Yazar: C8H

  • Koah’ın belirtileri

    Koah’ın belirtileri

    KOAH’ın başlıca belirtileri öksürük, balgam ve nefes darlığıdır, ancak hastalar başlangıçtaki öksürük, balgam gibi şikayetleri önemsemediklerinden ancak nefes darlığı geliştiğinde doktora gitme ihtiyacını duyarlar. Bu nedenle KOAH tanısı genellikle 40 ya da 50 yaşından sonra konmaktadır.

    Düzenli olarak sigara içen kişilerin bu belirtilerin başlamasını beklemeden, yılda bir kez muayene olmaları ve doktorun uygun göreceği akciğer filmi, solunum testi gibi tetkikleri yaptırmaları önerilir.

  • Kardeş Kıskançlığı

    Kardeş Kıskançlığı

    Kıskançlık insan doğasındaki en ilkel dürtülerden biridir ve erken yaşta tanışılan bir duygudur. Anne babasına bağlı olan bir çocuğun eve yeni gelen ve ailede kalıcı olacak bir bebeği kabullenmesi elbette ki zordur. Kardeş kıskançlığının belirtileri nelerdir ve kardeş kıskançlığıyla nasıl başa çıkılır bir göz atalım. Kardeş kıskançlığının ebeveynlerden uzaklaşma, içine kapanma gibi belirtileri dışında en yaygın belirtisi:

    Çocuğunuz 3-9 yaş aralığındaysa eve kardeşi geldiğinde çocukta da bebeğinki gibi davranışlar gözlemleyebilirsiniz. Örneğin; alt ıslatma, yemeğini kendi başına yememekte ısrar etme, tek başına uyuyamama bitmeyen ağlama nöbetleri gibi. Bu bir tür savunma mekanizmasıdır ve regresyon adı verilir yani davranışlarda gerilemedir.

    NASIL BAŞA ÇIKILIR

    • Yeni bir bebek sahibi olmaya karar veren anne babalar bu konuyu önce evdeki çocukla paylaşıp, çocuğun bu konudaki tutumunu gözlemlemelidir.

    • Bebek eve geldiği zaman evdeki çocuğun günlük düzeninde bir aksama ya da rahatsız edici bir değişiklik olmamalıdır. 

    • Kıskançlık durumu biraz durulursa kardeşinin bakımına yardım etmesi için çocuğa ufak ufak görevler verebilirsiniz. Bu iki kardeş arasında bir bağ kurulmasına yardım eder. 

    • Ancak sorumluluk verme durumu çok abartılamamalı, çocuğa sen artık abi/abla oldun gibi şeyler sürekli söylenmemelidir. Bu durum çocuğun omuzlarına yük binmiş gibi hissetmesine yol açabilir. 

    • Çocuk eğer ki kardeşine fiziksel zarar veriyorsa ebeveynler sert olmayan ama net bir dille sınır koymalıdır. 

    • Kardeşler arasında kıyaslama yapılmamalıdır. Bu durum sadece aralarındaki rekabeti arttırır ve ilişkilerine zarar verir. 

    Ancak bütün bunlara rağmen çocuğunuzdaki kıskançlık belirtileri devam ediyorsa ve bu durum zarar verme boyutlarına ulaşmışsa bir uzmandan destek almayı ihmal etmeyin. 

  • Koah risk faktörleri

    Koah risk faktörleri

    Sigara: KOAH için en büyük risk faktörüdür. KOAH oluşumunda, sigaraya başlama yaşı, sigara içme süresi, içilen sigara sayısı çok önemlidir. Puro, pipo, nargile içilmesi de KOAH için risk oluşturur. KOAH oluşumunda sigara cinsinin bir önemi yoktur. Filtreli, filtresiz, light veya mentollü bütün sigaralar zararlıdır, ancak her sigara tiryakisinde KOAH gelişmez. Araştırmalar, tüm sigara tiryakilerinin %15 kadarında KOAH ortaya çıktığını göstermektedir.

