Yazar: C8H

  • Lazer ile vagina daraltma

    Lazer sistemlerinin hızla gelişmesi ile birlikte kullanım alanları da genişlemektedir. Son yıllarda ameliyat gibi invaziv yöntemler yerine noninvaziv denen yöntemler daha çok tercih edilmektedir.Hem işlemin konforu açısından hem hastanede yatarak tedavi görme gereksinimi olmadığından hem de sosyal hayata anında geri dönebilme lüxü sayesinde bu yöntemlerin yapılma sıklığı gün geçtikçe artmaktadır.

    Kadınların pek çoğunun sıkıntısı olan ama çok da dile getirilmeyen vaginal esneklik kaybı lazer ile tedavi edilebilmektedir.

    Seanslar 20-30 dakika kadar sürüp 1-3 seans arası tedavi gerekli olabilir, acısız ağrısız bir uygulamadır. Lazer aletinin vaginal spekulum denilen özel bir aparatı ile vagina içine girilerek kademeli olarak lazer ışını verilmesi ve mukoza altı dokuların sıkılaşması sağlanabilmektedir.

    İşlem sonrası sosyal hayata hemen geri dönüş mümkündür.

  • Melazma (cilt lekeleri)

    Melazma özellikle kadınlarda daha sık görülen ve çoğunlukla yüz bölgesinde sonradan ortaya çıkan lekelerdir.

    Gebelik esasında ortaya çıkan hormonların artışına bağlı, doğum kontrol hapı kullanımına bağlı, ultraviyole ışınlarına bağlı, menapoza bağlı, ilaçlara bağlı, bazen de genetik nedenlerle ortaya çıkabilir.

    Esmer tenli bireylerde görülme sıklığı fazladır.

    Alın, yanaklar, şakak, üst dudak, burun köprüsü ve çene en sık görülen bölgelerdir.

    Derinin üst ve orta tabakalarında melanin pigmenti artışı bu lekelerin görünümüne sebep olur. Wood ışığı muayenesi ile bu derinlik tahmin edilebilir.

    Tiroid hormon bozukluğunun da melazmaya sebep olabildiği söylense de kesin kanıtlanmış veriler yoktur.

    Tedavide renk açma özelliği olan birtakım kremler yanısıra PRP, mezoterapi, dermaterapi, kimyasal peeling ve lazer ile bu lekeler giderilmeye çalışılır.

    Ultraviyole ışınlarının lekeyi artırıcı özelliği olduğundan sebep her ne olursa olsun güneşten korunma önemli bir yer tutar.

  • Kızlık zarı ve Kızlık Zarı onarımı (Hymenoplasti)

    Kızlık zarı ve Kızlık Zarı onarımı (Hymenoplasti)

    Hymen Yunan mitolojisinde evlilik tanrısına verilen addır. Gerdek gecesi bu tanrıya adandığı için kızlık zarına Hymen denir. Kızlık zarının bilinen tıbbı bir görevi yoktur. Bariyer görevi yapıp kısmen vajinal enfeksiyonlardan koruduğu düşünülse de gerçek bir fonksiyonu yoktur. Günümüzde ve toplumumuzda kızlık zarının tıbbı fonksiyonundan ziyade sosyolojik ve adli öneme sahiptir.

    Kızlık zarın bulunduğu yer: Kızlık zarı ayrı bir organ olmayıp, embriyolojik gelişim sırasısında vajenle birlikte oluşur. Deri kıvrımı şeklinde olan bu doku vajen girişinden yaklaşık 1-1.5 cm içeridedir.

    Kızlık zarının yapısı: Kızlık zarının ön yüzü deri yapısında,arka yüzü ise mukoza ile kaplıdır. Bağ dokusu ve damardan oluşan bu ince zar,çocukluk çağında daha sert ve kalındır. Ergenlikten itibaren hormonların etkisi ile yumuşayıp esneklik kazanmaktadır. Zarın ortası adet kanamasını dışarı atılmasını sağlayacak şekilde açıktır. Çok ender olarak doğuştan kızlık zarı tamamen kapalı olabilir. Yeni doğan veya 2-3 yaşına kadar fark edilirse krem tedavisi denenebilir. Krem tedavisine cevap vermeyen veya ergenliğe kadar bu durum fark edilmemişse operasyonla kızlık zarı açılır. Kızlık zarının ortasındaki açıklık veya delik,yapı ve şekil olarak kişisel farklılıklar içerir. Bu yapı ve şekil farklılıkları Hymen türlerinin belirlemesinde kullanılır. Kızlık zarının kalınlığı ve elstikiyeti kişiden kişiye değişmekle birlikte ilk cinsel ilişkiye izin verecek kadar esnek olması ender görünen bir durumdur.

    İlk cinsel birleşme veya yabancı cisim girişi ile kızlık zarı bir veya birkaç yerinden zedelenip yırtılır. Bu sırada az miktarda kanama meydana gelir. Nadiren ilk birleşmeye takiben bir iki gün daha hafif kanama olabilir. İlk birleşmedeki bol miktarda kanama nadiren kızlık zarının yırtılmasından kaynaklanır. Genellikle bu durum coit yırtığı dediğimiz vajen doku harabiyeti sonucu gelişir. Kanamanın durmaması halinde mutlaka bir jinekoloğa başvurması önerilir.
    Kızlık zarının ne zaman bozulduğunu saptamak istendiğinde birleşmeden sonra en geç 3-4 gün içinde bir jinekoloğa başvurulması gerekmektedir. Bu süre geçtiği takdirde kızlık zarının ne zaman bozulduğunu saptamak mümkün olmaz.

