ

    VAJİNİSMUS & VAJEN ESTETİĞİ

    Vajinismus ilişki sırasında cinsel birleşme anı geldiğinde yaşadıkları istemsiz kasılmalar sonucunda penisin vajina içine girememesi veya zorla çok fazla ağrılı ilişki ile sonuçlanan bir cinsel sorundur.

    Vajeni çevreleyen kasların (özellikle pubococcygeus kası) istemsiz olarak kasılması sonucunda ilişkiye izin vermemesi veya çok zor ve ağrılı olmasıdır. Bu istemsiz kasılmalar kesinlikle kadının kontrolü altında olmayıp sadece vajende değil karın, bacak, bel ve sırt gibi diğer bölgelerde de olur. Kasılmaların şiddeti vajinismusun derecesinin göstergesi olur.Bu kasılmalar ilişki sırasında, pelvik muayenede ve hatta istemli olarak vajen bölgesine dokunmada bile olabilir.

    Vajinismusta başta vajina etrafında olmak üzere tüm vücutta kasılma, endişe , korku, tiksinme, panik olur. Hasta bacaklarının açılmasını engelleyecek boyutlarda sıkıca kapatır ve kesinlikle ilişki pozisyonu alamaz. Canım acıyacak, ağrı olacak düşüncesi, bilinç dışından köken alan vajinal bir refleks sistemini harekete geçirir ve kontrolü ele alır.

    Vajinismusta cinsel ilişki sırasında ağrı olması da şart değildir. Bazı hastalar penisin ucunun girmesine izin verebilirken bazı hastalar o safhaya bile gelememektedir.
    Vajinismus kişinin ilişki sırasında kendisini kasması kendisini tehlikeden koruma için oluşan reflekstir. Penisin vajinaya girme anında kişi kendisini istemsiz bir şekilde refleks olarak kasmaktadır.

    VAJEN ESTETİĞİ
    Normal doğum sonrası vajen dokularında genişlemeye bağlı cinsel yaşamda sorunlar olabilir.
    Doğumda yardımcı olarak açılan epizyotomi iyileşme problemleri sonucu kadında cinsel problemler gelişebilir.
    Vajende doğuştan küçük dudaklarda (labia minora) şekil bozukluğu, asimetri, irilik olabilir.

    VAJENE UYGULANAN ESTETİK AMELİYATLAR

    • İç dudak estetiği( Labioplasti )
    • Vajinoplasti
    • Epizyo nedeniyle oluşan problemlerin giderilmesine yönelik düzeltici ameliyatlar
    • Vajen genişletilmesi

    Vajene yapılan estetik ameliyatlar dışarıdan belli olmaz ve doğal görünümlüdürler.
    Cinsel ilişkiye, orgazma, gebe kalmaya engel değildir. Ancak düzeltici operasyonlardan sonra normal doğum önerilmez.

  • Prp nedir nasıl uygulanır?

    PRP yani Platelet Rich Plazma (Platelet/Trombosit Yönünden Zenginleştirilmiş Plazma) trombositlerden zenginleştirilmiş plasma anlamına gelir.

    PRP medikal bir uygulamadır. Sadece doktorlar tarafından yapılmalıdır.

    PRP işlemine karar verildiğinde içinde pıhtılaşmayı engelleyen özel bir solüsyon bulunan tüpe kişinin kanı alınır. Santrifüj denilen alet içinde belirli bir devirde çevrilerek kanın elemanlarının ayrıştırılması sağlanır. böylece tüp içinde eritrosit denilen kırmızı hücreler tüpün dibinde, lökosit denilen beyaz hücreler ortada ve trombosit denilen kan pulcukları da üstteki plazma bölümünde toplanmış olur, plazmanın alttaki kısmı ise trombositlerden zengindir ve trombositten zengin plasma denilen uygulamada kullanılan bu bölüm PRP adını alır, plasmanın üst kısmı ise trombositten fakirdir ve PPP adını alır.

    Trombositlerin vücutta kanın pıhtılaşması ile ilgili görevi vardır fakat aynı zamanda bir doku hasarının iyileşmesini sağlayıcı özellikteki büyüme faktörlerini de salgılar.

    Dolayısıyla santrifüj işlemi uygulanan kandan elde edilen PRP, yani trombositi bol olan kısım ya mezoterapi yöntemiyle ya da maske haline getirilerek yüz, boyun, saç, vs istenen bölgeye uygulanır. Böylece dokulardaki hasarın ya da yaşlanmanın etkilerini geriye çevirecek doğal büyüme faktörleri istenen bölgeye verilmiş olur.

    PRP bir tür kök hücre tedavisi midir ?

    PRP bir kök hücre tedavisi değildir. Ancak dolaylı yoldan kök hücreler üzerinde çalışır. Trombositlerin içindeki büyüme faktörleri, deri hücrelerinde fibroblastları üretme mesajını ileten birer uyarandır. Fibroblastlar da kolajen ve elastin üretmek için anahtar niteliğindeki yapılardır.

    PRP’nin herhangi bir yan etkisi ya da enfeksiyon riski var mı ?