    Pasif Sigara İçiciliği: Sigara dumanına pasif olarak maruz kalmak da KOAH için risklidir. Özellikle yaşamlarının ilk yıllarında evlerinde sigara içilen çocuklarda solunum yolları enfeksiyonları ve alerjiler daha fazla görülmekte ve ileriki yıllarda KOAH riskini artırmaktadır.

    Hava Kirliliği: KOAH, hava kirliliği olan büyük şehirlerde daha çok görülen bir hastalıktır. Kükürt dioksit ve partiküllerin (küçük tanecikler) neden olduğu kirlilik daha önemlidir. Büyük şehirlerimizde kömürün yerini doğal gazın almasıyla hava kirliliği ve KOAH riski de azalmıştır. Kırsal alanda ev içinde bulunan ocaklar, özellikle de tandır ve tezek yakılması, ev içi hava kirliliğine neden olarak KOAH riskini artırmaktadır. Hayatında hiç sigara içmemiş kadınlardaki KOAH’ ın nedeni bu ev içi hava kirliliğidir.

    Mesleksel Faktörler: Meslekleri nedeniyle çeşitli toz, duman, gaz ve kimyasal maddelerle temasları olan kişilerde de KOAH riski fazladır. KOAH, fabrika işçilerinde bürolarda çalışan memurlara göre daha sık görülür. En büyük risk kadmiyum madeniyle çalışan işçilerde saptanmıştır. KOAH açısından riskli olan meslekler, maden işçiliği, çimento ve pamuk işçiliği, çiftçilik ve şoförlüktür.

    Cinsiyet: KOAH erkeklerde daha çok görülen bir hastalıktır. Bunda, erkeklerin daha çok sigara içmeleri ve KOAH için riskli olan mesleklerde daha çok çalışmaları da rol oynamaktadır. Ancak, kadınlar arasında sigara tiryakiliğinin giderek yaygınlaşmasıyla KOAH kadınlarda da çok görülen bir hastalık olma yolundadır.

    Alerjiler Ve Enfeksiyonlar: KOAH’a, solunum yolları alerjileri ve kanlarında IgE düzeyleri yüksek olanlarda daha fazla rastlanmaktadır. Çocukluk çağında geçirilen bronşit ve bronşiolit gibi solunum yolları enfeksiyonları da KOAH riskini artırabilmektedir.

  • Çocuğunuz Okula Başlamaya Hazır Mı?

    Çocuğunuz Okula Başlamaya Hazır Mı?

    Okulların açılma süreci pek çok çocuk için kaygıya sebep olabilir. Belli bir düzen ve kuralın var olduğu okul dönemi, yaz tatilinin rahatlığına alışan çocuklar için zorlayıcı gelebilir. Ayrıca okula yeni başlayacak çocuklarda ayrılma kaygısı çok sık görülür. Kendi konfor alanının dışında, bakım veren kişilerden uzakta farklı bir ortamda, farklı insanlarla olma hissi çocuğu belirsizliğe, bu belirsizlik hissi de kaygıya sürükler. Her çocuk için bu kaygının dışa vurumu farklı seyredebilir. Örneğin bazıları öfkeyle yansıtırken, bazıları ağlayabilir, bazı çocuklar ise karın ağrısı, baş ağrısı gibi fizyolojik tepkiler gösterebilir. Okula uyum sürecindeki kaygıyı hafifletmek için ebeveynlerin yapabileceği birtakım şeyler vardır.

    Öncelikle ebeveynlerin kendi kaygılarıyla başa çıkması bu süreç için oldukça önemlidir. Özellikle çocukları okula yeni başlayacak ebeveynlerin sık sık çocuklarından ayrılma konusunda problem yaşadıkları görülür. Ayrılma kaygısı yaşayan anne ve babalar bunu çocuklarına yansıttıklarında çocuğun stresi artar. Bu sebeple anne ve baba tutumu çok önemlidir.