    Kızlık Zarı Onarılması:
    Hymenoplasti adı verdiğimiz bu işlemin yapılabilmesi için herhengi bir ön koşul aranmaz. Kişinin daha önce kaç kere ilişkide bulunması hatta normal doğum yapması bu işlem için engel teşkil etmez. Kızlık zarının onarıldığı ancak Kadın-Doğum uzmanı tarafından anlaşılbilir.

    Kalıcı Kızlık Zarı Onarılması:
    Bu işlem genellikle evlilik tarihi belli olmayan, bekaretinin kaybetmesi ile büyük psikolojik travma yaşayan kişilerde yapılır. Fakat bu işlemin yapılabilmesi ve sonuç alınabilmesi için bir takım ön koşullar gerekir.Bu koşular özetlenirse: Kişinin daha önce mükerrer ilişkide bulunmaması, kızlık zarının yapısı bu şekildeki estetik müdaheleye uygun olması gerekir. Kısacası kalıcı kızlık zarı onarımının kararını kadın-doğum uzmanı hastayı muayene ettikten sonra verebilmektedir. Bu şekilde elde edilen yapay bekaretin hukuki, ahlaki yönleri tartışılmakla birlikte bazen kadının gerçek mağduriyetini (Tecavüz olayları, psikolojik travmalar vs) gidermekte, bazende bekaret nedeniyle cinayetlerin görüldüğü toplumlarda hayat kurtarıcı olmaktadır.

  • Lazerle çatlak tedavisi

    Ciltteki çatlaklar kadınlarda gebelik döneminde daha sık görülmekle birlikte , ergenlik döneminde ve hızlı kilo alıp verme ile kız ve erkeklerde görülebilmektedir.

    Genetik yatkınlık, mekanik gerilme, hızlı kilo alıp verme, vücut geliştirme sporları yapma, uzun süreli kortizonlu ilaç kullanma gibi nedenler oluşumunda etkilidir.

    Kalça, basen, karın ,bel ve göğüslerde daha sık rastlanır.

    İlk oluştuklarında pembe mor renkli iken zamanla renkleri solar gümüşümsü gri renge döner ve görünümleri biraz hafifler.

    Erken evrede tedaviye başlanması tedavi başarısını artırır.

    Tedavide fraksiyonel lazerler tecih edilir.

    Ortalama 4-6 seans planlanmakla beraber cildin durumuna çatlakların derinliğine ve büyüklüğüne bağlı olarak seans sayısı artmaktadır.

    Seanslar 1 ay aralıklarla yapılır.

  • Kadın Genital Sistem Enfeksiyonları ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

    Kadın Genital Sistem Enfeksiyonları ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

    Kadın Genital sistem iltihapları alt genital sistem ve üst genital sistem enfeksiyonları diye ikiye ayrılır.

    Alt genital sistem enfeksiyonları: Vulva(dış dudaklar), Vajen(Hazne), Servix(rahim ağzı), Üretra(idrar yolu) iltihaplarını kapsamaktadır.

    Vulvar Enfeksiyonlar
    Vulvada kaşıntı veya yanma hissi jinekolojk muayeneye başvuran hastaların %10’unda görülür. Vulvada kaşıntı, enfeksiyon, ülser(yara) yapan hastalıklar:

    Vulvar Bit ve Uyuz: Cinsel yolla veya cinsel olmayan yakın temasla geçer. Ayrıca havlu veya çarşaf ortak kullanımındada bulaşıcıdır. Pubik bölgede (kasıklarda) yaygın ve şiddetli kaşıntı yanısıra makülopapüler lezyonlar görülür. Tanı muayeneyle konulup uygun ilaç tedavisi (krem ve şampuanlar) ile kolaylıkla tedavi edilir.

    Molluscum Contagiosum: Pox virusunun yaptığı selim ve iyi huylu olan bir enfeksiyondur. Cinsel veya cinsel olmayan yakın temas veya kendiliğinden(otoinokulasyon) ile geçiş gösterir. Vulvada 1-5 mm arasında ortası çukurlanmış kubbe şeklinde papüller içerir. Tanı nodülden alınan biyopsi ile mikroskopik incelemede konur. Aslıdan muayene sırasında doktor tarafından sıkılarak gelen mumsu materyalın görülmesi ile de tanı konulabilir. Tedavisi özel solusyonlar veya koter veya kriyo ile yapılır.

    Condiloma Acuminata: Genital siğiller dediğimiz bu hastalık sadece vulvada değil Vajen ve servixtede görülebilir. HPV virusun (insan papillom virusu) sorumlu olduğu bu hastalık en yaygın cinsel yolla bulaşan enfeksiyondur. Bu virus aynı zamanda skuamoz kanser ve adenokanserle ilişkisi bulunmaktadır. En sık 15-25 yaşlar arasında görülür. Gebelik, şeker hastalığı ve bağışıklık sisteminin baskı altında olduğu kişiler risk altındadırlar. Siğiller mukoza veya deri yüzeyinde büyüklük ve formasyon farklılığı gösteren pedikullu (saplı) lezyonlardır. Çok yaygın ve bitişik olduğunda karnıbahar görünümü sergiler. Tanı gözle muayene, siğilden alınan biyopsi ile mikroskopik inceleme, Servixten alınan smaerde HPV ile ilgili değişiklikler ile konur. DNA tiplemesi yapılabilir.

