Yazar: C8H

  • Gut hastalığının bulguları nelerdir?

    Gut hastalığının bulguları nelerdir?

    Ürik asit kristallerinin birikip eklem iltihabına neden olduğu eklemlerde aşırı hassasiyet, ağrı, sıcaklık artışı, şişlik ve kızarıklık görülür. Etkilenen eklemin üzerindeki cilt bölgesi parlak görünümdedir ve bazen deride soyulmalar olabilir. Ataklar en sık ayak başparmak kökünde olur ve genelde geceleri başlar. Bulguların başlaması birkaç saat içinde olur. Ağrılı ekleme en ufak temas, hatta yatak örtüsünün bile değmesi ciddi hassasiyet ve rahatsızlığa neden olabilir.

    Sıklıkla ayak başparmağında olsa da diğer ayak eklemleri, ayak bileği, dizler, dirsekler, daha nadiren el eklemleri ve el bileğinde de olabilir. Genelde tek veya birkaç eklemde kendini gösterir. İlerleyen yıllarda, tedavisiz durumlarda çok sayıda eklemde aynı anda eklem iltihabı gelişebilir. Vücut merkezine yakın omurga, kalça, omuz gibi eklemlerde görülmesi çok nadirdir.

    Ürik asit kristalleri eklem dışı bölgelerde de birikebilir. Cilt altı bölgede “Tofüs” denen küçük, sert, beyaz yumrular şeklinde olabilir. Bu yumrular genelde ağrısızdır ancak bazen yumrunun yırtılması ile içindeki ürik asit kristalleri püy benzeri, peynirimsi beyaz bir materyal akabilir.

  • Verimli Ders Çalışma Teknikleri

    Verimli Ders Çalışma Teknikleri

    1)Çalıştığınız yer, fazla soğuk ya da sıcak olmamalı iyi havalandırılmalı ve sessiz olmalıdır.

    2)Çalışma odasındaki poster, afiş ve resimler dikkatinizi dağıtır.

    3)Çalışmaya başlamadan önce çalışma sırasında gerekli olabilecek bütün malzemelerin yanınızda bulunması, dikkatinizin dağılmasına engel olur.

    4)Çalışırken müzik dinlemek, televizyon seyretmek verimli ders çalışmanıza engel olur. Zihniniz iki işi aynı mükemmellikte yapamaz.

    5)Yazarak ders çalışın öğrenme daha kalıcı olur.

    6)Kendinize bir ders çalışma programı yapın ve daima uygulayın.

    7)40 dakika çalışıp 10 dakika tekrar ettikten sonra 10 dakika ara vermek gerekir. Böylece hatırlama daha iyi olur. Bu dinlenme sırasında televizyondan uzak durun.

    8)Hiç tekrar yapılmazsa öğrenilenlerin % 30’u unutulur.

    9)Problem çözerken çözüme ulaşıncaya kadar ara vermemek lazımdır.

    10Dersi dinledikten sonra sınava kadar hiç tekrar edilmemesi sınav akşamı o ders ile ilgili hiçbir şey öğrenilmemiş gibi yeniden çalışma anlamına gelir.

    11)İlk tekrar dersi öğrendikten sonra, ikinci tekrar hafta sonu, üçüncü tekrar sınavdan bir hafta önce, dördüncü tekrarda sınav akşamı yapılırsa öğrenme tam gerçekleşir.

    12)Dinlerken sürekli gözlerinizle öğretmeni takip edin, bu sizin dersi dinlerken dikkatinizin dağılmasını önler.

    13)Dersi dinlerken, öğretmenin sınavda çıkacak sorular üzerinde daha çok durduğuna dikkat edin.

    14)Anlamadığınız yerleri tekrar anlatması için, öğretmeninize başvurmaktan çekinmeyin.

    15)Hayal kurmak çalışmanıza engel olur. Hayal kurmaya başladığınızı fark ederseniz, bunu çalışma sonrasına erteleyin ya da hayal kurmaya devam edin ve tamamlayınca derse dönün.

    IWAS demiş ki:

    Aynı saatte aynı yerde çalışıldığında daha çabuk konsantre olunuyor. 

    Unutmayın, ders çalışmanızdan sorumlu tek kişi sizsiniz…

    BAŞARININ YOLUNU, UNUTMA…

    1-HEDEF BELİRLE

    2-DERSE ÖN HAZIRLIK

    3-PLANLI ÇALIŞMA

    4-DİNLENME

    5-MOTİVASYON

    6-VERİMLİ ÇALIŞMA

    7-DERSLERİ TEKRAR ETMEDİR.

  • Gut nedir?

    Gut nedir?