    Çocukla iletişim halinde olmak bir başka önem teşkil eden konu.Anne ve babanın çocukla etkili iletişim kurması, onun nelerden korkup kaygılandığını anlamak için çok önemlidir. Ayrıca çocuğun okulda yaşadığı geçmiş deneyimleri hakkında konuşmasının dikkatle dinlenmesi, çocuğun kendini önemli ve okul konusunda işe yarıyor hissetmesi için etkili bir adım olacaktır. Böylece daha önce okulda yaşadığı güzel bir olay ebeveynler tarafından paylaşılıp desteklenebilir ya da ebeveynler,çocuğun kendini huzursuz hissettiği konulara kolayca müdahale edebilir.

    Bakım veren kişilerin destekleyici ve pozitif olması çocuğun kaygısı üzerinde büyük bir rol oynar. Ebeveynlerin çocuğun başarılarını desteklemesi çocuğun özgüvenini arttırır. Ayrıca okul konusunda çocuğun hoşuna gidecek olumlu şeyleri çocuğa hatırlatmak kaygıyı azaltmada etkili rol oynayacaktır. Örneğin, “en yakın arkadaşınla özlem gidereceksin, onu uzun zaman sonra tekrar göreceksin” gibi.

    Çocukla birlikte okul öncesi ihtiyaç listesi çıkarmak ve alışverişeçıkmak okula hazırlık sürecini çocukla birlikte yönetmek ve çocuğun okula hazırlanmasını sağlamak açısından önemlidir.

    Diğer önemli noktalardan biri ise uyku düzeni kontrolünü sağlamak.Öğrenci için tatil dönemi, okul süreci kadar belli bir düzen içinde geçmeyebilir. Özellikle uyku düzeni tatil sürecinde çok fazla etkilenir. Okula başlama aşamasında çocuklar uyku konusunda problem yaşayabilir. Uykusuzluk kaygıyı arttırabilir. Dolayısıyla tatil sürecinin sonuna yaklaşırken okul rutinine uygun olarak uyku düzeni oluşturmak öğrencilerin okula dönüş adaptasyonunu hızlandıracaktır.

    Çocuk günün büyük bir kısmını okulda geçirir. Özellikle ilk hafta çocuk için oldukça yorucu geçebilir. Çocuğun okul sonrası yorgunluğunun dinmesi ve enerjisini toplaması için ona zaman tanımak gerekir. Bu sürede ebeveynler çocuklarıyla ortak keyif aldıkları aktivitelerle zaman geçirebilir. Yalnızca kısa bir sohbet içinde bulunmak bile çocuğu rahatlatmaya yeterli olabilir.

    Öğretmenle iletişim halinde olmak çocuğun okul sürecini sağlıklı yönetebilmek için diğer bir etkili yoldur.Çocuğun nelerden hoşlandığını, nelerden rahatsızlık duyduğunu en iyi ebeveynleri gözlemleyebilir. Okul kaygısını azaltmak ve okula uyumu desteklemek için öğretmen ve velinin iletişim halinde olması gerekmektedir. Böylelikle sınıf ortamında çocuğun kaygısı aza indirilebilir.

  • Koah nedir? Ne sıklıkla görülür?

    Koah nedir? Ne sıklıkla görülür?

    Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı ya da kısa ismiyle KOAH, ilerleyici nefes darlığına yol açan kronik bir solunum yolları hastalığıdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün istatistiklerine göre dünyada 600 milyon KOAH’lı vardır. Ülkemizde ise 3 milyon kadar KOAH’ lı olduğu tahmin edilmektedir.

    KOAH, en az akciğer kanseri ve kalp krizleri kadar öldürücü olan bir hastalıktır. KOAH, en çok ölüme neden olan hastalıklar listesinde 4. sırada yer almaktadır. KOAH’ ın 20 yıl içinde en çok ölüme yol açan üç hastalıktan biri olacağı ve bu hastalıktan yılda 8 milyondan fazla kişinin öleceği tahmin edilmektedir.

