Yazar: C8H

  • Dikkat Eksikliği Nedir?

    Dikkat Eksikliği Nedir?

    Dikkat eksikliği, kalıcı ve sürekli olan dikkat süresinin kısalmasıyla birlikte zihinsel ve fiziksel işlevlerde azalma görünmesidir. “sürekli hayallere dalan”, “ düşünmeden davranan”, “çabuk sıkılan “, “dalgın” vs. gibi tanımlanan birçok çocuk aslında dikkat eksikliği problemi yaşıyor olabilir. Belirtilerin sıklığına bakarak tanı koymak bir uzman gerektirir. Dikkat eksikliği %4-8 oranında sıklıkla görülen bir bozukluktur. Tedavi edilmezse birçok alanda başarısızlık getirebilir. Dikkat eksikliği yaşayan çocuklar artı olarak dürtüsellik ve fazla hareket etme gibi belirtileri gösteriyorsa , “dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu” olarak tanımlanmaktadır.

    Dikkat eksikliği belirtileri nelerdir?

    • Yönergeleri takip edemez, yaptığı işe veya oyuna dikkatini veremez.
    • Eşyalarını kaybeder, düzensiz görünür.
    • Siz konuşurken dinlemiyormuş gibi görünür, detayları gözden kaçırır.
    • Unutkandırlar, kolayca başka bir şeyle ilgilenebilir.

    Hiperaktivite belirtileri nelerdir?

    • Yerinde duramaz, sessiz sakin oyun oynamakta güçlük çeker.
    • Çok konuşur, sorulan sorunun tamamlanmasını beklemeden cevap verir.
    • Sırasını beklemekte zorlanır, olaylara ya da konuşmalara müdahale eder.
    • Sürekli hareket halindedirler.

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayan çocuklara karşı nasıl davranmalıyız?

    • Çok fazla kural koymayın ve kural oluşturduğunuz zaman bu kuralların spesifik ve basit olmasına özen gösterin. Kuralların yazılı olduğu kağıtları duvara asmayı deneyebilirsiniz.
    • Çocuğunuzun yaptığı şeylerle ilgilendiğinizi gösterin ve sık sık geri bildirim vererek yaptıklarını pekiştirin.
    • Başarısızlık ya da olumsuzluklar olduğunda cezalandırmak yerine başarılı olabileceğini bildiğinizi anlatın, destek olun.
    • Çocuğunuz “inatçı, laf dinlemez” olduğu için değil, biyolojik bir bozuklukla karşı karşıya olduğu için zorlandığınızı aklınızdan çıkarmayın.
    • Sürekli nasihat vermeyin, sizi rol model olarak gördüğünü ve davranışlarınızın onu daha çok etkilediğini unutmayın.
    • Sabırlı ve hoşgörülü olmanın hayatınızı kolaylaştıracağını unutmayın. Bu işte birliktesiniz ve elinizden geleni yapıyorsunuz.
  • Romatoid artrite ne sebep olur?

    Romatoid artrit otoimmün bir hastalıktır. Otoimün hastalıklarda, normalde mikroplar, virüsler, vücudumuza yabancı cisimlere tepki gösterip onları uzaklaştıran bağışıklık sistemimiz, kendi dokularına karşı tepki göstermeye ve kendi dokularına zarar vermeye başlar. Bağışıklık sisteminin bu saldırısı iltihabi reaksiyon şeklinde olur. Bağışıklık sistemi vücuda yabancı cisme tepki verirken, bu cisim etkisiz hale getirilince tepki vermeyi durdurur. Ancak RA gibi otoimmün hastalıklarda bağışıklık sisteminin tepkisine bağlı süren iltihabi durum uzun sürelidir (kronik), genelde yaşam boyu devam eder. Farklı otoimmün hastalıklar farklı dokulara etki eder. Romatoid artritte en çok etkilenen dokular eklemlerdir.

    Ebeveynlerinizden size aktarılan genler sizde RA gelişmesine tek başına neden olmaz, ancak RA ortaya çıkma riskinizin diğer bireylere göre daha fazla olmasına neden olur.

    Hava durumu RA’i etkiler mi?

    Romatoid artriti olan bazı bireyler şikayetlerinin soğuk ve/veya nemli havalarda arttığını söylemektedir. Ancak soğuk hava RA ortaya çıkmasına veya hastalığın daha ağır seyretmesine neden olmaz.