    Gut hastalığı en ağrılı iltihabi eklem hastalıklarından biridir. Ataklar halinde seyreder ve genelde ataklar hızlı bir şekilde ve çok zaman gece saatlerinde başlar. Gut, nedeni en iyi anlaşılan eklem iltihaplarından biridir ve bu nedenle tedavi ve korunmada etkili yöntemler geliştirmek mümkün olmuştur.

    En sık görülen iltihabi eklem hastalığıdır ve toplumda %1,5 civarında bireyi etkiler. Daha çok erkeklerde görülür ve menopoz öncesi kadınlarda görülmesi nadirdir. Genelde 40-50 yaş sonrası görülmekle beraber her yaşta Gut gelişebilir.

    Bir zamanlar Gut’un sadece aşırı yemek ve çok alkol almakla ilişkili olduğu düşünülmekteydi. Bu faktörlerle Gut gelişme riski gerçekten de artmış olmakla beraber tek neden bu değildir.

    Gut hastalığı vücuttaki bazı kimyasal süreçlerin sonucu olarak ortaya çıkar. Metabolik süreçlerin son ürünlerinden olan ürik asit adlı maddenin bazı kişilerde ve bazı durumlarda böbrekten yeterince atılması mümkün olmaz. Ürik asit, eklem içinde kristal denen çözünmeyen yapılar oluşturarak ağrılı bir iltihabi süreci başlatabilir. Ailenizde Gut hastalığı olan bireyler varsa sizde de bu hastalığın olma olasılığı daha fazladır.

  • Çocuğum Artık Okullu Oldu!

    Çocuğum Artık Okullu Oldu!

    Okula başlangıç süreci içerisinde aileler birçok kaygı yaşamaktadır. Bazı aileler çocuklar kendinden ayrıldığı için, suçluluk duygusu yaşayabilirler ve bu durumdan dolayı kendilerini kötü hissedebilirler. Ebeveynler tarafından çocuğa hissettirilen bu duygular, çocuğun kaygısını arttırıcı bir faktör olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu nedenle ailenin kararlılığı ve iç rahatlığı çocuğun uyum sürecini kolaylaştırıcı bir faktör olması açısından çok önemlidir.
    * Çocuğun okula başlama sürecinde, çocuğun olduğu kadar ailenin de bu sürece duygusal olarak hazır olması gereklidir. Çocuğun evden çıkarken, anne ve babanın üzüntü ve kaygısını hissetmesi uyum sürecini zorlaştırmaktadır.
    * Okula uyum sürecindeki tepkiler, bireysel farklılıklar gösterebilmektedir. Bazı çocuklar okula geldikleri ilk üç gün ya da bir hafta, ilgili ve istekli olur. Okul onun için arkadaş bulabileceği yeni şeyler öğrenebileceği Ancak zamanla annesi ile birlikte olma isteği artar, sürekli okula gelmenin anlamını yeni kavrar ve tepki gösterir. Bazı çocuklar ise en baştan itibaren anneden ayrılmak istemez . Annesinin sınıfa gelmesini, yanında annesinin yedirmesini ister ve doğal olarak da ağlama davranışı gözlenir.
    *Okula uyum sürecinde yaşanan sorun yalnızca anneden ayrılma zorluğu değildir. Evlerinde bakıcı bulunan birçok çocuk daha önceden anne ile ayrılığı yaşamıştır fakat ayrılığı güvenli, kendi oyuncaklarının olduğu kendi evinde yaşamıştır. Okula başladığında bu güvenli ve tanıdık ortamı bulamaz. (Örneğin,aynı sırayı başkasıyla paylaşmak onun için oldukça zordur. Özellikle ben merkezci olduğu bu dönemde.)
    UYUM SÜRECİNDE AİLENİN YAPABİLECEKLERİ
    *Ailenin göstereceği kararlılık, sabır, başladığı eğitim kurumuna gösterdiği inanç ve güven çocuğun uyumunu kolaylaştırır.
    *Okul hakkında çocuğa açıklama yapmak ve okulu tanıtmak, uyum sürecini kolaylaştırır. Çocuğun okulu sevmesi ve istemesi; uyumu için aile çocukla birlikte okula gitmeli, okulun her tarafını gezmeli, çocuğu öğretmen ve idarecilerle tanıştırmalıdır.
    *Okulun sadece çocukların gittiği bir yer olduğu söylenip, anne ve babaların bulunmadığı, işe gittiği açıklanmalıdır.
    *Aile çocukla geliş gidiş saatleri ile ilgili konuşmalı, sadece belli bir zaman dilimi içinde okulda kalacağını söylemeli, onu alabileceği süreyi onun anlayacağı terimlerle anlatıp, o süreyi geçirmeden almaya dikkat etmelidir.
    *Okulun her gün gidilmesi gereken ,eğitim, arkadaş yeri olduğu anlatılmalı ancak abartılmış ve yanlış bilgi verilmemelidir. Aksi durumda çocuk kendisine anlatılanlarla bulduklarını karşılaştırdığında hayal kırıklığına uğrayacak ve okula güveni kalmayacaktır.
    *Özellikle ortalama üç gün olan oryantasyon süreci geçildiğinde; çocuk kapıdan teslim edilip kapıdan teslim alınmalı ve vedalaşma mümkün olduğunca kısa tutulmalıdır. Vedalaşmada çocuk ağlamaya başlasa bile ayrılma konusunda kararlı davranılmalıdır.