  • 6 Adımda Anksiyete Bozukluğu ve Tedavisi

    6 Adımda Anksiyete Bozukluğu ve Tedavisi

    1. Anksiyete (Kaygı)Bozukluğu Nedir?

    Anksiyete bozukluğu, gerçek bir neden olmadan yaşadığımız endişe halidir. Türkçe karşılığı olarak kaygı kelimesini de kullanırız. Halk arasında ise anksiyete veya kaygı yerine daha çok; huzursuzluk, endişe, evham ve sıkıntı kelimeleri kullanılır.

    “İçimde bir sıkıntı var hocam, hiç gitmiyor, her zaman kötü bir şey olacakmış gibi korkuyorum. Herkes bana evham yapıyorsun, abartıyorsun diyor ama elimde değil. Keşke bende onlar kadar rahat olsam.”

    Yukarıda anksiyete bozukluğu tanısı almış danışanımın kendisini anlatırken kullandığı ifade anksiyete bozukluğunu tam olarak karşılıyor. 

    Aşırı endişeli,  günlük yaşamı olumsuz etkileyen gerginlik,  her zaman en kötüsünü bekleyen ve hayatın kontrol edememekten korkan özellikler gösterirler. Kaygı bozukluğun yaşam boyu görülme olasılığı yüksektir ve yaş ilerledikçe kaygı duyarlılığı artmaktadır.

    1. Anksiyete (Kaygı) Zararlı mıdır?

    Kaygı bizi motive eden, başarılı olmamızı,  olumsuz durumlara karşı hazırlıklı olmamızı, hayata daha güvenli adımlar atmamızı ve tehlikeye karşı korunmamızı sağlayan bir sistem aslında. Günlük yaşamda iş, sağlık, ekonomik, aile ve geleceğin belirsizliği gibi birçok alanda kaygılanırız. Hafif bir kaygı sorunlarla baş etmemizi sağlar. 

    Örneğin üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenciyi düşünelim 12 yıl boyunca derslerinde hep başarılı olan, hedefi iyi bir üniversitede tıp okumak olan bir öğrenci. 

    Şimdi bu öğrenci nasıl olsa başarılıyım, benim kaygılanmama gerek yok diye düşünerek ders çalışmaya motive olabilir mi? Geleceğe dair biraz kaygı duymayan biri çalışmaya motive olabilir mi?

    Aynı zamanda anksiyete (kaygı) bütün insanlarda bulunan bizi tehlikelere karşı koruyan yararlı bir alarm sistem gibidir. Kaygı bozukluklarında bu uyarı sisteminin biraz bozulduğunu söyleyebiliriz. Bozulan sistem yanlış alarm gibi bizi sürekli tedirgin ediyor ve her an tehlikeli bir şey varmış gibi düşünmeye ve davranmaya yöneltiyor.

    1. Anksiyete (Kaygı) Ne Zaman Zararlı Olur?

     “Eskiden de telaşlı, endişeli biriydim. Ama anksiyete atağı geçirdiğimden beri artık hiç dayanamıyorum. Düşünüyorum iş yerinde saatlerce çalışırdım yorulurdum, hiç korkmazdım şimdi en küçük şeyden bile korkuyorum. Yorulursam çarpıntım olursa, nefesim kesilir gibi olursa, ya kötü bir şey olursa diye hiçbir şey yapmak istemiyorum.” 

    Kaygı hayatınızı sınırlamaya başladığında, sosyal yaşamınızı kısıtladığında, gün içinde sağlıklı bir şekilde işlerinizi yürütmenize engel olduğunda zarar vermeye başlamış demektir. Düşünsenize “kaygılanacağım çarpıntım olacak ve etrafımdaki herkese rezil olacağım” diye düşünüyor en yakınlarınızla görüşmek dahi istemiyorsunuz. Kaygıdan ve vücudun belirtilerinden korkmaya başladığınızda kaygı zararlı oluyor. Yani kısacası kaygı normal ama kaygıdan kaygılanıyor olmak ise normal değil. 

    Önemli bir soru bu hayatının herhangi bir anında kaygı duymayan kimse var mıdır? Yoksa bütün insanlar içi korku, sevgi, üzüntü gibi ortak duygu mudur?