    Tedavi: virusu tamamen eradike etmek (vücüttan yok edilmesi) mümkün değil. Ancak semptomatik olarak siğiller asitli solusyon (doktor tarafından uygulanır), Podifilinli krem kullanarak veya koter&kriyo ile lezyonlar tedavi edilir.

    Genital Ülserler(Yaralar)
    Genital Herpes: Uçuk adı ile bilinen genital herpesin etkeni Herpes Simplex tip II dir.

    Cinsel yolla bulaşan bu virus tekrarlayan karakterde olup genital yaralara neden olur. Genital yara dışında sistemik bulgularda eşlik edip hastada ateş ve halsizliğe yol açabilir. Lezyonlar genellikle çok sayıda ve vezikül (içi sulu küçük kesecik) şeklindedir. Veziküller derin olmayıp ağrılıdır. Genellikle birleşme eğlimi gösterir. Bulgular 2 hafta boyuncu kendini gösterir. Bir haftanın sonunda en üst düzeye ulaşır. Daha sonra kendini snırlayarak iz bırkamdan iyileşir. Bağışıklık sistemin baskılandığı durumlarda Lezyonlar tekrarlanabilir. Tanı muayene sırasında gözle konur. Tedavisi ağızdan antiviral tabletler ve lokal krem ile sağlanır. Virusun tamamen yokedlmesi söz konusu değil.

    Granuloma inguinale: Etkeni bir bakteri olup vulvada kronik ülseratif lezyona neden olur. Daha çok Tropikal bölgelerde yaşayanlarda görülür. Çok bulaşıcı olmayıp cinsel temasla veya cinsel temas olmadanda gelişebilir. Belirtiler nodul (et beni) ile başlar daha sonra kırmızı et renginde birbirleriyle birleşen ağrısız ülsere dönüşür. Tanı biyopsi takiben mikroskopik inceleme ile konur. Tedavisi cerrahi olarak lezyonun çıkarılması ve antibiyotik ile yapılır.

    Lenfogranuloma Venerum: Clamidianın lenf dokusunda oluşturduğu enfeksiyondur. Erkeklerde kadınlara göre 4-5 kat daha sık görülür. Genital bölgede önce ağrısız ülser oluşur. Kendiliğinden geçer. 1-4 hafta sonra lenf bezlerinde ağrılı şişlik oluşur. Tanı biyopsi ile konur. Tedavsi cerrahi ve antibiyoik ile yapılır.

    Şankroid (Yumuşak şankr) : Cinsel yolla bulaşan akut bir enfeksiyondur. Gelişemkte olan ülkelerde daha sık görülür. Erkeklerde kadınlara göre 5-10 kat daha fazla görülür. Bu enfeksiyon HIV’ın (AİDS) bulaşmasını kolaylaştırır. Çok bulaşıcı olmasına rağmen ancak zedelenmiş cilt ve mukozadan geçebilir. Önce küçük bir papül şeklinde başlar. Daha sonra sulanıp yaraya dönüşür. Yaralar yüzeyel olup sınırları belli olmayıp çok ağrılıdır. Daha sonra kasık lenf bezlerinde de şişlik ve iltihap oluşabilir. Tanı kültür ile konulur. Tedavisi antibiyotiktir.

    Sifilis: Frengi adı ile bilinen kronik bir hastalıktır. Bulguları çok şiddetli olmasına karşın orta derecede bulaşıcı bir hastalıktır. Etken Treponema pallidum cinsel yolla bulaşır. Enfekte olmuş bir hastayla birkez cinsel temasta bulunmakla karşılaşılan risk %10 dur. Sifilisin jinekolojik olmayan çok sayıda belirtisi vardır. Mikrop cilt ve mukoza yüzeylerinden geçebilir. İlk bulgusu sert ağrısız tek bir Şankır (yara)dır. Bu yara vulva (dış dudak), vajen(hazne) veya servixte(rahim ağzı) görülebilir. Eğer vajen veya servixe yerleşmişse özellikle ağrısız olması nedeniyle farkedilmeyebilir. Bu yara kendiliğinden iyileşir. 6 hfata ile 6 ay süre içerisinde mikrop kan yoluyla vücüda yayılır. Ellerde ve ayak tabanlarında makulopapuler(etbeni benzeri) lezyonlar vulvada cillten kabarık grimsi plak(condiloma lata) oluşumu olur. Bu lezyonlar genellikle ağrısızdır fakat ağrılı lenf bezi büyümesi buna eşlik edebilir. Bu lezyonlarda 2-6 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşir. Hasta tedavi edilmezse mikrop 2 ile 20 yıl boyunca vücütta gizli yaşamaya devam eder. Ara ara cilt bulguları tekrarlanabilir. Tedavi edilmeyen hastaların üçte birinde üçüncü evre bulguları gelişir. Bunlar kalp damar sistemi,kas iskelet tutulumu,sinir sistemi tutulumu ve ölümcül aort anevrizması olabilir.

