Yazar: C8H

  • Sinsi bir hastalık hepatitler  siz de hepatit hastası mısınız?

    Sinsi bir hastalık hepatitler siz de hepatit hastası mısınız?

    Hepatit B ve C karaciğer sirozu ve karaciğer kanserinin en önemli nedenleri arasında olmasına rağmen binlerce kişi hastalığından habersiz yaşamaktadır;fakat basit bir kan testi ile tanı konulup tedavi etmek günümüzde mümkün hale gelmiştir.

    Sinsice ilerleyen hepatit nedir?

    Belirtileri ve tedavi yöntemleri nelerdir?

    En basit tanımıyla karaciğer iltihabı olan hepatitlerin en önemli nedenleri viralenfeksiyonlardır.

    Viral hepatitler içerisinde yer alan Hepatit A’yı çoğumuz çocukluk döneminde geçirmişizdir ve vücut buna karşı antikor üretmiş, bağışıklık kazanmıştır. Oysa hepatit B ve hepatit C’nin yol açtığı kronik enfeksiyon, karaciğer sirozunun ve karaciğer kanserinin yaklaşık %70-80’ninin sebebidir.

    Genelde mikrop vücuda alındıktan sonra sessiz ve sinsi bir şekilde ilerler.

    İlk enfeksiyon hastaların %20 sinde belirgin sarılığa neden olur. %80 hastada ise sessiz ve sinsi sarılık olmadan geçirilir. Bazen halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık görülebilir.

    Genellikle tanı konulamayan, sessiz ilk enfeksiyon sonrası oluşan kronikviral enfeksiyon 10 – 30 yıl arası gibi uzun bir belirtisiz dönemden sonra siroz ve kansere sebep olabilir.

    Klinik belirtiler ancak hastalık ilerlediği zaman ortaya çıkar. Siroza bağlı karaciğer yetersizliği ve kanser en sık ölüm nedenidir.

    Yeni doğanlar, bebekler, ilköğretim çağındaki öğrencilerin tamamı ve erişkin yaştaki risk gruplarında yer alanlar mutlaka aşılanmalıdır. Aşılar son derece güvenlidir. Halk arasındaki yanlış bilgilere itibar edilmemelidir.

    Virüs İnaktif Olabilir

    Kronikinfeksiyon,klinik seyri açısından ikiye ayrılır. Çoğu kişide virüs vücutta olmasına rağmen, çoğalma yeteneği çok sınırlıdır ve karaciğer hasarı yapamayacak düzeydedir. Bu kişilerde durum, ‘inaktif taşıyıcılık’ veya ‘inaktif kronik HBVinfeksiyonu’ olarak adlandırılır. İnaktif taşıyıcılık, inatçı ve genelde ömür boyu süren, selim bir haldir.

    Hastaların uzun süreli takibinde,çok azında ciddi karaciğer hastalığı meydana gelebilir. Yine düşük bir oranda kendiliğinden HBsAg kaybı ve antikorun (anti-HBs) ortaya çıkması söz konusudur.Bunu önceden kestirmek mümkün değildir. Her ne kadar selim seyirli bir durum olarak tanınsa da, inaktif taşıyıcıların en az yılda bir kez kontrolü gerekir.

    Kronik HBV infeksiyonu olanların daha az bir kısmında virüs aktiftir, çoğalarak karaciğerde kronik iltihaba yol açar. HBV, DNA’nın belli bir düzeyin üzerinde pozitifliği ve karaciğer enzimlerinde yükseklikle karakterize durum ‘kronik B hepatiti’ olarak tanımlanır.

    Hastalık bulaşıcı mıdır?

    Kronik hepatit B ve C hastalarının %80’ninin tanı konulmamış hastalığından habersiz normal yaşamını sürdürüyor olması aslında en önemli ve endişe verici gerçeklerden biridir.

    Bugün dünyada yaklaşık 300 milyon kronik hepatit B’Lİ ve 100 milyon kronik hepatitC’lihasta bulunmaktadır.

    Ülkemizde ise 3 milyon kronik hepatit B ve 500 bin civarında kronik hepatit C enfeksiyonluhasta vardır.

    Hastalığın bulaşmasında kimler risk altındadır:

    – Kan transfüzyonu yapılanlar

    – Alkolizm ve uyuşturucu madde bağımlısı olanlar

    – Damardan uyuşturucu madde kullananlar ortak enjektörün kullanılması nedeniyle bulaştırırlar.