    1. Anksiyete Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

    Genel olarak evhamli bilinirler, kaygılarının  aşırı olduğunu bilir bundan rahatsızlık duyar fakat kontrol edemezler. Uyku problemi yaşar, gece uykuya dalamamaktan bile endişe duyabilirler. Genel kaygılı hal, yorgun ve halsiz hissetmelerine neden olur. Aşırı sinirli, keyifsiz ve olumsuzluklara tahammül edemezler.

    Bedensel belirtiler olarak nefes alamama, göğüste sıkışma hissi, kas ağrıları, bulantı ve sıcak basması gibi fiziksel şikayetleri de olabilir.

    1. Anksiyete Bozukluğu Yaşamı Nasıl Etkiler?

    Anksiyete bozukluğu olan bir danışanım hayatına etkisini şöyle anlatmıştı

    “Sabah kalkıyorum vücudumu dinliyorum, çarpıntım var mı diye bakıyorum ve tam o anda huzursuzluk ve çarpıntı içime oturuyor. Gün boyu bir şey yapmak istemiyorum, dışarı çıkmak anlamsız, birileriyle konuşmak istemiyorum.  Evimle, işimle ilgilenmek istemiyorum, içimin huzursuzluğundan yoruldum. Arkadaşlarımla görüşmek istemiyorum, eskiden onlarla görüşmekten keyif alırdım. Kimse beni anlamıyor sanki. Ailemle hafta sonu gittiğim yemekte bile gelecekteki yalnızlığımı düşünüp sıkıldım sonra çarpıntım oldu. Onarı üzmek istemedim ama o huzursuzluğumla onların da keyfini kaçırdım. Ama elimde değil içimin sıkıntısından kurtulamıyorum.”

    1. Anksiyete Bozukluğu Tedavi Edilebilir mi? 

    Evet anksiyete bozukluğu tedavi edilen bir rahatsızlıktır. 

    İlaçsız tedavi edilmesi mümkün müdür? İlaç ya da psikoterapi tek başına kullanılabileceği gibi, birlikte de uygulanabilir.  

    Yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk, sosyal fobi, asansör korkusu gibi anksiyete bozukluklarında terapist yardımı ve planıyla aşama aşama çalışma yapılmalıdır. Terapist planı ve yardımı olmadan hastalıkla baş etmek için kullanılan kaçma, kaçınma, güvenlik sağlayıcı davranışlar, sürekli bedene odaklanma ve düşünmemeye çalışma taktikleri maalesef kaygının daha çok artmasına neden olabilir.

  • Sizde şeker hastalığı teşhis edildiyse ne yapmalısınız?

    Sizde şeker hastalığı teşhis edildiyse ne yapmalısınız?

    Bu durumda yapılacak şey “şeker hastalığı ile barışık yaşama”yı öğrenmektir. Diyabetliyseniz hayatınızın bundan sonraki döneminde kendinizi çok iyi kontrol altında tutmanız gerekecektir. Diyabetle barışık yaşamanın yolu kendinize sürekli dikkat etmekten ve tedavi ve takip yöntemlerini en iyi şekilde uygulamaktan geçer. Kan şekeri düzeylerinizi ideal aralıklarda tutarak olabildiğince normal yaşam sürdürmeyi hedeflemelisiniz. Bu hedefe ulaşmanın en iyi yolu diyet uygulamak, düzenli egzersiz yapmak ve doktorunuzun önereceği ilaçları düzenli olarak almaktır.

    Şeker hastalığı kesin olarak tedavi edilebilen, bir süre ilaç kullandıktan sonra ortadan kalkan bir hastalık değildir. Ancak uygun tedaviyle kontrol altında tutulabilmektedir. Tedavinizi aksattığınızda bunun size muhakkak zararları olacaktır.