    *Okulun sadece çocukların gittiği bir yer olduğu söylenip, anne ve babaların bulunmadığı, işe gittiği açıklanmalıdır.
    *Aile çocukla geliş gidiş saatleri ile ilgili konuşmalı, sadece belli bir zaman dilimi içinde okulda kalacağını söylemeli, onu alabileceği süreyi onun anlayacağı terimlerle anlatıp, o süreyi geçirmeden almaya dikkat etmelidir.
    *Okulun her gün gidilmesi gereken oyun, arkadaş ve eğitim yeri olduğu anlatılmalı ancak abartılmış ve yanlış bilgi verilmemelidir. Aksi durumda çocuk kendisine anlatılanlarla bulduklarını karşılaştırdığında hayal kırıklığına uğrayacak ve okula güveni kalmayacaktır.

    * Onu öpüp ‘Ben şimdi gidiyorum’ deyin ve geri geleceğinizi söyleyin. Bunun ne zaman olacağını onun anlayacağı terimler çerçevesinde ifade edin. Sonra elinizi sallayın ve yolunuza devam edin. İyi olduğunu kontrol etmek için durup arkaya göz atmayın. Bu davranışlar uyum sürecini zorlaştıracak ve zaten hassas olan çocuğunuz sizin hassasiyetinizi de fark ettiğinde, bunu kendisinin istediği şekilde kullanmaya başlayacaktır.
    *Çocuk okula geldiğinde ebeveyninin yanında ağlıyorsa ve onun gitmesine izin vermiyorsa, okula bağımlı olmadığı bir kişi tarafından getirilmesi sağlanmaya çalışılmalıdır. Okula düzenli devam etmesi konusunda ısrarlı davranılmalıdır.
    *İlk günlerde fazla soru sormak neler öğrendiği ya da birçok detayla ilgili çocuğa soru sormak uyum sürecini bozabilir. Sadece ‘Günün nasıl geçti?’ diye sorarak kendisinin anlatması beklenilmelidir. (Okulla ilgili alınması gereken detay bilgiler kurumla birebir irtibata geçerek alınmalıdır.)
    *Okula gidiş tüm aile bireyleri tarafından desteklenmeli ve aile bireyleri uyum içerisinde olmalıdır.
    *Aile çocuğa okula mutlu olacağını, güvenli olacağını, orada onunla ilgilenecek bir öğretmeni olacağını, isteklerini öğretmeni ile paylaşabileceğini söyleyerek çocuğun öğretmenine karşı güven duymasını sağlamalıdır.
    *Uyum sorunları hafta başından hafta sonuna doğru aşağı bir ivme gösterecektir. Ancak hafta sonu araya girdikten sonra bu ivme tavan yapabilir. Bunun normal bir süreç olduğu ve SABIR-SAKİNLİK-KARARLILIK’ın bu süreci kolaylaştırıcı faktörler olduğu unutulmamalıdır.

  • Romatoid artrit: hastalığınız için siz neler yapabilirsiniz?

    Romatoid artrit: hastalığınız için siz neler yapabilirsiniz?

    Romatoid artrit bulguları artıp azalan, dalgalanmalar gösteren bir seyir izler. Bazı zaman stres, soğuk algınlığı, aşırı yorulma gibi alevlenmeyi tetikleyici nedenler tespit edilebilse de çok zaman hastalığı yeniden alevlendiren neden bulunamaz. Bu durumun tahmin edilemez olması çok zaman gündelik hayatı planlamada zorluklar yaratabilir. Aileniz ve arkadaşlarınızın her gününüzün aynı olmadığı, ağrılar nedeniyle kendinizi kötü hissedebileceğiniz günler olabileceği konusunda bilgilendirmenizde fayda olabilir.

    Romatoid Artritin ağrılarla giden kronik bir hastalık olması nedeniyle bu hastalığı olan kişilerde depresyon gelişme olasılığı genel topluma göre biraz daha fazladır. Kendinizi psikolojik olarak kötü, moralinizi düşük hissettiğinizde bunu doktorunuzla paylaşmanızın faydası olabilir.