  • Kimler romatoid artrit olur?

    Kimler romatoid artrit olur?

    Romatoid artrit, her 100 kişiden birinde görülen bir hastalıktır. Hemen her yaşta olabilmesine rağmen en çok 40-50 yaş arasında ortaya çıkar. Kadınlarda erkeklere göre 3 kat fazla görülür.

    Bazı ailelerde RA birden çok aile ferdinde görülebilir. Ancak anne babalarımızdan aktarılan RA ilişkili genler tek başına hasta olmamıza neden olmaz, sadece bu hastalığın ortaya çıkma olasılığını artırır. İkizlerde bile bir kardeşte RA varsa diğerinde de RA gelişme olasılığı sadece %20’dir. Yani sizde RA varsa çocuğunuzda da bu hastalığın hiç çıkmama olasılığı çıkma olasılığına göre çok daha yüksektir.

    Romatoid artritin ortaya çıkma olasılığını artırdığı bilinen bazı risk faktörleri vardır:

    Sigara içmek

    Aşırı kırmızı et tüketimi

    Çok fazla kahve içmek

    C vitamin düzeyleri yüksek olanlarda ise hastalığın görülme riski çok daha azdır.

    Ne Zaman Doktora Başvurmalıyım?

    Eğer ağrılı ve şiş eklemleriniz varsa ve sabah uyandığınızda eklemlerinizde yarım saatten uzun süren katılık hissediyorsanız doktorunuzla görüşmenizde fayda vardır. Araştırmalara göre RA tedavisine ne kadar erken başlanırsa tedavi o kadar etkili olup, hastalığa bağlı eklem hasarlarını önlemek mümkün olmaktadır.

  • Kaygılı Anne Babalar

    Kaygılı Anne Babalar

    Anne babaların çocukları için kaygılanmaları muhakkak ki normaldir. Her anne baba çocuğu iyi olsun ister ve onu koruma isteğinden kaynaklı bir endişe yaşar. Fakat problem anne babaların kaygılanmaktan ziyade kaygılı bireylere dönüşmesiyle başlar.

    Kaygılı bir anne baba çocuğun bebekliğinden yetişkinliğine kadar daima abartılı bir şekilde bunun gibi şeyler düşünür: Doydu mu, üşüdü mü, aman düşmesin, aman kavga etmesin, bensiz gidemez, yalnız yapamaz,ya hasta olursa, okula alışabilecek mi, kesin başına bir şey geldi, arkadaşlarıyla arası nasıl, ya sınavı kazanamazsa, mezun olur mu, ne zaman evlenecek vs. vs.

    Böyle bir anne baba aşırı koruyucu bir tutum sergiler ve daima her şeyi kontrol etme çabası gösterir. Sürekli engellenen ve müdahale edilerek büyüyen çocuğun;

    -Bireyselleşebilmesi, bağımsızlaşıp sağlıklı ilişkiler kurabilmesi,

    -Özgüven gelişimi,

    -Gerçek yeteneklerini, gereksinimlerini fark edebilmesi,

    -Kendini koruyabilecek becerilerle donanması güçleşecektir.

    Ayrıca; kaygılı anne babaların çocukları da sıklıkla kaygılı olur; dünyayı kötü bir yer gibi algılar, baş edemediği şeylerden kaçınır, hata yapmamak için çoğunlukla hiçbir şeye girişmez. Okula başlamakta zorluk çekebilir, ayrılma anksiyetesi yaşayabilir.

    Anne babaların şunlara dikkat etmesi önemlidir:

    • Öncelikle abartılı kaygıların belirlenmesi ve nedenlerinin düşünülmesi gerekir. Bu aşamada baş edilemezse bir uzmandan yardım alınmalıdır.
    • Anne baba kaygısını azaltabilmek için diğer rollerine (işine vs.) odaklanabilir, kendine hobiler edinebilir, spor yapabilir; bu gibi etkinliklerle kendine vakit ayırması iyi gelebilir.
    • Çocuk sosyalleşmesi, çevresindekilerle iyi ilişkiler kurması konusunda teşvik edilmelidir.
    • Çocuk bağımsızlaşma konusunda yüreklendirilmelidir. Ona güvenildiğini hissetmelidir, böylece o da kendine güvenebilir.
    • Tedbirli olmak normaldir, fakat aşırı koruyucu, engelleyici bir tutum sergilememeye özen gösterilmelidir.
    • Çocuğa tek başına baş edebileceği, kendini koruyabileceği stratejiler kazandırılmalıdır. Bu konuda rol model olunması önemlidir. Çocukların en çok anne babayı gözlemlediği, onların davranış ve tutumlarını örnek aldığı unutulmamalıdır.
  • Romatoid artrit bulguları nelerdir?