    • Tanı: lezyondan alınan örneğin mikroskopta incelenmesi ve özel kan tahlilleri ile konur.
    • Tedavi:Penisilin ve alternatif antibiyotik tedavisidir.
  • İple yüz germe(örümcek ağı estetiği)

    Örümcek ağı estetiği ameliyatsız yüz germe işlemidir. İlerleyen yaş ve yer çekimi etkisiyle yanaklar ve gıdı bölgesinde sarkmalar olur ve yüz ovalleşir. İşte bu noktada cildin eski formuna kavuşmasında estetik cerrahiye alternatif olarak ameliyatsız iplerle yüz germe işlemi fayda sağlar.

    Örümcek ağı estetiği uygulamasında cilt temizlenip lokal anestezik kremler uygulandıktan sonra polidiaksanon ipler ince uçlu iğnelerle cilt altına yerleştirilir, bu sayede cildin fibroblastlar yardımıyla kollajen, eslatik lifler üretmesini teşvik eder.

    İşlem yaklaşık 30-40 dakika sürer.

    Kısa sürede uygulanıyor olması, şişlik, morluk yapmaması, iz bırakmaması, basit bir işlem olması, ağrısız olması, ciltte bir kesi olmaması ve sosyal hayattan kopma yaratmaması tercih edilen bir uygulama olmasını sağlamıştır.

    Örümcek ağı estetiği uygulanmasından sonra 6 ayda ipler cilt içinde kendiliğinden erir, asıl beklenen etki 3. ayda başlar, 6. ayda maksimum seviyeye ulaşır ve yaklaşık 3 yıl kadar etkisi sürer.

    Bir uygulamada ortalama 100 adet ip kullanılır. Tekrarlanabilir bir uygulamadır.

    Yüzünde kırışıklıklar ve sarkmaları olan, çene altı ve gıdı bölgesinde belirginleşme veya sarkma olan, cildinde form kaybı olan kadın ve erkeklere uygulanabilir bir yöntemdir.

  • KISIRLIK VE GENETİK

    KISIRLIK VE GENETİK

    Haftada 2-3 kere korunmasız olarak yapılan düzenli ilişkiye rağmen 1 yıllık süre içinde gebelik elde edilememesidir. Evliliğin ilk altı ayı içerisinde gebelik oluşmaz ise çiftlerin panik olmaması ve hemen hekime müracaat etmesi gerekmez. Kısırlık tedavisi yönünden tedaviye başlamadan önce en az bir yıllık bekleme süresi gerekmektedir. çünkü hiçbir sorunu olmayan çiftlerde bile aylık gebelik oranı yaklaşık olarak yüzde 25 tir. 1 yıllık süre sonunda gebe kalma oranı yüzde 80 kadardır. Bu nedenle çiftlerin 1 yıl kadar beklemesi uygundur.

    Bekleme süresi her yaştaki insan için de aynı mıdır?
    Gebelikte kadının yaşı önemli rol oynadığından; 35 yaş üzeri kadınlarda bekleme süresi 6 ay olmalı, 40 yaş üzerindeki kadınlarda ise gebelik isteği durumunda, hiç beklemeden bir merkeze başvurulmalıdır.
    Kısırlıkta; kadına ve erkeğe ait nedenleri ayrı tutmak gerekir. Erkeklerde sperm yapım sorunları en başta gelir. Spermlerin sayısının az veya yetersiz olması, spermlerin hareket ve şekil bozuklukları gebeliği önemli derecede engelleyebilir. Bunun yanında cinsel fonksiyon bozuklukları, erkek üreme yollarının iltihapları ve sistemik hastalıklar gibi nedenler de kısırlığa yol açabilir. Kadınlarda ise; yumurtlama sorunlarının olması, tüplerde iltihap veya tıkanıklık olması, tüplerde anatomik bozukluklar, rahim içerisinde miyomlar ve poliplerin olması ve ayrıca endometriosis, guatr hastalıkları ve şeker hastalığı gibi sorunlar gebeliği engelleyebilir.

    NEDENE GöRE TEDAVİ
    Gebeliği sağlamak amacıyla erkeğe yapılan spermiyogram testi ile erkeğe ait problemler büyük ölçüde aydınlatılabiliyor. Kadınlara uygulanan testler de kadınlara ait problemlerin daha ayrıntılı olarak değerlendirilmesini sağlıyor. Kadın faktörü değerlendirilirken; yumurtalıklar ve yumurtlamanın olup olmaması, tüplerin durumu ve rahim ile ilgili problemler araştırılıyor. Teşhis için yapılan incelemeler tamamlandığında, çiftlerin büyük çoğunluğunda tanı konulur ve nedene yönelik tedavi seçenekleri tercih edilir.

    Herkes için aynı tedavi yöntemi mi tercih ediliyor?
    Kısırlık sorunlarında tedavi, nedene göre yapılır. Erkek kısırlıklarında hastalar ürologlar tarafından değerlendirilir. Var olan problemler, ilaçlarla ya da cerrahi metotlarla tedavi edilebilir. Erkek kısırlıklarında tedaviye cevap alınamadığında, aşılama ya da tüp bebek gibi üremeye yardımcı metotlarla gebelik elde edilebilir. Kadınlarda ise aynı şekilde ilaç ya da cerrahi yöntemlerle birçok vakada gebelik elde edilebilir.