    Hijyenik şartlara uyulur, doğru süre ve doğru devirde santrifüj edilirse hiçbir riski ve yan etkisi yoktur. Her seans için tek kullanımlık enjeksiyon ve tüp gerekir. Son derece güvenlidir. Uygulama sonrası iğne yerlerinde morarma görülebilir.

    PRP’nin gözle görülen sonuçları nelerdir ?

    Cilt daha parlak ve canlı görünür. Özellikle yüz bölgesinde karşılaştığımız güneş ve yaşlılık lekeleri yumuşar, göz altı bölgesi torbalanmalar ve mor renk değişikliklerinde düzelme olur. İnce çizgiler yumuşar. Oysaki son derece doğal bir yöntem olan PRP sadece zaten sizde olanı size daha güçlü bir şekilde geri verir. Bu da cildinizin savunma mekanizmasıdır.

    PRP Kimlere yapılmaz?

    Trombosit sayısı düşük olanlara

    Kan hastalığı olanlara

    Kan yoluyla bulaşıcı bir hastalığı olanlara

    Hamile ve emziren annelere

    Otoimmün hastalığı olanlara

    Kanser hastalarına

    65 yaş üstüne uygulanmamalıdır.

  • Kürtaj (Gebelik Sonlandırılması)

    Kürtaj (Gebelik Sonlandırılması)

    İstenmeyen hamileliği tıbbı yöntemlerle sonlandırılmasına kürtaj (Tıbbı terim : Küretaj) denir.

    Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre, kürtaj işlemi yapılacak olan kişinin 18 yaşını doldurmuş, gebelik haftası ise 10 haftadan küçük olmalıdır. Kişi evli ise eşinin onayı gerekir. Evli olmayanlarda kişinin kendi rızası yeterlidir.

    Kürtaj yalnız Kadın Hastalıkları-Doğum Uzmanı tarafından sağlık kuruluşunda veya muayenehanede yapılır. Kürtaj işleminde mahremiyet ve hasta-hekim arasındaki özel paylaşım konusuna özen gösterilmelidir.

    Kürtajin riskleri gebelik haftası ilerledikçe artar. 10 haftalık yasal sınır, kişinin sağlığı göz önünde bulundurarak bu şekilde tesbit edilmiştir. Dolayısıyla kürtaj kararı mutlaka 10 haftadan önce verilmelidir.

    Bebeğin sakat olduğu tetkiklerle kesinleştiği, hamileliğin devam etmesi annenin sağlığını tehdit ettiği durumlarda, gebelik 10 haftadan büyükse de, kurul kararı ve anne-babanın rızası ile gebelik sonlandırılabilir.

    Kürtaj işlemi vakum tekniği ile (Enjektör içerisine negatif basınçla çekme şeklinde) yapılır.

    Gebeliğin ilaçla sonlandırılması :

    Bu amaçla kullanılan ilaç henüz ülkemizde mevcut değildir (preparat adı : RU-486). Öte yandan ülkemizde hatalı olarak söktürücü adı altında etken maddesi progesteron olan ilaçlar halk tarafından düşük oluşturmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bilinmesi gerekir ki bu grup ilçalar hamileliği sonlandırmakta etkisiz olduğu gibi, tam tersi hamileliği destekleyici özelliği mevcuttur.

    Kürtaj (Gebelik Sonlandırılması) işlemi nasıl yapılır?

    1- İşlem yapılmadan önce hasta ultrasonla muayene edilir. Ultrasonda gebelik kesesi mutlaka tesbit edilmelidir. Gebelik kesesi görülmeden yapılan müdahale hastaya zarar verebilir. (Hasta hamile olmayabilir, dış gebelik olabilir veya hamileliğin çok erken safhası olabilir).

    2- İşlem anestezi altında yapılır. Muayenehanede yapılan anestezi, ofis şartlarında güvenle uygulanabilecek anestezidir. Aslında anesteziden ziyade bir nevi sedasyon uygulamasıdır. Sedasyon Anestezi Uzmanı tarafından verilen uygun ilaçlarla uygulanır ve herhangi bir risk ve yan etki söz konusu değildir. Hasta işlem sırasında herhangi bir şey hissetmez. Daha sonra işlem hakkında herhangi bir şey hatırlamaz. Daha önce normal doğum yapan bayanlarda lokal anestezi uygulanabilir. Fakat yine de işlemin psikolojik travmasıda düşünülürse genel anestezi daha çok tercih edilir. Merkezimizde işlem boyunca ve işlemden yarım saat sonrasına kadar hasta anestezi uzmanı tarafından kontrol altında tutulur.

    3- Hasta işlem yapılmadan önce 6-8 saat süreyle hiçbir şey yiyip içmemelidir.

    4- Hasta jinekoloji masasında hazırlandıktan sonra anestezi uzmanı tarafından gerekli ilaçlar verilerek uyutulur.