    – Cerrahi ameliyat geçirenler

    – Diş tedavisi yaptıranlar

    – Hastanın kan ve vücut salgılarıyla temasta olanlar

    – Seksüel temas (çok eşli cinsel yaşam)

    – Enfekte kişilerin aile bireyleri

    – Erkek homoseksüeller

    – Dövme, “piercing” vb. uygulamaları yaptıranlar

    – Hemodiyaliz hastaları

    Bu durumda binlerce kişi hem karaciğer sirozu hem de karaciğer kanseri gibi ciddi hastalıklara maruz kalma riski altındadır. Ailesinde hepatit B ve C mikrobunu taşıyanlar ve hasta olanlar mutlaka kendilerine ve ailenin diğer bireylerine kan testi yaptırmaları önerilmektedir.

    Dünya hepatit birliğinin” Kayıp insanlar” olarak tanımladığı kişilere son derece basit ve kolay uygulanan her hastane ve laboratuvarda genelde rutin yapılan hepatit B ve hepatit C testleriyle teşhis etmek mümkündür.

    Hepatit B’lihastalar hepatit D(Delta) yönünden de mutlaka araştırılmaları gerekir. Çünkü hepatit D tek başına değil hepatit B ile birlikte görülür. Hepatit B ve D birlikte olduğu zaman tedavisi daha zorlu bir sürece girer ve daha çok önem kazanır.

    Tedavide Başarı Oran Nedir?

    Günümüzde hepatit B ve Hepatit C’nin tedavisi son yıllarda uygulamaya giren son derece etkili ve kolay alınan ilaçlarla iyileşme ve kür sağlama aşamasına gelmiştir.

    Özellikle hepatit C’de virüsü tamamen yok eden küratiftedavininbaşarı oranı %98’in üzerine çıkmıştır. Hepatit B ve C’de erken tedavi şarttır. Sessiz ve sinsi ilerlemesi dolayısıyla gerekli tarama testleri zamanında yaptırılmazsa hasta direkt olarak karşımıza karaciğer kanseri ve karaciğer sirozu olarak gelebilir.

    Halk arasında yaygın olan “eş, dost” tavsiyesiyle iyi geldiği söylenen birçok sözde bitkisel kökenli aktarlarda gelişigüzel; doktor kontrolü olmadan satılan ürünlere kesinlikle itibar edilmemelidir. Bunların çoğu karaciğere toksiktir. Klinikteki tecrübelerimizde bunları kullanan ve karaciğer nakline kadar giden hastalarımızın olduğunu belirtmek isterim.

    Hepatit B’deki ilaçla tedavi başarı oranları da son derece yüksek olup %80-90’lara gelmiştir.

    Tedavide nadir vakalar dışında artık enjeksiyon yerine ağızdan kolay alınan haplarla başarılar sonuçlar alınmaktadır.

    Siroz ve karaciğer kanseri gelişmiş hastalarda tedaviye rağmen istenen iyileşme tam olarak sağlanamazsa bu hastaların bazılarına karaciğer nakli gerekebilir. Karaciğer naklinde de ülkemizde dünyanın en iyi merkezleriyle yarışan sonuçlar alınmaktadır.

    Sonuç olarak kronik hepatit B ve C günümüzde erken teşhis edilir ve takibe alınırsa tedavisi son derece başarılı ve yüz güldürücüdür. Hastalık sessiz ve sinsi ilerlediği için zamanında gerekli tedbirler alınmazsa karaciğer sirozu ve kanseri kaçınılmaz hale gelir.

  • Çocukla Sosyal Ortama Çıkarken Dikkat Edilecek 5 İpucu

    Çocukla Sosyal Ortama Çıkarken Dikkat Edilecek 5 İpucu

    Çocukla seyahat, birçok anne-baba için soru işaretleri ile doludur. Sağlıkla ilgili temel önlemleri aldınız. Ama o da ne, tatile çıkmak için sabırsızlanan çocuğunuz yolculuğu tahmin ettiği kadar sevimli bulmuyor ve yol boyunca onu oyalamak pek de kolay gözükmüyor.

    1- Çocukla seyahat öncesinde, onu bu seyahate psikolojik olarak nasıl hazırlayabiliriz?