    Romatoid artrit bulguları nelerdir?

    Romatoid artrit bulguları genelde dalgalanmalar gösterir. Yani eklem şikayetlerinde bazı zaman artış olurken, bazen de yatıştığı, durulduğu dönemler olur.

    En sık görülen bulguları şunlardır:

    Eklem ağrısı ve şişliği

    Eklemlerde katılık

    Halsizlik ve depresyon

    Kansızlık

    Kilo kaybı

    Gözlerde iltihabi hastalıklar

    Cilt altı dokuda hissedilen bir kaç santimetre büyüklüğünde ağrısız kitleler (Romatoid Nodül)

    Nadiren diğer organ ve dokularda iltihabi süreçler (Ör: Akciğer, kan damarları, kalp zarı gibi)

    Genelde bulgular yavaş seyirli başlar. Sıklıkla el, ayak, el ve ayak bileği gibi küçük eklemlerde rahatsızlık hissi, şişlik hissi ve özellikle sabah uyanınca hissedilen katılık, hareket zorluğu olur. Nadiren ise pek çok eklemde birden başlayan şiddetli eklem ağrısı ve şişliği ile kişinin gündelik hayatını devam ettiremez hale gelmesine neden olur. Eklem bulguları hafif olsa bile yorgun ve bezgin hissetmenize neden olabilir. Kansızlık (anemi) sıklıkla aktif seyreden RA hastalarında görülen bir bulgudur. Bazen ilaç yan etkisi olarak da kansızlık ortaya çıkabilse de genelde hastalığa neden olan iltihabi sürecin bir parçası olarak görülür. Tedavi ile yeterince kontrol altına alınmayan bazı kişilerde kilo kaybı da görülebilir.

    Romatoid artrit asıl olarak eklemlerin hastalığı olsa da vücudun diğer dokularında da rahatsızlıklara neden olabilir. Sıklıkla kasları kemiklere bağlayan tendonlarda iltihaplanma yapabilir. Gözlerde, kan damarlarında, akciğerde kalp zarında iltihabi süreçlere neden olabilir.

    Romatoid nodül, cilt altında yerleşen, birkaç santimetrelik, sert veya orta sertlikte, genelde ağrısız ufak kitlelerdir. Sıklıkla dirsek çevresinde olmakla beraber bazen el ve ayaklarda, bazen de akciğerlerde görülür.

  • Okul Başarısı Nasıl Arttırılabilir?

    Okul Başarısı Nasıl Arttırılabilir?

    Her çocuğun çalışma yöntemleri, bilgiyi öğrenme stilleri (görsel, işitsel, dokunsal) farklılık gösterir. Bunun yanında çocuğun zeka düzeyi, sosyal ve duygusal özellikleri de başarı üzerinde etkilidir. Bu yüzden her çocuğun aynı şeyleri yaparak aynı başarıyı göstermesini bekleyemeyiz.

    Peki çocuğun okul başarısını artırmak için neler yapılabilir?

    Çocuğa görevler verilerek hem sorumluluk duygusunu kazanması sağlanır hem de çocuk bunları başardıkça özgüven gelişimi desteklenmiş olur. Bunlar çocuğun yaşına göre oyuncaklarını toplamak; mutfak işlerine, ev işlerine yardımcı olmak; odasını düzenlemek; çantasını hazırlamak vs. olabilir. Yapamayacağı şeyler istenmemelidir. Yapabildiği şeyleri gördükçe özgüveni gelişen çocuk okulda da derse aktif katılım konusunda daha istekli ve girişken olacaktır.

    Çocuğun günü programlanmalı, okula gittiği, okuldan geldiği, yemek yediği, dinlendiği zamanlar belirlenmeli; kalan sürede ders çalışabileceği zamanlar planlanmalıdır. Teknolojik aletlerle geçirilen süre sınırlandırılmalıdır. Mutlaka sevdiği bir şeyi yapmasına da zaman ayrılmalıdır, bu çocuğun motivasyonunu artırır.