    5- Vajene spekulum yerleştirilir. Vajen ve rahim ağzı ilaçla temizlendikten sonra, rahim ağzı özel aletlerle genişletilir. Rahim içi plastik kanül ve ona bağlı olan vakum aleti ile boşaltılır. Kanama kontrolu takiben işleme son verilir. Merkezimizde, ultrasonla hasta kontrolu yapılıp herhangi bir problem olmadığından emin olunduktan sonra hasta uyandırılır.

    6- Hasta dinlenme odasında yarım saat dinlendirilir.

    7- İşlemden sonra (Dinlenme süresi bitince), hasta istediğini yiyip içebilir. O gün için dikkat isteyen işlerden (örneğin araba kullanmak) ve alkollu içeceklerden uzak durmalıdır.

    8- İşlem sırasında herhengi bir enfeksiyon tesbit edilmezse antibiyotik tedavisine gerek yoktur. Ağrı kesici reçetesi verilir.

    9- İşlemden sonra birkaç güne kadar günde 1-2 pedlik kanama olabilir (küçük parçalar şeklindede olabilir). Kanama olduğu günler denize havuza girilmemeli, banyo yapılacaksa ayakta duş şeklinde yapılmalıdır.

    10- İşlemden sonraki günlerde şiddetli ağrı ateş yükselmesi veya fazla miktarda kanama olursa mutlaka hekime başvurulmalıdır.

    11- İşlemden sonra iki hafta süreyle cinsel ilişkide bulunulmamalıdır (ağrı ve enfeksiyon tetiklenebilir).

    12- Kürtajdan sonraki ilk adet düzensiz olabilir. 20 ile 40 gün arası herhangi bir dönemde olabilir.

    Bilinmesi gereken hususlar

    Nadiren gebelik kesesi çok küçük olup (5 haftadan küçük gebelikler) kürtaj yapılmasına rağmen gebelik devam edebilir. Bu sakıncalı durumla karşılaşmamak için en doğrusu, gebelik kesesi ultrasonla görülüp, hekimin önerdiği zamanda kürtaj işleminin yapılmasıdır.

    Halk arasında ilk kürtaj sakıncalıdır ve bir daha hamilelik oluşmaz inanışları mevcuttur. Kürtaj İşlemi uygun koşullarda ve uzman tarafından yapıldığı sürece komplikasyonu yok denecek kadar azdır. Yinede unutmamalı ki kürtaj bir doğum kontrol yöntemi değildir. Mümkün oduğu sürece eşler korunmaya dikkat etmeli ve istedikleri zaman çocuk sahibi olmalıdırlar.

  • Dermoterapi nedir?

    Dermaterapi, dermaroller veya dermapen denilen aletlerle yapılan bir uygulamadır.

    Dermaroller silindir bir tambur üzerine yerleşmiş olan mikroiğneler şeklindedir.

    Dermapen aynı mantıkla yapılan işlemdir ancak burada iğneler adeta dikiş makinesi iğneleri gibi otomatik olarak batıp çıkarlar. Dermapen üzerindeki ayar ile iğne boyutları ayarlanırken dermarollerda çeşitli ebatlarda farklı aletler vardır.

    Her ikisinde de 0.5 mm ile 2mm arasında iğne boyutları bulunmaktadır.

    İşlem öncesi cilt üzerine lokal anestezik bir krem sürülür sonra cilt yüzeyinde belirli yönlerde ve basınç altında gezdirilerek mikrokanallar açılır. İşlem sırasındaki hareket yönü ve basınç düzeyi ciltte istenmeyen sarkma ve hasarlara yol açmaması için çok önemlidir. Her roller veya dermapen ucu mutlaka kişiye özel açılmalıdır.

    Yapılan işlem cilde bir travmadır ve yara iyileşme mekanizmalarını aktive eder bölgeye kan akımı artar fibroblastlardan kollajen üretimini artışını sağlar. Kollajen cilt altında yer alan ve ciltte sıkılaşmada önemli olan protein yapılı bir maddedir. İşlem sonrası peptid ve büyüme faktörü içerikli tedavi ajanları uygulanarak cilt yüzeyinde açılan kanallardan alt tabakalara ulaşması sağlanır.

    İşlemin sterilite kurallarına uygun yapılması, uygun dermaroller veya dermapen iğne büyüklüğünün seçimi, aletlerin kalitesi gibi noktalar tedavi başarısında son derece önemlidir.

    Bu işlem;

    Hassas ve kuru cildi olanlara,

    Retinoik asid tedavisi alan hastalara,

    Aktif enfeksiyonu olan kişilere,

    Yakın dönemde yüz bölgesine peeling ve lazer uygulanmış olanlara uygulanmamalıdır.

    İşlem sonrası yaklaşık bir saat devam eden kızarıklık dışında bir sıkıntı yaşanmaz. İşlem sonrası cildin güneşten korunması, tozlu ortamdan ve el temasından kaçınma, terlemeye yol açan ortamlardan ve egzersizden kaçınma ve birkaç gün makyaj uygulanmaması önerilir.

    Dermaterapi;

    Cilt canlılığı ve sıkılaşmasının sağlanması

    Gözenek genişliğinin giderilmesi

    Cilt lekelerinde aydınlanma

    Akne ve yara izi tedavisi

    Çatlak tedavisi sorunlarında kulanılmaktadır.