    TüPLER TIKALIYSA VE Hİç SPERM YOKSA SEçENEK TüP BEBEK
    Bazı hastalar direkt olarak tüp bebek adayı olarak değerlendirilirler. Bunlar; her iki tüpü de tıkalı olan kadınlar ile sperm sayısı çok düşük ya da menide hiç spermi olmayan erkeklerdir. Bunun yanında belirli tedavi basamaklarını geçirmiş olmalarına rağmen, gebelik elde edilemeyen çiftler ya da yaş faktörü nedeniyle vakit kaybettirilmek istenmeyen hastalar da tüp bebek tedavilerine yönlendirilirler.
    Tüp bebek tedavileri ilk olarak geliştirildiğinde, bu tedaviyle, ciddi erkek kısırlığı hastaları dışındaki hastalar tedavi edilmekteydi. Tüp bebek tedavisinde, özellikle sperm sayısı ve hareketleri belli değerlerin üstünde olmalıdır. Kadından alınan yumurtalara belirli sayıda sperm bırakılarak yumurtanın döllenmesi beklenir. Ancak sperm sayısı çok düşük ve hareket kusuru ileri düzeyde olan kişilerde, klasik tüp bebek yöntemi ile döllenme oranı çok düşük oluyor ya da döllenme olmuyor. Ancak 1992 yılında mikroenjeksiyon yönteminin geliştirilmesi ile ciddi erkek kısırlığı vakalarında da gebelik edilmesi mümkün olmaya başladı. Bu teknikte her bir yumurtanın içine özel bir mikroenjeksiyon iğnesi ile tek bir sperm enjekte edilerek döllenme sağlanabiliyor.

    Bu hastalarda, cerrahi yollarla testislerden (erkeğe ait yumurtalıklardan) sperm elde edilebiliyor. Mikrodiseksiyon TESE yöntemi ile hastaların ortalama yüzde 55-60 ından sperm elde edilebiliyor. Hastadan çok az sayıda sperm elde edilse bile gebelik şansı mevcuttur.
    Tedaviye rağmen gebelik elde edilmediğinde, eğer herhangi bir anatomik bozukluk da bulunmadıysa, hastalarda birtakım alternatifler düşünülebilir. Bu tekniklerin etkisi yüzde 100 kanıtlanmadıysa da, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı vakalarında alternatif olarak kullanılabiliyor. Bu tekniklerin en önemlileri; PGT adı verilen Preimplantasyon Genetik Tanı Metodu (Gebelik öncesi Genetik Tanı), Endometrial Kokültür denilen rahim içi doku kültürü tekniği ve transfer sonrası kanı sulandıran iğnelerin kullanılması teknikleridir.

    GENETİK TANIYLA SAĞLIKLI BEBEKLER DOĞUYOR
    Gebelik öncesi Genetik Tanı (Preimplantasyon Genetik Tanı Metodu-PGT); kalıtsal bir hastalık taşıyan veya taşıma riski bulunan kişiler için gereklidir. Bunların yanı sıra, akraba evliliği yapıp sakat doğum yapan çiftlere, zararlı etken teratojen ile karşılaşanlara, tekrarlayan gebelik kayıpları ve düşükler yaşayanlara, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı vakalarında, ileri anne yaşı (37 den büyük olan) veya ileri yaşta gebe kalmak isteyenlere ve bazı infertilite (erkek ve kadın kısırlığında) vakalarına da genetik tanı gerekir.

    Genetik Tanı sayesinde, gebe kalmadan genetik tanı yapılması ve sağlıklı bebek elde etmek artık mümkün. Son yıllarda genetik bilimindeki gelişmeler; henüz gebelik oluşmadan, tüp bebek yöntemleriyle laboratuar ortamında geliştirilen embriyolar üzerinde genetik inceleme yapılmasına ve seçilmiş olan sağlıklı embriyoların anne adayının rahmine yerleştirilmesine imkan tanımaktadır.
    Günümüzde riskli gebeliklerde PGT işlemi, kişi daha gebe kalmadan yapılıyor ve ileride oluşabilecek ciddi psikolojik, sosyal ve tıbbi sorunların önüne geçilebiliyor. Genetik Tanı Yöntemi, tüp bebek tedavisi uygulanan çiftlerde yapılır. Tedavi sonucu yumurtalar büyütülür ve toplanır. Spermler ile döllenen her yumurta laboratuarda 3 gün bekletilir. Bunlardan alınan hücreler, ileri moleküler ve sitogenetik laboratuarında incelenir. Hızlı sonuç veren analizler (FISH) yapılır. Ertesi gün anne adayına sadece sağlıklı sonuç çıkmış embriyolar nakledilir. Böylece anne adayı daha gebeliğin başında genetik olarak sağlıklı embriyoları almış olur.
    Gebelik öncesi Genetik Tanı; gebelik şansını artırmakta, düşük şansını azaltmaktadır. Ailelerin sağlıklı çocuk sahibi olmaları sağlanmaktadır. Aile, gebelik sonlandırılmasına bağlı tıbbi ve psikolojik travmalardan korunmaktadır. Gebelikte yapılması gerekecek olan kordosentez, amniyosentez gibi müdahalelere gerek kalmamakta ve gebenin stresi ortadan kalkmaktadır. Talasemi gibi hastalıklarda doku tiplemesi ile doğacak olan bebek ailenin hasta çocukları için tedavi imkanı sağlamaktadır.