    Çocuğun okulda gösterdiği başarı övgülerle, zaman zaman küçük ödüllerle desteklenmelidir.

    Evde kitap okuması ve sohbet etmesi çok önemlidir. Bu şekilde düşünme becerileri ve sözcük dağarcığı gelişecektir. Okuduğu şeyler üzerinde konuşularak okuduklarını ifade etmesi sağlanabilir.

    Not tutma alışkanlığı kazanması yararlıdır, yazdıklarını kontrol edip eski bilgilerle ilişkilendirmesi için teşvik edilmelidir.

    Ailenin çocuğa rol model olması önemlidir. Kitap okumak, tartışmak, hobilerle ilgilenmek, sanatsal işlerle uğraşmak gibi etkinliklere anne ve baba da katılmalıdır.

    Aile ve okul çocuğa karşı ortak bir anlayış içinde olmalıdır. Böylece tutarsız tutumlar önlenir, çocuğun kafası karışmaz.

    Huzurlu ve güvenli bir aile ortamı oluşturabilmek çocuğun başarısını olumlu etkileyecektir.

    Son olarak; çocuğa aile tarafından koşulsuz sevgi ve yakınlık gösterilmelidir. Aksi takdirde “Başarılı olmazsam beni sevmezler” diye düşünmesi kaygıya yol açar, böylece başarısızlık ortaya çıkabilir. Her şartta, her haliyle sevildiğini bilmesi önemlidir.

  • Romatoid artrit nedir?

    Romatoid artrit (RA), eklem iltihabına neden olan otoimmün, yani bağışıklık sisteminin kendi dokularını tanımayıp onlara zarar verdiği bir hastalıktır.

    Her eklem, iki kemiğin karşılıklı olarak geldiği hareketli bir yapıdır. Eklemler, yapılarına göre belli yönlerde, belli sınırlarda hareket edebilirler. Eklemleri oluşturan kemiklerin uçları kaygan, yumuşak yüzey oluşturan bir kıkırdak ile kaplıdır. Bu sayede eklemleri oluşturan kemikler birbirlerine sürtünmeden ve zarar vermeden hareket edebilirler. Eklemlerin çevresini kaplayan “sinovyum” adlı kalın bir zar vardır. Sinovyum, eklem içinde kayganlığı sağlayan ve eklem kıkırdağını besleyen az miktarda, koyu kıvamlı bir sıvı üretir (sinovyal sıvı) Sinovyum adlı yapının dış yüzünde bulunan “kapsül” adlı kalın tabaka ve “bağ-kiriş” adlı yapılar eklemi oluşturan kemiklerin doğru pozisyonda kalmasını sağlar ve birbirlerinden uzaklaşmasını engeller. Kasları kemiğe bağlayan güçlü, kablo gibi yapılar “tendonlar” da eklemin hareketini sağlar.

    Romatoid Artritte Eklemlerde Ne Olur?

    Öncelikle sinovyumda iltihabi süreç başlar. Etkilenen eklemde ağrı, hassasiyet, sıcaklık artışı ve bazı durumlarda kızarıklık olabilir. İltihabi sürece bağlı eklem sıvısında veya sinovyum zarını oluşturan hücrelerin sayı ve boyutlarında artış olursa eklemde şişlik görülür. İltihabi sürece bağlı üretilen bazı maddelerin eklem bölgesinde birikmesi sinir uçlarını uyararak ağrıya neden olabilir. Yine iltihabi sürece bağlı eklem kapsülündeki gerilme de ağrı olarak kendini gösterir.

    Sık tekrar eden eklem iltihabı ve şişmeleri ile gerilen eklem kapsülü bir süre sonra şişlik geçse bile gergin kalabilir. Bu durumda da eklemin sabit yapısı bozulur ve ekleme ait yapılar olması gerektiği gibi bir arada tutulamadığından eklemde boşalma, takılma ve eklem yapısında bozulmalar başlar.

    Kireçlenme (Osteoartrit) İle Aynı Hastalık mıdır?

    Romatoid artrit ve kireçlenme iki ayrı hastalıktır. Romatoid artritte eklem yüzeyini oluşturan yapılarda iltihabi süreç olurken, kireçlenme (osteoartrit) durumunda eklem yapılarının üzerine binen yük ve yaş etkisi ile mekanik olarak bozulması söz konusudur. Romatoid artritin ilerlemesi ile eklemde ortaya çıkan bozukluklar kireçlenmenin de bu duruma eklenmesine neden olabilse de iki hastalık birbirinden tamamen farklı oluşan, seyreden ve tedavileri tamamen farklı olan iki ayrı rahatsızlıktır.