  • POLİKİSTİK OVER NEDİR?

    POLİKİSTİK OVER NEDİR?

    Polikistik Over

    Yumurtlama nedir?

    Yumurtlama; üreme çağındaki kadınların her ay yumurtalarından bir ve bazen de iki yumurta hücresinin olgunlaşıp, yumurtalık dışına atılması ve tüplerden alınarak rahme taşınmasıdır. Yumurtlama olabilmesi için kadının hormon dengesinin normal olması gerekiyor. Hormonlar eğer düzenli çalışıyorsa, her ay bir yumurtalıktan yumurtlama olur. Bir ay birinden yumurtlama olurken, öbür ay diğer yumurtalık dinlenir. Yani aynı anda iki yumurtalıktan birden yumurtlama olmaz.

    Yumurtlamanın olup olmadığı nasıl anlaşılır?

    Kadının her ay adetinin 13. günü ila 17. günü arasında yumurtlama ağrısı dediğimiz bir ağrı oluşur. Kadın, her ay karnının bir tarafında gelip geçici, şiddetli olmayan bir ağrı tarif eder. Bu ağrı yumurtlamayı gösterebilir. Bu ağrı, kadınların hepsinde vardır ama yüzde 60-70 i belirgin bir şekilde hissedebilir. Yani, kadınlar bazen yumurtlamayı kendileri bile hissedebilir. Kadınlarda yine adetin 13. ve 17. günleri arasında, yumurtlamadan dolayı kadınlık hormonları arttığı için rahim ağzı sıvı miktarı ve akışkanlığı artar. Kadınlar bu dönemlerde sümüksü bir akıntının arttığını fark eder. Bu da kadınlarda yumurtlamayı gösteren bir belirtidir. Onun dışında biz doktorlar ise farklı yöntemler uygularız. örneğin; ultrasonda yumurtlamanın olup olmadığını tespit edebiliriz. Yumurtanın gelişimini ve çapını ölçeriz. Yumurtanın 18-20 milimetre çapa gelmesi de kadında yumurtlama olduğunu gösterir. Ayrıca kadınlarda vücut ısısı da kadınlardaki yumurtlamanın göstergelerden biridir. çok basit bir yöntemdir. Kadınlar kendileri, adetlerinin başından itibaren her akşam vücut ısılarını termometre ile koltuk altı veya ağız içinden ölçebilirler. Genellikle adetlerinin 13. ve 17. günleri arasında ateş gittikçe yarım ve 1 derece artış gösterir. Bu grafik de kadınlarda yumurtlamanın olduğuna dair bir kanıttır. Ayrıca rahim içi doku gelişmesinin artması, yani dokunun kalınlığının artması da yumurtlamanın göstergelerinden biridir. Kadınların adetlerinin 21-22 günleri arasında progestron hormonunun artışı da bize yumurtlamanın olduğunu gösterir. Ayrıca rahim içi dokuyu adete bir-iki güne kala parça alarak tahlile göndeririz ve tahlil sonucunda rahim içi dokudaki hormonal değişimlere bakarak yumurtlama olup olmadığını anlarız.

    BEYİNDEKİ BOZUKLUK YUMURTLAMAYI ETKİLİYOR

    Kadında yumurtlama; beynimizdeki hipofiz bezinden salgılanan FSH ve LH adlı hormonların yumurtalıkları uyarması ve 10-12 günde yumurta hücresinin gelişmesi şeklinde olur. İşte bu düzenekte bir bozukluk varsa, yani beyindeki hipofiz bezi ile yumurtalık arasındaki ilişkiyi bozan bir faktör varsa o zaman yumurtlama bozukluğu olur. Bu faktörleri şöyle özetleyebiliriz: Beynimizde hipofiz bezinde küçük tümörler varsa, yumurtalıkta kist ve tümörler varsa, yumurtalığın kendisinde hormon bozuklukları varsa, beynimizde guatr hormon bozuklukları varsa (özellikle hipotiroidi ve hipertiroidi) ya da böbrek üstü bezlerinin mekanizmasında bozukluk varsa bunlar da yumurtlamayı bozar. Böbreküstü bezinden salgılanan androjen hormonu dediğimiz erkeklik hormonları, yumurtalığın yapısını bozarak, yumurta gelişimini ve dolayısıyla da yumurtlamayı engeller. Bunların dışında; stresler, sıkıntılar, ölümler, üzüntüler, boşanmalar, ayrılmalar, harp ya da savaş gibi durumlar, yani sinire ve strese bağlı durumlar da yumurtlamayı bozar. Onun dışında yine Polikistik Over Sendromu da (PKOS) yine aynı şekilde yumurtlamayı bozan nedenlerin başında gelir. öte yandan diğer hormon bozuklukları, kullanılan bazı ilaçlar ve yumurtalık tümörleri de yumurtlamayı engelleyebilir.

    Yumurtlama bozukluğunun tedavisi var mı?