    Ara alevlenmeler için almakta olduğunuz rutin tedaviye ek olarak yine doktorunuzun önerdiği ağrı kesici ilaçları kullanabilir, şiddetli eklem yakınması olan bölgeye doktorunuzun önerdiği şekilde soğuk uygulayabilirsiniz. Eğer bu alevlenmeler sık tekrarlıyor veya sürekli ağrıdan şikayetçi iseniz sizi takip eden doktorunuzu bu konuda bilgilendirmeniz gerekir. Bu şekilde tedavi yeniden düzenlenir.

    Egzersiz

    Dinlenme ve egzersiz dengesini korumak bu hastalık için önemlidir. Dinlenmekle ağrılar rahatlıyor gibi hissetseniz de hareket edilmediğinde eklemlerde katılık ve kaslarda güçsüzleşme başlar. Eklemi fazla hareket ettirmeden yapılabilecek “izometrik egzersizler” bu durumda size katkı sağlayabilir. Bu tür egzersizler durağan pozisyonda yapılır ve bu yolla eklem açısı ve kas uzunluğu fazla değişmez. Birçok Yoga pozisyonu izometrik egzersiz için uygundur. Bir fizyoterapist önerisiyle bu egzersizler denenebilir ve beraber size uygun olanlar belirlenebilir.

    Egzersiz yapmak eklem ve kas sağlığı dışında kalp-damar sağlığı ve genel sağlık için de faydalıdır. Eğer yaptığınız bir egzersiz hareketi eklemlerde ağrı, şişlik, sıcaklık artışına neden oluyorsa o hareketin bırakılıp dinlenilmesi uygun olacaktır, eklemi o hareketle zorlamak ağrı artışına neden olabilir.

    Romatoid Artritte önerilen bazı egzersizler şunlardır:

    Yüzme

    Yürüyüş

    Su jimnastiği

    Bisiklet (Dizlerde şikayete neden olmuyorsa)

    Yoga ve Tai-Chi

    Rakiple fiziksel temasın olduğu mücadele sporları (Futbol, basketbol vb.) ve yüksek tempolu yoğun egzersizler (Tenis, Step vb.) RA’de önerilmez.

    Yüzme, RA’de özellikle faydalı olabilecek bir egzersiz türüdür. Su ağırlığınızın bir kısmını taşıdığı için suda yapılan egzersizler ve yüzmede eklemler üzerine daha az yük biner.

    Bir spor salonuna gidecekseniz programınızın profesyonel bir eğitimci tarafında düzenlenmesi ve durumunuzun bu eğitmene net olarak açıklanması önemlidir.

    Spor esnasında ve gündelik yaşamda giyilecek ayakkabı seçimi de önemlidir. Tabanlara yansıyacak darbe ve şoku emecek iyi ayakkabıların seçilmesi şarttır.

    Beslenme:

    Romatoid Artriti tamamen iyileştirecek özel bir diyet olmasa da bazı diyetlerin bazı hastalarda faydalı olabildiğine dair bilgiler mevcuttur.

    Beslenmede doymuş yağların az tüketilmesi, başta omega-3 yağ asitleri olmak üzere doymamış yağların (örneğin yağlı balıklar) yüksek oranda tüketilmesi önerilir. Beslenme ile yeterli omega-3 alınamadığını düşünülürse, doktorunuz bu vitamini dışarıdan destek amaçlı tablet olarak da verebilir. C vitamin alımının da artırılması katkı sağlayabilir.

    Bazı çalışmalarda nedeni çok net olmasa da katı vejeteryan diyetin RA bulgularında azalmaya neden olduğu bildirilmiştir. Çok miktarda kırmızı et tüketenlerde yaşam boyu RA gelişme olasılığının hafifçe arttığı görülmüştür. Herhangi bir katı diyete başlamadan önce sizi takip eden doktorunuz ve diyetisyeniniz ile bu diyetlerin olası avantaj ve dezavantajlarını konuşmak, fikir almak açısından görüşmek faydalı olacaktır.

    Sağlıklı kiloyu korumak ve eklemlere daha çok yük bindirmemek için kilo almamak tavsiye edilir.

    Nadiren bazı RA hastaları bazı gıdaların kendi şikayetlerini artırdığını söylerler. Böyle bir durum nadirdir ve kişiden kişiye farklılık gösterir. Eğe bir gıdanın RA bulgularınızı artırdığını düşünüyorsanız bu gıdayı en az bir ay tüketmeyin. Sonrasında yeniden tüketmeye başladığınızda gerçekten bulgularda artış yapıyorsa bu gıdaya karşı bir duyarlılığınız var demektir ve bundan sonra bu gıdanın hiç tüketilmemesi gerekir.