  • Yenidoğan Bebek ve Anne

    Yenidoğan Bebek ve Anne

    Anne bebek arasındaki ilişki bebek henüz anne karnındayken başlar. Doğum sonrası annenin psikolojik ve bedensel sağlığı bebeği ile ilişkisinde çok önemlidir. Annenin doğum sırasındaki zorluklardan dolayı yaşadığı bedensel rahatsızlığı bebeği ile arasındaki bağın oluşmasını zorlaştırabilir. Bebeğin doğumunun hemen sonrasında anne ile bir araya getirilmesi aralarındaki ilişki için çok önemlidir. Doğumdan 1 saate kadar bebeğin annesini tenine temas etmesi aralarındaki bağı arttıracaktır.

    Anne ve bebeğin bir arada olmaları ve etkileşimde bulunmaları aralarındaki bağın oluşumunu güçlendirir. Bebekler ilk doğduklarında dünyaya henüz adapte olamazlar ve kendilerini hala bir süre anne karnında hissederler. Bu yüzden bebekler özellikle ilk aylarda annelerine daha çok ihtiyaç duyarlar. Sürekli anne kucağında olmak, annesinin kokusunu almak ve tenini hissetmek isterler. Bu yeni doğan bebeklerde sıkça karşılaşılan normal bir durumdur. Bu süreç bebeğin dünyaya alışma evresidir. Bebekler bu dönemlerinde sadece ağlayarak iletişim kurabilirler ,ağlayarak acıktıklarını, uykularının olduğunu, altına yaptığını belli eder ya da sadece annelerini özlediğini için ağlar. Böyle durumlarda anne bebeğini kucağına alıp onunla konuşabilir çünkü bebekler annelerinin seslerini diğer seslerden ayırt edebilir.

    Bu dönemde bebek her ağladığında kucağa alınmalı çünkü bebek annesinin kokusunu alınca sakinleşir. Böylece bebek daha sakin ve huzurlu bir dönem geçirecektir.

    Bebekler anne karnındayken anne ve babasının sesini ayırt etmeye başlar. Dünyaya adapte olma evresinde anne ve babanın sesini duymak bebeği rahatlatacaktır bu yüzden ebeveynlerin sık sık bebekle konuşması gerekir.

    Bebek yaklaşık 3 haftalıkken daha canlı bir hal alıyor yani uyanık kalma süresi artıyor, agulamaya başlıyor. Aynı zamanda özellikle annesinin sesini duyduğunda sessiz kalıp sesi dinlemeye başlıyor. Böyle durumlarda anneni bebekle sohbet etmesi aralarında bağ için oldukça önemlidir. Goodfriend’in makalesine göre bebek annesinin sesini ve gülücüklerini duyduğunda kendini daha huzurlu hissediyor. Ayrıca doğumdan hemen sonra anneden ayrılan bebeklerde gelişimin yavaşladığı belirtilmiştir.

    İlk ayın sonunda bebekler gülücüklere tepki verebilir, ağlama dışında sesler çıkarabilir ve yüze odaklanabilir. Bu nedenle bebekle bu yollarla iletişime geçmek bebek-anne arasındaki bağ için oldukça önemlidir. Bebekler yemeğe ihtiyaç duyduğu gibi anne sevgisine de ihtiyaç duyarlar. Annelerin bebeklerini öpmeleri, sarılmaları ve onlarla temas kurmaları bebeğin gelişimi için önemlidir.

  • Lupus tanısı nasıl konur?

    Lupus tanısı nasıl konur?

    Lupus tanısı bulgularınıza, doktorunuzun yaptığı muayene ve kan sonuçlarına göre konur. Lupusta görülen pek çok bulgu diğer hastalıklarda da olabileceğinden doktorunuzun diğer hastalıkların olup olmadığı konusunda incelemeler yapması gerekebilir.