    İlkokul çağından küçük olan çocuklarda zaman kavramı henüz gelişmemiştir, bu sebeple sık sık sabırsızlanma ve mızıldanma eğiliminde olabilirler. 6-7 yaşından küçük çocuklar kendilerinden istenen “bekleme” görevini tam olarak kavrayıp yerine getiremeyebilirler. Bu onların elinde olan bir durum değildir, çünkü 10 dakika ile 10 saatin zamansal farkı hakkında yorum yapamazlar. Öncelikle anne-babalar olarak bu yaş çocuklarımızın zaman algısının henüz gelişmediğini bilip, onlardan beklentilerimizi buna göre düzenlememiz fayda sağlayacaktır. Sabırsızlık gösteren ve mızıldanma eğiliminde olan çocuğumuzu sakinleştirmemiz için onun da keyifle katılabileceği bir faaliyette bulunması sağlanabilir, örneğin kendi topladığı minik bir çantasını taşıma sorumluluğu ya da sevdiği bir şapkasını kaybetmeden koruması ve tutması görevini verdiğimizde, bir işle meşgul olacağı için, daha uyumlu olacaktır.

    2- Çocukla seyahat için seçilen araba, otobüs uçak yolculuğu gibi uzun süre hareketsiz kalacağı bir ortamda çocukların sıkılmaması için alınacak önlemler

    Tüm yetişkinlerde olduğu gibi, çocuklar da kendilerini güvenli ortamlarda hissetmek isterler. Güvenli ortam, sakindir, huzurludur, beklenmedik şeyler olmaz, bildiğin ve alışık olduğun şekilde gelişir her şey. Yolculukta ise bu şartlar değişir ve tüm bu yeni şartlar çocuklarda öncelikle kaygı düzeyinde artışa sebep olurlar. Artan kaygı düzeyi ile çocuk normalde vermediği farklı ve beklenmedik tepkiler geliştirebilir. Bu konuda bizlere yol gösterecek basit bir kaç öneriyi şöyle sıralayabiliriz:

    Tatil yolculuğu saatini çocuğumuzun uyku alışkanlıklarına göre düzenleyebiliriz.

    Ayrılık objesi olarak tanımlanan, çocukların yeni ortamlarda yükselen kaygı düzeyini rahatlatacak olan, sevdiği bir objeyi yanında bulundurması sağlanabilir, bu bir oyuncak, bir battaniye, bir kitap olabilir.

    3- Çocukla seyahat sırasında uyku ve yemek düzeni sağlama ipuçları:

    Tatil yolculuğu saatini çocu­ğumuzun uyku alışkanlıklarına göre düzenleye­biliriz. Evla­dımızın uyku saatlerine göre çıkılacak olan tatil yolculuğu, çok daha rahat ve sorunsuz geçme olasılığı vardır.

    Çocuğumuzun yemek yeme alışkanlık ve düzeni göz önünde bulundurulmalıdır. Kimi çocuk yemek saatleri konusunda daha hassastır, düşen açlık kan glukozuna verdikleri tepkiler agresyon ve huzursuzluk şeklinde olabilir. Basit bir kaç bisküvi, süt, sevdiği meyveler gibi kan şekerini hızla yükseltebilecek besinler, açlık atağını kesecektir.

    Yolculuklar kimi zaman planlanandan uzun olabilir, hatta yolda ihtiyaç molası verilmesi atlanabilir. Bu konuda çocuklarımızın yetişkinler kadar dayanaklı olmadıklarını hatırlayarak, 2-3 saatte bir tuvalet için yeterli sürede molalar vermek fayda sağlayacaktır.

    Çocuğumuzun sevdiği ve alışık olduğu bir filmi izlemesi, onu daha uyumlu ve sakin olması konusunda biz anne ve babalara yardımcı olacaktır.

    4- Çocukla seyahat sırasında ağlama krizi yaşanırsa?

    Çocuğumuzun davranışları yolculuk sırasında kontrolden çıkmadan önce bir çok defa uyarı sinyalleri verecektir. Bu uyarı sinyallerini doğru yakalamak ve gerekenleri zamanında, vakit geçirmeden yapmak önemlidir. Eğer bir şekilde olaylar kontrolünüzden çıkacak olursa ve çocuğunuz tepkisel şekilde, ağlama krizi ile karşınıza çıkarsa, öncelikle ve kesinlikle, anne-baba olarak bizler sakin olmalıyız! İnatlaşmadan, çocuğumuzun dikkatini farklı ve onun ilgisini çekecek yeni bir objeye yöneltmemiz fayda sağlayacaktır. Bu adımı doğru uygulayabilmek için, anne ve babanın çocuğunu yakından tanıması, çocuğunun ilgi ve merak konuları hakkında bilgi sahibi olması çok önemli avantajdır. Ağlama krizindeki bir çocuğun dikkatini farklı bir konuya çekmek için, onun ilgi alanı olan örneğin yoldaki mavi arabaları sayma oyununa onu davet edebilirsiniz ya da araç plakası takip oyunu gibi bir aktivite başlatmayı önerebilirsiniz.