    Tamamlayıcı Tıp:

    Pek çok kişi pek çok farklı tamamlayıcı tıp metodu ve ilacı kullanmasına rağmen bunların arasında bilimsel olarak kanıtlanmış sadece birkaç uygulama mevcuttur. Örneğin az sayıda çalışmada “Çuha çiçeği Yağı”nın (Evening Primrose Oil) etkili olabileceği bulunmuştur. Keza akupunktur’un da olumlu etkiler sağlayabileceği düşünülmektedir.

    Tamamlayıcı tıp metotları ve ilaçlarını kullanırken mevcut ilaçlarınızla etkileşim olasılığı olabileceğini göz önünde bulundurmakta ve sizi takip eden Romatoloji Uzmanın görüşünü almakta fayda vardır. Tamamlayıcı tıp metotlarını uygulayan kişilerin de ilgili konuda eğitim görmüş ve bu eğitimini belgeleyebilen tıp doktorları olması karşılaşabileceğiniz riskleri en aza indirecektir.

    Hamilelik:

    Romatoid artrit hastalığı olan bireylerin hamile kalmasında bir sakınca yoktur. Ancak hem anne hem de baba için hamilelik planı yapıldığında bu durumun sizi takip eden Romatoloji Uzmanına bildirilmesi gerekir. Çünkü RA’de kullanılan bazı ilaçlar hamile kalmayı zorlaştırabildiği gibi daha risklisi bazı ilaçlar bebekte sorunlara neden olabilir. Bu nedenle doktorunuzun önerisiyle bazı ilaçları hamilelik planından 3-6 ay önce kesmek gerekebilir.

    Çoğu kadının hamilelik sırasında hastalığı yatışır, ilaç ihtiyacı düşer. Ancak yine pek çok kadında hemen doğum sonrası RA alevlenmeleri olabileceği bilinmelidir.

    Doğum kontrol haplarının kullanılması RA’li kadınlarda diğer kadınlardan farklı ek bir riske neden olmaz

  • Kaygısı Olan Çocuklara Nasıl Sorumluluk Duygusunu Kazandırırız?

    Kaygısı Olan Çocuklara Nasıl Sorumluluk Duygusunu Kazandırırız?

    İlk olarak sorumluluk kendi görevlerimizi zamanında yerine getirebilme becerisidir. Sorumluluk görevinde ki en etkili rol anne-baba faktörüdür. Öncelikle aile ortamında oluşur ve de çocukların sosyal ortamına kadar devam eden bir süreçtir.

    Çocukların sorumluluk duygularına gelecek olursak; Her yaşta çocuğun alması gereken sorumluluk bilinci farklıdır. Gerek okul, gerek sosyal çevre gerekse aile ortamında çeşitli sorumlulukları vardır. Burada aileye düşen rol ise; arkadaşça yaklaşmak, empati kurmak, ses tonu yumuşaklığı ve baskı kurmamak gibi çeşitli durumlar söz konusudur. Kaygılı ve baskıcı bir ailede yetişme durumunda, çocuğun kaygılı olma durumu daha yüksektir ve de her zaman en kötü olma durumuna kendini alıştırabilir.

    Sorumluluk duygusu sonradan kazanılan ve öğretilen bir durumdur ve de en önemlisi kişiye farkındalık bilinci sağlar. Özellikle ev ortamında hiçbir sorumluluk almayan çocuklar genel itibariyle okulda eşyalarını unuturlar ya da özgüvenleri gelişmez ve içe kapanık bir hayat sürebilirler. Özüne bakacak olursak çocuğun bebeklik döneminde annenin ihtiyaçlarını istediği anında karşılanması, ihtiyaç halinde annenin yanında olması çocukta güven duygusunun zeminini hazırlamaktadır. Bu da çocuğun kaygılarını azaltmakta ve zemin hazırlamaktadır. Çocukluk döneminde ise anne ve babaya birçok rol düşmektedir.

    Aile çocuğa gerek okul hayatında gerek normal yaşantısında güven ve teşvik edici olmalıdır. Çocuktan beklentisi çocuğun beklentisiyle paralel olmalıdır. Çocuğun anne ve babası tarafından sevilmesi, sözel olarak desteklenmesi, korunması ve ilgi görmesi onun duygusal ihtiyaçlarını oluşturmaktadır. Bu ihtiyaçların karşılanmaması veya karşılanmasındaki aksaklıklar, dengesizlikler, duygusal örselenmelere neden olmaktadır. Bu da kaygı durumunun oluşmasına zemin hazırlar. Bu yüzden aileye birtakım görevler düşmektedir. Öncelikle stres yaratan unsurlardan çocuğu uzaklaştırmalı. Bir olay karşısında yanınızda olduğunuzu kelimelerle ifade edin ve o hissi oluşturun ve ya çocuğunuza nelerden kaygılandığını yazmasını yani liste yapmasını isteyin. Bu onun kaygılarını birazda olsa hafifletecektir.