    Tanıya ulaşmada pek çok farklı kan testi kullanılır:

    Anti Nükleer Antikor (ANA):

    Lupus hastalığı olan bireylerin %95’inde ANA testi pozitif saptanır. Ancak bazı sağlıklı bireylerde de düşük titrelerde ANA pozitif olabileceği için hastalığa kesin tanı konmasını sağlamaz. Ayrıca Lupus hastalığının da dahil olduğu “Bağ Dokusu Hastalığı” denen ve farklı bulgularla seyreden bir grup hastalıkta da ANA (+) bulunabilir.

    Anti Çift Zincir DNA (Anti-dsDNA) Testi:

    Lupus hastalığı olan bireylerin %70’inde pozitif bulunur. Bu testin pozitif olması lupus hastalığının olduğu ihtimalini iyice güçlendirir, çünkü lupus olmayan bireylerde genelde bu test pozitif bulunmaz. Bu testin yükseliyor olması sıklıkla daha aktif seyreden hastalıkla ilişkilidir ve bazen tedavi yoğunluğu buna göre düzenlenir. Bu nedenle düzenli takiplerde zaman zaman anti-dsDNA bakılması gerekebilir.

    Anti-Ro Antikor Testi:

    Bu testiniz pozitifse daha çok raş denen cilt bulgularının olması ve göz ile ağız kuruluğu bulguları ile seyreden Sjögren Sendromu denen durumun hastalığa eşlik etmesi beklenir. Hamilelikte ise bu antikorlar anneden bebeğe geçebilir ve bu açıdan hamilelik sürecinin daha yakın takip edilmesi gerekir.

    Antifosfolipid Antikor Testi:

    Bu testin pozitif olması damar içinde pıhtı oluşumu ve hamilelikte düşük riskinin artması ile ilişkilidir.

    Kompleman Düzeyleri (C3 ve C4):

    Komplemanlar, kanda bulunan ve bizi mikrobik enfeksiyonlardan koruyan bir grup proteindir. Lupus hastalığı alevlendiğinde kandaki kompleman düzeyleri düşer.

    Eritrosit Sedimantasyon Düzeyi (ESR): Kan hücrelerinin test tüpünde çökme hızının değerlendirilerek iltihabi süreci değerlendiren testtir. ESR lupusta genelde yüksek bulunur.

    Böbrek ve Karaciğer Fonksiyon Testleri:

    Bir grup kan ve idrar testi ile yapılır. Bu şekilde hastalığa veya tedavide kullanılan ilaçlara bağlı ortaya çıkabilecek sorunların saptanması ve tedavinin buna göre düzenlenmesi sağlanır.

    Kan Sayımı:

    Bu testle kandaki hücreler değerlendirilir. Bu hücreler alyuvarlar, akyuvarlar ve trombositlerdir. Tüm bu hücreler kemik iliğinde yapılır ve bu test yoluyla kemik iliğini hastalık veya ilaç etkisine bağlı etkilenip etkilenmediği tespit edilebilir.

    Diğer Testler:

    Diğer bazı testler etkilendiği düşünülen organa göre istenebilir. Röntgen, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans gibi tetkikler zaman zaman hastalığın değerlendirilmesi için kullanılabilir.

    İdrar testi ile böbrekte hasar varlığı değerlendirilebilir. İdrarda artmış protein atılımı veya kan hücresi varlığı ile böbreklerin hastalıktan etkilenmesi erken olarak tespit edilip ciddi böbrek hasarı olmadan tedavi başlanması mümkün olabilir.

    Bazı zamanlarda da etkilendiği düşünülen doku veya organdan biyopsi yoluyla örnek alınıp değerlendirilmesi ve tedavinin buna göre düzenlenmesi gerekebilir.