    Yumurtlama bozukluğunun tedavisi vardır. Eğer hastanın yumurtalığında, beyninde ve hipofiz bezinde tümör yoksa, kistler yoksa ve tüpleri normalse o zaman bu hastada yumurtlama tedavisi uygulanabilir. Yumurtlama tedavisinde en önemli adım, hastalığın altındaki nedeni belirleyip ortadan kaldırmak, sonra ilaç tedavisine geçmektir. Eğer hastada guatr hormon bozukluğu, şeker hastalığı veya böbrek üstü bezlerinde bozukluk varsa öncelikle bu sorunlar tedavi edilip ortadan kaldırılır. Sonrasında kadın kendiliğinden hamile kalır, ama eğer kalmazsa o zaman yumurtlama tedavisi uygularız. Yumurtlama tedavisinde, ilk önce ağızdan kullanılan hap şeklinde ilaçlı tedavi uygularız. Adetin beşinci gününde başlarız, beş günlük yumurtlama tedavisi sonucunda yüzde 80 yumurtlama olur. Ama yüzde 40-45 inde hamilelik oluşur. Eğer yumurtlama haplarına rağmen hamilelik oluşmuyorsa, o zaman yumurtayı büyüten FSH ve LH hormonlarını hastaya dışarıdan iğneyle belli dozlarla veririz ve takip ederiz. Yumurta gelişimi olduğunda da yumurtayı çatlatmak için bir iğne yaparız ve yumurtlama gerçekleşir. Yumurtlamadan 24-36 saat sonra eşlerin birlikte olmasını öneririz. Veyahut da bu hastalara bu dönemde aşılama tedavisi uygulayarak hamile kalmasını sağlarız.

    GENETİK MENOPOZA VE SİGARAYA DİKKAT!

    Bazı durumlar vardır ki o kişilerde yumurtalıklar çalışmaz. Bunlardan birincisi genetik sorunlardan kaynaklı olandır. Bazı kadınlar genetik bozukluk nedeniyle erkenden (25-35 yaş arasında) menopoza girebiliyorlar. Menopozda yumurta üretimi tamamen durduğu için adet de görmezler, yumurtlama da olmaz. İkincisi hastalar tümör vb. nedenlerle yumurtalıkları alınmışsa yumurtlama olamıyor. üçüncüsü yumurtalıklarda müdahale yapılmış, kist veya tümör çıkarılmış ama yumurtalık korunduğu halde bazen ameliyattan kaynaklanan nedenlerle yumurtalıklar bozularak normal fonksiyonunu kaybeder, iflas eder ve çalışmaz. Ayrıca imünolojik dediğimiz sebepler, bağışıklık sistemini bozan alerjik maddeler (virüsler vb.) imünolojik yumurtalık yetmezliğine sebep olabilir. Kanser tedavisi sırasında uygulanan kemoterapi veya şua yöntemleri de erken menopoza, dolayısıyla da yumurtalıkların iflasına neden olabilir. Burada özellikle bir noktayı vurgulamak istiyorum; kadınlarda sigara kullanımı yumurtalık fonksiyonlarını ileri derecede bozar. Ve bu erkenden menopoza sokar; yani menopoz yaşını en az 5-6 yıl erkene alır. Ayrıca menopoza girmese de, adet görmeye devam etse bile yumurtalık fonksiyonlarını bozarak hamile kalma şansını azaltabilir. Bu nedenle sigara içmek ciddi bir risk faktörüdür.

    Polikistik Over Sendromu (PKOS) nedir?

    PKOS, kadınlarda en sık görülen yumurtlama fonksiyon bozukluğunun adıdır. Normalde kadınların yumurtalıklarında her ay bine yakın yumurta hücresi gelişmeye devam eder ama son seçilme dönemine geldiğinde bunlardan 20 ila 50 tanesi seçilir. Bunlar o ayki gelişen yumurta grubunu oluşturur. Bu 50 ye yakın yumurta da 5-6 gün geliştikten sonra içlerinden bir tanesi olgunlaşır ve o ayki yumurtlama olacak yumurta haline gelmek üzere bu gelişimini devam ettirir. 18-20 milimetreden sonra da çatlar ve yumurtlama olur. Diğer yumurtalar ise geriler ve kaybolur. İşte bazı durumlar vardır ki bu mekanizma bozulmuştur. Yumurtalıklardaki yumurta hücreleri 8-10 milimetre çapa geldiklerinde daha fazla gelişemezler ve büyümezler. Bunlar, yumurtalık içinde küçük küçük kistler halinde kalır. çapları, 5 ila 10 milimetre arasında değişir. İsminden de anlaşılacağı üzere polikistik yani çok sayıda küçük yumurta kistleri oluşur. Yumurta tam gelişip yumurtlama oluşturamadığı için PKOS den sonra da yumurtalıklar büyüme başlar. Büyüyünce de yumurtalıktan erkeklik hormonları salgılanır. Bu da yumurtalığın yapısını, hastanın şeker metabolizmasını bozar. Adet düzenleri bozulur ve gecikmeli (2-6 ay) adet görürler. İşte biz bu duruma PKOS diyoruz. PKOS; gerçek bir kist değildir.