    Sorumluluğa gelecek olursak; bazen ister istemez rol çatışmaları aile içinde olmaktadır. Bu da çocuk üzerinde önemli bir sorumluluk açışından etkili bir nedendir. Çocuklara en öncelikle hayır demesini öğretmelisiniz ve her istediklerini gerçekleştirmemeli ve zamanla çok istedikleri bir şeyi sabrederek ulaşmasını sağlamalısınız. Sürekli şefkatinizi de göstermemelisiniz. Anne-baba çocuğa ilk başta örnek olarak; mesela verdikleri sözlerin arkasında olun ve tutun. Çocuğa neyi nerde ne zaman nasıl yapması gerektiğini öğretin. Çocuğa da yeri geldiği zaman söz hakkı verilmeli onun adına kararlar alınmaktan kaçınılmalı.

  • Romatoid artrit tanısı nasıl konur?

    Romatoid artrit tanısı nasıl konur?

    Hastalığın erken dönmelerinde kesin tanı konmasını sağlayan tek bir test yoktur. Doktorunuz bulgularınıza, muayenenize ve kan tetkiki, röntgen ve diğer görüntüleme yöntemlerinin sonuçlarına göre tanıya ulaşmaya çalışır.

    Romatoid artrit eklem dışında diğer organlarda da etki gösterebileceğinden size bağlantılı gibi görünmese de tüm bulgularınızı doktorunuza söylemenizde fayda vardır.

    Kan tetkikleri:

    Kan tetkikleri ile iltihabi sürece bağlı kanınızda ortaya çıkan değişimler tespit edilir. İltihabi sürecin tespitinde kullanılan testler Eritrosit Sedimantasyon Hızı (ESR) ve C-Reaktif Protein (CRP) ölçümüdür. İltihabi süreç varlığında bu testlerde yükselme görülür.

    Kan tetkikleri ile kansızlık olup olmadığı da tespit edilebilir. Ayrıca bağışıklık sistemine tepki olarak ortaya çıkan bir antikor olan “Romatoid Faktör” bakılabilir. Romatoid faktör RA hastalarında sıklıkla pozitif bulunmakla beraber bazı başka hastalıklarda ve hatta sağlıklı bireylerde bile bulunabileceğinden RA tanısı koymak için tek başına yeterli değildir. Diğer yandan RA’in erken evrelerinde Romatoid Faktör sadece %50 hastada pozitif bulunur. Bu nedenle bu testin negatif bulunması da hastalığın olmadığı anlamına gelmez. Her 5 RA hastasından birinde Romatoid Faktör hiç pozitif olmaz.

    Bir diğer tanısal antikor testi anti-CCP’dir (Anti-cyclic Citrullinated Peptide). Bu test pozitif saptanan bireylerde RA olma olasılığı çok daha yüksektir. Hem RF hem de anti-CCP (+) bunan hastalarda hastalığın daha ağır seyredebileceği düşünülür.

    Röntgenler yoluyla eklemde iltihabi sürece bağlı oluşmuş hasarın değerlendirilmesi mümkündür. Romatoid artrit özellikle el ve ayak eklemlerinde görüldüğü ve hasar yaptığı için doktorunuz takip ve değerlendirme amaçlı olarak şikayetiniz olmasa bile bu bölgelerin röntgenlerini isteyebilir. Röntgen dışında başka hastalıklardan ayırt etme, erken dönemde tanı koyma ve süreci takibi için eklem ultrasonografisi ve manyetik rezonans görüntülemeleri istenebilir.

    Hastalık sürecinin takibi, ilaç ihtiyacının değerlendirilmesi ve olası ilaç yen etkileri açısından bu tetkiklerin belli aralıklarla kontrolü gerekir. Rutin kan tetkiklerinin kontrolü genelde 3-4 ayda bir tekrarlanmalıdır.

  • Dikkat Oyunları İle Çocuğunuzun Ders Başarısını Arttırabilirsiniz!

    Dikkat Oyunları İle Çocuğunuzun Ders Başarısını Arttırabilirsiniz!

    Dikkat Geliştiren Oyunlar Nelerdir?