  • Ebeveyn-Çocuk Bağını Güçlendirecek Alışkanlıklar

    Ebeveyn-Çocuk Bağını Güçlendirecek Alışkanlıklar

    Her ilişkide olduğu gibi, ebeveyn ve çocuk arasındaki bağ, günlük rutinlerinize kolayca dahil edilebilecek bazı alışkanlıklarla daha da güçlendirilebilir.

    1)Birlikte yemek yemek
    Etkileyici bir araştırmaya göre, çocuklarla düzenli öğünler sırasında bağlantı kurmak; olumlu zihinsel faaliyetlerde, duygusal ve sosyal becerilerde; olumlu davranışlarda ve akademik performansda artma olasılığı olduğu bulunmuştur.
    Her gece akşam yemeği yemek için zaman bulamıyor olsanız bile, mümkün olduğu kadar aile yemeklerini planlayın.

    2) Gününüz hakkında konuşmak
    Onlara, “Gününün en güzel parçası neydi?” veya “bugün olan en komik şey neydi?” gibi ayrıntılı bir şekilde cevap vermelerini isteyecek sorular sorabilirsiniz. Kendiniz hakkında bir şey paylaşarak, çocuğunuza onu bir insan olarak değerlendirdiğinizi ve ona güvenmek için ona yakın hissettiğinizi gösterirsiniz, bağınızı güçlendirirsiniz ve ona sizin için önemli olduğunu gösterirsiniz .

    3) Birlikte oynamak
    Çocuklarınızla bağ kurmanın en iyi yollarından biri birlikte eğlenmektir.
    Dışarı çıkın ve birlikte bisiklet sürün ya da bir futbol topu ile oynayın. Ya da eğlenceli bir aile masa oyunu ile neşe dolu bir kazanan ya da kaybeden olmayı öğrenebileceği, sosyal becerileri ve iyi davranışlar üzerinde çalışmayı teşvik edecek faaliyetler gerçekleştirin.
    Şunları yapabilirsiniz eğlenceli el sanatları aktiviteleri yapabilir veya mutfakta birlikte yemek pişirebikir veya birlikte bazı harika çocuk filmleri izleyebilirsiniz . Hem eşinizle hem de iyi bir arkadaşınızla yaptığınız gibi, bunu yaparken hem zevk hem de bağlantı kurduğunuz bir şey yapın.

    4) Sarılmak
    Sarılmak ve kucaklamak, çocuğunuzla bağlantı kurmanın ve ebeveyn-çocuk bağını güçlendirmenin sadece harika bir yoludur, üstelik araştırmalar hastalanma ihtimalinizi bile azaltabileceğini göstermektedir. Bu yüzden çocuğunuza, gün boyunca ne kadar çok sevgiyle onu sevdiğinizi bilmesini sağlayın, o da size geri sarılarak büyüyecektir.

    5) Saygılı olmak
    Çocuklar bazen bıkkın olabilirler ve kesinlikle hata yapabilirler. Ancak anne babalar, çocuklara saygılı davranmanın, disiplinli çocuk yetiştirmek kadar önemli olduğunu akılda tutmalıdır .
    Çocuğunuz onu disipline etmenizi gerektiren bir şey yapsa bile, onunla sakin ve sevecen bir şekilde konuşabilirsiniz. Öfke ya da fiziksel ceza kullanmanın sadece daha az etkili olduğunu araştırmalar göstermiştir. Aynı zamanda çocuğunuzla ilişkinizin kalitesine de zarar verebilir.
    Ayrıca çocuklara “Teşekkürler” ve “Lütfen” deyin ve çocuklarınızla aynı şeyi yapmasını hatırlatın. İyi davranışlar , sadece ev dışında kullanabileceğiniz bir şey olmamalı – birbirinizi saygı ve nezaketle tedavi etmek sizi bir araya getirmekle kalmayacak, aynı zamanda evinizi yaşamak için daha keyifli bir yer haline getirecektir.