  • Lazer ile kılcal damar tedavisi

    Lazerler dalga boylarına göre ciltte belirli derinliklere inerek etki eden sistemlerdir.

    Lazer sistemlerinde deride lazer ışığını tutan kromoforlar bulunur. Bunlar su, hemoglobin ve melanindir.

    Kılcal damar tedavisi için kullanılan lazerler hemoglobin kromoforu üzerinden etki ederler. Büyük ve orta boy varis şeklindeki damarlara lazerler çok etki etmezken ince kırmızı damarlara daha etkilidir.

    Kılcal damarın rengine, derinliğine, çapına bağlı olarak 1 ile birkaç seans arası tedavi, gerekebilir.

    Lazer ile kılcal damar tedavisi sıklıkla yüz ve bacak bölgesinde olmak üzere vücudun heryerine uygulanabilir.

    Lazer tedavisi sonrasında kılcal damarlar ya solar yada kaybolur. Tek seansta kaybolmayan damarlar için işlemi belli aralıklarla tekrar etmek gerekebilir.

    Bazen seans sonrası damar tam olarak kaybolmasa da ilerleyen günler içinde yavaşça solarak kaybolabilir.

    Kılcal damarların lazerle tedavi edilmesinde herhangi bir risk oluşmazken seans sonrası görülen kızarıklık bazen günlerce kalabilir, kabuklanma görülebilir ancak bunlar günler içinde kaybolur.

  • Aile Planlaması

    Aile Planlaması

    Aile planlamasına daha geniş açıdan bakıldığında; bu yüzyılda insan nüfusundaki hızlı artış insanın varlığını tehdit etmektedir. Bugünkü hızıyla dünya nüfusu 47 yıl içinde iki katına çıkacaktır.

    Ergenlikten perimenopoza kadar kadınlar çocuk sahibi olma veya ondan kaçınmayla karşı karşıyalardır. Sonuçta her kadının istediği zamanda istediği sayıda çocuk sahibi olması en doğal hakkıdır.

    Oluşabilecek gebeliğin kalıcı olarak önlenmesine, tıp dilinde ”Sterilizasyon”, bu amaçla kullanılan yöntemlere “Sterilite”, geçici olarak önlenmesine “Kontrasepsiyon”, bu amaçla kullanılan yöntemlere ise “Kontraseptif” yöntemler denir.

    Aile planlamasında birincil hedef anne ve doğacak bebeklerin sağlığını korumaktır. Sık aralıklarla oluşan gebeliklerde anne vücut sağlığı riske girmekte aynı zamanda doğacak bebeklerde düşük doğum ağırlığı, anomali bebek, bebek ölümü gibi olaylarla daha sık karşılaşılmaktadır.

    Kontrasepsiyon Yöntemleri

    Doğal kontrasepsiyon yöntemleri
    Yüzyıllardan beri insanların kullandığı yöntemlerdir. Halk tarafından yaygın olarak kullanılmasına karşın güvenirliği düşük olup risk oranı %30 gibi küçümsenmeyecek düzeylerdedir.

    Kadında doğal kontrasepsiyon yöntemleri
    Vajen yıkanması: İlişki sonrası vajina (Hazne)’nın yıkanması, korunmak açısından tamamen etkisiz olmasının yanısıra, vajen Ph’sını bozmakta, bunun sonucunda vajinal enfeksiyon riski artmaktadır.

    Takvim yöntemi: Doğuganlık ve yumurtlama belirtilerine dayalı bir yöntemdir. Belirtiler izlenerek hangi günler hamile kalma olasılığı fazla olduğu tesbit edilir. Çocuk isteniyorsa bu günlerde korunmasız ilişkide bulunulur. Çocuk istenmiyorsa bu günlerde korunmaya dikkat edilir. Düzenli mensturel siklus’a (düzenli adet gören) sahip olan kadında adetin başladığı günden 14 gün sonra yumurtlama gerçekleşir. Vücut ısısında artış, göğuslerde gerginlik ve hassasiyet, kasık ağrısı, yumurta akı kıvamında beyaz sünen akıntı yumurtlamanın kadın tarafından fark edilebilen belirtileridir. Yumurtlamadan sonra akıntının niteliği değişir. Daha koyu kıvamda ve yapışkan olur. Takvim yönteminde adetin 11.-18.günleri (Adet’in başladığı gün 1. gün kabul edilir.) hamile kalma olasılığı en fazla olan günlerdir. Kadında adet düzensizliği ve belirtileri fark edememe durumlarında bu yöntemin geçerliliği azalıp risk oranı yükselir.

    Laktasyon Amenoresi: Halk arasında süt koruması diye bilinir. Emziren annelerde adet düzeni birkaç şekilde olabilir. Emzirdiği halde normal her ay düzenli adet görebilir. Emzirdiği sürece hiç adet görmeyebilir veya aralıklı düzensiz adet görebilir. Unutmamalı ki emziren annenin adet düzeni ne şekilde olursa olsun hamilelikten koruyucu özelliği yoktur. Özellikle emzirmenin 6. ayından sonra çiftler, emzirmeye engel olmayan etkin korunma yöntemlerinden birini seçmelidirler.