    5- Çocukla seyahate gidilen yer çocuk için büyüleyici olabilir. Yeni gördüğü ve eğlendiği mekanların etkisiyle çocuk söz dinlememeye başlarsa, yapılması gerekenler!

    Yemek zamanı geldiğinde oyuna son vermek ya da akşam olduğunda deniz-havuz faaliyetlerini sonlandırmak çocuklar için uyum gösterilmesi zor durumlardır. Böylesi durumlarda, öncelikle anne ve baba olarak sizlerin net ve kararlı duruşu çok çok önemlidir. Planlı olarak hareket etmeniz, çocuğunuzun size uyumu konusunda zaman kazanmasına yardımcı olacaktır. Örneğin, tam oyun ortasında çocuğunuza yaklaşıp: “Hadi gidiyoruz, gel bakalım!” dediğinizde, karışılacak olduğunuz şeyin sizi şaşırtmaması gereklidir. Size karşı gelen, söylediğinizi yapma isteğinde olmayan, uyumsuz ve aksi bir davranış sergileyen çocuğunuzla karşılaşmaya hazır olunuz.

    Bu durumlarda, çocuğunuzun hararetli şekilde, keyifli bir oyun faaliyeti içinde olduğu sırada, birden devreye girip, faaliyetin sonlanmasını istemek yerine, ona zaman verin ve verdiğiniz zamana uyun. “Haydi bakalım, sana tam 10 dakika daha veriyorum, ardından şu şu faaliyete geçeceğiz!” söylemi, çocuğunuzla iletişim konusunda size yardımcı olacaktır. Sevgi ve anlayış, her kalbe ve düşünceye ulaşır. Sadece nasıl, nerede ve ne zaman kullanacağımızı iyi bilelim…

    Uzun yolculuklarda, elektronik oynatıcılardan faydalanabilir ve çocuğunuzun hoşuna gidecek bir film izlemesine izin verebilirsiniz. Çocuğunuzu tatile çıkmadan önce yolculuğa hazırlayın. Buna seyahatinizi nasıl yapacağı­nızı anlatarak, gideceğiniz yerle ilgili önceden bilgi vererek başlayabilirsiniz…

  • Mide ağrısından yakınanlar dikkat!

    Karın üst bölgesinden başlayan çeşitli yerlere yayılan ağrılar genellikle mide problemlerinden kaynaklanmaktadır. Bu yakınmaya zaman zaman bulantı, kusma, midede ekşime eşlik edebilir. Bazen o kadar şiddetli olur ki kalp krizi ağrısı ile bile karışabilir.Nedenlerine bakacak olursak mide ile ilgili hastalıklar, diyet düzensizlikleri, alkol ve sigara kullanımı gelmektedir. Mide ile ilgili hastalıkların çoğunda mide ağrısı görülmektedir. Ancak mide ağrısının süresi ve yayılımı hastalığa göre değişiklik göstermektedir. Uzun süren mide ağrısı şikayeti mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmelidir.

  • Çocuğunuzun Dikkatini Evde Kendiniz Nasıl Ölçersiniz?

    Çocuğunuzun Dikkatini Evde Kendiniz Nasıl Ölçersiniz?

    Evde Dikkat Testi ile Çocuğunuzun Dikkatini Ev Ortamında Ölçebilirsiniz

    EVDE DİKKAT TESTİ 9 SORUDA DİKKAT ANALİZİ

    Evde dikkat testi ile anne-babalar için çok basit bir değerlendirme sağlanmaktadır. Son dönemlerde, ebeveynlerden sıkça duyduğumuz, merak edilen konuların başında Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu geliyor. Bazı durumlarda kulaktan dolma, ya da eksik bilgi sebebiyle anne-babalar, çocukların dikkat yönetimi ve hareketlilik durumunu, ‘dikkatsiz’ veya ‘hiperaktif ’ şeklinde yanlış değerlendirebiliyorlar. Peki çocuğunuz gerçekten hiperaktif mi, yoksa akranlarına göre daha hareketli ya da disiplin sorunu olan bir çocuk mu ?

    Çocuğunuz ders çalışamıyor! Peki gerçekten dikkat eksikliği bozukluğu mu var, yoksa sadece disiplin sorunları kaynaklı bir durum mu söz konusu? Anne babalar bunu nasıl ayırt edebilir?