    PKOS Lİ HASTALARA öMüR BOYU SIKI TAKİP GEREKİR

    Bu hastalık neden ortaya çıkıyor ve nasıl kısırlığa neden oluyor?
    Vücutta hormon salgısını düzenleyen bazı enzimler var. O enzimler, kolesterolden kadınlık hormonlarını oluşturur ve hormon dengesini sağlar. Ama bazen anne karnındayken bu enzimlerde bir bozukluk oluşur ve bu da kadınlık hormonlarının yapısını bozduğu için yumurtalıklarda sapma meydana gelir ve hormon dengesi bozulur. Onun sonucunda yumurtalıklar büyür, içinde çok sayıda küçük küçük yumurta hücreleri olur, adetler gecikir, yumurtlama olmaz ve kısırlık sorununa yol açar.

    Kısırlık dışında başka hangi sorunlara yol açıyor?

    PKOS; sadece bir kısırlık ya da yumurtlama sorunu değil, aynı zamanda hastalarda çeşitli sağlık sorunları da yaratabiliyor. PKOS, kısa sürede yumurtlamanın olmaması, adetlerin gecikmesi ve kısırlığa yol açmasının dışında, hastaların orta derecede kilo almasına neden olur. çünkü yumurtalıktan salgılanan erkeklik hormonları şeker metabolizmasını bozduğu için kilo almaya eğilimi artırır; hastalar 6 ila 15 arasında kilo alırlar. Ayrıca hastaların yüzde 60 ı, uzun vadede (40-50 li yaşlarda) şeker hastası olarak karşımıza çıkarlar. Yine uzun vadede tansiyon, kalp hastalığı gelişebilir. Bu hastaların bir kısmında ileriki yıllarda rahim ve meme kanseri oluşabilir.

    BEYAZ UNU UNUTUN SEBZEDEN ŞAŞMAYIN

    Tedavisinde amacımız öncelikle hastaların zayıflaması ve kilo kontrolünün sağlanmasıdır. Bunun için de ekmekten, beyaz undan, şekerden kaçırmalarını bol posalı ve lifli gıdalar tüketmelerini öneriyoruz. Ancak sadece diyet yeterli gelmiyor. PKOS hastalarında hormon dengesi bozuk olduğu için az da yeseler akranlarına oranla kilo eğilimi oluyor. çünkü enerji ve şeker metabolizmaları bozulduğundan, sonuçta yediklerini vücutta yağ dokusuna dönüştürüp depo ederler ve bu da kilo almalarına neden olur. İşte bu nedenle diyetten sonra hastaya hareketlerini artırmalarını öneririz. Günlük yaşamda aktif olmalarını isteriz. Haftada en az üç kez, en az yarım saat olmak şartıyla çok hızlı yürüyüşler (bazen de koşu olabilir) öneririz. Diyet ve egzersizle hastanın genel sağlığını koruruz.

    Eğer hastanın çocuk beklentisi varsa; zayıflatıyoruz ve şeker metabolizmasını düzenleyici ilaçlar veriyoruz. Bunların yüzde 40-50 sinde hamilelik kendiliğinden oluşur. Ama eğer gebe kalamazlarsa o zaman yumurtlama ilaçları kullanırız. Ancak bazı hastalar var ki; çocukları var, hamile kalmak gibi bir beklentisi yok ama PKOS nedeniyle sağlık sorunları (geç adet görme, tansiyon, şeker, meme ve rahim kanseri riski vb.) yaşıyorlar. Bu koşullarda da hastanın mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor. Bu tür hastalarda kolesterolünü, şekerini, trigiliserit ve yağlarını ölçüp, ona göre tedavi ederiz. Bu tedavide amacımız hem hastaların düzenli adet görmesini sağlamak, hem de rahim içindeki aşırı gelişmeyi kırarak ileride rahim kanseri gelişme riskini azaltmaktır.

    HAMİLELİKTE SIKI DOKTOR TAKİBİ ŞART

    PKOS de her zaman ameliyat yapmayız. Ama bazı durumlar var ki; hastayı tedavi etmemize rağmen yumurtlama olmaz, hormon dengesi düzensizdir. Yani her şeye rağmen düzelmiyor… Eğer hastanın kısırlık problemi ve çocuk beklentisi varsa, yumurtlama ilaçlarına rağmen de hamile kalamıyorsa o zaman iki seçenek var; ya tüp bebek tedavisine alırız ya da ameliyat ederiz. Ameliyat için karından laporoskopi dediğimiz bir aletle gireriz. Kapalı ameliyatla her yumurtalığa lazerle 5-6 küçük delik açarız. Yumurtalıktaki erkeklik hormonu dediğimiz androjen hormonunu salgılayan kısmı azaltırız ve yumurtalık üzerindeki baskılayıcı etkisini ortadan kaldırırız.

    PKOS un gebe kadında olumsuz etkileri var mı?