    6)Çocuklara Yardım Etmesine İzin Vermek
    Ev işleri yapmak, çocuğunuzun iyi bir insana dönüşmesine yardımcı olmanın bir yoludur.
    Çocuklar doğal olarak yardımcı olmayı severler ve onlara işlerini ve sorumluluklarını verdiğinizde , özgüvenlerini artırır ve değerli hissettirirsiniz. Onlara ne kadar iyi bir iş yaptığını ve yardımlarını ne kadar takdir ettiğinizi söyleyin. Sadece sizi daha da yakınlaştırmayacak, aynı zamanda çocuklarınızın başkalarına yardım etmeyi seven kendinden emin ve nazik insanlara dönüşmesine yardımcı olacaktır.

    7) Ne kadar sevdiğinizi gösteren şeyler yapmak
    Çocuğunuzu ne kadar sevdiğini göstermek için her gün küçük şeyler yapmak , bir not yazmak ve yemek çantasına takmak ya da hafta sonları yapmak için eğlenceli şeyler planlamak veya konuştuğunuzda ona tam dikkatini vermek gibi. Çocuğunuza her gün sizin için ne anlama geldiğini gösterin. Böylelikle siz ve çocuğunuz arasındaki bağı güçlendirip, kalıcı ve sarsılmaz hale getirecek bir şey yapmış olacaksınız.

  • Kanser tedavisinde enfeksiyonlardan nasıl korunabiliriz?

    Kemoterapi gören hastalarda enfeksiyon ilaçların dozuna ve süresine bağlı olarak değişik oranlarda görülebilir. Kemoterapi sırasında alyuvarların sayısının azalmasına bağlı vücut direncinin düşmesi sonucu bakteri ve virüsler üreyerek vücutta enfeksiyonlara yol açabilir. Enfeksiyonun en önemli belirtisi 38 dereceyi aşan 1 saatten uzun süre ateş olmasıdır. Bağışıklık sistemi geçici olarak zayıflamış kişilerde enfeksiyon tedavisi uzun sürebilir. Bu durum kanser tedavide aksamalara yol açabilir.

    Enfeksiyondan korunma konusunda yapılması gerekenler

    Gribal enfeksiyonların sık görüldüğü kış aylarında otobüs alışveriş merkezleri gibi kalabalık ortamlardan mümkün olduğunda uzak durulmalıdır.

    Hastalık bulaşması riskine karşı öpüşüp sarılmaktan kaçınılmalıdır.

    Kişisel hijyene dikkat edilmeli, özellikle ellerin sık sık yıkanmasına, günlük banyo yapılması ve çamaşırların günlük değiştirilmesine özen gösterilmelidir.

    Yenilecek gıdaların temiz ve taze olmasına dikkat edilmelidir.

    Özellikle sebze meyvelerin güzel yıkanması, yemeden önce sirkeli suda bekletilmesi, kabuklu meyvelerin kabuğunun soyularak tüketilmesi enfeksiyon riskini azaltır.

    Ağız hijyenine dikkat edilmesi dişlerin fırçalanması önem arzetmektedir.

    Kemoterapi sırasında beyaz kan hücrelerinde düşmeye bağlı sık enfeksiyon geçiren hastalar hekimini bilgilendirirse tedavinde değişiklik yapılabilir ya da kan değerlerinin düşmesini önleyici iğne kullanımı önerilebilir.

    Kemoterapi alan hastaların 38 dereceyi geçen ateş olması halinde en yakın sağlık kuruluşuna başvurması ve kemoterapi aldığını söylemesi gerekir.

    Kanser tedavisi sırasında enfeksiyon; önlenebilir, önlenemediği durumlarda ise gerekli tedbirlerin alınması halinde tedavi edilebilir bir yan etkidir.

  • Yetişkinlerde Dikkat Eksikliğinin Belirtileri Nelerdir?

    Yetişkinlerde Dikkat Eksikliğinin Belirtileri Nelerdir?