    Öncelikle unutulmamalıdır ki, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı yalnızca çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından konulabilir. Hatta günümüzde çocuk ve ergenlerin beyin dalga görüntülemeleri yapılabilmekte, dikkat kontrolünün gerçekleştiği prefrontal korteksin işleyişi gözlenebilmektedir. Peki anne babalar çocuklarının doktor muayenesine ihtiyaç duyup duymadığının kararını nasıl verebilir?

    Anne babalar aşağıdaki soruları çocuklarında görülme durumuna göre ‘Evet’ yada ‘Hayır’ şeklinde cevaplayarak, genel bir durum değerlendirmesi yapabilirsiniz:

    Anne-Baba olarak 18 Soruda Evde Dikkat Testi İle Çocuğunuzu Değerlendirin:

    1. Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara vermez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerde dikkatsizce hatalar yapar mı?

    2. Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oyun etkinliklerinde sürdürme güçlüğü çeker mi?

    3. Doğrudan kendisi ile konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür mü?

    4. Çoğu zaman talimatları izlemez ve okul ödevlerini ufak tefek işleri yada görevleri tamamlayamaz mı?

    5. Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker mi?

    6. Çoğu zaman sürekli zihinsel çaba gerektiren(okul ödevleri gibi) görevlerden kaçınıp, bunları sevmez yada bunlarda yer almaya karşı isteksiz midir?

    7. Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ve etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder mi? (örn. oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler, kitaplar veya araç gereçler)

    8. Çoğu zaman dış uyaranlarla dikkati kolaylıkla dağılır mı?

    9. Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkan mıdır?

    10. Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpır mıdır veya oturduğu yerde kıpırdanıp durur mu?

    11. Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar mı?

    12. Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşturup durur mu veya tırmanır mı?

    13. Çoğu zaman sakin bir biçimde oyun oynamaz veya boş zaman etkinliklerine katılma zorluğu var mıdır?

    14. Çoğu zaman hareket halinde ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır mı ?

    15. Çoğu zaman çok fazla konuşur mu ?

    16. Çoğu zaman soruları tam anlamadan cevabı yapıştırır mı?

    17. Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü var mıdır?

    18. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da zorla aralarına girer mi? 

    Bu 18 soru tüm dünyada uzman doktorlar ve klinik psikologlar tarafından kullanılan DSM 5 Tanı Ölçütlerinden uyarlanmıştır.

    Eğer yukarıdaki evde dikkat testi sorularına 4 yada daha fazlasına ‘Evet’ cevabını verdiyseniz: çocuğunuzun dikkat yönetimi ve dürtü kontrolü alanında uzman değerlendirmesinin gerektiği bir durum var demektir.

  • Kilolarıyla başı dertte olanlar buraya !

    Kilo vermek istiyorsunuz ama iştahınız o kadar açık ki engel olamıyorsunuz! Dışarıdaki yiyecekler o kadar leziz ve kışkırtıcı ki durmanız gereken yeri kaçırıyorsunuz. Amaaaa artık dur demenizin vakti geldi ve kaçıyor belki de.. Sağlığınızdan endişe ediyorsunuz, dış görünüşünüz de artık eskisi gibi fit değil. Eğer bu noktadasınız bir şey yapmak istiyorsanız ve kilo vermeye kesin karar verdiyseniz işte tam bu noktada yardımcı teknikler devreye giriyor. Açık söylemek gerekirse şu ilacı alayım şu uygulamayı yaptırayım istediğimi yemeye devam edeyim ama kilo vereyim diye bir uygulama şu anki tıp dünyasında mümkün değil.

    Mide botoksu midenin belli noktalarına uygulanarak mide boşalmasını uzatmakta ve tokluk hissini oluşturan hormonların bu sayede kanda yükselmesini sağlamaktadır. Bu sayede fazla kalori alımınızı kısıtlamaktadır. Görüldüğü üzere sizin kilo vermeye istekli olmanız ilk aşama olup burada bizim yardımımız sizin kendinizi mutsuz olmadan,” Bu diyetlerle açııııım!!!!” diye dolaşmadan kilo vermenize destek olmakta ve süreci hızlandırmakta.

    SİZ KİLO VERMEYE KARARLIYSANIZ BİZDE SİZE SONUNA KADAR DESTEK OLURUZ. ANCAK BÜYÜK İŞ SİZDE. ŞİMDİ TAM ZAMANI!

  • Çocuğuma Sınır Koyamıyorum!

    Çocuğuma Sınır Koyamıyorum!