    Dikkat performansı, egzersizler ve oyunlar aracılığıyla geliştirilebilir. Dikkat oyunları işitsel ve görsel alandaki performansı arttırmaya yöneliktir. Bu süreçte hafızada tutma, kopyalama, eşleştirme, fark bulma gibi egzersizler kullanılabilir. Ayrıca yapılan araştırmalara göre herhangi bir spor dalı ile uğraşma, piyano gibi enstrümanlar çalma, eğitsel oyunlara katılmak da dikkati geliştiren etkinliklerdendir. İşte bazı dikkat oyun ve egzersizleri:

    • “Hangi Eşyayı Sakladım?” oyunu: Evinizde herhangi bir odayı seçiniz. Çocuğunuza odayı dikkatlice incelemesini, eşyalara bakmasını söyleyiniz. Çocuğunuzu odadan çıkarın ve bir eşyayı saklayın. Geri çağırın ve sakladığınız eşyayı söylemesini isteyiniz.
    • Hatırlama oyunu: Çocuğunuza bir dakika süresince bir resim gösterin ve bir dakika sonra resmi kapatınız. Daha sonra resimle ilgili sorular sorunuz. ‘Çocuğun kıyafeti ne renkti?’, ‘Çocuğun saçı ne renkti?’vb.
    • “Farklı Resim Hangisi?” oyunu: Çocuğunuzdan, kendisine gösterilen resimlerden diğerlerine göre farklı olanı bulması ve neden farklı olduğunu açıklamasını isteyiniz. Örneğin, hayvan ve geometrik şekillerin bulunduğu resimler yan yana koyulabilir, odasında bulunan masa sandalye gibi cansız nesnelerin fotoğraflarının yanına çiçek gibi bitki resmi konulabilir.
    • Şekilleri hatırlama: Bir kağıt üzerine bazı geometrik şekilleri çizerek çocuğunuzdan bir dakika bakmasını isteyiniz. Daha sonra resmi kapatın ve çocuğunuzdan hatırladıklarını çizmesi isteyiniz.
    • Benzer iki resim arasındaki farkları bulma: Birbirine benzeyen fakat aralarında küçük farklar bulunan resim kartlarını çocuğunuza gösteriniz ve farkları bulmasını isteyiniz.
    • Okuduğunu anlatma: Çocuğunuza kısa bir okuma metni (hikaye/masal) veriniz. Okumasını isteyiniz. Daha sonra hikayede/masalda ne anlatıldığını sorarak konsantrasyon ve hafıza çalışması yapınız.
    • Son harften kelime bulma: Birden fazla kişiyle bu oyunu oynayabilirsiniz. Kişiler kendisinden önce söylenen kelimenin son harfiyle yeni bir kelime bulmaya çalışır.Bu sayede çocuğunuz dikkatini “kelime bulma” işlemine odaklamak durumda kalır.
    • Masa tenisi: Masa tenisi oynamak seçici dikkati ve karar verme stratejileri geliştirmeyi sağlar.
    • Golf: Yapılan araştırmalara göre küçük yaşta golf oynamaya başlayan bireylerin dikkat odaklarının olumlu yönde geliştiği, dikkatlerinin sürekli ve kuvvetli olduğu görülmüştür.
  • Romatoid artrit seyri nasıldır?

    Romatoid artrit farklı kişilerde farklı seyir gösterdiği için sizde nasıl bir seyir göstereceğini tahmin etmek mümkün değildir. Ancak RA hastalığı olan çok sayıda bireyi kapsayan çalışmadan elde edilen verilerle genel bazı bilgiler vermek mümkün olabilir:

    Romatoid artrit tanısı olan her 5 kişiden birinde muhtemelen hastalık bulguları çok hafif seyirli olacaktır. Eklemlerde hiç hasar olmayabileceği gibi az sayıda eklemde hasar olsa da kişinin yaşamını etkilemeyecek hafif seyirde olabilir.

    Çoğu RA hastasında az sayıda eklemde bir miktar hasar olması öngörülür.

    Sadece 20 RA hastasından birinde hastalık seyri ağır eklem hasarları ve çok sayıda eklemin zarar görmesiyle seyreder. Bu ağır seyir sırasında vücuttaki artan iltihabi sürece bağlı eklem dışı dokularda da hastalık bulguları görülebilir.

    Kan testleri ve röntgenler, doktorunuzun hastalığınızın seyrini, ağırlığını ve ilerleme hızını tahmin etmesini sağlar. Bu şekilde doktorunuz size uygulayacağı tedaviyi de planlayabilir.

    Bazı hastalarda hastalık alevlenmeleri arasında aylarca hatta yıllarca süren durgun dönemler vardır. Ancak bu hallerde bile hafif iltihabi durum devam edebilir ve eklem hasarı gelişebilir. Çoğu hasta, özellikle de uygun tedaviyi alıyorlarsa nispeten az bulguyla ve eklem hasarı belirgin olmadan tüm hayatlarını iyi bir biçimde geçirebilir.