    PKOS lu kadınların yüzde 30 ila 50 si kendiliğinden hamile kalır. Bu kadınlar gebelik süresinde PKOS nin olumsuz etkileriyle karşılaşabilirler. çünkü bu tür hastaların şeker metabolizması bozuktur. Böyle olunca da hamilelik sırasında aşırı kilo artışı olabilir, gebelikte şeker hastalığı gelişebilir, vücutta şişlikler görülebilir, gebeliğin altıncı ayından itibaren tansiyon yükselmesi ve gebelik zehirlenmeleri gelişebilir. O yüzden bu hastalar özellikle gebelik döneminde iyi bir şekilde takip edilmeli ve tedavileri de ona göre düzenlenmelidir. PKOS u bulunan ve hamile kalan kadınlar gebelik döneminde özellikle yemeklerinde unlu, hamurlu yiyeceklerden kesinlikle uzak durmalı, egzersiz yapmalı ve lifli gıdalar tüketmeye özen göstermeli.

    DOĞURDUM KURTULDUM DEMEYİN

    PKOS lu kadınlar çocuk sahibi olsalar bile ben bu hastalıktan kurtuldum demesinler, yaşam boyu sağlıklarına dikkat etsinler. Kalp, tansiyon, şeker hastalığı ve meme ile rahim kanseri riski açısından düzenli olarak kontrollerini yaptırsınlar. Diyetlerine dikkat etsinler, düzenli olarak egzersiz yapıp hareketli olmaya özen göstersinler. PKOS nin tedavisi vardır ama ihmal etmesinler. Gecikirlerse sorun daha çok artar.

  • Kimyasal peeling nedir?

    Kimyasal peeling nedir?

    Cilt görünümünü daha iyi hale getirmek, leke oranını azaltmak, renk homojenitesi oluşturmak ve hafif kırışıklıklarda iyileşme sağlamak için kullanılan ve tecrübeli ellerde son derece güvenli olan bir yöntemdir.

    Dermatolojik hastalıklarda akne ve melasmada da doğru ve yerinde kullanıldığında son derece yüz güldürücü sonuçlar elde edilir.

    Kimyasal peeling işlem derinliğine göre “yüzeyel, orta ve derin peeling” olarak üçe ayrılır. Yüzeyel ve orta derinlikteki peelingler ciltte daha taze bir görünüme yol açtıkları ve kişinin işlem sonrasını yaşam kalitesini olumsuz etkilemedikleri için tercih edilmektedir.

    Yüzeyel peelingde amaç cilt yüzeyinde yer alan hücrelerin yüzeyden uzaklaştırılarak alttan gelen genç hücrelerin yüzeye ulaşma sürecini hızlandırmaktır. Bu işlem daha yumuşak ve homojen görünümde olan bir cilde sahip olunmasını sağlar, siyah nokta(açık komedonlar)lardan cildi arındırır ve yağ-nem dengesini kurarak ciltte aşırı parlaklık, kuruluk gibi olumsuzlukları ortadan kaldırır.

    Kimyasal peeling için meyve asitleri sıklıkla tercih edilir. Şeker kamışından elde edilen glikolik asid, sütten elde edilen laktik asid, aspirinin ana maddesi olan salisilik asid en sık kullanılan formlarıdır.

    Derin peelingler anestezi altında uygulama zorluğu ve elde edilen sonuçların hastanın hayatındaki kısıtlamalara oranla beklenenin altında olması nedeniyle tercih edilmemektedir.

    Peeling işlemi kişiye ve kullanım amacına göre genellikle haftada bir veya iki haftada bir toplam 4-6 seans gibi uygulanır. Yine ihtiyaca ve yaşa göre senede bir veya birkaç seanslık kürler şeklinde tekrarlanabilir. Tedavi edilecek nedene ve hastanın tolerabilitesine göre peeling ajanının kuvveti de arttırılabilir.

    Kimyasal peeling mutlaka kış döneminde ve koruma altında uygulanması gereken bir işlemdir. İşlem sırasında yüzeyel pelinglerde hafif bir kaşıntı ve iğnelenme normalken, orta derece peelinglerde yüzeyele göre daha belirgin fakat tolere edilebilen bir acı oluşur. İşlem tamamlandığında bu his devam etmez ve geçicidir.

    Uygulama sonrası mutlaka düzenli 2-3 saatte bir yüksek koruma faktörlü güneş koruyucu kullanılmalıdır. İşlem sonrası cilt hassas ve tahrişlere açık olacağı için vücut ısısını arttıran sıcak su ile banyo, terlemeye yol açan egzersiz, hamam-sauna gibi ortamlardan bir süre uzak durulması tercihen birkaç gün makyaj yapılmaması önerilir.

    Yüzeyel peelinglerde işlemden hemen sonra birkaç saat devam eden hafif bir kızarıklık ve sonraki günlerde de hafif bir soyulma ve kepeklenme yaşanabileceği gibi dayanıklılığı yüksek olan ciltlerde hiç kızarıklık ve kepeklenme olmayabilir. Orta derece peelingler yüzeyele oranla daha derin tabakaya etki ettiği için kızarıklık ve soyulma daha belirgin ve uzun süreli olabilir. Eğer oluşmuşsa kabuklanmaların elle soyulmaması tedavi süreci tamamlandığında iz kalmaması açısından son derece önemlidir.