    Dikkat Eksikliği Neden Gözlenir? Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocukların, tedavi programlarının oluşturulmasının yanı sıra yaşam kalitelerinin arttırılmasına yönelik yaşamsal düzenlemelerin de yapılandırılması son derece önemlidir. 2016 yılında Journal of Attention Disorders’da yayımlanan araştırma, Amerikan Pediatri Akademisi, Ulusal Uyku Vakfı ve Amerika Tarım Bakanlığı işbirliği ile hazırlanmıştır ve anne babalara rehber olma niteliğindedir. Ayrıca Amerikan Washington Üniversitesi’nde yayınlanan araştırmada, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların yaşam kalitesini arttırmaya yönelik adımların nasıl yapılandırılabileceğinin ayrıntıları şu şekilde verilmiştir.

    Dikkat Eksikliği Neden Gözlenir? Çocuğun Yaşam Kalitesini Arttırmaya Yönelik İpuçları:

    1- Anne babalar çocuklarının televizyon karşısında geçirdikleri süreyi sınırlandırmalıdır. Televizyon karşısında geçirilen süre maksimum 1- 2 saat olmalıdır.

    2- Fiziksel egzersiz, günlük ritüelin bir parçası haline getirilmelidir. Çocukların günde  en az 1 saat fiziksel aktivitelere zaman ayırması sağlanmalıdır.

    3- Çocuğun beslenme alışkanlığı gözden geçirilmelidir. Özellikle yapay gıda katkı maddelerinin ve tatlandırıcılarının bulunduğu yiyecek ve içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.

    4- Çocuğa sağlıklı  bir uyku alışkanlığı kazandırılmalıdır. Yaş grubuna göre değişebilmekle birlikte, çocuğun ihtiyaç duyduğu 9 ila 11 saatlik gece uykusunun alındığından emin olunmalıdır.

    5- Çocuğun yaş grubuna bağlı olarak, günlük 7-10 bardak su tüketmesi sağlanmalıdır.

    Bütün bu adımlar birbirini tamamlar niteliktedir. Çocuğun televizyon karşısında geçirdiği zamanı kısıtladığımızda, fiziksel egzersiz için zaman dilimi yaratılabilir, fiziksel egzersiz ve sarf edilen efor ile su tüketimini arttırılabilir ve yapılan egzersiz sonrası çocuğun uyku kalitesi artabilir.

    Risk Sadece Çocuklarda Mı?

    Dikkat Eksikliği neden olarak her ne kadar çocukluk çağının en sık görülen psikiyatrik bozukluklarından birisi olsa da, yetişkinlerde görülme sıklığı %4’ tür. Çocuklardaki yaygınlığının %8 ve ergenlerde %6 olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, yetişkinlerin de  %4’lük geniş bir dilimde yer aldığını söyleyebiliriz.

    Kings College London, Psikoloji ve Nörobilim Enstitüsü’nün 2016 yılı araştırması, yetişkinlerde, ‘geç başlangıçlı’ Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite  bozukluğuna dikkat çekmiştir. Yetişkinlerin gözlenen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun %70’inde, çocukluk döneminden gelen ve teşhis edilmemiş bir bozuklukla ilişkili olmayabileceği saptanmıştır. Yani yetişkinlerde görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu semptomları, çocukluk dönemi sonrası başlangıçlı  olabilmektedir.

    Buz Dağının Görünmeyen Kısmı…

    Çocuklarda sıklıkla rastlanan Dikkat Eksikliği neden ve belirtileri nörogelişimsel bir bozukluk olarak sınıflandırıldığından, yetişkinlerdeki tespit oranının hızlı artışı yanında birçok yeni teori getirmiştir. Geç başlangıçlı Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, çocukluk döneminden bağımsız olmak üzere birçok farklı sebep ve sonuca bağlanmaktadır. İngiltere, Brezilya ve Yeni Zelanda’da yürütülen, JAMA Psychiatry tarafından yayımlanan ikiz çalışmaları, geç başlangıçlı Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun, kişilerin kalıtsal özelliklerinden ziyade sosyal yaşantısındaki komplikasyonlardan ortaya çıkabileceğine dikkat çekmektedir. Ve tüm bu bilimsel gelişmeler ilgili uzmanlara yeni çalışma alanları  açmaktadır.