    Çocuk eğitimi açısından onlara hem özgür, kendilerini geliştirebilecekleri bir alan tanıyıp hem de gerekli sınırları koyma dengesini kurmanın incelikleri nelerdir? Somut örneklerle açıklayabilir misiniz?

    Çocuklarımızın, sorumluluk sahibi olmalarını istiyoruz. Kendi kendine yetebilen, bağımsız, üretken bireyler olarak yetişmesini, eğitimine önem vermesini, ödevlerini zamanında yapmasını, iyi notlar almasını, giyimine ve temizliğine özen göstermesini, basit ve küçük ev işlerinde yardımcı olmasını, başkalarına saygılı olmasını ve hata yaptığında fark edip düzeltmelerini bekliyoruz. Çocuğun sorumluluk bilinci gelişmesi konusunda 3 tip aile yapısı vardır:

    1- Aşırı koruyucu ve müdahaleci anne-baba tutumu:

    Koruma, kollama, himaye etme normal bir dürtü, anne-babalar için normal davranışlardır. Ancak koruma, kollama çocuğun kendini gerçekleştirmesini engellememelidir. Bu tür anne-babalar, çocuğun çalışkan, başarılı ve anne-babasına bağlı olmasını bekler. Bu aşırı koruma ve müdahale etme davranışı erken çocukluk döneminden başlayarak ileri yaşlara kadar devam edebilir. Bu şekilde yetişen çocuklar devamlı olarak bir yetişkinin koruma ve kollamasına ihtiyaç duyar, özgüvenleri zayıf, sorumluluk almaktan çekinen, zayıf kişiliğe sahip bireylerdir.

    2- Aşırı otoriter ve baskıcı anne-baba tutumu:

    Bu tutumun özelliği anne-babanın çocuğun üzerinde kurduğu baskıdır. Ebeveynler, çocuklarına hâkim olduklarına inanırlar. Onlar için itaat esastır. “Çocuklarım için en iyisini istiyorum” ifadesi çarpıtılarak “çocuğumun en iyi olmasını istiyorum” ifadesine dönüşmüş olabilir. Otoriter anne-baba, çocuğun davranışlarını değerlendirir, kontrol eder, şekil verir ve çocuğun tavırlarına standartlar koyar. Bu tutuma göre anne-babanın yaptığı doğrudur.

    3- Eşitlikçi ve demokratik anne-baba tutumu:

    Bu tutuma göre anne-baba çocuğuna insan olarak saygı gösterir, gelişim basamaklarını izler ve ona uygun davranır. Her çocuğun kendine has biricikliğini kabullenir. Aile içinde özgürce gelişmesine, yeteneklerini açığa çıkarmasına izin verir. Çocuğun barınma, beslenme, korunma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamanın yanında ona “sevgi” gösterir.

    Çocuk Eğitimi Açısından Anne ve Babalar İçin İpuçları

    Kendi yaşam kararlarını alabilen, özgüven sahibi ve bireysel gelişimini sağlıklı şekilde sürdüren çocuklar yetiştirmek için anne ve babalar için basit ipuçları:

    • Çocuğunuza kendi kendine yetmeyi öğretin

    • Çocuğunuzun yaşına, cinsiyetine ve gelişim düzeyine uygun sorumluluklar veriniz.

    • Çocuğunuza güvenin, uygun gördüğünüz konularda ona seçme şansı tanıyın, kendi seçiminin sonuçlarını görmesini sağlayın.

    • Çocuğunuzun gösterdiği çaba ve emeğe saygı duyun.

    Çocuklar, anne ve babalarını rol-model alarak yaşamı tanırlar. Biz onlara nasıl davranırsak, çocuklarımız da yaşamı o şekilde öğrenirler. Çocuklarımızla iletişimde sakin ve sevgi dolu bir ortam sağlanmasına her zaman özen göstermemiz doğru ve gereklidir.

  • Zayıflamak istiyorum ama nasıl diyenler!