    Kimyasal peeling aşağıdaki durumlarda uygulanmamalıdır.

    Ciddi güneş yanıkları

    Kullanılacak ajana bağlı bilinen allerjiler

    Açık yaralar

    Kılcal damarları yüzeye yakın rozaseiform cilt

    Aktif herpes(uçuk) enfeksiyonu

    Hamilelik

    Cilt hassasiyeti yapan retinoik asid, salisilik asid gibi ilaçların kullanımı

  • Aile Planlaması

    Aile Planlaması

    Doğum Kontrol Yöntemleri

    İstenilen sayıda ve zamanda çocuk sahibi olmak için kadın ve erkeğin kullandığı yöntemlerdir.

    Geçici Doğum Kontrol Yöntemleri

    • Doğum kontrol hapları
    • Hormonlu Spiral (mirena)
    • RİA (rahim içi araç, spiral)
    • Prezervatif
    • İğneler (aylık ve üç aylık)
    • Postkoital haplar (acil koruma hapları)
    • Geri çekme
    • Takvim yöntemi
    • Vajinal ovül
    • Spermisid
    • Cilt altı norplant
    • Diyafram

    Kalıcı Doğum Kontrol Yöntemleri

    • Tüp ligasyonu
    • Vazektomi (erkeğe)

    Bu koruma yöntemlerinin koruma oranları birbirlerinden farklı olup sizin için en ideal olanını detaylı bir hikâye ve muayene sonucunda doktorunuzca karar verilmesi uygundur. Kürtajın doğum kontrol yöntemi olmadığı akıldan çıkarılmamalıdır. İstenilen sayıda ve istenilen zamanda çocuk sahibi olmak için mutlaka cinsel hayat başlayınca doktorunuza başvurarak sizin için en sağlıklı korunma yöntemini seçmeniz gerekir.

  • Mezoterapi hakkında

    Mezoterapi hakkında

    Mezoterapi, ilk 1952 yılında Dr. Michel Pistor tarafından geliştirilen estetik amaçlı tıbbi bir işlemdir.

    Çeşitli ilaç, vitamin gibi ürünlerin derinin orta tabakası olan mezo tabakasına mikroenjeksiyon şeklinde uygulanması işlemidir.

    Enjekte edilecek maddeler kişiye ve amaca uygun şekilde seçilmektedir.

    Genellikle 1cclik ince enjektör ve ince iğnelerle yaklaşık 1-2 cm aralıklarla küçük enjeksiyonlar şeklinde uygulanır. Bazen Mezoterapi tabancası denilen ucunda enjektör yerleştirilip otomatik olarak küçük miktarda içerikleri daha hızlı bir şekilde ve eşit ölçüde enjekte etmeyi sağlayan aletlerle de yapılabilir. Etkinlik açısından iki yöntem arasında fark yoktur. İşlem biraz ağrılı olabilmektedir bu yüzden öncesinde lokal anestezik kullanımı gerekli olabilir.

    İşlemin mahiyetine göre kullanılan kokteyl içerikleri değişmektedir.Saç dökülmesi için kullanılacaksa içinde pekçok vitamin, kan dolaşımını artırıcı maddeler, saçın beslenmesi için gerekli olan ürünler bir kokteyl şeklinde hazırlanır veya hazır flakonlar halindedir. Selülit, bölgesel yağlanma için mezoterapi yapılacaksa yağ yakıcı içerikteki ürünler, cilt yenileme için kullanılacaksa antiaging ürünler tercih edilmektedir.

    İşlem 15-30 dakika kadar sürebilmekte , sonrasında sosyal hayata dönüş hemen olmaktadır. Sonuçlar birkaç gün içinde başlayıp 1 seansın etkisi yaklaşık 1 ayda yerleşmektedir ancak pek çok tedavi tekrarlayan seanslar gerektirir.

    3-6 seans yapıldıktan sonra yılda 1 tekrar gerekli olabilir.

    Mezoterapi hangi durumlarda kullanılır?

    Sellülit

    Saç dökülmesi

    Skar revizyonu (ciltteki nebbe dokularının, yara izlerinin iyileşmesi)

    Yüz gençleştirme

    Lokal (bölgesel) yağlanma

    Mezoterapi kimler için uygun değildir?

    Gebelerde

    İnme (felç) geçirmişlerde

    İnsülin bağımlı diabetes mellitus (şeker hastalığı) olanlarda

    Kanser durumunda

    Kan pıhtılaşma bozukluğu olanlarda

    Çoklu ilaç tedavisi gerektiren kalp hastalığı bulunanlarda mezoterapi uygulanmaz.

    Enjeksiyon bölgesinde geçici ezik ve çürükler ve morluklar olabilir. Kullanılan maddeler sistemik dolaşıma karışmaz. Bu nedenle bu problemler geçicidir.