  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), son derece önemli akademik, sosyal ve psikiyatrik sorunlara yol açabilen ve olumsuz etkileri yaşam boyu sürebilen bir hastalıktır. DEHB, anne-babaların veya öğretmenlerin tutum hatalarından kaynaklanmaz. DEHB genetik nedenli, nörobiyolojik bir hastalıktır. Kız çocuklarına oranla, erkekler çocuklarda daha sık rastlanmaktadır. Evde ve okulda dikkatlerini yoğunlaştırmakta zorluk çekerler, çünkü onlar önemli-önemsiz duyumları ayırt etmekte zorlanırlar. Sınıfta hem öğretmeni duyarlar, hem caddedeki arabayı, hem de yandaki sandalyenin gıcırtısını… Aynı şekilde, hem ders anlatan öğretmeni görür, hem tahtadaki resimleri, hem de yanındaki arkadaşının kazağındaki çizgileri… Odaklanmakta o denli zorlanırlar ki, büsbütün vazgeçerler. Sadece ilgilerini çokça çeken heyecanlı bir film ya da bilgisayar oyununa konsantre olabilirler ve aileler bu nedenle ‘isterse yapar’ düşüncesine kapılır. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun olduğunun söylenebilmesi için, çocukta bahsedilen belirtilerin 7 yaşından önce görülmesi ve bu belirtilerin diğer insanlardan çok daha şiddetli görülmesi gereklidir. Yani her hareketli çocuk ya da her dikkat dağınıklığı olan çocuk DEHB olarak tanımlanamaz.   DEHB tanısı konabilmesi için bazı dikkatsizlik semptomları çocuklarda gözlemlenmelidir. Bu belirtilerin hem ev hem de okul ortamında gözlemlenmesi gerekir.

    Bu belirtiler;

    Çocuğun dikkati dış etkenlerden kolaylıkla dağılır.
    Çocuk çoğunlukla unutkandır.
    Dikkatini ayrıntılara veremez, yaptığı aktivitelerde okula gidiyorsa ödevlerinde dikkatsizlikten kaynaklı hatalar yapar.
    Eşyalarını kaybeder.
    Çocuk mental yani zihinsel aktivite gereken görevlerden kaçmak ister.
    Çocuk yönergeleri izleyemez, ödevlerini, aktivitelerini, üzerine düşen ufak tefek görevleri tamamlayamaz.
    Plan yapmakta sorun yaşar.Kısaca kişinin sosyal yaşantısını olumsuz etkilemektedir.

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB)’ nun türleri

    DSM-IV’ TR’ nin yaptığı sınıflamaya göre, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB) DEHB’ nun üç alt tipi bulunmaktadır.

    1. Dikkat eksikliğinin ön planda olduğu tip,

    2. Hiperaktivite-impulsivitenin ön planda olduğu tip,

    3. Hem hiperaktivitenın hem de dikkat eksikliğinin bir arada bulunduğu tip.

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB)’nu tam anlamıyla ;değerlendirebilmek için beyin gelişimini anlamak gerekir. Bu gelişimdeki Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB) için önemli olabilecek en fazla çeken şey unsur, yaşla beraber beyindeki dopamin konsantrasyonun azalmasına paralel olarak inhibitör etkinin artmasıdır. Çocuk tedavi olmasada hiperaktivite zaman içeriside azalır. Ancak dikkat eksikliği yönündeki belirtilerde herhangi bir gerileme olmaz. DEHB üç temel belirti kümesinden oluşur:

    Dikkat Eksikliği:

    – Belirli bir işe ya da oyuna dikkat vermekte zorlanma

    – Dikkatin kolayca dağılması

    – Dikkatsizlikten kaynaklanan hatalar yapma

    – Başlanan işin yarım bırakılması

    – Kendisiyle konuşulurken, dinlemiyormuş gibi görünme

    – Görev ve etkinlikleri düzenlemekte zorlanma

    – Ev ödevi, ders içi etkinlikleri gibi yoğun zihinsel çaba gerektiren işleri yapmaktan kaçınma

    – Etkinlikler için gereken eşyaları kaybetme

    – Günlük etkinliklerde unutkanlık

    Aşırı Hareketlilik:

    – Oturduğu yerde kıpırdanma, ellerin ayakların oynatılması

    – Belirli bir süre bir yerde oturamama, sürekli hareket etme

    – Gereksiz yere sağa sola koşturma, eşyalara tırmanma

    – Sakin bir biçimde oyun oynayamama ya da başka bir işle uğraşma

    – Çok konuşma

    Impulsivite/Dürtüsellik:

    –Sorulan soru tamamlanmadan yanıt verme

    – Sırasını beklemekte güçlük çekme

    – Başkalarının sözünü kesme ya da oyunlarında araya girme

    – Sonucunu düşünmeden koşma, itme, çekme

     Tedavi yöntemleri;