    Obezitenin yaygınlaşması ile birlikte zayıflamaya yönelik teknikler daha çok duyulur ve araştırılır hale geliyor. Mide balonu da uzun yıllardır güvenle kullanılan tekniklerden birisi… Bence zayıflamaya yönelik tekniklerden daha da önemli olan hastanın bu durumun farkında olup buna çözüm bulmaya çalışması ve bu konuda çaba sarfetmesi…

    Diyet ve egzersiz gibi yaşam tarzı düzenlemeleri sonrası yardımcı teknikler kilo kaybını kolaylaştırır ve uyumu artırır. Mide balonu tekniğinde öncelikli olarak endoskopi ile yemek borusu ve mide değerlendirilir. Mide balonu yerleştirmeye engel bir problem yoksa midenin uygun yerine mide balonu yerleştirilip şişirilir. Balonun markasına göre midede kalma süresi değişmektedir. İşlem yapıldıktan sonraki ilk birkaç günde bulantı kusma şikayetleri olabilir. Bu sorunlar genellikle ilaç desteği ile kolaylıkla atlatılabilir. Mide balonunun midede kaldığı dönemde mide hacmi küçüldüğü için tüketilen gıda miktarı azalmakta bunun yanında sindirim sistemi tarafından salgılanan hormon düzeylerinde değişiklikler de bu süreçte kilo kaybına yardımcı olacaktır. Geri döndürülebilir bir yöntem olması nedeniyle cerrahi yöntemlere göre mide balonunu daha avantajlı bir hale getirmektedir. Morbid obezlerde (VKI>50 ) cerrahi öncesinde, ameliyat sırasında gelişebilecek komplikasyonları azaltmak için de kullanılmaktadır.

  • Sağlıklı Yaşam ve Odaklanma Artışı İçin:  Nefesini Kontrol Et!

    Sağlıklı Yaşam ve Odaklanma Artışı İçin: Nefesini Kontrol Et!

    Açlığa haftalarca, susuzluğa günlerce dayanabilen bedenimiz, nefessizliğe sadece dakikalarca dayanabilir. Oksijen, sağlıklı yaşam için bir konfor değil, bir gerekliliktir.

    Doğru nefes almayı öğrenen kişi, diyafram kasını nasıl kullanacağını öğrenir. Solunum ve Nefes Egzersizi (SNT), bilgisayar yazılımı ile çalışan, nefes alıp verme tekniğinizi geliştiren ve bu sayede kaygıyı yatıştırıp odaklanmayı sağlayan bir sistemdir. Kişiye özel solunum analizi 3 adımda uygulanır:

    Solunum Egzersizi Nedir? Solunum Analizi Adımları Nelerdir?

    1- Önce solunum ve nefes alma ile ilgili durumunuz saptanır.

    Bunun için giysinizin üzerinden diyafram hattına sarılacak elektrotlu bir kuşak ile bilgisayarın karşısında birkaç dakika normal düzende nefes alıp vermeniz yeterlidir.

    2- Geliştirme egzersizleri planlanır.

    Halihazırdaki nefes alma alışkanlığı saptandıktan sonra daha sağlıklı nefes alıp vermek üzere sizin için bir program hazırlanır. Kişinin kendisinin kontrol edebildiği ve gelişimini görebildiği animasyonlu egzersizler sayesinde her seansta nefes alıp verme konusunda bir farkındalık yaratılır, endişenin solunum üzerindeki baskısı azalır ve nefes alıp verişe odaklanmak sayesinde endişe yatışır. Solunum terapisi ile kişide Kaygı durumu azalır, depresyon belirtileri kaybolur.

    3- Uygulama ve değerlendirme:

    14 seanslık ilk seansların tamamlanması sonrasında yine ilk gün yapılan ölçümler yapılarak nefes alıp verişteki gelişme izlenir.

    Solunum Egzersizi Nedir? Aklınıza gelebilecek sorular ve cevaplar:

    * Canım yanar mı, bir ilaç verilecek mi?

    Hayır. Tıpkı Neurofeedback gibi, SNT de hiçbir dış müdahale gerektirmez. Ölçüm yapmak ve geliştirilmiş özel bir yazılım ile bilgisayar ekranı karşısında egzersiz yapmaktan ibaret bir uygulamadır.

    * Neurofeedback ve Solunum Egzersizi birlikte uygulanabilir mi?

    Evet. Bu iki uygulama aynı mantıktan yola çıkılarak hazırlanmıştır. İkisi de uygulayarak öğrenmek yöntemiyle çalışır.

    * Yaş sınırı var mıdır?

    Hayır. Uzmanımızın söylediğini anlayacak durumdaki herkes bu programa katılabilir.

  • Kolon polibi nedir? Her polip kanser midir? Kolon polibim var ne yapmalıyım?

    Kalın bağırsak boğumlu bir organ olup iç yüzeyi düzgündür. Bu yüzeyde bulunan hücrelerin bir nedenle diğer hücrelerden hızlı büyümesi durumunda burada diğer yüzeye göre daha kabarık duran hücre kümeleri oluşur. Bu oluşumlara polip diyoruz. Kalın bağırsak polipleri sindirim sisteminde diğer kısımlara göre daha sık karşılaştığımız bir lokalizasyondur. Daha çok çıkışa yakın kısımda yerleşme eğilimindedir. Genellikle 1 cm’den küçük olup küçük olanlar iyi huylu olma eğilimindedir.