    Erkek’te doğal kontrasepsiyon yöntemleri
    Coitus İnterruptus: Halk dilinde geri çekilme veya dışarı boşalma olarak bilinen bu yöntem de gebe kalma riski yüksektir. Ayrıca uzun süre bu yöntemle korunan çiftlerde erkekte psikolojik sıkıntılara yol açabilmektedir

    Tıbbı kontrasepsiyon yöntemleri
    Modern ve etkin korunma yöntemleri olup güvenirliği %99’a kadar varabilmektedir.

    Kadında modern ve tıbbı kontrasepsiyon yöntemleri

    • Vajinal bariyerler: Diyafram,fitil,spermisid kremler;
    • Diyafram: Rahim ağzına takılır.Vajende bulunan spermlerin rahim içine girmesini engeller.
    • Spermisid kremler: Spermlerin döllenme kabiliyetini yokeder.
    • Vajinal fitiller: İlişkiden 10-15 dk önce vajene yerleştirilir,ilişkiden 6 saat sonrasına kadar vajen herhengi bir şekilde yıkanmaz. Her ilişkiden önce yeni bir fitil kullanılır. Bu yöntemler combine edilerek bir arada da kullanılabilir.Böylece etkinlikleri artar. Emzirmeye herhangi yan etkileri bulunmadığından emzirenlerde bu yöntemler önerilebilir.

    Rahim İçi Araç(RİA): Spiral diye bilinir.
    Gebelikte korunma mekanizması: Yumurtanın rahime ulaşmasını ,spermlerin yumurtaya ulaşmasını engeller. Buna rağmen yumurta döllense bile, spiral rahim içi ortamı bozarak döllenmiş yumurtanın yuvalanmasını önler. Spiral kullanım süresi maksimum 5 yıldır. 5 yıldan sonra RİA+gebelik, spiralın ipinin kopması, Spiral+Dış gebelik olasılıkları arttığından mutlaka değiştirilmelidir. Spiraller materyal bakımından bakırlı olanlar ve hormonlu olan tipleri mevcuttur. Hormonlu spiraller ancak hastaya özel durumlarda ve mutlaka jinekoğun uygun gördüğü zaman takılabilir. Spiral takılmadan önce jinekolog tarafndan hastanın detaylı muayenesi yapılmalı ve spiral takılmasına engel bir durum olmadığı tesbit edilmelidir. Vajinal enfeksiyon, Serviakl erozyon (Rahim ağzıında yara) varsa hastanın tedavisi yapıldıktan sonra spiral takılır.

    Spiral’ın önerilmediği durumlar:

    • Hiç doğum yapmamış kadınlar,
    • Geçirilmiş Pelvik enfeksiyon öyküsü (Kadın genital organ iltihapları),
    • Hipermenore (Adet’in bol ve uzun sürmesi),
    • Tanısı konulmamış vajinal kanamalar,
    • Daha önce Dış Gebelik geçiren kadınlar,
    • Dismenore (Ağrılı adet görme),
    • Myoma Uteri (Rahim’de iyi huylu ur),
    • Allergen bünyesi olanlar.

    Spiral ne zaman takılır?
    Spiral takılması için en uygun zaman hastanın adetli olduğu günlerdir. Bu günlerde kadının hamile olma olasılığı yoktur. Rahim ağzı açık olduğundan işlem daha kolay ve ağrısız geçer. Spiral takıldıktan birkaç gün sonrasına kadar kramp tarzında kasık ağrısı olabilir. İki hafta süresince cinsel ilişkide bulunulmamalı, her 6 ayda en geç 1 yılda spiral kontrol ettirilmelidir. Spiral süresi dolduğunda spiral çıkarılıp hemen yenisi takılabilir. Spiral çıkarıldıktan sonra 6 ay süreyle gebelik oluşamayabilir. Veya başka bir deyişle spiralini çıkartıp çoçuk isteyen kadınlarda 6 ay süreyle gebelik oluşmazsa herhangi bir tetkik yaptırmaya gerek yoktur. Spiral kullanan kadınlarda %2-3 oranında spiral+ gebelik olabilir. Bu nedenle spiral ile korunan kadınlar yinede adet günlerini takip etmelidirler. Spiral ile gebelik olursa, spiral mutlaka çıkarılmalıdır. Hamile kaldığında spiral çıkarılmazsa anne hayatı için tehlikeli olacak düzeyde enfeksiyon olabilir. Su kesesi erken yırtılıp erken doğum kaçınılmaz olur. Hamileyken spiral çıkarıldığında gebelik %50 oranında normal bir şekilde devam edebilir. %50 oranında düşük olabilir. Eğer spiralin ipi yoksa, operasyonla spiral mutlaka çıkarılmalı, gebelik kürtaj ile sonlandırılmalıdır.

    Hormonal kontrasepsiyon (Doğum kontrol hapları, iğneler)
    Etki mekanizması: Yumurtlamayı durdurma, yumurtalıkları baskılama esasına dayanır. Ayrıca rahim ağzı tıkacı koyulaştırarak spermlerin rahime geçmesini engeller. Rahim içi zarı inceltir. Doğum kontrol hapların içeriği Östrojen+Progesteron’dır. Bu hormonlar normalde kadında varolan kadınlık hormonlarıdır. İğnelerde ise aylık iğneler her iki hormonu da depo halinde içerir. 3 aylık iğneler ise sadece Progesteron içerir. Doğum kontrol tabletler ve aylık iğneler adet düzensizliği ve hormonal bozukluk yapmaz. Tam tersi adet düzenleyici etkisi vardır. 3 aylık iğneler ise sadece Progesteron içerdiğinden adet düzensizliği yapabilir. Ancak özel durumlarda, örneğin emziren annelere önerilir. Doğum kontrol hapları ve iğneler düzenli kullanıldığında %100’e yakın koruyuculuğu vardır.