    İlaç tedavisi

    DEHB sıklıkla, DEHB’li kişilerin beyinlerinin kontrol işlevinin harekete geçirilmesi için uyarıcı ilaçlarla tedavi edilir. Bazı kişilerin tedavilerinde ise uyarıcı olmayan ilaçlar tercih edilebilir. Uyarıcı olmayan ilaçlar, uyarıcı ilaçların %70-80 etkisine sahiptirler, yan etkileri daha azdır ve  bir tedavi seçeneğidirler. Hiperaktivite ve dürtüselliği azalttığı ve odaklanma, çalışma ve öğrenme becerilerini arttırdığı için DEHB için kullanılan ilaçlar bazı kişilerde faydalı olup, fiziksel koordinasyonlarında da gelişim gözlemlenir. Ancak hepimiz farklıyız. Birçok ilaçta olduğu gibi, herkesin aynı ilaç tedavisine vereceği cevap da farklı olur. Kişiden kişiye farklılıklar nedeniyle en doğru ilacı ve en doğru dozajı bulmak için genel bir formül maalesef yok. Tolere edilebilen yan etkilerle birlikte uygun olan en iyi dozaj, o kişiye en iyi etki eden dozajdır.

    1960’larda Dr. GuyBérard tarafından geliştirilen yöntem, kulaklık vasıtasıyla gelen seslerin ayrıştırılarak algı sistemini uyarmasına dayanır. Özel olarak seçilmiş, frekanslarla ve filtrelerle değiştirilmiş müzikler, özel bir kulaklık vasıtasıyla eğitimi alan kişiye ulaştırır. Uygulama sonrası algının artması, işitmenin dinlemeye dönüşmesi; sonuç olarak öğrenilenlerin davranışa dönüşmesi sağlanır.

    Play attention:

    1996’dan beri Amerika’da okullarda, evlerde, öğrenme merkezlerinde, hastanelerde ve psikolojik danışmanlık ofislerinde, uzman eğitmenler tarafından uygulanan yöntem, sınıfta yada günlük hayattaki gerekli becerileri geliştirir. Yöntemde odaklanmayı gösteren beyin dalgalarını okuyan bir kol cihazı kullanılır, çocuk beyin dalgaları ile bilgisayardaki oyunları kumanda eder. Bu oyunlar, kullanıcının gerçek zamanda dikkatini görmesini sağlar, odaklanma süresini geliştirir. Ayrıca dikkat dağıtıcıları önemsememeyi, hafızayı geliştirmeyi, yapması gereken görevleri bitirmeyi ve organize olmayı da öğretir.

    Neurofeedback (NF)

    Neurobiofeedback, nöroterapi ya da sinir geri bildirim tedavisi diye de bilinen yöntem, beyin dalgalarını istenilen şekilde değiştirmeye ya da şekillendirmeye yarayan mental egzersiz yöntemidir. Uygulama yapılacak kişinin kulağına, parmağına elektrotlar takılır. Böylece beyin aktiviteleri bir bilgisayara aktarılıp görünür hale getirilir. Yapılan inceleme sonrasında beynin hangi bölgesi ile çalışılacağı, hangi bölgelerin taranacağı, hangi bölgelere tedavi uygulanacağı tespit edilir. Bu tespit sonrasında kişiye özel olarak hazırlanmış grafikler ve eğlenceli aktivitelerle kişi düzensiz olan vücut aktivitelerini düzeltmeye çalışır. Aynı kaslar çalıştırarak vücut kuvvetlendirilir, beynin bozuk olan frekansları için beynesürekli egzersiz yaptırılır. Amaç düzelmeyi kalıcı hale getirmektir.

    DEHB Koçluğu

    Kimi zaman koçluk, ilaç tedavisine ek olarak kullanılır; kimi zamansa ilaç tedavisine başlamadan önce alternatif olarak denenebilir. DEHB koçu tüm uygulanan yöntemler arasındaki koordinasyonu sağlayabildiği gibi, kişiye ihtiyaç duyduğu konularda kendi ayakları üzerinde durabilmesi için gereken desteği verir. Kişinin potansiyelini doğru kullanmasında, yöntem ve yapı oluşturmasında, yaşadığı zorlukların üstesinden gelmesinde kendi gücünün ve becerilerinin farkına varması için yardımcı olur. 

    DEHB’liler kendi koydukları hedefleri gerçekleştirmek için ihtiyaçları olan her şeye sahiptirler; ilaç kullanımından koçluk desteğine, iyi beslenmeye kadar kendileri için uygun olan destek yöntemlerini belirlemeleri gereklidir.

    Sizin için en doğru kararı verebilmek adına gerçekten bilgilenmeyi ve araştırma yapmayı ihmal etmeyin.