    Klinik olarak çoğunlukla büyük boyutlara ulaşana kadar belirti vermezler. Başka nedenlerle ya da TARAMA nedeniyle yapılan kolonoskopilerde farkedilirler. Küçük boyutlarda iken çıkarıldığında tedavi tamamlanmış olur. Daha büyük boyutlarda tespit edildiğinde kansere dönme potansiyelleri daha fazladır. Çıkarılmasının ardından aynı yerde tekrar oluşma riski düşük olmasına rağmen başka alanlarda oluşma riski artmıştır. Bu yüzden kolonoskopisinde polip tespit edilen hastalarda polip türü ve boyutuna göre değişen sıklıklarda kolonoskopi kontrolu önerilmektedir.

    Kalın bağırsak polipleri kanser öncülü kabul edildiği için çok iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte yeni üretilen endoskopi sistemlerinde görüntü kalitesinin artması ve değişik özelliklerin polibin yapısı ile ilgili ayrıntılı incelemesi de yapabilmesi sayesinde erken tespitleri ve tedavileri ameliyata gerek kalmaksızın çözülmektedir. İlerleyen yıllarda taramaların toplum geneline yayılması sayesinde kolon kanserinin ve buna bağlı ölümlerin azalması umut edilmektedir.

  • Öğrencinin Dikkati Nasıl Ölçülür?

    Öğrencinin Dikkati Nasıl Ölçülür?

    İnsan beyni muhteşem bir kapasiteye sahiptir, öyle ki, günlük hayatımızda beynimizin kapasitesinin az bir kısmını kullanmamız yeterli olmaktadır.

    Beyin kapasitemizi daha fazla kullandığımızda:

    • Günlük hayat çok daha kolay akabilir,

    • zihinsel ve bedensel verimliliğimiz artabilir,

    • yaşamımız daha sağlıklı ve keyifli olabilir.

    Öğrencilerde dikkat yönetimi çok değerlidir. Okul bilgilerinin alınması, takibi, tekrarı, ödevler ve sınavlarda başarı için dikkat yönetimi sağlıklı ve yaş grubunda çalışıyor olmalıdır. Bununla birlikte, öğrencide dikkat yönetimindeki düzey, öğrencinin sosyal yaşamını, arkadaşlıklarını, özgüvenini, sorumluluklarını ve bulunduğu topluluktaki değerini belirlemektedir.

    Dersleri takip konusunda sıkıntı yaşamayan, ödev ve sınav performansı sınıf ortalamasında olan, arkadaş uyumu ve sosyal gelişimi sağlıklı olan öğrenci, kendisiyle barışık büyüyecektir.

    Dikkat testi nedir, öğrencide dikkat yönetimi nasıl ölçülür?

    Öğrencinin kendi yaş grubundaki akranlarına göre hangi düzeyde dikkat yönetiminde olduğunun belirlenmesi çok değerli ve önemlidir. Sadece muayene bulguları ve anne-babadan alınan bilgilere göre dikkat değerlendirmesi yapılması subjektiftir, kişiye göre değişir, gelişimi ölçümlemek adına anlamlı değildir.

    1- Dikkat Nöro Test – CPT, Continue Performance Test

    Dikkat Nöro test ile, evladınızın kendi yaş grubuna göre kaç dikkat hata puanında olduğu objektif bir bilgisayar destekli test ile ölçümlenir. Dikkat testi sonunda öğrencinin dikkat hata sapma puanı belirlenir: 3 dikkat hatası, 10 dikkat hatası, 18 dikkat hata puanı gibi…

    Bu Dikkat Nöro Test, öğrencinin ödev alışkanlığı, ders takibi ve sınav performansı konusunda hangi düzeyde sıkıntıda olduğunu tespit etmeye yardımcıdır.

    2- Beyin Dalga Analizi, Neuro Analiz

    Öğrencinin beyin ön bölgesinde dikkati kontrol eden beyin bölgelerinin nasıl faaliyet gösterdiği objektif bir beyin görüntüleme analizi ile ortaya çıkartılır. Bu analiz aynı kalbin çekilen EKG’si gibi, objektif şekilde öğrencinin beynindeki dikkat merkezinin nasıl çalıştığını beyin haritası ile ortaya koymaktadır.