    Doğum kontrol tabletlerin kullanım şekli: İlk kutu adetin 1.günü başlanır. Kutu bittikten sonra bir hafta ara verilir. Bir hafta sonra yeni kutuya başlanır. (Adet günü sayılmaksızın) Her akşam yatmadan bir tablet alınır. Bir akşam unutulursa ertesi akşam çift tablet alınmalıdır. Bir kutuda bu şekilde iki kereden fazla unutkanlık olursa kutunun koruyucu özelliği kalmaz. İki akşam üst üste unutulursa kanama başlar. Görüldüğü gibi doğum kontrol tabletleri kullanılırken en önemli koşul düzenli kullanmaktır.

    Doğum kontrol tabletlerin Avantajları: Koruyuculuğu çok yüksektir. Adetlerin düzenli ve sancısız olmasını sağlar. Adet miktarını azaltarak kansızlığı önler. Rahim ve yumurtalık kanserlerinden koruyucu özelliği vardır.

    Dikkat edilmesi gereken hususlar: 5 yıldan daha uzun kullanılmamalıdır. Emziren annelerde sütün mikatarını azaltıp kalitesini bozduğundan önerilmez. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumaz. Tabletler bırakıldığında 9 aya kadar hamilelik olmayabilir. Tabletler kullanılırken sigara içmemelidir. Aylık ve 3 aylık iğneler kas içine yapılır. Etki ve yan etkileri tabletlere benzer.

    Hormonal korunmanın önerilmediği durumlar: 35 yaş ve üzeri kadınlarda, ailede meme kanseri öyküsü varsa, tanı konulmamış vajinal kanamalar, Myom’u olan kadınlarda, Migren,Depresyon,Varis,Karaciğer hastalığı Tiroid hastalığı olanlarda önerilmez.

    Erkek’te modern ve tıbbı kontrasepsiyon yöntemleri
    Prezervatif kullanımı: Diğer adıyla kondom kullanımı, dışarıya boşalmayla kıyasla daha güvenilir olup, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruma avantajina sahiptir. Kaliteli materyal olmaması durumunda, doğru kullanılmadığında (Sadece boşalma anında kullanılırsa) güvenirliği azalır. Kadında allerji yapma dezavantajina sahiptir.

    Hormonal kontrasepsiyon: Bu amaçla kullanılan preparatların ülkemizde bulunmaması ve erkeklerde cinsel isteksizlik ve cinsel disfonksiyon yaratabilmesi nedeniyle pek önerilmez.

    Sterilizasyon Yöntemi

    Kadında sterilizasyon yöntemi
    Tüp Ligasyonu: Rahim kanallarının cerrahi yollar bağlanmasına denir. Laparoskopik (Kapalı) veya Laparotomik (Açık) yöntemle rahim kanalları bağlanır, böylece yumurta ile sperm’in karşılaşması önlenir. Geri döünüşümü olmayan bu yöntem, çiftler kesin kararlı oldukalarında önerilir. Önemli bir yanetkisi yoktur.

    Erkekte tıbbı sterilizasyon yöntemi
    Vazektomi: Cerrahi müdahele ile erkeğin sperm kanallarının bağlanmsıdır. Operasyon riski çok azdır. Erkek cinsel fonksiyonlarında herhengi bir değişiklik olmaz. Tek dezavantaji bu işlemin geri dönüşümü olmamasıdır. Bu opersyon yapılmadan önce çiftler bir daha asla çocuk istemiyeceklerinin kararını kesin vermeleri gerekir.

  • Lazerle cilt yenileme/gençleştirme

    Cilt yenileme için kullanılan lazer sistemleri cilt içinde ısı oluşturarak, kollogen demetlerini yenileyerek güçlendirerek , yeni kolloge n oluşumunu sağlayarak ciltte düzelme, parlaklık, pürüzsüzlük, kırışıklarda azalma sağlayarak daha genç bir cilde kavuşmayı sağlar.

    Tek seansla alınan başarı genellikle yeterli olmayıp bazen birkaç seans gerekli olabilir. seanslar 4-8 hafta aralıklarla yapılabilir.

    Seanslar acılı olmamakla birlikte seans sonrası ciltte yoğun kızarıklık, bazen şişlik(ödem), yanma hissi birkaç gün sürebilir. Yapılan işlemin derinliğine göre bu süre değişir.

    Lazerle ayapılan hemen her işlem sonrasında olduğu gibi güneşten korunma çok önemlidir. Leke oluşıumunu engellemek için 2-3 saatte bir güneşten koruyucu ürünler kullanılmalı kurumasının önlenmesi için de sık sık nemlendirilmelidir.

    Lazerle cilt gençleştirme işlem yoğunluğuna bağlı olarak ciltte peeling etkisi yarattığından 1 hafta kadar soyulmalar görülebilir. Güneş korumasının etkin yapılamaması riskine karşı yaz mevsiminde yapılması önerilmez.

    İşlem 30-40 dakika civarında sürer ancak sonraki bakım çok önemlidir.