    Romatoid artriti olan bireylerin olmayanlara göre kalp krizi ve inme geçirme riski biraz artmıştır. Bu durumun süre giden iltihabi süreçle ilişkili olduğu düşünülmektedir ve hastalığın kontrol altına alınması ile (örneğin ilaçlarla) bu risk azalır. Kolesterol değerlerinin yüksek olması ve sigara içmek riski artıracağından kolesterol düzeylerinin düzenli takip edilmesi ve sigaranın hiç kullanılmaması uygun olacaktır.

  • Sınav Kaygısı

    Sınav Kaygısı

    Hayatımızı baştan sona etkileyen sınavlar ve bununla baş etmeye çalışan bireyler maalesef ki günümüz koşullarında çok fazladır. Bu yönde endişelere özellikle lise sonu sınav sürecinde ya da üniversite sonu iş araştırmalarında daha çok karşılaşmaktayız. Bu nedenle bu konuda önlem daha önceden alınmalı ve yetişecek bireyler hep kontrol altında olmalıdır. Bu sorun bireylerin geleceği için bir tehdit oluşturduğu söylenebilir. Bu nedenle eğitimciler ve psikolojik danışmanlar bu konuda hep tetikte olmalı ve öğrencilerin her daim yanında, onlara yardımcı ve yönlendirici olmalıdır.

    Rekabet dolu bir dünyada oluşumuz kaygılarımızı da beraberinde getirmektedir. Çoğu insana baktığımızda artık mükemmeliyetçi bir topluma doğru gittiğimizi görmekteyiz. Ve bu özelliğimizden dolayı çoğu zaman kaygı duymaktayız. Hep kendimizi daha iyi yerlerde görme isteği bizi geleceğe bağlar fakat ailenin bireye karşı kullandığı “Sen birinci olacaksın.” ya da “Sen nasıl yapamazsın?”, ”Herkes başarılı, sen neden değilsin?” cümlelerinin bireyde yaşatacağı sınav stresi ve beraberinde sınav kaygısını da getirir. Bunun sonucunda birey, geleceğe yönelik hayallerini yaşamaktan çok ailesinin gösterdiği hayatı yaşamaya mahkûm bırakılır. Bu nedenle öncelikle etrafın ne dediği değil kendimizin ne istediğini görmemiz gerekir. Bu şekilde bir toplumda kaygı olmadan isteklerimize göre hareket etmemizin yolu açılır.

    Genelde sınav döneminde bireyler “Bilgileri neden depolamamız gerektiğini” sorgular. Çünkü yapabileceğinden emin değildir, eğitmen bu konuda iyi bir yönlendirme yapmamıştır belki de aktarılan bilginin neler katabileceğini bilmek istemez. Sınavının kötü geçebileceğine yönelik endişelerin artmasıyla birlikte bu tereddütler çoğalır ve içinden çıkılmaz bir hale sürüklemeye başlar. Bu nedenle genç kuşaklar hep bu konuda bilgilendirilmeli ve velilerle devamlı olarak etkili bir etkileşim kurulmalıdır. Öğrencilere nefes egzersizleri yaptırılmalı bazen de kaygıyı kabul etmeye, tanımaya yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Sınav süresince iyi beslenilmeli, önceki çalışma alışkanlıkları gözden geçirilmeli, sınava yönelik çalışmalar son güne bırakılmamalıdır. Ancak bu şekilde sınav kaygısı ufak bir miktarda önlenebilir. Bu demek değildir ki sınav kaygısı sınav öncesinde yapacaklarımızla bitecek. Sınav esnasında yapılanlar da bireyin kaygısını yenmesine yönelik olabilir. Bu yüzden sınav esnasında dikkat artırıcı yöntemler uygulamalıdır (Düzenli nefes alışı, ya da soru aralarında kendine gelmek için 1 dakikalık bir mola gibi uygulamalar). Ve en önemlisi daha önce de bahsettiğim gibi aile. Aileler, bireylere yüklenmekten çok yardımcı rol oynamalıdır. Ya da sınav sonralarında bir ödül uygulamasıyla öğrenciyi motive etmelidir. Bireyler bu süreçte duygularını kontrol etmeye çalışmalı; kötü düşüncelerden uzak durmalıdır. Eğer yapılan bilgilendirmeler dahilinde bireyde sınav kaygısı devam etmekteyse uzmandan yardım alınmalıdır. Çünkü kaygı kontrol altına alınması yönünden uzun bir süreç ve sınav, iş hayatı gibi belki de hayatımızın tümünü etkileyecek bir zaman dilimidir.